Read KibrisTarihiveKibrisSorunu_III.pdf text version

DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS TARH VE KIBRIS SORUNU-III Kibris Türk Federe Devleti Rum-Yunan darbesi ve bunun sebebiyet verdii olaylari izleyen aylarda Cenevre Konferansi yapilmi ve bu Konferans'ta Kibris'ta fiilen iki ayri özerk idarenin bulunduu üç Garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve ngiltere tarafindan kabul edilmitir. Ancak 1974'te kurulan ve Cenevre Deklarasyonu'nda varlii teyit edilen Otonom Kibris Türk Yönetimi, Rumlarca 11 yil devletsiz birakilan Kibris Türklerinin ihtiyaçlarini karilamaya yeterli deildi. Yeni doan özgürlük ortaminda Kibris Türklerinin politik, ekonomik, sosyal ve idari ihtiyaçlarini karilamak ve Kibris'ta ileride kurulacak iki kesimli federal bir Kibris Cumhuriyeti'ne zemin hazirlamak için Otonom Kibris Türk Yönetimi 13 ubat 1975'te Kibris Türk Federe Devleti olarak yeniden düzenledi. 1975'te kurulan Kibris Türk Federe Devleti, 1963'te Kibris Türklerinin idare diina atilmalari ile balayan ve önce "Geçici Kibris Türk Yönetimi" eklinde gelien bir sürecin sonunda ortaya çikmitir. Nüfus Mübadelesi Hiç üphesiz 20 Temmuz Bari Harekâtinin en önemli sonuçlarindan biri nüfus mübadelesidir. Nüfus aktarmasi ile her iki taraftaki esirler, yaralilar ve sivil halkin istedikleri bölgeye geçmesi salanmi ve iki toplumlu, iki kesimli federal bir Cumhuriyetin temelleri oluturulmutur. Dolayisi ile ne Kibris sorunu, ne göçmen sorunu, ne de Kayiplar sorunu 1974`de domutur. Bu sorunlar 1950'lerden beri Rum tarafinin Türk toplumuna saldirmasi ile daha o zamandan domutur. Ve bata gelen sorumlu da Rum liderliidir. KTFD'nin ilanini izleyen yillarda bütün Rum tahrikleri ve uluslararasi sahada Kibris Türklerine kari uyguladiklari politik ve ekonomik ambargolara ramen toplumlararasi görümeler sürdürülmütür. Bu görümelerin Viyana'da yapilan 30 Temmuz-2 Austos 1975 tarihleri arasinda üçüncü turunda Nüfus Mübadelesi Anlamasina varilmi ve bu Anlamanin Eylül ayi içerisinde BM gözetiminde fiilen uygulanmasiyla Güney'de kalan 8.000 kadar Türk kendi arzulariyla Kuzey'e geçmi, Kuzey'de kalan Rumlarin birçou da kendi arzulariyla Güney'e gönderilmilerdir. 1974 olaylari ve sonrasinda Güney'den Kuzey'e geçen Kibrisli Türklerin toplam sayisi 65,000 civarindadir. 1977 - 1979 Doruk Anlamalari 1975 yilinda Viyana`da 6 tur görüme yapilmi ve bu görümelerde soruna federal bir çözüm bulunmasi konusu ele alinmiti. 6. turdan sonra görümelerin çikmaza girmesinden 1.5 yil kadar

sonra, kilitlenmeyi çözmeyi amaçlayan Cumhurbakani Denkta, BM Genel Sekreteri Waldheim`a Makarios`la buluma önerisi yapmiti. Cumhurbakani Denkta'in bu önerisinden sonra, Rum toplumu lideri Makarios tarafindan da kabul edilmi, görüme 12 ubat 1977 tarihinde yapilmitir. BM Genel Sekreterinin gözetiminde yapilan görümelerde 4 maddelik bir ilke anlamasi imzalanmitir. 1) Kibris Cumhuriyeti; baimsiz, balantisiz ve iki toplumlu olmalidir. 2) Her toplumun yönetimi altindaki topraklar, ekonomik ve toprak verimlilii ile toprak mülkiyeti esaslari iiinda görüülmelidir. 3) Dolama, yerleme özgürlüü, mülkiyet hakki gibi prensip meseleleri müzakereye açiktir. Bunlarin görüülmesinde iki toplumlu federal sistem ve Türk Toplumu yönünden doabilecek güçlükler de dikkate alinacaktir. 4) Federal hükümetin görev ve yetkileri, devletin birlii ve devletin iki toplumlu mahiyetini koruyacak ekilde olacaktir. Makarios`un ölümünden sonra, yine Denkta'in önerisi ile yeni bir doruk anlamasi gerçeklemitir. Rum Toplumu Lideri Kiprianu ile Cumhurbakani Denkta arasinda imzalanan 19 Mayis 1979 tarihli 10 maddelik anlama da öyledir: 1) Toplumlararasi görümeler 15 Haziran 1979`da yeniden balayacaktir. 2) Görümelerin temeli Denkta-Makarios anlamasi ve BM`in Kibris'la ilgili kararlari olacaktir. 3) Cumhuriyetin tüm yurttalarinin insan haklarina ve temel özgürlüklerine saygi gösterilmelidir. 4) Görümeler tüm toprak ve anayasa konularini kapsayacaktir. 5) Mara`la ilgili bir anlamaya varilmasi halinde, dier konularla ilgili anlama beklenmeden Mara açilacaktir. 6) Görümelerin sonucunu olumsuz ekilde etkileyecek hareketlerden kaçinilmasi ve iyi niyet, karilikli güven ve olaan koullara dönüü kolaylatirabilecek pratik önlemler alinmalidir. 7) Kibris Cumhuriyeti askerden arindirilacaktir.

8) Cumhuriyetin baimsizlii, egemenlii, toprak bütünlüü ve balantisizlii, bir baka ülke ile kismen veya bütün olarak birlemesi veya taksim ve ayrilmanin herhangi bir ekline kari gereken garantiler olacaktir. 9) Görümeler gecikmelerden kaçinilarak sürekli ve temelli bir ekilde sürdürülecektir. 10) Toplumlararasi görümeler Lefkoa`da yapilacaktir. Bu anlamadan sonra balayan toplumlararasi görümeler, Rumlarin BM Genel Kuruluna bavurduklari Mayis 1983 yilina kadar kesintilerle devam etmitir. Mayis 1983`de Rum liderliinin konuyu tek yanli olarak BM Genel Kurulu'na götürmesi ve Türk tarafi giyabinda haksiz bir karar çikartmasi, Kibris Türk halkinin 15 Kasim 1983`de kendi baimsiz devletini ilan etmesiyle yanitlanmitir. Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti'nin lani Kibris Rumlarinin, "Kibris Hükümeti" olarak tüm dünyada taninmalarinin rahatlii içinde hiçbir anlamaya yanamamalari ve Kibris Türklerini her gün biraz daha fazla köeye sikitirmak yönünde çabalarini younlatirmalari karisinda, self-determinasyon hakkini kullanan Kibris Türk Halki, 15 Kasim 1983`de Federe Meclis`in oybirlii ile aldii bir kararla, Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti'ni ilan ettiini dünyaya duyurdu. KKTC sadece Kibris Rumlarinin 20 yildir yaptiklarina bir tepki olarak ortaya çikmi bir devlet deildir. Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti yillarca varlii, özgürlüü ve insan haklari için mücadele vermi bir halkin, vazgeçilmez bir hak olan kendi kaderini tayin hakkini kullanarak kurmu olduu bir Devlettir. Sunulan yi niyet Önerileri: 2 Ocak 1984 ­ 3 Mart 1988 Kibrisli Türklerin, KKTC'nin ilanindan sonra, eitlik temeline dayali adil bir anlamaya kari olmadiinin kaniti olarak 2 Ocak 1984'te Cumhurbakani Rauf Denkta tarafindan Rum yönetimine bir iyi niyet önerisi sunulmutur. Bu öneride, Mara ve Uluslararasi Lefkoa Havaalani'nin açilmasi, Kayip ahislar Komitesi'nin çalimaya balamasi, iki tarafin çeitli alanlarda karilikli ilikilerini gelitirmesi gibi konular yer almaktaydi, bu öneri Rum Yönetimince reddedildi. Daha sonra BM Genel Sekreteri taraflara, Ocak 85 belgesi (iki toplumlu iki bölgeli federasyon) denilen bir öneri sundu ama Rumlar bunu da reddetti.

BM Tarafindan Sunulan Ocak 85 ­ Mart 86 Belgelerinin Kibrisli Türkler Tarafindan Kabulü ve Kibrisli Rumlar Tarafindan Reddi Cumhurbakani Denkta'in iyi niyet önerilerinin hemen ardindan Viyana'da ve New York'ta Denkta ve Kyprianu'nun da katilimlari ile BM Genel Sekreteri'nin gözetiminde gerçekleen görüme sonucunda BM Genel Sekreteri ile özel temsilcilerinin hazirladiklari baka bir belge (Draft Framework Agreement) ortaya çikti. O zamanki BM Genel Sekreteri Perez De Cuellar, iki tarafi da belgeyi imzalamak üzere BM'ye çairdi. Bu belgeye de 29 Mart (1986) belgesi dendi. Belge, Kibris'ta iki toplumlu iki bölgeli federal bir Cumhuriyet kurulmasini öngörüyordu. Cumhurbakani Denkta kabul ettiini açiklarken Rum Yönetimi Lideri Kyprianu belgeyi reddetti. Bunun sonucunda BM Genel Sekreteri, BM Güvenlik Konseyi'ne sunmu olduu raporda (S/18/02) BM giriimlerinin çikmaza girmesinin sorumlusu olarak Rum tarafini gösterdi. 3 Mart 1988 yi Niyet Önerileri 1988 yilinda Rum tarafinda Cumhurbakanlii seçimleri yapildi ve Kipriyanu seçimi kaybetti. Yerine Yorgo Vassiliu geçti. Bunun üzerine Cumhurbakani Denkta, yeni bir iyi niyet paketi hazirlayip Vassiliu'ya sundu. Belge Kibris'ta Rumlarla Türkler arasinda bir güven ortami yaratilmasi için çarida bulunuyor, karilikli ibirliinin artirilmasi ve gelitirilmesini öneriyordu. Dierleri gibi bu belge de reddedildi ve toplumlararasi görümeler devam etti. Görümelerin Devami ve 23 Austos 1989 Meclis Karari Cumhurbakani Denkta'in 1988 tarihli son iyi niyet önerilerinden sonra, 19 Temmuz 1989 tarihinde Rum kadinlarin KKTC sinirlarini delme eylemine kadar görümeler devam etti ve bu sinir delme eylemiyle görümeler kesintiye uradi. Görümeleri tekrar balatmayi amaçlayan BM Genel Sekreteri Cuellar, Rum Lideri Vassiliu ile gizlice hazirladii bir belgeyi taraflara sunmaya çaliti. Ancak durumu anlayan Denkta belgenin sunulmasina engel oldu. Daha sonra adaya gelen BM Genel Sekreteri Özel Temsilcisi Oscar Camillion taraflara belgeyi sundu, ancak Türk tarafi, BM Genel Sekreteri'nin, iyi niyet görevi (mission of good offices) çerçevesinde her iki tarafin da onayi olmadan belgeyi sunma yetkisi olmadiini ortaya koydu. Durumu deerlendirmek için olaanüstü toplanan KKTC Meclisi ise 23 Austos 1989 kararlarini aldi. Kararda; Rum tarafinin görümelerin amacina ters düen bir tutum içinde olduu, adaya silah ve askeri yiinak yaptii, Enosis hevesini yeniden canlandirdii, saldirilarla ara bölgeyi ihlal ettii, ada içinde ve diinda Türk dümanlii yaparak Kibris Türk halkina her türlü ambargo uygulattii belirtilerek; temel

