Read DÝL DERGÝSÝ SABLON.qxd text version

EDAT BALAMINDA SÖZCÜK TÜRLERNE YEN BR YAKLAIM

Tahir Balci

Edat, dilbilgisinin en belirsiz terimlerinden birisidir; neyi anlattiini belleimizde canlandirmamiz oldukça zordur. Bu kavram bulaniklii hem bilimsel aratirma yapanlari hem de öreticilerle örencileri olumsuz etkilemektedir. Bu yüzden bu çalimada edat'i irdelemeyi, birçok kiice edat kapsaminda deerlendirilen sözlüksel birimleri imdiye kadarkinden ayri olarak sözcük türleri bakimindan yeniden ulamlandirmayi amaçliyoruz. Türkbilim (Türkoloji) uzmanlarinin baeskilerinden (duayenlerinden) sayilan Ergin (1988: 328) edatlari anlamlari olmayan, yalnizca dilbilgisel ilevleri olan sözcükler olarak görmektedir ve ünlem edatlari, balama edatlari, son çekim edatlari, sona gelen edatlar diye dörde ayirmaktadir. Ediskun (1985: 284) da edatlarin bali baina anlamlari olmadiindan, ancak tümceye girdiklerinde anlam ilgileri kurup anlamlarini sezdirdiklerinden söz etmekte ve bu tanima dayanarak durum ekleri ile (-e, -de, -den) belirteç türeten ­den ve ­siz eklerini bu ulamda incelemektedir. Kahraman (1986: 93), Deny (1941: 560) gibi edatlari ilgeç, balaç ve ünlem diye üçe ayirmakta; Helbig (1990: 19-21) edatin karilii olan Almanca Partikel teriminin dört ayri anlamda kullanildiini söylemektedir; yani ayni terim bulaniklii Bati dillerinde de vardir1. B. Vardar yönetiminde hazirlanan Açiklamali Dilbilim Terimleri Sözlüü'nde ise edat ve Alm. Partikel'in karilii olarak ilgeç verilmekte, ilgeçten de, ile, için, üzere dolayi,

1 Buna göre Partikel ön-/iç-/sonilgeçleri (Adposition), belirteçleri, ünlemleri, balaçlari; kisacasi çekimi yapilamayan her sözcüü kapsamaktadir. Helbig gibi dilbilimcilerin çou bu terimin bu biçimde kullanimini benimsememektedir.

7

gibi gibi sözlüksel biçimbirimler anlailmaktadir. Edatin karilii olarak ilgeç terimini kullanan Atabay/Kutluk/Özel (1983) bu terimin birden çok kavrami içerecek biçimde kullanildiina ve bu kavramin sinirlarinin çizilmesi gerektiine deinmektedir2. Buna göre ilgeç teriminin de anlami açik deildir; zaman zaman genel anlamda edatin yerine, bazen dar anlamda yalniz Adposition'un (sona gelen edatlar?) karilii olarak, kimi zaman ise Eriek (1998)'te olduu gibi yalniz "Türkçede ayirt edilmeyen / tanimlanmayan bir sözcük türü (dar anlamda Partikel) için" (Gel artik! Bakalim sinavi baaracak misin!?) kullanildii görülmektedir. Konuya deinen bütün kitaplari burada tek tek siralamak olanaksizdir. Ancak inceleyebildiimiz kitaplar arasinda edatla ilgili olarak yukarida anilan görülerden ayri somut bir yaklaima rastlanmamitir. Dorusu bu kadar karmaik bir terimin Türk diline kazandiracai bir eyin olamayacai açiktir. Neredeyse bir çöp tenekesi gibi, ulamlandirilmasinda güçlük çekilen ya da tek ölçüte (biçimbilimsel ölçüte: çekimi yapilamayan her birim) dayanarak birbiriyle ilikilendirilen, ama aslinda birbirinden ayri birçok dil birimini kapsayan bu terimin, tartima götürmeyen ünlem, balaç gibi sözcükler için de kullanilmasi anlailir gibi deildir. Bu görüten yola çikarak edat teriminin zihinleri bulandirdiini savliyor ve edat altinda gösterilen terimlerin aaidaki biçimde bölümlendirilmesini öneriyoruz: 1. Ünlemler Anlamsal açidan: Anlamlari ancak bir balam içerisinde daha çok somutlaan; sevinç, korku, üzüntü, akinlik gibi duygularin diavurumu, kimi zaman doa seslerinin yansitilmasi ya da çari, buyruk ve dileklerin anlatimi için kullanilan sözcük türü. Sözdizimsel açidan: Ünlemler tümce deeri olan sözcüklerdir; tek balarina ya da tümcenin sonunda / bainda kullanilabilirler: Oh! Ay! Eyvah! Beyefendi! Özgür! 2. Balaçlar Anlamsal açidan: Kimi zaman açik bir anlamlari olmamakla birlikte balaçlar anlamsiz öeler deildir; baladiklari birimlere deiik anlamlar katarken kendi anlamlarini da belirginletirirler.

