Read bereket_23.pdf text version

Wal-Mart, Walt Disney, Boing ve Sony 'nin de aralarýnda bulunduðu 18 vizyoner þirketin 'ÖZ'ü koruyup, geliþmeyi sürekli teþvik ederek rekabetlaimiyla da bu günü çözümleyemeyiz. Nitekim çi olduklarýný vurguluyor.

Deðiþim, yenilenme gibi zaman iþipaketleri bir hacmi daha da büyütülen kurtarma dir ve bu sürecin usuvermiyor. olarak yönetilmesi geresonuç lüne uygun kir. Eðer Bu ðiþim, yenilenme süreci sadece parade nedenle biz, problemin iyi yönetilmez ise iþkaynaklarla kötüye gitme riski inanmiyoruz. sal lerin daha çözülebileceine de bulunParadigmayi ifadeyle Dim çözüm olamaz. maktadýr. Diðer bir deitirmeden yat'a pirince giMevlana'nin gurdan olmak da var. derken evdeki buldedii gibi, "Dün dünde kaldi cancaizim, bugün yeni eyler söylemek lazim."

mevcut ileyie göre hazirlanan ve her geçen gün

BAÞLARKEN

R

Fahrettin Yahþi Fahrettin Yahi

`ÖZ'ü Krizden Çikiin da Kolayi Var Kaybetmeden

zi kaybetmeden `Tedbir bizden, takdir 'ÖZ'ü kaybetmeden deðiþim açýsýndanAllah'tan' baktýdiyerek iimize bakmaliyiz. Bu anlayila hazirlaðýmýz zaman hem sektörel hem de kurumsal olanan yeni sayimizdaki dosyada krizin psikolojik rak baþarýlý birve önümüzdeki dönemlerdezý söylesüreci geride býraktýðýmý bunun aiolduunu yebililacaina yönelikda temelibulacaksiniz. izsizlik riz. 1985 yýlýn görüleri atýlan ve fa esasýna göre faaliyet gösteren sektörümüz, 2005 yýlýnda Katýlým Bankacýlýðý olarak tanýmlandý ve Turgut Cansever ve Hat böylelikle hýzlý bir yükseliþ trendi yakaladý. YukaBu sayimizda iki önemli muhteva ile karrýda da ifade ettiðimiz gibi bu tanýmlama, 'Özü inizdayiz. Birincisi Dünyada üç defa "Aa Han koruyarak yeniliðin gerçekleþtirilmesinden baþka Mimarlik Ödülü" almi tek mimar olan Turgut bir þey deðildi. Konuyladolayisiyla yý, bu konuyayinCansever'in vefati ilgili deta önceden daki tarilanminýbir olarak kabul edilebileanisina kiye hin ta ðý röportaji merhumun cek Tür dosya Katýlým Bankalarý Birlidikkatinize Sekreteri Oskincisi yaparak yeniden ði Genel sunuyoruz. man Akyüz'le yapýlan röMekke'de bulunaMisir'da okundu, ise, "Kur'an portajda indi, bilirsiniz.

Zorluktaki kolaylii bulmak için iyimserliimiKurumsal deðiþimin göstergesi

stanbul'da yazildi" muz ge hâlâ geçerliliini konsanlik tarihi, sanayi devriminde olduu gibi en derin de- Bir dönem kurumusözünün nel müdürlüðünü Davut Bekta'la ve de ruduunu belirten Hattatdeðerlendirmeleyapilan pan Os iimlerinden birini yaiyor. Farkinda olmasak ürün ekabet edebilir olmak ve kârlý büyümek için gerek da u-siralar yaropörtaj.man Akyüz'ünbütün dünyanin hattrisanati Davut Bekta gelecekle ilgili tespitleri gerçekten ilgi çekici nide, getarihi günleri yaiyoruz ve ona sürekli ediyoruz. mak rekse hizmet ve süreçlerde taniklik yenilik yap konusunda stanbul'u izlediini ve 2010'un bu Küresel krizlerine eþityakin biryandadýr" anlayýþý sü- bü-likte. birlikte olan zi geçmie kadar bildiimiz te anlamda çok önemli bir tarih olduunu söylüyor. gerekir. "Ýki günü birbi tün ezberler bozuldu. 1 yil öncesine kadar doru bildiimiz rekli yeniliði, ilerlemeyi zorunlu kýlmaktadýr. `Kaizen' adýyla Kurumsal Kimliðini Yeniledi eyler yanli, yanli bildiklerimiz de doru oldu. Bu ok yüSalik ve Sanati hmal Etmedik Japonlarýn bunu bir iþ modeli haline getirdiðini görüyoruz. Sektörümüzdeki deðiþim, doðal olarak kurum zünden siyasi aktörlerden idünyasi liderlerine kadar herkes Ekonominin salii yaninda kendimizi de ihsýdý ve alanda yenilik tirme' anlamýnda kul içinde... `Sürekli geliþdonakalmilik akinlii lanýlan Kaizen, bulunan olarak bize de yanSaliklabirçokiki önemli dosyaler mal etmedik. ilgili bubir yaptýk. Sizlere ulaþtýrdýðýmýz Bereket'in bu sayýsý lacaksiniz. lk dosya manyetik kirlilikle ilgili. Kandurum ya da varýlan düzey ne olursa olsun, bunu yeterli kada söz konu`arti'inniinsan den birisi.kolaylatirmak serdeki su ye likler yaamini Kurumsal bul etmeyip onu daha ileriye götürmek, iyileþtirmek, geliþ- kimliðini yenilediðimiz dergide 'ÖZ'ü göz ardý etiçin gelitirilen teknoloji ürünü cihaz ve sistemYeni eyler Söylemek Gerek meden bazý içerik yenilikleri de yaptýk. Fakat dertirmektir. lerin yaydii elektromanyetik sinyallerden kay-

Hiç kimse bu krizin derinliini ölçemiyor, kap- mizin entelektübelirtenliuzmanlar,ve aðýrlýðýndan gi naklandiini el kim ðinden evde ve ite radsamini kestiremiyor... Fakat kiyamet de kopmadiviz vermedik. Her zamanmanyetik gibi yine okuta yasyon kadar tehlikeli olduðu kirlenmeye kari hayat devam ediyor. Kiisel geliim uzmani tedbirnen ve bunu paylaþvurguluyorlar. kincisi KalýcýveOlmak yan, düþü alinmasi gerektiini mak isteyen payolan NLP'ciler, "Her sorun bir firsattir" diyorlar. lade bahardarüþlerine açýk olduk. Bundan sondaþ rýmýzýn gö beden temizlii odakli. Bütün hastaSürekli yenilenen, deðiþen dünyada eski kalBizim kültürümüze göre de, "Her zorluktan sonra liklarin boaltim sisteminin iyi çalimamasindan ra ayný anlayýþ rý mak mümkünkolaylik Fakat her deðiþim ve sorundaki fir- dakaynaklandiinila çalýþmalavemýzý sürdürecebir deðil. vardir"... Bize düen, yenivurgulayan `Kozmik beden teðiz. Çünkü bilginin bereketi onu paylaþmakla sati ve zorluktaki çözümü arayip gerçek. lenmenin de geliþim olmadýðý bilinen birbulmaktir. mizlii' kavramiyla bunun çaresini gösteren Prof. olur. Deðerli çalýþan ve müþterilerimizin katkýsýyBunun için nilenelim derken kaliplarimizi Dr. Ahmet Maranki'nin, "Sebzeler temizler, meyBu nedenle deðiþelim, yeöncelikle düünce 'ÖZ'ü la, 'Katýlým yayýncýlýðý' adýypratik ni bir yayýncýlýk veler besler" eklindeki la ye önerileriyle bitkiledeitirmemiz de yitirmemek gerekiyor.gerekiyor. Tarim toplumunun akli deline öncülük yaptýðýmýzý düþünüyorum. mo rin mucizevî dünyasina yeni pencereler açiliyor. ve problem çözme teknii ile sanayi toplumuna

"Kalýcý yönelik çözüm la Türkçe'ye de gibiridünün yak- Katkýlarýnýzla oluþacak yeni ' Bereket'lerde Olmak " adýy gelitirilemedii çev len Yeni sayilarda bulumak dileiyle... kitapta James C. Collins ve Jerry I. Porrs;3M, buluþmak dileðiyle...

BEREKET

1

Haberler ................................................. 06 Krize Kari Üç Altin Formül ...................... 10

nsana Saygi e Alim Aamasinda Balar....40

Mimârînin Bilge `Cansever'ini Yitirdik......................14

Net Kârini Artirdi.........18

Fotoraf: Dr. Adnan BÜYÜKDENZ Yorgun Baki Gürcistan/Kutaisi

Bankaci Her eyden Haberdar Olmali.......................20

Fotoraf ......................23

Krizlerin Tarihi ........................................................24

Küresel Kriz.................27

ÝÇÝNDEKÝLER ÝÇÝNDEKÝLER

ÝÇÝNDEKÝLE

ÝÇÝNDEKÝLER ÝÇÝNDEKÝLER ÝÇÝNDEKÝLER Bereket

Sahibi Albaraka Türk adýna Dr. Adnan Büyükdeniz Genel Yayýn Yönetmeni Fahrettin Yahþi Yazý Ýþleri Sorumlusu Melikþah Utku Editör Ekrem Þahin Sürekli Geliþen Ýnsan Grubu . . . . . . . . . . . . . . . . . . .42

Nisan - Mayis - Haziran 2009

Harry Potter Tom Sawyer'a Kari..............................30

Finans Tarihi . . . . . . . . . .44

Satita Beden Dili.........33

Yayýn Kurulu Nihat Boz Temel Hazýroðlu Bülent Taban Mehmet Ali Verçin Hüseyin Tunç Osman Çelebi Salih Uzun Danýþma Kurulu Yalçýn Öner Osman Akyüz Mitat Aktaþ Sanat Yönetmeni Ferhat Çinar

Su Sorununa Çözüm . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .48

Bizim Müziimizin Özü Güldür.................................36

100. ubemiz . . . . . . . . .50

Batman .......................42

Grafik Tasarým Hasan Dede Basým Artus Basim Huzur Mah. mam Çeme Cad. Gürel Merkezi No:14/1 Seyrantepe / stanbul Tel: 0212 289 88 80 Faks: 0212 289 88 84 çerik Hazirlama Bilge Eitim Danimanlik Denetim ve Organizasyon Hizmetleri A..

stanbul Hat'i Dünyanin Gözdesi............................48

Körfezin Parlayan Yildizi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .54

Salik .........................52

Kendini Okuma . . . . . . . .58

Teknoloji Korkutuyor..................................56 20 Yeni Bereket Kapisi . . . . . . . . . . . . . . .38 Sinema....................................................59 Sinema . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .60 Kitap........................................................62 Kitap . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .62

Yönetim Yeri Büyükdere Cad. No:78 34394 Mecidiyeköy / Ýstanbul Tel: 0212 274 99 00 Faks: 0212 272 44 70 e-mail [email protected] www.albarakaturk.com.tr

Üç ayda bir yayýnlanýr Yerel, Süreli Dergi

Dr. Adnan BÜYÜKDENZ Genel Müdür

REEL SEKTöRLE BRLKTE KâRLi BÜyÜmEyE DEVAm

Geçen yýl patlak veren krizin üzerinden bir yýl geçti. Bir yýl sonrasýnda geldiðimiz noktada hâlâ önümüzü çok iyi görebildiðimizi söylemek zor. Hemen hemen hepimizi yeni finansal kavramlarla tanýþtýran bu kriz, baþýndan itibaren oldukça ilginç geliþmelere ve tartýþmalara, ardýndan da düzenlemelere gebe olduðunu daha ilk günden belli etmiþti. Dünya iktisat tarihine "eþikaltý" (subprime) krizi olarak geçecek olan krizi oturup bir daha deðerlendirmek istedik.

üresel ekonomi, 2. Dünya Savai'ndan bu yana en ciddi krizlerden birini yaiyor. u satirlarin yazildii 2009 Mart'inin ilk günlerinde, bundan neredeyse iki yil önce eikalti ipotekli kredi piyasalarinda patlayan güven bunaliminin hâlâ neresinde olduumuzu kestirmek kolay deil. Yatirimci kitlenin risk itahi en yüksek olanlarin pozisyon aldiklari hisse senedi piyasalarinin en gelimileri, u siralar tarihi ve teknik anlamda destek bulmayi umduklari seviyeleri oldukça geride birakmi durumdalar. Gelimi ekonomilerde ardi ardina açiklanan büyük destek paketlerinin moral vermek adina pek bir baari salayamadii görülüyor. Oysa söz konusu paketlerin kisa vadede beklentileri düzelterek harcama ve yatirim itahini açmasi umuluyordu. Bu etkinin olumamasi, bilakis moralleri daha da bozuyor ve kamu müdahalesinin hep yetersiz kaldii olgusu zihinlere daha bir ileniyor. Bu kadar derin ve yaygin bir süreçten Türkiye'nin etkilenmemesi mümkün deil. Nitekim özellikle di ticaretteki hizli daralma, içeride de beklentilerin kötülemesiyle souyan iç taleple birleince, Türkiye'de sanayi üretimi 2008'in son çeyreinden itibaren ciddi bir daralma sürecine girmi oldu. Bununla birlikte krizin Türkiye'ye girii, gelimi ülkelerden farkli bir seyir izledi. Gelimi ülke ekonomilerinde kriz

K

mali kesimden balayarak reel sektörü etkisi altinda alirken, Türkiye'de özellikle reel kesimin ciddi anlamda etkilendiini, buna karilik bankacilik kesiminin sihhatini önemli ölçüde sürdürebildiini görüyoruz. Gerçekten de 2008 yilinin Eylül ile Kasim arasi küresel mâli piyasalarda yaanan paniin Türk bankacilik sistemi üzerindeki kisa vadeli etkileri bir yana, bugüne gelindiinde bankalarimizin mâli güçlerini koruduu, kredi vermeye devam edebildikleri ve geçmie nispetle daha muhafazakâr olsa da, büyümeye devam edebildiklerini görüyoruz. 2009'un geçen yila oranla daha zorlu bir yil olduunu kabul etmekle birlikte, bankalarimizin krizin atlatilmasinda kendi paylarina düen görevi yerine getirmeye devam edeceklerini düünüyorum. Böyle zorlu bir yilin ardindan Albaraka Türk'ün 2008 yili faaliyetlerini ve sonuçlarini müterilerimiz, ortaklarimiz, muhabir bankalarimiz ve çalianlarimizla paylamaktan büyük bir kivanç duyuyorum. Kivancimizda hakli olduumuzu düünüyorum, zira ekonomideki seyrin dalgalanmaya baladii 2008 yilinda bankamiz, sadece aktif kalitesini büyük ölçüde korumakla kalmami, ama ayni zamanda reel kesimin hep yanindaki konumuyla net kârini en fazla arttiran banka olarak da kendini gösterebilmitir. 2008 yilinda 20 yeni ube açarak ube sayisini 100'e çikaran Albaraka Türk, aktif büyüklüünü yillik bazda % 30 arttirarak

4,8 milyar Türk lirasi seviyesine çikarabilmitir. 2007 yilinda yaptii baarili halka arzin ardindan saladii kaynaklari 2008 yili içinde tamamen kredilere dönütürebilmi ve böylece kriz artlarinda toplam kredi portföyünü % 32 arttirabilmitir. Yüzde 18'in üzerindeki sermaye yeterlilik orani, mevcut artlar karisinda faaliyetlerimiz için güçlü bir sermaye destei salamakla birlikte bankamizin bu güçlü sermaye yapisinin kârlilii azaltmadiini görmek de mutluluk vericidir. Memnuniyetle ifade edebilirim ki, Albaraka Türk 2008 yilinda net kârini % 60 arttirabilmi tek Türk bankasi olmutur. Bu baarinin salanmasinda katkisi bulunan çalianlarimiza, müterilerimize ve ortaklarimiza teekkürü bir borç biliyorum. Küresel ekonominin ciddi bir sinavdan geçtii 2009 yili için bankamizin stratejisi, imdiye dek baariyla tesis ettii kârlilik ile büyüme arasindaki sürdürülebilir dengenin devami niteliindedir. Bu çerçevede bankamiz, imdiye dek olduu gibi, 2009 yilinda da reel kesimin yaninda durmaya devam edecek ve aktif kalitesinden taviz vermeden, artlar elverdii ölçüde büyüme potansiyelini deerlendirecektir. Bu çerçevede 2009 yili içinde ube açma gayretlerimizin devam edeceini özellikle belirtmek istiyorum. 2009 yilinin ülkemiz ve bankamiz için beklentilerden çok daha iyi geçmesini temenni ediyorum. Saygilarimla,

4

|

BEREKET

DÜÜNCE DAmLALARi

nsan iyi yolda gitmek isterse, niyeti ona iik olur. *** Firsatlar oturup beklemekle gelmez. *** Yenilenme hayatin özüdür. Ancak yenilenerek geliir, kendimizi gelecee tairiz. *** Önemli olan hata yapmamak deil yapilan hatadan ders çikarmak ve onu telafi etmektir. Baka bir ifade ile önemli olan dümemek deil dütüü yerden kalkabilmektir. *** Baarili liderler bir yandan yetenekli çalianlarin ellerinden tutarken dier yandan da performanslarini ortaya koyacak iklimler yaratirlar. *** Aslinda üstün performans sahibi insan demek, en güçlü olduu alanda faaliyet gösteren insan demektir. En verimli olacainiz konu, en iyi yaptiiniz ve yapmaktan en çok keyif aldiiniz konudur. *** Deerlere dayali bir kültür oluturmak istiyorsaniz; 1.Temel deerleri belirleyin, 2.Temel deerleri yaama geçirin, 3.Temel deerleri kuruluun dokusuna yerletirin. *** "Ben" odakli yaklaimlarin yarattii tepkisellikten, "Biz" odakli paylaimci, üretken ve yaratici süreçlere yönelmeliyiz. *** Misyon "niçin var olduumuzu", Vizyon "nereye ulamak istediimizi" gösterir. *** Etkili bir konuma için; Yumuak deil vurucu bir balangiç ve biti yapin, zleyicinin katkisini salayin, çinizden fikirler ve örnekler bulup çikarin, Be sihirli an bulun (dramatik, gülünç, heyecanli, duygusal, acikli), Ödünç öykü yerine canli bir kiisel BEREKET | 5 öykü bulun.

Haberler

GENEL MÜDÜRLÜK ÝNÞAATIMIZ DEVAM EDÝYOR

A

19. FUTBOL TURNUVAMIZ BAÞLADI

lbaraka Türkün yeni genel müdürlük binasýnda hizmet verebilmesi için geri sayým baþlamýþ durumda. Çalýþmalarý süren binanýn 2010 yýlý ortalarýna doðru hizmete gireceði bildirildi. Ýstanbulun yeni gözde finans merkezlerinden biri olmaya aday Ümraniyede yapýmý devam eden binanýn mimârî tasarýmý özellikle dikkat çekiyor. Yapýmý tamamlandýðýnda 22 katlý ve son teknolojik sistemleri bünyesinde barýndýracak olan bina, Albaraka Türkün ülkemiz ekonomisine olan güvenin de bir göstergesi niteliðinde ...

G

eleneksel olarak düzenlenen Albaraka Türk futbol turnuvasý bu yýl da bol heyecana ve çekiþmeye sahne oluyor. Geçen yýllara oranla 28 takým gibi rekor bir katýlýmýn olduðu turnuva, grup maçlarýyla baþladý. Genel müdürlük birimleriyle Ýstanbul ve Ýstanbula yakýn þubelerin personelinden oluþan takýmlarla 7 haftalýk grup maçlarý sonrasý final grubuna 8 takým çýkýyor. Bu takýmlar arasýnda yapýlacak önce çeyrek final daha sonra yarý final ve en sonunda da final maçý sonrasý þampiyon takým belirlenecek. Turnuva ile ilgili bir açýklama yapan Genel Müdür Baþyardýmcýsý Fahrettin Yahþi Bu yýl 19.su düzenlenen geleneksel futbol turnuvasý, kurum çalýþanlarýmýz arasýndaki iliþkilerin geliþimine büyük katkýlar saðlamaktadýr. Çalýþanlarýmýz bu sayede birbirlerini daha yakýndan tanýma fýrsatý bularak iþ dýþý alanlarda da birlikte hareket edebilmektedirler dedi.

AVUKATLARIMIZ ANTALYADA TOPLANDI

B

u yýl 2. kez düzenlenen Albaraka Türk Avukatlar Toplantýsý, 15-18 Ocak tarihleri arasýnda Antalyada yapýldý. Anadolu þubelerinin vekil avukatlarýyla Ýstanbul genel müdürlük ve þubelerinin avukatlarýný buluþturan toplantýlar, samimi ve çok sýcak bir ortamda gerçekleþti. Özellikle meslekî bilgi ve tecrübelerin paylaþýldýðý toplantýlarda katýlým bankacýlýðý ve bu bankacýlýk faaliyetleri konusunda yasalarýn öngördüðü düzenleme ve uygulamalarýn ele alýndýðý bildirildi. Meslekî toplantýlar dýþýnda ülkemizin turizm ve tarih yönünden zengin bir çeþitliliðe sahip ili Antalyayý da gezme fýrsatý bulan avukatlarýmýz, bu cennet ilimizi bir kere daha keþfetme fýrsatý buldular.

6

BEREKET

6

|

BEREKET

HAT TAKVÝMÝMÝZ HAYRANLARIYLA BULUÞTU

SORULARLA KATILIM BANKACILIÐI KÝTAPÇIÐI ÞUBELERÝMÝZDE

A A

lbaraka Türkün hat eserleriyle zenginleþen 2009 yýlý takvimleri hayranlarýyla buluþtu. Bu yýl takvime giren eserler, 2008 yýlýnda yapýlan hat yarýþmasýnda dereceye giren eserler arasýndan titizlikle seçildi. Yerli ve yabancý birçok hattat tarafýndan emek ve ustalýkla hazýrlanan bu eserleri sabýrsýzlýkla bekleyen hat severlerin, yeni yýl takvimi için olumlu görüþler bildirdikleri kaydedildi. Albaraka Türkten yapýlan açýklamada bir sonraki yýlda ise bu eserlerin tezhiple süslenmiþ örneklerinin yine takvim çalýþmasýnda kullanýlacaðý ifade edildi.

lbaraka Türk, Katýlým Bankacýlýðý tanýtýmý açýsýndan önemli bir hizmeti daha hayata geçirdi. Katýlým Bankacýlýðýyla ilgili sýkça sorulan sorularla bu sorularýn yer yer örneklerle açýklandýðý cevaplarýn bulunduðu bu çalýþmanýn önemli bir baþvuru kaynaðý niteliðinde olduðu ifade ediliyor.

ALBARAKA TÜRK TV YAKINDA TÜM ÞUBELERÝMÝZDE YAYINDA

K

ALBARAKA SURÝYE FAALÝYETÝNE BAÞLADI

atýlým bankacýlýðýnýn öncü kurumu Albaraka Türk, yakýnda tüm þubelerinde kendi TVsi ile yayýna geçerek bir ilke daha imza atmaya hazýrlanýyor. Hazýrlýklarý son aþamaya gelen Albaraka Türk TV, zengin içeriðiyle müþterilerine hizmet verecek. Güncel haberlerden ekonomik göstergelere, il il hava tahmini bilgilerinden Albaraka Türk ile ilgili ürün ve hizmet bilgisine kadar zengin bir içeriðe sahip olacak kapalý devre tv yayýný yakýnda bütün Albaraka Türk þubelerinde faaliyete geçiyor.

ahreyn merkezli lider faizsiz bankacýlýk grubu Albaraka Banking Group (ABG), stratejik hedefleri doðrultusunda faaliyete geçmeyi planladýðý Suriye pazarý için gerekli tüm onaylarý aldý ve 100 milyon dolar sermayeyle 2009 yýlýnýn ilk aylarýnda faaliyete baþladý. Albaraka Banking Group Yönetim Kurulu Baþkaný ve Genel Müdürü Adnan Ahmed Yusuf, bankanýn kuruluþu için gerekli olan tüm adýmlarý tamamladýklarýný belirterek, Albaraka Suriyenin, 100 milyon dolar sermaye ile kurulduðunu kaydetti. Süregelen ekonomik reformlarla birlikte Suriye piyasasýnýn ciddi bir büyüme sergileyeceðini söyleyen Yusuf, Suriyenin birçok yabancý bankacýlýk kuruluþunu da içeren yatýrýmcýlar için bir cazibe merkezi haline geldiðini ekledi. Albaraka Suriye, ülke genelinde birçok þehri kapsayacak þube aðýnda bireysel ve kurumsal müþterilere tüm bankacýlýk ürün ve servislerini Katýlým Bankacýlýðý prensipleriyle sunacak. Albaraka Suriye, 12 ülkede faaliyet gösteren Albaraka Banking Groupun finansal kaynaklarý ve teknik kapasitesi ile engin tecrübe aðýnýn bir parçasý olacak.

B

BEREKET

|

7

BEREKET

7

ALBARAKA TÜRK SERMAYESÝNÝ 539 MÝLYON TLYE YÜKSELTÝYOR

S

ermayesini yüzde 100 oranýnda artýrarak 539 milyon TLye yükseltme kararý alan Albaraka Türk, 2008 yýlýnýn net dönem kârýnýn yüzde 33,6sýna karþýlýk gelen 45 milyon 800 bin TLyi hissedarlarýna temettü olarak daðýtacak. Albaraka Türk Katýlým Bankasýnýn 31 Mart 2009 tarihinde Four Seasons Hotel Bosphorusta yapýlan Olaðan Genel Kurul Toplantýsý'nda, 2008 yýlýnýn net dönem kârýnýn yüzde 33,6sýna karþýlýk gelen 45 milyon 800 bin TLnin, 8 Nisan 2009 tarihinden itibaren hissedarlarýna temettü olarak daðýtýlmasýna karar verildi. Genel Kurul Toplantýsýnda konuþan Albaraka Türk Katýlým Bankasý Genel Müdürü Adnan Büyükdeniz, uzun yýlladýr kârlýlýk, hizmet kalitesi ve müþteri memnuniyetini önceleyen saðlýklý ve dengeli bir büyüme stratejisi benimsediklerini ifade ederek, Bu strateji, ekonominin yükseldiði dönemlerde hizmetlerimizi daha geniþ kitlelere sunma imkâný verirken, ekonominin zorlandýðý zamanlarda ise müþterilerimizi üzmeden yolumuza devam etmemizi saðladý. Makro ekonomik þartlar açýsýndan zorlu geçen, iniþ ve çýkýþlarý hiçbir þekilde önceden kestirilemeyen 2008 yýlýnda bile, baþtan koyduðumuz bütçe hedeflerini bu sayede baþarýyla tutturduk. Aktif kalitesini esas alan stratejimizin, Albaraka Türkü 2009 yýlýnda da ön plana çýkaracaðýný düþünüyorum diye konuþtu.

HAT YARIÞMAMIZIN ESERLERÝ TEZHÝPLE BULUÞUYOR

T A

ürk, 2008 yýlýnda 2.sini düzenlediði hat yarýþmasýnda dereceye giren eserlerini tezhiple buluþturuyor. Jüri tarafýndan deðerlendirmeye alýnan eserler, yapýlacak tezhip çalýþmasýna ve tezhibi yapacak sanatçýlara göre kategorilere ayrýldý. Bu þekilde birkaç ayý bulabileceði söylenen tezhip çalýþmalarý sonrasý eserlerin 2010 yýlý duvar takvimi çalýþmasýna yetiþmiþ olacaðý ve yeni yýl takvimlerinin hayranlarýyla tezhipli bir þekilde buluþacaðý belirtildi.

ALBARAKA TÜRK ve YEÞÝLAY ELELE

lbaraka Türk, sosyal sorumluluk çalýþmalarý çerçevesinde Uluslararasý Yeþilay Saðlýk ve Sanat Festivaline sponsor oldu. Ülkemizde kötü alýþkanlýklarla mücadele için kurulmuþ olan Yeþilay tarafýndan organize edilen etkinlikler 18-21 Þubat 2009 tarihlerinde Ýstanbul The Marmara Otelinde düzenlendi. Ülkemiz adýna baþta Cumhurbaþkaný olmak üzere etkinliklere birçok önemli devlet adamý ile sanat ve siyaset dünyasýndan da önemli simalar katýldý. Ayrýca ülkemizdeki bazý yabancý büyükelçilerle yurt dýþýndan da önemli misafirler bu etkinliðe iþtirak ettiler. Etkinliklerde özellikle gelecek kuþaklarýmýz için yapýlabilecek çalýþmalar ve iþbirliði olanaklarý deðerlendirildi, bu konularla ilgili her toplumun önemli sorumluluklarý olduðu ifade edildi.