haklarimizi içermeyen bir anlamayi imzalamayacaimiz vurgulaniyor, temel haklarimiz ise öyle siralaniyordu: - ki kesimlilik - Siyasi eitlik - Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi - Karilikli mülkiyet iddialarinin sifirlanmasi ve yerleim özgürlüü ile mülk edinme hakki konusunda gerçekçi moratoryum ve tavan önerilerimizden gerilenmemesi. Meclis kararinda, bu hususlarin dâhil olmadii herhangi bir belgenin masada bulunmadii, ancak iki lideri karilikli diyalogu ile taslak bir belge hazirlanabilecei de söyleniyordu. BM Güvenlik Konseyi'nin 649, 716, 750 Sayili Kararlari Yine 26 ubat 1990'da BM Genel Sekreteri Perez De Cuellar gözetiminde yapilacak zirveye katilmak üzere New York'a giden Cumhurbakani Denkta, beraberinde 27 sayfalik Türk önerileri götürdü. Türk halkinin eitliini self determinasyon hakkini, egemenliini, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini ve Kibris Türklerinin ayri bir halk olduunu vurgulayan belgeyi Vassiliu reddetti. Böylece görümeler tekrar çikmaza girdi. Bunun üzerine BM Güvenlik Konseyi 12 Mart 1990'da 649 sayili, 11 Ekim 1991'de 716 ve 10 nisan 1992'de 750 sayili kararlari aldi. Bu kararlarin ortak noktasi; Kibris sorununun çözümünün baimsizlii ve toprak bütünlüü güvence altina alinmi, tek egemenlii bulunan, tek vatandalilik temellerine dayali, siyasi olarak eit, iki toplumlu, iki kesimli bir federasyon öngörmesiydi. Dier taraftan New York'ta süren görümelerin Kibris Türk halkinin meru haklarini yok eden, egemenlik hakkini tanimayan bir çerçeveye oturtulmak istenmesi üzerine KKTC Meclisi 17 Eylül 1991 tarihli karari aldi. Kararda, Kibris Türk halkinin gerilemeyecei ana noktalari olan, iki toplumlu, iki bölgeli, siyasi eitlie dayali ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi olan bir çözümden baka bir ey kabul edilemeyecei yineleniyordu. Gali Haritasi (non-paper) ve Çözüm Plani (Set of Ideas) (1992) Görümeler 1992 yilinda tekrar baladi ve I. turu 18 Haziran 1992'de New York'ta yapildi. Zamanin Genel Sekreteri Butros Ghali taraflara kendi adiyla anilan bir harita ve çözüm plani (Fikirler Dizisi) sundu. Kibris Türk tarafi haritaya `harita olmayan harita' yani (non-paper) adini verdi. Çünkü bu haritaya göre Türk tarafina %28.2 oraninda toprak birakiliyor, 37 Türk köyünün

Rumlara verilmesi isteniyor (Güzelyurt dâhil) Karpaz'da bir Rum kanton bölgesi oluturulmasi ve Rum göçmenlerin kuzeye dönmesi öngörülüyordu. Türk tarafi bunu reddetti, 29+ ve Güzelyurt'un kalmasinda israr etti. 100 maddelik Fikirler Dizisi'nin 91'ini Türk tarafi kabul ettiini açiklarken, Rum tarafi reddetti. Fikirler Dizisi'nin önemi AB konusunun ancak bir çözümden sonra gündeme gelebilecei, bu konunun iki halkin ayri referandumuna sunulacai, eitlik ilkelerine dayali, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin olduu federal bir çözüm önermesi ve merkezi devletin zayif olmasi idi. KKTC Meclisi'nin 31 Temmuz 1992 Karari ve Güven Yaratici Önlemler New York'ta yapilan 1. ve 2. tur görümelerde diplomatik teamüllere, eitlie ve demokratik müzakere yöntemine ters görümeler, Gali Haritasi ve planinin Türk tarafina empoze edilmek istenmesi karisinda KKTC Meclisi 31 Temmuz 1992 tarihli karari aldi ve Kibris'ta ancak Kibris Türk halkinin kabul edecei bir çözümün geçerli olacai, BM Genel Sekreteri'nin taraflara çözüm empoze edemeyeceini vurguladi. `Fikirler Dizisi'nden sonra BM Genel Sekreteri Boutros Ghali bu kez Güven Yaratici Önlemler adi altinda baka bir belge hazirladi (1993). Belge, Mara ve Lefkoa Uluslararasi Havaalani'nin iki toplumun yararina açilmasini ve iki toplum arasindaki temas ve ibirliinin salanmasini amaçliyordu. Bu belge de Rum tarafinca KKTC'nin tanimasina ve ekonomik ambargolarin kalkmasina olanak salayacak bahanesiyle reddedildi. 1993 yilinda Rum tarafinda yapilan bakanlik seçimlerini bu kez Klerides kazandi ve AB konusunu gündeme getirerek, Kibris sorununun bu çerçevede çözümlenebileceini ortaya atti. Geçen zaman zarfinda Rum Yönetimi Yunanistan'la ortak bir askeri doktrin imzalayip, sürekli silahlanmaya milyonlarca dolar harcamaya ve sürekli adadaki tansiyonu yüksek tutmaya baladi. Rusya'dan S-300 füzeleri satin aldi ve bunu adadaki Türk askerine kari koz olarak kullanmayi denedi. Ancak KKTC ve Türkiye'nin kararli tutumu karisinda bunu baaramadi ve 1998 yilinda S-300 füzeleri Girit'e konulandirildi. Rumlarin AB`ye Üyelik Bavurusu Rum yönetimi, silah zoru ile gerçekletiremeyeceini anladii Enosis'i, dolayli yoldan gerçekletirmek için 3 Temmuz 1990 tarihinde uluslararasi hukuka aykiri bir biçimde tüm Kibris adina AB`a tam üyelik bavurusunda bulundu. .30 Haziran 1993`de, Avrupa Komisyonu, Rum Yönetimi'nin bavurusunu uygun bulduunu açikladi. 24 Haziran - 9 Aralik 1994 tarihinde Korfu ve Essen`de yapilan Avrupa Konseyi zirve toplantisinda, AB'nin ilk genilemesinin "Kibris`i" da içerecei açiklandi. 6 Mart 1995 tarihinde toplanan Bakanlar Konseyi'nde "Kibris" diye

tanimladiklari Rum tarafi ile tam üyelik görümelerinin 1997 yili sonlarinda tamamlanmasi beklenen hükümetler arasi konferansin bitiminden 6 ay sonra balamasi yönünde bir karar alindi. AB'nin attii her adimla nihayet emeline ulaacai yönde cesaretlenen Rum tarafi, her geçen gün daha da uzlamaz bir tutum takinarak tüm çabalarini, uluslararasi camiayi, Avrupa Birlii bünyesinde yer alan Hükümetler Arasi Konferansin bitmesi ve sözde Kibris Cumhuriyeti'nin üyelik görümelerinin balamasi beklenen 1998 yilina kadar oyalayabilmek yönünde younlatirdi. Kibris Türk tarafinin iyi niyetiyle yaptii görüme çarilarina ve üçüncü çevrelerin tüm çabalarina ramen Rum tarafi, yalnizca görüme masasindan kaçmakla kalmayip askeri gücünü artirma çabalarina her geçen gün artan bir hizla devam etti. Uluslararasi camianin bu tehlike karisinda her geçen gün artan baskilari sayesinde Rum tarafi nihayet görüme masasina oturmayi kabul etti, ancak AB'nin müdahalesi sonucunda Temmuz 1997`de New York, Troutbeck'te ve Austos 1997`de sviçre, Glion`da Cumhurbakani Denkta ve Rum lideri Klerides arasinda yapilan görümeler, AB sürecinin ileri götürülmesiyle ve Rum tarafi uzlamazliinin cesaretlendirilmesi nedeniyle sonuçsuz kaldi. 1995-1997 Kibris Görümeleri Rumlarin tek yönlü AB üyelii müracaatinin ardindan daha da karmaik bir hal alan Kibris görümeleri 1995-1997 yillari arasinda, adaya gelen çeitli diplomatlar vasitasiyla devam etti. Bata ABD ve ngiltere olmak üzere, birçok ülke Kibris'taki gelimelerden haberdar olmak ve olasi bir anlamaya katki salamak amaciyla adaya özel temsilci gönderdi. Bu çerçevede, KKTC Cumhurbakani Sn. Rauf. R. Denkta'in görümeler sürecine yeni bir ivme kazandirmak amaciyla Rum tarafina yapmi olduu öneri ve giriimler, Kibris Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides tarafindan görümeler için gerekli zemin olmadii gerekçesiyle reddedildi. 17 Nisan 1996'da Birlemi Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi, New York'ta yapilan görümede GenelSekreter'in iyi niyet misyonu (good offices mission) çerçevesinde yürütmekle olduu çabalara ve iki tarafça üzerinde mutabik kalinan zirve anlamalari temelinde bütünlüklü bir anlamaya varilmasina tam destek verdi. 6 Haziran'da Cumhurbakani Denkta, BM Genel Sekreteri Boutros Ghali ile stanbul'da görütü ve görümelerin yeniden balamasi için gerekli yollari tartiti. Boutros Ghali, 11 Haziran'da Klerides ile görümesinin ardindan yaptii açiklamada iki tarafin da kendisinin yeni özel temsilcisi Profesör Han Sung-Joo ve Özel Temsilci Yardimcisi Gustave Feissel ile çalimalarinin önemine deindi. Bu ekilde hizlanan diplomasi trafii, bir kez daha Rum tarafinin uzlamaz tutumu nedeniyle bir sonuca ulaamadi. Adada gerilim Rum tarafinin

