Read f69970c9a1e44cf7a58a9c7495e3e97a.pdf text version

TÜRKYE I. BES VE SÜT HAYVANCILII SEMPOZYUMU BLDRLER 2-3 Aralik 1999-Menemen/zmir

Editörler Sibel TAN Yakup Erdal ERTÜRK

Temmuz 2000 Ankara

YAYIN NO:46 ISBN 975-407-062-8

2

ÇNDEKLER ÖNSÖZ.................................................................................................................................. 2 Prof. Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP.......................................................................................... 3 Doç.Dr. Ahmet BAYANER .................................................................................................. 7 Ali Güler.............................................................................................................................. 10 Selçuk YAAR.................................................................................................................... 12 Proteinlerin nsan Beslenmesindeki Önemi ........................................................................ 15 Türkiye'de Süt ve Süt Mamüllerinin Arz, Talep ve Di Ticaret Dengesi ........................... 19 Türkiye'de Et ve Et Mamüllerinin Arz, Talep ve Di Ticaret Dengesi............................... 28 Türkiye Besi ve Süt Hayvancilii Politikalarinin Analizi................................................... 39 Türkiye'de Hayvansal Ürünler Tüketimi ve Talep Projeksiyonu ....................................... 51 Hayvancilik Sektöründe Devlet Destekleme Politikasi....................................................... 70 Türkiye'de Tarim Politikalari Kapsaminda Hayvancilik Politikalari ................................. 84 Dou ve Güneydou Anadolu Bölgelerinde Hayvanciliin Temel Sorunlari ve Çözüm Önerileri............................................................................................................................... 95 Besi ve Süt Hayvanciliinin Durumu................................................................................ 100 Süt Hayvancilii ................................................................................................................ 103 Süt Sektörünün Genel Sorunlari ve Çözüm Önerileri ....................................................... 106 Türkiye'deki Çi Süt ile lgili Problemler ve Çözüm Önerileri........................................ 109 Süt Hayvancilii Yaananlar ve Çözüm Önerileri ............................................................ 112 Hakki YAYLACIK ........................................................................................................... 115 Yali Tohum Küspeleri ve Yemlik Tahillar Arz-Kul. Projeksiyonlari............................. 117 Türkiye Hayvanciliinin Genel Sorunlari ve Çözüm Önerileri ........................................ 127 Nurbil YILMAZ ................................................................................................................ 138 Türkiye'de Yem Talebi ve Yem Üretiminde Sorunlar...................................................... 143 Süt Hayvancilii ................................................................................................................ 148 Türkiye'de Yem Talebi ve Yem Üretiminde Sorunlar...................................................... 153 Türkiye'de Çayir Mer'a ve Yem Bitkileri ile lgili Genel Durum ve Mevcut Sorunlar ... 165 Çayir Mera Islahi, Yönetimi ve Amenajmani ................................................................... 173 Tarimsal Üretimde Bilgi Akii .......................................................................................... 178 Hasan KAYA..................................................................................................................... 186 Prof. Dr. Mehmet KOCABATMAZ ................................................................................. 188

1

ÖNSÖZ Gelimi ülkelerde hayvanciliin tarim içerisindeki payi % 60 civarinda iken, Türkiye'de hayvanciliin tarim içindeki payi % 18 civarindadir. Hayvansal ürünlerin insan salii açisindan önemi ve Türkiye'nin hayvancilik faaliyeti açisindan sahip olduu yüksek potansiyel dikkate alindiinda hayvanciliin bugün içinde bulunduu durum pek parlak deildir. Bugün Türk hayvanciliinda çözüm bekleyen pek çok problem mevcuttur. Bu problemlerin bainda hayvancilikta temel girdi olan ve maliyetin % 70'ini oluturan yem gelmektedir. Halen Türkiye'de 15 milyon tonluk bir kaba yem açii olup bu konuda acil tedbirler alinmasi gerekmektedir. Hayvansal ürünlerin ithalatindaki kontrol yetersizlikleri ve ülkeye kaçak hayvan girileri, yerli üreticiyi zor duruma düürdüü gibi gerek insan, gerekse hayvan salii açisindan büyük riskler oluturmaktadir. Hayvanciliin içinde bulunduu bir dier problem ise bu sektörde üretici örgütlenmesinin yetersizliidir. Bu gün dünyanin her yerinde Canli Hayvan ve Et Konseyleri, Süt Konseyleri mevcut iken, Türkiye'de bu tip kurulular yeni oluturulmaya çaliilmaktadir. Hayvan islahi konusunda geçmite uygulanan yanli politikalar ülke hayvanciliinda olumsuz gelimelere sebep olmutur. Hayvansal ürünlerin üretiminde karilailan problemlerin yanisira, bu ürünlerin tüketimi konusunda da toplumumuz yeterince bilinçli deildir. Bu ürünlerin insan salii için önemi yeterince bilinmedii gibi bu ürünlerin tüketimi çok düük seviyededir. Uygulanacak politikalar, verimli bir hayvancilik faaliyeti için yeterli yem üretimi, kaçak hayvan girilerinin tamamen durdurulmasi, damizlik hayvan ithalinin geçmiten ders alinarak ülke artlarina uygun olarak yapilmasi, sektörde kurumsal yapilanma ihtiyacinin karilanmasi ve hayvansal ürünlerin tüketiminin artirilmasina yönelik politikalar olmalidir. Türkiye Besi ve Süt Hayvancilii Sempozyumu 2-3 Aralik 1999 tarihinde Menemen- zmir'de gerçekletirilmi, hayvancilikla ilgili bütün gruplarin katildii düzeyli bir tartima ortami oluturularak, sempozyumdan konuyla ilgili çok önemli sonuçlar çikarilmitir. Sempozyum organizasyonunu yapan Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsüne, SET-BR ve Pinar Holding'e, sempozyuma maddi ve manevi katkilarini esirgemeyen sempozyuma katilarak katkida bulunan tüm katilimcilara teekkür ediyorum. Prof. Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP Tarim ve Köyileri Bakani

2

Prof. Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP Tarim ve Köyileri Bakani Sayin Valim, çok deerli sanayiciler, üreticiler, Bakanliklarin, üniversitelerin ve aratirma kurulularinin temsilcileri, çok deerli basin mensuplari. Tarim ve tarima dayali sanayi, kâri düük, riski fazla bir itir. Demir gibi, çimento gibi bir kenara birakilip bekletilemez. Tarim materyali canlidir, aktifdir, tohumun ekiminden en son fabrikadan çiktii noktaya kadar saniye saniye takip edilmesi gerekir. Ayrica, ister köylü olsun, ister alip satan, pazarlayan olsun, ister ileyip iledikten sonra tüketiciye sunan olsun, bu sektörde çalianlarin tebrik edilmesi gerekir. Çünkü gida sektörü; insanlarimizin dengeli beslenmesi, nesillerimizin salikli olarak geliimi için, salikli bir çevrenin oluturulmasi ve korunmasi için olmazsa olmaz bir sektördür. Bu yüzden, öncelikle toplumumuza tarimin önemini ve göz ardi edilemeyeceini anlatmamiz gereklidir. Hangi teknolojiyi kullanirsak kullanalim, bir tek buday tanesini, süt damlasini veya bir kas fibrilini laboratuvarlarda üretemeyeceimizi anlatmamiz gereklidir. Yaradan Mevlâm bize her eyi vermi, ama, insanolunun rizkini topraktan vermi. Bu toprain korunmasi, bu toprain yâr olarak sevilmesi ve toprain sevgilisi ile, yani su ile buluturulmasi ve bu iki sevgilinin ürününü vermesi gerekir. Bu ürün bitkidir, bu ürün hayvandir. Tarimin öneminin, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri, mühendisler, veterinerler olarak toplumumuza anlatilmasi gerekli. Bunu anlatirsak inaniyorum ki, arzu edilen tevikler çikar, belki adi Ziraat olup da bugün çiftçi bankasi olmaktan çikan bankasina çiftçimiz kavuur. Tevikler çiftçiye daha doru ekilde ulair ve bu ürünleri ileyen gida sanayii de, dünya fiyatlarindan ürün alarak iler ve pazarlar. Bugün bizim gida sanayicimiz dünya fiyatlari ile ürün alamiyor. Mesela; Mayis, Haziran ayinda dünya buday fiyatlari ortalama olarak 110 Dolardi. Türkiye'de bunun maliyetinin CF olarak 125-128 Dolar civarinda olmasi gerekirdi. Ama, tarla maliyetinden hareket ederek, çiftçinin kullandii girdilerden hareket ederek, o çiftçinin çiftçilie devam etmesi için budaya ton baina 193 Dolar vermek zorunda kaldik. imdi, çiftçi ancak çiftçiliine devam edecek, sanayici ise diarida 110 Dolar olan ve burada 130 Dolara mal olacak budayi 193 Dolara almak zorunda kalacak ve un sanayicimizin, yem sanayicimizin ayakta durmasi gün geçtikçe zorlaacaktir. Türkiye'de hayvanciliin önemli bir problemi yemdir. Hayvancilikta maliyetin %70'i yemdir. Bugün çeitli yemlerde, yem katki maddelerinde KDV orani %8, samanda %15, ama bazi çerezlerde KDV orani %1'dir. Mesela, leblebide KDV orani geçen yil %15 iken, bu yil %1'e düürüldü. Dolayisiyla; yemdeki yüksek KDV oraninin makul seviyeye getirilmesi ve yemin ucuza elde edilmesi gereklidir. Daha önce birçok defa bu gibi toplantilar yapildi, ama bu toplantida üç temel sac ayai bir araya geliyor. Özel sektör, özel sektörün, sanayicinin, bir noktada üreticinin örgütü SET-BR ve devletin bir kuruluu bir araya geliyor. te formül bu. Bu, çok önemli bir formül. Bu üçgen çok önemli. Tarim ve Köyileri Bakani olarak buradan açikca söylüyorum; yillarca ihmal edilen Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü'nün özerk bir baki açisi ile çalimasi gerekmektedir. Ortaya koyacai çalimalar ile, veri tespitleri ile özerk olmalidir. Yaptiklari aratirmalar, durum tespitleri ve gelecekle ilgili projeksiyon tahminleri, Bakanliin hiç bir yönlendirmesi olmadan yapilmalidir ve bugün bu baki açisi ile yapilmaktadir. Yani, bizim görmek istediimizi deil, doru olani tespit etmelidir. Ben, Tarim ve Köyileri Bakani

3

olarak, Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü'ne çok önem veriyorum. Enstitü'yü gelitirmemiz gerekiyor. Özel sektörün, kamu kurum ve kurulularinin bu Enstitü'ye sahip çikmasi gerekmektedir. Yapmasi gereken pek çok ie karilik, çalian eleman sayisi son derece sinirli. Enstitü'nün, üniversite ve çeitli aratirma kurumlariyla ibirlii yapmasini öneriyorum. Aratirmalardan elde edilen sonuçlari uygulayici makamlara; Bakanlia, Babakanlia ve özel sektöre sunmalidir. Bu Enstitü, özellikle karar alicilara yol gösterici nitelikte bilgi üretmeli, bu bilgiyi tüm kurum ve kurululara ulatirmalidir. Benim köylümün, çiftçimin ve küçük besicimin müracaat edebilecei bir yer olmalidir. Dünyada ne olup bitiyor, Türkiye'de ne olup bitiyor, ben ne yapmaliyim diye bu Enstitü'ye müracaat etmelidir. Enstitü, bugün sinirli imkanlarina ramen, hem dünya ile ilgili, hem de Türkiye ile ilgili durumu tespit ediyor ve hem dünya, hem de Türkiye için ileriye dönük projeksiyonlar yapiyor. Gelin bu arkadalarimizi hep beraber destekleyelim. Bir baka konu ise; Türk toplumunun hayvansal protein tüketimini artirma zorunluluudur. Hayvansal protein tüketimi ile, toplumun canlilii ve aktivitesi arasinda dorudan korelasyon vardir. Bu, beslenme uzmanlarinin yillarca çalitii ve düünürlerin ve hatta bazi filozoflarin üzerinde hipotez kurduu bir konudur. Bu hipotezler; toplumda et ve süt tüketimi ne kadar fazla ise, o toplumda yapilan yeniliklerin o kadar fazla olacaini iddia ediyorlar. Hatta bir filozof; et tüketen bir tilkinin kurnazlii ile, ot tüketen bir baka hayvani mukayese ediyor. Hayvansal proteinlerin yapisi, insan organlarinin yapisindaki proteinin yapisina çok benzemektedir. Bildiimiz gibi; çocuun gelimesinde temel madde olan bazi esansiyel aminoasitler vardir ki; vücutta sentezlenemez, vücut bunu yapamaz ve bunu almayan çocuun tüm hücreleri gibi, beyin hücreleri de yeterince geliemez. Bu esansiyel aminoasitin kaynai da, yalniz ve yalniz et, süt ve yumurtadir. Hamile hanimlarin beslenmesindeki temel ürün süttür. Yeteri kadar kalsiyum alamayan annenin vücudundaki kalsiyum bebee gider. Bu da, hem annenin, hem de bebein kemik ve di saliini etkiler. Bugün toplumumuzda gençlerimiz çok az süt tüketmektedir. Üniversite kantinlerinde, toplu tüketim yerlerinde çeitli içeceklerin otomatik makinalari var. Bir-iki istisna hariç, hiç bir üniversite kantininde bozuk parayi atip da dümesine bastiimizda süt alip içeceimiz otomatik bir makina yoktur. Toplumumuza süt içme bilincini vermemiz ve gençlere bunun önemini mutlaka öretmemiz gerekli. Gelimi ülkelerde hayvanciliin tarim içerisindeki payi, hiçbir zaman %60'in altina dümez. Fakat, Türkiye'de bu oran %18 civarindadir. Hayvanciliin Türk tarimi içerisindeki payinin, çok hizli bir ekilde %30-40'lara, hatta %50-60'lara çikmasi gereklidir. te o zaman Türk tarimi belli bir raya oturur. Bununla ilgili olarak bizim u anda Bakanlar Kurulu'na sevkettiimiz bir Hayvancilik Kararnamesi var. Bu Kararname'de özellikle yem bitkileri ekimi ve üretimini artirmaya çaliiyoruz. Bugünkü hayvan varlii dikkate alindiinda, kaba yem açiimiz 15 milyon tondur. Biz hangi hayvani Türkiye'ye getirirsek, getirelim, yem açiimizi kapatmaz, ucuza yem üretemez ve ürettiimiz ucuz yemi hayvan üreticisine veremezsek, hayvancilii gelitiremeyiz. Sütte verimin %70'i çevre tarafindan belirlenir, %30'u da hayvanin irk özelliidir. Üstün irklarla, islah edilmi süt irklari getireceiz, onlarla yerli irklar arasinda melezleme yapacaiz. Ama, ne yaparsak yapalim, hayvanin önüne yemini koymazsak, genotipinde sakli olan %30 verimi de alamayiz. Bizim Hayvancilii Gelitirme Projemizin en önemli ayai da budur. imdiye kadar yapilan projelerde hep ithal hayvan düünülmü, fakat yem hiç düünülmemitir.

4

Suni tohumlama ve benzer hizmetlerde özel sektörün önünü açacaiz, yerli damizlik üreticisini tevik edeceiz, suni tohumlamadan doan buzaiya para vereceiz, tevik edeceiz. Köylü ister kendisi kullansin, ister pazarlasin, yetitirilmi düveyi tevik edeceiz. Bakanlik olarak öncelikle ele aldiimiz konulardan birisi de, üreticinin örgütlenmesidir. Bildiiniz gibi, dünyanin her yerinde Livestock and Meat Board (Canli Hayvan ve Et Konseyi) vardir. Fakat, Türkiye' de henüz böyle bir oluum yok. 2000 yilina girerken üreticilerden, sanayicilerden, üniversitelerden, sivil toplum örgütlerinden oluan "Ulusal Süt Konseyi" ve "Et Konseyi" kurulacak ve bu konseylerin aldii kararlar uygulamalarimizda esas olacaktir. Ayrica, bu konseylerin aldii kararlar dorultusunda "Milli Süt Fonu", "Canli Et Fonu" gibi fonlar oluturulacaktir. Bunlara ilaveten, tarimdaki bu dainiklii gidermek üzere FEOGA'ya benzer bir oluum öneriyoruz. Tam adi "Tarimsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu" olan bu oluum, Sayin Babakan'in veya Babakan Yardimcisi'nin bakanliinda toplanacak ve makro hedefleri belirleyecek bir kurul olacaktir. Bu kurul; Tarim ve Köyileri Bakani, Sanayi ve Ticaret Bakani, Hazine Müstearlii'ndan sorumlu Bakan, Di Ticaret Müstearlii'ndan sorumlu Bakan, Ziraat Odasi temsilcisi, üretici birlikleri temsilcilerinden oluacaktir. Bu kurul, milli ve resmi bir kurul olacaktir. Bütün bu destekler, tevikler, yönlendirmeler, ürün desenleri, ürün planlamalari, u andaki Yüksek Planlama Kurulu'nda olduu gibi, bu kurulda karara balanacaktir. Bu kurulun mevzuati u anda Bakanlar Kurulu'na gitmek üzeredir. Deinmek istediim bir baka konu da; hayvan ithalati, et ithalati ve çeitli bazi ürünlerin ithalat durumudur. Biz göreve geldiimizde, sinir ticareti kapsaminda bu ülkeye 52 çeit ürün giriyordu. Sinir ticaretinin amaci, sinir ticareti kapsamindaki illerin ihtiyacinin sayin Valiler tarafindan belirlenerek Di Ticaret Müstearlii'na bildirilmesi ile, o illerin ihtiyaci çerçevesinde ticarettir. Fakat, bugün illerimize, ihtiyacin çok üzerinde ürün girmektedir. Bir ilimize haftada 450 ton karpuz giriyorsa, bu artik sinir ticareti deildir. Sinir ticareti yapilacak ürünlerin hangisinin ne miktarda yapilacaina bundan sonra Tarim ve Köyileri Bakanlii'nin görüü alinarak karar verilecektir. Ayrica, sinir ticaretinde uygulanan gümrük oranlari ve sinir ticaretinin yapili ekli Dünya Ticaret Örgütü karisinda attiimiz imzalara dayali olarak yapilmalidir. Sinir ticareti adi altinda Türkiye'ye yonca, bakla, fasulye, mercimek, findik, Antep fistii gibi ürünlerin yanisira et, süt, peynir, hatta sahil illerimizden kaçak hayvan girmektedir. Bu durum, bizim yerli üreticimizi çok büyük sikintiya sokmaktadir. Sinirdan günde 3000-4000 siir giriyorsa ve geçen yil bir ilimizin bir ilçesinden giren koyun sayisi 6 milyonsa, bunun karisinda hiçbir köylü, hiç bir üretici duramaz. Bu kaçak hayvanlar, ayni zamanda ülkemize veba, ap gibi hayvan hastaliklarini da taimaktadir. Uluslararasi anlamalarin mevzuatlarina göre, bir ülkede hayvanlarda bulaici hastalik varsa o ülkeye komu olan ülkelerin sinir illerindeki hayvan pazarlari kapatilir, hayvan sevkiyati durdurulur. Biz de buradan hareket ederek -ki kaçakçilii durdurmak için azmetmitik- o illerdeki hayvan pazarlarini kapattik ve hayvan sevkiyatini durdurduk. Sinir ticareti kapsaminda giren ürünlerin ne derece salikli olduunu kontrol etmek, giren bu meyve sebzede hormon analizleri yapmak ve tüketicimizi buna kari korumak mecburiyetindeyiz. Dünya Ticaret Örgütü'ne kari attiimiz imzalari da atarken, Türk üreticisinin hakkinin biraz daha fazla korunmasi gerektiine de inaniyorum. imdi imzalar atilmi,

5

ama geçmite acaba bizim üreticimizin haklari ne derece korunmutur? Bunun da periyodik olarak yapilan dünya Ticaret Örgütü toplantilarinda tartiilmasi gerekir. Bu ülkeye önceden olduu gibi, pedigrisi belli olmayan, soyu-sopu belli olmayan hastalik var mi, yok mu tehisi iyi yapilmadan hayvan ithalati yapmayacaiz. Kendi iletmesini kurmu, kendi tesisini kurmu büyük entegre tesislerin damizlik hayvan ithalatina izin vereceimiz gibi, bu ekilde örgütlenmi herkese izin vereceiz. Ayrica, et ithal etmeyeceiz. Evet, Dünya Ticaret Örgütü kapsaminda 19 bin ton ete imza atilmi. Bu çalimalar 1997, 1998'de balami ve tamamlanmitir. Ancak, biz u anda hangi et, nasil et, onun artnamesini hazirlayacaiz. Bu ülkenin insani, yedii etin ne eti olduunu bilmeye ve salikli et tüketmeye layiktir. Bu tartimalara son verilmelidir. Toprak Mahsülleri Ofisi'nin ürün satilarinda, ürünü diari ihraç ettiimiz fiyattan bizim yem sanayicimize besicimize vermemiz gerekli. Yani, böylece TMO'nun da sikintisini gidereceiz. TMO'nun sikintisi u anda çiftçiden aldii budayin parasindan kaynaklanmiyor. Yillarca yapilan yanli uygulamalardan kaynaklaniyor. TMO, bir kamu bankasina %240 faiz ödüyorsa, bu, yapilan yanli uygulamalarin sonucudur. Sayin Valime, bu müesseseye ev sahiplii yaptii için çok teekkür ediyorum. Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü, SET-BR ve bu sempozyuma destek olan ve benzeri sempozyumlarin gerçeklemesine maddi ve manevi desteklerini salayan Pinar Holding'e, sevgili zmirlilere, deerli meslektalarima teekkür ediyorum. Bu sempozyumun sonuçlarini Bakanlar Kurulumuzda, Hükümetimizde, Yüce Meclisimizde takip edeceim ve alinan kararlari uygulamaya koyacaimizi burada belirtmek istiyorum. Saygilar sunuyorum.

6

Doç.Dr. Ahmet BAYANER Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü Müdür Vekili Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü Türk tariminin ekonomiye katkisini artirmak amaciyla 1996 yili sonlarinda kismen Dünya Bankasi finansmani ile kurulan bir aratirma enstitüsüdür. Enstitümüz, ülke tarim politikalarina yönelik ve pazara dönük bir tarimsal sanayinin gelimesi açisindan önemli ve güncel konularda tarimsal ekonomiyle ilgili projeler yaptirmakta ve gerekli bilgileri karar alici mekanizmalara salamaktadir. Proje bazinda örgütlenen enstitü bir Yürütme Komitesi araciliiyla Tarim ve Köyileri Bakanliimiz Bakanlik Makamina kari sorumludur. Aratirma programi ise kamu kurululari, özel sektör ve üniversite temsilcilerinden oluan baimsiz bir Aratirma Konseyi tarafindan tartiilarak kesinlemektedir. Bu özelliklerinden dolayi Enstitü kismen baimsiz bir yapiya sahiptir. Türkiye'de temel besin olarak kabul edilen et ve et mamülleri ile süt ve süt mamüllerinin gerek üretim ve tüketimde gerekse, ülke ekonomisindeki yeri açisindan durum ve tahmin çalimalarinda öncelikli konulardan biri olarak belirlenmitir. Dier Durum Tahmin Raporlari gibi Et ve Et Mamulleri ve Süt ve Süt Mamülleri Durum ve Tahmin ana raporunun yilda bir kez yayinlanmasi ve düzenli araliklarla iki kere güncelletirilmesi planlanmaktadir. Gelecee ilikin tahminlerin, geçen süre içindeki gerçeklemelerin iiinda periyodik olarak ve sistemli bir biçimde gözden geçirilerek güncelletirilmesi, tahminlerin daha güvenilir ve bilgilendirmenin daha salikli olmasi açisindan önemlidir. Durum ve Tahmin çalimalarinin temel amaci bir yandan Enstitünün dier çalimalarina temel tekil edecek veri tabanini oluturmak, dier yandan da sektördeki gelimeleri takip ederek ilgili kii, grup ve kurululari bu gelimelerden zamaninda haberdar ederek bilgilendirmektir. Çalimalarda, Türkiye'deki durum ve gelecek, dünyadaki gelimelerin iiinda analiz edilmekte ve sunulmaktadir. Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü olarak, önemli gayretlerle tarimin bazi alt sektörlerinin durumunu ortaya koymaya ve gelecei tahmine çaliiyoruz ve bazi sorunlara iaret etme ve öneri getirme çabasi içerisindeyiz. Bu noktada Sayin Bakanimiza destek ve himayelerinden dolayi huzurunuzda çok teekkür etmek istiyorum. Ülkemiz tarim iletmelerinin % 85'den fazlasi bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte yürütmektedirler. Tarim iletmelerinin büyük bir çounluu önce kendi tüketimleri için üretimde bulunmakta eer fazla ürün elde etmi ise pazara arz etmektedir. Bitkisel ve hayvansal üretim birbirini tamamlar niteliktedir. Bitkisel üretimde bulunan bir iletmede çok çaba sarfetmeksizin hayvansal üretim faaliyeti de gerçekleebilmektedir. Ancak bu tür bir üretim ekli artik ülke taleplerine cevap veremez olmutur. Yem bitkileri ile entegre edilmi modern anlamda hayvancilik iletmeleri ülkemiz için yeni bin yilda kaçinilmazlar arasinda yer alacaktir. Bunun boyutlari ve eer gerçeklemez ise olumsuz sonuçlari büyüktür. Bazi önlemler almaz isek, Sayin Cumhurbakaminizin belirttii gibi "Güya çiftçiyiz, çobaniz... yiyecek satacaimiz yerde soframizda Hollanda peyniri bulunuyor... Yok bu olmadi" ifadesine hep maruz kalabiliriz.

7

Ülkemizde hayvancilik aratirmalari da yeter düzeyde deildir ve mevcutlar da bitkisel aratirmalar ile iyi entegre edilememitir. Yem bitkisi islahcisinin hayvanin zevklerini dikkate almadii kanaatindeyim. Kalkinma planlarina bakildiinda, önceliin sanayi sektörüne verilmesine ramen, tarimin da birçok yönden gelitirilmesinin amaçlandii ancak gereken önemin verilmediini ve hayvanciliin ihmal edildiini görmekteyiz. Sonuç olarak bugün ortaya içinde bulunduumuz sanayi ile entegrasyonu salayamami bir tarim sektörü çikmi durumdadir. Karnimizi doyurmak zorundayiz. Bunu ülkemizde salamaktayiz. Ancak tokluu salayan girdi kompozisyonunun artik deimesi zorunluluu da ortadadir. Beslenmedeki gida kompozisyonu gelimilik seviyelerinin ölçümünde kullanilmaktadir. Hayvansal ürünlerin besin deeri ve insan gereksinimine verdii pozitif cevap ortadadir. Daha fazla hayvansal ürün tüketmek mecburiyeti vardir. Türkiye'de hayvanciliin genel durumunu da kisaca irdelemekte yarar görüyorum. Hayvancilik sektörü Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. 1996 yilinda tarimsal üretim deerinin % 23,3'ünü hayvansal üretim deeri oluturmutur (DE, 1998). Sektörün tarimsal üretim deerine katkisinin yaninda, istihdam yaratmasi ve özellikle kirsal ve bölgesel ekonomi açisindan da önemi büyüktür. Bunlara ek olarak et, süt, yün ve deri sanayileri, temel hayvansal ürünlerin üretimine balidir. Hayvancilik sektörü girdi talebi açisindan da önemli bir ekonomik faaliyetin domasini salamaktadir. Yem sanayii ve veterinerlik hizmetlerinin varlii ve gelimilik düzeyi ile hayvancilik arasinda yakin iliki bulunmaktadir. Dier taraftan, ulusal ekonomide önemli bir pazarlama faaliyetinin domasina yol açmakta ve bitkisel üretimi de tamamlayici özellii bulunmaktadir. Bütün bu ilikiler, hayvancilik politikalarinin önemini artirmakta, ancak politikalarin belirlenmesini güçletirmektedir. Politikalarin etkili bir ekilde deerlendirilmesi, deiik pazar dilimlerinde arz ve talep analizleri yapmayi gerektirmektedir. Örnein, et talebi hayvansal ürün arzini, hayvansal ürün arzi da yemler ve dier girdilerin talebini belirlemektedir. Yem talebi ise bazi bitkisel ürünlerin yurtiçi talebini etkilemektedir. Türkiye'de et, süt ve yumurta talebi son yillarda hizli bir arti göstermitir. Bu ürünlerin talebindeki hizli arti; kii baina gelir ile nüfus artiina bali olarak artmaya devam edecektir. Kentleme, demografik yapidaki deime ve tüketici fiyatlarindaki reel düüler, bu ürünlerin talebindeki büyümeyi etkileyen dier önemli faktörlerdir. Türkiye'de kii baina yillik et, süt ve yumurta tüketimi, halen gelimi ülkelerin oldukça gerisindedir. Son yillarda, hayvansal ürün arzindaki büyüme talepteki büyümenin gerisinde kalmitir. Ayrica, Türkiye'de hayvan envanteri ile ilgili veriler koyun, keçi ve siir sayisinin 1980'ler öncesinde artarken daha sonra azalmaya baladiini göstermektedir. Koyun, keçi ve siir varliina ait rakamlarin tümü 1980'lerin baindan itibaren azalma göstermektedir. DE verilerine göre, 1981 yilinda Türkiye'de 49,6 milyon ba koyun bulunmaktadir. 1997'de bu rakam 30,2 milyon baa dümütür. Bu dönemde; keçi sayisi 18,9 milyondan 8,4 milyona, siir sayisi 16,0 milyondan 11,2 milyona gerilemitir. Ayni dönemde, kirmizi et sektörünün aksine etlik piliç ve yumurta tavukçuluunda önemli gelimeler kaydedilmitir.

8

Siir kesimine ilikin veriler ise 1980'li yillarin baindan itibaren karkas veriminde önemli artilar olduunu göstermektedir. Örnein, siirlarin karkas airlii 1984-86 yillarinda ortalama olarak 120,5 kg iken, 1994-96 yillarinda 174,2 kg'a yükselmitir. Ayni dönemde, koyun ve keçi karkas verimlerinde önemli bir arti görülmemitir. Kuzu karkas verimi dönem bainda 12,1 kg iken, dönem sonunda 14,3 kg'a yükselmitir. 1980'li yillarin baindan itibaren inek baina süt verimi de önemli ölçüde artmitir. Hayvan varliindaki azalmaya ramen, karkas ve süt verimindeki artia bali olarak, belirtilen dönemde üretim miktarlari artmi, ancak koyunculukta verimde kaydedilen gelimeler üretimdeki düüü engelleyememitir. Bu dönemde irk kompozisyonu ve yemleme tekniklerinde salanan gelimeler verim artiini etkileyen iki önemli faktör olmutur. Ancak verimlilik ve üretimde kaydedilen bu gelimeler, hayvansal ürünler talebini karilamaya yetmemi, son yillarda özellikle siir ve siir eti ithalati hizla artmitir. Hayvanciliktaki sayisal fazlalia ramen, giderek büyüyen talep açiini kapatmak için uygulanabilecek en akilci politika, verimlilii arttiracak programlara daha fazla önem verilmesidir. Türkiye'de hayvancilikta verimlilik artiini engelleyen faktörlerin balicalari hayvanlarin genetik kalitesi, bakimbesleme koullari ve yem (kalite ve fiyat) dir. Hayvanciliin durumu ve ülke nüfus artii göz önüne alindiinda, ülke hayvanciliina yön verecek ve geliimini hizlandiracak yeni bir yaklaimin, bir projenin gereklilii ortadadir. Bakanliimiz hayvancilia verdii önemi ortaya koymu ve bir proje hazirlanmitir. Bu çerçevede, hayvancilik Bakanliimiz politikalarin arasinda önemli bir yer tutmaktadir. Bakanliimiz "önce yem" kavramindan hareketle hayvancilik probleminin yem dikkate alinmadan çözülemeyeceini vurgulamitir. Genetik ilerlemenin ülkemizde baarilmasi da dahil bütünü itabariyle çok kapsamli ve ümit verici olan bu proje ülke hayvancilii açisindan pozitif sonuçlar ortaya koyacaktir. Birleemeyen iki güç olarak tanimlanan bilimsel sektör ve sanayi, örneini bu sempozyumda verdiimiz bir organizasyon ile ümit ediyorum ki artik bu tanim diinda kalacaktir. Tecrübelerimizle sabittir ki, sanayi eer yaklailir ise karilik vermektedir. Bu vesile ile burada böyle bir ortamin salanmasina katkilarindan dolayi Bakanimiz Sayin Prof. Dr. Hüsnü Yusuf GÖKALP'e, SETBR Onur Kurulu Bakani Sayin Selçuk YAAR'a, SETBR Yönetim Kurulu Bakani Sayin Ali GÜLER'e, SETBR Genel Sekreteri Sayin Prof. Dr. Erkan BENL'ye ve PINAR A.. Gida Grup Bakani Sayin Olgun ERGÜZ'e teekkürlerimi sunmak istiyorum. Bundan sonrada bu iki sektör bütünlemesinin devam edeceini yürekten umuyorum. Sempozyum organizasyonunu gerçekletiren Enstitü Elemanlarim Y.Erdal ERTÜRK'e, Sibel TAN'a, Hüsnü EGE'ye, Gülten NEVRUZ'a ve PINAR elemani Lütfi KALI'ya da yürekten teekkür ediyorum. Bu sempozyumda hayvanciliimizla ilgili konular uzmanlar tarafindan detayli ve teknik düzeyde tartiilacaktir. Sempozyumun baarili geçmesini ve ülkemiz hayvanciliina faydali olmasini dileyerek, herkesi saygi ile selamliyorum.

9

Ali GÜLER MAR-ET Sayin Bakan, Basinimizin Deerli Temsilcileri, Seçkin Sempozyum Katilimcilari Sözlerime balamadan evvel Türkiye Süt, Et , Gida Sanayicileri ve Üreticileri Birlii adina hepinizi yürekten selamlarim. Bilindii gibi ülkemizde uygulanan Tarimsal Destekleme Programlari, çiftçilerin gelirini istikrarda tutmak amaciyla, Toprak Mahsülleri Ofisi, T. eker Fabrikalari A.., Tekel ve Tarim Sati Kooperatifleri gibi bazi kamu kurululari kanali ile devletin ürün destekleme fiyatlari açiklamak suretiyle pazara girerek, belirlenen fiyatlar üzerinden çiftçilerin ürünlerinin satin almasina dayanmaktadir. OECD ülkelerinde ve AB de terkedilmi bulunan ve esasen serbest pazar mekanizmasiyla çelien bu programlarin ülke hayvanciliini olumsuz yönde etkiledii bir gerçektir. Zira bitkisel üretim esas alinarak yapilan bu destekler hayvansal üretimin ana girdisi olan Yem fiyatlarini arttirmakta dolayisiyla Destekleme Programlarina alinmayan hayvancilia ve katma deer ve istihdam açisindan önemli bir alt sektör olan hayvansal ürünlerin üretimine olumsuz etki yapmaktadir. Türkiye'de hayvansal üretim çounluu küçük ölçekli olarak nitelenen ve bir bölümü pazardan ziyade kendi ihtiyaci için üretim yapan ya da üretim yapmak zorunda kalan kiilerce yapilmaktadir. Bu grubu "Hayvan Yetitiricisi" olarak deil "Hayvan Bulunduran" olarak nitelemek daha dorudur. Bu nedenle hizla büyüyen iç ve di hayvansal ürün talebini karilayabilmek için yeni bir giriimci grubuna gereksinme duyulmaktadir. Pazara yönelik üretim yapan, çada teknolojiyi kullanan ve entegre tesisler kuracak hayvan yetitiricileri ve buna bali sanayi kurulularina özendirici ve destekleyici politikalar gelitirilmelidir. AB ile yapilan Taviz Anlamasi'nda ithalat programlarina donmu et ve süt mamüllerinin konulmasi çok yüksek üretim potansiyeli olan ancak yanli üretim ve destekleme politikalari ile bu potansiyeli yeterince kullanamayan ülkemizin bir çelikisidir. Öte yandan GATT Uruguay Raund Nihai senedinde yer alan ve hacim olarak büyük bir bölümü oluturan Tarim Anlamasi, yeni dünya düzeninde tarim sektörüne yönelik politikalari yeniden belirlemi ve uygulamaya koydurmaya balamitir. Nitekim, IMF ile yapilan anlamalarda da ön art olarak öne sürülen Tarimsal Reformun bir ayaini bu anlamada yer alan hükümler oluturmaktadir. Bu politikalari aaidaki gibi özetlemek mümkündür.

1. 2. 3. 4.

Tarimsal üretime destekler kaldirilacak. Üreticilere yapilan dorudan, aratirma, hastaliklarla mücadele, alt yapi çevre koruma programlarina yapilan harcamalar devam ettirilecektir. Tarim ürünlerine yönelik ihracat sübvansiyonlari kaldiralacak. Tarim ürünleri ithalatinda uygulanan tarife dii engeller kaldirilacak gümrük tarfilerine dönütürülecek ve gümrük tarifeleri de giderek düürülecek.

10

Gelimi ülkelerde bu politikalari uygulamak kolaydir. Zira bu ülkelerde tarimsal üretim doaya baimliliktan kurtarilmi, ürünleri depolama olanaklari gelimi ve dolayisiyla fiyat dalgalanmalari önlenmitir. Ayrica tarim nüfusu azalmi ve dorudan yardimla çiftçi nüfusunun gelir düzeyi korunabilmitir. Oysa gelimekte olan Türkiye gibi ülkelerde durum tamamen farklidir. Tarimi destekleme gerekçemiz halen geçerliliini korumaktadir. Zira yukarida belirtilen hususlarda ülkemiz büyük sorunlar yaamaktadir. Nitekim FAO tarafindan yapilan bir aratirma Uruguay Raund Tarim Anlamasinin gelimi ülkelerin lehine, Türkiye gibi gelimekte olan ülkelerin aleyhine sonuçlar vereceini göstermektedir. Özellikle Türkiye hayvansal ürünlerde ithalatçi konumunu sürdürdüünde, artan fiyatlar nedeniyle önümüzdeki yillarda büyük ödeme faturalari ile kari kariya kalacaktir. Bu nedenle Türkiye'de gelien ve deien dünya ekonomik düzeni içerisinde gerekli rolü üstlenmek ve küreselleme sürecine katiliim açisindan ekonomik olduu gibi tarimda da gerekli yapisal deiimleri yapmak ve bata destekleme politikalari olmak üzere tüm tarimsal politikasini yeni batan düzenlemek durumundadir. Deerli Konuklar, belirtmeye çalitiim tüm hususlarda ülkemizde bugüne dein deiik platformlarda pekçok çalima yapilmitir. Sempozyumlar, kongreler düzenlenmi ve karar vericilere somut öneriler sunulmaya çaliilmitir. Ancak beklenen gelimelerin salandiini söylemek maalesef mümkün olamamitir. Bu nedenle sempozyumun hazirlanma aamasinda SETBR olarak farkli bir yöntemin denenmesi düünülmütür. Ayni meslek ve uzman grubu içerisinde sempozyumu yapmak yerine Türk Halkinin doru ve yeterli beslenmesinde sorumluluk sahibi tüm kesimler davet edilmitir. Sempozyumun balangicinda, siyasi hükümetlere Anayasal bir görev olarak verilmi olan halkimizin dengeli beslenmesi konusunda iik tutacak konularin ilenmesi planlanmitir. Bu nedenle ilk olarak hayvansal proteinin toplumun beslenmesindeki önemini belirten sunular yapilacaktir. Daha sonra Tarim ve Köyileri Bakanliimiz tarafindan yürütülen ve tarafimizdan desteklenen et ve süt ürünlerinde bugünkü durumun bir tespiti tartimaya açilacaktir. Daha sonraki oturumlarda et ve süt sanayimiz ve karilailan sorunlar ile Türkiye hayvancilii ve en önemli girdisi olan yem konusu tartimaya açilacaktir. Sempozyum sonundaki son oturumu ise siyasi parti temsilcilerimizin katildii bir panel düzenlenmitir. Bu panalde umuyoruz ki komuoyuna tarim reformu eklinde duyurulan ve IMF görümelerinden medyaya Tarim Politikalarinda deiim diye yansiyan ancak pekçok çevrede farkli ekillerde yorumlanan politika deiikliklerine bir açiklik getirilecektir. Deerli Konuklar, Umarim sempozyum sonucunda ulailan deerlendirmeler, bundan böyle karar vericileri somut uygulamalara götürecektir. Bu vesile ile sempozyumun düzenlenmesinde emei geçen tüm Tarim ve Köyileri Bakanlii ve Genel Sekreterliimiz ilgililerini kutlarken, sponsor kurulu PINAR'a ve ev sahibi Köy Hizmetleri Genel Müdürlüü ilgililerine teekkür eder, siz deerli katilimcilara ükran ve saygilarimi sunarim.

11

Selçuk YAAR Pinar Holding Sayin Bakanim, Sayin Valim, Sayin Milletvekillerim, Deerli Katilimcilar, Deerli Basin Mensuplari, Sevgili Üretici Kardelerim, Öncelikle Türkiye'de ilk defa bu derece ciddi bir ekilde hayvanciliimizi ele almak üzere bu kongreyi düzenleyenlere, bata sayin bakanimi ve dier emei geçen deerli yöneticileri, sanayicileri, deerli üniversite hocalarini ve bürokratlari kutluyor ve teekkür ediyorum. Ayrica hayvanciliimiza duymu olduklari ilgi ve dikkatlerini, toplantimiza katilarak gösteren ve bizi cesaretlendiren sayin milletvekillerimin burada alinan sonuçlarin mecliste takipçisi olmalarini diliyorum. En derin ükranlarimi arz ediyorum. Bu toplantinin kaçinci sempozyum, kaçinci kongre olduunu hatirlamiyorum. Ama hayvanciliimizi düze çikarincaya, gelimi ülkelerin seviyesine gelinceye kadar bu toplantilarin düzenlenmesine öncülük edeceim. Bu konuda en çok istirap çeken kiilerden birisiyim. 25 yildir süt ve et üretimini artirma konusunda parlak bir noktaya gelinemedi. Sürekli deiiklikler, sürekli istikrarsizliklar, sürekli problemler ve belkide 80 ihtilali bu sektörün geliimini etkiledi. 25 yil önce PINAR sanayici olarak sadece SEK ve EBK vardi. Bunlar o günkü artlarda kurulmasi gereken kurululardi. Hür teebbüs olarak ise sadece küçük mandiralar ve sokak sütçüleri vardi. Böyle bir ortam içinde Pinar kuruldu. 25 yil içerisinde özelletirme oldu. Yeni özel sektör kurululari olutu fakat hâlâ istikbal parlak deil. Çünkü süt ve et hammadelerini salikli bir ekilde temin edecek bir ortam yok. Meselâ Almanya'da 6 DM olan et Türkiye'de 12 Mark tam iki misli, çünkü üretim düüyor hayvan sayisi azaliyor. Bunlarin bilimsel sonuçlari belirlenmi olmasina ramen çözümü henüz gerçeklememitir. Bunun temel sebebi ise sik sik hükümet deiimi ve istikrarsizliklardir. Ben burada sayin Bakanimizi konuya hakim olmasindan da kaynaklanan bir duyarlilikla gösterdii çabalardan dolayi tebrik ediyorum. Deerli vakitlerinizi almadan, bu sempozyumda ele alinmasini istediim ve önemle üzerinde durulmasi gereken bir kaç konuyu dikkatlerinize sunuyorum. lk olarak hayvancilikta en önemli sorunlarin bainda irk meselesinin geldiini söylemek istiyorum. Yillardir dilimde tüy bitti. Bu ülkede neden et irki bir hayvanimiz yok? Neden bir Anadolu Charolais'i, neden bir Anadolu Limousin'i veya Hereford'u yok? Amerika'dan getirdiim broürlerde Amerikalilarin 150 yil önce bu ie baladiklarini Hindistan'dan rlanda'dan en iyi et irklarini getirdiini gördük. Onlar bu ie 150 yil önce balami ve en iyi et irklarini elde etmilerdir. Eer et irki hayvaniniz yoksa besicilikten ve et sanayinden randiman almamiz mümkün deildir. Besicilik ve et sanayinin gelimesi için et irkina sahip olmak arttir. Yani olmazsa olmaz. Ayrica sütçülük yapmak için hayvan baina yilda minimum 7000 litre süt almak gerekir. Burada nesil islahinin tartiilmasini istiyorum. Sanirim Sayin Bakanin bu konuda bazi yeni projeleri var. Ben bunlari sonuna kadar destekleyeceim ve inaniyorum ki kendisi bu konuyu aydinlatacaktir. imdi gelelim 45 trilyon TL'lik hayvancilii tevik kararnamesine. Bu kararname tam bir yilan hikayesine dönmütür. Duyduum kadariyla kaynak sorunu olduundan bahsediliyor.

12

Uygulama olacak mi yoksa baka bir alternatif mi düünülüyor? Bu konuda aydinlanmak istiyorum. kinci olarak buday, arpa ve misir maliyetlerimizin yüksekliinden bahsetmek ve burada yabanci ülkelerin üreticileri karisinda haksiz rekabeti anlatmakta yarar görüyorum. Devletin hububat üreticisini desteklemesini anlayila kariliyorum. Devlet yapabilir ancak bu durumda bu arpanin, bu budayin kullanicisi hayvan yetitiricisinin maliyeti yükseliyor. Dünya fiyatlarinin üstünde Toprak Mahsuller Ofisi'nden hububat alan, yem sanayii, yemi yüksek fiyata mal eder. Sonuçta çikan sütün, etin maliyeti de Avrupali, Amerikali üreticiden yüksek olur, sonra da ithalat yapilir, yerli mallar elde kalir, hayvancilik çöker ve çökmütür de. Tarim reformundan bahsediliyor. nallah bu reform yasasinda yukaridaki haksizliklarin giderilebileceini ümit ediyorum. Dün örendiime göre arpa samani 50 bin TL'ye çikmi. Sayin bakanim 1 kg saman 50 bin TL olursa devlette bu 50 bin TL'nin üstüne 7500 TL (% 15) KDV alirsa burada hayvancilik kalkinmasindan nasil bahsedebiliriz? Bakin Avrupa Birlii'nde üretici arpayi 90 Amerikan Dolar'a kullaniyor, bizim hayvancimiza 140 Amerikan Dolar'dan mal oluyor. Adalet mi bu? Örnekleri çoaltarak vaktinizi almak istemiyorum. Bir dier önemli konu canli hayvan ve et ithalati... sayin bakanimiz bata olmak üzere hükümetimizin bugüne kadar kaçak hayvan giriinde ve muz ithalatinin engellenmesi konusunda gösterdikleri çabalari takdir etmemek mümkün deil. Bence öncelikle uygulanmasi gereken politika kendi çiftçimizi kendi üreticimizi korumaktir. Ancak altini çizerek söylüyorum. Tarim Bakanlii onay ve kontrolünde projeli olmak kaydiyla et irki ve damizlik düve çiftlikleri için ilk laktasyonda 8.000 lt üzerinde verimi olan süt inei ithalatina izin verilmesi yerinde olur kanisindayim. Damizlik hayvan üretimi için be yildan beri TGEM çiftliklerinin kullanilmasi yolunda önerilerde ve tekliflerde bulunuyorum. Çeitli modeller sundum. Ancak yüksek planlama kurulundan izin almak mümkün olmadi TGEM çiftliklerinde o potansiyel duruyor. Bizde damizlik hayvanlari diardan getirmenin yollarini ariyoruz. TGEM konusunu sayin bakanimizin takibinde sonuçlanmasi ve özel sektörle ibirliinin salanmasi en büyük dileimdir. Burada kaçak hayvan giriinin önüne geçerek yerli hayvan yetitiricisinin haksiz rekabete kari ezilmesini önleyen sayin bakanima, besiciler adina teekkür etmek istiyorum. Kaçak hayvan girii hakikaten önemli bir sorundu. Ülkemize bu yil 250 bin tane kaçak hayvanin girdii söyleniyor. Hayvan fiyatlarinin bir yil kipirdamamasinin nedeni de bu kaçak giriler. Ancak sayin bakanimizin son üç ay içerisinde aldii cesur tedbirlerle biçak fiyatlari 1.600.000 TL'den 1.900.000 TL'ye çikmitir. Sayin bakanimiz kaçaktan çikar elde eden lobiye kari mücadele vererek kaçak hayvan giriini durdurmutur. Kendisine besiciler adina tekrar teekkür ediyorum. Hayvanciliimizin sorunlari bitmez, ai sorunumuz, kaçak süt ürünleri, süt primi güncelliini yitirmi ödenmesi bir sorun, TGEM'in özelletirilmesinin aciliyeti, üreticinin organizasyonsuzluu bir ayri sorun ve daha nice sorunlar.

13

nallah bu sempozyumda iyi sonuçlar aliriz ve bu sempozyum hayvanciliimizin kötü gidiinin bir dönüm noktasi olur. Hepinize baarilar diliyor ve saygilarimi sunuyorum.

14

PROTENLERN NSAN BESLENMESNDEK ÖNEM Prof. Dr. Korkut ÖZERHAN Maltepe Ünivesitesi Tip Fakültesi ç Hastaliklari Bölümü Protein latince "yaam için gerekli madde" demektir. Vücudun en küçük parçasi olan yaayan hücreler ve metabolik tepkimeleri katalize eden enzimler proteinden ibarettir. Büyüme hücrelerin çoalmasi demek olduuna göre protein büyüme için elzemdir. Vücudun bütün hücrelerinin büyük bir kismi proteinlerden yapilmitir ve bu hücreler sürekli olarak deiip yenilenmektedir. Bu nedenle sürekli olan bu olaylar sonucu vücuttan sürekli olarak belirli miktarda protein diari atilir. Bu bakimdan vücudun enerji deposu anlaminda bir protein deposu yoktur. Vücut yeterli protein alamazsa yikilan hücreler yenilenemez. Vücut proteinlerinin oluumu için kaynak yiyeceklerde bulunan proteindir. Vücudun karbonhidrat ve yalardan protein yapmasi mümkün olmadiindan diardan protein alinmasi zorunludur. Proteinler büyük moleküller olup hidrolize edilerek parçalandiklarinda daha basit yapidaki amino asitlere ayrilmaktadirlar. Böylece proteinler çok sayida çeitli amino asitlerin birlemesinden oluan bileikler olarak tanimlanabilir. Havadan topraa karian azotu kullanan bitkiler amino asit yaparlar ve bundan da kendilerine özgü bitkisel proteini imal ederler. Hayvanlar bitkilerden aldiklari proteinleri önce amino asitlere ayirilar ve sonrada bunlari birbirine deitirip birletirerek kendi dokularinin proteinini yaparlar. nsanlar da bitki ve hayvan dokularini yiyerek protein alirlar. Bitkiler havanin azotunu kullanarak amino asit yaparlar. Hayvanlar bitkileri yiyerek amino asitleri ve dolayisi ile de kendilerine özgü proteinleri yaparlar. nsan vücudu amino asitleri yapamadii gibi amino asitleri birinden dierine çevirebilmekte sinirli bir yetenee sahiptir. Bazi amino asitlerin dier bir amino aside çevrilmesi karacierde olur. nsan kendi vücut proteinleri için gerekli olan bazi amino asitleri dierlerinden yapamaz ve bu amino asitlerin besinlerle aynen ve gerektii kadar alinmasi gerekir. nsanlar için sekiz adet olan bu amino asitlere esansiyel amino asitler denir; bunlarinda kaynai hayvansal gidalardir. nsan için mutlak suretle gerekli bu amino asitler unlardir; löysin, lizin, izolöysin, valin, metionin, fenilalanin, treonin, triptofan. Protein Kaynaklari ve Kalitesi Bütün hayvansal ve bitkisel besinlerde protein vardir. Ancak her birindeki protein miktari deiiktir. Ayrica her proteindeki elzem amino asit orani farklidir. Genellikle hayvansal besinlerde bulunan proteinlerin amino asit bileimleri insan vücut ihtiyacina uygun, bitkisel besinlerdeki proteinlerin içindeki elzem amino asitlerden bir veya ikisi gerekli olan orandan daha azdir. Elzem amino asitleri uygun oranda olan proteinler sindirim sisteminden daha fazla kayba uramadan vücuda girerler ve amino asitlerin hepsi birarada bulunduklari için bu amino asitlerin birleerek vücut proteini haline gelmeleri daha kolay ve hizli olur.

15

Yumurta, et, süt, ve benzeri hayvansal besinlerdeki proteinlerin sindirilebilirlikleri % 91100, tahil proteinlerinin % 79-90, baklagil proteinlerinin % 69-90 civarindadir. Bazi elzem amino asitleri sinirli olan proteinlerden sindirilme esnasinda kayiplar olmakta ve alinan amino asitlerin vücut proteini eklinde sentezi gecikmektedit. Bu bakimdan bu gibi proteinler özellikle büyümekte olan organizmanin ihtiyacini karilayamayacak nedenle gidalarla alinan proteinler vücutta kulanilabilme derecelerine göre tam olarak kullanilan "iyi kalite protein" tam olarak kullanilamayanlarda "düük kaliteli protein" olarak gruplara ayrilir. Örnek iyi kalite protein insan sütü ve yumurtadir. Anne sütü ile alinan proteini bebek tam olarak doku proteinlerine çevirebilmektedir. Yumurta proteinide vücut tarafindan en iyi ekilde kullanilip doku proteinine dönümektedir. Et, balik, süt ve türevlerinden alinan proteinler çounlukla vücut proteinine dönütüü için bunlara "iyi kalite protein kaynai" denir Bitkilerden salanan proteinlerde bazi elzem amino asitler az olarak bulunmakta ve sindirilebilme oranlarida düük olduu için bu proteinlerin vücutta kullanilabilme oranlari azalmaktadir. Günlük yiyeceklerin tümünün hayvansal kaynaklardan gelmesi ile elzem amino asit ihtiyaci karilanabilir. Örnein süt ve türevlerinin tahil ürünleri ile kartirilmasi ile tahillarin elzem amino asitlerindeki dengesizlik ve yetersizlik giderilebilir. Hayvansal yiyecekler pahali olduundan dolayi geliri düük halk katmanlari proteini daha çok bitkisel yiyeceklerden salamak zorundadir. Bu nedenle bitkisel airlikli beslenme rejimlerine belirli miktarda hayvansal proteinli gidalarin eklenmesi gereklidir. Proteinlerin Vücuttaki Kullanilmasi Besinlerdeki proteinler ilk olarak midede deiiklie urar. Mide salgisindaki pepsin-HCL kariimi proteinleri parçalayarak proteinin dipeptit, tripeptit, polipeptit ve amino asitlere hidrolize olur. Böylece protein sindiriminin son ürünü olan amino asitler meydana gelir. Amino asitler ince barsaklardan basit difüzyon ve aktif tainma ile kana geçerler. Vücutta serbest amino asit deposu bulumaz ; doku proteinleri ve bazi azotlu ögelerin sentezi için gerekli olandan çou yakilarak ya ve karbonhidrat gibi kullanilir. Ancak hücresel proteinler belirli amino asit havuzunu oluturarak istenen zamanda ihtiyaci karilarlar. Böylece proteinler havuzdaki amino asitlerle devamli deiim içindedirler ve aralarinda dinamik bir denge vardir. Amino asitler yeni proteinlerin yapimi için kullanilirlar ; ayrica bazi özel görevleri de vardir. Kandaki proteinler ve bazi amino asitlerin düzeyi bireyin yeterli protein alip almadiini gösterir. Protein yetersizliinde albüminin globline orani deimekte ve bazi taiyici proteinlerin (tran ferrin gibi) sentezi azalmaktadir. Protein Dengesi Gidalarla alinan ve vücuttan atilan azot miktarlari ayni olursa azot dengesi vardir. Yiyeceklerle alinan protein az olursa alinan azot miktari vücuttan atilandan daha azdir. Bu

16

duruma "eksi azot dengesi" denir. Alinan protein atilandan fazla ise bir miktar organizmada tutulmu demektir; bu durumda "arti azot dengesi" denir. Yeni doan bebein vücudunun ortalama % 1,83'ü azottur. Bu miktar bir yain sonunda % 2,34 dür. Erikinlerde vücudun % 2,9'u azottur. Proteinlerin azot oranlari % 15,5-16,5 civarindadir. Hayvansal proteinlerin azot oranlari bitkisel olnlardan biraz daha düüktür. Azot dengesi .aratirma sonuçlarina göre "güvenilir iyi kalite protein alim düzeyi " kavramina göre erikinde günde en az 0,6 gr/kg iyi kalite protein alinmasi gerekmektedir. Keza bireysel ayricaliklarda % 25 ekleme ile 0,75gr/kg/gün olarak saptanmitir. Deiik ya gruplari için güvenilir protein alim düzeyi Protein (Gr)/(Kg) Beden Airlii yi Kalite Protein (Et, Süt, Bitkisel Besinler Ya Yumurta) Airlikli 1,48-1,86 2,97-2,37 lk yil 1,26-1,13 1,81-2,02 1-3 1,06-1,09 1,70-1,74 4-5 1,01-1,02 1,61-1,63 6-10 0,8-1,00 1,28-1,60 11-18 0,75 1,20 Erik in Bireyin protein ihtiyaci bazi durumlarda artabilir 1. Hamilelik ve emzirme durumunda protein ihtiyaci artar. Buna göre gebelikten dolayi günde 6 gr. Emziklikten dolayi 15 gr. Ekleme yapilmalidir. Bu deerler bitkisel airlikli diyetlerde gebeler için 10 gr emzikliler için 25 gr dir. 2. Yanik, ameliyat, enfeksiyon hallerinde protein alimi arttirilmalidir. 3. Büyüme gerilii olan çocuklarda kaybolan 1 gr dokunun tekrar kazanilmasi için 0,23 gr ek protein alimi gerekir. Protein Yetersizlii Sorunlari Protein yetersizlii protein dengesini eksi duruma getirir. Bu durumda vücut kendi dokularini kullanarak metabolizmayi sürdürmektedir. Bunun sonucu olarak önce büyüme durur vücut airli azalmaya balar. Vücudun direnci azaldiindan hastaliklar uzun sürer. Elzem amino asitler yeterince alinmazsa vücut dokulari için protein sentezi yavalayacaktir. Bu durumda enerji karbonhidrat ve ya ile karilanacaktir ve buda protein yetmezlii belirtilerini ortaya çikarir ve zamnla afrikali çocuklarda görülen Kwashiorkar hastalii ortaya çikar. Türkiye'de ise durum maalesef pek iyi deildir. Büyüme çaindaki (okul öncesi) çocuklarda hayvansal proteinden zengin gidalar alinmadii için enerji ve protein ihtiyaci karilanamamaktadir. Bu çocuklarin %10-42'sinde büyüme gerilii vardir. Beyin

17

geliiminin % 90'i 3 yaina kadar tamamlandii için enerji ve protein yetersizlii zeka geliiminide olumsuz yönde etkilemektedir. Elzem amino asitlerden metionin eksiklii karacierde bozuklua neden olmaktadir. Triptofan eksiklii ise sinir sistemi bozukluuna yol açar. Protein kan hücreleri (eritrosit) ve hemoglobin yapimi için gereklidir; eksikliinde kansizlik (anemi) ortaya çikar. Ayrica ince barsak mukozasinda da protein eksikliine bali olarak da sindirim zorluu meydana gelmektedir. Kanda demirin tainmasiyla görevli protein olan transferin kalsiyum ve A vitamininin tainmasi ile görevli proteinin azalmasida kalsiyum ve A vitamini azalmasi tablosunu ortaya çikarir.

18

TÜRKYE'DE SÜT VE SÜT MAMÜLLERNN ARZ, TALEP VE DI TCARET DENGES Sibel TAN, Y. Erdal ERTÜRK Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü GR Türkiye hayvan sayisi ve ekolojik artlar bakimindan yeterli imkanlara sahip olmasina ramen gerek üretim açisindan gerekse tüketim açisindan yeterli düzeye gelememitir. Örnein inek baina yillik süt üretimi ABD'de 7480 kg, AB'de 5450 kg, Türkiye'de ise 2500 kg dir. Kii baina yillik süt tüketimi ABD'de 292.0 kg, AB'de 342.5 kg ve Türkiye'de ise 120-160 kg civarindadir (Tan ve Ertürk,1999). Hayvan populasyonu bakimindan zengin bir ülke olan Türkiye'de hayvansal ürünlerde görülen yetersizliin nedeni, doaya bali geleneksel bir hayvan yetitiriciliinin hakim olmasidir (Ayyildiz, 1993). Sütçülük faaliyeti de geleneksel bir ekilde sürdürülüp, ihtisaslama ve rasyonellikten uzaktir. Bu faaliyet genellikle düük verimli irklarla sürdürülmektedir. Türkiye'de toplam siir varliinin %14.0'i kültür, % 37.4'ü melez ve % 36.1'i ise yerli irklardir. Sailan hayvanlarin % 60.8'i koyun, % 15.3'ü keçi, % 23.6'si siir ve % 0.3'ü ise mandadir. Toplam süt üretiminin ise % 8.2'si koyun, % 2.5'si keçi, % 88.6'si siir, % 0.8'i ise manda sütüdür (DIE, 1998). Sektöre genel olarak bakildiinda dainik ve küçük birimlerde üretilen sütün toplanmasi ve daitilmasinda karilailan zorluklar sektörün temel sorunlarindan biridir. Ülkemizde teknolojinin öngördüü imkanlardan yararlanarak üretimde bulunan ve ürünlerini hijyenik, kimyasal ve biyolojik nitelikleri bozulmadan tüketiciye ulatiran tarimsal iletmelerin sayisi çok azdir. Bu durum sütün üretildii birimlerde tüketilen miktarini önemli ölçüde artirmaktadir. Türkiye'de üretilen sütün % 40'i iletme içinde tüketilirken ancak % 60'i pazarlanmaktadir. Gelimi ülkelerde ise % 2-3'lük miktar üretim biriminde tüketilip % 9798'i pazarlanmaktadir. Ayrica teknolojik yetersizliklerden dolayi üretilen sütün % 40'i herhangi bir ileme tabi tutulmadan tüketiciye ulairken, % 50'si mandiralarda %10'u ise modern iletmelerde ilenir (Gönç ve Ark, 1993). Süt sektörünün bir baka problemi ise süt sanayi iletmelerindeki kapasite kullanim sorunudur. Bu sektörde son 30 yil içinde oluturulan kapasite tam olarak kullanilamamaktadir. Gerek devlet sektörü ve gerekse özel sektörde önemli düzeyde kullanilmayan atil kapasite mevcuttur. Bu sektörde kapasite kullanim orani ortalama olarak % 50 civarindadir. Kapasite kullanim oranlarinin düük olma nedenleri, hammadde sorunu, teknoloji seçimi ile ilgili sorunlar, sermaye yetersizlii, istihdam sorunlari, tüketici talepleri ve pazarlama sorunlari olarak siralanmaktadir (DPT, 1999). Özellikle planli dönemin balangicindan itibaren sütçülük sektöründe sübvansiyon ve pazar politikalari, kredi politikalari, hayvan varlii ve yetitiricilik tekniklerini iyiletirme ve hayvancilikta örgütlenme çabalari ile ilgili çeitli yapisal politikalar uygulanmitir. Fakat bu politikalarin sürekli ve yeterli düzeyde olmayiindan dolayi sektörde istenilen duruma henüz gelinememitir (Yavuz ve Ark, 1998).

19

Sektörün içinde bulunduu yapisal problemler ve uygulanan politikalardaki istikrarsizliklar süt ve süt ürünlerinin üretimi, tüketimi, pazarlanmasi ve di ticareti üzerinde olumsuz etkiler yapmaktadir. Bu çalimanin amaci; Dünyada ve Türkiye'de süt ve süt ürünlerinin üretimi, tüketimi, di ticareti ve stok miktalarini inceleyerek arz talep dengesini kurmak ve süt sektörünün içinde bulnduu durumu ekonomik olarak analiz etmektir. Dünya tablolari ile ilgili bilgiler, USDA/ERS-FAS, FAPR, FAO, OECDve ABARE gibi kurulularin yayinladiklari Situation&Outlook'lardan, Türkiye verileri bata DE olmak üzere, DPT, Hazine Müstaarlii, Di Ticaret Müstearlii, Tarim ve Köyileri Bakanlii kayitlarindan faydalanilarak hazirlanmitir. Çalimada önce dünya süt tablosu, sonra Türkiye için süt ve süt mamülleri arz talep tablolari verilmitir. 1. Dünya Toplam Süt Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 1 - Dünya Toplam Süt Arz, Kullanim ve Ticareti : 1996-1999 1996 1997 1998 1999 1000 Ton ARZ 420.561 425.245 430.170 434.817 oplam Süt nek Sütü Üretimi 379.893 381.518 384.892 387.471 4.968 5.644 5.535 5.838 thalat 425.529 430.889 435.705 440.655 Toplam Arz KULLANIM Toplam Kullanim 421.062 426.435 431.194 436.148 4.467 4.454 4.511 4.507 hracat Toplam Kullanim 425.529 430.889 435.705 440.655 Kaynak : ABD Tarim Bakanlii, Ekonomik Aratirma Servisi ve Di Ülkeler Tarim Servisi, Zaman Serileri Dünyada süt üretimi 1997/98 dönemi itibariyle artmitir. 1997 yilinda 425 milyon ton olan süt üretimi 1998 yilinda % 1,17oraninda artarak 430 milyon ton olmutur. 1998/99 döneminde ise toplam süt üretimi 430 bin ton'dan yaklaik 435 bin ton civarina yükselmesi beklenmektedir. Dünya'da toplam süt kullanimi toplam süt arzina bali olarak yükselmitir. 1997 yilinda 431 milyon ton civarinda olan dünya toplam süt arzi, 1998 yilinda 5 milyon ton civarinda artarak yaklaik 436 milyon ton olmutur. 1999 yilinda ise toplam arz 440 bin tona, toplam kullanim ise 436 bin tona yükselmesi beklenmektedir. Dünyada süt ithalati %1,93 azalmitir. thalat miktari 1997 yilinda 5.644 bin ton iken 1998 yilinda 109 bin ton azalarak 5.535 bin ton olmutur. 1999 yilinda ise tekrar 5.838 tona yükselebilecei düünülmektedir. Toplam süt ihracatinda 1997/98 döneminde 4.454 tondan 4.511 tona bir yükselme olurken 1998/99 döneminde bu miktar 4.507 bin tona düecei tahmin edilmektedir.

20

Türkiye Toplam Süt Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 2- Türkiye Süt Arz, Kullanimi ve Ticareti : 1996-1999 1996 1997 1998 1999 1000 ARZ Ton 910 832 837 809 Balangiç Stoklari 10.761 10.077 9.971 9.990 Üretim 2.964 1.705 1.314 1.433 çme Sütü ve Dier 7.797 8.372 8.656 8.557 Süt Mamülleri 112 108 105 120 thalat 11.783 11.017 10.912 10.919 Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurt Kullanim Toplam Kullanim Biti Stoklari içi 10.906 45 10.951 832 10.128 52 10.179 837 10.068 36 10.104 809 10.107 25 10.132 786 7,76

7,60 8,23 8,00 Stok / Kullanim Orani Kaynak: Devlet statistik Enstitüsü, TEAE hesaplamalari.

DE'nin rakamlarina göre 1997 yilinda 10.077 bin ton olan süt üretim miktari 106 bin ton düerek 9.971 bin ton olmutur. 1999 yilinda ise 9.971 bin ton olan süt üretim miktari yaklaik 19 bin ton artarak 9.990 bin ton olmasi beklenmektedir. Toplam süt içerisinde içme sütü ve dier kullanimlar için ayrilan miktar 1997 yilinda 1.704 bin ton iken 1998 yilinda 390 bin ton azalarak 1.314 bin ton olmu, 1999 yilinda ise 1.433 bin tona yükselecei tahmin edilmektedir. 1996 yilinda süt üretiminde görülen ani yükseli, takip eden yillarda azalma eilimine girdii görülmektedir. Üretimdeki bu azalmalar sonucunda toplam süt arzi nüfus artii ile ortaya çikan talebi karilayamaz hale gelmitir. 1997 yilinda 11.017 bin ton olan toplam arz % 0,9 oraninda azalarak 10.912 bin ton olurken, 1999 yilinda 10.919 bin ton civarina yükselecei beklenmektedir. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 10.179 bin ton iken, % 0,7 oraninda azalarak 10.104 bin ton'a, 1999 yilinda 10.107 tona dümütür. Üretimdeki artilar nüfus artiindan kaynaklanan tüketim artiini karilayamadii için toplam süt stoklarinda 1996 yilindan itibaren bir düme görülmütür. çme sütü niteliindeki süt genel olarak iç tüketimde kullanilmaktadir. Di ticarete konu olan süt ise süt mamüllerinin süt edeeri kariliidir. 1997 yilinda 108 bin ton olan süt ithalati 1998 yilinda 4 bin ton azalarak 105 bin ton, 1999 yilinda ise 15 bin ton artarak 120 bin ton olmutur. hracat ise 1997 yilinda 52 bin ton iken, 15 bin ton azalarak 1998 yilinda 36 bin ton olmutur. 1999 yilinda ihracatta 9 bin tonluk bir azali olmu ve 25 bin tona dümütür.

21

2.1. Türkiye Süt Mamülleri Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 3 - Türkiye Süt Mamülleri Arz, Kullanim ve Ticareti : 1996-1999 Süt Edeeri ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurt içi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 1996 902 7.797 112 8.811 7.922 45 7.967 844 1997 1998 1000 Ton 844 855 8.372 8.656 108 105 9.324 9.616 8.417 52 8.469 855 10,10 8.730 36 8.766 850 9,70 1999 850 8.557 120 9.527 8.838 25 8.863 664 7,49

10,60 Stok/kullanim orani Kaynak: Devlet statistik Enstitüsü, TEAE hesaplamalar.

Süt mamülleri balii altinda incelenen peynir, yourt /ayran, tereyai ve süttozu süt edeeri cinsinden hesaplanmitir. Bu mamüllerden söz edilirken o ürünün süt karilii ifade edilmektedir. 1997 yilinda 8.372 bin ton olan toplam süt mamülleri üretimi 285 bin ton artarak 1998 yilinda 8.656 milyon ton olmutur. Bu deer 1999 yilinda bin ton bir artila 4.381 bin tona yükselecei beklenmektedir. Türkiye'de süt mamülleri üretiminin artiinda teknolojik gelimelerin yanisira entegre iletme sayisinin artmasinin etkili olduu düünülmektedir. Süt mamüllerinde toplam arz miktari 1997 yilinda 9.324 milyon ton iken 1998 yilinda 9.616 bin ton olmutur. 1999 yilinda ise bu deerin 9.527 tona düecei beklenmektedir. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 8.469 bin ton iken, 1998 yilinda 8.766 bin ton olmu, 1999 da ise 8.863 bin ton civarina yükselecei tahmin edilmektedir. çme sütü için ayrilan sütün di ticareti sözkonusu olmadii için süt mamüllerinin di ticareti tablo 1.'de ifade edildii gibidir.