8

|

BEREKET

8

BEREKET

ALBARAKA TÜRKTE FATURA ÖDEMELERÝNDE YEREL DÖNEM

Þ

ube aðýný hýzla geniþleten Albaraka Türk, þube açtýðý noktalarda yerel hizmetlere büyük önem veriyor. Fatura ödeme hizmetleriyle hayatýmýzý kolaylaþtýran internet þubesiyle bu konuda yeni adýmlar atarak bir çok þehirde, belediyler ve kamu hizmeti sunan kuruluþlarýn faturalarý için ödeme hizmeti verilmesi amaçlanýyor. Albaraka Türk; Ýstanbul, Ankara ve Ýzmir gibi büyük þehirlerin yaný sýra Konya, Kayseri, Kocaeli, Eskiþehir, Denizli gibi þehirlerimizde yerel belediyelerin ve kamu hizmeti sunan þirketlerin faturalarýyla ilgili iþlem yapýlabilmesi için çalýþmalara baþladý. Halihazýrda su ve kanalizasyon (ÝSKÝ, KASKÝ, ÝSU, KOSKÝ), doðalgaz (ÝGDAÞ, ÝZGAZ, EZGAZ, KENTGAZ, ÇORDAÞ), elektrik (KAÇEDAÞ, TEDAÞ, BEDAÞ) iþletmelerinin fatura ödemelerinde Albaraka Türk þubeleri ve internet þubesi müþterilerinin hizmetinde. Ayrýca Boðaziçi Konut þirketinin aidatlarý Albaraka Türk Katýlým Bankasýýn

þubelerinden ve internet þubesinden ödenebilmektedir. SÝBESKÝ (Sivas), ARMAGAZ (Yalova), ÝZSU (Ýzmir), DENÝZLÝSU (Denizli), AKSARAYGAZ (Aksaray), BURSAGAZ (Bursa) þirketlerinin Albaraka Türk Katýlým Bankasý aracýlýðýyla fatura tahsilatý konusundaki altyapý hazýrlýklarý ise devam ediyor.

ALBARAKA TÜRK ATMLERÝ ÞÝMDÝ MÜÞTERÝLERÝNE DAHA YAKIN

2

010da kuruluþunun 25. yýlýný kutlamaya hazýrlanan Albaraka Türk, planlý büyümesine devam ediyor. Büyüme hedefleri kapsamýnda müþterilerine daha etkin hizmet sunmayý hedefleyen Albaraka Türk Katýlým Bankasý, þube dýþý bankacýlýk faaliyetlerinden ATM hizmetlerine hýz verdi. 71 ATM makinalarýnýnýn ardýndan yine kendine özgü tasarýmýyla Albaraka 7/24 ATM kabinlerinin ilki Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde hizmete girdi. Maaþ ödemelerinin bankalar aracýlýðýyla yapýlmaya baþlanmasýnýn ardýndan önemli bir ihtiyaç haline gelen ATM hizmetlerinin geniþletilmesini amaçladýklarýný belirten Albaraka Türk Katýlým Bankasý yöneticileri, önümüzdeki günlerde bu yöndeki çalýþmalarýna yoðunluk vereceklerini bildirdi.

A

ALBARAKA TÜRK DE ARTIK MASTERCARD ÜYESÝ

lbaraka Türk, dünyanýn en büyük kart sistemlerinden bir olan Visadan sonra Mastercard ödeme sistemine üye oldu. Düyadaki en büyük kartlý ödeme sistemlerinden biri olan Mastercard, 200ün üzerindeki ülkede para yerine geçiyor. Banka kartý, bussines kart, gold kart ve klasik kartlarýnýn tamamý için Mastercard hizmetini sunan Albaraka Türk, ayný zamanda mastercard logolu kartlarýnýn tasarýmlarýný da yeniledi. Albaraka Türk Katýlým Bankasý; bireysel ve kurumsal bankacýlýk müþterilerinin hayatlarýný kolaylaþtýrabilmek ve daha iyi hizmet verebilmek için gerekli çalýþmalara hýz kesmeden devam edeceðini açýkladý.

BEREKET

|

9

BEREKET

9

KRzE KARi ÜÇ ALTiN FoRmÜL

güven dayanima istikrar E

konomik krizlerle, iddet olaylari, toplumsal sorunlar, sosyal patlamalar, hatta savalar birbirleriyle her zaman bir ekilde ilintilenmitir. Türkiye ile ekonomik yapilari açisindan büyük benzerlikler taiyan Arjantin'de 2001 krizinde yaanan olaylar hafizalarda tazeliini koruyor. Açlik ve öfkeyle sokaklara dökülen halk yiinlarinin, cam-çerçevelerini indirdikleri dükkanlari, maazalari, aliveri merkezlerini nasil yamaladiklarini unutmak mümkün mü? Bu tepkilerin arkasinda yatan gerçek acaba sadece ekonomik krizle mi izah

Bugüne kadar yaanilan ekonomik krizlerin toplumsal etkileri incelendiinde, ülkelerin ve ekonomilerin yeniden düzlüe çikabilmelerinde 3 temel faktör dikkat çekiyor: güven, dayanima ve istikrar...

çikmadi. Krizse kriz vardi. Gelir adaletsizliiyse, o da vardi. Bizde olmayan ferdiyetçilik ve dier insanlara kari güvensizlik olgusuydu. Akraba ve aile balarinin güçlü oluu, çeitli vakiflar, dernekler ve kurulular araciliiyla yapilan nakdî ve aynî yardimlar, insanlar üzerinde bu olumsuz ruh halinin olumasini engellemiti. Bugünkü kriz 2001'dekinden çok farkli. Kriz sadece Arjantin'in, Türkiye'nin ya da bir kaç ülkenin deil, birkaç tane kapali ekonomi hariç dünyanin tamamini sarsiyor. Türkiye'nin bu krizde geleneklerine bali sosyal

edilmeli, yoksa yillarin süregelen siyâsi ve ekonomik politikalarinin ürünü olan gelir adaletsizlii sonucunda oluan ferdiyetçilik ve güvensizlik duygusu da mi irdelenmeli? Ekonomistlerin, siyasilerin ve psikologlarin yorumlarini dikkate alirsak, irdelenmeli...

Dayanima Patlamayi Önlüyor

2001 yilinda Türkiye ekonomisi, belki Arjantin'den daha derin yara aldi. Kapanan irketler, isiz kalan yüzbinler... Fakat yama tablosu bizde ortaya

ABD Krizi Aacak Dinamizme Sahip

Ekonomi Profesörü, krizin merkez üssü ABD'nin bunu aacak potansiyele sahip olduunu vurguluyor ve gerekçelerini öyle siraliyor: - ABD, Avrupa'dan daha büyük kaynaa sahip bir kita. - ABD, petrol açisindan yüzde yüz baimli deil. Avrupa ise hakikaten çok baimli. Rusya fiyati artirdiinda Avrupa'yi parmainin ucunda tutuyor. - ABD'de federal hükümet var. Aninda olaya müdahale edebiliyor, bu çok önemli. AB'nin ise merkezden ati yapacak bir yapisi yok. Avrupa Merkez rulu için içileri çikarmak ve yeniden yapilanmak kolay ABD'de. Avrupa'da bu çok zor. - Avrupa'da ticaretin yüzde 60-65'i birbirleriyle oluyor. Dolayisiyla özellikle büyük olan ülkeler krize girdiinde hepsi takir takir dümeye baliyor. Bankasi tepede bir kurum. imdi bu banka hangi ülkeye göre politika yapacak, kimi nasil kurtaracak? - Avrupa'da igücü piyasasi esnek deil. ABD'de sendikalama orani yüzde 10-15 seviyesinde. Krize giren ku- Euronun deer kazanmasiyla ihracatta kârliliklari düüyor ve ihracatlari zora giriyor. - Nüfus bakimindan daraliyor Avrupa. Almanya'da evlenme ve çocuk sahibi olma orani iyice dütü. ABD ise bütün dünyanin insan kaynaini kullaniyor.

Deniz Gökçe:

10

|

BEREKET

murat yalçinta:

Kriz Güveni de Kaybettiriyor

"u anda dünyada kimse kimseye güvenmiyor, güvenmedikleri için iler açilmiyor. Finans kurululari birbirine güvenmiyor, ayni sikinti reel sektörde de var. Bugün birakin açik hesaplarla çalimayi, paralar pein ödenmedikçe iler yürümüyor. Biz bu güven sorununu çözmedikçe kriz bitmeyecek." yanlarini deil, firsatlarini gösterdiinizde tüketim canlanabiliyor. Bu kampanyasiyla bu kanitlami olduk" diyor. Türkiye'nin, yaanan krizde zerre kadar günahinin olmadiini vurgulayan Yalçinta, "u an bakalarinin günahini çekiyoruz. Bu yil Haziran ayina kadar artlar zor geçecek, o dönemden sonra biraz toparlanma bekliyoruz. 2010'da da iler düzelir diye tahmin ediyoruz" diyor.

stanbul Ticaret Odasi (TO) Yönetim Kurulu Bakanlii'na ikinci kez seçilen Murat Yalçinta, olaylara her zaman pozitif yaklaimiyla dikkat çeken bir iadami. Türkiye'den kaynaklanmayan küresel krizin ülkemizde de hissedilmeye balandii 2008 yili Ekim ayinda yaptii bir açiklamada, "Üreten kesim olarak, halk olarak olumsuz beklentiye girer, güveni ve beklentilerimizide negatife çevirirsek krizi biz kendimiz getiririz. Olmayan krizi biz kendimiz çikarmayalim" demiti.

Daralma Psikolojik

TO Yönetim Kurulu Bakani Murat Yalçinta, ekonominin psikolojik yanina da dikkat çekerek, tüketicinin, yarin ne olacak korkusuyla temel ihtiyaçlarini bile kistiini vurguluyor. 2001 yilindan beri uygulanan politikalarin Türk ekonomisini güçlendirdiini, ancak küresel mâli krizin iç ve di talebi düürmesini engelleyemediini ifade eden Yalçinta, krizin psikolojik olduunu, aralik ayinda düzenledikleri Aliveri çin Gün Bu Gün kampanyasiyla ortaya koyduklarini söylüyor.

Türkiye'nin Artilari Var

Yalinta'a göre Türkiye'nin kriz sürecinde avantajli olan yönleri öyle: - Petrol ihracatçisi ve Uzakdou ülkelerinde biriken kaynaklar yeni yatirim sahalari aramak zorundadir. Türkiye Bati ülkelerindeki mâli krizi bu bakimdan bir firsat olarak da deerlendirebilmelidir. - Daralan AB pazarinda, lojistik açidan daha yakin ve avantajli olan Türkiye öne çikacaktir. - Türkiye yatirim için güvenli limanlarin bainda gelmektedir. Asya ve Körfez ekonomilerinde 2 trilyon dolara ulaan yatirim fonlari, küresel dalgalanma sürecinde güvenilir liman arayacaktir. Türkiye proaktif bir ekonomi ve ticari diplomasi ile söz konusu yatirim fonlariyla yakin bir diyalog oluturabilir. üretimi Aralik ayinda yüzde 11.9, Ocak ayinda da yüzde 21.3 oraninda azaldi. Bu verilerin kötü çikmasinda bazi çevrelerin medya araciliiyla krizi olduundan fazla göstermeye dönük açiklamalarinin rolü, krizin kendisinden daha büyüktü. Bu tablo, "Kriz psikolojik" dedirtti ama bu açiklama güven bunaliminin artmasini önleyemedi. nsanlar, yarin ne olur endiesiyle tüketimde frene basinca, üretim de azaldi, ihracat da...

Para Geri Gelir Ama...

Maalesef zaman onu büyük oranda hakli çikardi. Yalçinta, krizin para kaybettirmenin yaninda insanlarin birbirine olan güvenini kaybettirdiinin de farkindaydi. Paranin bir süre sonra yerine konulabileceini ancak güvenin ne kadar sürede yerine konulabileceinin belirsiz olduunu her platformda dile getiren Yalçinta, piyasalardaki tüketim daralmasini da bu güven eksikliine baliyor: yapisinin yaninda bir dier avantaji da krizi finans kurumlari güçlü bir ekilde kariliyor olmasi.

Düzelme Haziran'dan Sonra

Kampanyanin yapildii dönemde, itirak eden firmalarin, maazalarin satilarinda ortalama yüzde 35'lik bir arti yakalandiini belirten Yalçinta, "nsanlara güven verdiinizde, onlara krizin olumsuz

Güvensizlik Tepeden Baliyor

Ekim ve Kasim aylarinda da küresel krizin etkileri, bazi bankalarin kredileri geri çairmalari ve reel sektöre fon akiindaki azalmayla birlikte artmaya baladi. Ve son çeyrekte ekonomi yüzde 6,2 küçüldü. Kasim ayinda 645 bin kii artan toplam isiz sayisi 3 milyona dayandi. sizlik orani ise rekor artila yüzde 12.3'e firladi. Türkiye'nin sanayi

5 Yillik stikrar

Türkiye, 2001'in son çeyreindeki yüzde 12.3'lük küçülmeden sonra 2008 yilinin son çeyreine kadar, kesintisiz olarak her çeyrek büyümesini sürdürdü. 2008'in ortalarindan itibaren de iç politikadaki sikintilarin da etkisiyle ekonomideki daralma kendini hissettirmeye baladi.

BEREKET

|

11

Krizi Amanin Püf Noktasi Güven ve stikrarin Devami

Finans krizi tüm dünyada talebi, üretimi ve istihdami vurdu. Finans krizinin arkasindan gelen krizin adi; aslinda özetle, "güven bunalimi." Bunun amanin yolu ise tek kelime ile "istikrar." MÜSAD 3. Dönem Bakani Dr. Ömer Bolat da, güven ve istikrara israrla dikkat çekmeye çalian isimlerin bainda geliyor. Bolat, krizin ilacinin bu iki sihirli kelimede olduunu söylüyor.

Hiç kukusuz ekonomi denklemi içerisinde yer alan bileenlerin salikli bir ekilde ilemesini salayan etkenler içinde ilk sirayi güven ya da dier yüzüyle istikrar oluturur. Bunun en güzel örneklerinden birini de 2001 krizinden yeni çikmi Türkiye'nin Kasim 2002 seçimlerinden sonra adeta sihirli denek demiçesine rekor büyüme trendine giriinde görmek mümkün. MÜSAD 3. Dönem Bakani Dr. Ömer Bolat da, "çinden geçtiimiz süreçte en kritik unsur güven ve istikrar ortaminin devamidir" diyenlerden sadece biri.

Dr. ömer Bolat:

Talep 1 Yildir Baski Altinda

Türkiye'nin benzer bir durumu yurt içinden ve yurtdiindan kaynaklanan siyasi ve ekonomik krizler nedeniyle u anda da yaadiina deinen Bolat, unlari söylüyor: "imdi de tüketim aai yukari 2008'in baindan bu yana bloke edilmi durumda. 14 Mart 2008 kapatma davasi ekonomiye çok büyük bir sekte vurdu. `O bitti' derken, Amerika ve Avrupa'daki mâli kriz büyük sekte vurdu. Tüketim aai yu-

kari 1 yildir bastirilmi durumda. Güven ortami olumaya balayip, beklentiler olumluya döner dönmez kesin olarak harcama ve tüketme eilimleri balayacaktir. Bu da yatirim ve üretimin önünü açacaktir. Tam bir çiki olabilmesi için ise dünya ekonomisinin de olumlu bir sürece girmesi lazim ki 2009 böyle gözükmüyor. 2009'u herkes bir toparlanma ve ayakta kalabilme yili olarak görmelidir."

Bahar Güven Getirecek

Türkiye'nin kriz sürecinde avantajlari olduuna dikkat çeken Dr. Bolat, bu avantajlari öye özetliyor; "Kamu dengeleri, borç ve bütçe dengeleri ve makro dengeler açisindan olumsuzluk yok. Finans sektöründe bir batma olayi yok. Yani hazineye air yük tekil edecek bir finansal deprem de yaanmadi."

2002 Türkiyesi En Güzel Örnek

Türkiye'nin 2002 seçimlerinden sonra bir rahatlamayla birlikte, canlanma ve büyüme sürecine girdiini hatirlatan Bolat, "Uygulanan ekonomi programi ayni programdi. Ne deimiti? Deien psikolojik ortamdi" diyerek istikrari iaret ediyor. Tek partili iktidar ile birlikte güven ortaminin geldiini, beklentilerin bir anda olumluya döndüünü, insanlarin harcamaya, tüketmeye, yatirim yapmaya baladiini anlatan Bolat, bu gelimelerin tabii olarak üretimi kamçiladiini vurguluyor.

`Kendini yenileyen daHa Hizli büyür' Krizlerin, gerek ülkeler, gerek firmalar ve gerekse insanlar açisindan zorunlu da olsa bir yenilenme ve deiim süreci olma özellii taidiini da öne süren Dr. Ömer Bolat, bunu çekidüzen için bir firsat olarak nitelendiriyor. Bolat, bu durumu öyle izah ediyor: "Krizler, yöneticiler için verimsizlikleri, bozukluklari, çarpikliklari budamasi için bir firsattir. `Kesilen sakal daha gür çikar' atasözünde olduu gibi, kriz sonrasinda da büyümeler, gelimeler daha salikli ve güçlü olabiliyor. Aslinda u anda herkes kendine çekidüzen vermekle megul."

Panik Dalgasi Atlatildi

Türkiye'nin panik dalgasini atlattiini ama güven problemini henüz aamadiini kaydeden Bolat, "Bunun sebebi dünyadaki gelimeler ve içerideki tellalliklar, çiirtkanliklardan sonra insanlarda oluan gelecek korkusu. Nisan ayindan itibaren güven krizinin de ailacaina inaniyorum. Çünkü tüketimler daha ne kadar ertelenebilir, yatirimlar daha ne kadar ertelenebilirki? 2008 bir kriz yili olmasina ramen Türkiye'ye 16 milyar dolar dorudan yatirim geldi..." diyor.

12

|

BEREKET

Ekonomik Kriz Psikolojisi Ülkeleri Nereye Götürüyor?

Adaletsizliin ve eitsizliin insanlara ümitsizlik veren bir boyuta tirmanmamasi gerektiini kaydeden Prof. Dr. Kemal Sayar, "Bu insanlara dürüstlükle, çaliarak hayatta bazi eyler elde edebileceklerinin verisini sunmak zorundasiniz. Yoksa öfke ve incinmilik duygusu iddete dönüebilir" diyor.

Bir dönem Bakirköy Ruh ve Sinir Hastaliklari Hastanesi'nde klinik eflii yapan Prof. Dr. Kemal Sayar'a göre u an dünyada ve Türkiye'de kriz karisindaki insanlarin durumu, son sürat hizla giden bir arabinin duvara tosladiinda ortaya çikan manzaraya gösterilen tepkiyle ayni... Kapitalizmi son sürat giden bir araba olarak nitelendiren Prof. Sayar, krizi de çok hizli giden bu arabanin bir duvara toslamasina benzetiyor. ra çarparken de belirleyici olan insanin o anki psikolojisidir" diyor ve devam ediyor: "Krizden çiki için de öncelikle oktan çikmi olmak gerekiyor. Sonrasi kendiliinden gelecek. nsanin içindeki dürtüleri dizginlemeyi örenecek. htiyacimizdan fazlasini istememeyi örenecek. Finans çevreleri de hadsiz büyümenin bütün dünyaya mutsuzluk kaynai olarak dönebileceini gördüler. Sadece sokaktaki vatandain deil kendilerinin de isiz kalabileceini, kendilerinin yoksullua düebileceini örendiler. Artik herkes için frene basma zamani." gerektiini kaydeden Sayar, "Bu insanlara dürüstlükle, çaliarak hayatta bazi eyler elde edebileceklerinin verisini sunmak zorundasiniz. Eer o anlayia sahip olmazlarsa için için onlarin içinde de bir öfke ve incinmilik duygusu oluacaktir. O öfke yarin iddete ve teröre dönüebilir" uyarisinda bulunuyor.

Prof. Dr. Kemal Sayar

Zenginlere Tel Örgü Gerekebilir

Yoksulluun çok yayginlatii yerlerde zenginlerin rahat edemeyeceklerini öne süren Prof. Dr. Kemal Sayar, "Siz evlerinizi büyük duvarlarin ardina ina edebilirsiniz ama ehre indiiniz zaman öfkeli biri gelip sizin arabanizi çizebilir veya yalniz yürüdüünüz zaman üç öfkeli genç önünüzü kesebilir. Bunun örneklerine Latin Amerika'da bazi ülkelerde rastlayabiliyoruz. Bu nedenle krizi mutlaka dayanima duygusuyla karilamamiz gerekiyor. Varlikli insanlar yoksullarin sirtindaki yükü hafifletebilmeli. Bunu yapabilirsek toplumsal bari daha az zedelenecektir. nsanlari tek baina yoksulluk fazla incitmez, adaletsizlik incitir" diyor. fiyatlarindaki düüe paralel enflasyondaki gerilemeyi gösteriyor. Bolat, "Enflasyonu yüksek faizle baski altinda tutmaya gerek yok. Zaten ekonomi durgunluk, istihdam da azalma sürecine girmiken, ekonomiyi canlandiracak tedbirler alinmasi mecburidir" diyor.

Kriz Doyumsuzlua Bir Cevaptir

Kapitalist sistemin tüm manevî ve ahlakî deerleri gözardi ederek, dünyanin en bâkir topraklarini, i alanlarini fethettiini belirten Sayar, "Yaadiimiz kriz denilen ey, insanin dinmek bilmeyen itahina verilen bir cevaptir. Çünkü geçmiin günahi olan `ihtiyacindan daha çounu isteme' günümüzün erdemi haline geldi. çimizdeki açlii sadece tüketerek doyurma gibi önermelerin büyük bir krize yol açacai belliydi aslinda" diyor. Prof. Sayar, "Hiz yaparken de, duva-

Öfke, iddete Dönüebilir

Ekonomik sorunlarin insanlar üzerinde derin tahribatlara yol açabildiini ancak ahlakî deerlerin bu tahribati hafiflettiini anlatan Sayar, "Tek baina yoksulluk, ahlakî kisitlamalari kaldirsa, bütün yoksullar hirsiz olurdu" diyor fakat yoksulluun en diplerinde insanlarin çok büyük bir isyan duygusu yaayabileceine dikkat çekiyor. Adaletsizliin ve eitsizliin insanlara asla bu kadar ümitsizlik veren bir boyuta tirmanmamasi Kriz tedbirlerinde hükümet ile Merkez Bankasi'nin iyi paslatii görüünde olan Bolat, faizlerde bir miktar daha indirimle birlikte piyasalarin canlanmaya balamasini bekliyor. Faizlerin dümesinin kaçinilmaz olduunu belirten Bolat, buna gerekçe olarak da emtia ve gida

Faizde Düü Sürmeli Üretim Öncelik Olmali

Merkez Bankasi'nin ve hükümetin krize yönelik tedbirlerinin biraz geç geldiini ifade eden Bolat, buna ramen Türkiye'de kriz anlaminda bir deprem yaanmadiina dikkat çekiyor.

BEREKET

|

13

`CANSEVER'N yTRDK

Uluslararasi alanda aldii ödüller ve ehircilik üzerine yazdii kitaplarlarla `Bilge mimar' olarak da tanimlanan Turgut Cansever, `Gök kubbede ho bir seda' birakarak ebediyete intikal etti

ünyada üç Aa Han Mimarlik Ödülü almi tek mimar olan Turgut Cansever, vefat etti. 1920 yilinda Antalya'da doan Turgut Cansever, akademik kariyere de sahip uluslararasi bir sanat insaniydi. ehir ve mimarlik üzerine eserler telif ederek `Gök kubbede ho bir seda' birakan bu `Bilge' insanla daha önceki sayilarimizda yayinladiimiz röportaji, geçerliliini koruyan muhtevasi nedeniyle vefati münasebetiyle aaida tekrar dikkatinize sunuyoruz:

Mimar Sinan'in eserlerinin tabiî ve mimarî çevre ile uyumuna özellikle

mmâRÎNN BLGE

dikkat çekiyorsunuz. bu açidan bakildiinda, modern ehirlerin durumu, hiç de iç açici deil. Mimârî uyumsuzluun, çirkinliin bize mahsus tezahürleri hakkinda neler düünüyorsunuz?

D

Mimar Sinan'in çevreyle uyuma gösterdii özen, yaadii ça kültürünün olduu kadar geçmiin de bir yansimasidir. Yüksek seviyede bir çevre bilincinin mevcut olmadii durumda zaten gerçek bir mimarlik sanatinin vücut bulmasi düünülemez; tarih boyunca da hiç mümkün olmamitir.

Bir âbidenin çevresiyle ilikisinin iki zaman boyutu vardir. Bunlardan birincisi güncel çevre artlarini, ikincisi ise gelecei içerir. Eserin tasarimini etkileyen, belirleyen verilerle, o çevreye yapinin katilimi neticesinde ileride vücuda getirilecek mimârî oluumlarin bu yapidan nasil etkilenecei gibi hususlar birlikte deerlendirilir. Günümüzde, büyük âbidelerin çevresindeki yeni mimârî giriimler, bu kültür varliklarini gerektiince anlayarak biçimlendirilmemektedir. Modernitenin yarattii duyarsizlik sonucunda ehirlerdeki

14

|

BEREKET

vahi seviyesizlik ortamlari olumutur. Ülkemiz, insanlik tarihinin çok özel sivil mimârî dokularindan oluan ve çeitli ölçekteki abidelerle bir kere daha tezyin edilen `güzel' ehirlere sahipti. Ancak, kültürel birikimden yoksun mühendislerin birbirlerine dik yollar çizerek oluturduklari gridlerle bu kültür dokulari vahice tahrip edilmitir. Ayrica, hiçbir mantikli temeli olmayan, çounlukla gayrimeru spekülatif amaçlarla alinan yapilama younluunu artirma kararlari, son bir asirlik ehirleme sürecimizi, kültürel bir seviyesizlik ve toplumsal ahlâkî çöküntü batakliina saplamitir. Bu kültürel ve sosyolojik kirlilik ehirlerimizin her noktasinda kendisini açikça göstermektedir.

dendir" eklindeki Hadis-i erif'inin tam tersine, bu evrensel doruyu çineyen bir tavir içerisinde tayin ettikleri emirkulu teknisyenlerin bilgisizce aldiklari kararlarla ehirlerimizi tahrip etmekte, çocuklarimizin geleceini karartmaktadirlar. Eer, stanbul'u çok merkezli bir metropol olarak planlamazsaniz, 10 köprü ve 3 tüp geçit ina etseniz de; yüzlerce kilometre uzunluunda 4 eritli, insanlik dii tünel yollar açsaniz da ulaim sorununu çözemezsiniz. Sadece, stanbul gibi bir nâdide ehri tahrip ettiinizle kalirsiniz.

likileri Koparmayan Konutlar

Çok katli yapilar ve toplu konut uygulamalari; asgarî barinma ihtiyaçlarini karilamanin ötesine geçerek bireylerin, ailelerin, çocuklarin bütün dinlenme, elenme, spor ve sanat ihtiyaçlarini karilayacak bir zenginlie kavuturulabilir mi? dünyada bu yönde arayi ve uygulamalar var mi?

mimar Turgut Cansever kimdir?

1920 yilinda Antalya'da doan usta mimar, Galatasaray Lisesi ve DGSA Mimarlik Bölümü'nde okudu. 1951'de mimarlik bürosunu kurdu. stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden "Osmanli ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Baliklari" adli teziyle sanat tarihi doktoru, "Modern Mimârînin Sorunlari" adli teziyle doçent unvanini aldi; 195960'ta kuruluunda bulunduu Marmara Bölgesi Planlama Tekilati Bakanlii ve 1961'de stanbul Belediyesi Planlama Müdürlüü görevlerinde bulundu. 1974-75'te Dünya Bankasi stanbul Metropol Planlama Projesi'ne bakanlik yapti; 197476 arasinda Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Üyeliinde bulundu. 1975-80 arasinda stanbul Belediyesi'nde, 1979'de Ankara Belediyesi metropol planlama, yeni yerlemeler, kent merkezleri ve koruma danimanlii yapti.

nsana Göre ehir Tasarimi

Sanayi devriminden sonra makinelerin, motorlu taitlarin hayatimiza girii, mimarlik anlayiini da deitirdi. Teknolojik gelimelerin yol açtii mimârînin olumlu ve olumsuz yönleri hakkinda neler söyleyebilirsiniz?

