Read Microsoft Word - 9. makale içi.doc text version

AKADEMK BAKI, SAYI 16, NSAN, 2009 Uluslararasi Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi ISSN:1694-528X, ktisat ve Giriimcilik Üniversitesi, Türk Dünyasi Kirgiz- Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat-KIRGIZSTAN http://www.akademikbakis.org

AVRUPA BRL ÜLKELERNDE YAAYAN TÜRK ÇOCUKLARININ KÜLTÜREL UYUM SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERLER ( )

Yrd. Doç. Dr. Yaar BEDRHAN Selçuk Üniversitesi Eitim Fakültesi KONYA/ TÜRKYE [email protected] TÜRKÇE ÖZET Çeitli aratirmalar kapsaminda Almanya bata olmak üzere Avrupa ülkelerindeki Türk geçlerinin uyum sorunlari öteden beri tespit edilmeye çaliilmitir. Avrupa'da Türk geçlerinin toplumsallama konumlari, çocukluklarini geçirdikleri aile ile gençliklerini geçirdikleri okul ve di çevre arasinda farkli toplumsal etkilere açiktir. Toplumsallama sürecinde, gençler yaadiklari toplumun deerlerini, normlarini, yaama tekniklerini örenirken, bundan farkli olan ailelerinin deer ve semboller sistemi arasinda problem yaiyorlar. sizlik, ayrimcilik ve kendi kültürüne uymayan toplumsal yaam, Türk gençlerini toplum diina itmektedir. siz genç kitlelerin suç ortamlarina itilmesi, marjinal gruplarin aina dümesi, entegrasyon deneyimlerinin olumsuzluu açisindan doal gelimelerdir. Bu gençler gerçekçi eylemler yerine alkol, kumar eroin gibi kötü alikanliklara ve suç ilemeye sürüklenebilmektedir. Marjinal konuma itilen gençler eitim ve i bulma pozisyonlarinda karilatiklari ayrimcilik ve yalitilmayi kabullenememektedir. Toplumun hâkim kültürünün yaninda kendi kültüründen de ayrilarak alt-kültürler oluturmakta, bu da kültür çatimalarinda belirleyici rol oynamaktadir. Marjinal gençlerin bir yandan çok yönlü sorunlarin sahibi olmasi, dier yandan bir alt-kültür olarak görülmeleri onlarin kural dii davranilarinin nedenidir.

Bu makale, 22- 23 ubat 2008 tarihinde Belçika'nin Anvers ehrinde düzenlenen "I. Uluslar arasi Eitim ve Kültür Balaminda Avrupali Türkler Kongresi" nde bildiri olarak sunulmutur.