22

2.2. Türkiye Peynir Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 4 - Türkiye Peynir Arz, Kullanim ve Ticareti : 19961999 Süt Edeeri 1996 1997 1998 1999 1000 Ton ARZ 782 727 730 719 Balangiç Stoklari 3.920 4.310 4.488 4.381 Üretim 25 11 18 26 thalat 4.727 5.048 5.235 5.126 Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurt Kullanim hracat Toplam kullanim Biti Stoklari içi 3.965 35 4.000 727 4.271 48 4.318 730 4.481 35 4.516 719 4.549 24 4.573 553 12,09

18,17 16,90 15,92 Stok / kullanim orani Kaynak: Devlet statistik Enstitüsü, TEAE hesaplamalari.

Türkiye toplam peynir üretimi 1997 yilinda 4.310 bin ton iken % 4 oraninda arti göstererek 1998 yilinda 4.487 bin ton olmutur. 1999 yilinda ise peynir üretiminde %2,4 azalarak 4.381 bin ton olmasi beklenmektedir. 1997 yilinda 5.048 bin ton olan toplam peynir arzi % 3,7 oraninda artarak 5.235 bin ton olmu, 1999 yilinda ise % 2 oraninda düerek 5.126 bin ton olacai tahmin edilmektedir. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 4.318 bin ton iken 1998 yilinda % 4,6 oraninda artarak 4.516 bin ton olmutur. 1999 yili toplam kullanim tahmini ise 4.573 bin ton civarindadir. Türkiye peynir ithalati 1997 yilinda 11 bin ton iken 1998 yilinda 7 bin ton arti göstererek 18 bin tona yükselmi, 1999 yilinda ise 8 ton artarak 26 bin ton olmasi beklenmektedir. hracat ise 1997 yilinda 48 bin ton iken 1998 yilinda 13 bin tonluk bir azalma ile 35 bin ton olmutur. 1999 tahminine göre ise 11 bin ton azalarak 24 bin tona dümesi beklenmektedir.

23

2.3. Türkiye Yourt/Ayran Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 5 - Türkiye Yourt/Ayran Arz, Kullanimi ve Ticareti : 1996-1999 Süt Edeeri 1996 1997 1998 1000Ton ARZ 29 24 29 Balangiç Stoklari 2.175 2.296 2.295 Üretim 0 0 0,047 thalat 2.204 2.321 2.324 Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurt içi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 2.180 0,166 2.180 24 2.291 0,196 2.292 29 1,27 2.296 0,052 2.296 28 1,21 1999 28 2.321 0 2.348 2.319 0,075 2.320 29 1,24

1,12 Stok / Kullanim orani Kaynak: Devlet statistik Enstitüsü, TEAE hesaplamalari.

Türkiye yourt/ayran üretimi 1997 yilinda 2.296 bin ton iken 1998 yilinda 2 tonluk bir azalma ile 2.294 bin ton olmutur. Yapilan öngörülere göre yourt/ayran üretiminin % 1,1 artacai düünülmektedir. 1998 yilinda 2,295 bin ton olan yourt/ayran üretimi 26 bin ton artarak 2.321 bin ton olacai beklenmektedir. 1998 yilinda yourt üretiminin azalmasina ramen 47 tonluk ithalat ve stok kullanimlari ile toplam arz ve toplam kullanim artmitir. 1997 yilinda 2.321 bin ton olan yourt/ayran arzi 1998 yilinda yaklaik 3 bin ton artarak 2.324 bin ton olmutur. Yapilan öngörülere göre 1998 yilinda 2.324 bin ton olan yourt/ayran arzi 24 bin tonluk bir artila 1999 yilinda 2.348 bin ton olacai öngörülmektedir. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 2.292 bin ton iken yaklaik 4 bin ton artarak 2.296 bin ton olmutur. Toplam kullanim 1998 yilinda 2.295 bin ton iken 1999 yilinda 22 bin tonluk bir artila 2.320 milyon ton olacai bekleniyor. yourt geleneksel bir süt mamülü olduu için di ticareti zayiftir. Özellikle yourt ithalati yok denecek kadar azdir.1997 yilinda 196 ton olan yourt ihracatimiz 1998 yilinda 144 ton azalarak 52 ton olmutur. Yapilan öngörülere göre 1999 yilinda yourt ihracatinin artacai beklenmektedir.

24

2.4. Türkiye Tereyai Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 11 - Türkiye Tereyai Arz, Kullanim ve Ticareti : 1996-1999 Süt Edeeri ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurt içi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 1996 90 1.702 87 1.880 1.777 10 1.787 93 1997 1998 1000 Ton 93 96 1.765 1.874 97 87 1.955 2.057 1.855 4 1.859 96 1.953 1 1.954 103 1999 103 1.855 94 2.052 1.970 1 1.971 82 4,16

5,21 5,19 5,28 Stok / Kullanim orani Kaynak: Devlet statistik Enstitüsü, TEAE hesaplamalari.

1997 yilinda 1.765 bin ton olan tereyai üretimi için ayrilan süt miktari % 6,2 oraninda artarak 1998 yilinda 1.874 bin ton olmutur. 1998 yilinda 1.874 bin ton olan tereyai (süt edeeri) üretiminin süt üretimindeki azalmaya paralel olarak, 18 bin ton azalarak 1999'da 1.855 bin ton olacai tahmin edilmektedir. 1997 yilinda 1.955 bin ton olan tereyai toplam arzi % 5,2 artarak 2.057 bin tona yükselmitir. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 1.859 bin ton iken % 5,1 1998 yilinda 96 bin ton artarak 1.954 ton olmutur. 1998 yilinda 2.057 bin ton olan toplam tereyai arzinin yaklaik 5 bin ton azalarak 2.052 ton olacai, 1998 yilinda 1.954 milyon ton olan tereyai kullanimin ise 16 bin ton artarak 1.970 bin ton olacai tahmin edilmektedir. Toplam kullanimdaki artilarin karilanmasi için stoklarin düecei, 1998'de 103 bin ton olan stoklarin 21 bin ton düerek 82 bin ton olacai düünülmektedir. 1997 yilinda 96 bin ton olan tereyai ithalati yaklaik 9 bin ton azalarak 87 bin ton olmutur. Yine ayni ekilde 1997 yilinda 4 bin ton olan ihracat miktari 3 bin ton azalarak bin ton civarina dümütür. 1998 yilinda 87 bin ton olan tereyai ithalatinin yaklaik 7 bin ton artarak 94 bin ton olacai, ihracatin ise ayni kalacai öngörülmektedir.

25

2.5. Türkiye Süttozu Arz, Kullanim ve Di Ticareti Tablo 12 - Türkiye Süt Tozu Arz, Kullanim ve Ticareti : 1996-1999 1996 1997 1998 Ton/Tonnes ARZ 1.561 1.561 1.632 Balangiç Stoklari 6.245 6.527 6.783 Üretim 8.592 8.316 12.610 thalat 16.398 16.405 21.024 Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurt içi Kullanim hracat Toplam kullanim Biti Stoklari 14.492 345 14.837 1.561 14.580 193 14.773 1.632 19.155 174 19.329 1.696 1999 1.696 7.700 14.000 23.396 21.286 185 21.471 1.925 8,97

10,52 11,05 8,77 Stok/Kullanim Orani Kaynak: Türkiye'de Süt Tozu üretimi yapan 6 firmanin kayitlari, Devlet statistik Enstitüsü, TEAE hesaplamalari.

Ülkemizde süt tozu üretimi yapan 6 firmanin beyan ettikleri üretim rakamlarina göre, 1997 yilinda 6 527 ton olan süt tozu üretimimiz %3,9 artarak 1998 yilinda 6 783 ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 6 783 ton olan süttozu üretiminin yaklaik % 13 artarak 7 700 ton olacai beklenmektedir. Türkiye toplam süt tozu arzi 4 619 ton artarak 1997 yilinda 16 405 ton iken 1998 yilinda 21 024 ton olmutur. Yine ayni ekilde toplam kullanim miktari 1997 yilinda 14 773 ton iken 1998 yilinda 4 556 tonluk bir artila 19 329 ton olmutur. 1998 yilinda 21 024 olan süt tozu arzinin % 11,2' lik bir artila 1999 yilinda 23 396 ton olacai tahmin edilmektedir. 1998 yilinda 19 329 ton olan toplam kullanimin ise 2 142 tonluk bir artila 21 471 ton olacai beklenmektedir. Türkiye'de süt tozu ithalati sürekli artmaktadir. 1997 yilinda 6 527 ton olan süt tozu ithalati 1998 yilinda 4 294 ton artarak. 12 610 ton olmutur. 1997 yilinda 193 ton olan ihracat miktari % 9,8 oraninda azalarak 174 ton olmutur.1998 yilinda 12 610 ton olan süt tozu ithalatinin 1300 ton artarak 14 000 ton olmasi beklenmektedir. Türkiye'de süt tozu ihracati henüz çok düük düzeylerde yapilmaktadir. SONUÇ VE ÖNERLER 1997-98 döneminde Dünya'da süt üretimi, buna bali olarak toplam arz ve kullanimi artmitir. Türkiye'de 1996 yilinda ani bir arti gösteren süt üretimi, 1997 yilindan itibaren bir düü sürecine girmi ve nüfus artiina bali olarak ortaya çikan toplam kullanimdaki artilar, stoklar ve ithalat yoluyla kapatilmaya çaliilmitir. Türkiye'de içme sütü için ayrilan pay ve içme sütünün toplam kullanimi giderek düerken süt mamüllerinin üretiminde bir yükselme balamitir. Teknolojik gelimeler ve büyük entegre tesislerin bu sektöre girmesi mamül üretimini hizlandirmi, süt üretiminin dümesi ise içme sütü

26

tüketimini düürmütür. Toplam kullanimdaki artiin toplam arzdaki artitan fazla olmasindan dolayi süt mamüllerinde bu açii kapamak amaciyla ithalatta bir yükselme olacai düünülürken Asya Krizi'nin halâ devam eden etkileri ile ihracattaki düüün devam edecei beklenmektedir. Türkiye'de süt sektörünün istenilen seviyeye gelmesi için hem üretim, hem tüketim ve hem de di ticaret politikalarinin birbirleri ile uyumlu bir ekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Üretimde kültür irk oraninin artirilmasiyla hayvan baina verimliliin yükseltilmesi yoluna gidilirken, halkin süt ve süt ürünleri tüketimini artirmaya yönelik tüketici politikalarinin uygulanmasi gerekmektedir. Di ticarette ise kaybedilen pazarlarin yeniden kazanilmasina yönelik politikalar gerekmektedir. KAYNAKLAR Ayyildiz T., Erzurum'da Hayvanciliin Durumu, Tarim Ekonomisi Dergisi, 1993 zmir. DE, Tarimsal Yapi ve Üretim, (1996-1999), Ankara. DPT, Süt ve Süt Mamülleri, Sekizinci Be Yillik Kalkinma Plani Özel htisas Komisyonu Raporu, 1999, Ankara. Gönç S., Oysun G., Ergüllü E., Süt Üretiminde Sorunlar ve Destekleme Politikalari, Türkiye Sütçülük Kongresi, 1993, Ankara USDA/ERS- FAS, Ekonomik Aratirma Servisi ve Di Ülkeler Tarim Servisi, Zaman Serileri (1996-1998), ABD. Yavuz F., Korkmaz F., Açikel S., Türkiye Süt Siircilii Sektöründe Bölgeler Arasi Yapisal Deimeye Verimliliin Etkisi, MPM yayinlari, 1998, Ankara. Tan S., Ertürk Y. E., Süt ve Süt Mamülleri Durum ve Tahmin Raporu, 1999, Ankara.

27

TÜRKYE'DE ET VE ET MAMÜLLERNN ARZ, TALEP VE DI TCARET DENGES Y. Erdal ERTÜRK, Sibel TAN Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü GR Türkiye'de et arzi, bakimindan mevcut hayvan potansiyeli herhangi bir sorun oluturmamaktadir. Hayvan sayisi bakimindan dünyanin sayili ülkelerinden biri olmamiza ramen sahip olduumuz hayvanlarin düük verimli olmasi, yem problemlerinin henüz çözülmemi olmasi, uygulanan hayvancilik politikalarinin yetersizlii ve buna benzer bazi alt yapi eksiklikleri hayvanciliin belli bir seviyeye gelmesini engellemektedir. Ülkemizde kesilen hayvanlarin % 69.9'u koyun, %11.7'si keçi, % 19.2'si siir, % 0.2'si manda olup, et üretiminin % 27.2'si koyun, % 4.4'ü keçi, % 67.5'i siir ve % 0.9'u manda etinden elde edilmektedir. Kesilen koyunlarin tamamina yakin bir kismi yerli koyun, kesilen siirlarin ise %11.0'i kültür, % 41.6'si melez ve % 47.4'ü yerli irklardan olumaktadir. Son yillarda hayvan sayisinda bir azalma görülürken hayvan baina et veriminde arti meydana gelmitir ki bunun sebebi kültür irk oranindaki artitir. 1980'li yillarda siir baina karkas airlii 120.5 kg civarinda iken bugün siir karkas airlii 200 kg civarina yükselmitir. Koyun karkas airlii ise 1980'li yillarda 12 kg civarinda iken bugün 15-17 kg'a yükselmitir (Yurdakul ve Ark, 1999) Son yillarda hayvan sayisindaki azalmaya ramen verimlilikte meydana gelen artilar nüfus artiina paralel olarak artan talebi karilayamami ve 1997 yilina kadar et ithalati artmitir. Bu yildan sonra ithalat yasaklanmitir. Konuyu tüketim açisindan ele alacak olursak, Türkiye'de et ve etli mamüllerin gelir esneklii hâlâ yüksek olup, yapilan bir çalimada gelir seviyesi yükseldikçe et ve et ürünleri tüketiminin arttii görülmektedir (Koç ve Ark,1999). Dolayisiyla et ve et ürünlerinin tüketimi gelimi ülkelerin oldukçe gerisinde olup ABD'de kii baina et tüketimi beyaz etle birlikte 90-100 kg, AB'de 100-105 kg iken Türkiye'de 20-25 kg civarindadir (Ertürk ve Tan, 1999). Hayvanciliin ihtisaslamami bir faaliyet olarak sürdürülmesi, üretimdeki artilarin talepteki artilari karilayamamasi ve uygulanan politikalardaki yetersizlikler toplumumuzda bitkisel üretime dayali dengesiz bir beslenme alikanlii oluturmutur. Bu çalimanin amaci Dünya'da ve Türkiye'de et ve et ürünlerinin üretimi, tüketimi, di ticareti ve stok miktarlarini inceleyerek arz talep dengesini kurmak ve et sektörünün içinde bulnduu durumu ekonomik olarak analiz etmektir. Dünya tablolari ile ilgili bilgiler, USDA/ERS-FAS, FAPR, FAO, OECD ve ABARE gibi kurulularin yayinladiklari Situation & Outlook'lardan, Türkiye verileri bata DE olmak üzere, DPT, hazine Müstaarlii, Di Ticaret Müstearlii, Tarim ve Köyileri Bakanlii kayitlarindan faydalanarak hazirlanmitir. Çalimada önce Dünya'da büyükba ve küçükba et dengeleri, sonra Türkiye için, büyük ba, küçükba kirmizi et ve et mamülleri arz talep dengeleri gösterilmitir.

28

1. Dünya Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 1. Dünya Büyükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti: 1996-1999 Karkas Edeeri 1996 1997 1998 1999 1000 Ton ARZ 1.537 1.843 2.064 1.926 Balangiç Stoklari 47.501 48.797 48.816 48.404 Üretim 5.456 5.833 5.620 5.737 thalat 54.494 56.473 56.500 56.067 Toplam Arz KULLANIM Yurtiçi Kullanim hracat Toplam kullanim Biti Stoklari 46.102 6.549 52.651 1.843 47.538 6.871 54.409 2.064 47.799 6.775 54.574 1.926 47.552 6.800 54.352 1.715

3,50 3,79 3,53 3,16 Stok/ Kullanim Orani Kaynak: ABD Tarim Bakanlii Ekonomik Aratirma Servisi ve Di Ülkeler tarim Servisi, zaman Serileri Dünya'da 1997 yilinda 48.797 bin ton olan büyükba kirmizi et üretimi, 1998 yilinda 19 bin ton artarak 48.816 bin ton civarinda gerçeklemitir. 1999 yilinda ise büyükba kirmizi et üretiminin düecei tahmin ediliyor. 1998 yilinda 48.816 bin ton olan üretimin 1999'da 412 bin tonluk bir azalila 48.404 bin ton olacai düünülmektedir. Büyükba kirmizi et toplam arzi,1997 yilinda 56.473 bin ton iken 1998 yilinda yaklaik 27 bin ton artarak 56.500 bin ton olmutur. 54.409 bin ton olan toplam kullanim ise 1998'de 54.574 milyon ton olmutur. Yapilan tahminlere göre, 1998 yilinda 56.500 bin ton olan büyükba kirmizi et toplam arzi yaklaik olarak 433 bin ton azalma göstererek 1999 yilinda 56.067 bin ton olacai tahmin edilmektedir. Toplam kullanimin ise 54.574 bin tondan 222 tonluk bir azalma ile 54.352 bin tona dümesi beklenmektedir. thalat 1997 yilinda 5.833 bin ton iken1998 yilinda yaklaik 213 bin ton düerek 5.620 milyon ton olmutur. 1998 yilinda 5.620 bin ton olan dünya büyükba kirmizi et ithalatinin 117 bin tonluk bir artila 5.737 bin ton olacai tahmin edilmektedir. Dünya büyükba kirmizi et ithalatini artiran ülkelerin ABD, Avrupa Birlii ve Meksika olacai düünülmektedir.

29

1.2. Dünya Küçükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 2. Dünya Küçükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti: 1996-1999 1996 ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 250 7.200 653 8.103 6.859 1.022 7.881 222 1997 1998 1000 Ton 222 212 6.965 676 7.863 6.617 1.034 7.651 212 7.331 713 8.256 7.062 994 8.056 200 1999 200 7.490 712 8.402 7.229 992 8.221 181

2,82 2,77 2,48 2,20 Stok/Kullanim Orani Kaynak: ABD Tarim Bakanlii Ekonomik Aratirma Servisi ve Di Ülkeler tarim Servisi, zaman Serileri Dünyada küçükba kirmizi et üretiminde 1998'de arti görülmütür. 1997 yilinda 6.965 bin ton olan küçükba kirmizi et üretimi, 1998 yilinda % 5,2 artarak 7.331 bin ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 7.331 bin ton civarinda olan küçükba kirmizi et üretiminin 1999 yilinda yaklaik % 1,7 artarak 7.490 bin ton olmasi beklenmektedir. Dünyada küçükba kirmizi etin üretimi ile birlikte toplam arzi ve toplam kullanimi da artmaktadir. 1997 yilinda 7.863 bin ton olan küçükba kirmizi et toplam arzi 393 bin ton artarak 8.256 bin ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 8.256 bin ton olan toplam arz miktari 1999 yilinda yaklaik olarak 146 bin ton artarak 8.402 bin ton olmasi beklenmektedir. 1997 yilinda 7.651 bin ton olan toplam kullanim ise 405 bin ton artarak 8.056 bin ton olmutur. 1998 yilinda 8.056 bin ton olan toplam kullanimin 1999 yilinda 165 bin ton civarinda bir arti ile 8.221 bin ton olacai beklenmektedir.1997 yilinda 676 bin ton olan küçükba kirmizi et ithalati 1998 yilinda 37 bin ton artarak 713 bin ton olmutur. 1998 yilinda 713 bin ton olan dünya ithalatinin 712 bin tona düecei tahmin ediliyor. 2. Türkiye Kirmizi Et ve Et Mamülleri Arz, kullanim, ve Ticareti 2.1. Türkiye Büyükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti 1997 yilinda 587 bin ton olan büyükba kirmizi et üretimi, 1998 yilinda yaklaik olarak 5 bin ton azalarak 582 bin ton civarina dümütür. 1998 yilinda 583 bin ton olan büyükba kirmizi et üretiminin 12 bin tonluk bir artila 615 bin ton olacai öngörülmektedir.

30

Tablo 3 - Türkiye Büyükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti : 1996-1999 1996 1997 1998 1999 ARZ Ton 47.019 54.002 46.167 25.36 Balangiç Stoklari 2 564.230 587.503 582.743 615.0 Üretim 00 43.956 559 1 19.00 thalat 0 655.205 642.064 628.911 659.3 Toplam Arz 62 KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 601.087 116 601.203 54.002 595.863 35 595.898 46.167 603.539 615.3 70 10 19.00 0 603.549 634.3 70 25.362 24.99 1

8,98 7,75 4,20 3,94 Stok /Kullanim Orani Kaynak: DE Tarimsal Yapi ve Üretim, TEAE Hesaplamalari Büyükba kirmizi et toplam arz miktari 1997 yilinda 642 bin ton iken 1998 yilinda yaklaik 12 bin ton azalarak 629 bin ton olmutur. Toplam kullanim ise, 1997 yilinda yaklaik olarak 596 bin ton civarinda iken 1998 yilinda % 1,2'lik bir artila 603 bin ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 629 bin ton olan büyükba kirmizi et toplam arzi yaklaik olarak 30 ton arti göstererek 1999 yilinda 659 bin ton olacaktir. Toplam kullanim ise 603 bin ton'dan 31 tonluk bir artila 634 bin tona çikmasi beklenmektedir. Toplam kullanimla toplam arzdaki artilar birbirlerine yakin olduu için stoklardaki deiiklik fazla olmamaktadir. Daha önce açikladiimiz gibi 1998 yilinda ithalatin tamamen yasaklanmasi sonucunda 1997 yilinda 559 ton olan büyükba kirmizi et ithalati 1998 yilinda 1 ton civarinda gerçeklemitir. hracat ise 1997 yilinda 35 tona iken 1998 yilinda 25 ton azalarak 10 ton'a dümütür. thalattaki yasaklarin devam edecei ancak Gümrük Birlii anlamasi çerçevesinde mükellef olduumuz 19 bin ton civarindaki kirmizi et miktarinin ithal edilecei, ithal edilen etin Bosna-Hersek, Kosova ve Azerbaycan'a yardim amaciyla yollanacai, iç tüketime sunulmadan ihraç edilecei açiklanmitir.

31

2.2. Türkiye Küçükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 4. Türkiye Küçükba Kirmizi Et Arz, Kullanim ve Ticareti : 1996-1999 1996 ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 31.703 380.432 105 412.240 368.667 1.304 369.971 42.269 1997 1998 Ton 42.269 43.664 378.884 0 421.153 375.544 1.945 377.489 43.664 364.964 0 408.629 375.335 1.865 377.200 31.428 1999 31.428 378.431 0 409.860 370.223 1.600 371.823 38.037

11,42 11,57 8,33 10,23 Stok / Kullanim Orani Kaynak: DE Tarimsal Yapi ve Üretim, TEAE Hesaplamalari Türkiye küçükba kirmizi et üretimi 1997 yilinda yaklaik olarak 379 bin ton iken 1998 yilinda % 3,7 oraninda azalarak 365 bin ton civarinda olmutur. 1998 yilinda 365 bin ton civarinda olan küçükba kirmizi et üretimi yaklaik % 3,5 oraninda artarak 378 bin ton olmasi beklenmektedir. Toplam üretimin dümesine bali olarak toplam arz miktari da dümütür. 1997 yilinda 421 bin ton olan toplam küçükba kirmizi et arzi yaklaik 13 bin ton azalarak 1998 yilinda 408 bin tona dümütür. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 377 bin ton iken 1998 yilinda 289 ton azalarak 377 bin ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 408 bin ton olan toplam arz miktari 1999 yilinda yaklaik 1.000 ton artarak 409 bin ton olmasi beklenmektedir. Toplam kullanimin yillar itibariyle kentlemenin getirdii doal sonuçlara ve talep tercihlerindeki deiikliklere bali olarak azalma gösterdii görülmektedir. 1998 yilinda 377 bin ton olan toplam kullanimin 1999 yilinda 6 bin ton civarinda bir azalma ile 371 bin ton olacai tahmin edilmektedir. 1997 yilindan itibaren küçükba kirmizi et ithalati yapilmazken, ihracatta bir azalma görülmektedir. 1997 yilinda 1.945 ton olan ihracat miktari 1998 yilinda 80 ton azalarak 1.865 ton olmutur. 1999 yilinda ithalat yasaklarina bali olarak ihracattaki azalmanin devam edecei tahmin ediliyor. 1998 yilinda 1.865 ton olan ihracat miktarinin 265 tonluk bir azalma ile 1.600 ton olacai tahmin edilmektedir.

32

2.3. Türkiye Kirmizi Et Mamülleri Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 5. Türkiye Kirmizi Et Mamülleri Arz, Kullanim ve Ticareti: 1996-1999 Et Edeeri ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 1996 3.445 40.885 66 44.397 1997 Ton 2.817 44.053 13 46.883 1998 1999 2.698 3.421 49.414 52.97 2 4 12 52.116 56.40 6 48.445 52.73 8 249 338 48.694 53.07 6 3.421 3.329

40.829 751 41.580 2.817

43.956 230 44.186 2.698

6,77 6,11 7,03 6,27 Stok/Kullanim Orani Kaynak: DE, malat Sanayi statistikleri, TEAE Hesaplamalari.

33

DE kaynaklarina göre, Türkiye kirmizi et mamülleri üretimi artmaktadir. 1997 yilinda 44 bin ton olan kirmizi et mamülleri üretimi yaklaik 5 bin ton artarak 1998 yilinda 49 bin ton olmutur. Resmi kayitlarda görülen bu artiin sebebi olarak et ileme sektöründe faaliyete balayan entegre iletme sayisinin artmasi gösterilmektedir. Yapilan tahminlere göre Türkiye'de kirmizi et mamülleri üretimindeki arti eiliminin 1999 yilinda da devam edecei tahmin ediliyor. 1998 yilinda 49 bin ton olan mamül üretiminin yaklaik 4 bin ton artarak 53 bin ton olacai düünülüyor. 1997 yilinda yaklaik 47 bin ton olan kirmizi et mamülleri toplam arzi 5 bin ton artarak 52 bin ton olmutur. Toplam kullanim ise 1997 yilinda 44 bin ton iken 1998 yilinda yaklaik 5 bin ton artarak 49 bin ton olmutur. Üretimdeki artilara bali olarak 1998 yilinda 52 bin ton olan toplam arzin 1999 yilinda % 7,6'lik bir artila, 56 bin ton olacai tahmin ediliyor. 1998 yilinda 49 bin ton civarinda olan toplam kullanimin ise yaklaik 4 bin tonluk bir artila 53 bin ton olacai düünülüyor. 1997 yilinda 13 ton olan mamül ithalati yaklaik 9 ton azalarak 4 ton olmutur. 1997 yilinda 230 ton olan ihracat miktari ise 19 ton artarak 249 tona yükselmitir. 1998 yilina kadar düme eilimi gösteren et mamülleri ithalatinin 1999 yilinda 8 ton arti göstererek 12 ton olacai, ihracatta da ayni ekilde artma olup 249 ton olan mamül ihracatinin 89 ton artarak 338 ton olmasi beklenmektedir. 2.4. Türkiye Sucuk Arz Kullanim ve Ticareti Tablo 6. Türkiye Sucuk Arz, Kullanim ve Ticareti: 19961999 1996 ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 1.186 14.238 0 15.424 14.275 187 14.462 962 1997 1998 Ton 962 945 14.485 16.105 0 0 15.447 17.049 14.450 52 14.502 945 15.950 67 16.017 1.032 1999 1.032 17.905 0 18.938 17.900 110 18.010 928

6,65 6,51 6,44 5,15 Stok/Kullanim Orani Kaynak: DE, malat Sanayi statistikleri, TEAE Hesaplamalari.

34

1997 yilinda 14 bin ton olan sucuk üretimi 2 bin ton civarinda artarak 1998 yilinda 16 bin ton olmutur. Türkiye sucuk üretiminin artacai öngörülmektedir. 1998 yilinda 16 bin ton olan sucuk üretiminin 1999 yilinda yaklaik 2 bin ton artarak 18 bin ton civarinda olacai tahmin ediliyor. 1997 yilinda 15 bin ton olan sucuk toplam arzi yaklaik 2 bin ton artarak 17 bin ton olmutur. Ayni ekilde 1997'de 14 bin ton olan toplam kullanim ise 1998 yilinda 2 bin ton artarak 16 bin ton olmutur. 1998 yilinda 17 bin ton olan toplam sucuk arzini yaklaik 2 bin ton artarak 19 bin ton civarinda olacai tahmin ediliyor. Yine ayni ekilde 16 bin ton olan toplam kullanimin da nüfus miktarindaki artia bali olarak 2 bin ton artarak 18 bin ton civarinda olacai tahmin edilmektedir. Türkiye'de sucuk ithalati yapilmazken sucuk ihracati 1997'de 52 tondan 67 tona yükselmitir. Türkiye'de sucuk ithalatinin 1999 yilinda da yapilmayacai, 1998 yilinda 67 ton olan sucuk ihracatinin ise 43 tonluk bir artila 110 ton olacai tahmin edilmektedir. 2.5. Türkiye Sosis Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 7 .Türkiye Sosis Arz, Kullanim ve Ticareti: 1997-1999 1996 ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam kullanim Biti Stoklari 616 7.663 0,46 8.280 7.429 311 7.740 540 1997 1998 Ton 540 599 9.853 10.246 0,15 0,67 10.393 10.846 9.744 50 9.794 599 10.211 59 10.270 575 1999 575 10.758 1 11.335 10.690 65 10.755 579

6,97 6,11 5,60 5,39 Stok/Kullanim Orani Kaynak: DE, malat Sanayi statistikleri, TEAE Hesaplamalari.

35

DE rakamlarina göre Türkiye'de sosis üretimi 9 bin ton iken 1998 yilinda küçük bir artila 10 bin ton civarina yükselmitir. 1998 yilinda 10.246 ton olan sosis üretiminin 512 ton artarak 10.758 ton olacai beklenmektedir. Üretimdeki artia bali olarak, toplam sosis arzi da artmitir. 1997 yilinda 10.393 ton olan toplam sosis arzi 1998 yilinda 453 ton artarak 10.846 ton olmutur. Yine ayni ekilde toplam kullanim miktari da artmitir. 1997 yilinda 9.794 ton olan toplam kullanim 526 ton artarak 10.270 ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 10.846 ton olan sosis toplam arzi 489 ton artarak 11.335 ton civarinda olacai tahmin edilmektedir. 1998 yilinda 10.270 ton olan toplam kullanimin ise 485 ton artarak 10.755 ton olacai tahmin ediliyor. Çok küçük miktarda gerçekleen sosis ithalati 150 kg civarinda iken, 1998 yilinda 670 kg'a yükselmitir. Sosis ihracat miktari 1997 yilinda 50 ton iken yaklaik 9 ton artarak 59 ton civarina çikmitir. Sosis ithalatinda önemli miktarda bir deiiklik görülmezken, ihracatta 6 tonluk bir artila 1998 yilinda 59 ton olan ihracatin 1999'da 65 ton olacai tahmin edilmektedir. 2.6. Türkiye Salam Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 8. Türkiye Salam Arz, Kullanim ve Ticareti: 19961999 1996 ARZ Balangiç Stoklari Üretim thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 779 8.894 26 9.699 8.977 163 9.140 560 1997 Ton 560 9.640 11 10.211 9.744 70 9.814 397 397 11.061 3 11.462 10.530 71 10.601 861 861 11.133 10 12.004 11.014 80 11.094 910 1998 1999

6,12 4,04 8,12 8,20 Stok /Kullanim Orani Kaynak: DE, malat Sanayi statistikleri, TEAE Hesaplamalari. DE kayitlarina göre Türkiye'de salam üretimi 1997 yilinda 9.640 ton iken 1998 yilinda 1.421 ton artarak 11.061 ton olmutur. Dier kirmizi et mamüllerinde olduu gibi salam üretiminde de arti beklenmektedir. 1998 yilinda 397 ton olan salam üretiminin 482 tonluk bir artila 861 ton olacai tahmin edilmektedir. Türkiye'de toplam salam arzi 1997 yilinda 10.211 ton iken 1998 yilinda 1.251 ton artarak 11.462 ton olmutur. Toplam kullanim ise 1997'de 9.814 ton iken 1998 yilinda 787 tonluk bir artila 10.601 ton olmutur. 1998 yilinda 11.462 ton olan salam arzinin yaklaik 542 tonluk bir artila 12.000 ton olacai tahmin edilmektedir. Yine ayni ekilde 1998'de 10.601

36

ton olan toplam kullanimin 493 ton artarak 11.094 olacai düünülmektedir. Stoklarda ise 49 tonluk bir artila 1998'de 861 ton olan stoklarin 910 ton olacai beklenmektedir. Salamin di ticaretine baktiimizda, ithalatin 1997 yilinda 11 ton iken 1998'de 8 tonluk bir azalma ile 3 tona dütüünü ithalatta ise çok küçük bir deiiklikle 70 tondan 71 tona çiktiini görüyoruz. Salamin di ticaretine baktiimizda hem ithalatta hemde ihracatta arti beklenmektedir. 1998'de 3 ton olan salam ithalati 7 ton artarak 10 ton, 71 ton olan ihracatin ise 9 ton artarak 80 ton olacai beklenmektedir. 2.7. Türkiye Pastirma Arz, Kullanim ve Ticareti Tablo 9. Türkiye Pastirma Arz, Kullanim ve Ticareti: 19961999 1996 ARZ Balangiç Stoklari Üretim a/ thalat Toplam Arz KULLANIM Toplam Yurtiçi Kullanim hracat Toplam Kullanim Biti Stoklari 67 710 17,14 794 706 2,47 708 85 1997 Ton 85 751 0,49 837 723 18,26 741 96 96 1.140 0 1.236 1.091 3,15 1.094 142 142 1.197 0 1.339 1.180 7 1.187 152 1998 1999

12,06 12,95 12,94 12,81 Stok /Kullanim Orani Kaynak: DE, malat Sanayi statistikleri, TEAE Hesaplamalari. DE rakamlarina göre 1997 yilinda 751 ton olan pastirma üretimi 1998 yilinda 389 ton artarak 1.140 ton olmutur. Yapilan tahminlere göre sürekli arti gösteren pastirma üretimi 1999 yilinda da artmaya devam edecektir. 1998 yilinda 1.140 ton olan pastirma üretimi 1999 yilinda 57 tonluk bir artila 1.197 ton olacai beklenmektedir. 1997 yilinda 837 ton olan toplam pastirma arzi 399 tonluk bir artila 1.236 ton olmutur. Yine ayni ekilde 741 ton olan toplam kullanim 353 ton artarak 1.094 ton olmutur. Yapilan tahminlere göre 1998 yilinda 1.236 ton olan toplam pastirma arzinin 103 ton artarak 1999 yilinda 1.339 ton olacai, 1998 yilinda 1.094 tonolan toplam kullanimin ise 93 ton artarak 1.187 ton olacai beklenmektedir.

37

Geleneksel bir et mamülü olan pastirmanin ithlati hemen hemen hiç yapilmamaktadir. Pastirma ihracati ise 1997 yilinda 18.26 ton iken azalarak1998 yilinda 3,15 ton olmutur. Geleneksel bir ürün olan pastirmanin ithalati yapilmamaktadir ihracatta ise bir arti beklenmektedir. 1997 yilinda 3,15 ton olan ihracatin yaklaik 4 ton artarak 7 ton civarinda gerçekleecei öngörülüyor. SONUÇ VE ÖNERLER Hazirlanan arz talep tablolari incelendiinde, Dünya'da büyükba kirmizi et üretimi, toplam arzi ve toplam kullanimi düerken di ticaretinin arti gösterdii ve ayni ekilde devam edecei tahmin edilmektedir. Dünya'da büyükba kirmizi et üretiminin aksine küçükba kirmizi et üretiminin, toplam arzinin ve toplam kullaniminin artacai di ticaretinin ise azalacai beklenmektedir. Konuyu Türkiye açisindan ele alacak olursak, hem büyükba, hem de küçükba kirmizi et üretimi, toplam arzi ve toplam kullaniminda düü meydana gelirken, kirmizi et ithalati tamamen durdurulmu ve ihracat ise giderek azalma göstermitir. Entegre et mamülleri iletmelerinin sayisinin artmasi ile bütün et mamüllerinin üretimi, toplam arzi ve toplam kullanimi artmitir. Bu ürünlerin ithalatinda sürekli azalmalar olurken ihracatta arti meydana gelmitir. DE rakamlarina göre kültür hayvan sayisinin giderek artmasi ve karkas airliinin yükselmesine ramen hayvan sayisindaki azalmalara da bali olarak kirmizi et üretiminde bir azalma meydana gelmektedir. Üretimdeki düüler kaçak hayvan giriini, kontrolsüz et ithalatini tevik ettii gibi, ülke hayvanciliini giderek çikmaza sokmaktadir. Üreticiyi direkt etkileyen bu durum tüketiciye de yansimakta, tüketici fiyatlari giderek yükselmekte ve Türk halki yeterli ve dengeli beslenme için art olan et ve et mamüllerini yeterince tüketememektedir. Hayvancilik sektöründeki bu olumsuz gelimeleri engellemek için öncelikle verimlilii tevik edecek, mer'a ve otlaklari muhafaza edecek, yem üretimini tevik edecek, hayvancilii karli bir faaliyet haline getirecek sürekli ve yeterli politikalarin oluturulmasi kaçinilmazdir. Uygulanacak hayvancilik politiklari sadece büyükba hayvancilii deil, küçük ba hayvancilii da gelitirecek nitelikte olmalidir. Ayrica bu politiklarin uygulamasinda bölgeler arasi yapisal farkliliklar da dikkate alinmalidir. KAYNAKLAR DE, Tarimsal Yapi ve Üretim, (1996-1999), Ankara. DPT, Et ve Et Mamülleri, Sekizinci Be Yillik Kalkinma Plani Özel htisas Komisyonu Raporu, 1999, Ankara. Koç A., Bayaner A., Tan S., ve Ertürk E., Türkiye'de Hayvansal Ürünler Tüketimi Ve Talep Projeksiyonu, 1999, Ankara. Yurdakul O. ve Ark., Türkiye'de Hayvansal Ürünler Arzi ve Yem Talebi: Mevcut Durumun Deerlendirilmesi ve Alternatif Politika Senaryolari, 1999, Anakra. USDA/ERS- FAS, Ekonomik Aratirma Servisi ve Di Ülkeler Tarim Servisi, Zaman Serileri (1996-1998), ABD. Ertürk Y. E., Tan S., Et ve Et Mamülleri Durum ve Tahmin Raporu, 1999, Ankara.

38

TÜRKYE BES VE SÜT HAYVANCILII POLTKALARININ ANALZ Doç.Dr. Fahri YAVUZ Atatürk Üniversitesi GR Tarim sektörü, kendine has özelliklerinden dolayi dier sektörlere göre kârlilik açisindan bazi dezavantajlara sahiptir. Doaya baimlilik dolayisiyla üretimde risk ve belirsizliin yüksek olmasi, tarimsal ürünler arz ve talebinin inelastik olmasi nedeniyle tarimsal piyasalarin istikrarsiz olmasi ve canli materyal üretimi yapildiindan sermayenin dönüüm hizinin yava olmasi, tarimin temel dezavantajlarini oluturmaktadir. Bu sayilan olumsuzluklardan dolayi, tüm dünya ülkelerinde tarim sektörü, dier sektörlere oranla daha fazla desteklenmektedir. Tarim sektörünün sürekli, istikrarli ve yeterli seviyede desteklenmesi, o ülkenin ekonomik gelimiliiyle yakindan ilikilidir. Bu nedenle tarim politikalari, ekonomisi gelimi ülkelerde daha etkin bir ekilde uygulanabilmekte ve dolayisiyla tarim sektörü geliebilmektedir. Türkiye'de bitkisel üretim bata olmak üzere, tarim sektörü önemli ölçüde desteklenmektedir. Fakat tarim politikalarinin çou zaman amacina uygun bir ekilde uygulanamamasi, süreklilik arz etmemesi ve desteklemelerin bazen yeterli seviyede olmamasi, bu politikalarin etkinliini azaltmaktadir. Ayrica, uzun dönemli yapisal politikalar yerine kisa dönemli destekleme politikalarinin ön plana çikmasi, tarimla ilgili problemlerin gerçek anlamda çözümünü engellemektedir. Tarim politikalariyla ilgili bu olumsuzluklar, hayvancilik sektöründe daha belirgin olarak ortaya çikmaktadir. Hayvancilikla ilgili desteklemeler, bitkisel üretim sektörüyle kiyaslandiinda süreklilik arz etmedii, yeterli seviyede olmadii ve bu desteklemelerin uygulanmasi için yeterli altyapinin bulunmadii görülmektedir. Tüm bunlarin sonucu olarak, IV. Plan döneminde tarimda hayvancilik sektörünün payinin artirilmasi amaçlanirken, aksine son 40 yilda bu sektörün payinda azalma olmutur (Yavuz ve ark., 1998). Bugün Türkiye'deki hayvancilik sektörünün karilatii önemli sorunlari, bu sektörün ürettii ürünler piyasasindaki istikrarsizlik, iletmelerin ekonomik büyüklükte olmamasi, hayvan baina verimliliin çok düük olmasi, çiftçilerin örgütlenememesi ve en önemli hayvancilik girdisi olan yem bitkileri üretimindeki baarisizliklar olarak siralayabiliriz. Hükümetler, bu problemlerin çözümüne yönelik hayvancilik politikalari gelitirmi ve uygulamilardir. Uygulanan politikalari, canli hayvan ve hayvansal ürünlere yapilan ithalat sinirlamalari, veterinerlik hizmetleri, kültür irklarinin ithalati ve sübvanse edilerek daitimi, suni tohumlama uygulamalarinin tevik edilmesi, ihracat tevii ve ithal girdi sübvansiyonlari, tarimsal girdi destei, destekleme alimlari ve et ve süt tevik primleri olarak siralayabiliriz (Yurdakul ve Ark., 1999). Uygulanan bu politikalara ramen hayvan sayilari, tarimi gelimi ülkelerin çoundan fazla olduu halde hayvan baina verim düüktür. Siir mevcudunun önemli bir kismi, koyun mevcudunun çou hala yerli irklardan olumaktadir. Uygun olmayan bakim ve besleme artlari, üreticilerin teknik bilgi düzelerinin ve pazarlama imkanlarinin yetersizlii, ticari iletmelerin gelimesi için yeterli sermaye birikiminin ve hayvan salii hizmetlerinin istenen seviyede olmamasi, hayvancilik birliklerinin ülke genelinde yaygin olmayii gibi sorunlar hala devam etmektedir (Anon., 1995).

39

Bu çalimanin amaci, bugüne kadar uygulanan hayvancilik politikalarini belirlemek, uygulamalarla ilgili problemleri ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmaktir. Bu amaçla, uygulanan hayvancilik politikalari, yapisal, ürün, girdi, kredi ve ticaret politikalari baliklari altinda ele alinmi ve deerlendirilmitir. Ayrica, bu politikalarla ilgili önemli hususlar özetlenerek çözüm önerilerinde bulunulmutur. YAPISAL POLTKALAR Kurumsallama Türkiyedeki hayvancilik politikalari, sirasiyla 1952 ve 1963 yillarinda çikarilan kanunlarla kurulan Et ve Balik Kurumu (EBK) ve Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu (TSEK) vasitasiyla kurumsallamitir. Hayvancilik sektöründeki bu iki kurum, bu sektörün modernletirilmesi, üreticilerin tekilatlanmasi ve hayvansal ürünler piyasasinin düzenlenmesinde önemli fonksiyonlar yüklenmilerdir (Ayyildiz, 1992). Bu kurumlar vasitasiyla et ve süt alimlari, ucuz kredi temini ve prim ödemeleri yapilmitir. EBK, 29 kesimhanesi, 2 et ileme tesisi ve 2 etlik piliç kesimhanesiyle piyasada % 10'luk bir paya sahip olurken, TSEK ülke genelinde 34 süt fabrikasi ve 310 bin ton/yil kapasitesiyle üretilen sütün % 5'lik, pazarlanan sütün % 25'lik payina sahip olmutur (Anonim, 1994, Kurt, 1977). Süt tozu ithalatinda TSEK'nun monopolü kaldirilip özel sektörün 1984 yilinda ithalat yapmasi salanirken, et ithalatinda ise EBK'nun monopolü 1985 yilinda kaldirilarak özel sektöre izin verilmitir. Serbest piyasa ekonomisinin kurumlarini oluturma eilimi çerçevesinde 1992 yilinda özelletirme kapsamina alinan EBK kismen, TSEK ise tamamen 1995 yilinda özelletirilmitir (Yurdakul ve ark, 1999). Önemli bir girdi olan sanayi yemi ihtiyacini belli ölçüde karilamak için hükümet, 1956 yilinda Yem Sanayini (YEMSAN) kurarak yem piyasasina müdahale etmi ve üretimde bulunmaya balamitir. Bu kamu kuruluu, dane yemle dorudan yemlemeye alternatif olmasi için sanayi yemi üretimine önderlik etmeyi ve standart kalitede ürettii yemi uygun bir fiyatla satmayi amaçlamitir. Toplam 26 adet yem fabrikasi ile 1993 yilinda yem piyasasinda üretilen yemin % 17'sini üreten YEMSAN, 1995 yilinda özelletirilmitir (Yurdakul ve ark., 1999). Türkiye ekonomisinde 1980 yilindan itibaren balayan serbest piyasa ekonomisine geçile ilgili düzenlemeler nedeniyle söz konusu kurumlar, üreticileri destekleyici fiyat politikalarini uygulama yerine, karlilik prensibine dayali olarak faaliyetlerini sürdürmeye balamilardir. Buna paralel olarak, ucuz kredi temini yerine piyasa artlarinda kredi temin eden bu kurumlar zarar eden iletmeler haline gelmilerdir. Bu kurumlarin özelletirilmesinden sonra özel sektör, YEMSAN'in ilevini baarili bir ekilde yerine getirirken, EBK ve TSEK'nun ilevini yeterince yerine getirememitir. Halbuki hayvancilik sektöründe, üreticiye fiyat ve pazar garantisini salayan bir kurumsal yapinin oluturulamamasi, hayvanciliin gelimesi önündeki en önemli engel olarak ortaya çikmaktadir. Bunun yaninda çiftçilerin örgütlenememesi, üreticilerin fiyat ve pazar garantisi konusunda daha zayif ve riskli duruma dümelerine neden olmaktadir. Islah Çalimalari Yerli irklarin verim düzeylerinin düük ve seleksiyonla islahinin uzun sürmesi nedeniyle kültür irklari kullanilarak yerli hayvanlarin melezlenmesi ve saf kültür irklarinin yetitrilmesine önem verilmitir. Hayvan irklarinin islah çalimalari, Devlet Üretme Çiftlikleri, Türkiye eker Fabrikalari ve Ziraat leri Genel Müdürlüüne bali kurumlarda balamitir (Ayyildiz, 1975). Bu amaçla, Siyah Alaca, sviçre Esmeri, Simental ve Jersey

40

gibi saf kültür irklari ithal edilerek hem melezlemede hem de saf olarak üretimde kullanilmitir. thal edilen bu hayvanlarin sayisi 1986-96 döneminde 265 bin ba olmutur. (Akbulut ve Yavuz, 1998). Islah çalimalarinda damizlik hayvan ithalati yaninda yapay tohumlama faaliyetleri 1949 yilindan günümüze kadar devam etmitir. Bu çalimalar sonucu 1960'li yillarda toplam siir varliinin yaklaik %1'ini oluturan kültür irki ve melez hayvanlarin orani, 1990'li yillarin sonlarinda bölgeler arasinda farklilik göstermekle beraber ortalama olarak %57'ye yükselmitir (Anon., 1997). Damizlik hayvan ithalati, uzun yillardan beri yapilmasina ramen 1987 yilindan itibaren hiz kazanmitir. Bu yildan itibaren günümüze kadar islah çalimalari için yapilan damizlik düve ithalati desteklenmitir. Bu çerçevede 1990 yilinda gelimekte öncelikli yöreler için düve baina 1 milyon, dier bölgeler için 750 bin TL ödenmi, 1994 ve 1996 yillarinda ithal edilen süt inekleri için deerinin % 25-30'u oraninda destek salanmi ve bazi köy kalkinma kooperatiflerine üyelere damizlik düve ithalatinda ucuz kredi temin edilmitir. Ayrica 1998 yilinda özel sektörün damizlik boa ve gebe düve ithalatina izin verilmitir. Yapay tohumlama faaliyetlerine 1985 yilindan itibaren özel sektör de dahil edilmitir. Ayrica 1996 yilinda siirlar için 400-500 bin TL suni tohumlama ödemesi ve veteriner hizmetlerinin % 25'lik kismi için üreticiye geri ödeme yapilmitir (Yurdakul ve ark., 1999). Islah çalimalariyla ilgili olarak, özellikle hayvan ithalatinda önemli problemler yaanmitir. thalatta yüksek verimli hayvanlarin seçiminde yeterli dikkatin gösterilmemesi ve ithal edilen hayvanlara uygun bakim ve besleme artlari salanamadiindan bu hayvanlarin kisa zamanda elden çikmasi, bu problemlerin bainda gelmektedir. Nitekim yapilan bir çalimada, kültür irki hayvanlarin ithalatinin, hayvan baina et ve süt verimine dorudan etkisi, istatistiksel olarak önemli bulunmamitir (Akbulut ve Yavuz, 1998). Halbuki yapilan dier bir çalimada, hayvan mevcudu içerisindeki kültür ve melez irklarin payinin artirilmasi senaryosunun sonucu, et ve süt üretiminin artmasi eklinde ortaya çikmitir (Yurdakul ve ark., 1999). Hayvan varlii içinde kültür ve melez irklarin oraninin artirilmasina kültür irki hayvan ithalatinin fazla etkili olmadii, bu iki çalimanin sonucu olarak ifade edilebilir. Mevzuat Kurumsallama ve islah çalimalari yaninda, hayvancilii ve hayvansal ürünleri çok yakindan ilgilendiren mevzuat ve deiikliklerini de yapisal politikalar içinde saymak uygun olacaktir. Uzun zamandan beri çikarilmasi beklenen ve mer'alarin kiralanmasi, tahsis amacinin deitirilmesi, sinirlarinin belirlenmesi, aratirma bölümlerinin kurulmasi, yönetim birliklerinin kurulu, çalima usul ve esaslari, yönetim birliklerinin görevleri, yararlanma usul ve esaslari ve airi otlatilmasinin önlenmesi konularini içeren Mer'a Yönetmenlii, Tarim ve Köyileri Bakanlii tarafindan resmi gazetede yayinlanarak yürürlüe girmitir (Anon., 1998). Bitkisel ve hayvansal gida ürünlerinin kalite ve standartlara uygun olarak üretimi, ilenmesi, korunmasi, pazarlanmasi ve deerlendirilmesi konularinda 28 Haziran 1995 tarihinde yayinlanarak yürürlüe giren 560 sayili Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yapilan çeitli düzenlemeler hâlâ yürürlüktedir (Binici, 1999). Ayrica, 9 Haziran 1998 tarihli "Gidalarin Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Yönetmelik", bir yil içinde bütün iletmelerin üretim izni alma ve gida siciline kaydolma zorunluluu getirmektedir.

41

Türkiye'deki her sahada mevzuatla ilgili en önemli problem, yapilan düzenlemelerin iyi bir ekilde uygulanamamasi yani bu hususta kontrol mekanizmasinin iyi çalitirilamamasidir. Mer'a Yönetmenliinin yeni bir mevzuat olmasi nedeniyle uygulama sonuçlari hakkinda bir ey söylemek bu aamada mümkün deildir. Ayrica dier bakanliklar tarafindan çikarilan mevzuat, örnein KDV oranlarinin belirlenmesi, hayvancilik sektörünü etkilemektedir. Bu gibi mevzuatin çikarilmasi sirasinda tarimla ilgili kurumlarin da fikrinin alinmasi gerekmektedir. Yatirim Daha çok 1980 yilindan sonra balayan yatirim tevik uygulamalarindan hayvancilik sektörü, yeterli miktarda yararlanamamitir. Bu tevikler açisindan tarim sektörü içerisinde hayvanciliin payi % 82-99 ile 1990'li yillarda yüksek olmusa da, tarim sektörünün toplam tevikli yatirimlar içindeki payi bu yillarda %1'in altinda kalmitir (Demirta ve Talim, 1999). Tarim Bakanlii tarafindan uygun görülen besi, süt siircilii ve tavukçuluk konularinda projeye dayali yatirimlarin % 25-30'u bir defaya mahsus olmak üzere 7 Haziran 1986 tarihinden itibaren Kaynak Kullanimi ve Destekleme Fonundan karilanmitir. stenen bazi artlari salayan üreticilere, Ziraat Bankasi ve Kaynak Kullanimi Destekleme Fonundan yüksek sübvansiyonu içeren tarimsal yatirim kredileri temin edilmitir (Ati ve Güler, 1995). Tevikli yatirimlarda hayvancilik sektörünün payinin tarim dii sektörlere göre düük olmasi, bu yatirimlarin hayvanciliin gelitirilmesine etkisini azaltmitir. Bunun yaninda yatirimlarin, piyasa artlari dikkate alinarak iyi bir ekilde projelenememesi, iletmelerin yeterli iletme sermayesine sahip olmamasi, bürokratik ilemlerin fazlalii ve kredilerin zamaninda salanamamasi, tevikli yatirimlarin baarili sonuçlar vermesini engellemektedir. ÜRÜN POLTKALARI Destekleme Alimlari Belirlenen bir fiyattan ilgili kurumlarin piyasaya girerek ürün satin almalari destekleme alimi olarak tanimlanmaktadir. Hayvancilik sektöründeki destekleme alimlarinda EBK ve TSEK yegâne kurumlar olarak bilinmektedir. EBK'nun temel amaci, et kombinalarinin bulunduu yerlerde canli hayvan alimlari yapmak olmutur. Bu kurum, canli hayvan alimi yapmayi, fiyatlarda istikrari salamayi, küçük üretici ve besicileri korumayi ve hizmeti saticinin ayaina götürmei amaçlamitir. Hayvan alimlari, mevsim ve piyasa koullari, iç ve di piyasa fiyatlari, yem maliyetleri ve geçmi yillardaki uygulamalar dikkate alinarak % 50'lik fire esasina göre yapilmitir (Ayyildiz, 1992). Canli hayvan destekleme alimlari, 1974-79 yillarinda ve son olarak da 1989 yilinda yapilmitir (Demirta ve Talim, 1999). TSEK'nun temel amaci, süt fabrikalarinin bulunduu yerlerde üreticilerden sütü deer fiyattan satin almaktir. Bu kurum, sütçülük sektöründe özel sektörü tevik etmek için ülke genelinde örnek tesisler kurmayi, satin alinan sütü ileyip pazarlamayi ve kooperatiflemeyi tevik etmeyi amaçlamitir (Kurt, 1977). Destekleme alimlari, bu iki kurumun özelletirildii 1995 yilina kadar devam etmitir. Destekleme alimlari, Amerika Birleik Devletleri ve Avrupa Birliinde uygulanan en önemli hayvancilik politikalaridir. ABD'de destekleme alimlari, dorudan çiftçiden süt alimi yapilarak deil, ilenerek Amerikan peyniri, süt tozu ve tereyai haline getirilen süt

42

ürünlerine uygulanmitir. Belirlenen destek fiyati, bu ürünlerin ilendii süt ileme birimlerine garanti edilmi ve gerektiinde bu fiyatlardan alim yapilmitir (Yavuz, 1994). AB'de ayni ekilde belli kalitede paketlenmi tereyai, yai alinmi süt tozu, ve bazi peynir çeitleri için müdahale fiyati uygulanmaktadir (Ati ve Güler, 1995). Bu sektörün problemlerinin gerçek anlamda çözümü için, Türkiye'de de hayvancilik sektöründe geçmite uygulanan destekleme alimlarinin, ABD ve AB'ndekine benzer politikalar eklinde yapilandirilarak düzenlenmesi zor da olsa gerekli görülmektedir. Prim Ödemeleri Prim ödemeleri, üretilen süt ve canli hayvanlarin belirlenen artlara haiz olan süt ileme ünitelerine ve kesimhanelere satilan ürün birimi baina yapilmaktadir. Bu destekleme biçimi, süt tevik primi adiyla 13 Mayis 1987 tarihinde, et tevik primi olarak da 1 Mayis 1990 tarihinde balamitir (Yurdakul ve Ören, 1995). Üreticilere sütlerini TSEK veya istenen artlara uygun özel süt ileme birimlerine satmalari halinde litre baina ödenen prim, Ocak 1995'de kaldirilmi fakat Aralik 1995'de tekrar yürürlüe konulmutur. Böylece hem süt üretiminin artirilmasi hem de sütün belli artlara sahip ileme ünitelerine yönlendirilerek standart ve kaliteli süt ürünleri üretilmesi amaçlanmitir. Süt tevik primi ilk uygulandiinda 25-30 TL iken, 1989'da 55-70 TL, 1990'da 90-120 TL ve 1994'de 1500-2000 TL'ye yükselmitir (Ati ve Güler, 1995). En son olarak önce 1 Aralik 1995'de 3000 TL'ya daha sonra 8 Temmuz 1998'de 5000 TL'ye çikarilmi olan süt tevik priminin 10000 TL'ye çikarilmasi planlanmaktadir (Binici, 1999). Et tevik priminin üreticiyi desteklemenin yaninda dier bir amaci da karkas verimi ve et kalitesini artirmaktir. Bu politika EBK ve özellikleri kanunla belirlenen özel mezbahanelerde uygulanmitir. Et tevik primi, Mayis 1990 - Ocak 1994 tarihleri arasinda koyun ve siir için kg baina 400 TL, etlik piliçlerde ise kg baina 160 TL olarak uygulanmitir. Aracilar adina da EBK ve özel mezbahanelerde kesim yapilmi fakat prim tutari 100 TL olarak belirlenmitir. Ocak 1994'de tevik primi 4000 TL'ye çikarilmi, bunun yanisira aracilar için kesilen hayvanlara 1000 TL ödeme yapilmi fakat bu uygulamaya Ocak 1995'te son verilmitir (Anon., 994). Et ve süt tevik primi uygulamasi, süreklilik arz etmemesi yaninda kg baina düen priminin reel deeri enflasyondan dolayi hizli bir ekilde dümesi gibi yanliliklara sahiptir. Tevik primi politikasinin sürekli olmamasi, bu politikanin yayginlamasini engellerken, tevik priminin reel deerini çabuk kaybetmesi, tevik etkisini hizli bir ekilde azaltmaktadir. GRD POLTKALARI Yapilan çalimalar, hayvancilikta yem masraflarinin toplam masraflar içinde % 60-70 oraninda bir paya sahip en önemli hayvancilik girdisi olduunu belirtmektedir. Hükümet, Ocak 1985'te üreticiler için yem sübvansiyonu balatmi ve bu çerçevede faturali olarak satin alinan sanayi yemleri için % 20'lik bir iade verilmitir. Bu iade orani 1 mayis 1985'de % 25'e yükseltilmi, 1 Mayis 1988'den 15 Austos 1989'a kadar kg sanayi yemi baina 40 TL ödenmi ve bu tarihte yem sübvansiyonu uygulamasina son verilmitir (Anon., 1994). Özellikle kaba yem üretimini tevik amaciyla 1996 yilinda bir dizi sübvansiyon uygulamasi yapilmitir. Misir, sorgum ve sudan otu silaji için % 30 vergi iadesi ödemesi, kültür hayvani baina en az 10 dekar meranin kullanim dii birakilmasi durumunda tohumlama

43

maliyetinin % 30'u oraninda ödeme yapilmasi, sulu ve fazla yai alan tarim alanlarinda en az 10 dekar alanin yonca üretimine tahsis edilmesi durumunda üretim maliyetinin % 30'unun ödenmesi, yem bitkileri üretiminde kullanilan makinelerin aliminda % 30 destekleme ödemesi ve buday üretimine çok elverili olmayan alanlarda buday üretiminden yonca üretimine geçilmesi durumunda % 50 tesis tevii ve % 50 buday gelir destei balatilmitir (Yurdakul ve ark., 1999). Hayvan saliinda kullanilan ve hayvancilikta önemli bir girdi olan hayvan ilaçlari için destekleme 3 Mayis 1987 tarihinde yürürlüe girmitir. Çiftçilere ilaç bedellerinin fatura tutari üzerinden % 20'lik bir geri ödeme, Destekleme ve Fiyat stikrar Fonu tarafindan yapilmitir. Bu uygulamaya 1992 yilinda son verilmitir (Demirta ve Talim, 1999). Hayvansal yem üretimi ile ilgili politikalara ramen, sanayi yemi üretiminde özel sektörün de piyasaya girmesiyle belli ölçüde gelimeler olurken, kaba yem üretiminde istenen noktaya ulailamamitir. Hayvancilii gelimi ülkelerde yem bitkileri ekim alanlari toplam ekilen alanin % 25-30'unu kapsarken, bu oran Türkiye'de % 3'dür (Yavuz ve ark., 1996, Anon., 1997). Özellikle kaba yem üretimini artirmayi tevik eden politikalar daha dikkatli bir ekilde uygulanmalidir. Böyle bir teviin baarili olmasi, büyük ölçüde hayvancilii karli bir üretim faaliyeti haline getirecek kalici politikalara balidir. KRED POLTKALARI Hayvancilik sektörüne verilen kredilerin en önemli kismini, Ziraat Bankasi ve bu bankanin finansmanini temin ettii Tarim Kredi Kooperatifleri (TKK) ve Tarim Sati Kooperatifleri (TSK) salamitir. Bu kredilerin açili amaçlari, hayvansal gida talebini yeterli bir ekilde üretebilmek için hayvanciliin gelitirilmesi, hayvan varliini islah ederek kültür ve melez irklarin oraninin artirilmasi, erken kuzu ve buzai kesimini önlemek için iletmelere gerekli finansmanin salanmasi ve yeni teknolojilerin temin edilerek modern hayvancilik iletmelerinin kurulmasi olarak siralanabilir (Yurdakul ve Ören, 1995). Ziraat Bankasi 1992 ve 1993 yillarinda tarim kesimine açilan kredilerin srasiyla sadece % 10 ve % 11,4'ü hayvancilik sektörüne verilmitir. Yine 1992 yilinda Tekilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüü, Tarimsal Kalkinma Kooperatifleri vasitasiyla % 57 gibi düük bir faiz orani ile 120 milyar TL kredi kullandirmitir (Yurdakul ve Ören, 1995). Tohum, gübre, yem ve alet makine gibi üretim girdilerine kisa ve orta vadeli kredi veren TKK, 1992 yilinda üyelerine 461,2 bin ton yem ve 9432 damizlik hayvan daitmitir. Ziraat Bankasinin 1994 yilinda 5 milyon TL'na kadar olan üretim kredileri ve 20 milyon TL'na kadar çikan yatirim kredileri için % 34 olan faiz orani, daha geni kapsamli krediler için % 43.5 olmutur (Anon., 1994). Hayvancilik kredi oranlari 1997 yilinda % 59'a yükseltilmi, fakat bu oran 1998 yilinda 5 puan düürülmütür. Hayvancilikla ilgili bir dizi kredi politikasi 1995 yilinda takip edilmitir. Bunlar, damizlik siir alimlari için düük faizli kredi, Dou ve Güneydou Anadolu Bölgelerinde hayvancilii gelitirmek için düük faizli kredi, kasaplik ve damizlik siir alimlari için sübvansiyonlu kredi ve hayvancilii gelitirmek için T.C. Ziraat Bankasi'ndan Tarim ve Köyileri Bakanlii'na aktarilan % 20 faizli bir trilyon kredidir. Ayrica 1996 yilinda yüksek verimli hayvanlarin yetitirilmesi için, altyapi yatirimlari, makine, alet ve iletme giderleri için T.C. Ziraat Bankasindan 3 yil ödemesiz % 20 faizli ve 10 yil vadeli kredi uygulamasi balatilmitir.