Amerikali sosyolog L.Mumford, 1946 yilinda "ehirlerimizde bundan 30 yil evvel yürüyerek 20 dakikada, at arabasiyla 10 dakikada gidebildiimiz yerlere imdi saatte 150 mil hiz yapan motorlu araçlarla yaklaik bir saatte gidebiliyoruz." diye yazmaktaydi. Mumford, çözüme araçlarla deil insana göre ehir tasarimi sistematikleri ile ulailabileceini ifade etmekteydi. Dünyadaki gelimelerden pek fazla da haberdar olmayan teknokratlar ve politikacilarin ehirlerimizdeki çöküünün esas mesebbibi olduklari âikardir. "Ümmetimin zevâli kötü âlimlerle kötü emirlerden olacaktir" eklindeki peygamber hikmetinin doruluunu yaamakta olduumuz trajedi ile hergün tekrar ve tekrar görüyoruz. ehir hakkinda doru bilgilere sahip olmayan politikacilar, ehre zarar verecek sloganlarla halki artlandirarak iktidara geldiklerinde Hz.Peygamberimiz'in "hükümdârin iyisi âlimin ayaina giden, âlimin kötüsü hükümdarin ayaina gi-

stanbul'da yapilan Habitat Konferansi'nda, önümüzdeki yarim asirlik dönemde meydana gelecek büyük nüfus artiiyla bugün 6 milyar olan dünya nüfusunun 10 milyara ulaacai, ehir nüfusunun ise 8 milyar olacai eklindeki demografik bulgular çerçevesinde, Türkiye'de de 40 sene içinde ehirlerde takriben 60-75 milyon insan için konut ina etmek mecburiyetiyle kari kariya kalacaimiz hususu ortaya konmu bulunmaktadir. Konutun, yapiyi oluturan bütün parçalarin sanayi tarafindan üretilip, müstakbel kullanicinin da katilimiyla hafif parçalarla gerçekletirilen bir montaj ameliyesiyle elde edilmesi halinde, böylesi önemli bir meselenin çözümünün salanabilecei Habitat Konferansi'nda ortaya konmutu. Benzer bir konut üretim sürecine ait geleneksel yaklaim ve yapi teknolojisi ile meydana gelmi tarihi ehirlerimizi yok ederek, bu teknikler yerine Bati Avrupa'nin sömürgeci ülkelerinin sömürgelerinden temin ettikleri paralarla bir israf ekonomisinin ürünü olarak iki

asir boyunca uyguladiklari konut üretim tekniklerini Türkiye'ye gelime adina ithal ettik. Az youn villa yerlemelerinin pahali altyapi harcamalari, çok katli binalarin yapi teknolojisinden doan maliyet yüksekliklerinden kaynaklanan israfin devam ettirilmesine kesin ola-

BEREKET

|

15

2008 yilinda Cumhurbakanlii Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsaminda mimari dalinda büyük ödüle Bilge Mimar Turgut Cansever layik görüldü. Ödülünü Cumhurbakani Abdullah Gül'ün elinden Aldi.

rak imkân olmayacaktir. Bu pahali ve israfa yol açan uygulamada israr edildii sürece toplumun geni kesimleri sefâlet mahallelerinde yaamaya mahkum kalacaktir. Bu felâketli durumun bertaraf edilmesi ancak, 1930'lu yillara kadar varliini sürdürmü olan Osmanli

KiTaPlar da yazdi Turgut Cansever, 1983'te Charles Moore, Roland Simounet, James Stirling, P.W. Sudin, Rifat Chadirji, Habib Fida-Ali, Mübeccel Kiray, Ismal Serageldin'le birlikte Aa Han Büyük Jüri üyelii yapti. Cansever'in mimarlik ve kent sorunlari üzerine makaleleri ve kitaplari da bulunuyor. Turgut Cansever'in yayimlanmi eserleri arasinda `'ehir ve Mimari'', `'Ev ve ehir'', `'Kubbeyi Yere Koymamak'', `'ehir ve Mimari Üzerine Düünceler'' `'stanbul'u Anlamak'' ve Albaraka Türk yayinlarindan çikan "Mimar Sinan" isimli kitaplari bulunuyor

youn-ufkî ehirleme yaklaiminin ve konut üretiminin sanayileme yoluyla hayata geçirilmesi ile baarilabilir.Ayrica, iki asirdir apartmanlarda yaayan Fransiz ehir halkinin 1965 yilinda yapilan bir ankette % 68'inin bir iki katli bahçeli evlerde oturmayi istemeleri, halkinin büyük kisminin apartman hayatina alimi olduu zannedilen bir ülkede dahi böyle bir tercihi ortaya koymalari neticesinde bu ülkenin konut politikalarinin gözden geçirilmesine yol açmitir. Dier taraftan, 50 sene evveline kadar bir iki katli evlerden oluan ehirlere sahip ülkemizde ehir halkinin tercihlerini anlamak için 1980-83 yillari arasinda yapilan bir aratirma, Türkiye ehir halkinin % 83'ünün 1-2 katli evlerde oturmayi tercih ettiini ortaya çikarmitir. Müteahhitlik firmalarinin kâr alani olarak gelitirilmekte olan çok katli yapilar üretmek; bir yerden sonra hem halkin talebine kari bir giriim olmak sebebiyle hem de iktisadî, teknolojik, doal sebeplerle, meselâ depremin sebep olacai yikimlarla

imkânsiz hâle gelecektir. Türkiye'nin 75 milyon insanini 1-2 katli evlerle, Bursa ve stanbul'un eski ehir dokulari gibi yerletirmek için gerekli olacak arazi, yalnizca 7500 km2'dir. Bugün ormana tescilli arazi içinde 220.000 km2'si üzerinde hiç aaç olmayan, yani gerçekte orman olmayan arazi durumundadir. Görüldüü gibi Türk insani için çok katli konut üretmeyi gerekli kilacak arazi sorunu yoktur. Yalilarin, çocuklarin bahçeden tabiattan kopartilmasina sebep olan, komuluk ilikilerini yok eden çok katli apartmanlari ehir halkinin da tercih etmedii gerçei göz önünde tutularak, apartmanlama yoluyla içine düülen ve giderek derinleen sorunlarin ailmasi için ufkî youn yerlemelerin gerçekletirilmesi bir zarurettir.

Mimârîde Kültürel Bütünlük

bir beldenin mimârî çehresinin olumasinda devlet ve belediye gibi

16

|

BEREKET

resmî düzenleyiciler mi, halkin eilim ve istekleri mi daha belirleyici olmutur? yoksa, bunlarin üstünde ve ötesinde din, uygarlik gibi daha kuatici bir etkenden mi söz etmeliyiz?

Üç Aa Han mimarlik ödülü'nü almiti

2008 Cumhurbakanlii Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsaminda mimari dalinda büyük ödüle, 2007 yilinda TBMM Üstün Hizmet Ödülü'ne ve 2005'te Kültür ve Turizm Bakanlii Güzel Sanatlar Genel Müdürlüünce mimarlik dalinda Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layik görülen Turgut Cansever, 1999 Marmara depreminin ardindan `'stanbul Deprem Çalima Grubu''nu oluturmu ve `'Depreme Kari Yeni ehir Üretimi Projesi''ni hayata geçirmiti. Cansever, Aa Han Mimarlik Ödülü'nü de 3 kez almiti. Bir mimar hakkinda ariv deerinde belgelere dayanilarak hazirlanan ilk sergi olan `'Turgut Cansever: Mimar ve Düünce Adami'' balikli sergi, 2007 yilinda stanbul'da açilmiti.

Dünyaya Örnek ehirler

Mimar Sinan'dan kalan eserlere bakarken bugün, sadece tarihî bir mirasi koruma ve sevme duygusuyla mi bakmaliyiz? bu eserlerin günümüz mimârî pratiklerini yönlendirecek veya etkileyecek deerlerinden söz edebilir miyiz?

Dînin ve tasavvufî eitimin Türkslâm kültüründe sanat ve özellikle mimârî biçim ifâdelerine kazandirdii özellikler, kültürün üslûbunu belirlemektedir. Rahman ve Rahim olan Allah'in himâyesine mazhar olmanin inanciyla eriilen canli, aydinlik, mütevâzi, yüce tavir; birer cennet örnei olarak vücûda getirilmesi amaçlanan Türk evinin, mahallesinin de temel mimârî özelliklerini tekil etmitir. Hayatinin her âninda çevresinde tezâhür eden davrani ve ifâde ekillerinin, kendi davranilarina temel tekil eden inançlariyla bütünlemesinin idrâkini gelitirerek ve bu idrâk ile çevresini daha da güzelletirmeyi mukaddes bir vecîbe sayan bu kültürün sanat ve üslûp çözümlemesini tamamlayan, ürüne gerçek ve yüce sanat seviyesini kazandiran aama ise, yaradiliin temel özellikleriyle ilgili inançlarimizin sanat eserine yansimasidir. Sanat, insan hayatinin ayrilmaz parçasi ve insanin dünyayi güzelletirme vecibesini gerçekletirdii alandir. Dolayisiyla sanatin hem üslûp, hem biçim ifâdeleri, hayatin biyo-sosyal organizasyonu, maddî âlem îcaplari bakimindan tutarli bir düünce bütünlüü içinde ele alinmasi zarûridir. Mimârîde kültürel bütünlüü ve devamlilii gerçekletiren, tahakküm etmeyen bir düzeninin tek temeli de inanç sistemidir.

Hiç üphesiz, yalniz Mimar Sinan'in eserleri deil, bütün tarihî kültürel miras, geçmi tecrübelerin bilgisini içerdii için bugün yapilacak olana da iik tutar, bu açidan büyük deer tair. Bir kisim Batili sömürgeci ülkenin teknolojik olarak saladii baarilarin yaninda, geni halk kitlelerinin yaam artlarinin, konutlarinin sefaleti ve olumsuzluu, modern dünyanin yetersizliini en açik ekilde ortaya koymaktadir. Yalniz bu durum bile, Mimar Sinan'in eserleri ve çeitli ölçekteki âbide nitelii taiyan yapilarin çevresinde deien artlara uyarak ina edilmi evlerden oluan Osmanli-Türk ehirleri, mahalleleri dünyaya örnek tekil edecek niteliktedir. Birbirine zaman içinde eklenerek meydana gelen ehirlerin olumasina temel tekil eden düünceler, Sinan'in eselerindeki mimârî elemanlarin biraradaliina benzer bir bütünlüktür. Bu ekilde parçalarin biraraya gelmesi ile oluacak mimârî unsurlarin standartlatirilmasi ve bu parçalarin önceden imâlî, bir endüstri çai olarak adlandirdiimiz çaimizda mimarlik sanatinin, nice yaamlari örseleyen dramatik yanlilarin yapildii mimarin oyun alani, deneme tahtasi olmasina son verilmesine vesile tekil edebilir. Fransa'da kenar mahallelerde yaanan son olaylarin karmaik sosyolojik nedenleri yaninda mimârî çevrenin de rolünün olduu yadsinamaz. Ülkemizde toplu konut adi altinda hizla artan sayida gerçekletirilen çok katli yaam alanlarinin yakin bir gelecekte büyük toplumsal sorunlara neden olmasini beklemeliyiz.

Günümüzde ise haksiz spekülatif kazançtan kaynaklanan kabalik ve gösterie dayali yaam tarzi özendirilmekte, bu yaam tarzinin ehre yansimasi ise çirkin çok katli yapilar, otoyollar, hava kirlilii, asayisizlik ve sefalet mahalleleri olmakta ve maalesef adina da Batililama, modernlik denmektedir. Bunun sorumlusu bilgisiz yöneticiler olduu kadar, eldekiyle yetinmemeye artlandirilmi insanlarimizdir.

BEREKET

|

17

ALBARAKA TÜRK, 2008'DE NET KâRiNi yÜzDE 60 ARTiRDi

Küresel kredi krizinin Türkiye'yi de etkilemeye baladii ve sadece bankalar deil, tüm sektörler açisindan zorlu geçen 2008 yilinda katilim bankaciliinin güçlü ismi Albaraka Türk, baarili bir performans sergiledi. 31 Aralik 2008 itibariyle denetlenmi konsolide olmayan mâli tablolarina göre, bankanin 2008 yili vergi sonrasi net kâri, 2007 yilina göre yüzde 60 arti göstererek, 136.2 milyon TL olarak gerçekleti.

100 ubeyle Hizmet Veriyoruz

Albaraka Bankacilik Grubu ("ABG"), faizsiz sistemde bireysel, kurumsal, katilim, yatirim bankacilii yapan ve Albaraka itiraki olan 11 banka ve 1 temsilciin tek bir çati altinda toplanmasi amaciyla 2002 yilinda Bahreyn'de kurulmutur. Ürdün, Lübnan, Misir, Tunus, Cezayir, Sudan, Güney Afrika, Suriye, Endonezya, Pakistan, Türkiye'den sonra, Suriye'de açtii bir banka ve Endonezya'da açtii bir temsilcilikle toplam 283 ube ve temsilcilikle faaliyetlerini sürdürmektedir. ABG, 2006 Mayis'inda birincil halka arzini tamamlami ve Bahreyn ile Dubai borsalarinda kote edilmitir. Grubun toplam aktifleri 31.12.2008 itibariyla 10.9 milyar dolar, özkaynaklari ise 1.6 milyar dolara ulamitir. 1985'te faaliyetlerine balayan ve Türkiye'nin ilk `katilim bankasi' olan Albaraka Türk, bugün itibariyle Türkiye genelinde 100 ubesiyle hizmet vermektedir.

T

ürkiye'nin ilk katilim bankasi ve "Albaraka Banking Group" bünyesindeki en güçlü banka olan Albaraka Türk'ün kamuoyuna açiklanan 2008 yilsonu mâli tablo rakamlarina göre vergi öncesi kâri 171.4 milyon TL olarak gerçekleti. Oluan bu kârdan 35.2 milyon TL vergi karilii ayrildiinda bankanin vergi sonrasi net kârinin ise 136.2 milyon TL olduu bildirildi. Ayrica Albaraka Türk Katilim Bankasi'nin toplam varliklari 31 Aralik 2008 tarihinde geçen yila göre yüzde 30 artarak 4 milyar 789 milyon TL seviyesine ulatii da ifade edildi. Ayni dönemde bankanin finansal kiralama ilemlerinden net alacaklari dâhil toplam

kredi portföyünün yüzde 32 büyüyerek, 3 milyar 756 milyon TL'ye ulatii vurgulandi. Kâr ve zarara katilim hesaplari ile özel câri hesaplar araciliiyla toplanan fonlarin toplam tutarinin ise ayni dönemde yüzde 33 artarak 3 milyar 985 milyon TL olarak gerçekletii de verilen bilgiler arasinda yer aldi. Yapilan açiklamada, bankanin öz kaynaklarinin, yilsonu kârinin ilavesiyle 638 milyon 102 bin TL olduu bildirildi.

2008'de 308 Yeni Personel Aldik

Albaraka Türk Katilim Bankasi Genel Müdürü Dr. Adnan Büyükde-

18

|

BEREKET

Albaraka Bankaclk Grubu ("ABG") faizsiz sistemde bireysel, kurumsal, katlm, yatrm bankacl yapan ve Albaraka itiraki olan 11 banka ve 1 temsilciin tek bir çat altnda toplanmas amacyla 2002 ylnda Bahreyn'de kurulmutur. Ürdün, Lübnan, Msr, Tunus, Cezayir, Sudan, Güney Afrika, Suriye, Endonezya, Pakistan, Türkiye'den sonra, Suriye'de açt bir banka ve Endonezya'da açt bir temsilcilikle toplam 283 ube ve temsilcilikle faaliyetlerini sürdürmektedir. ABG 2006 Mays'nda birincil halka arzn tamamlam ve Bahreyn ile Dubai borsalarnda kote edilmitir. Grubun toplam aktifleri 31.12.2008 itibaryla 10.9 milyar dolar, özkaynaklar ise 1.6 milyar dolara ulamtr. 1985'te faaliyetlerine balayan ve Türkiye'nin ilk `katlm bankas' olan Albaraka Türk, bugün itibariyle Türkiye genelinde 100 ubesiyle hizmet vermektedir. Tablo:

Büyüme Karlatrmas

Piyasalardaki Çiki Gibi ni de Psikolojik

2008

2007

Albaraka Türk Toplam Varlklar Krediler Toplanan Fonlar (Mevduat) Özkaynaklar 48,1% 45,4% 39,2% 117,1%

Katlm Bankalar 41,6% 47,5% 33,0% 51,6%

Toplam Bankaclk 16,4% 30,3% 16,0% 27,4%

Albaraka Türk 29,8% 33% 32,7% 19,5%

Katlm Bankalar 32,5% 23,2% 28,4% 58,9%

Toplam Bankaclk 26,0% 28,9% 27,4% 13,9%

21

niz, 2008 yili mâli tablo rakamlarini u sözlerle yorumladi: "Bankamiz, en baindan itibaren kârlilii, hizmet kalitesini ve müteri memnuniyetini önceleyen salikli ve dengeli bir büyüme stratejisi benimsemitir. Bu stratejinin, ekonominin yükseldii dönemlerde bankamiz hizmetlerini daha geni bir kitleye sunma imkâni verdiini, ekonominin zorlandii zamanlarda ise yillardir çalitiimiz müterilerimizi üzmeden ve aniden frene basma ihtiyaci duymadan yolumuza devam etmemizi saladiini görüyoruz. Makro ekonomik artlar açisindan zorlu geçen, ini ve çikilari hiçbir ekilde önceden kestirilemeyen 2008 yilinda bile bankamiz, batan koyduu bütçe hedeflerini bu sayede baariyla tutturmutur. Bu baariyi, 2008 yilinda 20 yeni ube daha açarak ve 308 yeni personeli Albaraka Türk ailesine katarak perçinlediimizi düünüyorum. Aktif kalitesini esas alan stratejimizin, Albaraka Türk'ü 2009 yilinda da ön plana çikaracaini düünüyorum" dedi. Türkiye ekonomisinin zorlu küresel artlarda baarili bir sinav verdiinin de altini çizen Büyükdeniz, "Bankamiz, kurulduu günden bugüne hep yaninda durduu ve destek verdii Türk reel sektörüne olan güvenini sürdürmekte;

bu sayede müterileri, ortaklari ve çalianlariyla birlikte salam adimlarla gelecee yürümektedir" dedi.

2009'da da Büyüme Sürecek

Konvansiyonel bankalara göre katilim bankalarinin krizden daha az etkilendiini dile getiren Adnan Büyükdeniz, bunun gerekçesini "Türev ürünlere yatirim yapmamak" eklinde açikladi. 2008'in deerlendirmesini ve 2009'a yönelik beklentilerini açiklayan Büyükdeniz, 2009 yilinda 15 yeni ube açarak büyümeyi sürdürecekleri mesajini verdi. Dr. Adnan Büyükdeniz, kurumun 2009'da izleyecei strateji baliklarini öyle siraladi: · Bankamiz, büyüme ile kârlilik arasinda tesis ettii sürdürülebilir denge stratejisini 2009 yilinda da devam ettirecektir. · Geleneksel farkliliimiz olan aktif kalitesini sürdürmek amacini ön planda tutuyoruz. · Mâliyet yönetimi temel önceliklerimizden olmaya devam edecek. · Albaraka Türk, reel sektörün her zaman yaninda olmayi sürdürecektir.

Dr. Adnan Büyükdeniz, mâli kesimi yeniden düzenlemeye ve reel ekonomiyi desteklemeye yönelik politikalarin kisa vadede ie yaramasi için krizde dip noktasinin geride kaldiina inanilmasi gerektiini söyledi. Kriz öncesinde airi iyimserlikle yükselen endekslerin imdi de airi kötümserlikle dümesinin psikolojik olduuna dikkat çeken Adnan Büyükdeniz, "Geçmie nisbetle daha iyimser bir gelecek olgusunun olumasi gerekiyor" dedi. Kriz ortaminda herkesin kaybetmediini ve birilerinin kazandiina dikkat çeken Adnan Büyükdeniz, "Krizde maddi kaynaklar yok olmuyor, el deitiriyor. Bu ortamda kârli olanlar u anda beklemede. Bu kesim, dibe ulaildiina inandiklarinda yeni pozisyon alacaklar ve piyasaya dönecekler" diye konutu. Kriz etkisinin Avrupa üzerinden Türkiye'ye geç ulatiini anlatan Büyükdeniz, "Bu gecikme, krizin etkisini okunmayla ilgili hataya neden olmu olabilir" dedi.

Çözüm çin Ortak Hareket art

Global tüketimin üçte birini tek baina sürükleyen ABD'nin çikia geçmesinin önemine dikkat çeken Adnan Büyükdeniz, "Çözüm ABD'den balamali. Ancak tek baina ABD, dünyanin geri kalanini dikkate almadan çözüm üretemez" dedi. IMF ve AB gibi küresel örgütlerin birlikte hareket etmesi gerektii dile getiren Büyükdeniz, öyle devam etti: "Krizin üzerine küresel bir ortak eylem plani ile gitmek gerekiyor. G7, G20, IMF, Dünya Bankasi, OECD, AB, BIS, WTO, ILO ve OPEC'in ortak bir çati altinda deerlendirmeler yapmasi ve tüm dünya çapinda uygulanacak adimlarin ele alinacai tek bir cephe oluturulmali. Aksi takdirde krizin dip noktasini bulmak uzun sürebilir ve düzelme 2010 yilinin ortasina kadar gecikebilir."

BEREKET

|

19

Mustafa Yildiz

BANKACi HER EyDEN HABERDAR oLmALi

Genel Müdürlük ve ube Müdürlüü gibi pozisyonlar da dahil olmak üzere 1961'den beri finans sektöründe çalian Seyfettin Yenidünya, gündemi yakindan takip ederek kariyeri boyunca hiç kredi batirmadiini söyledi. Makam sahibi genç bankacilarin kulaina küpe olacak noktalara dikkat çeken Yenidünya'nin verdii bilgileri dikkate almakta fayda var. Çünkü bizzat yaadiklarini imdi vakif kütüphanesinde okuduklariyla dorulayan bir kiilik o.

eyfettin Yenidünya, finans sektörünün hemen her aamasinda çalimi emektar bir ahsiyet. 1936 Sivas Gölova doumlu olan Seyfettin Yenidünya, hayata ve meslee dair ezber bozacak tespitlerde bulunuyor ve yorumlar yapiyor. Bu tespit ve yorumlara geçmeden önce hikayesini bilmekte fayda var. Çünkü ne söylendii kadar kimin söyledii de önemli.

S

stanbul'a Bir Haftada Gelebildi

lkokul 4. sinifa kadar Gölova'da okuyan Yenidünya, arabadan düüp baindan yaralaninca tedavi amaciyla 1947'de yük kamyonunun üzerinde stanbul'a gelmi. O zamanki yol artlarindan dolayi bu yolculuk tam bir hafta sürmü. çi olarak çalian ve Sultanahmet'te oturan babasinin yanina yerleen Yenidünya, öyle devam ediyor: "Biz 5 kardeiz. kisi kiz, onlar imdi Gölova'dalar. Erkek kardelerimden biri okumadi, o da Gölova'da, dieri ise elektrik yüksek mühendisi oldu. O zamanlar annem köydeydi. Bu nedenle ev ilerini de babamla birlikte yapiyorduk. çi babam burada çaliirken okuyanlarin

20

|

BEREKET

durumuna imreniyor ve bizi okutmak istiyordu. Caalolu'ndaki stanbul Erkek Lisesi'ne kaydoldum. Kiin okuyup yazin memlekete giderek oradaki ilere yardimci oluyordum. Hiç ikmale kalmadan okulumu bitirdim."

faaliyete balayan Albaraka Türk'e geçerek bankacilik kariyerinde yeni bir sayfa açmi. Albaraka Türk Merkez ube'de Müdür Yardimcilii yapan Yenidünya, 1997'ye kadar süren Albaraka kariyerinde Karaköy ve Kadiköy ube Müdürlüü de bulunuyor. Albaraka'dan sonra Ticaret Sigorta'da da iki yil Yönetim Kurulu Azasi ve Genel Müdürlük görevinde bulunan Seyfettin Yenidünya, u anda Albaraka Türk'e Denetçi olarak diaridan hizmet veriyor. Gelinen noktada Albaraka Türk'ün kendi kurumsal kültürünü oluturduuna dikkat çeken Seyfettin Yenidünya, "Banka ilk kurulduunda herkes farkli yerden geldii için balangiçta uyumsuzluk vardi. Ancak zamanla kendi kültürünü oluturdu ve oturttu. u anda katilim bankalari içinde en iyi çalianlardan birisi olarak görüyorum" diye konutu.

olduuna dikkat çeken Seyfettin Yenidünya, Okmeydani'ndan Taksim'e 45 dakikada gidebilecek kadar da yürüyüte iddiali olduunu ifade etti.

Sevilen Bankaciya Dikkat

"imdiye kadar verdiim kredilerden hiç geri dönmeyen olmadi" eklinde iddiali konuan Seyfettin Yenidünya, "Ticaret Bankasi'ndayken verdiim kredilerden dolayi bazen gece uyuyamadiim da oldu. Kredi sonradan deil, verilirken batar. Çok sevilen bankaci tehlikelidir. Çünkü uygunsuz insanlara kredi verenler sevilir. nce eleyip sik dokumadan kredi veren müdürlerin görevleri süresince sevenleri çok olur" dedi. Kredi verme konumunda bulunan her bankacinin alicinin beden dilini iyi okumasi gerektiini vurgulayan ve "Bir insana baktiiniz zaman gözünden anlayacaksiniz" diyen Yenidünya, muhatabi tanima kriterlerini öyle siraladi: "nsanlar kendilerini belli ediyorlar. Yeni gelen birisi kendisini çok övüyorsa ondan korkacaksiniz. Abartili giysilerle gelenler de öyle. `unu taniyorum, falancanin selamini getirdim' diyenlere `Tamam o size kefil olursa veririm' dediimde bir daha gelmiyorlardi zaten. Kredi alacak adamin aile hayatina da bakarim."

Gölova'nin kinci Üniversitelisi

Eskiden üniversiteye giri için imdiki gibi merkezî üniversite sinavi bulunmadiini belirten Seyfettin Yenidünya, "O zamanlar her üniversite sinavini kendisi yapiyordu" diyor. imdiki sistemin daha salikli olduunu savunan Seyfettin Yenidünya, bunun gerekçesini öyle açikliyor: "Her üniversite yazili sinavini yapiyordu. Bu objektif olmayabiliyordu. Çünkü herkesin kendi tanidiklarina torpil yapmasi mümkündü." stanbul'da bulunan bütün üniversitelerin sinavina girdiini, ancak 1955'de son tercihle Marmara Üniversitesi Yüksek Ticaret Akademisi'ne girmeyi baardiini ifade eden Yenidünya, 1959'da mezun olurken okulun isminin Marmara Üniversitesi ktisadi ve Ticari limler Akademisi olduu bilgisini verdi. Yenidünya, "Ben Gölova'da üniversiteye giden ikinci veya üçüncü kiiyim" diyerek o günkü artlarda eitimli insan kaynainin ne kadar yetersiz olduunu vurguluyor.

Emeklilik Kolay Deil!

Her çalianin özlemle hayalini kurduu emeklilik için, "Kolay ve tavsiye edilecek i deil. Evde oturmak insani öldürür. nsanin kendini bu sürece hazirlamasi lazim. Çünkü menfaat odakli e-dost kalmayacak" açiklamasini yapan Seyfettin Yenidünya, Okmeydani'nda sahibi olduu apartmanin alt katini Gölova Vakfi'na tahsis etmi. 2000'den bu yana asil uraini Gölova Vakfi oluturuyor ve her gün ie gider gibi vakfa iniyor. "Ben okurken çok zorluk çektiim için imdi eitim gören gençlerin hayatini kolaylatirmak istiyorum" diyen Yenidünya, Gölova Vakfi yöneticisi olarak memleketine okullar - yurtlar kazandiriyor, aaçlandirma yapiyor, yüksekokul örencilerine burs organize ediyor. Hemehri ve dostlariyla ilgilenip, kitap okuyor. lerleyen yaina ramen belli olan hiçbir hastalii bulunmadiini belirten ve dinç gözüken Yenidünya, bunun sirrinin düzenli yürüyü olduunu söyledi. En iyi sporun yürüyü

Albaraka Türk Kültürü Olutu

Profesyonel anlamda ilk iine bir dershanede muhasebeci olarak balayan Seyfettin Yenidünya, gerçek kariyeri olan bankacilia 1961'de Türk Ticaret Bankasi'nda Müfetti Yardimcisi olarak adim atmi. Ayni bankada müfettilik ve ube müdürlüklerinden sonra Genel Müdür Yardimcilii görevinde de bulunduktan sonra 1982'de genç yata emekli olmu. 3 sene kafasini dinleyen Yenidünya, 1985'de Türkiye'nin ilk `katilim bankasi' olarak

Kredi Kartlari Herkese Verilmemeli

"Kredi karti krizinin çikacai batan belliydi" açiklamasini yapan Seyfettin Yenidünya, öyle devam etti: "Çünkü kredi karti rastgele herkese veriliyordu. Yeni hayata atilmi, hiç para görmemi insanlara o karti verdiiniz zaman kullanir, ancak ödemesini hiç düünmez. Nitekim imdi bunun sikintisi yaaniyor. Bana göre 2530 yalarina gelmi çalian ve ailesi olanlara verilmeli ki, harcarken sorumluluk hissetsin. i-gücü olmayanlara rastgele verilen kartlar yüzünden imdi tüm ekonomi zarar görüyor."

