Read 6_BizansMarmara_Giris text version

Bizans Uygarlii Üzerine Genel Bir Deerlendirme

Engin Akyürek

Bizans Nedir?

Bunu "Bizans" klasörünün giri yazisinda belirtmek yadirgatici ise de, tarihte ne kendisini "Bizans mparatorluu" olarak adlandiran bir devlet vardi, ne de kendisine "Bizanslilar" diyen bir halk. Bugün Bizans dediimiz uygarlik, Roma mparatorluu'nun varliini Dou topraklarinda Hristiyanlaarak sürdürmesinden ibarettir. lkça'in son yüzyillarinda Atlas Okyanusu'nun kiyilarindan Basra Körfezi'ne kadar uzanan Roma mparatorluu, esas olarak Akdeniz çevresinde ulaabilecei doal sinirlarina dayanmi, MS 3. yüzyildan balayarak da bu geni corafyada ciddi sorunlarla karilami ve zaman içinde imparatorluun yönetsel, ekonomik ve kültürel airlik merkezi kaçinilmaz olarak Dou'ya kaymitir. Bu eilim daha Diocletianus döneminde (285-305) balamisa da, ilk gerçekçi adimlar Roma mparatoru I. Constantinus (Büyük Konstantin) tarafindan atilmitir. O, bu zorluklari amak için öncelikle Dou'da yeni bir din olarak güçlenen Hristiyanlii, 313 yilinda, imparatorluun "eit" dinlerinden birisi olarak tanidi. Bu bir bakima, yipranan Roma yönetimi için yeni, güçlü ve dinamik bir dayanak, bir toplumsal destek bulma çabasinin sonucuydu. Çünkü yeni din, özellikle Dou topraklarinda görmezden gelinemeyecek denli güçlü bir toplumsal tabani, daha 3. yüzyilda edinmiti ve bu diri güç, çökmekte olan Roma mparatorluu'nu tekrar diriltecek toplumsal dinamii salayabilirdi. Bu gerçei gören I. Constantinus, daha 312'de, Ortak mparator Maxentius'u yenerek saf dii biraktii Milvian Köprüsü Savai'nda, savatan önce gördüü bir rüyayi yorumlayarak askerlerinin kalkanlarina ve labarumun üzerine sa Mesih'in (Iesus Xristos) ba harflerinin üst üste getirilmesinden oluan khristogrami koydurmu ve zaferini de buna balamitir. Kendisinin Hristiyan olup olmadii kukuluysa da, imparatorluun özellikle Dou topraklarindaki Hristiyan cemaatler arasinda sempati ve destek kazandii muhakkakti.

Artik imparatorluun Roma kentinden yönetilmesinin zorluklari da ortadaydi. Bakentin kendisi güven altinda deildi. Milvian Savai'ndan sonra imparatorlua tek baina egemen olan I. Constantinus, bakenti de kademeli olarak daha güvenli gördüü Dou topraklarina taidi. Küçük bir Roma kenti olan Byzantion, youn bir imar faaliyetinden sonra 330 yilinda imparatorluun "ikinci bakenti" olarak kutsandi. Constantinus'un bu youn imar çabasi, onun "yeni bir Roma yaratma" vizyonunun bir göstergesidir. Yeni bakent, Roma kenti model alinarak neredeyse batan ina edilmi; imparatorluk sarayi, büyük kamu hamamlari, geni meydanlar (forum), revakli caddeler, zafer taklari ina edilmi, hipodrom geniletilerek ilev kazandirilmiti. Bu yeni merkeze, yeni rolünü perçinlemek amaciyla imparatorluun dört bir köesinden önemli heykeller, mimari parçalar getirilmi, bunlar kentin yeniden inasinda önemli semboller olarak kullanilmitir. Bu süreç, 395 yilinda mparator I. Thedosius'un ölümüyle Roma mparatorluu'nun resmen Dou ve Bati diye iki ayri yönetsel birime ayrilmasiyla devam etmi, Theodisius'un oullarindan Arcadius, Dou Roma'nin, Honorius ise Bati Roma'nin imparatoru olmutur. Roma mparatorluu bir süre iki bakentli ve iki e imparatorlu bir devlet olarak yönetildi. Dou ve Bati arasindaki siniri ise, bugünkü Ortodoks dünyanin bati siniri oluturmaktaydi. Ayni yil Hristiyanlik Dou Roma mparatorluu'nun "devlet dini" olarak ilan edilmitir. zleyen yüzyillarda Bati Roma mparatorluu kuzeyden gelen kavimler tarafindan yikilmi, Dou topraklarindaki Roma mparatorluu ise varliini, bakenti Konstantinopolis olmak üzere, 1453 yilina kadar yaklaik 11 yüzyil sürdürmütür. Modern tarihçilerin "Bizans" olarak adlandirdii uygarlik, ite bu, Dou'da süren Roma mparatorluu'dur. Ancak bu uygarlik hiçbir zaman kendisini Bizans olarak adlandirmami, ilk imparatoru I. Constantinus'tan, son imparatoru XI. Konstantinos Palaiologos'a kadar tüm imparatorlar "Roma mparatoru" ünvanini kullanmi, imparatorluun halkina da Romalilar denmitir. Bizans ismi, 19. yüzyilda tarihçiler tarafindan bu uygarlia verilmi olan bir isimdir. Bizans imparatorlari Roma'nin halefi ve tek varisi olma hakkina imparatorluun tarihi boyunca hep sahip çikmitir. Bu "evrensel egemenlik" iddiasinin sürdürülmesi demektir. Geç Antik Ça'in bütün "uygar" dünyasi Akdeniz ve çevresindeki topraklardan olutuuna göre, bu topraklari yöneten Roma, bütün dünyanin da hakimiydi, yani evrensel bir devletti. Onun sinirlari diinda kalanlar ise, ne konutuklari bile anlailmayan, Romalilar'in "Barbar" diye adlandirdiklari kavimlerden ibaretti. Dolayisiyla Roma mparatorluu bütün dünyanin tek bir imparatorluk altinda birletirilmesinin sembolüydü. Roma mparatoru da, bütün dünyanin tek hükümdariydi. Baka hükümdarlarin varlii, ancak Roma mparatoru'nun bahettii ünvanla mümkün olabilirdi. Tek meru imparatorluk olabilecei ve bunun da tüm dünyayi yönetecei, Roma'nin olduu gibi, Bizans'in da siyasal doktrininin temelini oluturuyordu. Süreç içinde Hristiyan bir kimlie bürünen Bizans mparatorluu için bu savin anlamina siyasal istemlerin yani sira, dinsel amaçlar da yüklenmiti: Nasil ki evrene hükmeden tek Tanri vardi, bu