1

GR Türk dünyasinin güzide bir parçasi olan Bati Avrupa Türklüü, 1961 yilinda Türkiye ile Almanya arasinda yapilan gücü Anlamasi çerçevesinde Almanya'ya giden içilerimizle olumaya baladi. kinci dünya savaindan sonra endüstrisini hizla gelitiren Almanya, 1950'li yillarin ortalarindan itibaren igücü açiiyla karilati. Bu açii öncelikle talya'dan karilamaya çaliti ve bu ülkeyle 1955'te içi kabulü anlamasi imzaladi. Zamanla içi açiinin büyümesi üzerine 1960'ta spanya ve Yunanistan, 1961'de de Türkiye ile içi alimi konusunda anlamalar yapildi (Gökçe, 2006-9). Almanya'ya ilk içi göçünün üzerinden yaklaik 47 yil geçti. Yarim asirlik bir serüven denilmesine çok fazla bir süre kalmadi. Geçen zaman zarfinda içi göçünün Türkiye'ye ve Türk insanina kazandirdiklari yaninda kaybettirdikleri çeitli haberlere ve yazilara konu oldu. Di göç olgusu üzerine çok sayida aratirma yapildi. Hatta türküler söylendi. Bu insanlari ifade etmek için bulunan "Almanci" terimi literatüre geçti (Arslan, 2006-234). Türkiye Aratirmalar Merkezi (TAM) Vakfi'nin "Avrupa'daki Türklere Dair Ekonomik Veriler: Gayri Safi Milli Hasilaya Katki, Çalian Nüfus, Giriimci ve Hane Verileri" konulu aratirmasi, 2006 sonunda AB ülkelerinde Türk kökenlilerin sayisinin 4.2 milyona ulatiini, Romanya ve Bulgaristan'in da AB'ye katilimiyla bu sayinin 5.2 milyona yükseldiini ortaya koydu. TAM, Türklerin AB'deki en büyük 19. ulusal nüfus grubunu oluturduunu tespit etti. Böylelikle 5 milyon 200 binlik Türk nüfusu, AB üyesi Estonya, rlanda, Kibris Rum Kesimi, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Malta ve Slovenya'yi geride birakmi oldu. TAM, 2006 yili itibariyle AB sinirlarinda yaayan 4.2 milyon Türkün yüzde 42.1'inin yaadii ülkenin vatandaliina geçtiine dikkat çekerek, "Avrupali Türklerin, çoktan AB'li Türkler konumuna geldiini" kanitladi. AB ülkelerinde yaayan 490 milyonluk nüfusun 25 milyonunu dier ülkelerin vatandalari oluturuyor. Hindistan, Pakistan ve Banglade kökenli göçmenler ngiltere'de, Marip kökenliler (Fas, Cezayir ve Tunus) airlikli olarak Fransa'da, Türkler ise sadece Almanya'da deil Hollanda, Avusturya, Belçika, Danimarka ve Fransa gibi ülkelerde younlati. Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, ngiltere, Belçika bata olmak üzere 19 AB ülkesinin vatandalari veya mukimleri konumunda AB'li oldular. Örnein Almanya'da 2 milyon 700 bin Türkiyeli Türk var, bunlardan 950 bini Alman vatandai. Hollanda'da 365 bin Türk var, bunlarin 266 bini Hollanda vatandai. Fransa'daki 380 bin Türkiyeliden 200 bini, Avusturya'daki 233 bin Türkiyeliden 123 bini, bu ülkelerin de uyruunda. AB ülkelerinde bulunan Türk nüfus, yaadii ülkeler ve Türkiye için ekonomik açidan önemli bir güç oluturmaktadir. AB sinirlari içinde yaayan 4.2 milyon nüfusun, yaklaik 1.5 milyonu aktif olarak çalimaktadir. Bu nüfusun 2001 yilinda AB'ne katkisi 70 milyar avro olarak hesaplanmitir. Essen'de bulunan Türkiye Aratirmalari Merkezi verilerine göre sadece Türklerin Alman Gayri Safi Milli Hasila'sina katkisi 35 Milyar Avro tutarindadir. Bugün Türk i adamlarinin Avrupa'da yillik yatirimlari 7 Milyar Avroyu ve cirolari 100 Milyar Avroyu ami bulunmaktadir (Koç, 2006, 112-118). Bu ekonomik açidan oldukça önemli bir rakamdir. Çünkü bu rakam Türkiye'nin 2001 yilindaki GSMH'nin toplami olan 140 Milyarin yarisindan fazladir. Avrupa Birlii ülkelerinde toplam çalianlarin % 75'ini oluturan yaklaik 1,3 milyon Türk, AB'nin Gayri Safi Yurt çi Hasilasi'na (GSYH) 55,1 Milyar Avroluk bir katkida salami bulunmaktadir. Türklerin airlikli olarak yaadiklari sekiz ülkede her bir Türk'ün GSYH'na ortalama katkisi 1998 yilinda takriben 16.200 Avro idi. TAM'in AB ülkelerinde yaayan Türk göçmen haneleriyle yaptii bir aratirmaya göre, Türklerde ortalama hane 4 kiiden oluuyor. Hanede ortalama çalian kii sayisi 1.36 ve haneye giren ortalama net gelir 2 bin 130 Avro. Ortalama net gelirin en büyük bölümü olan 1 milyon 800 Avroyla ailenin geçimi salaniyor, 330 euro civarinda bir bölümü tasarruf ediliyor. 1 milyon Türk hanesinin toplam yillik geliri net 26.9 milyar Avro. Bu gelirin 4.2 milyar Avro'luk bölümü tasarruf ediliyor, 22.7 milyar Avro'luk bölümü geçim ve tüketim amaçli harcaniyor.