silahlanma çabalari ve KKTC sinirlarina yönelik yaptiklari eylemlerle artti. Rum tarafinin tahrikkar ve provokatif tutumu nedeniyle iki halk arasinda var olan güvensizlik daha da artti. 1997-2002 yillari arasindaki görümeler Troutbeck ve Glion görümeleri AB Lüksemburg Zirvesi Kibris Türk Tarafinin Konfederasyon Önerisi Dolayli Görümeler Yüz yüze Görümeler 17 Mart 1997'de, BM Genel Sekreter Yardimcisi Gustave Feissel iki taraf arasinda yüzyüze görümeleri balatmak amaciyla biz dizi giriimde bulundu. 9 Haziran'da BM Genel Sekreteri iki lideri yüzyüze görümelerin birinci turunun yapilacai Troutbeck New York'a davet etti. 9-13 Temmuz tarihleri arasinda BM Genel Sekreteri'nin açili konumasiyla balayan yüzyüze görümeler, Genel Sekreterin Kibris Özel Danimani Diego Cordovez tarafindan basina kapali olarak yürüttü. Fakat görümeler sirasinda taraflara üzerinde çaliilmak maksadiyla sunulan belge ve içerii Rum tarafinca basina sizdirildi. Diego Cordovez 14 Temmuz'da BM Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdikten sonra basina yaptii açiklamada iki taraf arasindaki ayriliin çok fazla olduunu fakat ayni zamanda bu ayrilii gidermek için niyet olduuna inandiini söyledi. 1992 yilindan sonra ilk kez yüz yüze görümeler süreciyle yaratilan olumlu hava, görümelerin ilk turunun sonuçlanmasindan sadece 3 gün sonra yine AB'nin müdahalesi ile bozuldu. 16 Temmuz tarihinde, Avrupa Komisyonu Avrupa Parlamentosu'na sunmu olduu Agenda 2000 adli belge ile "Kibris"in 1998 yili balarinda AB ile üyelik müzakerelerine balayacak 6 ülke arasinda olduunu açikladi ve Glion görümelerini daha balamadan baarisizlia mahkûm etti. Ve nihayet 12-13 Aralik 1997 tarihlerinde Lüksemburg`da yapilan zirve toplantisinda "Kibris" ile tam üyelik görümelerini balatma yönündeki kesin kararini alan 30 Mart 1998`de ise tam üyelik görümelerini balatan AB, iki taraf arasinda devam eden görümeler sürecine son yikici darbeyi indirdi. AB Komisyonu tarafindan, hukukun üstünlüü, uluslararasi antlamalar ve Kibris Türk tarafinin tüm itirazlari ve pozisyonu göz ardi edilerek alinan bu karar Rum tarafinin daha da uzlamaz bir tavir almasina neden oldu. Güney Kibris Rum Yönetimi Bakani Glafkos Klerides'in 3 Haziran 1997'de Rum basinina yansiyan "Rum yönetiminin dorudan görümelere katilma

karari `Cumhuriyet'in' AB üyelii hedefi dorultusunda alinmi tamamen kozmetik bir adimdir" sözleri kari tarafin gerçek niyetinin açik bir göstergesidir. Bu gelimeler iiinda Türk tarafi Anavatan Türkiye ile her konuda var olan ibirliini daha da derinletirme ve gelitirme karari aldi. ki ülke Cumhurbakanlari tarafindan 20 Ocak 1997'de imzalanan ortak bir deklarasyonla ekonomik, mali, güvenlik, savunma, di politika konulari yaninda, Güney Kibris Rum Yönetimi ve AB arasinda uygulanacak her türlü yapisal ibirlii ve uyum çalimasinin, aynen Kibris Türk tarafi ve Türkiye arasinda gerçekletirilecei belirtildi. 6 Austos'ta ise, KKTC ve Türkiye Diileri Bakanlari, 20 Temmuz 1997'de iki ülke Cumhurbakanlari tarafindan açiklanan deklarasyon uyarinca, kurulmasi öngörülen Ortaklik Konseyi Anlamasini imzaladilar. Ortaklik Konseyi Anlamasi'nin imzalanmasinin ardindan basina yapilan açiklamada, görümeler sürecinin iki tarafin politik ve egemen eitlii üzerine oturtulmasi ve varilacak olan anlamanin Türkiye ve Yunanistan arasinda 1960 Antlamalari tarafindan kurulan dengenin korunmasi gerekliliinin alti çizildi. Açiklamada ayrica ada ve bölgedeki politik gerçekleri kabul etmesi gereken AB'nin, Güney Kibris Rum Yönetimi ile üyelik müzakerelerini balatiyor olmasindan dolayi doacak olan olumsuz gelimelerin sorumluluunu üstlenmesi gerektii de vurgulandi. Bu gelimeler iiinda Türk tarafi, Glion'daki 2. tur görümelere katildi. Fakat Rum Yönetimi Bakani Klerides'in uzlamaz tutumundan gerilememesi ve AB'nin aldii karar sonucunda görümeler büyük bir darbe aldi ve sonuç elde edilmedi. AB Lüxemburg Zirvesi AB'nin Kibris konusuna müdahalesi 13 Aralik 1997 tarihinde yapilan Lüksemburg Zirvesinde alinan kararla had safhaya ulati. "Kibris" ile üyelik müzakerelerini balatma karari alan Avrupa Konseyi "Kibris hükümetinden" AB ile yapilacak üyelik müzakerelerine "Kibris Türk toplumu temsilcilerini de dâhil etmesini" istedi. Kibris Türk tarafinin sözde "Kibris delegasyonu" içerisinde yer almasi Rum tarafini "Kibris hükümeti" olarak tanimasina ve Türk tarafinin eit politik statüsünü ve 1960 anlamalarindan doan egemenlik haklarini terk etmesi anlamina gelecekti. Lüksemburg karari görümelere son darbeyi vurmakla beraber BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde oluturulan parametreleri ve görümelerin zeminini oluturan iki tarafin eitlii ve iki bölgelilik ilkelerini de ortadan kaldirdi. Bu gelimeler iiinda KKTC Parlamentosu, 10 Mart 1998 yilinda almi olduu kararla KKTC'nin yadsinamaz bir gerçek olduunu ve bundan sonra yapilacak görümelerin sadece Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti ve Güney Kibris Rum Yönetimi arasinda gerçekleeceini bildirdi. KKTC ve Türkiye Cumhurbakanlari tarafindan 23 Nisan 1998'de imzalanan ortak bir deklerasyonla KKTC

Meclisinin bu karari desteklenerek AB'nin Rum tarafi ile üyelik görümelerine balama kararinin anlama sürecine darbe vurduu, KKTC'nin baimsiz ve egemen bir devlet olarak varliini sürdürmesinin esas olduu ve Türk tarafinca görümelere devam etmek için zemin bulunmadii teyid edildi. Kibris Türk Tarafinin Konfederasyon Önerisi 31 Austos 1998'de KKTC Cumhurbakani Rauf R. Denkta, Kibris'ta kalici bir bari salamaya yönelik olarak "Kibris Konfederasyonu" kurulmasini önerdi. Bu amaçla yapilacak müzakerelerin hedefi, iki halktan ve iki devletten müteekkil konfederal bir yapiyi öngören, iki anavatan ile garantör devletler arasinda akdedilecek simetrik anlamalarla desteklenen bir ortaklik çözümünün tekil edilmesiydi. Fakat AB üyelik sözü ile cesaretlendirilen Rum tarafi bu öneriyi de reddetti. ki yillik bir durgunluktan sonra BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in çabalari sonucu iki lider 1999 sonunda görümelere balama karari aldi. Görümeler hiçbir önkoul olmaksizin iki eit taraf arasinda balatilacakti. Dolayli Görümeler Dolayli görümelerin ilk turu Cumhurbakani Rauf R. Denkta ve Kibris Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides arasinda 3-14 Aralik 1999 tarihleri arasinda New York'ta baladi ve 31 Ocak ­ 8 ubat tarihleri arasinda Cenevre'de devam etti Görümelerden pek bir ilerleme salanamamasi ve zemin hazirlanamamasina ramen 3. ve 4. turlar da devam etti. 4. turun açiliinda 12 Eylül 2000 tarihinde Genel Sekreter Kofi Annan yapmi olduu konumada hedefin yeni bir ortaklik kurulmasi olduunu, iki tarafin siyasi eitliini ve bir tarafin dierini temsil etmediini, ayrica iki tarafin eit statüsünün varilacak kapsamli çözümün esasi olacaini vurgular. Rum tarafi Genel Sekreterin bu konumasina sert tepki gösterdi ve görümeleri iki gün boykot etti. Müzakerelerin bundan sonraki aamalarinda BM, sunmu olduu belge olmayan belgelerle Rum tarafinin pozisyonunu güçlendiren ve Kibris Türklerinin yasal taleplerini göz ardi eden bir tutum sergiledi. ki lider 1-10 Kasim tarihleri arasinda Cenevre'de tekrar görütüler ve Genel Sekreter 8 Kasim'da 11 sayfadan oluan sözlü ifadesini sundu. Türk tarafinca Genel Sekreter'in bu "sözlü ifadesi", "yeni bir ortaklik kurulmasi" "iki tarafin eit statüsü" ve adil, gerçekçi ve yaayabilir bir anlamaya ulailmasi hedeflerinden oldukça uzakti. Genel Sekreter bu sözlü ifadesinde "tek egemenlie ve tek uluslararasi kimlie sahip ayrilmaz bir ortak devlet" kurulmasini öngörüyordu. Bu özellikler, Türk tarafinca kabul edilemez olan bir üniter devletin özellikleriydi ve yeni bir ortaklik kurulmasi fikri ile badamiyordu. Bu olumsuzluklara ilaveten 8 Kasim 2000'de, AB

yayinlami olduu Katilim Ortaklii Belgesinde Kibris'i Türkiye'nin üyelii önünde bir politik kriter ve "önkoul olarak açikladi. Bu gelimeler iiinda, Ankara'da iki ülke temsilcileri ve Cumhurbakanlari bakanliindaki zirve toplantisinin ardindan Cumhurbakani Rauf R. Denkta 24 Kasim 2000'de Türk tarafinin, esas parametreler olan KKTC'nin kabulü ile "Devletten Devlete görümeler" sürecine girilmedii, Kibrisli Rumlarin, Kibrisli Türklerin devleti olmadii ve Kibrisli Türkleri temsil edemeyecei gerçekleri kabul edilene kadar görümelere devam edilmeyeceini bildirdi. Cumhurbakani Denkta dolayli görümeler sürecinin esas amacindan uzaklatiini ve bu artlar altinda sürdürülmesi durumunda, Kibris Türk çikarlarina zarar vereceini açikladi. Böylece 14 Kasim 1999'da, bütünlüklü bir çözüme ulamak amaciyla kapsamli görümelere geçmek için zemin oluturma amaciyla balatilan görüme süreci sona erdi. Alti ay sonra 28 Austos 2001'de BM Genel Sekreteri, Cumhurbakani Denkta ile görüme sürecini yeniden balatmak maksadi ile Strasbourg'da görütü. 12 Eylül 2000 tarihinde, Genel Sekreter Kofi Annan, New York'ta aracili görümelerin 4. turunun açiliinda yapmi olduu açiklamalarda, kapsamli bir anlamayi mümkün kilacak anlamli müzakerelere geçilebilmesini teminen önkoulsuz olarak yürütülecek aracili görümelerin eit iki taraf arasinda yapilacaini ve kapsamli bir anlamada taraflarin eit statülerinin açikça taninmasi gerektiini vurguladi. Türk tarafi, her firsatta, Genel Sekreter'in 12 Eylül açiklamasi temelinde Rumlarla eit statüde bir ortaklik kurmaya hazir olduunu bildirdi. Yüz yüze görümeler Cumhurbakani Denkta 8 Kasim 2001'de bir giriimde bulundu ve Rum Yönetimi Lideri Klerides'e bu duygulari içeren bir mektup gönderdi. Bu giriim, karilikli iki mektupla devam etti ve sonuç olarak Klerides; Cumhurbakani Denkta ile 4 Aralik 2001'de, BM Kibris Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun da sadece not tutmak üzere bulunacai bir toplantida bulumayi kabul etti. Uluslararasi Lefkoa Havaalani yakinindaki Ara Bölgede BM tarafindan özel olarak düzenlenen bir Konferans Merkezinde yapilan görümenin ardindan basina yapilan açiklamada, görümenin çok samimi ve olumlu bir atmosferde gerçekletii ve BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde taraflari yüz yüze görümeler için davet edecei bildirildi. Bu çerçevede, görümeler Kibris'taki ara bölgede gerçekletirilecek, görümelerde hiçbir önkoul olmaksizin taraflar istedikleri her konuyu masaya getirecekler ve kapsamli bir çözüme uluana kadar görümelere devam edecekler, ancak tüm konularda görü birliine varilincaya kadar hiçbir konuda anlailmi sayilmayacakti. Böylece görümeler, Kibris sorununa kalici bir çözüm bulmak amaciyla BM Genel Sekreteri Kibris Özel Temsilcisi Alvaro de Soto gözetiminde 16 Ocak 2002'de baladi. 5 Aralik 2001 tarihinde, Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides 1974 Bari