44

Tarimsal kredi kullaniminda bilinen en önemli problem, kredilerin amacina uygun olarak kullanilmamasidir. Tarimsal krediler piyasa artlarina göre ucuz olduundan, bu kredilerin tarim dii alanlarda kullanimi için youn çabalar olmaktadir. Ayrica alinan krediler hayvancilik faaliyetinde harcansa bile çou zaman etkin bir ekilde kullanilmamaktadir. TCARET POLTKALARI Hayvancilikla ilgili di ticaret politikalari, ülke içindeki hayvansal üretimi koruyucu en önemli politikalar olarak görülmektedir. Bu politikalarin piyasaya etkisi, ülke içinde uygulanan fiyat ve girdi sübvansiyonlarindan daha fazladir. Ülke içindeki ürün fiyatlariyla ilgili politikalarin uygulanmasi, ancak di ticaret politikalariyla yani ithalatin vergilendirilmesiyle mümkün olmaktadir. Genel ticaret politikalariyla balantili olarak, hayvancilik sektöründe de 1980'lerin baina kadar korumaci olan politikalar gevetilmi ve et ve süt ürünleri bu yillarin bainda di rekabete açilmitir. Ülke içindeki talep düünülmeden 1980 sonrasinda canli hayvan ihracatinin artirilmasina kaçak satilarinda eklenmesi sonucu ortaya çikan yüksek et fiyatlarini önlemek için, 1990 yilindan sonra siir eti ithalatina gidilmitir (Demirta ve Talim, 1999). Özellikle Orta Dou ülkelerine önemli ölçüde canli hayvan ihracati yapan Türkiye, 1987 yilina kadar önemsiz miktarda canli hayvan ithal etmitir. Halbuki 1987 yilindan sonra karkas ve süt verimliliini artirmak için önemli ölçüde damizlik siir ithalati yapilmitir. Damizlik hayvan ithalatindaki di ticaret rejimi, siit eti, süt tozu ve kasaplik hayvanlara göre daha serbesttir. Tarife ve tarife dii önlemler 1995 yilina kadar devam etmi, fakat gerek Gümrük Birlii (GB) Anlamalarina gerekse Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) Kararlarina uygun olarak 1998 yilinda tüm tarife dii önlemler gümrük vergisine dönütürülmütür. Hayvan hastaliklari gerekçesiyle Austos 1996'da geçici olarak durdurulan siir eti ithalati uygulamasi, hâlâ devam etmektedir (Yurdakul ve ark., 1999). Uygulanan ithalat vergileri, et ithalatini yasaklayici düzeydedir. Kasaplik ve damizlik siir ithalati için Tarim Bakanliindan izin almak gerekmektedir. Hayvansal ürünler ihracati 1980 yilindan beri deiik ekillerde desteklenmektedir. hracatçilara 1993 ve 1994 yillarinda uygulanan ihracat sübvansiyonlarini, koyun ve keçide canli airlik üzerinden ton baina 375 dolar, tavuk etinde ton baina 700 dolar, taze oklanmi ve dondurulmu kirmizi et için ton baina 400 dolar ve taze oklanmi ve dondurulmu kültür baliklarinda ton baina 375 dolar olmutur. Bunun yaninda canli keçi ve koyun ihracatinda ihracat vergisi de uygulanmi ve bu vergi 1992-1994 yillarinda hayvan baina 1 dolar olmutur (Yurdakul ve ark, 1999). Tüm bu uygulamalar, özellikle AB'nin yüksek ihracat sübvansiyonundan dolayi hayvansal ürünlerin yurt içine giriini önleyememitir. Ayrica Türkiye'de hayvansal ürünlerin üretim miktar ve kalitesinde istenen seviyeye ulailamamasi, ihracata verilen tevik ve avantaja ramen iracatta meydana gelmesi beklenen artii engellemitir. Nitekim son yillarda hayvansal ürünler ithalatinin toplam tarimsal ürünler ithalati içindeki payi (%24.45), hayvansal ürünleri ihracatinin toplam tarimsal ihracat içindeki payindan (%6.62) daha yüksek olmutur (Orhan,1999). Yapilan bir çalimada, siir eti, canli koyun, süt, buday, arpa ve misir tarife oranlarinin 1999'dan itibaren 1996 tarife düzeyinde 2000 yilina kadar sabit tutulduu, 1999'dan sonra tüm hayvansal ürünlerin, dane yemlerin ve yali tohumlarin tarifelerinde her yil % 10 indirimin yapildii ve Türkiye'nin 2000 yilinda AB'ne üye olmasi gibi Türkiye'nin AB ile ilgili ticaret politikasi senaryolari analiz edilmitir (Yurdakul ve ark., 1999). Ülke içinde hayvansal ürün fiyatlarinin dümesi ve

45

dolayisiyla et ve süt üretiminde azalmanin meydana gelmesi bu üç senaryonun ortak sonucu olarak bulunmutur. Ayrica fiyatlarin dümesi, tüketimi dolayisiyla hayvansal ürünler ithalatini artirici bir etkiye sahip olmaktadir. SONUÇ VE ÖNERLER Sonuç Tarimsal faaliyetin doaya baimlilii, tarimsal piyasalarin istikrarsiz olmasi ve tarimda kullanilan sermayenin dönüüm hizinin yava olmasi nedeniyle tarim sektörü, dier sektörlere göre dezavantajli durumdadir. Bu nedenle, tüm dünyada tarim sektörü dier sektörlere oranla daha fazla desteklenmektedir. Sürekli, istikrarli ve yeterli seviyede bir tarimsal destekleme politikasi, ülkenin ekonomik gelimiliiyle yakindan ilikili olduundan gelimi ülkelerde daha etkin bir ekilde uygulanabilmektedir. Türkiye'de tarim politikalarinin özellikle hayvancilikta istikrarsiz olmasi, süreklilik arz etmemesi ve desteklemelerin bazen yetersiz olmasi, bu politikalarin etkinliini azaltmaktadir. Hayvancilik sektörünün ürettii ürünler piyasasindaki istikrarsizlik, iletmelerin ekonomik büyüklükte olmamasi, hayvan baina verimliliin çok düük olmasi, çiftçilerin örgütlenememesi, yem bitkileri üretimindeki baarisizliklar, bakim ve besleme artlarinin iyi olmamasi, üreticilerin teknik bilgi düzeylerinin ve ticari iletmelerin gelimesi için gerekli sermaye birikiminin yetersizlii ve hayvan salii hizmetlerinin istenen seviyede olmamasi bu sektörün önde gelen problemleri olarak öngörülebilir. Bu problemlerin çözümüne yönelik olarak uygulanan politikalar, yapisal, ürün, girdi, kredi ve ticaret politikalari baliklari altinda ele alinmitir. Yapisal politikalar balii altinda kurumsallama, islah çalimalari, mevzuat ve yatirim politikalari incelenmitir. Hayvancilik politikalari, EBK, TSEK ve YEMSAN vasitasiyla kurumsallami ve bu sektörün modernletirilmesi, üreticilerin tekilatlanmasi ve ürün piyasasinin düzenlenmesinde et ve süt alimlari, ucuz kredi temini ve prim ödemeleri vasitasiyla yönlendirici olmulardir. Üreticileri destekleyici politikalar yerine, karlilik prensibine dayali olarak faaliyetlerini sürdürmeye balayan ve piyasa artlarinda kredi temin eden bu kurumlar, zarar eden iletmeler haline gelmi ve 1995 yilinda tamamen veya kismen özelletirilmitir. Islah çalimalari, saf kültür irklarinin hem melezlemede kullanimi hem de saf olarak üretimi yaninda yapay tohumlama faaliyetleri eklinde yapilmitir. Bu amaçla, uzun yillardan beri devam eden ve 1987 yilindan itibaren hiz kazanan damizlik düve ithalati, ayni zamanda desteklenmitir. Bu çalimalar sonucu son 40 yilda toplam siir varlii içindeki kültür irki ve melez hayvanlarin orani, yaklaik % 1'den % 57'ye yükselmitir. Ayrica 1998 yilinda çikarilan Mer'a Yönetmenlii ve 1995 ve daha sonra 1998 yilinda çikarilan gidalarin üretimi, ilenmesi, denetlenmesi ve tüketimi ile ilgili kanun hükmündeki kararnameler ve yönetmenlikler, mevzuatla ilgili yapisal politikalar olarak kabul edilebilir. Son olarak, iletme büyüklüklerini etkileyecek olan yatirim tevik primi ile ilgili 1980'den sonra uygulanan politikalari da yapisal politikalar içerisinde saymak gerekmektedir. Ürün politikalarinin bainda, belirlenen fiyattan ilgili kurumlarin piyasaya girerek destekleme alimi yapmalari gelmektedir. Hayvancilik sektöründeki destekleme alimlarinda yegane kurumlardan biri olarak bilinen EBK'nun temel amaci, canli hayvan alimi yapmak, fiyatlarda istikrari salamak, küçük üretici ve besicileri korumak ve hizmeti saticinin ayaina götürmek iken, dier kurum olan TSEK'nun temel amaci, sütçülük sektöründe özel

46

sektörü tevik etmek için ülke genelinde örnek tesisler kurmak, satin alinan sütü ileyip pazarlamak ve kooperatiflemeyi tevik etmek olmutur. Prim ödemeleri, 1987 yilinda sütte litre baina, 1990 yilinda ette kg baina tevik primi olarak balamitir. Tevik priminin temel amaci, sadece üretimi artirmak deil ayni zamanda ürün kalitesini yükseltmek olmutur. Et tevik primine 1995'te son verilmi olmasina ramen süt tevik primi hala devam etmektedir. Hayvancilikta yem masraflarinin payinin % 60-70 olmasi, bu girdinin en önemli hayvancilik girdisi olduunu göstermektedir. Üreticiler için yem sübvansiyonu 1985 yilinda balami, bu çerçevede faturali olarak satin alinan sanayi yemleri için % 20'lik, daha sonra kg baina 40 TL bir iade verilmi ve 1989 yilinda bu sübvansiyona son verilmitir. Özellikle kaba yem üretimini tevik ederek yem bitkileri ekim alanlarini artirmak amaciyla 1996 yilinda bir dizi sübvansiyon uygulamasi yapilmitir. Hayvancilikta önemli bir girdi olan hayvan ilaçlarina da 1987-92 yillarinda sübvansiyon uygulanmi ve çiftçilere ilaç bedellerinin fatura tutari üzerinde % 20'lik bir geri ödeme yapilmitir. Ziraat Bankasi ve bu bankanin finansmanini temin ettii TKK ve TSK, çeiti amaçlarla tarim sektörüne piyasa artlarindan daha ucuz olarak krediler salamilardir. Damizlik siir alimlari için ucuz kredi, Dou ve Güneydou Anadolu Bölgelerinde hayvancilii gelitirmek için düük faizli kredi, kasaplik ve damizlik siir alimlari için sübvansiyonlu kredi ve hayvancilii gelitirmek için Ziraat Bankasindan Tarim ve Köyileri Bakanliina 2 yilliina aktarilan % 20 faizli bir tirilyon kredi gibi hayvancilik kredi politikalari, 1995 yilinda balatilmitir. Ülke içinde uygulanan fiyat ve girdi sübvansiyonlarindan daha etkili olduu bilinen hayvancilik di ticaret politikalari, ülke içindeki ürün fiyatlariyla ilgili politikalarin uygulanabilmesini salayan ve hayvansal üretimi koruyucu en önemli politikalar olarak görülmektedir. Genel ticaret politikalariyla balantili olarak, hayvancilik sektöründe de 1980'lerin baina kadar korumaci olan politikalar gevetilmitir. Tarife ve tarife dii önlemler 1995 yilina kadar devam etmi, fakat gerek GB anlamalarina gerekse DTÖ'nün kararlarina uygun olarak 1998 yilinda tüm tarife dii önlemler gümrük vergisine dönütürülmütür. Hayvansal ürünler ihracati 1980 yilindan beri deiik ekillerde desteklenmi ve ihracatçilara 1993 ve 1994 yillarinda çeitli etler ve canli hayvanlar için ihracat tevii uygulanmitir. Öneriler 1. Ülke tariminin dolayisiyla hayvanciliinin kalkinmasi o ülkenin ekonomik gelimilii ile çok yakindan ilgilidir. Gelimi ülkelere bakildiinda, hayvanciliin bu ülkelerin tümünde gelitiini görmekteyiz. O halde Türkiye'deki hayvanciliin gelimesi, ülkedeki genel ekonomik gelimeye önemli ölçüde balidir. Bu gelimeyi salamak için gelimi ülkelerdeki ekonomik, sosyal ve siyasi kurumlari ayni ekilde Türkiye'de de oluturmak gerekmektedir. 2. Hayvancilik problemlerinin çözümü, iletmelerin ekonomik birimler haline gelmesi, piyasa istikrarinin salanmasi ve verimliliin artirilmasi gibi yapisal deiiklikleri gerektirmektedir. Bugüne kadar hayvancilik sektöründe deiik biçim, süre ve miktarlarda çeitli desteklemeler yapilmitir. Fakat yapisal sorunlar çözülmeden uygulanan kisa vadeli desteklemeler, sektörün hedeflenen düzeye gelmesinde yeterli ve etkili olamamaktadir.

47

Yapilmasi gereken ey, sektörle ilgili hedefin açik bir ekilde belirlenerek yapisal airlikli kisa, orta ve uzun vadeli politikalarin uygulamaya konulmasidir. En önemli yapisal sorunlardan biri olan iletme büyüklüü nedeniyle ortaya çikan problemlerin çözümünün en etkin yolu, üretici birliklerinin yayginlatirilmasidir. AB ve ABD gibi gelimi ülkelerde hayvancilik sektörünün gelimi olmasinin arkasinda üretici örgütleri vardir. Türkiye'de bu örgütlerin olumasinda devlet tevik edici bir rol almalidir. Ayrica tavukculuk sektöründe görülen dikey birleme eklindeki yapisal oluumlarin, besi ve süt hayvanciliinda da yayginlamasi tevik edilmelidir. 3. Tarim sektöründe uygulanan politikalar dikkate alindiinda, hayvancilik sektörünün bitkisel üretim sektörüne göre daha az pay aldii bilinmektedir. Buna ilave olarak hayvansal üretim politiklarinin sürekli ve yeterli seviyede olmamasi, bu politikalarin etkinliini azaltmaktadir. Bu nedenle, tarimsal üretim deeri içerisinde hayvansal üretim deerinin payi, son 40 yilda önemli ölçüde dümü ve bu düü hayvancilik bölgesi olarak bilinen Dou Anadolu Bölgesinde daha fazla olmutur. Hayvancilik sektöründeki politikalari iyiletirme çabalariyla, bu dengesizliin azaltilmasi gerekmektedir. 4. Verimlilii artirici islah çalimalariyla ilgili olarak, ithalatta yüksek verimli hayvanlarin seçiminde yeterli dikkatin gösterilmemesi ve ithal edilen hayvanlara uygun bakim ve besleme artlari salanamadiindan bu hayvanlarin kisa zamanda elden çikmasi gibi önemli problemler, hayvan ithalatinda yaanmitir. Hayvan varlii içinde kültür ve melez irklarin oraninin artirilmasina kültür irki hayvan ithalatinin fazla etkili olmadii, yapilan çalimalardan anlailmaktadir. Bu nedenle verimlilii artirici politikalarda geçmite yapilan yanliliklardan ders alinmali ve damizlik hayvan ithalatindan ziyade, ülke içinde damizlik üretimine önem verilmelidir. 5. ABD ve AB'nde uygulanan en önemli hayvancilik politikasi olan destekleme alimlari, örnein ABD'de dorudan çiftçiden süt alimi yapilarak deil, ilenerek Amerikan peyniri, süt tozu ve tereyai haline getirilen süt ürünleri alinarak uygulanmitir. Belirlenen destek fiyati, bu ürünlerin ilendii süt ileme birimlerine garanti edilmi ve gerektiinde bu fiyatlardan alim yapilmitir. AB'de de ayni ekilde belli kalitede paketlenmi tereyai, yai alinmi süt tozu ve bazi peynir çeitleri için müdahale fiyati uygulanmaktadir. Hayvancilik sektörünün kalkinmasi için, önceki yillarda Türkiye'de uygulanmi olan destekleme alimlarinin ABD ve AB'ndekine benzer politikalar eklinde yapilandirilmasi zor olmasina ramen, gerekli görülmektedir. 6. Et ve süt tevik primi uygulamasinin süreklilik arz etmemesi yaninda, kg baina düen tevik priminin reel deeri enflasyondan dolayi çok hizli bir ekilde dümesi, bu desteklemenin en önemli sorunlaridir. Tevik primi politikasinin sürekli uygulanmamasi, bu politikanin yayginlamasini engellerken, tevik priminin reel deerini çabuk kaybetmesi, tevik etkisini hizli bir ekilde azaltmaktadir. Bu nedenle tevik priminin yayginlamasi ve etkin olabilmesi için bu uygulamayi sürekli hale getirmek ve reel deerini korumak gerekmektedir. 7. Hayvansal yem üretimi ile ilgili politikalara ramen, sanayi yemi üretiminde özel sektörün de piyasaya girmesiyle belli ölçüde gelimeler olurken, kaba yem üretiminde istenen noktaya ulailamamitir. Hayvancilii gelimi ülkelerde yem bitkileri ekim alanlari toplam ekilen alanin % 25-30'unu kapsarken, bu oran Türkiye'de % 3'dür. Özellikle kaba

48

yem üretimini artirmayi tevik eden politikalar daha dikkatli bir ekilde uygulanmalidir. Böyle bir teviin baarili olmasi, büyük ölçüde hayvancilii karli bir üretim faaliyeti haline getirecek kalici politikalara balidir. 8. Tarimsal kredi politikalarinin uygulanmasinda bilinen en önemli problem, kredilerin amacina uygun olarak kullanilmamasidir. Tarimsal krediler piyasa artlarina göre ucuz olduundan, bu kredilerin tarim dii alanlarda kullanimi için youn çabalar olmaktadir. Ayrica alinan kredilerden, hayvancilikta kullanilsa bile çou zaman yapisal bozukluklardan dolayi etkin bir ekilde faydalanilamamaktadir. Tüm bu nedenlerden dolayi tarimsal kredilerin verilmesinde ve kullaniminda etkin bir kontrol mekanizmasinin kurulmasi gerekmektedir. 9. Özellikle Avrupa Birliinin yüksek ihracat sübvansiyonundan dolayi hayvansal ürünlerin yurt içine giriini, uygulanan ticaret politikalari önleyememitir. Bunun sonucu olarak, son yillarda hayvansal ürünler ithalatinin tarimsal ürünler ithalati içindeki payi, hayvansal ürünler ihracatinin tarimsal ihracat içindeki payindan daha yüksek olmutur. Nitekim yapilan bir çalima, AB ile ilikiler dolayisiyla ticaretin libarelletirilmesinin, ülke içinde hayvansal ürün fiyatlarinin dümesi ve dolayisiyla et ve süt üretiminde azalmaya ve ayrica tüketimin dolayisiyla hayvansal ürünler ithalatinin artmasina neden olduunu tespit etmitir. Bu nedenle uluslararasi rekabete kari güçlü bir yapiya sahip hayvancilik sektörünün oluturulmasi, bu sektörle ilgili politikalarin öncelii olmalidir.

KAYNAKLAR 1. Akbulut, Ömer, Fahri Yavuz, Türkiye Siircilik Sektöründe Islah Çalimalari ve Destekleme Politikalarinin Etkileri Üzerine Bir Çalima, II. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi, 22-35 Eylül 1998, Bursa. 2. Anon., 1994, Ülke Tarim Politikalari ve Ticareti: Ülke Raporu Türkiye, Tarim ve Köyileri Bakanlii, Ankara. 3. Anon., 1995, Yedinci Be Yillik Kalkinma Plani (1996-2000), 25 Temmuz 1995 Tarih ve 22554 Sayili Resmi Gazete, DPT, Ankara. 4. Anon., 1997, Tarimsal Yapi: Üretim, Fiyat, Deer, DE, Ankara. 5. Anon., 1998, Mer'a Yönetmenlii, 31 Temmuz 1998 Tarih ve 23419 Sayili Resmi Gazete, Ankara. 6. Ati, Ela, Sevtap Güler, Türkiye ve AB'de Süt ve Ürünlerinde Uygulanan Koruma Politikalarinin Genel Olarak ncelenmesi, Türkiye Hayvanciliinin Yapisal ve Ekonomik Sorunlari Sempozyumu, 27-29 Eylül 1995, zmir. 7. Ayyildiz, Tayyar, Dou Anadolu'da Hayvancilik ve Sorunlari, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayinlari No: 123, 1975, Erzurum. 8. Ayyildiz, Tayyar, Tarim Politikasi: Genel Politikalar ve Türkiye'deki Durum, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayinlari No: 286, 1992, Erzurum. 9. Binici, Günnur, Süt ve Süt Ürünleri Sanayii, zmir Ticaret Odasi Yayini No: 65, 1999, zmir

49

10. Demirta, Nevin, Metin Talim, Türkiye'de Et ve Et Ürünlei Sanayiinde Gelimeler: AB ile Uyumda Ortaya Çikabilecek Sorunlar, zmir Ticaret Odasi Yayini No: 64, 1999, zmir. 11. Kurt, Ahmet, Süt Teknolojisine Giri, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayinlari No: 230, 1977, Erzurum. 12. Orhan, Osman Z., Türkiye'de Tarimsal Destekleme ve Taban Fiyatlari Politikasi, stanbul Ticaret Odasi Yayin No: 1999-62, 1999, stanbul. 13. Yavuz, Fahri, Avni Birinci, Kenan Peker, Dou Anadolu Tariminin Ekonomik Yapisindaki Deiim, Sorunlar ve Çözüm Önerileri, Dou Anadolu Tarim Kongresi, 14-18 Eylül 1998, Erzurum. 14. Yavuz, Fahri, An Analysis of Regional Structural Change in the U.S. Dairy Industry, Doktora Tezi, The Ohio State University, 1994, U.S.A. 15. Yavuz, Fahri, Cahit Karagölge, Kenan Peker, Kuzedou Anadolu Bölgesinde Tarla Bitkilerine Alternatif Yem Bitkileri Üretiminin Ekonomik Analizi, Türkiye III. Çayir-Mer'a ve Yem Bitkileri Kongresi, 1-19 Haziran 1996, Erzurum. 16. Yurdakul, Ouz, Darnell Smith, Ali Koç, Frank Fuller, Haydar engül, inasi Akdemir, Necat Ören, afak Aksoy, Fahri Yavuz, Gamze Saner, Özde Akbay, smet Yalçin, Türkiye'de Hayvansal Ürünler Arzi ve Yem Talebi: Mevcut Durumun Deerlendirilmesi, ve Alternatif Politika Senaryolari, Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü, 1999, Ankara. 17. Yurdakul, Ouz, M. Necat Ören, Türkiye Hayvanciliina Uygulanan Ekonomi Politikalari, Türkiye Hayvanciliinin Yapisal ve Ekonomik Sorunlari Sempozyumu, 27-29 Eylül 1995, zmir.

50

TÜRKYE'DE HAYVANSAL ÜRÜNLER TÜKETM VE TALEP PROJEKSYONU Ali KOÇ Ahmet BAYANER Sibel TAN Yakup Erdal ERTÜRK Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü 1. GR Türkiye'de kii baina hayvansal ürünler tüketiminde ulailan seviye gelimi bati ülkelerinin ulatii seviyenin çok altindadir. Ülkemizde kii baina tüketilen günlük kalorinin büyük bir miktari (% 85) bitkisel kaloridir. Nitekim, Türkiye'de kii baina tahil tüketimi talya'da kii baina tahil tüketiminin yaklaik iki kati iken, hayvansal ürün tüketimi (et, süt ve yumurta) talya'da kii baina tüketilen miktarin yaklaik yarisi kadardir. Her iki ülkede ise meyve ve sebze tüketimi birbirine çok yakindir (McClatchy, 1997). Bu karilatirma, Türkiye'de kii baina reel gelir arttii zaman, Türkiye'nin gelecekteki beslenme kalibi ve gida talep eiliminin ne yönde olacaini göstermektedir. Çizelge 1'de Türkiye ve dier bazi ülkelerde kii baina et tüketimleri verilmitir. Çizelge 1'de verilen tüketim deerleri kii baina ortalama deerlerdir. Türkiye'de fakirlik siniri altinda yaayan veya gelir yetersizliinden dolayi hiç et tüketemeyen hanelerin orani da oldukça fazladir. Koç ve Ouz (1997) ve Koç ve ark., (1997) yaptiklari et tüketim çalimalarinda Konya ve Adana'da hiç et tüketmeyen hanelerin yüksek oranlarda olduunu belirlemilerdir. Yapilan bu çalimalarda Konya'da siir, koyun ve tavuk eti tüketmeyen hane orani sirasiyla %10, %44 ve %11 olarak belirlenmitir. Adana'da ise siir, koyun ve tavuk eti tüketmeyen hane orani sirasiyla % 45, % 8 ve % 8 olarak bulunmutur. Yapilan aratirmalar et mamüllerini tüketmeyen hane oraninin çok daha yüksek olduunu ortaya koymutur. Et tüketmeyenlerin büyük oranda düük gelir gruplarinda yer almasi, gelir yetersizliinin et tüketimi üzerinde çok önemli faktör olduunu göstermektedir. Konya ve Adana'da yapilan et tüketim çalimalarinda en yüksek % 20'lik gelir grubundaki hane baina et tüketim miktarinin en düük % 20'lik gelir grubundaki et tüketim miktarinda yaklaik üç kat daha yüksek olduu hesaplanmitir. DE "1994 Hanehalki Gelir ve Tüketim Anketi" sonuçlari da gelir gruplari arasinda önemli tüketim farkliliklari olduunu ve et tüketiminin gelir düzeyi ile birlikte artacaini göstermektedir. Bu bulgular kii baina reel gelir ayni kalsa bile gelir dailimindaki iyilemenin et talebini önemli miktarda artiracaina da iaret etmektedir. Türkiye 1980'li yillarin balarindan itibaren broiler üretiminde önemli artilar salami ve et talebi broiler fiyatlarindaki reel azalma ve kirmizi et fiyatlarindaki reel yükselme ile dengelenmeye çalimitir. Nitekim kii baina tavuk eti tüketimi 1979-1981 döneminde yillik ortalama 1.7 kg iken 1996-1998 döneminde yillik ortalama 9 kg'a yükselmitir. Karilatirilan iki dönem arasinda kii baina yillik tavuk eti tüketimi 5.3 kati kadar yükselirken, tavuk eti reel fiyatlarindaki azalma %32 olarak gerçeklemitir. Temel alinan dönemde, tavuk etine rakip olan siir ve koyun eti reel fiyatlarinda ise sirasiyla %13 ve %11'lik arti olmutur. Türkiye'de kirmizi et tüketimi 1979-1981 döneminde yillik ortalama 12.4 kg iken ( 6.6 kg siir ve 5.8 kg koyun) 1996-1998 döneminde yillik ortalama 11.9 kg'a gerilemitir (7.9 kg siir ve 4 kg koyun). Ayni dönemde yumurta tüketiminde 2 kat ( yaklaik 5 kg'dan 10 kg'a) arti ve yumurta reel fiyatlarinda %31'lik bir düü olmutur. Süt tüketiminde ise çok küçük bir arti ve süt reel fiyatlarinda %27'lik bir arti

51

olmutur. Verilen bu rakamlar kii baina gelir artiinin süt talebi üzerine etkisini süt reel fiyatlarindaki artiin engellemi olduunu göstermektedir. Yukarida özet olarak verilen bilgiler Türkiye'de hayvasal ürünlerin talebinin özellikle gelir artii ve reel fiyatlarda salanacak azalma ile birlikte hizli bir arti göstereceini göstermektedir. Türkiye'nin makro ekonomik göstergeleri için yerli ve uluslararasi kurulular tarafindan yapilan projeksiyonlar kii baina reel gelirin son on yillik trend büyümesi seviyesinde artmaya devam edeceini göstermektedir. Son yillarda gelir dailiminda iyileme yapilmasi için toplumsal bir görü birlii olumaya balamitir. Çünkü gelir dailimindaki bozukluun sosyal sorunlarin önemli nedenlerinden biri olduunu gerçei kabul edilmitir. Kii baina reel gelir artii, gelir dailimindaki iyileme beklentisi, kirmizi et için uygulanan ithalat yasainin kaldirilmasi ve yürürlükte olan tarife düzeyinin düürülmesi yurt içi et talebini önemli miktarda artirabilecek önemli deikenler olarak gözükmektedir. Bu çalimanin amaci, Türkiye'de hayvansal ürün tüketimi ile ilgili detayli bilgiler sunmak, hayvansal ürünler talep yapisini ortaya koymak ve hayvansal ürünlerin gelecek on yillik talep projeksiyonlarini vermektir. Çalimanin ikinci bölümünde hayvansal ürünlerin tüketim miktarlari incelenmitir. Üçüncü bölümde ise hayvansal ürün projeksiyonlari için kullanilan yöntem, kullanilan gelir ve fiyat-talep esneklikleri, nüfus ve gelir artii ile ilgili kabuller verilmitir. Dördüncü bölümde gelecek on yillik dönem için hayvansal ürünlerin tüketim projesiyonlar sunulmutur. Son bölümde ise çalimadan elde edilen önemli bulgular ve öneriler verilmitir. 1. Türkiye Hanehalki Hayvansal Ürün Tüketimi Çizelge 3'de verilen deerler kii baina reel gelir artiinda hayvansal ürün tüketiminin de yükseleceini göstermektedir. Kentsel ve kirsal kesimdeki tüketim farklari, dier talep kaydiricilar sabit iken kent nüfusundaki artiin hayvansal ürünlerden siir ve tavuk etinin pazar talep erisini saa kaydiracaini, buna karin koyun eti, süt, peynir, tereyai, yourt ve yumurtanin pazar talep erisini sola kaydiracaini göstermektedir. Ancak kentsel kesimde hayvansal ürünlerin dolayli tüketimlerinin (örnein: pasta tüketimi yoluyla tüketilen yumurta) kirsal kesimden yüksek olmasi kentsel nüfus artiindan dolayi bazi hayvansal ürünlerin pazar talep erisinin sola kaymasini engelleyecek bir faktördür. Çizelge 3'den görüldüü gibi hem kirsal ve hemde kentsel kesimde düük gelir gruplarinda toplam harcamalar içinde gida harcamalari çok önemli bir paya sahiptir. Bu durum, Türkiye'de gida fiyatlarini etkileyecek tarim ve ekonomi politikalarinin toplumun büyük bir kesimini çok yakindan ilgilendireceini göstermektedir. Aaida Çizelge 4'den Çizelge 8'e kadar, seçilmi il merkezlerinde, gelir gruplarina göre hanehalki düzeyinde kii baina yillik hayvansal ürün tüketimleri verilmitir. Çizelgelerde 19 seçilmi il merkezinde ve be gelir grubunda verilen tüketim rakamlari incelendiinde genel olarak yüksek gelir gruplarinda kii baina hayvansal ürünlerin tüketimi düük gelir gruplarina göre oldukça daha yüksek olduu görülmektedir. Bu durum büyük olasilikla kent merkezlerinde (özellikle metropol kentlerde) gelir gruplari arasinda gelir dailimi farkinin çok daha yüksek olmasindan ve ayrica kent merkezlerinde zorunlu harcamalarin (ulaim vb) çok daha fazla olmasindan kaynaklanmaktadir. Gelir gruplari arasinda tüketim farklarinin çok yüksek olmasi gelir dailimini iyiletirici politikalarin hayvansal ürün

52

talebini artiracaini göstermektedir. Seçilmi iller düzeyinde hayvansal ürün tüketim rakamlari incelendiinde, tüketimin sadece gelir gruplarinda deil bir ilden dierine de önemli farkliliklar gösterdii görülmektedir. Bu durum özellikle siir ve koyun eti tüketiminde çok açik görülmektedir. Bu örnek tüketim üzerinde kültürel faktörlerin ve alikanliklarin etkisini açikça ortaya koymaktadir. Çizelge 9 ve 10'da kirsal, kentsel, seçilmi il merkezleri ve Türkiye ortalamasi olarak nüfus, nüfusun ya dailimi ve hane genilikleri verilmitir. Çizelge 10'dan görüldüü gibi seçilmi il merkezleri, kirsal kesim, kentsel kesim ve Türkiye ortalamasi olarak düük gelir gruplarindan yüksek gelir gruplarina geçildiinde, gelir gruplarinda hane genilii de artmaktadir. Kirsal kesimde, her gelir grubunda ve ortalama olarak, hane genilii kentsel kesimden daha yüksektir.

53

Çizelge 1. Türkiye ve Dier Bazi Ülkelerde Kii Baina Yillik Et Tüketimi 1996 1997 1998 Türkiye (Kg, Karkas ) Siir 8.7 7.6 7.5 Koyun 4.1 3.9 4.0 Tavuk 8.8 9.1 9.2 Toplam 21.6 19.8 20.7 Arjantin Beef 60.1 60.1 57.2 Avusturalya Siir 36.6 39.6 39.1 Tavuk 26.6 27.2 27.4 Koyun 16.2 17.9 18.2 Toplam 97.5 102.7 103.1 Brezilya Siir 28.2 36.4 35.1 Tavuk 21.4 22.9 23.9 Toplam 68.3 68.2 Avrupa Birlii Siir 17.6 19.0 19.2 Tavuk 20.0 13.8 14.1 Koyun 3.6 3.6 Toplam 77.7 77.6 78.9 Japonya Siir 11.4 7.9 7.9 Tavuk 14.2 10.9 11.0 Toplam 42.4 30.3 30.7 Güney Kore Siir 9.5 10.4 10.9 Tavuk 10.1 11.3 11.8 Toplam 38.6 40.8 42.0 Yeni Zelanda Siir 33.0 33.5 Tavuk 26.0 26.6 Koyun 26.8 29.0 Toplam 103.9 105.4 ABD Siir 44.8 43.3 43.3 Tavuk 36.9 37.9 39.9 Toplam 110.4 109.7 113.5 Kaynak: FAPRI 1998 World Agricultural Outlook, Iowa State University and University of Missouri-Columbia, Staff Report 2-98, January 1998. Not: Türkiye verileri TKB'dan alinmitir.

54

Çizelge 2. Türkiye ve Seçilmi Ülkelerde Kii Baina Yillik Süt ve Ürünleri Tüketimi (Kg) 1996 1997 1998 Türkiye Toplam Süt 103.5 98.3 96.8 Edeeri Arjantin Sivi Süt 61.1 61.4 Tereyai 1.3 1.3 Peynir 10.8 10.8 Yasiz Süt 0.5 0.5 Süt Tozu 2.9 3.0 Avusturalya Sivi Süt 106.8 108.4 Tereyai 3.3 3.2 Peynir 10.2 10.3 Yasiz Süt 2.5 2.2 Süt Tozu 1.2 1.2 Avrupa Birlii Sivi Süt 95.3 95.0 Tereyai 4.6 4.5 Peynir 14.9 15.2 Yasiz Süt 2.4 2.4 Süt Tozu 1.1 1.1 Japonya Sivi Süt 40.9 40.9 Tereyai 0.7 0.7 Peynir 1.6 1.7 Yasiz Süt 2.2 2.2 Rusya Sivi Süt 94.7 94.4 Tereyai 3.5 3.5 Peynir 2.3 2.6 Yasiz Süt 1.3 1.3 ABD Toplam Sivi 95.3 95.3 Süt a)Tam Yali 33.6 32.7 b)Yai 61.7 62.6 Azaltilmi Tereyai 1.9 1.9 Peynir 12.8 13.0 Yasiz Süt 1.5 1.5

Kaynak: FAPRI 1998 World Agricultural Outlook, Iowa State University and University of Missouri-Columbia, Staff Report 2-98, January 1998. Not: Türkiye verileri TKB'dan alinmitir.

55

Çizelge 3. Gelir Gruplarinda Hanehalki Hayvansal Ürün Tüketimi Gelir Gruplari 1.%20 2.%20 3.%20 4.%20 5.%20 Ort. Kent (Kii Baina Kg/Yil) Siir Eti 2,75 4,20 5,28 7,07 10,18 5,90 Koyun Eti 3,05 3,97 3,93 3,96 4,98 3,98 Tavuk 2,06 2,88 3,81 4,65 5,77 3,84 Sakatat 0,43 0,56 0,50 0,72 0,84 0,61 Mamül 0,16 0,30 0,39 0,62 1,02 0,50 Balik 2,00 2,45 2,77 3,16 3,85 2,84 Süt 19,13 21,72 27,94 30,90 33,56 26,65 Yourt 10,92 12,29 11,32 11,84 11,90 11,65 Peynir 5,11 8,40 7,20 7,96 9,69 7,67 Tereyai 0,51 0,78 0,82 1,24 1,33 0,94 Yumurta 5,03 4,95 5,33 5,39 6,11 5,36 Dier Süt Ürünleri 0,40 0,23 0,06 0,82 0,75 0,45 Harcama Payi (%) 45,42 40,68 36,13 31,82 21,89 30,70 (1) Harcama Payi (%) 24,91 27,45 28,36 30,57 32,91 29,62 (2) Kir Siir Eti 2,57 2,24 3,39 4,52 5,98 3,74 Koyun Eti 4,17 3,61 3,65 4,65 6,06 4,43 Tavuk 1,17 1,26 1,74 2,47 3,10 1,95 Sakatat 0,15 0,21 0,29 0,30 0,41 0,27 Mamül 0,13 0,21 0,292 0,45 0,54 0,33 Balik 1,51 1,80 2,40 2,23 2,62 2,11 Süt 25,36 27,83 33,55 29,72 32,41 29,78 Yourt 18,67 20,59 21,76 20,90 21,72 20,73 Peynir 7,63 7,63 8,24 8,76 9,55 8,36 Tereyai 1,84 2,09 2,63 2,23 2,29 2,22 Yumurta 6,01 6,87 7,82 8,08 7,41 7,24 Dier Süt Ürünleri 0,24 0,38 0,11 1,32 3,06 1,02 Harcama Payi (%) 56,25 52,43 51,31 46,60 35,79 45,28 (1) Harcama Payi (%) 25,11 24,99 26,60 28,36 29,29 27,32 (2) Türkiye Siir Eti 2,37 3,11 4,52 5,57 8,87 4,89 Koyun Eti 3,60 3,63 3,92 4,38 5,48 4,20 Tavuk 1,45 2,05 2,75 3,68 4,84 2,95 Sakatat 0,26 0,35 0,46 0,48 0,71 0,45 Mamül 0,14 0,24 0,39 0,49 0,84 0,42 Balik 1,69 2,17 2,53 2,74 3,40 2,50 Süt 22,52 25,84 28,76 30,23 33,57 28,18

56

Yourt 15,63 16,66 16,47 15,84 15,15 15,95 Peynir 6,36 7,89 7,51 8,39 9,54 7,94 Tereyai 1,33 1,54 1,59 1,59 1,68 1,54 Yumurta 5,26 5,76 6,33 7,24 7,16 6,35 Dier Süt Ürünleri 0,32 0,55 0,10 1,58 1,38 0,78 Harcama Payi (%) 50,84 47,08 42,39 36,69 25,52 35,62 (1) Harcama Payi (%) 24,85 26,08 27,78 29,17 31,86 28,64 (2) Not: Harcama Payi (1) toplam harcama içerisinde gida harcamalarinin payini ve Harcama Payi (2) gida harcamasi içerisinde hayvansal ürünler harcamasini göstermektedir.

57

Çizelge 4. Seçilmi ller ve Gelir Gruplarinda Et Tüketimi (Kii Baina Kg / Yil)

Seçilmi ller Bursa Kocaeli stanbul Denizli zmir Adana Antalya çel Ankara Eskiehir Kayseri Konya Samsun Erzurum Malatya Diyarbakir G.Antep Trabzon Zonguldak Ortalama Gelir Gruplari 1. %20 Siir Koyun 3,22 1,44 4,61 0,86 5,79 0,91 1,43 4,51 3,53 1,49 0,47 4,19 1,70 3,37 0,70 4,16 6,62 0,67 4,45 3,41 4,99 0,76 6,50 3,12 4,47 0,54 7,87 0,49 2,52 3,54 0,23 5,27 0,04 5,17 5,49 0,68 6,11 0,14 4,57 1,71 Tavuk 2,44 2,37 3,12 2,03 3,77 2,54 2,67 2,28 3,25 2,53 1,17 1,18 1,59 1,39 0,95 2,54 0,63 0,97 3,20 2,77 Siir 4,60 6,83 6,37 1,44 5,19 0,20 2,95 0,73 5,15 4,50 4,35 6,03 5,55 11,06 2,92 0,42 0,05 7,93 9,39 4,94 2.%20 Koyun 3,11 0,51 1,72 4,53 2,90 7,22 6,76 5,07 1,44 3,39 1,33 2,76 1,07 0,71 4,11 6,72 8,07 1,32 0,00 2,78 Tavuk 2,12 3,01 4,40 2,65 4,06 3,71 3,15 2,30 4,60 2,53 1,96 1,17 2,47 2,15 1,05 3,57 1,24 0,94 3,07 3,65 Siir 4,13 8,18 7,08 2,71 5,21 0,26 4,21 1,73 6,22 6,44 6,62 5,54 7,53 11,36 3,64 0,79 0,00 8,89 8,10 5,59 3.%20 Koyun 4,54 0,77 1,32 6,51 2,58 8,51 3,43 6,25 2,25 4,13 3,37 3,16 0,68 1,33 5,31 9,00 8,50 1,43 0,12 2,98 Tavuk 3,75 3,18 6,08 2,66 4,58 3,35 4,70 3,97 4,79 2,50 1,92 2,18 2,76 2,72 1,31 3,30 1,74 1,23 3,01 4,59 Siir 5,55 8,99 10,52 3,26 6,63 1,07 6,38 2,48 10,31 7,06 8,76 5,34 9,97 13,95 5,58 0,74 0,07 9,82 11,22 8,02 4.%20 Koyun 3,63 2,16 2,71 7,05 2,47 9,50 4,34 8,64 2,49 3,09 3,08 3,97 1,44 1,06 4,51 8,62 8,57 1,49 0,36 3,67 Tavuk 3,96 4,46 5,11 2,98 5,40 5,70 5,72 4,34 5,98 3,13 2,91 2,26 3,55 2,54 1,38 3,99 1,86 1,64 3,65 4,73 Siir 7,87 12,59 9,65 7,23 9,71 1,04 6,39 2,63 11,97 10,38 11,01 6,95 12,61 23,03 5,20 1,86 0,16 13,37 11,93 8,86 5.%20 Koyun 4,35 2,15 3,21 11,43 5,00 13,44 4,61 11,18 2,83 4,45 3,99 4,56 3,07 1,25 8,40 12,45 13,63 0,44 0,78 4,80 Tavuk 4,12 5,29 5,16 4,98 6,56 6,52 6,88 5,92 7,56 3,19 3,73 3,96 4,82 4,10 3,20 6,09 3,09 2,48 3,87 5,41

Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari

58

Çizelge 5. Seçilmi ller ve Gelir Gruplarinda Sakatat, Et Mamülleri ve Balik Tüketimi (Kii Baina Kg / Yil)

1. %20

Sakatat Ürünler Balik

2.%20

Sakatat Ürünler Balik

Gelir Gruplari 3.%20

Sakatat Ürünler Balik

4.%20

Sakatat Ürünler Balik

5.%20

Sakatat Ürünler Balik

Bursa Kocaeli stanbul Denizli zmir Adana Antalya çel Ankara Eskiehir Kayseri Konya Samsun Erzurum Malatya Diyarbakir G.Antep Trabzon Zonguldak Ortalama

0,76 0,37 0,40 0,24 0,45 1,02 0,64 0,51 0,76 0,41 1,29 0,43 0,26 0,58 0,86 0,80 0,04 0,19 0,30 0,54

0,19 0,29 0,44 0,21 0,31 0,19 0,08 0,26 0,47 0,41 0,44 0,18 0,08 0,25 0,05 0,08 0,05 0,09 0,46 0,34

3,40 2,42 2,02 1,63 2,26 1,59 1,82 0,85 2,01 1,62 0,89 0,93 3,86 0,59 1,01 2,96 0,72 8,10 3,81 2,01

1,05 0,69 0,50 0,23 2,23 1,51 0,42 0,27 0,59 0,57 0,81 0,22 1,19 0,90 1,12 1,39 0,09 0,49 0,68 0,79

0,44 0,50 0,43 0,22 0,55 0,33 0,32 0,30 0,67 0,65 0,49 0,40 0,19 0,18 0,22 0,06 0,08 0,06 0,58 0,44

3,29 2,74 3,00 2,24 3,13 2,18 1,97 1,61 1,97 1,94 1,45 1,92 5,04 0,75 0,97 2,80 0,92 10,39 4,24 2,62

0,91 0,46 0,50 0,52 1,32 1,37 0,26 0,77 0,56 0,35 0,48 0,46 0,60 0,97 0,25 1,64 0,37 0,46 0,20 0,68

0,62 0,62 0,71 0,38 0,63 0,42 0,38 0,32 0,80 0,68 0,73 0,39 0,20 0,21 0,41 0,04 0,10 0,09 0,47 0,60

3,98 3,69 3,32 2,09 2,50 2,44 2,68 1,73 2,12 2,03 1,41 2,41 5,81 1,94 0,83 2,91 1,05 8,43 5,50 2,84

0,65 0,71 0,75 0,35 1,11 1,28 0,58 1,13 1,53 0,52 0,74 0,29 0,46 1,35 0,65 0,76 0,21 0,49 0,39 0,88

1,11 0,95 1,21 0,44 0,68 0,60 0,73 0,43 0,97 1,02 1,00 1,18 0,43 0,34 0,31 0,04 0,04 0,09 0,69 0,91

4,44 3,52 2,83 1,83 3,71 2,15 3,01 1,27 2,54 2,29 1,31 2,18 5,29 1,62 1,36 3,40 0,90 11,47 5,14 2,83

0,96 0,68 0,75 0,30 1,33 1,20 0,70 0,35 0,55 1,19 0,45 0,63 0,69 2,56 0,99 1,01 0,31 0,36 0,46 0,81

1,44 1,35 1,30 0,51 1,10 1,11 0,87 1,17 2,15 1,52 1,37 0,87 0,87 0,87 0,65 0,10 0,37 0,42 1,01 1,27

3,96 3,49 3,50 2,12 3,96 2,36 3,19 1,93 3,48 1,98 1,31 1,94 6,11 1,87 1,79 2,53 1,40 9,95 5,53 3,29

Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari

59

Çizelge 6. Seçilmi ller ve Gelir Gruplarinda Süt ve Mamülleri Tüketimi (Kii Baina Kg / Yil)

Gelir Gruplari Seçilmi ller 1. %20 2.%20 3.%20 4.%20 5.%20 Süt Yourt Peynir Süt Yourt Peynir Süt Yourt Peynir Süt Yourt Peynir Süt Yourt Peynir 26,89 3,41 4,69 30,93 5,23 5,04 32,79 4,92 6,48 35,77 6,31 7,12 41,15 6,90 8,15 21,59 6,13 5,49 30,30 6,83 6,39 31,29 9,38 6,95 35,14 8,35 8,57 40,75 10,84 9,11 23,11 11,18 6,11 27,75 11,57 8,57 28,10 13,75 8,12 31,97 11,61 9,30 23,97 9,07 8,50 23,22 9,09 5,74 21,50 9,29 5,73 20,37 11,66 7,89 17,95 10,31 7,36 28,69 13,50 9,46 23,67 8,57 6,29 31,48 9,82 7,33 24,18 9,98 7,28 32,24 8,64 8,99 35,64 13,34 8,39 23,73 5,71 5,71 31,98 7,68 6,69 31,84 8,46 8,00 32,36 7,80 9,01 37,78 8,85 9,87 30,88 2,23 6,40 28,16 3,50 5,20 31,99 4,96 6,10 38,03 3,83 6,66 37,56 6,25 8,43 16,01 12,84 3,87 17,30 15,15 5,04 19,66 14,47 6,46 28,30 12,93 8,77 32,39 15,43 9,09 24,44 4,39 4,82 32,64 5,11 6,35 30,79 5,21 7,19 34,91 8,36 9,08 46,26 10,90 8,66 33,77 6,79 5,61 35,33 6,95 5,81 34,29 8,00 5,24 45,47 4,92 6,35 50,28 6,83 7,09 20,94 9,73 5,36 20,82 11,88 4,78 25,00 11,84 4,87 30,61 12,43 6,94 36,53 13,27 4,22 15,29 4,75 4,60 13,43 6,84 6,73 15,84 6,76 5,58 21,26 7,06 9,70 29,77 6,17 6,73 19,19 18,19 5,78 22,67 20,98 5,57 20,15 17,29 7,20 28,30 13,40 9,24 35,28 12,84 8,68 14,21 4,60 9,05 19,86 4,89 6,64 24,65 6,13 7,25 27,50 5,27 9,77 30,03 5,64 10,45 19,80 27,67 8,63 25,07 29,18 6,29 21,12 31,47 7,49 34,45 28,08 7,40 31,57 28,66 9,23 6,53 16,19 2,85 8,25 18,30 3,26 8,14 18,66 4,51 8,64 21,35 4,87 12,02 25,15 5,27 9,65 14,80 4,14 8,53 17,14 4,57 10,46 20,66 5,06 12,31 21,02 5,69 17,12 28,27 5,14 22,65 10,39 5,54 22,67 9,48 7,66 28,56 11,09 9,02 25,56 9,63 8,13 28,95 10,62 10,04 26,03 9,29 6,83 25,69 10,42 6,98 25,59 9,06 6,61 25,04 9,05 7,90 34,44 11,28 8,85 22,44 9,13 5,62 27,10 10,20 7,02 26,70 11,39 7,28 31,07 10,69 8,62 30,85 10,93 8,29

Bursa Kocaeli stanbul Denizli zmir Adana Antalya çel Ankara Eskiehir Kayseri Konya Samsun Erzurum Malatya Diyarbakir G.Antep Trabzon Zonguldak Ortalama Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari

60

Çizelge 7. Seçilmi ller ve Gelir Gruplarinda Süt, Süt Mamülleri ve Yumurta Tüketimi (Kii Baina Kg / Yil)

Seçilmi ller Tereyai 0,46 Bursa 0,28 Kocaeli 0,64 stanbul 0,87 Denizli 0,29 zmir 0,17 Adana 0,79 Antalya 0,28 çel 0,22 Ankara 0,32 Eskiehir 0,14 Kayseri 0,99 Konya 0,96 Samsun 4,34 Erzurum 2,16 Malatya 0,02 Diyarbakir 0,03 G.Antep 2,79 Trabzon 0,72 Zonguldak 0,55 Ortalama 1. %20 Dier Yumurta Tereyai Süt 0,04 6,76 0,69 0,19 7,34 0,85 0,08 8,72 1,21 0,01 7,37 0,49 0,00 8,59 0,29 0,01 5,04 0,24 0,01 6,88 1,02 0,00 5,66 0,26 0,00 8,40 0,58 0,24 8,45 0,44 0,03 7,28 0,22 0,04 5,07 1,29 0,02 7,98 1,32 0,00 5,43 4,48 0,02 5,67 1,83 0,00 3,59 0,05 0,00 4,24 0,01 0,11 6,70 3,60 0,06 7,59 0,86 0,04 6,67 0,87 2.%20 Gelir Gruplari 3.%20 Dier Yumurta Tereyai Süt 0,04 8,36 1,27 0,12 8,15 1,39 0,22 9,13 1,25 0,18 9,17 1,34 0,10 8,64 0,72 0,06 5,83 0,22 0,06 7,09 1,09 0,00 6,57 0,78 0,00 9,03 1,11 0,24 8,14 0,68 0,00 7,84 0,33 0,19 6,54 1,40 0,04 8,18 2,40 0,05 6,71 6,43 0,02 6,13 2,30 0,04 4,52 0,09 0,02 4,89 0,12 0,11 7,45 5,11 0,08 8,82 1,09 0,12 7,38 1,14 4.%20 Dier Yumurta Tereyai Süt 0,09 8,19 1,77 0,08 8,61 1,40 0,12 7,85 0,70 0,24 8,59 2,39 0,10 8,91 0,79 0,03 6,65 0,65 0,06 7,53 1,75 0,04 6,77 1,56 0,09 9,27 0,95 0,29 8,95 0,99 0,01 8,18 0,49 0,51 7,60 2,16 0,03 8,78 3,23 0,06 7,33 8,20 0,08 6,58 2,77 0,03 4,49 0,09 0,11 5,14 0,36 0,26 6,95 5,58 0,10 8,72 1,45 0,11 7,61 1,06 5.%20 Dier Yumurta Süt 0,15 7,85 0,15 9,14 0,21 5,53 0,21 9,94 0,43 7,13 0,20 7,04 0,13 7,65 0,02 7,43 0,13 8,17 0,39 9,04 0,22 8,41 0,41 7,95 0,15 8,68 0,04 9,61 0,09 7,01 0,06 5,91 0,18 6,48 0,12 7,61 0,39 9,30 0,21 7,89 Dier Yumurta Tereyai Süt 0,04 8,24 1,10 0,15 7,79 0,94 0,09 9,24 1,09 0,09 7,50 1,00 0,09 8,74 0,31 0,10 6,63 0,34 0,01 6,71 1,24 0,01 5,59 0,45 0,02 9,36 0,55 0,16 8,65 0,43 0,02 7,93 0,54 0,21 5,97 1,38 0,01 7,59 1,56 0,00 5,95 3,16 0,03 5,60 2,02 0,00 3,84 0,07 0,05 4,62 0,19 0,02 7,41 4,24 0,11 9,09 0,74 0,07 7,12 0,88

Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari

61

Çizelge 8. Kii Baina Bazi Et Mamülleri Tüketimi (Kii Baina Kg/Yil)

Sucuk 0,028 0,248 0,231 0,177 0,894 0,162 0,073 0,253 0,297 0,374 0,417 0,137 0,066 0,146 0,048 0,000 0,011 0,068 0,285 0,098 0,145 0,111 Gelir Gruplari 1.%20 2.%20 3.%20 4.%20 5.%20 Sosis Salam Sucuk Sosis Salam Sucuk Sosis Salam Sucuk Sosis Salam Sucuk Sosis Salam 0,028 0,028 0,280 0,028 0,108 0,422 0,088 0,083 0,420 0,099 0,127 0,786 0,139 0,208 0,013 0,016 0,246 0,011 0,018 0,489 0,048 0,040 0,770 0,059 0,091 0,807 0,171 0,289 0,080 0,097 0,220 0,056 0,134 0,358 0,080 0,159 0,632 0,145 0,326 0,401 0,266 0,209 0,000 0,000 0,210 0,000 0,008 0,372 0,011 0,000 0,400 0,011 0,021 0,385 0,086 0,043 0,311 0,377 0,875 0,221 0,531 1,395 0,312 0,620 2,522 0,580 1,300 1,931 1,280 1,009 0,000 0,001 0,298 0,022 0,011 0,381 0,018 0,013 0,495 0,042 0,032 0,868 0,124 0,033 0,000 0,007 0,316 0,005 0,000 0,336 0,014 0,028 0,489 0,109 0,091 0,512 0,121 0,109 0,000 0,000 0,287 0,000 0,000 0,284 0,006 0,002 0,009 0,057 0,014 0,948 0,085 0,044 0,004 0,009 0,542 0,056 0,023 0,602 0,030 0,071 0,568 0,165 0,100 1,008 0,443 0,364 0,000 0,008 0,559 0,010 0,051 0,524 0,007 0,049 0,680 0,081 0,028 0,934 0,142 0,114 0,000 0,000 0,405 0,006 0,000 0,723 0,000 0,000 0,971 0,004 0,024 0,921 0,032 0,055 0,000 0,000 0,349 0,029 0,000 0,348 0,005 0,000 1,031 0,010 0,008 0,744 0,014 0,018 0,000 0,000 0,142 0,010 0,007 0,167 0,020 0,002 0,310 0,033 0,013 0,331 0,066 0,108 0,000 0,000 0,157 0,014 0,000 0,158 0,019 0,005 0,284 0,037 0,005 0,587 0,066 0,063 0,000 0,000 0,009 0,000 0,013 0,328 0,017 0,000 0,262 0,022 0,005 0,581 0,046 0,018 0,000 0,003 0,004 0,051 0,000 0,035 0,000 0,010 0,014 0,000 0,000 0,066 0,003 0,004 0,000 0,000 0,078 0,000 0,007 0,097 0,000 0,004 0,035 0,000 0,005 0,234 0,126 0,008 0,000 0,023 0,049 0,004 0,000 0,054 0,002 0,008 0,068 0,005 0,012 0,217 0,070 0,045 0,035 0,096 0,455 0,058 0,046 0,360 0,022 0,004 0,545 0,065 0,046 0,666 0,157 0,083 0,000 0,000 0,123 0,003 0,001 0,189 0,004 0,008 0,214 0,017 0,004 0,408 0,022 0,025 0,006 0,018 0,267 0,021 0,034 0,335 0,028 0,065 0,485 0,061 0,097 0,657 0,211 0,218 0,002 0,004 0,174 0,011 0,015 0,265 0,012 0,030 0,357 0,039 0,058 0,585 0,130 0,140

Bursa Kocaeli stanbul Denizli zmir Adana Antalya çel Ankara Eskiehir Kayseri Konya Samsun Erzurum Malatya Diyarbakir G.Antep Trabzon Zonguldak Kir Kent Türkiye

Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari

62

Çizelge 9 . 12 Ya Alti Nüfusun Toplam Nüfus çindeki Payi

Gelir Gruplari 1.%20 2.%20 3.%20 4.%20 5.%20 12 Ya Alti 12 Ya Alti 12 Ya Alti 12 Ya Alti 12 Ya Alti Nüfus Nüfus Nüfus Nüfus Nüfus (%) (%) (%) (%) (%) 27,22 163.823 28,73 178.557 25,94 196.460 21,47 206.147 22,00 212.694 Bursa 28,41 46.691 24,59 51.623 24,21 57.515 23,17 56.508 19,10 55.426 Kocaeli 30,04 1.275.927 27,09 1.422.173 22,86 1.564.746 20,88 1.612.341 39,65 1.972.632 stanbul 30,36 37.697 27,94 43.770 22,72 46.594 22,09 51.248 19,20 44.693 Denizli 29,33 329.204 26,37 358.437 23,10 401.233 21,66 404.194 20,90 409.723 zmir 30,94 181.458 32,17 190.325 30,06 216.148 27,64 216.262 26,47 214.824 Adana 29,20 87.796 29,54 92.673 26,02 92.228 22,35 98.921 21,67 97.024 Antalya 39,76 90.947 31,66 105.332 29,68 105.131 27,28 100.475 22,41 99.507 çel 27,85 516.689 27,95 533.312 25,08 532.103 23,29 583.244 16,90 504.664 Ankara 20,95 64.931 21,32 84.385 20,69 92.102 23,91 91.272 20,77 97.430 Eskiehir 33,09 74.970 28,26 88.712 26,85 90.304 28,89 90.614 27,39 90.042 Kayseri 32,28 95.504 30,94 103.984 31,13 116.397 26,05 114.502 28,76 125.450 Konya 33,24 54.753 27,33 62.357 21,41 67.651 26,58 65.181 21,03 65.642 Samsun 33,35 40.174 32,80 44.961 30,32 47.556 28,76 51.039 25,32 49.926 Erzurum 33,29 50.572 28,05 58.326 25,88 64.083 32,06 66.856 23,98 60.360 Malatya 41,79 74.791 41,62 79.762 38,61 85.680 36,33 95.616 35,68 93.104 Diyarbakir 40,30 122.952 36,21 129.478 36,77 134.651 32,28 155.658 26,18 141.033 G.Antep 31,72 24.899 24,68 27.032 28,31 28.214 26,07 28.606 23,58 30.172 Trabzon 25,56 17.995 21,68 19.506 24,75 24.863 29,36 24.343 24,44 23.800 Zonguldak 24,68 4.014.627 28,63 5.278.925 26,99 5.678.009 25,67 6.088.615 24,46 6.565.880 Kir 28,72 5.699.256 27,14 6.297.792 24,66 6.445.460 21,22 6.678.686 20,64 6.712.026 Kent 27,04 9.822.987 27,68 11.886.525 26,71 12.391.110 22,94 12.538.470 21,91 12.820.185 Türkiye Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari

63

Çizelge 10. Çeitli llerde Gelir Gruplarinda Hane Genilii

Gelir Gruplari 1.%20 2.%20 3.%20 4.%20 3,4 3,8 4,1 4,3 Bursa 3,7 4,1 4,5 4,5 Kocaeli 3,6 4,0 4,4 4,6 stanbul 3,1 3,6 3,9 4,3 Denizli 3,3 3,6 4,0 4,1 zmir 4,0 4,2 4,8 4,8 Adana 3,7 3,9 3,9 4,1 Antalya 4,2 4,9 4,9 4,7 çel 3,9 4,1 4,1 4,5 Ankara 2,7 3,6 3,9 3,8 Eskiehir 3,8 4,5 4,6 4,6 Kayseri 3,9 4,3 4,8 4,7 Konya 3,6 4,1 4,5 4,3 Samsun 4,4 4,9 5,2 5,5 Erzurum 4,0 4,7 5,1 5,3 Malatya 5,2 5,5 5,9 6,6 Diyarbakir 4,6 4,9 5,1 5,9 G.Antep 3,9 4,2 4,4 4,5 Trabzon 3,4 3,7 4,7 4,6 Zonguldak 3,7 4,1 4,4 4,6 Ortalama 3,4 4,5 4,8 5,2 Kir 3,8 4,2 4,3 4,5 Kent 3,7 4,5 4,6 4,7 Türkiye Kaynak: DE 1994 Hanehalki Gelir Ve Tüketim Anketi Sonuçlari 5.%20 Ortalama 4,5 4,0 4,4 4,2 5,6 4,4 3,7 3,7 4,1 3,8 4,7 4,5 4,1 3,9 4,6 4,7 3,9 4,1 4,1 3,6 4,6 4,4 5,2 4,6 4,4 4,2 5,4 5,1 4,8 4,8 6,5 5,9 5,3 5,1 4,7 4,4 4,5 4,1 4,9 4,3 5,6 4,7 4,5 4,3 4,8 4,5

3.TalepProjeksiyonlari çin Deikenlerle lgili Kabuller

Kullanilan

Projeksiyon

Yöntem,

Parametre

ve

3.1. Projeksiyon çin Kullanilan Yöntem Her hangi bir ürünün tüketimindeki büyüme hizi nüfus artiina, reel gelir ve reel fiyatlardaki % deimeye ve sosyo-demografik deikenlerdeki % deimeye bali olarak aaidaki eitlik yardimiyla tahmin edilebilir.

[1] C i = N + i Y + ii Pi +

n

i =1

ij P j + UR

Eitlikte; Ci i. ürünün(örnein siir eti) tüketimindeki % deimeyi, N % olarak nüfusun artii, i. ürünün gelir esnekliini, Y kii baina reel gelirdeki % deimeyi, ii i. ürünün kendi fiyat-talep esnekliini, Pi i. ürünün reel fiyatindaki % deimeyi, ij i. ürünün j. ikame veya rakip ürünle olan çapraz fiyat-talep esnekliini, Pj j. ürünün (örnein siir etine rakip olan tav uk eti) reel fiyatindaki % deimeyi,

64

ehirlemenin tüketim üzerine etkisi,1 UR ehirleme oranindaki % deimeyi gösterir 2. Eitlik 1' köeli parantez içindeki kisim kii baina tüketimdeki büyüme oranini verir. Eitlik 1'de delta (C) veya tüketimdeki % deime bu yilin tüketiminden geçen yilin tüketiminin çikarilmasi ve elde edilen deerin geçen yilin tüketimine bölünmesiyle elde edilir. Dier deikenlerdeki % deime de benzer ekilde hesaplanir. Bu ifadeler matematiksel olarak Eitlik 2'deki gibi yazilabilir. [2] C

i

=

(C

i ,t + 1

- C

i ,t

i ,t

C

Tüketimdeki % deime hesaplandiktan sonra, deikenin gelecekteki deeri aaidaki formül yardimiyla hesaplanir. [3] C i , t + 1 = C i , t .[ + C i ] 1 3.2. Esneklikler ve Deikenler çin Kabuller Bu çalimada hayvansal ürün reel fiyatlarinin gelecek on yillik dönem boyunca deimeden kalacai kabul edilmi, ehirlemenin oranindaki artiin tüketim üzerindeki etkisi gözardi edilmi ve tüketim projeksiyonlari sadece kii baina reel gelir artii ve nüfus arti hizina bali olarak yapilmitir. Tüketim projeksiyonlari için et mamüllerinin gelir-talep esneklii 1.18, yumurta ve sütün gelir-talep esneklii 0.5 olarak alinmitir. Siir-dana, koyun-keçi ve tavuk eti için Çizelge 12'de verilen gelir-talep esneklik katsayilari kullanilmitir. Projeksiyon için kabul edilen nüfus arti hizlari ve kii baina reel gelirdeki arti hizlari Çizelge 13'de verilmitir. Çizelge 11. Seçilmi llerde Et, Balik, Sakatat ve Mamül Ürünlerin Fiyat ve Harcama Esneklikleri Koyu Tavu Mam Sakat Harca Siir n k Balik ül at ma Siir 0.18 -0.16 0.07 0.03 1.00 -0.64 -0.21 KoyunKeçi -0.20 -0.70 0.15 0.30 -0.06 0.00 0.69 Tavuk 0.59 0.28 -1.23 0.01 -0.18 -0.12 0.88 Balik -0.89 1.23 0.03 -1.52 0.49 0.07 0.84 Mamül 0.54 -0.43 -0.47 0.64 -0.98 -0.14 1.18 Sakatat 0.53 0.09 -0.53 0.18 -0.24 -0.42 0.55 Kaynak: Koç, (1999).

Parametre, ehirleme oraninin da açiklayici deiken olarak kullanildii talep çalimalarindan tahmin edilebilir veya hanehalki tüketim verilerinden hareketle belirlenebilir. 2 Dier sosyo-demografik deikenlerin (örnein eitim, nüfusun ya dailimi vb.) tüketim üzerine etkisi de Eitlik 1'e ilave edilebilir.

1

65

Çizelge 12. Hayvansal Ürünlerin Fiyat ve Gelir Talep Esneklikleri

Siir Koyun Tavuk Yumurta Süt Bitkisel Yalar

Siir Koyun Tavuk Yumurta Süt Bitkisel Yalar Gelir

1.18 0.10 0.06

0.21 1.50 0.24

0.27 0.47 1.45 0.49 0.24 0.02 0.75 0.10 0.58 0.03 0.65 0.17 -0.10 -0.72 0.65

1.14

1.05

1.25

Kaynak: Koç ve ark., (1998). Not: Bitkisel ya fiyatlarinin tahmincisi olarak margarin fiyati kullanilmitir. Not: Koç (1998) 1971-1994 dönemi verilerinden tavuk etinin gelir ve fiyat-talep esnekliini kisa dönem 0.46 ve ­0.68, uzun dönem için ise 1.35 ve ­2.0 olarak tahmin etmitir. 3.3. Projeksiyon Sonuçlari Çizelge 13'de verilen temel projeksiyonlar gelecek on yillik dönem sonunda hayvansal ürünler tüketiminin çok yüksek düzeylere ulaacaini göstermektedir. Örnein siir eti tüketimindeki arti dönem sonunda, 1998 yilina göre 1.59 kat daha yüksek olacaktir. Gelecek on yillik sürede hayvansal ürünlerin toplam talabindeki arti kii baina hesaplandiinda, kii baina et tüketimin 2008 yilinda dahi gelimi batili ülkelerin bugünkü tüketiminin yarisindan daha az olacaktir. Senaryo sonuçlarina göre 2008 yilinda kii baina siir ve tavuk eti tüketimi 13 kg ve koyun eti tüketimi yaklaik 8 kg olarak gerçekleecektir. ABD'de kii baina siir eti tüketiminin 43 kg ve tavuk eti tüketiminin yaklaik 40 kg olduu dikkate alindiinda, 2008 yilinda Türkiye'de kii baina ulailan tüketim seviyesi gelimi ülkelerin çok gerisinde olduu görülür. Senaryo sonuçlarina göre kii baina süt ve yumurta tüketiminde 2008 yilinda ulailacak seviye gelimi ülkelerin seviyesine oldukça yakindir.

66

Çizelge.13 Hayvansal Ürün Reel Fiyatlarinin Sabit Kalmasi Durumunda Tüketim Projeksiyonlari

Nüfus Artii Gelir Artii* Siir-Dana Koyun-Keçi Tavuk Süt Yumurta Et Mamülleri -Sucuk -Salam -Sosis -Pastirma 1996 6194 6 1997 6287 6 1998 6381 9 1999 0.015 -0.02 599 373 582 1013 8 654 48.0 15.8 10.1 10.4 1.1 2000 0.015 0.035 632 392 617 1043 2 675 50.7 16.7 10.7 11.0 1.1 2001 0.014 0.035 666 412 652 1072 5 696 53.5 17.6 11.3 11.6 1.2 2002 0.014 0.035 702 433 690 1102 8 718 56.5 18.6 11.9 12.3 1.3 2003 0.014 0.035 740 455 730 1133 7 741 59.6 19.6 12.6 13.0 1.3 2004 0.014 0.035 780 479 772 1165 4 764 62.9 20.7 13.3 13.7 1.4 2005 0.014 0.035 822 503 817 1198 0 788 66.4 21.9 14.0 14.4 1.5 2006 0.013 0.035 865 528 863 1230 4 812 70.0 23.1 14.8 15.2 1.6 2007 0.013 0.035 911 554 912 1263 6 837 73.8 24.3 15.6 16.1 1.7 2008 0.013 0.035 959 582 964 1297 7 863 77.8 25.6 16.4 16.9 1.8

601 369 545 1090 6 600 40.8 14.27 7.43 8.98 0.706

596 376 574 1012 8 630 44.0 14.45 9.74 9.74 0.723

604 375 588 1006 8 650 48.4 16.0 10.21 10.53 1.091

*Kii baina reel gelir artii.

67

4. Sonuç Türkiye'de kii baina hayvansal ürün tüketimi (özellikle et) gelimi ülkelerde kii baina ulailan tüketim miktarindan çok düüktür. Hanehalki düzeyinde ve corafi ayrimda (kir, kent ve seçilmi iller) kii baina tüketim miktarlari büyük farkliliklar göstermektedir. Gelir ve corafi ayrima göre hesaplanan tüketim verileri kii baina gelir artiinin ve kentsel nüfusun artmasinin hayvansal ürün tüketimini artiracaini göstermektedir. Dier yandan gelir gruplari ve corafi ayrimda kii baina tüketimin farkli olmasi ve yüksek gelir lehine sistematik olarak arti göstermesi, Türkiye'de hayvansal ürünlerin gelir-talep esneklik katsayisinin yüksek olduunun (özellikle et için) önemli bir göstergesidir 3. Sadece nüfus ve kii baina reel gelir artii dikkate alinarak yapilan tüketim projeksiyonlarina göre gelecek on yillik süre sonunda her bir hayvansal ürünün toplam tüketiminin temel yila göre önemli miktarda artmasi beklenmektedir. Özellikle kirmizi et reel fiyatlarindaki azalma et talebini daha da artiracak ve dönem sonunda toplam tüketim çok daha yüksek olabilecektir. Türkiye'de kirmizi et arz arti trendi veya arz tahminleri dikkate alindiinda (Koç ve ark., 1998) gelecek on yillik süre boyunca Türkiye'nin kirmizi et ithalatinin artmaya devam etmesi ve dönem sonunda çok yüksek düzeylere ulamasi beklenmektedir. Görünen bu tablo kirmizi et üretimini artirmak için (verimlilik artiini temel alan) yeni politikalarin gerekli olduunu ortaya koymaktadir. Mevcut politikalar sürdürülürse çok büyük mera ve tarim alanlarina sahip ve kirsal kesimde çok yüksek oranda nüfus barindiran Türkiye kirmizi et ithalatina çok yüksek miktarda döviz ödeyecektir. Literatür DIE, 1997, 1994 Hanehalki Tüketim Harcamasi Anketi Sonuçlari, Yayin No: 2030, Ankara. Food and Agricultural Policy Research Institute (FAPRI), 1998. World Agricultural Outlook. FAPRI Staff Report No. 2-98, Iowa State University. Koç A, 1999. Household Meat and Fish Demand in Turkey: A Two-Stage AIDS model with Adjusted Unit Value. Middle East Technical University, ERC/METU Conference in Economics III, September 8-11, 1999, Ankara. Koç, A., 1998. Tavuk Eti Pazarinin Ekonometrik Analizi. Tarim Ekonomisi Dergisi, 1998, (3):58-70, Ege Üniversitesi, Bornova, zmir. Koç, A., Akta, E., Akdemir ., 1997. Adana'da Et Tüketimi ve Harcama Esneklikleri: Bir Yatay Kesit Çalimasi. Ç.Ü.Z.F. Dergisi, 1997, 12(2):1-10, Adana. Koç, A., D. B. Smith, F. Fuller, and J. Fabiosa. 1998. Turkish Agricultural Policy Analysis Model (TAPAM), Technical Report 98-TR 42, November 1998, Iowa State University, Centre for Agricultural and Rural Development (CARD).