2

dünyaya da onun temsilcisi olarak tek hükümdar hükmetmeliydi ve bu da elbette ki Roma mparatoru olmaliydi. Tek meru imparatorluk olan Roma (artik Bizans demeye balayabiliriz) evrensel bir devlet olarak tüm Hristiyanlari içinde barindirmaliydi; imparator ise Tanri'nin bu dünyadaki tek meru temsilcisi olarak Hristiyanliin bekçisi ve tüm Hristiyanlarin koruyucusu olmaliydi. Tek Tanri, Tek mparator, Tek mparatorluk! Bu ancak Hristiyan Roma mparatorluu, yani Bizans mparatorluu ile mümkün olabilirdi. Bu doktrin bütün bir Geç Antik Ça ve Ortaça boyunca Bizans Devleti'nin temel doktrini olmasinin yani sira, Bizanslilar'in diinda kalan halk ve kavimler tarafindan da bir gerçeklik olarak kabul görmekteydi. Gerek Bizans mparatorluu'nun kendi tebaasi, gerekse bunun diinda kalanlar için, Bizans mparatorluu hukuki ve ideolojik algilani biçimiyle yeryüzünün tek meru imparatorluuydu. Öyle ki, bir zamanlar imparatorluk tebaasi olan, ama sonraki yüzyillarda ayrilarak kendilerini "imparatorluk" ilan eden, hatta Bizans'in varliini tehdit edecek kadar güçlenen bazi uluslar için bile bu algilama deimiyordu. Onlarin hükümdarlari, Konstantinopolis'teki Roma mparatoru'nun kendilerine gönderdii hükümdarlik taçlari ile meruiyet kazanmakta, onun verdii saray ünvanlarini gururla kullanmaktaydi. Çizmeyi çok aanlar, 6. yüzyilda Ravenna kenti bata olmak üzere talya'nin bir kismini ele geçiren Teodorik gibi, kendisini Roma mparatoru ilan edip bu meruiyeti kendisi kullanmaya çaliiyordu. Ama bu prestij, son yüzyilini neredeyse bir "ehir devleti" olarak yaayan Bizans'in 1453 yilindaki sonuna kadar ona ait oldu. 1453'te ise Bizans mparatorluu'nun bakentini ele geçiren II. Mehmet, bu ünvana sahip çikarak kendisini Roma'nin da imparatoru olarak ilan etmitir. Bizans ile ayni jeopolitii paylaan Osmanli mparatorluu da kendi tebaasi olan Bizanslilar'i, "Rum", yani Romali diye adlandirmaya devam etmitir. te bugün bizim "Bizans mparatorluu" olarak adlandirdiimiz siyasi ve kültürel varlik, bu imparatorluktur. Bu imparatorluk için "Bizans" adini her ne kadar ilk olarak 16. yüzyilda Hieronymus Wolf (1516-1580) kullanmisa da, akademik alanda bu adin kullanilmasi 19. yüzyil tarihçileriyle balamitir. Neden Bizans isminin seçildii sorusunun yaniti ise, "Yeni Roma" olarak, Dou mparatorluu'nun yeni bakenti seçilen bugünkü stanbul kentinin ilk kuruluuna uzanmaktadir. MÖ 7. yüzyilda Megara'dan yola çikan Byzas komutasindaki Yunan kolonistleri, yola çikmadan önce danitiklari Delphi'deki Apollon Tapinai kahinlerinin de önerileri ile, kendilerinden önce gelerek buraya yerlemi olan Khalkedon'daki (Kadiköy) "Körler Ülkesi"nin karisina, yani bugünkü Sarayburnu'na kentlerini kurmutur. Khalkedonlular "kör"dü, çünkü stratejik olarak savunulmasi çok kolay olan bu yarimada (bugünkü Sarayburnu) dururken, onlar Khalkedon'a yerlemiti. Bu küçük Grek kolonisi, Byzas'in kenti anlaminda "Byzantion" olarak adlandirilmitir. Nitekim daha MÖ 3. yüzyilda basilan bazi sikkelerde kentin adi Byzantion olarak okunmaktadir. MS 73 yilinda Roma mparatorluu'nun topraklarina katilan kent, 330 yilinda Konstantinopolis olana kadar 10 yüzyil boyunca Byzantion olarak anilmitir.

3

Tarihi Corafya

Roma'dan Bizans'a gerçekte kesintisiz olan süreç, pratik nedenlerle, ilgili disiplinlerde çalian bilim insanlari tarafindan dilimlere ayrilmitir. Olgunluuna ulami bir kültür olarak Bizans kültürü de gerçekte Roma'nin Geç Antik kültüründen büyük ölçüde farklilami, Ortaçali bir kimlie bürünmü Dou Roma kültürüdür. Ancak Bizans uygarliinin çeitli alanlarini inceleyen disiplinlerde çalian birçok bilim insani Bizans uygarliini incelemeye ya Konstantinopolis'in kuruluu olan 330 yilindan, ya da Dou ve Bati Roma'nin resmen ayrildii 395 yilindan balamayi, daha geç tarihlere tercih ederler. Bizans'in bakentinin "Yeni Roma" olarak kurulan Konstantinopolis kenti olmasi ve bu bakentin imparatorluun son gününe kadar Bizans uygarliinin her alanda en önemli yaratici gücü olmasi gerçei, Bizans'in tarihinin balangiç noktasi olarak bu kentin kurulu yili olan 330 yilinin alinmasini desteklemektedir. Bu düünceyle, MS 330 yilindan, 1453 yilina kadar olan yaklaik 11 yüzyillik bir tarihsel süreci, Bizans mparatorluu olarak ele alip incelemekteyiz. Bu dönemin sanatini da genel bir balik altinda "Bizans Sanati" olarak adlandirmaktayiz. Öte yandan, Bizans olarak adlandirdiimiz imparatorluk, çok uzun bir tarihsel dönemi kapsamasinin yani sira, çok geni bir corafyaya da yayilmiti. Sinirlarinin en geni olduu mparator Iustinianus döneminde (6. yüzyil) imparatorluk, batida spanya'dan balayip, talya, Yunanistan ve Balkanlar'in büyük kismi, Anadolu, Kafkasya'nin bir kismi, tüm Ortadou ve Kuzey Afrika'yi kapsamaktaydi. Sonraki yüzyillarda devamli toprak kaybedilmi, Ortaça'da sinirlarin sik sik deimesine karin, imparatorluun anayurdu Anadolu ve Yunanistan olmu, son yüzyillarda ise imparatorluk topraklari bakent ve dar çevresi ile sinirli kalmitir.