2

Türkiye Aratirmalar Merkezi'nin Haziran-Temmuz 2005 tarihleri arasinda gerçekletirdii bir temsili aratirmanin verilerine dayanilarak yapilan hesaplamalara göre; AB sinirlari dahilinde 94.000 Türk kökenli giriimci bulunmaktadir. Bu sayi, nüfusun çaliabilen 1,3 milyonluk kisminin yaklaik % 7,2'sine denk gelmektedir. AB'deki Türk giriimcilerin çalian nüfusa orani, Türk kökenli giriimci sayisinin 54.300 olduu, 1995 yilinda % 5 seviyesindeydi. Geçtiimiz 13 yil içerisinde, AB'deki Türk giriimcilerin sayisinda meydana gelen arti, % 73'ü bulmaktadir. Türk giriimcilerin AB ülkelerinde gerçekletirdii yatirimlar 10 yillik bir süre zarfinda yüzde 92 oraninda artarak, 5.3 milyar Euro'dan 10.2 milyar Euro'ya yükselmi. Öte yandan Türk kökenli giriimcilerin AB ülkelerinde kurduu i yerlerinde çalian içi sayisi 1995 yilinda 212 bin iken, 2005 yilinda bu sayi 451 bine ulamitir. AB içerisinde Türk iletmelerinin sayisi ise 95.000'dir. (http:www.calisma.gov.tr) Türkler, ekonomik güç olmalarinin yani sira, bu gün artik siyasi bir güç de oluturmaktadirlar. 40 yil öncesinin gurbetçileri bugün iveren konumundadir. Bu durum özellikle ekonomik güçleri ve sayilarindan kaynaklanmaktadir. Avrupa'ya giden ilk nesil daha çok para biriktirerek ülkesine yatirim yapmayi amaçlamiti. kinci kuak da hemen hemen ayni dorultuda hareket etti. Ancak günümüzde Türkler, bulunduklari ülkelere yerleme ve vatandalik haklarini elde etmeye baladilar. Böylece Türk içi göçü giderek nitelik deitirmitir. 2003 yilinda ortak menfaatler etrafinda kurumsallamalari açisindan önemli bir dönüm olmutur. Çünkü Avrupali Türkler çeitli birliktelikler oluturarak siyasi ve ekonomik açidan gücünü ortak yönlendirmeyi amaçlamaktadir. (Karaba-ahin, 2006, 18-21) Avrupa'da Uyum Sürecinin Geliimi Çok Kültürlülük ve Paralel Toplum Tartimalari Bilim alemi konuya entegrasyon açisindan bakiyor. Yapilan tartimalarda iki kavram sikça zikrediliyor: Çok kültürlülük ve paralel toplumlar. Paralel toplumlar kavrami, ayni toplum içinde mekan ve sosyal-kültürel hayat itibariyle birbirinden tecrit edilmi vaziyette ya da birbirleriyle çok az irtibata sahip etnik homojen gruplarin olumasini ifade ediyor. Dier bir bilimsel fiyakali kavram da "çok kültürlü" ya da "çoulcu toplum". mparatorluk mirasçisi olmasi sebebiyle bunun en iyi örnei Hollanda idi. Ancak 2 Kasim 2004'te gazeteci Theo Van Gogh'un öldürülmesini takip eden 15 gün içinde 80 civarinda Kuran kursu ve caminin kundaklanmasi bu konseptin ne kadar kirilgan olduunu gösterdi. in asil can alici tarafi Avrupalinin geçmite böyle bir tecrübesinin olmamasidir. Çokça telaffuz edilen farklilik içinde birlik konseptinin neyi ifade ettii geçmiin mezhep savalarina ya da 20 yüzyila bakildiinda ortaya çikmaktadir. (Koçdemir, 2006-68). Eitimsel donanimlarindaki zayiflik ve geleneksel deerlerine baliliklarinin güçlü olduu bilinen Türk göçmenlerin, göç ettikleri Avrupa ülkelerindeki modern hayata uyumda zorlandiklari genellikle kabul edilmektedir. (Türkdoan, 1977-99). Ancak unu hemen belirtelim ki, Avrupa ülkelerinin özellikle de Almanya'nin göçmenleri geçici statüde görmesi nedeniyle, onlarin barinacaklari birimler olarak oluturulan Heim (içi yurtlari)'larin yaama koullari ve Alman toplumundan dilanmilik görüntüsü, uyum deneyimlerinin gelecei açisindan olumsuz bir balangiç olmutur. Aile birlemeleri sonrasinda da içilerin genellikle ehirlerin kenar mahallelerinde yapilmi "getto" ortamlarinda yerletirildii bilinmektedir. Zamanla göçmenlerin Alman toplumuyla ayni ortamlari paylamalari söz konusu olsa da, günümüzde birçok Alman kentinde, Türklerin ve dier yabancilarin çounluunu oluturduu "getto" yerleimleri varliini korumaktadir. Toplumdan dilanmilik duygusunu çalima yaaminda, okulda ve gündelik yaaminda hisseden yabancilarin siindii bu mekanlar, kimliksel dayanima ve kolektif var olu duygularinin güçlendirildii aykiri bölgeler olmutur. (Perembe , 2006-80). Avrupa ülkelerine içi olarak göç eden Türklerin göçün ilk yillarindan bugüne kadar en büyük sikintilari yaayan ilk kuaktan balayarak sonraki her kuak kendisine özgü sorunlarla mücadele etmek zorunda kalmitir. Bir arada yaama deneyiminin baarisizlii ve karilikli dilama temeline dayanmasi, Türklerin yaadiklari topluma uyumlarinin olumsuz deerlendirilmesi için yeterli olmaktadir. Klose, özellikle Alman toplumunun bu konudaki sorumluluuna iaret ederken Türk göçmenlerin