3

Yay esneklii hesaplanarak bu durum dorulanabilir. 68

Koç, A., Ouz C., 1997. Et Tüketimi ve Harcama Esneklikleri: Konya li ehir Merkezinde Bir Yatay-Kesit Çalimasi. Türk Tarim ve Ormancilik Dergisi, 21(1997):157164. TÜBTAK, Ankara. McClatchy, D., 1997. Assistance for Agricultural Policy Reform in Turkey Relating to GATT and EU Agreements. Main Report (Draft), FAO and Turkish Ministry of Agriculture and Rural Affairs (MARA) Project TCP/TUR/4552, November 7, 1997, Ankara. Ertürk, E., Tan S., 1999. Et ve Mamülleri Durum ve Tahmin 1999. Ankara. Tan S., Ertürk E., 1999. Süt ve Mamülleri Durum ve Tahmin 1999. Ankara. TKB, 1998. Üretici ve Tüketici Destei Hesaplamalari Veri Seti. APK, Ankara

69

HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDE DEVLET DESTEKLEME POLTKASI Rahim YEN Tarim ve Köyileri Bakanlii, APK-Daire Bakani GR: Hayvancilik genel anlamda tarim sektörünün bir alt sektörü olarak ele alinmaktadir.1991 tarim sayimina göre ülkemizdeki iletmelerin % 96.4'ünde bitkisel üretimle hayvansal üretim birlikte yapilmaktadir. Toplam iletmelerimizin %3.6 sinda sadece hayvancilik yapilmaktadir. Tarimsal iletmelerimizin büyük bir çounluu küçük aile tipi iletmeler niteliindedir. Bu durum ülkemizde hayvancilik sektörünün gelimesini, ekonomi içinde de istenilen düzeye ulamasini engellemitir. Cumhuriyetle birlikte ülke hayvanciliinin gelimesinde en önemli faktör olan damizlik hayvan ihtiyacinin giderilmesi dorultusunda çalimalar yapilmasina ramen istenilen düzeye eriilememitir. 1970'li yillarda gündeme gelen Dünya Bankasi kaynakli hayvancilii gelitirme projeleriyle, saf damizlik iletmeleri kurulmalari çabalari balatilmi ancak gerek iletme altyapilarinin gelitirilememesi, gerek damizlik pazarinin oluturulamamasi ve gerekse hayvanciliin sektör olarak gelimeci bir sürece sokulamamasi bu çabalari baarili kilamamitir. 1930 yilina göre hayvan sayisi yaklaik iki kat artmitir. 1962 yilinda 12,6 milyon ba olan siir sayisi 1998 yilinda 11,03 milyona, 1962 yilinda 31,6 milyon ba olan koyun sayisi 1998 yilinda 29,4 milyona, 16,4 milyon ba olan kilkeçisi sayisi 7,5 milyona, 5,7 milyon ba olan tiftik keçisi sayisi 534 bine dümütür. Sayidaki bu düüe ramen 1962 yilinda 4,1 milyon ton olan toplam süt üretimi 1998 yilinda 10,1 milyon tona yükselmitir. 1998 yilinda toplam siir populasyonunun % 15,7'sini kültür irki, % 42,6'sini kültür melezi oluturmaktadir. I-HAYVANCILIIN ÖNEMI 1) nsan salii açisindan Bireylerin ve toplumlarin en önemli amaci salikli ve üretken olmaktir. Salikli ve üretken olmanin ilk kurali da yeterli ve dengeli beslenmektir. Yetikinler için 8, bebekler için ise buna ilave 2 olmak üzere toplam 10 adet amino asit vücutta yapilamamaktadir. Bunlarin mutlaka protein kaynaklarindan alinmasi gerekmektedir. Bu protein kaynaklarindan en önemlisi kayvansal kaynakli olanlaridir.Canli organizmanin yapi taini protein oluturmaktadir. Canlinin büyüme, gelime, yaamasi için protein son derece önemlidir. Proteinde bulunan ve yaam için çok önemli olan 20 civarindaki amino asitin 12 sini vücut kendisi yapmaktadir. Dierlerinin mutlaka diardan alinmasi gerekmektedir. Bunun kaynaida hayvansal gidalardir. Gelimi ülkelerde günlük kii baina protein tüketimi 102 gram olup, bunun 70 grami hayvansal kaynakli proteinden olumaktadir. Türkiye'de yaklaik 84 gram olan kii baina protein tüketiminin ancak % 21'i hayvansal kaynakli proteinden karilanmaktadir. Özet olarak; hayvansal gidalar insanin gelimesinde, beden saliinda ve verimliliinde büyük rol oynamaktadir. 2) Ulusal Ekonomiye Katkisi Açisindan

70

1965 yilinda toplam nüfusumuzun yaklaik % 65.6'si kirsal kesimde yaamakta iken, sanayileme ile birlikte bu oran 1980 yilinda % 56.1'e, 1990 yilinda % 41'e ve Kasim 1997'de yapilan nüfus tespiti anketine göre de % 35.3'e dümütür. Bu oran gelimi ülkelerle kiyaslandiinda oldukça yüksektir. Yine ayni dönemde istihdam incelendiinde 1965 yilinda toplam istihdamin % 71.9'u tarim kesiminde iken 1990 yilinda bu oran % 52 ye, 1997 de de yaklaik % 44'e dümütür. Bu oranda oldukça yüksektir. Ayni dönemde milli gelir incelendiinde cari fiyatlarla 1965 yilinda GSMH nin % 30.8'ini tarim kesimi olutururken, bu oran 1980 yilinda % 25.5'e, 1990 yilinda % 16.8'e ve 1998 yilinda da % 15'e dümütür. Hayvancilik sektörü toplam GSMH nin 1970 yilinda % 12.3'nü olutururken, ayni zamanda tarim katma deerininde % 34.6'ni oluturmaktaydi. 1980 yilinda hayvancilik sektörü toplam GSMH'nin % 6.8'ni, tarim katma deerininde % 27.7'sini oluturmu ve 1990 yilinda bu oran sirasiyla % 2.5 ve % 15.8 olmutur. 1997 yilinda ise bu oranlar % 2.2 ve % 16.6 olmutur. Yukarida verilen bilgilerden de anlailacai üzere hayvancilik sektörü gerek istihdam yaratmasi açisindan, gerekse milli gelire katkisi bakimindan en önemli sektörlerimiz arasinda bulunmaktadir. Tarim sektörümüz toplam istihdamin yaklaik % 45'ni oluturmaktadir. Ülkemizdeki iletmelerin % 75'nde karma üretim dier bir anlatimla bitkisel üretimle birlikte hayvansal üretim faaliyetleri birlikte yapilmaktadir. Tarim sektörü toplam milli gelirin 1998 yili itibariyle yaklaik % 14'ünü oluturmaktadir. Tarimsal katma deerin (su ürünleri ve orman dahil) yaklaik % 24'ünü , toplam katma deerin ise % 3.3'ünü hayvancilik sektörü oluturmaktadir. 3) Ekolojik denge Hayvan varliinin olmadii bir çevrede ekolojik dengeden söz etmek mümkün deildir. II-HAYVANCILIIMIZIN MEVCUT DURUMU Tablo 1 in incelenmesinden de görülecei gibi, hayvan sayisi giderek dümektedir. Hatta bazi türler (tiftik keçisi ) önlem alinmamasi halinde yok olma tehlikesiyle kari kariya kalmaktadir. Tablo1. Hayvan Varlii (Bin Ba) YILLA SIIR KOYUN KIL R KEÇ 12756 36471 15040 1970 12410 40391 11127 1984 11377 40553 9698 1990 11973 40433 9579 1991 11951 39416 9440 1992 11910 37541 9192 1993 11901 35646 8767 1994 11789 33791 8397 1995 11886 33072 8242 1996 11185 30238 7761 1997 11031 29435 7523 1998 TFTK KEÇ 4443 1973 1279 1185 1014 941 797 714 709 615 534

71

MAND A 1117 544 371 366 352 316 305 255 233 194 176

KAYNAK:DE Ülkemizde üretilen kirmizi etin yaklaik %75'i, Süt üretiminin ise yaklaik %85'i siir dan elde edilmektedir. Tablo 2. Yillar tibariyle Siir Sayilari ( Bin Ba) YILLA KÜLTÜR K.MELEZ YERL TOPLAM R 1013 3670 6694 11377 1990 1254 4033 6686 11973 1991 1337 4132 6482 11951 1992 1442 4342 6126 11910 1993 1512 4543 5846 11901 1994 1702 4776 5311 11789 1995 1795 4909 5182 11886 1996 1715 4690 4780 11185 1997 1733 4695 4603 11031 1998 KAYNAK:DE Tablo 3. Hayvansal Ürünler Üretimi (Bin Ton) YILLAR SÜT KIRMIZI ET 9617 507 1990 10601 415 1995 10761 417 1996 10077 517 1997 9971 533 1998 KAYNAK:DE Tablo 4. Yillar tibariyle Damizlik Siir thalati (Ba) YILLAR SIIR SAYISI 1992 34699 1993 37653 1994 7664 1995 74021 1996 58313 TOPLAM 212350 thalatin durdurulduu 21.8.1996 tarihine kadar toplam 275.000 ba gebe düve ithal edilmitir. YUMURTA (Milyon Adet) 7699 10269 9787 12089 11000

72

Tablo 5. Kasaplik Canli Hayvan, Besi ve Et thalati YILLAR KASAPLIK BESLK Et (Ton) HAYVAN HAYVAN (Ba) (Ba) 12463 1986 127535 1987 13971 1988 2430 1989 354671 1990 157930 1991 163656 1992 129738 1993 14393 1994 310395 39374 1995 64153 43353 1996

23780 22707 12192 6634 9773 24931 29759 31900 9218 45102 16600

III- HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDE GÜNÜMÜZE KADAR UYGULANAN DESTEKLEME POLITIKALARI Çok partili dönemle birlikte her alanda olduu gibi tarim ve hayvancilik alaninda da önemli yenilikler getirilmitir. Bata damizlik temini amacina yönelik olmak üzere mülga DÜÇ (TIGEM), hayvancilik ürün pazar güvencesi açisindan EBK ve SEK, hayvan üreticisine nitelikli yem salamasi bakimindan da Yem Sanayii Genel Müdürlükleri kurulmutur. 1-GIRDI DESTEI a) KARMA YEM SUBVANSIYONU 1.1.1985 tarihinden itibaren tescile tabi karma yem satin alan hayvan yetitiricilerine fatura kariliinda, fatura bedelinin % 20'si oraninda sanayi yemi desteklemesi ödenmeye balanmitir. Daha sonra ihtiyaci olan karma yemi kendi tesislerinde üreten hayvancilik iletmeleri de sanayi yemi destekleme kapsamina alinmitir. 1.5.1985'den itibaren bu oran % 25'e çikarilmi olup, 1988 tarihinden itibaren sanayi yemi desteklemesinin uygulama ekli deitirilip bayi ve fabrika çiki fiyatindan 40 TL/Kg düülerek yetitiricilere satiina balanmitir. Destekleme ödemeleri yem fabrikalarina yapilmitir. 1989 tarihinden itibaren destekleme sadece yem fabrikalarindan bayi ve yetitiriciye satita fatura üzerinden 40 TL/Kg düülerek uygulanilmaya balanmi, 15.8.1989 tarihinden itibaren de uygulamaya son verilmitir. b) KAYNAK KULLANIMINI DESTEKLEME FONU Ülke hayvanciliini ve alt sektörlerde modern iletmelerin kurulmasini tevik amaciyla 7.6.1986 tarih ve 86/10716 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile özkaynaa dayali olarak gerçekletirilen projeli hayvancilik yatirimlari için Kaynak Kullanimini Destekleme Fonundan prim ödemesi yapilmitir.

73

Bu uygulama ile sabit yatirim üzerinden kalkinmada öncelikli illerde sabit yatirimin % 30'u, dier illerde ise % 25'i oraninda iade primi ödenmitir. Söz konusu tevik uygulamasi 13.1.1995 tarihli Resmi Gazete'de yayinlanarak sona ermitir. Bu program çerçevesinde T.C Ziraat Bankasi tarafindan 1986 yilinda 11 milyon, 1987 yilinda 6.614 milyon, 1988 yilinda 12.046 milyon, 1989 yilinda 18.627 milyon, 1990 yilinda 55.480 milyon, 1991 yilinda 95.213 milyon, 1992 yilinda 154.997 milyon, 1993 yilinda 99.201 milyon, 1994 yilinda 452.627 milyon olmak üzere toplam 894.816 milyon TL prim ödemesi yapilmitir. c) ITHAL DAMIZLIK SÜT INEI TEVII Ülkemiz siirciliini gelitirmek, mevcut siir populasyonundaki yüksek verimli kültür irklarinin oranini arttirmak, birim hayvan baina et ve süt verimini yükseltmek, girdi, üretim ve pazarlama maliyetlerini düürmek suretiyle karlilii arttirmak, süt hayvancilii iletmelerinin devamini salamak amaciyla 1987 yili Temmuz ayinda damizlik süt siiri ithalatina balanmitir. Ithal edilecek damizlik süt inei baina 150.000 TL tevik ile balami olan bu uygulama 1990 yilinda Kalkinmada Öncelikli Yörelerde 1.000.000 TL'ye, dier illerde ise 450.000 TL'ye çikarilmitir. 1994 yili baindan itibaren ise ithal edilecek balangiçtan itibaren 250 bin ba ile sinirli süt siirina CIF fiyatinin % 25'i oraninda destekleme yapilmi, bunun yanisira daha önce yurt diindan ithal edilerek yurtiçinde yetitirilen kültür irki süt siirlarinin yavrulari, TIGEM `ce yetitirilen damizlik gebe düveler ve Türk-Anafi projesdi kapsaminda yetitirilen ve saf irk sertifikasina sahip damizlik düvelere ise Bakanlikça belirlenen CIF bedelinin % 35'i oraninda destek ödemesi yapilmitir (20 bin bala sinirlandirilmitir). Bu uygulama 1996 yilina kadar devam etmitir. d) LAÇ SUBVANSYONU Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ile Hayvan Salii ve Zabitasi Kanununa dayanilarak bitkisel ve hayvansal hastalik ve zararlilari ile mücadeleyi yayginlatirmak ve bunlarin yayilmasini önlemek amaciyla bu faaliyet dalinda destekleme iki ekilde yapilmaya balanmitir. 1. Salgin hastalik ve zararlilar görüldüünde devletçe yapilan mücadeleler, 2. Çiftçi tarafindan yapilan mücadelelerin desteklenmesi. Birincisinde üreticiye herhangi bir ücret tahakkuk ettirilmemekte, tüm girdiler devletçe karilanmaktadir. 1985 yilina kadar bu hizmet bizzat devletin eleman ve araçlari ile gerçekletirilmi, ancak 1985 yilindan sonra ihale ile yaptirilmaya balanmitir. 1987 yilindan sonra üreticinin satin aldii ilaçlarin bedelinin % 20 si faturadan düülerek ilacin subvansiyonlu fiyattan üreticiye intikali salanmaktadir. Uygulamaya halen devam edilmektedir. e) Elektrik Sübvansiyonu

74

25 Aralik 1997 tarihinden itibaren Elektrik Tarifeleri Yönetmeliinde Yapilan deiiklikle Kültür Balikçilii ve Kümes Hayvanlari Çiftliklerinde kullanilan elektrik enerjisi indirimli tarifeden yararlanmaktadir. 2- ÜRÜN DESTE a) SÜT TEVK PRM 3 Mayis 1987 yilinda balayan süt tevik primi uygulamasiyla iletmelere gelen çi süt üretimindeki arti yaninda süt ileyen iletmelerin teknolojik düzeylerinde de olumlu yönde gelimeler kaydedilmitir. Ödenen prim miktarlari aaida belirtilmitir. 3.5.1987-16.8.1989 25- 35 TL/Lt 16.8.1989-2.3.1991 55-70 TL/Lt 2.3.1991-10.3.1994 90-120 TL/Lt 10.3.1994-30.11.1995 1500-2000 TL/Lt 1.12.1995-7.7.1998 3000- 5000 TL/Lt b) ET TEVIK PRIMI Kirmizi ve beyaz etin pazarlanmasini daha etkin hale getirmek, günün teknolojisine ve salik koullarina uygun hayvan besisi ve tüketiciye daha salikli et arzini salamak, hayvancilii gelitirmek ve besicileri tevik etmek amaci ile 18.4.1990 tarihli YPK Karari ile Et ve Balik Kurumu Kombinalari ile 2687 Sayili Kanuna göre kurulmu özel sektör kombinalarinda ve kanatli hayvan mezbahalarinda kestirilen hayvanlardan elde edilen et için tevik primi uygulamasina balanmitir. Ilk uygulamada kirmizi et için 400 TL/Kg, fason kesim için 100 TL/Kg, beyaz et için ise 160 TL/Kg tevik primi belirlenmitir. Tarim ve Köyileri Bakanlii'nin teklifi üzerine kirmizi et için ödenecek tevik primi 4000 TL/Kg'a, fason kesimler için ödenecek tevik primi 1000 TL/Kg'a çikarilmi, beyaz etten prim tamamen kaldirilmitir. Et tevik primi uygulamasi 31.12.1994 tarihinde sona ermitir. 3- FYAT YOLU LE DESTEKLEME Üreticinin ürününü deerlendirebilmesi için kurulmu olan EBK, SEK, Yapai Tiftik Genel Müdürlükleri ile Birlik konumunda olan Tiftik Birlik, Koza Birlik belli dönemlerde ürün alimi yapmitir. Canli hayvan birkaç yil devlet destekleme kapsamina alinmi, alici kurulu olarak da EBK görevlendirilmitir. 1984 yilindan itibaren canli hayvan destekleme kapsamina alinmamitir. Tiftik 1970 yilinda Devlet Destekleme kapsamina alinmi olup, birkaç yil hariç bu uygulama 1993 yilina kadar devam etmitir. 1993 yilindan sonra desteklemeden çikarilmi, alimlar Birlie salanan % 50 basit faizli kredi ile Birlik tarafindan yapilmaya balanmitir. Ya ipek kozasi 1980 yilinda destekleme alim kapsamina alinmi daha sonra kapsam dii birakilmi, 1991, 1992 yillarinda tekrar destekleme kapsamina alinmi bu yildan sonra tiftikde olduu gibi ürün Koza Birlik tarafindan üreticiden alinmaya balanmitir. Dier taraftan EBK ve özelletirilinceye kadar SEK üreticinin ürününü belirlenen fiyattan satin alarak ürün pazarlanmasina büyük çapta yardimci olmutur.

75

4- DER DESTEKLER a) SUN' TOHUMLAMA Ülkemiz siir mevcudu bakimindan büyük bir potansiyele sahip olmasina ramen, gerek et, gerekse süt üretimi yönünden istenen düzeye ulailamamitir. Yerli siir irklarinin islah yolu ile yüksek verimli irklara dönütürülmesinde sun'i tohumlama büyük önem taimaktadir. 1987 yilindan itibaren desteklemeye tabi olan sun'i tohumlamaya, 25.9.1990 tarihinden itibaren Tarim Bakanliindan izin almi özel ve tüzel kiilerin yaptii sun'i tohumlama desteklemeye dahil edilmitir. 1990 yilindaki uygulama ile sun'i tohumlama sonucu gebe kalan inek baina Kalkinmada birinci derecede öncelikli illerde 10.000 TL, ikinci derecede öncelikli illerde 8.000 TL, dier illerde 6.000 TL ödenmitir. Ödemeler il ve ilçelerdeki resmi veteriner hekimler tarafindan tasdik edilen gebelik raporlarina göre T.C Ziraat Bankasi ubelerince yapilmitir. Ayrica, bakanlik bünyesinde çalian salik elemanlari tarafindan yapilan sun'i tohumlamalarin % 60 doum oranini salamasi durumunda inek baina kalkinmada öncelikli illerde 200.000 TL, dier illerde 100.000 TL prim ödemesi uygulanmaktadir. b) TAVZL KREDLER T.C Ziraat Bankasi tarafindan genelde tarim sektörüne tavizli kredi verilmektedir. Bu krediler hayvancilik sektöründe bitkisel üretime göre (1986 yilindan bu yana ) daha düüktür. Bu faiz oranlari ticari kredi faiz oranlari ile karilatirildiinda bazi yillar iki, üç kat daha düük olmutur. Ayrica 1995 yilinda 95/7418 sayili kararname çerçevesinde % 20 faizli 18 trilyonluk hayvanciliin gelitirilmesi için destek salanmitir. c) SIFIR FAZL BESCLK KREDiS 29.1.1993 tarihinde balayan bu uygulama ile, yatirimini tamamlami ancak iletme sermayesi yetersizlii sebebi ile hayvan materyali alamayan yetitiricilere Et ve Balik Kurumu Genel Müdürlüü ve 1580 sayili Kanununa göre açilma izni almi özel kombinalar araciliiyla ayni olarak aktarilmak üzere Faizsiz Sözlemeli Besicilik Iletme Kredisi uygulamaya konulmutur. Bu proje ile atil durumda bulunan besi iletmelerinin ekonomiye kazandirilmasi ile kombinalarin atil kapasitelerinin deerlendirilmesi amaçlanmitir. d) DI TCARET MEVZUATI LE HAYVANCILIIN DESTEKLENMES Hayvancilia verilen destek ve teviklerin diinda hayvanciliin gelimesinde önemli etmenlerden biri de di ticaret uygulamasidir. Tüm ülkelerde olduu gibi ülkemizde de yerli üretimin korunmasi için ithalatta bata Gümrük Vergileri olmak üzere dier bazi teknik tedbirler uygulanmaktadir. Tarimda en yüksek koruma hayvan ve hayvansal ürünlerde uygulanmaktadir. Bugün uygulanan G.V. canli hayvanda % 142.5, ette ise % 237.5 dir. Dier yandan yine hayvanciliin gelimesinde ihracat desteide önemli yer tutmaktadir. Bunun için hayvansal ürünlerin ihracatinda da belli dönemler ihracat iadesi verilmitir. Tavuk eti ve yumurta ihracatinda u anda tevik uygulanmaktadir. Tarimsal ürünlerin desteklenmesinde imdiye kadar ürün üzerinde durulmu ve genellikle fiyat ve girdi yolu ile desteklemeler desteklemenin temel unsurunu oluturmutur. Fiyat ve girdi yolu ile desteklemenin yeterli olmadii, belli bir tarim ürünü üretiminde söz konusu ürün ile ilgili faaliyet ve fonksiyonun da desteklenmesi, ekonomik bir faaliyet bütünlüü salamayi gerekli kilmaktadir. Dier yandan uygulanan destekleme politikalarinda daha

76

çok bitkisel üretim desteklenmi, hayvancilik maliyetlerinden dolayi sekteye uramitir.

sektörünün

desteklenmesi

girdi

e) GENEL HZMETLER Destekleme politikalarinin bütün bu araçlar diinda gene tarim politikasi araçlari olan, ancak çiftçinin desteklenmesine büyük ölçüde katkida bulunan genel hizmetlerden de söz etmek gerekir. Türkiye'de tarimin üretim yapisini gelitirmek için sektör bazinda uygulanan çeitli hizrnetler unlardir. - Aratirma,eitim ve yayim hizmetleri, - Denetim ve kontrol, - Hastalik ve zararlilara kari korunma, - Alt yapi ve yapisal hizmetler, Genel hizmetler bölümünde yer alan bu. fonksiyonlar, uzun dönemde maliyetleri düürücü etki yaratan fakat dorudan üreticilerin eline geçmeyen harcamalardir. IV- AVRUPA BRL, DÜNYA TCARET ÖRGÜTÜ VE SERBEST TCARET ANLAMALARI VE DER ULUSLARARASI ANLAMALAR ÇERÇEVESNDE OLUAN LKLER Avrupa Birlii ile likiler 1963 yilinda imzalanan Ankara Anlamasi ile Türkiye ile Topluluk arasinda ortaklik kurulmu, ticari ve ekonomik ilikilerin tedricen güçlendirilmesi ve Gümrük Birlii kurulmasi öngörülmütür. Sözkonusu anlamanin 11. maddesi "Ortaklik Rejimi, AB'nin Ortak Tarim Politikalarini gözönünde bulunduran özel usullere göre tarim ve tarimsal ürünleri kapsar" hükmünü amirdir. 1973 yilinda imzalanan Katma Protokolün 35. maddesinde Türkiye ve Topluluun birbirlerine tarim ürünleri ticaretinde genilii ve usulleri Ortaklik Konseyi tarafindan belirlenecek tercihli bir rejim taniyacaklari ifade edilmektedir. Katma Protokolün imzalanmasina kadar geçen süre içinde AB, Türkiye orijinli bazi bitkisel ürünlerde tarife kontenjanlari çerçevesinde bir vergi indirimi yapmi ancak hayvan ve hayvansal ürünleri buna dahil etmemitir. Katma Protokol sonrasinda AB bitkisel ürünlerde daha önce verdii tavizleri geniletmi ve canli hayvanlar, etler ve yenilen sakatatlarda % 25 gümrük vergisiyle balayip 3 yil içinde sifirlama tavizi vermitir. 1 Ocak 1987 tarihinden itibaren AB, Türkiye'nin ihraç ettii tarim ürünlerindeki gümrük vergilerini kaldirmitir. Ancak, spesifik vergiler ve bitki-hayvan salii kurallari gibi ithalati güçletirici uygulamalar devam etmitir. Türkiye, AB'nin gümrük vergilerini sifirlamasiyla ilk yillarda bazi bitkisel ürünlerde dier ülkelere göre daha avantajli duruma geçmise de son yillarda AB'nin ikili veya çok tarafli olarak yaptii bazi anlamalarla dier ülkelere de benzer tavizleri vererek Türkiye'ye verdii tavizleri yipratmitir. Türkiye'nin AB'ne ciddi anlamda bir canli hayvan ve ürünleri ihracati gerek hayvan salii koullari ve gerek yüksek spesifik vergiler nedeniyle gerçekletirilememitir. Türkiyenin bu dönemde AB'ne herhangi bir taviz verme durumu sözkonusu olmamitir. Türkiye Toplulua ilk taviz listesini 1989 yilinda hazirlami ve bu listeye hayvancilik ürünü olarak peyniralti sulari, hayvan bairsaklari ve lüks peynirler girmitir. Taviz listesi

77

hazirlanirken Türkiye'nin üretimde üstün olduu ve tüketim alikanlii olmayan ürünler seçilmitir. Topluluk listeyi samimi bulmami ve bunun üzerine 25 Nisan 1997'de imzalanan protokole esas olacak ve airlikli olarak hayvan ve hayvansal ürünler içeren taviz talep listesini Türkiye'ye sunmutur. Uzun süren müzakereler sonucunda Türkiye, canli hayvan ve hayvansal ürünler airlikli liste üzerinden gerçek anlamda ilk tavizi vermitir. Türkiye'nin sözkonusu protokol ile ve daha öncesinde AB'ne canli hayvan ve hayvansal ürünler ile verdii ve aldii tavizler aaida verilmektedir. Tablo 6. AB'nin aldii tavizler (AB'nin Türkiye'ye ihracati) Damizlik siir Vergiden Muaf Besilik siir (80-160 kg) Siir karkas (dondurulmu) 2000 ton için muaf üstü için G.Vx 70% 5000 ton için en fazla %50 (2000 yilinda en fazla %30), sonraki 14000 ton için en fazla %70 (2000 yilinda %43) G.V. 19000 tonun üzeri için %165 G.V

Yasiz süttozu (ya orani 1500 ton için dahilde ileme rejimi %1.5'ten az) çerçevesinde muaf, aan miktar için %130 G.V Yali süttozu (ya orani 2500 ton için dahilde ileme rejimi %1.5'ten fazla çerçevesinde muaf, aan miktar için %130 G.V Tereyai lenmi peynir Dier peynirler 3000 ton için muaf, aan miktar için %70 G.V 300 ton için muaf, aan miktar için %81 G.V 2000 ton için muaf, aan miktar için %81 G.V

Et, sakatat ve deniz ürünleri Muaf unu Tablo 7. Türkiye'nin aldii tavizler (Türkiye'nin AB'ne ihracati) Koyun-keçi eti 200 ton için muaf, aan miktar için %17.6 G.V ek olarak ton baina 1240-4287 ECU spesifik vergi Kakaval, beyaz, 1500 ton için muaf, aan miktar için ton tulum peyniri baina 671.9 ECU spesifik vergi Koyun-keçi etinde alinan 200 tonluk taviz, hayvan salii artlarinin yetersiz olmasi nedeniyle pratik bir anlam taimamaktadir. Aslinda Türkiye'de mevcut bata ap hastalii olmak üzere tüberküloz,bruselloz ve leukose gibi epizootik karakterli hastaliklar eradike

78

edilmedii sürece dier ülkelerden alinacak tavizlerin hiçbir ekilde hayata geçirilmesi mümkün olamayacaktir. Canli hayvan ve hayvansal ürünlerde topluluk lehine görünen denge, tarim ürünleri bütününe bakildiinda karilikli olarak taviz kapsamina girme oranlari açisindan Türkiye lehine bir durum sergilemektedir. Ancak AB'nin tavizden yararlandirdii ürünlerden hangileri için ve hangi oranlarda dier ülkelere de taviz verdii ve kariliinda ne aldii gibi sorulara cevap bulunduktan sonra toplam tarim ürünlerindeki taviz dengesi deerlendirilebilir. Ancak, Türkiye'nin nisbeten güçlü olduu bitkisel ürünlerde AB'ne ihracatini sekteye uratmamak için hayvancilik sektöründe taviz vermek durumunda olduu açiktir. Nitekim 1996 Austos ayindan itibaren Bakanliimizin kontrol belgesi vermemek suretiyle canli hayvan ve et ithalatina getirdii kisitlamayi 1997 yilinda imzalanan protokol artlarina ve DTÖ hükümlerine aykiri bulduu gerekçesiyle AB, temel tarim ihraç ürünlerimizden findik, domates salçasi ve karpuz'da protokol öncesi duruma dönmü ve protokolle verdii ek tavizleri askiya almitir. Türkiye'nin bu durumdan nasil etkilenecei bu uygulamadan doan ekonomik ve sosyal kar-zararin hesaplanmasiyla ortaya çikabilecektir. Ancak Topluluk aldii bu tedbire ek olarak Türkiye'yi DTÖ'ye ikayet etme hakkini da sakli tuttuunu bildirmitir. Dünya Ticaret Örgütü ile likiler Türkiye, damizlik hariç olmak üzere canli hayvan ve ürünlerinde DTÖ'ye uygulayacaini bildirdii gümrük vergisi oranlarini yüksek tutarak hassas olan bu sektörde nisbeten daha güçlü bir koruma salamitir. Damizlik hariç canli hayvanlarda DTÖ'ye bildirilen gümrük vergisi tavani % 150, etlerde de % 250 olarak belirlenmitir. Ancak DTÖ taahhütleri gerei bu oranlarin 10 yil içinde % 10 oraninda indirilmeleri gerekmektedir. Bu durumda 2004 yilinda bu oranlar her sene tedricen inmek üzere canli hayvanda % 135'e etlerde ise % 225'e inecektir. Bu sektörlerin gerek AB ve gerek dier gelimi ülkelerde youn bir ekilde desteklenmeleri, dünya fiyatlarinin gerçek üretim maliyetlerinin çok altinda olumasina neden olmakta ve bu durumda gelimekte olan ülkelerin gelimi ülkelerin pazari durumunda kalmalarina sebebiyet vermektedir. Bunun sonucu olarakta zaman zaman ülkeler tarife dii engeller koymak suretiyle sektörlerini korumak durumunda kalmaktadirlar. Halen Türkiye'nin kontrol belgesi vermemek suretiyle canli hayvan ve et ithalatina getirdii yasaklama bata ABD olmak üzere AB ve dier bazi ülkelerde tepkilere neden olmakta ve adi geçen ülkelerin DTÖ'ye bavuracaklarina dair bilgiler gelmektedir. Halen Türkiye'deki canli hayvan ve et fiyatlari gözönüne alindiinda gümrük vergilerinin DTÖ bildirimlerinin üst limitine çekilmesi durumunda dahi Türkiye'nin subvansiyonlu ithalatla rekabet edebilecei üphelidir. Dünya ve Türkiye'deki fiyat farklari belirli ölçüde desteklemelerden kaynaklansada, sözkonusu ülkelerle Türkiye arasinda üretim maliyetleri açisindan da büyük farkliliklar vardir.Türkiye'de canli hayvan ve et üretim maliyetleri bilinen sebeplerden dolayi (iletmelerin optimizasyonu, yem bitkileri üretimi, taimacilik ve pazarlama) gelimi ülkelere nazaran daha yüksek seyretmektedir. Gerek AB'ne ve gerek DTÖ'ye olan taahhütlerimizin iii altinda, ithalati kisitliyici mevcut uygulamayi çok uzun sürdürebilmemiz mümkün görünmemektedir.

79

Serbest Ticaret Anlamalari Serbest Ticaret Anlamalari, AB'nin benzer anlama yaptii ülkelerle Türkiye'nin de yapacaini taahhüt ettii ve ticaretin karilikli olarak gelitirilmesine cevaz verecek ekilde gümrük vergileri ve dier vergileri karilikli indirerek mallarin daha rahat dolamasini salayacak anlamalardir. Türkiye halen srail, Macaristan, Romanya, Estonya, Letonya, Litvanya, Slovakya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan ile Serbest Ticaret Anlamalari imzalami olup Polonya ve Makedonya ile görümeler halen sürdürülmektedir. Sözkonusu anlamalarla bu ülkelere canli hayvanda 12.500 ton karkas ette de 1250 ton kadar taviz verilmitir. Bu anlamalarda önceki yillardaki ticaret performanslari ile beraber dier ülkelerle yapilan anlamalarda gözönüne alinarak taviz talebinde bulunmaktadirlar. AB ile yaptiimiz anlamada canli hayvan ve ette verdiimiz tavizler bu ülkeler içinde emsal tekil etmi ve bu ülkelerden müzakereler sirasinda canli hayvan ve hayvansal ürünlerde youn taviz talepleriyle karilailmitir. Ayrica Macaristan ve Romanya'ya verilen toplam 9500 tonluk tavizle ilgili müzakereler ithalatin youn olarak yapildii yillarda tamamlanmitir. thalat yasaini müteakip müzakerelerde canli hayvan ve etteki taviz talepleri mümkün olduunca asgari ölçülerde karilanmitir. Çözüm Önerileri Hayvancilikla ilgili olarak sektörün içinde bulunduu mevcut durum göz önünde bulundurularak di ilikilerimizde dikkat edilmesi gereken hususlar aaida belirtilmektedir: 1. Mevcut hayvan salii artlarinda AB ülkeleri bata olmak üzere dier dünya ülkelerine canli hayvan ve et ihracatimiz mümkün görülmemektedir. Dolayisiyla bata ap olmak üzere Bruselloz, Tüberküloz, Leukoz gibi Epizootik hastaliklarin kesin eradikasyonu gerekmektedir. Bundan baka özellikle son zamanlarda ülkemiz ihracati açisindan büyük sikinti yaratan su ürünleri ile ilgili kesim ve ileme tesislerinin salik ve hijyenik artlarinin AB Standartlarina uydurulmasi büyük önem arz etmektedir. 2. Türkiye'nin gerek hayvancilik sektöründeki üretim ekonomisinin gelimi ülkelerin gerisinde olmasi ve gerek genel anlamdaki ekonomisinin yine gelimi ülkelerde olduu gibi hayvancilia büyük oranlarda destek yapamayacak ölçüde olmasi, bu sektörde rekabetçi olabilmek için, üretim maliyetinin düürülmesinden baka çare olmadiini ortaya koymaktadir. Bu amaçla hazirlanan Hayvancilii Gelitirme Projesinin önemli bir firsat olduu düünülmektedir. Söz konusu proje ile yaratilacak kaynaklarin direk üretim maliyetini düürücü tedbirlere yöneltilmesi gerekmektedir. Bu tedbirlerden önemli bazilari; iletmelerin optimum büyüklükte olmasinin tevik edilmesi, üretici birliklerinin etkin ekilde çalimalarinin salanmasi, yem bitkileri üretiminin ve kullaniminin yayginlatirilmasi olarak siralanabilir. 3. Türkiye'nin halihazirda yaptii anlamalar ile vermi olduu tavizler diinda yapilacak yeni anlamalarda hayvancilik sektöründe ek tavizler vermesinin uygun olmamakla beraber, ileride olabilecek ithalata kari mevcut gümrük vergilerine ek olarak DTÖ kurallarina uygun bazi tarife dii engeller uygulanmasi isabetli olacaktir. Bu önlemlerden bazilari; ihtisas gümrükleri oluturulmasi, ithal canli hayvan ve etlerde asgari kalite uygulamasi getirilmesi ve et ileme tesislerine yerli hayvan kullanmak artiyla prim verilmesi gibi konular olarak siralanabilir.

80

V- SONUÇ VE UYGULANMASI GEREKEN DESTEKLEME POLTKALARI Hayvancilik sektörünün desteklenmesinde seçici davranilacak, verimlilik ve ekonomiklik kesinlikle gözetilecektir. Verimsiz köy populasyon hayvancilii yerine ekonomik hayvancilik iletmesi desteklenecektir. Mevcut küçük iletmelerden oluan hayvanciliimizin optimizasyonu yönünde örgütlenme salanacaktir. Desteklemelerin Dorudan Gelir Destei eklinde yapilmasi daha etkin ve verimli olacaktir. Hayvancilik sektörü mutlaka kayit altina alinmalidir. Üretici örgütleri mutlaka kurulmali ve yeni destekleme sisteminde bu örgütler büyük görevler üstlenmelidir. Geçi dönemi için 1. Destekleme alimi yapilacak ürünler (Fiyat yolu ile) Stratejik ürün sayilan et ve süt ürünlerinin, üretici örgütlenmesinin istenilen düzeye gelinceye kadar devlet tarafindan belirlenen fiyattan alinmasi zorunludur. Bu uygulamanin olmamasi durumunda AB ve ABD de olduu gibi et ve sütte fark ödemesi sistemine geçilerek belirlenecek hedef fiyat üzerinden piyasa fiyati dikkate alinarak ödeme yapilmalidir. 2.Girdi Destei Hayvancilik sektörünün en önemli girdisi nitelikli damizliktir. Dolayisiyla damizlik üreten iletmelere, damizlik kullanan iletmelere destek verilmelidir. Hayvancilik sektörünün dier önemli girdisi ise yemdir (kaba ve konsantre yem). Bugün ülkemizde büyük oranda kaliteli kaba yem açii bulunmaktadir. Kaba yem açiinin giderilmesi için verimi düük hububat alanlari yem bitkileri üretimine ayrilarak kaba yem üretimine destek verilmelidir. 1989 yilinda desteklemeden vazgeçilen karma yem yapilacak yeni düzenleme ile tekrar geçici bir süre destekleme kapsamina alinmalidir. Hayvan saliinda kullanilan veteriner ilaçlarindaki desteklemeye belli bir süre daha devam edilmeli ve destekleme orani da % 25 olarak belirlenmelidir. Devlet tarafindan verilecek hayvancilik kredilerinin sosyal amaçtan daha ziyade ekonomik amaca yönelik olmasi gerekmektedir. Dier bir anlatimla kredilerin köylüden ziyade çiftçiye ve sektöre yatirim yapan, istihdam yaratanlara daha düük faizle ve uzun vade ile verilmesi uygun olacaktir. Örnein yem bitkileri üretimi için yeterli alani olan veya uygun büyüklükteki araziyi kiralami olanlar düük faizli kredilerden yararlandirilmalidir. 3. Tevikler Iç ve di piyasalarda istenilen kalitede ürün yetitiren üreticilerle üretimi arttirilmak istenilen ürünleri yetitirenlere tevik verilmelidir. Verilecek tevikte süt hayvancilii ve koyunculuk öncelik almalidir. Dier taraftan pazarlamada karilailan sorunlarin çözümü dorultusunda GATT taahhütlerine bali kalmak koulu ile hayvansal ürünlerin ihracatina destek verilmelidir.

81

4. Genel Hizmetler Üretici örgütlerinin istenilen düzeye ulamasi ve hayvancilik sigorta sisteminin yayginlamasi ile birlikte devlet tarafindan yapilmakta olan aratirma, eitim, yayim, salgin hastaliklara kari yapilan mücadele hizmetlerinin kismen bu örgütlere devredilerek devletin alt yapi ve kontrol hizmetlerine airlik vermesi daha uygun olacaktir.

82

EK TABLOLAR SÜT'TE ÜRETC DESTEK TAHMN (ÜDT) EK TABLO :1 SÜT'TE ÜRETC DESTEK TAHMN

SÜT

ÜDT %ÜDT ÜNYK

OECD 1998 1999

51988 57 2.32 50175 57 2.3

ABD 1998 1999

15290 61 2.55 14048 57 2.33

AB 1998 1999

20843 56 2.29 21406 58 2.4

TÜRKYE 1998 1999

299 53 2.13 276 39 1.65

KAYNAK : OECD -1999 Türkiye;Trilyon TL, AB Milyon ECU, ABD ve OECD Milyon $ ÜNYK: Üretici Nominal Yardim Katsayisi TAVUK ET'NDE ÜRETC DESTEK TAHMN (ÜDT) EK TABLO : 2 TAVUK ET'NDE ÜRETC DESTEK TAHMN TÜRKY OECD ABD AB E TAVUK ET 1998 1999 1998 1999 1998 1999 1998 1999 3068 5066 633 639 913 2473 77 92 ÜDT 9 14 3 4 12 35 27 26 %ÜDT 1,09 1,17 1,04 1,04 1,14 1,55 1,37 1,35 ÜNYK KAYNAK : OECD 1999 Türkiye;Trilyon TL, AB Milyon ECU, ABD ve OECD Milyon $

83

TÜRKIYE'DE TARIM POLTKALARI KAPSAMINDA HAYVANCILIK POLTKALARI Dilek ÜLGÜRAY Devlet Planlama Tekilati 1.TARIM POLTKALARINDA MEVCUT DURUM 1.1.TARIMIN EKONOMDEK YER Tarimin GSYH içindeki payi 1980 yilinda % 26 seviyesinde iken, 1998'de %15'e gerilemitir.1980 yilinda toplam ihracat deerinin %57'sini oluturan tarim sektörünün, toplam ihracat içindeki payi 1997 yili itibariyle %10.3'e dümütür. 1980-1998 yillari arasinda tarim sektöründe istihdam edilenlerin toplam istihdama orani % 62,5'den % 41.8'e gerilemitir. GSMH ve toplam ihracat içindeki payinin göreli olarak azalmasina karilik, sektördeki aktif nüfusun ve istihdamin yüksek oranlara sahip olmasi ve beslenme ile dorudan ilikisi açisindan tarim, ekonomideki önemini halen korumaktadir. Ülkemizde tarimsal faaliyet içerisinde hayvancilik faaliyetinin yeri, sanayilemi ve ayni zamanda tarimda ileri durumda olan ülkelere göre geridir. Tarimsal üretim deeri içinde hayvanciliin payi su ürünleri ve ormancilik hariç % 23 seviyesindedir. 1.2. UYGULANMAKTA OLAN POLTKALAR Ülkemizde tarimsal politikalar; fiyat müdahaleleri, girdi destekleri, zirai kredi faiz sübvansiyonlari, doal afet ödemeleri, süt tevik primi ödemeleri, bazi yillarda ödenen destekleme primleri, aratirma, eitim, yayim, ve denetim gibi genel hizmetlerle ilgili kamu faaliyetleri, büyük ölçüde kamu tarafindan sürdürülen tarimsal altyapi yatirimlari, yatirim ve ihracat tevikleri ile sürdürülmektedir. Ayrica iç pazar fiyatlarinin istenen düzeyde tutulmasi için hayvansal ürünlerde, çay, eker ve hububatta olduu gibi yüksek ithalat korumalari uygulanmaktadir. GATT Uruguay Turu Tarim Anlamasi ülke taahhütlerimiz çerçevesinde tarim ürünleri ihracatinda ihracat iadesi ödemeleri yapilmaktadir. Geçmi yillarda hayvansal ürünlerin gelitirilmesi amaciyla kurulmu olan TSEK (Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu), EBK (Et ve Balik Kurumu) ve Yem Sanayii A.. kamu finansmanina olan baskinin azaltilmasi ve verimlilik artii amaciyla özelletirme kapsamina alinmitir. TSEK ve Yem Sanayii A.. tamamen özelletirilmitir. Ürünlerin pazarlanmasi ve üreticilerin örgütlenmesi ile ilgili gerekli düzenlemeler yapilmadan hayvansal üretimle ilgili üç KT'in ayni anda özelletirilmesi, hayvansal ürün piyasalarinda olumsuz etkiler yaratmi ve hayvanciliin gerileme eilimini artirmitir. Bu nedenle EBK tamamen özelletirilmemitir.

84

1.3. UYGULANAN TARIM POLTKALARININ ÜRETC, TÜKETC VE VERG MÜKELLEFLER (BÜTÇE) ÜZERNE ETKLER Ülkemizde uygulanan tarim politikalarinin üretici, tüketici ve vergi mükelleflerine olan etkileri ÜDE (Üretici Destek Edeeri) 4, TDE (Tüketici Destek Edeeri) 5 ve ayrica tarim sektörüne yapilan Toplam Transferlerle 6 ölçülmektedir. Ülkemizde tarimsal üretim deerinin % 42'si için ÜDE ve TDE hesaplanmaktadir. Yüzde Üretici Destek Edeeri (ÜDE),1 998 yili geçici sonuçlarina göre, % 39 olarak hesaplanmitir. Bu sonuç, 1986-88 ortalamasi olan % 26 ve 1996 daki % 25'lik seviyesinden oldukça yüksek olup OECD ortalamasi olan % 37'nin üzerine yükselmitir. Hayvansal ürünlerle ilgili ÜDE'ler, 1998 yilinda süt için % 54, dana eti için % 48, olarak ortalamanin üzerinde, tavuk eti için % 7 ve koyun eti için % 9 olarak ortalamanin gerisindedir. Ülkemiz için hesaplanan ÜDE'nin yükselmesi, genellikle, izlenen yüksek destekleme alim fiyati politikasindan, hayvansal ürünlerde ise iç fiyatlarin yüksek ithalat korumalari ile desteklenmesinden kaynaklanmaktadir. Ülkemiz için hesaplanan ÜDE içerisinde dünya fiyatlarindan farklilamayi ifade eden Pazar Fiyat Destei'nin payi, 198688 ortalamasi % 72, 1992-94 ortalamasi % 78 iken 1998'de % 86'ya yükselmitir. ÜDE'nin geri kalan bölümünün önemli bir kismi ise faiz sübvansiyonlari ve girdi desteklerinden olumaktadir. 1.4. GRD VE DER DESTEKLER Ülkemizde tarim sektöründe; - Gübre Sübvansiyonu, - Süt Üretimini Tevik Primi, - Zirai laç Destei, - Tohumluk ve Fidan Primi gibi girdi destekleri uygulanmaktadir. Aaidaki tabloda yillar itibariyle girdi sübvansiyonlari yer almaktadir.

ÜDT (Üretici Destek Edeeri): Tarim politikalari sonucunda belli bir yilda tüketicilerden ve vergi mükelleflerinden(bütçeden) üreticilere yapilan tarimsal transferleri gösterir.Bu transferler, pazar fiyat destei, dorudan ödemeler, girdi destekleri, faiz sübvansiyonlari, genel hizmetler ve dier teviklerle ilgili ödemeleri kapsar. Toplam ÜDE: Üreticilere yapilan toplam desteklerdir. Yüzde ÜDE: Toplam desteklerin iç fiyatlarla ifade edilen toplam üretim deerine yüzde oranidir. Birim ÜDE: Toplam desteklerin ton baina deeridir. 5 TDE Tüketici Destek Edeeri: Tarim politikalari sonucunda belli bir yilda üreticilerden ve vergi mükelleflerinden tüketicilere yapilan tarimsal transferleri gösterir. Eksi olduu zaman uygulanan tarim politikalari sonucunda tüketicilere izafi vergi yükü anlami tair. Toplam TDE:Tüketicilerden yapilan transferlerin toplam deeridir Yüzde TDE: Toplam desteklerin iç fiyatlarla ifade edilen toplam tüketim deerine yüzde oranidir. Birim TDE: Tüketiciden yapilan toplam transferlerin ton baina deeridir 6 Toplam Transferler: Genel bütçeden dier kamu kaynaklarindan ve tüketicilerden yapilan transferlerin tümünden ithalat vergilerinin çikarilmasi ile hesaplanmaktadir.

4

85

Tablo 1. Tarimsal Girdi Sübvansiyonlari çin Yapilan Ödemeler (Milyar TL)

1992 Gübre Süt Zirai laç Dest. Tohumluk ve Fidan TOPLAM 2.574 138 117 19 2.847 1993 3.311 96 105 35 3.547 1994 7.924 609 177 42 8.773 1995 9.804 1.825 1.139 70 12.837 1996 44.983 4.825 2.574 194 52.577 1997 88.769 6.425 3.789 767 99.750 1998 123.928 8.193 8.536 1.713 142.370

1.5. TARIM SEKTÖRÜNE SALANAN KAYNAKLAR Tarim sektörüne salanan kaynaklar deiik metodlarla hesaplanabilmektedir. Bu bölümde yukarida deinilen ve tarim sektörüne salanan kaynaklari ihtiva eden ve toplam transferlerin bir bölümünü oluturan detaylar toplulatirilarak tablo 2. oluturulmutur. Tablo 2'den de anlailacai üzere, 1994 yilinda tarim sektörüne salanan kaynaklarin aaida belirtilenler itibariyle toplami 67 trilyon TL.'dan 1998 yilinda 1738.5 trilyon TL.'na yükselmitir. Tablo 2. Tarim Sektörüne Salanan Kaynaklar (Trilyon TL) 1994 GRD SÜBVANSYONLARI GÖREV ZARARLARI VE SERMAYE TRANSFERLER ZRAAT BANKASI GELR KAYBI DFF KREDLERNDEN GELR KAYBI DESTEKLEME ALIMLARI 8.8 2.4 19.0 1995 12.8 3.3 17.0 1996 52.6 13.2 61.2 1997 99.8 26.0 110. 5 1998 142. 4 33.7

168. 8 156. 1.7 35.8 65.3 2 473. 1237 36.8 46.5 90.0 3 .4 252. 774. 1738 TOPLAM 67.0 75.0 8 9 .5 Yukarida yer alan girdi sübvansiyonu ve tarim sektörüne salanan kaynaklar içerisinde hayvancilik sektörünün yararlandiklari, süt tevik primi, zirai ilaç sübvansiyonunun ve Ziraat Bankasi gelir kaybi olarak ifade edilen zirai kredi faiz sübvansiyonunun bir bölümü olup toplamdaki pay bitkisel üretimin çok gerisindedir. 1.6. UYGULANAN POLTKALARLA LGL DEERLENDRME Ülkemizde tarimsal destekleme politikalarinin en önemli araci olan fiyat müdahaleleri, üretimin pazar sinyallerine uygun olarak gelimesini engelleyici, üretici gelirlerinde istikrarsizlik yaratici, gelir dailimini bozucu etkiler yaratmakta ve bazi ürünlerde iç ve di pazarlarda deerlendirilemeyen stoklarin olumasina yol açmaktadir. Özellikle tahillar için yapilan destekleme alimlari, hayvansal üretimde yem girdisi maliyetinin yükselmesine ve buna bali ürün ve mamullerde iç fiyat yükselmelerine yol açmaktadir. Sürdürülen tarim politikalari, salanan desteklerin üreticiye yeteri kadar yansimamasi nedeniyle sosyal

86

amaçlarin gerçekletirilememesi yaninda kamu kaynaklarina önemli ölçüde yük getirmesi bakimindan da olumsuz etkilere sahiptir. Ülkemizde tarim sektörüne yukarida açiklanan çeitli yollarla kaynak aktarilmasina ramen; · · · · · · Aktarilan kaynain tamami çiftçilerin eline geçmemektedir; Tarimsal üretimde ve ihracatta ülkemizin var olan potansiyeline uygun bir arti salanamamaktadir; Üreticilere üretimle ilgili karar almalarini salayacak pazar sinyalleri yeteri kadar ulaamamaktadir; Verilen desteklerden küçük iletmeler ve verimin düük olduu bölgeler yeteri kadar yararlanamamaktadir; Tarimsal üretim faaliyeti cazip bir geçim alani olmaktan uzaklamaktadir; Kurululararasi koordinasyon eksiklii uygulamaya ilikin faaliyetlerin etkin olarak yürütülmesini aksatmaktadir.

1.7. TARIM POLTKALARI LE LGL ULUSLARARASI ANLAMALARDAN DOAN YÜKÜMLÜLÜKLERMZ Tarim konusunda taahhütte bulunduumuz uluslararasi anlamalar: -Dünya Ticaret Örgütü Anlamasi -AT ile imzalanan Ankara Anlamasi, Katma Protokol ve 1/95 sayili Ortaklik Konseyi Karari'nin Ortak Tarim Politikasina uyum ve lenmi Tarim Ürünleri ile ilgili hükümleridir. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlamasi le lgili Yükümlülükler : Tarim Anlamasi, iç pazarda uygulanan toplam desteklerle (AMS) di ticarette uygulanan korumalarin, sanayilemi ülkeler tarafindan 6 yillik bir süre içerisinde % 36, sanayilemekte olan ülkeler tarafindan ise 10 yillik bir süre içerisinde % 24 oraninda azaltilmasini öngörmütür. Buna karilik, ticareti bozucu etkisi olmayan önlemlerin uygulanmasi (aratirmalar, salik önlemleri, altyapinin güçlendirilmesi, çevrenin korunmasi ve gida güvenlii hizmetlerinin gelitirilmesi gibi hususlar) için indirim öngörülmemi ve harcamalarin bu tür faaliyetlere yönlendirilmesi amaçlanmitir. Türkiye'de destekleme alimlari yoluyla yapilan yardim miktari toplam tarimsal üretim deerinin %10'unu geçmediinden iç destekler "de minimis" asgari destek kapsaminda deerlendirilmi ve iç desteklerin indirimi konusunda herhangi bir taahhütte bulunulmamitir. Bu çerçevede, GATT nezdinde 2004 yilina kadar iç desteklerin indirimi ile ilgili bir taahhüdümüz bulunmamaktadir. Ancak içinde bulunduumuz günlerde Seatle'da yapilmakta olan DTÖ Bakanlar toplantisinin önemli gündem maddelerinin biri, bilindii üzere tarim anlamasinin gözden geçirilmesidir. Önümüzdeki günlerde balayacak olan bu süreç içerisinde dünya tarim ürünleri ticaretinde daha ileri derecede bir serbestlemeye gidilebilmesi ile ilgili iç politika reformlari ve ticaret politikalari ayrintili olarak görüülmee balanacaktir. Bu çerçevede

87

ülkemizin müzakere pozisyonunun belirlenmesi ile ilgili çalima ve toplantilara ilgili sektörlerin aktif olarak katilmalari büyük önem taimaktadir. Tarim Alaninda Türkiye-AT likileri : Bilindii gibi AT ile ilikilerimiz kapsaminda, ülke tarim politikalarimizi Topluluk Ortak Tarim Politikalarina (OTP) uydurma taahüdümüz bulunmaktadir. Ancak, ülkemizin tarimsal yapisinin AT ülkelerinin tarimsal yapisindan farkli oluu, bu güne kadar yapisal sorunlarin ailmasina imkan verecek önlemlerin alinamamasi, mevzuat uyum çalimalarinin tamamlanamamasi ve bu amaç için gereken kaynain salanamamasi gibi balica nedenlerden ötürü halen Ortak Tarim Politikasi'na (OTP) uyum salanamamitir. 6 Mart 1995 tarihli 1/95 sayili Ortaklik Konseyi Kararinda (OKK) da tarim ürünleri Gümrük Birlii kapsami diinda tutulmu, ilenmi tarim ürünleri ise gümrük vergilerindeki sanayi payi sifirlanmak üzere kapsanmitir. Bilindii gibi 1/95 sayili OKK'nin 22, 24 ve 25 inci maddeleri ile taraflarin tarim ürünleri ticaretinde birbirlerine tanidiklari tercihli rejimleri, karilikli yarar temelinde tedricen gelitirmeleri öngörülmütür. Bu kapsamda hazirlanan karilikli taviz listelerinin bazi maddeleri et ve süttozu ithalati konusunda ülkemiz tarafindan Toplulua taninan tavizlerin yerine getirilememesi sonucunda askiya alinmitir. 2. TÜRK TARIM POLTKALARI LE LGL REFORM ÖNERLER Ülkemizin Tarim Politikalarinda reform yapilmasi gerei karisinda ilgili kamu kurulularinin da katildiklari çalimalar sononda Devlet Planlama Tekilati tarafindan Tarim Politikalari ile lgili Sürdürülebilir Kisa, Orta ve Uzun Vadeli Stratejiler Belgesi hazirlanmitir. Bu belgede konu ile ilgili amaçlar öyle siralanabilir; · · · · · · · Üretimin dünya pazarlarinda rekabet edebilir artlarda ve pazar sinyallerine uygun olarak gelimesi; Üretici gelirlerinde istikrar salanmasi, üreticilerin hayat standardlarinin yükseltilmesi ve gelir dailiminin iyilemesi; Gida güvenlik ve güvenilirliinin salanmasi; Tarimsal desteklerle ilgili kamu finansmani yükünün azaltilmasi; hracatin artmasi ve çok tarafli dünya ticaret sistemine uyum salamasi; Tarimsal üretimde kalite ve verimliliin artmasi; Doal kaynaklarin korunmasini esas alan dengeli ve çevreyle uyumlu tarimsal altyapinin oluturulmasi ile sürdürülebilir bir tarimsal kalkinma salanmasi; olarak belirlenmitir. 3. TEMEL POLTKA VE STRATEJLER Yukaridaki amaçlara ulamak, için izlenmesi gereken politika ve stratejiler ise; · Üretimin serbest rekabet koullarinda pazar sinyallerine uygun bir ekilde geliimine izin verilmesi için devletin fiyat müdahalelerinden uzaklamasi, ürün borsalarinin ve hallerin gelitirilmesi;

88

·

Tarim ve di ticaret politikalarinin düzenlenmesinde, Dünya Ticaret Örgütü Anlamasinin tarimla ilgili hükümleri çerçevesinde ülkemizin yükümlülükleri ve AT Ortak Tarim Politikasi'nda ve tarim alaninda Türkiye-AT ilikilerinde beklenen gelimelerin dikkate alinmasi; Kendine yeterliliin salanmasi için temel ürünlerle ilgili bir fiyatlandirma sistemi oluturulmasi; Arz fazlasi olan ürünlerin üretimleri sinirlandirilarak bunlarin yerine iç ve di talebi olan ürünlerin üretimine yönelinmesi; Girdi desteklerinin kademeli olarak azaltilarak zaman içerisinde kaldirilmasi; Tarim sektöründe düük faizli kredi kullaniminin zaman içerisinde kaldirilmasi; Çiftçi gelirlerinde istikrar salamak, üreticilerin hayat standardlarini yükseltmek ve gelir dailiminin iyilemesini salamak üzere hedef kitleye "Dorudan Gelir Destei" ödeme sistemine geçilmesi ve kirsal gelirin çeitlendirilmesine yönelik önlemler alinmasi; Üreticilerin ilgi alanina giren ürünlerin üretim ve pazarlanmasi konularinda devletten baimsiz olarak üreticilere hizmet verebilecek ve tarim politikalarinin belirlenmesinde etkin rol oynayacak "üretici örgütlerinin" oluturulmasi; hracatta yeni pazar imkanlari yaratilmasi ve ihracat potansiyeli olan ürünlerde uygun politikalar gelitirilmesi, Tarim sektörü politikalarini belirleyici ve faaliyetleri yönlendirici karar almak ve koordinasyon salamak üzere kamu ve özel sektör temsilcilerinin katilacaklari özerk bir "Tarimda Yeniden Yapilanma Kurulu" oluturulmasi; Sektörel üretim faaliyetlerinin uygun ölçekteki karli ve verimli iletmelere yönlendirilmesi; Hayvancilik sektörünün gelitirilmesine özel önem verilmesi; Gida güvenilirlii ile ilgili mevzuat düzenlemelerinin uluslararasi kurallar da dikkate alinarak tamamlanmasi, etkili bir ekilde uygulanmasi ve tüketicilerin bilgilenmesine önem verilmesi; Kirsal kalkinmaya önem verilmesi; Su ürünleri faaliyetlerinin gelitirilmesi; Sürdürülebilir tarimsal üretim için doal kaynaklarin ve çevrenin korunmasi, gelitirilmesidir.

· · · · ·

·

· ·

· · ·

· · ·

4. KISA VADEDE UYGULANMASI ÖNGÖRÜLEN POLTKALAR VE DÜZENLEMELER Kisa vadede, yukarida belirtilen amaçlara ulamak için uzun vadede uygulanmasi öngörülen politikalarin hukuki ve kurumsal alt yapisinin oluturulmasi gerekmektedir. Bu çerçevede, fiyat politikalarinin yeniden düzenlenmesi ve yeni bir fiyatlandirma sistemi kurulmasi, "dorudan gelir destei"ne orta ve uzun vadede geçi için üretici ve üretici

89

örgütleri bazinda kayit sisteminin temelini oluturacak ve uygulamanin esaslarini belirleyecek bir çalimanin yapilmasi gerekmektedir. 4.1. FYAT POLTKALARI Kurulmasi önerilen fiyatlandirma sisteminin hayvancilik sektörünü ilgilendiren yönü aaida açiklanmitir: Fiyat müdahale sisteminin uygulanacai, temel ürünler hububat, eker pancari, süt olarak belirlenmelidir. Ayrica gen kaynaklarinin korunacai tiftik veya bölgesel ve monokültür ürünler de (çay, ipekböcei) bu sistem içinde yer almalidir. Temel ürünlerle ilgili olarak fiyatlar ve politikalari; -Yurtiçinde üretilmelerini garanti eden bir düzeyde olmalidir; -Üretim fazlasi olumasi önlenmelidir; -Ürün fiyatlarinin dünya fiyatlarindan önemli ölçüde uzaklamasi (yüksek olmasi) halinde ithalat -Bu ürünler ilenmi tarim ürünleri ihracatinda kullanildii takdirde ihracat sübvansiyonuna ihtiyaç olup olmadii deerlendirilmelidir. Hayvansal ürünlerin (et, süt ve süt ürünleri), Türkiye üretimindeki verim düüklüü, yem fiyatlarinin göreli yükseklii ve AT'nin uyguladii yüksek düzeyde ihracat sübvansiyonlari nedeniyle di rekabet gücüne sahip olmadiklari dikkate alinarak, bugün için fiyat politikalarinin dünya fiyatlari paralelinde deil, üreticinin gelir düzeyini garanti altina alacak, buna karilik fiyatlarin tüketicinin alim gücünü zorlamayacak ekilde olumasi için ithalat korumalarinin yeterli seviyede tutulmasi gerekmektedir. Üreticinin gelir istikrarini salarken, oluacak olan süt fiyat düzeyinin sanayi ürünleri maliyetine ve dolayisiyle tüketici fiyatlarina yansimasini önlemek üzere süt tevik primi uygulanmasi halinde beraberinde bir minimum süt fiyatinin da açiklanmasi ve bu fiyati garanti altina alacak bir müdahale sisteminin de uygulanmasi gerekecektir. Fiyat politikalarinin istikrarli bir biçimde uygulanmasina ek olarak hayvanciliin teviki için özel sektörün itirakiyle ve kalici bir model çerçevesinde hazirlanacak projelerin de uygulanmasi gerekmektedir. Bu çerçevede Devlet Planlama Tekilati tarafindan devletin, özel sektörün ve üretici kurulularinin rolleri dikkate alinarak önerilen ve ekli emada gösterilen sistemin uygulanmasi ile üretimde istikrarli bir arti salanmasi mümkün olacaktir. 5. ORTA VE UZUN VADEDE UYGULANMASI ÖNGÖRÜLEN POLTKALAR VE DÜZENLEMELER Kisa vadede yukaridaki uygulamalarin balatilmasindan sonra orta vadede; · · Tarim ürünlerinin fiyatlandirilmasinda, temel ürünlerde sadece müdahale durumu gerektirecek minimum fiyat seviyelerinin belirlenerek açiklanmasi yoluna gidilmesi, Borsalarla ilgili projelerin tamamlanip, borsalarin hayvancilik dahil dier ürünleri de kapsayacak ekilde yayginlatirilmasi,

90

· · · · · · · · · · ·

Üreticiler, iletmeleri ve yaptiklari üretim faaliyetleri ile ilgili olarak kisa vadede kurulma esaslari belirlenecek olan kayit sisteminin uygulanmasi, "Dorudan Gelir Destei Ödemeleri " sisteminin uygulanmasi, Zirai kredi faiz oranlarinin piyasa artlari ve enflasyon oranina göre ayarlanarak tarimsal kredi desteinin kaldirilmasi, Kirsal gelirin çeitlendirilmesi, Girdi desteklerinin azaltilarak kaldirilmasi, Üretimde verimliliin ve çeitliliinin artirilmasi,. Girdi Kullanim Etkinliinin Artirilmasi, Aratirma-gelitirme, eitim ve yayim hizmetlerinin etkin olarak uygulanmasi, Biyoteknolojinin özendirilmesi ve gelitirilmesi, hracatta yeni pazar imkanlari yaratilmasi Gida sanayiinin gelimesine ve tarimsal üretimle entegrasyonunun salanmasina önem verilmesi, ÇN kisa GEREKL vadede YASAL yasal

uygun olacaktir. 6. KISA VADEDE AMACA ULAMAK DÜZENLEMELER Yukarida belirlenen amaçlara ulailabilmesi için düzenlemelerin yapilmasi gerekmektedir. · Üretici Birlikleri Yasasi'nin çikarilmasi

aaidaki

"Üretici Birlikleri"nden beklenen, tarimsal üretimin gelimesini salamak, bu amaçla teknik ve ekonomik yönden üreticilere rehberlik yapmak, ürün fiyatlarinin olumasinda etkili olmak, üreticilere girdi temin etmek, ailama ve suni tohumlama faaliyetlerinde üyelerine yardimci olmak, üyelerine eitim ve yayim hizmeti götürmek, ürünlerin deerlendirilmesi ve pazarlanmasi konularinda üyeler arasinda dayanima salamak, üreticinin haklarini korumak üzere iç ve di pazarlarda kalite standardi ve maliyet açisindan rekabet gücü yüksek üretim hedefinin gerçekletirilmesine katkida bulunmak, gerekli aratirma ve islah çalimalari yapmak, gerektiinde ulusal ve uluslararasi düzeyde ilgili kurulularla ibirlii yapmaktir. · Ürün Borsalarinin gelitirilmesi Destekleme alimlarinin devlet bütçesi üzerindeki yükünün azaltilmasi ve piyasada iç ve di ticarete olumsuz etki yapan fiyat müdahaleleri yerine, bu konudaki politikalarin gerek GATT ve AT kurallarina gerekse bilimsel verilere ve hedeflere uygun hale getirilmesi amaciyla bir politika çalimasi ve teknik yardim bileeni de olan ve serbest fiyat mekanizmasinin ilemesinde oynadiklari rol açisindan gerekli spot ve vadeli ilem borsalarinin fiziksel yatirim ihtiyaçlarini da içeren, "Tarim Ürünü Borsalarinin Gelitirilmesi Projesi" Sanayi ve Ticaret Bakanlii koordinatörlüünde yürütülmektedir. Bu proje kapsaminda ürün borsalarinin alt yapilarinda salanacak olan gelimelerin canli

91

hayvan borsalarinin da gelimesine yayginlamasina ve rekabet ortaminda fiyat oluumuna yardimci olmasi beklenmektedir. · Tarim Ürünleri Sigortasi Yasasi'nin çikarilmasi, Üreticilere var olan riskler karisinda yeterli düzeyde bir gelir garantisi temin etmek ve tarim sektörünün, gerek tarimsal sigortalarla yönlendirilmesi ve gerekse bunun dier politikalarla ilikilendirilerek, salikli bir ekilde gelimesini salamak üzere Hazine Müstearlii tarafindan hazirlanmakta olan "Tarim Ürünleri Sigortasi" Kanun Tasarisinin tamamlanmasi ve yasanin çikarilmasi gerekmektedir. · 1380 Sayili Su Ürünleri Kanunu'nun günün artlarina göre güncelletirilmesi;

1380 Sayili Su Ürünleri Kanunu; avcilik yoluyla elde edilecek üretimin düzenlenmesi, istihsal sahalarinin kisa ve uzun süreli kiralanmasi, yasaklamalar ve cezai hükümleri kapsamakta ve yetitiricilie ilikin detay hükümler bulunmadiindan mevcut problemlerin çözümünde yeterli olamamaktadir. Bu konuda hazirlanmi olan Kanun Deiiklik Taslai'nin çikartilmasi gereklidir. · Gidalarin üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair 560 sayili KHK'nin yasalamasi ve ilgili yönetmeliklerin tamamlanarak uygulamaya alinmasi,

VII. Be Yillik Kalkinma Plani'nin Sanayileme Yaklaimi Projesi kapsaminda sorumlu kurulu olan Tarim ve Köyileri Bakanlii tarafindan hazirlanan 560 Sayili Kanun Hükmünde Karaname'nin yasalamasi hususu halen TBMM gündemindedir. 7. ORTA VE UZUN VADEDE AMACA ULAMAK ÇN GEREKL YASAL DÜZENLEMELER Yukarida yer alan kisa vadede yapilmasi gereken yasal düzenlemelere ek olarak orta ve uzun vadede; · Medeni Kanun'un mirasla ilgili hükümlerinin uygulanmasindan doan sorunlarin çözümlenmesi,

Medeni Kanun'un deitirilmesi ilgili çalimalar devam ederken, orta ve uzun vadede adi geçen kanunda yapilmasi düünülen en önemli deiiklik tarim arazilerinin parçalanmasini önleyici tedbirlerin alinmasi olacaktir. · "Tarim Çerçeve Yasasi" 'nin hazirlanmasi, Tarim politikalarinin istikrarli bir biçimde uygulanmasini salamak, böylece sektörle ilgili her kesimde uygun planlar yapilmasini ve piyasalarin derinlik kazanmasini olumlu yönde etkilemek amaciyla gerekli yasanin hazirlanmasi uygun olacaktir. · Tarim Bakanlii'nin yeniden organize edilmesi , Tarim ve Köyileri Bakanliinin yeniden organize edilmesi ile ilgili yasa taslainin "Tarimsal Politikalarla lgili Yapisal Deiim Projesi" kapsaminda Bakanliin üstlenecei görevler, ve gida denetim hizmetleri konusunda 560 sayili KHK kapsaminda artan sorumluluklari dikkate alinarak yeniden hazirlanmasi gerekmektedir. · Tarimda Yeniden Yapilanma Kurulu'nun özerk bir yapida oluturulmasi,

92

Tarimda Yeniden Yapilanma Kurulu yerine Para Kredi ve Koordinasyon Kurulu'na bir alt komite olarak faaliyette bulunmak üzere 20/10/1997 tarih ve 97/13 sayili Karari ile oluturulan "Tarimsal Destekleme Kurulu" kurulmutur. Sözkonusu Kurul, Tarim ve Köyileri Bakanlii koordinatörlüünde Sanayi ve Ticaret Bakanlii, Maliye Bakanlii, DPT, Hazine ve Di Ticaret Müstearliklari, TC Ziraat Bankasi ve Tekel Genel Müdürlüü yetkililerinden olumaktadir. DPT tarafindan hazirlanan 1998 ve 1999 Yili Programlarinda Tarimda Yeniden Yapilanma Kurulu, "Tarim sektöründe politikalari belirleyici ve faaliyetleri yönlendirici karar almak ve koordinasyon salamak üzere kamu ve özel sektör temsilcilerinin katilacaklari yetkili bir kurul" olarak tanimlanmitir. Özerk yapida, özel sektörün de katilimiyla oluturulacak olan Tarimda Yeniden Yapilandirma Kurulu'nun tesis edilmesinin, tarim sektöründe yapilmasi planlanan kapsamli reform çalimalari sürecinde, yararli olacai düünülmektedir.

93

94

DOU VE GÜNEYDOU ANADOLU BÖLGELERNDE HAYVANCILIIN TEMEL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERLER Kaya TOKMAKÇIOLU Van Et Sayin Bakan, Deerli Konuklar, Bugün, özellikle doal afetler sonucu Türkiye'nin içinde bulunduu önemli sikintilar nedeniyle, hayvanciliimizda yaanan ciddi kriz belki de ikinci planda kalmaktadir. Ancak, özellikle sektörün yarattii katma deer, özellikli bölgelerdeki istihdama katkisi ve salikli nesillerimizin yetitirilmesindeki önemi gözönüne alindiinda, hayvanciliimizin içinde bulunduu kriz Türkiye Cumhuriyeti için son derece önemli bir problemdir. Görevim itibariyle, hem üretici, hem besici, hem de ileyici olmam nedeni ile sektördeki tüm problemler ile iç içe yaamaktayim. Hayvancilii dönülmez bir darboaza getirmeden çözümlerin bir an önce yürürlüe konulmasi açisindan, çok konuulan, çok tartiilan, artik herkesçe bilinen bu problemleri, tekrar vurgulayacaim. Et sanayinde de ana sorun, öncelikle hammadde eksiklii ve kalitesidir. Dolayisi ile hepimizin ana problemi hayvanciliin kötüye gitmesi ve sahipsizliidir. Bu konuda çok uzun konumak mümkün, ancak ben çok kisa olarak birkaç probleme deineceim ki, bu problemlerin çözümü için doru ve uygulanabilir kararlar alinabilmesi halinde, hayvanciliin, dolayisi ile bali sektörlerin özellikle, gerçek istihdamin ve ekonomik canliliin ancak hayvancilik yoluyla salanabilecei Dou ve Güneydou Anadolu Bölgesinde kisa vadede salikli sonuçlar alinacai inancindayim. Ülkemizde, hayvancilikla ilgili tüm kesimlerin, mutabakati ile olumu hayvancilik politikasi bulunmamaktadir. Ana problem de buradan kaynaklanmaktadir. Hayvanciliin gelimesi için uzun vadeyi kapsayacak politikalarin deitirilmemek üzere bir devlet politikasi olarak yürürlüe konulmasi gerekmektedir. Türkiye, hayvanciliinin önemini 1925 yillarinda kabul etmi ve Karacabey Harasini kurmutur. 1928 yilinda hayvan salii ve Zabitasi Kanunu çikarilmitir. 1928 yilinda, bugün hayvancilikta bizden kat kat ileride olan ülkelerin o zaman gündeminde bile olmayan yapay tohumlama dünyada Rusya'dan sonra Türkiye'de 2. olarak yapilmitir. Politikalar kisa, orta ve uzun vadeli olarak belirlenmelidir. Kisa vadeli tedbirlerden kesinlikle vazgeçilmelidir. Örnek olarak bundan evvel hayvanciliimizda ciddi sikintilar yaratan kasaplik canli hayvan ve et ithalatini göstermek mümkündür. Kasaplik canli hayvan ve et ithalati hem salik hem de hayvanciliin gelimesi açisindan son derece tehlikelidir. Bugün iç piyasada arzda bir rahatlama var gibi gözükmekte ise de bu rahatlama geçici olup hayvan varliinin ve kalitesinin istenilen seviyeye ulatii anlamini taimaz. Önümüzdeki günlerde bilhassa Ramazan ayinin balamasi ile fiyatlar yükselme trendine girecektir. Et açiini kapatmak açisindan tekrar ithalata mecbur kalmamak için, bölgelerin özellikleri de, göz önüne alinarak, süratle projeler gelitirilmeli ve uygulamaya konulmalidir. Burada altini çizerek vurgulamak istediim ayri bir husus var; Et fiyatlarinin artiina paralel olarak besicinin tüm girdileri de artmaktadir. Bu nedenle et fiyatlarinin artmasini, besiciliin gelimesi olarak görmek tamamen yanlitir. Dünyanin hiçbir yerinde devletin destek ve müdahalesi olmadan, hayvancilik sektörünün baarili olmasi mümkün deildir.