Erken Bizans 330 yilinda Roma mparatoru I. Constantinus'un küçük Byzantion kentini Roma mparatorluu'nun ikinci bakenti olarak ilan ve imar etmesinden, 395 yilinda Theodosius'un imparatorluu oullari arasinda ikiye bölmesine kadar olan dönemde Roma mparatorluu "iki bakentli tek imparatorluk"tur: Batida Roma kenti, douda Konstantinopolis. Akdeniz'in etrafindaki bütün karalar da imparatorluun topraklaridir. Ancak, bir bakima doal sinirlarina ulami olan Roma mparatorluu'nun bu kadar geni bir corafyayi uzun süre kontrol edememesi de normaldir ve imparatorluk artik corafi olarak erime sürecindedir. Tarihsel perspektiften bakildiinda, sinirlarin giderek daralmasi biçiminde bir eilim olarak karimiza çikan bu süreç, Geç Antik Ça'dan Ortaça sonlarina kadar sinirlarin deikenliini de gözler önüne sermektedir. 395 yilinda Roma mparatoru Theodosius, imparatorluu oullari Honorius ve Arcadius arasinda ikiye böldüünde, Dou'da

4

Arcadius'un bainda olduu kisim, merkezi bakent Konstantinopolis, ana toprak parçasi Anadolu olmak üzere, Dou'da Pers mparatorluu ile sinirlaniyordu ve güneye doru Suriye ve Filistin'i de içine aliyordu. Yani imparatorluun Dou sinirini esas olarak Pers mparatorluu'nun sinirlari belirlemekteydi. mparatorluk, güney tarafindan ise Büyük Sahra çölü ile sinirlanmakta, Misir ve Libya'nin kiyi eridini oluturan Kuzey Afrika, imparatorluun güney topraklarini oluturmaktaydi. Kuzey siniri Bati Kafkaslar ve Karadeniz ile belirlenmiti. Bati sinirini ise bugünkü Ortodoks dünyanin Avrupa ile olan siniri, Yunanistan, Bulgaristan, kismen Romanya ve eski Sirbistan oluturmaktaydi. Bu, "Akdeniz'in yarisi" demekti. Akdeniz'in bati yarisi, 476'ya kadar u ya da bu biçimde varliini sürdürebilen Bati Roma mparatorluu'nun sinirlari içindeydi. Bu tarihte kuzeyden gelen Germen ve Got saldirilari Bati Roma mparatorluu'nu tarihten siler, ve "Roma mparatorluu" olarak Bizans kalir.

Iustinianos Dönemi Altinci yüzyilda Büyük Roma'yi tekrar diriltmek için son bir çaba, 527 yilinda Konstantinopolis'te tahta çikan Iustinianos'tan (527-565) gelir. mparatorun politikasinin ekseninde Roma mparatorluu'nu eski sinirlari ile tekrar kurmak vardir ve bu amaçla orduyu Bati seferine gönderir. Sonuçta, 6. yüzyil ortalarinda imparatorluun sinirlari yeniden, ama son kez olarak bütün talya, Güney spanya, Kuzey Afrika'nin tamami, Ortadou, Anadolu'nun ve Balkanlar'in tamamini kapsar. Iustinianos'un bu "tek evrensel Hristiyan imparatorluu" kurma düüncesi, imparatorluk çapinda giritii çok kapsamli imar faaliyetinde ve bu giriimi taçlandiran Ayasofya'da somutlamaktadir. Roma mimari geleneinin son anitsal örnei olan stanbul Ayasofyasi, bütün dünyaya Iustinianos'un amacini ilan etmektedir: Dünyaya tek imparatorluk, Roma hükmeder; tek Tanri'ya inanan bu Hristiyan imparatorluunun tek imparatoru vardir. Bu imparatorluun bakenti de dünyanin siyasal ve dinsel merkezidir. Ancak, Ayasofya bütün görkemiyle günümüze kadar ulamisa da, Iustinianos'un tek evrensel imparatorluk düü kisa süre sonra tuzla buz olmutur.

Erken Ortaça Yedinci yüzyil balarinda kuzeyden Avarlar'in Balkanlar'a girmesi, doudan da Persler'in ilerleyii ile sinirlar deiir. Hatta öyle ki, 626 yilinda Avarlar Konstantinopolis'e kadar gelerek kenti kara tarafindan kuatmi, Pers ordusu ise Boaz'in kari kiyisina, Khalkedon'a (Kadiköy) ulamitir. Ancak kuatmanin baarisiz olmasi ve mparator Heraklios'un (610641) Persler'i 627 yilinda yenmesinin ardindan, Bizanslilar Misir, Suriye ve Filistin'i geri alarak Dou'da eski sinirlarina kavumutur. Batida ise Balkanlar'in büyük kismi Avarlar'in

5

eline geçmitir. 7. yüzyilin ikinci yarisi, Bizans mparatorluu için, siyasal varliinin sonuna kadar sürecek bir baka cephenin açilmasina tanik olmaktadir. Arap Yarimadasi'nda yeni bir din olarak doan slam dini önemli bir güç haline gelmi, 636 yilinda Filistin'de Yarmuk Savai'nda Heraklios'un ordusunu daitarak yeni ve güçlü bir aktör olarak siyasal sahneye çikmiti. Bütün bir Klasik Dünya'nin Dou'daki tek rakibi olan Pers mparatorluu'nu da ele geçiren slamiyet, Bizans'in yeni rakibi olarak ortaya çikti. Üstelik, Persler'in tersine "fetih" kavrami, yeni dini yaymak misyonunu benimsemi slam güçlerinin ana motivasyonuydu. Yedinci yüzyilin ortalarina gelindiinde Bizans, dousunda bütün Kuzey Afrika, Filistin, Suriye ve Kilikya'ya kadar güneydou Anadolu'yu Araplar'a; batida ise Yunanistan'in bazi kisimlari ve Trakya'nin dousu diindaki bütün topraklarini Avar Hanlii'na kaptirmi, bu iki büyük güç arasinda sikimiti. 674, 680 ve 717 yillarinda bakent Konstantinopolis'i denizden kuatan ancak baarili olamayan Arap ordulari, 7. ve 8. yüzyillar boyunca Bizans'in Akdeniz kiyilarindaki yerlemelerine de akinlar düzenlemitir. Bu dönem Anadolu'nun özellikle Akdeniz kiyilari için güvensiz ve istikrarsiz yüzyillar olmutur. 8. yüzyil sonlarina gelindiinde Kafkaslar ve tüm Dou Anadolu da Abbasi Halifelii'nin eline geçmi ve Bizans'a Trabzon­Sivas­Mersin hattinin batisi ile Kibris, Dou Trakya, Ege Adalari ve Dou Yunanistan kalmitir.