3

uyumu konusunda, Alman politikasinin onlara kari izledii sorunlari gidermeye yönelik çok yönlü uyum çalimalarinin yapilmami olmasini eletirmektedir. Bu eletiride, Türk tarafi da milli ve dini kimliklere siinmasi ve Bati karitlii çerçevesinde pratie aktarilan slamcilik anlayiiyla entegrasyona yaptii olumsuz katki nedeniyle sorumlu sayilmaktadir. (Klose, Hamburg 1977-216.) Fien'e göre; kesin olan dahil olunan toplumun kaynaklari ve süreçleri üzerinde eit söz sahibi olunmaksizin ve kültürel çounlua saygi gösterilmeksizin uyumun salanamayacaidir. Kapali paralel toplumlar, ortak yaam için sorun tekil ederken, topyekun bir asimilasyon, yaygin siyasi ve bilimsel baki açisindan hedef olarak görülmedii gibi, gerçekçi de deildir. (Fien, www.konrad.org.tr/Medya%20Mercek/13faruk.pdf). Ancak Bati Avrupa devletleri içerisinde en eski göçmen içi alan ülke olmasi hasebiyle Almanya'nin yabancilar politikasi, Almanya'nin bir göçmen ülkesi olduu gerçeini uzun süre ya görmezlikten gelmi veya kabullenmek istememitir. Buna bali olarak da sosyal ve mesleki entegrasyonun desteklenmesi gerektii gerçei çok geç fark edilmi, fark edildii zaman da, (bu aai yukari 90'li yillarin baina denk gelir) öyle bir entegrasyon/uyum politikasi uygulamaya konulmaya çaliilmitir ki, sonucu açisindan bakildiinda bu politikanin entegrasyondan çok "asimilasyon" yönünde bir politika olduu görülmütür. Gökçe'ye göre, Alman yabancilar politikasini belirleyen düünce, ya içi sifatiyla Almanya'ya gelenlerin geri dönecei, ya da Almanya'yi yaam alani olarak seçen yabancilarin hâkim toplumun ve kültürün mesleki, sosyal ve kültürel standartlarina benzeecei ve böylelikle hâkim toplum ve sonradan ona dahil olan grup arasindaki farkin nesiller itibariyle giderek azalacai temeli üzerine kurulmutur. Baka bir ifadeyle, `Alman Yabancilar Politikasi'nda etkin olan entegrasyon/uyum anlayii, sonucunda farkli kültüre mensup insanlarin hâkim kültür içinde eriyecei mekanik bir süreç dorultusundadir. Bu balamda hâkim kültürün farkli kültürlere yaam alani tanidii, ancak bu farklilii bir dilama ve baski araci olarak kullandii, farkli kalan yada kalmak isteyenlere kendisine tevcih edilen rolleri oynadii müddetçe (içi olma, vergisini ödeme, ileride Almanya'yi terk etme vb.) kendi yaam biçimini devam ettirmesine imkan tanindii, bunun ötesine giden talep ve beklentilerde ise kendi sosyal ve kültürel norm ve standartlarinin özümsenmesini istedii, ya da dayattii rahatlikla söylenebilir. Bu anlayi ve bu anlayi temeline sahip politikalarin sosyolojik açidan bir entegrasyon deil, kelimenin tam anlamiyla bir asimilasyon anlayiina dayali politika olduu açiktir (Gökçe, 2006-10). Avrupa'da Türk Gençlii ve Sorunlari: Çeitli aratirmalar kapsaminda Almanya bata olmak üzere Avrupa ülkelerindeki Türk geçlerinin uyum sorunlari öteden beri tespit edilmeye çaliilmitir (Gökçe, 1993). Ancak son yillarda Fransa'da meydana gelen kundaklama olaylari, Almanya gündeminde oldukça yer igal etmeye balayan töre cinayetleri ve okullarda iddet olaylari ile göçmen çocuklarinin uyum sorunlarina dair tartimalar hiz kazanmaya balamitir (Gökçe, 2006-11). Avrupa'da Türk geçlerinin toplumsallama konumlari, çocukluklarini geçirdikleri aile ile gençliklerini geçirdikleri okul ve di çevre arasinda farkli toplumsal etkilere açiktir (Perembe, 2006-82). Toplumsallama sürecinde, gençler yaadiklari toplumun deerlerini, normlarini, yaama tekniklerini örenirken, bundan farkli olan ailelerinin deer ve semboller sistemi arasinda problem yaiyorlar (Perembe, 2006- 82). sizlik, ayrimcilik ve kendi kültürüne uymayan toplumsal yaam, Türk gençlerini toplum diina itmektedir. siz genç kitlelerin suç ortamlarina itilmesi, marjinal gruplarin aina dümesi, entegrasyon deneyimlerinin olumsuzluu açisindan doal gelimelerdir. Bu gençler gerçekçi eylemler yerine alkol, kumar eroin gibi kötü alikanliklara ve suç ilemeye sürüklenebilmektedir. "Marjinal konuma itilen gençler eitim ve i bulma pozisyonlarinda karilatiklari ayrimcilik ve yalitilmayi kabullenememektedir. Toplumun hâkim kültürünün yaninda kendi kültüründen de ayrilarak alt-kültürler oluturmakta, bu da kültür çatimalarinda belirleyici rol oynamaktadir. Marjinal gençlerin bir yandan çok yönlü sorunlarin sahibi olmasi, dier yandan bir alt-kültür olarak görülmeleri onlarin kural dii davranilarinin nedenidir" (Canatan, 1990-44).