95

Ülkemizde; üretimin olduu, Dou ve Güneydou Anadolu Bölgesi ile ilgili birkaç kisa bilgi sunmak istiyorum.Malumlariniz olduu üzere Dou ve Güneydou Anadolu Bölgemizin en büyük geçim kaynainin hayvancilik olduu ve hala da bu bölgelerin, Türkiye'nin hayvancilik deposu olduu ifade edilmektedir. Ancak üzülerek ifade etmek istiyorum ki, bugünlerde güvenlik ve ekonomik sebeplerden dolayi Dou ve Güneydou Anadolu'daki hayvancilik potansiyeli son derece azalmi, Orta Anadolu hatta Bati Anadolu Bölgelerinde daha rantabl hayvancilik yapilmasi nedeni ile bu potansiyel, bu bölgelere kaymitir, bilinçli besiciler bölgeden göç etmektedirler. Günümüzde hayvancilik, et sanayilerinin gelimesi nedeni ile, sadece hayvan varlii ile ölçülmemekte, hayvan irki ve randimani da son derece önem taimaktadir. u anda sizlere, 1993 yilindan bugüne kadar her toplantida dile getirdiim bir konunun, metnini, virgülüne dokunmadan okuyacaim. Bölgede özellikle küçükba hayvan besicilii, çayir ve mera besicilii olarak yapilmaktadir. Son yillarda yaanan güvenlik sikintilari nedeni ile mera besicilii tamamen ortadan kalkmitir. Ayni zamanda, iç piyasada fiyatlarin komu ülkelere nazaran daha avantajli olmasi sebebi ile kaçakçilik ters oranda ilemeye balami ve ülkemize küçük ve büyükba canli hayvan girii balamitir. Bölgedeki koyun üreticisinin ana gelirinin canli ihracat olduu gözönüne alindiinda, bu iki ana sebep küçükba hayvancilia ciddi darbe vurmutur. Bölgede yaanan göç olaylari, yaylalarin boalmasi, büyükba hayvanciliina da büyük darbe vurmutur. Çok deil, bundan 10-15 yil öncesine kadar Türkiye, özellikle bölgemiz, komu ülkelere yapilan canli hayvan ve et ihracatinda birinci sirada yer almaktaydi. unu kabul etmek durumundayiz ki; ister legal olsun ister kaçakçilik yoluyla olsun, hayvancilik, bölge insanimizin ciddi bir geçim kaynai idi. Ancak biraz evvel ifade ettiim gibi, bugün komu ülkelerden yurdumuza kaçak hayvan ticareti önemli boyutlara ulamaktadir. Komu ülkelerden 1991-1995 yillari arasinda ülkemize önemli miktarlarda büyükba hayvan girii olmutur. Ancak 1995 yilindan sonra Türkiye'deki fiyatlarin cazip olmamasi nedeni ile büyükba hayvan kaçai azalmitir. Bugünlerde iç piyasadaki fiyatlarin artmasi nedeni ile büyükba hayvan giriinde de kipirdanmalar olacai inancindayim. Hayvan akiinin tersine dönmesi hayvancilik politikalarinin ve bölgemizde yaanan sorunun öneminin bir göstergesidir. Kaçak hayvan giriinin yöredeki besicilere vurduu darbeye ek olarak daha büyüünü, taidiklari hastaliklarin çabucak yayilmasindan dolayi ülkemiz hayvanciliina da vurmaktadir. 1991 yilindan bu yana bölgede ap hastaliinin önüne birtürlü geçilememektedir. Zaman zaman görülen veba hastaliinin sonuçlari hepinizce malumdur. 1991 yilinin ikinci yarisinda yaanan siir vebasi hastaliinin hayvanciliimizda yarattii tahribat, büyük ekonomik kayiplara neden olmutur. Komu ülkelerden yapilan bu hayvan trafii sinir ticareti olarak ifade edilmektedir. Sözkonusu mal sinir ticaretine konu olan bir maldir. Ancak, legal olarak hiçbir ilem görmemektedir. Yani komu ülkelerden yapilan bu hayvan ticareti kaçakçiliktan öteye gitmemektedir. Bu aamada konunun moral deeri de dikkate alinmalidir. Yöredeki bilgi becerileri ve imkanlar çerçevesinde geçimini sadece hayvancilik yolu ile salayan insanlar yaptiklari besicilikten zarar ettikçe kazançlarini bu yoldan salamaya yönelmektedirler. Bir baka deyi ile bu insanlarimiz üreticilie deil kaçakçilia tevik edilmektedirler. Bölgedeki hayvanciliin gelimesine engel olan önemli bir unsur da, bölgedeki canli hayvan alimi yapan kurumlarin tek tek yok oluudur. Son yillarda, özelletirme politikalari

96

çerçevesinde satii yapilan bölgedeki kombinalar, maalesef ki çalimamaktadir. Bu da bölgedeki üreticide, salikli bir pazar bulamama endiesi dourmaktadir. Zaten, yaptii üretimden dolayi kar edemeyen besici, bu pazar endiesi nedeni ile de besicilikten çekilmektedir. Evet, 1993 yilindan bugüne kadar her konumamda dile getirdiim ve 1996 yilinda bir sempozyumda yaptiim konumamdan aldiim metin virgülüne kadar aynen böyle. Peki bugün neler deimitir; bugün belirli tedbirler alinarak bu trafik engellenmitir. Alinan tedbirler nedeniyle bu bölgelerde hayvancilik ile uraan, ki büyük çounluk böyledir, insanlar ve bölgedeki et sanayi, ciddi boyutlarda sikintiya dümütür ve hala da bu sikintilar devam etmektedir. Zaten sikinti içerisinde olan, bölge ekonomisi kan kaybetmektedir. Elbette alinan tedbirler bizleri sikintiya sokacaktir. Bu sikintilara da göüs gereceiz. Ancak bu çekilen sikintilarin, kariliini da almak durumundayiz, bugüne kadar her seferinde ifade ettiimiz ciddi hayvancilik projelerinin, finansmani ile birlikte, bölge artlarina uygun bir ekilde, ivedilikle uygulamaya konulmasi gerekmektedir, aksi taktirde bugünkü tedbirler sadece dürüst ve namuslu çalian kii ve kurululara verdii aciyla kalir. Maalesef ki, yillarca her firsatta dile getirdiimiz problemler had safhaya ulami, bu trafiin ve politikasizliin sonucu olarak da yöre için hayati önem taiyan, canli hayvan ihracaati minimum seviyeye inmitir. Yem bitkilerine son derece önem verilmelidir. Kaba yem yeterli deildir. Samana endeksli hayvancilik yapilmaktadir. Silaj, kaba yem, yem ve yem maddesi üretimi desteklenmelidir. Sadece kendi ihtiyaci için yem bitkisi üretimi yapan üreticiler diinda bu üretimi büyük alanlarda ticari olarak yapacak kii veya kurulular da desteklenmelidir. Islah ve salik çalimalarina da yeterli derece de önem verilmelidir. Melezleme çalimalari hizlandirilmalidir.Çevre ile uyum içinde olan genotipler seçilmelidir. Damizlik talebinin karilanmasi için öncelikle iç kaynaklara yönelinmelidir. Yörelere uygun kültür irklari seçilmeli ve projeleri üstlenebilecek iletmeler belirlenmelidir. Mutlaka, pazarin talep ettii kalitede mal üretimi için besici yönlendirilmelidir. Soy kütüklerinin ciddi bir organizasyon içerisinde tutulmasi gerekmektedir. Hayvan hastaliklari ile ilgili olarak yapilan mücadelede maalesef arzulanan gelime elde edilememektedir. Hayvan hareketlerinin denetlenmesi, kaçak hayvan giriinin yöreye verdii zararin kisa vadede telafi edilebilmesi açisindan bölgede uygulanabilmesi mümkün tedbirler alinmalidir. Üreticimizin ve besicimizin örgütsüzlüü sorunun en büyük nedenlerinden biridir. Üretici ve besicimiz, örgütsüz olmasi nedeni ile problemlerini yetkili organlara taimakta sikinti çekmektedir. Bugün Bati bölgelerimizde üretici birlikleri kurulmakta ve yava yava seslerini duyurmaktadirlar. Bu tür birliklerin kurulmasi tevik edilmelidir. Sadece üretimde örgütlenme de yeterli deildir. Pazarlamada da örgütlenme gerekmektedir. Bu örgütler araciliiyla, besicilerin eitilmesi gerekmekte ve günün teknolojisi bu örgütler araciliiyla besicilere aktarilmalidir. Meslek kurulularinin yasalari çikarilmali, üretici ve sanayicinin etkin rol oynadii ve kararname hazirlama yetkisine sahip, bordlar kurulmalidir. Tarim Tekilatimiz yetersiz kalmaktadir. Tarim Tekilatimizin elindeki imkanlar yok denecek kadar azdir. Bu imkanlar ile bu tekilatimizdan görev beklemek mümkün deildir.

97

Sorunun büyüklüünü gösterecek ve çözüm için bizi yönlendirecek doru bilgi kaynai bulunmamaktadir. Kabul etmemiz gerekir ki, hayvancilik sektöründe salikli kaynak maalesef yoktur, eldeki bilgiler ile çok salikli kararlar almak mümkün deildir. Bu konuda ciddi çalimalar yapilip doru veriler tespit edilmelidir. u anda Türkiye'de uygulanan krediler ve bu kredilerin faizleri hayvancilik sektörüne uygun deildir. Bu faizlerle salikli besicilik yapmak, bilhassa Dou ve Güneydou Anadolu bölgesinde mümkün deildir. Krediler zamaninda ve yeterli olarak verilmelidir. Geç, yetersiz ve ehil olmayan kii ve kurumlara verilen kredi, sadece heba olur. Türkiye'de bölgeler itibariyle çok ciddi farkliliklar yaanmaktadir. Corafi yapi, pazara uzaklik, bitki üretimi, eitim, insanlarin beklentisi... daha birçok deiik faktör bulunmaktadir. Bu faktörlerin hepsi gözönüne alinarak projeler hazirlanmali, kredi faizleri ve kredilerin geri ödeme koullari, bu farkliliklar gözönüne alinarak belirlenmelidir. Ancak bu yol ile bölgeler arasindaki farklilii önlemek mümkün olacak ve Dou'dan Bati'ya besici göçü önlenecektir. Eer kredilendirmedeki özkaynak, faiz oranlari gibi finansin önemli unsurlarinda bölgeler itibariyle farkliliklar yaratilmaz ve Türkiye'de tüm bölgelerde hayvanciliin ayni destekleme politikalarinda yapilmasi düünülüyor ise bu Dou ve Güneydou Anadolu bölgelerindeki üreticiler için bir haksizliktir. Bu artlarda bu bölgelerde hayvancilii gelitirmek mümkün olmayacai gibi göçü önlemek ve salikli istihdam salamak da mümkün olmayacaktir. Biraz evvel ifade ettiim ve 1996 senesinde yaptiim konumamdaki bir baka metni sizlere aynen tekrar okuyorum. Özelletirmeye hiçbir zaman kari olmadik. Ancak, bölgelerimiz itibariyle Kamu Kurulularinin görevleri de ayridir. Bugün, yeteri kadar çalian özel sektör kesimhanesi bulunan bir bölgede elbetteki kamu kesimhanelerinin özelletirilmesi gerekmektedir. Ancak, kendi bölgemizde insanlarimizin bilgi ve becerileri, corafi yapimiz nedeni ile geçimin sadece hayvanciliktan elde edilebilecei, kalici ve gerçek istihdamin ancak hayvancilik yolu ile salanabilecei gözönüne alindiinda bu kamu kesimhanelerinin asli görevlerini yapmadan, yani hayvancilii gelitirmeden, rayina koymadan üretim sistemlerini oturtmadan, ortadan kalktiini üzülerek görmekteyim. Önümüzdeki yakin dönemlerde hem güvenlik hem ekonomi açisindan, bu kurulularin görevlerini yapmadan elden çikarilmasinin ve u anda çalitirilmamasinin acilarini daha çok çekeceiz. Bu kurulularin salikli bir ekilde çalitirilamamasi ayri bir sorundur. Ancak, dünyanin her yerinde hayvanciliin ve et sanayinin gelitirilmesinde devlet, bu sektörü koruma altina almaktadir. Bugün maalesef görüyoruz ki, bazi EBK tesisleri daha özelletirme çerçevesinde satia çikarilmitir. Bilindii üzere, özellikle üretici bölgelerinde, bir kisim tüccarin alim yaptiktan sonra ortadan kaybolmasi, besicilere büyük darbe vurmaktadir. Yörede özel sektör kesimhanelerinin kapanmi olmasi, özelletirilip çalitirilmayan EBK Kombinalari diinda kalan EBK Kombinalari da istenilen seviyede kesim yapamamalari, ciddi kurululardan yoksun olan besiciyi, bu tür tüccarlara yöneltmektedir. Hayvanciliin gelimesi ve insan salii açisindan et ve süt sanayinin önemini tekrar vurgulamak isterim. Ancak kurallara uygun olarak çalian, vergisini ödeyen, ekonomiye katki salayan, hayvanciliin gelimesi için bir düzen getiren, fon salayan et sanayi maalesef ki ciddi bir haksiz rekabet içerisindedir. Besiciliin gelimesi için besicinin belirli miktarlarda kazanç salamasi gerekmektedir. Ancak son yillarda Kamu tarafindan yapilan

98

büyük boyutlu karkas et ihalelerine, gerçekten bu sektörün içerisinde olduuna inanamadiim bazi firmalar katilmakta ve çok yüksek kirimlar ile ihaleler sonuçlanmaktadir. Maalesef yukarida bahsettiim ekilde düzgün çalian firmalar, ya ihale dii kalmakta ya da çarki döndürme tabiriyle zararina i almaktadirlar. Bu sonuç hem besicinin, hem hayvanciliin, hem de kurallara uygun çalian sektördeki firmalarin aleyhine olmaktadir. Yaklaik iki yildir dile getirdiimiz bu konu gittikçe daha sikintili bir hal almaktadir. Et sanayii, halkin salii açisindan ciddi denetime tabi tutulmasi gereken bir sanayidir. Ancak, sözkonusu kurulularda hem kanunlar çerçevesinde, hem de hijyen açisindan yeterli çalimanin olduu inancinda deilim. Elbette bir yanda tüm hijyen koullarina uyan ve kanunlar çerçevesinde çalian tesisler, dier yanda hiçbir hijyen standardina ve kurallara önem vermeyen tesisler arasinda ciddi bir haksiz rekabet yaanmaktadir. Burada ciddi bir kayit dii ekonomi bulunmaktadir. Kaçak kesimler, kaçak imalat, faturasiz satilar ciddi bir vergi kaybina yol açmaktadir.Unutulmamalidir ki; devlet tarafindan çizilecek hayvancilik politikalarini uygulayacak kurumlar u anda ciddi bir haksiz rekabet içinde bulunan bu kurumlardir. Kendi hammaddesini temin etmek mecburiyetinde olan bu kurumlar, hayvancilik sektöründe uygulanacak olan politikalarda görev almak mecburiyetindedirler. Bugün 560 sayili Kanun Hükmünde Kararname ile üretim yapan tesisler, düzenli olarak ciddi kontrollerden geçirilmelidirler. Bu kontroller hem halk salii için son derece önemli olup, hem de gerçek üreticilerin ve et sanayinin madur olmasini önleyecektir. Sayin Bakan, Deerli Konuklar, Konu ile ilgili kesimlerin biraraya gelerek salikli bir politika oluturmalari halinde, yillardir ifade etmeye çalitiimiz ve içinde yaadiimiz sorunlarin, önemli bir bölümünün kisa vadede çözüme ulaacaina inaniyor ve bu sempozyumun Türkiye hayvancilii için hayirli olmasini dileyerek saygilar sunuyorum.

99

BES VE SÜT HAYVANCILIININ DURUMU Metin YILMAZ MAR-ET Sayin Bakanim, Deerli Katilimcilar ve Konuklar, Besi ve Süt hayvanciliinin durumunu tartiacaimiz bu sempozyumda bu sektörde yer alan firmalardan birinin yöneticisi olarak sizlere airlikli olarak zincirin tüketim halkalarindan bahsetmek istiyorum. Ancak bu noktaya gelmeden önce hayvancilik problemlerimiz yanlilarimiz nelerdir ve neler yapilmasi lazimdir. u ana kadar yapilan oturumlarda ve konumalarda ortak olarak belirtilen husus uzun vadeli ve istikrarli bir politika oluturulmasi idi. Öyle zannediyorum ki bu husus sempozyum sonuna kadar da devam edecek. imdi isterseniz Türkiye hayvanciliini geçmi 15 yilda etkilemi belli bali olaylari bir hatirlayarak ; bize gelecek adimlarimizda iik tutmasini salayalim ; · 1983 yilinda ortak Pazarda süttozu ithalati sifir gümrük vergisi ile serbest birakilmitir. · 1985 yilinda yine O gümrükte donmu et ithalati serbest birakilmitir. · 1988 yilinda EBK kendisine salanan kaynai yanli yönde kullanarak özellikle Dou da bulduu her hayvani kesmitir. Bu kurumumuz genel olarak üretimi arttirma fonksiyonunu devamli göz ardi etmektedir. · -1990'li yillarda ithalat devam etmi ancak % 165'lere varan gümrük vergisi ve fonlar ile önemli sayilacak kaynak yaratilmitir. Ancak bu kaynain hayvancilik için kullanilmamasi bir hata olarak deerlendirilmelidir. · Yine 1990'li yillarda besicilere 2678 sayili yasaya uygun kombinalarda ve tesislerde kesim yapmalari arti ile prim ödenmesi kararlatirilmi ancak gerek miktarin cazip olmamasi, gerek bürokratik zorluklar gerekse bu paralarin fiilen alinmasinin çok geçikmesi nedeniyle uygulama çok verimsiz olmutur. · 1996 yilinda ngiltere'de görülen BSE hastalii neticesinde ithalat 3'er aylik dönemler itibariyle durdurulmu ve bugüne kadar sürmütür. · 1997 yilinda et fiyatlari % 155, 1998 yilinda ise % 113 artmitir. · Bu fiyat artilarinin tüketime olumsuz etkileri 1998 yilinin son aylarinda net olarak anlailmitir. Zira Türkiye'de et ve et ürünleri geçmi yillar içinde en tepe noktasina Ramazan aylarinda ulamitir. Buna bali olarakda fiyat yükselmeleride yine dier dönemlere kiyasla Ramazan aylarinda daha fazla olmutur. Ancak ilk defa 1998 Ramazan ayinda fiyatlar ve talep dümütür. Bu trend 1999 boyuncada devam etmitir. Kasim ayi itibariyle yillik fiyat artii % 14 düzeyindedir. · 26 Kasim 1999 tarihli Resmi Gazetede yayinlanan bir liste ile olasi bir ithalat durumunda canli hayvan için gümrük vergisi % 142.5 etler için ise % 237.5 olarak tesbit edilmitir. Yukarida saydiimiz belli bali olaylardan sonra gelmek istediimiz nokta udur; stikrarli bir politika izlenmedii için besicilik ii uzun dönemde karli bir i kolu olmaktan uzaktir. Bazi dönemlerde et fiyatlarinin airi artmasi ile karli gibi gözüksede (örnek 1997100

1998 yillari) uzun dönemde dengelenmekte hatta çounlukla zarar ettiren bir i koluna dönümektedir. Çünkü et fiyatlarinin artmasi Türkiye'nin et ve et ürünlerini zaten çok pahali yemesi ile talebi düürmektedir. Besicilik ise ortalama olarak 5 - 5,5 aylik bir zaman dilimini kapsadii için karli dönemlere güvenilerek yapilan yatirimlar besi dönemi sonunda hüsranla bitebilmektedir (Örnek, 1999 ). Dier taraftan besicilik iinin en önemli girdisi yem ayri bir problemdir. Hayvan ve et fiyatlarindaki bu dengesizlik yemde kesinlikle söz konusu deildir. Yem fiyatlari son 20 yildir düzenli ve istikrarli olarak fiyat artiini sürdürmütür. Üstelik Türkiye'de besicilik yapanlarin çou kendi yemini kendi üretme yoluna gitmemektedirler. Fenni yem ile yapilan besiciliin karli bir faaliyet olmasi mümkün deildir, Burada saygi deer Genel Müdürümüzün (Ali GÜLER) bir benzetmesi ile kulaklarini çinlatacaim. Fenni yem ile yapilan besicilii biraz yemek pimeyen eve benzetiyor Genel Müdürüm. Her gün her akam lokantada yemek yiyen veya yemek getirilen bir ev. Bu evin bütçesinin denklemesi pek mümkün olmasa gerek. Ayni eyleri bu tarz besicilik içinde söyleyebiliriz. Bunun alternatifi ne olabilir. Tabiiki özellikle ikinci ürün olarak yem bitkisini yetitirmek ve mümkün olduunca kendi yemini kendisi üretmek. Böyle bir durumda besiciliin karli bir faaliyete dönümesi çok daha kolay çok daha imkanli olacaktir. Ancak destekleme alimlari ile bir takim tarimsal ürünlere dünya fiyatlarindan daha fazla fiyat vermek çiftçi için biraz kolay yolu seçmeye tevik anlamina gelmektedir. Buradan ise u gerçei kolayca çikarmak mantikli olacaktir. Hayvancilik politikasi genel tarim politikalarindan soyutlanamaz. Birbirinden baimsiz ve birbirini desteklemeyen tarim ve hayvancilik politikalari hedefe varmakta bize engel tekil ederler. Tabii buradan kelimeler ile kolayca ifade etmek bu iin ne kadar güç olduunu kavramadiimiz anlamina gelmemeli. Uzun vadeli, istikrarli, devletin kit kaynaklarina takilan, birbiri ile uyumlu politika ve uygulamalardan söz ediyoruz ve bunlarin bir araya gelmesinin ne kadar zor olduunu biliyoruz. Ancak hedef bu olmali. Bu konudaki görü ve önerilerinizi konumanin sonunda özetlemek üzere biraz da et ve et ürünleri tüketiminden bahsetmek istiyorum. Her ne kadar Türkiye'de rakamlara ve istatistiklere güvenmek çok zor ise de sizlere bazi rakamlar vermek istiyorum.

1. Türkiye'de aileler harcadiklari her 100 liranin 35 lirasini gidaya ayirmaktadir. Tek baina bu rakam birey ifade etmeyebilir. Emsal tekil edebilmesi için AT'nun ortalamasiyla en düük ve en yüksek rakamlarida vermek istiyorum. AT'da bu konuda ortalama rakam 15.5 iken en düük rakam Hollanda'da 15.0 ve en yüksek rakam Yunanistandadir 38 ve bizden yüksektir.

Genç nüfusumuza ramen ülkemizde kiibaina kirmizi et tüketimi 15 kg/yil dir. Bu tüketim rakami AB ülkeleri gibi gelimi toplumlarda 65 kg/yil dir. Aslinda ben herhangi bir konuda gelimi ülkeler ortalamasi,Türkiye ortalamasi kiyaslamalarini çok da seviyor deilim. Ancak asil belirtmek istediim fark udur. Çocuklarin ve gençlerin iyi yetimeleri ve gelimelerini salikli bir biçimde tamamlamalari için kiibaina gerekli tüketim miktari 35 kg/yil dir. Toplum olarak da hedefimiz bu olmalidir.

2. 101

Bu rakamlarin ortaya koyduu üzere insamizin gelimi ülkeler düzeyinde hayvansal protein tüketmesi onun en doal ve kaçinilmaz hakki olmaktadir. Sosyal Devlet de bu beslenme güvencesini salamalidir. Türkiye bu konuda 1996'da yapilan Dünya Gida Zirvesine katilmi ve zirve sonunda tüm dünya vatandalari için daha çok gida üretmeyide öngören sonuç bildirisini imzalamitir.

3.

Türkiye imdiye kadar imzaladii veya taahhüt ettii birçok eyi yerine getirmemitirki bunu yerine getirsin dediinizi duyar gibi oluyorum fakat size katilmiyorum veya katilmak istemiyorum.

4. 5. Kirmizi et ve et ürünleri fiyatlari özellikle 1997 - 98 yillarinda inanilmaz artarak dünya fiyatlarinin 3-4 katina kadar ulamiti. çinde bulunduumuz yil içinde gerçekleen düük fiyat artii ile biraz dengelenmi ve 2 katina dümütür. Ancak bu ülkelerde Kii Baina Düen Milli Gelir rakamlarinida Türkiye ile kiyasladiimizda pahalilik oraninin dahada arttiini görürüz. 6.

Kirmizi et sektöründe yer alan bir firmanin çaliani olarak ülkemizde kirmizi et ve et ürünlerine olan ilgiyi yakindan biliyorum. Dier taraftan bu ilginin cazip fiyatlarla desteklendiinde talebin yani tüketim miktarlarinin ne kadar arttiinida Özetlersek , Ülkemizde bugünkü fiyatlarla pahali ve kit olan hayvansal proteinin üretimini ve tüketimini arttirmak gerekmektedir. Bunun için üretim ve tüketim arasindaki dengeleri koruyacak kalici bir milli devlet politikasina ihtiyaç vardir. Bu politikalar kisa vadeli olmamali ve bir program çerçevesinde yürütülmelidir. Kanimizca; · · · · verimlilii yüksek islah edilmi bir hayvan varlii, yeterli ve doru yem bitkilerinin yetitirilmesi, bilinçli besicilerin istikrarli ve yeterli bir gelir etmeleri, etin tüketilebilir bir fiyatla sunulmasi gibi ana unsurlari içeren bir entegrasyona ihtiyaç vardir.

102

SÜT HAYVANCILII Erdal BAHÇIVAN Bahçivan Gida Sanayi Dünya ekonomilerinin ba döndürücü bir hizla gelitii, ekonomik hizin sinirlarinin kaldirdii, deiik siyasi rejimlerin bu ekonomik gelimeler karisinda pes ettii bir zaman döneminde; dünyada bu gelimenin çarpici ve tipik bir örneini de bu oturum masasindaki deerli konumacilarin kimliklerine baktiimizda bir kez daha net olarak görüyoruz. Sayin Martin Fransa `dan, Sn. Hansen Danimarka'dan, kendi ülkelerinden ve kendi mensup olduklari ana irketlerinin bali ülkelerinin, binlerce km. ötesinde, yabanci bir ülkede, Türkiye'mizin süt hayvancilii ile ilgili bir sempozyumda konumaci olarak 2 deerli sanayi kuruluumuzu temsil ediyorlar. Bu görüntü bence bugünün en anlamli ve de en çarpici mesaji. Artik günlük hayatimizda ki bir çok konuyu nasil ki sadece Türkiye sinirlari içerisindeki kriterlerle deerlendirmiyorsak, Türkiye süt hayvancilii ve ona bali olarak süt sanayiciliimizin de önümüzdeki dönemlerdeki istikametini ve çizilmesi gerekli rotasini dev bir dünya rekabeti hesabini iyi yaparak belirlemek zorundayiz. Tarihini iyi analiz yapmayan, geçmiinden ders almayan hiçbir topluluk yarinlarin reçetesini salikli analiz edemez. Bu kompleksten arinmi bir sektör temsilcisi olarak özellikle u gerçein altini çizmek istiyorumki; kisa bir zaman öncesine kadar gerek sütü üreten köylümüz ve yetitiricimiz; gerek bu sütü ileyen sanayicimiz; gerekse süt ve süt ürünlerini tüketen nihai tüketicimiz bu insan hayatindaki fevkalade önemli besin ve ekonomik gücü tartiilmaz varliin deerini ne anlayabilmitir; ne de hakkini vermitir. Tabii devlet ve devlet kurumlari da bu toplumsal üçgenin bir aynasi olduundan; onlarda daha farkli bir tutum içinde olmamitir. Bunun temel nedenlerini çok kisa özetleyecek olursak köylümüz için tembellik ve verimlilii fazla ön plana almamak; sanayicimiz için rekabetsizliin verdii rehavet; tüketicimiz içinse kolaycilia kaçan daha iyiyi, daha salikliyi talep etmeme duyarsizlii. Peki bütün bunlarin düzenleyicisi olmasi gereken devletin yöneticilerinin yaptii ise: Maalesef bu saydiim nedenleri cesaretlendiren popülist yaklaimlar ve politikalar. Tabii bu genelleme içinde her bir gurubun kendine ait bazi istisnalari olabilir ama genel resme baktiimizda bu gerçek maalesef inkar edilemez ekilde karimizdadir. Türk köylüsünün de, Türk sanayicisinin de, Türk tüketicisinin de artik bir kelimeyi vazgeçilmez bir slogan ve inanç olarak yaamina sokma mecburiyeti var = KA L TE Tüm hesaplar, kitaplar da bu kalite denklemi temel alinarak yapilmak zorunda. Çünkü kaliteye giden yolda verimlilik var, aratirma var, teknoloji var, yatirim var, hijyen var; kalitenin dourduklarinda ise istikrarli ve sadakatli bir pazar var, kârli bir ekonomik gelir var; büyüme var; rekabet gücü var; parlak yarinlar var.

103

imdi bu bilinç toplumun hangi katmanlarinda ne derecede oturdu, onu deerlendirelim. Türk tüketicisi özellikle aliveri noktalarindaki hizli rekabet ve gelimeninde etkisiyle, satinalma deerlerini ve kriterlerini sürekli yükseltiyor. Bunda ne kadar eletirsekte ithalatin örettii bir takim dersler tabii ki çok önemli. Sanayi ise pazarin bu yaklaimlarina kari ayni hizla cevap verebilme dinamizmi içerisinde. Gerek mevcut firmalar kendilerini yeniliyor; gerek yabanci sermaye bu pazar gelimesine bali olarak ülkemize iltifat ediyor, yeni ürün kriterleri; yeni yatirimlarla zincirin sanayici - perakendeci ­nihai tüketici halkasi amansiz bir hizla gelimeleri takip ediyor. Ben iddia ediyorum ki bu fevkalede önemli ve güzel gelimenin deerini süt üreticisi henüz kavrayabilmi deil. Türk köylüsü hayvancilii, dolayisiyla sütçülüün yarinlarini; onu bekleyen dev pazar büyümesini henüz tam anlamiyla idrak etmiyor. Sütten para kazanmanin yolunun çadii kalmi ahirlarda, 1-2 inek besleyerek; tamamiyle sanayi yemine bali olarak sürdürülmeyeceinin farkina varmak zorunda. Bu verimsiz çalimanin kariliinda elde edilen sütün gerek hijyen kalitesi, gerek besin kalitesi haliyle Avrupa ve dünya standartlarinin kat kat altinda kaliyor. Üstüne üstlük inein memesinden çikan bu zayif kalite, etik dii yapilan bazi müdahalelerle de iyice düürülüyor. Bütün bu olumsuzluklar toplandiinda da kalite/fiyat kiyaslanmasinda dünyanin en pahali sütlerinden birine sahip oluyoruz. Bu yapi deimek zorunda. Artik Türk köylüsü hayvanciliin-sütçülüün kendisi için birinci ve asli i olmasi gerektiine inanmali, hükümetler ve bürokrasi bu inanci bir takim ciddi, az ama öz tedbirlerle perçinlemek zorundadir. Yillardir savunduumuz dönemsel müdahale alimlari ile içerii doru tesbit edilmi sözlemeli çiftlik modelleri devletin bu konuda verebilecei yegane enstrümanlar olmalidir. Ancak bu tedbirler Türk sütçülüünün önünü açacak, gerek üretici, gerek sanayici açisindan dönemsel yaanan bazi sikintilari amada uygar dünya rekabetinde uygulanan örnekler olacaktir. Yanli uygulanan her tevik sektör için bir ödül deil uzun vadede bir cezaya dönümektedir. Sektörümüz geçmi yillarda bunun aci örneklerini maalesef muhtelif boyutlarda ve biçimlerde yaamitir. Devlet tarafindan ülkemizde sütçülüü ve sanayimizi gelitirsin diye açilan SEK'e ait fabrikalarin maalesef büyük çounluu daha açililardan birkaç yil içinde atil hale gelmilerdir. Bu fabrikalarin çok ciddi bir bölümüde özelletirme esnasinda üretim gücünü kaybetmi olarak müterilerine sunulmutur. Ne acidir ki devletin binbir emek ve para gücüyle yaptii bunca yatirim çevrelerinde asil amaçlari olan sütçülükte kalitenin artirilmasi ve verimliliin yükseltilmesi salanamamitir. Bazi çevrelerin tüm eletirilerine ramen üreticinin eitimine, verimliliine, büyümesine yönelik örnek çalimalar yine de sanayiinin younlatii noktalarda kendini göstermitir. Artik bazi kesimlerde hala gördüümüz devlet SEK'leri satmamaliydi kavgasinin ve düüncesinin sona ermesi gereklidir. Devlet hiçbir medeni toplumda sütçülük ve süt sanayicilii yapmaz, yapmamaktadir. Devlet sadece planlayicidir. Devlet sadece düzenleyicidir.

104

Eer söz konusu tevik ise; devlet verimliliin, kalitenin ve salikli büyümenin tevik edenidir. Konu buraya gelmi iken bir noktaya daha deinmek istiyorum. Üreticinin sütü; Türkiye Cumhuriyeti'nin deerli valilerinin, kaymakamlarinin mesaisini çalmamalidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin valilikleri ve kaymakamliklarinin süt birlii komisyonlarindan gelir salamak gibi bir görüntü vermeleri; bata bu erefli ve önemli kurumlarimiz için son derece üzücüdür. Köylü gerekiyorsa kendi birliini kendisi oluturmali, kendi emeini kendi gücüyle deerlendirmelidir; ama gerek geçmite; gerekse günümüzde hala bazi bölgelerimizde gördüümüz sanki köylümüzün sütün pazarlanmasinda devlet gücüne ve otoritesine ihtiyaç varmi gibi bir görüntü ortadan kalkmalidir. Deerli konuklar, ben bir Türk sanayicisi; bir Türk müteebbissi olarak bir kez daha yinelemek istiyorumki ülkeme, sektörüme ve geleceimize güveniyorum. Nüfusunun önemli bir yüzdesinin daha 20 yainin altinda olduu piril piril Türk insanina güveniyorum. Allahin bize verdii nimetlere güveniyorum. naniyorum ki bu salonda bulunan muhtelif kesimlerden sizlerde bu gelecee güveniyorsunuz. Ne mutlu ki yabanci dostlarimiz da bu güveni bizlerle paylaiyor. steimiz sadece dünya ile kaliteli rekabet edebilme gücümüzü salamak. O halde bu aydinlik gelecek yolunda, eksiklikleri, yanlilari söylemekten çekinmeden, dorulari arayacaimiz bir Türkiye hayvancilii, sütçülüü ve sanayisi temennisiyle hepinize saygilar sunarim.

105

SÜT SEKTÖRÜNÜN GENEL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERLER Mogens HANSEN Mis-Süt Bayanlar ve baylar, Bu sempozyuma davetiniz için teekkür ederim. Türkçe konuamadiim için özürümü kabul etmenizi rica ediyorum. Bilginiz için, Nestle geçen yil Nisan ayinda, Mis Süt'teki hissesini arttirdi ve ayni zamanda da yönetimi üstlendi. Yatirimi arttirmanin sebebi basit, çünkü Türkiye'nin geleceine ve Süt Endüstrisi'ne inaniyoruz. Bir sanayici olarak bizlerin, Süt Hayvanciliiyla ilgili günümüzde karilatiimiz bazi önemli konular hakkinda konumak istiyorum. Dier birçok ülkeyle karilatirildiinda, Türkiye'deki Süt hayvanciliinin çok farkli olduunu belirtmek zorundayim. Bu farkliliklar aaidaki ekilde siralanabilir. 1. 2. 3. 4. 1. Süt Tüketimi. Çiftlik Seviyesinde Verimlilik. Yasama ve Uygulama. Organizasyon ve Destek. Süt Tüketimi

Türkiye, dünyadaki en düük süt tüketimi olan ülkelerden biridir. Bunun kültüre bali olduunu ve süt hayvanciliinda uzun vadeli sürekli hedefler ve stratejiler olmamasi nedeni ile olduunu saniyorum. Sokak sütü, tüketicilerin sütü sevmeleri sürecine yardimci olmaz. Toplam üretilen sütün %35-40'inin sokak sütü olarak satildiini ve bu sütün çounun pastörize bile edilmedii gerçeini gözardi edemeyiz. 2. Çiftlik Seviyesinde Verimlilik Çiftliklerdeki verimlilik seviyesi çok düüktür. Ortalamasi 2-3 samal inek olan çiftlikler hiç ekonomik deildir. Hatta 20'den fazla inei olan çiftlikler bile nadirdir. nek baina ortalama süt verimi, Avrupa Birlii'ndeki deerlerin yarisindan azdir. Uzun vadeli hedeflerin olmayii, süt üreticilerini gelecek için yatirim yapma konusunda motive etmez. Hayvan beslemede yüksek miktarlarda sanayi konsantre yemi kullanilmasi, üreticinin sütü düük maliyetle üretmesini önler. Besleme maliyeti, süt üretiminin toplam maliyetinin % 60-65'ini bulmaktadir. Bu oran, kendi ürettii düük maliyetli kaba yemini kullanmayi örenmi dier birçok ülkedeki çiftçilere göre çok fazladir. Sürüler iyi seçilmi deildir. Genetik olarak da gelimeler yapilabilir. Üreticilerin, genelde verimli üretim ve çiftliklerde sanitasyon koullari hakkinda bilgi eksiklii vardir. Yine dier birçok ülkeyle karilatirdiimizda, süt kalitesi, sanayicinin bekledii kalite seviyesinde deildir. Üretici seviyesinde çi süt kalitesi ile ilgili bir yasa yoktur. Biz sanayicilerin, ürünlerimizde yüksek kaliteye ulaabilmek ve rekabet edebilir üretim maliyetiyle bunu gerçekletirebilmek için, yüksek kalitede çi süte ihtiyacimiz vardir. Sütün bakteriyolojik kalitesi ve kompozisyonu ayni zamanda antibiyotik kalintilari ve somatik hücreler için de standartlar oluturulmalidir.

106

u andaki ihale sözlemeleri, süt ihale fiyatlarindan hatta çok düük kalitedeki sütler için bile, kesinti yapilmasina izin vermedii için kalite-bazli ödeme sistemlerine balanmasini neredeyse imkansiz kilmaktadir. Bu sözlemeler, süt hayvanciliinin gelimesinde ciddi engeller olarak düünülmelidir. Bu sözlemeler, Türk Süt Sektörünün, Avrupa'daki Süt Endüstrisi karisinda rekabet edebilmesini salayacak ekilde, yeniden gözden geçirilerek düzeltilmelidir. 3. Yasama ve Uygulama Daha önce çi süt için bir yasa olmadiindan sözetmitim. Çi süt ve çme sütü kodeksinin ilk bölümünün hazirlanmasi bitmek üzere ve bu iyi birbalangiç. Daha sonra ki aamada, tüm oyuncularin ayni kurallara uyduunun salanmasi için takip edilmesi önemlidir. Ayrica yeniden düzenlenen bu Gida Kodeksi, Türk Süt Endüstrisini, AB standartlarina yakinlatiracaktir. 4. Organizasyon ve Destek Üreticiler arasinda uygun kurumlar olmamasi, Tarim ve Köyileri Bakanlii ile iletiimi ve ayni zamanda ayni yönde ilerlemeyi açikça etkilemektedir. Süt Konseyi'nin oluumu, sanayinin ihtiyaçlari ile süt üretimi arasinda daha iyi bir dengeye ulamayi desteklemelidir. Bu, hem üreticilere hem de sanayicilere yardimci olmalidir. Özet olarak, · Kii baina süt tüketimi çok daha yüksek bir seviyeye ulamalidir. Burada biz sanayiciler olarak önemli bir rol oynayabiliriz. unu size kesin olarak söyleyebilirim ki, biz Nestle-Mis olarak baladik ve gelecekte bunu daha büyük oranda etkileyeceiz. Çiftlik seviyesindeki verimlilik önemli oranda gelimelidir. Devletten gelecek uygun stratejik yönergeler ve uzun dönemli stratejiler süt endüstrisinin geliimi için çok önemlidir. Bunun yanisira, tabii ki verimli ineklerin geliimi, irk islahi ve besleme, ekonomik ahirlar, mevsimsellik, kalite, vb. gibi dier baka alanlarda da rekabet gücü daha yüksek süt üreticilerinin oluumu yönünde ilerlemek için kararlar verilmelidir. Tüm mevzuatin yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç vardir, bu süreç balamitir ve üreticiden sanayiciye ve ürünler tüketiciye ulaincaya kadar olmalidir. Takibinin yapilmasi da ayni derecede önemlidir. Eer düzgün bir kontrol/takip sistemi yoksa maalesef disiplini etkileyebilir ve pazardaki ürünlere kadar vararak tüketicilerin kafasini karitirir. Yüksek kaliteye primleri ve düük kaliteye kesintileri içeren kalite bazli süt ödeme sistemlerinin oluturulmasina ihtiyaç vardir. Süt ihale sistemi, üreticinin yüksek kaliteli süt üretmesini ödüllendirecek baka bir sistemle deitirilmelidir. u andaki sistemle hiç bir zaman rekabet edebilecek bir süt sanayisi olamayiz.

107

·

· ·

· ·

·

Üreticiler birlemeli ve Bakanlikla ilikilerinde ortak bir tavir içinde olmalidirlar. Süt ürünleri ithalatinin daha iyi anlailmasi ve rekabetçi yönetimi. Süt ürünleri ithalatinda hangi kurallarin geçerli olduunu anlamak son derece zor. Bir yasak var fakat bazi ürünlere bazi istisnalar nedeniyle izin veriliyor. Eer rekabet edebilen bir süt endüstrisi olmak istiyorsak, profesyonelce hareket etmeye balamaliyiz. Sistemler ve prosedürler yerinde olmali böylece herkes sistemde yeterli güveni kazanabilir ve ayni esaslarda rekabet edebilir. Deiim ihtiyaci vardir. Hatta, Türkiye'de rekabet edebilir bir süt sanayisi oluturmak için, daha güçlü bir istek olacaini ümit edelim. Hükümeti de içine alan bir çerçeve çalimasi hazirlamaliyiz. Sifirdan yaratmaya ihtiyaç yoktur. Dier birçok ülkeden bir sürü örneklerimiz vardir. Beenelim veya beenmeyelim, deiim çevremizde oluyor, ve tüm süt endüstrisinin geliimini hizlandirmak istiyorsak, bu yönde hareket etmeye ve imdi balamaya ihtiyacimiz var.

· ·

·

108

TÜRKYE'DEK Ç SÜT LE LGL PROBLEMLER VE ÇÖZÜM ÖNERLER Francois MARTN DANONESA Büyüyen, güçlü ve rekabet edebilen bir Türk Süt Endüstrisi veya özel sektörün, baarili bir süt kaynaina ihtiyaci vardir: Güçlü bir süt endüstrisi için çi sütün aaidaki özelliklere ulamasi gerekir: 1 - Yeterli ve bol miktarda süt 2 - Yüksek kalitede süt 3 ­ Deeri olan süt I. Durum u anda Türkiye'de süt durumu aaidaki gibidir : · Ulusal düzeyde çi süt üretimi sinirlidir. · Çi süt fiyatlari istikrarsizdir. · Sütün bileimi, ya ve protein açisindan düüktür. · Sütün mikrobiyolojik kalitesi düüktür. Dier ülkelerde durum nasildir?: Alma Fra Macaris Çek Polon nya nsa tan Cum. ya Milli üretim 29 24 1,65 2,5 7,1 (milyar lt) Ya (%) 4,1 4,1 3,7 4,1 4,1 Protein 3,4 3,4 3,4 3,3 3,4 Hijyenik kriter % hacim AB > > 99% > 80% > 95% yönetmeliine 97% 80% göre* Standart fiyat 0,30 0,30 Yaklaik Merkezi Avrupa (euro/lt) 0,20 0,28 (standard milk 3,8 % fat ­3,2 % protein) * AB Yönetmelik (no 92/46) < 100 000 bakteri / ml < 400 000 /ml ** Türkiye'de mevcut mikrobiyoloji 1 ila 25 milyon bakteri/ml Türki ye 10 3.5 3 2% ** 0,40 bakteri

Türkiye'deki durumun nedenlerini 2 ana balikta belirtebiliriz : 1) Süt çiftçiliinin verimi düüktür. 2) Fiyat belirleme sistemi organize deildir

109

1) Süt çiftçiliinin veriminin düük olma nedenlerini öyle siralayabiliriz · · · · Çiftlikler küçüktür ve uzmanlamamitir (en fazla 2-6 inek ) (2 milyon civarinda çiftçi?) Yem pahalidir ve yeterli oranda deildir Çiftçilerin hayvan yemi olarak killanilacak bitki üretimi yoktur / çok azdir nek baina verimlilik düüktür (3000-4000 litre/yil)

Bu durumda çiftliklerde süt üretimi karli olamaz . Fransa ve Türkiye'deki mevcut sistem , Türkiye'nin hedefini gösteren tablo iliiktedir. 2 ) Fiyat belirleme sistemi organize deildir · Fiyat belirleme ve ayarlamalari istikrarsizdir Örnek: Üreticilere ödeme metodu · Üreticiler ve süt alicilari arasinda fiyat, miktar, kalite ve teslimati kapsayan uzun dönemli anlamalar / ibirlii anlayii mevcut deildir. Çözüm nedir? · · Dier ülkelerin deneyiminden yararlanmak Fiyatlarda süreklilik ve istikrar salamak Uzun süreli kontrat politikasi Süt Konseyinin gelimesinde aktif katilim ve dier ülkelerin deneyiminden yararlanmak (örnek: Polonya'da baimsiz laboratuar) Fransa örneinde olduu gibi Meslekler arasi etkileim ,Sanayi ve Üreticilerin fiyat politikasini kalite özelliklerine göre belirlemek için beraber temsil edilmesi

Çiftçilerin yatirim yapabilmesi, büyümesi , uzmanlamasi için : kendi ürün kalitesine göre en iyi fiyati almasi ve karli olmasi bir gerekliliktir. · Kaliteye bali olarak ödeme sistemi oluturmak. 1 ) hijyenik kritere göre " Direktif" n 92/46 < 100 000 bakteri / ml < 400 000 bakteri /ml ödeme ve itiraz için 2 ) Ya ve protein oranina göre 3) Antibiyotik · Çiftçilere üretimlerini ve karliliklarini arttirmak için yardim etmek: Teknik destek : Somut projelerle üretimi ve karlilii arttirmak

110

örnein; modern besi teknolojisi, souk tanklar vs... · Eitim (hijyen, temizlik vs..) Finansal destek Besi maliyetini çiftliklerde bitki üreterek, besi programini çok iyi kontrol ederek düürmeye çalimak Sonuç · · · · Tüketiciler için Süt üreticileri için Sanayiciler için Toptancilar için Ve TÜRKYE'nin Geliimi için Sloganimiz "KAZAN KAZAN"- (WIN- WIN) `dir

Çiftçilere yem maliyetini düürmek için yardim etmek

111

SÜT HAYVANCILII YAANANLAR VE ÇÖZÜM ÖNERLER Ahmet ERTÜRK Tire Süt Kooperatifi Ülkemiz insanlarinin temel besin ihtiyaçlarindan en mühimi bize göre hayvansal ürünlerdir. Hayvansal üretim, bitkisel üretimden daha fazla özen gösterilmesi gereken ve daha çok önem arzeden bir üretim dalidir.Gelimi ülkelerde hayvansal üretimin bitkisel üretime nisbeti 70-30 oranindadir.Ayrica bitkisel üretim hayvansal üretime bir altyapi oluturmaktadir. Örneklendirirsek; budayin sapi, misirin slaji, mercimein samani,konserve, eker ve malt sanayiinin bitkisel atiklari ancak hayvancilikta deerlendirilme ansi vardir. Fakat hayvancilik bilhassa süt üretimi çok meakkatli ve zor bir faaliyettir Çünkü bize sütünü veren inek bir canlidir, bir annedir, dii yavrulari damizlik, erkek yavrulari da besi materyalidir.Bakimlari özen ve ihtimam ister. Bitkisel üretim ise tarlaya atilan tohum ve onun gelimesi için sulama-gübreleme-ilaçlama gibi faaliyetlerle ve bilhassa yilin muayyen aylarinda meguliyet arzeden bir üretim dalidir. Ancak süt inekleriyle hergün ve devamli birlikte ve beraber yaama zarureti vardir. nsanlar bitkisel üretimde birbaka kiilerin igücüne ve makina ekipmanina muhtaçtirlar. Süt inekçilii ise tamamen ailenin ve aile bireylerinin kendi balarina üstesinden gelebilecekleri, bir bakasina muhtaç olmayacaklari ve bakalarina ücret ödemeyecekleri faaliyettir. Bütün bunlardan insanlarimizin kurduklari iletmelerinden para kazandiklari müddetçe yani sadiklari sütten para kazandikça ilerini gelitirecekleri ve kentlerde yaayanlarin ihtiyaci olan hayvansal ürünleri üretmeye devam edecekleri aikardir. Sektörde en mühim kii üreticidir. Bu insanlarimizin sikintilari nelerdir: Kontrolsüz ürün ithalati, girdilerin özellikle yem ve mazotun anormal ve afaki artilari, tevik primlerinin günün artlarina uygun hale getirilmeyii vb. gerçek bir tevie insanlari yöneltmemesi ve teviin amacina ulamayii, kaba yem tohumlarinin çok pahali oluu. Örnein yonca, slajlik misir gibi, irkin islahinda kaliteli ve yüksek verimli spermlerin fiatinin pahali oluundan üreticinin gerei ekilde kullanamayip, düük verimli projeni test yapilmami spermlerin hatta danalarin kullanilmasi, hayvan hareketlerinin ve ailama programinin kontrol altinda tutulamamasi ve hayvan hastaliklarinin nüksetmesi ve çiftçimizin eitimine özen ve ihtimam gösterilmemesi örnein `Bu Toprain Sesi' programinin yayin saatinin uygunsuzluu gibi, Kadersizlik ve çaresizlik yazgimiz olmamalidir. Çözüm ne olmalidir. 1-Tarim Bakanlii bu sektörün tek yetkilisi ve sahibi olmalidir. Hayvancilik için alinacak kararlarda imzalanacak uluslararasi sözlemelerde Tarim Bakanliinin onay ve oluru alinmadan hiçbir imza atilmamali, sektöre sikintiya sokacak taviz verilmemeli, örnein

112

tekstil ihracaatinin, domates salça ihracatinin karilii olarak et ithalati taviziyle süt üreticisi günah keçisi yapilmamalidir. 2. Ahirlarimizdaki hayvanlarimizin suni tohumlama yoluyla gebe kalmalari ve bizlere kendilerinden daha fazla süt verebilen yavrular dourmalari için projeni testinden geçmi boa spermleri fiyatlarinda üreticinin alabilecei alabilecei fiat kolaylii düünülmelidir. Çünki bu spermler kullanildiinda üreticimizin sadii ayni girdi masrafina ramen artacak örnein 5 inekten sadii sütü 3 inekten saacak, 2 inei fazladan beslememi ve doyurmami olacaktir. 3. Girdilerin anasini oluturan yem ve kaba yem tohumlari fiati çok yüksektir. Üreticilerimiz yüksek fiattan ötürü gerei gibi yem kullanmamaktadirlar. Keza yonca tohumu, slajlik misir, sorgum sudan otu tohumu fiyatlarina destek verilmelidir. Ayrica tarimsal alet ve ekipman yönünden sikintilar yaanmakta bu makinalari, yem karma romorkleri gibi. Hatta Bunlarin ikinci ellerinin getirilmesi düünülmelidir. 4. Süt tevik primleri bilhassa süt hayvanciliini birinci i olarak deerlendirip ona yönelen ve yöneleceklere cezbedici ve özendirici olarak yeniden düzenlenmelidir. Irkini islah eden, birlik ve kooperatif üyesi bir miktarin üzerinde süt saan üreticiler, tevik priminden azami ölçüde yararlanmalidir. Bir inei olana, iki inei olana tevik primi verilmemeli, belirli bir miktar olana verilmeli ve üreticiler o hedefe ulaabilmek için süt hayvanciliini özen ve ihtimam göstermeli ve sürülerini büyütmelidirler 5. Damizlik yetitiricilerine ve damizlikçi birlii üyelerinin damizliklarina verilen mavi belgelere-pedigrilere sahip düvelere satin alanlara ve onu yetitiren yetitiriciye %50'er nisbetinde damizlik düve primi ödenmesi uygulamasina derhal balanmali, beyaz belgelerin de verilmesi hakkindaki usul ve yöntem mahalli tarim birimlerince siki bir ekilde takip edilmelidir.Kurulu damizlikçi birliklerine üyeler iyice kavrayana kadar devlet desteine muhtaç olduu bilinmelidir. 6. Hayvancilikta kredi faizleri yüksektir. Faizler aai çekilemiyorsa destek arzettiim ekillerde slaj yapana, ekipman alana , projeni testinden geçmi kaliteli sperma kullanana, mavi belgeli pedigrili damizlik yetitirene ve satin alana , süt hayvanciliini birinci i olarak görene , kaba yem bitkisi tohumu alana ve slaji yapana kayitli ekonominin gerei olarak bu emtialari fatura üzerinden alan ve belgelendiren birlik ve kooperatif üyesi üreticiye bizzat ve bizzatihi belirli nispet üzerinden ödenerek desteklenmelidir. Böylece köylümüz üretimini attirarak kazancini ve faaliyetini bilebilecek halde olarak köyünde kalacak , kendi hak ve menfaatlerini koruyup kollayacak birlik ve kooperatiflere ortak olacak , yoksa kuracak ve üretici olmanin ve üretmenin erdemve kivanciyla yaamini sürdürecektir. 7. Üreticimizin bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi için bilhassa televizyonlar araciliiyla Pinar Sütün NTV `de yaptii 2000 yilinda hayvancilik programi gibi daha ziyade teknolojinin ve gelimelerin anlatildii keza bu toprain sesi gibi programlarin izlenebilecek saatlerde yayinlanmasi için gayret ve çaba sarfedilmesi gereklidir. Çaa ve sektördeki yenilikleri ,gelimeleri böylece daha çabuk örenebilir, Avrupa'li çiftçi ve yetitiricilerden geride kalmamamiz salanabilir.

113

8. Üretci üretimini yapabilmek ve sürdürebilmek için arzettiimiz ekilde canli bir inek olan anne, ve yavrulariyla hergün birlikte ve birarada kazanabilecei faaliyetinde istikrar aramaktadir. nek hergün ve her hafta günde 2-3 kez sailacak, doyurulacak , yemlenecek, buzaisina süt içirilecektir. Kurum ve kurululari da sütlerini toplayip sanayicilere satilabilecek hale getireceklerdir. Üretici yoksa sanayicide yoktur. Bizler ayni gemide olan , ayni kaderi paylaan kiileriz. Devletimizin nezaretinde masanin bir tarafinda üretenler, dier tarafinda sanayiciler etle tirnak misali birlikte ve beraber yaamanin ve tüketici insanlarimiza makul ve münasip ekonomik fiatlardan süt ve et ürünleri tükettirebilmenin hesap ve kitabini, yol ve yöntemini belirlemeliyiz. Üretici firmada 60.000 TL olan ayran pidecide, tostcuda, lokantada 150.000 TL'ye satilmaktadir. Devlet kararlarini insanlarin mutluluu için almalidir. Daha önceki hükümet zamaninda üç yil canli hayvan ve et ithal edilmedi de insanlarimiz etsiz mi kaldi? Süt mü içemedi? Süt ürünlerini mi bulamadi? Sayin Bakanimiz sinir ticareti adi altinda yapilan uygulamayi durdurarak biz üreticilere moral verdi. Sektörün sorunlarini kurulacak süt konseyi çözüm bulabilir. Tereyai ve krema iyhalatinin kesinlikle yapilmamasi gerekmektedir. Bu halde fabrikalar, mandiralar tereya üretimi için süt almaya ve talep etmeye arzulu ve istekli olacaklardir. Fakat tereya ve krema ithal edilince sanayicinin çi süte gereksinimi azalmaktadir. Bu hususta bakanliimizin duyarli olmasini bekliyoruz. 2000'li yillarin en stratejik ürünü gida olacaktir. Tarim ve hayvancilik Anadolu insaninin gelenei ve geleceidir. Sanayilesek dahi tarim ve hayvanciliktan vazgeçemeyiz ve vazgeçmemeliyiz. Güzel geleceklerin hepimizin olmasi dileklerimizle,

114

Hakki YAYLACIK Yetitirici Sayin bakanim ve kiymetli misafirler, Biz 50 seneyi akin süredir dededen babaya zmir Kemalpaa ilçesinde gerek süt gerekse besi hayvancilii konularinda bu ie ailece gönül vermi özveriyle faaliyette bulunmaktayiz. Ben bu sürede hayvanciliimizi 80li yillar öncesi ve sonrasi olarak 2 ye ayirmak istiyorum. 80'li yillara kadar hayvancilii kendi kendine yeten hatta önemli miktarlarda ihracat yapabilen bir ülke iken, 80 yilindan itibaren hayvanciliimiz liberalleme uruna ihmal edilmi, hayvanciligimiz salam bir yapiya kavuturulmadan Avrupa ile rekabete sokulmutur. Avrupa besicisinin sahip olduu yüksek orandaki teviklerden yoksun Türk besicisi ise; gelen sözde ucuz fakat kalitesiz ithal et ve kasaplik hayvan ile rekabet edememi bunun sonucunda zarar ederek sektörden uzaklamitir. Bunun en önemli göstergesi olarak 80 yilinda 16 milyon ba olan siir varliimiz 10 milyon baa gerilemi üretimi tüketimine yetmez hale gelmitir. Türk besicisi hayvancilia sevdalidir, bu ie kendini adamitir, yillardir ihmal edilmesine ragmen sorunlari hafifletildii ve imkan verildii takdirde en kisa zamanda en iyisini yapabilecek kabiliyettedir. Ben Ege Bölgesi'nin tüm hayvan pazarlarini besi hanelerini geziyorum görüyorum damlar önemli ölçüde bo, hayvanini kestiren yerine yenisini koymaya niyetli gözükmüyor. Kasim 98 de danamizi 1.650.000 liradan kestirirken bu sene 1.950.000 TL den satiyoruz arti sadece % 15 bu arti ise son 1-2 ay içinde gerçekleti hayvan fiyat artilari çok dengesiz . Yem fiyatlari ayni dönemde fabrika yemi çuvali 2.500.000 iken uanda 4.700.000 olmu arti % 90, enflasyon % 65 artmi, akaryakiti hiç sormayin bütün girdiler de büyük arti olmu bir durumdadir. Biz iletme olarak yem ihtiyacimizi büyük ölçüde kendimiz karilayabildiimiz , ailece çalitiimiz, kredi kullanmadiimiz halde zarar ediyoruz ddia ediyorum 99 yilinda hiç kimse besicilikten kazanç salayamayacaktir. Bizler çok yüksek fiyat artilari peinde deiliz ama enazindan girdi fiyatlarindaki kadar bir artii arzu etmekteyiz. Hem ekonomimiz hemde bizler için önemli bir sorunumuz ;ap veba gibi besicinin korkulu rüyasi olan salgin hastaliklari taiyabilecek sinirdan kaçak hayvan girileri idi. Bu konuda israrli ve kararli tutumunuz sayesinde; Dogu illerinden hayvan giri ve çikilarini kontrol altina aldiginiz ,kaçak hayvan girilerini önlediiniz için en içten teekkür ve takdirlerimizi belirtmek isterim. Yillardir ihmal edilen sektörün sorunlarinin kisa vadede çözülmesinin zor oldugunu biliyoruz. Fakat 99 yilinin Türkiye hayvan besiciliginde kayip bir yil olmamasi ve yeni bir

115

1000 yila girerken yaramiza merhem olmasi bakimindan entegre et tesisleri ve yasaya göre kurulmu kombinalarda kestirdiimiz hayvanlara. Karkas kilo üzerinden 0cak 99 dan geçerli en az 150.000 TL et tevik pirimi verilmesini talep ediyoruz. Ziraat Bankasi'nin hayvancilia uygulami olduu kredi faizlerinin tekrar gözden geçirilmesini ve düürülmesini bekliyoruz. Halen kilo baina komik kalan 5000 TL olan süt destekleme piriminin en az 50.000 TL düzeyine çikarilmasini istiyoruz. Saygilar sunarim.

116

YALI TOHUM KÜSPELERi VE YEMLK TAHILLAR ARZ-KULLANIM PROJEKSYONLARI Doç.Dr. Ali KOÇ 7 Zir. Yük. Müh. Aykut ENER Ar.Gör. Türker DÖLEKOLU 8 Zir. Yük. Müh. Hüsnü EGE

Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü 1. Giri Türkiye'de yali tohum küspeleri ve yemlik tahillar talebi büyük bir arti hiziyla büyümeye devam etmektedir. Büyükba hayvancilikta gözlenen deiim ( büyük ölçekli besi ve süt siircilii iletmelerinin sayisinin artmasi, hayvan mevcudu içerisinde kültür-melez irklarin sayisinin artmasi vb) ve tavukçuluk sektöründeki hizli büyüme yem talebindeki hizli artia neden olan en önemli deikenlerdir. Yüksek oranda yillik ortalama arti hiziyla artmasi beklenen hayvansal ürünlerin talebini yurt içi üretimle karilayabilmek için hayvansal ürün arz arti hizini yükseltmek gerekir. Kirmizi et ve süt üretiminde kisa ve orta dönemde arz arti hizini yükseltmek büyük ölçüde verimlilikte salanacak artila olasidir. üphesiz ana hedefi verimlilii yükseltmek olan politikalar besi ve süt siirciliinin rekabet gücünü de gelitirecektir. Rekabet gücünü etkileyen dier önemli bir faktör ise yem maliyetidir. Yem giderleri içerisinde yali tohum küspeleri ve dane yemler önemli bir paya sahiptir. Bilindii gibi girdi ve çikti fiyatlarindaki dalgalanmalar hayvancilik faaliyetinin karliliini deitirmekte ve sektöre giri ve çikilari hizlandirmaktadir. Sektörden çikilar sabit yatirimlarin (ahir, ekipman vb) atil kalmasina neden olduu gibi, uzmanlami emein ve hayvancilii örenmi kiilerin de baka sektörlere geçmesine sebep olmaktadir. Bu açidan bakildiinda hayvansal ürünler pazarinda istikrar çok önemlidir ve bu istikrar çikti ve girdi fiyatlari arasindaki paritenin en azindan çikti fiyatlari aleyhinde deitirilmeden sürmesine balidir. Bu koul hayvancilik politikalarinin yem fiyatlarini da dikkate almasini art koar. Bu çalimada gelecek on yillik dönem için yali tohum, yali tohum küspeleri ve dane yemlerin temel talep projeksiyonu verilmitir. Ayrica yem talebiyle ilgili yapisal analizlerde kullanilabilecek bilgi ve katsayilar da çalimada verilmitir.

7 8

E-mail:[email protected] Telefon: (0312) 326 00 06 /127 Ç.Ü. Zir.Fak. Tarim Ekonomisi Bölümü 01330 Adana. 117

Grafik 1. Hayvansal Ürün/ Sanayi Yemi Fiyat Oranlarindaki Deimeler (1979-1998) 25.00 20.00 Parite 15.00 10.00 5.00 0.00 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Yillar Dana Eti / Yem Süt/Yem Yumurta/Yem Tavuk Eti/Yem

2. Türkiye'de Yem Talebini Belirleyen Ekonomik Deikenler Herhangi bir yem maddesinin (küspe, arpa, misir, buday) veya toplulatirilmi yemin (sanayi, kaba, küspe ve dane) talebini belirleyen deikenler; yemin kendi fiyat-talep esneklikleri, çapraz fiyat talep esneklikleri, hayvansal ürün/yem fiyat pariteleri, hayvan mevcudunun genetik kalitesindeki iyilemeler ve yemler arasindaki teknik ikame esneklikleridir. Bunlara ilave olarak hayvan besleme ve bakim konularindaki teknik ilerleme ve yem karmasi için belirlenen yasal kisitlar da yem talebi üzerinde etkilidir. Örnein TKB'nin sanayi yemi karmasina getirdii kisitlar hayvansal ürün/yem fiyat pariteleri hayvansal arzi deitirmesinden dolayi yem talebi üzerinde dolayli olarak etkili olur. Bu oran dier gidilerin fiyatlari sabitken faliyetin karlilik düzeyini yansitir. Grafik 1'de hayvansal ürün fiyatlari ile yem fiyatlari arasindaki fiyat paritelerinin yillara göre deiimi verilmitir. Grafik 1'de görüldüü gibi özellikle son yillarda siir eti / besi yemi fiyat paritesindeki dalgalanma çok daha fazladir ve son iki yildir üretici lehine seyretmektedir. Büyükba ve küçükba hayvancilikta yem kullanimi, yem maliyeti ve yem talebinin yapisal parametreleri "Türkiye'de letme Düzeyinde Yem Talebi" balikli çalimada verilmitir (Çizelge 1 ve Çizelge 2). Yem talep analizi sonuçlari Türkiye'de besi ve süt siirciliinda yemlerin fiyattalebinin az esnek olduunu göstermektedir. Çizelge 2'den görüldüü gibi büyükba besicilikte yem maliyetlerinin %40'ini sanayi yemi ve %18'ini tahillar oluturmaktadir. Küspe ve kepek ise toplam yem harcamasi içerisinde %26'lik paya sahiptir. Bu veriler yali tohum ve yemlik tahil fiyatlarininin yem maliyetleri üzerinde büyük etkiye sahip olduunu göstermektedir.

118

Çizelge 1. Toplulatirilmi Düzeyde Yemlerin Fiyat ve kame Esneklikleri

Siir Besicilii Fiyat Esneklikleri Küspe ve Tahil Sanayi Kepek Sanayi -0.18 0.18 0.05 -0.38 -0.57 Kaba -0.40 -0.18 0.17 0.19 -0.67 Küspe ve Kepek 0.27 0.12 0.42 0.31 -0.76 Tahil 0.11 0.18 0.66 0.23 -0.85 Morishima Teknik kame Esneklikleri Sanayi Kaba Küspeler ve Tahil Sanayi Kepek Sanayi 0.20 0.55 0.42 Kaba 0.27 0.85 0.83 0.80 Küspe ve Kepek 1.04 0.89 1.19 1.12 Tahil 0.96 1.03 1.51 0.99 Kaynak: Fuller, Koç, engül ve Bayaner (1999) 9. Yemler Sanayi Kaba Kaba 0.17 -0.62 0.26 0.25 Kaba 0.74 1.07 1.00 Süt Siircilii

Küspe ve Kepek 0.13 0.12 -0.82 0.06 Küspeler ve Kepek 0.70 0.74 0.82

Tahil 0.12 0.15 0.07 -0.76 Tahil 0.69 0.76 0.89

Çizelge 2. Türkiye'de Büyükba ve Küçükba Hayvancilikta Üretim Birimi Baina Yem Harcamalari ve Yem Kullanim Miktari

Yem Harcamalari ve Dailimi BB Besi Birim Maliyet Etkinlik ** Dailim Sanayi Yemi Arpa Buday Misir Yulaf Toplam Tahil Soya Küspesi Pamuk Küspesi Ayçiçei Küspesi Kepek Pancar Küspesi Misir Küspesi ve 402.6 0.403 0.820 0.070 0.060 0.040 0.175 0.000 0.197 0.008 0.587 0.189 0.008 Siir Yeti . 76.1 % 0.32 4 0.72 8 0.12 0 0.09 1 0.06 2 0.20 8 0.00 0 0.11 3 0.01 5 0.56 3 0.28 9 0.01 6 0.43 7 0.89 7 0.06 3 0.02 6 0.01 4 0.16 4 0.00 0 0.29 6 0.00 0 0.52 8 0.17 3 0.00 0 0.25 1 0.81 9 0.11 1 0.04 2 0.02 9 0.28 0 0.00 0 0.28 6 0.02 0 0.30 3 0.39 1 0.00 0 KB Besi 236. 3 Koyu nYeti . 105.6 Birim Üretim çin Kullanilan Yem Miktari (Kg) ve Dailimi* BB Siir KB Koyun Besi Yeti Besi Yeti. . 16.3 3.68 8.12 4.85 4 % 0.23 0.16 0.23 0.101 6 6 9 0.82 0.72 0.89 0.821 7 8 8 0.06 0.11 0.06 0.107 8 6 0 0.05 0.09 0.02 0.041 7 2 6 0.04 0.06 0.01 0.031 8 3 7 0.16 0.10 0.30 0.250 2 6 2 0.00 0.00 0.00 0.000 0 0 0 0.01 0.08 0.26 0.236 1 1 7 0.13 0.01 0.06 0.030 6 4 5 0.42 0.43 0.22 0.221 3 9 8 0.42 0.45 0.06 0.513 7 7 5 0.00 0.00 0.00 0.000 5 8 0

9

Sözkonusu aratirmada, siir besiciliinde yem etkinlii üzerinde fiyat, yemin kalitesi, merada otlatma süresi, bölge farki vb çeitli faktörlerin etkileride belirlenmitir.

