Read Microsoft Word - TURAN-SAM_2.doc text version

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

1

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

2

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ÇNDEKLER

1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. KÉREÉN TATARLARI veya TAPINDIRILMI TATARLAR Yrd. Doç. Dr. klil KURBAN MRAL SEYDOV ve TÜRK HALK BLM Emin AAYEV DALIQ QARABA MÜNAQSNN NKAF DNAMKASININ PSXOLOJ THLL lham MIRZYEV NGLS V AZRBAYCAN DLLRND SAD CÜMLNN FUNKSONAL XÜSUSYYTLR V ONLARIN LNMS Yusif SÜLEYMANOV KAZAKSTAN'DA SVL TOPLUM ve DEVLETN DEOLOJK BR AYGITI OLARAK KAZAKSTAN HALKI ASAMBLES kbal VURUCU TÜRK DLNDE DOLAYLI ANLATIM VE DOLAYSIZ ANLATIMIN BAZI SORUNLARI HAKKINDA Maral AAYEVA OUZ MT ve ONUN AZERBAYCAN MTOLOJ DÜÜNCE TARHNDE YER Dr. Seyfeddin RZASOY GERDE BIRAKTIIMIZ YARIMADA: KIRIM Ouzhan DURSUN DEFNTF TERMLERIN KAVRAMLA LKS Gülnare ZEYNALOVA BR "TURAN" YORUMU Celâdet MORALIGL 1920 ­ 1950'li YILLAR AZERBAYCAN EDEBYATINDA MLL MANEV DEALLER HAKM DEOLOJNN GRDABINDA Doç. Dr. Yaar RIZAYEV SONU GELMEYEN TEHCR VE ERMENLER Uzm. Erdinç ASLAN AZERBAYCAN SENDKALARININ HALKIN OKUMA YAZMA ÖRENM ALANINDA ÇALIMALARI(20.YÜZYILIN 20-30'LU YILLARI) Doç. Dr. VEKL HASANOV Sefiyar olu AZRBAYCANIN ORTA ASYA, TÜRKY V RANLA DB-MDN LAQLR (1920-30-cu illr) ikar Mhmmdli QASIMOV MORFOLOJK YOLLA YAPILAN EKONOM TERMLER(Azerbaycan ve ngiliz dilleri örneinde) Jale HÜSEYNZADE TKNT RKTLRNN SMRLLYNN YÜKSLDLMSND BENÇMARKNQ METODUNDAN STFADNN ÜSTÜNLÜKLR Elad YUSIFOV Msim olu LAYHLRN DAR EDLMSNN TKLAT STRUKTURUNUN TKKÜLÜ ÜZR YEN MÜDDALARIN LNLMS METODOLOGYASI Fraim VLIYEV lif olu 6 12 18 26 30 37 45 51 54 59 63 69 73 79 85 90

17.

94

18.

100

3

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26.

27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35. 36.

37.

- Lal BRAHML Nadir Qizi YURTDIINA AKIN, MANEV DEERLERN KAYBOLMA NEDENLER ELZA SMALOVA NEB HAZRNN RNDE TABAT MEVZUSU Dr. Feride SEFIYEVA GAZ BÜRHANEDDIN YARATICILIINDA KAHRAMANLIA ÇAIRI ARAZ ASEDOV KÜR IRMAINDA EKOCORAF ORTAMIN GERGNLEMESNE NEDEN OLAN ESAS ANTROPOJEN ETKENLER Doç. Dr. Ülker MAHMUDOVA MRZE FETEL AHUNDZADE'NN "ALDANMI KEVAKB" HKAYETNN BAZI SANATKARLIK MESELELER (1970-80-C YILLARIN ARATIRMALARI ESASINDA) Samir MEHTYEVA ÇACIL SLAHLAR; PSKOLOJ VE PARAPSKOLOJ Hayri ÜSTÜN ERMEN TEHCR MESELES Abdullah KARAHSARLI OSMANLI TÜRKYE'SNN GENCE KARABA EYALETNDE VERG POLTKASI(1725 ­ 1735) - Hatice ABBASLI AZERBAYCAN EDEBYATINDA KARABA KONUSU(OLUUM TARH ve GELM AAMALARI) Dr. Elçin MEHRELYEV Q TKNT MÜSSSSND KAPTAL QOYULULARI ÜZR QRARLARIN QBUL OLUNMASININ STRATEJ PERSPEKTV v SASI smail HSNOV brahim oglu TÜRK DÜNYASINDA "DOUM" ÜZERNE Orhan ÇELTKC A. KMALNN LRKASINDA VTNPRVRLK MÖVZUSU Günay IRLIYEVA Asif qizi DAH AZERBAYCAN AR NZMNN YARADICILIINDA MÜTLAA MEVZUU Doç. Dr. Knyz SLN KÜRESELLEME SÜRECNDE ORGANK TARIMIN YER VE ONUN TÜRKYE-AZERBAYCAN EKONOMK LKLER BAKIMINDAN DEERLENDRLMES Dr. Hezi Askerhan olu EYNALOV KITAP TANITIMLARI ve REKLAM

106 110 116 120 125 133 139 143

148 153 156 163 170 179 183 187 195 198

208 216

4

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

1. KÉREÉN TATARLARI veya TAPINDIRILMI TATARLAR - Yrd. Doç. Dr. klil KURBAN ÖZET Kéreén Tatarlari yani tapindirilmi Tatarlar, Kazan Tatarlarinin budunsal bir parçasidir. Bu topluluk, Çar Rusya'sinin zorlamasiyla her ne kadar Hiristiyanlii kabul etseler bile, Müslüman olan Kazan Tatarlarina oranla ulusal dilini ve töresini daha iyi korumulardir. Anlailiyor ki, din faktörü, ulusal kimlii belirlemede esas rol oynamiyormu. Anahtar Sözcükler: Tatarlar, Kéreénler, tapindirilmi, Kazan, Ruslatirma, Hiristiyan, Müslüman, Mecusi, din, Araplar, ünlü sesler, ünsüz sesler. GR Tatar ulusu türlü budunsal gruplardan oluur: Kazan Tatarlari, Mierler, Nokrat-Kasiym-Estérxan-Pérm Tatarlari ve Kéreén Tatarlari1. Kéreén Tatarlari hakkinda 3 ciltlik Tatarca izahli sözlükte: "Hiristiyan dinini kabul etmi Tatarlar" denilirken, örnek olarak ünlü Tatar yazari ve airi Mecit Gafuri'den bir cümle sunulmutur: "Ben bata Tatarca konuan "marcalari"(Rus kadinlarini) görüp hayret etsem de, sonradan bunlarin priiskadan (altin madeninden) üç çakrim(kilometre) yerde bulunan Kéreén köyünün kadin-kizlari olduunu bilince... Onlarin kimler olduklarini anladim."2

1 Bayazitova 1997: 4 2 Tatar Télénéñ Añlatmali Süzlégé 1979, 2. cilt s: 86.

5

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Kéreén sözcüü, Rusça kréçöniy sözcüünün Tatar söyleyii olup, tapindirilmi-vaftiz edilmi anlamini verir3. Kéreénler, Tatarlar'in budunsal bir parçasidir. Fakat Kéreénler'in de hepsi ayni deildir. Söyleyii, iktisadî-manevî deerlerindeki ayrim ve dailimlarina göre be büyük gruba bölünür: 1. Kazan Ardi Kéreénleri (Tataristan'in kuzey bölgesi) . 2. Aai Kama yöresi Kéreénleri (Tataristan'in dou bölgesi) 3. Çistay Kéreénleri (Tataristan'in güney bölgesi) . 4. Da Tarafi Kéreénleri (Tataristan'in bati bölgesi) . 5. Nagaybek Kéreénleri (Nagaybek bölgesi, Rusya'nin Orénburg ve Çilebé ehirleri yöresi). Nagaybek Kéreénleri, bu bölge adiyla Nagaybekler de denilir4 XX. yüzyil bainda toplam 122300 Kéreén Tatarinin bulunduu hesaplanmitir. 1926 yilindaki genel sayimda Tataristan'da 99041 Kéreén Tatarinin bulunduu bilinmitir5. Çarlik Rusya'sinin XIX. yüzyildaki Ruslatirma siyaseti sonucu 200000 civarindaki Tatarin zorla Hiristiyan dinine tapindirildii; bunlardan 130000 civarindaki kiinin Tataristan'da yaadii fikri ileri sürülür6. Kéreénlerin çou köylü olup, XIX. yüzyilin sonunda sadece erkeklerden 67 ve kadinlardan 72 Kéreén Tatari Kazan bölgesinin ehirlerinde yaiyormu7. TARHÇE Bilindii gibi, slam dininin Türkler üzerindeki nüfuzu, çok kariik hileli yollardan geçen çetin ve uzun bir mücadelenin sonucudur. Araplarin Orta Asya halklarini diz çöktürme igal eylemi tam 100 yil(651­751) sürmütür. Türklerin yenilgisi Araplarin güçlülüünden deil, belki Orta Asya halklarinin arka tarafinin güvensizliinden ve kendi aralarindaki ittifaksizliktan ileri gelmitir. Daha açik söylemek gerekirse, Araplar Orta Asya'ya saldirdiinda, Dou ve Bati Türk Hakanlii zor durumdadir. Ülke içinde cereyan eden huzursuzluklar diaridan Çin'in Tan sülalesi tarafindan sürekli körüklenmektedir. Çinlilerin Türklere kari yüzyillar boyunca yürüttüü eylemleri sonucunu vermektedir. Böylece iki cephe arasinda kalan Dou ve Bati Türklüü Araplara kari ciddi çaba gösterememitir8. Bu uygun ortamdan yararlanan Araplarin, Türklere yönelik soy kirimi hakkinda, ünlü Türk düünürü Ebu Reyhan Biruni (973­1048) unlari yazmitir: "Kuteybe Harezm yazisini iyi bilen, Harezm'in tarih-rivayetlerinden anlayan ve halka bilim öreten bilginleri yok etti. Artik bu rivayetler de yok imdi. Böylece slam'dan önce ne olduu da artik bilinmez oldu"9 Fakat slam dininin Bulgarlar üzerindeki nüfuzu, biraz daha deiik yollardan gerçeklemitir. Araplara göre çok uzak olan bu ülkeye slam, sava ile alttan deil, diplomasi yoluyla üstten gelmitir. Araplarin bu souk ülkeye gelip savamalari öyle dursun, burada yaayabilmeleri dahi imkânsizdi. Anlailiyor ki, slam bu ülkede derin kök salamamitir. Almas han döneminin 12.5.922 tarihinde Bulgar ülkesinde, halife

3 Büyük Rusça-Türkçe Sözlük 1995: 351. 4 Bayazitova 1997: 6, 18. 5 Bayazitova 1997: 4. 6 Tatar Mösélman Kaléndaré 1997: A. Grigoryév. 7 Muxamétin 1977: 29. 8 Almas 1989: 411. 9 Exmedov 1994: 154.

6

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

el-Muktedir'in (908­924) gönderdii elçi bn Fadlan bulunmaktadir. Daha önce Badat halifesine Bulgar'dan elçi olarak Batu olu Gabdulla el-Hazari gönderilmitir. Almas Han bu elçi araciliiyla halifeye gönderdii mektubunda: slam dinini öretecek, hutbe okunmasi için cami yapacak ve dümandan korunabilmek için kale yapacak bir yardim ekibinin gönderilmesini istemitir. Bulgar'a gelen elçi bu istein kabul edildiini anlatmaktadir(Fadlan 1995: 24). Almas Han kendi adina hutbe okutabilmek için, kendisine halife adi Cagfer'i, babasi Silki için Gabdulla adini seçmitir10. O zaman Mecusi veya aman olan Almas Han'in, slam'in ne olduunu henüz bilmeden din deitirme yoluna gitmesi(inanç deitirmek kolay bir i deildir) büsbütün politik bir davranitir. Almas Han'in bu davranii güneydeki Hazarlari ve kuzeydeki Ruslari kendi saltanati için tehlike olarak anlamasindan ileri gelmektedir. Fakat Almas Han, slam resmi din olarak kabul edilince, Bulgar ülkesinin tek baina Hiristiyan dünyasi ile(Ruslarla) kari kariya kalacaini, asil tehlikenin, amansiz savain o zaman doacaini elbette düünememitir. Yil 1236, ünlü Mool komutani Subutay'in bainda bulunduu, inançlari mecusi veya aman olan Mool-Tatar birlii, çetin direni ile karilamalarina ramen, bir yil kadar süren sava sonucu Bulgar ehrini ve Bulgar ülkesini ele geçirmeyi baarir. Dünyanin en ünlü nehirleri olan dil ve Çulman boylarini 7­8. yüzyillardan balayarak vatan yapan bu dil Bulgarlari, böylece kudretli Altin Orda devletinin bir üyesi haline gelir. Kurucusu olarak Cengiz hanin torunu Batu, bu devleti(Altin Orda'yi) 1242­1246 yillari arasinda Bulgar ehrinden yönetmitir. Bu tarihten sonra dil Bulgarlarinin yerine yava-yava Kazan Tatarlari doacaktir. Altin Orda devleti daildiktan sonra, Bulgar ülkesinin yerine, halki Tatar olarak adlanmi Kazan hanlii doacaktir(XV. yüzyilin ortasi) . Yil 1552, Korkunç van komutasindaki Rus ordusu Kazan ehrini igal eder, 100 yildan biraz fazla olan yaamini bitirip, Kazan hanlii tarihe kariir. Hiristiyanlatirma olayi ve Kéreén Tatarlari olgusu ite bu igal tarihinden sonra doar. Fakat Kéreénlerin daha önce de bu topraklarda bulunduu fikri de vardir. Çulman önünün merkezi ve güney yöresinde, Kazan hanlii devrinde bile birçok Kéreén köylerinin bulunduu ve bu köylerin eski Bulgar ahis adlariyla adlanmi olduu bilinir. Örnein: Alvédin, Züri, Memli, Nirsivar, Yantsivar ve baka köy adlari11. Kazan hanliindaki kiilerin çounun Mecusi olduu, buradaki slam'in en güçlü devri XVIII. yüzyilin sonu ve XIX. yüzyila rastladii bilinmektedir12 . Bu durumun izahi, çökmekte olan Osmanli mparatorluunun son çare olarak Panislamizm'e sarilmasi ve bunun dier Türk halklarina siçramasidir. Kéreénlerin yaamini ve dilini aratiran N. . Borobyév : "Büyük olasilikla söylenebilir, bu Tatarlar ya tamamen Müslüman olmami veya Müslümanlii çok zayif olmu, slam onlarin yaamina nüfuz edememitir" diye yaziyor13. Bulgar-Tatarlarin inançlarini etkileyerek türlü yollardan gelip geçen Mecusi, slam ve Hiristiyan dinlerinin hangisi daha çok bu toplumda kalici olmutur? Hiçbiri. Uygur atasözlerinin birinde, "Su gider ta kalir, usma(ka boyasi) gider ka kalir" denildii gibi, bütün dinler gitmi Tatarlar kalmitir. Tataristan'da bugün hiçbir dinin üstünlüü ve etkisi yoktur. Fakat onlarin biraktii izler vardir. Müslüman Tatarlarin

10 Fadlan 1995: 51. 11 Muxamétin 1977: 21­22. 12 Muxamétin 1977: 25. 13 Muxamétin 1977: 25­26.

7

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

adlari Arapça ise, Kéreén Tatarlarin adi Rusçadir. Bu adlar da Tatar söyleyiine göre deitirilmitir. Kéreénleri Hiristiyan dinin kabul ettikleri zamana göre "Eski" ve "Yeni" Kéreénler diye ikiye bölmüler. Kazan hanliinin Ruslar tarafindan igal edildii XVI. yüzyilin ortalarindan balayarak, 1731 yilina kadar Hiristiyanlatirilmi Tatarlara Eski Kéreénler denilmitir. 1731 yilinda misyonerlik ilerini daha da gelitirmek amaciyla bir örgüt kurulmu ve bundan sonra Hiristiyanlatirilmi Tatarlara Yeni Kéreénler denilmitir. Bu Yeni Kéreénlerin çou, o zaman Mecusi olan Çuvalar, Mariler ve Udmurtlardan olumutur. Çar hükümeti Hiristiyan dinini kabul edenlere ayricalik tanimi, askerlikten, vergiden muaf tutmutur. Fakat bu insanlarin çou sadece ayricaliktan yararlanmak amaciyla din deitirmi gibi gözüküp, sonradan eski dinlerine dönmülerdir. Böyle dönmelere hükümet air cezalar uygulamitir. Bu cezalarin bata gelenleri sürgün olmu. Örnein, 1827-28 yillarinda Hiristiyan dininden dönmü 90 aile Kazan bölgesinden Rus köylerine daitilmitir 14. Kéreén Tatarlarinin söyleyi ve yaam özelliklerini örenme giriimi, XIX. yüzyilin ikinci yarisinda N. . lminskiy önerisinin kabul edilmesi sonucu balanir. lminskiy ünlü Rus misyoneri; XIX. Yüzyilin 70'li yillarinda Ruslatirma siyasetine hiz verilirken, onun eitim sahasina özgü önerileri Rus hükümetince kabul edilir ve uygulanir. lminskiy'in bu önerisine göre, Rus olmayan uluslarin okullari için hazirlanacak kitaplar, o ulusun diliyle, fakat Rus harfleriyle basilacaktir. Rus olmayan yabanci ulus çocuklari, kendi ulusunun öretmenleri araciliiyla Hiristiyanlatirilacaktir. lminskiy Rus harfleriyle Kéreénler için alfabe kitabi hazirlamitir15. Kéreénce-Tatarca-Rusça sözlükler yapilir ve basilir. lminskiy'in bu önerisi, biraz ekil deiikliiyle Sovyetler döneminde de, bugünde uygulanmaktadir. Anlailiyor ki, Rusya Federasyonu terkibinde kalmaya mahkûm edilen hiçbir azinlik Rus alfabesinden kurtulamayacak gibi geliyor. Kazan Tatarlari bugün bu Rus alfabesi boyunduruundan kurtulup Latin alfabesine geçmenin giriimini balatmi bulunmaktadirlar; bakalim Ruslar buna tahammül edebilirler mi !? Yil 1947, Prof. L. Celey'in Tatar dialéktologiyasé(Tatar diyalektolojisi) adli kitabi basilir. Bu kitapta Kazan Ardi söyleyii incelenmi bölümde u bölgedeki Kéreénlerin söyleyiinden örnekler verilmitir. Yil 1974, Tatar dialéktologiyasé buyénça matéryallar(Tatar diyalektolojisine özgü materyallar) denilen kitap basilir. Bu kitapta Kéreén söyleyiine özgü incelemeler de bulunmaktadir. Yil 1977, Yu. G. Muxamétin'in Tatari-Kryaéni(Kéreén Tatarlari) adli 182 sayfalik kitabi Rusça olarak Moskova'da yayinlanir. Yil 1997, F. S. Bayazitova'nin Kéreénner, Tél üzénçelékleré hem yola icati (Kéreénler, dil özellikleri ve töre yaraticilii) adli 248 sayfalik kitabi basilir. te bu yazinin içerii airlikli olarak bu kitaba dayanmaktadir. KÉREÉN SÖYLEYNN ÖZELLKLER Kéreénler oluum tarihlerine ve yerleim bölgelerine göre, söyleyilerinde bugünkü Tatar yazi diline oranla kendine özgü ayrimlilik gösterir. Kéreén söyleyiinde Tatar yazi dilindeki gibi 9 ünlü ses vardir. Fakat ünsüz seslerden Tatar

14 Bayazitova 1997: 5. 15 Muxamétin 1977: 19.

8

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

yazi dilinde bulunan f ve h sesleri yoktur; f sesinin yerine p sesi kullanilir(Bayazitova 1997: 33, 35). Bu özelliiyle Kéreén söyleyii Uygur söyleyiine benzemektedir. Zaten f sesi aslinda Türk sesi deildir. Ünsüzlerde y sesinin yerine c sesi 16 yaygin halde kullanitadir . Eski Türkçede -gil , -gil ekliyle yaygin olan -gin, -gin , -gén ekliyle bugün Kazak ve Uygurlarda söyleyite bulunan emir eki, Kéreén söyleyiinde de kullanilmaktadir17. Örnein: Kéreénce : Tatarca : Türkçe : éçégén çey çey éç çay iç utirigin türde türden utir köede otur Kéreéncede birçok sözcüklerin z sesi d sesi ile deiir. Örnein: Kéreénce : Tatarca : odun ozin denger zenger cödök yözék dabut zavod üdém üzém bodau bozau Türkçe : uzun mavi yüzük fabrika kendim buzai18

Kéreén söyleyiinde Ouz söyleyiine özgü bazi özellikler de vardir. Yükleme ekinin ünsüzü düer, örnein: Kéreénce : Tatarca : Türkçe : Eybéréné eybérénni nesneni üzéné üzéñné kendini kizimi kizimni kizimi çeçéné çeçéñni saçini 19 Kéreéncede iki ünlü arasindaki ünsüzlerin düme eilimi vardir. Arapça'dan giren sözcüklerin de ünsüzleri düer. Örnein: Kéreénce : Tatarca : Türkçe : tain tagin yine niye nige niye saat segat saat irtee irtege yarin ayip gayép ayip ümér gomér ömür azap gazap azap20. Kéreéncede l sesinin dümesi sik rastlanir, bu özellik Uygur söyleyiinde de vardir. Örnein: Kéreénce : Tatarca : Türkçe : bosa bulsa olsa kasa kalsa kalsa21

16 Bayazitova 1997: 22. 17 Bayazitova 1997: 9, 64. 18 Bayazitova 1997: 10. 19 Bayazitova 1997: 16. 20 Bayazitova 1997: 40.

9

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Kéreén söyleyiinde, Arap ve Fars dilinden girmi Tatar yazi dilinde kullanilan hem, eger, güye, emma, lekin, xetta, fekat, meger, gerçe gibi balaçlar yoktur22. Kéreéncede, Rusçadan giren sözcüklerin önüne ünlü sesler eklenir. Örnein: Kéreénce : Rusça : Türkçe : ikap kaf dolap ikul kola okul istakan stakan bardak iskilat sklad ambar iraskut rasxod masraf Kéreén kii adlari her ne kadar Rusça olsa bile, söyleyite Türkçeletirilmitir. Örnein: Rusça Kéreénce Ulyana Ülk-ey Fédora Piduk-ay Pélagya Paluk-ay Vasiliy Beçke Pétya Pitke van buka Sonya Sanka Yuliya Cülke Volodiya Biludka23 Yukaridaki -ay, -ey eklerinden oluan kii adlari, Cengiz Han'in(1155­1227) Çaatay, Ögedey denilen oullarini andiriyor. Kéreén dilinde bugünkü Tatar yazi dilinde bulunmayan eski Türkçe'ye özgü sözcüklere rastlanir. Örnein: Kéreénce : Türkçe : ariu(aru) iyi ardakli saygin péçü(piçu) biçme, biçmek sirga küpe24 Kéreén türkülerinden bir örnek: Cirlaiyik tuganaylar, cirlaiyk, Cokodagi kééler uyansin. Ay uyansin da tiñnasin, Kémner cirliy dip ük sorasin. keüler de öçeü béz bulayik, Culkaylarga da çiga uk kunayik. Culkaylarga çigip cullar uñsa, Ayirilmas duslar bulayik 25.

21 Bayazitova 1997: 39. 22 Bayazitova 1997: 80. 23 Bayazitova 1997: 86. 24 Bayazitova 1997: 100.

10

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Çevirisi: arki söyleyelim kardeler, arki söyleyelim, Uykudaki kiiler uyansin. Ey uyansin da dinlesin, Kimler arki söylüyor diye hemen sorsun. kimiz veya üçümüz bizden olalim, Seferlere çikip geceleyelim Seferlerde baarili olursak, Ayrilmaz dostlar olalim. SONUÇ Kéreénlerin zorla kabul ettii Hiristiyan dini, genel Tatarlarin kabul ettii slam dini kadar, onlarin ulusal kimliini bozamamitir. Üstelik Kéreénler genellikle köylerde yaadiklari için, Sovyetler dönemindeki air Ruslatirma baskisindan da bir dereceye kadar uzak kalmilardir. Bu sebeple Kéreénlerin dilinde ve töresinde eski Türklerin izleri saklanmitir. Ruslar, Kéreénleri her ne kadar Hiristiyanlatirma yoluyla, Araplarin bakalarini Müslümanlatirma yoluyla Araplatirmasi gibi, Ruslatirmaya gayret etmilerse de, bu ite Araplar kadar baarili olamamitir. KAYNAKÇA ALMAS, Turgun; 1989 Uygurlar Ürümçi BAYAZTOVA, F. S.; 1997 Kéreénner (Tél üzénçelékleré hem yola icati), Kazan Büyük Rusça-Türkçe Sözlük; stanbul EXMEDOV, B; 1994, Terixden Sebakler, Takent BN Fadlan(çeviren: Ramazan een), 1995, Seyahatname, stanbul MUHAMÉTN, Yu.G.; 1977, Tatari-Kryaéni, Moskova Tatar Mösélman Kaléndaré(1997), Kazan Tatar Télénéñ Añlatmali Süzlégé II. Cilt, 1979, Kazan

25 Bayazitova 1997: 151.

11

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

2. MRAL SEYDOV ve TÜRK HALK BLM - Emin AAYEV26 ÖZET Mirali Seyidovun Eski Türk edebiyati, Folklor, mitoloji, Türk dili ile ilgili aratirmalari var. Makale Onun ilmi kiilii hakkindadir. Eski Türk milli manevi medeniyetinin tebli edilmesinde Prof. Mirali Seyidov'un aratirmalarinin kendine ait yeri ve rolü olmutur. Onun yayimlanmi tüm eserleri hem ilmi kamu, hem de toplum tarafindan çok büyük merakla karilanirdi. Prof. Mirali Seyidov zengin ve yaratici ilmi kiilie sahiptir. Mirali Seyidovun eserlerine genel ekilde dikkat edersek profesyonel edebiyat tarihçisi, mitoloji uzmani, etnografi aratirmacisi ve halk bilimi profili üzre çalitiinin ahidi oluruz. Onun eserlerinin Türk halkinin kendinin etnik idraki ve milli algilamasi yönünden çok büyük rolü vardir. Anahtar Kelimeler: Mit, Folklor, Enoqraf, Esatir, Korkut, Ouz, Öleng, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Xidir, Kam.