4

Gözlemlere göre, gençlerde izlenen sosyo-kültürel deiimler çok yönlü bir geliim sürecine girmitir. Özellikle kültürel deerlere yansiyan ideolojik tutumlar (dini, siyasi görüler) ve sosyal davranilar (yabanci dil bilgisi, evlilik türleri, vs.), izlenilen gelimelerin ayri ayri kültür kaliplarini (Bati, Türk) birbirleri ile badalatirma yolunda zorlandiklarini göstermektedir. Dolayisiyla bu gençlerin kimlik oluumu, öncelikle hâkim kültür ile kendi kültürleri arasinda oluan bir gerilim hatti üzerinde gerçeklemektedir. Bu kimlik oluumu sancili ve gençler üzerinde derin yaralar açan bir süreçte gerçeklemektedir. Bu gerilim hattinda yaamlarini sürdürmeye çalian gençler; eitim durumlarina, referanslarina ve çevresel etmenlere bali olarak, ya bati, ve ya geleneksel slami ve sa milliyetçi yaam tarzi ekseninde güçlü bir kimlik gelitirmektedir. Buna karilik kendilerinin farkli olmalari ve farkli görünmelerinin hâkim kültür tarafindan dilanma araci olarak kullanildiini düündüklerinde gençler hâkim kültürün dilayici yaklaimina tepki olarak, gelenekselci-slami ve sa milliyetçi kimlii tercih ederek kendi içine kapanip giderek agresif bir tutum sergilemektedirler. Pfeiffer- Wetzels Almanya'da yaayan Türklerin iddet olaylarina eilimleri yönünde yaptiklari aratirmada, iddet olaylarina daha çok Almanya'da doup büyüyenlerin, Almancayi çok iyi bilenlerin ve eitim düzeyleri dierlerine oranla daha iyi olanlarin bavurduklarini tespit etmilerdir (Gökçe, 2006- 16).