· Ben bu sorunu çözerim diyorsun, ama çözebileceini sanmam.

Bu tümcede ama baladii iki tümce arasinda aykirilik olduunu, ayrica

2

Atabay/Kutluk/Özel (1983) 132. ­ 144. sayfalardaki dipnotlarda edatlarla / ilgeçlerle ilgili olarak birçok dilbilgisi / dilbilim uzmaninin görülerini özetlemektedir.

8

konuucunun kuku / itiraz gibi duygu ve düüncelerini anlatir. Sözdizimsel açidan: ki sözcüü, sözcük öbeklerini ya da tümceleri birbirine balar; genellikle baladiklari öelerin arasinda yer alirlar; tümceleri baladiklarinda bu kuralin diina çikilabilir, devrik tümce oluturulabilir:

· Yikarken bana yardim etmek zorundasin, arabaya elimi sürmem yoksa.

3. lgeçler Anlamsal açidan: Almanca gibi kimi dillerde belirteç ilgisi kurmayan ilgeçlerin somut bir anlami olmazken, Türkçedeki ilgeçler genellikle belirgin bir anlam tairlar:

· Wir verzichten aufs Geld.

Bu tümcede auf ilgecinin belirgin bir anlami yoktur. Görevi, tümleç Geld ile tümledii verzichten eylemini birbirleriyle ilikilendirmektir, sözdizimsel uyumu salamaktir.

· Okula kadar yürüdük

tümcesindeyse kadar ilgeci vari noktasi;

· Adanaspor'a kari iyi mücadele ettik

tümcesinde kari ilgeci rekabet;

· Çocuk gibi konuuyorsun

tümcesindeki gibi, benzerlik anlatir. Sözdizimsel açidan: lgeçler bazi dillerde ilgili olduklari sözcüün önüne gelir; bu durumda bunlara önilgeç (Praeposition) denir: für dich (Alm.) , for you (ng.). Kimi zaman ilgili olduklari adi içlerine alirlar, bu durumda bunlara içilgeç (Circumposition) demek gerek: um Gottes willen (Alm.)3.