Ortaça: Makedon ve Komnenos Hanedanlari 8. yüzyil balarinda iktidara gelen Isauria hanedani (717-802), imparatorlua yeni bir güç kazandirmi ve devleti yeniden örgütlemitir. 867 yilinda iktidara gelen I. Basileos ise Makedon hanedani dönemini (867-1057) balatir. Bu dönemde önemli baarilar elde edilmitir: Kilikya, Dou Anadolu (1032 Urfa, 1045 Ani), Bulgaristan (1018) ve Yunanistan'in büyük bir bölümü, talya'nin güney ucu ve Girit tekrar imparatorluk sinirlarina eklenmitir. Ancak 11. yüzyilda Akdeniz havzasindaki siyasal aktörlere, birkaç yüzyil içinde bölgenin kaderini deitirecek olan bir yenisinin eklendiine tanik olunmaktadir: Türkler. Selçuklu Sultani Alparslan'in 1071 yilinda Romanos Diogenes komutasindaki Bizans ordusunu Malazgirt'te yenmesiyle, Anadolu Türk akinlarina kari korumasiz kalmi ve Türkler'in Bizans mparatorluu'nun sonunu getirecek olan Anadolu'daki ilerleyii hizlanmitir. Bu yeni tehdit karisinda Bizans mparatorluu 1095 yilinda Roma'ya, Papa II. Urban'a bir heyet göndererek yardim istemitir. Papa Anadolu, Suriye ve Kutsal Topraklari (Filistin) kurtarmak üzere bir ordu hazirlami ve I. Haçli Ordusu 1097 yilinda Anadolu'da ilerleyerek znik, Eskiehir ve Antakya'yi ele geçirmi, 1099 yilinda Kudüs'e girmitir. Bu tarihten sonra Dou Akdeniz kiyilarinda küçük Latin kralliklari kurulmaktadir. Anadolu'da ise çok sayida kale, Haçli Ordusu tarafindan yapilmitir. Bizanslilar'in kazanci ise, Türkler'in biraz

6

yavalatilmi olmasidir ve bundan yararlanilarak Anadolu'nun büyük kismi Selçuklular'dan geri alinmitir. Bu dönemde parçalanan Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu sahnesindeki yerini Anadolu Selçuklu devletine, ya da "Rum Sultanlii"na birakir. Anadolu'da sinirlarin belki de en deiken olduu 11. yüzyil sonlari ve 12. yüzyilda Bizans tahtinda Komnenos hanedani bulunmaktadir (1081-1185). 12. yüzyilda Anadolu'nun büyük bir kismi Bizans'in elinden çikmitir. Bati Akdeniz kiyi eridi, Kibris ve Girit, Karadeniz kiyi eridi, Bati Anadolu, Marmara, Trakya, Yunanistan ve Bulgaristan Bizans'in kalan topraklaridir. Selçuklu Sultani'nin bakenti ise konia'da (Konya) bulunmaktadir. 1176 yilinda II. Kiliçarslan'in Bizans mparator'u Manuel Komnenos'u Miryakefalon'da yenmesi, 1187'de Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs'ü geri almasi, Papaliin III. Haçli Seferi'ni organize etmesine neden olmutur. II. Haçli Seferi'nin Anadolu'da eriyip gitmesi nedeniyle etkin olamamasi üzerine, III. Haçli Seferi Kudüs'e deniz yoluyla ulami, ancak bu sefer de kalici bir zafer elde edilememitir.

Bakentte Latin gali 13. yüzyilin bainda yeniden organize edilen IV. Haçli Seferi ise Kudüs'e yönlenecei yerde, firsatçilikla Konstantinopolis'e girmi ve 1204 yilindan 1261 yilina kadar Bizans'in bakenti Latin ordusunun elinde kalmitir. Bu dönemde Bizans imparatorluk ailesi ve önemli aristokratlar sürgünde prenslikler kurmutur: Bakenti znik'te olan ve Bati Anadolu'nun da önemli bir kismini kontrol eden Laskarisler; Trabzon ve çevresinde Komnenoslar; ve Yunanistan'in bati tarafinda Epiros despotluu. Bu 57 yil süresince Bizanslilar'in Anadolu'da sahip olduu toprak parçalari Trabzon, znik ve Kuzey Ege'den ibarettir. Latin igali dönemi Bizanslilar için çok büyük bir ok etkisi yaratmiti. mparatorluun bakenti ilk kez elden çikmi, inanilmaz bir biçimde yamalanmiti. Bu olay Bizans mparatorluu'na vurulan en büyük darbe olmu ve imparatorluk bir daha kendisini toparlayarak eski gücüne ulaamamitir.

Bizans'in Son Devri: Palailogos Hanedanlii Bizans uygarliinin son evresi, Bizans mparatoru VIII. Mikhael Palaiologos'un 1261 yilinda Konstantinopolis'i Latinler'den geri almasi ile balar ve 1453'te bakentin Osmanlilar'in eline geçmesiyle sona erer. Bu süre içinde tahtta Palaiologos hanedaninin hüküm sürmü olmasi nedeniyle bu dönem Palaiologoslar dönemi olarak da anilmaktadir. Latinler'in bir harabeye çevirdii bakentin hizla imar edilmesi gerekmektedir. Ayni zamanda Anadolu topraklarinin da çok büyük bir kismi kaybedilmitir. Özellikle de VIII. Mikhael'i

7

izleyen II. Andronikos Palaiologos döneminde (1282-1321), imparatorluk varliini güven içinde sürdürebilecei ekonomik ve askeri bir hinterlanddan bile mahrum kalmi, bir süre sonra da bir "ehir devleti"ne dönümütür. Bakentin çok salam surlari ve savunmaya uygun konumunun yani sira, Bizans sarayinin baariyla yürüttüü "evlilik diplomasisi" sayesinde bakentten ibaret olan "imparatorluk" 1453 yilina kadar varliini sürdürebilmitir.