Harekâti'ndan bu yana ilk kez Kuzey'e, KKTC'ye geçti ve Cumhurbakanlii Sarayinda Cumhurbakani Denkta'in vermi olduu akam yemeine katildi. Yemekte BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in Kibris Özel Temsilcisi Alvaro de Soto da bulundu. Buna karilik, Cumhurbakani Denkta 29 Aralik 2001 akami Rum Yönetimi Lideri Glafcos Klerides'in vermi olduu yemee katilmak üzere Güney Kibris'a geçti. Yemek sonunda yapilan açiklamada, iki liderin 11 Ocak 2002 tarihinde Kayiplar konusunu görümek üzere bir toplanti gerçekletirecei bildirdi. Cumhurbakani Denkta'in inisiyatifiyle 16 Ocak'ta balayan dorudan görümeler sürecinin birinci turu, 19 ubat'ta yapilan 14. görümeyle tamamlandi. 1 Mart-27 Mart 2002 tarihleri arasinda geçeklemi olan ikinci tur görümeler, Sali günleri saat 16.00 ve Cuma günleri saat 10.00'da olmak üzere haftada iki kez yapildi. Birinci turda konularla ilgili görülerini ortaya koyan taraflar, ikinci turda özlü müzakereler yaptilar. Nisan ayi boyunca devam eden 3. turda ise Cumhurbakani Denkta ve Klerides ilk iki turda üzerinde durduklari konularin detayina girdiler. 4. Tur görümelerin devam ettii Mayis ayinda BM Genel Sekreteri Kofi Annan 14-16 Mayis tarihleri arasinda adayi ziyaret etti. Cumhurbakani Denkta ve Kibris Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile ayri ayri görüen Genel Sekreter, akam yemeinde iki tarafi bir araya getirdi. Adadan ayrilirken basina yaptii açiklamada Kofi Annan, temel konularda younlailmasini salamak amaciyla adaya geldiini, ziyaretinin oldukça tatmin edici geçtiini ve liderlerin çözüme yönelik çabalarini artirmalari yönündeki taahhütleriyle ayrildiina dikkat çekti. Görümeler güvenlik, toprak ve egemenlik konulari üzerinde younlati. Görüme süreci, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in 6 Eylül'de Paris'te Cumhurbakani Rauf Denkta ve Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides ile bir araya gelmesi ile devam etti. 6 Eylül'de, Fransa'nin bakenti Paris'teki Bristol Hotel'de, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Cumhurbakani Rauf Denkta ve Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides arasinda, yapilan tarihi zirve, yeni bir zirve karariyla sonuçlandi. Taraflarin, 3-4 Ekim'de, New York'ta yeniden bir araya gelmeleri kararlatirildi. Genel Sekreter'le üzerinde durulan konularda görümelere devam eden taraflar, Ekim'de, New York'ta tekrar bir araya geldi ve iki teknik komite oluturulmasi ve Kasim ayinda yeniden bir zirve toplantisinda bir araya gelmek konusunda anlamaya varildi. Cumhurbakani Denkta, burada basina yapmi olduu açiklamada Kibris konusunun çözümlenebilmesi için AB'nin meseleden elini çekmesi gerektiini ve konunun iki tarafin eitlii temelinde, di müdahale olmaksizin halledilebileceini söyledi. AB ise 9 Ekim 2002 tarihinde, aday ülkelerle ilgili olarak açikladii genileme raporunda, Güney Kibris Rum Yönetimi'nin siyasi kriterleri yerine getirdii ve uyum müzakerelerini tamamlama aamasina geldiini kaydetmekte ve bir anlamda Aralik ayinda toplanacak Avrupa Birlii Konseyi'ne GKRY'nin üyelii için yeil iik yakmaktaydi.

Annan Plani Bu dönemde BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in çarisiyla Hollanda'nin Lahey kentinde Kibris konusunun çözümüne yönelik olarak balatilan toplantilar da anlamazlikla sonuçlanir. KKTC'nin kurucu Cumhurbakani Rauf R. Denkta, GKRY lideri Tasos Papadopulos ve Kofi Annan'in katildii toplantilar 12 Mart 2003 tarihinde anlamazlikla sonuçlanir. Bunun üzerine Kofi Annan görümelerden çekilme karari alirken Kibris'taki ofisini de kapatacaini duyurur. Dönemin KKTC Cumhurbakani Rauf R. Denkta burada yaptii açiklamada Papadopulos'un tavrini "Henüz tekabül etmemi bir plani, kendisinin de deitirmek istedii bir plani, referanduma hazir deildir dedii bir plani `Türkiye TBMM'den karar alarak geçireceini, destekleyeceini bildirsin' diye israr edince mesele tikandi." eklinde ifade eder. Günter Verheugen'in ardindan sözcüsü JeanChristoph Filori de Kibris sorununa çözüm bulunmadii takdirde Türkiye'nin Kibris adasinda igalci durumuna düeceini ve AB topraini igal etmi sayilacaini açiklar. 1 Kofi Annan ve AB yetkililerinin youn baskilari altinda adada referandum karari alinir. AB yetkilileri ve Kofi Annan'in diretmelerine paralel olarak GKRY lideri ve 1955 1 Nisan tarihinden itibaren adayi kan gölüne çeviren EOKA tedhi örgütünün önde gelen liderlerinden olan Tasos Papadopulos da "Kibris'i Türklerle paylamam." açiklamasini yapar. 7 Nisan 2004 tarihinde Türkiye'nin Annan Plani'ni onayladiina dair mektubu BM'ye ilettiini belirten Papadopulos o günkü durumu sevinç gözyalariyla anlatir. 2 Ayni saatlerde Fransa Diileri Bakani Michel Barnier ise yaptii açiklamada Türkiye'ye "Üyeliinizi engelleyeceiz." der. Bunu Günter Verheugen'in "Referandumda Türk tarafindan `evet', Rum tarafindan `hayir' çikmasi halinde Güney Kibris 1 Mayis'ta tüm adayi temsilen tek baina AB'ye girecektir." açiklamasi izler. Kofi Annan'in birbiri ardina gelen ve sonuncusu 9000 sayfadan fazla tuttuu için neredeyse hiç kimse tarafindan gerekli hassasiyet gösterilerek okunup incelenemeyen ve adeta bir oldubitti çerçevesinde adada yaayan insanlari "Evet" ve "Hayir" kelimeleri arasinda sikitiran referandum süreci de böylece balar. 3 Ancak Annan Plani'nin ayrintilarinin ortaya çikmasiyla beraber gerek Kibrisli Türkler ve gerekse Türkiye açisindan sakincalari da kendisini göstermeye balar. Aradan geçen 30 yildan sonra adada yaayan iki toplumu bir araya getirmeye çalian ve ngiltere'nin gözetiminde Rumlar ve Kofi

Milliyet, 5 Mart 2003 ve Star, 12 Mart 2003. 9 Nisan 2004 tarihli Türk gazeteleri 3 Esasinda referandum yapilmasi düüncesi bile kendi içerisinde çelikilerle doludur. Hereyden önce dünya üzerinde savala kazanilmi toprak ve egemenlik haklarinin bu kadar kolay verilebildii bir baka örnek daha yoktur. Türkiye açisindan ekonomik,siyasi, askeri ve stratejik önemi yadsinamaz bir konumda olan Kibris adasinin geleceinin sadece adada yaayanlara ve referanduma birakilmasi da örneine rastlanmayan bir olgudur. Öte yandan referandum yapilmasi yönünde alinan kararla beraber dünya kamuoyunun Kibris adasinda iki ayri toplum yaadiini fiilen kabul etmesi gibi bir gerçek ortaya çikmaktadir ki referandum sonuçlarinin istendii gibi çikmamasi durumunda Kibris Türk toplumunu tanimamak veya ilerine geldii gibi kabul etmek gibi bir husus ise uluslararasi temayüllere ve mantia aykiri bir durumdur.

2

1

Annan tarafindan hazirlandii artik herkes tarafindan bilinen planin tarihî, kültürel, corafî, siyasî, ekonomik, sosyolojik ve belki de en önemlisi askeri güvenlik açisindan gerektii kadar irdelenmeden hazirlandii ortaya çikar; 4 "Kibris sorununun çözümünü amaçlayan ve Kibris Rumlari ile birlikte hazirlandii anlailan Annan Plani'nin esnetilmesine müsaade edilmemesinin bambaka siyasi amaçlari vardir; a) Kibris Türkleri ve Türkiye'nin kabul etmeleri imkansiz olan maddelerinin tarafimizdan reddedilmesi ve AB konusunda T.C.'nin dilanmasina zemin hazirlamak. Bu amaçla Kibris Rumlarinin AB üyeliinin otomatik takvime balanmasinin sebebi budur. b) T.C. ve Kibris Türklerini kari kariya getirip çatitirmak. c) Bu haliyle Annan Plani'nin kabulünün salanmasi ve Kibris Türklerinin azinlik konumunda kalmalarinin salanmasi. d) T.C.'ne de `Uluslararasi haklarindan bahsetme. Pilini pirtini topla, Kibris'tan çik.' denilmektedir." Annan Plani'yla Kibris'ta balayacak yeni oluumlar, bu planin gerçeklemesi halinde Türkiye'nin bugüne kadar izledii askeri stratejilerin önemli ölçüde deimesine neden olabilecek türdendir. Adadaki Türk askeri varliinin zaman içerisinde kademeli olarak azaltilmasi ve belli bir dönem sonrasinda "Adada Türk askeri varliina gerek kalmamitir." gibi bir kararin çikartilabilecei gerçei, Enosis ve Megali dea hayallerini devamli canli tutan Rumlar 5 ve Yunanlilar için bu hayallerinin hayata geçirilmesi yönünde en büyük engelin ortadan kaldirilmasi anlamina gelmektedir. 6 Referandum öncesinde Ankara ve Bursa'da katildii toplantilarda birer konuma yapan KKTC'nin ilk Cumhurbakani Rauf R. Denkta da bu durumu dile getirerek "Para istedik verdiniz. Kan istedik verdiniz. imdi de ses istemeye geldik." diyerek "29 ay sonra Türk askerini ben adadan uurlayacakmiim ve çocuklarima, torunlarima gidiyorlar ama yine gelecekler diyemeyeceim. 7 Ben bu aciyi yaamak istemiyorum." der. Plana göre Türkiye'ye önerilen

