Read 13.a.diner.a.veysel.231-242.pdf text version

ÂIK VEYSEL'N RLERNDE ALIILMAMI BADATIRMALAR

Ar. Gör. Aslihan DNÇER

Özet: Aik Veysel, 20. Yüzyil Türk halk iirinin önde gelen isimlerinden biridir. Gözleri görmeyen bir air olarak dikkatleri üzerine toplar. iirlerinde halk söyleyilerine, halk düüncelerine geni yer verir. Ancak kelimelerin deiik anlamlarindan yararlanarak yer yer farkli ifade tarzlari da kullanir. Bugüne kadar gerek kendisiyle, gerek iirleriyle ilgili pek çok aratirma yapilmitir. Bu çalimada farkli açidan bir yaklaim hedef alinmi ve airin iirlerinde, "anlamsal sapma" olarak da kabul edilen "aliilmami badatirmalar" üzerinde durulmutur. airler, Türk iirinin hemen hemen her döneminde sözü etkili kilmak amaciyla "aliilmami badatirmalar"a bavurmulardir. Aliilmami badatirmalar, gündelik dilde pek kullanilmayan, mantia aykiri olan ancak iire zenginlik katan birletirmelerdir.

Anahtar kelimeler: Aik Veysel, aliilmami badatirmalar, anlamsal sapma

Unusual Uniting in Poems of Âik Veysel

Summary: Aik Veysel is one of the leading poets of the Turkish folk poetry in the 20th century. He attracts attention as a blind poet. He deals with folk expressions, folk thoughts so widely in his poems. But he uses different expressions benefiting from different meaning of the words. Until now a lot of researches have been dare on bath himself and his poems. In this study a different point of view is aimed and the unusual uniting which is regarded as a semantic digression in the poet's poems is studied. Poets turn towards the unusual uniting to affect their expression nearly in every periods of Turkish poetry. The unusual usage of uniting

Kirikkale Üni. Fen-Ed. Fak. TDE Böl., KIRIKKALE [email protected]

232 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/Ar. Gör. Aslihan DNÇER

which is not used much in the daily language, are contrary to logic but is adding richness to the poetry. Key Words: Aik Veysel, unusual uniting, semantic digression.

Dil, insanlar arasinda anlamayi salayan, kendine özgü kurallari olan ve sürekli deiip gelien bir sistemdir. Bu bakimdan onu bir kurallar, kelimeler yiini olarak düünmemek gerekir. nsanin yaptii her türlü davraniin, düüncenin, zevkin, hayalin ifade vasitasidir. iir de dille yapilan bir sanattir ve her iletiimde olduu gibi iirde de iletilmek istenen bir mesaj vardir. Ancak malzeme ayni olsa da iirin dili nesrin dilinden farklidir. Kelimeler, doal dilde genellikle temel anlamlariyla kullanilirken iirde buna az rastlanir. Çünkü iirde kelimelere farkli anlamlarin yüklendii; çeitli söz sanatlarina, benzetmelere, sapmalara, imajlara, yan anlamlara, aliilmami badatirmalara bavurulduu görülür. Bunlar iiri zenginletirmek, derinletirmek, okuyucunun zihninde farkli tasarimlar uyandirmak ve az sözle çok ey söylemek içindir. iir, bir duygu hâlinin yansimasidir. air duygularini ifade ederken sayfalar dolusu yazi yazmak yerine kisa ve güçlü bir anlatim yoluna gider; dilin var olan imkânlarindan yararlanarak anlatimina güç kazandirir. Bu hâli, Türk iirinin her döneminde görmek mümkündür. te Eski Türk iirinden bir örnek: Bilge böü yunçidi Ajun ani yançidi Erdem eti tinçidi Yerke teip sürtülür Kâgarli Mahmud "Bilgili ve akilli (olanlar) kötületi; Dünya onlari ezip çinedi ve hirpaladi. (Sanki) edep ve erdemin etleri çürüdü ve bozuldu; (Bu etler vücuttan sarkiyor ve) yerlere deip sürükleniyor (T. Tekin 1986: 106). Yukaridaki dörtlük, Divanü Lugati't-Türk'te geçen Alp Er Tonga aitindan alinmi bir parçadir. Görüldüü gibi air 11. yüzyilda bile anlatimini etkili kilma peindedir. Zaman, o günkü Türkçe ile bugünkü arasinda büyük farklar yaratmitir. Bu yüzden iir, ilk bata özellikle de iin eitimini almayanlar için kelimelere yabanci olmanin sikintisini yaata-