Bizans Kültürü

Bileenleri Bu kadar uzun bir tarihsel sürece ve geni corafyaya yayilmi olan bir uygarlik, bütün bu süreç ve corafya içinde ayni geliim çizgisini göstermemi, yerel katkilar ve etkilerle uzun bir zaman dilimi içinde yava yava yourulmu, biçimlenmi, deierek kendi özgün kimliini yaratmitir. Tarihçilerin Roma'dan farkli olarak Bizans diye adlandirdiklari bu özgün kültürün oluumunda rol oynayan balica etkiler ise unlar olmutur: 1. Dorudan doruya Roma mparatorluu'nun bir devami olduundan, Roma'nin Antik kültür mirasi Bizans uygarliinin da ana kolunu oluturmutur. 2. Ancak Roma'nin "Dou" topraklarindaki devami olmasi, bu uygarliin ister istemez üzerinde bulunduu topraklarin yerel kültürlerinden etkilenmesini salamitir. Genel olarak "Doulu etkiler" diye guruplayabileceimiz bu uygarliklarin kukusuz en güçlüsü Persler olmutur. 3. Son olarak da, bu ana kollari ayni potada kaynatirarak zaman içinde olgunlaip Bizans kültürü dediimiz bir senteze ulatiran ve Ortaça boyunca bu kültüre damgasini vuran unsur, Hristiyan dini olmutur. Esas olarak bu faktörler Bizans kültürünü oluturan ana etkilerdir; ancak Bizans kültürü bu etkilerin basit bir biçimde üst üste toplanmasi deil, bunlarin uzun bir zaman dilimi içinde kaynaip damitilarak ulatii bir sentezdir. Bizans kültürünün kendine özgü nitelii de, böyle bir sentez olmasindan kaynaklanmaktadir. Bu niteliiyle Bizans kültürü, insanlik tarihi boyunca ortaya çikmi olan dier kültürlerden farklilair, kendi özelliklerini ortaya koyar, ve tipki Misir uygarlii, Antik Yunan uygarlii, Roma uygarlii gibi ayri bir kültür olarak adlandirilmayi hak eder. Elbette ki bu uzun kültürel evrimi ayni ad altinda ele alip incelemenin bazi zorluklari vardir. Bütün bu süreç içinde kültür ve sanat ayni kalmami, deiik dönemlerde kendi biçimlerini yaratmitir. Bu durum Bizans olarak adlandirdiimiz kültürü kendi içinde dönemlere ayirarak inceleme gerekliliini önümüze koymaktadir. Tarihçiler ve sanat tarihçileri, Bizans kültürünü

8

ve onun bir parçasi olarak da sanatini, belli evrelere ayirarak incelemektedirler. Buna göre üç ana dönem belirlenmitir: Erken Bizans Dönemi, Orta Bizans Dönemi ve Son Bizans Dönemi.

Erken Bizans Bizans olarak adlandirdiimiz uygarlik gerçekte Roma mparatorluu'nun kesintiye uramaksizin Dou'da devam etmesidir demitik. TAY envanterinin de kapsamini oluturan yapilar açisindan baktiimizda da durum böyledir. Bizans mimarlii Roma mimarliinin devamidir. Kültür ve sanat alaninda, her ne kadar Doulu etkilerin katkilari azimsanmasa da, ilk yüzyillarda bütün kültür alanlarinda "Romalilik" egemendir. Antik Roma kültüründen esas olarak bir Ortaça uygarlii olan Bizans kültürüne geçi uzun bir süreçtir, çünkü Ortaça kültürü, birçok açidan Antik kültürün antitezidir. Bu "dönüüm" süreci, genel olarak "Erken Bizans Dönemi" olarak adlandirilir ve kendi içinde farkli nitelikte dönemler barindirsa da, 4. yüzyildan 7. yüzyil sonlarina kadar sürer. Pratik açidan daha net referans noktalari vermek gerekirse, 330 yilindan 726 yilina kadar olan dönemi birçok sanat tarihçisi ve tarihçi Erken Bizans olarak adlandirmaktadir. 330 yili Roma mparatorluu'nun ilgi odainin Dou'ya kaymasi konusundaki en önemli referans noktasidir. Bazi tarihçiler Constantinus'un Hristiyanlii mparatorluun "eit" dinlerinden biri olarak yasallatirdii 313 yilini referans noktasi olarak deerlendirir, çünkü sonuçta Bizans uygarlii bir bakima "Hristiyanlami Roma uygarlii" olarak da tanimlanabilir. Bir baka yaklaim ise Roma mparatorluu'nun mparator Theodosius tarafindan oullari Honorius ve Arcadius arasinda Dou ve Bati Roma olmak üzere resmen ikiye bölündüü 395 yilinin Bizans için referans alinmasidir. Bu yaklaim da dorudur, çünkü bu bölünmeden sonra Dou Roma, balibaina bir siyasal varlik olarak dünya sahnesinde yer almi ve bu devlet ileride Bizans olarak anilmitir. Dolayisiyla, kendisi gerçekte kesintiye uramayan bir süreç olan tarihi, modern zamanda aratirmacilar biraz dönemlerin homojen özelliklerine göre, biraz da inceledikleri konunun niteliine göre yapay olarak "dönem"lere ayirmaktadir. Biz burada, 330 yilini Bizans'in balangici olarak almayi ve "Bizans mimari envanteri"ni bu tarihe göre oluturmayi tercih ettik. Erken dönemin ilk iki yüzyili, yani kabaca Iustinianos dönemine kadar (527-565) olan zaman dilimi, Roma'nin "Bizanslamasi"dir aslinda. Balangiçta Roma kültürü tamamen hakimdir. Her ne kadar daha I. Constantinus ile bata Roma ve Konstantinopolis olmakla birlikte Akdeniz çevresindeki bütün önemli Geç Antik kentlerde büyük bazilikal kiliseler ina edilmeye balamisa da, özellikle 4. yüzyilda pagan kültür toplumsal yapiya egemendir. Hristiyanlikla paganizm biraradadir, devletin resmi dili Latince'dir. Latince ve Latin ünvanlar

9

Bizans'ta uzun bir süre israrla kullanilmiti. Konstantinopolis ikinci bakent olduunda, Roma'daki imparatoluk sarayi gibi, önemli bir aristokrat kesim ve yönetici sinif da (örnein senatörler) Roma'dan Konstantinopolis'e tainmiti. Latince'yi esas olarak bu sinif sürdürüyordu. Ama Filistin'den talya'ya kadar olan geni Bizans corafyasinda, yerel dillerin diinda, ortak dil olarak Grekçe kullanilmaktaydi. Grekçe'nin devletin resmi dili olmasi, Roma imparator ünvanlarinin terkedilerek Grekçe olan Basileos ünvaninin alinmasi, imparator Herakleios döneminde (610-641) gerçeklemitir. Dördüncü ve 5. yüzyillarin sanat ve mimarlii da Antik Roma sanatindan çok unsur barindirir. Birçok aratirmaci bu dönemi "Geç Antik Ça" olarak da adlandirmaktadir. Ama bu yava yava deimektedir. Iustinianos'un hükümdarlik döneminde Hristiyan kültürünün air basmaya baladii görülmektedir. Iustinianos'tan balayarak Bizans kültürü giderek Roma'nin Antik mirasindan uzaklaacak, kendi özgünlüünü oluturacaktir. Bu dönüümdeki önemli eik ise 8. yüzyil balarinda somut bir politikaya dönüen konoklast hareket olmaktadir. konoklast dönemin balangici kabul edilen 726, bu nedenle Erken Bizans Dönemi'nin sonu kabul edilir.