3 Hacieminolu (1992:1) Avrupali Türkbilimcilerin kendi dillerinin özelliklerini gözönünde bulundurarak "sona gelen edat" terimini kullandiklarini, bunlarin etkisinde kalan Türk Türkbilimcilerin de olduunu, ancak bu te- rimin doru olmadiini, çünkü Türkçede adin önüne gelen "edat" bulunmadiini belirtiyor. Bu durumda Hacieminolu'ya göre "ön-, iç-, sonilgeç" terimleri yalniz oluturululari açisindan deil, varolulari ya da anlamlari açisindan da yanlitir. Hacieminolu'nun gerekçesini biz yanli buluyoruz. Çünkü bir içeriin / kavramin Türkçede tanimlanmasi ve terimletirilmesi için mutlaka Türkçede de olmasi gerekmez. Bati dillerindeki ilgeçlerle Türkçedeki ilgeçleri karilatiran bir dilbilimciyi düünelim; onu neden terim sikintisi nedeniyle yabanci dilde yazmak zorunda birakalim? Önerdiimiz terimler yalniz karilatirmali çalianlara deil, dilbilimle ilgilenen ve terim sikintisi çeken herkese çok kolaylik salayacaktir. Hangi alandan olurlarsa olsunlar, bilim uzmanlarinin bagörevlerinden birisi, kendi alanlariyla ilgili bilimsel terimlerin Türkçesini uydurarak (!)/ oluturarak Türkçenin daha varsil bir bilim dili olmasina

9

Türkçede olduu gibi ilgili olduklari addan sonra geldiklerinde sonilgeç (Postposition) diye adlandirilirlar: senin için, Ali'ye göre. Bu durumda ilgeç, Bati dillerinde Adposition diye bilinen terimin karilii olarak kullandiimiz bir üstkavramdir. lgeçlerle balaçlar, öeler arasinda ilgi / ba kurmalari açisindan benzerlik göstermelerine karin ayri sözcük türleridir. Helbig / Buscha (1992: 162)'ya dayanarak ilgeçlerle balaçlar arasindaki farklari öyle siralayabiliriz:

· lgeçler yalniz sözcükleri balarken, balaçlar tümceleri de birbirine balar. · lgeçler adlari belli bir duruma (Kasus) sokma özelliine sahiptir. Balaçlarda

bu özellik yoktur.

· lgeçler tümce öesinin içinde yer alir, bir parçasi olur; balaçlar tümce öesinin bir parçasi olamaz; tümce sinirinin diinda bulunur.

4. Tümcemsiler Anlamsal açidan: Onaylama, reddetme vb. öznel tutumlari anlatmaya yarayan bu sözcük türü için tümcemsiler teriminin kullanilmasini öneriyoruz. Sözdizimsel açidan: Tek balarina kullanilabilen, bir tümcenin yerini tuttuklari için tümce deeri olan, bir tümceyle kullanildiklarinda tümcenin bainda ya da kimi zaman sonunda da yer alabilen birimlerdir. Örnekler: evet, hayir, peki, hay hay, yok, deil. Elbette tek baina bir tümcenin yerini tutan baka sözcükler de vardir: Ne yemek istiyorsun? ­ Kebap. Burcu'yu seviyor musun? ­ Oldukça. Ancak yanit olarak kullandiimiz birimler eksiltili tümcelerdir. Kebap 1. tümcenin belirtisiz nesnesi, oldukça ise yaniti olduu tümcenin yükleminin ayirtacidir; eylemlerin edimsel birleim deeri uyarinca, dilde tutumluluk salamak amaciyla bilinen öeler eksiltilmitir. Oysa tümcemsiler eksiltili tümcelerin öeleri deildir; anlamsal açidan bir tümcenin yerini alirlar; onu olumlarlar ya da olumsuzlarlar. Sözdizimsel açidan ise ilgili olduklari ya da yerine kullanildiklari tümceye baimli deildirler. 5. Özsözcükler Bu terimi, Türkçe dilbilim ve dilbilgisi çalimalarinda deiik adlar altinda gösterilen, aaida da deineceimiz sözcükler için öneriyoruz. Sözkonusu

katkida bulunmaktir. Çünkü bir dil durduk yerde kendi kendine gelimez, çoraklair.