BEREKET

|

21

makamda Gördüünüz ltifata Aldanmayin!

Günümüzde politik ve ticari beklentilerden arinmi ekilde konuan insanlar bulmak çok güç hale geldi. Emektar bakaci Seyfettin Yenidünya, kimseden bir beklentisi olmadan kendisini vakif ilerine adadii için çok dobra konuuyor. Özellikle bir makam sahibi genç bankacilarin kulaina küpe olacak noktalara dikkat çeken Yenidünya'nin verdii bilgileri dikkate almakta fayda var. Çünkü bizzat yaadiklarini imdi vakif kütüphanesinde okuduklariyla dorulayan bir kiilik o. Yenidünya'nin meslee ve kariyere dair tavsiyeleri öyle: · Sik sik i deitirmesinler. deitirenin yeni yere alimasi ve gittii yerdekilerin de kendisini kabulü zordur. Bu nedenle önemli bir sebep olmadikça ilerini deitirmesinler. *** · lerini severek yapsinlar. Sevmedikleri ie girmesinler. *** · Kimse ii bir bakasinin kendisine öreteceini beklemesin. Herkes kendi isteiyle örenme gayretinde olsun. Çünkü üstler bile bazen, altlari için `Örenmesin ki benden aai olsun' diye düünebilir. *** · Mesai zamanlamasina dikkat etsinler. Çalitiklari yerde birinci adam olmayi hedeflesinler. · Koltuktayken gördükleri itibara aldanmasinlar. Çünkü bunun yüzde 95'i koltuadir. Eer gösterilen itibarin yüzde 5'i bile kiiliinizdense bu baaridir. stisnalar hariç, ancak koltuu biraktiktan sonra çevrenizdeki birçok insanin eksildiini göreceksiniz. Emeklilerin en büyük sikintisi budur. *** · Bankaci her eyden haberdar olmali. Gazete okuyup gündemi takip etsinler. Ancak tek tarafli gazetelerle yetinmesinler. *** · Bir insan (Devletler ve kurumlar da böyle), kazancinin dörtte birini, bete birini tasarruf etmeli. Acil ihtiyaçlar için bunun gerekli olduunu düünüyorum. Hayatta rahat etmek için ölçüsüz borçlanmamak gerekir. Ev almak için ölçüsünce borçlanilabilir, ancak bana göre araba için bile borçlanmaya gerek yok. *** · Okusunlar ve lisan örensinler. *** · Ailelerine bali olsunlar ve çoluk-çocuklariyla megul olsunlar. Aile huzuru olmadiktan sonra hiçbir ey mümkün deil. Benim üç olum var. Birisi elektrik- elektronik mühendisi ve Almanya'da AB Patent Ofisi'nde çaliiyor. Birisi Albaraka Türk Di likilerde Müdür Yardimcisi. Dieri de ngilizce öretmeni. Çocuklarimdan memnunum ben.

Albaraka Türk'ün lk Çalianlarindan...

1936 Sivas Gölova doumlu olan Seyfettin Yenidünya, ilkokul 4. sinifa kadar Gölova'da okudu. Orta öretime stanbul'da devam eden Seyfettin Yenidünya, 1959'da Marmara Üniversitesi ktisadi ve Ticari limler Akademisi'nden mezun oldu. hayatina muhasebeci olarak adim atan Yenidünya, 1961'de Türk Ticaret Bankasi'nda Müfetti Yardimcilii görevi ile bankacilik kariyerine baladi ve 1982'de genç yata emekli oldu. 1985'de Türkiye'nin ilk `katilim bankasi' olarak faaliyete balayan Albaraka Türk'e geçerek bankaclik kariyerinde yeni bir sayfa açti ve 1997'ye kadar ube müdürlüü dahil farkli pozisyonlarda çaliti. Albaraka'dan sonra Ticaret Sigorta'da da iki yil Yönetim Kurulu Azasi ve Genel Müdürlük görevinde bulunan Seyfettin Yenidünya, u anda Albaraka Türk'e Denetçi olarak diaridan hizmet veriyor.

22

|

BEREKET

Fotoraf: Dr. Adnan BÜYÜKDENZ Mutlu Baki Gürcistan / Kutaisi (2008)

BEREKET

|

23

RLEN HER BALoN GÜRÜLTÜyLE PATLAR!

Tarim toplumlarinda krizler yoklukta ortaya çikiyorken, günümüz modern ekonomilerinde kötü yönetimlerin denetimsizliinden beslenen airi riskler, haddinden fazla iirilen bir balon gibi zamani geldiinde patlak veriyor.

rihte ortalama yillik ücret 200 ile 400 gulden arasinda deiirken lale soanlarinin fiyati 200 250 gulden araliina kadar firlami, yani bir çalianin yillik ücretine eit hale gelmiti. lgi o kadar yükselmiti ki 1636 yilinda lale, Hollanda'nin birçok kasabasinda borsalarda satilir olmutu. Fiyatlar yükseldikçe yükselmi, gelecee dönük sözlemeler yapilmiti. Fiyatlarin yükselmesinin temel nedeni bu tür sözlemelerle lale soani alanlarin bunlari daha pahaliya satarak para kazanacaklari inancinda olmalariydi. Günün birinde her ey tersine dönüverdi. Lale sözlemelerinin alicisi kalmadii anlailinca sözleme sahipleri lale yetitiricilerine sözleme borçlarini ödeyemediler. Lale yetitiricileri, laleleri almayan sözleme sahiplerini dava ettiler. Davalar aylarca sürdü, ama paralarin ödenmesi hiçbir zaman tam olarak gerçeklemedi. Lale piyasasi böylece çöktü ve fiyatlar hizla dütü. Balon patlami, lale yetitiricileri de spekülatör sözleme sahipleri de büyük zararlarla karilamilardi." (9 Kasim 2008, Radikal) Yüz yil sonra ortalama lale soani fiyatinin 1637'dekinin 200'de biri seviyesinde tutunduu göz önüne alinirsa oluan köpük daha iyi anlailabilir. Fransa ­ ingiltere merkezli kriz: Tarihteki ikinci spekülatif krizin 172021 yillari arasinda Fransa'daki Mississippi projesiyle ngiltere'deki South Sea (Büyük Okyanus) irketi odainda gelitii kaydediliyor. O dönemde bu kriz, Bati Avrupa'nin büyük kesimini içine çekmek-

T

arim toplumlarinda krizler yoklukta ortaya çikiyorken, günümüz modern ekonomilerinde kötü yönetimlerin denetimsizliinden beslenen airi riskler, haddinden fazla iirilen bir balon gibi zamani geldiinde patlak veriyor. ktisatçilara göre kriz, sanayi kapitalizmiyle kullanima giren bir kavram. Bu gün kriz olarak tanimlanan dönemlerin tarim toplumlarinda `Kitlik' kelimesiyle ifade edildii dikkat çekiyor. Dolayisiyla bugünün krizi, (Türkiye'nin yokluk yillarindakiler hariç ) geçmiteki gibi yokluktan deil, bilakis varliktan kaynaklaniyor. Kötü yönetimlerin denetimsizliinden beslenen airi riskler, haddinden fazla iirilen bir balon gibi zamani geldiinde patlak veriyor. Ekonomistler, `Yüzyilin krizi' olarak tanimlanan bugünkü krizin de, 60 trilyon dolar olan dünya GSMH'nin

600 trilyon dolarmi gibi kabul edilip ilemlerin ona göre yapilmasindan kaynaklandiini dile getiriyorlar.

Dünyadaki Varlik Krizleri

Hollanda merkezli lale Krizi:

Osmanli tarihine `Lale devri' olarak damgasini vuran lalenin dünya kriz tarihinde geçtiini görüyoruz. lk kez Kanunî Sultan Süleyman zamaninda Hollanda büyükelçisi tarafindan stanbul'dan alinip Hollanda'ya götürülen lale, zaman için lüksün ve statünün sembolü haline gelmiti. 1636 ile 1637 yillarinda Hollanda'da yaanan ve `Lale Çilginlii' olarak kayitlara geçen kriz, lale soanina yönelik spekülatif talep artiindan ortaya çikmiti. Olayin kisa sürede nasil balona dönütüüyle ilgili olarak Mahfi Eilmez öyle devam ediyor: "Hollanda'da o ta-

24

|

BEREKET

le tehdit etmiti. ngiltere uzun yillar bu etkiden kurtulamadi. 1820'lerde neredeyse her on yilda bir air banka krizleri ortaya çikiyordu ve son on yili karakterize eden Baring Krizi'ydi. Bu krizde Baring Bros'un Arjantin hükümetine verdii kredilerle airi risk almasi sonucu yükümlülüklerini yerine getirememesi tüm Britanya finans sistemini tehdit etti. 1929 büyük bunalimi: Büyük Bunalim, 1929'da balayan (etkilerini ancak 1930 yilinin sonlarinda tam anlamiyla hissettiren) ve 1930'lu yillar boyunca devam eden ekonomik buhrana verilen isimdir. Buhran, Kuzey Amerika ve Avrupa'yi merkez almasina ramen, dünyanin geri kalaninda da (özellikle sanayilemi ülkelerde) yikici etkiler oluturmutur. Kara Perembe 1929 Bunalimi temelde Amerika'da borsanin çöküüne dayandirilsa da; o yillarda dünyadaki ekonomik koullara, krizin büyüklüü ve etkisine bakildiinda Büyük Dünya Bunalimi adini almayi hakettii açikça görülmektedir. Bunalim dünyada 50 milyon insanin isiz kalmasina, dünyadaki toplam üretimin %42 oraninda ve dünya ticaretinin de %65 oraninda azalmasina neden olmutur.

Krizin Patlak Verii: Kara Perembe

Brothers'in batii, Merril Lynch'in rakibi Bank of America'ya satilmasi ve Amerikan Merkez Bankasi'nin (FED) dünyanin en büyük sigorta irketlerinden AIG'ye 85 milyar dolar nakit kariliinda el koymasiyla, dünya piyasalari alt üst oldu. Bugün içinde bulunduumuz kriz de ABD ve ngiltere bata olmak üzere gayrimenkul fiyatlarinin iirilmesinden

lk Kriz (1929)

Türkiye Cumhuriyeti, ekonomik krizle ilk kez 1929 yilinda taniti. 1929'da bütün dünyada patlak veren büyük bunalima Türkiye ekonomisinin kendi sikintilari ve ilk taksitinin ödenmesi gereken Osmanli Borçlari da eklenince ciddî bir "kambiyo krizi" yaandi. Türk parasinin deeri dütü.

Devalüasyonla Tanima Krizi (1948)

kinci Dünya Savai'nin baladii 1944 yilinda bütçe açik vermeye baladi. Sava, tüm dünyada olduu gibi Türkiye'de de ekonominin dengelerini sarsti. Türkiye devalüasyonla da bu dönemde taniti. 1946 yilinda, bütçe fazla vermesine ramen ihrâcati artirmak için devalüasyona gidildi. Ancak hedefe ulailamadi.

Serbest Piyasaya Geçme Krizi (1954)

kaynaklanan bir balon nedeniyle ortaya çikti. Emlak fiyatlari artiyor, emlak sahipleri kendilerini daha zenginlemi hissedip borçlanarak harcamalarini artiriyorlar, bu ekonomiye canlilik getiriyor ve emlak fiyatlari daha da artiyordu. Herkes yatirim amaciyla ikinci, üçüncü gayrimenkulünü aliyordu. Bu alimlarin altinda yatan varsayim bunlarin günün birinde daha yüksek bedelle satilabilecei varsayimiydi. Bu varsayimin gerçek lemeyecei anlailinca fiyatlar dümeye ve balon sönmeye yöneldi. Balondan çikan havanin oluturduu türbülans ise henüz durmu deil. Türkiye'nin kendine özel krizleri: Türkiye'de ekonomi alaninda yaanan yeniliklere parelel olarak krizlerle taniildii dikkat çekiyor. Ancak u anda yaadiimiz kriz, "Türkiye'nin kendi baina çikarmadii tek kriz" olarak kayitlara girmi durumda. Cumhuriyet tarihinde yaanan belli bali krizler öyle: Di sermayeye açilma ve serbest piyasa ekonomisine geçi dönemi 19501954 yillarinda baladi. 1951 yilinda bütçe açik vermeye baladi ve bu durum 1963'e kadar 12 yil boyunca devam etti. Kore Savai nedeniyle dünya piyasasinda hammadde fiyatlarini firlatti. Kredili ithâlat uygulamasina geçildi. Bunun sonucunda ticârî nitelikli di borçlar ödenemez hale geldi. Di borç yükü ve kamu açiklari artti. Plansiz yatirimlarin da etkisiyle enflasyon yüzde 20'lere firladi ve Türkiye ekonomisi krize girdi.

New York Borsasi 1928 yilinin baindan 1929 yili Ekim ayinin baina kadar olan süreçte gittikçe yükseliyor ve yüksek fiyat/kazanç orani getiriyordu. Ancak 3 Ekim 1929 tarihine gelindiinde, yukarida sayilan sebepler dorultusunda borsanin ilerlemesi durmu hatta birkaç büyük holdingin hisse senetleri dümütü. Bu düü 21 Ekim günü yabanci yatirimcilarin kaitlarini ellerinden çikarmalariyla hizlandi ve "Kara Perembe" olarak anilan 24 Ekim 1929 Perembe günü borsa dibe vurdu. 1929 yilinin fiyatlariyla 4.2 milyar dolar yok oldu. Bu süreçte 4.000 kadar banka batmi, binlerce insanin mal varlii yok olmutur.

Pahalilikla Tanima Krizi (1958)

1950'li yillarda uygulanan diaridan sermaye ithaline ayarlanmi serbestleme programi 1958 krizini hazirladi. 1958'e gelindiinde Türkiye'nin günü gelmi 256 milyon dolar tutarinda di borcu ve de kucainda bir "kambiyo krizi" bulunuyordu. Austos ayinda Türkiye IMF ile bir istikrar programi uygulamayi kabul etti. Devalüasyona gidildi. Di Tica-

Yüzyilin Krizi (2008)

2008 yilinin ikinci yarisinda ABD'li yatirim bankalarindan Lehman

BEREKET

|

25

ret açii büyüdü.1958 yilinda 55.3 milyon dolar olan bütçe açii 1959'da 266.7 milyon dolara yükseldi. Türkiye 1959 yilinda hayat pahaliliinda Brezilya'dan sonra dünya ikincisiydi.

Birinci Petrol Krizi (1974)

1974 yilinda petrol fiyatlarinin patlayarak 4 katina çikmasi Türkiye ekonomisini olumsuz etkiledi. Ayni yil Kibris Bari Harekati'yla birlikte batili ülkelerin üstü örtülü ekonomik ambargosu baladi. Petrol fiyatlarindaki arti ithal edilen sanayi ürünlerinin fiyatlarini da tirmandirdi. Bütün dünya petrol tasarrufuna yönelirken Türkiye petrole sübvansiyon vererek tüketimi patlatti. Di Ticaret açii korkunç ekilde arti gösterdi. 769 milyon dolardan önce 2.3 milyar dolara firladi. Türkiye o yil 303 milyon dolarla rekor bir bütçe açii verdi. Turizm ve içi gelirleri dütü. stihdam sorunu büyüdü. Türkiye yeni bir darboazin eiine geldi.

1979-1980 petrol krizi, halki 1974 petrol krizinden daha fazla etkiledi. Pek çok temel tüketim maddesi karaborsaya dütü. Benzin, tüp, ampul bulunamiyordu. Hükümet enflasyonu kontrol altina almak, di kaynak açiini kapatmak ve ekonomiyi yeniden iler hale getirmek için ünlü "24 Ocak Kararlari"ni yürürlüe koydu. 24 Ocak Kararlariyla birlikte TL yüzde 48,6 oraninda devalüe edildi.

yar dolara, iç borç stokunun GSMH'ya orani yüzde 32'ye çikti. Faizi yüksek, vadesi kisa borç birikimi 1999 sonunda Hazine'yi iç borçlari artik döndüremedii noktaya sürükledi. Aralik 1999'da hükümet IMF ile stand-by anlamasi imzaladi.

Büyük Çökü (2001)

Stand-by anlamasinin ardindan 2000 yilinda devreye giren istikrar programi büyük çöküün ba sorumlusuydu. Türkiye döviz kurunun çapaya balanmasiyla çikmaz sokaa girdi. Câri ilemler açii giderek büyüdü ve yil sonunda 9.8 milyar dolara çikarak târihî bir rekor kirdi. Dolar çapasi nedeniyle toplam kisa vadeli borçlar 28.9 milyar dolara, toplam di borç stoku 114.3 milyar dolara çikti. Yabanci bankalar vadesi gelmemi kredilerini geri çekmeye balayinca gecelik faizler göklere tirmandi ve Türkiye tarihine "Kara Çaramba" olarak geçen 21 ubat 2001'de para krizi patladi. 13 banka ve çok sayida araci kurum batti. Kasim kriziyle artan faizler ve ödeme güçlüe düen bankalarin vadesi dolmayan kredileri geri çairmasi, iç pazarin daha da daralmasi bunda büyük rol oynadi. 19 ubat 2001 Pazartesi günü Çankaya Kökü'nde yaanan Anayasa Kitapçii tartimasi krizi patlatti. 3.5 milyar dolarlik net sermaye çikiiyla döviz fiyatlari ve faizler tirmania geçti. Kriz öncesi 670 bin TL olan dolar Nisan 2001'de 1 milyon 161 bine tirmandi. IMF programi çökmütü. 2001 ubat krizinin maliyeti 50-55 milyar dolar olarak kayitlara geçti.

Felâket Yili (1994)

Kriz 1993 sonlarinda balayip 1994'te patladi. Câri açik 1 milyar dolardan 6.4 milyar dolara firladi. Di borç stoku 12 milyar dolar arti gösterdi. Kisa vadeli borçlar 18.5 milyar dolara firlayarak târihî bir rekor kirdi. 1994 tam bir felâket yili oldu. Toplam net sermaye çikii 4.2 milyar dolara vardi. Faiz hadleri Hazine bonolarinda yüzde 400'ü aarken TEFE yüzde 121, TÜFE yüzde 106'ya yani üç haneli rakamlara siçradi. GSMH'da yüzde 6'ya varan daralma olurken isizlik yüzde 20'ye vurdu.

Har Vurup Harman Savurma Krizi (1978)

Dönemin hükümetleri düük faizli kredileri hiç ödenmeyecekmi gibi alip kullandilar. Önemli miktarlarini da har vurup harman savurdular. 1970 yilinda 1.8 milyar dolar olan borcumuz, 1977 yilinda 10 milyar dolara çikti. 1978 yilinda kisa vadeli borçlarin toplam borç içindeki payi yüzde 52'ye ulati. 1978'de kriz patladi.

Borçlarin Çevrilemedii Dönem (1998-99)

1998'de Asya-Rusya krizi, Türkiye'yi, enflasyonu düürmek amaciyla harcamalari kistii ve istikrar programi uyguladii sirada yakaladi. Krizi tetikleyen unsur, 6 milyar dolari aan sicak para çikii oldu. Mâli kurulular diinda bütün kesimler yüzde 5-6 daralmaya girdi. GSMH'da yüzde 6.4 düü oldu. TEFE yüzde 63'e firladi. Reel faizler yüzde 37'ye ulaarak rekor kirdi. Di borç stoku 103 mil-

kinci Petrol Krizi (1979-1980)

OPEC üyeleri petrol fiyatini 197980'de ikinci kez yüzde 150 oraninda artirdi.

26

|

BEREKET

Seyfullah Demirlek * Ferdi Aydin enaydin **

RÜzGARA KARi yÜRÜmEK:

albaraka türk'ÜN

BAARiSi

KÜRESEL KRz VE

Küresel ekonomide yaanan zorluklara hazirlikli yakalanan Albaraka Türk, önceki yil gerçekletirdii yüksek büyümeye ramen 2008 sonu itibariyle sorunlu krediler oranini yüzde 3,11 seviyesinde tutmayi baardi ve bankacilik sektöründe en düük sorunlu krediler oranina sahip bankalardan biri oldu.

onlarina doru oldukça çalkantili geçen ve belki de tarihte benzerine fazla rastlamadiimiz olaylari içinde barindiran bir yili geride biraktik. Amerikan mortgage sektöründeki yapisal sorunlarla ba gösteren ABD mali piyasalarindaki kriz, küresellemenin bir gerçei olarak kisa bir süre içinde tüm dünyadaki mâli piyasalari etkisi altina almitir. Mâli piyasalardaki kriz, reel sektörleri etkisi altina almi, reel sektördeki daralma da pek çok ülke ekonomisi için 2009 yili milli hasila tahminlerinin negatiflemesine neden olmutur. 2008 yilinda gerçekleenleri daha iyi anlayabilmemiz için krizin geliim sürecine bakmakta fay-

S

da var. Geçtiimiz yila iki evrede bakmak onu anlamamiza yardimci olacaktir.

Lehman'in Batii Yeni Bir Süreç

2008 yilina bir önceki yilin ortasindan balayan riskli varliklarin sorunlarinin, her ne kadar Türkiye piyasalarinda olmasa da, tüm dünyada konuulduu ama risk algilayiinin siradii yipratilmadii bir ortamda girdik. Yükselen emtia ve enerji fiyatlari yilin ilk yarisinda tüm dünyada ve ülkemizde ekonomileri en çok endielendiren gelimeler olmutur. Zira ülkemizde enflasyon 3. çeyrekte tekrar çift haneleri görmü, petrol fiyatlari ise

Austos ayina kadar devamli yükselmitir. Avrupa ve Japonya'da krize daha erken girilmi, özellikle yilin ikinci çeyreinden itibaren her iki bölgede negatif büyüme rakamlari kaydedilmitir. lk dönemde ülkemizde sanayi üretimi rekorlar kirmaya devam etmi, istihdam ise her geçen gün artmitir. Azalan dorudan sermaye girii, sermaye ve para piyasalarindan yabancilarin çikilari, artan câri açik ve özel sektörün borçlarini çeviremeyecei gibi sorunlar finansman boyutunu ilgilendiren dier sorunlar olmutur. lk evrenin hatta daha geni anlamda ekonomik konjonktür evresinin sonu ise tüm dünyada artan endielerin patlama gösterdii Eylül ayinin

BEREKET

|

27

ortasinda ABD'nin dev finans kurulularindan Lehman Brothers'in iflas etmesi ve beraberinde getirdii yeni bir konjonktürün balamasidir.

kinci Aama 2008 Eylül'de Baladi

Yilin ekonomi açisindan ikinci evresi ise Eylül ayindan sonraki dönemdir. Bu dönemden sonra artik dünyada tüm göstergeler ve algilayilar deimitir. Yatirimcilarin risk davranilari tamamen riskten kaçinan bir algilayita toplanmi ve riskli bölgelerden önemli miktarda sermaye çikilari görülmeye balamitir. Belirsizlik, azalan varlik deerleri ve azalan üretim ve istihdam döngüsünde tüketim azalinca yeni bir sarmal balamitir. Ülkeler ilk cevap olarak merkez bankalari araciliiyla geleneksel para politikasi uygulamasina bavurmu, kredi ve üretim kanallarinin tekrar ilerliini salamak amaciyla yüksek ve bir ei daha önce görülmemi faiz indirim-

lerine gitmilerdir. Gelimi ekonomiler sifir faiz bölgesine yerlemi yine dier ülkelerde çok önemli faiz düüleri görülmütür. Dier bir çözüm politikasi olarak da tüketimin canlanmasi ve istikrar salanmasi amaciyla hükümetler kamu harcamalarini ellerinden geldiince artirma yoluna gitmilerdir.

halka, kamu kaynaklari dâhilinde, yardim etmitir. Krizin ailmasi için yine iktidar ile ekonominin dier öeleri arasindaki bu kararli ve aktif koordinasyon ve uygulamalarin devami kesin arttir. Zira gerek merkez bankasi rezervleri gerekse ülkemizin kredibilitesi bu krizi en az zararla amamizi salayacak yeterliliktedir. Bankamizin 2008 yili faaliyetlerini deerlendirebilmek için de öncelikle Türk bankacilik ve katilim bankacilii sektörlerinin 2008 yili performansina göz atmak yararli olacaktir.

Türkiye kinci Aamada Hissetti

Ülkemiz ise ikinci evrede krizi asil olarak hissetmeye baladi. lk olarak sanayi üretimi dümeye baladi ve daha sonra buradaki düü istihdam oranlarina da yansidi. Risk algisindaki bozulma ülke içerisinden önemli döviz çikilarina neden olunca sene sonuna doru dolar yaklaik %40'a yakin deer kaybetti. Merkez bankasi bu dönem içinde önce faiz oranlarini azaltmi ve daha sonra ise döviz piyasalarina elindeki kaynak oraninda müdahalede bulunmutur. Yine hükümet kamu harcamalarini artirarak geliri azalan

2008 Yilinda Türk Bankalari

Türk bankacilik sektörü, Kasim 2000 ve ubat 2001 krizlerinin ardindan sektördeki yapisal sorunlari kalici ekilde çözmek ve dünya ölçeinde rekabet edebilir bir bankacilik sektörüne sahip olmak için gerekli tedbirleri almasi sayesinde 2007 yili ortasindan bu yana tüm dünyayi etkisi altina alan küresel mâli krizden daha az etkilenmitir. Sektör, küresel krize ramen 2008 yilinda da büyümesine devam etmitir. Sektörün toplam aktifleri yil içinde % 26 artmitir. 2007 yilsonunda bankacilik sektörü sorunlu krediler orani % 3,59 seviyesinden 2008 yilsonunda % 3,74 seviyesine yükselmitir. Sorunlu kredilerdeki artiin bu denli düük seviyelerde gerçeklemesi, Türk bankacilik sektörünün yapisal bir sorunun olmadiinin en önemli göstergelerinden birisidir. Sektörün, sermaye yeterlilik oraninin 2008 yil sonu itibariyle % 17,97 seviyesinde

28

|

BEREKET

gerçeklemesi, Türk bankalarinin özkaynak yeterliliinin Basel I, Basel II ve BDDK alt limitlerinin üzerinde olduunu göstermektedir. Sektör, 2008 yilinda yapisal sorun yaamasa da kârlilik oranlarini önceki yil sonuna göre koruyamamitir. Sektörün 2008 yil sonu kâri yillik bazda %10 düü göstermitir.

Katilim Bankalari Kârlilii Korudu

Katilim Bankacilii, son yillarda yakalami olduu büyüme ivmesini 2008 yilinda da, küresel krize karin, sürdürebilmeyi baarmitir. Ülkemiz ekonomisinin büyümesinde aktif rol alan Katilim Bankalari, 2001 yilsonu itibariyle 115 olan toplam ube sayisini 2008 yili sonuna gelindiinde 530'a çikarmayi baarmitir. Türk bankacilik sektöründe olduu gibi Katilim Bankacilii sektörü de 2001 yilinda yaanan krizden sonra yapisal sorunlarin giderilmesi için gerekli olan tedbirleri almi ve daha güçlü bir yapiya kavumutur. Güçlü yapisiyla sektör 2008 yilinda ekonomide yaanan tüm olumsuzluklara ramen toplam aktiflerini yillik bazda %32 artarak 25,8 milyar TL seviyesine yükseltme baarisini göstermitir.

Büyümenin etkisiyle sorunlu krediler orani 2007 yilsonunda %3,43 ten 2008 yilsonunda %4,5 seviyesine yükselse de, sektörün sermaye yeterlilik rasyosu 2008 yil sonu itibariyle %15,39 olarak gerçekleerek özkaynak yeterlilii standartlarin üzerinde kalmitir. Bankacilik sektörünün aksine, Katilim Bankacilii sektörü 2008 yilinda da kârliliini korumu ve yillik bazda %28'lik bir büyüme yakalamitir.