Sonuç ve öneriler ki dilli ve çok kültürlü ortamda yetien çocuklar için benlik saygisinin geliimi son derece önemlidir. Çünkü kendi kültürel benliini kazanan bireyler, yaadiklari toplumun deerlerine de saygi duyarlar ve yaadiklari toplumun deerleri ile de uyum içinde yaarlar. Salikli gelimi bir kültürel benlik, farkli kültürel deerlere sahip olan ortamlara uyum salamayi kolaylatirir. Çocuklarda salikli bir kültürel benlik yerlemezse, kendilerine güvenleri azalir, kendi kültürel deerlerini kaybedecei korkusuna kapilirlar ve kendi deerlerine siki sikiya sarilarak, yaadiklari toplumdan uzaklaip içlerine kapanabilirler. ki kültür arasinda cinsiyet rolleri, disiplin anlayii, kendine güven gibi deerlerin farklilii aile ve okulda verilen deerlerin çatimasina yol açabilir. ki kültür arasinda bir bütünlük içinde olmayan çocuklarda, kiilik ve uyum sorunlari yaanabilir. Bu durum, çok kültürlü ortamda yetien çocuklarin, dier kültürlerden gelen çocuklarla iletiim kurmalarina engel tekil edebilir ve problemli çocuk sayisinin artmasina neden olabilir (Yazici, 1999- 74). Kültür en geni anlamiyla, belirli bir toplumun üyelerinin tutum, davrani, sosyal alikanliklar bütünü olarak ifade edilebilir. Bu bütünlük, toplumun her üyesi tarafinda örenilen, bilinen, anonimlemi, genel kabul görmü belirli bir bilgiyi (=normlari) gerektirir. Dolayisiyla kültür bir yaam tarzi ve bu yaam tarzinin bilgisi ve bilginin pratie dönümesidir. Bireyler bir toplum içinde o toplumun ortaya koyduu yaam tarzina uymuyorsa, kültürsüz kabul edilir ya da kültüre yabanci sayilir. Bu saptamayi, Bati Avrupa ülkeleri gibi farkli kültürlerin iç içe yaadii çok-kültürlü bir topluma uyarlarsak. Böyle bir toplumda yaam iki dilli olmayi (iki dilde düüp, konuup, yazabilmeyi) yani iki kültürde hareket edebilmeyi, iki kültüre de uyum salayabilmeyi zorunlu kiliyor. Çounluk toplumunun dilini bilmeyen, onlarin yaam tarzini kavrayamayan, bir baka deyile o toplumun normlarini bilmeyen göçmenlerin kendilerini 40 yil sonra hala yabanci hissetmeleri ya da yabanci muamelesi görmeleri gayet doaldir. O halde iki yol var ya kendi kültürleri içine kapanip, çounluk toplumundan izole bir ekilde yaamaya çaliacak ya da kendi kültür deerlerini tabulatirmadan çounluk kültürüne açilacak, o kültürde yerlerini almaya, bu toplumdaki yaami birlikte düzenlemeye çaliacaklar. Birinci yol belki de en kolay olan yol, ama yanli olduu kesin. Doru, ama zor olan ikinci yoldur. Bu çounluk toplumu içinde desteklenmesi gereken bir yoldur. Ancak baskin kültürün bu yolun hiçbir zaman tek yönlü bir yol olmadiini da bilmeleri, kabul etmeleri gerekiyor. En önemlisi de bu yolda hala eksik olan köprüleri, dinlenme ve konaklama yerlerini devletin bilinçli bir biçimde ina etmesi gerekiyor. 5