ABSTRACT There are investigations of Mirali Seyidov about old Turkish literature, folklore, mythology and Turkish language. The article is about his scientific activities. There has been special place and role of M.Seyidov's investigations to propagate old Turkish national and moral culture. Scientific society and popular readers are interested in all his demonstrated works. Prof. Mirali Seyidov has rich and creative scientific personality. If we pay attention to Mirali Seyidov's works we will witness that he has worked as historian of professional literature, mythology, expert of

26 Azerbaycan Milli limler Akademisi, Folklor Enstitüsü Mitoloji übesi, Bakü/AZERBAYCAN.

12

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

etnografi and folk-lore profile. His woks have been taken greet role in realizing of Azerbaijan people's ethnic and selfcognition. Keywords: Myth, Folk-lore, Ethnographer, Myth, Korkut, Oghuz, Öleng, Aggoyunly, Kharagoyunly, Xidir, Qam. Mirali Miralekber olu Seyidov 8 Ekim 1918'de Bati Azerbaycanin Erivan ehrinde domu, ilk tahsilini orda almitir. 1938 yilinda Bakü Hidromeliorasiyon Meslek lisesini bitirmi, 1938-1941yillarinda revan Devlet Pedaqoji Enstitüsünün, 1941-1945 yillar arasi Ermenistan Devlet Universitesinde tahsil almitir. Bilim adami gibi Azerbaycanda - Nizami adina Edebiyat Müzesinde (1945-1969), Nizami adina Edebiyat Enstitüsünde (1960-1992) bir çok görevlerde, ayni zamanda bölüm bakani vazifesinde çalimitir. O, 1970'de filoloji ilimler doktoru uzmanlik derecesi, 1979 yilinda profesör adi, 1982'de Azerbaycan SSR Emektar lim Hizmetkari adina layik görülmütür. Prof. M.Seyidov Azerbaycan mitoloji ilminin gelimesinde büyük hizmetleri olan ünlü bir bilim adamidir. Profesörün ilmi kiilii Azerbaycan halk bilimi, mitoloji ilmi için önemi deer biçilmezdir. Onun yayimlanmi tüm eserleri hem ilmi kamu, hem de toplum tarafindan çok büyük merakla karilanirdi. Mirali Seyidov'un mitoloji aratirmalari hakkinda bir çok bilim adami önemli söz söylemi, onun mitoloji ilminin geliimindeki rolüne deer kazandiran ifadeler kullanmilar. Milli mitoloji ilminin teekkülü ve gelimesinde Prof. Mirali Seyidov'un aratirmalarinin kendine ait yeri ve rolü olmutur. M.Seyidov'un aratirmalari mitoloji ilminin gelimesinde özel deere sahiptir. O, kendi aratirmalari ile Azerbaycan Türk mitolojisinin baimsiz ilim sahasi gibi Halk Biliminden ayrilmasinda büyük rol oynamitir. M.Seyidov'un 20. asrin 60. yilin sonu ­ 70. yilinin balarinda gelimi mitoloji aratirmalarinin bu ilim sahasina merakin artmasinda müstesna deeri olmutur. Onun aratirmalari özellikle genç bilim adamlarini türk mitolojisini örenmeye, medeniyyetimizin mitoloji kaynaklarini ortaya çikarmaya merak uyandirmitir. M.Seyidov'un eserlerindeki zengin edebiyattan ilkin kaynak ve menbalardan ona mahsus olan aratirma metodundan istifade edilmekle daha fazla yeni aratirmalar ortaya çikmitir. Alimin eserlerinin bu gün bile kendi aktualitesini kaybetmemesi, mitolojiye ait aratirmalarda onun aratirmalarindan geni çapta kullanilmasi prof. M. Seyidov'un aratirmalari esasinda Azerbaycan ­ Türk mitolojisinin örenilmesini zarurete çevirmitir. Prof. M. Seyidov edebi bilim alimi - edebiyat tarihçisi gibi zengin faaliyete sahip olmutur. Onun bu sahada bir çok makaleleri, 1954 yilinda "Sayat Nova" (1), 1963 yilinda "Gövsi Tebrizi" (2, 100 s.), 1963 yilinda "Kafkaz halklarinin namekari" (Rusca) (3), 139 s.), 1969 yilinda "Azerbaycan - ermeni edebi alakalari" (Rusca) (4), 1976 yilinda "Azerbaycan ­ ermeni edebi alakalari (orta asrlar)" (5) isimli kitaplari basilmitir. Bilim adaminin mitolojiye ait ilk airlikli makalesi 1962'de SSR limler Akademisinin "Haberler" dergisinde yayimlanmi "Uur sözü hakkinda bazi notlar" (6) olarak adlanir. Aratirmaci "Uur" sözünü mitoloji ile alakadar kavram hesap etmi ve ayni sözü manasinin belirginletirilmesinden, sözdeki tarihi, sosyal, siyasi, psikolojik, medeni, felsefi anlamlarin örenilmesinden dolayi onu ilk sirada mitolojik bakimdan tatkik etmeyi zaruri saymitir.

13

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

M. Seyidov'un mitolojiye dair büyüklü - küçüklü aratirmalarina umumi ekilde nazar saldikta böyle bir manzaranin ahidi oluyoruz. O, mitolojiye dair yazdii makalelerinden sonralar monografilerinde kullanmitir. Yani onun makale-makale yazdii aratirmalar sonradan birleip büyük hacimli kitaplara çevrilmitir. Bu yönden bilim adami "Uur sözü hakkinda bazi notlar" makalesini sonralar kendisinin çok mehur "Azerbaycan mitik tefekkürünün kaynaklari" monografisine dahil etmitir. Aratirmaçinin "Ölenk" ilahesine (tanrisina ­ E.A) hasredilmi mitoloji aratirmasi da önce "Ölenk-in izi ile" (7) adi altinda "Azerbaycan" dergisinde yayimlanmi, daha sonra genilendirilmi ve tekmilletirilmi ekilde "Azerbaycan mitik tefekkürünün kaynaklari" monografisine konulmudur. Bilim adaminin aratirmalarinin umumi ekilde nazardan keçirilmesi neticesinde belli oluyor ki, onun eserlerinde Ouz hakan karakteri, onunla ilgili mitolojik - esatiri dastan ("Ouzname") mühim yer aliyor. M.Seyidov Ouz hakan karakterini Azerbaycan mitolojik tefekkürünün kaynaini oluturan mitoloji görülerinin esas karakteri hesap ediyordu. O, deiik eserlerinde bazen direkt, bazen ise mukayese zemininde sik-sik Ouz hakanla ilgili esatire müracaat etmidir. Tesadufi deil ki, M. Seyidov'un bu karakterden söz eden "Ouz sözünün ve karakterinin kökeni" (8) isimli eseri onun mitolojik aratirmalarinin erken devrine aittir. Bu eser M. Seyidov'un 1966'da "Ouz versiyonu Azerbaycanda" konferansinda söyledii maruzatin kisa tezinden olumaktadir. Alim Ouz hakan karakterine sonralar deiik eserlerinde defalarca deinmi ve nihayet bu mevzudaki aratirmalarini kendisinin 1983'de yayimlanmi mehur "Azerbaycan mifik tefekkürünün kaynaklari" isimli monografisinin "Ouz ve onunla ilgili mitolojik inançlar" isimli genis hacimli bölmesinde umumiletirmitir. M.Seyidov 1985'de "lim ve hayat"dergisinde "Ouzun baba-annesinin kimlii" isimli küçük hacimli bir makale de derç etdirmitir (9). Bütün bunlar gösteriyor ki, Ouz hakan ve onunla ilgili esatirler M.Seyidov'u bütün ilmi faaliyeti boyu megul etmi ve ünlü mitolji uzmani bu mevzuya tekrar-tekrar dönmütür. Daima arayida olan, yeni-yeni mevzulara ba vuran, yeni kaynak ve menbalara can atan mitolji uzmani onu daima düündüren mevzularla ilgili yeni delil, bilgi elde ettikçe onlari sistemletirmi ve önceki aratirmalarini tamamlamitir. Böyle mevzulardan biri Hun Türklerinin mitoloji görüleri ve onun Azerbaycan mitoljik düüncesinin kaynaklarina etkisi konusudur. Alimin bu mevzuda iki önemli makalesi vardir. Her ikisi rusca yazilmi bu eserlerden biri 1967-ci yilinda "Azerbaycan dilcilii meseleleri" mecmuasinda yayimlanmi "Hun ­ Azerbaycan mitiloji alakalari hakkinda bir sira notlar (Kuar//Guar sözünün etimolojik tahlili esasinda)" (10) adli makale, dieri ise 1970-ci yilinda "Sovetskaya Tyurkologiya" dergisinde neredilmi "Hun mitolojisi hakkinda notlar" (11) adli makaledir. Aratirmaci hunlarin mitolojisinden söz eden her iki makalesinde mitoloji ve etnik tarihi meseleleriyle birlikde örenmidir. M. Seyidov "Kitabi-Dede Korkut"- da Bekille ilgili boyu inceleyerek, onun eski satiri inanc ve törenlerle ilgili olduunu göstermidir. lgi çekicidir ki, alim Bekille ilgili boyda mifoloji kültirelerin kari-kariya gelmesinin izlerini bulmudur. Mifolog ­ alimin 1973 yilinda "Sovetskaya Tyurkologiya" dergisinde rusca "Eski türk abidelerindeki Yer Sub anlayiini tabiri sorununa ait (slama kadarki inançlarin kaliklari ile mukayesede)" adli makalesi basilmitir (12). Makalede Türk mifolojisi için son derece kiymetli sorunlardan bahsediliyor.

14

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Prof. M.Seyidovun "Akkoyunlu" ve "Karakoyunlu"adlarinin kökenine ait makaleleri mitoloji meseleleri, o cümleden Türk mitolojisinde ikili mitolojik bakilarin öyrenilmesi tarafindan esas sebebi tekil eder. Aratirmaci bu deneylerde Akoyunlu ve Karakoyunlu adlarini hem halk ismi (etnonim), hem de yer adi gibi (toponim) etimolojik tarafdan zengin deliller esasinda aratirmitir. Ünlü bilim adaminin 1978-ci yilda bastirdii "Mavi, beyaz ve siyah renklerinin eski inançlarla alakasi" (13) makalesi dikkat çekicidir. Bu makale, bilim adaminin diger deneyleri gibi gerçek ve malimatlarla çok zengindir. O, bu aratirmasi ile mavi, beyaz ve siyah renklerin halkimizin eski dünyagörüü ile siki bali olduunu, o cümleden tarihi inkiaf boyunca o renklerin mana deyimelerine de maruz kaldiini ispatlamitir. Bilim adaminin 1978-ci yilda baka ünli bir makalesi basilmitir. "Ali kii ve Korolu karakterlerinin prototipleri hakkinda" (14) adalanan bu makele, adindan da görüldüyü gibi Ali kii ve Korolu karakterlerinin mitoloji kökenlerinin öyrenilmesine hasredilmitir. M.Seyidov bu makelesinde de baka mitoloji aratirmalarinda olduu gibi, Azerbaycan halkinin eski tarihini mitoloji görülerle öyrenmitir. Mitoloji onun üçün halkimizin eski tarihinin ilkin kaynaklarindan biriydi. 1979 ­cu yilda M.Seyidov'un mitolojiye dair iki makalesi basilmitir. Bunlardan biri Korkut karakteri (15), ikincisi Hizir karakteri (16). Her iki makale merakla karilanmasiyla beraber, alimin Korkut karakterinin mitolojik kökenlerine hasredilmi makalesi ilmi kamuoyunda ve geni okuyucu kütlesinde daha büyük yanki uyandirmitir. Bu makalenin yayimindan (1979) bir kaç yil sonra (1983) onu kendisinin "Azerbaycan mifik tefekkürünün kaynaklari" adli monografisine dahil etmi aratirmaci "Korkut" karakterinin zengin mana alemine, o cümleden mitolojik mana sistemine malik olmasini bir daha not etmitir. Alimin 1981-ci yilda yayinladii bir aratirmasi dikkat çekicidir. "Altin giysili savaçi"nin soy etnik kaderi hakkinda" adi altinda ilk defa "Yildiz" dergisinde (17), ikinci defa 1984-cü yilda "Altin giysili savaçinin kaderi" adi ile ayrica kitapcik eklinde "Genclik" basim evinde yayinlatmitir (18). Nihayet, 1983-cü yilda M.Seyidov'un mitoloji ile bali ilk esasli eseri yayimlanir. "Azerbaycan mifik tefekkürünün kaynaklari" adli eserinde onun bu tarihe kadar iledii mitolojik aratirmalar, bununla beraber mit, soykökü, eski medeniyyet, ilkel düünce tarihi ile alakadar bir çik söz ve anlayilarin etimolojisinden bahseden aratirmalarini genelletirmi, sistemletirmi ve monogirafi haline getirmitir (19). Uzman alimin mitolojik aratirmalari içerisinde 1983-ci yilda "lim ve hayat" dergisinde yayimladii "Güne miti" adli makalesi de dikkat çekicidir (20). Mirali Seyidov kendi aratirmalarinda genellikle türk mitolojik düüncesinde tabiat cismlerinin, bununla beraber Güne'in vasiflar içermesinden geni ekilde bahsetmitir. Aratirmacinin 1984-cü yilda "lim ve hayat" dergisinde yayimlanan "Halilarimizda ejderha deseninin mitolojik kökenleri" (21) adli makalesi de, adindan görüldüü gibi mitolojik görülerin hali sanati esasinda restore edilmesine hasredilmitir. 1986- ci yilda yine de "lim ve hayat" dergisinde bilim adaminin mitlerle alakali teorik görülerini özünde içeren "Mitde sonsuzluk ve teklik bakii hakkinda" adli makalesi yayimlanmitir (22). Adindan da bilindii gibi makale mitolojik düüncenin sonsuzluk, teklik gibi teorik sorunlarina aittir.

15

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Nihayet, 1989-cu yilda M.Seyidov'un daha bir esasli monogirafisi "Azerbaycan halkinin soykökünü düünerken" (23) kitabi basilir. Bu kitap Azerbaycan halkinin soyagacinin örenilmesine hasredilmitir. 1990-ci yilda M.Seyidov'un "Yaz bayrami" adli kitabi yayimlanir (24). Kitapta yaz bayraminin tarihi kökeni aratirilmi, takvim anlayiinin mahiyeti halk bilimi, folklor örnekleri esasinda incelenmitir. Prof. M.Seyidov ölümüne az zaman kalmi "Kam-aman ve onun kaynaklarina genel baki" (25) eserini basima hazirliyordu. Kitap onun ölümünden (1992) sonra (1994) basildi. 232 sayfalik bu kitap "Kam-aman inançlarina genel baki", "Al - Al Arvadinin olutuu mit dünyasinin mahiyeti", "Mitde insanseverlik ve ona karit görü", "Tabiatla insanin karilamasindan yaranan mit inanci", "Oba inançinin yaranmasi ve onun kam görülerinde yeri" adli be ana baliktan ibarettir. Malum olduu gibi M.Seyidov' un ilmi kiilii, genellikle kemiyet bakimindan çok zengindir. O, çok sayida etimoloji, halk bilimine ait makalelerin yazaridir. Mirali Seyidov Azerbaycan - Türk mitolojisinin tarihinde hususi aamadir. M.Seyidov'dan önceki aratirmacilar Azerbaycan-Türk mitolojisini "Avesta" yönlü aratirmilardir. Böylelikle, ilk olarak M.Seyidov türk yönlü aratirmalar yürütmütür. Onu aratirmalari zamanin ihtiyaci olmutur. Bilim adami da bu ihtiyaci zamaninda görmü, duymu, zamaninda degerlendirmitir. Azerbaycan-Türk mitolojisine ait bir birinden deerli eserler yazmitir. Mirali Seyidov biliyordu ki, fikirlerini toplum kabul ediyor. Nitekim, Azerbaycan-Türk mitolojisinden devamli olarak yaziyordu ve bu konuda fikir ekillendirmiti. Böylelikle Mirali Seyidov mitoloji sahasinda öz statüsünü koruyor. Prof. Mirali Seyidov zengin ve yaratici ilmi kiilie sahiptir. Bildiimiz gibi büyük düünürün ilmi faaliyetinin hepsi mitoloji sorunlarina ait deil. Mirali Seyidovun eserlerine genel ekilde dikkat edersek profesyonel edebiyat tarihçisi, mitoloji uzmani, etnografi aratirmacisi ve halk bilimi profili üzre çalitiinin ahidi oluruz. Bilim adaminin mitoloji aratirmalari bir kural gibi halkin soyaacini örenme meselelerinden hiç bir zaman ayrilmami, ve o, mitolojini Türk halkinin soyaacini en eski kaynai olarak örenmitir. Onun eserlerinin Azerbaycan, Türk halkinin kendinin etnik idraki ve milli algilamasi yönünden çok büyük rolü vardir.

KAYNAKÇA 1. Seyidov M. Sayat Nova. B.: Genclik, 1954, 155 s. 2. Seyidov M. Gövsi Tbrizi: heyati v edebi kiilii. B.: Az. SSR EA yayinlari, 1963, 100 s. 3. Seyidov M. Peveç narodov Zakavkazya. B.: zd. Ak. Nauk Az. SSR, 1963, 139 c. 4. Seyidov M. Azerbaydjano ­ armyanskie literaturnie svyazi. B.: zd. Ak. Nauk Az. SSR, 1969, 179 s. 5. Seyidov M. Azerbaycan-ermeni edebi alakalari (orta asrlar). B.: Elm, 1976, 180 s. 6. Seyidov M. «Uur» sözü haqqinda bazi notlar // Az. SSR EA Haberleri (ctimai ilimler serisi), 1962, 4, s. 147-159.

16

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

7. Seyidov M. «Ölenk»in izi ile // «Azerbaycan» dergisi, 1965, 5, s. 84-93. 8. Seyidov M. «Ouz» sözünün ve karakterinin kökeni // «Ouz versiyonu Zaqafqaziyada» konfransinin tezleri. B.: Az. SSR EA Yayinlari, 1966, s. 6. 9. Seyidov M. Ouzun ata-anasinin kimliyi // «lim ve hayat» dergisi, 1985, 8, s. 15-16. 10. Seyidov M. Nekotorie zametki o qunno-azerbaydjanskih mifoloqiçeskih svyazey na osnove etimoloqiçeskoqo analiza «kuar» (quar) // Voprosi Azerbaydjanskoqo yazikoznaniya (sbornik statey). B.: zd. Ak. Nauk Az. SSR, 1967, s. 205-216. 11. Seyidov M. Zametki o qunnskoy mifoloqii (po istoçnikam VII v.) // Dergisi «Sovetskaya törkoloqiya», 1970, 2, 107-116. 12. Seyidov M. K voprosu o traktovke Yer-Sub v drevnetyurkskix pamyatnikax // Jur. «Sovetskaya tyurkoloqiya», 1973, 3, s. 63-69. 13. Seyidov M. Göy, a, siyah renklerinin eski inançlarla alakasi // Az. SSR EA Haberleri («Edebiyat, dil, güzelsanatlar» serisi), 1978, 2, s. 20-37. 14. Seyidov M. Ali kii v Korolu karakterlerinin prototipleri hakkinda // «Azerbaycan» dergisi, 1978, 3, s. 184-207. 15. Seyidov M. «Korkut» sözünün etimoloji tahlili ve karakterinin kökeni hakkinda // «Azerbaycan» dergisi, 1979, 1, s. 179-207. 16. Seyidov M. Xidiri türkdilli halklarin inami yaratmitir // «Azerbaycan» dergisi, 1979, 4, s. 51-60. 17. Seyidov M. «Altin giysili savaçi»nin soy-etnik taleyi hakkinda // «Ulduz» dergisi, 1981, s. 33-49. 18. Seyidov M. «Altin giysili savaçi»nin taleyi. B.: Genclik, 1984, 105 s. 19. Seyidov M. Azerbaycan mitik tefekkürünün kaynaklari. B.: Yaziçi, 1983, 326 s. 20. Seyidov M. Güne miti // «lim ve hayat» dergisi, 1983, 2, s. 32-34. 21. Seyidov M. Halilarimizdaki ejderha simgesinin mifolojik kökenleri // «lim ve hayat» dergisi, 1984, 3, s. 20-23. 22. Seyidov M. Mitde sonsuzluk v teklik bakii hakkinda // «lim ve hayat» dergisi, 1986, 6, 25-27. 23. Seyidov M. Azerbaycan halkinin soykökünü düünerken. B.: Yaziçi, 1989, 496 s. 24. Seyidov M. Yaz bayrami. B.: Genclik, 1990, 96 s. 25. Seyidov M. Kam-aman ve onun kaynaklarina umumi baki. B.: Gnclik, 1994, 232 s.

17

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

3. DALIQ QARABA MÜNAQSNN NKAF DNAMKASININ PSXOLOJ THLL ­ lham MIRZYEV27 ÖZET Makalede Dalik Karaba munakaasinda büyük role sahip konfliktolojik ve psikolojik faktor tahlil olunur ve ayni faktörlerin psikolojik mekanizmasinin açilmasina cahd gösterir. Dalik Karaba munakaasinin mahiyyeti açiklanir, onun objektiv ve subjektiv psikolojik ünsirler(amiller) tahlil olunur. Munakaa ortaminda taraflarin bir-birini kavramasinin psikolojik cehetleri dikkat merkezine getirir ve taraflarin bir-birini kavramasinda ortaya çikan illüzyon erh olunur. ABSTRACT Here is being analysed the conflictologial and the psychological facts an important role in Upper Garabagh conflict and making an attempt for the revealing of the psychological mechanism of the given data. Being done the content of the Upper Garabagh conflict, Being done the analyses of its objective and the subjective psychological factors. Being analysed the psychological specificity of the perception of each other in cases of this conflict and being commented the illusions appearing in perception of the sides of each other.

27 "Dalik Karaba munakaasinin gelime dinamikasinin psikolojik tahlili." Psixologiya elmler namizdi, böyük elmi içi, Felsefe Enstitüsü, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Bakü/AZERBAYCAN.

18

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Mövcud bir sira münaqilrin o, cümldn Ermnistan­Azrbaycan Daliq Qaraba münaqisinin Cnubi Qafqazda v onun trafinda sabitliyi thdid etmsi heç kimd übh dourmur. Digr trfdn bu münaqi keçn srin 90-ci illrindn SSR daildiqdan sonra öz müstqilliyini ld etmi Azrbaycan Respublikasinin thlüksizliyin birbaa hd olmaqla respublikamizin milli maraqlarina öz tsirini göstrir. Siyasi sahd sas milli maraqlarimizdan biri olan dövltimizin razi bütövlüyü Ermnistan- Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisi nticsind pozulmu, Azrbaycan Respublikasi qonu Ermnistan trfindn regional münaqiy clb edilmidir. Münaqinin özünmxsus siyasi amillri il yanai psixoloji mqamlari da diqqti çkir. Bel ki, hr bir münaqid hr eydn önc psixoloji üyumazliq zonasi olur. Bu zona vziyyt haqqinda hr bir trfin özünümxsus tsvvürlr malik olmasina rait yaradir. Trflrin bir-birin qari ks mövqe tutmasi, müxtlif motivlr v mqsdlr malik olmasi onlarin qarilamisina v toqqumasina gtirib çixarir. Yni hl motivlrin olmasi, bir-birin qari dümn münasibtin mövcudluu münaqinin balamasi demk deyildir. Bunun üçün bir-birin ks olan hrktlrin ortaya çixmasi zruridir. Qari trfin hrktlri digr trfin öz mqsdin nail olmasina mane olur. Msln, Ermnistanin Spitak rayonundan azrbaycanlilarin qovulmasi v onlara qari vhiliklr, elc d Qaraba trafinda ba vern hadislr paytaxt Bakida mitinqlrin v numayilrin balamasina sbb oldu. Bundan sonra bir-birini vz edn hadislr qari trflrin biri­birn cavab reaksiyalarina v münaqinin kskinlmsin gtirib çixardi. Buna gör d münaqi raitind hr bir hrkt qari trfdn qeyri-korrekt v ya dümn hrkt kimi qiymtlndirlir. Neqativ v qeyri-adekvat qiymtlndirm hr bir trf üçün normal davrini trzin çevrilir v bir-birn qari yönlmi dümn hrktlr real münaqi v mühariby rait yaradir. Bir mslni d qeyd etmliyik ki, münaqi raitin gtirib çixaran konfilikt aysberq oxayir. Onun bir trfi görünndirs, digr trfi görünmyn olur ki, bu da münaqi raitind hrktlrin tam adekvat qiymtlndirilmsin mane olur. Buna gör d münaqinin psixoloji tsvirini vermk üçün vziyytin gediin v qari trflrin biri-biri haqqinda tsvvürlrin diqqt yetirmk lazimdir. Ummimiytl, psixoloji v konfliktoloji dbiyyatda baqalarinin konfliktli, dümncsin, ona qari hrktlrinin qiymtlndirdiklri hrktlrin sas chtlrini aaidaki kimi sciyylndirirlr: - digr trfin birbaa v ya dolayisi yolla niyyt v planlarinin yaradilmasi; - qari trfin öz vziflrini v msuliyytini baa dümmsi; - baqalarina aid omayan razilrin tutulmasi v ya iali; - digr trfin mlakina v ya reputasiyasina ziyan verm; - insan lyaqtinin alçadilmasina yöndilmi hrktlr; - hdlr v baqa formada dümnçiliy thrik edn hrktlr; - fiziki zorlama hadislri v s. Bel hallarda bzi hrktlr heç d konfiliktli hrktlr kimi qiymtlndirilmir v hesab olunur ki, bu hrktlr tam kild onlara qari yönlmyib v ya onlari bu hrktlr thrik ednlr vardir. ksr hallarda bu tsdüfülükl izah edilir, bzn normal hrktlr kimi d qiymtlndirilir. Faktlar göstrir ki, Ermnistan-Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisi zamani münaqinin mrkzindn uzaqda olan Azrbaycan rayonlari bilavsit bu münaqinin

19

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

drinlcyin heç d inanmirdilar. Uzun müddt qonuluqda yaayan ermnilrin onlari öz ev-eiyindn qovacaqlarini v onlara qari vhiliklr tördcklrini aillarina bel gtimirdirlr. Bel bir yalni psixoloji gözlm hrbi mliyyatlarin genilndiyi bir dövrd d hl öz qüvvsini itrimmidi. Tbii ki, ermnilrin müdhi planlarindan xbrsiz olan azrbaycan halisi yalniz ermnilrin ayri-ayri yerlrd törtdiklri vhiliklrdn sonra sanki ayildilar. Yni münaqinin birinci fazaisnda Azrbaycandan ermnilrin v Ernnistandan azarbaycanlilarin qovulmasinadan sonra da sl mqsdin hl blli olmadii bir zamanda da azrbaycan trfi hl d münaqini kskinldirmdi. Sonralar mlum oldu ki, ermnilrin yaxin v uzaq mqsdlri varmi v bu mqsdlr riyakarliqla prdlnmidir. aylr, dezinformasiyalar, txribatlar v s. kimi vasitlr ermnilrin taktiki v uzaq mdsdlrin xidmt etmsi indi heç kimd übh dourmur. Ermnilrin srin vvlrind törtdiklri vhiliklrin unutdurulmasi, tarixin yaddaindan sixidirilmasi, dostluq v qardaliin tblii v glck üçün ermni separatizminin v milltçiliyinin«sifirdan balamasina» rvac vermk üçün rus-sovet ideoloqlari trfindn proqnozladirilmidir. Baimiza gtiriln bir sira müsibtlrin kökünd mhz el bu msllr durur. Daliq Qaraba münaqisinin inkiaf dinamikasini baa dümk üçün onun mrhllrin, yaratdii fsadlara v energetik balansina diqqt yetirmk zruridir. Hr bir konfiliktin daamlilii insanlarin srf etdiyi enerjidn, münaqi raitind olan trflrin iqtisadi v hrbi gücündn v s. asilidir. Hr hansi konfiliktin dayandirilmasi üçün müyyn qariliqli anlama zruridir. Lakin hyati hmiyytli mslrd birbaa komporomis mümkün deyldir. Bundan lav konfiliktin ilkin mrhlsind Azrbaycan özü üçün hyati hmiytli obyektlrini itirmi, strateji rayonlari iala mruz qalmi v insanlarinin vhicsin qtli hyata keçirilmidir. Azrbaycan bununla razilaa bilmzdi. Yni konfliktin ilkin mrhlsind bel psixoloji razilama üçün yer qalmamidi v ona gör d konflikt get-ged drinlmy bilmzdi. Etnosepatizmin cryan etdiyi bir sira münaqilrd olduu kimi Ermnistan-Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisi zamani da münaqid obyektiv v subyektiv hrktlr özünmxsus kild tzahür etmy baladi. Psixoloji thlili zamani bu hrktlri frqlndirmk lazim glir. Obyektiv faktorlar dedikd ­ vziyyti özünd real ks etdirn gercklik baa düülür. Bu amillr milltin, etnosun varlii v onun etnik-psixoloji xüsusiyytlri il birbaa balidir. Bu faktlar qisa zaman intervalinda dyi blmz. Obyektiv amillrin mövcudluu, hyati hmiyytli dyrlrl rtlnmsi ksr psixoloqlarin fikrinc münaqini qaçilmaz edir. Bu prinsipi Ermnistan - Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisin ttbiq etsk görrik ki, hr iki trf üçün qariliqli anlama raiti yaransada ermnilrin destruktivliyi v « ermni yaddainda möhkmlnmi uydurma tarixi faktlar» bu anlamaya hmi maneçilik törtmidir. Buna gör d psixoloji baximdan konfilikt hll olunmaz kimi görünür. Bir mslni d qeyd edk ki, son 15 ild aparilmi daniliqlar göstrir ki, münaqinin sülh yolu il tnzim ounmasi uzunmüddt tlb edir v ntic hl d görünmür. Çünki, münaqi bilavasit obyektiv amillrl rtlnmidir ki, bu amillr d onun hll olunmasina imkan vermir. Münaqinin inkiaf proesesin baxdiqda görürür ki, bir sira xarici quvvlr bu münaqinin ilk mrhlrind bel onun qizidirilmasnda maraqlidirlir v onun hllin hr vhcl mane olurlar. 1997- ci ild münaqinin hll olunmasinada mrhlli hll plan hyata keçmsindn narahat olan bir sira qüuvvlr Ermistanda dövlt çevrilii edrk hakmiyyti dyidilr. Bütün