Salam Adimlarla Gelecee Yürüyor

Kaliteli aktif yapisi ve dengeli büyüme stratejisiyle salam bankacilik hedeflerinden amayan Bankamiz, 2008 yilini öngördüü ekilde baariyla tamamlamitir. Küresel ekonomide yaanan zorluklara hazirlikli yakalanan Albaraka Türk, 2008 yilinda hedeflemi olduu büyümeyi gerçekletirmitir. 2008 yilinda açmi olduu 20 yeni ubeyle birlikte Türkiye çapinda müterilerine hizmet veren Bankamiz, 2008 yilsonu itibariyle aktif büyüklüünü yillik bazda %30 artirarak 4,8 milyar TL seviyesine yükseltmitir. Yakalami olduu büyüme oranina ramen bankamiz, 2008 yilsonu itibariyle sorunlu

krediler orani %3,11 seviyesinde tutmayi baarmitir. Bankacilik sektörü içinde en düük sorunlu krediler orani sahip bankalardan olan Albaraka Türk, toplam kredi portföyünü 2008 yil sonu itibariyle yillik bazda %32 oraninda artirarak 3,8 milyar TL seviyesine çikarmitir. Güçlü sermaye yapisiyla Bankamizin sermaye yeterlilik rasyosu, 2008 yil sonu itibariyle %18,12 oraninda gerçekleerek bankacilik sektörü ve katilim bankacilii sektörü ortalamalarinin üstünde kalmitir. Kârliliini yillik bazda %60 artiran Bankamiz, 2008 yilsonu itibariyle 136,2 milyon TL net kar elde etmitir. Kurulduundan bugüne ülkemiz ekonomisine olan güvenini ve desteini sürdüren Albaraka Türk, gelecee salam adimlarla yürümektedir. Küresel ve ülkemiz ekonomilerindeki gelimeleri yakindan izleyerek gelecek hedeflerini belirleyen Bankamiz, içinde bulunduumuz ve etkisini 2009 yilinda daha da artiracai öngörülen ekonomik krizin üstesinden gelebilmek için gerekli tedbirleri almi olup, geçmite olduu gibi gelecekte de baarilariyla kendinden söz ettirmeye devam edecektir.

*Yatirimci likileri Müdürlüü Uzman Yrd. **Yatirimci likileri Müdürlüü Uzman Yrd.

BEREKET

|

29

Ekrem AHN *

Tom SAWyER'A KARi

Harry Potter'in Tom Sowyer'dan daha fazla okunduunu söyleyemeyiz. Harry Potter'in ansi, günümüz iletiim çainda domu olmasi ve `Bütünleik Pazarlama letiimi' tekniini baarili bir ekilde kullanmasidir. Bütünleik pazarlama iletiimini, bir iletmenin tüm iletiim faaliyetlerini tek bir strateji ve hedef dahilinde tek elden yönetilmesi olarak tarif edebiliriz.

HARRy PoTTER

ereket Dergisi için bir yazi balii ve konusu düünürken "Bütünleik Pazarlama letiimi" (integrated marketing communication) kavramiyla ilgili bir yazi hazirlamamin anlamli olacaini düünmeye baladim. Konuyu; "reklam, sati tutundurma, halkla ilikiler ve dorudan pazarlama gibi pazarlama iletiiminin öelerini sinerji oluturacak ekilde, tutarli olarak kullanilmasini öngören bir yaklaimdir," tanimiyla birakmak saniyorum oldukça sinirlayici olabilirdi. Hangi çerçevede anlatmam gerektiiyle ilgili "fikri taslak" aamasinda sevgili meslektaim Hakan Senbir'e ait bir örnek aklima geldi. Kendisinin 2003 ve sonrasinda doan ve Z kuai olarak isimlendirdii yeni jenerasyon üzerine yazdii "Z SON NSAN MI" isimli kitabini saniyorum birkaç yil önce okumutum. O kitapta, kuaklar arasindaki tüketim alikanliklariyla ilgili, yanli hatirlamiyorsam, öyle diyordu; "Harry Potter'in Tom Sowyer'dan daha fazla okunduunu söyleyemeyiz. Harry Potter'in ansi bir iletiim çainda domu olmasidir." Klasikleen roman ve hikâyelerde tanitiim kahramanlarin ben büyürken hâlâ çocuk kaldiklarini görmek her

B

zaman içimde tatli bir buruklua sebep olmutur. Mark Twain'in 1800'lü yillarin sonunda sayfalarda can verdii Tom'la ilk defa 9 yainda tanima firsati yakaladim. O benimle, uyuma saatlerimden önce ve okulumdaki teneffüs saatlerinde vakit geçirmeyi severdi. Ha keza arkadalari Huck ve Jim de öyle... Korsanlarla veya Afrika'daki aslanlarla mücadele ettii maceralarini, kitabi benden önce okuyan arkadalarimdan veya ablalarimin ballandirarak anlatilarindan örenir sonra heveslenip yeni maceralarini

okuma gayretine kapilirdim. O hiçbir zaman televizyonda, radyoda veya bir sinemada karima bir reklam filminin kahramani olarak çikmadi.

imdinin Kahramanlarindaki Giz

Kisaca ne okumaliyiz cevabini bizler öretmenlerimizde, anne babalarimizda veya arkadalarimizda bulmaya çaliirken bugün çocuklarimiz ne okumasi gerektiiyle ilgili cevabi reklamlarda veya beyaz per-

30

|

BEREKET

ötesinde bir düünce veya yaama tarzini empoze etmeye baladiklarini görüyoruz. Onlar gibi giyinen, onlar gibi konuan ve okul eyalarindan odalarindaki tekstil ürünlerine kadar her yerde onlari yaayan bir jenerasyon, bu kahramanlari adeta "yaratan" ve ona hayatin her alaninda yaam alanlari açan büyük bir sektörün milyar dolarlik bütçelerine katkida bulunuyorlar. HARRY POTTER serisi kitaplarin modern pazarlama teknik ve yöntemleri kullanmasindaki baari, onu siradan çocuk kitaplari olmaktan çikardi ve fenomen'e çevirdi. Tabii kitabin bu baarisini salt bir reklam baarisi olarak isimlendirmek yanli olur. Biz yeni dönem kahramanlarin bu denli dünyamizda yer almasini bir iletiim baarisi olarak görebiliriz. Daha dorusu, "BÜTÜNLEK PAZARLAMA LETM" baarisi. letiim sadece pazarlamadan veya sadece reklamdan ibaret bir disiplin deildir. Bugün bu tarz kitaplar yukarida bahsettiimiz tüm iletiim kanallarini kullanmadan baarili olamamaktadir. Sadece Google üzerinde HARRY POTTER ismiyle bir arama yaptiinizda 90 milyonun üzerinde sonuç çiktiini görebiliyorsunuz.

dede buluyor. Her ya grubuna ait bu kahramanlarin, okul çantalari, dosyalar, defterler, ayakkabilar, elbiseler, yatak çaraflari, çikartmalar, çeit çeit defterler, küçük büyük süsler, anahtarliklar ve hatta duvar kaitlarinda hayat bulduunu görebilirsiniz. Tüm bunlar, kitapla birlikte satia çikinca etrafinizdaki her ey size kitabi ve kahramanlarini hatirlatmaya baliyor. Aslinda kiyaslama yaptiimiz her iki döneme ait roman kahramanlarinin arasinda hiç de âdil olmayan bir rekâbet farkliliindan bahsetmek mümkün. Bugünün kahramanlari iletiimin de imkânlarini kullanarak fan siteleri, internette hayranlari tarafindan yapilmi web sayfalari veya Play Station, Nintendo Wii, GameBoy, Gamecube, gibi oyun konsollari araciliiyla çocuklarimizin hayatini her alanda çepeçevre kuatabilmekteler. Bizimse kendi dönemimize ait kahramanlarimizla aramizda sadece kitap sayfalarinda ve hayal dünyalarimizda kurabildiimiz bir iliki söz konusuydu. Üstelik imdiki kahramanlara, bizim kahramanlarimiz gibi, sadece heyecanli dakikalar yaatmak ve bunu yaparken de araya bir iki insanî mesaj sikitirmak kâfi gelmiyor. imdiki kahramanlarin derin karakter tahlillerini, yaam felsefelerini ve iledikleri konularin veya sembollerin hayatimizdaki kariliklarina dair yazilari birçok web sitesinde bulabilirsiniz. Kisaca heyecanli bir öykünün

Klasikleen roman ve hikayelerde tanitiim kahramanlarin ben büyürken hâlâ çocuk kaldiklarini görmek her zaman içimde tatli bir buruklua sebep olmutur. Mark Twain'in 1800'lü yillarin sonunda sayfalarda can verdii Tom'la ilk defa 9 yainda tanima firsati yakaladim. O benimle, uyuma saatlerimden önce ve okulumdaki teneffüs saatlerinde vakit geçirmeyi severdi.

"BÜTÜNLEK PAZARLAMA LETM" kavramini televizyon için çekilen reklam filminden kareler alip gazete ilani veya afi imâl edelim, reklam filminin sesini alip radyo cingili yapalim eklinde formüle etmek de yanli olabilir. Burada temel espri marka tutarlilii ile duruun ve karakterin ayni zamanda mesajin korunmasi, ortak stratejik hedeflerin hayata geçebilmesidir. ekil ayrintilarda deise bile genel hatlari ve özü muhafaza etmek diyebiliriz. üphesiz yöntem, belli formül ve kaliplarin ötesinde kurum ve irketlerin kendi yapilarina göre ekillenebilmesidir. Konuyu bir spor müsabakasi için sahaya çikan oyuncularin birbirinin eksikliklerini tamamlamasi ve her birinin ayri ayri ortak bir amaca hizmet etmesi olarak da örneklendirmek mümkün. Diaridan bakildiinda tek bir forma altinda yek vucut olmu bir takim görüntüsünün altinda bireysel

Bütünleik Pazarlama letiimi

Günümüzün roman kahramanlarinin günlük hayatin her alaninda karimiza çikiyor olmasini tek baina "BÜTÜNLEK PAZARLAMA LETM" olarak algilamak da yanli olur. Bütünleik pazarlama iletiimini, bir iletmenin tüm iletiim faaliyetlerini tek bir strateji ve hedef dahilinde tek elden yönetilmesi olarak tarif edebiliriz. Daha iyi anlailmasi için yukaridaki örnei sürdürmemiz gerekirse, kahramanlarimizin gerek kitaplarda, gerekse filmlerinde sergiledii duruu ve sahip olduu karakteri devam ettirmesi ve çocuklarla iletiim kurulan her noktada verilen mesajin korumasi ve sürdürmesidir.

BEREKET

|

31

yetenek ve özellikleri sahaya yansitan ayri ayri oyunculardir aslinda... Her biri kendi farkliliklari ve amaca hizmet eden farkli yönleriyle tek bir markaya hizmet vermektedir.

Kulaktan Kulaa Pazarlama

Bütünleik pazarlama iletiiminde, sadece sati merkezli iletiim stratejilerinin yerine, hizmet edilen müteri isteklerini merkez alan bir strateji bu modelin en önemli ayaklarindan birini oluturmaktadir. letiim, ismiyle müsemma bir ekilde bu modelde çift tarafli bir ali-verii zorunlu kilmaktadir. Sati eylemini gerçekletirdikten sonra da müteri memnuniyetinin belli periyotlarda kontrol edilmesi ve müteri memnuniyeti de "BÜTÜNLEK PAZARLAMA LETM" kavraminda bütünü oluturan parçalardan biri olarak görülmelidir. Çünkü müteri balilii ve sadakati WOMM (WORD-OF

MOUTH MARKETNG) denilen yeni bir kavrami ortaya çikarmitir. Ürününüzü kullanan veya verdiiniz hizmetten faydalananlarin sizinle ilgili olumlu tecrübelerini çevrelerine, yani sizin potansiyel müterilere, kulaktan kulaa yansittiklari bir pazarlama yöntemidir. Müterileriniz sizden memnun kaldikça sizinle edindikleri olumlu tecrübeleri ücretsiz ve güvenilir bir ekilde aktaracaklaridir. Albaraka Türk olarak, senede bir yaptirdiimiz "Müteri Memnuniyeti Anketlerinde" ve belli periyotlarda yaptirdiimiz saha aratirmalarinda çalitiimiz müteri kesiminin, hatiri sayilir bir oranda, "referans ve tavsiye" sonrasi iletiime geçtiklerini görmekteyiz. Belki de WOMM üzerinde durulmasi gereken bambaka bir yazi konusu olabilir. Özellikle de bizlerle çalimayi tercih eden müterilerimizin tavsiye ve referansa verdikleri önem göz önüne alindiinda ... Böyle bir fikir ve dil birliinin tesis edilmesinde reklam ajanslarinin mi

yoksa halkla ilikiler ajanslarinin mi daha dominant olmasi gerektii konusunda farkli uygulamalar olabilir. Hatta tecrübelerime dayanarak bu konularda reklam ve halkla ilikiler ajanslari arasinda uyumlu bir çalimanin, bazen yerini küçük sürtümelere dahi biraktiini söyleyebilirim. ahsî kanaatim, halkla ilikiler irketlerinin bu iletiim bütünlüünü salama adina daha etkin rol oynamasi gerektii yönündedir. Sonuçta tüm çabamiz kendimizi daha güzel, daha farkli deil, var olduumuz ekilde en doru anlatabilmektir. Yine de unu son söz olarak söylemek isterim ki; her ne kadar HARRY POTTER kitaplari "BÜTÜNLEK PAZARLAMA LETM" modelinde bir baari hikayesi gibi gözükse de, nedense benim gönlüm hâlâ TOM SAWYER ve arkadalarinin o gösterisiz samimi duruunda kaldi.

*Reklam ve Halkla likiler / Yönetmen

32

|

BEREKET

lhan Ürkmez

SATiTA

BEDEN DL

Fikirlerin dili kelimeler, duygularin dili ise bedendir. Duygularin yüzde 90 oraninda sözel olmayan yoldan ifade edildii unutulmamalidir. Bazen bir hareket, bin söze bedeldir. Sati elemani, müterinin söylediklerini dikkatle dinlerken, beden diliyle de verdii mesajlari doru algilatmaya çalimalidir.

dinlerken hafifçe öne doru eilmek, ba sallamak, göz temasinda bulunmak müteriyle ilgilenildiinin göstergesi olarak algilanabilir. Beden dilinin gerçee yakin bilgi vermesi aslinda bedenin her zaman içinde bulunduu ani yaiyor olmasindan da kaynaklanir. Beden, sadece ani yaar. Fakat beyin geçmite veya gelecekte yaiyor olabilir. Sati elemani, beden dilini sözel iletiimini kuvvetlendirmek için kullanmalidir. Fikirlerin dili sözel, duygularin dili ise sözsüzdür. Sati elemani beden dilinin iletiimdeki kullanim alanlarini örenerek müteriyle iletiiminde daha baarili sunular gerçekletirebilir ve öncesinden farkli olacak ekilde baarili sati sonuçlari alabilir. Müteri bir sati görümesinde düüncelerini ve yaadii duygulari kelimelerin arkasina saklasa bile bu durum onun beden dilinde sözsüz olarak görülebilir. Müterinin gerçek duygu ve düüncelerini kelimelerin arkasina saklamasi mümkün

SaTi eleManinin öne eilMeSi Müteri konuurken sati elemaninin hafifçe müteriye doru eilerek onu dinlemesidir. Bedenin de dinleme olayinin içine katilmasi ve kulak ile yapilan dinlemenin bedenle desteklenmesidir.

M

olsa da beden dilini gizlemesi çok kere mümkün olamamaktadir. Çünkü beden dili sözlerden daha etkili olup iletiimde esastir. Sati elemaninin beden dili konusunda bilgili olmasi, ona sati sürecinde müterisi hakkinda yaptii öngörülerde doruluk payi daha yüksek bilgiler elde etme imkâni verir. Dier taraftan; sati elemaninin sati sürecinin tüm aamalarinda kullanmak üzere beden dilini ve beden diliyle ilgili iaretleri örenmesi, bunlari bilinçli olarak uygulamasi, müterileri üzerinde olumlu bir imaj birakmasini ve müteri ilikilerinde daha etkili olmasini salar.

BEREKET

|

üteriyle iletiimde, iletiimin içerii kadar bedenin konumu ve durumu da önemlidir. Hatta bazen içerikten daha çok önem arzeder. Çünkü davrani görülebilir. Fakat duygu, inanç ve düünce görülemez. Görülemeyen bu eyleri ancak o müterinin davranilarinda yakalayabiliriz. Örnein; kollari balamak ve kalari çatmak, olumsuz sinyaller verirken arkaya yaslanmak ve gülümsemek ise olumlu sinyaller verir. Dier taraftan, müteriyi

33

Birçok aratirmaci, insanlar arasindaki iletiimin yüzde 70'inin beden dili ile ve ses tonuyla olutuunu tahmin etmektedir. Bu konuda yapilan bir aratirmanin verilerine göre, duygularin ifade edilmesi noktasina gelindiinde; · letiimin yüzde 55'i beden dilinden oluur. · Yüzde 38'i ses tonuyla açiklanir. · Yüzde 7'si de kelimelerle ifade edilir. Bu sonuçlar, duygularimizin yüzde 93'ünün sözel olmayan yoldan ifade edildiini bize göstermektedir.

sallamak, müterinin yüzüne bakarak konumak ve dinlemek, dinlerken öne ve müteriye doru eilmek ve müteri ile arasinda gerekli ve yeterli mesafe birakmak.

Bir Dinleme Hareketi Olarak Bai Sallamak

Sati elemaninin baini aai ve yukari doru ama aaiya doru yaptii hareketi daha bir belirgin ekilde vurgulayarak yapmasi müterisinin sözünü kesmeden dinlediini gösteren en önemli iarettir.

Bedenin Üç Farkli Dili

Sati elemani müterisiyle kari kariya kaldii zaman vücuduyla üç farkli ekilde iletiim kurar: Yöneli, Duru ve Hareket. Yöneli; sati elemaninin müteriye hangi açiyla yöneldiini gösterir ve müteriyle görüürken müterinin yüzüne bakmayi içerir. Sati elemani yönünü ve bakiini müteriye doru yönlendirmelidir. Sati elemani müterisine mesafeliyse ve yüzü müterisine deil de baka yöne dönükse müteri bu durumdan kendisinin dikkate alinmadiini ve önemsenmediini düünebilir. Bir sati görümesinde sati elemaninin müterisini ilgiyle dinlediini gösteren beden iaretleri genelde unlardir: Bai

Sati Elemaninin Müteri ile Arasinda Birakmasi Gereken Mesafe

Sati elemani müterisiyle konuurken müterisine olan yakinliini ve uzakliini çok iyi ayarlamalidir. Müteri artik sürekli ziyaret edilen ve samimi bir iliki kurulan müteri konumunda ise aradaki mesafe yakin olabilir. Fakat, tersi durumlarda veya sürekli ziyaret edilen ve çok iyi taninan bir müteri olmasina ramen sati görümelerinde ciddi duran müterilere kari da yakin deil uzak durulmalidir. Buradaki yakinlik ve uzaklik ölçüleri kültürden kültüre ve hatta corafik bölgenin yapisina bali olarak farkliliklar gösterebilir. Benim anlatmaya çalitiim yakinlik ölçüsü 60-120 santim, uzaklik ölçüsü ise 120 santim ve üzeri olarak algilanabilir. Bir eyin nasil söylendii, ne söylendii kadar önemli olabilir. Sati elemaninin konuurken yüzünü veya sirtini müteriye dönmesi, omzunun üstünden yana dönerek müteriye bakip konumasi, konuma tonu ve hizi, sesinin yükseklii, bunlarin hepsi anlami olumlu veya olumsuz etkiler. Evimizde kullandiimiz çamair makinesi bozulmutu. Çalimiyordu. Servisi aradim ve servisten iki teknisyen geldi. Önce sorunu dinlediler. Çamair makinesini olduu yerden biraz

Müterinin Yüzüne Bakmak

Sati elemaninin müterisiyle konuurken, sadece bainin deil, tüm bedeninin müteriye dönük olmasi gerekir. Bu davrani, müterisini ilgiyle ve dikkatle dinleyen sati elemani davraniidir. Yüzümüzün, özellikle de gözlerimizin, vücudumuzun ifade merkezi olduu unutulmamalidir. letiimde özellikle göz temasi çok önemlidir. Bu sebeple; sati elemani, dinlerken ve konuurken müterisini rahatsiz etmeyecek ölçüde göz temasi kurmalidir. Canli olmali ve mümkün olduu kadar sicak ve dostça gülümsemelidir.

34

|

BEREKET

öne çekerek arkasini açip çalimaya baladilar. Ben onlara ne yaptiklarini sorduumda teknisyen kii makinenin arkasina eilmi vaziyette ve sirti bana dönük olarak ve yüzüme hiç bakmadan açiklama yapmaya baladi. Bu olaydan kisa bir süre önce bir firmanin servis elemanlarina verdiim müteri ilikileri eitiminde anlattiim konunun önemini ben o an daha iyi anladim. Bu tür durumlarda yapilmasi gereken öncelikli ey teknisyenin ne tür bir ilem yapacaini önce müteriye yani bana yüz yüze açiklamasi olmaliydi. Benimle yüz yüze iletiime girerek ne yapacaini bana açiklamasi iletiim açisindan daha olumlu olurdu. Bu ekilde bir açiklama yaptiktan sonra anlattiini yapmasi gerekirdi. Oysa bu teknisyen bana sirtini dönerek açiklama yapmiti. Teknisyenin bana verdii mesaj aslinda çok açikti; "u anda seninle uraamam". Müteriye her zaman neler yaptiinizi, neler yapacainizi ve neler yapabileceinizi beden dilinizi etkin kullanarak anlatmalisiniz. Aslinda o teknisyen de orada bir sati yapiyordu. Firmanin hizmet kültürünü satiyordu. Fakat, müteri ilikileri konusunda yeteri kadar bilgilendirilmedii, davranilarindan açikça belli olan bu teknisyen nasil bir hata yaptiini anlayamamiti.

Sati elemani "yumuatici" kullanabilir. Yumuatici, tartimayi durdurur ve müterinin sati elemanina daha ho görülü yaklamasini salar.

nel ifadeler içeren cümlelere benzer cümleleri yerinde ve zamaninda doru ekilde kullanan sati elemani müterisinin kendisini anlamasinda bir farkindalik oluturur. · "Bu alanda uzman olduunuz açik." · "Anladiim kadariyla iinizde çok baarilisiniz." · "Sezgileri güçlü ve duyarli bir insansiniz." · "Dürüstlüünüze güvenimiz sonsuz."

· "Sizin de bildiiniz gibi..." Yumuaticilar gibi kullanabileceiniz bir dier fark oluturucu cümle yapisi ise "küçültücüler"dir. Küçültücüler, olumsuz bir ifadenin etkisini azaltir. tiraz içermedikleri için de müterinin aksi tavrini durdururlar. · "Bu sizi rahatsiz etmez, deil mi?" · "Kizmadiniz deil mi?" · "Dünyanin sonu deil, gene de..." · "Aldirmiyorsunuz, deil mi?" Sati elemani kullandii kelimeleri çok iyi seçmeli ve hakkini vererek kullanmalidir. Kelimeler yerinde kullanilirsa müteride sihirli bir etki birakir. Sati elemani müteriye yaklaim yöntemini kullandii kelimelerle kâbul edilebilir, tercih edilebilir ve yaanilir yapmalidir. Sati elemanlarinin dikkat etmesi gereken bir dier durum ise meslekî jargon kullanmamalaridir. Eer meslekî jargon kullanilacaksa da müteriye bunun açiklamasi onu sikmadan ve anlayabilecei ekilde anlatilmalidir. Sati elemani, çözüm odakli olarak müteri merkezli düünüp düünmediini aaidaki örneklerine benzer bir ekilde sözleriyle müteriye yansitabilir. · "Bu benim kabahatim deil" yerine "Bu konuda ne yapabileceimi bir düüneyim" · "Bilmiyorum" yerine "Sizin için aratiracaim"

Satita Sözel fadelerin Gücü

Yerinde söylenmi bir söz ve tam zamaninda kullanilmi bir ifade sati elemanina çok ey kazandirir. Sati elemani müteriyle kari kariya gelip de konumaya baladii andan itibaren onunla gelitirmeye çalitii sati sürecinde müterisinin özdeerini yükselterek ve ne kadar deerli olduunu vurgulayarak onu kazanmaya çalimalidir. Unutmamalidir ki, tatli söz yilani bile deliinden çikarirmi. Aaida örnekleri verilmi ge-

Müteriyi Yumuatan fadeler

Müteriyle konuurken müteri bilinçli olarak ve isteyerek sati elemaninin üzerine gelebilir. Buna benzer durumlarla karilaan sati elemani "yumuatici" kullanabilir. Yumuatici, tartimayi durdurur ve müterinin sati elemanina daha hogörülü yaklamasini salar. · "Takdir edersiniz ki..." · "Hayret edebilirsiniz ama..." · "Öyle bir izlenime sahip olabilirsiniz, ancak..."

· "En iyisi siz müdürümle konuun" yerine "Ben size yardimci olabilirim" · "Hayir" yerine " Bu konuda yapabileceim ey..." · "Haklisiniz, yapilan i tümüyle yanli" yerine "Yaadiiniz zorluu çok iyi anliyorum" · "Bu benim iim deil" yerine "Bu konuda size yardimci olabilecek kii..." · "Lütfen biraz sakinlein" yerine "Gerçekten çok üzüldüm" · "Siz benim ne dediimi anlamadiniz" yerine "Üzgünüm, sanirim yeterince açik anlatamadim."

BEREKET

|

35

amil KUCUR

GöKSEL BAKTAGR:

Bzm mÜzmzN özÜ GÜLDÜR

Klasik sazlarimizdan Kanun'un günümüzdeki öncülerinden olan, yurtiçinde ve yurtdiinda solo ve çeitli topluluklarla verdii konserler, besteleri, yaptii albümleri, aldii ödülleriyle müzik dünyasinda ismini duyuran çok yönlü sanatçimiz Göksel Baktagir youn çalima programina ramen duygularini Bereket'le paylati.

Müzik insan ve toplumlar için ne ifade ediyor?

Kültür ve müziin tarihte de bugün de bu topraklarda çok önemli bir yer tuttuunu biliyoruz. Bizim sosyo-kültürel tarihimizde inanç, sevgi, hasret, vuslat

duygularinin dia yansimasi ve seslendirilmesinin en önemli unsuru müziktir. Aslinda bizim algiladiimiz genel kaninin diinda ekonominin de, politikanin

36

|

BEREKET

da, eitimin de bir kültürel altyapisi vardir. Tarihimize baktiimiz zaman devlet, devlet adamlari, ilim adamlari, kurumlar, sivil toplum kurululari ve toplum, edebiyat, sanat ve mûsikî ile yani kültürel donanimli hale geldii dönemlerde devletin siyasî olarak güçlü olduunu, toplumun da refah ve huzur seviyesinin yükseldiini görüyoruz.

Meslekî Kalite

bu baki açisiyla sanatçilarin, toplum içinde olan ve topluma hitap eden kii ya da kurulularin sorumluluu nedir?

Ben bugüne kadar her zaman, bu inanç ve baki açisiyla kültüre, sanata ve müzie önem vererek, yine bu baki açisiyla çalimalar yapip, ya projeler üretiyor ya da projelere katiliyorum. Ekonomik gelir her insan için gerekli ama her ey ekonomik gelir ve para deildir. Topluma hitap eden, toplumla birlikte çalian her meslek gurubu ki; bunlara sanatçilari, siyasetçileri, esnaf ve zanaatkârlari, akademisyenleri, resmî görevlileri ve de müzisyenleri de dâhil edebiliriz... Bu insanlar yaptiklari i ne olursa olsun, önce yaptiklari ii, meslei ya da sanati en güzel, en kaliteli ve topluma en faydali bir ekilde yapmalilar. Bu yapilani ya da üretilen ürünler ahlakî, insanî ve meslekî kalitede üst seviyeye ulatii oranda, ekonomik gelir de, evk de, motivasyon da gelecek ve bunu o kii de toplum da paylaacaktir.

dünyadaki enstrümantal müzikle yurdumuzdaki enstrümantal müziin geliimine bakiiniz nedir?

nu yaiyoruz. Bu müzikal paylaimlari, farkli müzik tarzlarina sahip müzik adamlariyla ve sazlarla birlikte ortak projeler ile müzikseverlerle paylaiyoruz. Müzik insanlar ve toplumlar arasinda köprüler kuruyor, kapilar araliyor.

Türkiye'de uzun zamandir süren çalimalarimizin sonucunda ülkemizde özellikle son yillarda, her geçen gün artan bir ilgiyle saz müzii konserleri verilmeye balandi. Verilen emeklerin kariliini görmek ve müzikal dünyamizin renklerini müziksever dostlarla paylamanin mutluluu-

Gönül Âlemindeki Gökkuai

Klasik Türk müzii altyapisina sahip olmaniza ramen, farkli tarzda müzik yapan müzisyenlerle ortak çalimalar yapiyorsunuz. ilgiyi nasil buluyorsunuz?

eletirenler de olabilir. Ama eletirilen olumlu, yapici ve öneriye açik olmali. Müzik yaparken, gönül âlemimdeki gökkuai benzeri duygularin seyrine uyarak, üzerinde çaliarak, duygu ve müzikal olgunlua kavutuu zamanda bu çalimalarimi, projelerimi, bestelerimizi toplumla paylamaya çaliiyorum.

yillardir ülkemizde tartiila gelen Türk müziinin çok sesli olup olmadii ve Klasik bati Müzii'yle kiyaslamalar hakkinda neler düünüyorsunuz?