Tansel Ünsaldi,"Kibris Konusunda Zamanlama ve Deerlendirme Hatalari", Kibris Mektubu, Ankara, KasimAralik 2003, Sayi 6, s. 13-15. 5 GKRY (Güney kibris Rum Yönetimi) lideri Tasos Papadopulos ve hükümet ortai olan Meclis Bakani Dimitris Hristofyas, Avrupa Konseyi'nde bulunan büyükelçileri vasitasiyla konseyde bulunan 31 ülkeyi sahtekarlikla suçlamakla ve çifte standart uygulamakla kalmazlar, ayrica Yunan birliklerinin Anadolu'da Mustafa Kemal Atatürk komutasindaki Türk ordusu karisinda bozguna uradiklari 14 Eylül 1922 gününü askeri gün olarak da ilan ettirirler. Bu konuyla ilgili olarak Volkan gazetesinde bir yazi yazan Hüseyin Yusuf bu yeni oluum sonrasinda karilailacak durumu öyle açiklar; "Bir baka deyile ortaklik kuracaimiz devlette ortaimiz olacak Rumlarla birlikte Türk Kurtulu Savai'ni, Büyük Atatürk'ü ve Türk ulusunu igalci Yunan ordusunu denize döktükleri için lanetleyeceiz. Onlarin her yil Atatürk'ü ve ulusumuzu lanetlemesine sessiz kalip saygi göstereceiz..." Sunday Mail, 11 Ocak 2004 ve Volkan, 2 Ocak 2004. 6 Cumhuriyet, 21 Nisan 2004. 7 KKTC'nin ilk Cumhurbakani Rauf R. Denkta anilarinda Osmanli mparatorluu'nun adayi ngiltere'ye devri sonrasinda da ayni hikâyeyi dedesinden dinlediini anlatir; "7 yaina kadar beni dedem "eherli Mehmed" büyütmü. Eskinin hikâyesini hep ondan iittim. 1878'de Türk bayrainin gönderden indiriliini, ngiliz bayrainin çekiliini yaami. 'Osmanli yamandi... Gittiler ama yine gelecekler... Ben göremeyeceim ama sizler göreceksiniz' derdi. O gün, Rumlarin takinliini, bu yüzden Rumlarla Türkler arasinda kan akmasina ramak kaldiini o günün acisini duyarak anlatirdi.' Yine gelecekler...' Hep buna inanarak yaayacaktik çünkü Kibris'in bir Türk adasi olduunu biliyorduk. ngiliz'in Birinci Dünya Savai nedeniyle Kibris'in hükümranliina, tek yanli sahip çikii hak ve adalete ters düen bir olaydi" Rauf R. Denkta, Karkot Deresi, Lefkoa, 1993, s.8

4

esasinda içi boaltilmi bir müdahale hakkidir. Buna göre 1959 tarihli Garanti Anlamasi ve ayni tarihli ttifak anlamasi yeni plan çerçevesi içerisinde olmakla beraber Türkiye'nin 1974'te olduu üzere hukuki durum söz konusu olunca Kibrisli Türklerin haklarini korumasi söz konusuymu gibi görünmesine ramen Türk askerinin adadan çekilmesi öngörüldüünden Türkiye'nin garantörlüü de sadece kâit üzerinde kalmaktadir; 8 "Böylece Kibris'in AB'ye üye olmasi halinde garantörlük hükümlerinin iletilmesinde fiili imkansizlik domaktadir. Yani garantörlüün iletilmesi gibi görünen plandaki düzenleme aslinda içerik bakimindan tamamen botur... Kibris'in AB üyelii meruiyet kazanacaindan, Türkiye bu konuda sahip olduu hukuksal argümani kaybedecektir. Sonuç olarak hem fiili, hem hukuki yönden Türkiye'nin garantör devlet statüsü zayiflatilmi olacaktir. Garantörlükle ilgili bir baka husus da, Garanti Anlamasi'nin 1. maddesinin Kibris'in AB üyeliini sürekli ve koulsuz olarak engellediidir. Baka bir deyile, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasi bile Kibris'in önündeki yasal engeli otomatik olarak ortadan kaldirmamaktadir. Ancak Türkiye'nin u ya da bu nedenle yapacai siyasi bir tercih neticesinde bu husustaki itirazindan vaz geçmesi halinde yasain "sürekli" nitelii ortadan kalkabilecektir." Plana göre Türk askeri gücü adadan anlamanin yürürlüe girmesinden sonraki 5. aydan 9. aya kadar %20, sonraki 6 ayda % 25 ve daha sonraki 8 ay içerisinde de %30 oraninda azaltilacaktir. Planda ayrica parça devlet, ortak devlet ifadeleri bulunmakla beraber eit ve kurucu ortak devlet nitelikleri göz önüne alininca çok zayif kalmaktadir. Tek bir Kibris devleti yaratmaya çalian ve tek bir Kibris vatandaliini kabul eden plana göre sadece Rum tapulari esas alinmakta, KKTC'deki tapular geçersiz ve yok kabul edilmektedir. 9 Rum ve Türk mallari için iki eit devlet arasinda takas usulüyle genel tazminat ve anlamalari dikkate almayip bireysel tapular öngörülmekte, güney ve kuzeydeki mal, mülk ve tapular deerlendirilirken parasal deerlendirmeler için farkli kriterler kabul edilmektedir. Ayrica Kibris Türk toplumu da eit egemenlik haklarina sahip deil fakat azinlik olarak nitelendirilmekte, daha sonraki süreç içerisinde Kibrisli Türklerin Rum nüfus içinde asimile edilerek eritilmesi ve Rumlarin adaya böylece tek balarina sahip olmalarina zemin yaratilmaktadir. ki kesimlilik ve iki toplumun yan

Aye Özkan, "Uluslararasi Hukuk ve Kibris Sorunu", Stratejik Analiz, Ankara, Ocak 2003, s. 60. Bu konuyla ilgili en ilgi çekici örnek Kibrisli Rum öretmen Titina Loizidu'nun talebidir. Söz konusu Rum kadin Avrupa nsan Haklari Mahkemesi'ne yaptii bavuruda Girne'de bulunan evinin 1974 yilinda elinden alindiini ve oturma hakkinin engellendiini ileri sürerek tazminat isteinde bulunur. Mahkeme, KKTC'deki iç hukuk yollarini dikkate almadan bu bavuruyu deerlendirir ve sonuçta Türkiye 1.12 milyon Euro civarinda bir tazminat ödemek zorunda kalir. Loizidu davasiyla ilgili ilginç bir nokta da Türkiye'de bazi kesimlerin KKTC'deki referandumda "Hayir" çikmasi durumunda bunun sirada bekleyen 4500 civarindaki dosya ile ilgili ödenemeyecek tazminatlara yol açacaini ve tazminatlarin ödenmemesi durumunda Avrupa Konseyi tarafindan dilanilacaini belirtmeleridir. Bu görüü savunanlar Titina Loizidu'ya ödenecek tazminat sonrasinda referandumdan "Evet" sonucunun çikmasiyla beraber dier tazminat taleplerinin Kibris Rum Yönetimi tarafindan geri çekilecei gibi temelsiz ve dayanaksiz bir iddianin da peine düerler. Ancak çizilen bu pembe ve son derece iyimser tabloya aykiri olarak maalesef Loizidu davasi sonrasinda dier dava sahipleri de Titina Loizidu gibi hem Türkiye'den yüklü bir tazminat almak ve hem de kendilerine ait ve igal altinda olduunu iddia ettikleri tainmaz mallarini geri almak üzere mahkemeye müracaat etmilerdir. Sabah, 24 Nisan 2004.

8 9

yana yaamasi yerine 85.000 Rum'un tekrar kuzeye geçirilerek yeni bir kavga ortamina zemin hazirlanmaktadir. 10 Ancak planin özellikle Kibrisli Türklerin taleplerini ve haklarini göz ardi etmesinin ötesinde referandum öncesi geçen dönem Kibris'ta tam bir kaos ve iletiim kirlilii yaanmasina da sebep olacaktir. 11 15 Nisan 2004 tarihinde TBMM'de bir konuma yapan Rauf R. Denkta ise "Bizim yerimizde olsaydiniz yabancilarin hazirladii anayasalari kabul eder ve buna bari der miydiniz?" diye sorar; 12 "Milli dava etrafinda tek ses, tek nefes olan Türk cephesi, Annan Plani ile ilgili propagandalar nedeniyle ikiye bölünmü bulunmaktadir. Ancak planin meydana getirdii, Madam Fogg ekibinin körükledii bölünmeyi önleyemedik... Annan Plani kalici ve adil bir çözüm getirmiyor. Üzerinde taraflarin mutabik kalmadiklari bir rejimin zorla kabulünü öngörüyor. Taraflarin eit statüsü ve iki kesimlilik sulandiriliyor. Rum tarafi Rum kaliyor, Türk tarafinin içerisinde %33 oraninda Rum'la kariik egemenlik hak ve yetkilerinden yoksun kurucu devlet oluturuluyor. Planla dolayli Enosis tahakkuk etmi oluyor.AB, anlamaya birincil hukuk statüsü vermiyor, aldatici formüller öneriyor. ngiliz bir hukukçuya göre anlama Kibris Türkleri için intihardan baka bir ey deildir.Anlama Rumlara Kibris'in tümüne sahip olma olanai vermektedir. Kibris Türkünü anavatanindan ayirmaktadir. ki kesimlilii bozmakta, mal-mülk sorunlarini halletmemekte, garantileri ortadan kaldirmakta, halkin yarisini göçmen yapip parayi onlardan almakta, iki halkin eit