10

ettiimiz bu sözcükleri Eriek (1998) ilgeç diye adlandirmaktadir. Ancak zaten varolan terim ve kavram kargaasini daha çok derinletirmemek için ilgeç terimini ­ yukarida belirttiimiz gibi - adlar arasinda (Bari için sava olmaz) ya da adlarla tümledikleri eylem arasinda ilgi kuran sözcükler için (Evrensel bari için küresellemeye kari direnelim) sakli tutuyoruz. Özsözcük terimini neden önerdiimizi deiik açilardan ele alalim: Biçimbilimsel açidan: Özsözcükler çekimi yapilamayan, iletilemeyen, kisacasi "öz" biçimlerini deitirmeden ayni kalan, genellikle kisa ve yalin olan birimlerdir. Türkçede sayilari oldukça azdir. Sözdizimsel açidan:

· Tümcemsiler ve ünlemler gibi tümce deerleri yoktur. · Sifatlar ve adlar gibi tamlama / tümleç oluturamazlar. · Adlar ve belirteçler gibi tümce öesi deeri taimazlar. · lgeçler ya da balaçlar gibi ilgi kurucu / balayici ilev göremezler. · Tümceden çikarildiklarinda tümcede sözdizimsel bir yanlilik olumaz.

Anlamsal açidan:

· Konuucunun konuya ilikin öznel tutumunu, kiisel baki açisini,

duygularini; kisacasi tümcede "kiiye özel olani" yansitmaya yararlar.

· Tümce / tümce öesi deeri taimadiklari için herhangi bir soruya konu ya

da yanit olamazlar.

· Tümcenin bir bölümüne deil, tümüne (yükleme) gönderme yaparlar. · Baimsiz sözcüksel anlamlari genellikle yoktur; bu nedenle tümcenin

gerçeklik koullarina katkida bulunmazlar; yalnizca ­ yukarida belirtildii üzere ­ konuucunun öznel yaklaimini yansitirlar.

· Her özsözcük her tümce tipinde yer alamayabilir. · Olumsuzlanamazlar.

imdi örnekler verelim:

· Ali araba almi. ­ Ucuz mu bari? - Ucuz olsaydi bari.

Bari zamaninda gel! Bu özsözcük buyrum tümcelerinde / koullu tümcelerde yer alir; bir eyin en alt düzeyde de olsa gerçeklemesi beklentisi ya da kuku anlatabilir.

11

· Naim gelecek mi? Geldi bile. · Toplantiya yardimci doçentler katiliyor mu? ­ Örenciler bile katiliyor.

Bari'nin tersi olarak deerlendirebileceimiz bile, umulanin diinda, beklenenin fazlasinin gerçeklemesini anlatir; soru tümcelerinde yer almaz.

· Gel bakalim buraya!

stek / tehdit anlatan bu özsözcük buyrum tümcesinde bata bulunmaz: *Bakalim gel buraya!

· Bize yardim edebilecek misiniz? ­ Bakalim.

Yukarida özsözcüklerin sözdizimsel özelliklerinden söz ederken, bir soruya yanit olamayacaklarini söyledik. Bu soru-yanit örneindeki bakalim sözcüü ayirtaç4 olup bir öncekinden ayridir ve olasilik anlatir. Yani sikça rastlandii üzere ayni biçimbirim ayri içerikler taiyabilir, ya da birden çok içerik tek biçimle anlatilabilir.

· Yemek çok da tuzlu deilmi. · Birak da gideyim! · Sabaha kadar da çalimitik oysa.

Birinci örnekte airilik, ikinci örnekte istek, üçüncü örnekte üstelik anlamini veren da, yukarida sayilan ölçütlere tam bir uygunluk gösterir. "Lotodan para çikacak da borcunu ödeyecek" örneinde olduu gibi de/da'nin balaçsal kullanimi da sözkonusudur5.

· Buradan birer künefe yiyelim gitsin.

Kaliplami durumda ve yüklemden sonra kullanilabilen gitsin gerçek anlamini yitirerek bir ii sonuçlandirma dileini anlatir. Öyleyse gitsin'li tümceler geçmi zamanli olamaz, imdiki zamanli olur.

· Beni anlamadin gitti.