Orta Bizans Bizans tarihinde çok ilginç bir dönem olan konoklast (ikon kirici) dönem, aslinda daha erken dönemlerden beri ruhban arasinda süren teolojik bir tartimanin, imparatorun taraf olmasiyla siyasi bir aksiyona dönümesidir. Tartima, özellikle dini yapilardaki figürlü bezemenin din açisindan caiz olup olmadii ile ilgilidir. Bir kisim teolog, özellikle Tevrat'i örnek göstererek Tanri'nin "insan eliyle yapilmi" putlara tapinmayi yasakladiini, ancak Ortodokslar'in kutsal kiilerin betimleri olan ikonlara saygiyi abartarak tapinma noktasina getirdiini ve Tanri'nin bu nedenle de Bizanslilar'i cezalandirdiini öne sürmekteydi. Özellikle manastirlarin temsil ettii Ortodoks çizgi ise, kiliselerin figürlü temalarla resimlenmesini savunuyordu. 726 yilinda mparator III. Leon, bakente büyük zarar veren depremi de Tanri'nin bir cezasi olarak yorumlayarak, Büyük Saray'in bugünkü Sultanahmet Meydani'na bakan Khalke Kapisi'nin üstündeki büyük sa ikonunu kaldirir ve böylece konoklazma olarak adlandirilan dönem balami olur. Burada imparatorluun asil amaci, ikonlari savunmalarini bahane ederek, toplumda büyük bir itibar ve güç kazanmi olan manastirlari hizaya sokmaktir. Nitekim mücadele yaklaik 200 yil boyunca esas olarak sivil otorite ile manastirlar arasinda bir güç çekimesi biçiminde geçer. Sonuçta, kazanan taraf "ikon severler", yani manastirlar olur. 843 yilinda Ayasofya kilisesinde, mparatoriçe Theodora'nin da hazir bulunduu ve Patrik Methodios'un ikonoklastlari eletirdii bir konuma yaptii törende, Ayasofya'nin apsisinde bugün halen duran Meryem ve Çocuk sa mozaiinin (ya da ikonunun) açilii yapilir, böylece konoklast dönem resmen son bulur. Dünyada hiçbir uygarlik iki yüzyila yakin bir süre resim yasai gibi bir konuyu tartimamitir. Ama bu uzun süre içinde, sindirilmi ve içlerine kapanmi olan manastirlar,

10

Hristiyan dogmasini gelitirdiler, buna bali olarak da mimarlik alaninda ve resim sanatinda yenilikler oluturdular. konoklast dönemin sona ermesiyle de bu birikimin hemen uygulandiini görmekteyiz. Yeni dönem, ayni zamanda manastirlarin kültür alaninda damgalarini vurduklari, Hristiyanliin tüm kültür alanlarina egemen olduu bir dönemin, Ortaça'in da balangicidir. Bu dönemden sonra Bizans kültürü "Ortaçali" kimliini almi, bir bakima gerçek kiiliini kazanmitir. Buradan sonrasi "Orta Bizans Dönemi" olarak adlandirilmaktadir. Orta Bizans Dönemi, 1204 yilinda bakent Konstantinopolis'in IV. Haçli Seferi'nde ele geçirilmesine kadar olan dönemi kapsamaktadir. Bu dönemde Hristiyan dininin ekillendirdii bir Ortaça kültürü egemendir. Kendisini oluturan etkileri tam olarak hazmetmi olan Bizans kültürü, artik onlardan baimsiz, kendi özgün niteliklerini oluturmu ve "farkli" bir kültür olarak ortaya çikmitir.

Son Bizans mparatorluun baina gelen en büyük felaketlerden biri olan IV. Haçli Seferi, imparatorluk sanati ve kültürünün yaratici merkezi olan Konstantinopolis'i 1204-1261 yillari arasinda elinde tutmu, imparatorluk kültürüne en büyük zarari vermise de, sürgündeki Bizanslilar kültürel üretimlerini sürdürerek varliklarini korumu, 1261 yilinda bakentlerini Latinler'den geri aldiklarinda, eski görkemli günlerindeki güçlerinde olmasalar da, uygarliklarini yeniden canlandirmayi baarmilardir. 1261 yilindan 1453 yilina kadar olan dönem, "Son Bizans Dönemi" olarak adlandirilmaktadir. Özellikle bakentte kültürel bir canlani, imparatorluun genelindeki kötü gidile çeliir bir görüntüdedir. Anadolu'da kaybedilen topraklarda yaayan üst siniflar, Konstantinopolis'e gelerek kültür ve sanata yatirim yapmitir. Bakentte, Antik Yunan kültürüyle, bilim ve felsefeyle ilgili bir elit kesim olumutur. Gerçi güçleri artik yeni mimari eserler yapmaya yetmemektedir --bunun bir istisnasi bugün Kariye Müzesi olan ve 1321 yilinda üst düzey bir bürokrat ve çainin entellektüeli olan Theodoros Metokhites tarafindan yaptirilan ve zengin bir biçimde dekore edilen Khora Manastiri'dir-- ama mevcut yapilar onarilmi, bunlara bazi ekler yapilmitir. Bu küçük ama parlak dönem, bu nedenlerle bazi aratirmacilar tarafindan "Bizans Rönesansi" olarak da adlandirilmaktadir.

Post Bizans Bizans uygarliinin kültürel etkileri 1453 yilinda Bizans mparatorluu'nun tarih sahnesinden çekilmesinden sonra da, bata Rusya ve Balkanlar gibi Ortodoks ülkeler olmak üzere, Avrupa ülkeleri ve Osmanli mparatorluu'nda da çeitli biçimlerde sürmütür. Sanat alaninda bu

11

etkiler, özellikle mimarlikta ve Ortodoks dünyasinda çok yaygin olan ikonalarda günümüze de ulami olan çok sayida örnek vermitir. Bizans mparatorluu'nun yikilmasindan sonra çeitli biçimlerde süren bu Bizans etkileri, Bizans sonrasi anlaminda "Post Bizanten" diye adlandirilmaktadir.