119

Top. Küspeve Ürünler Saman Kuru Ot Yonca Fi Burçak Silaj

Yan

0.255 0.680 0.124 0.038 0.005 0.015 0.138 0.166

Toplam Kaba Yem

0.31 7 0.62 3 0.16 3 0.00 1 0.01 3 0.04 5 0.15 5 0.15 1

0.02 7 0.72 5 0.20 6 0.05 7 0.00 7 0.00 1 0.00 4 0.37 2

0.06 8 0.65 4 0.20 5 0.07 6 0.00 5 0.00 6 0.05 3 0.40 1

0.33 5 0.69 2 0.10 0 0.02 8 0.00 5 0.01 5 0.15 9 0.26 7

0.17 5 0.57 2 0.12 2 0.10 0 0.01 1 0.03 3 0.16 3 0.55 4

0.10 5 0.75 2 0.18 7 0.04 5 0.01 0 0.00 1 0.00 6 0.35 4

0.483 0.681 0.190 0.067 0.004 0.000 0.058 0.167

Note: Büyükba (BB) ve Küçükba (KB) *Süt siirciliinda bir kg süt üretimi için kullanilan yem ve dierlerinde bir kg canli airlik (karkas olarak) artii kazanmak için kullanilan yem miktari. **Birim maliyet (1000 TL, Temmuz 1998 Fiyatlari). 3. Tarimsal Ekonomi Politika Analiz Modeli (TEPAM) TEPAM'in ana bileenleri ve alt modeller arasindaki balanti ekil 1'de verilmitir. ekilde görüldüü gibi TEPAM üç ana alt modelin birleiminden olumutur. Bu alt modeller "TAPAM (Turkish Agricultural Policy Analysis Model)" (Koç ve ark., 1998), "Yem Talep Modeli" (Yurdakul ve ark., 1999) ve "Türkiye Yali Tohumlar Pazari Analiz Modeli" (Koç ve ark., 1999) dir. TEPAM bazi tarla bitkileri (buday, arpa, misir, pamuk, ayçiçei ve soya) ve hayvansal ürünlerin (siir-dana eti, koyun-kuzu eti, tavuk eti, süt ve yumurta) gelecek on yillik arz-kullanim temel projeksiyonlarini hazirlamak için kullanilmaktadir. Buna ilave olarak model bazi alternatif politikalarin (üretici fiyatlari, ithalat tarifeleri, fiyat pariteleri, vb) arz-kullanim üzerine etkilerini analiz etmek için de kullanilabilir.

120

Makro Veriler ve Dünya FAPRI Fiyatlari Ulusal Tarim Politikalari

TAPAM: Tahil, eker ve Hayvansal Ürün Arz ve Kullanimi

Ya Talep Modeli

Yali Tohum Arz Modeli

Yali Tohum Presleme Talebi

Yem Etkinlii Rasyon Paylari

Dönütürme Katsayilari

Yem Talep Modeli: Küspe, Kepek ve Tahil Talebi

Bitkisel Ya ve Küspe Arzi

thalat: Yali Tohum, Ya, Küspe, Misir, Pirinç, Et ve Dier

ekil 1. Tarimsal Ekonomi Politika Analiz Modelinin Bileenleri ve Bilgi Akii TEPAM modelini oluturan alt modellerin ekonometrik denklemleri, ekonometrik modellerden hesaplanan yapisal parametreler ve çalimanin bundan sonraki bölümünde verilen temel projeksiyonlar için yapilan makro kabuller ve kalibrasyonlar yukarda adi geçen çalimalarda bulunabilir 10.

10

ekil 1'de verilen modeller hakkinda detayli bilgi için TEAE veya Ali KOÇ'a bavurulabilir.

121

Çizelge 3. Uluslararasi Fiyatlar Temel Projeksiyonu (FAPRI)

1998 Ayçiçei Tohumu (CIF Lower Rehine) Ayçiçei Yai (CIF Rotterdam) Ayçiçei Küspesi (CIF Kuzeybati Avrupa) Soya (CIF Rotterdam) Soya Yai (CIF Rotterdam) Soya Küspesi (FOB Rotterdam) 309 730 103 258 633 197 1999 275 609 83 230 571 148 2000 251 584 84 215 566 148 2001 251 579 88 218 564 154 2002 2003 2004 ABD Dolari /Ton 252 252 250 566 550 535 91 94 96 223 555 161 226 543 168 150 176 116 144 116 104 1356 246 4166 1644 206 1256 368 2448 221 227 533 172 155 183 119 144 120 107 1419 240 4178 1613 213 1253 369 2463 219 2005 251 532 99 231 532 177 159 187 121 144 122 109 1471 231 4187 1563 220 1248 370 2469 219 2006 250 526 101 233 529 181 163 191 123 144 125 111 1521 227 4195 1530 227 1240 370 2471 221 2007 250 529 103 237 533 185 164 192 124 145 127 113 1565 235 4203 1569 235 1239 371 2485 224 2008 249 534 104 238 540 187 165 194 126 145 129 115 1604 249 4212 1644 242 1254 372 2488 228

Buday (FOB ABD Körfez) 143 121 135 142 146 Buday (CIF Rotterdam) 168 142 159 167 172 Arpa (FOB Pasifik Kuzeybati) 116 108 110 111 113 Arpa (AB Müdahale Fiyati ECU/Ton ) 137 140 142 143 143 Misir (CIF Rotterdam) 123 105 108 111 113 Misir (FOB ABD Körfez) 109 94 97 99 101 Pamuk (Cootlook/a CIF Kuzey Avrupa) 1591 1278 1231 1218 1280 Dana Eti (AU hracat Fiyati $ / 100 Kg) 173 203 224 240 251 Dana Eti (AB Müdahale $ / Ton) 3853 4021 4095 4137 4157 Dan Eti (ABD, Nebraska Direct Fed Steer $ 1355 1449 1528 1605 1665 /Ton) Kuzu (AU Saleyard, AU Cent/Kg)** 172 177 184 191 199 Tavuk (ABD 12-City $ /Ton) 1391 1310 1242 1258 1252 Süt (AB Hedef $/Ton) 340 355 362 365 367 Peynir (FOB, Kuzey Avrupa) 2225 2316 2351 2436 2443 Yün (AU Auction, AU Cent /Kg)** 341 289 257 238 227 Kaynak: FAPRI (1999) *ABD limanlarinda CIF teslimi, ** AU Avusturalya'nin kisaltilmii.

122

Çizelge 4. Yali Tohum Küspeleri Üretim ve Tüketim Temel Projeksiyonu (Bin Ton)

1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 Ayçiçei Üretim 800 694 750 754 762 778 776 781 773 778 795 Presleme 1170 1142 1161 1171 1165 1149 1129 1114 1104 1102 1109 thalat 380 504 467 473 458 426 408 388 386 378 369 Pamuk Çekirdei Üretim 1260 1213 1227 1309 1288 1308 1366 1374 1416 1412 1447 Presleme 1225 1132 1153 1197 1240 1282 1296 1310 1324 1338 1352 thalat 51 4 11 -27 37 59 16 22 -7 11 -10 Soya Üretim 55 65 70 68 69 70 70 70 71 71 72 Presleme 200 220 234 235 231 225 219 216 213 211 211 Yem Kullanimi* 119 123 128 133 140 150 167 177 190 192 211 thalat 240 279 292 300 302 305 316 323 332 332 350 Ayçiçei Küspesi Üretim 562 548 557 562 559 551 542 535 530 529 532 Tüketim 588 598 678 713 724 730 738 748 755 760 766 thalat 34 49 121 151 164 179 196 213 225 231 234 Pamuk Küspesi Üretim 600 555 565 586 608 628 635 642 649 656 663 Tüketim 602 538 623 669 745 769 796 837 865 877 897 thalat 18 -16 58 83 138 141 161 195 216 221 234 Soya Küspesi Üretim 158 174 185 186 182 178 173 170 168 167 167 Tüketim 513 505 546 566 665 748 872 986 1079 1135 1243 thalat 375 331 361 380 483 571 699 816 911 969 1076 Not: Çalimada kullanilan verilerin alindii kaynakta geçmi yillara ait stok rakamlari verilmediinden, stok miktarlarindaki deime hesaplamalara dahil edilememitir. Bundan dolayi ithalat rakamlarindaki gerçek deimeler burada verilen rakamlardan biraz farkli olabilir. Örnein 1999 yilinda 19 bin ton pamuk küspesi ihracati görülmektedir. Söz konusu bu miktar ihracat yerine dönem sonu stoklarina arti eklinde olabilir.

123

Çizelge 5. Bazi Önemli Tarla Bitkileri Üretimi Temel Projeksiyonu

1998 Buday Üretimi Net Üretim Yem Talebi Arpa Üretimi Net Üretim Yem Talebi Misir Üretimi Gida Talebi Yem Talebi thalat Kepek Talebi Yulaf Talebi 21000 15508 1150 9000 7031 6550 2300 1399 1650 749 3373 245 1999 18753 13667 1167 7795 6039 5816 2413 1383 1777 747 3376 258 2000 18359 13396 1258 7975 6179 6167 2371 1381 1931 941 3305 270 2001 18384 13430 1313 7859 6091 6358 2400 1401 2007 1008 3309 279 2002 18489 13523 1387 7926 6143 6643 2455 1460 2160 1165 3328 291 2003 Bin Ton 18573 13600 1433 7969 6178 6673 2496 1494 2265 1263 3343 300 2004 18629 13657 1491 8020 6219 6723 2516 1521 2425 1430 3353 308 2005 18713 13734 1560 8015 6216 6837 2534 1530 2577 1573 3368 321 2006 18800 13814 1615 8000 6205 6884 2557 1540 2696 1679 3384 332 2007 18903 13905 1634 8116 6298 6863 2592 1598 2765 1771 3403 336 2008 18970 13970 1689 8204 6371 6882 2622 1650 2906 1934 3415 345

Not: Buday için net üretimin hesaplanmasinda, DE ekim alanlari 0.9 ile çarpilmi, elde edilen üretimden %8 hasat kayibi ve hektara 200 Kg tohum kullanimi düülmütür. Arpa için net üretimin hesaplanmasinda ise DE ekim alani 0.95 ile çarpilmi, %9 hasat kayiplari ve hektara 200 kg tohum kullanimi düülmütür.

124

Çizelge 6. Hayvansal Ürün Temel Projeksiyonu

1998 Siir Eti Üretim Tüketim Net thalat Koyun Eti Koyun Eti Üretimi Koyun Eti Tüketimi Net Koyun Eti hracati Tavuk Eti Üretim Tüketim Yumurta Üretim Tüketim Süt Üretim Tüketim Net thalat 430 480 50 260 258 2 600 588 650 650 6000 6180 180 1999 476 527 51 277 274 3 620 612 687 687 6238 6382 144 2000 516 566 50 288 283 5 645 637 707 707 6408 6563 155 2001 550 633 83 304 299 5 669 662 721 721 6524 6670 146 2002 589 690 100 313 305 8 702 694 741 741 6750 6907 157 2003 2004 Bin Ton 603 621 736 798 133 177 316 308 8 753 746 764 764 7009 7150 142 319 304 14 839 832 795 795 7208 7349 142 2005 641 847 206 319 293 26 889 882 838 838 7568 7674 106 2006 664 909 245 319 296 24 953 946 858 858 7830 7925 95 2007 673 954 281 320 297 23 966 958 889 889 7975 8050 75 2008 699 1037 338 320 290 30 1058 1051 905 905 8152 8230 78

Not: Projeksiyonlar için temel alinan veriler TKB (APK)'nin verileridir. DE ve TKB süt üretim verileri arasinda dikkate deer fark vardir.

125

4. Sonuç Temel projeksiyon sonuçlarina göre gelecek on yillik dönem boyunca yali tohum, küspe ve tahillar yem talebi artmaya devam edecektir. Özellikle misir ve soya küspesi talebi, projeksiyon dönemi sonunda 1998 yilina göre çok yüksek miktarlara ulaacaktir. Dönem boyunca bu ürünlerin arz artii çok yava veya sabit seyredecei için, soya küspesinin ithalat miktarinin bir milyon tonu geçemesi ve misir ithalat miktarinin iki milyon tona yaklamasi beklenmektedir. Projeksiyon sonuçlarina göre ayçiçei küspesi ve soya ithalatida artmaktadir. Ayçiçei tohumu ithalatinin ise son yillardaki seviyesini koruyacai görülmektedir. Çizlege 3'de verilen dünya tahil ve soya fiyatlarindaki yükselme dikkate alindiinda, gelecek on yillik dönem boyunca Türkiye'de yali tohum ve yemlik tahil fiyatlarinda reel arti beklenmelidir. Hayvancilii desteklemek için hayvansal ürün fiyatlari yüksek tarifeler araciliiyla yükseltilirken, hayvancilikda en önemli maliyet unsuru olan, buday ve arpa destekleme fiyatlarinin dünya fiyatlarinin çok üzerinde belirlenmesi ve misir ithalatinda tarifenin yüksek olmasi ortalama yem maliyetini yükseltmektedir. Bunun sonucu olarak karliliin bir göstergesi olan fiyat oranlari (ürün/yem) küçülmektedir. Hayvancilii desteklemek için reel politika ürün/yem fiyat oranlarinin hayvancilik faaliyetinde karlilii koruyacak ekilde devam etmesini salamak olmalidir. Sektörle iligili politika deiiklikleri bu orani dikkate almali ve üretici aleyhine bozulmasinina izin vermemelidir. Kaynaklar Food and Agricultural Policy Research Institute (FAPRI), 1999. World Agricultural Outlook. FAPRI Staff Report No. 2-99, Iowa State University. F. Fuller, A. Koç, H. engul, A. Bayaner, 1999. Farm Level Feed Demand in Turkey. Paper Presented at the American Agricultural Economics Association Annual Meeting, August 8-11, 1999, Nashville, Tennessee. Koç, A., D. B. Smith, F. Fuller, and J. Fabiosa. 1998. Turkish Agricultural Policy Analysis Model (TAPAM), Technical Report 98-TR 42, November 1998, Iowa State University, Centre for Agricultural and Rural Development (CARD). Koç, A., J. Beghin, F. Fuller, . Aksoy, T. Dölekolu ve A. ener, 1999. Türkiye'de Yali Tohumlar Pazari: Uluslararasi Fiyatlar ve Alternatif Politikalarin Arz, Talep ve kame Ürünler Üzerine Etkisi. Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü, Yayin No:31, Kasim 1999, Ankara. Yurdakul, O., D. B. Smith, A. Koç, F. Fuller, H. engül ve dierleri, 1999. Türkiye'de Hayvansal Arz ve Yem Talebi: Mevcut Durumun Deerlendirilmesi ve Alternatif Politika Senaryolari. Tarimsal Ekonomi Aratirma Enstitüsü, Yayin No:17, Mart 1999, Ankara. TKB, 1998. Üretici ve Tüketici Destei Hesaplamalari Veri Seti. APK, Ankara.

126

TÜRKYE HAYVANCILIININ GENEL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERLER Levent GENÇ Türkiye Ziraat Odalari Birlii 1.Giri Dünyada ülkeler artan nüfusa paralel olarak ortaya çikan hayvansal protein açii ile birlikte, bu açiin kapatilmasi için hayvancilia önem vermiler ve vermeye de devam etmektedirler. Gerek islah çalimalari, gerekse besleme teknii konularinda bilimsel aratirmalarin iiinda uyguladiklari sabirli hayvancilik politikalari ile büyük baarilar salamilardir. Bugün gelimelerini örnek aldiimiz sanayilemi ülkeler ayni zamanda hayvancilikta da en yüksek gelimilik düzeyine sahip olan ülkelerdir. Bu ülkeler kaynaklari verimli kullanarak tarimlarini zenginlik üretecek düzeye getiren ülkelerdir. Bu nedenle tarimin dier dallarinda olduu gibi hayvancilikta da öncelikle verimlilii göz önüne alan bu ülkeler iç ve di pazar kaygilari ile hayvansal üretim maliyetlerini düürmeye ve yeni tedbirler almaya yönelmilerdir. Bunun için hayvancilikta hayvan baina verimin artirilmasinda irk özellii kadar önemli olan hayvanlarin salikli bir ekilde bakim ve beslenmesine de uyguladiklari politikalarda airlik vermilerdir. Konuyu ülkemizdeki mevcut durumu ele alarak deerlendirecek olursak, ülkemizin corafi konumu ,bitki örtüsü ve iklim koullari hayvancilik için çok uygun özellikler taimaktadir. Ancak ülkemizin sahip olduu bu üretim potansiyelini gerei gibi deerlendirebildiimizi söylememiz güçtür. 2.Mevcut Durum Mer'a alanlarimizin %50'sini ilemeli tarima açip, kaba yem açiimizi giderek artirmamiza ve hayvanlarimizi yeterince besleyememize, irk islahinda belirlenen hedefleri yakalayip hayvansal ürünlerimizi yeterince artiramamamiza ramen hayvancilik sektörümüz; 1980'li yillara gelinceye kadar bir yandan halkimizi yeterince besleyebilmi, dier yandan ihracat yoluyla ekonomimize önemli katkilar salamitir. Ancak, 24 Ocak 1980 Ekonomik istikrar tedbirlerine bali olarak serbest piyasa ekonomisi kurallarinin uygulanmaya konulmasi ile birlikte ülkemizde akil almaz bir ihracat furyasi balami ve ne bulursan sat mantii anlayii ile hayvanciliimiz büyük bir darbe yemi ve bunun sonucunda hayvansal ürünler arzinda sikintilar meydana gelmitir. Arzdaki bu yetersizlik sonucu doal olarak yükselen fiyatlari belli bir disiplin altina almak için kolayci bir yol olan " Terbiyevi thalat" adi ile hayvansal ürünler ithalatinda büyük kolayliklar salanmitir. thalattaki bütün fonlar hemen hemen sifirlanmi ve gümrük vergileri çok aailara çekilmitir. Büyük zorluklar içerisinde ayakta durmaya çalian hayvanciliimiz gerek ihracat gerekse ithalat da salanan bu akil almaz kolayliklar sonucu neredeyse bitirilme noktasina getirilmitir. 1980'li yillara kadar Tarim Bakanlii tarafindan yönlendirilen hayvancilik hizmetleri o yildan itibaren artarak devam eden bir tempoyla dorudan ilikisi olmayan bir çok birimin güdümüne

127

girmeye balamitir. Yani ülke hayvancilii kamu adina en az 15 deiik birim tarafindan programi, amaci ve politikasi pek de belirgin olmayan bir sistem içerisinde kisa vadeli günlük politikalarla yürütülmeye ve yönlendirilmeye çaliilmitir. Üretimden pazarlamaya, girdi temininden kredilendirmeye, eitimden örgütlenmeye ve nihayet ihracattan ithalata dein bir çok kurulu tarafindan yönlendirilmeye çaliilan bir sektörde; arzu edilen üretim hedeflerine ulailmasi beklenmemelidir. Bu nedenle; bata Tarim ve Köyileri Bakanlii'nin mevcut yapisinin 1984 yili öncesinde olduu gibi sektörel bir yapilanmaya kavuturulmasi olmak üzere, bütün hayvancilik hizmetleri bu çati altinda toplanarak hayvancilik konusunda uzun vadeli, gerçekçi ve siyasal tercihlere göre deitirilemeyen bir devlet politikasi belirlenerek sorunlarin çözümüne bu çerçevede balanmalidir. 3.Sorunlar ve Öneriler Her yil ortalama %2.3 oranindaki nüfus arti hizi da dikkate alinarak halkimizin hayvansal ürün ihtiyacini %10 fazlasi bir üretimle gerçekletirebilmek için sorunlarimizi ve çözüm önerilerini, hayvancilik hizmetlerinin tek çati altinda toplanmasi artina bali olarak öncelik sirasina göre ana baliklar halinde öylece siralayabiliriz: 1) Eitim ve Örgütlenme 2) Islah çalimalari 3) Yem, bakim ve besleme 4) Hastaliklarla mücadele 5) Destekleme ve kredilendirme 6) Pazarlama Bütün bu sorunlarin çözümünde balangiç noktasi, her ne pahasina olursa olsun hayvanciliimiz için en büyük tehlike olan ithalati kolaylatiracak yaklaimlardan kesinlikle kaçinmak ilkesi olmalidir. Yani halkimizin hayvansal ürün ihtiyaci mutlak ve mutlak iç üretimle karilanmaya çaliilmalidir. 3.1.Eitim ve Örgütlenme Hayvancilikta birim baina verimin artirilmasinda insan faktörü çok önemli bir yer tutar. Üreticilerimize hayvan bakim ve besleme, barinaklar ve genel salik konularinda yeterli bilgileri veremediimiz, onlara kendi ortak çikarlari dorultusunda birlemeleri gerektii inancini ailayamadiimiz sürece istediiniz kadar yüksek verimli irklar oluturun ve yeterli kesif yemi temin edin sonuçta beklenen üretim artiinin gerçeklemesi düünülmemelidir. Cumhuriyetimizin kurulduu yillardan itibaren çiftçilerimizin eitimi konusunda Tarim Bakanlii tekilatinca çok önemli gayretler sarf edilmitir. Ancak bu çabalardan arzu edilen sonucun alinabildiini söyleyebilmemiz mümkün deildir. Eer böyle olsaydi tarim kesiminin bugün içinde bulunduu sorunlarin büyük bir kismi çözüme kavuturulmu olurdu.

128

Üreticilerimize götürülen eitim hizmetlerindeki baarisizliin temel nedeninin teknik elemanlardan kaynaklandiini belirtmek bizce doru bir yaklaim olmaz. Baarisizliin esas nedeni sistemin kendisinden kaynaklanmaktadir. Üreticiye en salikli eitim hizmetini kendi içinden yetimi konulari bilen elemanlar verebilirler. Bununda bize göre açik adresi Türkiye Ziraat Odalari Birlii ve Ziraat Odalari'dir. Bunun için de Tarim ve Köyileri Bakanlii'nda eitim hizmetleri için ayrilan kaynaklarin tamaminin Türkiye Ziraat Odalari Birlii'ne devredilerek çiftçi eitiminin bu kurulu tarafindan yapilmasina olanak salanmalidir. Gelimi bütün ülkelerde uygulanan bu sistemin çok daha geç kalinmadan yasal boluklarda giderilerek bu kurulu tarafindan organize edilmesi salanmalidir. Ülkemizde hayvancilikla uraan kesimin eitim düzeyi, ekonomik sikintilari, iletmelerin küçük boyutlu ve dainik oluu ve altyapi eksiklikleri özellikle son 50 yillik dönem içerisinde atilan olumlu adimlara ramen hayvanciliimizin bati ülkeleri seviyesine çikmasini engelleyen önemli ve hakli sebepler olarak görülebilir. Ne var ki yukarida siraladiimiz çok önceki yillarda tespit edilen hayvanciliimizin sorunlarinin çözümünde öncelikler salikli tespit edilebilse, üreticilerimizin eitimi konusunda bizzat kendi mesleki kurululari olan Ziraat Odalari devreye sokulabilse ve uzun vadeli uygulamalar sabirla gerçekletirilebilseydi ülke hayvancilii bugün bulunduu noktadan çok daha umut verici yerlerde olabilirdi. Eitim düzeyi düük ve örgütsüz olan hayvancilik kesimi di ülkelerden kültür irki hayvan ithal ederek kalkindirmak akilci bir yol olarak görülmemelidir. Kullandii girdilerde saticilarin insafina terkedilen, ürettikleri ürünlerin satiinda fiyat belirlemesinde hiç bir söz hakki olmayan bir sistemde üreticilerin ve dolayisiyla ülke hayvanciliinin kalkindirilmasi olasi deildir. Bugün kirsal alanda bitkisel üretimi yapan çiftçilerden sonra, sayisal büyüklüü en fazla buna karilik siyasi gücü, etkinlii ve hiç bir sosyal güvencesi olmayan kesim hayvan üreticisi ve besicisidir. Yöresel düzeyde bile üreticiler gerek bilgi birikim düzeyleri ve gerekse ekonomik güçlerinin yetersizlii sebebiyle bir araya gelememiler ve örgütlenememilerdir. Ekonomik örgütlenme konusunda ülkemizde l940'li yillardan itibaren bazi olumlu gelimeler balami ve model olarakta kooperatifçilik seçilmitir. Ancak, aradan geçen 50 yili akin bir sürede gerçek anlamda bati standartlari düzeyinde bir kooperatifçilik olgusu ülkemizde maalesef henüz gerçekleememitir. Hayvancilik sektöründe alt sektörlere göre örgütlenmeyi esas alan ihtisas kooperatiflerini benimsemek en uygun model olacaktir. Besicilik, süt siircilii, tavukçuluk, balikçilik, aricilik, yapai ve tiftik gibi ura alanlari farkli olan kooperatifler kurulularini tamamladiktan sonra bölgelerinde birleerek bir birlik haline gelirler ve böylece kredi-finansman, girdi temininde kolayliklar, ürün deerlendirme ve pazarlama konularinda daha salikli ve etkin bir kooperatifçilik hizmetleri vermi olurlar. Sözünü ettiimiz bu tür kooperatifler kendi ayaklari üzerinde duracak bir hale gelinceye kadar;

129

a) Kurulacak kooperatifler devlet tarafindan mutlaka desteklenmelidir. b) Kooperatifler atananlar tarafindan deil, seçilenler tarafindan yönetilmelidir. c) Kooperatiflerin idare kademelerinde kooperatifçilii çok iyi bilen profesyonel kadrolara yer verilmelidir. d) htiyaç duyulan teknik ve idari kadrolar için mutlaka kooperatifçilik eitimi veren yüksek okullar açilmalidir. e) Üretici olmayanlarin kooperatife üye olmalarinin engellenmesi için üyelerden mutlaka çiftçilik belgesi istenmelidir. Özet olarak ülkemiz hayvanciliinin geleceinin belli bir eitim düzeyine erimi üreticilerin bir araya gelerek oluturacaklari örgütlenmeye bali olduunu özellikle belirtmek isteriz. 3.2. Islah (Genotip) Ülkemizde sayisal olarak yeterli miktarda hayvanimiz mevcuttur. Ancak, sayisal çokluuna ramen insanlarimizi besleyecek düzeyde hayvansal ürün elde ettiimizi söylememiz mümkün deildir. Zira, yerli irklarimizda birim baina verim gelimi ülkelerle mukayese edilemeyecek kadar düüktür. Hayvancilikta birim baina verimi düük olan yerli irk hayvanlarimizin islahi için bizim gibi gelimekte olan ülkelerde uygulanacak en uygun yöntem sunî tohumlama olmalidir. Ancak, yillardan beri uygulanmasina ramen arzu edilen sonuca ulailamamasi, uygulamadaki yanlilik ve eksikliklerden kaynaklanmaktadir. Sunî tohumlama sabir isteyen, kesintisiz uygulanmasi gereken ve en az l0 yil süreyle uygulanabilirse sonuç alinabilen bir islah metodudur. Bu nedenle, vakit geçirilmeden aaidaki belirtilen kriterler göz önüne alinarak yurdumuzda yeniden bir organizasyonla hayata geçirilmelidir. a) Öncelikle bölgelerin ve hatta llerin iklim, bitki örtüsü, sosyo-ekonomik yapisi ve üreticilerin eitim düzeyi dikkate alinarak bölgesel projeler gelitirilmelidir. b) Yapilan projelere uygun olarak yillik programlara yeterli kaynak konmali, araç, alet ve ekipman temin edilmeli ve bunlardan hiçbir ekilde kesinti ve kisinti yapilmamalidir. c) sunî tohumlama hizmetlerinde çalitirilacak teknik elemanlar çok iyi bir eitim ve tatbiki uygulamadan geçirilmeli, iin zorluu dikkate alinarak bu elemanlara günün koullarina göre tatminkar mali destekler salanmali ve ayrica doum oranina göre prim ve ikramiye uygulama sistemi getirilmelidir. d) Sunî tohumlama çalimalari yilin l2 ayinda, Cumartesi ve Pazar günleri de dahil olmak üzere, kesintisiz sürdürülmelidir. e) Kayit sisteminin ciddi ve titiz bir ekilde tutulmasi özendirilerek desteklenmelidir.

130

f) Sun'i tohumlama hizmetleri için tefrik edilen boalar belli araliklarla projeni-teste tabi tutularak uygun olmayanlar reforme edilmelidir. g) Özel kii veya kurulular tarafindan yapilan sunî tohumlama hizmetleri çok iyi bir denetime tabi tutulmalidir. h) Ülkemizin boa alti inek sayisi da dikkate alinarak yillik en az l.800.000 ba inei tohumlayacak ekilde organizasyon yapilmalidir. Islahta son yillarda gelimi ülkelerde baariyla uygulanmakta olan dier bir yöntemde EMBRYO transferi metodudur. Özellikle ikiz doum oraninin yükseklii, doumlari yilin bütün mevsimlerine yayma imkani salayan bu yöntemin ülkemizde halen akademik olarak sürdürülen çalima sonuçlarinin sahada uygulamaya konulmasini önemli bir gelime olarak deerlendirebiliriz. Islah çalimalarinda arzu edilen sonucun alinmasinda en önemli husus soy kütüü ve kayit çalimalarinin çok salikli bir ekilde tutulup takip edilmesine bali olduu unutulmamalidir. Ancak bu sayede belli bir zaman diliminde yerli irklarimizin tamaminin kültür irki ve melezlerine çevrilmesi mümkün olabilir. 3.3.Yem, Bakim ve Besleme (Fenotip) Hayvancilikta birim baina verimin artirilmasinda irk özellii kadar hayvanlarin salikli bir ekilde bakim ve beslenmesinin de büyük önemi vardir. Ülkemizin corafi konumu ,bitki örtüsü ve iklim koullari hayvancilik için çok müsait bir karakter arz etmektedir. Hayvancilikta yem; girdiler içerisinde % 65 gibi önemli bir paya sahiptir. Bu nedenle hayvancilikta iyi beslemenin verimin artirilmasinda en az % 50 payi olmaktadir. Ülkemizde hayvancilik geni ölçüde mer'alara dayali olarak yapilmaktadir. Yem bitkileri ekim alanlari ekilebilir sahalar içerisinde henüz arzu edilen seviyeye ulamamitir. Üreticilerimiz geleneksel alikanliklarindan kurtulup modern iletmeciliin gerektirdii bilgi ve becerileri henüz yeterince kazanamamilardir. Hayvan üreticileri mer'alardan mümkün olduunca çok yararlanmak gayesiyle hayvanlarini mer'alara erken salmakta ve kar örtüsü mer'alari kaplayincaya kadar otlatmaya devam etmektedirler. Mer'alarin bitki örtüsü henüz tam gelimesini salayamadan hayvanlarin mer'alara geliigüzel salinmalari bir yandan otlatma ile dier yandan çinenme ile bitki örtüsünün tamamen tahrip olmasina ve dolayisiyla mer'alarin kiraç topraklar haline gelmesine sebep olmaktadir. Yurdumuzda halen 240-270 günlük bir otlatma periyodu vardir ki bu çok uzun ve düündürücü bir süredir. Bir yandan bilinçsiz ve airi otlatma nedeniyle mer'alarimizda meydana gelen tahribat, dier yandan l950 yillarindan itibaren uygulanan yanli politikalar sonucu mer'alarimizin ilemeli tarimi açilarak sahalarinin daraltilmasi ülkemizde esasen varolan kaba yem açiinin giderek artmasina neden olmutur. Mer'a ve yaylalarimizin bu ekilde bilinçsiz kullanimi ve miktar olarak daraltilmasinin ana nedeni bu konudaki mevzuat boluu ve yetitiricilerimizin eitim yetersizliidir. Dier taraftan ekstansif hayvancik ülkemizde halen airlikli olarak sürdürülmekle birlikte özellikle büyük ba hayvancilikta kültür irki ve melezlerinin hayvan popülasyonu içerisinde

131

sayisal olarak % 40'lara varan arti göstermesi besleme konusunda yem bitkileri ekimini de önemli bir konu olarak gündeme getirmektedir. Halen ülkemizde yem bitkileri ekimi ekili alanlarin % 2 si civarindadir. Bu oran gelimi ülkelerde % 30'lar dolayinda bulunmaktadir. Bir yandan mer'a alanlarinin % 50 lere varan oranlarda azalmasi dier yandan bilinçsiz otlatma nedeniyle büyük ölçüde bitki örtüsünün tahrip edilmesi zaten yetersiz olan kaba yem açiini çok daha büyük boyutlara ulatirmaktadir. Kaba yem açiimizin 40 milyon ton olduu ifade edilmektedir. Bu açii kapamak ve hayvanlarimizi yeterince besleyerek beklediimiz üretim artiini elde edebilmek için; a) Mer'a ve yaylalarimizin mevcut baiboluk ve sahipsizlikten kurtarilarak islah edilmesi ve salikli bir yem deposu olarak hayvanciliimiza kazandirilmasi için çikarilan bir mer'a kanunu bir an önce bilinçli ve akilci bir ekilde hayata geçirilmelidir. Mera kanunun çikarilmasi en büyük baaridir. b) Bakim ve beslemede mer'a ve yaylalar kadar hatta ondan daha önemlisi yem bitkileri ekim alanlarinin artirilmasi olmaktadir. Yukarida da deindiimiz gibi halen % 2'ler düzeyinde olan yem bitkileri ekimini kisa sürede Devletimizin verecei desteklerle en az ekili alanlarin % 20'si düzeyine çikarmamiz gerekmektedir. Ülkemizde karma yemin hayvan beslemedeki önemi oldukça geç anlaildiindan, yem sanayi tesisleri l950 yilindan sonra kurulup gelimitir. Hayvancilik iletme ekonomisi bakimindan, hayvanlarin dengeli bir ekilde beslenebilmeleri ve dolayisiyla birim hayvandan alinacak ürün miktarini artirmak amaciyla günlük yem rasyonunda kesif yemin oraninin % 40-45 seviyesinde olmasi konunun uzmanlarinca önerilmektedir. Türkiye hayvanciliinin karma yem talebi ve buna bali olarak karma yem üretimi yillar itibariyle arti göstermektedir. l950 yilindan itibaren çeitli bölgelerde kurulmaya balanan yem fabrikalarinin dailimi, sayilari, üretim kapasiteleri, üretim miktari ve kapasite kullanim oranlarinda önemli gelimeler olmutur. Ancak gelimekte öncelikli yöreler için salanan teviklere ramen yem sanayinin hacmi ve üretim miktarlari istenilen seviyelere çikarilamamitir l997 yili verilerine göre ülkemizde 426 yem fabrikasi bulunmaktadir .Bu fabrikalarin toplam kapasitesi yaklaik 10 milyon tondur. Ancak bu fabrikalarin 47'sinde faaliyet durdurulmutur. Yem fabrikalari ortalama % 50-60'i oraninda bir kapasite ile çalimaktadir. Karma yem üretimimiz 1997 yili verilerine göre de 2.126.932 tonu kanatli, 2.796.851 tonu büyük ve küçük ba ve 35.928 tonu dier yemler olmak üzere toplam 5 milyon ton civarindadir. Ülkemizde kendi karma yemini kendi fabrikalarinda yapan entegre hayvancilik kurululari vardir. Bunlar piyasaya karma yem sattiklarindan üretimleri resmi kayitlara geçmemektedir. Bu tür üretimlerin miktarinin l milyon ton civarinda olduu kabul edilir. Öyle olunca Türkiye'de üretilen karma yem miktarinin 6 milyon ton olduu kabul edilmelidir. Hayvancilikta ürün maliyetini büyük ölçüde etkileyen karma yemin daha yaygin bir ekilde kullanilmasini tevik için; a) Yemin belirlenen standardlara uygun olarak üretilmesi,

132

b) Fiyatlarin üreticilerce benimsenip satin alma güçlerini zorlamayacak seviyelerde tutulmasi büyük önem taimaktadir. 3.4.Hastaliklarla Mücadele Hayvancilikta verimi olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerden birisi de salgin ve paraziter hayvan hastaliklaridir. Gerekli önlemler zamaninda alinmadii sürece bu hastaliklar hayvanlarda çok büyük verim kayiplarina ve önemli ölçüde hayvan ölümlerine sebep olmaktadir. Bu hastaliklardan korunmanin en etkili yolu hastalik çikmadan önce yapilacak koruyucu ailama ve ilaçlamalardir. Koruyucu ailama ve ilaçlamalar kadar önemli olan bir dier husus da hayvan hareketlerinin siki bir kontrol altina alinmasi olmaktadir. Her iki konuda da l984 yilina gelinceye kadar çok ciddi tedbirler alinmi ve gerek hastaliklardan gerekse hayvan hareketlerine bali olarak hastaliklarinin yayilmasi büyük ölçüde önlenmi ve baarili sonuçlar alinmitir. Bu zamandan sonra çalimalarin bu kadar baarili olduunu söyleyemeyiz. Hastaliklarla mücadelede hastalik çikmadan önce alinacak koruyucu tedbirlerin bir dier önemli yarari ise hayvanlardan insanlara geçen zoonoz hastaliklarinin insanlara sirayetini önlemek olmaktadir. l985 yilina gelinceye kadar ülke genelinde Veteriner leri Genel Müdürlüüne bali olarak hizmet veren l ve lçe Veteriner Tekilati, ai üretim laboratuvarlari ve Tehis laboratuvarlari ile etkin bir hastalik mücadelesi veren ve Türk hayvanciliinda hastaliklarin verdii zayiati en asgari düzeye indirerek baarili çalimalar yapan bu birimler Tarim ve Köyileri Bakanliindaki yeniden yapilanmaya bali olarak ortadan kaldirilip bütün bu hizmetler merkezde ve ller Tekilatinda birer ube Müdürlüü haliyle dönütürülünce o yildan itibaren hayvan hastaliklarinda büyük artilar meydana gelmesi ve bunlara kari etkili mücadele edilememesi kaçinilmaz bir sonuç olmutur. Bütün bu olumsuzluklarin ortadan kaldirilip salgin ve paraziter hayvan hastaliklari ile etkin bir mücadelenin yeniden balatilabilmesi için en kisa zamanda Tarim ve Köyileri Bakanlii tekilat yasasi yeniden deitirilerek sektörel bazda bir bölünmeyle bitkisel ve hayvanciliin bütün bu hizmetleri Tarim Bakanlii bünyesinde merkez ve tara birimlerini yeniden oluturarak eskiden olduu gibi l ve lçe Veteriner Müdürlükleri Ai Üretim ve Islah Laboratuvarlari, Tehis Lâboratuarlari yeniden ekillendirilmeli ve hayata geçirilmelidir. 3.5.Destekleme ve Kredilendirme 3.5.1. Destekleme Tarim sektörü içerisinde bu güne kadar hep tali bir sektör olarak düünülen hayvanciliimizin bütçe ve bütçe dii kaynaklardan yeterince tevik gördüünü ve desteklendiini söyleyebilmemiz mümkün deildir. Yillardan beri ürün bazinda sayisal olarak 29'lara varan bitkisel kökenli ürün desteklemelerine ramen hayvancilik kesimi ancak 1985'li yillardan itibaren bazi girdileri ve ürünlerine yeterli olmayan miktarlarda tevik görmütür. Hayvancilikta ilk destekleme 1985 yilinda, bir yandan hayvansal üretimi desteklemek dier yandan kesif yem üretimini hem artirmak hem de üreticileri buna alitirmak maksadiyla sanayi yemine fatura bedelinin %20'si oraninda ödeme yapilmasiyla balamitir. Bu oran 1987 yilinda %25'e çikarilmi ve 1988 yilinda ise üreticilerin kullandii yemin kilogramina 40 TL'lik

133

destekleme ekline dönütürülmütür. Karma yem desteklemesine 15.08.1989 tarihinde son verilmitir. O tarihten itibaren Birliimizin çeitli yetkili kurulular nezdinde yaptii müracaatlar bir sonuç vermemi ve girdiler içerisinde önemli bir yer tutan karma yem bir daha yeniden desteklemeye alinmamitir. Ülkemizde hayvansal üretimde arzu ettiimiz artilarin salanabilmesi her eyden önce hayvanciliimizin her dönemde tatminkar ölçülerde desteklenmesine balidir. Hayvansal üretimdeki fiyat yükselmeleri tüketicinin alim gücünü zorladii için ürünlere olan talep de istenilen düzeyde artirilamamaktadir. Bu nedenle sinirli üretim fiyatlarin genellikle yüksek kalmasina neden olmaktadir. Tüketicinin alim gücünü artirmak bir dizi ekonomik önlemleri gerektirmektedir. Bunun yaninda tercih edilecek yol hayvansal üretimi artirarak fiyatlari tüketici açisindan cazip bir noktaya çekmektir. Kisa dönemde ithalata yönelerek fiyatlari aaiya çekmek ve tüketicinin ihtiyacini karilamak mümkün olabilir. Ancak 1985'li yillardan itibaren ülkemizde zaman zaman uygulamaya konulan ve adina da terbiyevi ithalat denilen bu düzenlemenin bugün hayvanciliimizi hangi noktalara getirdii herkesçe bilinmektedir. Öyleyse tek çözüm üreticileri gerek girdiler gerekse ürettikleri ürünler bazinda günün koullarina uygun destek ve teviklerle sübvanse etmek en çikarli yol olarak görülmelidir. Bu cümleden olarak 1990 yilinda uygulamaya konulan süt, kirmizi et ve beyaz et teviklerini yeterli olmasa bile hayvanciliimiz adina atilmi hayirli gelimeler olarak deerlendiriyoruz. Gelien zaman içerisinde günün ekonomik koullarina göre artirilan bu tevikler ne yazik ki yem de olduu gibi devam ettirilemedi. Nitekim kirmizi ve beyaz et tevikleri 31 Aralik 1995 tarihinden itibaren kaldirildi. Süt tevik primleri ise Para Kredi ve Koordinasyon Kurulu'nun 23 Mayis 1995 tarih ve 22291 sayili Resmi Gazete'de yayinlanan 95/1 Sira No'lu Teblii ile geriye dönük olarak 1.1.1995 tarihinden itibaren kaldirilmiti. Kültür irki süt siirciliinin gelimesinde önemli bir destek olan süt tevik priminin yeniden uygulamaya konulmasi ve günün artlarina göre miktarinin arttirilmasi için Birliimizin Tarim ve Köyileri Bakanlii, Babakanlik ve Sayin Cumhurbakanlii Makamina yaptii yazili ve ifahi müracaatlari sonucu 01.12.1995 tarihinden balamak üzere Para Kredi ve Koordinasyon Kurulu'nun 95/11 Sira No'lu Teblii ile litre baina 3.000 TL olarak yeniden uygulamaya konulmutur. 1998 yilinda bu miktar 5.000 TL'ye çikarilmitir. Ancak bu destek oldukça yetersiz düzeydedir. Özet olarak, hayvanciliimiz gerek girdi gerekse ürünler bazinda mutlaka desteklemelidir. Ancak ilan edilecek desteklemelerde belirlenen miktarlar mutlaka günün ekonomik koullarina göre tatminkar olmali ve ödemler mutlaka pein yapilmalidir. 3.5.2.Kredilendirme Ülkemizde özellikle hayvancilikla uraan kesimin en önemli sorunlarindan birisi de sermaye yetersizliidir. Aslinda yukaridan beri siralaya geldiimiz sorunlarin temelinde de iletmelerin sermaye yetersizlii gelmektedir. Sermaye unsuru yeterli olmayan bir iletmeden hayvansal üretimde arti beklenmesi mümkün deildir. Ülkemizde hayvan üreticilerine kredi veren yegane kurulu T.C.Ziraat Bankasi ile bu Bankanin kaynaklarindan yararlanan Tarim Kredi ve Tarim Sati Kooperatifleridir.

134

T.C.Ziraat Bankasi hayvancilik kesimine kredi verirken kredi amaçlarini u ekilde belirlemitir. a) Hayvan irklarini islah etmek ve toplam hayvan varlii içinde kültür irki ve melez hayvanlarinin miktarini artirmak, b) Hayvansal ürünlerin miktar ve kalitesini yükseltmek ve ihracata dönük kapasitelerin olumasini salamak. c) letmelerde sermaye yetersizlii sebebiyle erken kesime tabi tutulan kuzu ve buzailarin besiye alinarak belli airliklara kavumasi ve böylece üretim artiini salamak maksadiyla finansal destek salamak, d) Yeni teknolojilerin ve tekniklerin iletmelere kazandirilmasini salamak, e) Mevcut hayvancilik iletmelerinin onarimi, modernizasyonu, iletme için gerekli yatirimlarin yapilmasi, modern hayvancilik tesislerinin projeli kredilerle desteklenmesi ve kurulmu hayvancilik iletmelerinin faaliyetlerinde sürekliliin salanmasi olarak özetlenebilir. T.C.Ziraat Bankasi küçük üreticileri korumak maksadiyla açmi olduu kredi faiz oranlarini mümkün olduunca düük tutmakta idi. Ne yazik ki bu faiz oranlari artirilmi ve % 70'lere çikmitir. Ziraat Bankasinin bugüne kadar hayvanciliimiz için verdii kredileri gerek faiz oranlarinin yüksek oluu gerek miktarin yetersizlii gerekse bürokratik ilerin çokluu ve zamaninda ödenememesi gibi sebeplerle yeterli gördüümüzü söyleyemiyoruz. Özellikle de üreticilerden istenen teminatlarin bazi kredilendirmelerde çiftçilerin yerine getiremeyecei kadar air koullari içerdiini de vurgulamak isteriz. Kredilendirmede bir dier önemli sorun kredi verilen kiilerin seçimindeki yapilan yanliliklar olmaktadir. Ziraat Odalari Birlii olarak gerek damizlik süt hayvancilii gerekse besi hayvanciliinda belli oranda arazisi olmayip, belli miktarlarda yem bitkileri üretimi yapmayan veya yapamayan kiilere hayvancilik kredisi verilmemesi gerektiini belirtmek isteriz. Bugünkü yapisiyla T.C.Ziraat Bankasinin Türk çiftçisinin ihtiyaci olduu krediyi yeterli, kisa sürede ve uygun faiz koullariyla vermesi olanakli görülmemektedir. Zira tarima hizmet için kurulan T.C.Ziraat Bankasi çeitli siyasal düüncelere bali olarak göreviyle badamayan bir dizi hizmeti yapmakla görevlendirilmi ve bu nedenle tarima hizmet neredeyse tali bir hizmet olarak deerlendirilmeye balanmitir. Bunun için; a) T.C.Ziraat Bankasi sadece ve sadece Türk çiftçisine hizmet verecek bir ekilde yeniden yapilandirilmalidir. b) Üreticilerden istenen teminatlarin çiftçinin karilayabilecei bir sisteme balanmali, mümkünse bütün kredilerde müteselsil kefalet usulü esasa alinmalidir. 3.6.Pazarlama Hayvansal ürünlerin üretildikleri ünitelerden tüketim veya ileme merkezlerine yeterli miktarda, rahat ve kolay bir ekilde ve ekonomik olarak taraflarin karilikli olarak anlamalari yoluyla akiini salayan sisteme pazarlama sistemi denir. Hayvansal ürünlerin belirli

135

merkezlerde toplanmalari, ilenmeleri ve tüketim merkezlerine ulatirilmalari pazarlamanin ana hizmetlerini oluturmaktadir. Tarim iletmelerinde üretilen hayvansal ürünlerin önemli bir kismi özellikle küçük aile iletmelerinde öz tüketime yönelik olmaktadir. Ancak ailenin ihtiyaçlarindan fazla olan bölümü piyasaya sunulmaktadir. Ürünlerin tüketiciye ulatirilmasi sürecinde belirli ilemlerden geçirilmesi gereklidir. Hayvansal ürünler bakimindan ürünün pazarlanmasinda görev alan kurulular deiebilmektedir. Örnein; süt dorudan iletmede tüketilebilmekte veya süt toplama kooperatifleri, sokak sütçüleri vs. aracilii ile dorudan tüketicilere ulatirilabilmektedir. Canli hayvan dorudan kirsal kesimde kesilip tüketilebilmekte veya canli hayvan borsasi, EBK, tüccarlara veya entegre et ileme merkezlerinde satilabilmektedir. Gelimi ülkelerde üreticiye iç ve di pazarlarca talep edilen ürünün cinsi, kalitesi, fiyati ve gerekli olan pazarlama hizmetleri konusunda üretim döneminin bainda yeterli bilgiler verilebilmekte ve böylece üretici, iletmesinde hangi hayvansal üretim faaliyetine yer vereceine kolayca karar verebilmektedir. Hatta birçok hayvansal ürünün yetitiricisiyle sanayicisi arasinda üretim dönemi bainda sözleme yapilmaktadir. Ülkemizde hayvanciliin gelimesini olumsuz etkileyen en önemli faktörlerden birisi etkin bir pazarlama sistemi ve organizasyonunun kurulamami olmasidir. Ancak bizim gibi gelimekte olan ülkelerde çeitli menfaat gruplari (araci, tefeci vb.) piyasada salikli bir pazarlama ortaminin olumasini çikarlarina ters dütüü için daima önlemeye çaliirlar ve piyasanin bai bozuk bir düzen içinde olumasi onlarin iine gelir. Herhangi bir ura sonucu elde edilen ürünün, deer fiyatina satilmasi o urai cazip hale getiren faktörlerden birisidir. Bu nedenle pazarlama hayvansal ürünlerin özellii itibariyle hayvancilikta daha da önem kazanmaktadir. yi bir pazarlama ai ayni üretimi yapan kiilerin bir araya gelerek ortak menfaatler dorultusunda birlemeleri yani örgütlenmeleri ile mümkün olabilir. Gelimi olan ülkelerde bu arada ortak olmaya çalitiimiz topluluk ülkelerindeki hayvan yetitiricileri üretimden pazarlamaya, hayvan islahindan bakim ve beslemeye, krediden eitime kadar bir çok sorunu tek balarina veya kamudan bir eyler bekleyerek çözebileceklerinin mümkün olamayacaini, bu nedenle dertleri, sorunlari ayni olan kiilerin bir araya gelerek güçlerini birletirmelerinin tek çikar yol olduunu ortaya koymalari ve bu yönde harekete geçmeleri sorunlarin çözümünde en önemli kilometre tai olmutur. Ülkemizdeki sorunlarin çözümünde de bu düünceler iiinda yeni bir yapilanmaya gidilmesi hayvanciliimizin geliimi açisindan önemli sonuçlar douracaktir.

Sonuç Her geçen gün dünyada ve ülkemizde daralan tarim alanlari karisinda gida üretimin artirilmasinda potansiyel üretim kaynaklarindan birisi hayvanciliktir. Günümüzde gelimi ve geri kalmi ülkeleri ayiran en belirgin özellik beslenme alikanliklaridir. Gelimi ülkelerde beslenmede hayvansal ürünler airlik tairken geri kalmi ülkelerde airliin bitkisel ürünlere doru kaydii görülmektedir. Ülkemizde de hayvansal ürün tüketimi gelimi ülkeler göre

136

oldukça düüktür. Hayvansal proteinin insan salii bakimindan taidii önemi dikkate alirsak ülkemizde gelecek için salikli nesiller yetitirilmesinin hayvansal protein üretimini ve tüketimini artirmamiza bali olduunu söyleyebiliriz. Ülkemizde hayvansal üretimi artirmak için gerekli potansiyel mevcuttur. Ancak bu potansiyeli harekete geçirecek uzun vadeli kalici politikalara ihtiyaç duyulmaktadir. Bugüne kadar yaadiimiz deneyimler gözardi edilmeden gelecee yönelik olarak tüm ilgili kesimler fikir birlii içinde olmalidirlar. Üreticilerimizin en büyük arzusu istikrarli politikalar uygulanmasidir. 21 yüzyila girerken hala istikrarli politikalar uygulanmasini söylemek gerçekten üzücüdür. Rekabete açilan dünya pazarlari karisinda uygulanan hatali politikalarinda bedeli air olmaktadir. Bu nedenle daha kararli daha kalici hayvancilik politikalari için omuz omuza çalimamiz gerekmektedir.

137

Nurbil YILMAZ Pinar Yem Sayin Bakanim, Sayin bakanim ve deerli misafirlerimiz. Hepinizi saygiyla selamlayarak konumama baliyorum. Türkiye de ki yem sektörü bir çok problemlerle kari kariya olmasina ramen gelimeye açik bir sektördür. Türkiye de 1998 yili itibari ile 456 yem fabrikasi mevcuttur. Tek vardiye kapasitesi 11 Milyon ton, resmi kayitli yem üretimi 5 Milyon tondur. KDV oranlarinin yüksek olmasindan dolayi toplam üretimin % 30 - 40 kadarinin kayit dii olduu tahmin edilmektedir. Yem sanayi tarima elverili ülkemizde bitkisel üretimin arttirilmasini tevik edip et üretimini destekleyen; dünyanin kari kariya kaldii açlik problemini çözmekte yardimci olacak kilit noktadaki bir sektördür.Tarimin itici gücü olan hayvancilik; toprak ve verimliliini, kaliteli ve yüksek üretim salamanin yaninda insanlarin beslenmesi ve giyinmesi için gerekli en önemli maddeleri de üreterek ekonomiye büyük katki salar. Dünya nüfusu yaklaik 6 Milyardir. Gelecekte dünya nüfusununda beklenilen kadar bir arti olmayacai düünceleri oldukça yaygindir. Bu durum insanlarin yaam standartlarini yükseltmek ve alim güçlerini arttirma istei ile balantilidir. Alim gücünün artmasi gida maddelerine olan talebin yükselmesine, beslenme kültürünün deiimi ile hayvansal protein kaynakli gidalara talebin çoalmasi, dolayisiyla hayvansal ürünlerin tüketiminin artmasina neden olacaktir. Türkiye yem sanayimiz 1950 li yillarin 2. Yarisinda devletin önderliinde kurulmaya balanmi, hizli sayilabilecek bir tempo ile gelimitir.1990 li yillara gelindiinde; karma yem üretimi, hayvan besleme ve girdi kullaniminda belirli olgunlua ulaildii, gelimi ülkeler standardinin yakalandii ve ülke ekonomisinin özelletirme çalimalarinin gerekli kilinmasi düüncelerinden hareketle devletin artik yem sektöründen çekilmesi sonucunu gündeme getirmitir. 1995 yilinda bu süreç tamamlanmitir. u anda yem sanayimiz tamamen özel sektör durumundadir. Mevcut durum resmi rakamlara göre tablodaki gibidir. Tablo 1. Yillar tibariyle Yem Üretim Miktarlari (ton) Büyükba ve Küçükba Yem 2.272.036 2.668.000 2.844.000 2.343.000 2.749.000 2.463.000 2.796.851 2.996.242

YILLA R 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998

Kanatli Yemleri 1.495.903 1.619.000 1.744.000 1.697.000 1.707.000 2.012.000 2.126.932 2.317.391

Dier 22.248 18.000 18.000 26.000 27.000 28.000 35.928 61.917

138

Toplam 3.790.187 4.325.000 4.606.000 4.066.000 4.483.000 4.503.000 4.959.711 5.275.550

21. yüzyila girerken dünya nüfusunun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için bilim adamlari yeni kaynaklar ararken dier taraftan mevcut kaynaklardan azami derecede yararlanmak için youn çalimalar yapmaktadir. Bu çalimalar çerçevesinde hayvan besleme bilimi ve yem sanayi teknolojisinde de önemli deiiklikler ve gelimeler olmutur. Hayvancilikta birim hayvandan genetik kapasitesine göre maksimum verimi en ekonomik biçimde elde etmek temel kural olmalidir. Bu amaca ulaabilmek için hayvanlarin yaam periyoduna uygun kaliteli karma yem ile beslenmeleri gerekmektedir. Bu balamda yem sektöründeki genel durum, balica sorunlar ve yapilmasi gerekenler aaidaki gibi siralanabilir. 1. Ülkemizin corafi konumu bitki örtüsü ve iklim koullari hayvancilik için çok elverili bir durum arzetmektedir. Büyükba ve küçükba hayvancilikta yem girdiler içinde % 65 - 75 gibi önemli bir paya sahiptir. Büyükba hayvancilikta gelimenin salanabilmesi, karliliin arttirilmasinda kaliteli kaba yem ihtiyacinin yeterince ve zamaninda karilanmasi çok önemlidir. 2. Gelimi ülkelerde % 25 - 30 olan yem bitkileri ekim alani, ülkemizde tarla ziraati içinde ancak % 4 - 5 dir. Bundan dolayi ülkemizde kaliteli kaba yem açii çok fazladir. Burada görev kesif yem üreten yem fabrikalarina dümektedir. Tarim ve Köyileri Bakanlii'nin tescilini yaptii süt yemleri minumum % 16 ham protein ve 2400 Kcal/kg metabolik enerji ile start almi, daha sonra yem fabrikalari % 1- 2 arti gösteren farkli tipteki yemleri piyasaya arzetmitir. Bu yemler üretici tarafindan hayvanlarin verim, ya ve dönem farklari gözardi edilerek verilmektedir. Bu balamda hayvanlar ya gerektiinden fazla yada gerektiinden az besin maddesi almaktadirlar. 3. Büyükba üreticilerimize sahip çikip onlara yol göstermeliyiz. Örnein bir süt ineinin yaam sirkülasyonunda önemli bir çok geçi evresi vardir. Bu dönemlere ait özel yemler hayvana sunulmalidir. Bu yemlerin kullaniminda çiftlikteki mevcut kaba yemler dikkate alinarak optimum ve ekonomik bir besleme salanmalidir. Hayvanin genetik potansiyeline ulamasi için yem fabrikalarina büyük görevler dümektedir. Yem fabrikalari üreticilere teknik servis destei vermeli; kaliteli yemi kaliteli servis ile sunmalidirlar. 4. 1995 ten sonra Türkiyede ki yem fabrikalari kapasitelerine bali olarak teknoloji transferi yapmakta, bilgiyi yakindan takip etmektedirler. Bununla birlikte bir çok problemi göüslemek zorunda kalmaktadirlar. 5. Yem hammaddelerinin büyük bir kismi ithal edildiinden yem maliyetleri yükselmektedir. Enerji kaynai olarak misir, protein kaynai olarak da soya ve balik ununun çok fazla miktarlarda ithalati yapilmaktadir. Yem katki maddelerinin ( vitamin - mineral ) tamami ithal edilmektedir. Dövize endeksli bu katkilar hayvan için çok gerekli maddeler olduundan ikamesi mümkün deildir.

139

Tablo 2. Yillara Göre Yem Bitkileri thalat Miktarlari (1000 ton)

ÜRÜN

SOYA KÜSPES SOYA FASÜLYES MISIR BALIK UNU BUDAY

1997 MT 1998 MT 1999 MT TAHMN 2000 MT TAHMN

367.327 241.805 850.632 46.125 2.406.690 390.253 285.192 765.182 41.957 1.682.433 507.000 302.000 800.000 45.000 1.500.000 432.450 308.250 850.000 45.000 1.500.000

6. Hububat fiyatlarinin dünya borsa fiyatlarinin çok üzerinde tespit edilmesi. Karma yem ve hammaddelerdeki KDV oranlarinin yüksek olmasi belgesiz satia haksiz rekabete yol açmaktadir. Bu yüzden karma yemlerde ve bazi hammaddelerde KDV orani % 1 e düürülmelidir. 7. Talebin yetersiz olmasindan dolayi % 50 atil kapasite bulunmaktadir. 8. Yem fabrikalari kullandii hammaddelerin sürekliliini salayamadii gibi, kalite problemleri ilede kari kariya kalmaktadir. Ayni hammaddenin partiler arasi besin maddesi farkliliklari göstermesi yüzünden rasyonda kullanimi güçlemektedir. 9. 1734 sayili yem kanunu ve yönetmelii gerei yapilan denetimler yetersiz kalmaktadir. Bu nedenle faturasiz satiin yaninda düük kaliteli yemlerde zaman zaman piyasaya sürülmektedir. 10. Ortalama iki ay vadeli yem satilari yem fabrikasina stoklu çalima ve finansman yükü getirmektedir. 11. Sektörde yem fiyatlari istisnasiz olarak tüketiciler tarafindan yüksek bulunmaktadir. Fakat hammadde fiyat artilari ile iliki kurulduunda yillar itibariyla ortaya çikan tablo öyledir.

140

Tablo 3. Süt ve Besi Yemi Fiyat Pariteleri SÜT YEM ARPA MISIR ÇAVDAR 1,22 1,13 1,22 1997 PARTE 1,20 1,09 1,19 1998 PARTE 1,14 1,00 1,18 1999 PARTE BES YEM 1997 PARTE 1998 PARTE 1999 PARTE ARPA MISIR ÇAVDAR 1,21 1,12 1,21 1,19 1,13 1,08 0,99 1,17 1,17

12. Sektöre verilen teviklerin populist politikalara alet edilmesi, ilgisiz kiilere verilmesi, yapici olmamasi ve amacinin diinda kullanimi sonucu bu teviklerden gereken fayda salanamamaktadir. 13. Akaryakit fiyatlarina yapilan ayarlamalar yem sektörünü 1. Derecede etkilemektedir. Alinan hammaddelerin birim fiyatlarina dorudan etki eden, navlun maaliyetleri özellikle büyükba ve kanatli mamullerinde satii bölgesel olarak sinirlayan önemli bir sorun olarak ortaya çikmaktadir. 14. Sektörde ie uygun kaliteli insan gücü sikintisi yaanmaktadir. Hayvancilik geleneksel bir üretim kolu olduu halde bu alandan kaçi yaanmaktadir. Babadan oula geçen bir meslek olarak hayatini sürdürmektedir. Bunu önleyecek ve gelecein giriimcilerini yaratacak politikalar oluturulmalidir. Bir ayai tarimda bir ayai da hayvancilikta olan yem sanayinin sikintilarinin giderilmesi için ilikide olduu bu iki sektörün problemlerine acil çözüm bulunmasi Türkiye tarim ve hayvancilii açisindan çok önemlidir. Tarim ve hayvanciliimizi daha ileriye taimak için daha baarili olmak gereklidir. Baari detayda gizlidir, baari için bilgi gerekir ve bilgi paylaildikça çoalir. Pinar Yem olarak Ar- Ge çalimalarina ve bilgi transferlerine çok önem veriyoruz. Sektörün önde gelen yem fabrikalarinin da oldukça geni bilgi birikimine sahip olduklarina eminiz. Bu bilgiyi üreticilerimize aktarabilmek için merkezi bir bilgi bankasi kurulmasi ve sektördeki

141

kiilerin bu bilgilere rahatça ulamasi salanmalidir. Bu gelime ile tarim ve hayvanciliimizin büyük bir ivme kazanacaina eminiz. Unutmayalim ki tarim ve hayvancilik bir ülkenin sigortasidir; çocuklarimizin, yarinlarimizin güvencesidir.

142

TÜRKYE'DE YEM TALEB VE YEM ÜRETMNDE SORUNLAR Prof. Dr. Uur BÜYÜKBURÇ Harran Üniversitesi Rektörü Giri ve Genel Deerlendirme 21. Yüzyila girerken özellikle de Avrupa Birlii'ne aday olduumuz u günlerde; Türk Hayvancilik Sektörünün temel sorunlari çözülmü, strateji ve politikalari ise kendine özgü koullari içerisinde objektif olarak dünya ile entegre bir ekilde oluturulmu, özel ve kamu sektörleri ile tüm üreticilerin üzerinde mutabakat saladii bir sektör özelliinde olmasini dilerim. Ancak hala daha hayvancilik sektörü temel sayisal verilerinin güvenilirlii üpheli olan, bölgesel ve iller bazinda hatta ilçeler bazinda sektörün yapisal özelliklerinin net bir ekilde belirlenemedii bir ortamda, doal olarak sonuçlari da bulunacaktir. Dünya'nin en gelimi ülkelerinde de hayvancilik sektörünün beli sorunlari vardir ve olacaktir. Ancak bu sorunlar, ilgililerin çok ciddi veri tabanlarina dayali karit görüleri, karilikli anlayilari ile ortak bir payda da buluarak kisa sürede çözümlenebilmektedir. Ülkemizde ise durum çok farkli olup hayvanciliin hala bir çok temel sorunlari yillardan beri ortada ve çözüm bekler özellilktedir. Ülkemizde Cumhuriyet'ten günümüze yapisal dönüüm, tarim toplumundan sanayi toplumuna geçi süreci tamamlanamadii için, hala nüfusun % 40'indan fazlasinin kirsal kesimde olmasi yaninda, medeni hukukumuzun etkisi ile tarim iletmelerinin ortalama boyutlarinda küçük iletme özelliinde olmasi, hayvancilik sektörünün sorunlarini çok airlatirmaktadir. 1963 yilindan beri uygulanmaya balayan planli kalkinma programlari içerisinde de malesef bu sektörün sorunlarini çok ciddi bir ekilde ve geni kapsamli ele alinan politikalar, çözümler üretilememi ve mevcut projelerde öngörüldüü ekilde uygulanamamitir. Ayrica ülkemizde hayvancilik sektörü üreticilerin örgütlenme olayinin en düük olduu sektördür. Son on yilda özellikle özel sektörün de gayretleri ile Bati ve Orta Anadolu'ya doru gidildikçe yerini bireysel çabalara birakmaktadir. Ancak ülkemizde özellikle son 25 yilda uygulanan politikalar ve projeler ile de önemli ilerin yapildiini, baarilara imza atildiini söylemeden ve görmeden geçilmemesi gerekir. Yem Kanunu'nun çikmasi ile Yem Sanayiinde bugünkü ulailan nokta, Damizlik temini ve Suni Tohumlama ile ülke hayvan popülasyonundaki kültür ve melez hayvan sayisinin artii, süt ve yem destekleri ile çiftçinin karma yem kullanmamaya balamasi, hastaliklar konusundaki projeler ile salanan gelimeler gözardi edilemez. Geçmi yillarda en önemli sorunlardan biri de projeleri uygulayacak yetimi eleman sikintisi gelirken günümüzde artik yetimi insangücü fazlaliindan sözedebiliriz. Ayrica dier en önemli sorun olan kaynak, finans sorununda günümüzde çok önemli olmadiini düünmekteyim. Çünki 1980'li yillarin sonunda balayip son birkaçyil öncesine kadar `'Kaynak Kullanimi Destekleme Fonundan'' belli illerde binlerce çiftçiye kerpiç ve biriket evlerinin yanina yaptirilan betonarme ahir ve aillara çok

143

önemli miktarda (trilyonlarca TL.) inaat kredisi verilirken bunlarin içine konacak hayvan ve yem için kredi bulunamamitir. Dolayisiyla günümüzde hayvancilik sektörü için tüm olanaklar mevcut olmasina ramen hayvanciliimizin temel sorunlarinin hala çözüm beklemesi, ülkemize özgü bir durumdur. Bu temel sorunlarin bainda yem gelmekte olup dier sorunlar bunu takip eder özelliktedir. Türkiye'de ve Dünya'da yapilan aratirmalara göre hayvancilik iletmelerinde ana maliyet unsuru yem girdisi olmakta ve bu da % 70- 80 oranlarina kadar çikabilmektedir. Ülkemizde ve Dünya'da süt ve besi hayvancilik iletmeleri yakindan incelenirse; kalite kaba yem öncelikle iletme içerisinde ne kadar ucuz bir ekilde temin edilirse o iletmelerin karlilik oraninin da arttii görülecektir. Türkiye Yem Talebi: Türkiye hayvanciliinin yem talebini özellikle de kalite kaba yem ihtiyaci, mevcut hayvan sayilari gözönüne alarak incelenirse ; son yillarda genel olarak siir, koyun ve keçi sayisinda bir azalma trendi görülmektedir. Bu azali özellikle koyun ve keçi sayisinda çok açiktir. (çizelge.1) Yaptiimiz hesaplamalara göre de her cins ve yataki siir, koyun ve keçi sayisi yaklaik 10 milyon Büyükba Hayvan Birimine B.B.H.B. (500 Kg canli airlik esas alinmitir) eittir. B.B.H.B.'günde verilecek 10-12 kg civarindaki kaliteli kaba yem ile günlük 400-600 gr. Arasinda sindirilebilir protein ile 1.3-1.6 Mcal metabolik enerji salanabilir ki, bu da hayvanlarin çok önemli düzeyde yaam ve özellikle verim payi ihtiyaçlarini karilayabilir. Verim paylari için eksik olan miktar ve yüksek verim için gerekli yemde karma yemlerden salanmalidir. Bu verilerden hareket ederek ülkemizdeki hayvanlarin beslenmesi için gerekli toplam kaliteli yem ihtiyaci 35-40 milyon ton olup bu yemde en az 1.4-1.7 m. ton SP ve 78-90.000 m. Mcal enerji içermelidir. Bu bilimsel gerçeklerden sonra ülkemizdeki kaliteli kaba yem kaynaklari ile ilgili veriler gözden geçirildiinde; bunlar meralar, çayirlar ve tarim alanlarinda üretilen yem bitkileridir. (çizelge. 2)

144

Çizelge 1 .1970-1997 Yillari Arasinda Hayvansal Üretim Faaliyetinde Hayvan Sayisi

Yillar 1970 1975 1980 1985 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 Yillar Hayvan Sayisi (1000adet) nek Kümes Siir (sa.) Hay.(tav.hor) 4,402 12,756 32,306 4,980 5,931 6,102 5,893 6,119 6,070 6,032 6,082 5,886 5.968 5.594 Süt 13.751 15,894 12,466 11,377 11,973 11,951 11,910 11,901 11789 11.886 11.185 Et 39,327 58,584 61,046 96,676 139,207 152,530 178,260 183684 129,085 152.957 166.273 Yumurta* Koyu n 36,47 1 41,36 6 48,63 0 42,50 0 40,55 3 40,43 3 39,41 6 37,53 4 35.64 6 33,79 1 33.07 2 30.23 8 Kil keçisi 15,040 15,216 15,385 11,233 9,698 9,579 9,440 6,787 6.440 6,173 6.014 5.637 Tiftik keçisi 4,443 3,547 3,658 2,103 1,279 1,185 1,014 721 601 531 524 450 Ari kovani 1,821 1,988 2,225 2,585 3,284 3,428 3,540 3,686 3.786 3,916 3.965 4.002

Toplam Üretim (1000 Ton) Yapa Kil Bal Tiftik i 1970 4.302 219 1.914.0 47.1 8.9 14.9 6.8 1975 4.817 247 2.569.7 53.3 9.0 21.2 5.6 1980 5.472 204 4.134.7 61.3 9.3 25.1 5.9 1985 9.670 499 5.837.7 68.0 4.5 35.8 2.3 1990 9.617 507 7.698.6 60.5 4.1 51.3 1.5 1991 10.240 467 7.667.9 60.5 3.9 54.7 1.4 1992 10.279 449 8.215.0 59.1 3.8 60.3 1.2 1993 10.406 432 10.006.3 56.2 3.7 59.2 1.1 1994 10.560 466 9.845.4 53.5 3.6 54.9 0.9 1995 10.601 415 10.268.7 50.7 3.4 68.6 0.8 1996 10.760 417 9.787.2 49.8 3.3 62.9 0.8 1997 10.076 517 12.89.3 45.6 3.1 63.3 0.7 Kaynak: DE, Tarim statistikleri Özeti 1991, Yayin No: 1474, Ankara. DE, Tarim statistikleri Özeti 1997, Yayin No: 2137, Ankara. *Tavuk yumurtasi (1000 adet)

145

Çizelge 2 . Türkiye Kalite Yem Üretim Durumu

Alan(m.ha) Üretim(m.ton) SPDeeri (t.) ME(m.Mcal) Mera 12-21.0 7-12 300-445.000 17-26.200 Çayir 0.650 1.2-1.4 65-70.000 2.400-2.800 Yem Bitkileri 0.6500.750 1.2-1.8 70-90.000 1.600-3000 (Yonca,Korunga TOPLAM 9.4-15.2 435-605.000 21-32.000 Fi,Silaj Bit)

Çizelge 2. den de anlailacai gibi ülkemizin kaliteli kaba yem üretim miktarlariçok yetersiz olup, ihtiyaci ile talep arasindaki farkta hepinizinbildii gibi yazin bahçe ve tarla bitkileri aniz otlatmasi ve kiinda saman ve pancar posasi ile dier kalitesiz kaynaklardan karilanmaktadir. Türkiyenin kaliteli yem talebi ile yem üretimi arasindaki bu önemli fark hayvancilik sektörünün en önemli sorunu olarak ortaya çikmaktadir. Bu sorunun çözümü ülkemizin tarimsal koullari ve potansiyeli gözönüne alindiinda birkaç yil içerisinde çözülebilecek nitelikte olmasina ramen yillardir bu konu malesef gerek bakanlik yetkilileri ve gerekse birçok bilim adami tarafindan gözardi edilip sorun genellikle son siralara itilmitir. Bugün A.B.D'de devlet tarim sübvansiyonlarinin % 45'nin yem bitkileri üretimine verildiini Sayin Doan VARDARLI'nin 1996 yilinda bizzat Amerikan Tarim Bakanlii'ndan aldii bilgilere göre kendisi ifade etmektedir. (Anonim 1996) Avrupa Birlii ülkelerinde ekolojik faktörlerin etkisi ile çok verimli ve kaliteli geni mera ve çayir alanlari bulunmasina ramen hayvan cilik yapan iletmelerin hayvancilik sübvansiyonlarindan yararlanmak için mutlaka iki inee karilik bir hektar tarim alaninda yem bitkileri ekimi mecburiyeti vardir. (Eraktan 1998) Bu genel açiklamalar iiinda Tarim Bakanlii'nin özellikle ve öncelikle ülkemizde kaliteli kaba yem üretim projelerini devreye sokarak hayvanlarimizdan genetik kapasitelerine uygun verim alinmasinin salanmasi gerekir. Buna göre sonuçta önerilerimizi kisaca aaidaki ekilde özetleyebiliriz: 1998 yilinda çikan mera yasasi ile çok hizli bir ekilde meralarin islahi ve modern yönetimi salanarak, merasi olan köylerde hayvanlarin bir otlatma mevsiminde kaliteli kaba yem ihtiyaçlarinin önemli bir bölümü salanmalidir. Mera islahi çalimalari ile ayrica erozyon tehlikesi ile de önemli düzeyde mücadele edilecei unutulmamalidir. Yem bitkileri ekimi özellikle tevik edilmeli Bati Anadolu'da slajlik yem bitkileri yonca ve fi, Orta ve Dou Anadolu'da ise ayrica korunga tarimi için çok önemli tevikler, destekler verilmelidir. Bugün 650-750.000 ha. civarindaki yem bitkisi ekim alani en az 3-4 milyon ha.'a çikarilmalidir. Çayir alanlarinini islahi ve kalitesinin arttirilmasi için çok özel tevik salanmalidir. Bu alanlardan , kaba yem kaynaklari içerisinde en kisa zamanda ekonomik kaliteli bol kaba yem salanabilme olanai vardir.