Avrupa'da yaayan gençlerin kültürel kimliklerini korumalari, ötekilemeden ve asimile edilmeden yaadiklari toplumun kültürüne uyum salamalari Avrupa toplumu için de salikli bir gelecek demektir. Kültürel kimlik nedir ? Kültürel kimlik "kimin ne olduunu, nasil davranilmasi gerektiini kendisini nasil tanitmasi gerektiini" bilmek demektir. Türk çocuklari Avrupa kültürünü asimile olmadan asimile edilmeden örenmelidir. Çünkü "asimilasyon" kendi kimlii yerine farkli bir kimlik taimaktir, yabanci bir kilif geçirmektir. Aile kültürü, Türk kültürü, yabanci kültür, azinlik kültürü, kariik kültür ve millî kültür arasinda yetien Türk çocuunun bulunduu ülkede kültürel uyum sorunu bitmeyecek kültür boluu meydana gelecektir. Bu kültür boluunu gidermek hem Avrupa toplumu hem de Türk toplumu için önemlidir. Bunun göstergesi de eitimle olur. Günümüz pedogoji anlayiinin müjdecisi olan ünlü filozof Plutarch'in; "çocuklarini iyi eitmek isteyenler, kusursuz, ahlaki düzgün ve geni bilgiye sahip eiticiler bulmalidirlar. Çünkü gerçek bir eitim beden ve ruh mükemmelliinin özü ve temelidir" sözüne kulak vermek lazimdir (Kayayerli, 1992, 29-31). Fransa'da yaanan olaylarin benzerlerinin ya da daha iddetlilerinin tüm Bati Avrupa'yi sarmalamasini önlemek ve böylelikle herkesin yaam alani olarak belirledii ülkede huzur ve güven ortami içinde yaayabilmesi, gelecee daha umutla bakabilmesi ve gelecek ile ilikili daha iyimser beklentiler kurgulayabilmesi için, öncelikle hâkim toplumun ve kültürün gençliin sorunlari olduunu ve bu sorunlari güvenlik tedbirleri ile ya da kendi perspektiflerinden deil; gençlerin perspektiflerinden ivedilikle ele alip çözüm üretmesi gerçeini kabullenmelidirler. Her eyden önemlisi de hâkim toplum ve kültür kurumlarinin buna medya da dahil, gençlere hâkim kültürün bir sorunu deil, onun bir parçasi olduklari hissini vermeleri gerekmektedir. Eer, hâkim toplum ve kültürün bugüne kadar yaptii gibi, konuya kendi perspektiflerinden bakmaya ve popülist tavirlarini sergilemeye devam ederlerse, sorunun arzu edilmeyen boyutlarda olaylara yol açmasi kaçinilmaz gözükmektedir (Gökçe, 2006- 16). Toplumlar arasinda kültürel mesafe ve farkliliklar, ortak yaama kültürünü zenginletirerek giderebilir. Ancak bunun için bir arada yaama deneyimine katilan taraflarin ön yargisiz ve istekli olmalari, birbirlerinin deerlerine saygi göstermeleri gereklidir. Gençlerin sorunlarinin üstesinden gelinmesinde ve bulunduklari toplumun kültürüne entegrasyonda, hâkim toplum ve kültür yaklaimlarinin deerlendirilmesinde Türk hükümetlerine de büyük sorumluluklar dümektedir. Bilindii gibi Türk hükümetleri imdiye kadar oradaki insanlari sevinçleriyle üzüntüleriyle kendi balarina biraktilar. Eer bu ayni minval üzere devam ederse, Türklerin Avrupa'da düman-öteki olarak algilanmasi ve her durum ve ortamda önümüze konmasi kaçinilmazdir. Aslinda batida karilailan ve Fransa merkezli gibi görünen entegrasyon-asimilasyon sorununa yalnizca Almanya ­ Türkiye, Fransa- Türkiye balaminda deil; daha geni ve perspektiften bakarak deerlendirmek daha faydali olacaktir. Zira dünyanin giderek kaos ortamina sürüklendii "yeniden yapilanma" sürecinde etnik kimlik ve dini boyutlu oluumlarin açik ve gizli desteklendii bir ortamda, Bati Avrupa'da yaanacak huzursuzluklar ve çatimalarin yaadiimiz dünyayi biraz daha belirsiz kilacaindan; insanlarin birbirlerine olan güvenlerini kaybedeceinden, herkesin herkesi "düman öteki" olarak kategoriletireceinden ve "ötekine" hayat hakki tanimama gayret ve çabasi içinde olacaindan kimsenin üphesi olmasin (Gökçe, 2006-17). Böyle bir gelimeyi önlemek ve dünyayi bari ve güven içinde daha yaanilir kilmak tüm ülkelerin görev ve sorumluluklari arasinda yer almaktadir. Bütün bunlari özetleyecek olursak Türk çocuklarinin uyum sorunlarinin ortadan kaldirilmasi için; a) Türk çocuklari, içinde yaadiklari çounluk kültürü tarafindan kabul görmeli ve dilanmamalidir (Psikolojik koul).