Ortak birçok çalimalara imza atiyoruz. Klasik anlamda çalimalar yaptiimiz gibi, yeni açilimlara da imza atiyoruz. Bu çalimalarimiz da genellikle beeniyle takip ediliyor. Ama elbette

Türk müzii kendine özgü birçok renklilie sahip bir özelliktedir. Müziimizin belki de en önemli özellii, temelinde insan faktörü olmasi. Tek sesli müzik olan Türk müziinin en önemli unsuru özümüzün aynasini oluturmasi-

BEREKET

|

37

dir. Bu müzikal oluumda da en önemli özellik, doal seslerin kullanilmasidir. Amaç ruha dokunmaktir. Bizim müziimizin özü güldür. Batida, modern dünyanin insanlarina rahatlikla konser, kaset ya da CD'lerle Türk müzii icrâsi dünden bugüne ulaabiliyor ve büyük ilgi görüyor ise, burada üzerinde durul-

masi gereken nokta, müziin tek sesli ya da çok sesli olmasi deildir. Önemli olan sizin tek sesli ya da çok sesli müzik yapmaniz mi, yoksa dünyada insanlarin kulaklarina, kalplerine, gönüllerine hitap edip edemediiniz midir? Türk müzii bugün bunu Dou'da da, Bati'da da baarmitir.

Türk mûsikîsini Caz ile Harmanlayan müzisyen

1966 yilinda Kirklareli'nde doan ve müzie sekiz yainda, kendisi de müzie âinâ olan babasi Muzaffer Baktagir'in gözetiminde balayan Göksel Baktagir, 1983 yilinda girdii TÜ Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvari'ndan 1988'de mezun oldu. Bu okulda bir yil sonra lisansüstü eitimine baladi ve ayni yil, Tanburî Necdet Yaar'in genel sanat yönetmenliindeki Kültür Bakanlii stanbul Devlet Türk Müzii Topluluu'nda kanun sanatçisi olarak çalimaya baladi. Bu tarihlerde "Necdet Yaar Ensemble" ile ngiltere, Fransa, Danimarka, Belçika, Hollanda, Almanya, Kanada ve ABD'nin çeitli eyaletlerinde konserlere katildi. Sanatçi Füsun Baktagir'le evli ve Bura Can ve Cansu adli iki çocuk babasidir. Baktagir, 1984 yilindan beri, kanun icrasinda dier tekniklerin yani sira özellikle "sol el" için gelitirdii kendine özgü bir teknik üzerine çalimalarini sürdürmektedir. Kanun sazi üzerinde, geleneksel icra biçimlerinde günümüzün önde gelen icracilarindan biri olarak kabul edilen sanatçi, temelde bir Türk Musikisi enstrümani olan sazinin bütün imkânlarini ve sinirlarini deerlendirerek, baki açisini dier dünya müziklerine doru geniletmitir. Bu balamda New Age ve Caz gibi türlerde de baarili örnekler sergilemi, bazi Batili caz topluluklariyla konserler vermitir. Göksel Baktagir'in klasik normlar çerçevesinde bestelemi bulunduu saz eserlerinden yirmi tanesini ihtiva eden "Okyanustaki Sesler", "Kervansaray-3", "Günlük", "Dou Rüzgari", "Okyanustaki Sesler2(Cananim)", "Okyanustaki Sesler3(Hüzün)" adlarini taiyan CD ve kaset çalimalari bulunmaktadir. Baktagir, CNN Türk yapimi, "stiklâl Mari Belgeseli"nin müziklerini bestelemitir. Beste çalimalarina konservatuvar örencilii yillarimda baladim. u ana kadar otuz bei sözlü ve yüz bei enstrümantal olmak üzere 140 civarinda beste çalimasina imza attik. Bu eserlerin birçou TRT repertuarina alindi ve "Sazim" adli Zavil saz semaisi, 1990 yilinda T.R.T. tarafindan düzenlenen bir yarimada ödül kazandi. "Tek Kelime" adli muhayyer kürdi arkimiz da, Milliyet gazetesi'nin düzenlemi olduu 1997 yilinin en sevilen 10 arkisi arasina seçildi. Sanatçi ayrica yayinlanmak üzere bir kanun metodu üzerinde çalimaktadir. Bugüne kadar CD ve kaset olarak yayinlanmi eserlerinin yer aldii bir nota kitabini da "Okyanustaki Sesler" adiyla yayina hazirlamaktadir. stanbul Devlet Türk Müzii Topluluu'ndaki aslî görevinin yaninda müzik çalimalarini stanbul Fasil Topluluu ve stanbul Tasavvuf Musikisi (Dergâh) Topluluu'nda da sürdüren Baktagir, geçen yillar içinde Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvari'nda öretim görevlisi olarak hizmet vermitir.

38

|

BEREKET

Günümüz Türk müziinde etkilendiiniz, yurtdiinda da ses ve sazlariyla ilgiyle dinlenilen sanatçilar kimlerdir?

Rahmetli üstatlar Bekir Sitki Sezgin'in, Kâni Karaca'nin, rahmetli Âik Veysel'in, solist ve bestekâr Alaeddin Yavaça'nin, Neyzen Niyazi Sayin`in, Tanburî Necdet Yaar`in icralari yillardir ABD, Avrupa ülkeleri, Kanada ve daha bir çok ülkede ilgi ve zevkle dinlenilmektedir. Bu üstatlarin saz ve ses icralari, köklü bir mûsikî kültürünün, ak ve estetiin yaninda kaliteli bir müzik geleneini yaatiyor olmalari, onlari ve müziklerini diri ve canli tutmutur. Bu gelenei bugün yaayan, icrâ eden gelecee taiyacak olan hânende ve sâzendeler mevcuttur.

birçok ülkede, konserlerinize ve Türk müziine gösterilen ilgiyi nasil deerlendiriyorsunuz?

Türk müzii makamsal bir özellik taiyor. ç içe geçmi doal seslerden oluan, duygu ve melodik zenginlie sahip, akici, monotonluktan uzak, adeta bir hazinedir. Farkli corafya ve farkli kültürlerden insanlar konserlerimize geldikleri ve müziimizi dinledikleri zaman, o insanlarin dorudan kalplerine ve gönül dünyalarina, duygularina hitap eder. Biz konserlerde, beslendiimiz köklü bir gelenee sahip olan Türk mûsikîsi kültürünün birikimini, bugünün insanlarina, müzik severlere icra ediyoruz. Biz tad aliyoruz ve bu esiz müzik hazinesini dinleyen insanlarla ayni duygu ve sevgide buluuyoruz. Bugün insanliin ihtiyaci sevgidir, arkadaliktir, dostluktur. Biz de özü sevgi ve güzellik olan müziimizi bütün insanlarla paylamak, yaymak ve yaatmak amaciyla karinca kararinca çalimalarimizi sürdürüyoruz.

bize vakit ayirdiiniz için teekkür ederiz.

Ekonomi airlikli bir yayin yapmaniza ramen, toplumlarin varliini youran hamur olan kültür ve mûsikîye de yer verdiiniz için ben teekkür ederim.

BEREKET

|

39

Ercan ALBAY *

NSANA SAyGi E ALim AAmASiNDA BALAR

sizliin artiina paralel olarak i ilanlarina bavuru sayilari azimsanmayacak düzeyde yüksek gerçekleiyor. Buna ramen Albaraka Türk, empatik bir yaklaimla bavurulara en kisa sürede geri dönü yapan ve bavurularin tamamini cevaplayan banka olarak, sektöründe geçen yil olduu gibi bu yil da "nsana Saygi Ödülü"ne layik görüldü.

Albaraka Türk, bankacilik sektöründe ikinci kez "nsana Saygi Ödülü"ne layik görüldü.

itaplari Türkçe dâhil bir çok dile çevrilen ve modern yönetim kültürünün üstâdi olarak kabul edilen Peter F. Drucker, "Bir üretim biriminde finans, mekân ve ekipman gibi üretim faktörlerini katmadeere dönütüren asil unsur insandir" diyor. Özellikle hizmet sektöründe; kendini gelitiren, kurum kültürünü benimsemi, motivasyonu ve balilii üst düzeyde olan, nitelikli personel, rekabette üstünlük salamaktadir. Netice itibariyla müteri nezdinde irketi, hizmeti veren personel temsil etmektedir. Bu nedenle baarili olmak isteyen bütün kurumlar, insana özel bir önem atfederek uygulamalar gelitiririler, hat-

K

ta kiiye özel politikalar üretirler. nsana önemin ilk adimi da, ie alma aamasinda atilir. Bu açidan personel alimina yönelik hazirlanan ilandan gelen bavurularin kabulüne ve adaylarin deerlendirilmesinden gerekli cevaplarin verilmesine kadar hemen her aama ayri bir hassasiyetle yönetilir. nsan Kaynaklari faaliyetlerinin temelini de bu politikalar oluturur.

Bavurulara En Kisa Sürede Dönülmeli

Ülkemizde isizlik orani dikkate alindiinda ilanlara bavuru sayilari azimsanmayacak düzeyde yüksek gerçeklemektedir. Özellikleri birebir uymasa da

adaylar ilgi duyduklari ilanlara bavuru yapmakta, yaptiklari her bavuruyu heyecanla beklemekte, bazen de son bavurduklari iyerinden cevap gelmedikçe yeni bir i bavurusu yapmamaktadirlar. nsan Kaynaklari departmanlarinin, empatik bir yaklaimla i bavurularinin bavuru sahipleri için çok önemli olduunun bilincinde hareket etmeleri gerekmektedir. Bu sebeple, tüm bavurulara en kisa sürede dönülmeli, tatmin edici cevaplar yazilmalidir. Sinav ve mülâkat aamasinda, adaylara randevu verilirken zamanlamaya dikkat edilmeli, adaylar fazla bekletilmemelidir. Adaylarin karilanmasi, hitap, bekletildikleri ve sinava alindiklari yerler detay gibi

40

|

BEREKET

Albaraka Türk adina ödülü nsan Kaynaklari Müdürümüz Ercan Albay, Kariyer.net CEO'su Yener Özenalp'in elinden aldi.

kinci kez `nsana Saygi ödülü'

Bu yil 14'üncüsü düzenlenen nsan Kaynaklari Zirvesi'nde, Kariyer.net tarafindan verilen "nsana Saygi Ödülü"ne Albaraka Türk layik görüldü. Online insan kaynaklari alaninda sektörüne öncülük eden Kariyer.net tarafindan verilen "nsana Saygi Ödülleri", 14. nsan Kaynaklari Zirvesi kapsaminda gerçekletirilen bir törenle sahiplerini buldu. Geçen yil olduu gibi bu yil da Albaraka Türk Katilim Bankasi, "nsana Saygi Ödülü"ne layik görüldü. Kariyer.net'in ana sponsorluunda 11 ubat 2009 tarihinde Lütfi Kirdar Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen ödül töreninde, 33 farkli sektörden 82 irkete "nsana Saygi Ödülü" verildi. Ödüller, Kariyer. net'te ilan yayinlayan firmalarin, yapilan bavurulari cevaplama oranlarina göre verildi. Albaraka Türk, bavurulara en kisa sürede geri dönü yapan ve bavurularin tamamini cevaplayan banka olarak bu ödüle layik görüldü. Albaraka Türk adina ödülü Kariyer.net CEO'su Yener Özenalp'in elinden alan nsan Kaynaklari Müdürü Ercan Albay, Albaraka Türk'te çalimak isteyen tüm adaylarin bavurularini istisnasiz incelediklerini belirterek, "Kurum kültürümüz ve insana verdiimiz deer çerçevesinde, adaylara en kisa sürede olumlu veya olumsuz mutlaka geri bildirimde bulunmaya özen gösteriyoruz. Çünkü, i arayan insanlar için bir günün bile ne kadar önemli olduunu biliyoruz" diye konutu.

Ercan Albay

Yener Özenalp

görünmekle beraber, olumlu bir intiba birakmasi açisindan son derece önemlidir. Çou zaman bu ilk intiba çalima hayati boyunca unutulmayacaktir. hayatina bir bütün olarak bakan bilinçli personel adaylarinin; ücret ve unvanin diinda irketin personel politikalari, kariyer yollari ve eitim imkânlariyla ilgili olduu görülmektedir. Buna ilaveten, adaylar ie alim aamasinda bavurduklari irketin insana verdii deeri daha yakindan görebilmekte ve karar verirken bu hususlari dikkate almaktadirlar.

söz konusu faktör muhakkak irdelenmeli, gerekirse görev yeri deiikliine gidilerek çalianlara performanslarini artirmalari için ans verilmelidir. Bu deerlendirme aamasinda personelin görüü ve önerilerinin alinmasi daha isabetli karar verilmesini salayacaktir. effaf, âdil ve herkesin kendini eit görecei bir kariyer yönetim sistemi, personel motivasyonu üzerinde olumlu etkilere sebebiyet verecektir. Bu anlamda tüm personele firsat eitlii sunacak bir kariyer yönetimi tesis edilmeli ve uygulanmalidir. Aslinda tüm nsan Kaynaklari süreçlerinin temelinde personelin verimlilii, etkinlii ve performansini artirma çabasi vardir. Unutulmamalidir ki irket için en iyi personeli seçmek kadar onu tutabilmek de önemlidir. Maslow'un motivasyon alaninda gelitirdii ihtiyaçlar hiyerarisi kuraminda; fizyolojik güven ve aidiyet gereksinimlerinden sonra 4. sirayi "saygi görme" ihtiyaci almaktadir. Bunun salanmasi için nsan Kaynaklari açisindan gerek iç, gerekse di müteri diyebileceimiz, çalian personel ile çalimak isteyen adaylara nsan Kaynaklari Yönetimi'nin tüm faaliyetlerinde hak ettii ve ihtiyaç duyduklari saygiyi göstermek nsan Kaynaklari Yönetimi'nin temel prensibidir.

*nsan Kaynaklari / Yönetmen

Güçlü Yönler Öne Çikarilmali

Günümüzde ie alim için bir çok test yapilmakta, bu testlerle adaylarin eilimleri, yüksek performans gösterecekleri alanlar tespit edilebilmektedir. Bu sayede personelin daha verimli çalimasi salanabilmektedir. Performans deerlendirme faaliyetinde insanin deerlendirildii göz önünde bulundurularak, performans düüklüünden çok personelin kuvvetli yönlerinin ön plana çikarilmasi gerekmektedir. Ayrica her performans düüklüünün sebebi çalianin kendisi olmamakta, bazi performans düüklüklerinde çevresel faktörler de önemli rol oynamaktadir. Bu sebeple

BEREKET

|

41

KÜLTÜR VE PETRoL KENT

BATmAN

Çatalhöyük'ün aksine Anadolu'nun en eski yerleim yerinin Batman-Kozluk sinirlari kapsaminda yer aldii teyit edilmitir. Ancak Türkiye'de petrol ilk defa Batman sinirlari dahilindeki Raman dainda çikarilmaya balandii için Batman petrol pompasiyla özde hale gelmi ve `Petrol kenti' olarak tanimlanmitir.

atman, Türkiye'de petrol üretimi dendii zaman ilk akla gelen ilimizdir. Çünkü Türkiye'de petrol ilk defa Batman sinirlari dahilindeki Raman dainda çikarilmaya balanmitir. Petrol pompasiyla özde hale gelen Batan, bu yüzden `Petrol Kenti' olarak da tanimlanmaktadir. Türkiye'nin petrol ihtiyacinin yüzde 20'si bu bölgeden karilanir. Petrolün bir kismi Batmanskenderun boru hatti ile Yumurtalik bölgesine gönderilmektedir. lde petrol rafinerisinden baka büyük sanayi fabrikasi yoktur. Tula fabrikalari, yem fabrikalari, mercimek ileme fabrikalari, çirçir fabrikalari, bisküvi fabrikalari özel

B

sektöre ait olup, küçük iletmelerdir. Tarim, Batman ve Beiri ovalarinda yapilmaktadir. Batman Ovasi, ülkemizin sayili verimli ovalarindan biridir. Sulama yapilan alanlarda pamuk, tütün, tahil, baklagiller ve meyve-sebze yetitirilir. Güneydou Anadolu Projesi'nin (GAP) bu bölgede de tarimin gelimesinde büyük rol oynayacai beklenmektedir. Dalik bölgelerde büyükba hayvancilik gelimitir.

Çatalhöyük'ten de Eski Bir Yerleim

Batman ilinde bulunan tarihi yapilar ve bu yapilarin ait olduu mede-

niyetlerin tarihi Neolitik ça öncesine dayanmaktadir. Batman Çayi kenarinda bulunan Hallan Çemi höyüünde yapilan kazi çalimalarinda elde edilen buluntular (M.Ö. 10.600-10.000) yillarina ait kadin süs eyalari, tatan yapilmi hayvan figürlü heykel ve ta silahlarin incelenmesi sonucunda bu yörenin yaklaik 12.000 yil öncesi bir yerleim alani olduu ortaya çikmitir. Neolitik çada Hallan Çemi tepesi ile Çayönü yerlemeleri arasinda yer alan bölgenin kronolojik boluu dolduran bir öneme sahip olduu kabul edilmektedir. Anadolu'nun en eski yerleim yeri olarak Çatalhöyük kabul

42

|

BEREKET

edilse de Çayönü ve Hallan Çemi höyüündeki buluntularla en eski yerleim biriminin Batman-Kozluk sinirlari kapsaminda yer aldii teyit edilmitir. Batman ilinin yer aldii bölge çok gelimi bir kültürün varliini ortaya koymasi açisindan önem taimaktadir.

tarihte Selahattin Eyyubi'nin seferleriyle yönetim Eyyubilere bali Hasankeyf Emiri Artuklu Nurettin Mehmet'e verilir. Bu tarihten itibaren balayan Artuklu oullari dönemi Anadolu Selçuklularin 1240 yilinda bölgeye egemen oluuyla

Medeniyetlerin Beii

M.Ö. 3 bin yillarinda, bugün Mezopotamya denilen Dicle-Firat nehirleri arasinda yer alan bölgeye "SUBARU" denildii, Sümer ve Akad'lardan kalma belgelerden anlailmaktadir. Yukari Dicle bölgesinin ilk uygar halki SUBARU'lardan sayilan HURRLER'dir. Hurri, Bâbil dilinde maara demektir. Hurri'ler kendi aralarinda Hurri ve Mitani olmak üzere iki ayri konfederasyona ayrilir. Zamanla Mitani Krallii güçlenmi, Hurri Krallii ise zayiflayarak tarihten silinmitir. Mitanilerden sonra bölgeye Asurlular ve Urartular egemen olmulardir. Asur lideri 3. Tiglattpileser, M.Ö. 736'da douya yönelerek SASUN (SASON) mintikasindaki ULLUBA ülkesini hükmü altina almitir. Urartu'lardan sonra bölge sirasiyla; skitlerin, Medlerin, Perslerin, Selevoslarin, Partlarin, Romalilarin, Bizans'in egemenlii altinda kalmitir. (M.Ö. 653 ­ M.S. 639 ) ran ve Bizans'in uzun süren egemenlik kurma savalarina taniklik eden bölge, Hz. Ömer'in Kuzey Mezopotamya'yi fethiyle slam ordusu egemenliine girmitir. Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde de slam ordusu egemenliinde bulunan bölge daha sonra sirasiyla Emevilerin (551-750), Abbasilerin (750-869), Hamdanilerin ve 984 yilinda Mervanilerin yönetimi altinda bulundu. 1085 yilina kadar Mervanilerin hüküm sürdüü bölge, 1071 yilinda Malazgirt'i ele geçiren Selçuklular tarafindan, 1085 yilinda Amid kuatma altina alinarak, Silvan zapt edildi. 1183 yilina kadar Selçuklularin yönetiminde bulunan bölge ayni

1183 yilina kadar Selçuklularin yönetiminde bulunan bölge ayni tarihte, Selahattin Eyyubi'nin seferleriyle yönetim Eyyubilere bali Hasankeyf Emiri Artuklu Nurettin Mehmet'e verilir. Bu tarihten itibaren balayan Artuklu oullari dönemi, Anadolu Selçuklularin 1240 yilinda bölgeye egemen oluuyla son bulur.

son bulur. 62 yillik Selçuklu Hanedanliinin ardindan 1304 yilinda balayan ve 92 yil süren Mardin Artuklulari dönemi ise, Timur'un bölgeye hakim olmasi ve Diyarbakir yöresini Akkoyunlu Kara Yörük Osman Bey'e birakmasiyla sona erer.

Kurucusu Meçhul ehir: Hasankeyf

Hisnkeyfa, Dicle nehrinin güney sahilinde Diyarbakir'a su yolu ile 110, Cizre'ye 85 km. uzakliktadir. Hisn, kale-hisar anlamindadir. Hisnkeyfa, "Kayahisari" eklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlami "korunmaya müsait" yer anlamina geldii belirtilmektedir. Kalenin yekpare tatan olmasindan dolayi çeitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi "Ta Kalesi" manasina gelmektedir. Cumhuriyetin ilanindan sonra Türkçe fonotie uydurularak Hasankeyf eklini almitir. ehrin kimler tarafindan kurulduu kesinlikle bilinmemektedir. Sadece ilk çada "CEFA" adini taidii ve bir Süryani Piskoposluun merkezi olduu bilinmektedir. na edildii arazinin kolaylikla ilenmeye müsait olmasi yüzünden kasabanin çevresi maaralarla doludur. Arazinin bu müstesna kabiliyeti daha ilk devirlerde bu tabii maaralarin ilk insanlar tarafindan barinma merkezi olarak kullanildiini göstermektedir.

BEREKET

|

43

Hasankeyf, il merkezine 37 km. uzaklikta tarihî bir yerleim birimidir. Hasankeyf, Diyarbakir-Cizre yolu üzerinde Dicle nehrinin dou kenarindadir. 1926 yilinda Gercü ilçesine Bucak olarak balanan Hasankeyf, Batman'in il olmasiyla 18 Mayis 1990 tarihinde ilçe olarak Batman'a balanmitir. Sanayinin gelimedii ilçe göç vermektedir. GAP kapsaminda yapimi programlanan Ilisu baraji sulari altinda kalacaina ilikin bilgiler 35 yildan beri ilçeyi yatirimlardan mahrum birakmitir. 21 köyün bali olduu Hasankeyf'te yaygin olan dokumacilik sanati da yok olmak üzeredir. Vâdi içinde oluan verimli tarim alanlari sera iletmecilii için oldukça elverilidir. Tarima elverisiz alanlarda meralarda hayvancilik yapilmakta ki mevsiminde göçerlerin kilai olan ilçe topraklari bölgede süt ürünlerinin ucuz olmasini salar. Ayrica Dicle nehrinde alabalik avcilii yapilmaktadir.

Hasankeyf, Diyarbakir ve Cizre ehirleri arasinda önemli bir kara ve su yolu güzergahinda olup, savalarin olmamasi ve ticaret yollarinin burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf'i kültürlerin kavak noktasi haline getirmitir.

tirmitir. ran ve iç asya kültürleri, dou Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barindirdiindan, Romalilar, ran sinirini denetim altinda tutabilmek için Hasankeyf'e kale ina edilmitir. Milâdî üçüncü asirda ranlilar Mezopotamya'yi ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin dousundaki yerleri aldi. M.S. 633 yilinda Hasankeyf'in Bizanslilarin denetiminde olduu ve 451 yilinda Bizanslilarin yaptirdiklari kale ve korunma amaçli yapitlari ile ehrin denetimine, Müslümanlar tarafindan feth edilene kadar sahip olmulardir.

si Cafer'i Tayyar'in olu imam Abdullah ile ünlü komutan Varkenna, Hasankeyf kuatmasi sirasinda ehit dümüler. (H. 651mezarlari Hasankeyf'tedir.) Hasankeyf, slam hâkimiyetine girdikten sonra sirasiyla Abbâsilerin Hamdânilerin ve Mervânilerin eline geçmitir. Türkler tarafindan Hasankeyf'in fethi, 1071 Malazgirt meydan muharebesinden sonra olmutur. Selçuklu Sultani Alparslan'in komutanlarindan Artuk olu Sökmen, 1101 yilinda burada ilk Urartu beyliini kurmutur. Tarihçiler bu devri, Hisn-Kayfa Artuklulari olarak isimlendirmilerdir. Hasankeyf, önce Artukoullarina sonra onlarin AMD'i (Diyarbakir'i) fethetmeleri üzerine her iki ülkeye 130 sene bakentlik yapmitir. Bu devlet, 1231-32 yilinda yikilana kadar ehri imar etmilerdir. O devirden halen Dicle köprüsü büyük ve küçük saray kale kapilari ayakta kalan yapilardir. Artuklularin burada para bastiklari ele geçen sikkelerden anlailmaktadir. Bugün Hasankeyf'te harap bir ekilde görülen kiymetli eserlerden birçou Artukoulari zamaninin hatirasidir.

Bizansi Koruyan Kale

Hasankeyf, Diyarbakir ve Cizre ehirleri arasinda önemli bir kara ve su yolu güzergâhinda olup, savalarin olmamasi ve ticaret yollarinin burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf'i kültürlerin kavak noktasi haline ge-

slam Medeniyeti le Tanima

slamiyetin inkiâfindan sonra Hasankeyf'i fethetmek üzere birçok akinlar yapilmitir. Hz. MUHAMMED'in (S.A.V.) akraba-

Mool stilasina Uradi

1232 yilinda Eyyûbî Hükümdari el-Melik el-Kâmil ehri zaptederek Artukoullari hakimiyetine son verdi. Kendisi de 30 sene kadar hükümdar olabildi. Artik büyük Mool akini balamitir. 1301 yilinda Moollar bu mehur ve mamur ehri zaptederek yama ve tahrip ettiler. Bu tahrip o derece air oldu ki Hasankeyf bir daha eski halini bulamadi. Eyyûbiler, Moollarin istilasi sirasinda onlara tâbi olarak hakimiyetine yine devam etmitir. Bugün Hasankeyf'te ayakta olan pekçok yapi bu devre aittir. Sultan Süleyman Camii, Kale (Ulu) Camii Koç, Camii El-Rizk, Camii mam Abdullah Zaviyesi, Kizlar Camii bu devre ait yapilardir. Kisa bir zaman Akkoyunlu hakimiyetine (1461-1482) girdi. Bugün Hasankeyf'te bulunan Zeynel Bey türbesi, Akkoyunlu hüküm-

44

|

BEREKET

1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim'in dou seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanli egemenliine geçmitir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki airetleri idare eden merkezi bir hanedanlik konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapida büyük bir gelime göstermitir. Bu dönemde ehir nüfusunun 10 bin civarinda olmasi ise Hasankeyf'in büyük bir yerleim merkezi olduu gösterir.

de kalacak olan Ilisu Baraji ve HES, dünyanin en büyük su projelerinden birisi olan GAP'in temel unsurlarindan biridir. 9 ili kapsayan sosyoekonomik entegre kalkinma projesi GAP muhtevasinda inasi planlanan 22 barajdan biri olan Ilisu, Dicle Nehri üzerinde yer alan anahtar bir projedir. Ilisu Baraji ve Hidroelektrik Santrali Projesi (Ilisu Projesi), 1954 yilinda Dicle Nehri'nin toprak ve su kaynaklarinin gelitirilmesine ilikin çalimalar dorultusunda, DS tarafindan balatilmitir. Bata Diyarbakir, Batman, Mardin, Siirt ve irnak lleri olmak üzere Güneydou Anadolu Bölgesi'nin tamaminin kalkinmasina katkida bulunacaktir. Fakat Hasankeyf'in barajin sularindan etkilenecek olmasi endieye neden olmaktadir. Uzun bir târihî geçmie sahip olan Hasankeyf'teki kültürel varliklarin korunmasi maksadiyla; Kültür ve Turizm Bakanlii, Devlet Su leri Genel Müdürlüü ve Ilisu Konsorsiyumu koordinasyonunda hazirlanan, Hasankeyf Master Rehber Projeleri Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî makamlari tarafindan onaylanmitir. Ilisu Projesi'nin maksimum su kotundan etkilenmeyen Hasankeyf Yukari

ehir Alani'nda yer alan kültürel varliklar, bu bölgenin gelitirilmesiyle birlikte bir "Arkeolojik Park ve Açik Hava Müzesi"nde yeniden hayat bulmaya devam edecektir. Hasankeyf'in yüzde 80'den fazlasi Ilisu Baraji sulari altinda kalmayacaktir. Bu balamda Yukari ehir'de bulunan onlarca mezar, türbe, höyük, eski kalintilar ve 4200 maara ev, Ilisu Baraj Gölü'nden etkilenmeyecektir. Bölge yukarida belirtildii ekilde "Arkeolojik Park ve Açik Hava Müzesi" olarak düzenlenecek ve Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alani'yla birlikte "Türkiye'nin ve Dünyanin Kültür ve Turizm Cazibe Merkezi" olacaktir. Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden olan GAP'in anahtar projesi Ilisu Baraji ve HES'i tamamlandiinda, göl hacmi bakimindan Türkiye'nin ikinci büyük baraji olacak. 2013 yilinda hizmete alinmasi planlanan proje, kurulu güç ve yillik enerji üretim kapasitesi bakimindan da, Atatürk, Karakaya ve Keban'dan sonra 4'üncü büyük HES olma özelliini kazanacak. Bunun yaninda barajin yapimi ile oluacak baraj gölünde büyük miktarda balik üretimi gerçekletirilecek, bu da bölge kalkinmasina hiz kazandiracak.

dari Uzun Hasan'in olu Zeynel Bey'e aittir. Akkoyunlulara ait Hasankeyf'teki tek eser budur. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim'in dou seferiyle birlikte Hasankeyf Osmanli egemenliine geçmitir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki airetleri idare eden merkezî bir hanedanlik konumunda olup, buna paralel olarak iktisâdî ve ticârî yapida büyük bir gelime göstermitir. Bu dönemde ehir nüfusunun 10.000. civarinda olmasi ise Hasankeyf'in büyük bir yerleim merkezi olduu gösterir.