20

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bunlar göstrir ki, münaqid obyektiv hrktlr onun inkiaf dinamikasini v prosesin özünü tyin edir. Münaqinin bel vziyyt qalmasi Azrbaycana tsir imkanlarini onlarin nöqteyi-nzrinc artirir. Bunula bel münaqinin subyektiv amillri d vardir ki, bu da diqqtdn knarda qala bilmz. Tdqiqatçilarin fikirinc (10;13;17) subyketiv amillr konflikltili hrktlrin stimulu, istiqamtlndiricisi olur. Bel amillr illzuya xarakterli mslrl rtlnimdir. ksr hallarda münaqi raitind olan insanlar situasiyani thrif olunmu kild qavrayirlar. Onlarin txyyülünd real hadislr onlara mxsus olmayan kimi qavranilir. Hmin situasiyada olmayan msllri bilavasit özlrin aid edirlr. M.Tomasin nzriyysin sasn bu vziyyt qbul edilndir v ya münaqinin gediind tbbi haldir. Çünki illuziya xarakterli tsvvürlr konfiliktli hrklri real tsvvürlrdn daha çox münaqini stimulladirir. Ona gör ki, münaqili vziyytin özü stress v ya kütlvi psixoz kimi qiymtlndirilir v insanlar n etdiklri v onlarala n edidiyinin frqin varmadan sterotip davrani trzi göstrirlr. ksr tdqiatçilarin fikrinc (12;13;14) illluziya konfliktin gediin v drinlmsind sas faktora çevrilir. Bu nzriyydn çixi edrk Ermnistan- Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisind illuziya yaradan chtlri qupladira bilrik ki, bu amillr birbaa konfliktin balanmisina v iddtlnmsin xidmt etmidir. Onlar aaidakildardir: Udmaq-uduzmaq illuziyasi. Ermnilr özlrinin hrbi, psixoloji v siyasi hazirliqlarinadan yalni olaraq çixi edib münaqini bütünlükl udmaq perespektivin illuziya yaratmidilar. Nyin bahasna olursa olsun qlb ld etmk v azrbaycanlilara qalib glmk. Bu illuziya alternativin olmamasindan birbaa münaqinin drinlmsin v müharib vziyytinin yaranmasina gtrib çixarmidir. «Özunbrat qazandirma» illuziyasi. Ermnilrd bel biri yalni tsvvür yaranib ki, onlar daha qdim v sivizasiyali xalqdirlar. Onlar azrbaycanlilara qari törtdiklri vhiliklri normal hadis hesab edir. Çünki onlar hamidan yükskdirlr, aailiq kompleksin malik etnoslar mhv olmalidirlar. Vaxti il alman faistlri d bel bir illuziyanin qurbani olmudular. Bel illuziya raitind insanlar hesab edirlr ki, bizim baxilarimiz, bizim dunyagörüümüz, bizim prinsiplrimiz digrlrindn üstündür. Ancaq onlar bizim mdni dyrlmimzi düzgün qiymtlndirmirlr. «Qddar etnos illuziyasi». Burada bel br prisip sas götürülür ki, kim bizim maraqlarimiza, bizim adtlrimiz uyun deyils o, bizd neqativ reaksiya dourur. Türklr qddar xalqdirlar v onlardan qisas almaq lazimdir. Tarixi faktlar göstrir ki, ksin ermnilr hmi türklr qari soyqirim tördiblr. «Güzgü qavrayii» illuziyasi. Mnyyn mqsdlr gör qari-qariya durmu etnoslar simmetrik, sanki güzgüd olduu kimi bir-birini qavrayirlar. Hr bir trfin müsbt v mnfi chtlri tapilir. Bir­birlrini günahlandiraraq öz hrktlrin brat qazandirirlar. Msln, Xocali soyqirimindan sonra ermnilr Sumqayit hadislrinin qisasinin alindiini byan edirdilr. Bunu sübut etmy bel ehtiyac yoxdur. Çünki mhz Sumqayit hadislri ildönümünd v el hmin günlrd Xocali soyqirimi tördildi. Hansi ki, bilavasit ermnilr trfindn tkil olunmu v hyata keçirilmidir. Bel illuziyalar ksr hallarda konfliktin silahli münaqiy keçmsin gtirib çixarir. Onun da nzr almaq lazimdir ki, münaqi vziyytind etnos üzvlri trfindn realliin drkinin özü bir çox hallarda hm qeyr-üuri kild, hm d aydin drk edilmi kild thahür ed bilr. nsanlarin biri-birini drk etmsinin psixoloji mexanizmini v qanunauyunluqlarini aradiran AMEA-nin müxbir üzvü, professor B.H.liyev haqli olaraq göstrir ki, etnik qrup tarixn özünd formalami

21

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

olan psixoloji xüsusiyytlri qabartmaa çaliir v o bunu hmin xüsusiyytlri digr birliyin xüsusiyytlrin qari qoymaqla «ya drk edilmi, ya da az drk edilmi kild edir». Müllifin fikrinc «mnsub olduu biliyin digr birlikdn frqlndirilmsi, ondan üstün tutulmasi v ona qari qoyulmasi öz etnik frqlrini fal kild frqlndirmsin xidmt edir. Bu öz ifadsini etnik mnlik uüurunda v etnik sterotiplrd tapir» (5, s.20). Müllifin fikirlrinin haqli olduunu sübut edn bir sira tarixi mqamlar v hadislr vardir ki, bu da etnosun özünüdrketmsind illuziyaya qapilmasina v etnik identiekliyin qeyr-adkevat qavranilmasina gtirib çixarir. Bütün bunlarla yanai konfiliktin inkiaf prosesi d aradirilmalidir. Qeyd etmk lazimdir ki, ümimyytl münaqinin bir baa tsvirin hsr edilmi tdqiqatlar olduqca azdir. Demk olar ki, bu sahd yalniz tarixi v etnopsixoloji tldqiqatlara rast glinir. Aparilmi tdqiqatlar göstrir ki, özunün inkiafinda konflikt bir neç mrhldn keçir. Hr bir mrhlnin davamliliina gör müxtlif mrhlr bölürlr. Ancaq ksr tdqiqtçilara gör münaqinin inkiaf proesi hr bir konflikt eyni cür ba verir. Münaqinin ilk mrhlsini münaqi önü mrhl adlandirirlar. Bu mrhld müyyn ziddiyytlr yaratmi konfliktin potensial subyektin münasibtd grginliyin artmasi müahid olunur. Konfliktin potensail subyekti trfindn drk ediln ziddiyytlr yalniz münaqiy aparib çixarir. Bu o demkdir ki, hr bir konflikt önü situasiya konflikt gtirib çixarmir. Mhz bu mrhld sosial-pxoloji v etnik konfliktlrin yaranmai üçün rait yaranir. gr grginlik açiq münaqi v toqquma vziyytin keçmirs, o latent xarakter alir v potensial thlük olaraq qalir. rti olaraq konfliktönü situasiyani bir neç inkiaf fazasina bölmk olar. Onlar aaidakilardir: - müyyn mübahis obyketin olan münasibtdn doan ziddiytin ortaya çixmasi; inamsizliin yaranmasi v etnik grginliyin artmasi; bir-birin qari iddialarin( birtrfli iddianin ) irli sürülmsi ; tmasin azalmasi v laqlrin ksilmsi; - öz iddialarinin doruluunu sübut etmk chdi v konfliktin daltli yollla hll etmk istyindn uzaqlama; özünün xsi sterotiplrin qapilma; übhlrin ortaya çixmasi v emosional sferada grginlik; - qariliqli laqlrin strukturunun daidilmasi; qailiqli mühakimdn hdlr keçilmsi; aqresivliyin yükslmsi; «dümn obrazinin yaranmasi» v onunla mübariz «qurusunun» yaradilmasi; Bu chtlr göstrir ki, qeyd olunan rtlr daxilind konfliktli situasiya tdricn açiq mmünaqiy trasformasiya olunur. Daliq Qaraba münaqisind Qarabain ermnilr mnsub olmasi iddiasi v Xankndind balanan mitinqlr Azrbaycanda cavab reakasiyalarina sbb oldu v münaqinin drinlmsi üçün real rait yarandi. Ermnilr bu vziyytdn istifad edrk onu daha da drinldirdilr. Lakin hr bir konflikt önü situasiya insident olmasa açiq toqqumaya v ya mühariby gtirib çixarmir. Daha dqiq desk konfiliktin real olmasi üçün insident zruridir. nsident- trflrin toqqumasi üçün formal bhandir. nsident hm tsadüfi, hm d konflikt subyekti trfindn provakasiya edil blr. Bu zaman hadislrin tbii gedii balayir. Ermnistan-Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisi zamani sgran yaxiniliinda iki azrbaycanli yeniyetmnin öldürülmsi münaqinin balamasi v üçüncü fazaya keçmsin sbb oldu. Bir sira hallarda insident hansisa «üçüncü» trfin txribati nticsind yaranir v öz maraqlari daxilind konflikti idar etmy balayir. Tbii ki, bu münaqid üçüncü trf Rusiya Fedarasiyasi idi. Mlumdur ki, Sovetlr ittifaqi daildiqdan sonra hr bir respublika öz müstqiliyini

22

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

elan etdi v suverenliyini qorumaa baladi. Azrbaycan rus qounlarini öz razisindn çixaran ilk dövltlrdn biri olmudur. Bu is Rusiyanin imperiya siyastin uyyn glmirdi. Buna gör d o dolayisi yolla Ermsitan vasitsil Azrbaycana tsir göstrmy v bununla da Azrbaycani öz tsir dairsin salmaa çaliirdi. Bunun n asan yolu munaqi yaratmaq idi. Mhz bu nöbteyi- nzrdn Rusiya üçüncü trf kimi çixi edirdi. Aparilimi tdqiqatlarin(6;7;10;17) thlilindn çixi edib insidentin yaranmasini xarakterin gör dörd tipini ayrid etmk olar: Obyektiv mqsdyönlü insidentlr. Obyektiv mqsdyönsüz insidentlr. Subyektiv mqsdyönlü insidentlr. Subyektiv mqsdyönsüz insidentlr. Qeyd olunmalidir ki, insident konfilikt yeni xarakter verir. Umumiyytl münaqi trflrinin mürkkblmi situasiyalarda mümkün davrani tiplri aaidakilar ola bilr: -trflr yaranmi ziddiyti aradan qaldirmaa v kompromis tapmaa çaliirlar; - bir trf özünü heç n olmami kimi aparir (konfliktdn uzaqlair) ; - insident açiq qaridurma v müharib üçün siqnal rolunu oynayir. Sadalanan variantlardan birinin seçilmsi qari-qariya duran trflrin konkret qurusunun, mqsd v gözlmlrindn, emosioanal yönümdn asili olur. Burada bir mqami qeyd etmk lazimdir ki, Ermnistan qeyd olunan variantlardan axirincisini seçmi v bunun nticsind müharib daha qanli v davamli xarakter daimaa balamidi. Münaqinin inkiafinin üçüncü mrhlsi vvlkilrdn frqli olaraq konfliktli davraniin açiq kild tzahürü il sciyylnir. Bu mrhl hr hansi obyektin tutulmasi v mübahis zonalarinda hrbi mliyyatlarin aparilmasi il xarakterikdir. Üçüncü mrhld psixoloqlar konfliktli davraniin bir neç növünü xarakteriz edirlr. Onlari aaadaki kimi tsnif etmk olar: - fal - konfliktli davrani (münaqiy çarii); - passiv ­ konfliktli davrani (çaria cavab); - konfliktli - kompromiss davrani; - kompromiss davrani. Münaqidn vvl yaranmi konflikt qurusundan asilil olaraq trflrin davrani formalari mntiqi inkiaf mrhlsin keçir. nkiaf edn v drinln konflikt onun daha da qizimasi üçün lav stimullar yaradir. gr münaqinin qarisini heç kim almirsa o, öz-özün qidalanmaa v yeni ­yeni münaqili raitlr v hrbi mliyyatlar ortaya çixariir. Bu nöqteyi-nzrdn hr bir konflikt özünmxsus unikallia malik olur. Aparilmi tdqiatlar göstrir ki, bütün münaqilr üçün xarakterik olan chtlr vardir v hmin chtlr münaqinin ümumi modelini özünd sk etdirir. str Ermnistan- Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisi, istrs d digr münaqilr üçün aaidaki chtlr sciyyvidir: - Münaqinin gizli vziyytdn açiq müharib raitin keçmsi. Burada müharib lokal xarakterli v daha az resusrlardan istifad olunmaqla aparilir. Msln Ermnistan-Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqisinin ilk dövrlrind fal hrbi mliyyatlar yalniz Qaraba trafinda aprailirdi v hr ks hesab edirdi ki, bü münaqi öz lokalliindan çixib total mühariby çevirilmyck. - Qaridurmanin daha geni eskalasiyasi. Burada artiq bütün kompromis ehtiyatlari azalir. Münaqiy daha geni resurslar v qüvvlr clb olunaraq ounun aht dairsi gnilnir v münaqi idaredilmz hala glir. Qarabada münaqinin

23

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bu mrhlsi artiq 1991-1992-ci illri hat edirdi. Müharib ninki Qraba v ona bitiik raoynlarda, hm d Azrbaycanin Ermistanla srhd razilrinid d aparilirdi. - Bu mrhld artiq münaqi apoqeya vziyytin glib çatir v total müharib qaçilmaz olur. Psixoloji nöqteyi­nzrdn bu mrhld qari trflr artiq öz mqsdlrini unudur, hr bir vhcl dümn zrb vurmaa çaliirlar. Tbii ki, Qaraba müharibsnd münaqinin kulminsiyasi tam kild hl ba vermmidir. Dorudur atks rejimi olsa da lokal döyülr hl d getmkdir. Bu is subut edir ki, müharib hl qurtarmamiidir. Baqa bir trfdn Azrbaycanin razilrinin 20%nin iali v bir milyondan ariq qaçqin v mcburi köçkün ordusunun mövcudluu Qaraba müharibsinin ikinci mrhlsinin hl d qaldiini göstrir. Dorudur Respublikamizin Prezdenti cnab lham liyev müharibnin sülh vasitsil hllin çaliir. Lakin bdnam ermnilr hr hansi kompromis daniiqlardan hl ki, qaçirlar v öz müdafi qabliyytlrin möhkmltmy çalisalarda Azrbaycanda müahid olunan iqtisadi yüksli, Azrbaycanin müdafi xrclrin ayirdii maliyy vsitlrinin Ermnistanin bütöv büdcsin brabrliyi sübut edir ki, azrbaycanda qüdrtli ordu yaradilmidir v bu ordu öz torpaqlarini ermni ialçilarinin lind qurtaraçaqdir. Ermnistan-Azrbaycan, Daliq Qaraba münaqsinin psixoloji thlili göstrir ki, münaqinin gediind buraxdiimiz shvlr bilavasit öbyektiv amillrl rtlns d, burada subyektiv amillr d olduqca çoxdur. Msln mlumdur ki, insan hr hansi bir arzuya yetimdikd v ya onu nahaqdan gözldikd onda frustrasiya hali ba verir. Bel hal ninki insanin davraniina, hm d faliyytinin mqsdmüvafiqliyin tsir göstrir. 1992-ci illrd Azrbaycan ordusunun zfr yürülri qlby yaxinlamasinadn xbr verirdi. Lakin o zamanki hakmiyytin sritzliyi v geri alinmi torpaqlarin ermnilr trfindn yeindn zbt olunmasi Azrbaycan silahlvi qüvvlrind apatiya, frustraisya hali yaratdi v taktiki mqsdlrin tdricn deformasiyaya ürmasini gtirib çixardi. Dezinyformasiya raiti v orduya vahid komandanliin hyata keçiril bilmmsi dümnlrimizin bel situsiyalardan yararlanmasina rait yaradirdi. Ermnistan ­ Azrbaycan v Daliq Qaraba münaqisinin nizama salinmasi istiqamtind ilk tbbüslr ermni ialçi qüvvlrinin Daliq Qaraba rafinda ki razilri zbt etdiyi dövrdn baamiidir. Mlumdur ki, münaqi il bali olaraq BMT Thlüksizlik urasi 4 qtnam qbul etmidir: 30 aprel 1993 ­cü il traixli 822 sayli v 29 iyul 1993-cü il 853 sayli qtnamlrd « vziyytin bölgd sülh v thlüksizlik üçün qorxu törtmsi», 14 oktaybr 1993-ü il 874 sayli v 11 noyabr 1993-cü il 884 sayli qtnamlrd is vziyytin grginlmsindn yaranan narahatçiliq hissi ifad olunurdu. Sndlrin öyrnilmsi göstrir ki, BMT Thlüksizlik urasi Daliq Qaraba v ona bitiik bir sira rayonlarin Ermnistan trfindn ialini tanimidir. Bel ki, qtnamlrd atin birdflik dayandirilmasi mqsdi il bütün hrbi mliyyatlarin qarisinin alinmasi v ialçi qüvvlrin Klbcr, Adam rayonlarindan, elc d Azzrbaycanin ial edilmi baqa rayonlarindan drhal çixarilmasi tlb edilir(1,s.140). Hmin qtnamlrdn üzün müddt keçmsin baxmayaraq Ermnistan silahli qüvvlri ial etdiyi razilrdn çixmamidir. Bu o demkdir ki, Ermnistan htta beynlxalq sviyyd qrarlara mhl qoymur v özünün ekspansiv v ialçi siyastini davam etdirir. Bu msl iki aspektdn rh edil bilr. Birincisi ondan ibartdir ki, ermni lobbisi böyük dövltlrin siyastin tsir göstr bilir v

24

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bunun saysind Ermnistana gözün üst qain var deyn yoxdur. kincisi, ondan ibartdir ki, dünyada hl d münaqilrin hllin v ayri-ayri dövltlr münasibtd ikili standartlar mövcuddur. Baqa bir cht ondan ibart dir ki, BMTnin qrarlari tövsiy xarkterdlidir v mcburi xarakter daimir. Maraqli mqamlardan biri d ondan ibartdir ki, qtnamlrd Ermnistan ­ Azrbaycan v Daliq Qaraba münaqisi hrbi münaqi kimi deyil trflr arasinda mübahis kimi qiymtlndirilmidir. Ermnilr bu münaqid beynlxalq hüquq müstvisind qbul edilmi xalqlarin v milltlrin öz müqddaratini hll etmsi prisipin istinad edirlr. BMT-nin nizamnamsinin 2-ci maddsinin 4-cü hisssin sasn bütün üzv dövltlr öz beynlxalq münasibtrind hr hansi bir dövltin razi bütövlüyün v siyasi müstqilliyin qari v yaxud BMT-nin mqsdlri il bir araya simayan hr hansi bir kild gücl hdlmkdn v gücün ttbiqindn çkinmlidir (8, s.66). Bu is göstrir ki, siyasi baximdan münaqiy yanama trzind v beynlxalq hüquq müstvisind ikili münasibt hl d davam edir. DBYYAT Abdullayev E. Daliq problemi beynlxalq hüqüq müstvisind. Baki: 2004, 140 s. Bayramov .S. lizad .. Psixologiya. Baki: 2003, 540 s. Bayramov .S., lizad .. Sosial psixologiya. Baki: Qapp, 2003, 365s. Bayramov .S. Etnik psixologiya. Baki : 2001, 374 s. Bayramov .M. Etno-psixologiyanin bzi msllri. Baki: Adilolu, 2001, 36 s. hmdov E. Ermnistanin Azrbaycana tcavüzü v beynlxalq tkilatlar. Baki: Turan, 1998, 137 s. liyev H.H. Daliq Qaraba hqiqtlri. Baki: Renessans, 2005, 140 s. Vahidov F.Q., Aayev T.B. Sosiologiya. Baki: Tknur, 2008,334 s. Abbasbeyli A.N.., Abbasbeyli E.A. Qeydar Aliev i mirovaya politika. Baku: Azernr, 1997.328 s. Aklaev A.R.Etnopoliteçkskaya konfliktoloqiya. M: Delo, 2005.472 s. Qriina N.V. Psixoloqiya koflikta. SPb: Piter, 2005, 464 s. Qrant N. Konfilikti XX veka. llyustrirovannaya istoriya. M.: 1995, 440 s. Kovalenko B.V., Piroqov,A.. Rijov. O.A. Politeçeskaya konfiliktoloqiya. M: 2002, 400s. Çernyaskiya S.. Noviy put Azerbaydjana. M: Azer-Media,2002,352 s. Mamedova L. Quseyinov Q. Armyano- Azrbaydjanskiy konflikt: problemi mira i voyni // Çentralnaya Aziya i Kafkaz, 2003, 5(29), 65-84 s.78-79). Leonov N... Konflikti i konfliktnie povedenie. SPb: Piter, 2005, 240 s. 15. Politiçeskaya konfiliktoloqiya. Uçebnoe posobie / Pod.red. S.Lanyulova. Spb: 2008,319 s.

25

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

4. NGLS V AZRBAYAN DLLRND SAD ÜMLNN FUNKSONAL XÜSUSYYTLR V ONLARIN LNMS - Yusif SÜLEYMANOV28 ÖZET Mekalede ngilis dili ve Azerbaycan türkcesinde sade cümlenin fonksiyonel özellikleri ve onlarin çalimasi karilikli ekilde yer almitir. Tüm fonksiyonel özellikler gösterilmi ve tahlil edilmitir. ABSTRACT In this article was given the functional features and their using of the simple sentence in English and Azerbaiani languages in the comparable form. All the functional features was shown and analyzed. Bildiyimiz kimi «it» vzliyi ingilis dilind qrammatik baximdan daha çox mürrdlmidir. «Buna gör d o müxtlif vziyytlrd mübtda funksiyasinda çixi ed bilir. O ansiz ya bildirn isimlrin vzin ilnrkn ümld müyyn xsli mübtda olur v hm leksik, hm d qrammatik baximdan (yni semantikstruktur) tamhüquqlu üml üzvün çevrilir» (47, s.112). Where is the entrane? t is here. ­ Giri haradadir? O buradadir. "t" vzliyi zaman, msaf v ya tbit hadislrinin müxtlif vziyytlri haqqinda daniarkn ümld mübtda funksiyasinda ilnir. Bu halda bel ümllr

28 "ngilis dili ve Azerbaycan türkcesinde sade cümlenin fonksiyonel özellikleri ve onlarin çalimasi.", AMEA Nsimi adina Dilçilik nstitutunun dissertanti, Bakü/AZERBAYCAN

26

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

xssiz ümllr adlanir. "t" vzliyi bel ümllrd qrammatik sasda struktur htdn düzgün ilns d, semantik htdn heç bir mna ksb etmir, msln: t is autumn. ­ Payiz; t is three o'lok. (Saat 3-dür). ngilis dilindn frqli olaraq Azrbayan dilind bel ümllr ildilmir. Sad ümllrin struktur v semantik xüsusiyytlrini nzr alaraq, Azrbayan dilinin sad ümllrini bir neç ür tsnif etmk olar. lbtt, qrammatikalarda ümllr n çox quruluuna gör tsnif edilir. Bundan baqa ümllri (söylmlri) funksional lamtlrin gör d tsnif etmk olar. Azrbayan dilind ümllr ya adi intonasiya il, ya da frqli intonasiya il müayt edilir. Bel ki, ümllr bütöv mtn daxilind bir-biril struktur-semantik laq üsullari il aradirilir. Bundan baqa sad ümllr hr iki dild aktual üzvlnmnin trkib hisslri olan «tema» v «rema» il d tdqiq edilrk müqayis edil bilr. Belki, «tema» - mlum olan, haqqinda daniilan, saslanilan söylm predmitidir. «Rema» - is onun haqqinda xbr vern v mna yükünü daiyan hisssidir. Hr bir sad ümlnin ünsiyyt vasitsi kimi kommunikativ mqsdi olur. «Sad üml mtn daxilind (kontekst) daxilind ilnrs, onu kommunikativ htdn thlil etmk asan olur. Bel halda airliq adtn ifadni balayan 1-i üml üzrin düür v qalan ümllr mnaa (semantik htdn) ona znirvari balanir» (129, s.115). Hr sonra gln sad üml özündn vvlkini bu v ya digr htdn mzmununa gör tamamlayir. Bellikl «tema-rema» ardiillii ml glir. 1-i ümlnin remasi, ikini sad üml üçün tema olur, yni, artiq mlum olan hissy çevrilir. Msln: Dünn li mktub yazdi. (rema) Mktubu anasina oxudu. (tema) Bunu ingilis dilind veriln ümllrd d müqayis etmk olar. Msln: Cohn (tema) gave a book to Mary. (rema) Mary (tema) was given a book by Cohn. (rema) A book (tema) was given to Mary by Cohn. (rema) lbtt hr iki dil üçün «tema-rema» analizi ümlnin tkilind sas rol oynayir v mtndn (kontekstdn) asili olurlar. Buna baqa bir nümun d göstrmk olar. Msln: «Müllim baxir ki, sinifd itirak edn tlblrin hansisa drs glmyib. O soruur: Mn görürm ki, bu gün drsd kims itirak etmir». ­ I see someone is absent today at the lesson. Who is absent (sual verib, soruur). Petrov is absent (Petrov yoxdur) avabini alir. Burada is absent temadir. Petrov ­ is remadir (yni bu gün olmayan xs Petrovdur). Hm ingilis dilind, hm d Azrbayan dilind «tema v rema» leksikqrammatik trkibin gör çox müxtlif olur. Hr iki komponent bütün üml üzvlrindn brabr kild istifad ed bilr. Hr bir üml üzvü mna yükünü öz üzrin götürrk aktuallaa bilr. Tdqiqatçilar bel bir ntiy glir ki, ümlnin mna quruluunu mna elementlri, onlar arasinda laqlr v elementar mnalar tkil edir. Hr bir sad üml mnaa çox mürkkb bir qurum olub, üç müxtlif komponenti trkibin daxil edir: hadis, mntiq v qiymtlndirm. Semantik sintaksisin vzifsi bu komponentlrin hr birini, onlarin bir ümld birlm qaydalarini v dili tmsil etm üsullarini öyrnmkdir. U.Z.Çeyf gör mrkzind fel onun adlandirdii v sübutu il müayt olunan predikativ durur. «O, fel mnalarinin alti tipini göstrir: hal, vziyyt, proseslr, hrkt, hrkt prosesi, vziyyt v hrktin davam etm proseslri». Müllif gör,

27

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bütün üml bütövlükd fel sasinda formalair. Fel tsir edn n varsa, hamisi ümly tsir göstrir. U.Z.Çeyf sad ümlnin semantik quruluunu aaidaki sxemd tsvir etmidir». I. V (verb) N (noun) - The wood is dry. (ingilis dilind) (vziyyt) (patent) ­ Odun qurudur. (azrbayan dilind) Burada odunun vziyyti bildirilir. II. V (verb) N (noun) ­ The wood dried. (ingilis dilind) (proses) (patent) - Odun qurudu. (azrbayan dilind) Burada odunun quruma prosesi bildirilir. III. V (verb) N (noun) ­ Mary sang. (ingilis dilind) (hrkt) (agent) ­ Mary oxudu. (azrbayan dilind) Bu ümld hrkt ira olunduu bildirilir. IV. V (verb) N (noun) N (noun) ­ Mihael dried the wood. (ingilis dilind) (hrkt prosesi) (patent) (agent)­Maykl oldunu qurutdu. (azrb.dilind) Bu ümld is hrkt prosesi göstrilir. V. V (verb) t is hot. (ingilis dilind) Kömkçi felin vziyyti - stidir. (azrb. dilind) Bu ümld fel «to be» kömkçi fel kimi balaii funksiyasi yerin yetirir. V (verb) t is raining. (ingilis dilind) Kömkçi fel hrktin davam etmsini bildirir. ­ Yai yair. (azrb dilind) Bu ümld is kömkçi feli davam etm hrktini bildirir (70, s. 120-9.7, 121-122-9.8, 123-9.9). Qeyd etmk olar ki, U.Z.Çeyf öz konsepsiyasina sasn fel üstünlük verrk onu üml il eynildirir. Bel olan halda ad nitq hisslri il ml gln sad ümllr knarda qalmi olur. Bu amilin özü türk dillrinin semantik sintaksisi nzriyysind sas funksiya daiyir. Müasir dövrd leksik semantika v qrammatik semantika dilçiliyin sas problemlrindn hesab edilir. Sad ümlnin mna quruluunun açilmasinda sas rol oynayan mühüm msllrdn biri onun semantik strukturunun komponentlridir. Sad ümlnin semantik quruluu il qrammatik quruluu arasinda, onlarin forma v mzmunlari arasinda qariliqli laq mövuddur. Hr hansi bir üml üzvü, ümlnin semantik strukturunun bir neç komponenti il ifad oluna bilr. Bu xüsusiyyt gör sad ümlnin trkib hisssi olan üml üzvlri iki qrupa ayrilir: 1. bir semantik komponentin ifadsi olan üml üzvlri; 2. iki v daha artiq semantik komponentlrin ifadsi üml üzvlri. Sad ümlnin semantik strukturunun, hmçinin d onun trkib elementlrinin formalamasi mürkkb prosesdir. Semantik komponentin formalamasi üçün aaidakilar mühüm rol oynayir: 1. Jüml komponentinin sintaktik mövqeyi (yeri); 2. Bu mövqeyin pozisiyanin koteqorial-leksik tutumu; 3. Leksik v sintaktik semantikasinin qariliqli laqsi. Sad ümlnin sintaktik strukturunun aparii komponenti predikatdir. Predikat iarsinin mühüm xüsusiyyti onun müyyn miqdarda qeyri-predikat iarlrl laqy girmk qabiliyytidir. Qeyri-predikativ iarlr bu v ya digr lamt vermkl onlar arasinda münasibt yaradan predikat-iar predikat ifadnin tkil edii funksiyasini yerin yetirir, onun strukturunu müyynldirir. Mhz buna gör d onu predikat ifadnin mrkzi hesab etmk olar.