Gitti, sözdizimsel ve yapisal açidan gitsin ile karilatirilabilir. stenmesine karin gerçeklemeyen bir konuyu anlatan gitti, yalniz görülen geçmi zamanli tümcelerde kullanilir.

Bu sözcük Püsküllüolu'nun (1990) sözlüünde alameti farika karilii olarak yeralmaktadir. Dil Dernei'nin Türkçe Sözlük'ünde (1998) ayirtaç maddesi altinda, "Cisimleri birleime ya da ayriima uratarak niteliklerini belirtmede kullanilan madde" diye açiklanan ayiraç'a gönderme yapilmaktadir. Ancak biz bunu dilbilgisel bir te- rim olarak bir sözcük türünü adlandirmak için öneriyoruz. Ayirtaç yerine ayiraç'i önermememizin nedeni, ayraç ile karitirilma olasiliidir. 5 Bürüne göre buradaki de/da özsözcük nitelii de taiyabilir.

4

12

· ler kötü demek.

Bu özsözcük yapilan bir saptamayi, buna duyulan üzüntüyü / akinlii, beklenmeyen bir durumu anlatir. Hani her gün bir kitap okuyan bir örenci vardi ya... Hani bankada onbinlerce dolari olmasa... Hani ne demiler... Hani pek de pahali sayilmaz ya...6 Bu örneklerdeki hani yapilan animsatmayi pekitirir; "Hani biletler?" örneindeki hani (nerede?) soru sözcüünden ilev açisindan farklidir.

· Bak hele bana ne diyor! · Hele sen git, görürsün gününü. · Hele ükür! On dakikalik gecikmeyle gelebildin.

Hüseyin oldukça çalikan; hele ablasi daha da çalikan. lk iki örnekteki hele özsözcüü tümceye akinlik, tehdit ve uyari anlami katar. Üçüncü tümcedeki hele geciken bir davrani nedeniyle öfkelenii anlatir. Dördüncü tümcedeki hele ise balaçtir.

· Hazir Tunceli'ye kadar gelmiken amcangile de urayalim.

Bu örnekte firsat anlatan hazir, hazir giyim vb. örneklerde nitem (sifat) konumundaki hazir ile karitirilmamalidir.

· inden niye ayrildin ki?! (pekitirme) · Yahu hiç insan sevgisi yok mu bu adamda?! (sitem) · Gecikmeyesin ha! Bu örnekteki özsözcük yapilan uyariyi pekitirir. · Davayi kazandik ya, sen ona bak! (umursamama)

6. Ayirtaçlar7 Ayirtaçlar da Türkçede ayirt edilmeyen bir sözcük türüdür. Buraya aldiimiz sözcükler Türk(çe) dilbilgisi kitaplarinda belirteç olarak görülmektedir. Hatta yabanci dillerdeki edeerleri de birçok yabanci dilbilgisi kitabinda belirteçlerle birlikte deerlendirilmektedir. Ayri bir yaklaim sergileyen en taninmi dilbilimci

Bu örnekte görüldüü üzere ayni tümcede birden çok özsözcük yan yana bulunabilir. Özneli nesnelden daha iyi ayiracai, kiinin öne çikarmak istedii duygu ve düünceleri daha iyi yansitacai varsayimiyla bu terim önerilmektedir.

7 6

13

olarak G. Helbig ve J. Buscha'yi gösterebiliriz. G. Helbig ve J. Buscha (1992: 190)'nin Almancada Modalwort diye adlandirdii ayirtaçlar biçim ve sözdizim açisindan belirteçlerle ayni özellikleri tair8. Nitekim eksiltili tümce deerleri vardir; tamlama / tümleç oluturabilirler; tümce öesi deeri tairlar:

· Yarin gelecek misin? ­ Belki. · Sevgi sinavi baarir mi dersin? Elbette!