Son Annan Plani Türk kesimine göç edecek Rumlarin Türk nüfusuna oraninin %18'den fazla olmayacaini belirtmesine ramen Karpaz bölgesindeki Dipkarpaz, Yeni Erenköy, Sipahi ve Adaçay köylerine eski Rum sakinleri hiç bir kisitlamaya tabi olmadan dönebileceklerdir. 1974 sonrasinda adanin güneyine göç etmi ve bugün yai 65'i geçmi olan Rumlar, 5 yillik sinirlamaya bali kalmaksizin kuzeydeki eski topraklarina sahip olabileceklerdir. Ayrica Rumlar, 1974'te biraktiklari mülklerin en çok üçte birini geri alabilmektedirler. Kalan üçte ikilik bölüm üzerindeki mülkiyet ihtilafi ise takasa ya da tazminat yolu ile çözüme kavuturulacaktir. Yaklaik 10 milyar dolarlik bir bütçe çerçevesinde yapilacak bu iler için AB, ABD ve uluslararasi finans kurulularinin devreye girecei belirtilmesine ramen bu bütçenin neyin karilii olarak karilanacai belirsizdir. Dier taraftan planda, Türk kesiminde kalacak toprak orani adanin tamaminin &28.6'si olarak görünmekle beraber %2.64'lük bölümü sinir bölgesi olup da Rumlara verilecek olmasi, %2.92'lik Rumlara verilen bölge olmasi, %1'lik KKTC'deki kiliselerin orani, ayrica %11'lik oramn, da ve meralarin orani ile Türklerin elinde görünen ancak Türklere ait olmayan %17.56'lik topraklarin orani ile kuzeyde kalan toprak, sadece tüm adanin %11.04'ü olmaktadir. Bu oranin %5'lik kesimi de bizzat Türklerin tapulu mallaridir. Bu planda 1350 Türk iyerinin kapanacai, nüfusun %15'inin isiz kalacai, tarim ve hububat üretiminin %70'i, sebze üretiminin %50'si, narenciye üretiminin %67'si ve patates üretiminin de %75'inin de kaybedilecei görülmektedir. 11 Referandum öncesi dönemde yaanan son derece hizli süreçte özellikle KKTC'de yaayan insanlar kendilerini nasil bir gelecein beklediini tam olarak sorgulamadan içinde bulunduklari ortamin da etkisiyle bir anda "Evetçiler" ve "Hayircilar" eklinde iki yari uçta bulurlar. Örnein Güzelyurt yakinlarindaki Bostanci köyü muhtari Mehmet Ezta yaanan durumla ilgili olarak "Sinirdaki asker 24 Nisan'dan balayarak 90 gün içinde 1 kilometre geri çekilecek. Yukari Bostanci sinirda olduu için savunmasiz kalacak. Bostanci 30 ayda, Güzelyurt da 36 ayda boaltilacak ve geçimlerini narenciyeden salayan insanlar bu iin yapilamayacai topraklara yerleecekler. Buradaki ailelerin çou geçmite iki kez göçmen oldu. imdi bu olayi onlara 3. kez yaatacaklar. nsanlari evetçiler ve hayircilar diye ikiye böldüler. Biz de çözüm istiyoruz. Ama insanlarin mülkünü ellerinden alarak çözüm olmaz. Daha çok kavga gürültü kopar. Bu i di güçlerin çikarlari dorultusunda yapildi." diyerek kaygilarini ifade ederken 24 Nisan 2004 tarihli referandumda neredeyse en çok evet oyu bu bölgede çikar. Ayni ekilde 1974 sonrasinda Gaziantep'ten göçmen olarak gelen ahin Aycan ve Güney Kibris'ta kalan Baf kazasindan göçmek zorunda kalan ei Akile Aycan da Annan Plani'nin kabulü sonrasinda Güzelyurt bölgesindeki narenciye bahçelerini birakip gitmek zorunda kalacak olanlardan sadece ikisi olarak duygularini "Güzelyurt Rumlara iade edilince dier insanlar gibi biz de hem evsiz, hem de isiz kalacaiz. leride bizlere apartman dairesi vereceklerini söylüyorlar. Bunca yil toprakla urami insanlar olarak apartman dairesinde ne yapacaiz? Tarlamaizi ve iimizi kaybedince nerede, nasil üretim yapacaiz? Ekmek paramizi kim verecek? Bunlarin hiçbiri belli deil. te bu yüzden Gaziantep'e yerlemeyi düünüyoruz." eklinde ifade ederler. Cumhuriyet, 19 ve 22 Nisan 2004. 12 16 Nisan 2004 tarihli Türkçe gazeteler.

10

egemenliini kabul içermemektedir..."

edecek

cesareti

kabul

etmemekte

ve

kalici

derogasyonlari

Bu dönemin en ilginç açiklamasi ise KKTC'ye destek manasinda Azerbaycan'dan gelir. 13 Azerbaycan Cumhurbakani lham Aliyev, Kibris'ta yapilacak referandumlarda KKTC tarafindan "Evet", Rum tarafinda ise "Hayir" sonucu çikmasi durumunda ülkesinin KKTC'yi tanima sürecinde ön sirada yer alacaini belirtir; 14 "Türkiye'nin tavri nasil olursa biz de onu takdirle karilariz. Oradaki Türkler bizim kardeimiz. Geçmiin kanli olaylarinin tekrarlanmamasini istiyoruz. Oradaki Türkler öz topraklarinda rahat yaasinlar. Halk ne derse ona uyulmali. Halkin seçimine hürmetle yaklairiz. Böyle bir gelime olursa bunun uluslar arasi gelimelerini de deerlendiririz. KKTC'nin lehine ne olursa Azerbaycan ön sirada olacaktir..." Öte yandan konuyla ilgili bir açiklama yapan dönemin Genelkurmay Bakani Orgeneral Hilmi Özkök de kisitlamalarin kabul edilemez olduunu belirtir; 15 "...Karasulari deil mesele, karasularindan sava gemilerinin transit geçii ya da zararsiz geçii konusudur. Uluslar arasi denizcilik teamüllerine göre sava gemileri karasularindan bir ticaret gemisi gibi herhangi bir askeri maksat gütmeden geçebilirler. Ege'de de böyle uygulaniyor. Ama teamüllere aykiri olarak bu kanuna böyle bir madde ilave edilmi. Bu bizim için deil, bütün ülkeler için kabul edilebilir olmaktan uzaktir. Çünkü bu gemilerin az veya çok hareket serbestisini bir nebze engellemektedir. Mesele bundan ibarettir." Esasinda Kibris'i bir sorunlar yumai haline getirenler, bugün bu sorunu çözmeye çalianlardan bakasi deildir. Sorun her ne kadar Kibrisli Rumlar ile Kibrisli Türkler arasinda gibi görünse de soruna müdahil olanlar açisindan da bir köe kapmaca ya da bakasina köe kaptirmama yarii halini almi durumda. 16 AB ile ABD her ne kadar birlikte hareket ediyorlarmi gibi görünseler de esasinda görünen o ki birbirlerinin hamlelerini bekleyen ve karilikli hamlelerini nasil durduracaini hesaplayan oyuncular gibi davraniyorlar. GKRY'nin tek tarafli ve LondraZürih anlamalarina aykiri olarak yaptii bavuruyu derhal kabul eden ve sonuç olarak da Rumlari AB ailesine kabul eden AB'nin yaninda ABD'nin de etkisiyle BM de iin içine girer ve sonuçta hiçbir sonuç çikmayacai daha baindan belli olan Lefkoa ve Bürgenstock görümelerine de böylece balanir. Esasinda yillardir uygulanan air ekonomik baskilar ve ambargolar altinda çaresiz ve hareketsiz hale getirilmi Kibrisli Türkler bu sorunun çözülmesini herkesten daha fazla istemektedirler. Ancak her zaman madur ve çaresiz durumda kalan, üstüne üstlük adada bir de

Verilen bu sözlere ramen özellikle Yunanistan ve Kibris Rum Yönetimi tarafindan sikitirilan Ermenistan'in da tehdit ve tepkileri sonucunda örnein 29 Nisan 2004 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde KKTC ile ilgili olarak yapilan görümelerde Azerbaycan temsilcileri KKTC lehine oy kullanmamilardir. 14 16 Nisan 2004 tarihli Türkçe gazeteler. 15 Cumhuriyet, 24 Nisan 2004. 16 Gözde Kiliç Yain, "Kibris'ta Hedef, Türkleri Küçük Adimlarla Teslim Almak", Cumhuriyet Strateji, 16 Austos 2004, stanbul, Sayi 7, s. 34.

13

haksiz ithamlarla karilaan ve adayi igal edenler olarak gösterilen Kibrisli Türkler yakin zamana kadar Dou Almanya-Bati Almanya ikilemi içerisinde yaamaya çaliirlarken Dou ve Bati Berlin arasindaki duvarlarin yikilmasiyla beraber dünya üzerinde ikiye ayrilmi bir ehre sahip (Lefkoa) ülke konumuna düerler. GKRY'nin referandumda "Hayir" demesinin temelinde ise yine bütün adaya sahip olma ve eit iki halk ve egemen iki toplum yerine Kibrisli Türkleri azinlik olarak gören zihniyetin her eye sahip olma rüyalari söz konusudur. 17 Rum liderler de bu durumu saklama ihtiyaci duymazlar; 18 "Benim Annan Plani'na en önemli muhalefetim di güçlerin garantörlüünü korumasiydi. Ne yani? AB'nin garantörlüü yetmiyor muydu da plan hala bu di güçlerin garantörlüünü koruyordu? Kibris hala bir dominyon mu? Birilerinin korumasi altinda olmasi gereken bir ülke mi? 19 Bizi rahat biraksalar 15 yil içinde ortak sendikalarimiz, ortak Kibris siyasi partilerimiz olur. Hatta ideolojisi benimkine uyarsa günün birinde bir Türk cumhurbakani adayina da oy verebilirim. Bu benim planim ama Annan bu hayalimi öldürdü..." Bir anlama yapilmasi için ortaya çikan ancak Türkiye'ye güven duygusu beslemeyen Kibrisli Rumlar Türkiye korkusu nedeniyle kararlarinin olumsuz olduunu belirtmekten çekinmezler. Hemen bütün Kibrisli Rumlarin dile getirdii husus adada garantör devlet olarak Türkiye'nin bulunmamasidir. 20 Bir tarafta Kibris'in bütününü bir oldu bittiye getirmeye çalian ve Kibrisli Türkleri 1960 Kibris Cumhuriyeti'nin temelini oluturan Londra ve Zürih anlamalariyla

Örnein Yorgo Papandreu iktidardan dümeden hemen önce gerçekletirdii Güney Kibris ziyaretinde Kibris'ta gelinen noktayi "Kibris meselesinde istediimiz noktaya ulatik. imdi sirada Ege sorunu var." diyerek açiklar. 18 Makarios'un özel doktorluunu yapan Dr. Vassos Lissarides'in açiklamalari. Cumhuriyet,17 Nisan 2004. 19 Ancak Türkiye'nin garantörlüüne kari olduunu belirten Vassos Lissarides, 16 Austos 1960 tarihinde kurulan Kibris Cumhuriyeti'nin Rumlarin Akritas Plani çerçevesinde Türkleri topyekün imhaya yönelik hareketleriyle ve Yunanistan'in Megali dea'si çerçevesinde adayi kan gölüne çevirme pahasina yiktiklarini unutmu gibi davraniyor. 20 Türkiye'yi Avrupa nsan Haklari Mahkemesi'nde 1.12 milyon Euro tazminat ödemeye mahkum ettiren Titina Loizidu da "Rumlar arasinda ciddi korku var. Bir çözüm durumunda yaanacak geçi süreci ve Türkiye'nin garantörlüü korku yaratiyor. Bana göre, hele de AB üyelii baladiktan sonra artik Kibris'ta hiçbir garantör güç, hiçbir anavatan olmamalidir. Madem ki AB'ye giriyoruz. Kibris'ta garantör gücün AB olmasi gerekmiyor mu?" derken gayet masumane sözler sarf etmi gibi görünmektedir. Ancak 1960 Kibris Cumhuriyeti döneminde de, daha önceki dönemlerde de söz gelimi adada sükuneti salamak üzere düzenlenen yasadii silahlarin güvenlik güçlerine teslim edilmesiyle ilgili kanunlara kait üzerinde uyulmasina ramen bizzat Rum yetkililer tarafindan depolara ya eski, ie yaramaz silahlar verilmi, ya da depolardaki silahlara daha sonra el altindan, gizlice ve kanunlara kari gelerek EOKA mensuplarina Türklere kari kullanilmak üzere daitilmitir. Silahlarin teslim edilmesiyle ilgili olarak yapilan duyurulardan bir tanesi bizzat Dr. Küçük imzalidir; "Geçen hafta sonu gerek benim ve gerekse Bapiskopos Makarios'un tasvibiyle hükümet tarafindan çikarilan teblide her iki cemaat liderlerinin kendi cemaatlari mensuplarina müracaat ederek ellerinde veya tasarruflarinda silah ve patlayici madde bulunan kimselerin bunlari liderlerine 5 Kasim 1959 tarihinden evvel teslim etmelerini isteyecekleri bildirilmiti. Kibris'ta kurmaa çalitiimiz yeni Cumhuriyet Hükümeti içinde ahenkle çalimamiz ve cemaatlarin hiç bir ferdinin tehdit ve korku altinda kalmamasi ve yekdierine kari tam bir itimad beslemesi amaciyle, bugüne kadar gayri kanuni vasitalarla temin edilen silah ve patlayici maddeleri ellerinde veya tasarruflarinda bulunduran varsa bunlari ferd veya tekilatin dorudan bizzat bana 5 Kasim gününden evvel teslim etmelerini asayi bakimindan rica ederim. Silahlari teslim edenlerin isimleri katiyen ifa edilmeyecektir. Hükümet tebliinde de belirtildii gibi 5 Kasim 1959 tarihine kadar silah ve patlayici maddelerin teslimi ile megul olan kimselere hiçbir ceza terettüp etmeyecektir. Bu tarihten sonra ellerinde veya tasarruflarinda silah bulunduranlar air cezalara çarptirilacaklardir. Buna benzer bir müracaat Rum halkina Bapiskopos Makarios tarafindan yapilacaktir. Türk halkinin bu müracaatima lazim gelen ehemmiyeti vereceini ümit ederim." Halkin Sesi, 28 Ekim 1959, Nacak, 6 Mayis 1960.