28

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Sad ümld semantik subyekt lamti xbrl müyynldiriln komponent hesab edilir. "Azrbayan dilind el d türk dillrind sad ümlnin sintaktiksemantik quruluu göstriln bu amillrl (subyektin leksik-semantik ifadsi; predikatin semantik xüsusiyyti; predikat v subyekt arasinda mna laqlrinin xarakteri) rtlnir. Subyekt funksiyasinda isim, sift, say, vzlik, substantivlmi, dyimz nitq hisslri, müxtlif söz birlmlri, feli, sift v s. çixi ed bilir." Semantik obyekt sad ümlnin semantik quruluunun mühüm komponentlrindndir. Semantik obyekt subyektin prediktiv lamtinin itiraki, vasitçiliyi v kömyi il formalaan yani ifad edir. Obyektin xarakteri hm predikatin semantik xüsusiyytlri, hm d xüsusi leksik-semantik ifad il müyynlir. sas aparii amil predikatin semantik xüsusiyyti sayilir. Sad ümllrd semantik obyektin növlri geni yayilib: Tsir obyekti ­ O ti ksdi. Fal tsir obyekti ­ Torpaq alaqlardan tmizlndi. birg; 4. passiv; 5. obyekt- adresat; 6. obyekt-alii; 7. psixi vziyyt; 8. müqayis obyekti; 9. sbb obyekti; 10. ümid v ya etimad obyekti; 11. mane obyekti; 12. hrkt obyekti; 13. qavrama; 14. nti obyekti v s. bu kimi növlri vardir. Semantik thlilin sas funksiyasi sad ümlnin semantik quruluunun aradirilmasidir. Hm Azrbayan, hm d ingilis dillrind aparilan sintaktik tdqiqatlarin ksriyytind mübtda v xbr sad ümlnin ba üzvlri kimi izah olunur. kini drli üzvlr is ba üzvlrin formalamasinin izahina xidmt edir. Bu prosesd tamamliq v zrflik xbr, tyin mübtdaya, tamamlia, ad nitq hisslri il ifad olunan xbr, xbr is mübtdaya aid olur. Bellikl, bel hesab olunur ki, mübtda müstqil, asili olmayan üzvdür. Bel ntiy glmk olar ki, sad üml komponentlrinin kmiyyt v keyfiyyti predikatla rtlnir. Bu komponentlrin tkili d predikatdan asili olur. Sad ümlnin strukturunda hmiyytin gör 2-i komponent subyekt, obyekt, dördünü konkretldirii, beini atributdur. Bellikl, hr iki dild olan sad ümllrdki semantik komponentlr arasindaki münasibt obyektiv hqiqtin faktlri arasinda olan münasibti ks etdirn sintaktik v mna laqlri il müyynldirilir. Sad ümllrin struktur-semantik thlilinin sasinda duran aparii metodoloj prinsip il mzmunun vahidliyi prinsipidir. DBYYAT 1.Dik S. "Functional Grammar" Amstrdam North Holland, 1978, p.112 2.Nevejina Z.V. "Strukturno-semanticeskaya orqanizaçiya sverxfrazovoqo edinstva v sovremnnom anqliyskom yazike" Kiev.1991, s.115 3.Yolles L.Ceyf "Znacenie I struktura yazika" Moskva. zdatelstvo "Proqress", 1995. s.114-9, 3, 9, 4, 97, 98

Vc zçz çzt

kmn lip p ü

29

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

5. KAZAKSTAN'DA SVL TOPLUM ve DEVLETN DEOLOJK BR AYGITI OLARAK KAZAKSTAN HALKI ASAMBLES - kbal VURUCU29 ÖZET Kazakistan'da baimsizlik öncesinde kurulmaya balanan etno-kültürel nitelikli sivil toplum örgütleri, kültürel kimliklerini ve aidiyetlerini korumak ve gelitirmek amacini gütmektedir. Kazakistan baimsizlik sonrasinda, bu sivil toplum örgütleri vasitasiyla kendi çok--kültürcülük politikasini oluturma yoluna gitti. Böylece bu örgütlerin temsilcilerinden oluan Kazakistan Halklari Asamblesi kuruldu. Böylece Kazakistan'da yaayan halklar kültürel kimliklerini ifade etmelerine aracilik edecek bir mekanizma gelitirilmitir. Kazakistan'in toplumsal ve kültürel bütünlemesinde önemli bir ilev yerine getiren Kazakistan Halklari Asamblesi bu yönüyle Althusser'in kavramsallatirmasiyla Devletin deolojik Aygiti görünümündedir. Anahtar Kelimeler: bütünleme, Çok kültürlülük. Kazakistan Halklari Asamblesi, Sivil Toplum,

ABSTRACT The civilian organizations with ethnic cultural qualifrcations wase strated to be founded to protect and develope their cultural identitiesand lopalties. Kazakistan having cembined these organizations has been a medator to help Express their cultural idenditesof the peoples who lie in Kazakhstan. The Assambly has played an important

29 Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Bölümü Yüksek Lisans Örencisi,Orhan Gazi Mah., Közne Sok., Nu:9, Karatay-Konya; [email protected], tel: 05386249030

30

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

role on the cultural and social integration of Kazkhistan so it is considered as the ideological tool of the state with Althusser concept. Keywords: Civil Society, non-govemmental organizations, the assembly of the peoples of Kazakishtan, multicultural, social integration. GR: SVL TOPLUM VE NTELKLER Sivil toplum olgusu özünde modernitenin bir ürünüdür. Pre-modern dönemde, iktidar ve otoritede çoulcu bir mekanizma vardir. Burada ise, merkezinde yer alan, "soy" temelinde toplumsal ilikiler aina katilan aristokrasi ve kiisel iktidar tipi belirleyicidir. Bu sosyo-kültürel örüntünün ekillendirdii toplumsal yapi ve hiyerarinin hiçbirine yani mevcut toplumsal siniflara dahil olmayan burjuvazinin ortaya çikii ve mevcut dinamiklerin dönütürülmesinde çok önemli bir rol oynamitir. Bu etkiye bali olarakda egemenlii elinde bulunduran iktidar odaklarinin zayiflamasina ve modern milli devletle birlikte de toplumun en küçük birimlerine kadar bütün yapisini etkileyen merkezi bir sistem teekkül etmitir ki bu yeni toplumsal-siyasal formasyondur. Sivil toplumun ortaya çikiina kaynaklik ettii sosyo-kültürel yapi kendine mündemiç sorunlara çözüm teknii mesabesindedir. Bu kavramin diyalektii devletle varlik kazanir. Sivil toplum ve devlet birbirlerinin varliindan söz edebilmenin zorunlu artlarindandir. Siyasi erkten, otoriteden en az seviyede baimlilia kari toplumsal yapiyi tekil eden gruplarin örgütlenmesi esastir. Bu siyasi alandan özerklik, baimsizlik ve bunlarin ilevsellii ölçüsünde sivil toplumun varlii söz konusu olur. Bireylerin baimsizliklarini bir göstergesi olarak örgütlenmek ve bu zeminde toplumsal yaama katkida bulunup sosyo-kültürel süreçlere katilim Sivil toplum için öncelikli arttir. Siyasi alanla sinirlari örtümemek, ne ilevsel, ne hedefler nede kurumsal boyutta bir örtümenin olmamasi sivil toplumun bariz niteliidir. Modern Batili anlamda sivil toplum, devlete baimli olmayan kurum, kurulu, örgütlenme ve uygulamalarin mütekabiliyet ilikilerinden müteekkildir.30 Liberal düünürlerin düünsel-ideolojik egemenliinde sürdürülen günümüz sivil toplum tartimalari devlet-toplum ve birey ilikilerinde modern devletin uygulamalarina bir alternatiflik öngörmektedir. Bu düünürlere göre S.T. modern öncesinde renklilik, çeitlilik ve farklilik içermektedir. Ancak modern milli devletlerle birlikte bu çoulculuk toplumsal alaninin türdeletirmesi yönünde bir ilev yerine getirmitir. Günümüz toplumsal dinamikleri ise tekrar Sivil toplumun egemenlii yönünde ilemektedir (Bireyci ve devletçi tonlari air basan Batili düünürlerinin sivil toplum konusundaki görülerinin liberal açidan bir deerlendirmesi için bkz: Çaha, 2003). Sivil toplumun batida ki ekliyle olumasi ve geliebilmesi için devlet ve toplumun taimasi gerekli olan bazi temel özellikler vardir. Devletin taimasi gereken iki temel özellik unlardir: 1- Hukuk devleti: devletin bütün vatandalari eit statüde kabul etmesini, suç ilemedikçe bütün vatandalarin masum olduklarini, temel haklarin hiçbir ekilde kisitlanamayacaini ve yöneticilerin keyfi tutumlarindan sakinmalarini gerektirir. Oysa ideolojik görünümünde olan anti-demokratik rejimlerde devlet savunduu ve taidii ideolojiye yakin olan gruplara imtiyaz daitmakta, bu

30 Devlete baimli olmayan kurum, kurulu ve örgütler olarak nitelenen yapilari S.T. olarak tanimlamak Batiya özgü bir sabitedir. Osmanli bata olmak üzere Türk-slam medeniyetinde toplumsal ortak yaam alanlarinin büyük bir orani devlet dii gruplamalar ve örgütlemeler araciliiyla gerçekletirilmektedir.

31

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ideolojiyi benimsemeyen ya da bu ideolojiye uzak olan gruplari ise büyük ölçüde sinirlamaktadir. 2- Sinirli devlet: devletin faaliyetleri itibariyle sinirli olmasi gerekir. Devlet siyasal, kültürel, sosyal ve iktisadi faaliyetler içinde ne kadar fazla bulunursa sivil toplumun var olma alanini o oranda daraltmi olur. Sivil toplumun gelimesi için toplumsal yaamda da, sahip olunmasi gereken, be temel ön koulun gerçekletirilmesi gerekmektedir. Bunlar: toplumsal farklilama, toplumsal örgütlenme, gönüllü birliktelik, toplumsal düzeyde otonomileme ve baski mekanizmasi oluturmadir. Sivil toplumun geliimi için öncelikle toplum yaamindaki etnik, kültürel, dinsel, ideolojik, siyasi, ekonomik ve cinsiyet bazinda farklilamalar zorunludur. Ayrica farklilami olan bu alanlarda politika üretebilecek sosyal örgütlenmelerin olmasi gerekir. Bu örgütlülüün de gönüllü birliktelik ilkesi etrafinda gerçeklemesi gerekir. Bireyin kendi rizasiyla kendisi için meru bir hak olarak gördüü her türlü örgütlülük, bu balamda bir sivil toplum oluumudur. Baka bir önemli koulda, sosyal gruplarin, devletin yönlendirmesine maruz kalmaksizin kendi politikalarini rahatça belirleyebilme insiyatifine sahip olmalari yani otonomilemeleridir. Hukuk ve siyaset kurallari çerçevesinde, iddetten uzak bir ekilde Sivil Toplum Örgütleri'nin baski grubu nitelii göstererek demokratik yoldan bir baski mekanizmasina yönelmesi gerekir (bkz: Çaha, 2003: 58­65). Sivil toplumun varlii demokrasinin olmazsa olmaz bir koulu deil fakat demokratik kurumlarin ilerlik kazanmasinda önemli bir etkendir. Sivil toplum, salt bir özgürlük alani deil, özgürlüklerin kisitlandii bir eylem alanidir da.31 "Sivillik, Demokrasinin bir rüknü deildir, ancak, kemale ermesi için mutlaka elzem bir arttir", diyen Hocaolu, Demokrasinin temel hassalarini u ekilde özetler: A- iktidarin, siyasetin bir tek meruiyet ve güç kaynai vardir ve bu da bizzat toplumdur. ktidara toplumun haricinde, üstünde veya yaninda altinda ona amir ve\veya baka hiçbir güç ve merci yoktur. B- Devlet ile toplumun arasindaki etkileimin yönü yukaridan aaiya yani Devletten topluma doru deil toplumdan Devlete dorudur. Yani toplumsal deiim-dönüümlerde Devlet pasif Toplum aktiftir. Devlet Toplumu deitirmez ve yönlendirmez, Toplum Devleti deitirir ve yönlendirir. C­ bir ülkenin demokrat olabilmesi için "bir dil" "bir halk" olmasi gerekir ki buda kisaca "ulusdevlet" demektir. Demokrasi ulus-devlet için caridir. D- siyasi erk bu monoblok kitle yani Toplum tarafindan tayin edilir. Siyasetin "asil" aktörü bizzat Toplumdur yani halk'tir. Siyasetçi halk'in vekilidir. E- kendilerine vekâleten siyasi erk verilmi olanlar, bu vekâleti veren asillere kari sorumludur. Bu sorumluluk soyut deil somut, gerçek, müeyyidesi olan bir sorumluluktur. Bunun içinde siyaset mekanizmasinin ileyii toplum tarafindan kontrol ve murakabe edilir. Bu ameliye siyasilerin halka kari sorumluluunun gerçek sorumluluk olmasinin teminatidir. Hocaolu, sivilliin Demokrasi için bir art olduunu Demokrasinin olgunlamasi için en gerekli kurum olduunu vurgular. Olgunlamadan kastedilen dorudan-demokrasidir. Sivillik, Demokrasinin kemale ermesi için kesin bir art olan, toplumsal demokratik bilinçlenmesin sosyal örgütlenme tarzidir. Sivillik devlet gücünü eline tutan, kendisini devletle özdeletirerek Devlet adina hükmeden sistem kurum-kurumlar ile hesaplamak zorunda olmayi gerektirir. Bir toplumun gerçek anlamda demokrat olmasi demek olan sivilleme, en kâmil formuna, ancak bütün alt yapisi ile birlikte tahakkuk etmi bir sanayi toplumunda ulaabilmektedir (Hocaolu, 1997).

31 Hirvatistan somut örneinden yola çikarak, demokrasiye geçi sürecindeki ülkelerde, bazi koullar altinda sivil toplumun nasil reform ve demokratikleme kariti bir çehre kazanabileceinin gösterildii önemli bir çalima için bkz: Erözden, 2005.

32

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

SSCB ve SVL TOPLUM SSCB sosyalist bir devlet olarak, devleti birey hak ve hukukuna önceleyen bir mekanizma gelitirmitir. Bireyin ve toplumun kilcal damarlarina kadar etkinliinin ve denetimini hâkim kilmitir. Bu açidan SSCB'de mevcut olan sivil toplum örgütleri modern batili balamindaki anlam içerii ile örtümeyen bir özgüllüe sahiptir. Baimsiz bir örgütlenme, amaç, gönüllük hukuki olarak tasavvur edilmise de özde devletin ideolojik örüntüsüne, siyasi hedef ve ilkelerine sikica baimli bir denetim düzenei oluturulmutur. Bizim açimizdan bu noktada önemli olan sivil toplumun varliinin en önemli göstergesi olarak ilevselliini iler kilan unsurlar olarak sivil toplum örgütlerinin siyasi erkten baimsiz deil onunla özde ve tahakkümünün sürekli kilan bir varlia sahip olmasidir. Sivil toplum örgütleri, devletin ideolojisini ve tahakküm alanini bireyler seviyesine kadar baimli kilmak gibi bir ilev yerine getirmitir. Devlette hukukun deil yöneticilerin üstünlüü, inisiyatifi ve dinsel bir mahiyet kazanan beeri ideolojisi esas olmutur (Özbekistan Yazarlar Birlii balaminda bir örnek için bkz: Salih, 2002). KAZAKSTAN HALKI ASAMBLES Devletin politikalarinda belirleyicilie sahip olan etno-kültürel çoulculuun ilev ve yapisalliini etkileyen bir etken olarak çok kültürlü toplumun oluum biçiminin farkli türleri mevcuttur. Bir toplumun çok kültürlülemesinde ki bu özgül süreçler siyasal politikalarin yönünü ve niteliini de belirler. Yani çok kültürlü bir ülkenin toplumsal yapisi igal, gönüllü olarak geçici mekân deitirme, kitlesel sürgün vb. olgular sonucu çoulcu bir karakter kazanmi olabilir. Bu durum takip edilecek politik uygulamalarda dikkat edilmesi gereken etkili bir faktördür. Kazakistan'da etno-kültürel ve dini çoulculuk büyük ölçüde kitlesel göçlere dayanmaktadir (Kazakistan'in çok kültürlülüü konusunda bir deerlendirme için bkz: Vurucu, 2007). Kazakistan'da baimsizlik öncesinden kurulmaya balayan etno-kültürel nitelikli S.T.Ö. farkli sosyal gruplarin kültürel kimliklerini ve baliliklarini korumak, gelitirmek gibi amaçlari öncelemilerdir. Baimsizlikla birlikte çok kültürlü bir toplum olmanin belgisi olarak bu S.T.Ö. devletin kurumsal ve ideolojik netlik açisindan tebarüz etmesine bali olarak farkliliklar temelinde takip edecei politikasinin belirlenmesinde etkin rol oynadi. Buna bali olarak her bir farklilik kümesinin sadece kendi sinirli imkânlari dâhilinde bu faaliyetlerini sürdürmeleri mümkün deildi. Anayasada da belirtildii gibi devlet ülkede ki her bir etnik kümenin kendi kültürünü koruma ve daha önemlisi gelitirme için gerekli olan imkân ve artlari salayacaini taahhüt etmiti. Nazarbayev, "Kazakistan'da çounluu oluturan Kazak ve Ruslarin hak ve hukuklari yazilip çizilirde, niye dier yüzde yirmiyi oluturmakta olan milletler göz ardi edilir? te Kazakistan Halklari Asamblesi bu eksiklikleri telafi etmek üzere kurulmutur" demektedir (Tokul-akuzaduli, 2000: 244­245). Devlet politikasi S.T.Ö. nezdinde yansimasini bulan mevcut bu yapilanmalarin, devletle ve dier muadilleriyle olan iliki ve iletiiminin daha salikli bir zemine oturtulabilmesi için, 1995 yilinda çikan bir kanunla bu STÖ'nin bir çati altinda kurumlamasi çalimalari baladi. Bunun sonucunda K.H.A. kuruldu ve Cumhurbakanliina balandi. Bakani cumhurbakani N.S.Nazarbayevdir. 2002 yilinda devlet bakanin buyruuyla asamblenin amaci, ilevi, statüsü, stratejisi

33

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

belirlendi. Bu kurum devlet bakaninin ve hükümetin ülkedeki etnik kümeler konusundaki politikalarinin ortaya konulmasinda, sorunlarin belirlenmesi, çözümlenmesi ve yöntemleri konusunda danimanlik ilevi görmeye balamitir. Yani Kazakistan'in çok-kültürcülük uygulamalarinin gerçekletirilmesinde önemli bir ilev üstlenmitir. Ülkede çok etnikliliin bir ortak yaam kültürü olarak yerlemesinde KHA'nin çok büyük rolü vardir. Bütün ülke genelinde 250'den fazla etno-kültürel merkezi bünyesinde bulundurmaktadir. Böylece çok kültürlü bir toplumda her biri kendi halkinin kültürünün gelitirilmesinde katkida bulunmaktadir. KHA çalimalarini yasalarin kendilerine verdii geni hak ve yetkiler çerçevesinde sürdürmektedir. Asamblenin çalimalari arasinda her halkin kendi kültürel çalimalarini içeren kitap, dergi yayinlari; kültür merkezleri, müzeler, tiyatrolar vs. kurulmasi vardir. Mesela, bu kurum sayesinde Kazakistan'da Nevruz bayrami halklar arasi bir nitelik kazanmitir. Ülkenin demokratik geliiminin salanmasi; devletin çok-kültürcülük siyasetinin kurumlatirilmasi; Kazakistan vatanseverliinin gelitirilmesi; devlet dili siyasetinin uygulanmasi; etnik ilikiler sisteminin oluturulmasi; etnik ve dini deerlerin istismar edilerek ortaya çikacak olumsuzluklarin önlenmesi asamblenin ilevinin temel dinamikleridir. K.H.A. verdii destekle televizyon, radyo programlari çeitli dillerde gerçekletirilmektedir. Ana dillerde gazete ve dergiler çikarilarak basin-yayin alaninda etkinlikler yürütülmektedir. Halklar festivali, halklar arasi dayanima ölenleri yillik olarak düzenlenmeye balanmitir. (KHA'nin faaliyetleri hakkinda geni bilgi için bkz. erekenova, 2004; Künkocayev, 2004; 2005). S.T.Ö. eksenli çalimalar ülke genelinde olmakla birlikte bölgesel nitelikli olarakta faaliyet göstermektedir. Burada örnek babinda Dou Kazakistan oblisini gösterebiliriz. Oblisin çok kültürlü bir toplumsal yapisi vardir. 105 etnik küme yaamaktadir. Bunun % 50 i Kazaklar, % 44 ü Ruslar, % 2 si Almanlar, % 1,3 ü Ukraynlar, % 1,2 i Tatarlar, % 1,5 u Koreliler, Azerbaycanlilar, Yahudiler, Çeçenler, Lehler, Beyaz Ruslar'dan müteekkildir. Oblista 1991 yilinda sadece 4 milli-kültür merkezi faaliyetteyken bugün bunlarin sayisi 42'dir. Bütün bu merkezlerin katilimiyla her yil oblista "Her Halkin Dili Büyük ve Güzel", " Halklarin Dostluu Dillerin Dostluu" adiyla bölgesel festivaller düzenlenmektedir. Ayrica "edebi geceler", "kitap fuarlari", "Slavyan kültürü ve edebiyati" günleri düzenlenmektedir (bkz. Muhammedanov, 2004). Halklar festivali, halklar arasi dayanima ölenleri yillik olarak düzenlenmeye balanmitir. Ekonomik sikintilara ramen, Masani köyünde Dunganlar'in tarih müzesi açildi. Kazakistan Türklerine (Ahiska Türkleri) ait "Ustalik Kitabi" yayinlandi. Ayrica Kazakistan Halklari Ansiklopedisi yayinlandi. Köketav'da Kazak Müzikal Drama Tiyatrosu, Aktöbe'de drama tiyatrosu, Astana müzikal drama, opera ve bale tiyatrolari açildi. Almati'da Lermantov Akademik Rus Tiyatrosu; Uygur ve Kore drama tiyatrosu yapilan çalimalardan bazilaridir. (Kunkocayev, 2005). Özellikle bu bölgesel tekilatlar söz konusu sosyal gruplarin devletin resmi dilinin örenilmesi ve etno-kültürel gruplarin yani farkliliklarin bütünlemelerinde gönüllü olarak etkin rol oynamaktadir. 1996 yilindan itibaren Öskemen kentinde "Dou Kazakistan Halklarinin Dili ve Kültürünü Gelitirme" okulu açilmi ve devlet kurumu statüsünü almitir. Mali açidan ihtiyaçlari da bölgesel bütçeden karilanmaktadir. Burada Kazak, Rus, ngilizce, Alman, Tatar, Ukrayn, Beyaz Rus, Ermeni, Kore, Leh dilleri öretilmektedir. Dokuzundan altmiina her yatan örencisi vardir. 400'den fazla örenci 14 halkin dilini örenmektedir. Bu küçük asamble vasitasiyla etnik kümeler hem yerel hem de uluslar arasi nitelikli toplantilar,

34

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

kurultaylar düzenlemekte, kültürel geliimine katkida bulunacak çeitli çalimalar icra edilmektedir(bkz. Muhammedanov, 2004). Her bir merkez birbirleriyle ilikili olarak çaliarak ortak i, ortak ürün, ortak deerler, ortak anlamlar üretilmekte ve böylece ortak yaamin kültürel ve sosyolojik temelleri atilmi olmaktadir. En dikkate deer yönü de SSCB döneminde kullanilmayan dil konumundaki Kazakça kullanim alanini ve imkânini geniletmektedir. "Batida ST. Devletin ekillendirmedii, kendi inisiyatif ve renkliliine terk ettii bir devlet dii bir alani ifade etmekle sinirli kalmamakda, ayni zamanda aktif ve örgütlü siyasal katilim ve politizasyon sürecini de ifade etmektedir"(Yeniçeri, 2005: 381). Bu durum Kazakistan içinde geçerliliini KHA örneinde göstermektedir. KHA yasasinda, amaci, devlet dili ve Kazak kültürünün ana bütünletirici rolünü pekitirerek, Kazakistan etnisitelerini Kazakistan vatanseverlii, vatandalik ve ruhi-kültürel birlik temelinde birletirerek "Kazakistanlilii" yerletirmek olarak ifade edilmektedir. 2002 yilinda Cumhurbakaninin buyruuyla "Halklar" adi "Halki" olarak, "Halklari asamblesi", "halklarinin asamblesi" adlari da "halki asamblesi", "halkinin asamblesi" olarak dönütürüldü. Bu sadece morfolojik bir deiim olarak algilanmamalidir, bu ayni zamanda farkliliklari bütünletirmeyi hedefleyen süreçlerin, toplumsal deiim alanindaki somut tezahürleridir. 2011 yilinin hedeflendii orta vadeli stratejide de, amaçlar açisindan önemli dönüümler öngörülmektedir. Bunlarin en önemlileri konumuz açisindan, "Kazakistanlilik" kimliinde bir oydama, yani, Kazakistan vatanseverliini ve Kazakistanlilarin manevi-ruhani ortakliklarini güçlendirmek; Kazakistan vatanseverlii temelinde bir eitim sistemi kurmaktir. Bunla birlikte, Kazakistan etnisitelerini devlet dili ile Kazak kültür çevresinde bütünletirmek, her bir etnisitenin kültürlerini ve dilerini daha da gelitirmek; devlet dilini, Kazakistan'daki her bir etnisitenin mensubu bireylerin, kendi kültürünün ayrilmaz bir parçasi haline getirmek. Etnisiteler arasinda devlet dilini anlama dili haline getirmek bununla birlikte çeitli perspektiflere sahip çok dillilii oluturmak (söz konusu yasalarin metinleri için bkz: www.akorda.kz). SONUÇ Sonuç olarak Kazakistan, çok-kültürcülük politikalarini önemli ölçüde ülkede yaayan etnik kümelerin kurmu olduu STÖ temsilcilerinden müteekkil KHA vasitasiyla yürütmektedir. Onlarla yapilan istiareler, projeler ve ortak olarak belirlenen stratejilerle çok kültürlülük ve ortak yaama bilinci gelitirilmektedir. Bu STÖ ayni zamanda devletin hegemonya alanini da geniletmek gibi bir ilev yerine getirmektedir. Bu hegemonyanin araci ise devlet dili olan Kazakçanin etnik kümelerin üyeleri tarafindan gönüllü olarak örenilmesi ve neticede toplumun ana akiina katilimin salanmi olmasidir. KHA devletin toplumsal ve kültürel bütünleme politikalari için çok ilevsel bir araç konumundadir. "Kazakistan Halklari" teriminin "Kazakistan Halki" olarak deitirilmi olmasi bunun bariz bir göstergesidir. ST'un önemli bir özellii olarak siyasi erkten baimsiz ve onun yetki ve kullanim alanindan özgürlük alanini geniletmemekte aksine ona doru bir bütünleme salamaktadir. KAYNAKÇA Althusser L. (2005), Yeniden Üretim Üzerine / deoloji ve Devletin deolojik Aygitlari le Birlikte, stanbul, thaki Yay.