233 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/ Âik Veysel'in iirlerinde...

caktir. Anlamaya çaliildiinda ise dier kelimeler içinde "erdem eti" tamlamasinin farklilii dikkati çekecektir. Çünkü et türleri içinde böylesine, tarih boyunca hiç rastlanmamitir. air, erdem gibi bir niteliin yok oluunu, onun insanlardaki önemini yitirdiini söylemek için böyle bir anlatim yoluna bavurmutur. Ayni dikkatle klâsik Türk iirine bakildiinda, dilin imkânlarinin en geni ekilde kullanildii, ifadelerin fazlasiyla zenginletii görülür: "Çâk olur sîne-i meh sîne-i üryânindan Mihr olur dâ be-dil gûy-i girîbânindan" (ND, 263) Nailî-i Kadim iirde ayin bir sinesi, günein bir gönlü vardir. Bu sine yirtiliyor, bu gönül dalaniyor. Akil için mantiksiz olan bu kurgu, iir için sorgulanmamaktadir. Zaten iirde böyle mantik dizisi aramamak gerekir. Üstelik bu beyit, imparatorluk döneminde kaleme alinmitir. O dönemin zevkini yansitmaktadir. Her kelimenin bir seçilme sebebi, kendine has bir anlam dünyasi vardir. Bu dönemin iirinde anlatima sanatin girmesi için kelimelerle oynamak da bir anlamda saray zevkinin ve sanatin gereidir. Halk iirlerinde de benzer kullanimlari görmek mümkündür. Aaidaki beyit bu bakimdan dikkat çekicidir: Ey yâranlar siz bu sözü dinlen gönül kulaila Cân dudai hâlis gerek birlik arâbin tatmaa (YED, 221) Yunus Emre Burada da "gönül kulai", "cân dudai", "birlik arâbi" tamlamalari üzerinde ayri ayri durmak gerekir. Bunlar günlük dilde aliik olunmayan kullanimlardir. Her birinin yüklendii farkli bir anlam, farkli bir imaj deeri vardir. Modern dönem iirinde de dilin ayni özellii görülmektedir. Zehra Kardelin imajlarla, söz sanatlariyla süslenmi bu iirlerden biridir: sen kimsenin bilmedii bir yildiz gibisin istersen derya düünür kahrolur kederinden istersen da yürür yamur olur bulut olur bir rüzgârin koynundan çikar gelirsin gözlerin iki siyah karanfil gibi gözlerini alsam yakama taksam zehra kardelin (YK, 28)