Ilisu Projesi Açik Hava Müzesi Oluyor

Mardin ve irnak illeri sinirlari için-

BEREKET

|

45

BATMAN BATMAN

Tarihî kente deneyimli bankaci

Anadolu'daki en eski yerleim birimi olarak da görülen Batman'daki Albaraka Türk ubesi 27.11.2007 tarihinde faaliyete geçti. Albaraka Türk Batman ubesini deneyimli bir bankaci olan Adil Kaya yönetiyor. 1959 Mardin/Midyat doumlu olan Adil Kaya, kariyerine 1977 yilinda Batman Vakiflar Bankasi'nda balami. 1997 yilinda bankanin yeni açilan irnak ubesine müdür olarak atandi, 2003 yilinda Vakiflar Bankasi Batman ubesi Müdürü iken emekli oldu. Emeklilik sonrasi Oyak Bank irnak ubesi Müdürlüü yapan Kaya, 2007 yilinda Oyakbank `dan ayrilip Albaraka Türk Batman ube Müdürlüü görevini üstlendi. Bölgeyi iyi bilen bir bankaci olan Adil Kaya, Batman çevresindeki merkezlere de hizmet verdiklerini kaydetti.

ADL KAYA UBE MÜDÜRÜ

MUSTAFA AYDIN KNC MÜDÜR

MEHMET SIDDIK IIK EF YARDIMCISI

MEHMET AH ADIYAMAN EF YARDIMCISI

AYTEKN HAMD PAZARLAMA UZMAN YRD.

RIDVAN TOKGÖZ GE YETKLS

YASN KUZU GE YETKLS

LHAM TEHTAP GE YETKLS

UUR DEMR MEMUR

ABDN BOYBAY GÜVENLK GÖREVLS

MEMET NURAL GÜVENLK GÖREVLS

MEHMET EMN DEMRcAN UBE GÖREVLS

46

|

BEREKET

Kedi ve Çiçek Ömer KUYUCU Konya Sanayi ube Pazarlama Uzmani

BEREKET

|

47

HATTAT DAVuT BEKTA:

STANBuL HAT'i DÜNyANiN GözDES

"Kur'an Mekke'de indi, Misir'da okundu, stanbul'da yazildi" sözünün hâlâ geçerliliini koruduunu belirten Hattat Davut Bekta, bütün dünyanin hat sanati konusunda stanbul'u izlediini ve 2010'un bu anlamda çok önemli bir tarih olduunu söyledi.

H

ukuk fakültesini bitirmesine ramen hat sanatina gönül veren ve IRCICA'nin düzenledii uluslararasi yarimada birincilii bulunan hattat Davut Bekta, "Kur'an Mekke'de indi, Misir'da okundu, stanbul'da yazildi" sözünün hâlâ geçerliliini koruduunu söyledi. Hat sanatinin gelimesini stanbul'da tamamladiini ve kurallarini bu ehirde oluturduunu hatirlatan Davut Bekta, "Bu açidan bütün dünya stanbul'u takip etme ihtiyaci duyuyor" diyor. Albaraka Türk'ün düzenledii hat yarimasinda jüri üyesi olan Davut Bekta, bu organizasyonlarin sanatin gelimesine ve stanbul'un konumunun güçlenmesine katki yaptiini anlatti. 2010'un hat

48

|

BEREKET

sanati için çok önemli bir yil olduunu vurgulayan Bekta'la hat yolculuunu ve sanattaki gelimeleri konutuk:

biraz sizi taniyabilir miyiz?

1961 Adana doumluyum. Adana mam Hatip Lisesi'nden mezun oldum. stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdim. Temelinden çatisina kadar bir inaatin bütün ilerini yapabilen usta, sanata merakli bir babanin çocuuyum.

Hat sanatina balamaniz nasil oldu?

Resme ve görsellie özel bir ilgim vardi. lkokul birinci siniftayken bile süslü yazi yazardim, resim yapardim. Dindar bir aile çocuu olduum için mam Hatip'e gidince bu sefer Arapça yazilar dikkatimi çekti. Hat olduunu bilmeden mam Hatip'te iken o günkü artlarda hat ile uramiim. Daha sonra hattin sanat olduunu anladim ve bunun da en iyi stanbul'da yapildiini örendim.

Hukuk fakültesini neden tercih ettiniz?

Yeniden Dirili Tarihi 1986

Son yillarda hat sanatina bir yöneli var, bunu nasil deerlendiriyorsunuz?

Büyük sergiler açilacak

stanbul Hukuk Fakültesi'ni tercihimin birinci sebebi stanbul'a gelmek, stanbul'a gelme amacim da hat sanatini örenmekti. 1981'de stanbul'a gelir gelmez de Hasan Çelebi hocamdan ders almaya baladim. Hukuk Fakültesini de bitirdim, ancak meslei yapmadim. Benim için ufuk açici bir eitim oldu.

Hat iini profesyonel olarak ne zaman yaptiniz?

Bu ak gibi bir ey... Baladiktan sonra kendini alamiyorsun.

Hoca olmadan bu sanat örenilemez mi?

Hat, `Ben yaptim, oldu' demekle olmaz. Bin yillik bir mazisi var. Bu süre zarfinda geliirken çeitleri ve kurallari ortaya çikmi. Estetik kurallari olduu için kafaya göre yazilamaz.

yeni tarzlar olamaz mi?

Olur, ancak eskileri öyle bir hazmetmek gerekir. Ondan sonra mecâliniz varsa yeni eyler ekleyebilirsiniz.

Harf inkilâbi ister istemez bu sanati olumsuz etkilemi. Hat sanatini birakanlar bile olmutur. Ancak hat sanatinda `Hocalarin Hocasi' diye tanimlanan Hattat Hamit Aytaç hiçbir zaman birakmami. Benim hocam Hasan Çelebi de Hamit Aytaç'in talebesi. O zamanlar hocalar, resim akademisine giden örencilere `Gelin hat öretelim' diye yalvarirlanmi. Benim baladiim yillarda bile birkaç hoca, onlarin da birkaç talebesi vardi. O zamanlar bugünleri hayal etmek bile mümkün deildi. Bugünkü anlamda asil gelimeyi ise 1986'dan sonra saladi. IRCICA'nin o zamanki Genel Direktörü Prof. Dr. Ekmeleddin hsanolu'nun `Hat sanatini nasil kurtaralim?' düüncesiyle hattatlarla toplantilar yapiyor. Sonuçta milletlerarasi bir müsabaka yapilmasina karar veriliyor. 1986'da yapilan bu müsabakaya youn katilim gerçekleiyor ve hat sanati için yeni bir balangiç oluyor. Be dalda da birincilik Türkiye'den hat-

2010 Avrupa Kültür Bakenti hat sanati için ne ifade ediyor?

Bu bizim için çok güzel bir firsat. IRCICA ve Klasik Sanatlar Vakfi olarak ortak projeler yapabileceimizi düünüyoruz. imdiye kadar uluslararasi ölçekte sergiler yapilmamiti. Bu bizim büyük eksiimizdi. 2010 etkinliini bunun için bir firsat olarak deerlendirip büyük sergiler yapabiliriz. Bunlari u anda konuuyoruz. Büyükehir belediyesi ve 2010 organizatörleriyle birlikte yapilabilir.

tatlara verilmiti. Birinci olan katilimcilardan birisi de bendim.

Dünyadan Hat Örencisi

dünyada durum nasil?

Bu organizasyon sadece Türkiye için deil, dünya için yeni bir balangiç oldu. Benim bir spanyol örencim var.

BEREKET

|

49

Zaragoza'daki bir sanat galerisinde Türk hattatlarin katilimiyla bir sergi organize etti. Onlarin ifadesine göre imdiye kadar o galeride en çok ilgi gören sergi olmu. Geçen yaz Hasan Çelebi hocamdan ders almaya gelen ve benim de ders

verdiim Hindistan asilli bir Amerikali vardi. ngiltere'den gelen vardi. Halen bir Nijeryali ders aliyor. Ummadiimiz yerlerden insanlar stanbul'a hat sanatini örenmek için geliyorlar.

nasil buluyorlar sizi?

Hatla ilgili organizasyonlardan ve internet üzerinden...

istanbul'un hat sanatinda konumu nedir?

"Kur'an Mekke'de indi, Misir'da okundu, stanbul'da yazildi" diye me-

50

|

BEREKET

hur ve hâlâ geçerliliini koruyan bir söz var. Hat sanatinin balangici halifeler dönemine kadar gider, ancak gelime sürecinde belli bir dönemden sonra inisiyatifi stanbul almitir. 19. yüzyila kadar gelimesi devam etmi ve gelime

sürecini de stanbul'da tamamlamitir. Zamanla kurallari oturuyor ve klasik halini aliyor. 20. yüzyilda bir kesintiye uruyor, ancak bu seviyesinde deil, faaliyetler anlaminda bir kesinti oluyor. imdi ise yeniden bu ak alevlendi ve tekrar o klasik seviyesini yakaliyor. Bu sanat gelimesini stanbul'da tamamladii ve kurallarini burada oluturduu için bununla ilgili olarak bütün dünya stanbul'u takip etme ihtiyaci duyuyor.

Vakfi Bile Var

Hatla ilgili bir dernek Kuruldu Saniyorum...

Klasik Sanatlar Vakfi adinda yeni bir kurulu yaptik. Kurallarin diina çikan oluyor, ancak onlar da zamanla kaybolup gidiyor. Hatla ilgili silsileyi devam ettirmek istiyoruz. Vakif faaliyeti olarak dersler veriyoruz. Kurallarin yaamasi için çaliiyoruz. Vakfin programinda her ay bir sergi ve etkinlikler var.

Yarimalar Yetenekleri Çikariyor Albaraka Türk hat sanatiyla ilgili organizasyonlar yapiyor, bunu nasil deerlendiriyorsunuz?

Hatla ilgili yapilan her ey çok güzel. Hatla ilgili bir takvim yapma arzusundan çikilan yolda bugün uluslararasi yarimalar yapiyorlar. Bu sene ben de jürideydim. ncelediim yazilardan da görüyorum ki eskiye göre kalitede de gelime var. Bu sayede yeni yeni yetenekler ortaya çikiyor, dünya çapinda ilgililer biribirleriyle tanima firsati buluyor. Yarima ve organizasyonlari sanata güzel bir katki olarak deerlendiriyorum.

BEREKET

|

51

Prof. Dr. Ahmet maranki:

SEBzELER TEmzLER

mEyVELER BESLER

Bütün hastaliklarin boaltim sisteminin iyi çalimamasindan kaynaklandiini vurgulayan ve `Kozmik Beden Temizlii' kavramiyla bunun çaresini gösteren Prof. Dr. Ahmet Maranki, bitkilerle ilgili yeni kitabinda, "Sebzeler temizler, meyveler besler" eklindeki pratik önerilerle bitkilerin mucizevî dünyasina yeni pencereler açiyor.

P

rof. Dr. Ahmet Maranki'yle, Fizyoterapist ei Elmas Maranki çiftinin kaleme aldiklari kitaplar, salikli beslenme ve yaama konusunda kitlesel bir bilinçlenme hareketine dönümü durumda. "Kozmik Bilim ve Bilinçle Yaam Enerjisi" adli ilk kitapla 2 yilda yüzbin adede yakin baski yaparak bir rekora imza atan Maranki çifti, "Kozmik Bilim Iiinda ifali Bitkiler" isimli yeni kitabiyla kisa sürede en çok satanlar listesinin ilk sirasina yerlemi durumdalar. Bütün hastaliklarin boaltim sisteminin iyi çalimamasindan kaynaklandiini vurgulayan ve "Kozmik beden temizlii" kavramiyla bunun çaresini gösteren Maranki çifti, yeni kitapta, "Sebzeler temizler, meyveler besler" eklinde herkesin anlayabilecei pratik önerilerle bitkilerin mucizevi dünyasina yeni pencereler açiyor. Aranma mevsimi ilkbaharin geldii bugünlerde merak edilen sorularin cevaplarini Maranki çiftinin konferanslarindan, kitaplarindan

52

|

BEREKET

ve www.maranki.com adresli sitesinden sizler için hazirladik. te en çok sorulan sorular ve cevaplari:

`Kozmik beden temizlii' olarak tanimlanan uygulama nedir?

Kozmik beden temizlii, yilda 2 defa genellikle kozmozdaki ay hareketlerine bali olarak ilkbahar ve sonbaharda yapilir. Kozmik beden temizlii; ilkbaharda mart, nisan, mayis aylarinda, sonbaharda ise eylül, ekim, kasim aylarinda ayin gökteki hareketine göre, yine gökteki ayin (kameri) 9.günü balanir, 15. günü bitirilir. 15. gün dolunayda kozmik beden temizlii, lavman, detoks, arinma yapilarak, karacier, safra ve kalin bairsak temizlii yapilmi olur.

bolik toksin içinde birakir. te bu gibi nedenlerden dolayi insanlar hastalanmamak veya hastaliklardan korunmak için kendi vücudunu temizlemeye mecburdur. 30 yaindan sonra insan vücudunun temizlenme ihtiyaci daha fazla artmaktadir. Bunun sebebi bu dönemde koruma direncinin zayiflamasi nedeniyle hastalik, rahatsizlik ve dier olumsuzluklarin oluma oraninin daha fazla olmasidir. nsan vücudunu koruma ve tedavi için psikolojik ve metabolik olarak temizlemek gerekir. nsan vücudunda fizyolojik temizleme siralamasinda ilk olarak kalin bairsak, karacier ve safra kesesi gelmektedir

Faydasi nedir?

Kalin Bairsak Temizlii ve yiletirdii Hastaliklar

Kalin bairsain görevi

Yilda ki Defa Temizlenilmeli

neden yapilmalidir?

nsanlar yaam enerjilerini devam ettirebilmek için beslenir ve nefes alir. Her insan doru beslendiini düünebilir ama beslenme ne kadar salikli olsa da vücutta devamli toksin olutuu için bu organlari her sene en az 2 defa olmak üzere temizlemek gerekir. Günümüzde tüketilen gidalar ve solunan hava salikli deil. Ayni zamanda hayat ritmini günlük yaam içinde düzenleyememenin tesiriyle stresin de etkisi altinda kaliniyor. Bu nedenle vücudun, metabolizma ritmi bozulur. Bu durum insan vücudunu psikolojik ve meta-

Tecrübeler göstermitir ki, kozmik beden temizlii sonrasinda kan deerlerinden balayarak, baiiklik sistemine kadar olaanüstü deiiklikler yaanmitir. Bedenin 60 yilda 10 ya gençlemesi salanabilmektedir.

nasil yapilir?

Kalin bairsak insan vücudunda emme, boaltma, ayirma, mikroflora, isitma, enerji oluturma, stimüle etme gibi birçok fonksiyona sahiptir. nsanlar doru beslenmedikleri için metabolizmalarinin dier fonksiyonel özelliklerini azaltmakta veya tamamen yok etmektedirler. Bu özellikleri tekrar kazanmak için kalin bairsai temizlemeye mecburdurlar. Kalin bairsak temizlenmeden karacier temizlii yapilamaz.

Kalin bairsak hastaliklari

Kabizlik, Gaz oluumu, Polip, Hemoroid, Tenye, Kolit, Ülser, Boaltim bozukluu ritmi

Kalin bairsak temizlendiinde tedavi olan hastaliklar

Herkesin yalniz baina evinde yapabilecei 1 haftalik kozmik beden temizlii için yapilmasi gerekenlerin

Ba arisi, derinin sivilce ile kaplanmasi, aizda iltihap, gözlerde konünktivit, eklem iltihabi, karacier hastaliklari, sinusid, bronit astim, dudak kabarikliklari ve deiik oluumlar. Ayni zamanda insan dili üzerinde de kabariklik ve dier oluumlar olumaktadir. Aiz ve beden kokusu, ilgisizlik, uykulu, alt karin bölge airlik, karin ime, ari, ses, itahsizlik, prostatik ve düzensiz adet, karin hastaliklari. Kalin bairsak hastaliklari insan üzerinde devamli bir rahatsizlik hissi vermektedir. letiim bozukluu ve kara düünce gibi rahatsizliklari yaiyorsaniz kalin bairsai temizlemeye balayin.

BEREKET

|

53

bainda; birinci olarak beslenme alikanliimizi deitirmek, ikinci olarak bedene alacaimiz bitki sulariyla beslenme uygulamamiz, üçüncü olarak da bir hafta metodlu olarak sulu lavman, detoks uygulamasi gelir.

Kozmik beden temizliinde lavman ve detoks ne zaman yapilir?

Kozmik Beden Temizlik uygulamasinda Kaynatilmi su ile Lavman detoks yapmayi uygun görüyoruz. Kalin bairsak temizleme her mevsim yapilabilir. En uygun zaman ise, ilk ve sonbahar mevsimleridir. Ay dolaiminin insan üzerindeki biyoritmik etkisine göre, kalin bairsak temizleme için en uygun zaman yeni ay balangicindan dolunay oluncaya dek geçen zamandir. Kalin bairsai temizlemek için sabahlari 0507 saatleri arasi veya akam günein batiindan sonraki zaman tercih edilmelidir. Lavman ve detoks ile kozmik beden temizlii uygulamasi 7 gün her sabah 5-7 arasi yapilir. Aksi bir durumda aksama yaanirsa veya i durumunuza bu saat uymuyorsa akam güne batinca yapilabilir. Dolunay gününün sabahi 05-07 saatleri arasi yukarida tarif edildii ekli ile Sulu lavman seti ile detoks yani arinma yapilarak Kozmik Beden temizlii tamamlanmi olur. 8. gün ve sonraki günlerde yemek düzenine, saatine, ekline ve türüne dikkat ederek beslenmeli daha çok hayvansal gidalardan uzak Sebze, Meyve yenmeli ve sulari içilmelidir. 8. gün tam bir boaltma yapilmadiini düünenler ve dierleri 9. gün sabahi da lavman yapabilirler. Bununla ilgili bizim kamp uygulamalarimiz var.

beden temizliinde beslenmenin rolü nedir?

Eer insanlar pimi yemekle besleniyorsa, kalin bairsak normal fonksiyonunu kaybediyor. Bu sonuçlar bilimsel deneylerle ispat edilmitir. Bu beslenme tercihi nedeniyle günümüzde ideal ve salikli kalin bairsaa sahip insan bulmak imkânsizdir. Bu yöntemi tercih edenler ilk önce lavman, detoks vasitasi ile kalin bairsai düzenli bir ekilde yikamalidir. Daha sonra kalin bairsain fonksiyonunu normale döndürmek için çi taze sebze suyu içilir. Sebze sulari temizleyici, meyve sulari ise besleyicidir. Bunu asla unutmayalim.

bitkilerle ilgili pratik öneriler neler?

Kalin bairsaa normal peristaltik hareketini kazandirmak için öle ve akam yemek menüsüne yeterli miktarda sebze, meyve, kabuklu bulgur gibi lif bakimindan zengin besinler eklemek gerekir. Bu gidalar ayni zamanda kalin bairsain hareket fonksiyonunu yükseltmektedir. Lif yapili besinler, sindirim esnasinda gelen safrayi yapilarina alarak emerler. Emilen safra kalin bairsak duvarlarini rahatsiz ederek peristaltik hareket refleksinin olumasini salar. Safra lifli besinlerden ayrilmadii için tam boaltim olmaktadir Kalin bairsain peristaltik hareketini salayan en etkili meyve ve sebzeler; incir, kara erik, üzüm, ceviz, hurma gibi kuru meyveler, havuç, pancar ve taze lahana ve mevsimlik sebzelerdir. Yenen meyve ve sebzeler kalin bairsain içinde ier, hacim ve kütle kazanir. Bu da peristaltik hareket refleksinin olumasini salar. Kolit hastasi olanlarin sadece lahana tüketmesi doru deildir. Gaz hissi oluturur. Patatesle birlikte kullanilmasi önerilir. Sebze ve meyve diinda kalin bairsak sindirimine yardimci olan dier gidalar, bal, bitkisel kabuklu buday lapasi, bütün dier meyve ve sebze sularidir. Her gün boyunca 300-500 gr. bu meyve ve sebzelerin sulari içilmelidir. Eer tüketilen sebze ve meyveler ikinlik yapiyor ve gaz oluturuyorsa, sadece az halama sebze tüketilir.

Her gün sabahlari uygulanacak olan sikilmi sebze ve meyve suyunun en uygunu, 500 gr hazirlanmi havuç, elma ve kirmizi pancar suyudur. Bu su, kalin bairsak ve ince bairsak içindeki kaslari ve sinirleri besler, güçlendirir yeniler. Bu kariim her sabah içilmeli ancak aaidaki rahatsizlari bulunanlar bu kariimin içine ekleme yapmalidir. Eer bu malzemeler bir arada bulunamazsa her gün sadece havuç suyu veya o mevsimde bulunabilen sebzelerin sulari içilebilir.

54

|

BEREKET

KuLAA KÜPE TAVSyELER!

Limon Yaratici'nin mucize bir meyvasidir. Yediiniz her eye bata tatlilar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sikarak onlarin olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz. çtiiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sikabilirsiniz. "Teknolojinin iii altinda Ortodoks Tibbi ibirlii ile ntegratif-Bütünsel Tip metotlarini da kullanarak çözüm yollari arama vaktinin geldiini, hatta geç kalindiini paylaarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz" diyen Prof. Ahmet Maranki'den `Kulaa küpe tavsiyeler'i öyle siralayabiliriz: · Sebzeler temizleyici, meyveler ise besleyicidir. Sebze ve meyvelerinizi tüketmeden önce günümüz çevre ve toprak kirliliini (nitrat fazlalii ve toksin vs), yetitirme aamasinda tatbik edilen hormon ve antibiyotik vs. katkilarin zararlarini minimuma indirmek için elma, üzüm, limon sirkelerinden birine karitirilmi sicaa yakin ilik suda 5 dakika tutulmasini öneririz. · Bitkilerden hazirlanan yiyecek ve içecekler tedavi edici kürler diinda kesinlikle fazla piirilmeden, tikirinda ve sulari dökülmeden günlük olarak tüketilmelidir. Mümkünse sulari içilerek, yemek haricinde günlük tüketilmelidir. Meyve ve meyve hoaflarinda da ayni metod geçerlidir. · Alikanlik haline getirdiimiz ve sikça kullandiimiz portakal, greyfurt, elma, vine, kayisi, erik gibi meyve sularini mevsiminde çiden sikarak içmeli, konsantre halde kullanmamaliyiz. Bunlari tüketirken en fazla kilonuza göre içeceiniz miktar 1-2 bardak olmalidir. · Aç karnina portakal, greyfurt gibi asitli meyve sulari içilmemeli, mümkünse yemek aralarinda uygun miktarda tüketilmeli. Kür uygulamalari bunun haricindedir. Kür uygulamalarinda zeytinyai ile yudum yudum içilen meyve sulari bununla karitirilmamalidir. · Salatalarinizi mutlaka mevsimlik sebze ve meyvelerden seçiniz. Yani kiin domates, salatalik, yeilbiber kullanmayiniz. Yazin da kilik sebzeleri kullanmayiniz. Türkiye için havuç ve lahanayi(yuvarlak, suni lahana) bu kilik sebzeler içinde gösterebiliriz. Bu sebzeler yaadiiniz iklime göre deiim göstermektedir. · Yenilebilecek et yemek türlerinden önce salata yiyiniz ki, bitkilerdeki temizleyici özellikle etten gelebilecek zararlarin önüne geçilsin. · Siyah çayi radyasyonsuz olarak yemeklerden bir saat önce veya bir saat sonra içebilirsiniz. Ancak yeil çayi içebilir, hatta posasiyla birlikte tüketmenizi öneririz. Yeil çayin içindeki Katein etken maddesinin demlemeyle suya %15-25 oraninda geçtii, daha iyi aktioksidan etki göstermesi sebebiyle yeil çayi posasiyla veya sikitirilmi tablet olarak tüketilmesini öneririz. · Her türlü bitki çayini aromatik ve uçucu yalar ihtiva eden bitkiler hariç. airiya kaçmamakla günde 2-3 bardak birkaç damla limon damlatarak içebilirsiniz. · Bütün bitki çaylarinizi tatlandirilirken bal, hurma, kuru üzüm, siyah kuru kayisi, tabii pestil, dut vs. kullanabilirsiniz. · Her gün 2 veya 3 küçük fincan dövülmü Türk kahvesini kahvalti ve öle yemei sonrasi ve akamüstü (ikindi çayi yerine) içebilirsiniz. (Her hangi bir kronik rahatsizliiniz, kalp kolesterol rahatsizliiniz, alerji sorununuz ve vitiligo rahatsizliiniz mevcut deil VE SALIKLIYSANIZ.) · Limon Yaratici'nin mucize bir meyvasidir. Yediiniz her eye bata tatlilar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sikarak onlarin olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz. çtiiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sikabilirsiniz. · Yemeklerin arkasindan hemen meyve ve tatlilarinizi yemeyiniz, çay içmeyiniz. nek yai ve tabii ekerden yapilmi bata meyve tatlisi olmak üzere bütün tatlilarla ile çayinizi tatlandirarak yemeklerden en az 1 saat sonra, meyvelerinizi de 2 saat sonra mevsimlik meyve olarak tüketebilirsiniz. Tatlilari yemeklerden öncede tüketebilirsiniz.

BEREKET

|

55

HAyATi KoLAyLATiRAN

TEKNoLoJ KoRKuTuyoR

nsani oluturan maddelerin birbiriyle haberlemek için kullandii manyetik alanin sinyalleri hem birbiriyle ve hem de dünya manyetik alani ile de uyum içindedir. Fakat bu uyum çeitli nedenlerden dolayi bazen bozulmaktadir. Kanser vakalarindaki artiin insan yaamini kolaylatirmak için gelitirilen teknoloji ürünü cihaz ve sistemlerin yaydii elektromanyetik sinyallerden kaynaklandiini belirten uzmanlar, evde ve ite radyasyon kadar tehlikeli manyetik kirlenmeye kari tedbir alinmasi gerektiini vurguluyorlar.

56

|

BEREKET

iyo manyetoloji ilkelerine göre tüm maddeler, dolayisiyla insan vücudu manyetik özellie sahiptir. Güne, hava ve su gibi miknatislik da insanlarin vazgeçilmez bir parçasidir. nsani oluturan maddelerin birbiriyle haberlemek için kul-

B

Korunmak için ne yapmali?

· Elektrikli cihazlari kendinizden mümkün olduunca uzak tutun. Elektromanyetik etkinin mesafeyle azaldiini unutmayin. · Mikrodalga firin çaliirken en az bir metre uzakta durun, gerekmedikçe kullanmayin. · Fotokopi makinelerindan en az 50 santimetre uzakta durun. · Televizyon ekranindan (ön ve arkasindan) en az iki metre uzakta bulunun, · Elektrikli tira makinesini arjli kullanin. · Çocuklar sinir sisteminin ve bain geliimi devam ettii için risk altindalar. Dünya Salik Örgütü, 16 yain altindakilerin cep telefonu kullanmamasini, kullanmalarinin zorunlu olmasi halinde ise günde 10 dakikayi geçmemesini öneriyor. · Cep telefonunuz kullanmadiiniz sürece mümkünse kapali olsun. Gerekmedikçe kullanmayin. Cep telefonunuzdan kulaklikla konumayi tercih edin. · Saç kurutma makinesinin manyetik alani yüksektir. Uzun süreli kullanmak yerine araliklarla kullanin. Uyku düzeninizin bozulmamasi için saç kurutma makinesini yatmadan önce kullanmayin.