35

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Çaha, Ö. (2000), Akin Devletten Sivil Topluma, stanbul, Genda. Erözden, O. (2005), "Sivil Toplumun Karanlik Yüzü: Demokrasiye Geçi Sürecinde Sivil Toplumun Farkli Görünümleri, Hirvatistan Örnei", Sivil Toplum: Farkli Bakilar, stanbul, Kaknüs Yayinlari Hocaolu, D. (1997), "Sivillik ve Demokrasi", Yeni Türkiye, Yil, 3, sayi: 18., Kasim-Aralik , Ankara Künkocayev, N. (2004), "Ultaralik Katinas: Sayasi Turaktiliktin Kepili", Ömir, Nu: 1(2), b. 10­12. Künkocayev, N. (2005), "Demokratiyasiz Medeniyet Öristemeydi", Ömir, Nu: 8, b. 8­11. Muhamedcanov, M. (2004), "Haliktar Medenietin Damitudai Ulttik-Medeni Ortaliktardin Roli", Coari Mektep, nu: 4, b. 330­336. Salih, M. (2002), Yolname: Özgürlük Mücadelesi, (Akt. Mahmut Özbek), stanbul, Ötüken Neriyat. erekenova, C. (2004), "Cahandanudin Cana Ülgisi", Ömir, nu: 7, b. 10­12. Tokul, A.-akuzadauli, N. (2000), "Kutup Yildizi", Almati, Otirar Kitapevi. Vurucu, . (2007), "Sovyetlerden Kazakistan'a Etnik likiler Sistemi", BALTAM Türklük Bilgisi Dergisi, Prizren, Kosova, sayi: 7, s. 36­54. Yeniçeri, Ö. (2005), Küresel Kiskaç ve Türkçülük, stanbul, IQ Yayinlari http://www.akorda.kz/www/www_akorda_kz.nsf/sectionsmain?OpenForm&ids=58&id_doc=5313E69AFDA7735D462572340019E5D5&lang=kz &L1=L1&L2=L1-12

36

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

6. TÜRK DLNDE DOLAYLI ANLATIM VE DOLAYSIZ ANLATIMIN BAZI SORUNLARI HAKKINDA - Maral AAYEVA32 Anlatim sürecinde konuan, müellif ve ya nakleten yalniz kendi sözlerini adresata iletmiyor. O, bakasina mahsus olan anlatimi da iletmek zorunlukta kaliyor. Anlatimin ahisa mahsus olmasi bir neden olarak ayrilma imkani saliyor. Anlatim süreci bir fert tarafindan hayata geçiyor. Bu halda haman ahis oluan anlatimin müellifi, onu nakl eden, ayni zamanda bakasina ait anlatim hakta bilgi veren, bakasina ait olan anlatimi net olarak canlandiran ve konuan göreve sahiptir. Konuanin anlatiminda ve ya müellif nakletmesinde onun kendinin ve baçka ahisin ifadelerinin, fikirlerinin dahil edilmesi gibi sintaktik keçitler yer aliyor. Konuanin ve ya nakleten müellifin anlatimina dahil edilmi bakasina ait ifadeler ve fikirler özge (yad) anlatim gibi ifade olunuyor. Özge(yad) anlatimin verilmesi usluplari, onun çeitli biçimleri önceki yüzyilin ikinci yarisinda aratirmacilarin dikkatini daha çok çekmeye balamitir. Problem ayri ayri diller üzerinde çeitli yönlerde aratirilsa da, bir çok teori ve pratik alanda ayrintili tam çözülmemitir. Azerbaycan dil biliminde de, özge(yad) anlatimin verilme usullari hakta genel bilgilere ulamak ve öretim karakterli bir çok aratirmalar yapiliyor. Müellifin özge(yad) anlatimin verme usullarina baimli olmasi, bu anlatimin çeitli biçimleri olduu kanaatini vermitir. Bu konuyu ilk olarak aratiiran dilbilimciler farkli kavramlardan yola çikmilar. Bir çok aratirmalarin sonucundan malum oluyor ki Azerbaycan ve diger türk dillerinde özge (yad) anlatimin iki esas verilme usulu vardir: dolayli anlatim; dolaysiz anlatim. Özge(yad) anlatim yalniz bakasinin konutuu ve yazdii sözler deyil, hemde onun söyleye bileceyi, düündüyü, gönlünden geçtiyi söz ve ifadeler oluyor. Dolaysiz anlatim aaidaki alametleri ile farklaniyor: bakasinin yargisini olduu gibi yansitiyor. Müellifin sözleriyle ifade ediliyor.

32 Azerbaycan Devlet Pedogojik Üniversitesi, Öretmen, Bakü/AZERBAYCAN.

37

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Müellifin sözleri ve dolaysiz anlatim mana ve aheng bakimindan bir biriyle bali olan özgür bölümlerden oluan sintaktik yapi oluturuyor. Azerbaycan türkcesinde "vasitesiz nitk" terimi gibi kabul edilen ve modern türk dilinde "dolaysiz anlatim"olarak deerlendirilen bu terim, çeitli dillerde farkli term olarak ifade ediliyor. Örnein, alm. Oratio recta, Direkte rede; fr. Discours direct, ing. Direct speech. "Bir sözün dolayi anlatimda olduu gibi herhangi deiiklie uratilmadan, süylendii gibi verilmesi."Biliyormusun" dedi, "kari tarafta bir daire boalmi, bu sabah kiralik levhasi gördüm, eer hala evden çikmayi arzu ediyorsan gidip bakabiliriz. Eer yazarlia devam edeceksen, ev ilerini yapan bir kadin olmasi lazimdir", dedi. Bize unlari anlatti:"vereceyiniz kararlarda cok etrafli düünmelisiniz" (1,71). Dolaysiz anlatim olan cümlelerde müellif anlatimi çeitli biçimde oluyor. Çoku zaman gramere - dilbilgisi yapiisna göre müellif anlatimi çift terkipli cümle, bazen ise tek terkipli cümle eklinde ifade olunuyor. Dolaysiz anlatimdan farkli olarak dolayli anlatim deitirilmi anlatim kabul ediliyor. Konuma tarzinin müellif tarafindan ne kadar deitirilmesi ve ya deitirilmemesinin önemi yoktur. Okucu anlatimin verilme biçimine göre onu deitirilmi anlatim olarak kabul ediyor. Dolayli anlatimin iki esas özelliyi vardir: Bir ahisin anlatimini baka kii veriyor; Anlatim, anlatan ahisin anlatma tarzina bali oluyor. Yani, konuan dolaysiz anlatima kendi katkisini yapiyor- müdahale ediyor. Dolaysiz anlatimda bakasinin yargisi, anlatimi verilen kiiye ait gibi veriyor. Dolayli anlatimda ise bakasinin yargisi müellif tarafindan veriliyor. Modern türkcede ifade olunan "dolayli anlatim" terimi, Azerbaycan türkcemizde "vasiteli nitk" olarak kabul edilmektedir. (alm. Inderekte rede; fr. Discours indirect; ing. ndirect speech). Bir sözün olduu gibi kelimesi kelimesine deil de konuan ve ya yazan tarafindan kip ve çahis deiikliine uratilarak dolayli ekilde ve bir rapor teknii ile aktarilmasi. Bu davete katilamiyorum, dedi, sözünün bu akamki davete katilmayacaini bildirdi, ekline sokulmasi; gelecek yil kongre yapilip yapilmayacaini sordu. Bizi, vereceimiz kararlarda çok etrafli düünmeniz gerektiini hatirlatti vb.bk. (1,71). "Özge (yad) anlatim", "dolaysiz anlatim" "dolayli anlatim" terimlerinin dilçilik aratirmalarinda ön plana çikmasinin esas sabepleri gibi mürekkep cümlenin orenilmesi, duru iaretlerinin tatkiki ve dakiklii özel kayt olunuyor. Aratirmacilar bu konuyu aratirirken tekrar tekrar özge (yad) anlatima münasibet bildirmiler. Müellif ve özge (yad) anlatimin yer aldii cümlelerin tatkiki sürecinde anlatim biçimlerinin cümle bakimindan deerlendirilmesi dikkati çekiyor. Türkolojide özge (yad) anlatimin verilmesi problemi çeitli yönlerde örenilmitir. lk defa M..vanovun 1842 yilinda basilmi "Tatar grameri" yazisinda özge(yad) anlatim hakta konuuilmu, bu anlatim biçiminin verilmesi zamani balayici ve duru iaretlerinden istifade etme yollarindan bahs edinmitir. P.Melioranskinin 1894 yilinda bastii kazak-kirgiz dili kitabinda dolaysiz anlatim "hakiki sözler" terimi ile verilmitir. N.F.Katanovun, N..Amarinin, S.Y.Malovun, N.K.Dmitriyevin, V.M.Nasilovun yazilarinda türk dillerinde dolaysiz anlatim konusu tam kapsamiylada olmasa da, bu konuya dokunularak anlatilmitir.

38

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Onlardan farkli olarak A.N.Kononov "Türk dilinin grameri" ve "Modern üzbek dilinin grameri" kitaplarinda dolaysiz anlatima özel yer ayirmitir. (2, 362-364; 3,421-423). 1954 yilinda tatar ve karakalpak dillerinde özge(yad) anlatimin verilmesi hakta iki doktora tezi yazilmitir. (4,5). Bu teziler, sözügeden problemin ayri ayri türk dilleri malzemelerinin aratirilmasinin önceki yüzyilin ikinci yarisindan balamasini ve dolaysiz anlatimla, dolayli anlatimin artik türkolojide yer almasini tastik eden olgudur. Mehmet Ergin özge(yad) anlatimin müellif anlatimiyla baliliindan oluan sintaktik yapiliini "iç içe birleik cümle" gibi deerlendirse de, bu yapilii "normal birleik cümle" kabullenmemitir. O, "iç içe birleik cümle"yi birbirinin ardiyla gelen iki baimsiz cümleden farkli bir yapili olduu izahinda bulunmutur. Diger türk dillerinde de, özge(yad) anlatim, dolaysiz anlatim ve dolayli anlatim konulari bazi yönleriyle aratirilmitir. Azerbaycan dil biliminde özge(yad) anlatimin verilmesiyle bali ilk bilgi Mirze Kazimbeyin gramerinde kayta alinmitir. Rus dilinde yazilmi bu yazida yazar dolaysiz anlatim terimini "ilave/artirilmi" cümle terimi gibi deerlendirmitir. Azerbaycan dil biliminde dolaysiz anlatim ve dolayli anlatim konusu daha geni ekilde akad. M..ireliyev ve prof. M.Hüseynzadenin yazdiklari okul gramerinde izahini bulmutur. Z.Taizade"Azerbaycan edebi dilinde vasiteli ve vasitesiz nitk" isimli ayrica ilmi makale yazmitir. Bu eserde Z.Taizade müellif anlatimi ile özge(yad) anlatim arasinda ki balayicisi ilendikte ve bu halda özge(yad) anlatim olduu gibi, dolaysiz ekilde verildikde bile, onu dolayli anlatim kabul etmi ve bu tür yapiliin tabeli (baimli) mürekkep cümle olduu kanatina gelmitir. Merakli odurki o, müellif anlatimi ile özge(yad) anlatim arasindaki ki balayicisi ilenmeyen sintaktik yapiliin"balayicisiz mürekkep cümleye" benzemesini itiraf itmi, ama böyle yapililarin genellikle mürekkep cümle olmadii kanaatina varmitir. (6,144;147). A.Ahundov dolaysiz anlatim hakta kaytlarinda gösteriyor ki bu cok vacip sintaktik konu hakta dil bilimi edebiyatinda malzeme bulmak cok çetindir.Tek bilgi odurki dolaysiz anlatim dolayli anlatima çevrilirken iki nokta ve tirnaklar atilir, onlarin yerine virgül ve ya ki balayicisi yaziliyor. Konuan ahisin dolaysiz anlatimina müdahale ederek onu dolayli anlatima çevrilmesinin bir çok makamlari dikkata alinmitir. Dolaysiz anlatim tümleç yardimci cümleye deimesinin esas özellikleri hakta malumat vermitir. (7, 89-92). A.Von Gabain eski türkcede olan dolaysiz anlatim ve dolayli anlatimdan bahs ederek gösteriyor ki eski türkcede, bu iki biçim mevcut olmutur. Aratirmaci yaziyor: "Dolaysiz anlatim aliilmi bir cümledir. Ekseriya bir inça ançulayu tip tidi yahut... aytdi "böyle dedi" yahut, "sordu" ile balatilir. Ekseriya, sonuna bir tidi "dedi, söyledi", "ötünti" (diye) rica etti" alan bir tip (ekseriya keme-n "diyerek" zarf fiiliyle sona eren moolcadaki dolaysiz anlatim gibi) vd. ile biter. Hitap edilen ahsa, san, nazik bir ifade ile ise, siz denir. Teklik ahis seçilirse, çok resmi olur: ulu ilig baga! Bi yüz siunlarka iig öz bui birzün!-"ey ulu hükümdar, be yüz siin hayatini sadaka olarak versin!" (8, 126). Dolaysiz anlatim "konuan taraftan baka subyektin dediyi, önce tam baimsiz, yapilica haman konudan diarida olan bir ifadfe gibi düünülür" ve canli konuma dilinde, ifahi ve yazili edebiyyatda geni yayilmi anlatim biçimi olarak baimsiz sintaktik vahit gibi kendini gösteriyor.

39

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Türk dillerine ait eski yazitlarda dolaysiz anlatim ve dolayli anlatim konusu dikkat çekmitir. A.Aydinkizinin Azerbaycan dilinde dolaysiz anlatim ve dolayli anlatimin gelime tarihine ait aratirmalarindan malum oluyor ki özge(yad) anlatimin bu iki biçiminden birincisinin tarihi daha eskidir. O, yaziyor: "Türk dillerinde, o cümleden Azerbaycan dilinde özge(yad) anlatimin dolaysiz ekilde ifade edilmesinin tarihi çok kadimdir. Tatkikatlar gösterir ki, ilk dövrlerde özge(yad) anlatimin dolaysiz ekilde ifadesi geni yayilmitir. Çünki bu türlü ifade usulu çok besit ve kolaydir. Türkoloji uzmanlari eski türk yazitlarinda özge(yad) anlatimin esasen dolaysiz anlatimdan kaynaklanarak yapilandiini tastik ediyor"(9,14). Gerçekten de,yazitlar dolaysiz anlatim yapililari ile zengindir. Kirkiz tapa er idami: siz taikin, çikin taçiirin, -timi. (Moyun Çor); illik bodun ertim, ilimamti kanni?Kimke ilik kazanurmen?-tir imi-Elli halk idim, elim indii hani? Kime el kazaniram-deyir imi (Kül Tikin); dedenin ayaina düdi: -allah ekine, beni kurtar!- dedi(KDK 57); atindan endi, olanlari ile kuca-kuca görüdi:homisiz, esenmisiz, oullar?-dedi (KDK 115). Orta yüzyilda yaziya alinmi Azerbaycan halk destanlarini aratiran S.Mehtiyev dolaysiz anlatimi ifahi edebi dil faktörü gibi deerlendirerek yaziyor: "...dolaysiz anlatim esasen ifahi edebi dil faktörü gibi caneli halk dilinin özgü sintaktik niteliklerinden sayiliyor. Bilginlerin fikrince eski türk dillerinde, ayni zamanda Azerbaycan dilinde tarihen, yani dillerin ifahi aamalarinda, dolaysiz anlatim daha faal olmutur. Bu gün serbest anlatim akini yaatan dialekt ve ivelerde dolaysiz anlatimin daha özgü olmasi söylenilir."(10, 115). Orhun-Yenisey yazitlarinda dolaysiz anlatima rast gelme nedenlerinden bahs ederken V.M.Nasilov yaziyor: "Aydindir ki, yazitlarin dilinde istifade olunan dolaysiz anlatim "belirli maksata,eilime ve ya her hanki bir ey hakta olan bilgiye yönelmi emrlerin, baarilarin, arzularin ve nasihatlarin manalarini vermeyin üslubudur"(11,75). Aratirmacinin fikirlerindeki hakikat yazitlarda bulunmu dolaysiz anlatimin örnekleri ile tastikini buluyor. Örnein, Tili gelürtiÖ sabi anta: yaris yazida on tümen sü tirilti, -tir."-"Dil getirdi, haberi bu cür: Yari yazida yüz minlik koun topladi, -deyir"(Tonyukuk yaziti); Üç görük kisi kelti, sabi bir: Kaani su tasikdi, on ok süsi kalisiz tasikdi,- tir"-"Ü casus geldi, sözü bu (cür): Hakani koun çikardi, on ok kounu, son neferinedek (kaliksiz) serhedi keçdi, - deyir"(Tonyukuk yaziti). Ister eski yazitlarda, isterse de, modern türk dillerinde mevcut olan dolaysiz anlatim yapilimlarinin çözümlenmesinden malum oluyor ki bu anlatim biçimleri belirli konuma fiillerinin desteyiyle metin ve cümlelere dahil oluyor. Eski devr için özgü bulunan konuma fiilleri sirasina- de-, ayit-, tir- gibi fiiller dahildir ve onlar daha verimlidirler. "Dahiletme vasitalari" terimi bir kadar geni anlamda kullanilan ve daha fazla terimi içine alan terimdir. Müellif (yazar) anlatimi özge (yad) anlatimin verilmesine aydinlik getiren vasitadir. Anlatim fiillerinin kendisi de müellife ait anlatimin bir parçasi oluyor. Yani onlar daha fazla dolaysiz anlatim yapiliinin birinci parçasinin unsuru gibi gösteri yapiyor. Aslinda dolaysiz anlatim yapiliinin iki parçasi vardir. müellif(yazar) anlatimi; özge (yad) anlatim. Bu iki bölüm bir biriyle semantik bünye ile balanti kuruyor. Semantik alaka iki esas parçayi bir birine balayan mana yaklaimidir. Böyle olunca dolaysiz anlatim

40

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

yapiliinin iki parçasini, iki esas unsurunu bir biriyle balayan vasita vardir. Aratirmalardan malum oluyor ki izahinda bulunduumuz be vasita dolaysiz anlatimin yapilanmasinin unsurlarini bir biriyle leksik-semantik, dil bilgisi ve diger düzeye balayan vasitalardir. Anlatim fiillerinden bazilari dolaysiz anlatimin yapilanmasinda müellif sözleriyle özge(yad) anlatimi balamak vasitasi gibi verimliliyi, ilevliyi ile farklaniyor. "Ouz grupu türk dillerinde de(Azerb., türk, gagauz), diy, ayt (turkman), söyle (Azerb.), sözle (turkman), söyle (türk), sole (gagauz), geplemek (turkman), dani (Azerb., türk gagauz), cavab ver (Azerb.), civap et (gagauz) ve b.. anlatim fiilleri müellif sözü ile dolaysiz anlatimin alakasinda öncül röl yapiyor. Lakin sözü giden anlatim fiilleri içerisinde "de" fiili ilenme vitesi bakimindan daha verimli vasita gibi bulunuyor"(12,186). Gerçekten de "de" fiili Azerbaycan dilinde dolaysiz ve dolayli anlatim yailanmasi için ilenen müellif sözlerinde verimliliyi ile farklaniyor. Bedii edebiyatda de fiilinin dolaysiz anlatim yapilanmasinda mevcutluuna ait kifayet kadar örnek bulmak mümkündür. Örnein, -It gelir, -dedi.- Bu guduz deymie ziyanlik verdirmesen dincelmeyeceksen (Azerb.). Konusu Mürid yene hasarin üstünden beri boylanirdi, irie-irie, seyrek, sari biinin eteyini dili ile yalaya-yalaya dedi: "Nooldu, müellim, deyesen, ahi, senin builki yumurtalarin lah çikti. Hi-hi-hi..." (Azerb.). Cavan olan elindeki kartlari sayasaya:-Kartin biri çatimir...dedi.-sen götürmemisen. Kiz sidk ürekden:-Yok, -dedihamisi ordadir; Yali kii bir sikaret yandirip:-Birinci defedir görürem ki, -dedi- cavan olan vagonda papiros çekmir (Elçin). Sonra kendini yuzukoyun yataina atip "yi geceler"-dedi. Odasindan kizi, "Anne, boza alsana" diye baryordu.(Ayten Cokunolu Bear) ve b. Dolayli anlatim tarihen dolaysiz anlatimdan sonraya rastlaniyor. Bu anlatim ekli eski türk dilinde de, ilek olmutur. Dolayli anlatimda, sadece fiil yüklemi, dolaysiz anlatim ekline girer; bu anlatim (hitap) eklinde, özne (almana dil duyusundan hareketle söylenmitir) yükleme halinde olur: ol tinlii "yoklunmaksiz arür" tip bilgülük ol "bu canli yok olmaz, bilinmek gerekir (bu canliyi, "yok olmaz" diye bilmek gerekir)" inça sakinçin bolmazun(: ) bolar mini bilmaz tip) "böyle düüncen olmasin: Bunlar beni bilmez(tanimaz) deyip ("bunlar beni tanimaz" diye, böyle düünme)"sizni "ölzün" tip "siz"olsün"diye" (8,126). Bedii edebiyatda verilmi dolayli anlatim belirli bir parçasinin tam ekilde onu söyleyen ahisa ait edilmesi tartimali konudur. Dolayli ve dolaysiz anlatimla bali imdiya kadar çözülmemi problemlerden de biri udur ve bu konuda aratirmalar çok az olduu için yok gibi gözüküyor. Bu nedenle de ilgimizi çeken bu konuyu daha geni anlatmamiza ihtiyac duyulur. ol sebzeyi sordum bu gece leli-lebinden Aydur ki, eker nece ola halimegesden)G.Burhaneddin). A.Aydinkizi yaziyor: "Destani-Ahmet Harami", G. Burhanedin, Nesimi, Kiveri, Amani, "Esrarname", ..Hatayi, Fizuli, Mesihi, "ehriyar", ekihanlarinin ihtisar üzre tarihi", gibi kaynaklardan söylemek olar ki hepside de-,ayit-, söyle-, buyur-, sor- anlatim fiillerinden dolaysiz anlatimin yeniden yapilanmasinda geni istifade edilmitir. (9,23) Yazarin gözterilen kaynaklardan getirdiyi örneklerle onun vardii kanaatinin bazilarinda dolaysiz deyil, dolayli anlatimdan istifade edilmesini söylemek mumkündür. Örnein, Bu dünle gönülü isdeyü vardum egine,

41

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Dediler ki, zülfüme toplami idi r akam (G. Burhaneddin). Dediler ki, sana yardur, ey Kiveri, uh ol, Eyle deil ahi, ne acaip yaradubdur (Kiveri). Özge (yad) anlatimin dolayli ekilde yeniden yapilanmasi kanaatina gelmeyin bir nedeni örneklerde de-, ayit anlatim fiillerinden sonra "ki" balayicisininolmasidir. Elbette, orfografik bakimdan "ki" balayicisindan sonra virgülün olmasi ve anlatimin bir parçasinin tirnakla verilmesi, dolaysiz anlatimin bülün düunu gösteren bir iaret ola bilir. Örnein, "Cebrayil ayitdi ki, "Olsakini-sahili-deryayi-Hind olup, senin ferainla giryadir ve ii hemie ahu feandir"(Fizuli). Dolayli anlatimli cümlede iki çeitli yargi bulunuyor. unlardan birincisi müellife, nakletene, ikincisi bakasina ait oliyor. Onlarin hepsinin ayri ayrilikta kendi haberi vardir. Dolayli anlatimin genel belirtisi özge(yad) anlatimi dahil eden müellif yaklamasi ve canlandirilan özge(yad) anlatimin özgür ve baimli ilikisi ile biliniyor. Türk dillerinde dolaysiz anlatim yapiliminin çeitli türleri kendini gösteriyor. Bu farklilik söz diziminin sintaktik yapilanmasinda bulunan unsurlarin siralanmasina baglidir. Ouz grupu türk dillerinde dolaysiz anlatim yapilanmasinin unsurlarin siralanma özelliklerine göre belirleyen be genel ouz ve Azerbaycan diline ait iki önemli modelin çözümlenmesi gösteriyor ki haman söz dizimi sintaktik vahitlerinin siralanmasinda merakli semantik bünye özelikleri mevcuttur: modellerin çoku genel türk nitelikli olup, modern türk dillerinde geni iledilir. Dolaysiz anlatim yapilarinda dolaysiz anlatim ile müellif sözü arasinda yaklaima, haman unsurlarin söz dizimindeki sintaktik siralanmasina göre öuz grupu türk dillerinde dolaysiz anlatim yapiliinin dört çeiti önemli sayiliyor. Bu diller için yapilanmanin siralanmasina göre dört çeit deerli biliniyor. Modern ouz grupu türk dillerinde genel ouz düzeyli dolaysiz anlatim yapilanmalari ile ayni, somut bir dil için özgü olan söz dizimi nitelikleri de mevcuttur. Böyle ki Azerbaycan dilinde, diger ouz grupu türk dillerinde bulunmayan dolaysiz anlatim yapililari gelimi, edebi dil kurali kazanmi ve bu gün dilimizin çeitli usluplarinda kendini göstermektedir. Anladiimiz kadar, müellif somut bir dil için çeitlerin sayinin çok olmasi kanaatina geliyor, onlarin Azerbaycan dilinde mevcutluunu ise edebi dilin funksional gelimesinde görüyor ve fikre aydinlik getirmek için dolaysiz anlatimin yalniz bir kaçini aratiriyor. Onun yazisinda Azerbaycan dili için mümkün çeitlerin sayinin net olarak kaç olmasi hakta fikir söylenmitir. Lakin yazarin yazilarindan böyle sonuca varmak oluyor ki Azerbaycan dilinde böyle çeitlerin sayi yediden fazladir(12). Dolaysiz anlatim yapisiliinin bu çeiti üçüncü çeitten "deye", "deyip", "deyerek" fiili balamalarin bulunmasiyla farkli duruma geliyor. A.Kuluyev ouz grupu türk dillerinde bu çeitte dolaysiz anlatim yapilanmalarinin fazla olduunu söylüyor ve modelin "müellif sözü+ özge(yad) anlatim+ müellif sözü" modeline uyum saladiini gösteriyor. Onun fikrine göre bu yapilanmada müellif sözünden oluan cümlenin fiille ifade olunmu haberi özge(yad) anlatimdan sonra, öznesi (mübtedasi) ise özge(yad) anlatimdan sonra geliyor. Bu çeitte bulunan dolaysiz anlatim yapiliinin önemli ünsürlerinden biri müellif sözünden ibaret olan cümlenin "de, soru, ayt" veb. anlatim fiillleriyle sonuclanmasidir(12. 176). Türk dillerinde özge(yad) anlatimin verilmesi zamani fiili balamalardan da istifade olunuyor. Bu özellik Azerbaycan ve diger türk dillerinde bulunmaktadir. Bazi aratirmacilar bu çeitte bulunan dolaysiz anlatimi ayrica cins gibi deerlendiriyorlar. Mirzoppa lap yanip töküldü:

42

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

-Sen ölesen, heyif atam evdedi, yoksa qoyardim lopuva senin1-deyerek çikip getdi (Elçin). Seadet de "haydi yürü, Kasimcan, atla sabaha! Bu gün birinci olalim. Haydi yürü!" diye seslenirdi(Çingiz Aytmatov). "Nereye gideceyiz ki?" diye sordu (Sebahat Emir). Örneklerde müellif anlatimi "deyerek" ve "diye" fiili balamalari dahil olan dolaysiz anlatim yapilanmasini içine aliyor. Dolaysiz anlatim yapilanmasinin bu çeitinde fili balamanin bulunmasi müellif anlatimindaki fealiyyeti, hareketi hakta sözü giden nesnenin sonraki hareketiyle bali bilgi veriliyor. Okumazdan evvel Ahmedi yanina çairdi: "cahandar aa kimdir?" deye amirane sesle sorudu (.ihli). Böyle modelli dolaysiz anlatim yapilanmasinda da, müellif anlatimindaki hareket hakta bilgi verilen bakasinin anlatiminin hanki tarzda söylenmesi (hükmlü sesle) kayt yapiliyor. Aratirmalardan böyle sonuca variyoruz ki dolaysiz anlatim yapilanmasinda fiili balamanin bulunmasiyla anlatimin çeitlenmesi doruluk anlamina gelmiyor ve olumlu gözükmüyor. Elbette, fiili balamanin dolaysiz anlatim yapilanmasinda istifade edilmesi, bu yapilanmanin belirli çeitini dilbilgisi ve uslubu niteliyi gibi aratirilmasina imkan saliyor. Fikrimizce, fiili balamanin istifade olunmasi coku zaman bakasinin anlatimindan sonraki fealiyyeti ve bu anlatima bali özellikleri açmak maksati taiyor. Bu çeitte olan dolaysiz anlatim yapililarinin bazilarinin "müellif sözü+dolaysiz anlatim" modelinden olumasi ihtimalindan söz etmeye imkan saliyor. Gözden geçirdiyimiz yapilanmalar da semantik söz dizimi bakimindan da "müellif sözü+dolaysiz anlatim" modeline uyum saliyor ve onlari kolaylikla haman modele çevirmek mümkündür. Böyle çevirme manaya zarar vermiyor. "Müellif sözü+dolaysiz anlatim + müellif sözü+dolaysiz anlatim" modeli dolaysiz anlatim yapilanma çeiti olarak Azerbaycan dilinde cok gelimitir. Bu türlü yapilanmada müellif sözünün öznesinin (muptedasinin) özge(yad) anlatimin belirli kesiminden önce, haberinin ise zge(yad) anlatimin kendi parçasi olarak ifade edilmesi gözüküyor. "Vezir:- Budur,dedi, cibinden balaca bir ie parçasi çikarib padiaha uzatdi" (Anar). Modern Azerbaycan dilinde . "müellif sözü+dolaysiz anlatim + müellif sözü+dolaysiz anlatim" modeli dolaysiz anlatim yapiliinin baka çeitleri de vardir. Bu türlü yapilanmalarda bulunan müellif sözünün her ikisinin baimsiz anlatim fiili oluyor. Sözügiden modelle bali kifayet kadar örnek bulmak mümkündür. Örnein, Elesger:.-onu evde gizledib, -dedi, -takçada, -takçanin gabaindan asilmi perdeni çekib kopartdi. Men dilim topuk çala-çala: -Beinjinin onunjusundanam, dedim, -budur alari getirmiem. Dolaysiz anlatimli mürekkep cümle vahit, coku zamanlarda nakli ahengli mürekkep tabeli cümle (baimli mürekkep cümle) gibi kuruluyor. Dolaysiz anlatimda özge(yad) anlatimin yalniz nakli deyil ayni zamanda arzu ve sual cümlesini vermek ihtiyaci gözüküyor. Bu dilde dolayli anlatim budak(yardimci) cümleli mürekkep tabeli cümlelerin farkli çeitlerinin olumasina sabep oluyor. Budak(yardimci) cümle modeli dolayli anlatim yapilanmalari, türk dillerinde geni istifade ediliyor. Modern turkman dilinden baka, diger ouz grupu türk dillerinde; Azerbaycan, türk ve gagauz dillerinde bu türlü yapilanmalar fazladir.