146

KAYNAKLAR Anonim 1996 Hayvancilik 2000 kongresi 2. Ankara Sayfa 94. BÜYÜKBURÇ, U.1996. Hayvancilik 2000 kongresi 2. Ankara Sayfa 60-63 BÜYÜKBURÇ, U.1998. Hayvansal Üretimi Artirmada Yeni Yaklaimlar, T.M.M.O.B., Ziraat Mühendisleri Odasi, Sayfa 147-156. ERAKTAN, G.1998. Hayvansal Üretimi Artirmada Yeni Yaklaimlar,T.M.M.O.B. Ziraat Mühendisleri Odasi. T.C. Ziraat Bankasi Kültür Yayini No:3 Sayfa 105-110

147

SÜT HAYVANCILII Nuri AYDIN TKB-TÜGEM Hayvancilik bir taraftan insanlarimizin dengeli beslenmesi için gerekli olan gidalarin temininde önemli rol oynarken dier taraftan da büyük bir kesime istihdam yaratmakta ve tarima dayali sanayiye hammadde salamaktadir. Tarim sektörü içindeki payi her geçen gün artan hayvanciliimizin gerek hayvan varlii ve çeitlilii ve gerekse insanlarimizin teebbüs gücü göz önüne alindiinda mevcut üretim seviyesinin çok üstünde bir üretim gücüne sahip olduumuz görülmektedir. Ancak bu üretim gücümüzden çeitli nedenlerle yeterince istifade edilememektedir. nsanlarimizin dengeli ve yeterli beslenmesinde hayvansal kaynakli gida maddelerinin önemi tartiilmaz bir gerçektir. Hayvansal kaynakli gidalardan biri olan süt ve süt ürünleri her geçen gün artan ülke nüfusunun ve özellikle de gelime çaindaki gençlerin salikli beslenmesi için büyük önem arz etmektedir. Mevcut durum Ülkede hayvansal üretim, çounluu küçük ölçekli olarak nitelendirilen ve bir bölümü de sadece kendi ihtiyaci için üretim yapan, ya da üretim yapmak zorunda kalan veya baka imkani olmayan kiilerce yapilmaktadir. letme yapisi, yetitirme teknii, yem kaynaklari ve yetitirici bilinci açilarindan bölgeler arasinda önemli farkliliklar vardir Dünya ülkeleri arasinda hayvan varlii bakimindan önemli bir konumda olunmasina karin elde edilen verimler oldukça düüktür. Ülkemizde DE 1998 yili rakamlarina göre; 11.031.000 ba siir, 29.435.000 ba koyun, 7.523.000 ba kil keçi, 534.000 ba tiftik keçi ve 176.000 ba manda bulunmaktadir. Yine ayni yil rakamlarina göre süt üretimi 9.970.531 tondur. Tablo 1. Yillara Göre Hayvan Sayilarindaki Deiimle (1000 ba) Yillar Topla Kültür Melez Yerli Koyun Keçi Manda m 1980 15.894 48.630 19.043 1.031 1985 12.466 42.500 13.336 551 1990 11.377 1.013 3.670 6.694 40.553 10.977 371 1995 11.789 1.702 4.776 5.311 33.791 9.111 255 1996 11.886 1.795 4.909 5.182 33.072 8.951 233 1997 11.185 1.715 4.690 4.780 30.238 8.376 194 1998 11.031 1.733 4.695 4.603 29.435 8.057 176 DE, Tarimsal Yapi ve Üretim (1980,1998) Süt üretiminde büyük paya sahip olan siirciliimizdaki gelimelere baktiimizda 1990 yili siir populasyonumuzun % 41,1'i kültür irki ve melezlerden oluurken 1998 yilinda bu oran % 58,2'ye

148

çikmitir (Tablo 1). Yine ayni yillardaki samal hayvan sayisi 1990 yilinda 5 892 550 ba iken 1998 yilinda 5 489 043 baa dümütür. Bu gelimelere bali olarak inek baina 570 lt / laktasyon olan süt verimi 1600-1700 lt/laktasyona ulamitir. Hayvan sayisinin azalmasina ramen süt üretimindeki arti, islah çalimalari sonucunda kültür irki ve melez hayvan sayisindaki arti ile dier girdi kullanimindaki artitan meydana gelmitir. letme Yapisi Tarim iletmelerinin çou bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yürütüldüü küçük aile iletmeleridir. Yaklaik 4 milyon tarimsal iletmenin üçte ikisinde siir vardir. 5 batan daha az siira sahip iletmelerin orani % 72 iken 75 batan daha yukari siira sahip iletmelerin orani ancak % 0,6 dir. Koyunculukta ise iletme büyüklükleri biraz farklilik göstermekte olup mevcut iletmelerin % 58 inde 20 batan daha fazla koyun bulunmaktadir. letmelerin bu denli küçüklüü teknik ve salik hizmetlerinin yeterince götürülmesini engelledii gibi üretilen sütün salikli bir ekilde ileme tesislerine gitmesini de engellemekte ve süt sanayicisi kaliteli ve salikli sütü yeterince bulmakta güçlük çekmektedir. Optimal büyüklükte damizlik nüve iletmelerinin kurulmasini tevik ederek damizlik temini konusunda ileriki yillarda yurt diina baimlilii ortadan kaldirmak veya azaltmak amaci ile 1987 yilinda balatilan ithalat programindan gerei gibi istifade edilemedi. Zira balangiç amaci ekonomik büyüklükteki iletmelerin ihtiyaci olan verim düzeyi yüksek kültür irklarinin ithalati söz konusu iken daha sonralari politik tercihler ile bundan vazgeçilmi ve ithal edilen damizliklar 1-2 ba olarak daitilmaya balanmitir. ithalatin baladii 1987 yilindan 1995 yilina kadar ki 8 yilda toplam 170.000 ba damizlik ithal edilirken ithalat programinin düük faizli krediler ve sübvansiyonlar ile cazip hale getirilmesi sonucu son bir buçuk yilda yani 1995 ile 1996 yilinin Austos ayina kadar ki dönemde yaklaik 100.000 ba gibi yüksek boyutlu damizlik ithalati gerçekletirilmitir. Bu durum karisinda ithalatin kisitlanmasi gereklilii ortaya çikmi ve sonuçta her türlü canli hayvan ve et ithalati 1996 yilinin Austos ayinda durdurulmutur. Bu kisitlama 1 Austos 1999 yilina kadar devam ettirilmitir. Bu tarihten itibaren yatirimini tamamlami ancak yurt içinden yeteri kadar damizlik bulamayan iletmelere en az 100 ba ve üzeri olmak arti ile ve herhangi bir destekleme yapmadan yurt diindan damizlik düvenin ithali için özel izin verilmeye balanilmitir. Bir taraftan ithalat programlari ile yüksek verimli kültür irklari yurt diindan getirilir iken dier yandan irk islahinda çok önemli bir araç olan suni ve tabi tohumlama çalimalarina Cumhuriyetin ilk yillarindan itibaren balanilmitir. Gelinen noktada bugün için bu konuda da yeterli olduumuz söylenemez zira mevcut boa alti inek sayisinin ancak % 20'sini döl kontrolünden geçmemi boalarla tohumlayabilmekteyiz. Yapilan bu tohumlamanin da büyük bir kismi Ankara'nin batisindaki illerimizde gerçeklemektedir. Bunun bilincinde olan Bakanliimiz hem ekip sayisinin artirilmasina yönelik hemde bilhassa Dou ve Güneydou Anadolu illerimizde tohumlanan inek sayisini artirmak için hazirlami olduu destekleme paketi içerisinde bu konuya büyük önem vermi olup en kisa sürede boa alti inek sayisinin yarisina yakinini tohumlamayi hedeflemitir.

149

Tohumlamada döl kontrolünden geçmi boalarin kullanilmasinin ne kadar önemli olduu tartiilmaz bir gerçektir. Ancak döl kontrolü yapabilmenin arti da salikli bir kayit sistemi ile alakalidir. Soy kütüüne esas verim kayitlarini tutmasi gereken kurulu da Damizlik Süt Siiri Yetitiricileri Birliidir ki bunun da kurulup hayata geçmesi 1995 yilinda 904 sayili Islahi Hayvanat Kanununda yapilan bir madde deiiklii ile mümkün olabilmitir. Birlik kisa sürede ülke genelinde oluumunu tamamlayarak bugün için 41 ilde faaliyete geçmi bulunmaktadir. Bugüne kadar 7000 ba civarinda damizlik düve pazarlayan yetitirici birlii 80.763 ba dii hayvani kayit altina alarak soykütüü çalimalarini Bakanliimizla birlikte yürütmektedir. Damizlik siir yetitiricileri birlii ile birlikte, birlik üyesi iletmeler kayit sistemine dahil ineklerden kabul edilebilir islah kriterleri dikkate alinarak 12 ilden 500 ba inek boa anasi olarak seçilmi ve bugün Avrupa' da boa babasi olarak kullanilan 4 ba boadan ithal edilen spermalarla bu inekler tohumlanmi olup 2000 yili ubat-Mart aylarindan itibaren boa analarindan doacak olan 50 ba kadar erkek buzai satin alinarak döl kontrolü çalimalarina da balanilacaktir. Süt ve ürünleri piyasasi ve geliimi; Ülkemizde bütün inekler, sati için süt üretmek amaciyla yetitirildiklerinden teknik olarak süt ineidirler. htisaslami süt siiri sürüleri kiyi bölgeleri ve ana nüfus merkezleri etrafindaki yörelerde younlamitir. Dou Anadolu ve Orta Anadolu'nun dou kisimlarindaki yetitiriciler sadece mevsimlik olarak süt satarlar ve bunlar esas itibariyle, besi materyali üretmektedirler. Süt üretiminde birbiriyle çelien iki farkli sorun yaanmaktadir. Bunlardan biri süt üretiminin yetersizlii, dieri de üretilen sütün sati fiyatinin çou kez üreticiyi memnun etmemesidir. Süt üretimi konusunda ilginç olan bir dier konuda, süt arzinin mevsimler ve bölgelere göre çok büyük farklilik göstermesi olup bu durumun yilin her günü çalimakta olan süt ileme merkezlerini sikintiya sokmasidir. Artan ülke nüfusu ihtiyacinin karilanmasinin yani sira di satim içinde bir taraftan süt üretiminin artirilmasina çaliilir iken dier yandan da kaliteye önem verilerek salikli ve kaliteli süte ilave bir tevik sisteminin getirilmesi düünülmelidir. Bununla ilgili olarak hayvanciliimizin en önemli ürünü olan süt üretimini artirmak, süt ve süt ürünlerini salikli bir ekilde halkimiza ulatirmak, üretici, sanayici ve tüketicinin hak ve menfaatlerini ortak bir politika çerçevesinde belirlemek amaci ile "Milli Süt Konseyi" kurulmasi ve bu konuda bir Kanun çikarilmasi çalimalari balatilmitir. 1998 yili DE rakamlarina göre toplam 9.970.531 ton süt üretimimizin; 8.832.059 tonu inek sütü (toplam üretimin % 88,6'si) olup, bunun 2.576.065 tonu kültür irklarindan, 4.586.511 tonu kültür melezlerinden, 1.669.483 tonu da yerli irklardan salanmaktadir. 813.078 ton koyun sütünün (toplam üretimin % 8'2si) ise 17.305 tonu merinos, 795.773 tonu da yerli irklardan elde edilmektedir. Bunun yani sira toplam süt üretiminin içerisinde 79.815 ton manda sütü (toplam üretimin % 0,8'si) ve 245.579 ton da keçi sütü (toplam üretimin % 2,4'ü) bulunmaktadir. Süt mamulleri üretim sektörü, süt ileme tesisleri (fabrikalar) ile mandiralardan olumaktadir. Süt fabrikalari ile mandiralar arasindaki temel fark üretim çeidinden kaynaklanmakta olup, mandiralar daha çok peynir ve yourt üretimi yaparken, fabrikalar her türlü ürünü üretmektedirler.

150

Ülkemizde üretilen sütün yaklaik % 20'si ilenmi içme sütüne, geri kalan % 80'lik bölümü ise yourt, peynir vb. ürünlere ilenmekte olup, piyasaya beyaz peynir hakimdir. Ayrica üretilen sütün ancak % 15-20'si modern ileme tesislerinde ilenmektedir. Üretimdeki bu denli düük deerlere ramen hayvansal ürün arzinda ciddi bir sikinti yaanmamasi, büyük ölçüde tüketicinin alim gücünün düüklüünden kaynaklanmaktadir. Yoksa ne üretimin ne de tüketimin yeterli olduunu söylemek söz konusu deildir. Gerek ihracati artirmaya ve gerekse iç üretimi yükseltmeye yönelik destek ve sübvansiyonlar, faizsiz veya düük faizli krediler, üretim artirici fonksiyon yüklenememiler aksine gümrük vergi oranlarinin düürülmesi ile de hayvan ve hayvansal ürün ithalatini hizlandirmilardir. Bunun sonucu olarak da bir ölçüde yabanci ülkelerin üreticileri desteklenmitir. Bu durumu göz önünde bulunduran Bakanliimiz belli esaslara balanan damizlik düve ithalati diindaki her türlü canli hayvan ithalatindaki kisitlamayi sürdürmektedir. Bakanliimiz I. Tarim urasi ve I. Hayvancilik Kongresi sonuç raporlarini da dikkate alarak süt hayvanciliinin temel problemlerini çözerek gerekli atilimi yapmak, süt ve damizlik düve üretiminde gelimi ülkeler düzeyine ulaarak di pazarlarda rekabet edebilir konuma gelmesi için bir dizi çalima balatmitir. Bu çerçevede; -Gida sicili almi ve üretim izini bulunan, süt ve süt mamulleri üreten iletme tesislerine üreticilerin sattii beher litre süt için "süt tevik primi" ödenmesi, -Yurt içinde yetitirilen ve Tarim ve Köyileri Bakanlii'nca damizlik belgesi veya sertifika verilmi kültür irki damizlik gebe düveleri satin alanlara; damizlik belgesine (pedigri) sahip süt siirlari için Bakanliin her yilbainda belirleyecei damizlik fiyatinin % 30'nun, saf irk sertifikasina sahip kültür irki süt siirlari için % 15' inin ödenmesi, -Suni tohumlama yaptiran ve bundan buzai elde eden yetitiricilere suni tohumlama tevik primi ödenmesinin yanisira özel, tüzel kii ve kurulularca yeni kurulacak suni tohumlama ekiplerinin desteklenmesi, -560 sayili Kanun Hükmünde Kararname'ye göre ruhsatlandirilmi kombina veya mezbahanelerde kesim yaptiran yetitiricilere et tevik primi ödenmesi, -Özellikle süt siirciliinin temel girdisi olan ve halihazirda büyük çapta eksiklii hissedilen kaliteli yem bitkileri üretiminin yayginlatirilmasina yönelik tevik paketi hazirlanarak Bakanlar Kurulu Karari istihsaline çaliilmaktadir. Ayrica, -Hayvansal ürünlerin yurt içi ve yurt dii üretim maliyetleri hesaplanarak, üreticimizin haksiz rekabete uramamasi için gümrük vergi oranlarinin yükseltilmesi için gerekli giriimlerde bulunulmutur. -Hayvanciliimizin en önemli girdilerinden olan kaba yem sorununu çözebilmek amaciyla yillardir çikmasi beklenen Mera Kanunu istihsal edilerek yürürlüe konulmu ve mera islahi çalimalarina balanilmitir.

151

-1926 yilindan buyana halen yürürlükte olan ve hükmünü kaybetmi 904 sayili Islahi Hayvanat Kanunu günümüz koullarina göre yeniden hazirlanarak TBMM'ne sunulmutur. -Sektör sorunlarinin o konuda örgütlenmi bilinçli yetitiricilerle çözülebilecei inanciyla Bakanliimizca tevik edilen "Damizlik Siir Yetitiricileri Birlii"nin desteklenmesine devam edilmektedir. -Bakanliimiz koordinatörlüünde "Tarim Sigortasi Kanunu" ve "Tarim Ürün Borsalarinin Gelitirilmesi Projesi" hazirlanmi olup, her iki çalimada da hayvancilikla ilgili hükümler yer almi ve hayvansal ürünlerde fiyat oluum mekanizmasinin alt yapisinin gelitirilmesi planlanmitir. -Hayvancilik sektörüyle ilgili politikalari belirlemek ve yönlendirmek üzere "Tarimsal Destekleme Kurulu" oluturulmutur.

152

TÜRKYE'DE YEM TALEB VE YEM ÜRETMNDE SORUNLAR M. Ülkü KARAKU Yem Sanayicileri Birlii Bakani Geride birakmak üzere olduumuz 100 yilda, insanlik için, mevcut stratejik öncelikler gelecek yüzyilda yer deitirecek ve bunlar arasinda GIDA en baa geçecektir.Gidanin stratejik silah durumuna gelmesi , yine insanolunun kendi baarisizliindan ve kayitsizliindan olumasi ayri bir ibret konusudur. Dünya nüfusunun süratle artmasi ve üretim kaynaklarinin bu hiza yetiememesi maalesef bu tezimizi desteklemektedir.1990'li yillardan önce Dünyanin toplam tahil stoklari 100 günlük iken, 1998 yili stok seviyesi 47 güne inmitir. Dünya'da yaklaik 1.5 milyar ton tahil üretimi mevcut olup bunun yaklaik 200 milyon tonu ihracata yöneliktir. Bu ihracatin yaklaik %50'sini A.B.D. tek baina gerçekletirmektedir.Tarimsal üretimde asil önemli olan, birim alandan elde edilen verim miktaridir.Türkiyemiz için ise bu durum hayati öneme sahiptir (Tablo 1.) Tablo 1. Dünya Tahil verimi (Kg /da) ÜLKELER 1972-1974 1982-1984 1992-1994 1998-1999 ABD 347 408 507 565 Kanada 188 225 258 270 Arjantin 182 245 284 325 Brezilya 135 161 226 250 Güney Afrika 119 123 207 223 Hindistan 73 114 154 172 Çin 166 283 386 421 Avustralya 117 135 161 189 Eski SSCB 146 141 173 126 Merkez / Dou 252 373 285 328 Avrupa Türkiye 127 194 206 210 AB (15) 325 385 479 559 Dünya 180 219 258 275 Türkiye'de hayvansal üretim, gelimiliimizin bir ölçüsü gibi görülebilir. Biz kendimizi ne kadar gelitirirsek hayvanciliimiz kendiliinde ivme kazanacaktir. Ülkemizde tarim sektörünün gelime seyrine baktiimizda halâ tarimin nüfustaki, di ticaretteki ve milli gelirdeki payinin gözardi edilemeyecek bir deerde olduunu görebiliriz (Tablo 2.)

153

Tablo 2. Tarim Sektörünün Sosyal-Ekonomik Geliim Seyri Kirsal Tarimda Kii Nüfus hrcat thalat GSMH Baina Düen Yil (%) (%) (%) (%) Gelir ($) 1980 57 57 0,6 26 611 1985 47 22 3,3 20 506 1990 41 18 6,0 17 1014 1995 36 11 6,8 15 848 1998 35 10 6,8 15 1429 Türkiye'de tarim politikalari, Be yillik Kalkinma Planlari çerçevesinde oluturularak uygulamaya koyulur. Bunlar; a. Yeterli bir besin seviyesinin salanmasi b. Tüketicilere makul fiyatlardan gida temin edilmesi c. Yildan yila deien ürün fiyatlari arasinda istikrar salamak d. Ürün fiyatlarinin çiftçilerin tarimsal faaliyetlerini cazip kilacak seviyelerde kalmasini salamak e. Üretimin kötü hava artlarindan daha az etkilenmesinin salanmasi f. Tarimsal nüfusa yeterli ve düzenli bir gelir temin edilmesi g. hracat imkanlarinin oluturulmasi ve deerlendirilmesi h. Kirsal alanlarin kalkinmasi i. Kendine yeterlilik oranlarinin yükseltilmesi Ülkemizde ekilen alanin yaklaik % 85'ini oluturan ve genelde devlet destekleme alim kapsamina giren buday, arpa, çeltik, misir, pamuk, tütün, ekerpancari, ayçiçei ve soyanin 1986-1998 yillari arasindaki 12 yillik dönemdeki ekim alanlari incelendiinde; Yaklaik olarak budayda % 1, arpada % 12, çeltikte % 9, pamukta % 29, tütünde % 52 ekerpancarinda % 58'lik arti olmu iken, ayçiçei ekim alanlarinda % 15 ve soya ekim alanlarinda ise % 74 oraninda düü olmutur. Bugüne kadar ülkemizde uygulanan tarim ve destekleme politikalari nedeniyle bazi tarimsal ürünlerimizde talep fazlasi oluurken, bazi tarimsal ürünlerde talep açii olmutur. Tütün, çay, ekerpancari (eker), findik, patates, soan gibi bazi ürünlerde talep fazlasi üretim nedeniyle, bu ürünlerin pazarlanmasinda önemli ölçüde sorunlarla karilailmaktadir. Stok maliyetleri de dikkate alindiinda bu ürünlerin talep fazlasi üretimi ekonomiye olumsuz etki yapmaktadir. Bunun yaninda ayçiçei ve soya gibi yali tohumlu bitkiler bata olmak üzere misir, çeltik ve yem bitkileri üretiminde ise üretim açii bulunmaktadir. Ülkemizde artan nüfusa ve gelien tarimsal sanayiye paralel olarak bazi tarimsal ürünlerin ithalat miktarlari da artmaktadir. Yillik ortalama 700 bin ton bitkisel ya (bu ithalatin 450 bin tonu ayçiçei yaidir), 800 bin ton misir, 275 bin ton pirinç ithalati yapilmaktadir.

154

Bugüne kadar uygulanan destekleme politikalarinda fiyat destei en etkili araç olmutur. Dolayisiyla hangi ürünlere yüksek fiyat verilmise o ürünlerin üretimleri daha fazla artmi, ayni bölgede alternatif olarak üretilebilecek ve talep açii olan ürün yetitirilememitir. Buna bali olarak tablo 3 ve tablo 4'de bazi özel ürünlere verilen destekleme miktarlari ve tarima aktarila transferlerin miktarlari gösterilmitir. Tablo 3. Fazla Üretim Nedeniyle (Findik, Tütün, ekerpancari) Hazinece Karilanan Görev Zarari Yil 1997 1998 Findik (Trilyon TL) 72 100 eker (Trilyon TL) 8,4 323 Tütün (Trilyon TL) 654 84 Tablo 4. Türk Tarimina Yapilan Transferler 1996 1997 Yil MKTAR (Trilyon TL) 556 1.840 GSMH ORANI (%) 4.4 6.2 1998 4.093 7.8

Tarimda yönlendirici ve yetkili icra organi Tarim ve Köyileri Bakanliidir.Türk ekonomisinde tarimin airliini göz önüne alirsak, tarim ve kirsal politikalarin ana hatlarini belirtmek birçok bakanliin veya bazen de çelikili amaçlarla uygulamaya katilmalari pek airtici bir sonuç deildir. Bunlara ek olarak bir seri yetkili kurum genellikle karmaik ve zaman kaybedici bir sistem içinde, tarim politikalarinin ölçülerinin saptanmasinda da özellikle müdahale fiyatlarinda, gübre ve kredi sübvansiyonlarinda ve yatirim büyüklüklerinde etkili olmaktadir. Bu gözlemlerin iiinda, politika tespit ve uygulama süresinde yeniden bir düzenleme yapilmasi u sebeplerden dolayi gereklidir.

1. 2. 3.

dari masraflar azaltilmali Transferlerin etkinliini arttirmak Çiftçilere daha açik ve dengeli yöntemler göstermek

Yem Talebi ile ilgili olarak: Ülkemizde, bugün hayvancilik sektörü önemli problemlerle kari kariyadir. Bu problemlerin bainda ise, hayvanciliin en önemli girdisi olan ve maliyeti %70 gibi yüksek bir oranda etkileyen kaliteli kaba yem açii gelmektedir. Ülkemizde yem bitkileri üretimine ayrilan alan, toplam tarim alanlarimizin yaklaik %3'ünü olutururken, hayvancilii gelimi ülkelerde bu oran %20'lere kadar yükselmektedir. Bugün ülkemiz, yaklaik 11 milyon büyük ba, 37 milyon küçükba hayvan varliina sahip olup, bu hayvanlarin yillik kaliteli kaba yem ihtiyaci yaklaik 40 milyon ton civarindadir.

155

Bu ihtiyacin çayir-meralardan ve yem bitkisi ekililerinden yaklaik 27 milyon tonu karilanmaktadir. Geri kalan kisim besin deeri olmayan ve üretim artiina hiçbir katki salamayan sap, saman ve posa ile karilanmaktadir. Bu hesaplamalardan hareketle 13 milyon ton kaliteli kaba yem açiinin bulunduu ortaya çikmaktadir. Bu açiin kapatilmasi ülkemiz hayvanciliinin gelimesi, üretimin artmasi, yetitiricilerimizin gelirlerinin artirilarak hayat standartlarinin yükseltilmesi ve insanimizin dengeli beslenmesi açisindan oldukça önemlidir. a. Kaba Yem Türkiye'de var olan kaba yem sorunu üretim yetersizliinden ziyade mevcut kaynaklarin yeterince deerlendirilmemesinden meydana gelmektedir. Gevi getiren hayvanlarin yaama payi ihtiyaci kaba yemle, verim payi ihtiyaçlari ise keif yemle karilanmaktadir. Verim payi için ihtiyaç duyulan yem karmasi daha önceki bölümlerde hesaplanmitir. Yaama payi ihtiyacini karilayan kaba yem miktarini ise öyle hesaplayabiliriz. Elimizde bulunan 5.500.000 süt ineinin ortalama canli airliinin 550 kilo olmasi beklenmektedir. Buna göre bir hayvanin ortalama kuru madde tüketim iktari 13.75 kg'dir. Hayvana verilecek yem miktarini bulmak için ilk önce bu hayvanin enerji ihtiyaci bulunmalidir. Bu ihtiyaç ise aaidaki ekilde hesaplanir. CA (kg) * 0.091 + 8.3 = 550 * 0.091 + 83 = 58.35 MT 58,35* 1000 = 58.350 / 4.184 = 13.945 = 14.000 kcal / kg Süt siirlarina kaba yem olarak daha çok silaj ve kuru ot verildiine göre bu iki kaba yemin miktarini hesaplamak gerekmektedir. Silajin ME'si 500 kcal / kg ve kuru otun ME'si 2.250 kcal / kg olduuna göre, 14.000kcal / kg ME'yi karilamak için 15 kg silaj ve 3 kg kuru ot verilebilir. Bu durumda hayvan; (15 * 500) + (300 * 2.250) = 14.250 kcal / kg ME almi olur. Süt ineklerinin tümü için gereken silaj ve kuru ot miktari ise belirli kriterlere göre hesaplanir. Bunlarin en önemlisi gebe olan hayvana gebeliin son iki ayinda silaj verilmemesi gerektiidir. Bu durumda silaj ihtiyaci 305 gün üzerinden hesaplanir. Kuru ot ise laktasyon boyunca 3 kg, gebeliin son iki ayinda ise 2kg verilmelidir. Buna göre; 15 * 305 * 5.500.000 = 25.163.000 ton silaja süt inekleri için ihtiyacimiz olacaktir. Kuru ihtiyacimiz ise yukaridaki kriterlere göre 3 * 305 * 5.500.000 = 5.302.500 ton laktasyon döneminde, 2 * 60 * 5.500.000 = 660.000 ton kuru dönemde olmak üzere toplam kuru ot ihtiyaci 5.302.500 + 660.00 = 5.692.500 tondur.

156

Düveler için üretilmesi gereken silaj ve kuru ot miktarini bulmak için ise ilk önce enerji ihtiyacini bulmaliyiz. Ortalama canli airlik 230 kg alindiinda; 230 * 0.091 + 83 = 29.23 MJ * 1.000 = 2.930 / 14.184 = 6.986 = 7.000 kcal / kg ME Bu miktardaki enerjiyi karilamak için ise bir hayvanin tüketilmesi gereken silaj ve kuru ot miktari sirasiyla 5 kg ve 2 kg'dir. 5 * 3.100.000 * 365 = 5.650.000 ton silaj 2 * 3.100.000 * 365 = 2.263.000 ton kuru ota düveler için ihtiyacimiz olacaktir. Buzailara rumenleri henüz çok iyi gelimedii için silaj verilmez. Sadece kuru otla yaama payi ihtiyaci karilanir. Buzailarin ortalama canli airlii 145 kg kabul edildiinde; 145 * 0.091 + 83 = 14.025 * 1.000 = 14.025 / 4.184 = 3.350 kcal / kg ME bir buzainin günlük enerji ihtiyaci olarak bulunur. Buna 1.5 kg kuru ot tüketen bir buzai yaama payi ihtiyacini karilar. Buradan hareketle buzailar için toplam kuru ot ihtiyaci 1.5 * 120 * 4.700.000 = 846.000 ton bulunur. Daha öncede belirtildii gibi besleme bilimine uygun artlarda besi yapmanin temeli ekonomiklikte yatar. Besi hayvanlarinin yüksek enerji ihtiyacini karilamak için kullanilanbilecek en uygun yem, ya eker pancari posasidir. eker sanayi kalintisi olan bu yem enerji yönünden zengindir. Bundan dolayi besi hayvanlarina silajin yaninda ya eker pancari posasi vermek uygundur. Bir besi hayvani kuru madde tüketim sinirlari içinde 15 kg silaj ve 7 kg ya eker pancari posasi tüketebilir. Buna göre besi hayvanlari için ihtiyaç duyulan misir silaji ve ya eker pancari posasi öyle hesaplana bilir. 3.555.000 * 360 * 15 = 13.331.250 ton silaji 3.555.000 * 250 * 7 = 6.221.250 ton eker pncari posasi Küçükba hayvanlarin kuru ot ihtiyacini hesaplamak için öncellikle enerji ihtiyacini bulmak gerekir. Buna göre; Hayvan Açikta Barindiriliyorsa Meyp = 1,8 + 0,1 * CA = 1,8 + 0,1 * 55 = 7,3 MJ Ahirda Barindiriliyorsa Meyp = 1,4 + 0,09 *CA = 1,4 + 0,09 * 55 = 6.35 MJ

7.3 * 1.000 = 7.300 / 4.184 = 1.745 kcal / kg ME6.35 * 1.000 / 4.184 = 1.518 kcal kg Bu enerji ihtiyacini karilamak için verilmesi gereken kuru ot miktari, ahirda ve açikta barindirmaya göre ayri ayri hesaplanirsa; Açik Barindirmada 1.745 / 2.250 = 800 g Ahirda BArindirmada 1.518 / 2.250 = 680 g

157

Buradan hareketle küçükba hayvan varliimizin bir yillik kuru ot ihtiyacini hesaplayabiliriz. Açik barindirmada 63.500.000 * 0.8 * 365 = 18.500.000 ton, Ahirda barindirmada 63.500.000 * 0.68 * 365 = 15.800.000 ton Ortalama olarak yillik küçükba ihtiyaci (18.500.000 + 15.800.000) / 2 = 17.150.00 tondur. Tüm bunlar dikkate alindiinda toplam silaj ve kuru ot ihtiyacimizi karilayacak araziyi hesaplayabiliriz. Süt inekleri için Düveler için 25.163.000 ton silaj 5.650.000 ton silaj

Besi danalari için 13.331.250 ton silaj üretilmesi gerektiine göre toplam silaj ihtiyacimiz; 25.163.000 + 5.650.000 + 13.331.250 = 43.154.250 ton olacaktir. Dönümden 4 ton silaj alindiina göre; 43.154.250 / 4 = 10.788.562 = 10.800.000 dönüm 1 hektar = 1.000 dönüm olduuna göre ; 10.800.000 dönüm = 1.080.00 hektar silaj arazisine ihtiyaç olacaktir. Toplam kuru ot ihtiyacimizi hesaplayabilmek için; Loktasyon süt inei Kuru dönemindeki süt inei Düve Buzai Küçükba 5.032.000 660.000 2.263.000 846.000 17.150.000

rakamlarinin toplanmasi gerekir. Bu durumda 25.952.000 ton = 26.000.000 ton kuru ota ihtiyacimiz olacaktir. Dönümden ortalama 1.5 ton yonca kuru otu alindiina göre (5 biçim ve her biçimde 300 kg kuru ot) ihtiyaç duyulan arazi miktari hesaplanabilir. 26.000.000 / 1.5 = 17.400.000 dönüm = 1.740.000 hektar Besi hayvanlari için üretilmesi gereken ya eker pancari posasi ise 6.221.250 tondur. Buna göre üretilmesi gereken kava yemler özetle öyledir. Misir silaji 43.514.250 ton

158

Kuru ot Ya eker pancari posasi

26.000.000 ton 6.221.250 ton

Türkiye Ne Kadar Hayvansal Ürün Üretmelidir? 2010 yilinda, 80 Milyon insanin kaliteli ve dengeli beslenmesi gerektii düünülerek kii baina süt mamülleri dahil günde 0.5 kg veya yilda yaklaik 182.5 kg süt tüketildii dikkate alinarak hesaplamalar öye yapilabilir. 80.000.000 * 182.5 kg = 14.600.000 ton yillik süt tüketimi olur. Bu arada doan buzailarda dikkate alinarak % 15 buzai payi eklenirse; 14.600.000 * 1.15 kg = 16.790.000 ton süt,

Yine kaliteli ve dengeli beslenme açisindan kii baina günde 100 g veya yilda 36.5 kg et tüketildii düünülürse buna göre; 80.000.000 * 36.5 kg = 2.920.000 ton et, A.T. ülkeleri için fert baina yillik yumurta tüketimi ortalamasi olan 262 adedi esas aldiimizda 2010 yilinda;

80.000.000 * 262 ad = 21.000.000.000 adet yumurta ihtiyacimiz olduu görülür. 2010 yilinda Türkiye'de üretilmesi gereken karma yem miktarlari dikkate alinarak hesaplanan yem hammadde ihtiyaçlari öyledir.

159

Tablo 5. Üretilecek Karma Yem Miktarlarina Göre Hammadde htiyaci Hammadde smi Miktar (ton) Buday 5.000.000 Arpa 5.000.000 Misir 7.000.000 Ayçiçek Toh.Küs. 3.000.000 Pamuk Toh.Küs. 3.000.000 Soya Fasulyesi 2.500.000 Balik Unu 200.000 Et Kemik Unu 150.000 Tavuk Unu 150.000 Yemlik Ya 700.000 Kepek Çeitleri 8.000.000 Toplam 34.100.000 Tablo 6. Türkiye'de Üretilmesi Gereken Yem Miktari Miktar (Ton) Karma Yem Çe 0-3 Aylik buzai yemi 100.000 3-6 Aylik buzai yemi 700.000 Damizlik dii dana yemi 900.000 Düve yemi 600.000 Kuru dönem yemi 1.300.000 Siir süt yemi 8.000.000 Siir besi yemi 4.000.000 Koyun süt yemi 3.000.000 Gebe koyun yemi 1.000.000 Damizlik kuzu yemi 600.000 Kuzu besi yemi 1.200.000 Keçi süt yemi 2.200.000 Gebe keçi yemi 300.000 Damizlik diii olak yemi 120.000 Olak besi yemi 300.000 BKB Toplam 24.320.000 Karma yem Çeidi Broyler yemi Broyler damizlik yemi Yumurta civciv yemi Yumurta damizlik civciv yemi Yumurta piliç yemi Yumurtaci damizlik piliç yemi Yumurtaci yemi Miktar 3.500.000 600.000 110.000 3.000 450.000 8.500 3.600.000

160

Yumurtaci damizlik yemi Hindi ve dier kümes hayvanlari (Ördek ,bildircin, tavan vb. Kanatli Toplam

8.500 1.500.000 9.780.000

b. Kesim Yem: Türkiye'de Yem Sanayimize Genel bir baki yapmak istiyorum. u anda 470 civarinda ruhsatli yem fabrikasi 11.500.000 ton/yil/vardiya kapasiteye sahiptir. Bugün aai yukari 395 adet fabrikamiz faaliyet göstermektedir. Kalan fabrikalar ya üretimlerini durdurmu veya tamamen kapanmitir. Resmi rakamlara göre Türkiye'de yaklaik 3 milyon ton BKB yemi üretilmektedir. Bize göre bu rakam çok daha fazladir. Deiik nedenlerden dolayi rakamlara ulamak zor olmaktadir.

Tablo 6. Yillar tibariyle Karma Yem Fiyatlari BES YEM YUMURTA YILLA SÜT YEM R YEM Fiyat $/Ton Fiyat $/Ton Fiyat $/Ton (Ton/k (Ton/k (Ton/k g) g) g) 1980 1985 1990 1995 1996 1997 1998 1999 14 55 560 12.525 19.775 29.800 48.000 70.000 176 107 212 261 240 187 177 165 14 55 540 12.075 19.550 28.700 45.000 68.000 176 107 205 252 237 180 173 160 16 71 749 14.315 25.890 41.900 54.000 93.000 201 138 284 299 314 263 216 219

E.PLÇ YEM Fiyat $/Ton (Ton/k g) 21 99 965 21.780 37.875 57.460 83.000 125.00 0 264 193 366 455 459 360 323 294

Türkiye'de yem talebi direkt veya endirekt olarak çiftçimiz tarafindan alinmaktadir. Son yillarda yem sanayimizin sahada talep yaratma çalimalarini dikkatle izliyoruz. Fakat bu oran henüz çok düüktür.Türkiye'de yem kullanan üretici nihai mamulden yeterince ve düzenli olarak kâr salayamadii için düzenli olarak hayvanlarina yem tükettirmemektedir.Yem tarimsal üretimde köprü sektörüdür. Çiftçiden aldii ürünü yine ileyerek çiftçiye satar. Dolayisiyla her aamada direkt üreticiyle kari kariyadir. Türkiye'de son yillarda yem talebinde bir daralma, özellikle BKB yemlerinde bariz olarak görülmektedir. Bunun en önemlisi ekonomik nedenlerdir. BKB yetitiricisi düzenli kazanç elde edememektedir. Zira çounluu küçük iletmeler olduu için piyasa kendi kontrolleri diinda ekillenmektedir. Tarimin dier kollarinda olduu gibi kayitsiz ekonominin büyüklüü

161

hayvancilik sektöründe de rahatsiz edici boyuttadir. Bir sektörde kayitsiz ekonomi ne kadar çok ise o sektörde risk ve belirsizlik o ölçüde çoalir. Maalesef tarim sektöründe bu oran çok fazladir. Ülkemizde yaklaik 33 milyon ton hububat üretimi yapilmaktadir. Bunun yaklaik %60'i buday, %20'si arpa ve %7'si misirdir. Dane yemlerle ilgili olarak, Yem Sanayisi misir sikintisi çekmektedir. Yilda yaklaik 800.000 ton misir ithalati yapilmaktadir. Türkiye mevcut yapisiyla ve iyi bir planlama ile ithalat yapmadan mevcut ihtiyaca cevap verebilecek durumdadir.Yem sanayinde kullanilan hammaddelerin bir kismi ithal edilmektedir. thalat miktari toplam maliyet içerisinde her geçen gün artmaktadir. Yillik hacmi yaklaik 2 milyar dolar civarinda olan yem sanayinde yaklaik 500 milyon dolarlik ithalat yapilmaktadir. thalatin önemli bir bölümü iyi bir ürün planlamasiyla Türkiye'de üretilebilir. Tablo 7. Yem Sanayindeki thalat Miktar ve Deeri 1998 Yili Miktar (Ton) Deer (Milyon Dolar) Misir 765.000 120 Soya Fas.Küs. 390.000 78 Soya Fasulyesi 290.000 88 Kepek 450.000 40 Arpa 160.000 13 Balik Unu 25.000 15 AyçiçekT.Küs. 68.000 8 Yemlik Ya 100.000 50 Y.Katki 115.000 30 Toplam 2.363.000 442 Ürün planlamasi geçmi yillarda yapilmi ve halen çalimalar devam etmektedir. Çarpici örnek olmasi bakimindan GAP'ta master plan çerçevesinde ürün planlanmasi yapilmi ve u tablo oluturulmu. Zaman içerisinde gelinen nokta ise bambakadir. Bu ekili oranlari ile o topraklarin akibeti kötüdür. Tablo 8. 1999 Yili Harran Ovasinda Gerçekleen Bitki Deseni Orani ÜRÜNLER EKL ORANI (%) Pamuk 70 Buday 19.2 Sebze 5 Misir 2.2 Soya 0.003 Meyve 1 Susam 1.5 Arpa, Mercimek ve dierleri 1 Ayçiçei ----162

Tablo 9.Master Plan çin Önerilen Ürün Destei (Birim %) Ürün Toplam alandaki pay Ana Ürünler Buday 25 Arpa ve dier dana yem 15 bitkileri Mercimek ve kuru fasulye 8 Pamuk 25 Ki sebzeleri 2 Çok yilli bitkiler 20 Alt 95 Toplam kincil Ürünler Soya Fasulyesi 10 Misir ve yem Bitkileri 8 Yer Fistii 5 Ayçiçei 5 Susam 5 Sebzeler (domates ve patates 6 dahil) 39 Alt Toplam 134 TOPLAM (ürün younluu) Türkiye'de Yem Sanayii kendi içerisinde serbest rekabet koullarinin tam iledii bir sektördür. Kendi içerisinde %50 atil kapasite olduu için youn rekabet yaanmaktadir. Bu rekabetin eit artlarda olduunu söylemek pek mümkün deildir. Sektörde haksiz rekabette vardir. Kalitesiz yem, BKB hayvan yemlerinde karimiza çikiyor. Bu durum ile birlikte faturasiz yem satilari her geçen gün artiyor. Yillardir yemde ve hayvansal ürünlerin tamaminda KDV'nin %1'e indirilmesi gerekmektedir. Öneriler Gerek yem fabrikalari gerekse hayvancilik iletmeleri arasinda koordinasyonu salayacak salikli teekküllere ihtiyaç vardir. Gerei yapilmalidir.

1. 2.

thalati zorunlu olan ham maddelerin ithalatinda hem alim fiyati , hem de navlun açisindan fayda salamak üzere toplu alim , toplu stoklama , düzenli daitim konusunda yem fabrikalari ibirliine gitmelidir.

3.

Hayvancilik sektörünün uzun vadeli rekabet ansi ve ayakta kalmasi dorudan yem sektörüne balidir. Yem sektörünün gelecei için alt yapisal gelimelere önem verilmelidir.

163

Yem sektörünün halen bilgi açlii devam etmektedir. Hem teknik hem de ticari açidan varolan söz konusu açlii gidermek üzere organize olmu mesleki birlikler kurulmalidir , var olanlar desteklenmelidir.,

4. 5. Kendi yemini yapan iletmelerin vergi sorumsuzluu (KDV) hayvansal ürün üretiminde haksiz rekabete yol açmaktadir. Salikli denetimler yapildiinda nihai maliyet analizinde kendi yeminin yapan iletmelerin daha ekonomik üretim yapmadiklari görülecektir. Bunun yerine konsantre yem üretimi tevik edilebilir. 6. 7. 8. 9.

Girdilerin önemli bir kesiminde %1 KDV, karma yemde %8 KDV açmazina çözüm bulmak gerekmektedir.

Yillardir sürüncemede kalan Mera Kanunu nihayet çikmitir. Mera Kanunu uygulamasi sektörümüzce desteklenmelidir. Girdilerin deer olarak %30'u ithal edilen bir sektör dünya platformunda rekabet edemez. Bu nedenle misir, soya fasülyesi küspesi , balik unu üretimlerinin arttirilmasi için tedbir alinmalidir.

Pelet makinalarinin veya Pelet preslerinin ataletten kurtarilarak pelet yem üretiminin arttirilmasi gerekmektedir.

10. Yem katki maddeleri kullaniminda , otomatik mikro katki maddeleri ilave sistemlerinden faydalanilmalidir. 11. Extruder, xpander, komputer ve analitik ekipmanlar kullanimi yayginlatirilmalidir. 12. Büyük-küçükba hayvanlarin ancak %30'una karma yem yedirilmektedir. Burada itici faktör

çiftçi eitimi ve gelir-gider muhasebesinin anlatilmasi olabilir. Çiftçi eitimine yönelik görsel yayin tedbirleri alinmalidir.

13. Misir sorgum, sudanotu gibi silajlik yem yetitirilmesine, yonca-korunga-fi gibi yemlerin

ekimine airlik verilmelidir.

14. Karma yemde varolan atil kapasiteyi gidermek , milli servetin heba olmasini önlemek üzere

kalkinmada öncellikli illerden bazilari hariç yem fabrikalri tevik kapsamindan çikarilmalidir.

15. Yem sektöründe yaanan haksiz rekabeti önlemek üzere kalite kontrol ve vergi açisindan düzenli

kontroller yapilmasi caydirici cezalar uygulanmalidir.

16. Taban fiyat politikasindan vazgeçilerek, Tarim Planlamasini da salayacak `` Dünya Fiyatlari +

Prim '' sistemine geçilmelidir.

17. Türk Tarimi için hayati öneme sahip 27 Kasim 1997 tarihindeki Tarim ürasi ile 4-5 Kasim 1998

tarihinde yapilan 1. Hayvancilik Kongresinde alinan kararlarin süratle uygulanmaya konulmalidir.

18. Tüm Dünyada olduu gibi Türk Tariminin da desteklenmesine devam edilmelidir.

164

TÜRKYE'DE ÇAYIR MER'A VE YEM BTKLER LE LGL GENEL DURUM VE MEVCUT SORUNLAR Zeki ARKAÇ Çayir Mer'a Yem Bitkileri ve Havza Gelitirme Dairesi GR 2000 Yilina girmeye hazirlandiimiz bu günlerde, maalesef dünyamizin bir çok bölgesinde besin yetersizlii ve bunun getirdii salik sorunlariyla kari kariyayiz. Yaklaik 1 milyar insan ekmek ve i talebinde bulunmaktadir. Nüfus artii yönünden dünyanin önde gelen ülkeleri arasinda yer almaktayiz. Bu da ülkemizi yildan yila artan yetersiz ve dengesiz beslenme sorunu ile kari kariya birakmaktadir ve maalesef artik kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olma niteliini de kaybetmi durumdayiz. Bilindii gibi insanin dengeli beslenmesinde proteinin rolü çok büyük olmakta ve günlük protein ihtiyacinin karilanmasinda da hayvansal proteinler önemli bir yer tutmaktadir. Ancak ülkemiz insanlari hayvansal kökenli besinler açisindan Avrupali'nin 1/3'ü ile yetinmek zorundadir. Ülkemiz tariminda hayvancilik alt sektörü gida ihtiyacini karilamasinin yani sira, % 41 oraninda bir nüfusa sahip olan kirsal kesime istihdam yaratmasi ve tarima dayali sanayiyi desteklemesi yönünden de son derece büyük bir önem taimaktadir. Hayvancilikta arzu edilen gelimenin temin edilebilmesi, verimliliin ve karliliin salanabilmesi; iyi vasifli damizlik, uygun çevre artlari, hayvan salii hizmetleri ve pazarlama gibi dier önemli faktörlerle birlikte büyük ölçüde kaliteli kaba yem üretimine balidir. Hayvancilikta iletme giderlerinin % 60-70'ini yem giderleri oluturmaktadir. Ülkemizde 11 milyon büyükba hayvan birimine e deer miktarda, hayvan varlii mevcuttur. Buna göre kaliteli kaba yem ihtiyacimiz 50 milyon ton'dur. Bu ihtiyacin imdilik 11 milyon tonu çayir mera alanlarindan, 6 milyon tonu yem bitkisi ekililerinden, 4 milyon tonu silaj yapimindan, 20 milyon tonu da sap-saman, bahçe içi otlak artiklari gibi besleme deeri düük yemlerle ve konsantre yemlerle karilanmaktadir. Böylece her yil ülkemizde 10 milyon ton kaba yem açii görülmekte ise de, gerçekte kaliteli kaba yem açii 28 milyon tondur. En önemli kaba yem kaynaklarimiz çayir mera alanlari ile yem bitkisi ekilileridir. Hayvancilik alt sektöründe çayir meralar ile tarimsal iletmelerin karlilii bir bütünlük arz etmektedir. Ancak bu alanlar yillarca ihmal edilmi, terk edilmi ve böylece gerçek ilevinden uzaklatirilmitir. Çayirlarda verim düüklüüne neden olan ilkbahardaki erken otlatma, biçimin geç yapilmasi, biçimden sonra kar yaincaya kadar otlatilmasi, zayif çayirlarin islahinin yapilmamasi; meralarda verim düüklüüne neden olan ilkbaharda erken otlatma, meranin kapasitesine uygun otlatmama, kar yaincaya kadar otlatmanin devam etmesi, yapay mera tesisi ve mera islahinin yeterince yapilmamasi ve bu i için gerekli olan uygun miktar ve kalitede tohumluun bulunamamasi sebebi ile, bu alanlardan elde edilen kaliteli kaba yem miktari istenilen düzeyde deildir.

165

Ülkemizin kalkinmasinda, doal kaynaklarin korunmasi ve gelitirilmesi büyük bir önem taimaktadir. Doal kaynaklar içinde yer alan çayir mera alanlarinin islah edilerek verimlerinin artirilmasi, gerek hayvanciliin gelitirilmesi ve gerekse toprak muhafaza ile erozyon kontrolü bakimindan, öncelikli konularin bainda gelmektedir. Yapilan aratirmalar, erozyonun önlenmesinde dier tedbirlerle mukayese edildiinde, toprak yüzeyindeki yeil örtünün en büyük etkiye sahip olduunu ve en yüksek korumayi saladiini göstermitir. Bu açidan çayir mera alanlarinin korunmasi çok büyük bir önem taimaktadir. Ancak ülkemiz için büyük önem arz eden bu doal kaynaklarimiz, uzun yillar devam eden; · zamansiz otlatma, · airi otlatma, · düzensiz otlatma, · islah ve bakimlarinin yapilmamasi, · amaci diinda kullanilmasi, · kullanicilara yetki ve sorumluluk verilmemesi, · yetersiz parasal kaynaklar gibi olumsuz faktörler nedeniyle 44 milyon hektardan alani 12.3 milyon hektara kadar dümütür. Vejetasyonu büyük oranda bozulmu, ot verimleri azalmi, bölgelere göre deimekle beraber yillik ot verimleri dekara 45-100 kilograma kadar dümütür. Bunun sonucu üreticiler hayvan beslemede pahali bir sistem olan ticari yemleri kullanmayi tercih etmi, bu nedenle de hayvancilikta istenilen gelime salanamamitir. Aslinda bunun en büyük nedeni yeterli ve müstakil bir mera yasasinin olmamasidir. Gerçi bu konuda: · 1858 Tarihli Kanun Name-i Arazi (Arazi Kanunu), · 442 Sayili Köy Kanunu, · 1580 Sayili Belediyeler Kanunu, · 2924 Sayili Orman Köylülerinin Kalkinmalarinin Desteklenmesi Hakkinda Kanun, · 3194 Sayili mar Kanunu, · 3202 Sayili Köy Hizmetleri Genel Müdürlüünün Kuruluu ve Görevleri Kanunu, · 3115 Sayili Tarim Reformu Genel Müdürlüünün Kurulu ve Görevleri Hakkinda Kanun, · Mülga 1757 Sayili Toprak ve Tarim Reformu Kanunu, · 4753 Sayili Çiftçiyi Topraklandirma Kanunu ve bunu deitiren 5618 Sayili Yasa, · 3083 Sayili Sulama Alanlarinin Düzenlenmesine Dair Tarim Reformu Kanunu gibi çeitli mevzuatlar bulunmaktaydi. Bu konuda çeitli kurumlar da görev yapmaktaydi. Tespit, tahdit ve islahla ilgili hükümler bu mevzuatlarda yer almi ancak uygulanmami, bakim ve koruma ile ilgili hükümler ya hiç yer almami ya da uygulanma ansi bulamamitir. uygulanan tek ey amaci diinda kullandirmak olmutur. Mevcut bu durumlari ile çayir mera alanlarinda otlatma kapasitelerinin üzerinde hayvanla otlatilmaya devam edildii, gerekli bakim ve islahlarinin yapilmadii takdirde verimlilikleri her geçen gün daha da düecei bir gerçektir. Bu nedenle;

166

1. Müstakil bir Mera Kanunu hazirlayarak yasal düzenlemelerin yapilmasi, 2. Mera ile ilgili faaliyetlerin tek bir kuruluça yürütülmesi, 3.Yerinde yönetim, kullanicilara yetki ve sorumluluk verilerek katilimciliin salanmasi, ilkeleri dorultusunda, çalimalari 1957 yilinda balayan ve 1965 yilinda metin haline getirilen tasari sirasiyla 1980, 1991 ve 1996 yillarinda olmak üzere 4 kez Mera Kanunu Tasarisi hazirlanmitir. Belli dönemlerde T.B.M.M. Genel Kurul gündemine alinmasina ramen 28 ubat 1998 tarihine kadar yasalamasi mümkün olmamitir. Birinci Tarim urasi kararlarindan, öncelikli olarak Türk Çiftçisinin yararina olduuna inandiimiz Mera Kanunu Tasarisinin yasalamasi amaciyla, kararli bir çalima içine girilmitir. Bu amaçla 9 Temmuz 1998 tarihinde, tasarinin öncelikli olarak görüülmesi için Babakanlia yazili talepte bulunulmu ve bu talebimiz kabul edilerek 41 yildir yasalamayan tasari, 19.2.1998 ve 25.2.1998 tarihlerinde T.B.M.M. Genel Kurulunda yapilan görümelerde yasalamitir. Bu nedenle Bakanliimiz, Tarimsal Üretim ve Gelitirme Genel Müdürlüü bünyesinde, Çayir Mera Yem Bitkileri ve Havza Gelitirme Daire Bakanlii adi altinda bir Daire de kurulmutur. Çok kisa sürede Mera Kanununun uygulama usul ve esaslarini belirleyen Mera Yönetmelii ile Mera Fonunun uygulama usul ve esaslarini belirleyen Mera Fonu Yönetmelii, Bakanliimizca, ilgili kurulular ve Bakanliklarin görüleri de alinmak suretiyle çok kisa sürede hazirlanip, 31.07.1998 tarihli Resmi Gazetede yayimlanarak yürürlüe girmitir. Uygulama talimatlari hazirlanmi ve Fon Saymanlii kurulmutur.

MERA KANUNU -Yerinde yönetim ilkesini getirmesi, -Yetki ve sorumluluun taraya devredilerek merkeziyetçi yapinin kaldirilmasi, -Kanunun uygulanmasini temin edecek kaynak sorununu çözmesi ile ülkemizde gelecekte hazirlanacak kanunlara örnek olarak gösterilecek, bir kanun nitelii taimaktadir. Bakanlik sadece taranin finans ihtiyacini karilayacak ve mevzuat eksikliklerini gidererek denetleyici görevini sürdürecektir. I- MERA KANUNU'NUN AMACI -Mera yaylak ve kilaklarin tespiti, tahditi ve tescili yapilarak köy ve belediye tüzel kiiliklerine tahsis edilmesi, -Belirlenecek kurallara uygun ekilde kullaniminin salanmasi, -Bakim ve islahlarinin yapilarak verimliliklerinin artirilmasi, -Kullanimlarinin denetlenmesi ve korunmasi, -Gerektiinde kullanim amacinin deitirilmesi amaçlanmitir. II- MERA KANUNU'NUN GETRDKLER 1. Mera, yaylak ve kilaklar ile ilgili yasal boluk ortadan kaldirilarak, görev ve yetkiler ayni kurumda toplanmitir. 2. Kullanicilara yetki ve sorumluluk getirilmitir. 3. llerde mera komisyonu ve teknik ekipler kurulmutur.

167

4. Mera, yaylak ve kilaklarin bakimi, gelitirilmesi için kaynak yaratmak amaciyla Fon kurulmutur. 5. Mera, yaylak ve kilaklara kiralama imkani getirilmektedir. 6. Mera, yaylak ve kilaklar islah edilecek, ot verimleri artirilacaktir. 7. Mera aratirma birimleri kurulacaktir. 8. Toprak ve su kaynaklari korunarak erozyonun önlenmesi temin edilecektir. 9. Sivil toplum örgütleri ile ibirlii yapilacaktir. 10. Göçerlerle ilgili yeni düzenlemeler getirilmitir. 11. Köylerde Mera Yönetim Birimleri oluturulacaktir. III. MERA KANUNU ÇALIMALARI Mera, yaylak ve kilaklarin tespiti, tahdidi ve tahsislerinin yapilmasini, belirlenen kurallara uygun kullaniminin salanmasini, mera alanlarinin bakim ve islahlarinin yapilarak verimliliklerinin artirilmasini ve kullanimlarinin denetlenmesini, bu alanlarin korunmasi ve gerektiinde kullanim amacinin deitirilmesi ile ilgili faaliyetler yürütülmektedir. Kanun Çalimalari : Günümüze kadar kadük kalan ve Bakanliimizca günün artlarina uygun olarak yeniden ele alinan ve milyonlarca çiftçimizin bekledii ve mera, yaylak ve kilaklar ile umuma ait otlak ve çayirlarda tespit, tahdit ve tahsis çalimalarinin Bakanliimizca yürütülmesini öngören Mera Kanunu, 28 UBAT 1998 tarih ve 23272 sayili Resmi Gazetede yayimlanarak yürürlüe girmitir. Yönetmelik Çalimalari : Mera Kanununun uygulama usul ve esaslarini belirleyen "Mera Yönetmelii" ile Mera Fonunun uygulama usul ve esaslarini belirleyen Mera Fonu Yönetmelii, 31 TEMMUZ 1998 tarihli Resmi Gazetede yayimlanarak yürürlüe girmitir. Talimat Çalimalari : Mera Kanununun 7 inci maddesinin ikinci fikrasinda belirtilen hususlarin yerine getirilmesi amaciyla Bakanliimiz ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüü arasinda 23 Mayis 1998 tarihinde çalima protokolü imzalanmitir. Ancak taradan gelen sikintilar da dikkate alinarak 4342 Sayili Mera Kanunu çerçevesinde yapilacak olan aplikasyon, sayisallatirma, harita yapimi ile ilgili faaliyetlerin çok daha hizli yürütülmesi ve çalimalarin süratle sonuçlandirilmasi amaciyla, 28.5.1999 tarihinde ayni Genel Müdürlükle ikinci bir protokol yapilmitir. Ayni çerçevede Orman Bakanlii ile de protokol çalimalari devam etmektedir. Mera Kanunu ile ilgili çalimalarda görülen aksakliklarin giderilmesi amaciyla 5.3.1999 tarih, 1636 sayi ile 99/1 nolu, 5.5.1999 tarih, 3704 sayi ile 99/2 nolu ve 3.6.1999 tarih, 4515 sayi ile 99/3 nolu talimatlar hazirlanarak ve llere gönderilmitir. Komisyon ve Teknik Ekiplerin Oluturulmasi : Mera Kanunu ile ilgili uygulamalarin baarili bir ekilde yürütülebilmesini salamak amaciyla llerde Mera Komisyonlari ve Teknik Ekipler oluturulmu olup çalimalar balatilmitir. Eitim Çalimalari :

168

Oluturulan Mera Komisyonlari ve Teknik Ekiplerin bir program çerçevesinde Mera Kanunu'nun uygulama teknikleri ile ilgili eitimler gerçekletirilmitir. Bu amaçla ; -Bakanliimizca A.Ü.Z.F. Öretim Üyelerinin katkilariyla Ankara'da 29 Haziran 1998 3 Temmuz 1998 tarihleri arasinda 4342 Sayili Mera Kanunu Uygulama Teknikleri konulu hizmet içi eitim semineri düzenlenmitir. -Köy Hizmetleri ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüklerinin katkilariyla 14-16 Ekim 1998 tarihlerinde zmir'de, 26-28 Ekim 1998 tarihlerinde Kayseri'de, 2-4 Kasim 1998 tarihlerinde Trabzon'da, 9-11 Kasim 1998 tarihlerinde çel'de, 17-19 Kasim 1998 tarihlerinde Ankara'da ve 25-27 Kasim 1998 tarihlerinde Antalya'da 4342 Sayili Mera Kanunu Uygulama Teknikleri konulu hizmet içi eitim semineri düzenlenmitir. -Ayrica Mera Kanunu ve bu Kanununun uygulama usul ve esaslarini belirleyen Mera Yönetmelii'nin, Mera Fonu uygulama usul ve esaslarini belirleyen Mera Fonu Yönetmelii'nin tanitilmasi, uygulayicilar ile çiftçilerin bilgilendirilmesi amaciyla, 17 Ekim 1998 tarihinde zmir'de, 31 Ekim 1998 tarihinde Gaziantep'te ve 7 Kasim 1998 tarihinde Ankara'da Bölge Toplantilari yapilmitir. -8.2.1999 Tarihinde, Bakanliimiz Tarimsal Üretim Gelitirme Genel Müdürlüümüzde, Üniversitelerimizden Sayin Öretim Üyelerimizin katilimlari ile 4342 Sayili Mera Kanununun 6 nci maddesi gerei, illerde kurulan Mera Komisyonu ve Teknik Ekip üyelerinin eitilmesi amaciyla 8 l'de " Mera Yaz Okulu " isimli Hizmet çi Eitimi yapilmasi planlanmi ve Belirlenen bu Eitim Programlari dorultusunda Mera Yaz Okullari Eitimleri baari ile tamamlanmitir. -Ayrica, bu Yaz Okullarinda verilecek müfredat bir kitap halinde bastirilarak, çalimalar ve eitimler bu tek sisteme göre yürütülmektedir. Yayin Çalimalari : Mera Kanununun tanitilmasi amaciyla resimli ve renkli olmak üzere 500.000 adet broür, 45.000 adet teksir ve 40.000 adet takvim bastirilarak daitilmitir. Mera Kanununun amaçlari ile uygulamalari konusunda çiftçilerimizi ve ilgili kurululari bilgilendirmek amaciyla Mera Kanunu ve Kanunla ilgili Yönetmelik ve Talimatlarin yer aldii 7.000 adet kitap bastirilarak daitilmitir.Meralarimizda yapilan tespit tahdit ve tahsis çalimalarinin kayitlara geçirilebilmesi amaciyla "Mera Envanter Defteri" nin basilmasi çalimalarina da devam edilmektedir. Ayrica, Mera Yaz Okullari Eitimlerinde ve meralarin islah ilemlerinde bavurulacak bir kaynak olarak "Çayir-Mera Amenajmani ve Islahi " isimli kitaptan 5.000 adet bastirilmitir. Bakanliimiza Yapilan Tahsis Amaci Deiiklii Bavurularin Deerlendirilmesi : Meralarin korunmasina ve amaci dorultusunda kullandirilmasina önem verilmi ve Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasina özen gösterilmitir. Mera Kanununun yayim tarihinden bugüne kadar 400 tahsis amaci deiiklii talebinde bulunulmu, bunlarin 170 tanesi iade edilmi, 5 bavurunun tahsis amaci deiiklii talebi kabul edilerek deiiklik yapilmi olup halen 225 bavuru ile ilgili çalimalar deerlendirilmektedir. Ayrica ikayet dilekçeleri incelenmi olup, igallerin önlenmesi için gerekli çalimalar etkin bir ekilde yürütülmektedir. Dier Çalimalar :

169

Mera Kanunu ile ilgili çalimalarin yürütülebilmesi için l Müdürlüklerinden 4342 sayili Mera Kanunu ile ilgili 5 yillik çalima programlari istenmi ve bu talepler dorultusunda 1998 yili Fon Bütçesi belirlenerek llere ödenekler gönderilmitir. Ayrica 1999 yili için de llere belirlenen oranlarda ödenein ulatirilmitir. Türkiye genelinde 470 köyde tespit, 81 köyde tahdit, çalimalari yapilmi olup, bir sonraki aama olan tahsis ve islah çalimalarina geçilmitir. IV. PLANLANAN ÇALIMALAR Mera Kanunu Tanitim Projesi: Mera Kanununun kamuoyuna tanitilarak benimsetilmesi, uygulama faaliyetlerinde kamuoyunun desteinin salanmasi, meralarin ülke hayvancilii ve çevre bakimindan öneminin vurgulanacai tanitim projesi uygulanacaktir. Proje çalimalari sivil toplum kurululari ile birlikte hazirlanmakta olup proje de ülkemizin sevilen sanatçilarinin da yer aldii televizyon spot programlari, belgeseller, dramalar, basin temsilcileri ile tanitim toplantilari, köylülerle toplantilar, ziyaretler, gazetelerde röportajlar, broürler, afiler, lifletler, promosyon malzemeleri yer almaktadir. Aratirma Çalimalari: Aratirma Enstitüleri ile toplantilar yapilarak Mera Kanununda görev alacak aratirma ve üretme istasyonlari belirlenerek kanunla ilgili görevleri verilecek, bölgesel ve yerel anlamda mera islah teknikleri, amenajman ve otlatma planlari belirlenecektir. Uygulama Çalimalari: Kullanilan köy meralarinin islahi, yönetimi ve amenajmani için Mera Kanunu uygulama çalimalari Çayir Mera Yem Bitkileri ve Hayvancilii Gelitirme Projesi kapsaminda yürütülecektir. Mera alanlari islah edilerek otlatma kapasiteleri artirilirken bir yandan da otlatma baskisinin ortadan kaldirilmasi amaciyla silaj yapimi yayginlatirilarak yem bitkileri ekilii artirilacaktir. Kiralama Çalimalari: Mera, yaylak ve kilaklardan köy veya belediyenin ihtiyaci diinda kalan alanlarin düzenli olarak kullaniminin salanmasi ve ihtiyaç içinde bulunan hayvan sahiplerine bedeli mukabili olarak kiralanmasi için Mera Kanununun hukuki yapisini belirten 4 üncü maddesinin 3 üncü fikrasi ile yine ayni Kanununun 12 inci maddesinin 1 inci fikrasinda kiralama hükmü getirilmitir. Yine ayni Kanunun 22 inci maddesinin 4 üncü fikrasinda göçerlerin bu alanlardan yararlanmasi ile ilgili hükümler konulmu ve 5 inci fikrasinda da bu düzenlemenin yönetmelikle yapilmasi öngörülmütür. Göçerler, Ülkemizin bir gerçeidir. Yillarca düzensiz kullanim ile ve belirli bir sistemin getirilememesi sonucu mera alanlari bozulmutur. Mera Yönetmeliinin 7 inci ve 13 üncü maddesinde ihtiyaç dii meralar ile göçerlerin bu alanlardan yararlanmalari belli bir usule balanmitir. Göçerler, büyük bir oranda Dou ve Güneydou Anadolu Bölgeleri ile Karadeniz Bölgelerini kullanmaktadir. Bu yerlerde, Komisyonlar ihtiyaç sahibi göçerlerin taleplerini dikkate alarak 2886 sayili Devlet hale Kanunu hükümlerine göre ihale ile kiralamaktadirlar. Kiralama ilemlerinden önce Teknik Ekipler kiralanmak istenen alanlarin tespit ve incelemelerini yaparak kiralanabilmeleri ile ilgili bilgileri düzenlemektedir.