ÇocuKlar TeHdiT alTinda Mobil cihazlar dolayisiyla elektromanyetik radyasyon ile kari kariya kalan insanlarin üçte birinin, 2020 yilinda bata kanser olmak üzere çeitli hastaliklara yakalanabilecei bildirildi. Avustralya Salik Aratirmalari Enstitüsü tarafindan yapilan bir aratirmanin sonuçlarina göre, söz konusu dalgalara maruz kalan yaklaik 2 milyar insanda kulak, göz, kalp, iktidarsizlik, migren ve epilepsi gibi hastaliklarin yani sira beyin kanseri görülecek. Elektromanyetik dalgalardan en fazla etkilenen grup ise özellikle çocuklar olacak.

landii manyetik alanin sinyalleri hem birbiriyle ve hem de dünya manyetik alani ile de uyum içindedir. Fakat bu uyum çeitli nedenlerden dolayi bazen bozulmaktadir. Günümüzde elektromanyetik cihazlarin hayatimiza girmesiyle yeni bir kirlilik türü domutur. Özellikle yüksek gerilim hatlari ve radyo-televizyon verici istasyonlarinin yakinlarinda oturanlarla trafo merkezlerinde çalianlarin saliini tehdit eden elektromanyetik dalgalar, günlük yaamda kullanilan birçok cihazla risk oluturuyor. Son yillarda çeitli kanser türleri ile alzheimer, parkinson, multiple skleroz (MS) gibi hastaliklarin `yükselie geçtii'ne ilikin tezler, elektromanyetik kirlilii gündeme getirdi. Televizyon ekranlari, fotokopi makineleri ve mikrodalga firinlardan yayilan elektromanyetik nedeniyle `düük' radyasyona maruz kaliniyor.

Beyin Tümörü Sayisi Artiyor

Elektronik cihazlarin zararli etkilerinin önlenemeyeceini söyleyen Amerikali bilim adami Dr. Howard W. Fisher, radyasyonun, MS hastaliindan obeziteye, bata göz ve beyin olmak üzere vücutta tümörlerin olumasina, cinsel sorunlara, alzheimer ve erken yalanmaya sebep olduuna dikkat çekti. 25 yildir elektromanyetik dalgalar ve etkileri üzerine aratirmalar yapan Dr. Howard W. Fisher, radyasyonun özellikle birçok türde kanser vakalarina yol açtii

· Dinlendirici bir uyku için yatak odasinda televizyon ve bilgisayar bulundurmayin veya yatarken bu cihazlari tamamen kapatin. · Yatainizi elektromanyetik alanlardan mümkün olduu kadar uzaa koyun, · Elektrikle çalian radyolu çalar saatleri bainizdan mümkün olduunca uzak tutun, mümkünse pille çalianlari tercih edin, · Yatak odasinda baucunuzdaki duvarla, komunuzdaki bir elektronik aletin bitiik durmamasini salamaya çaliin. Televizyonlarin, bilgisayarlarin arkasindaki

elektromanyetik alanlar daha fazladir. · Elektrikli battaniye kullaniyorsaniz, yataa girmeden önce elektriini kapatin. · Halojen, floresan gibi ekonomik lambalari, okurken kullanmamaya çaliin, · Kullanmadiiniz cihazlari kapatin ya da fiten çikarin. Stand-by konumdayken elektromanyetik kirlilik yaratirlar. · Dizüstü bilgisayarlar, arjli kullanildiinda daha düük elektromanyetik alana sahiptir. · Salikli bir ortamda yaadiinizdan emin olmak için evinizdeki ve iyerinizdeki elektromanyetik alanlari ölçtürün.

BEREKET

|

57

belirterek, 2005 yilinda bu sebeple karilailan 30 bin beyin tümörü tanisinin 2010'da 300 bine çikacaini öngördüklerini açikladi.

en Fazla Fön MaKineSi yayiyor Günlük hayatta kullanilan aletlerin radyasyon tehlikesine dikkat çeken Dr. Fisher, hamile kadinlarin yayilan bu elektromanyetikler yüzünden çocuklarini kaybetme tehlikesiyle kari kariya kaldiklarini belirtti. Radyasyon yollu beyin tümörlerinin en fazla 20 ile 40 yalari arasinda ortaya çiktiini kaydeden Fisher'a göre, bilgisayar, televizyon ve buzdolabi potansiyel radyasyon yayici aletler arasinda. Dr. Howard W. Fisher, en fazla manyetik dalga yayan cihazin fön makinesi olduunu vurguladi.

limitleri aratirmalar neticesinde tespit ediliyor ve bu limitlere göre yasal düzenlemeler hazirlaniyor. Elektromanyetik radyasyon konusunda her ülkenin kendi standartlarina göre limit deerler belirlediini ifade eden ilgililer, Türkiye'de Salik Bakanlii'nin da benzer bir çalima yaptiini belirtiyorlar. Buna göre üreticiler, ürettikleri ürünlerin ne kadar radyasyon yaydiini cihaz üzerine yazacaklar. kinci adimda ise yayilan radyasyonu etkisiz kilacak çiplerin dâhilî olarak cihazlarda bulundurulmasinin zorunlu hale getirilecei kaydedliyor.

Radyasyona Kari `Çip'ler

`Her problem bir firsattir' prensibi, elektromanyetik kirlenme konusunda da devreye girmi görünüyor. Problem nedeniyle birçok insan hayati tehlikelerle kari kariya kaliyorken, bundan korunmaya yönelik ürünlerle ilgili piyasa da olumu durumda. MRET teknolojisiyle üretilen ve radyasyonun etkisini en aza indirmeyi amaçlayan çipler piyasada yerini çoktan aldi bile. Farkli tipleri bulunan çiplerin bu dalgalara kari bir baka dalga yayarak düzeni bozduu belirtiliyor. Ev ve iyerinde elektromanyetik dalga yayan cihazlara takilmasi tavsiye edilen çiplerin 1 buçuk 2 metrelik bir koruma alani saladii ve azamî kullanim süresinin 3 yil olduu açiklandi. Fiyatlari 59 ile 69 TL arasinda deien çiplerin, eczane, teknomarket ve daha sonra da aliveri merkezlerinde bulunabilecei belirtildi.

siyum ve magnezyum, bunun yanisira selenyum, germanyum, vanadyum gibi eser elementler serbest radikal oluumunu engellemesi açisindan gidaya ilave olarak alinmasi uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

Cep Telefonuna Kulaklik Önlemi

Cep telefonu zararlari üzerinde birçok aratirma yapilmaktadir. Kandaki zararli proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmasini devre dii birakmaya, yorgunluk, ba arisi, deride yanma hissi ortaya çikarmaya, yüksek tansiyon olumasina, ba arilari, ba dönmesi ve dikkatin dailmasina sebep olduuna dair bulgulari elde edilmitir. Cep telefonu Alzheimer, Parkinson ve mültipl skleroz (MS) gibi sinir hastaliklarinin oluma riskini arttiriyor. Kulaklik-mikrofon seti kullananlarin yüzde 80'inde bu tip sorunlarin olmadii gözlenmitir. Bu tip elektromanyetik alanlarin genelde iki etkisinden bahsedilir. Birisi isi etkisidir. Çünkü yaydii enerji, insan vücudundan geçerken bir miktar emilir, tutulur ve içerde bir isi birikimi oluur. Bu isi istenmeyen sonuçlara sebep olabilir.

Yeniler `Çip'li Üretilecek

Elektromanyetik radyasyon yayan cihazlarin insan saliina zarar vermeme

ManyeTiK alan naSil oluur? Elektro manyetik alanlari; akim taiyan kablolar, elektrikli aletler, yüksek gerilim hatlari (YGH), TV ve bilgisayarlar, FM ve TV vericileri, mikrodalga firinlar, mobil telefonlar, uydu antenleri ve verici antenlerden kaynaklanir. Çamair makinesi, bulaik makinesi, buzdolaplari, mikrodalga firinlar, saç kurutma makinesi, elektrikli tra makinesi, elektrikli isiticilar gibi birçok aletin de elektromanyetik alani vardir

`Radyasyonsavar' Beslenin!

Radyasyondan korunmada beslenmeye dikkat edilmesi tavsiye ediliyor. Yüksek kalorili, özellikle kizartilmi gidalar tüketmekten kaçinilmali. Toksinleri balayarak vücudun korunmasinda önemli rol oynayan elmadaki `Pektin' maddesinin alinmasi, brokoli, lahana, tere gibi yeil sebze tüketimi, laktobalit içeren yourt çökelek gibi süt ürünleri, korunmaya etki eden faktörlerdendir. A, C ve E gibi vitaminlerin kullanimi kal-

58

|

BEREKET

TiPKi HNT SNEmASi GB...

ngiliz-Amerikan ortak yapimi olduu için teknik olarak bir Hint filmi olmasa da adini 8 ödülle Oscar tarihine yazdiran 15 milyon dolar bütçeli Slumdog Millionaire'in baarisi, Hint Sinemasina mâledildi. Aslinda Türkçe'ye tercümesi tam kariliiyla "Milyoner Kenar Mahalle ti" olan filmin konusu, yüzlerce milyon dolarlik dev bütçeli filmlere meydan okuyan Hint Sinemasi'nin öyküsüyle ayni...

tak özellii de Hollywood yapimi olmalari... Yani ekonomisi güçlü olan ülkeler sinemada da söz sahibi. Bati Avrupa ülkeleri, Rusya-Dou Avrupa ülkeleri ve Japonya baarili eserler ortaya koyan ülkelerin bainda geliyor. Günümüzde büyük bir ekonomik güce dönüse de kisa bir süre öncesine kadar üçüncü dünya ülkeleri arasinda gösterilen Hindistan'in sinema tarihinde ayri bir yeri bulunuyor. Aslinda Hindistan, dünyanin en çok film çekilen sinema sanayisine sahip ülkesi olarak ün yapmitir. Sinema sanayisinin devlet desteiyle yürütüldüü Hindistan'da 16 deiik dilde olmak üzere yilda ortalama bine yakin film çekilir. 1980'li yillarda günde 3 film çekilerek Amerikan sinemasini bile geçtii bilinir. Fakat, bu filmler daha çok kendi izleyicisine yönelik olduu için uluslararasi düzeyde pek duyulmamitir.

SLumDoG mLLoNARE,

3 Kutuplu Dünya 3 Kutuplu Sinema

ktisatçi yazar Mustafa Özel'in bir konferansinda dile getirdii dünya üzerindeki ekonomik ve siyasal güçler savai, beyaz perdeye büyülü bir ekilde yansiyor aslinda... Mustafa Özel, Sovyet Rusyasi'nin çöküünün ardindan tek kutuplu kalan 21 yüzyil dünyasinda ekonomik anlamda Avrupa ekonomisi ile Çin, Japonya ve Hindistan üçgeninden oluan Uzakdou ekonomisinin, Amerika karisinda ayakta kalan güçler olduuna, hatta Uzakdou'nun Avrupa ve Amerika'yi geçebilecek potansiyele sahip olduunu söylüyordu... Zaman onu haksiz çikardi da sayilmaz. Asya krizine ve bugünkü mortagage kaynakli küresel finans krizine ramen Çin'in büyümesi dikkat çekici boyutlarda. in bu kismini ekonomistler tartiadursun, sinema eserleri açisindan bakildiinda ekonomisi güçlü olan ABD,

S

inema ile sinema ürünleri üreten ülkelerin ekonomileri arasinda gözlenen paralellik ilk göze çarpan ayrintilardan biridir. Dünyada hâsilat rekorlari kiran, Altin Küre'leri, Oscar'lari birer birer toplayan yapitlara baktiinizda en çok dikkat çeken ortak özelliin dev bütçeleri olduunu görürüz. Yüksek bütçeli filmler arasinda 300 milyon dolar ile 2007 yili yapimi Pirates of the Carribean: At World's End (Karayip Korsanlari: Dünyanin Sonu) filmi ilk sirada geliyor. Dier yüksek bütçeli filmlerin bainda da Spiderman 3, Quantum of Solace, Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest, X-Men: The Last Stand, King Kong, Superman Returns gibi bol görsel efektli filmler var. Yüksek bütçeli bu filmlerin bir or-

Bollywood mu, Hollywood mu?

Hint Sinemasi olarak adlandirilan prodüksiyonlarin öncüleri Bollywood, Kollywood ve Tollywood adiyla ün yapmi. Daha birçok yerli prodüksiyon merkezleri de var. Bollywood'un yer aldii Bombay ile Tollywood'un bulunduu Haydarabad kentleri her yil milyonlarca turist çekiyor. Ayrica Hindistan, ilk sinema gösterimi yapan Asya ülkesidir. Lumiere kardeler 7 Temmuz 1896'da ilk kez Bombay, Watson's Hotel'de kisa metrajli film gösterimi gerçekletirdiler. Elle boyanmi ilk renkli film, Can-

BEREKET

|

59

Can Dansi da yine Bombay'da Tivoli Tiyatrosu'nda 1897'de gösterildi

Shyamalan'in `Altinci His'i

Hintliler 1912 ile 1998 yillari arasindaki 86 yil içinde tam 30.500 filme imza attilar. Bengalli ünlü yönetmen Satyacit Ray'in "Agantuk" (Yabanci) adli filmi, 1992'de gie hâsilatinda dünyada ilk on içinde yer almitir. Gie hâsilati açisindan Kismat (1943), Rattan (1944), Mother India (1957), Mughale-Azam (1960), Sholay (1975), Jai Santoshi Maa (1975), Ram Teri Ganga Maili (1985), Maine Pyar Kiya (1989), Hum Aapke Hain Koun (1994) ve Divale Dulhaniya le Cayenge (1995) önemli

filmlerdir. Night Shyamalan adiyla tanidiimiz Manoj Nelliyattu, barolünü Bruce Willis'in oynadii 1997 yapimi "Altinci His" filmiyle Hollywood'da önemli bir hâsilat ve üne imza atti. Ayni yönetmen "âretler" filmiyle de adindan söz ettirdi.

Müzikal-darama tarzindaki Avare, klasik Hint filmleri içinde yer almaktadir.

Hari Puttar, Harry Potter'e kari

Son yillarda Hint Sinemasi adini daha çok Bollywood ile birlikte duymaya baladik. Belki de bunda yapilan bazi filmlerin sansasyonel tarafinin olmasinin da etkisi vardi. Bu filmlere örnek olarak; `Hari Puttar- A Comedy of Terrors` filmi gösterilebilir. Ünlü `Harry Potter` serisiyle dalga geçen komedi filmi, Hollywood`un tepkisine yol açmiti. Amerikan Warner Bros. firmasi, `Harry Potter` markasina zarar verecei ve telif haklarini ihlâl ettii gerekçesiyle Bombay Yüksek Mahkemesi`nde dâva

Köylere Sinema Kültürü

Hindistan'da televizyon yaygin olmadiindan sinema günümüze kadar balica elence araci olmu. Köylerde açik havada film gösterisi yapan gez-

gin sinemacilar günümüzde de oldukça yaygin. Hint filmi denince ülkemizde ilk akla gelen hiç üphesiz yönetmen Raj Kapoor'un Awaara (Avare) yapitidir.

60

|

BEREKET

açmiti. Hintli Mirchi Movies firmasi tarafindan çekilen film, 10 yaindaki Hintli bir çocuun ngiltere`ye yaptii yolculuu ve yaadii maceralari komik bir dille anlatiyor.

Ne Kadar Hintli?

Teknik olarak bir Hint filmi olmasa da (Yapimci Firma: Fox Searchlight Pictures , Warner Bros, Pathé. Yönetmen: Danny Boyle. Yardimci Yönetmen: Loveleen Tandan `Hindistan') adini 8 ödülle Oscar tarihine yazdiran 15 milyon dolar bütçeli Slumdog Millionaire (Milyoner Kenar Mahalle ti), dikkatlerin Hint Sinemasina çevrilmesine yetti. Yazari bir Hintli olan Q&A kitabindan esinlenerek senaryosu yazilan Slumdog Millionare'in, Oscar'i kazanmasi "Bollywood'un fendi, Hollywood'u yendi" gibi yorumlara bile yol açmiti. Hayatla mücadelesine, Hindistan'in Mumbai kentinin kenar mahallesinde balayan bir çocuun, zorluklar içindeki büyüme sürecini, bir ak hikâyesini de içine katarak, katildii bir yarima programi çerçevesinde ele alan Slumdog Millionaire, en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi uyarlama senaryo, en iyi görüntü yönetmenlii, en iyi ses miksaji, en iyi kurgu, en iyi film müzii ve en iyi orijinal arki ödüllerine lâyik görülmütü. Aslinda Slumdog Millionaire

için Oscar'in ayak sesleri, Oscar'in habercisi olarak bilinen Altin Küre ödüllerinde duyulmutu. 66'ncisi düzenlenen Altin Küre'de `Slumdog Millionaire' `Drama Dalinda En yi Film' dâhil olmak üzere 4 ödül birden kazanmiti. Filmin yönetmeni Danny Boyle, `Böyle bir sonuç beklemiyorduk' demiti. Slumdog Millionaire, Hint yapimi olsaydi bile klasik Hint filmlerinden bir çok yönden farklilik arzedecekti. Hollywood'dan daha fazla film üretmesiyle ünlü Bollywood'un filmlerinin ortak özelliklerinin bainda müzikle dansin ön planda ve uzun süreli olmasi geliyor. Bollywood filmleri, bir çok eletirmen tarafindan da hikâyeleri ve kahramanlari gerçek hayattan uzak hayal ürünü olarak deerlendiriliyor. Bollywood'la ilgili göze çarpan bir eletiri de ortaya konan ürünlerin çakma birer Hollywood filmleri olmasi... Hollywood'un tahtini sarsmaya aday ulusal ölçekte en güçlü aday olarak

gösterilen Bollywood, bu iddialari hakli çikarak yeni adimlar da atti. Rakibini "kendi silahiyla" vurmak için Hollywood ünlülerini kendi filmlerinde oynatma karari alan Bollywood, ilk olarak da Incredible Love filminin çekimleri için Rocky ve Rambo serilerinin ünlü aktörü Sylvester Stallone ile anlamiti. Slumdog Millionaire, aslinda son dönemde öne çikmaya balayan Yeni Hint Sinemasiyla daha çok örtüüyor. Yeni Hint Sinemasi'nda Bollywood'un aksine, gündelik hayatin içindeki, yâni sokaktaki insani konu aliyor. Bollywood filmlerindeki gibi, zengin kiza âik olmu fakir ama gururlu Hint erkei tiplemelerine bu filmlerde pek rastlanmaz. Slumdog Millionaire, bu açidan bakildiinda, film teknii ve senaryosuyla daha çok Yeni Hint Sinemasi ekolüyle benzeiyor. Batili ülkelerde beenilen, Amerika'da 100 milyon dolar hâsilat rakamini geçen ve birçok ödül kazanan film, Hintli seyirci kitlesini sinemaya çekmek bir yana, ülkenin sefâletini gözler önüne serdii için öfke uyandirmiti.

Filmi Savunan Tek Hintli

Bollywood'un süper starlarindan Amitabh Bachchan da, `'parlayan Hindistan'in karanlik yüzünü (sefâlet, iddet, mafya, uyuturucu ya da yolsuzluk) yansitan filmi kinamiti. Filmi Hindistan'da tek savunan isim ise filme esin kaynai olan Q&A adli romanin yazari Vikras Swarup olmutu. Swarup, `'Bu, beklenenin aksine varolardan çikabilen bir kahramanin zafer hikâyesi'' diyerek bir anlamda kendini savunmutu...

BEREKET

|

61

Adnan Büyükdeniz

grapher. With his camera, mera) he has brought us many faces erb says - "The one who travels d citizen of the world, Adnan has nts to share with us what he has beings, we should not keep our d share them. Some of us are good experiences and some of us are good ation for the same purpose. But mes tell us much more than mere ou see the photographs that .

ounding Member

w he finds time to pursue reciate him for his passion. Add to able to produce, which I believe riends who can devote all their time

photos taken by the IFSAK member, intervals he was able to save from en to see the world and show it to us otograph. I only hope that we will osed of photos taken through his otography in the very near future.

aphers and Cinematographers Association

ours of the Globe" project of asure in knowing, from the scratch. ing the photos until the final print. ally have to admire the time given to given the time left over from his hs taken from over forty countries, ss reasons, in the little time periods the colours of different geographies. ms.

Dr. Adnan Büyükdeniz Albaraka Türk Yayinlari Albaraka Türk Genel Müdürü Dr. Adnan Büyükdeniz'in 15 yil boyunca yurtiçi ve yurtdiinda yaptii i gezilerinde çekYerkürenin Renkleri Colours of the Globe Adnan Büyükdeniz tii fotoraflardan oluan `Yerkürenin Renkleri - Colours of The Globe' isimli fotoraf albümünün ilâveli ikinci baskisi yapildi. stanbul Fotoraf ve Sinema Amatörleri Dernei (FSAK) üyesi olan Dr. Büyükdeniz'in eserinin ilk baskisi 2006 yilinda gerçekletirilmiti. `Hayatin çinden', `ehir ve nsan', `Portreler' ve `Doanin çinden' balikli temalardan oluan albümü www.yerkureninrenkleri.com adresli sitede de görebilirsiniz.

Emile Zola der ki: "Benim fikrimce bir fleyi foto¤raflayana kadar onu gerçekten gördü¤ünüzü iddia edemezsiniz." Benim foto¤rafa ilgim de, bu görebilme aray>fl>m>n bir tezahürü say>labilir. ...Robert Haas'>n foto¤rafç>l>¤>n büyük ironisi olarak ifade etti¤i gerçek bu noktada daha bir berraklafl>yor. "Bir görüntüyü ç>plak gözle görüp onu ç>plak gözün göremeyece¤i flekilde kayda al>r>m" ironik gerçe¤inin alt>nda da san>yorum bu ruh ve nefes fark> yat>yor. Dünyaya ç>plak gözle bak>fl>mla vizörden bak>fl>m aras>nda ister istemez bir de¤ifliklik olufluyor. En az>ndan, tüm gerçeklikler aras>ndan siz, sadece görmek ve belgelemek istedi¤iniz gerçekli¤e bak>fllar>n>z> odakl>yorsunuz. Bu bak>fltan kas>t, sadece güzele ve kusursuzlu¤a bak>fl de¤il flüphesiz. Yeri geliyor; bir çarp>kl>¤a, dengesizli¤e ve normal olmayana çevrilen bak>fllar söz konusu olabiliyor. Quoting Emile Zola, "If you ask me, you cannot claim to have seen something until you have photographed it." My interest in photography could be attributed as a manifestation of my quest to see. ...The truth expressed by Robert Haas as the big irony of photography materializes at this point: When the photographer records an image that he sees with his naked eyes, he actually records what naked eyes would not be able to see. I think that that inner breath and energy underlines this ironic truth. There is a subtle difference, which I have no control over, between my look at the world through my bare eyes and through the viewfinder. At the least, you focus on a portion of the reality of all that exists around you, one which you want to see and document. And this look at reality is not always to see the beauty or perfection. Time comes when your look wanders to a deformity, an imbalance and to the abnormal. Adnan Büyükdeniz

Yerkürenin Renkleri

Yerkürenin Renkleri Colours of the Globe

olduu ifade edilmektedir. te bu Mennan Kuzanli - Recai Yahyaolu kitap, suyun yararlarini maksimum hale getirmek için bol miktarda Mozaik Yayinlari Su; kaslarimiz, kalbimiz, do- içilmesi gereken alkali nitelikteki kularimiz, tüm hücrelerimiz ve suyu ve onun nasil elde edileceini organlarimizin çalimasini sala- bütün yönleriyle ele aliyor. Kitabi yan, vücudumuzun diini ve içini okudukça suyun inanilmaz etkileri temizleyen, toksik maddeleri vü- karisinda airacak ve suyla ilikicudumuzdan atan muhteem bir nizi yeniden düzenleyeceksiniz. sividir. Yaamak için oksijenden sonraki en önemli ihtiyacimiz sudur ve vücudumuzun % 70'i sudan olumaktadir. Yemek yemeden bitkin bir durumda 30 gün dayanabiliriz ama su içmeden ancak 7- 10 gün ayakta kalabiliriz. Salikli bir ekilde uzun yillar yaayabilmek için bir insanin iklime, doadaki aktivitesine ve ortam isisina bali olarak minimum her gün 2,5 lt. su içmesi gerekmektedir. Ancak hangi suyun içilmesi gerektii büyük önem taimaktadir. Çünkü hidrojen ve oksijenin deiik biçimde kombinasyonlari ile 36 farkli su türü

Suyun yiletirici Gücü

James C. Collins - Jerry I. Porras Sistem Yayincilik Kalici Olmak, Amerika'daki kurumlarin uzun dönemli baari öykülerinin ardindaki etkenleri derinlemesine irdeliyor. Yazarlar James C. Collins ve Jerry I. Porras, aralarinda 3M, WalMart, Walt Disney, Boeing, Sony ve Hewlwtt Packard'in da bulunduu 18 vizyoner irketi kalici kilan faktörleri inceliyor. Standford Üniversitesi, Graduate School of Business'da gerçekletirilen alti yillik bir aratirma projesi üzerinde yazilan kitapta Collins ve Porras, siradii ve uzun ömürlü herbir irketi rakiplerinden biriyle dorudan karilatirarak inceliyor ve "Gerçekten siradii irketleri dierlerinden farkli kilan nedir?" sorusuna cevap ariyorlar. Kitapta anlatilanlar, dünyanin uzun ömürlü irketlerinden modelleme yapmak isteyenlere gerekli verileri veriyor. Patron ya da yönetici her düzeyden i insaninin, hatta sivil toplum gönüllüsünün kalici kurumlar ina etmek için temel ilkeleri bulabilecei bir çalima. Bu nedenle kurumsallama ve uzun ömürlü olma arayiindakilerin iine yarayacaini düünüyoruz.

Kalici Olmak

62

|

BEREKET

Kitaplik

im kanali bozulur, tikanir, kapanir. Türkçeye saygi duyan, meseleye sorumlulukla yaklaan genç sunuSirri Er cu, yapimci, ayni zamanda güzel Hayat Yayinlari Konuma dilinde ses deiiklik- konuma eitmeni Sirri Er, "Temel leri bir heceyi, sözcüü ya da söz- Konuma Teknikleri - Diksiyon" adli cük gruplarini dierlerinden farkli çalimasiyla yayincilikta kazandii olarak daha kuvvetli üstüne basa deneyimi ve bilgiyi bu konuda yebasa vurgulamak alicida yönlen- timek isteyenlere aktarmak üzere dirme izlenimi uyandirir. Kaynain güzel bir çalimaya imza atmi. Sirri Er'in kitabini okuyanlar ilenesnel, tarafsiz olmadii düüncesi, güvensizlik duygusu meydana geti- tiim sürecinde bütüncü davrani rir. Kaygi, korku, kizginlik, öfke gibi içinde yer alan dilin, konumanin olumsuz duygular ortaya çikar. leti- rolünü, yerini örenecekler. dece modern zamanlarda hayatimiza hakim telai ve deer kaybi eletirDoç. Dr. Kemal Sayar mekle kalmiyor, ayni zamanda bize Tima Yayinlari yeni `bakma' ve `duyma' biçimleri sunuyor. Yunus'un "Ben gelmedim dava için, benim iim sevi için/ Dost'un evi gönüllerdir, gönüller yapmaa geldim" dizeleriyle balayan kitap, içerdii konularin yani sira, meseleleri ele ali biçimiyle de dikkati hak ediyor. çinde bulunduumuz ça, `imdi'yi yaamamiza firsat vermiyor, her ey gelecek için yapiliyor. Ayni anda o kadar çok ey yapiyoruz ki insanî ilikilerimiz gün içinde hallediliveren ilerden sadece biri haline geliyor. Ebeveyn olmanin önemi, kariyer sahibi olmanin karisinda güç kaybediyor. koliklik, kendine sevdalanmanin deiik bir örnei Doç. Dr. Kemal Sayar'dan yaadi- olarak genç profesyoneller arasinimiz zamanin ruhunu yansitan, hizin da yükseliyor. Hayatin ritimlerini ve benliin kutsanmasiyla biçimlen- pazarin ritimlerine ayarlayan, ancak dirilmi modern hayata siki eletiri- paraya tahvil edilebilen deerlere önem atfeden yeni bir benlik, küresel ler getiren bir kitap: "Yavala!" Kemal Sayar, YAVALA'da, sa- rüzgârla birlikte dünyaya yayiliyor.

Temel Konuma Teknikleri Diksiyon

Yavala

Mehmet Özkundakçi Hayat Yayincilik Medya planlama firsatlari ortaya çikaran, çikan firsatlari bulan ve onlari deerlendiren bilimsel bir itir. Nasil mi hadi bakalim o zaman girelim bu dünyanin içine... Mehmet Özkundakçi "Medya Planlama" kitabinda medya planlamanin bütün inceliklerini yazdi.

Medya Planlama

BEREKET

|

63

Turgut Özal'in Kardei

Information

68 pages

Find more like this

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

512237