234 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/Ar. Gör. Aslihan DNÇER

Attilâ lhan Deryanin düünmesi ve kederinden kahrolmasi, dain yürümesi, rüzgârin koynu, gözlerin siyah karanfile benzemesi ve yakaya takilmasi iir diline özgü kullanimlardir. Bunlar, karilikli konumalarda doal karilanacak sözler olmasa da iir içinde son derece anlamli ve yoruma açiktir. Bu çalimada, bütün iirlerinin toplandii Dostlar Beni Hatirlasin adli kitabindan yola çikilarak Âik Veysel'in iirlerinde görülen "aliilmami badatirmalar" üzerinde durulacaktir. air, iirlerinde halk söyleyilerine geni yer vermitir. Ancak söz sanatlari açisindan da son derece zengin iirleri vardir. O, âdeta "kulaktan duyarak örenmeye dayali bir iir dünyasi" (Alkan 2002: 2) gelitirmitir. Kelimeler, iir içinde çou kez kendi anlamlarinin diina çikarak yeni anlamlar kazanir ve okuyucuda/dinleyicide yeni imajlarin ortaya çikmasina sebep olur. Aliilmami badatirmalar da bu özellikleriyle dikkati çeker. Örnein kirik kalem, kirmizi hali, pimi a gibi sifat tamlamalari dilde "aliilmi badatirma" olarak yer alirken kirik rüya, kirmizi gayret, pimi gönül gibi tamlamalar, ilk defa kullanildiklari izlenimi verdikleri ve mantia aykiri bir görüntü sergiledikleri için "aliilmami badatirma" olarak nitelendirilirler. Bunlar, ayni zamanda "anlamsal sapma" olarak da deerlendirilen ifadelerdir. "Mutat olandan sapma, önce bir kere bir insanin ifadesinde gerçek hâlini almi, önce bir kere söylenmi olmalidir. Bu arada, konuan o zamana kadarki kullanimdan bilerek ayrilabilecei gibi, sapma onun iradesi hilâfina, hatta o farkina varmadan azindan çikiyor da olabilir." (Porzig 1986: 109). stenmeden oluan sapmalar dil sürçmeleri, kelimelerin birbirine karitirilmasi, yanli kelime kullanimi gibi sebeplerle ortaya çikarken; bilerek yapilan sapmalarin en önemli sebebi, karidakini etkileme, anlatimi vurgulu kilma isteidir. Önceleri aliilmami olarak görülen bazi badatirmalar, zamanla aliilmi badatirma olabilirler. "Batan itibaren unu açikça kabul etmeliyiz ki, dil kullaniminda her deiiklik, yani mutat konuma tarzindan her sapma, önce bir yanlitir. Ve bu, yerleinceye, yani kabul edilinceye kadar böyle kalir." (Porzig 1986: 109) Bu durumu "imaj" ve "sembol" arasindaki farka benzetmek, yanli olmaz. lk kullanimlar bir anlamda imaji, yayginlaanlarsa sembolü tarif eder: "Bize göre sembolde her eyden önce bir tekrarlanma ve sürekli olma özellii vardir. Bir imaj ilk defasinda bir istiare olarak uyanmi olabilir; ama hem bir canlandirma hem bir temsil olarak sürekli olarak oluuyorsa bu bir sembol olur." (Wellek-Varren 2001: 163)

235 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/ Âik Veysel'in iirlerinde...

Ayni ekilde bu, F. de Saussure'ün dil-söz ayrimina da benzetilebilir. Saussure, balangiçta bireysel olarak ortaya çikan ve bakalari tarafindan bilinmeyen kullanimlara söz; sözün yayginlaarak kimse tarafindan yadirganmadii, topluma mal olmu hâline de dil demektedir: "Mâhiyeti bakimindan insanin psikolojik ve sanat dünyasini ilgilendiren ifade unsurlarinin ekserisi, balangiçta Saussure'ün mehur ayrimindaki `söz' ün sinirlari içerisinde düünülecek cinstendir. Ancak bunlar yayginlatikça bu ilk deerlerini kaybeder, dil unsuru olarak anlama vasitasi bütünü içinde yer alirlar. (Akta 1993: 15) imdi bu dikkatle ilk ortaya çiktiklarinda aliilmami olan, zamanla kabul edilen bazi kullanimlari Âik Veysel'in iirlerinde arayalim: Yine havalandi gönlümün kuu Hiç hesaba simaz felein ii Dünyada belâli Veysel'in bai Herkes çilesini çeker nihayet (DBH, 174) Yukaridaki dörtlükte geçen "gönül kuu" tamlamasi, balangiçta aliilmami bir söyleyi olarak ortaya çikmitir. Kuun doada bulunduu, uçucu olduu, insana özgürlüü düündürdüü bilinir. Burada gönül kua benzetiliyor. air, gönlün de ku gibi oradan oraya konduunu dorudan anlatmiyor, dilin kendine sunduu imkânlari kullaniyor. Önceleri özel olan bu kullanim, zamanla yayginlaarak Veysel gibi birçok air tarafindan kullanilmi ve böylece nitelii, aliilmi badatirma olmutur. Bu çark böyle döner durmaz Ehli aklar yanar, durmaz Ak meyinden kanar, durmaz Sevgi muhabbet yaratmi (DBH, 36) Bu dörtlükte geçen "ak meyi" tamlamasi, mantikça badatirilamayacak iki sözcükten meydana gelmitir. Mey çok içilince kiiyi irade dii birakir; akli batan alir, gider. Ak da biraz buna benzer. Çünkü aka tutulan kii de sarho gibidir, aklin deil duygunun esiridir ve bu benzerlik, sözünü etkili bir ekilde anlatmak isteyen aire malzeme olmutur. Ayrica bu öyle bir meydir ki içen, tadina doyamaz. Gâhi fakir oldum hülya yaattim Nerde güzel gördü isem lâf attim Sevda denizinde gönlüm aldattim Arzularim suya dütü ne ettüm (DBH, 44)