Hemen sezildii gibi ayirtaçlari belirteçlerden ayiran nokta, anlamsal özellikleridir. Görüldüü üzere ayirtaçlar bir olaya, konuya ya da duruma olanak, gerçeklik, zorunluluk açisindan bir kiinin nasil baktiini yansitirlar. Yani belirteçler nesnel, ayirtaçlarsa öznel bir baki açisi getirirler; olabilirlik-olamazlik, gerçeklik-gerçekdiilik, istek-zorunluluk vb. kiisel bir yaklaimi ve tümceye yüklenen duygusal anlamlari aktarirlar. Bu yönleriyle anlamsal açidan özsözcüklere benzerler. Ancak (tümce / tümce öesi deeri taidiklari için) bir soruya konu ya da yanit olabilmeleri, açik sözlüksel anlam taimalari ve tümcenin gerçeklik koullarina katkida bulunmalari bakimindan özsözcüklerden ayrilirlar. Ayirtaçlari belirteçlerden ayirmak için Helbig ve Buscha (1992: 191)'nin önerdii testlerin bazilarini Türkçeye de uyarlamak olanaklidir (Bkz. Balci 1993: 131-132)9: (1) Karar soru tümcelerine ayirtaçla yanit verilebilir, belirteçle verilemez. Benzer biçimde, tamamlama soru tümcelerine belirteçler yanit olabilir, ayirtaçlar olamaz: Zil çaldi mi? ­ Galiba (ayirtaç) Zil ne zaman çaldi? - *Galiba10 Zil ne zaman çaldi? - imdi ( belirteç) Zil çaldi mi? - *imdi11. Sabahlari çay içer misin? ­ Genellikle (ayirtaç) Sabahlari ne içersin? *Genellikle (2) Belirteçler, ayirtaçlarin tersine soru, buyrum ve istek tümcelerinde

Belki bu yüzden tekyönlü baki açisiyla belirteç olarak görülmektedirler. Burada deinmek istediimiz bir ey var: Bazi Türkbilimciler, bizim gibi Türk diliyle ilgilenen Bati dilleri uzmanlarini Avrupali dilbilimcilerin etkisinde kalmakla suçlarlar. Oysa biz bakalarinin gelitirdii kuramlari ve yöntemleri örenmeyi, Türkçeyi bunlara göre de incelemeyi / çözümlemeyi / yorumlamayi bir yanlilik ya da eksiklik olarak görmüyoruz; tersine, olmasi gerekenin bu olduuna inaniyoruz. Bakasi bir eyi düündü / buldu diye onu reddetmek olur mu? Bilimin evrensel olduu unutulmamalidir. Elbette bilimsel kuramlarda, yöntemlerde etkileim olacak. 10 (Yildiz (*) imi, soluna geldii birimde sapma olduunu gösterir). 11 Bu balamda imdi, tek baina bu soruya yanit olamaz; ancak imdi çaldi/çalacak... gibi bir tümcede kullanilabilir.

9 8

14

bulunamaz:

· Seni günairi arayayim mi? ( belirteç)

*Seni belki arayayim mi? (ayirtaç) *Hasan maalesef geldi mi? (ayirtaç)

· Hasan dün geldi mi? ( belirteç)

(3) Belirteçlerin yapilamaz: çekimi (derecelendirmesi) yapilabilir, ayirtaçlarinki

· Bu çocuk Almancayi daha iyi örendi (belirteç)

*Baban daha belki gelir (ayirtaç) (4) Birden çok belirteç bir tümce içinde yer alabilir; ayirtaçlar için bu, sözkonusu deildir:

· Bu çocuk Almancayi daha iyi ve daha çabuk örendi (belirteç)

*Baban belki ve maalesef gelir (ayirtaç) Bu yaziyla öncelikle edat terimine / kavramina açiklik getirilmi, sözcük türlerinin birbiriyle karitirilmasinin önüne geçilmesi amaçlanmitir. Bu arada Türkçede imdiye dein hiç ayirt edilmeyen/kullanilmayan kavramlar/terimler kullanilmitir. Unutulmamalidir ki bunlar yalnizca bir öneridir. Biz bunlari öneriyoruz ve kullaniyoruz. Her türlü yapici eletiri ya da öneri Türkçenin daha varsil bir bilim dili olmasina katki salayacaktir.