43

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Dolaysiz anlatimin bu çeitinde de, müellif sözü tabeli mürekkep cümlenin ba (temel) cümlesi, dolayli anlatimin ise budak(yardimci) cümlesi funksionunda gözüküyor KAYNAKÇA Prof.Dr. Zeynep Korkmaz. Gramer terimleri sözlüü ­Genilenmi Baski. Türk Dil Kurumu Yayinlari. Ankara."007. 296 sayfa. Kononov A.N. Grammatika tureçkogo yazika.-Moskva-Leningrat: AN SSSR, 1941 Kononov A.N. Grammatikasovremennogo uzbekskogo literaturnogo yazika. zd-vo AN SSSR,-, 1960 Kurbatov H. Pryamaya, kosvennaya i nesobstvennaya pryamaya reç v sovremennom tatarskom literaturnom yazike. Avtoref. kand. diss. Kazan. 1954 Hurmahanova A. Pryamaya, kosvennaya reç v sovremennom karakalpakskom yazike.Avtoref. kand. diss.Moskva. 1954 Taizade Z.H. Azerbaycan edebi dilinde vasiteli ve vasitesiz nitk. Baku, APnin eserleri. IV c. 1969 Ahundov A. Vasiteli nitk hakkinda kaytlar. Azerbaycan dili ve edebiyyat tedrisi. Baku, 1978, 3, s. 87-92. A.Von Gabain. Eski türkcenin grameri. Çevireni Mehmet Akalin. 4 Baski. Ankara, Türk Dil Kurumu Yayinlari.: 532, 2003 Aydinkizi A. Azerbaycan dilinde vasitesiz ve vasiteli nitkin formalamasi tarihi.-Baku, Çenlibel, 1998 Sevil Mehdiyeva. Orta esrlerde yaziya alinmi Azerbaycan destanlarinda vasitesiz ve vasiteli nitk. AMEA "Haberler"i, Humanitar elmler seriyasi. 2006, n2-4, s.115 Nasilov B.M. Yazik Orhono-Eniseyskiy pamyatnikov-Moskva:Bostoçnaya literatura AN SSSR, 1960 Kuluyev A. Vasiteli ve vasitesiz nitk/ Ouz grupu türk dillerinin mükayiseli grammatikasi. Sintaksis. Baku, 2002.-s.174-191

44

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

7. OUZ MT ve ONUN AZERBAYCAN MTOLOJ DÜÜNCE TARHNDE YER - Dr. Seyfeddin RZASOY33 ÖZET «Ouz miti» kavrami kendinin yeniden kurulma konseptini «türk mitolojisi» ve «Azerbaycan mitolojisi» kavramlarinin vahit sistemi oluturduu düzlemde buluyor. Ouz miti genel türk mitolojisinin esas biçim oklarindan biri olsa da, Azerbaycan mitolojisinin biçim nüvesini oluturuyor. Ouz mitinin Azerbaycan mitolojisindeki yeri ve rölü ouzlarin Azerbaycan türk ulusunun geliimindeki yeri ve rolüyle hem muayyenleiyor, hem de artlaniyor. Anahtar Kelimeler: Türk mitolojisi, Ouz miti, Azerbaycan mitolojisi.

ABSTRACT The idea of Oghuz myth can find its basic reconstruction in the plane, arranging the ideas "the mythology of turks" and "Azerbayjan mythology" as unit system. Oghuz myth arrange one of basic structural arrow of the mithology of turks, it also arranges a structural nucleur of Azerbayjan mithology. The place and role of Oghuz myth in the structure of Azerbayjan mithology is defined, by the place and role of Oghuzis in the formation of Turkish ethnos of Azerbayjan. Keywords: Turkish mythology, Oghuz myth, Azerbayjan mythology.

«Ouz miti» kavrami hakta aratirmalarimizin monografik sonucundan belli oluyor ki (bak: 7, sah. 3-5; 8, sah. 9-12), ouz miti sintagmatik metin (tekst) olayi

33 Azerbaycan Milli Ilimler Akademisi Folklor Enstitüsü Mitoloji Bölüm Bakani

45

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

olarak genel türk mitinin diferansiyel metin tipi, düünce olayi olarak türk mit metamodelinin paradigmasidir. Aratirmalardan bize malum oluyorki türk mit «modeli»yle türk mit «metamodeli» arasinda ayrintilarin olmasi (yahut bu kavramlarin kullanilmasi) «ouz» mitinin kategorial-epistemoloji mahiyetinin bir sistem kibi aydinlatirilmasi bakimindan zeruridir. «Türk miti» anlayiini üç anlamda kullanmak olur: 1. Mitoloji ecerede Yafesin olu Türk hakkindaki sintagmatik mit-metin; 2. Türk mitoloji düünce universumu (mit birimi, vahiti) anlaminda olan paradigmatik türk miti (dünya modeli); 3. Türk etnokosmik anlayiini oluturan tüm türk halklarinin mitlerini (sintagmatik, yahut paradigmatik seviyede olmasi ayrinti yaratmaz) vahit modelde birletiren genel mit tipi (hem sintagmatik, hem de paradigmatik anlamda). Bu üç anlam katinin birbirinden ayrilmaz olmasi (birinin varliinin digerilerinin varliiyla ilgili olmasi) «ouz miti»ni «türk miti»nin her üç anlamiyla ilikilendirse de, bizim için önemli olan «ouz miti» anlayiinin genel türk mit tipindeki yeridir. Burada iki balica soru var: 1. Bu iki mit modelinden hangisi eski, hangisi türevdir? 2. Her iki mit modeli daha genel invaryanti, baka sözle diyorsak, metamodeli yansitiyormu? Burada kategorial-epistemoloji ayarlandirma ona göre önemlidir ki, «türk» adi senkron yönde bütün türk halklarinin etnokosmik universumu, diakron yönde ouzlara sonradan verilmi addir. Biz burada türk etnoonomastig tarihinin diyalektik mantikini (tabii-ilahi bakireliini) koruyarak talami gelenekde nominativ yeniliklerin yapilmasini (aslinda, ziddiyyetlerin yaratilmasini) artik sayiyoruz. Bu anlamda, «türk mit metamodeli» anlayiinin dahil edilmesi «ouz miti» ve «türk miti» anlayilarini çözümlemek için kontekst veriyor. Bu halde bir daha tasdik ediyoruz ki, ouz miti düünce olayi olarak türk mit metamodelinin paradigmasidir. Türk mit metamodeli bütün türk halklarinin mitoloji metinlerinde varolan dünya modellerini bir sistemde birletirmekle ouz mitini de kapsiyor ve bununla da metodoloji çapraikliin ortadan kaldirilmasi, ayni zamanda bu yönde karidaki aratirmalar için kontekst veriyor. Aldiimiz sonuclara göre, ouz miti etnik kendiifadenin düünce kodu olarak türk ulusunun önünde giden ouzlarin etnokosmik düünce ve metin hadisesidir. Baka yandan, ouz miti etnik destan kontekstinde janr (edebi eserlerin bir kolu) ve say bakimindan zengin metiniyle temsil olunan ouz destaninin arkhetipidir. Ouz mitinin metodoloji tahlil modeli bu mitin tasavvurler sistemi kibi «Azerbaycan mitolojsi» (Azerbaycan mitoloji dünya modeli) anlayiina nisbetini aydinlatirmai taleb ediyor. Böyle ki, Azerbaycan türklerinin eski mitoloji bakilarinin burada ouz metinleri esasinda «ouz miti» iareti adi altinda modelletirilmesi bu iaret-modelin ulusal-tarihi büyümesinin ve «Azerbaycan mitolojisi» anlayiina dolmasinin izlenilmesiyle sik ilgilidir. Bunun örenilmesiyse bir sira metodoloji sorunlarin aydinlatirilmasini zaruri ediyor. Ouz mitinin bünyesinin örenilmesinin metodolojisi ouz mit bünyesinin, «Azerbaycan mitolojisinin» bünyesindeki yerini aydinlatirmai zarurete dönütürüyor. Baka sözle, ouz miti bir sistem gibi iaret bütövü ­ semiotik vahittir. Her bir sistem kendisinden büyük (makrosistem), yahut küçük (mikrosistem) sistemlerle balantida oluyor. «Ouz miti» etnokosmik tipi itibariyle «türk miti»yle hem senkron beraberlik yaratiyor, hem de onunla «türk mit metamodelinde»

46

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

birleiyor. Bu birleme onun «türk mitolojisi» gibi yorumlanmasinin ­ türk mitolojisinin diferansiyel tipini yaratmasinin balica metodoloji esasi ve artidir. «Ouz miti» «türk mitolojisi» gibi balica olarak diakron planda (senkron balanma yönleri de var) «Azerbaycan mitolojisi» makrosistemine aittir. Ouz miti kendi metodoloji konteksti bakimindan bütün hallerde «Azerbaycan mitolojisi» modelinin içindedir. Bu halde «Azerbaycan mitolojisi» ouz mit iaretini kendi içerisine alan makroiaret sistemidir. Meselenin sorunlu mahiyeti ilk olarak hemin bu makroiaret vahitin ­ «Azerbaycan mitolojisinin» tarihi varliinin kukuya alinmasindadir. «Azerbaycan mitolojisi» terimiyle ilgili tartima onun kullanilmasina kari mit uzmani A.Acalovun ettii itirazla balaniyor. O yaziyor: «Terminolojik bakimdan «Azerbaycan halkinin mitoloji bakilari», «Azerbaycan mitoloji bakilari» ve bu gibi ifadelerin hem mazmunu, hem de sinirlari aydindir, hiç bir itiraz douramaz. Burada söz konusu çada ve tarihi (bugünkü «Azerbaycan» adli halkin var olduu süre) azerbaycanlilarin kültüründe yer almi mitoloji bünyelerdir. Bazen bu terimlere anlamda olarak «Azerbaycan mitolojisi» ifadesi de kullaniliyor. Ama burada muayyen dakiklik gözükmüyor. Böyle ki, mitoloji somut ulusal-kültürel birliklerin eski dönemlerde meydana çikan evrensel sistemi olduuna göre bu terim tezatli sesleniyor» (1, sah. 19). Böylelikle, A.Acalovun bakiina göre, her bir mitoloji eski dönemin dünyabakiidir. «Azerbaycan» sözü çada dönemde Azerbaycan halkinin adidir. Eski dönemdese Azerbaycan halki yok, Azerbaycanda yaami türkdilli ve gayri-türkdilli (irandilli ve bakalari) uluslar vardi. Hemin uluslarin mitolojileri toplam halinde «Azerbaycan mitolojisi» adiyla sunulamaz. Çünki bunlar farkli uluslarin mitoloji dünya modelini yansitan farkli mitoloji sistemlerdir. Böylelikle, eski-mitoloji çada vahit Azerbaycan halki yok, türkdilli ve gayri-türkdilli uluslar olduu için buna uyun olarak «Azerbaycan mitolojisi» hakkinda yok, Türk mitolojisi, ran mitolojisi ve bakalari hakkinda konuula bilir. Altini cizmak istiyoruz ki, A.Acalovun XX yüzillik mit nazariyyesinin baki sistemini yansitan bu çok aydin yanamasi iki etmene dayaniyor: Birincisi, uluslarin «kabile-airet-halk-millet» emasi üzre büyümesinin diakron modeline; kincisi, Azerbaycan halkinin yaranmasinin gerçekliklerine. Ama mit uzmani R.Gafarli A.Acalovun mevkiyile razilamamitir. O, A.Acalovun yukarida verdiimiz fikirleriyle ilgili yaziyor: «Bu iddialarda, ilk olarak, meselenin sunulmasi itiraz douruyor. Böyle ki, «mitoloji bakilar» anlayii «mitoloji»ye kari koyuluyor ve böyle gözüküyor ki, mitoloji bakilar bir ey, mitolojise tamamen baka eydir. Aslindasa mitoloji mitoloji bakilarin toplusudur, sistemidir. Nice ola bilir ki, bir halkin mitoloji bakilari mevcut olsun, ama mitolojisi, mitoloji sistemi olmasin» (2, sah. 343). R.Gafarlinin bu yanamasini tahlil etdikde aydin oluyor ki, o, «Azerbaycan mitolojisi» terimi adiyla biranlamli olarak Azerbaycan türklerinin mitoloji bakilarini nazarda tutuyor. Bilginin halkimizin eski mitoloji bakilarinin restore etmek, genezis, mitsel dünya modeli, tasnifat meselelerinden bahs eden kitaplarinda bu mitoloji sistem biranlamli olarak «Azerbaycan türklerinin mitolojisi» adiyla sunulmutur (bak: 3; 4). Kitaplarda gerçekletirilmi «mitoloji» konsepte göz attiimizda R.Gafarlinin «Azerbaycan (türklerinin) mitolojisi» terimi ile iki esas amaci izledii gözüküyor:

47

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Birincisi, o, u terimle Azerbaycan mitoloji bakilarini tüm türk mitolojisinden diferansiyel tip kibi seçebilmitir; kincisi, u terimle eski Azerbaycan-türk mitoloji bakilarinin bütün diakron (tarihi) ve senkron (çada) metinler sistemi kapsanmitir. Burada diakron sistem dediimizde mitoloji metin formalarinin tarihi büyümesi, transformasyonlari ve bakalari nazarda tutuluyor. Senkron sistemse türk mitolojisinin gayri-türk mitoloji formalarini kendisinde eritmesi demek oluyor. Meselen, R.Gafarli «Avesta»nin «Azerbaycan (türklerinin) mitolojisi»nin kaynai gibi tahlilini yapmitir. Altini cizalim, sonuncu mesele çok önemlidir ve tekce mit uzmanlari arasinda yok, öylece de tarihçiler arasinda giden sonsuz tartimalarin mahiyetini de yalniz bu konu ­ Azerbaycan tarihinde türk ve gayri-türk uluslarin (balica olarak irandilli etnik birliklerin) «Azerbaycan tarihi»nde hangi konsept esasinda «vahit bir halkin» tarihi gibi birletirmesi dayaniyor. Sovyet döneminde bu konu stalinizmin kanli zor araçiyla paniranist mevkiden çözülmütü. Baka sözle, «Azerbaycan tarihi» gayri-türklerin (irandillilerin) tarihi gibi balaniyor, türklerin tarihi gibi bitiyordu. Paniranizm sovyet imparatorluunun devlet meraklarina hizmet eden ve mahiyetce oven ideoloji idi. Bütün mahiyeti çok önemli kesimi müslüman türklerden oluan Sovyetler Birliinde yaayan türkleri hintavrupa kökenli rus nüvesinin yöresinde birletirmekdi. Azerbaycanlilarin türk olmasi, Anadolu türklerine etnokosmik balilii onlari doal olarak Türkiyeye yöneltiyordu. Paniranizmin yürütdüü konsepte göre, Azerbaycan halki kökence türk yok, irandillidir. O, orta yüzyillarda selcuklarin geliinden sonra türklemitir. Tabii, eski Azerbaycanda türkdilli uluslarla beraber, gayri-türkdilliler de olmutur. Paniranizmin türkleri Azerbaycan halkinin etnokosmik nüvesinden silmee çalimasi onun meraklarina hizmet etse de, tarihünaslikda, insanlarin kamusal uurunda çok büyük patalojiler yaratmitir (Bu, sovyet ideolojisinin beer karisinda türetdii bitmez-tükenmez cinayetlerden biridir). Böyle ki, Azerbaycanin etnogenezinde etnokosmik substrat ve etnokonsolidasiya düzlemi rolünü oynami türklere ovencesine silinmesine yapilan itiraz yalniz paniranizmin etkisi altinda ilmi hakikatin aramalari ile beraber, daha çok ulusal direni mahiyeti taiyan «türkçülüün» de yaranmasina sebep oldu. Geçen yüzyilin 30-cu yillarinda Azerbaycan aydinlarinin «pantürkist» adiyla kitlesel kirilmasi sonradan ulusal hafizaya kanla yazildi. Azerbaycan tarih ilminde bügün devam eden «irançilik» ve «türkçülük» savai, karidurmasi objektif «Azerbaycan tarihi» konseptinin ve tarihin yüze çikmasina devamli engel oldu. Altini cizalim ki, A.Acalov ve R.Gafarlinin «Azerbaycan mitolojisi» konseptine farkli yanamalari da bununla ilgilidir. Birinci mitolojinin eski dönemin dünyabakiini iaretleyen konsept olmasini esas götürmü ve böyle düünmütür ki, «Azerbaycan» iaret vahiti gibi tarihi uur çainin konseptidir ve bu anlamda mitoloji uur çaina ait edilemez. kinciyse «Azerbaycan» iaretinin etnokosmik evrenselliinden yanaip, onu etnokosmoloji universum düzeyine kaldirmi ve böyle anlailmitir ki, «Azerbaycan mitolojisi» anlayii Azerbaycan mitoloji düünce tarihinin etnokosmik bütünlüünü ifade eden zaruri ve kaçinilmaz terimdir. R.Gafarli sonraki aratirmalarinda (bak: 3; 4) bu terimi daha da dakikletirerek «Azerbaycan türklerinin mitolojisi» eklinde sunmutur. Onun fikrince, Azerbaycan tarihinin bütün etnokosmik düünce gerçeklii yalniz bu terimle dolun ekilde ifade olunuyor. R.Gafarlinin bu yanamasi rastgele deildir. Ünlü mitolog M.Seyidov Azerbaycan mitoloji düünce tarihinin bütün gerçekliklerini kendisinde kapsayan

48

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

terim gibi «Azerbaycan mitolojisi» kavramlarindan yararlanmi ve onun ne olduunu açiklamitir. M.Seyidov Azerbaycan halkinini eski mitologi bakilarina ilk olarak kompleks yanamani zaruri olduunu göstermitir: «Azerbaycan halkinin soykökeninde itirak eden kabile yaami, hayati alilamalariyla sik ilgili olan mitsel-bedi düüncesini aratirmain bir sira çetinlikleri vardir. Ayri-ayri kabile ve kabile birlemeleri silsilelerinin mitolojisini imkan dahilinde örenmeden vahit Azerbaycan mitolojisi hakkinda fikir söylemek çetindir» (9, sah. 8). Bilgin kendi düüncelerini daha da dakikletirerek yaziyor: «Aydindir ki, Azerbaycan halkinin soykökeninde, esasen, üç kol ­ Atropaten, Arran-Alban, bir sira türkdilli kabile birlemeleri silsileleri itirak etmiler. Ona göre de halkimizin mitolojisi diyerken, bu üç kolun baimsiz mitolojisini söylüyoruz. Tarih boyu bu mitoloji inamlarin bazilari kaynayip-karimi, böylelikle de, bir Azerbaycan mitolojisi yaranmitir... Bu kollarin her biri öz tutumuna, tarih boyunca tutduu mevkiyine göre seçilseler de, onlari birbirinden ayirmak olmaz» (9, sah. 9). Altini cizalim ki, prof. A.Nebiyevin aratirmalarinda «Azerbaycan mitolojisi» terimi daha birleik semantik tutumu vardir. O yaziyor: «Azerbaycan mitolojisini geni aratirmalara çekmek için yeterince ilmi-nazari denemenin, toplanib ve basilmi mit materyalinin mevcutluu bugün bir sira özellikleri ollan yaraticilik sahesinin özünehasliinin açiklamaa imkan veriyor. Azerbaycan mit modelini aratirmak, onun dünya modeli ile genel ve farkli etmenlerini muayyenletirmek için ona genel türk kontekstinde bakmak zaruridir» (6, sah. 14). Böylelikle, tarihi gerçeklerden yanaan A.Nebiyevin «Azerbaycan mitolojisi» terminolojik modelinin semantik esasinda türk mitolojisi duruyor. Bilginin bu meseleye bakii biranlamli olarak böyledir ki, «Azerbaycan mitolojisi genel türk mitolojisinin ayrilmaz bölümüdür. O, kadim türk mitolojisinin kaynaklarindan yararlanip, ondan koparak ayrilan ve kendisine has gelien, azerbaycanlilara mahsus estetik ideali ifade eden mitoloji düüncedir. Azerbaycan mitolojisi, kismen, sonralar eski türk mitoloji modelini korumakla onu yeni inanclar, kultlar, gelenek-görenek ve törenlerle zenginletiren yaraticilik alanidir» (5, sah. 143). Göründüü kibi, A.Nebiyevde meselenin mahiyeti tekce «Azerbaycan mitolojisi» adinin etnokosmik mahiyeti (senkron biçimi) ile ilgili deildir. O, bu meseleni çok aydin sunmutur: «Kadim türk mitoloji düüncesinde yaranan, boy atan mitoloji sistemlerden biri de Azerbaycan mitolojisidir» (5, sah. 144-145). Yukaridaki düüncelerini genelleyerek funksional tezler halina saldikta aydin oluyor ki, A.Nebiyeve göre: ­ Azerbaycan mitolojisi genel türk mitolojisinden ayrilmazdir: onun etnokosmik esasini türk mitoloji dünya modeli oluturur. ­ «Azerbaycan mitolojisi» senkron formasina göre ulusal düünce tarihinin bütün gerçeklerini özünde yansitan etnokosmik unversumdur: Azerbaycan tarihinin bütün gayri-türk etnik düünce gerçekleri bu universumun nüvesini yaratan türk iaretinin biçiminde iare düzeylerini oluturuyor. ­ Azerbaycan mitolojisi anlayiinin tüm biçim özellikleri onun diakron büyüme diyalektikasina ait olunuyor: diakron büyüme diyalektikasi Azerbaycan mitolojisinin tekce doal gelimesini yok, hem de onun talihinin balica artidir. Deilenler eski türk mitolojisi hakkinda yaranmi Azerbaycan mitolojisinden baimsiz mitoloji sistem gibi bahs etmee ve bununla ilgili mevcut olan düüncelerle (A.Nebiyev, R.Gafarli) razilamaa imkan verdii gibi, öylece de ouz mitinin

49

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

metodoloji tahlil modelinin konseptsel esaslariyla ilgili aaidaki kanilara gelmee imkan veriyor: Ouz mitinin önceki durumuna getirilmesi onu tekce genel türk mitolojisinin biçim düzeyi gibi yok, ayni zamanda ayrica olarak Azerbaycan mitolojisinin biçim seviyesi gibi bakmaya imkan veriyor. «Ouz miti» anlayii öz esas restavrasyon konseptini «türk mitolojisi» ve «Azerbaycan mitolojisi» anlayilarinin vahit sistemi tekil etdii düzlemde buluyor. Ouz miti genel türk mitolojisinin esas biçim oklarindan biri olsa da, Azerbaycan mitolojisinin biçim nüvesini oluturuyor. Ouz mitinin Azerbaycan mitolojisindeki yeri ve rolü ouzlarin Azerbaycan türk ulusunun biçimlenmesindeki yeri ve rolü ile hem mueyyenleiyor, hem de artlaniyor. Ouz mitinin türk mit metamodelinin paradigmasi olmasi ona Azerbaycan mitolojisini genel türk mitolojisinin etnokosmik nevi gibi biçim oluturmaa imkan veren balica etmendir. Azerbaycan mitolojisinin türk balanici sonraki etnokosmik büyüme zamani yalniz ouz mitinin sayesinde devamli sürec kibi oluulmutur: ouz mit sistemi ­ mitolojisi eski türk mitoloji arkhetiplerinin sistemleerek Azerbaycan mitolojisine keçiinin kosmoloji mekan-zaman sistemini oluturmutur. Ouz miti yüzde, eski türk mitolojisile Azerbaycan mitolojisi arasinda basamak sayila bilir. Ama bu arti olarak böyledir. Burada türk mitolojisinin «ouzlamasi», sonra da «azerbaycanlamasi» süreci ba vermemitir. Ouz miti türk metamitinin paradigmasi gibi türk mitiyle senkron (yanai) olarak mevcut olmutur. Ouz miti Azerbaycan mitolojisinin türk mitoloji dünya modeli esasinda gelimesi zamani dominant oluturulma emasi rölünü oynami ve Azerbaycan-türk mitolojisinin mazmun itibarile Azerbaycan-ouz mitolojisi gibi olumasini salamitir. KAYNAKÇA 1. Acalov A. Ön söz ­ Azerbaycan mitoloji metinleri. Baki, «Elm», 1988, s. 734 2. Gafarli R. Mit ve nail (Epik enenede janrlararasi alaka). Baki, ADPU neri, 1999, 448 s. 3. Gafarli R. Azerbaycan türklerinin mitolojisi (restavrasyon, genezis). Baki, «Arida», 2004, 232 s. 4. Gafarli R. Azerbaycan türklerinin mitolojisi (mitik dünya modeli, tasnifat). Baki, «Arida», 2004, 236 s. 5. Nebiyev A. Azerbaycan halk edebiyyati. I bölüm. Universiteler için derslik. Baki, «Turan», 2002, 680 s. 6. Nebiyev A. Azerbaycan mitolojisi ­ Folklorünaslik meseleleri (makaleler toplusu), V cilt. Baki, Baki Universitesi basim evi, 2002, s. 6-92 7. Rzasoy S. Ouz mitinin paradigmalari. Baki, «Seda», 2004, 200 s. 8. Rzasoy S. Ouz miti ve Ouzname eposu. Baki, «Seda», 2007, 181 s. 9. Seyidov M. Azerbaycan mitik tefekkürünün kaynaklari. Baki, «Yaziçi», 1983, 326 s.