236 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/Ar. Gör. Aslihan DNÇER

"Sevda denizi" de dierleri gibi aliilmami ama genellemi bir badatirmadir. Çou iirde buna ve ayni anlami veren "ak deryasi" söyleyiine rastlanir. Deniz bazen cokun, bazen durgundur. Ayrica, sonsuzluuyla bilinmektedir. Sevda da bunun gibidir. nileri, çikilari vardir. Ucu bucai görünmez. ki sözcük badatirilirken bu ve benzeri çariimlar dikkate alinmi olmalidir. Arzularin suya dümesi de ilk ortaya çiktiinda aliilmami bir kullanim olarak dikkatleri çeker. Çünkü arzu denilen ey insanin eliyle tutabildii, üstüne baina takabildii bir ey deildir. nsanin kendisi suya düer de arzusu yine düemez. Ayni dili konuanlar arasindan birisi, ilk kez böyle bir ifadeden yararlanmi ve ikinci, üçüncü kiilerin de bavurmasiyla, ifade yayilip gitmitir. Nitekim, konuma dilinde yukaridakinin farkli bir ekli olan hayallerin suya dümesi deyimi çok kullanilir; ama hiç kimse bunu tuhaf ve aliilmami bulmaz. Konuyla ilgili örnekleri çoaltmak mümkündür. Ancak biz onun iirlerinde daha çok, genellememi ya da az genellemi olan aliilmami badatirmalar üzerinde durmak niyetindeyiz. Burada, airin kendine özgü aliilmami badatirmalari yok mudur? sorusu akla gelebilir. Ancak buna cevap vermek için bu çalima yetersiz kalir. Çünkü böylesine kesin bir hükmü verebilmek için Âik Ömer'in, Karacaolan'in, Erzurumlu Emrah'in ve daha birçok halk airinin iirlerini de incelemek gerekir. Oysa bu, çok daha kapsamli bir çalimanin konusu olabilir. Bu yüzden imdi, sözünü ettiimiz niyetle iirlere yaklaacaiz: Varlik noktasini açik gösterdi râde-i cüz' ün eline verdi Hakk' i bilen her eyayi Hak gördü Vücudun ehrine o sultan oldu (DBH, 31) Yukarida geçen "vücudun ehri" tamlamasi, aliilmami bir badatirmadir. Vücudun ehri olamaz. Çünkü ehir bir yerleim yeridir. Vücudun ehri varsa sakinlerinin kim olduu sorusu akla gelecektir. Burada vücut, ehre benzetilmitir. ehre insanlar, vücuda can yerleir. Analarin hakki kolay ödenmez Analara ne yakimaz, ne denmez Kan uykudan gece kalkar gücenmez Emzirdi, salladi, uyuttu anam (DBH, 248) Kan portakali, kan ekeri, kan grubu günlük dilde çok sik karilailan, aliik olunan kullanimlardir; ancak "kan uykusu" daha önce duymadiimiz, kullanmadiimiz bir söyleyitir. air, iki sözcüü bir araya geti-

237 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/ Âik Veysel'in iirlerinde...