KAYNAKÇA

Atabay, N./Kutluk, ./Özel, S.: Sözcük Türleri. TDK Yayinlari, Ankara, 1983. Balci, Tahir: Abriss der deutsch-türkischen kontrastiven Grammatik. DÜ Yayinlari, Diyarbakir, 1993. Barutçu-Özönder, Sema: Türkçede Edat Kavrami. "Türk Gramerinin Sorunlari" Toplantisi (22-23 Ekim 1993). TDK Yayinlari: 600, Ankara, 1995. S. 73-74. Deny, Jean: Türk Dili Grameri (Osmanli Lehçesi). Maarif Matbaasi, stanbul, 1941. Ediskun, Haydar: Türk Dilbilgisi. Remzi Kitabevi, stanbul, 1985. Ergin, Muharrem: Türk Dil Bilgisi. Bayrak Basim/Yayin/Daitim. 17. Baski, stanbul, 1988. Eriek, Özcan: Çeviri Sorunu Olarak Niteleme lgeçleri. Almanca-Türkçe Karilatirmali

15

Bir Çalima. Yayinlanmami Doktora Tezi. ME.Ü. SBE. Mersin, 1998. Hacieminolu, Necmettin: Türk Dilinde Edatlar. MEB Yayinlari, Öretmen Kitaplari Dizisi: 193. stanbul, 1992. Helbig, Gerhard: Lexikon Deutscher Partikeln. Verlag Enzyklopaedie, Leipzig, 1990. Helbig, G./Buscha, J.: Leitfaden der deutschen Grammatik. Langenscheidt. Verlag Enzyklopaedie. 7. Aufl., Leipzig.Wien.1992. Kahraman, Tahir: Yükseköretimde Türk Dili ve Anlatimi. Güneydou Modern Matbaa, Diyarbakir, 1986. Oruç, Birsel: Türkiye Türkçesinde Kullanilan Çekim Edatlari Üzerinde Görü Farkliliklarindan Kaynaklanan Problemler. Türk Gramerinin Sorunlari II. TDK Yayinlari: 718. Ankara, 1999. Püsküllüolu, Ali: Öz Türkçe Kilavuzu. 2. Baski. ABC Tanitim Basimevi, stanbul, 1990. Toparli, Recep: Son Çekim Edatlari. Türk Gramerinin Sorunlari II. TDK Yayinlari: 718. Ankara, 1999. Vardar, Berke vd.: Açiklamali Dilbilim Terimleri Sözlüü. ABC Kitabevi, 2. Baski, stanbul / Ankara / zmir, 1998.

ÖZET Edat, dilbilgisinin en bulanik kavramlarindan birisidir. Zaten dilbilgisi uzmanlari arasinda da bu konuda bir uzlama yoktur. Bu bulaniklik örencileri de aratirmacilari da yaniltabilmektedir. Bundan dolayi bugüne kadarki çalimalarda edat kapsaminda deerlendirilen sözcüklerin aaida olduu gibi yeniden siniflandirilmasi konuyla ilgilenenlerin iini kolaylatiracaktir. Anahtar sözcükler: Ünlem, balaç, ilgeç, tümcemsi, özsözcük

ABSTRACT Preposition is one of the vague terms in grammar. Besides, there is no consensus among scholars of grammar. This vagueness can mislead both students and researchers. Therefore, to categorize the words again as in the below will make the job easier for the ones who are interested in this subject. Key words: exclamation, conjunction, preposition, sentence equivalent (?), partikel

16

Information

DÝL DERGÝSÝ SABLON.qxd

10 pages

Find more like this

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

374162