17

garanti altina alinmi iki egemen güçten birisi konumundan Rumlarin insafina birakilmi azinlik haline getiren anlamayi dikte ettiren AB yetkilileri, öte yandan Büyük Ortadou Projesi çerçevesinde Kibris'ta üslenme düüncesinde olan ABD, ayrica hem ABD'yi ve hem de AB'yi memnun edecek bir yol bulmaya çalian ngiltere ve ortaya çikan bu tabloyu sanki kendi plan ve politikasi gibi ortaya atan Kofi Annan ve temsilcilerinin tevik ve gayretleriyle yapilmak istenen Türkiye'nin garantörlük haklarinin en aza indirgenerek oluturulacak uluslar arasi güç vasitasiyla adada bir vesayet yönetimi gerçekletirmek, BM anlamasinin 7. bölümüne Kibris meselesini dahil etmek suretiyle de Türkiye üzerinde askeri ve ekonomik yaptirimlar uygulayabilmektir. Bu arada ABD olumsuz bir sonuç çikmasi halinde yeil hatti AB ve Kibris Cumhuriyeti'nin iç siniri olarak kabul edecek yeni bir plan üzerinde de çalimalara baladiini açiklar. Bu konuda sorumluluk ve geçilerle ilgili uygulamalar ise Kibris Cumhuriyeti olarak AB'ye kabul edilen Rum yönetimine birakilacaktir. Öte yandan "Ben bir devlet devraldim. Bir toplum devredemem." diyen Tassos Papadopulos liderliindeki Rumlarin referandumda "Hayir" 21 yönünde oy kullanacaklarinin ortaya atilmasi sonrasinda da yeni senaryolar kurulmaya balanir. 22 Hemen akabinde BM Güvenlik Konseyi'nde Annan Plani'nin kabulü durumunda planin birlemi bir Kibris'ta uygulanmasini salayacak güvenlik düzenlemelerini içeren karar tasarisi 14 "evet" oyuna karilik Rusya'nin "hayir" oyuyla veto edilir. 23 Bunun üzerine Güney Kibris'taki en büyük parti konumunda olan AKEL'in Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas bu artlarda Annan Plani'na kari olduklarini, çünkü planin gerekli güvenlik garantilerini içermediini belirtir. 24 Hemen akabinde bir açiklama yapan

Kibrisli Rumlarin referandumda olumsuz oy kullanma gerekçeleri esasinda daha önceden olduu üzere Kibris'in hepsini ve hemen istemeleridir. Annan Plani sonrasinda adanin tamaminda yerleme, mülk edinme ve azinlik olarak gördükleri Kibrisli Türkleri yönetme imkânina hemen deil belli bir sürenin sonunda ulaacak olan Rumlar uzun süreli bekleme heveslisi deildir. 22 Referandum öncesi dönem öyle bir hal alir ki KKTC, kendi içerisinde "Statükocular" ve "Ver kurtulcular" olarak ikiye ayrilir. Türkiye'de de bazi köe yazarlari referandum sonucunda ortaya çikan yeni durumla beraber KKTC halkinin Türkiye'deki 72 milyon insana medeniyet mücadelesinde yol açacaklarini veya köstek olacaklarini belirterek Kibris'i Türkiye için bir ayak bai olarak ifade ederler. Bu noktada hatirlanmasi gereken noktalardan birisi ise Fransa'da ulusal kahraman olan De Gaulle'ün Fransa'nin bir parçasi olmayan, denizairi sömürgesi konumundaki, üstelik Arap ve Müslümanlardan oluan Cezayir'i daha fazla elde tutamayacaini görüp elden çikarmaya kalktii anda Fransa'da halkin ve silahli kuvvetlerin ayaklanmasi ve De Gaulle'e kari tam 5 kez suikast giriiminde bulunulmasidir. Siyasi, kültürel, corafi, ulusal, dini kimlikler açisindan Anadolu'nun bir parçasi deil Anadolu'nun ta kendisi olan Kibris adasini ve orada yaayan Türkleri Türkiye'nin baina bela olmu bir unsur olarak görmek ve onlardan kurtulmaya çalimak ne derece dorudur üzerinde tartiilmasi gerekir. Ancak bundan çok daha kötü ve vahim olani ise miting meydanlarinda ulusal deerlerin bile ayaklar altina alinabilmesidir. Bazi siyasi parti liderlerinin özellikle Lefkoa'da yapilan "Evet" yanlisi mitinglerde Türk Silahli Kuvvetleri'ni ve Garantörlük Anlamasi neticesinde tamamen hakli, insani ve hukuksal temellere dayanan adada mevcudiyetini koruma durumunu igalcilikle nitelemesi ve Türk askerini adadan çikmaya çairmasi akil ve izanla badaan bir durum olmasa gerek. Bu arada hizini alamayan bazi yöneticilerin de Kibrisli Türklere ön ayak olarak "Kibris'ta Kibrisli Türk yoktur, Kibrislilar vardir." gibi temelsiz ve referandumla ilgisiz bazi iddialarin peine dümesi de referandum sürecinin genel havasini tamamen bozar. 23 `leride, saimdaki solumdaki bahçelerimdeki sorunlar için benim de önüme böyle bir yöntem koyarlar mi?' endiesindeki Rusya'nin bu vetosu sonrasinda Rusya, BM Güvenlik Konseyi'nde Amerika ve ngiltere'nin ortak hazirladiina inanilan senaryoya böylece dur der. 24 Ayni dorultuda olmak üzere GKRY lideri Tassos Papadopulos, Annan'a gönderdii bir mektupla son plan üzerinde Kibrisli Rumlar lehine 60 düzeltme talebinde bulunur.

21

BM Genel Sekreteri Kofi Annan ise taraflardan birinin plana "Hayir" demesi durumunda kendi rolünün de sona ereceini belirtir ve "Umarim, Kibris'ta halklar Cumartesi günü her iki tarafta düzenlenecek referandumlarda tarihi bir karar vereceklerinin farkindadirlar. Bunun kaçirilmamasi gereken bir firsat olduunu düünüyorum." der. 25 Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan'in Kibris Özel Temsilcisi Alvaro De Soto da yaptii açiklamada referandumlarda bir sonuç alinamamasi halinde ellerinde araç kalmayacaini belirtir. De Soto'ya göre ellerinde herhangi bir alternatif plan yoktur ve planda iyi eylerin de bulunduu kabul edilmelidir. Referandum öncesi dönem GKRY'de pek bir sorunla karilailmadan atlatilirken KKTC'de miting meydanlari adeta devlet ve ulusal deerlerin yerden yere vurulduu arenaya döner. 26 Bu mitinglerdeki ilk hedef ise neredeyse 1940'li 27 yillardan itibaren Kibris Türk toplumu için mücadele etmekte olan Rauf R. Denkta'tir. 28 Bazi basin organlarinda ise 60'li yillarda Kibrisli Türklerin EOKA tedhi örgütüne kari vermi olduu hakli mücadele karalanmaya çaliilarak Kibrisli Türklerin sadece kendilerini müdafaaya yönelik olarak giritikleri mücadele eletirilmekte ve yapilacak referandumun bu döneme kari bir cevap olacai da belirtilmektedir. Gazetelere verilen tam sayfa ilanlarla da referandumun seyri deitirilmeye çaliilir.Bu ilanlarda "Kibrisli Türkler, ya "Hayir" diyerek uluslararasi toplumda taninmayan bir devletin vatandalari olarak, di

Kofi Annan'in BM Genel Merkezi'nde yaptii 21 Nisan 2004 tarihli basin açiklamasi Özellikle bazi sendikalarin ve sivil toplum örgütlerinin öncülüünde okullardan hastanelere, hemen bütün resmi kurum ve kurulularda çalimalar durur. Okul çaindaki küçük çocuklar öretmenler tarafindan miting meydanlarina götürülürler. Bu öretmenlere ve mitinglere götürdükleri çocuklara bazi kesimler tarafindan belli bir ücret verildii iddiasi da ortalikta dolamaya balar. Halen Kibris'ta bari görüntüsü altinda Rum ve Türk taraflarinda grup ve kiilere uygun altyapi ve yöntemler oluturarak faaliyetlerini daha da etkinletirmek maksadiyla teknolojik destek salamayi amaçlayan "Technology for Peace" isimli organizasyon Kibris Rum tarafinda AKEL, DKO, DS, Kibris Yeiller Partisi, EDI, KISOS isimli partileri desteklerken Kibris Türk tarafinda da Türkiye'yi "igalci" olarak niteleyen bazi partiler ve bazi meslek odalarina para pompalamaktadir. Bu organizasyonun mali kaynai olarak görünen bir tanesi ise Yunan ve Rum lobisinin desteini alarak yilda 30 milyon dolarlik harcama yapan HASNA isimli bir kurulutur.Volkan gazetesi, 9 Nisan 2003, Lefkoa 27 15 Ocak 1950 tarihinde Kibris adasinin Yunanistan'a ilhakini kolaylatirmak amaciyla Bapiskopos Makarios tarafindan yapilmasi kararlatirilan Kibris'ta plebisit kararina kari Kibrisli Türkler tepkilerini göstermek üzere 28 Kasim 1949 tarihinde ilk mitingi gerçekletirirler. Bunu 11 Aralik 1949 tarihli ikinci Ayasofya mitingi izler; "Bu miting ayni zamanda benim halka ilk hitap ettiim miting oluyor. Doktor'un büyük desteiyle halka kendimi kabul ettirmem bu mitingle baliyor. Bu miting, Ali Dana'nin ise zengin bir avukat oluunun balangici idi. Çünkü Ali Dana da mitinge katilmak için Baf'tan gelmiti. Tabii çocuk yorgun ve aç. Konumaya çikti ve "Sayin arkadalar" der demez gay etmeye baladi. O sebeple Ali Dana halka hitap kürsüsünden uzak kaldi, iine bakti, zengin oldu. Bizi ise, halk çok alkiladi ve ite o gün bugündür paçamizi kurtaramadik. te Kibris Türk Kurumlar Federasyonu'nun oluturulmasi da o günlerde gerçekleiyor. Halk parçalanmitir. Doktor'un her olur dediine karisindakiler olmaz diyor. Manzara feciydi. Kültür derneklerinin idarecisi geldi. Federasyon kuruldu. Rumlar Enosis yolunda ölen Bapiskopos'un bakanliinda büyük bir hareket balatmilardi ve bu amaçla Rumlar büyük bir miting yapmilardi. Biz de bu ilk mitingi onlara cevap olarak düzenlenmmitik. Hatta bu mitingi o günlerde yapalim mi yapmayalim mi diye Doktor Küçük ile büyük sikinti çekmitik. Çünkü Doktor'un etrafindaki kodamanlar "Sakin yapmayin, rezil olacaksiniz." diyorlardi. Kalabalik gelmeyecek, sönük olacak ve çok zayif kalacak iddiasindaydilar. Doktor ile ben "Eer bu cemaat bu ii imdi yapmazsa hiçbir zaman heyecanlanamaz." diyorduk." Rauf R. Denkta'tan aktaran Erten Kasimolu, Eski Günler Eski Defterler, Lefkoa, 1986, s. 40-41 28 Annan Plani'na "Evet" diyenler tarafindan düzenlenen mitinglerde "Yes be annem", Tabiyatiynan Evet" eklinde magazinsel sloganlar da atilirken adada Kibrisli Türklerin eit egemenlik haklarina sahip deil azinlik olarak yaamasini isteyen ve bunun için Kofi Annan'dan yeni güvenceler isteyen Rumlarin buna cevabi "No be babam." eklinde olur.