170

Mera Kanununun yürürlüe girmesinden sonra Mera Yönetmeliinde belirlenen usullere göre kiralamada söz sahibi kurum ilgili llerin Mera Komisyonlaridir. Bu alanlardan elde edilen gelirler meralarin islahinda ve gelitirilmesinde kullanilmak üzere Mera Fonuna gelir olarak kaydedilmektedir. V.YEM BTKS ÇALIMALARI : Pratikte elde edilmi olan tecrübelerin gösterdii sinirlar içinde kalan miktar ve koullar altinda hayvanlara yedirildikleri taktirde saliklarina herhangi bir zararli etkisi olmayan ve hayvanlarin faydalanabilecekleri durumlarda organik ve anorganik besin maddeleri içeren materyale yem denilmektedir. Tablo 1. Yem Bitkisi Ekili Alanlari (Ha.) Yonca+F Yilla i+Koru Burça Yem Sorgum Genel r nga k Misir Pancari Sudan Otu Toplam 1970 205.000 75.000 668.000 1.100 949.100 1980 233.000 31.000 583.000 1.700 848.700 1.800 1990 313.000 11.000 515.000 1.550 842.350 3.000 1995 564.000 9.200 515.000 2.300 1.093.50 0 3.800 1996 573.000 8.200 550.000 2.400 1.137.60 0 3.900 1997 552.000 8.100 545.000 2.500 1.111.50 0 3.900 1998 558.000 6.000 550.000 2.600 1.120.50 0 Kaynak : DE verileri Yem bitkileri, dier kültür bitkilerine bakilarak, botanik, biyolojik, ekolojik ve ekonomik bakimlardan kendine özgü, belirli nitelik ve özelliklere sahip bulunmaktadirlar. Bu durum, yem bitkileri tariminda, dier kültür bitkilerinin tarimina göre bir takim ayricaliklar yaratmaktadir ve ortaya hemen hemen bütün ülkelerde ortak olan bir sorunlar demetini çikarmaktadir. Yem bitkileri tariminda baari kaliteli ve saf bir tohumluk kullanilmasiyla mümkün olmaktadir. Küçük olan yem bitkileri tohumluklarinin yabanci madde ve tohumlardan ayrilmasi zor fakat olmazsa olmaz koullardan birisidir. Sert kabukluluk; çimlenmede homojenlii engelleyen bir etmen olarak bir çok baklagil yem bitkisinde ortaya çikmaktadir. Bu özellik çayir-mera ve yoncalik gibi çok yillik bitki örtülerinde yararli olmakta ise de yillik yem bitkileri tariminda sakinca yaratmaktadir. Çünkü, ekilen tohumluun, türde olarak büyük bir oran içerisinde çimlenip sürmemesi sonucu, ekim alanlarinda boluklar olumakta, buralardan da yabanci bitkiler türemekte hatta ortama egemen olabilmektedirler. Yem bitkileri türlerine ait çeitlerin islahi uzun zaman almaktadir. Ancak islah edilen tohumluklar, ekimin tekrarlanmasi oraninda hizli bir ekilde genetik deerlerini yitirmektedirler. Yem bitkileri tohumluunun seçiminde adaptasyon da birinci derecede göz

171

önünde bulundurulmasi gereken bir konudur. Esasen deneme sonuçlari göstermitir ki, serin bir yörenin yem bitkileri tohumluu, iliman bir yörede kolaylikla ve bazen de daha iyi bir ekilde yetitirilebilmektedir. Bunun aksi ise baarili olmamaktadir. Yem bitkileri tariminda Tohum (Çim) yatai hazirlanmasi özel bir teknik deneyim istemektedir. Çünkü genellikle yem bitkileri tohumluklari çok küçüktür ve 1000 dane airlii 1 gramin altinda olanlari vardir. klim faktörü olarak, hemen her bölgede, özellikle yaz yailarinin yetersizlii sulamayi zorunlu kilmakta, sulama tesislerinin kimi bölgeler diinda hemen hiç bulunmayii ise buna olanak vermemektedir. Bu durum ise yem bitkileri için ekonomik yetitirme koullarini ortadan kaldirmakta, yillik yem bitkilerinin farkli ekillerde ekim nöbetine sokulmasi projeleri gerçekleememektedir. Ayrica kuru tarimin egemen olduu bölgelerimizde nadastan yem bitkileri yetitirilmesi için yararlanma olanai bulunduu aratirmalarla kanitlanmi bulunmaktadir. Fakat bu konuda fazla bir gelime salanamamitir. Yem bitkisi tohumluklarinin salanma zorluklari, kuru ve ya ot hazirlama, pazarlama ve muhafaza etme gibi konular da bu üretim dalini etkileyen olumsuz faktörler arasinda yer almaktadir. Tüm bu olumsuz faktörlere ramen, yem bitkisi ekililerinde istenilen düzeyde olmasa da önemli gelimeler meydana gelmitir. 1.120.500 hektari bulan yem bitkileri ekililerinin ilenen tarla arazisi içindeki orani % 6 civarindadir. Söz konusu oranin hayvanciliin gelimesine bali olarak % 20'nin üzerine çikarilmasi gerekmektedir. Söz konusu açiin kapatilabilmesi; · Çayir mera alanlarinin islah edilerek otlatma kapasitelerinin artirilmasi, · Yem bitkileri ekililerinin artirilarak % 6'lardan % 20'lere çikarilmasi, · Yil boyunca ihtiyaç duyulan yeil ve sulu kaba yem ihtiyacinin giderilmesi için yeil yem zincirinin kurulmasi yani, silaj yapiminin yayginlatirilmasi ile mümkündür. Bu amaçla 1991 yilinda uygulamaya konulan "Çayir Mera Yem Bitkileri ve Hayvancilii Gelitirme Projesi" yürütülmektedir. 1. Projenin Uygulandii ller 1991 yilinda Dou ve Güney Dou Anadolu Bölgesindeki 18 ilde (Adiyaman, Ari, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakir, Elazi, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Mardin, Mu, Siirt, anliurfa, irnak, Tunceli, Van) balatilan bu proje 1993 yilinda Ardahan, Idir, Bayburt ve Gümühane illerinin katilmasi ile 22, 1994'te 12 Karadeniz ilinin katilimi ile (Artvin, Bartin, Bolu, Giresun, Kastamonu, Ordu, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Trabzon, Zonguldak) 34, 1995'te Edirne, Kirklareli ve Tekirda'in katilimi ile 37 ilde uygulanirken, 1996 yilinda ülkesel hale getirilmesiyle 80 ilimizde uygulanan bir proje haline gelmitir. 2. Projenin Uygulandii Kurulular ERZURUM Dou Anadolu Tarimsal Aratirma Enstitüsü Güney Dou Anadolu Tarimsal Aratirma Enstitüsü DYARBAKIR Karadeniz Tarimsal Aratirma Enstitüsü SAMSUN Tarimsal Aratirma Enstitüsü SAKARYA Ege Tarimsal Aratirma Enstitüsü ZMR Trakya Tarimsal Aratirma Enstitüsü EDRNE

172

Anadolu Tarimsal Aratirma Enstitüsü ESKEHR Hayvancilik Üretme stasyonu KASTAMONU Yem Bitkileri Üretme stasyonu Müdürlüü KAYSER 3. Projenin Gerekçesi : - Yem bitkileri ekililerinin artirilarak kaliteli kaba yem açiinin giderilmesi ve meralar üzerindeki airi baskinin azaltilmasi, - Verimleri azalan çayir mera alanlarinin islah edilerek otlatma kapasitelerinin artirilmasi, - Hayvanciliin yeil ve sulu kaba yem ihtiyacini gidermek ve yil boyu yeil yem zincirinin kurulmasini temin etmek için silaj yapimini tevik etmek, - Projenin uygulandii pilot köylerde hayvan irkinin islah edilerek, kültür irki hayvancilii tevik etmek, - Bu faaliyetlerle ilgili özendirici ve tevik edici girdileri temin etmek. 4. Projenin Karakteristikleri : Çayir mera Islahi, Yönetimi ve Amenajmani 1. Çayir meralarin tespit, tahdit, tescil ve tahsisi 2. Çayir mera islahi, yönetimi ve amenajmani 3. Yapay çayir mera tesisi Yem bitkileri Ot Üretimini gelitirme 1. Yonca ot üretimini gelitirme 2. Korunga ot üretimini gelitirme 3. Fi ot üretimini gelitirme 4. Macar fii ot üretimini gelitirme 5. Yem pancari üretimini gelitirme Yem Bitkileri Tohum Üretimini Gelitirme 1. Yonca tohum üretimini gelitirme 2. Korunga tohum üretimini gelitirme 3. Fi tohum üretimini gelitirme 4. Macar fii tohum üretimini gelitirme Sivat Yapimi Hayvancilik Faaliyetleri 1. Boa barinai yapimi 2. Damizlik boa alimi 3. Tabi ve suni tohumlama 4. Süt inei bakim ve beslemesi Silajlik Misir, Sorgum-Sudan Otu Üretimini Gelitirme ve Silaj Yapimini Yayginlatirma 1. Silajlik misir üretimini gelitirme 2. Sorgum-Sudan otu üretimini gelitirme 3. Silaj yapimi

173

5. Projede Belirlenen Hedefler : Faaliyetin Adi ÇAYIR MERA KÜLTÜRÜNÜ.GEL. Çayir Mera Tesisi Çayir Mera Islahi YEM BTKS EKL Yonca Ekilii Korunga Ekilii Fi Ekilii Macar Fii Ekilii HAYVANCILIK FAAL. Damizlik Boa Alimi Boa Barinai Yapimi (Adet) Süt nei Bak.ve Bes. Suni Tohumlama Tabi Tohumlama Sivat Yapimi ( Adet) SLAJ FAALYETLER Silaj Yapimi (Ton) Sorgum-Sudan Otu E. ( Ha) Silalik Misir Ekilii ( Ha) Yem Pancari Ekilii ( Ha) 6. Projenin 1991-1998 Gerçeklemeleri : Tablo 2. Çayir Mera Kültürünü Gelitirme Faaliyetleri ( Ha.)

I. 1991 TOPLAM 10.391 1992 6.917 1993 1994 1995 1996 1997 9.606 12.047 24.880 10.682 12.768 1998 TOPL. 6.188 93.479

Program 1991-2001 Ha. 3.000 100.000 Ha. 50.000 50.000 30.000 30.000 Ba 400 100 20.000 210.000 40.000 270 5.000.000 15.000 75.000 5.000

Tablo 3. Yem Bitkileri Ekilii Faaliyetleri (Ha.)

1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 TOP. 6.013 8.251 8.596 8.933 7.404 10.091 10.104 64.760 TOPLAM 5.368

Tablo 4. Hayvancilik Faaliyetleri Faaliyetler Damizlik Boa Alimi Boa Barinai Süt nei Bak.ve Bes. Suni Tohumlama. Tabi Tohumlama Sivat Yapimi

174

TOPLAM 349 63 13.839 193.537 90.866 540

Tablo 5. Silaj Yapimi (Milyon Ton)

1991 Silaj Yap. 1992 1993 1994 1995 1996 1997 0.5 1.5 1998 2 4.4 TOPLAM 8.4

Tablo 6.Tohumluk Alimlari (Ton) II. 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 TOPL AM TOPL 400 399 576 443 367 394 621 854 4.059 AM Tablo 7. Muhtelif Gübre Alimlari (Ton) 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 TOP. 120 54 123 254 1670 TOPL 508 227 283 101 AM Tablo 8. Alet makine alimi 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 TOP. TOPL 216 6 13 30 54 25 344 AM 7. Projenin Uygulama Esaslari Pilot Köylerin Seçimi ve Proje Çalimalari : Proje, projenin amaçlarini ve hedeflerini tüm köy halki ile benimseyebilecek, projede öngörülen çalimalari destekleyebilecek ve köy ekonomisi airlikli olarak hayvancilia dayanan seçilmi köylerde uygulanmaktadir. lin dier köylerinde de demonstrasyon ve yayim faaliyetleri yürütülmektedir. Eitim Çalimalari : Çiftçi eitim programlari hazirlanarak, eitim programinda özellikle silaj yapimi, meralarin kullanimi ile yem bitkileri üretim teknikleri gibi konulara airlik verilmitir. Bu amaçla Bakanlikça hazirlanan eitim programlarina konu uzmanlarinin katilimi da salanmaktadir. Bu çerçevede "Uygulamali Silaj Yapim Teknikleri" konusunda Austos 1996 da Bursa'da, Eylül 1996'da Samsun'da, Mart 1997'de Ankara'da, Nisan 1997'de zmir'de, Eylül 1997'de Kayseri'de Eylül 1998'de anliurfa'da Teknik Elemanlarin eitimleri salanmitir. "Mera Islahi, Yönetimi ve Amenajman Teknikleri" konusunda da, Mayis 1997'de Çanakkale ve zmir'de, Temmuz 1997'de Ankara'da eitimler verilmitir. Girdilerin Temini : Yem bitkileri ekililerinde tohumluklarin %50 proje ödenei, %50 çiftçi katilimi ile temin edilmektedir. Gübre temini çiftçi tarafindan yapilmaktadir. Mera faaliyetlerinin tamami proje ödeneinden, alet makine ihtiyaçlari ve damizlik boa yine proje ödenekleriyle merkezden temin edilmektedir. Uygulama Esaslari : l seviyesinde projenin yönetiminden Bakanlik l Müdürleri sorumludur. Bundan baka projenin l Koordinatörü bulunmaktadir. Bu koordinatör de projenin yürütülmesinden direk

175

olarak sorumludur. llerde çiftçi tespiti ve tohumluk daitimina kadar tüm uygulamalar bizzat teknik elemanlarca yürütülmektedir. Yapilan faaliyetler talimatta belirtilen izleme deerlendirme raporlari ile Bakanlia bildirilmektedir. Silaj Yapiminin Yayginlatirilmasi Çalimalari: Hayvancilikta istenilen verimlilik ve karliliin temin edilmesi ile meralarin zamansiz ve airi otlatma sonucu bozulmalarini önlemenin en etkili yolu silaj yapiminin yayginlatirilmasi ve ülkemiz ekolojisine uygun silaj yapim tekniinin gelitirilmesidir. Bu amaçla Bakanliimizca hazirlanan programlar ile, gerek teknik eleman, gerekse çiftçi bazinda eitim ve yayim faaliyetleri youn bir ekilde devam etmektedir. Silaj Yapim Envanteri Silaj hayvancilik sektöründe vazgeçilmez alternatif yem kaynaklarinin bainda gelmektedir. Tüm dünyada hayvancilikta ileri giden ülkelerde üretilen yeil yemin büyük bir kismi silaj yapilarak saklanmaktadir. Ülkemizde de Bakanliimizca yapilan olumlu ve etkin bir çalima sonucunda yayginlama eilimi göstermektedir. Ülkemizde yapilan silajin çeidi, miktari öve dailimi ile silaj makinasi sayisini belirlemek amaciyla Bakanliimizca ülkemizde ilk kez 1994 yilinda Silaj Envanteri gerçekletirilmitir. Envanter sonuçlarina göre etkin bir çalima ile dört yil gibi bir kisa sürede tüm illerimizde silaj yapilir hale gelinmitir. Tablo 9. Silaj Makinesi Alimi 1994 1997 1998 Çiftçi l l Müdürl. Elinde Müdürl. 1057 3829 1092 3828 4921

Silaj Makinesi GENEL TOPLAM

Çiftçi Çiftçi Elinde l Müdürl. Elinde 756 220 2771 976

Tablo 10. Proje Yatirim Tutarlarinin Yillara Göre Dailimi (Milyon TL) Yill 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 ar Progra 14.00 12.00 18.00 27.00 37.05 101.1 140.0 165.0 234.0 m 0 0 0 0 0 08 00 00 00 Harca 14.00 12.00 18.00 27.00 24.48 76.57 120.9 156.7 ma 0 0 0 0 1 7 98 50 Gerç 100 100 100 100 66 75 86 95 ek Ayrica 1999 yili içerisinde bedelinin %50 si Mera Fonundan karilanmak üzere 150 ton yonca, 60 ton korunga, 50 ton adi fi ve 100 ton macar fii satin alinarak projeli köylere daitilmitir. Projedeki kisitli bütçe imkanlarina ramen, tatmin edici olmasa da, oldukça faydali çalimalar gerçekletirilmitir. Bütçe imkanlarinin yetersizliine ramen çayir mera islahi ve yapay mera tesisi konularinda örnek çalimalar gerçekletirilmitir. Yem bitkileri ekililerinin ve de

176

özellikle silaj yapiminin yayginlatirilmasi konularinda oldukça baarili ve umut verici çalimalar yapilmitir. Her sene, illerdeki proje sorumlulari ve ilgili ube müdürlerinin katilimi ile Proje Deerlendirme Toplantilari düzenlenmektedir. Bu toplantilarda geçmi senedeki çalimalarin bir deerlendirmesi yapilmakta, karilailan sorunlar ve çözüm önerileri görüülmekte, yeni görü ve istekler varsa tartiilmaktadir. Böylece proje bizzat uygulayanlar tarafindan tetkik edilmekte, Bakanliimizca kontrol altinda tutulmakta ve projeden faydalanilabilirlik maksimum düzeye çikmaktadir. Mera Kanunu ile öngörülen çalimalarin yürütülmesi amaci ile, zaten 1991 yilindan bu yana kaba yem açiinin giderilmesi ve çayir meralarimizin islahini hedefleyen Çayir Mera Yem Bitkileri ve Hayvancilii Gelitirme Projesi, Mera Fonu'nun da bütçe imkanlarindan yola çikilarak, yeniden revize edilip, hedefleri yeniden düzenlenmitir. Proje hedefleri, 2001 yilinda sona erecek olmasina ramen, çalimalarinin yürütülmesinde gereklilik görülerek 2006 yilina kadar uzatilacai varsayilarak hesaplanmitir. Çalimalar geçmite olduu ekli ile devam edecektir. Yalniz öncelikle Mera Kanunu ve Yönetmeliklerinde belirtildii üzere mera, yaylak ve kilaklarin tespit, tahdit, tescil ve tahsis ilemleri gerçekletirilecektir. Uygulamalar, yayinlanan Uygulama Talimatlari çerçevesinde yürütülecektir. Söz konusu talimatta yapilacak bütün çalimalar ayrintili bir ekilde yer almaktadir. Tespit, tahdit, tescil ve tahsis ilemlerinin tamamlanmasiyla birlikte, mera, yaylak ve kilaklarin durumuna göre islahlari, belirlenecek bir otlatma amenajmani ile beraber, belirli bir program dahilinde yürütülecektir. Meralarin durumuna göre çeitli mera islahi yöntemleri uygulanacaktir. Meralarin belirli bir otlatma amenajmanina girmesiyle birlikte, erken ve geç dönemlerdeki mera otlatmalarinin engellenmesinden doan açik; yem bitkisi ekililerinin artirilmasi ve silaj yapimi ile ortadan kaldirilacak, böylece hem hayvancilikta gerekli olan yeil ve sulu yem ihtiyaci yil boyu salanacak, hem de meralardaki airi ve zamansiz otlatma ortadan kalktii için meralarda çok önemli iyilemeler görülecektir.

177

TARIMSAL ÜRETMDE BLG AKII Doç.Dr. .Cokun CEYLAN Hacer ÇELK Ankara Üniversitesi 1.GR Bilgi ve Bilgi Çai kavramlari 21. Yüzyilda yükselen deerlerin bir ifadesidir. Hizla gelien teknolojiler ve elde edilen bu teknolojilere ait bilgilerin yayilmasini kolaylatiran iletiim alanindaki ilerlemeler, bilginin üretimi ve transferinden daha çok kullanilmasinin önem kazanmasina neden olmutur. Dünyanin herhangi bir yerinde üretilen yeni bir teknolojiye ait bir bilginin çok kisa sürede kullanicilarin hizmetine sunulmasi ve kullanicilarin bu bilgiyi uygulamaya aktararak ekonomik ve sosyal yararlar salamalari mümkündür. Tarim sektörü açisindan da ayni süreç ilemektedir. Ancak çiftçilerin bilgi kaynaklarina ulama ve elde etmi olduklari yeni teknolojilere ait bilgileri kendi üretim süreçlerine aktarabilme olanaklari göreceli olarak sinirli olduundan bu alanda destek hizmetlere gereksinim duyulmaktadir. Çiftçilerin bu gereksinimlerinin karilanmasindaki en etkin rol oynayan hizmet tarimsal yayim hizmetidir. Tarimsal Yayimin temel ilevi, bilgi kaynaklari (aratirma) ile çiftçi arasinda etkin bir köprü oluturmaktir. Yeni teknolojilere ait bilgilerin çiftçilere iletilmesi ve çiftçilerin de bu bilgileri kendi yaam pratiklerine aktarabilmeleri için gerekli destei salamaya çalian tarimsal yayim, dier yandan da, çiftçilerin üretim koullari ve sorunlari konularinda çiftçilerden elde ettikleri verileri aratirma kurulularina aktararak iki yönlü bir iletiim ilevini yerine getirir. Türkiye'de deien ekonomik ve sosyal koullara parelel olarak tarimsal yayim alaninda hizmet veren kurulularin sayilarinda bir arti ve hizmet alanlarinda bir farklilama gözlenmektedir. Çiftçilerin bilgi kaynaklarinda da bir arti anlamina gelen bu gelimeler iiinda tarimsal üretimde ve hayvansal üretim faaliyeti özelinde çiftçilerin bilgi kaynaklari ve bu kaynaklardan çiftçilere doru olan bilgi akiinin özellikleri bu bildiride irdelenecek olan konulardir. 2. TARIMSAL BLG SSTEM Tarimsal bilgi sistemi kavrami, tarimsal yeniliklerin ortaya çikmasi ve yayilmasinda rol alan unsurlarin aralarindaki karilikli etkileimi temel alan bir kavramdir. Tarimsal yenilikler, bu unsurlar arasindaki karilikli etkileimin bir sonucu olarak ortaya çikmaktadir. Yeniliklerin ortaya çikmasinda rol oynayan unsurlarin ise artirma, yayim ve çiftçi eklinde tanimlanmasi, bu üç kavram diinda kalan ve birbirini destekleyen ilikilerin varliini ihmal etmek anlamina gelmektedir. (Rölling and Jiggins 1998) Tarimsal bilgi sitemini oluturan unsurlar; çiftçiler, çiftçi örgütleri, aratirmacilar, tarim eiticileri, politikacilar, girdi salayanlar ve toplayicilar vb dir. Bu sistemde, bu gruplarin uygulamalari, görevleri arasindaki benzerlikler ve farkliliklar, ilikileri ve karilikli bilgi aliverileri gibi faaliyetler dikkate alinir. Sistem içinde yer alan unsurlar arasindaki ilikiler yumainin incelenmesi onlarin sinerjilerinin ve yenilik performanslarinin arttirilmasini salar.

178

ekil 1. Tarimsal Bilgi Aki Sistemi Bilimsel Nitelikteki Bilgilerin Üretimi ve Çiftçi Sorunlarinin Çözümü çin Denenmesi Yeni Teknolojilerin Çiftçiye, Çiftçi Sorunlarinin da Aratirmaya letimi Çiftçiye letilen Yeni Teknolojilerin Yayilmasi ve Benimsenmesi

Tarim Politikalari Teknik Donanim Aratirma Alt Sistemi

Kullanilan Yayim Yöntemi

Teknik Donanim

letiim Davranilari

Yayim Alt Sistemi Mali Kaynaklar

Nitelikli Aratirici Sayisi

Çiftçi Alt Sistemi

Mali Kaynaklar

Yayim Kurulularinin Organizasyonu, Yapisi

Yayim Elemanlarinin Sayisi ve Nitelii

Sosyo-ekonomik nitelikler (ya, gelir, eitim düzeyi v.b)

Deer Yargilari (Sosyo-kültürel etmenler )

Sinerji kavrami, birkaç unsurun ibirlii sonucu yaratilan katma deerdir. Elde edilen katma deer, her bir unsurun tek baina saladii katma deerlerin toplamindan daha yüksektir. En çok bilinen en eski bilgi sitemi, teknoloji airlikli olarak ileyen sistemdir. Bu sistem günümüzde de önemini korumaktadir. Halen Türkiye'de de uygulanmakta olan Eitim ve Ziyaret Sistemi gibi tamamen teknoloji transferine airlik veren sistemler özellikle gelimekte olan ülkelerde kullanilmaktadir. Ancak, Türkiye gibi gelimekte olan ülkelerde tarimsal üretimde ortaya çikan yapisal deiiklikler ve yeni yapilanma içerisinde yaniden ekillenen tarimsal bilgi sistemi, salt teknoloji transferine dayali sistemlerin yeniden ele alinmasi gereini dourmaktadir. 3. TÜRKYE'DE TARIMSAL YAYIM SSTEM 3.1 Kamu Yayimi Tarimsal yayim sistemi, tarimsal yayim hizmetinin verilmesi sürecinde rol alan tüm kamu ve özel sektör kurulularindan olumaktadir. Kamu sektörü Türkiye'de bu alandaki en airlikli sektördür. Kamu sektöründe Tarim ve Köyileri Bakanlii, tarimsal yayimda teknoloji transferi airlikli bir yaklaimla Eitim ve Ziyaret Sistemini benimsemitir. Eitim ve Ziyaret sistemi, herne

179

kadar aratirma ile yayim örgütleri arasinda daha yakin ibirliine olanak salamakta ise de, yukarida aaiya bir yaklaimla, uzmanlar tarafindan uygun görülen mesajlarin (bilgilerin) çiftçilere iletilmesi eklinde ilemektedir. Bu sistemde yayim hizmeti ön plana çikarilarak belirlenen tarimsal üretim hedeflerine salt bilgi aktarimi yoluyla ulailabilecei düünülmütür. Ancak aratirma bulgulari, çiftçilere iletilen yeni teknolojilere ait mesajlarin etkin bir biçimde çiftçi davranilarina yansitilabilmesinin yayim hizmetinin dier destek hizmetler (kredilendirme, girdi temini, pazarlama olanaklari vb) ile birlikte ele alinmasi halinde olasi olduunu göstermektedir. Çiftçiler açisindan, yeni teknolojilerin üretim sürecine olan katkisinin deerlendirilmesinde üretim miktarindaki fiziki artilar yeni teknolojilerin temel belirleyicisi deildir. Çiftçiler, yenilik yönündeki mesajlar ile kari kariya kaldiklarinda, bu yeni teknolojiyi uygulamanin ekonomik yönü ile birlikte düünmekte ve yayim elemanlarindan "yeniliin fizibilitesinin yapildiktan sonra" yayim önerilerinin getirilmesini talep etmektedirler. Bu talebin ardinda yatan genel eilim ise; yeni teknolojinin maliyeti ve bu maliyete karilik olarak elde edilecek üretim aritii ile salanacak gelirin tahmin edilmesidir. Bilindii gibi pazar ekonomisi koullarinda elde edilen üretim miktarindaki her arti, gelir de de ayni düzeyde bir arti anlamini taimamaktadir. Büyük ölçüde yayim eitimi faaliyetinin diindaki faktörlerin etkili olduu pazar hareketleri karisinda salt yeni teknolojilere dayali önlemler yetersiz kalmaktadir. 3.2 Özel Yayim Pazar ekonomisi koullarinin tarimsal üretim üzerindeki en önemli etkilerinden biri "çeit artii" dir. Çeit artii iki boyutlu olarak ortaya çikmaktadir. Pazar ekonomisi koullarinin benimsenmesi, özelletirme, uluslararasi birlemeler, tarimsal sanayi yatirimlarinin artmasi ve bu alanda yaanan rekabet; çiftçiler ile firmalar arasinda yakin ibirliini zorunlu kilmaktadir. Dikey entegrasyon olarak da adlandirilabilecek bu ibirlii sürecinde çiftçilerin bilgi kaynaklari hem mutlak olarak hem de nitelik olarak artmaktadir. Tarimsal ürünleri hammadde olarak kullanan gida sanayi kurulularinin veya tarimsal girdileri üreten kurulularin sayilarinin artmasi ve aralarinda yaanan rekabet, çiftçi açisindan bilgi kaynaklarinda bir çeitlilik anlamini taimaktadir. Çiftçi ayni konuda birden fazla kaynaktan benzer nitelikli mesajlara maruz kalmaktadir. Çeitliliin dier yönü ise; pazarda tüketici tercihleri dorultusunda oluan ve gida sanayi firmalari araciliiyla çiftçiye yansiyan ürün çetiliindeki artitir. Gida sanayi firmalarinin rekabette avantaj salayabilmek için ürün farklilamasina gitmeleri doal olarak bu ürünlerde kullanilan tarim ürünlerine olan talebi de etkilemektedir. Örnein konserve ve hazir gida sanayinde gereksinim duyulan ya meyve ve sebzenin özellikleri, taze tüketilen ürünlerden oldukça farklidir. Buradaki çeitlilik, esas itibariyle ürün gruplarinda deil; örnein domates yerine, domates salçasi, konserve ve doranmi domates

180

veya domates suyu gibi ürünler için uygulanan çeitler yetitirilmesi gibi, ayni ürünün alt gruplarinda bir çeitlilik olarak ortaya çikmaktadir. Ürün çeitliliinde gözlenen bu arti karisinda, çiftçilerin ürün bazinda daha uzmanlami yayim önerilerine gereksinimleri artmaktadir. Bu gereksinimin karilanmasinda izelenen yöntem ise, tamamen kamu diinda, ilgili firmalar ile çiftçi arasinda kurulan ikili ilikiler ile giderilmeye çaliilmaktadir. Firma ile çiftçi arasinda bu ilikinin salanmasi ise Sözlemeli Tarim uygulamasi ile mümkün olmaktadir. Türkiye'de tarima dayali sanayi yatirimlari arttikça yukarida sözü edilen gerekçelerle sözlemeli tarim modeli de giderek yayginlamaktadir. Sözlemeli tarim uygulamasi çereçevesinde düzenlenen sözlemelerin önemli bir bölümü, çiftçilerin üretim süreci boyunca uymalari gereken kurallara ayrilmitir. Bu sözlemeler ile çiftçiler, üretim süreci boyunca kullanilacak olan üretim yöntem ve teknolojileri konularinda firma elemanlarinin "talimatlarina" uyma taahüdünde bulunmaktadirlar. (Ceylan 1998) Sözlemeli tarim, özel sektöre özgü bir uygulama olarak görülmekte ise de, özel sektör firmalari diinda gerek kooperatifler ve gerekse gönüllü kurulular tarafindan oldukça sik kullanilan bir yöntemdir. Gönüllü kurulular, kullandiklari yayim yöntemlerini daha çok katilimci yaklaim prensiplerini gözönünde tuturak belirlemelerine ramen, özellikle TKV'nin yürüttüü çiftçi eitimine yönelik faaliyetlerde, bu yöntemleri sözlemeli tarim emsiyesi altinda kullanmayi tercih ettii görülmektedir. Özel yayimin yürütücüleri arasinda sayilabilecek bir dier grup ise özel danimanlik hizmeti veren kii veya kurululardir. Tarimsal sanayi kurululari yayim hizmetini bir destek hizmet olarak ele alirken özel danimanlarin ana faaliyet konulari yayim hizmetidir. Ücret karilii bir hizmet verilmesi nedeniyle yayim hizmetinin verilmesi sirasinda yayim elemanlari daha çok orta ve büyük iletme grubuna giren tarim iletmelerindeki çiftçilere yönelik olarak hizmetlerini sunarlar. Çiftçi açisindan ise teknik danimanlik hizmeti verenler arasinda yaanan rekabetten yararlanarak, kendisine en yüksek faydayi en düük maliyetle salayabilecek yayim elemanini kendisinin seçmesi sözkonusudur. (Talu 1999) 3.3 Çiftçi Örgütleri Türkiye'de çiftçi örgütleri tarafindan yürütülen yayim faaliyetleri hiçbir zaman arzulanan düzeyde gerçeklememitir. Kukusuz, bu sonucun alinmasinda etkili olan (örgütlenme düzeyinin yetersizlii, örgütlerin etkinliklerinin sinirli kalmasi ve devlet müdahalesi gibi) pek çok unsur bulunmaktadir. Gelimi ülkelerde çiftçi örgütleri, tarimin pek çok alaninda olduu gibi yayim hizmetlerinin yürütülmesinde de en etkili örgütlenmelerdir. Buna karin, Türkiye'de ise tarimsal yayim hizmetinin yürütücüleri arasinda kamunun airlii her zaman en üst düzeyde olmutur.

181

Türkiye'de 1980'li yillarda kamu tarafindan verilen yayim hizmetlerinin finansmaninda yaanan sorunlar karisinda üretilen çözüm alternatiflerden birisi de çiftçi örgütlerinin bu alandaki faaliyetlerinin desteklenmesidir. Bu yöndeki giriimlerden ilki 1986 yilinda, Türkiye Ziraat Odalari Birlii (TZOB) ve Alman Tarim Birlii'nin ortaklaa Tekirda ilinde balatmi olduklari "Önder Çiftçi Projesi (ÖÇP)" dir. Projenin hedefi; ortaklaa ve kendi sorumluluklari içinde, çiftçilerin kendi kendine yetecek ekilde gelimelerini salamak amaciyla bir organizasyon modelinin yaratilmasi ve bu modelin denenmesidir. Bu proje ile ortaya konulan yayim modelinin esasi ise; çiftçilerin tarimsal faaliyet ile ilgili sorunlarini kendi sorumluluklari altinda ele alip, bunlari çözmeyi ve gelir düzeylerini yükseltmeyi kendilerinin örenmeleridir.(TZOB 1997) ÖÇP, çiftçi örgütleri tarafindan yürütülen yayim faaliyetleri açisindan yararli bir giriim olarak deerlendirilebilir. Ancak ülke çapinda yayginlatirilmasi konusunda ayni iyimserlii sürdürmek mümkün görülmemektedir. ÖÇP, uygulanan tarimsal yayim yaklaimi olarak olumlu bir giriim olmakla birlikte; baarili bir uygulama için öncelikle, çiftçi örgütlerinin, örgütlenme, finansman ve demokratik yönetim gibi sorunlarinin ailmasi, gerekmektedir. Türkiye'de TZOB diinda yaygin çiftçi örgütlenmelerinden bir dieri Tarim Kooperatifleridir. Ülkemizde Tarim Kredi ve Tarim Sati Kooperatifleri faaliyetlerinde belirli ürünlerle ilgili teknik konularda ortaklarina danimanlik hizmeti vermek veya tarimsal girdi salayan özel firmalar gibi kredili satilan girdiler konusunda destek olmak gibi amaçlari ön planda tutmaktadirlar. Dier yandan Tarim Kredi Kooperatiflerinin girdi temini konusunda salami olduu avantajlar ve Tarim Sati Kooperatiflerinin de özellikle devlet tarafindan yapilan alimlardaki aracilik rolü, bu kooperatiflerin çiftçi eitimi konusundaki faaliyetlerinin geri planda kalmasina yol açmaktadir. Sulama amaçli kooperatifler ve birlikler ise esas olarak sulama suyu ve tesislerinin yönetimi amaciyla kurulmu olan örgütlenmelerdir. Ancak bu örgütlerde, çiftçilerin sulu tarim konusunda teknik bilgi düzeylerini yükseltmeye yönelik danimanlik hizmetlerinin de verilmesi konusunda giderek güçlenen bir eilim bulunmaktadir. (TZOB 1997) Malkara örnei ile gündeme gelen Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ise ilk aamada kooperatif tipi bir örgütlenmeye benzemekte ise de çiftçi yararina çalian ancak üyeleri çiftçi olmayan bir örgütlenme biçimidir. Yapilan aratirmalar sonucu, Malkara örneinde salanan geliimin büyük ölçüde kaymakamin önderliinde salandiini göstermektedir. Demokratik olmayan örgütlenme yapisi içinde bu tür örgütlerin faaliyetlerine çiftçi katiliminin oldukça düük düzeyde kalmasi beklenebilir.(nan ve Kumkale 1996) 4. TÜRKYE HAYVANCILIINDA BLG AKII Tarimsal üretim faaliyetin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyeti olmak üzere iki temel üretim faaliyetini içermektedir. Bitkisel üretim faaliyeti ile birlikte yürütülen hayvansal üretim faaliyeti, iletmelerin rantabl çaliabilmeleri açisindan büyük önem tair. Hayvansal üretim faaliyeti bitkisel üretimle elde edilen bazi ürünlerin daha iyi deerlendirilmesine, igücünün dengeli olarak kullanilmasina, iletmedeki gelir riskinin azalmasina ve iletmedeki nakit

182

gereksiniminin devamli olarak karilanabilmesine katkida bulunmaktadir. Dier yandan, gerek uzmanlami hayvancilik iletmeleri, gerekse bitkisel üretimle birlikte yürütülen hayvancilik, yilin her ayinda istihdam olanai salayan bir üretim faaliyetidir. Hayvansal üretimde gelimekte olan ülkelerin ortak açmazi, bilgiye ve teknolojik kazanimlara ulaamamak deil, bunlari yaama aktaracak altyapiyi oluturamamaktir. Çiftçiler etkin hayvan yetitirme planlari yapamadiklari için arzuladiklari çada üretim düzeylerini yakalayamamilardir.(Karaca vd 1997) Dier yandan, hayvancilia baki açisi ve beklentiler önemli ölçüde deimektedir. Hayvansal üretimde, genetik kaynaklarin korunmasi, hayvan davranilari ve doal üretim altyapisi, üretim sistemleri içinde öne çikan deerler olarak kabul edilebilir. Hayvanlarin biyolojilerine, özellikle verimlerin fizyolojisi ve genetiine ilikin bilgilerin büyük bir ivme ile gelimesi teorik anlamda adeta verimlerin islahini sorun olmaktan çikarmitir. (Karaca vd 1997) Yaanan bu hizli geliime parelel olarak hayvansal üretim sürecinde giderek bir uzmanlama gereksinimi ortaya çikmitir. Hayvansal üretimde hangi ürünler elde edilirse edilsin, öncelikle hayvanlarin bakim ve beslenme koullari konusunda yeterli bilgi edinilmi olmasi gerekmektedir. Bu aamada, kullanilan hayvanlarin gereksinim duyduklari özel koullarin salanmasi ancak bu alanda özel bilgilere sahip olunmasi ile olasidir. Benzer ekilde elde, edilen üretimin gerek miktar ve gerekse kalite yönünden arzulanan niteliklere sahip olmasi için de ayri ve özel koullarin salanmasi gerekir. Hayvansal üretim sürecinin baindan sonuna dek gereksinim duyulan bu tür uzmanlik bilgilerinin elde edilebilecei kaynaklar ise oldukça sinirlidir. Türkiye'de hayvansal üretim sürecinde çiftçilerin bavurduklari veya hizmetlerinden yararlandiklari bilgi kaynaklarinin sayisi oldukça sinirlidir. Bilgi gereksinmeleri Türkiye'deki bilgi aki sistemi içinde karilanmaktadir. Bu sistem içinde, hayvansal üretim faaliyeti sirasinda gereksinim duyulan bilginin uzmanlik derecesi arttikça hizmetlerinden yararlanilabilecek kurulu sayisi da azalmaktadir. Yüksek teknoloji ve bali olarak bilgi ve deneyim gerektiren hayvansal üretim faaliyetlerine çiftçiler ancak yakin çevrelerinden bu tür elde edebilecek olanaklara sahip bulunduklarinda balayabilmektedirler. Bu tür faaliyetlerin sürdürülebilirlii aamasinda öne çikan belirleyici gösterge ise üretim faaliyeti sonucu elde edilen gelir olmaktadir. Türkiye'de özellikle sözlemeli tarim uygulamasinin hayvansal üretim sürecinde yaygin olarak kullanilmasinin temel gerekçelerinden birisi de çiftçilerin sözkonusu alanlardaki gereksinimlerinin bu uygulama ile karilaniyor olmasidir. Çiftçilerin gereksinim duyduklari teknik bilginin firma elemanlari tarafindan çiftçilere iletilmesinin yanisira, girdi temini ve alim garantisi gibi özellikler bu uygulamanin cazip yönlerini oluturmaktadir. imdiye kadar yapilan pek çok deneysel aratirmanin sonucuna göre, çiftçilerin bilgi kaynaklari açisindan karilailan bu yapiya karin, elde edilen bilginin üretim sürecine

183

aktarilmasinda farkli bir eilim sözkonusudur. Çeitli bilgi kaynaklarindan elde edilen teknik bilginin ilke kez iletmede uygulanmasi aamasinda çiftçilerin sahip olduklari deneyim ve dier çiftçilerin uygulamalari ve önerileri airlik kazanmaktadir. Herne kadar bilgi kaynaklari arasinda da "dier çiftçi" unsuru yer almakta ise de uygulama aamasinda dier çiftçi faktörünün airlii artmaktadir. Bu sonucun istisnasi sözlemeli tarim uygulamasidir. Firma ile üreticiler arasinda yapilan sözlemelerin en önemli bölümü çiftçilerin yerine getirmeleri gereken yükümlülükler bölümüdür. Genellikle sözlemelerin bu bölümünde "firma elemanlarinin verecei talimatlari yerine getirmek" ifadesi yer aldiindan elde edilen bilginin üretim sürecine aktarilmasi aamasinda en etkin faktör firma elemanlari olmaktadir. Firma elemanlari tarafindan, sözlemeli üretim yapan çiftçilere, kendileri için uygun bilgiyi içerdii varsayilarak iletilen mesajlar çiftçiler tarafindan tekrar deerlendirilmektedir. Kendilerine iletilen teknolojik bilgilerin, kendilerinin veya dier çiftçilerin deneyimleri ile uyumlu olmamasi halinde, çiftçiler elde ettikleri geliri kriter olarak almakta ve buna göre davranilarini yönlendirmektedir. Elde edilen gelirin yüksek olmasi; çiftçi önerilen uygulamayi benimsememi olsa bile, uygulamanin devami anlamini taimaktadir. Ancak bilgi kaynai ile çiftçi arasindaki bu görünüteki uyum çok kisa süreli olmakta ve bir alternatifin ortaya çikip çifçi tarafindan farkedilmesine kadar sürmektedir. Çiftçi katiliminin salandii, çiftçi sorunlarini temel alan bir yaklaimin bulunmamasi, çiftçilerin firma ile uzun süreli bir ilikiye girmekten alikoymaktadir. KAYNAKLAR CEYLAN. .C. (1998) Sözlemeli Tarimda Yayim Eitimi ve Çiftçi Katilimi, Türkiye Ziraat Odalari Birlii, ISBN 975-94500-1-1, Ankara. NAN, . H. KUMKALE, . (1996) "A New Organization Model For The Agricultural Malkara County Union For Suplying Services to Villages", Milletlerarasi Türk Kooperatifçilik Kongresi, 6-9 Kasim 1996 Ankara, Türk Kooperatifçilik Kurumu Yayin No 87 (Editör M.Aslan), Ankara. KARACA, O. ALTIN, T. CEMAL, . (1997) " Hayvansal Üretimde Yükselen Deerler ve Türkiye Hayvanciliinin ansi", Hayvancilikta Örgütlenme Sorunlari Sempozyumu, 27-28 Kasim 1997/zmir, s: 21-24, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, zmir. RÖLNG, N,G. and JIGGINS, J. (1998) " The Ecological Knowledge System", Facilitating Sustainable Agriculture, Edited by: N.G. Röllinge and M.A.E. Wagemakers, pp: 283-311, Cambridge University Press, UK. TALU, C. (1999) " The Role and Functions Of Extension within Agricultural Knowledge and Information System", Science and Research Policy in Turkish Agriculture, Edited by: Ahmet Bayaner - Hayriye Bozkurt, Agricultural Economics Research Institute, pp: 129-140, Ankara. TZOB (1997) Zirai ve ktisadi Rapor !994-1996, Türkiye Ziraat Odalari Birlii, Ankara.

184

185

Hasan KAYA MHP Konya Milletvekili Sayin bakanim, deerli milletvekillerim, deerli hocalarim, TEMA vakfinin deerli bakan yardimcisi ve deerli katilimcilar, hepinizi sevgi ve saygilarimla selamliyorum. Tarim hepimizin bildii gibi insanolu var oldukça var olacaktir. nsanlarin beslenmesinden giyinmesine kadar bütün ihtiyaçlari tarimdan salanirken ayni zamanda sanayi sektörüne hammadde salanmakta ve ihracata katkida bulunmakatadir. Ayni zamanda Türkiye'de tarim sanayi ve hizmet sektörünün çok büyük bir alicisi olmasi açisindan da son derece önemlidir. Çünkü Türkiye'nin gerikalmiliinin e ve kii baina düen gelirin azliinin sebebi de tarimda özellikle de hayvancilikta köklü politikalar uygulanmayiidir. Makro düzeyde politiklar uygulanmami, her gelen bakan, her gelen hükümet kendine göre politiklar uygulami ve öyle bir noktaya gelinmitir ki tarim tikanmi, tarima 4-6 katirilyon kaynak aktarilirken hiçbir köylümüzün refah seviyesi yükselmemi, hiçbir köylümüz mutlu olmamitir. Gelir düzeyi yükseek bir köylü görülmeyiinin sebebi tamamen uygulanan politikalardaki istikrarsizliklardan kaynaklanmaktadir. Devlet bütçesinden görev zarari olarak giden 837 triyon paranin findia, pancara, tütüne giderken yemde, soyada bitkisel yalarda açiimizin olmasi bu yanli politikalara gösterilecek örnekler arasindadir. Destekleme politikalarinin dengesizlii yanisira ithalat da bilinçsiz bir ekilde devam etmitir. Herzaman kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olduumuz söylenmesine ramen bu yanli politikalardan dolayi hiç bir zaman kendi kendine yeten bir ülke durumuna gelinmemi ülke hereyi ithal eder duruma gelmitir. Ayni zamanda tarimla uraan % 40 nüfusun hiçbir zaman refah düzeyi hiçbir zaman yükselmemitir. Bütün bunlara bali olarak kalkinmanin mutlaka köyden balamasi kaçinilmaz bir durumdur. Bu yapilmadii sürece Türkiye ekonomisini kurtarmak mümkün olmayacaktir. Tarimla uraan % 50 nüfus yeterli gelir düzeyine sahip olmadikça dier tarimsal ürünlere ve sanayi ürünlerine de talebi düük olacaktir. Bugün tekstil sanayide dünya ile yariir durumda iken fabrikalarimizin çounun kapanmasinin sebebi bu fabrikalarin ihracata yönelik olarak kurulmu olup iç talebin fazla olmayiidir. Bunun için kalkinma köyden balayacak, kirsal kesimin refahi yükseltilecek ve akilci politikalar uygulanacaktir. Bu konuda yapilacak en önem ey ise insan yetitirilmesi insana yatirim yapilmasidir. Zirarat mühendisi tarlaya, veteriner ahira gitmedii sürece köylüye modern tarim öretip, geleneksel tarimdan kurtulamayiz. Gelimi ülkelerde hayvanciliin tarim içerisindeki payi % 60 iken bizde % 20 civarindadir. Yine gelimi ülkelerde ortalama iletme genilii 30-35 dekar iken Türkiye'de 5 dekar civarindadir. 11 milyon siir, 25 milyon koyun ve 7 milyon keçi varlii % 50'si tarimla uraan bu nüfus için yeterli olmayip, yapilan damizlik düve ithalatlarina ramen istenilen düzeye gelinememitir. Bunun yani sira lop et, süttozu çeitli et ve et mamülleri için gümrük kapilarinin açilmasi ile üreticimizin ürünü para etmez hale gelmitir. Bugün sütün kilosu 100-130 bin TL iken yemin kilosu 80 bin TL dir. Bu ekilde karli bir hayvancilik yapilmasi beklenmemektedir. Karli bir hayvancilik için her iletmeye üç tane

186

damizlik hayvan verilmeli ve bu üreticilerin ürünlerini deer fiyattan satacak plan ve programlar yapilmalidir. Bu amaçla tarimda yeniden yapilanma projesinde plansiz üretime son verilecek, nihai üretim kesinlikle desteklenecek, herkes istediini üretmeyecek, ürün parite sistemi oluturulacak, süt tevii 10 binden 15 bine yükselecek, çayir ve mer'a koruma kanunlari ilerlik kazanacak, hem hayvanciliin karli duruma getirilmesi için hem de erozyonu önlemek için yem bitkileri ekim alanlari gelitirilecek 13 milyon ton kaba yem açii kapatilmaya çaliilacaktir. Bütün bunlara ilaveten Avrupa'da olduu gibi yem bitkilerine ve hayvancilikta çok önemli bir konu olan suni tohumlamaya da tevik verilecektir. En önemli bir baka konu ise sözlemeli çiftçi modeline geçilmesi, üretici birlikleri ve ziraat odalari birlikleri yasalarinin çikarilmasidir. Tarimda köklü politikalar üreterek tarimsal nüfusun gelir seviyesinin yükseltilmesi dileiyle, saygilar sunuyorum.

187

Prof. Dr. Mehmet KOCABATMAZ DSP Milletvekili Sayin Bakan, deerli milletvekilleri, sempozyuma teblileri ile katilan çok deerli bilim adamlari, Tema Vakfinin deerli bakani ve çok kiymetli üreticiler, hepinizi saygiyla selamliyorum. Dünya 21. yüzyilda çok hizli bir deiim içine girmektedir. Yani baka bir söylemle Sovyetler Birlii'nin dailmasi ile askeri anlamda bloklarin önemini kaybetmesi, özellikle ekonomik alanda gerek Dou Avrupa ülkelerinin Pazar ekonomisini kurmak üzere yeniden yapilanma faaliyetlerini gerekse ABD karisinda Batida Avrupa Birlii, douda Japonya, Güney Kore, Güney Asya, Pasifikte tayvan, Filipinler, Endonezya, Tayland, Singapur, Hongong ve Çin gibi ülkelerin bölgede yeni ekonomik güç merkezi olmalarinin önem kazandii bir yüzyila girmekteyiz. Öyleyse ülkemizin bu hizli deiim içindeki konumu ne olmalidir? te bu deiimin sebep ve sonuçlarini iyi deerlendirmek, dier taraftan ulusal ve uluslararasi deneyimlerden yararlanmak suretiyle Türkiyenin geleceini belirlemek gerektiine inaniyoruz.Enformasyon veya bilgi çai olarak nitelendirdiimiz bu yüzyilda bile, dünyada açlik ve sefalet tüm iddetiyle devam edecek gibi görünüyor. nsan olu yeryüzünde var olduundan beri bir çok tehlikelerle, felaketlerle sitres faktörleri ile mücadele ederek bu güne geldi. Ülkemizde yakin tarihte meydana gelen depremde bile insanlar yaamak için, bir lokma ekmek için, bir bardak su için mücadeleler verdi. Bu felaketler, depremler, yanginlar, seller, dünyada kurulmu olan karteller, tröstler, ordular ve hatta atom bombasi bile insanlari ancak geçici bir süre igal ederken açlik denen felaket hala devam ediyor. nsanlar bu felaket karisinda çaresiz kaliyor ve bunun gölgesinde yaamaya mahkum ediliyor. Örnein 1960-80 arasi yillarda dünyada 30 milyon insan, 1985-90 arasi yillarda ise, 40 milyon insan açliktan ölmütür. Ülkemizde ise 40 bin çocuumuz yetersiz besleniyor. Dünyada insanlarin % 15'i airi beslenirken, % 10'u çok iyi, % 15'i orta derecede iyi, geriye kalanin ise % 50'si yetersiz besleniyor ve % 10'luk bir nüfus da açlikla kari kariya bulunmaktadir. nsanlik adin utanç verici bu tablo ile yaklaik 65 milyar insanla girilecek 21. yüzyilda dünyada uluslararasi kalici bir barii ve dostluu salamak sanirim güç olacaktir. Bildiiniz gibi gerek Bati'da gerekse Dou'da savalar devam etmekte, fabrikalar silah yapmakta, silah satii için yarimakta ve insanliin yüzkarasi olmaya devam etmektedir. Dier taraftan gelimi ülkeler 21. yüzyila endüstri, sanayi ötesi bilgi toplumu olarak girmeye hazirlanirken, bir taraftan tarimsal ve hayvansal üretimi akilci politikalarla destekleyip, ulusal üretimde istikrari salamakta, önemli bir disatimci ülke durumuna gelmektedir. Özellikle hayvansal ürünler gelecekte, gelimekte olan ülkelerle, az gelimi ülkelere kari politik ve ekonomik olarak bir silah olarak kullanilacaktir. Bu ülkelerde giderek bozulan gelir dailimi ve buna bali olarak sosyoekonomik dengelerin deimesi ve gelimelerin iii altinda; Türkiye, hem ulusal beslenmesini, hem de ulusal kalkinmasini istikrar içinde güvence altina almak için ekkonomik kaynaklarini rasyonel bir biçimde deerlendirmek ve ekonomik politika tedbirlerini süratle almalidir. Bu görevde bata T.C. devleti hükümetlerinin, biz politikacilarin ve hepimizin görevi olmalidir. Bu balamda kirsal kalkinmayi salamak için alinacak olan politika tedbirleri ile hayvancilik sektöründe mevcut potansiyelin harekete geçirilmesi gerekmektedir. Zira tüm

188

dünyada olduu gibi Türkiye'de de kirsal kalkinmanin tek lokomotifi hayvanciliktir. Çünkü dünyanin hiçbir gelimi ülkesinde hayvancilik gelimeden kirsal kalkinmayi baarmak mümkün olmamitir. Tarim ve hayvancilik kirsal yapiyi meydana getiren iki önemli sektördür. Ayni zamanda kirsal ekonomik yapiyi oluturan bu sektörleri meydana getiren iktisadi üniteler yani iletmelerin gerek iletme yapilari gerek üretim süreçleri, gerekse iletmelerin kurulu yeri itibariyle topraa ve doaya balidir. Öyleyse toprak çok büyük önem arz etmektedir.. hayvancilik bugün bati endüstrisinde hayvancilik endüstrisi ile ifadesini bulan sanayinin bizzat kendisi ve kirsal kalkinmanin da en önemli sektörüdür. Bu nedenle sosyo-ekonomik açidan bu kadar çok yönlü fonksiyonu üstlenmi baka bir sektörü ben düünemiyorum. Hayvancilik tüm dünyanin gemiinde sosyal ekonomik ve kültürel yönden çok önemlilik arz etmitir. Türkiye'de tarihsel süreç içerisinde 1920-50, 1950-60, 1960-80'li yillar arasinda ve 1980 sonrasi dönemde uygulanan politikalardaki aksakliklar ve yanliliklardan ders alinarak gelecek için daha salikli çözümler ortaya koymak zorundayiz. Ülkemizde bildiimiz gibi toplam nüfusun % 40'i geçimini tarim ve hayvanciliktan salamaktadir. Sivil igücünün % 45'i bu sektörde istihdam edilmektedir. Ancak GSMH'dan alinan pay 1980'den sonraki 17 yillik dönemde yariya kadar dümesi, bu konuda sürekli ve istikrarli politikalar alinmasini gerektirmektedir. Tarima ve özellikle hayvancilik sektörüne yönelik yanli politikalar çiftçiyi özellikle de hayvan yetitiricisini yoksullatirmi, köyden kente göç olgusunu hizlandirmitir. 1980'den sonra göçün hizlanmasinin en büyük sebebi köylünün kendini bile besleyememesinin doal bir sonucudur. Bu kesimin gelirindeki büyük düü bir yandan sanayiye olan talebi düürdüü için sanayilemeye de büyük darbe vurmutur. Özellikle hayvansal ürünlerin düürülmesinden daha kötüsü canli hayvan ve hayvansal ürünlerin di aliminin özendirilmesi tevik edilmesi olmutur. Son 2,5 yillik bir dönemde hayvansal ürünlerin di alimlari yavalatilmi, ya da canli hayvan alimina son verilmitir. Canli hayvan ithalatina da son verilecektir. Ancak yapilan çalimalar neticesinde belli bir süreç içerisinde damizlik hayvan ihtiyacimizin olabilecei kanaatindeyim. Yine alinan tedbirlerle son üç ay içerisinde Dou ve Güneydou Anadolu Bölgelerimizde canli hayvan girii de yasaklanmitir. Yakin zamana kadar gerek tarim gerek hayvansal ürünlerde kendi kendine yeten Türkiye bir kaç yil öncesinde malesef bu ürünlerde di alim yapan ülke konumuna düürülmütür. Bu kötü gidi mutlaka durdurulmalidir. Hedefimiz kalkinmayi köylüden balatmaktir. Köylü boaz tokluuna çalimaktan kurtarilip tasarruf edebilecek duruma gelecektir. Köylünün tasarruflari sanayilemenin de hiz kazanmasinda yardimci olacaktir. Özellikle hayvancilik sektöründe özellikle gerçek manada demokratik bir kooperatifleme hareketinin olumasi için gerekli destekleme balatilmitir. Kooperatif ve kooperatif birliklerine her türlü devlet kariimciliinin önlenmesi ve siyasi partilerin günlük politikalarina alet edilmemesi için siyaset dii ekonomik birim kimliine kavumasi için 17 ubat 1999'da balatilan tarimsal üretici birliklerinin gelitirilmesine yönelik projeler sürdürülmektedir. 2000 yili ilk aylarinda bitirilecek bu proje ile hazirlanmakta olan kanun tasari en kisa zamanda meclise getirilecektir. Köylüler ve çiftçiler modern tarim ve modern hayvancilik uygulamasi yoluyla gelirlerinde saladiklari artilardan bir bölümünü kendi kooperatiflerinin ortak fonlarinda biriktirmeye özendirilecek ve kooperatif üyelerinden baka birinin yönetimine kariamayacai ve ortak yatirim fonlari kooperatiflerin ortak makine parklari ile iletme ünitelerinin gelitirilmesi sanayi tesisleri kurulmasi, yada

189

kurulu olanlara itirak edilmesi için kullanilacaktir. Bu tür giriimler ayrica devlet tarafindan sürekli desteklenecektir. Söz konusu birliklerin istikrarli bir ekilde ilerlik kazanabilmesi için gerekli ve uygun görülen yörelerde köy-kent'ler kurulacaktir. Her köy için oluturulmakta güçlük çekilen ama köylünün kalkinmasi kirsal sanayinin oluturulmasi için zorunlu olan alt yapi ve hizmetler köylüye daha kisa sürede ve daha düük maliyetle sunulacaktir. Bazi kimseler köy- kent uygulamalari ile tüm çevre köylerin bir yerde toplanacaini zannederler. Bu kesinlikle doru deildir. Bizim hedefimiz çada bir yaam için gerekli olan altyapi hizmetlerini ve dolayisiyla uygarliin nimetlerini en kisa sürede köylüye sunabilmektir. Köylüler böylece daha kisa sürede topraktan ayrilmadan kentleme sürecine geçecektir. Hayvanciliin gelimesine yönelik bu gibi çalimalarin yanisira ülkemizin üçte birini kaplayan otlaklarin salikli bir yapiya kavuturulmasi, yem bitkilerinin rahatça üretilip kullanilmasina yönelik olarak en kisa zamanda gerekli yasal düzenlemeleri de gündeme getirmitir. Gerek tarim ürünleri gerekse hayvansal ürün çeitlerinin fiyatlandirilmalari ile ilgili devlet kurululari, kooperatifler ve dier çiftçi birlikleri tarafindan belirlenecek hatta taban fiyatlarin garanti altina alinmasi için tarim ürünleri canli hayvan ve hayvansal ürünler için borsalar kurulacaktir. Üretici ve yetitiricilerin üretim planlamasi dorultusunda iç ve di pazar istekleri dorultusunda hangi ürünün üretimine yöneleceklerini zamaninda belirlemeleri kolaylatirilacak. Üreticilerin, üretim ve yetitirme aamasinda desteklenmesine airlik verilecektir. Hükümetimiz kamunun aldii hayvansal ürün bedellerini gecikmeksizin ödeme gayreti içerisinde bulunacaktir. Olumsuz hava koullari ve hastaliklar sebebi ile zarara urayabilecek yetitiricilerimiz için sigorta sistemi mutlaka gündeme getirilecek ve uygulama yoluna gidilecektir. Köylüler kooperatifler veya kooperatif birlikleri aracilii ile dorudan di satima özendirilecek ve organizasyonlarinda pazar bulunmasinda kendilerine yardimci olunacaktir. Sözü edilen politikalarin ve yöntemlerin ilerlik kazanabilmesi için Tarim ve Köyileri Bakanlii tekilati'nin yeniden gözden geçirilmesi içi boaltilmi bu bakanliin çada bir bakanlik haline getirilmesi açisindan ve günümüzde bizlerinde hazirlanmasinda katkida bulunduumuz bazi kanun tasarilarindan baliklar vermek istiyorum. 1. Tarim Çevre Kanunu, 2. Tarim ve Hayvancilik Birlikleri Kanunu, 3. Tarimsal Garanti ve Yönverme Kurulu Kanunu, 4. Tarim Ürünleri ve Hayvan Sigortasi Kanunu, 5. Toprak Kanunu, 6. Hayvan Islahi Kanunu, 7. Döner Sermaye Kanunu. Tarimsal destekleme Fonu gibi fonlarin bir an önce çikarilmasi ve ilerlik kazandirilmasi için gayret sarfedilmektedir. Dünyadaki ve ülkemizdeki hayvanciliin durumunu ve gerekli gördüümüz politikalari böyle kisaca özetledikten sonra birazda mevcut sorunlar ve çözüm yollarina deinecek olursak.;

190

Cumhuriyetin ilanindan bu yana Türkiye'nin doal koullarinin hayvancilia uygun olduu ve hayvan varlii açisindan dünyanin önde gelen ülkelerinden biri olduu bir gerçektir. Fakat uygulamada istenilen sonuca ulailamamitir. Türkiye kirmizi et ve et mamülleri de dahil olmak üzere her türlü hayvansal ürünü özellikle 80 sonrasi ithal eder duruma getirmitir. Tabi ki, bu ithalatin ekonomik getirisi son derece sinirli bir kesimin elinde kaldii gibi tüketimi de halkimizin çouna yansitilmamitir. Bu yanli uygulamalara ramen Türkiye hayvan varlii yönünden hala dünyanin önde gelen ülkelerinden biridir. Toplam siir varliinin % 40'i islah edilmitir. Fakat büyük bir kismi islah edilmemitir. Düük verimli irklarla faaliyet sürdürüldüü için hayvan baina verim düüktür. Bu yüzden hemen kültür hayvancilii balatmak için gerekli uygulamalari balatmaliyiz.Bunun sonucu son 10 yilda siir varliinda % 27, koyun % 11, keçi % 38, manda varliinda ise % 60 lar düzeyinde erozyon demektir ve yapilan bütün çalimalara ramen karkas airliinda 160 kg inek baina süt 1600 kg'a ulamitir. Bu nedenledir ki sektörde artan talep karilanamamaktadir. AB ülkelerinde kii baina et tüketimi 70-80 kg iken ülkemizde beyaz etle birlikte 25 kg civarinda kalmitir. Dünyada önümüzdeki 100 yilda hayvansal ürünlerin gelimi ülkelerin tekelinde daha da stratejik bir konuma gelecei hepimiz tarafindan bilinmektedir. 1950'lerden beri planli dönemde dahil hayvancilik sektörü önemli düzeyde ihmale urami, 80 sonrasi kararlariyla beraber ekonominin acimasiz rekabet ortamina itilmitir. Ve Türkiye hayvanciliinin çöküe uradii dönemler olmutur. Yukarida ayrintilariyla ortaya koyulmaya çaliilan hayvancilik sektörü çok karmaik sorunlarla kari kariyadir. Bu sorunlari özetlersek, Türkiye'de bir kere hayvancilik politikasi gelitirilmemitir. Sahip olduu yaygin ve zengin potansiyel nedeni ile baimsiz bir sektör olan hayvancilik yillardan beri ilkeleri önceden belirlenmi ve deien koullara göre yenilenebilen çada bir politikaya kavuturulamamitir. Bunun nedeni hayvanciliin tarimin ayrilmaz bir parçasi olduu söylemidir. Fakat hayvancilik sektörü tarimin deil kirsal yapinin ayrilmaz bir parçasidir. Eer tarimin her girdi saladii sektör tarimin ayrilmaz bir parçasi olsaydi ihtisaslamadan ve çada bir ekonomiden bahsetmek mümkün deildi. Örnein sektörler arasinda mukayese yapilacak olursa hayvancilik sektöründe sermaye hasila oraninin dier sektörlere göre daha düük olduu görülür. Yani istihdam yaratma ve yatirim verimlilii açisindan en yüksek verimli sektör hayvanciliktir. Kirsal kalkinmayi baarmak için alinacak ekonomik tedbirlerle hayvancilik sektöründeki potansiyelin hemen harekete geçirilmesi gerekir. Hayvancilikta organizasyon yetersizlii sözkonusudur. Türkiye'de iletmelerin çounda bitkisel ve hayvansal üretim birlikte yapilmaktadir. Bu balamda girdi, çikti ya da kar/zarar hesabina dayali baimsiz iletmelerin sayisi yok denecek kadar azdir. Var olan az sayidaki iletmelerdeki hayvan sayisi da optimum düzeyde deildir. Bu nedenledir ki devletin kait üzerinde devretmi gördüü suni tohumlama ve koruyucu ailama bata olmak üzere tüm hayvan islahi ve hayvan salii hizmetlerinin elverili bölgelerde oluturulacak pilot uygulamalarla organize hayvancilik bölgeleri kurulup, bu çerçeve içerisinde veteriner hekimlerin kurduklari yada açtiklari hizmet irketlerine devredilmesidir. Yaklaik 10 yillik perspektif içerisinde ele alinacak bu kanunun yürütülmesi için veteriner hekim odalarinin ya da veteriner fakültelerinin temsilcilerinden oluan bir uzmanlik kurulu oluturulmalidir. Tarim ve Köyileri Bakanlii'nin bugünkü yapisi deitirilip, hayvan islahi ve hayvan salii hizmetlerinin balangiçta özellikle organize

191

hayvancilik modeli uygulanmayan bölgelerde yürütülmesi ve organize hayvancilik yapilan bölgelerde de denetlenmesi amaciyla veteriner ileri genel müdürlüünün mutlaka yeniden kurulmasi ve yapilandirilmasi gerekmektedir. Organize hayvancilik modeli uygulanmayan bölgelerde; devlet, o bölgenin koullarina uygun, dinamik, etkin, verimli ve mobil örgütlenmelere gitmelidir ve belirli bir süre bu ii sübvanse etmelidir. Yeniden kurulacak veteriner müdürlüü Türkiye'ye ithal edilecek her türlü hayvan, hayvansal ürün, yem, sperma, ai ve her türlü biyoloji katki maddeleri ile denetleme görevini de yürütmesi kaçinilmazdir. Tara örgütünde bölgelerde hatta bölge içerisinde farkli yörelere göre deien farkli mobil sistemler gelitirilmelidir. Bu sistemler kara ulaimi, uzak bölgelerde bilhassa kurak bölgelerde veya ki artlarinda hava ulaimi ile hizmet salamalidir. Köy-kent projelerinde merkezi köylerde veteriner hekim hizmetlerinin yapilabilmesi için ubelerin kurulmasi, bu yapilanma ile Türkiye'de hayvanciliin en önemli sorunu olan çada iletme anlayiinin oluturulabilmesi için hayvancilikta modern iletmelere dönüüm adi altinda Küçük ve Ortaboy Hayvancilik letmeleri (KOH) faaliyete geçirilmelidir. Bu modelin esasi demokratik halk kooperatiflerinde ve köy kent bünyelerinde özel üretim iletmeleri kurulmasidir. Özel üretim iletmeleri denince 50-100 balik süt üretim iletmeleri, 100-200 balik et üretim iletmeleri 100-150 balik damizlik iletmeleri akla gelmelidir. Ayrica elde edilen ürünün sistem içerisinde deerlendirilmesini salamak için süt ve et ürünleri iletmelerinin en azindan bir mandranin kurulmasi arttir. Öte yandan merkezi bir yem fabrikasi ile hayvan salii ve biyoteknoloji birimlerinin oluturulmasinda ilemlerin yürütülmesi açisindan gereklidir. Bu sistem nasil ileyecektir? Süt ürünleri iletmeleri sadece samal inek yetitirerek süt üretirler. Ürettikleri dii buzailari ise et üretim iletmelerine gönderirler. Damizlik üretim iletmeleri elde ettikleri buzailarindan uygun olanlarin damizlik düve yetitirmek üzere muhafaza etmelidirler. Aldiklari erkek buzailari uzun ve kisa dönem besiye alarak besi danasi ve et üretmelidirler ve yine süt iletmeleri zaman zaman çeitli nedenlerden dolayi iletmelerden çikardiklari hayvanlarin yerine satilik damizlik hayvanlardan alarak faaliyetlerini sürdüreceklerdir. te KOH'lerin en önemli gereksinimlerinden birisi ise kaliteli dii damizlik düve gereksinimidir. te bu amaçla Tarim ve Köyileri Bakanlii denetiminde tümüyle özel sektör tarafindan kurulan damizlik iletmeleri ile özel sektör ortaklii yada özellikle TGEM'lerin özel sektöre kiralanmasi yoluyla yurtdiindan damizlik ithaline belli bir süre izin verilmelidir. Sözü edilen bu iletmeler dünyanin en önemli siir spermalarina ithal etmesi ve kullanmasi salanmalidir. Bu program bilinçli bir ekilde uygulandiinda mevcut damizlik dii sayisi 6 yil içerisinde yaklaik iki katina ulaacaktir. Sonuç olarak hayvancilik emek youn bir sektördür. 365 gün çalimayi gerektirir. Geçmite tarim arazileri açilacak diye makinalamaya geçtiimizden beri bütün meralar mahvedilerek bugüne gelinmitir. 365 gün i demek olan hayvancilik Türkiye'nin hem ulusal beslenme, hem ulusal kalkinma hemde di satiminin artirilmasi sanayiye hammadde salanmasi bölgeler arasi dengeli ve istikrarli bir ekilde yapilmasi kirsal alanda gizli isizliin azaltilmasi sanayi ve hizmetler sektöründe yeni istihdam olanaklarinin yaratilmasi ve kalkinma finansmaninin özkaynakalara dayandirilmasi bakimindan önemli bir potansiyele sahiptir.Bu potansiyeli yeterki iler hale getirelim, deerlendirebilelim. Saygilar sunuyorum.

192

Information

1

194 pages

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

462270


Notice: fwrite(): send of 231 bytes failed with errno=104 Connection reset by peer in /home/readbag.com/web/sphinxapi.php on line 531