rerek oluturduu bu tamlamaya yepyeni bir anlam yüklemitir. Bu, uykunun en derin, en tatli olduu ani ifade için bavurulan etkili ve kisa bir yoldur. Dokuz kirk altida uradim gördüm Veysel der içimden aladim durdum Bu ulu Tanri' dan isteyin yardim Gayret kuaini kuan Erzincan (DBH, 207) Yukaridaki dizelerde aliilmami olarak görülen badatirma, "gayret kuai" tamlamasidir. Dierlerinde olduu gibi burada da gayret ve kuak üzerinde ayri ayri deil, ikisinin birlikte oluturduu kelime grubu üzerinde durmak gerekir. "Kuak" sözünü yukaridaki balamin diinda duyan bir kii belki önce belindeki kuai, belki gök kuaini, belki imdiki kuain deerlerini, belki de birinci kuaktan akrabalarini düünecektir. Erzincan, insan özellikleri mi taiyor da kuak kuanabilsin? Ayrica sözü edilen, ak kuai, korku kuai veya uyku kuai da olabilirdi. Ancak buradaki seçimin de mutlaka özel bir nedeni vardir. Bir kere, ilk rakami söylenmeden 1946 senesi hatirlaniyor. Bu tarih, 1939'da gerçekleen büyük Erzincan depreminden sonraki yedinci senedir. Hatirlanacak olunursa bu deprem binlerce kiinin canini almi, ehri âdeta haritadan silmiti. Dolayisiyla eski hâle kavumak kolay olmayacakti. Yaanan acilari unutmak, zorluklari atlatmak insanin gösterecei çabaya balidir. Erzincan'in gayret kuaini kuanmasi da bu çabayi istemenin ifade edili ekli olsa gerek. Çünkü günlük hayatta da bir insan, üzüntüsü olan bir dier insani teselli etmek için "Sabret, her ey geçer." ya da "Kendini birakma, güçlü ol!" gibi ifadeler kullanir. iirdeki de bunun gibidir. Burada "kuak" kelimesinin kullanilii da düündürücüdür. Kuak nereye takilir? Bele. levi nedir? Öncelikle giysiyi siki tutmak. Bel nerededir? Vücudun tam ortasinda. Öyleyse, yarali Erzincan da tam orta yerinden sarilacaktir. Bu kuain hammaddesi insandir. Çünkü yarali olan, Erzincan deil oranin halkidir. Dolayisiyla gayreti verecek o insanlardir. Olsa da gözleri âmâ Sevgisi iir dâima Her âik da gider amma Ak tacini takar gider (DBH, 130) Yukaridaki dörtlükte geçen "ak taci" da aliilmiin diinda bir söyleyitir. Akin taci nasil olur? Âik, bu taci nasil takar? Gönül taci, ba taci gibi kullanimlar bilinir ama buradaki "ak taci" yenidir. Taç, baa takilir. Yani yüce bir yerdedir. Akin insan hayatindaki yeri de böyledir. Ak, ba üstünde gezdirilir, onsuz hayat olmaz.

238 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/Ar. Gör. Aslihan DNÇER

Ansizin kalbimde uyanan akin Mübarek cemâlin görünce coar Gerdan yaylasinda gördüüm kökün Adalet tahtini kurunca coar (DBH, 110) Yukaridaki dizelerde aliik olmadiimiz iki badatirma vardir: Gerdan yaylâsi, adalet tahti. Burada da birbiriyle badatirilan ögeler arasinda anlamsal bir uyum söz konusu deildir. nsan vücudunun bir parçasi olan gerdan, doanin bir parçasi olan yayla ile badatirilarak mantia aykiri bir ifade tarzi oluturulmutur. Gerdanin yaylaya benzetilmesi, genilii dolayisiyladir. Dier taraftan, soyut bir kavram olan adalet, padiaha benzetilerek bir çeit somutlatirmaya gidilmitir. Tahta padiah oturur. Hükmü veren odur. Onun her dedii olur. Adaletin tahta oturmasi demek de onun kurallarinin geçerli olacaini gösterir. Bunlar, ortak dilde kullanilmayan badatirmalardir. Bu hasta gönlümün ne idi derdi Daima durmayip feryat ederdi Sanma u sineme bir tek yâr vurdu Felein hançeri her an görünür. (DBH, 48) Yukaridaki dörtlükte dikkati çeken en farkli kullanim, "felein hançeri" tamlamasindadir. Hançer kavgaya, savaa hazir kiinin elinde olur. Felein elinde hançerin olmasi ayri bir eydir. Bu tamlamanin temelinde de birçounda olduu gibi bir kiiletirme vardir. air bunu kullanarak talihinin kötü gittiini, kaderinin yüzüne hiç gülmediini söylemektedir. Tecellinin ters kalemi Bana dar etti âlemi Dedim güzel sar yâremi Çikageldi hora bahtim (DBH, 53) Yukarida "tecellinin ters kalemi" yerine tükenmez kalem, kurun kalem ya da dolma kalemden söz edilseydi kimsenin dikkatini çekmezdi. Ama burada da farkli bir söyleyi ve farkli bir niyet görülmektedir. Buradaki "tecelli", "alin yazisini" karilamaktadir. Her insanin alin yazisi bir deildir. Dörtlükte sözü edilen kii, kalemin sifatindan da anlaildii gibi kendini kötü bir yazginin sahibi olarak görmektedir. Dünya bir dolap ki durmadan döner çimde çeitli plâna ne den Herkes bir maksatla serpilir süner Kuyruu kinali yalana ne den (DBH, 92)

239 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/ Âik Veysel'in iirlerinde...