6

b) Ortak yaam alanlarinin Türk çocuklarina açilmasi, baskin kültüre ait dilin konuulduu ortamlarin artirilmasi (Entegrasyon düzeyi) c) ki dilliliin toplumda kabul görüp tevik edilmesi (çok-kültürlü yaam pratii) d) Türk ana-babalar çocuklarini iki-dilli olarak ve çok kültürlü bir yaama hazirlayacak ekilde eitmeli. Kendilerini çocuklarina örnek olabilecek ekilde gelitirmeli, gerekiyorsa deitirmelidir. Çok-kültürlü yaamin gerçeklemesinden sorumluluk duymali, bunun için üstlerine düen görevleri de yerine getirmelidir. KAYNAKLAR Abali, Ünal (1987), "Almanya'daki Türk Gençlerinin Kültürel Benlii" Türkoloji Çalimalari Ve Almanya'daki Türk Çocuklarinin Eitim-Kültür Problemleri Sempozyumu. Ankara. Hacettepe Üniversitesi Yayinlari: 67-77. Arslan, M (2006), "Almanya'daki Türk çi Çocuklarinin Eitim Sorunlari", E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayi: 21, Yil; 2006/2, (233-245 s.) Canatan, K (1990), Göçmenlerin Kimlik Arayii, Endülüs Y. stanbul 1990. Fien, F , www.konrad.org.tr/medya%2 mercek/13faruk.pdf Gökçe, O (1993), "Federal Almanya'daki Türk Gençlerinin Kimlik Sorunlar", S.Ü. Ata Dergisi, Sayi: 4 . Gökçe, O (2006), "Almanya'da Uyum ve Dilanma Arasinda Türk Gençleri", Türk Yurdu, Nisan 2006, Sayi: 224, (9-17 s.) Karaba, S ­ ahin, S (2006), "Avrupali Türklerin Jeopolitii", Türk Yurdu, Nisan 2006, Sayi: 224 (18-21 s.). Kayayerli, M (1992), "Avusturya'da Yaayan Türk Çocuklarinin Türkçe Eitim-Öretim Problemleri ve Çözüm Yollari", Türk Yurdu, Ocak 1992/53 (29-31 s). Klose, H.U (1977), "Açili Konumasi", Türk-Alman likilerinde Din Tabumu ?", Türk-Alman Sempozyumu, Hamburg 1977. Koç, M (2006), "Bati Avrupa'da Türk letmeleri", Türk Yurdu, Nisan 2006, Sayi:224 (112-118 s.). Koçdemir, K (2006), "Yeni Kolonileme ve Avrupa'daki Türkler", Türk Yurdu, Nisan 2006, Sayi: 224 (68-71 s.). Manço, A.A (2002), "Göçmen Türklerin Belçika Eitim Sistemindeki Yeri", C.Ü. Sosyal Bilimler Dergisi, C.26, No: 1 (61-68 s.). Perembe, E (2006), "Almanya'da Türk Varliinin Bugünkü Görünümü ve Gelecei", Türk Yurdu, Nisan 2006, Sayi: 224 (80-84 s.). Türkdoan, O (1977), Bati Almanya'da Türk çilerinin Sosyo-Ekonomik Yapisi, Dede Korkut Y., stanbul 1977. Yazici, Zeliha (1999). Almanya Ve Türkiye'de Anaokuluna Devam Eden 60-76 Aylar Arasindaki Türk Çocuklarinin Dil Geliimi ile Okuma Olgunluu Arasindaki likinin ncelenmesi, Gazi Üniversitesi: Basilmami Yüksek Lisans Tezi . http:www.calisma.gov.tr

7

Information

Microsoft Word - 9. makale içi.doc

7 pages

Find more like this

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

349782