25 26

dünya ile ekonomik ve siyasi balantilari kopuk, gelecek kaygisi taiyan bir yaam sürdürme riskini, ya da "Evet" diyerek Kibris Türk Devleti'nin vatandalari olarak, kendi topraklari üzerinde egemenliini ve kimliini koruyan, AB vatandalii ve dünya ile bütünleme imkani salayan bir yaami tercih edeceklerdir..." 29 denilerek son derece pembe bir tablo çizilmektedir. Böylece Avrupa Birlii'ne girmeyi kurtuluun tek ve vazgeçilmez yolu olarak görenler, bu sonuca yönelik olarak özellikle son birkaç yildan beri adanin Türk tarafinda hummali bir beyin yikama ve propaganda faaliyetinin içine girenler, Avrupa patentli yüzlerce konferans, seminer, sempozyum, yardim amaçli faaliyetler gibi hedefe yönelik giriimlerin içinde bulunarak beyin yikama konusunda uzmanlaanlar, AB ve özellikle Yunanistan'in çikarlari dorultusunda parasal destek ve himaye görenler, Rauf Denkta ve onun siyasi kiiliine kari olanlar, son dönemde ortaya çikan halktan kopuk politikacilardan bikanlar ve bunlara bir ders vermeyi düünenler, özellikle basinyayin organlari vasitasiyla youn bir reklam, propaganda ve beyin yikama faaliyetine girerek özellikle Türkiye'den gitmi göçmenlere yönelik olarak evsizlere ev, isizlere i, Avrupa'da refah içinde tatli hayat yaanacai sözü verenler ve hatta referandumda "Hayir" demenin eytanla ibirlii yapmak olduu safsatasina kapilanlarin da çok büyük etkisiyle Türk tarafinda % 64.8'lik bir oranda "Evet" oyu çikar. Kibrisli Türklerin bu ekilde ikiye bölünmeleriyle beraber ciddi bir gerginlik ortami doar ve KKTC halki ortak ulusal hedeflerde ve çikarlarda ortak hareket etme, ortak akil kullanma, ortak karar alma yeteneklerinden mahrum kalarak cephelere bölünür, toplumsal olarak çözülmelere urar ve halkin ulusal deerlerdeki birlik ve beraberlii de air darbe alir. Öte yandan planin kabul edilmesini istemeyen Kibrisli Türklerin yaptiklari mitinglerde ise "Kibris Türk'tür, Türk kalacaktir.", "Vatan pasaportlara deiilmez.", "Ana evimizi Rumlar mi alacak?" eklinde pankartlar dikkat çeker. Öte yandan referandumda Rumlarin "Hayir" 30, Türklerin ise "Evet" yönünde oy kullanmalari durumunda Rumlarin bunun bedelini ödemeleri gerektii 31, KKTC'nin bütün dünya tarafindan taninmasi için gerekli giriimlere derhal balanacai bildirilir. Ayrica ticari ambargolarin kaldirilmasindan izolasyonun ve uluslararasi platformda taninmaya kadar bir dizi yeni ve iyiletirici tedbirlerin de alinabilecei bildirilir. Örnein Hollanda'nin Avrupa leri Bakani Atzo Nicolai, Güney Kibris'ta referandum

14 Nisan 2004 tarihli Türkçe gazeteler Kibris Rum kesiminde referandumda 'Hayir' çikacai yönünde beklentilerin ortaya atilmasi sonrasinda ABD Diileri Bakanlii Sözcüsü Richard Boucher bir açiklama yapar ve "Güney Kibris yayin kurulu, halkin gelimeleri örenmesini kisitliyor. Yabancilarin BM plani hakkindaki açiklamalari ve Cumartesi günkü referandumla ilgili basin haberleri kisitlaniyor. Birçok bilgi ve gerçekler halka ulaamiyor olabilir. Bu da Kibris'ta özgür basinin ileyiine, Kibrisli seçmenlerin tam ve doru bilgiye ulaabilmesine kuku düürüyor. Halkin bütün görüleri bilmesi, plani bilmesi gerek." diyerek Rum kesiminde sansür uygulamasi yapildiini açiklar. Cumhuriyet, 24 Nisan 2004. 31 Rumlarin bu süreçte en büyük kabuslarinin bazi AB üyesi ülkelerin sözde devleti tanimasi ihtimali, Türk-Yunan ilikilerinde gergin dönemin yeniden balamasi, Yunanistan ve Kibris'in ABD ve BM ile olan ilikilerinde gerginlik yaanmasi, AB içerisinde Yunanistan ve Kibris'in yalnizlia itilmesi olacai ileri sürülmekle beraber bunlarin hiç birisi gerçeklemez.

30 29

sonuçlarinin "Hayir" olarak çikmasi durumunda Kuzey Kibris'in açikta birakilmayacaini belirtir. 32 Bu gelimeler iiinda, 12 Kasim 2002 tarihinde, Birlemi Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'in, "Kibris sorununun çözümüne ilikin görüleri" olarak tanimlanan çözüm plani Cumhurbakani Denkta ve Rum Yönetimi Bakani Glafkos Klerides'e ayni anda sunuldu. Cumhurbakani Denkta Annan'in, Türk ve Rum taraflarina sunduu kapsamli çözüm önerileri ile ilgili yaptii açiklamada, plani tüm yönleri ile dikkatlice inceleyeceklerini, yapici bir anlayila deerlendireceklerini ve hükümet, meclis ve Türkiye ile deerlendirme ve istiareden sonra, halkin görü ve düüncelerine bavuracaini belirtti. Cumhurbakani ayrica her iki lidere serbestçe müzakere için imkân ve zaman verilmesi gerektiini vurguladi. Cumhurbakani, planin içerisinde deimesi gereken, kabul edilemez olan ve zaman içerisinde Kibrisli Türkleri bir azinlik durumuna düürecek çok ey olduunu, takvimleme yapilmasinin ve tarih sinirlamasi getirilmesinin empoze anlamina geldiini belirtti. Kibris Türk tarafi, planin zemin olarak kabul edilebilmesi için yapilmasi gereken deiiklikleri ise görüebileceini açikladi. Türk tarafinca yapilan deerlendirmede, BM planinin genel olarak Kibris gerçeklerine uymayan, bugüne kadar Kibris Türk tarafinin savunduu ve ortaya koyduu, egemenliinin taninmasi ve kayda geçirilmesi, iki kurucu devletin siyasi eitliinin her düzeyde tescil edilmesi, iki kesimliliin deitirilmeden devaminin salanmasi, mal-mülk konularinin tazminatlar yoluyla halledilmesi, 1960 Antlamalarindan kaynaklanan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin sulandirilmadan devami gibi gerçekçi önerilerden uzak olduu tesbiti yapilmiti. Plan özellikle toprak, harita, mal mülk ve yeniden göçe zorlanan Kibrisli Türkler'in sayisi ve kuzeye gelecek Rumlar ve onlara verilecek siyasi haklar konularinda kabul edilmesi çok sakincali ve mümkün olmayan hükümler içermekteydi. Plan'in anayasal deiiklik izlenimi veren bir yaklaimla Rum tarafinin AB'ye giriini garanti altina almak isteyen ve Türkiye ile Yunanistan arasindaki dengeyi bozmaya yönelik bir yaklaim sergiledii saptanmiti. BM Genel Sekreteri, planin iki tarafça da ilk deerlendirmelerinin ardindan, taraflara birer mektup göndererek, belgede uygun bulmayip, deitirmek istedikleri noktalari kendisine 30 Kasim'a kadar bildirmeleri konusunda bir davet yapti. ki taraf deiiklik yapilmasini istedikleri konulari içeren mektuplarini BM Genel Sekreteri'ne gönderdiler. 10 Aralik'ta, BM Genel Sekreteri'nin Kibris Özel Danimani Alvaro de Soto, Annan Plani'ni iki tarafin itirazlarini dikkate alarak revize edilmi ekliyle taraflara sundu. KKTC Cumhurbakani Rauf Denkta, planin revize edilmi haliyle iyiletirilmi kisimlarinin bulunduunu ancak temelinde Kibris Türkü'nün egemenlik sorunu, devlet sorunu, Rumlarin Kibris

24 Nisan 2004 günü adanin her iki tarafinda yapilan referandumlara KKTC'de 563 sandikta 143.638 seçmen, Rum kesiminde ise 1075 sandikta 480.165 seçmenin oy kullanacai açiklanir. KKTC'de oy kullanma konusunda bir zorunluluk bulunmazken, Güney Kibris Rum Kesimi'nde oy kullanmayan Rumlara 50 Kibris Lirasi (Yaklaik 150 milyon lira) para cezasi kesilir.

32

Türkü'nün içine gelip yerleme sorunu gibi konular bulunduuna, toprak, harita meselesi bulunduuna ve bu konularin Rumlarla bir araya gelerek müzakere yapilmasi gerektiini, belgenin imzalanma aamasina gelmediini söyledi. AB ise, Kibris konusundaki yanli tutumunu 12 Aralik Kopenhag Zirvesi'nde Kibris Rum Yönetimi'ni "Kibris" adi altinda AB'ye üye alarak katma konusunda almi olduu kararla bir kez daha gözler önüne serdi ve 16 Nisan'a kadar bir anlamaya varilamamasi durumunda, GKRY'nin AB üyeliinin onaylanacaini bildirdi. Bu gelimeler karisinda, taraflarla istiarelerde bulunmak amaci ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan 24 ubat 2003 tarihinde, Türkiye, Yunanistan ve Kibris'i kapsayan bölge turunun ilk durai olan Ankara'ya, ardindan da Atina'ya gitti. 26 ubat'ta adaya gelen Genel Sekreter taraflarla ayri ayri görüerek, üçüncü çözüm planini sundu. Annan adadan ayriliinda basina yaptii açiklamada, iki liderle yapmi olduu görümelerde ortaya koyduu deiiklikler ve çözüm plani ile ilgili deerlendirmeler yaptiini ve taraflardan planda öngörülen 30 Mart tarihinde referanduma gidip gitmeyecekleri konusunda taahhüt istediini, liderleri cevaplarini vermek üzere 10 Mart'ta Lahey'e davet ettiini söyledi.

Information

23 pages

Find more like this

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

554185