Yukaridaki dörtlükte okuyucuyu ya da dinleyiciyi airtacak olan kelime grubu, kuyruu kinali yalandir. Mantia aykiri gelse de "kuyruklu yalan" konuma dilinde kullandiimiz bir söyleyitir. Ancak bu kuyruun kinali oluu duyulmu bir ey deildir. air sözün dorudan uzak oluunu vurgulu bir ekilde ifade etmek için böyle bir kullanima bavurmu olmalidir. Kina, ancak ele yakilabilir. Yalanin kuyruu olmayacai gibi kinasi da olamaz. Gönül sensin güzellerin cilasi Belli deil her güzelin hiylesi Senin çekdicein akin belâsi Günbegün artiyor âh ü figani (DBH, 59) Ayakkabi cilasini herkes bilir ama güzellerin cilasinin nasil bir ey olduunu kimse ne tarif edebilir ne de gösterebilir. Bu da aliilmiin diinda bir söyleyitir. Bilindii üzere cila, bir eyi parlatmaya yarar. Dörtlükte sözü edilen cila gönüldür. O da güzelleri parlatacak, onlara güzellik katacaktir. Yüzlerimi yere vurdum süründüm Çok dolandim irmak oldum göründüm Eleklerden geçtim yundum arindim Kâmilâne kârli renge boyandim (DBH, 47) Kirmiziyi, maviyi, sariyi, siyahi biliriz ama "kârli renk" daha önce bilmediimiz, taniyamayacaimiz bir renk türüdür. Üstelik insanin boyanmasi da ilginçtir. air, bu ifade tarziyla herhalde geçirdii tecrübelerin ardindan artik tamamiyla olgunlatiini ve bunun kendisi için bir kazanç olduunu anlatmaktadir. Irmak olup görünmek, eleklerden geçip yunmak da mantii zorlayan ifade tarzlaridir. nsan, nasil irmak olabilir ve eleklerden geçerek nasil yikanabilir? Yüce dain menekesi Sesin güzeller neesi Gönlümün billûr iesi Taa çalsam kirilman mi (DBH, 64) Yukaridaki dörtlükte geçen "gönlümün billûr iesi", gönülle ilgili aliik olmadiimiz kullanimlarin bir yenisidir. Gönül niçin ieye benzetilmitir? Çünkü ikisi de kirilgandir. Peki bu ienin billûrdan oluu neyi

240 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/Ar. Gör. Aslihan DNÇER

düündürür? Saflii, temizlii, effaflii. Bu özellikler gönülde de bulunmaz mi? Gam lekesi saf saf oldu Hep sözlerim bo lâfa oldu Senin yolunda mahv oldu Gençliimin çai benim (DBH, 138) "Gam lekesi" diye bir söyleyie günlük dilde pek rastlanilmaz. Burada air, ne kadar gamli olduunu anlatirken asker benzetmesini kullanmi, onlarin saf saf oluuyla dertlerinin de arka arkaya dizildiini, yani biriktiini ifade etmeye çalimitir. Evvelden hastadir yarali gönlüm Sevdayi mahbuba ereli gönlüm Akin gömleine gireli gönlüm Hicrani Veysel'den n' ola kendine (DBH, 140) "Ak gömlei" nasil bir eydir? Gönül gömlek giyebilir mi? Gömlek, vücudun üst kismini örtmek, sarmak için kullanilir. O zaman bütün gömlekler gibi ak gömleinin de bir sarma fonksiyonu vardir. O da gönlü saracaktir. Bugünler müyesser olaydi bana Minnet etmez idim bir kaik kana Mukadder harici gelmez meydana Neler geldi bu Veysel'in baina (DBH, 188) Bir kaik çorba, bir kaik yemek, bir kaik ilâç günlük dilde çok rastlanilan kullanimlardir. Kaik bir ey yemek, içmek için kullanilir. "Bir kaik çorba iç de için isinsin.", "Kaiini verir misin?" gibi balamlarda kaikla birlikte kullanilan kelimeler, mantia aykiri anlamlar vermez. Ancak buradaki "bir kaik kan" tamlamasi aykiridir. Yukaridaki tespitler, halk ozani kimlii taiyan bir airin de iirlerinde farkli anlatim yollarina bavurduunu göstermektedir. Halka seslenilen bir iirde, halktan birisinin bunu yapiyor olmasi airtici olabilir. Ancak Âik Veysel, her eyden önce u veya bu iirin temsilcisi olarak deil, bir air olarak deerlendirilmelidir. Her airin bir duygu dünyasi vardir. O, hem bu yönüyle hem de gözleri görmeyen bir air olarak dierlerinden ayrilir.