50

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

8. GERDE BIRAKTIIMIZ YARIMADA: KIRIM - Ouzhan DURSUN34 Kirim denince hala `bize ait olan bir yer' düüncesi gelmez mi aklimiza? Oralari kaybettiimiz yahut bir süreliine - ki bu süre çok uzun da olsa- geri çekildiimiz fikri bizim için pek de önemli deildir çünkü. Gönlümüzde, zihnimizde, tüm duygularimizda Kirim bizimdir. Birakin siyasi kurallari, kalplerdeki mülkiyette kimindir orasi? Nice airlerimiz Kirim'a dizeler siralami, nice yazarlarimiz `Kirim, Kirim' diye yazilar kaleme almitir. Bizim de yolumuz oraya dütü, `bizim' bellediimiz büyük vatan'in ayrilmaz bir parçasina: Kirim'a. Kirim bildiimiz gibi bugün Ukrayna'nin güneyinde, ona bali bir bölge. Ülkenin bütününde olduunu düündüüm, birkaç bölgeden genelleyerek çikardiim bilgilerle­tüme varim yaparaktan- öyle bir giri yapabilirim. Yarimada da içki inanilmaz derecede ucuz. Gerçekten `sudan ucuz' deyiminin gerçekletiine ahit oluyorsunuz bu `mübarek' memlekette. Bölge halki, zamaninda alitirilmi içkiye, içmeye, yatmaya. çmek o kadar doal ki en ufaindan en yalisina, çou insan ona vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak bakiyor. Su gibi... Bu muhtemelen Komünist Rusya'nin "Aman halk uyanmasin, miil miil uyusun." propagandasindan kaynaklanan ve günümüzde de hala devam eden bir gelenek. Halkin damarlarina ilemi, zihninde yer etmi bir adet. Nasil bir adet, nasil bir gelenekse artik... Buna ilaveten, insanlarin en fakirinden en zenginine hemen hemen hepsi bir lüks giyinme sevdasina kapilmi ki sormayin. Buna gerçekten de çok önem verdiklerini öreniyoruz Tatar rehberimizden. in enteresan tarafi giydikleri de pek bir ey yok ya. Herkes üstüne azicik yirtilmi çaput balami sanki. Üç be kizin üzerindekileri toplayip da dikmeye kalkisak bir pantolon, bir tiört ya çikar ya çikmaz. O da kime yetecekse! Hülasa, halkin çounluu, bozulmaya meyilli TatarTürk gençleri de dâhil olmak üzere, hem haddinden fazla açik giyiniyor hem de kendilerini podyumda hissediyorlar. Bir afra, bir tafra ki görmeden tasvir edilemez. Ayrica insanlarin çou, özellikle Komünizm'i görmü eski kesim, araba konusunda hatiri sayilir, geni bir bilgi birikimine, geleneksel bir tecrübeye sahip. Özellikle `Volga' adli arabalar Mercedes kadar tutuluyor. Çünkü halk bu arabalara alimi ve kendi baina tamir edebiliyor, dilinden anliyorlar külüstür Volgalarin. Hemen hemen her evde var olan alet çantalariyla arabalarinin hasarlarini

34 Boaziçi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, 1. Sinif Örencisi, stanbul/TÜRKYE.

51

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

düzeltiyorlar... Oto tamircilerin eli ekmek görmüyor Kirim'da yani. aka bir yana gerçekten bu çadii arabalar kaliteli olmasalar bile bir fiyat dolgunluuna sahip. Bunun zittina, kaliteli, markali, modern arabalar çok daha ucuza alinabiliyor. Görünürde mantiksiz gibi gelse de arz-talep erisini düününce en mantiklisinin bu olduu anlailiyor. Ucuzluktan bahsetmiken telefondan söz etmemek olmaz. Cep telefonu piyasasi gayet ucuz Türkiye'ye nazaran. Devlet sanirim vergilerini düük bir seviyede tutuyor teknolojik aletlerde. Tarim arazileri geni düzlükler eklinde gösteriyor kendisini. Birkaç yüz metre araliklarla ufak tepecikler haricinde neredeyse hiçbir engebesi olmayan, sade bir arazi yapisina sahip Simferopol35. Ormanlik arazisi bizim gördüümüz kadariyla ya tahrip edilmi yahut doal olarak yetimemi. Türkiye'ye göre daha kuzeyde bulunduu için souk olduunu saniyorduk ama deniz etkisinin iç taraflara kadar sokulmasi bu soumayi engellemi besbelli ki. Hatta terletecek kadar bir sicaa sahip desek hiç de abartmi olmayiz. Simferopol'deki evlerin çou kerpice benzeyen bir malzemeden ina edilmi çeitli müstakil yapilar... Sonradan bu girintili çikintili, salam talarin doal olduunu ve kurtçuklardan olutuunu örenip hayret ediyoruz. Çatilarin tam ters "V" eklinde ina edilmesi, ikliminin bize göre daha sert geçtiinin göstergesi... Kirim-Tatar evlerinde, Anadolunun bir kisminda hala geçerli olan bir gelenekle karilaiyoruz: Duvara hali asma. Simferopol Türklerin yaadii bölgelerden birisi... Belki de bu yüzden bu kadar sorunla kari kariya. Ukrayna'nin üvey evlatlarindan, beslemelerinden birisi gibi. Ne yollar adam gibi asfaltlanmi ne de dier altyapi hizmetleri tam salanabilmi. Mesela 22.00 ­ 06.00 arasi sular kesiliyor devlet baba tarafindan. Daha sonra, müstakil evler aai yukari 300 dolar civarinda bir kiraya sahip ve asgari ücret 100 dolar. Geçim sikintisi var. nsanlar kit kanaat geçiniyorlar. nsanlarimiz... Dier bölgeleri de kisaca anlatirsak; Sivastopol limanindaki Rus bayraklari ve denizaltilari, çeitli kruvazörler, bunlardan olumu donanma ister istemez dikkatimizi çekiyor. Güvenlik için önemli olan bu limanda muhtemelen Rusya'nin sözü geçiyor. Böyle olmasi da pek airtici olmasa gerek. Sicak denizlerin kapisi Kirim deil mi Rus için? Sudak liman ehrine gelindiinde, sonradan turizm geliri için yikik surlar üzerine ina edilmi sahte surlu Sudak kalesi kariliyor misafirleri. Kalenin Sudak koyu'na bakan yüksek bir yakasinda duruyor ve ehri gözlemleyebiliyoruz. Burasi Alanya'ya benzerliiyle ve dalarla çevrili olmasi dolayisiyla farkli bir Anadolu havasi yaatiyor Türkiyeli insana. Anadolu Selçuklular döneminde alinan bu vatan parçasi size daha bir sicak geliyor. Daha bir `Türk' geliyor. Akmescit'te ve Eskikirim'da Tatarlar dier yerlere nazaran çounluktalar. Altyapisina önem verilmeyen ehirler arasina bunlar da koyulabilir. Buradaki evler de yarimadanin genelinde olduu gibi tek katli ve çok odali. Bu `barinak'larin alt tarafinda buzdolabi görevini gören kilerleri var. Gerçekten de buzdolaplarini aratmiyor. Souk... Su kesintisi ve tuvalet de sorun olmu Tatarlara ama ellerinden geldiince bunu çözmeye çalimilar o zor koullarda. Ukrayna hükümeti kendi ehirlerini modern ça standartlarina çikarmaya çaliirken, bizim halkimizin bulunduu yerleri en kötü artlar içinde birakmi, terk etmi tabiri yerindeyse. Bahçesaray'a geçelim. Burasi Giraylar'in yani Kirim Türk hanedaninin bakenti konumundaymi. Zaten merkezi de ayni zamanda ehre ismini vermi olan

35 Akmescit

52

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Bahçesaray. Burada gezinince nihayet diyorsunuz, burasi Türklük kokuyor, slam kokuyor. Dier yerlerden farkli... `Biz' kokuyor... Tarihi yapilariyla, dokusuyla, insanlariyla, ismiyle... Ruslar her yerin ismini deitirmeye çalimi, deitirmi de ama Bahçesaray'a dokunmamilar. Çünkü milli airleri Vladimir Pukin bir iirinde `Bahçesaray' diye bahsetmi buradan. Ruslar da O'na saygilarindan deitirmeden birakmilar öylece. Kirim'dan ayrilip Odesa'ya geldiimizde ise mimari ön plana çikiyor. lgi çekici mermer ekiller, barok mimarisine benzeyen youn bir içilik... Yapilar çok görkemli dier ehirlerin ziddina. Burasi da tarihi eserleriyle ünlü ehirlerden birisi olduunu zamanla ispatliyor ziyaret edenlere... Bembeyaz... Eski Yunan'i andiriyor.

53

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

9. DEFNTF TERMLERIN KAVRAMLA LKS - Gülnare ZEYNALOVA36 ABSTRACT37 In the article researched connection between definitive terms and conseption. The connection of definitive terms by conception during the origin process of terms had been investigated in the theoretical area. Reflection of the conception`s basic signs in the term well-grounded by rich facts. Kavramin özelliklerinin terimin yapisina yansimasi her zaman aratirmacilarin dikkatini çekmitir. Bu sorun terimde anlam ve içeriin yansimasi ile, dil birimikelime içerisinde kavramin özelliklerinin birlemesini art kouyor. çerik ve ekil kategorileri felsefi kavram gibi tasavvurlar sisteminde önemli yer tutuyor. Felsefeye göre, içerik ve ekil kavramlari birbiri ile diyalektik açidan bali olmanin yanisira, ayni varliin, ayni konunun çeitli yanlari yansimaktadirlar. ekil unsurlarin iç ve di ilikileri ile nitelendiriliyor. Örnein, atomun içerii yalniz onu oluturan küçücük unsurlarin topluluu deil, hem de bu unsurlarin haraketleri ve uygun fiziksel sahalar aracilii ile gerçekleen karilikli etkisini kapsamaktadir. Atomun ekli ise onun içerdii küçücük unsurlarin ve sahalarin karilikli etki sürecinde meydana çikan iliki ve etkiyi taimaktadir. A.ükürov`a göre, ekil ve içerik oraninin tefsirinde diyalektik pozisyon bir kaç prensiple açiklaniyor: 1. ekil ve içeriin ayrilmazlii; 2.ilikilerin rengarenkliyi; 3.vahdetin çelikiliyi; 4. geliimin optimallii-eklin içerie ve ya tersine, içeriin ekle uygunluu. [1.269-270] çerik- terminoloji birimin-terimin mahiyeti ile ilgili olup belirli bir baki açisindan idrak ve tasvir ediliyor. Terimin içerii onun eklini belirliyor. Ayni

36 Azerbaycan Bilimler Akademisi, Bakü/AZERBAYCAN. 37 THE DEFINITIVE TERMS IN CONNECTION WITH CONSEPTION

54

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

zamanda terimin ekli karilikli ekilde onun içerii ile sik balidir, ekli içerik tayin ediyor. Terimin içerii yalniz belli bir ekil içinde oluabilir. ekilsiz içerik olamaz. ekil ve içeriin vahdeti terminoloji birim için de gerekli koullardan biri sayilmalidir. Terminoloji birimin- terimin içerik ve ekli onun definisiyasi zamani birbirinden ayirt ediliyor. Aslinda ise onlar vahdetdedir ve birbiri ile ayrilamazlar. ekli içerikli, içerii ise ekilli bir hale sokmak kolay deil. Bu problemin doru çözümü, dürüst metodolojik pozisyonun yanisira asil aratirmaci becerii, terimlere doru yanama ve hassaslik talep ediyor. Terim kavramin gerekli, önemli özelliklerini yeterince bilimsel katmanlarda yansitan, kelimeye, kelime grubuna beraber dil birimidir. Terimleme zor bir süreç. Terimleme sürecinde dilde kullanilan kelimeler bilimsel kavrami ifade ettii için terim fonksiyonu kazaniyor. Belirli, kesin bilimsel kavrami ifade etme, terminoloji sisteminin katmanlari içerisinde definitif terimler için daha karakterikdir. Bu ad onun dilbilimsel mahiyeti konusunda dolgun ve saydam bir fikir oluturuyor. Kavramin özelliklerinin terimin bünyesinde direkt yansimasi fikri bilginlerin bir çounu düündürmütür. Azerbaycan terminolojisinde bu kavrami ve definitif terminolojini ilk kez S.Sadigova aratirmitir. O, bu tipli terimleri böyle nitelendirmitir: "Anlam ve içerik yapili objenin, herhangi bir kavramin en önemli gerekli ve kâfi özelliklerini kendinde barindiran, kisa mantiksal tâyini olan terimlere definitif terimler denir" [3.29] Definitif terim- fonksiyonal kavramdir. Bu problemin baarili çözümü tam bir dil biriminde yansiyan içerik ve ekil kavramlarinin doasini açiklamaya yardimci oluyor. Bu problemin çözümü, mahiyetce anlailmasi konusu terimleme sonucu ile ilgilidir. Definitif terimlerin ekil ve içeriini dilbilimsel talepler açisindan anlamak için eya, kavram, kelime ve anlam problemlerinin kesin açiklanmasi gerekmektedir. Definitif terimler bilimsel kavramlari oluturuyor ve ifade ediyor. Onun için de bu terimleri bilimsel kavramlarin iareti, dilde yansima ekli gibi kabul etmek gerekir. Definitif terimler anlam bakimindan oldukça geni kavramdir. Bu konuda S.Sadigova`nin fikri daha dikkat çekicidir: "Terim semantik ve semiotik belirtileri ile kendisinde yeterince gerekli kavramlari içeriyor, definitiflik özelliyi kazaniyor. Onun muhtasaran ve anlamli tarifi meydana çikiyor." [5.20] Definitif terimlerin kendilerine has kavramlar sistemi var. Uygun kavramlarin karakterik, ayirici özellikleri bu terimlerde yansiyor. Definitif terimlerin anlami bu terimlerin ses cildindeki yansimasi ile ait olduklari sahalardaki yansimalari arasindaki baliliktan douyor. Anlam definitif terimlerin iç özelliyidir. Sesbilimsel içerik ise definitif terimlerin eklini anlatiyor. Düünüün bir ürünü olan rengarenk kavramlari dilde gerçeklie dönütüren onlara uygun terimlerdir. Terimlerin kapsama alani oldukça genidir. Dildeki terimlerin çeitleri çok fazla ve onlar kavramlarla direkt balidir. Kavramlarin nitelendirilmesi yollari onlarin adlandirilmasini da etkiliyor. Kavrama tarif vermenin kendine has özellikleri vardir. Fakat, kavramin adinin, verilen tarifle balilii da hatirlanmaya deer. Örnein, "kari taraflari paralel olan dörtgene paralelogram denir. "tüm taraflari dik açili olan paralelograma dikdörtgen denilir" ve b. Göründüyü gibi, burada da definitif terimlerin ekil ve içerik problemi meydana çikiyor. Kavram ve iaretin birliyi ekil ve içerik için esas temel sayilmaktadir. Definitif terimlerin ekil ve içerii seslenme ile anlamin birlii demektir. çerik "anlamlarin vahdeti" kavramini ifade ediyor. Definitif terimlerin ekil ve içerii

55

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

birbirinden ayrilmazdir. Anlam bu terimlerin iç özelliidir. Definitif terimlerin anlami hem idrak, hem de dille balidir. drak ve üurla ilgi bu anlamin insanin aklî ve fiziksel faaliyet alanlarinin birletiyi di alemin kavranimi zamani meydana çikiyor. Örnein, dilbilimine ait definitif terimler- cümle, ses, isim, sifat, mübteda(özne), tamamlig (tümleç) ve b. Gorodeçkiy yaziyor: " Dilbilimcilerin çou ekil ve içeriin karilikli ilgisini yalniz ekil kavrami ile balamaya çalimilar. Fakat onu anlamdan kurtaramamilar. Onlar anlamdan kurtulmak, ona aldirmamak için ne mümkünse yapmilar. Bu gayretlerle hiçbir sonuç elde edememiler. Anlam meduza kafasi gibi onu pasif dinleyenleri sihirleyerek her zaman dilin merkezinde olmutur. ekil ve içerik biri dierini belirleyen kavramlardir. Çünkü onlar dilde beraber var oluyorlar" [6.78] Tüm bilimler geliimin sonucudur. Onlarin hepsi bu ve ya dier anlamda sosyal hayatin, bununla ilgili olarak da toplumun geliimine hizmet etmektedirler. Bunun için de "terim", "terminoloji" kavramlari, terminoloji alaninin tanimlama sahasi, oluumu ve zenginleme yollari, nomenklatur ve terim yaratma süreci gibi önemli unsurlar dilbilimin merkezinde duran önemli probleme dönümüler. Bu bakimdan çou bilgin herhangi bilim dalinin örenilmesinin anahtarinin terminolojinin mantiksal-dilbilimsel idraki olduu kanisidadir. Terminoloji ve onun mantiksal-dilbilimsel yanlarina dayanarak her hangi bir bilimsel fikri ileri sürebiliriz. Kavrami bildiren kelime ve ya kelime grubu bilim dallarina ait madde, olay ve gerçekliin bilimsel düünüten süzülerek özlemesi sonucunda terimleir. O, geleneksel terminoloji kavram sisteminde denotatin entelektual bilimsel kavrama yolu ile definitif tarifini buluyor. Örnein, tecil (yer çekimi ivmesi) maddi noktanin sürâtinin deer ve istikametinin zamana göre deiimini karakterize eden vektörel kemiyet ve s. Bu fikir ayri-ayri alanlarin özel kelimelerinin de terim gibi kesinlemesini temin ediyor. Burada özel kelime yalniz bilim ve teknolojinin deil, sosyal-toplumsal faaliyetin baka alanlarinin da terminoloji sistemlerini kapsiyor. Tüm alanlarda terminoloji kavramlar denotatin bilimsel kavramini ve açiklamasini, onu adlandiran kelimenin bilimsel refleksiyonu yolu ile kabul ediliyor. Yani, eya ve olaylari adlandirmak için bireysel özelliklerin yanisira, onlarin genel özelliklerini de dikkate almak gerekir. Kavram aslinda eya ve cisimlerin genel ve önemli alâmetlerini yansitmalidir. Örnein, kapali bir çizgiden oluan "çevre" kavraminin en önemli özellii onun müstevi üzerinde bir noktadan ayni uzaklikta yerleen noktalardan olumasidir. Burada "çevre"ni dier matematik objelerinden farkli kilan özellik onun kapali bir çizgiden olumasi deil, bir dier alâmetidir. te bunun için de cisim ve eyalari örenmek iinde her bir bilim dalinin kendine has kavramlari var. Kavramin özelliklerinin terimin yapisinda yansimasi probleminin olumlu çözümü anlam ve "içeriin"bir bütün halinde olumu dil biriminde birlemesine olanak yaratmaktadir. Genel terminoloji makrosisteminde terimler bilimsel kavramlar sistemi ile uzlamaktadir. Gerçek pratik zemininde yaranan terimler definitif tarif kazanmak için bilimsel kavramlar içeriinin sinirlarini tesbit ediyor. Azerbaycan dilinde definitif terminoloji sahasinin oluum ve geliim tarihi bir çok özgü özelliklerine göre dilin tüm terminoloji sisteminde özel yer tutmaktadir. Definitif terimler herhangi bir kavramin en önemli özelliklerini kendisinde yansitiyor. Matematik, fizik ve kimya terimleri definitif tipli terminoloji sistemler için

56

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ayar kabul edilmektedir. Esasen de yaziya ait olan bu terimler kavramin tâyini gibi deerlendirilebilinir. Örnein, tüm taraflari beraber olan paralelograma romb (ekenar dörtgen) denir; radiyus- dairenin merkez noktasi ile çevresini, yahut çevrenin herhangi bir noktasi ile onun merkezini birletiren düz çizgidir ve b. Bilimsel-teknolojik terimlerden farkli olarak toplumsal-politik terimlerde kavramin kesin tarifi yerine tasviri açiklamasi verilmektedir. Bu ideoloji içerik toplumsal-politik metnin etkisi ile oluuyor. Bu sebepten de definitif terimler bilimselteknolojik terminolojide çounluk tekil etmektedirler. Geliim ve definisiya kazanma sürecinde terim daha metinden-konteksten asili oluyor. Belli bir kelimenin, kelime grubunun anlaminin özellik kazanmasinda, herhangi bir sahada özel görev elde etmesinde, yani terim gibi gelimesinde metin ilk bata büyük role sahip. S.Sadigova bu konuya böyle açiklik getirmitir: "Belli bir basit kelimenin ve ya kelime grubunun metinde ayni anlamda daha çok kullanilmasi, onun semantik sahada belirli bir anlamda özellemesine, kesinlemesine ve onun etrafinda yeni definitif tarifin yaranmasina yardim ediyor. Fakat, terim definisiyaya sahip olduktan, kelime ve kelime grubu özel görev kazandiktan-terimletikten sonra bu yön aradan kalkiyor. Bundan sonra terim metin dahilindeki asililiktan kurtuluyor, sistem baimsizlii kazaniyor." [4.15-16] Definitif terimlere yalniz basit bir terim deil, bileik ve ya grup halindeki terimler de aittir. Doru, çoköeli (yani, dört, be ...n sayili kelimelerden oluan) terimlerin çoalmasi terminolojinin optimal kullanim suratini ve tezliyini zayiflatiyor. Fakat, definitif terimler için birincinin yanisira ikinci özellik de önemlidir. Çünkü, anlam kesinliyi terimin tarifinde yansimalidir. Bu terimlerde nominasyon-adlandirma üst seviyelerde gerçeklemeli, dilin leksik-sesbilimsel taleplerine uymalidir. Bu sebepten definitif terimlerin tarifinde çoköeli terimlerin düzenlenmesi, ayarlanmasi problemi de ileri sürülüyor. Terminolojide çounluk oluturan terminoloji birleimlerin, terim gruplarinin definitif terimler sirasina alinmasina ait bir çok örnekler var: örnein, matematikte, "differensial tenlikler" (differensiyel denklemler), "bikvadrat tenlik" (bikuadrat denklem), fizikte kullanilan "elektromagnit dalalari" (elektromanyetik dalgalar) gibi terim gruplarinin birinci tarafi ikinci tarafini açikladiindan onlari hiçbir zaman tek bir terimle deitirmek olanaksiz. Bu bakimdan terminolojide definitif terimlerden konuurken bir terminoloji kavramin yalniz bir nominatif birimle-bir kelime ile adlandirilmasi konusunu kesin olarak ileri sürmek doru deil. Definitif terimler yaranmasina göre kommemoratif terimlerden seçilmektedir. Daha çok ekonomik-politik, fizik ve matematik terminolojisinde kullanilan, kommemoratif terimlerin yaranmasi belirli tarihi olaylarla balidir. Örnein, fizikte Arimet kanunu maye ve gazlar istatistiklii kanunudur ve bunu icat eden Yunan bilgini Arimet`in erefine böyle adlanmiti. Yahut Nyuton kanunu-mehur Nyuton ve elma aaci hikayesinin sonucunda büyük bilginin bulduu fiziksel kanunun ismidir. Ve ya Pifagor teoremi ünlü Yunan bilginin üçgenle ilgili kefettii teoremin yaraticinin adini almasiydan domutur. Bir çok politik ve ekonomik terimler de genellikle politikacilarin, ünlü ahislarin ismi ile balidir. Görüldüyü gibi, böyle terimlerde kavram ve mefhum arasinda anlam farki oluuyor. Mefhumda semantika, anlam esas alinmadii halde, definitif terimlerde kavramin en önemli özellikleri dikkate alinmaktadir. Yani, kommemoratif terimlerde yenilik kelimenin maddi biçiminde, definitif terimlerde ise kelimenin mantiksal anlaminda gerçekleir.

57

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Definitif terimlerde mantiksal yön esas olduundan onlarin büyük bir kismi bütün diller için aynidir. Bu zaman terimin mefhumla ilgili yönlerini çevirmek zor olmuyor. Aksine, onlarin eya-mantiksal anlaminin kariliini bulmak oldukça kolaydir. Definitif terimlerin aratirmasindan belli oluyor ki, mefhum mantiin yanisira, dilbiliminin de esas kategorileridendir. öyle ki, mefhum eyanin insan üurunda genellemi yansimasi olduu gibi, kelimeni de oluturan sesler bu eyani yansitiyor. Terim eya ile yalniz anlam bakimindan bali oluyor. Onun için terimin ses içeriini yalniz formalite sembol olarak kabul etmek gerekir. Çünkü herhangi bir terimin ses içerii dilin tarihi geliimi sürecinde anlam ile birleiyor. Bu bakimdan definitif terimlerde anlam esas sayilmaktadir. Örnein, kvadrat (kare), piramida (piramit) ve b. denildiinde eya görme organlarina etki yaptiindan dolayi üurumuzda onlarin görünümü canlanmaktadir. Örnekten göründüü gibi, demek ki, definitif terimler de içerik ve biçim vahdeti kanunundan kenarda kalamiyorlar. Bu terimlerin ait olduklari sahalara bali olarak çeitli ekilleri ve içerikleri vardir. Definitif terimlerin içerii çeitli ekillerinin olumasina olanak salar. Yani, bu terimlerin ekilleri de içeriklerine uygun olarak meydana çikiyor. KAYNAKÇA 1. A.ükürov. Felsefe. Bakû- Elm. 1977?.s.269-270 2. M..Gasimov. Azerbaycan dilinin terminolojisinin teorik esaslari. Bakû-1973 3. S.Sadigova. Azerbaycan dili terminolojisinin teorik problemleri. Elm-Bakû 2002,s.29 4. S.Sadigova. Azerbaycan dilinde fizik-matematik terminolojisinin oluum ve geliimi. Bakû-1997.s.15-16 5. S.Sadigova. Definitif terimlerin yaranmasi. Terminoloji meseleleri. Bakû-2002., s.20 6. ... ..1960..443.; .. ..1974.,.78

58

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

10. BR "TURAN" YORUMU - Celâdet MORALIGL38 Cumhuriyet'in ilânindan birkaç yil sonra domu yali bir Türkçü olarak önce unu dile getireyim. Benim Türkçülük ile onurlandiim zamanda, yani takriben 1942 yilinda Türkçülük ve Turancilik birbirinden ayrilmaz kavramlardi. Turan'dan da esas itibariyla Azerbaycan'dan balayarak SSCB igalindeki Orta Asya'daki Türk kökenlileri anliyorduk, Uygurlar henüz Çin egemenliinde deildi. Turan ile birlemek arzusu ile yanip tutuuyorduk. Gençliin verdii, ayaklari yere basmayan romantizm yerini gerçeklere, yani usa biraktiinda ise kötümserleiyorduk. Turan'i kurtarmak, adi SSCB olmu Rus mparatorluu'nu yenmek ile mümkündü. SSCB ise gerçekten ABD'den sonra ikinci dev idi ve özellikle atom bombasindan sonra devler eitlii olumutu. Daha sonra Kruçev, ABD'ye, elinizdeki atom stoklari ile siz bizi birkaç kez öldürebilirsiniz ama biz de sizi bir kere öldürebiliriz, diyecekti. Bunlari unun için yaziyorum ve romantizm yerini realizme biraktiinda Turancilik Ülküsü'nün imkânsizliini anladim ve benim gibiler anladi demek istiyorum. Ve anladiimiz çok ama çok daha önemli bir husus vardi: Türkiye geri kalmi bir ülkeydi ve ilerlemesi, gerilik zilletini yenmesi için zihniyet deitirmesi gerekli idi; Mustafa Kemal bunu baarili bir biçimde balatmiti ve uyani-çacillama 1950 yilina kadar sürdü... Ta ki o tarihte irticain ayak sesleri duyulmaya balayana kadar... SSCB'de bilindii gibi dünyada hiç kimsenin ­ Atatürk hariç, çünkü büyük Türk, Orta Asya'daki kardelerimizle kültürel balarimizi canli tutalim demiti - hayal dahi edemeyecei bir husus gerçekleti, SSCB çöktü ve Türk kökenli Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kirgizistan dodu. Ayrica Rusya içinde de Kazan, Bakurdistan ve hattâ Moldava'da küçük Gagavuzeli özerk bölgeleri olutu. Ve bizde ve onlarda bir romantizm... Türkiye'de aabey psikolojisi... Birlikten güç doar sloganlari... Ama kisa zamanda anladik ki güçlülerin birliinden güçlülük, güçsüzlerin birliinden daha da güçsüzlük doar. Güçsüzlerin birliinden ne doduunu anlamak için hemen srail ile Araplari düünmek yeter! Çünkü biz güç birlii deince bir anakronizm yapiyoruz ilk çalarin 'iki savaçi bir savaçidan