Türkiye'deki Bizans Kültürel Mirasinin Önemi

Bizans'in kültürel mirasi, bugün Türkiye'nin tarihsel zenginliinin en önemli parçalarindan birini oluturmaktadir, çünkü; 1. Bizans uygarliinin sinirlari tarihsel süreç içinde sürekli deimise de, bu uygarliin ana toprak parçasi, bakent Konstantinopolis ile birlikte, esas olarak Anadolu olmutur. 2. Bu topraklarda Bizans uygarlii 11 yüzyila yakin bir süre varliini sürdürmütür. Bu, Anadolu'nun zengin tarihi boyunca birbirini izlemi olan uygarliklarin içinde en uzun olan tarihsel zaman dilimidir. 3. Bizans uygarliinin materyal kültür kalintilari --en azindan toprak üzerinde olanlar-- nicelik olarak Osmanli uygarliinin eserlerinden sonra ikinci sirada bulunmaktadir. 4. Bugün Türkiye Cumhuriyeti sinirlari içinde bulunan Bizans Dönemi kalintilari, dünyanin geri kalan kismindaki kalintilarin toplamindan daha fazladir. 5. Son arkeolojik katmanlardan birisi olarak ve Anadolu corafyasini uzun süre yurt edinmi bir uygarlik olarak, Türkiya'de arkeolojik çalima yapilan neredeyse her alanda Bizans kalintilarina da rastlanmaktadir. 6. Bizans kültürü ile Anadolu'daki Türk kültürü arasinda bugün bildiimizin çok ötesinde bir etkileim vardir ve bu alan incelenmeyi beklemektedir.

Türkiye'de Bizans Sanati Konusunda Çalimalar

Türkiye'de Bizans sanati ile ilgili ilk çalimalar 19. yüzyilin sonlari ve 20. yüzyilin balarinda Avrupali gezginler ve bilim adamlari tarafindan gerçekletirilmitir. Strzygowski, Bell, Ramsay, Rott gibi bilim adamlari, Anadolu'da Bizans Dönemi eserlerini ilk tanitanlar olmutur. Cumhuriyetin ilk yillarinda devletin arkeolojiye verdii destekten Bizans pek yararlanamami, ama 1950'lere kadar Anadolu'da ve özellikle de stanbul'da yabanci bilim adamlari çok önemli çalimalar yürütmütür: Kapadokya'yi gezen Jerphanion gibi gezginler, Trabzon çevresinde çalian D.T. Rice gibi sanat tarihçileri Anadolu'da iki önemli bölgenin Bizans yapilarini tanitmitir. stanbul'da ise Hipodrom, Büyük Saray, Myraleion, Odalar Camisi, Euphemia, Theodosius Zafer Taki gibi dünyada yanki bulan kazilar yapilmitir. Bir Bizans yerlemesinde ilk Türk kazisi ise, 1930 yilinda Arif Müfid Mansel'in

12

stanbul'daki Balabanaa Mescidi kazisi olmutur. Yine bu yillarda balayan ve stanbul Arkeoloji Müzeleri ile Ayasofya Müzesi elemanlari tarafindan özellikle stanbul ve Marmara Bölgesi'nde yürütülen yüzey aratirmalari ve kurtarma kazilari, günümüze kadar devam etmi, Bizans ile ilgili önemli buluntulari saptayan ve ortaya çikaran çalimalardir. Ancak bu çalimalarin çou, ya kent içinde hizla tamamlanmasi gereken kurtarma kazilari, ya da çok sinirli olanaklarla gerçekletirilen yüzey aratirmalari olduundan, yeterli düzeyde bilimsel bir belgeleme yapilamami ve bu çalimalar kapsamli yayinlara dönümemitir. 1950-1970 yillari arasinda ABD'deki Dumbarton Oaks Enstitüsü özellikle stanbul'daki bazi kazi ve restorasyon projeleri ile, Anadolu'da bazi geni bölgesel yüzey aratirmalarini desteklemitir. stanbul'da Polyeuktos ve Konstantinos Lips kazilari, Kalenderhane kazi ve restorasyonu, Kariye ve Ayasofya mozaik ve freskolarinin restorasyonu gibi önemli çalimalari bu kurum desteklemitir. Anadolu'da da çok sayida arkeolojik yüzey aratirmasinin desteklenerek Dumbarton Oaks Papers ciltlerinde ya da kitap olarak yayinlandiini, ancak 1970'li yillarin sonlarinda bu destein büyük ölçüde kesildiini görmekteyiz. Bizans sanati ile ilgili ilk akademik çalimalar 1940'larda stanbul Üniversitesi'nde Arkeoloji Bölümü bünyesinde balami, 1964 yilinda Bizans baimsiz bir kürsü olarak kurulmu ve baina Semavi Eyice getirilmitir. 1970'lerden itibaren dier üniversitelerde de Bizans sanati ve mimarlii konusunda dersler verilmeye balanmi ve Hacettepe, Anadolu ve Ege Üniversitesi'nde Bizans Sanati Anabilim Dallari kurulmutur. Bizans yerlemeleri ile ilgili çalimalar da buna paralel olarak artmitir. 20. yüzyilin ikinci yarisinda amaci ve corafi kapsami daha net belirlenmi yüzey aratirmalari, Anadolu'daki Bizans mimari varliinin tanimasina büyük katki salamitir. Dorudan Bizans mimarlii ile ilgili olan bu alan çalimalarinin balicalari arasinda unlari sayabiliriz: Eyice'nin 1960'li yillarda Trakya bölgesinde, 1970'li yillarda Silifke ve çevresi ile Karaman civarinda gerçekletirdii yüzey aratirmalari; 1960'larda itibaren Harrison'un Likya bölgesindeki aratirmalari; 1975-1980 arasinda Ötüken'in Kapadokya bölgesi mimarlii aratirmalari; Bryer ve Winfield'in 1980'li yillarda Dou Karadeniz bölgesindeki yüzey aratirmalari; Edwards'in 1980'lerde Artvin, Oltu çevresini kapsayan Kuzeydou Anadolu aratirmalari; Foss'un 1980 ­1990'li yillar boyunca geni bir corafyada Anadolu kaleleri üzerine yaptii aratirmalari; Ötüken ve Ousterhout'un 1980'li yillarda Trakya yüzey aratirmalari; 1990'larda Ötüken'in Bursa ve çevresindeki incelemeleri; ayni yillarda Hill'in Kilikya bölgesindeki aratirmasi. Elbette daha sinirli bölgelerde olmak üzere çok sayida aratirma yapilmitir, ancak bu yazinin kapsami hepsine burada deinmeye elvermemektedir. Yakin zamanda ise Bizans yerlemeleri ile ilgili alan çalimalarinda bir arti gözlenmektedir. Aratirma Sonuçlari Toplantisi ciltlerine bakacak olursak, Türkiye'de Bizans yerlemeleriyle ilgili bütün Anadolu corafyasina yayilmi çok sayida yüzey aratirmasinin sürdürüldüünü