241 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/ Âik Veysel'in iirlerinde...

air duygularini dia vururken kimi zaman dorudan anlatim yollarina bavurmu, kimi zaman da kelimelere farkli anlamlar yükleyerek okuyan ve dinleyende zengin hayaller uyandirmayi baarmitir. Biz burada iir dilinin aire sunduu imkânlardan sadece birisi olan aliilmami badatirmalar üzerinde durduk. Cokuyu ve duygu younluunu diri tutmanin yolu, sözü etkili kullanmaktan geçer. Veysel'in de bunu gerçekletirirken iirlerinde birçok söz sanatina bavurduu, kelimelerle oynadii, onlara yeni ve özel anlamlar yükledii görülür.

KAYNAKLAR

AKSAN, Doan (1993), iir Dili ve Türk iir Dili, Bilgi Yayinevi, Ankara. -----------------, (1999), Halk iirimizin Gücü, Bilgi Yayinevi, Ankara. -----------------, (2000), Her Yönüyle Dil, Türk Dil Kurumu Yayinlari, Ankara. AKTA, erif, (1993), Edebiyatta Üslûp ve Problemleri, Akça Yayinlari, Ankara. ALKAN, Erdoan, (2002), "Âik Veysel'in iir Dünyasi", Türk Dili Dergisi, 89. ALPTEKN, Ali Berat, (2004), Âik Veysel ­ Türküz Türkü Çaiririz, Akça Yayinlari, Ankara. BÂKLER, Yavuz Bülent, (1989), Âik Veysel, Kültür Bakanlii Yayinlari, Ankara. DLÇN, Cem, (1986), "Divan iirinde Gazel", Türk Dili, Türk iiri Özel Sayisi II (Divan iiri), 415-416-417. DBH = atirolu, Âik Veysel, (1973), Dostlar Beni Hatirlasin, (Düzenleyen: Ümit Yaar Ouzcan), Türkiye Bankasi Yayinlari, Ankara. ERGN, Muharrem, (2002), Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yayinlari, stanbul. GÜNAY, Doan, (2001), Metin Bilgisi, Multilingual Yayinlari, stanbul. YK = LHAN, Attilâ, (1996), Yamur Kaçai, Bilgi Yayinevi, Ankara. ND = PEKTEN, Halûk, (1990), Nâ'ilî Divâni, Akça Yayinlari, Ankara. ÖZÜNLÜ, Ünsal, (2001), Edebiyatta Dil Kullanimlari, Multilingual Yayinlari, stanbul. PORZIG, Walter, (1986), Dil Denen Mucize II, (Çeviren: Vural Ülkü), Kültür ve Turizm Bakanlii Yayinlari, Ankara.

242 TÜBAR-XV-/2004-Bahar/Ar. Gör. Aslihan DNÇER

SAUSSURE, Ferdinand de, (1998), Dilbilimin Temel Kavram ve lkeleri, (Hazirlayan: Berke Vardar), stanbul. YED = TATÇI, Mustafa, (1991), Yunus Emre Divani, Akça Yayinlari, Ankara. TEKN, Talat, (1986), "Eski Türk iiri", Türk Dili, Türk iiri Özel Sayisi I (Eski Türk iiri), 409. TOKLU, Osman, (2003), iir Dili ve Çevirisi, Akça Yayinlari, Ankara. WELLEK, Renè; VARREN, Austin, (2001), Edebiyat Teorisi, (Çeviren: Ömer Faruk HUYUGÜZEL), Akademi Kitabevi, zmir.

Information

TUBAR

12 pages

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

338458