13

görürüz. Bu sayisal artiin mutlaka niteliksel bir gelimeyle de paralel gittiini söylemek ne yazik ki zor. Özellikle yüzey aratirmalarinda ­ki yayina dönüen bu aratirmalar TAY'in da ana veri kaynaini oluturmaktadir­ bazi projelerin "bir hoca, iki örenci, bir temsilci" biçiminde ekiplerle gerçekletirilmesi, çalimanin gerektirdii uzmanlami emek ve teknolojilerden yararlanilmamasi sonucunda, bu çabalarin uluslararasi standartlarda yayina dönüemedii görülmektedir. Öte yandan, genel olarak Anadolu'da Bizans Dönemi mimarlii ile ilgili çalimalara baktiimizda, özellikle Dou ve Güneydou bölgelerinde çalima yapilmadii, son yillarda bazi alan çalimalarina balanmisa da bu bölgelerde Ortaça Hristiyan mimarisi açisindan büyük bilimsel boluklar olduu da dikkat çekmektedir.

stanbul ve Marmara Bölgesi

Bizans mparatorluu'nun kalbi ve beyni, bugün stanbul olan bakenti Konstantinopolis kentiydi. Konstantinopolis yalnizca imparatorluun siyasal bakenti deil, kültürel ve sanatsal yaratinin da merkeziydi. Birçok sanat biçemi ve mimari tip bakent kökenlidir. mparatorlara hizmet eden sanat atölyeleri ve ustalarin yaratilari, imparatorluun bütün topraklarinda olduu gibi, komu ülkelerde de ün kazanmi, onlar uzak topraklara i yapmak için gönderilmi veya çairilmiti. Envanter konumuz olan mimarlik açisindan baktiimizda, niteliksel ve niceliksel olarak en fazla yapinin bugün stanbul'da bulunduunu görmekteyiz. Elinizdeki bu envanter klasöründe 250'ye yakin yapi, stanbul ve yakin çevresinde yer almaktadir. Birçok aratirmaciya göre ise stanbul ilindeki Bizans yapilarinin ancak yüzde 10'u günümüze ulaabilmitir. Bu oran Anadolu'da çok daha düüktür. Bizans'in elinden son çikan topraklar bakent ve Marmara Bölgesi'ndeki yakin çevresi olduu için, bu bölge yapi tiplerinin çeitlilii açisindan da çok zengindir. Bugün stanbul'da, bütün Bizans mimarlik tarihi boyunca kullanilmi olan yapi tiplerinin neredeyse hepsinden en az bir örnei bulabilmek mümkündür. Bu yapilarin bir kismi bugün müze, cami, açik arkeoloji parki gibi çeitli ilevlerle kullanilmakta; bir kismi ise iyi ya da kötü belgelenmi olarak, ya da adindan baka hiçbir iz birakmadan yakin tarihimizde yok edilmilerdir. Bügünkü Marmara Bölgesi'nin Asya tarafinda kalan kisminda (Bithynia) en önemli Bizans yerlemeleri, bakentin Latin igali altinda olduu dönemde mparatorlua bakentlik yapmi olan Nicaia (znik), Proussia (Bursa) ve Nikomedia (zmit) olmutur. Bunlarin yani sira özellikle Marmara Denizi'nin güney kiyilarinda ve Gebze­Tuzla hattinda, Ulubat Gölü çevresinde Bizans yerlemeleri dikkati çekmektedir. Trakya tarafinda ise Bakirköy ve Çekmece'den sonra Perinthos (Marmara Erelisi), daha batida Ainos (Enez) yer alir. Kuzey Trakya'da Adrianopolis (Edirne) önemli bir yerlemeyse de, burada çok az kalinti günümüze ulaabilmitir. Kuzeyde en önemli yerleim bölgesi Byze (Vize) ve çevresi olmutur.

14

Marmara Bölgesi'nde de Bizans mimarlii konusunda yeterli arkeolojik aratirmanin yapildiini söylemek çok zordur. stanbul'da bile, Ayasofya, Kariye, Kalenderhane, Fethiye gibi ayrintili olarak çaliilmi bazi önemli yapilar olsa da, halen hakkinda hiçbir bilimsel çalima ve bali baina bir yayin yapilmami çok sayida Bizans yapisi bulunmaktadir. Elinizdeki bu mimari envanteri hazirlarken, bir yandan bu sorunun boyutlarini fark ettik, bir yandan da bu yetersizliin yol açtii sorunlari yaadik. Çok sayida yapiyla ilgili mimari tanimlamalarin ve hatta yer tanimlamalarinin çok eksik ve yanli olduunu gördük. Bazi yayinlarda, modern yerleimlerin diinda yer alan kale gibi yapilarin nerede olduunu anlayabileceimiz verilerin eksik olduunu gördük. Dier bir önemli zorluumuz ise, Marmara klasöründeki yapilarin büyük bir kisminin bulunduu stanbul'dan kaynaklanmaktaydi: Sokak ve mahalle adlari o kadar sik deimi ki, birakiniz 19. yüzyilin sonlarindaki aratirmalari, yakin zamanda gerçekletirilen çalimalarda bile yapilarin bulunduklari adres bilgilerinin içinden çikmak çok zor, bazen de imkansiz olmutur. Bizans, esas olarak bir "kent uygarlii" olmutur. Bizanslilar Geç Antik Ça'in bütün kentlerini iskan etmeye devam etmi, en önemli mimari eserlerini bu kentlerde yaratmitir. Bizans kalintilarinin korunmasi ile ilgili sorunlar da buradan kaynaklanmaktadir. Birçok Bizans yerlemesi günümüzde de insan yerlemelerine sahne olmakta, balica Bizans kentleri bugün de Türkiye'nin en büyük kentleri arasinda yer almaktadir. Dolayisiyla, Bizans mimari kalintilari modern yerleimciler tarafindan büyük bir hizla yok edilmekten kurtulamamaktadir. Örnein Edirne, Bursa, znik, zmit gibi kentlerde çok az sayida Bizans yapisi günümüze ulaabilmitir. stanbul'da ise, daha çok camiye dönütürülen yapilar ayakta kalabilmi, dierleri büyük ölçüde tahrip edilmitir. Modern zamanda incelenen ve bir kismi da fotorafla belgelenmi olan bazi yapilarin yerinde bugün modern binalarin yükselmekte olduunu görüyoruz. Bazilarinin ise yalnizca adini biliyoruz. Ne yazik ki sonsuza kadar yitip giden bu yapilarin epey bir kismi, geride, TAY'in bu envanterine girebilecek kadar ipucu bile birakmamitir.

15

Information

6_BizansMarmara_Giris

15 pages

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

525530


Notice: fwrite(): send of 206 bytes failed with errno=104 Connection reset by peer in /home/readbag.com/web/sphinxapi.php on line 531