38 Ekonomist, ile/stanbul/TÜRKYE.

59

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

üstündür' mantiini kullaniyoruz. Ama normal artlarda 'iki biliminsani bir biliminsanindan üstündür' zihinsel aamasina varamadik, onun için de geriyiz... Lâfi daha fazla uzatmadan esas konuya geleyim. Biraz tanidiniz beni eer hiç tanimiyor idiyseniz... Yani Atatürk Türkçüsü'yüm, pozitivist düünceliyim, yol göstericiyim ilim ve akildir diyorum, Turan'i da böyle deerlendirme eilimindeyim demek istiyorum. Konuya önce, benimle temasa geçen ve çok saygi gösteren idealist Türk ve Türkçü Elnur Hasan Mikail'in ilk sayidaki giri yazisini eletirerek balamak istiyorum. Yaptiimiz bir telefon konumasinda bana söyledii gibi benim eletirim benden önce de dile getirilmi. Beni ­ artik yayinlanmayan ­ Orkun dergisinden ve o dergideki yazilarimdan derlenen kitabimdan taniyanlar bir tezim olduunu bilirler. Tezim nedeniyle oldukça air eletirilere de uradim zaten. Ben, Türkçü ve Turanci seküler olmak zorundadir, diyorum. Sekülerlik sözcüünün-kavraminin derinliklerine dalacak deilim, zaten beni aar. Atatürk'ün 'Hayatta en hakiki mürit ilimdir' sözü ­ bana göre ­ sekülerlii çok güzel özetler. Yani dünyada dünyali olarak düünüldüü ve yaandii sürece yol gösterici ilim ise, bu düünü ve davrani sekülerdir. Ben, lâisizm sözcüünü hukuk söz konusu ile kullanmaktayim. Türkçü ve sonuçta Turanci neden seküler olmalidir? Çünkü aykiri tutumlar Türkçü ve Turanci konsepte ayrilik sokar. Tabiî ki aykirilik faktörü sadece seküler olmamak deildir. Ama pratikte en çok kötü sonuçlu çarpimalar Türkçülük-Turancilik konseptine dinlerin karitirilmasi ile oluyor. Baka din, baka mezhep, baka tarikat ve bunlarin çeitli yorumlari ie kariinca Türkçülük-Turancilik yaralandii gibi ayrica geri siraya da düüyor. Özellikle geri kalmi birey ve toplumlarda metafizik nitelikli olan dinler bir bakima fizik olan Türkçülük-Turancilik konseptinin önüne geçiyor ve konuyu saptiriyor. Yani belli bir dinsel inançli Türkçü-Turanci, kendi dinsel inanci diindakini diliyor. Bu da yetmiyor sonra mezhepler, tarikatlar vb. siraya giriyor ve sünnî-nakibendi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbakani Turgut Özal, Ruslar'in katlettii Azeri kardelerimiz için "... onlar zaten iî..." mealinde söz edebiliyor, yani "... sünnî olmadiklarina göre bize ne..." demee getirebiliyor, eer "... iyi de oldu... " demiyorsa içinden... Kendini Türk deil Türkiyeli olarak tanimlayan ümmetçi bugünkü AKP yönetiminin ve çekirdeinin de farkli düünmedii aci bir gerçek olduunu anlayan anladi... Bu oldukça uzun girii unun için yaptim. Yüz yüze hiç görümemi olmama ramen Elnur H. Mikail'in çok içten Türkçü ve Turanci olduuna inaniyorum ve elini tain altina soktuu için onu kutluyorum. `TURAN Stratejik Aratirmalar Merkezi' bir `Müslüman Kardeler' yan kuruluu deildir ve asla da olmamalidir. `Müslüman Kardeler' düünce ve uygulamasi zaten u anda Türkiye'de iktidarda. kinci eletirim ise bu ifadenin birletirici deil ama ayirici, dilayici olmasidir. Böyle balanirsa zamanla Özal'a varilir ve Yavuz'un Alevî kiyimina kadar gidilir ve `kâfirleri, inançsizlari yok edin!' ile noktalanir. unu asla unutmayalim, ki sayilari imdilik az da olsa Hristiyan, Musevî, amanist, Deist, Agnostik ve Ateist özbeöz Türk kardelerimiz vardir. Bunlarin sayisi zamanla artacaktir. Çünkü ­ özellikle siyasî - slâm bugünkü, evrensel etik kurallardan bile yoksun yorum ve uygulamalari ile `çacil/münevver/aydin' insanlari itmekte, dilamaktadir. Beni balayan u ifadeyi açikça söylüyorum: Önce, " Ne mutlu Türk'üm!" diyen Türk, benim özbeöz kardeimdir ve o arkamda iken korkmam. Ama, önce "Müslüman'im!", "Hristiyan'im!" vb diyen Türk, benim için tehlikeli bir kardetir ve o arkamda iken huzursuz olurum. Bir süre önce Yeniça yazari Sabahattin Önkibar, "... seccademi rahatlikla serdiim yer benim vatanimdir..." diyen Türk için, bu ne biçim Türk diye

60

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

soruyordu. Ve ben de bu derginin Müslüman inançli Turanci okurlarina soruyorum: "Ne mutlu bana ki Türk'üm!" diyen bir Hristiyan inançli Gagavuz'u Maide 51'e dayanarak dilar misiniz? Benim fikrim kesin: Hristiyan Gagavuz yüzde yüz özbeöz kardeim, ama, `seccademi rahatlikla serdiim yer vatanimdir' diyen Türk benim için defolu ve güvenilmez Türktür! Umarim yukardaki düüncelerim ile kimseye ters dümedim. imdi Turan kunusunu ­ kendimce ­ bilimsel düzeye getirmek istiyorum, hamaset ve duygusallii bir yana koyarak. Önce u genel soruyu soruyorum. Birlikten daima kuvvet doar mi? Yukarda biraz deindim. Hattâ küçülmenin yararli olduu durumlar yok mu? Malûm, benim örenimini gördüüm iktisatta, fazla büyüyen tröstler, holdingler hantallamaya baliyor, bürokrasiye yöneliyor, verimlilik veya kârlilik veya ikisi birden geriliyor, krizlere hassaslaiyor vb. SSCB ekonomisinin nasil hantallatiini biliyoruz. Önümüzda imdilik baarili gibi baka örnekler de var, oldukça yeni sayilabilecek bir AB gibi, ABD gibi, Commonwealth vb. Ama bir türlü gerçeklemeyen ve gerçeklemeyecek Arap Birlii gibisi de. 1958'de kurulan MisirSuriye Birlii ancak üç yil yaayabildi. Bir önemli husus da u: Varsayalim ki Turan tanimlandi ve ­ meselâ ­ "Alti Ulus bir Devlet" gibi bir tasarlama oldu ve de bu birliin ekonomik-siyasi vb. bakimlardan yapilabilir olduu teorik olarak anlaildi. Bu durumda dahi u soru sorulmalidir: Turan için ­ en az alti millette ­ toplumsal bir talep var mi? imdilik dier beini, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kirgizistan'i bir yana koyup, birliin lokomotifi olacak Türkiye'de durum nedir ona bakalim. Önce soralim, Türkiye Türkleri'nde Turan diye bir konsept var mi? Siradan Türkiye Türk'ü ­ özellikle AKP'den beri ­ ,,Ne mutlu Türk'ümcü" mü yoksa ,,seccadeci" mi? Seçim sonuçlari hiç de yüreklendirici deil. Turan nedir? diye siradan Türk'e sorarsaniz yüzde 99 ,,konunun olunun adi" der. Turancilik nedir diye sorsaniz, hiç yanit alamazsiniz. Bilmiyorum ama, dier be Cumhuriyet'in normal vatandai, komunun olunun adi, bile demez. Benim amatör olarak anket yapmak merakim vardir. imdiye kadar Akabat'in nerede olduunu bilen ve ikiden fazla Türk Cumhuriyeti sayabilen üniversiteliye rastlamadim. Turan'a sahip çikmasi gereken MHP'lilerde durum daha da acikliydi! Turan ve Turancilik konusunun ­ belki Azerbaycan biraz hariç ­ karde(!?) Cumhuriyetlerde çok daha vahim olduunu düünüyorum, elimde belge yok... Türk Cumhuriyetleri'ndeki Türk giriimcilerinin antiyelerinde çalian Türkiye kökenli Türk içilerinin oralardaki davranilari hakkinda bilgim yok. Bu arada alfabe birlii için Türk Cumhuriyetleri'nin Türk alfabesini kabul etmediklerini ve Azerbaycan'in ilk anaysasinda anadili "Türkçe" yazarken sonra "Azerice" olarak deitirildiini de unutmayalim. Mikro milliyetçiliklerin yeerdii yerde Turan oluamaz ve geliemez... Büyük Türkçü smail Gaspirali'nin "Dilde-Fikirde-te Birlik" çarisi gerçeklemez... Ben, - halk bazinda ­ toplumsal talep olduuna inanmiyorum. Daha dorusu hiç böyle bir talep olmadiina inaniyorum. Turan Birlii, bazi milliyetçi saci entelekyanin bir fantazisi olmaktan ileri gitmiyor, bir "Kizil Elma", o kadar. Peki, durum Turan Ülkeleri'ndeki siyasî iradeler bakimindan nasil? Önce kendi evimizin içine bir bakalim. in tarihçesine girip yaziyi uzatmak istemiyorum. Güncele döneyim, yani AKP'li Türkiye'ye. Turancilikla onurlandiimdan bu yana ortalama 67 yil geçmi. Ve ben son yillarda ve özellikle bu satirlarin yazildii sirada Turancilik bakimindan AKP'li Türkiye Cumhuriyeti'nin en onursuz adimlari atmak üzere

61

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

olduunu görerek kahroluyorum. Ve de parlamentoda adinda "Milliyetçi Hareket" yazan bir parti var üstelik... AKP ulusal bilinçli bir parti deildir ve liderleri dahil çekirdek kadrosu ümmetçidir. Milliyetçilik nasyonal bir harekettir. slâm'in esasi olan ümmetçilik ise enternasyonaldir. Milliyetçi "Ne Mutlu bana ki Türk'üm!" der, ümmetçi ise seccadesini rahat serdii yeri vatani sayar, ki genelde bu Dar-ül slâm'dir. Bu bakimdan lâik/seküler Türkiye ümmetçi için "Dar-ül harp" dir, yani düman ile savailacak (cihad) alandir. Benim tekrarladiim bir düüncem vardir ve "... Türk'ün üst kimlii Türklük olmalidir..." derim. Yani "Türklük Bilinci" her husustan önce gelir. Yani alt kimliklerden yukari doru çikarsak bu kimlik ­ hayatimiz bahasina da olsa - feda edemeyeceimiz, vazgeçemeyeceimiz kimlik demektir. Yani "Türklük Bilinci!" Bu bilinç ümmet anlayiinin tam tersidir. Din esasli kurumlarda ümmet mantii geçerlidir ve üst kimlik dindir. Bu u demektir. Bir ümmetçi için, meselâ Recep bey için Hristiyan Gagavuz bir karde deil ama bir dar-ül harp bireyidir. Buna karilik bir Müslüman Ermeni Recep bey için bir kardetir. Hele hele o bir Arap olursa! Yukarda da deindim, iî olan Azerbaycanli kardelerimize ­ Özal'da olduu gibi ­ Recep beyin hiç sempati duymadii kesindir. Bu yazinin yazildii nisan ayinin ilk on gününde AKP, Obama ziyareti sonrasi, kaypak bir zeminde Ermeniler'e kari Azeri kardelerimizi harcama yönünde onursuz söylentilere yol açacak bir tutum içindeydi. Azerbaycan diindaki Türk Cumhuriyetleri de AKP-Türkiyesi'nin bu ­ en hafif deyim ile ­ kaypak tutumunu deerlendirecekler ve akrep etmez akrabanin akrabaya ettiini, atasözünü animsayacaklardir. Benim açimdan böyle bir söylentinin bile çikmasi onursuzluktur. Ben, I. Dünya Savai'nda Dou'da, önde regüler Rus ordusu gerisinde Ermeni çeteleri ile savamak durumunda kalmi bir Osmanli zabitinin oluyum. Uzun yaamimda kirka yakin Türk diileri mensubunun Ermeniler tarafindan öldürüldüünü gördüm. Ermeni dümani deilim, ama önce kardeim Azeri gelir... Yukarki düüncelerimi ancak bir kitap içinde anlatabileceim için kesiyorum ve ­ bence ­ "Ne yapmali?" diyorum. Önce, Türkçülük hakkindaki kanaatimi kisaca tekrarlayim. Ben, Türkçülük bir siyasî akin deil bir düünsel alt yapi hareketidir ve elitlerin/seçkinlerin iidir, diyorum. Yani, Türk'ü ­ uluslararasi "yi-Doru-Güzel" parametreleri de göz önünde tutarak ­ Türk olarak yetitirmektir. Öteki'ni ötekiletirmeden, dilamadan, Türk'ü önce Türk yapmaktir. Siyasî, ideolojik, dinsel önceliklerden önce Türklük Bilinci yer almalidir. 2009 Türkiyesi'nde, mam-Hatip çikililarin "seccade-vatan" mantii ile bouuyoruz. iî diye Azeriler'e ihanet edenler içimizde. Yarin sira dier be karde Cumhuriyette! Filistin'e sahip çikan AKP, Ermeni vahetine urami Karaba-Hocali kirimini umursamiyor! Ve diyorum ki, dünyadaki tüm Türkler önce Türk olarak yetitirilirse zaten Turancilia ve onun sonucu olan Turan'a da ulailmi olunur. Yukarda biraz deinmeye çalitim. Türklük Bilinci'nin olmadii yerde Turancilik, fantezi bile deil ama saçmaliktir. 21. Yüzyilda ­ hamasî deil ama realist, bilimci ve usçu Türkçüler'in yapacai ey ­ Türklemek ve çacillamaktir. Çacillamak da ancak Bilim ve Us'un yol göstericilii ile olur. Türklemeden Turan olmaz. Çacillamami Türk'ün Turani yaamaz! Çacillamami ve bugünkü zihniyeti ile de asla çacillaamayacak olan Araplar'in (Turan diye okuyun) birlii olmadii ve olamayacai gibi... Turan, "DildeFikirde-te Birlik" ve de "Hayatta en hakiki yol gösterici olan ilim" ile olur.

62

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

11. 1920 ­ 1950'li YILLAR AZERBAYCAN EDEBYATINDA MLL MANEV DEALLER HAKM DEOLOJNN GRDABINDA - Doç. Dr. Yaar RIZAYEV39 ABSTRACT 1920-1950s, national-spiritual ideals of the Azerbaijan literature in the servitude of the judge ideology. This article is dealt from in which condition was national-spiritual ideals of Azerbaijan literature in the servitude of the soviet ideology and problems of Azerbaijani writers lived during this period. Geçen yüzyilin son on yilliinda Azerbaycan halki tarihi arzusuna kavutu ­ baimsiz devletini kurdu. Baimsizlia götüren yollar tarihin sert ve kariik sinamalarindan geçti. Kukusuz bu zor yollarda milli bilincin formalamasi önemli etken olmu. Milli bilincin formalamasindaysa edebiyatin ­ nesrin, iirin, dramaturginin, gazeteciliin rolü yalanlanamaz. 20.Yüzyilin ilk on yilliinda çalimalar yapan kudretli edipler destesi milli uyaniimizin öncülleri oldular. 1920 yilindan balayarak 70 yil süresindeyse Azerbaycan Sovyet rejimini yaadi. O zaman bu dönemi nasil deerlendirmeli? Doal olarak, bu baimsizlik baki açisindan deerlendirilme yapilmalidir, geni açiklama ve aratirma konusu olmalidir. te o 70 yilin son 30 yilinin ­ 60'li 80'li yilarin edebiyati, dönemin yazarlarinin, özellikle "60'li"larin edebi irsi, onlarin arayilari, cesareti, eserlerinde belirttikleri yeni manevi milli deerler tek tarafli deerlendirilse de, önceki kirk yillik döneme bakilar doal olarak, tartimalidir. Bu olabilince çelikili, kariik bir dönem olmutur. Önceki Çar mparatorluunun yerine imdi SSCB denilen kocaman bir imparatorluk duruyordu. Bu rejimin sosyal siyasal manzarasi da bellidir: "sinifi dümanlar"in ifasi,

39 Azerbaycan Devlet Pedoqojik Universitesi, Bakü/AZERBAYCAN.

63

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

kolhozlama, Allahsizlik dernekleri, sosyalizm kuruculuu, toplu tutuklanmalar, II.Dünya Savai, "vatan hainleri ­ rehinler" ve s. Bu dönemde SSCB içinde milli belirtilerine göre bir çok halklarin, o siradan da Azerbaycan halkinin bir kisminin topluca göçü yapiliyordu. Ünlü Kazak yazari Oljas Süleymenov'un yazdii gibi, bu dönemde "...bütün bir halkin ­ Karaçaylarin, Balkarlarin, Kirim Tatarlarinin, Kafkasya Türklerinin, Azerbaycan halkinin bir kisminin, ngularin toplu göçü ­ tehciri yapiliyordu. Bu tehcirler ait olduklari uyruklarina göre yapiliyordu. Sosyal aitlikler ­ köylü, aydin, eski komünist olma yüzünden de tehcir yapiliyordu. Siz bir tek 30'lu yillarin parti belgelerine göz atin ­ hepsi milletçilerin belirlenmesi süreçleridir. Acil bir ekilde Sovyet Dou'sunun önceki alfabesi deitiriliyor, çou zaman o halklarin arzusunu, dilini ve bilimsel esaslarina dikkat etmeden Kiril Alfabesine geçiliyordu. Böylece, Kazak, Özbek, Azerbaycanli, Tacik, Tatar, Kumik, Balkar ve Karaçaylarin sonraki kuaklari zorla kendi geçmiinden, eski kültür tarihinden koparilmi... Kirim Tatarlariyla Türklere "düman milletler" etiketi yapitiriliyordu. Her halde bu iler Orta Asya ve Kafkasya'nin yerli nüfuzdan "arinma" programinin bir parçasi olmutur. Azerbaycanlilarin ­ birkaç milyon nüfuzun sürülmesinden oluan en büyük eyleme hazirlik yapiliyordu..." (1) Bu aamada sanatin ve edebiyatin bu sert dönüler ve çelikiler pençesindeki durumunu göz önünde canlandirmak zor deildi. O yillarin ideolojisi ve ilkeleri edebiyati aslindan canli insan suretleri yaratmaktan yoksun birakmiti. nsan kocaman bir aracin küçücük bir vidasina çevrilmiti. Milli düünce tarzindan men edilen bu insan eer iyi kahramansa sosyalizm yarimasina katilmali, çalima birincisi olmali, fedakarcasina petrol çikarmali, pamuk toplamali veya da sinifi dümanlara kari amansiz mücadele yapmaliydi. Profesör Yaar Karayev o dönemin sosyal, ide ­ manevi manzarasini öyle özetliyor: "...Dünya pratiine her hangi bir eilim kosmopolitizm, milli geleneklere yaslanmak ise milliyetçilik gibi damgalandi. Milli diller, milli alfabeler, milli hafiza durmadan ve zorla repyesyaya uradi... iirde, nesirde, estetik düüncede sözün geni anlaminda hayatin deil, rejimin, zamanin deil, sistemin endieleri ve sorunlari ileri çikarilmaya baladi" (2) O yillarda bir kisim söz sanatçilarimiz ­ H.Cavid, C.Memmedguluzade, J.V.Çemenzeminli ve dierleri "Sosyalist Realizmi" çerçevesine giremediler. Dierleriyse "Sosyalist Realizmi"nin istekleri düzeyinde yazsalar da, milli bilincin olumasini etkileyen deerli eserler yazdilar (C.Cabbarli, M.C.Ordubadi, S.Vurun, M.brahimov, R.Riza, S.Rüstem ve bakalari). Büyük söz ustasi Hüseyin Cavid sanatinin Sovyet dönemi aamasinda "Peygamber"(1921), "Topal Teymur"(1922), "Seyavu" (1933), "Hayyam" (1935) gibi ünlü eserlerini yazdi. Bu eserleriyle de Cavid kendi tarzina, idesine hep sadik kaldiini kanitlami oldu. Sovyet döneminde yazan Cavid aynen yüzyilin balarinda ­ Çar döneminde, sonra kisa süreli Halk Cumhuriyeti döneminde yazan Cavid idi. Zaten bu yüzden de Sovyet rejimi onu represyaya uratarak hayatina son verdi. C.Cabbarli "Od Gelini" oyununun, S.Vurun'un "Azerbaycan" iirinin ve "Vagif" oyununun, Y.V.Çemenzeminli'nin "Kan çinde", M.S.Ordubadi'nin "Kiliç ve Kalem", M.brahimov'un "Gelecek Gün" romanlarinin, M.Hüseyin'in "eyx amil","Cavanir" oyununun, R.Riza'nin iirlerinin, S.Rüstem'in "Güney iirleri"nin milli özgürlük bilincinin formalamasina etkisi, tabi ki, yalanlanamaz. Otuzlu yillarda Azerbaycan edebiyatina yetenekli bir air gibi gelen Mikayil Müfik:

64

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Halen bedir olmami hilalim var, Benim bu deryada kendi sevdalim var - derse de, genç yalarinda tutuklanarak hayati feci sonlukla biten böyle bir söz sanatçisi yaasaydi, her halde o da milli uyaniimiz uruna mücadele diinda kalamazdi. Oysa, M.Müfig'i rahatsiz eden hangi duygu ona Hindistan'da özgürlük mücadelesi hakkinda eser yazdirmiti ("Azatlik Destani" uzun iiri). Edebi fikirlerde bazen öyle bir gerekçeler vurgulaniyor ki, güya 60'li yillarda edebiyata gelenler kendilerinden önceki Sovyet edebiyatini kesinlikle kabul etmemi, hatta o dönem yazarlarina nefret etmiler. Bu yanli bir düüncedir. 60'lilar bu edebiyata ciddi ve keskin bir eletiriyle yaklamilar, fakat nefret etmemiler. Onlar ne M.S.Ordubadi'ye, ne M.Müfig'e, ne C.Cabbarli'ya, ne S.Vurun'a, S.Rüstem'e, R.Riza'ya, M.brahimov'a, .Efendiyev'e, E.Memmedhanli'ya nefret edemezlerdi. Tam tersi, o onlarin önceler yazdiklari bir çok eserleri (onlarin adlarini yukarida belirttik) iyi örnek hesap ediyorlardi. Önceki kuain bir kisim temsilcileri ­ Resul Riza, Mirza brahimov, Enver Memmedhanli, lyas Efendiyev sonralari yeni toplumsal siyasal ve edebi ortama kavuarak yeni deerli sanat örnekleri yaptilar. Edebiyatimizin ünlü temsilcisi yetenekli oyun yazari Cafer Cabbarli'nin sanatçi kaderi bugün hepimizi düündürmektedir. Onun Sovyet dönemi eserleri ­ "Sevil", "Almaz", "Yaar", "Od Gelini", "Dönü" ve s. kendisinin yeni baki açisindan deerlendirilmesini beklemektedir. Yillarca kati olumsuz kahraman gibi sunulan Haci Ahmet'i, mamyar'i bugün nasil tanitmali? Bugünün ve yarinlarin tiyatro yönetmenlerinin bu eserlere yapacaklari sahne uygulamalari nasil olacak? Dönemin sosyal siyasal manzarasi karisinda C.Cabbarli kahramaninin çekimi bugün açisindan nasil çözümlenecek? Bu sorular edebi fikirlerde kendi yanitini aramaktadir. C.Cabbarli'nin kahramanlarina verdii adlar ­ Aydin, Elhan, Sevil, Güler, Almas, Yaar ­ milli uyaniimiza az mi etki yapmi? Hep taidiimiz dini, Arap ve Fars kökenli adlardan farkli olarak, bunlar Azerbaycan Türkçesinde yaranan adlardi ve doal olarak, milli savunuun, milli varliin belirtimi öelerine dönütü. 1944 yilinda "Vatanperverlik söylediimiz zaman, onun esas ruhunu oluturan önemli parçalardan birisi, bekli nevi, de en çok yaayani milli onur duygusudur" söyleyen (3). Samet Vurun'un tüm çalimalari ayni kirk yiliin ürünü olsa da, bugün kavutuumuz milli özgürlükte onun rolü yalanlanamaz. S.Vurun Azerbaycan iirini milli deerlerle zenginletirdi, sanatinda halkini tanitti, öz ana dilini yaatti ve gelitirdi. "Azerbaycan" iiri (1935 yili) her bir Azerbaycanlinin öz topraina, yurda akinin belirtisine dönütü. airin 90. yil anmalarinda konuma yapan Türkiyeli profesör N.H.Polat "Azerbaycan" iirini milli mar adlandirdi. O dedi: "Samet Vurun'un Türk dünyasini birletirici, bir birine yaklatirici özellii balica iki öeden ileri gelmekte: birinci, Samet Vurun söz serveti açisindan en zengin airlerden birisidir. kincisi, Vurun'un iiri halkin ruh dünyasidir. Vurun kendi iirini Azerbaycan halisi gibi ana diliyle ilme ilme, motif motif ilemitir. Onun bu alandaki baarisi ayni zamanda ana diliyle balidir, ana dilini en güzel bilenler airlerdir ve Cenab - i Allah onu ­ Samet Vurun kemali mertebede bir air olarak yaratmi" (4) Bu gün sakinmadan söyleyebiliriz ki, S.Vurun'un "Azerbaycan" iirinin El bilir ki, sen benimsin, Yurdum, yuvam, meskenimsin, Anam, doma Vatanimsin! Ayrilar mi, gönül candan?

65

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Azerbaycan, Azerbaycan! - gibi misralari da halkimizin özgürlük mücadelesinin yollarina iik tutan meale olmutur. S.Vurun'un "Vagif" oyununu da (1937) her bir Azerbaycanli, bir Azerbaycanli olarak algilar. Eserin ruhu ve anlami milli duygulari, vatan akini kuvvetlendirirdi. O her bir Azerbaycanli için mertlik, yilmazlik, mücadele, müdriklik örnei oldu. Mehmet Emin Resulzade "Vagif" oyununa büyük deer vererek yaziyordu: "Azerbaycan vatanseverliine revaç veren bu oyun çada Azerbaycan sahnesinin en uurlu eseri sayilmalidir" (5) S.Vurun'un dier bir çok eserinin romantik kahramanlari da milli ve dünyevi idealler, milletlerin saadeti ve özgürlüü uruna mücadele yapan insanlardir. Samet Vurun sanatinin milli manevi idealler açisindan deerlendirmesini yapan Azerbaycan yazari Anar yaziyor: "...düünceyi özgürce belirtmek, sözünü açik demek, istediini yazmak firsati bulunan bir dönemde yazip çizenler kendi kaderlerinin imarikliini belki de sonuna kadar anlamiyorlar ve daha zor bir dönemlerde, daha air ortamda, aizlara kilit vurulan zamanlarda söz söyleyenleri gerçein hepsini deil, ancak bir kismini diyebildikleri için kinarlar. Belli deil ki, böyle kader imariklari zor zamanlara düselerdi, gerçekten hiç yüzden birini de söyleme cesaretinde bulunabilir miydiler?" (6). Sovyet Azerbaycan'i döneminin seçilen airlerinden olan, "Sosyalist Realizmi" iirinin ünlü temsilcilerinden sayilan Süleyman Rüstem'in yaraticiliina da tek tarafli yaklailamaz. S.Rüstem'in eserlerini eletirenler onun ne denli milli, vatansever air olduunu görürler: öhretim ey Vatan, anim ey Vatan, Sen benim adimi ellere yaydin. Yüreim ey Vatan, canim ey vatan, Ben air olmazdim, sen olmasaydin. - söyleyen airin çok eserleri vatan akinin, toprak gayretinin, Güney hasretinin, milli geleneklerin, duygularin belirtisidir. "Cenup iirleri" S.Rüstem iirlerinin deerli örnekleridir. Bu iirlerde konu Güney Azerbaycan olsa da kimse yalanlayamaz ki, kuzeyli güneyli bütün Azerbaycanlilarin özgürlük ve baimsizlik arzularinin belirtisidir. O kadar nala ettim ki, kizardi lale tek barim, Bakip kendi devreme gördüm karanfil, yasemin yandi. Yürekte bin yaram vardir, zavalli millet, zavalli millet, Sana hala lahzada kendi canin veren yandi! Dolmu nemli zindanlar, yaniyor odlarda azatlik, Niçin dinmiyorsun, ey karde, sor bir gör neden yandi. Süleyman gafil olma, iyice bir bak çevrene, airsin. Cinayet ati haddinden, Vatan yandi! 1945 yilinda sorumlu ef olduu "Azerbaycan" dergisinde bastirdii "Milli Bilinç ve Milli ftihar" balikli yazisinda deindii konular, belirttii fikirler tüm hayati boyunca Azerbaycan airi Resul Riza'nin yaraticiliinin anlamini ve içeriinin oluturmutur. Güney Azerbaycan'da milli özgürlük harekatiyla ilgili yayinlan bu dergide basilmi bu yazida deinilen noktalar bütünlükte halkimiz için hep güncel olmu ve bugün de güncelliini korumakta. R.Riza yaziyor: "Milli iftihar duygusu, milli bilincin doudan bir sonucudur. Milli bilinci uyanmami, kendi yaraticilik

66

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

kuvvesinin kudretine iman balami bir halkta milli iftihar duygusu dahi çok zayif ve anlamsiz olur" (7). 20 ­ 50'li yillarin Azerbaycan nesrinde de dikkate deer örnekler vardir. Özellikle üç romanin adini verebiliriz: Y.V.Çemenzeminli'nin "Kan çinde" (193637), M.S.Ordubadi'nin "Kiliç ve Kalem" (1946-48), M.brahimov'un "Gelecek Gün" (1948) romanlari. Milli özgürlük bilincinin formalamasina bu romanlarin yaptii önemli etki, bizce tartima konusu olamaz. Doru ya, "Kan çinde" romani yazildiktan bayai sonra ­ 1960-61.yillarda basilmitir. Fakat otuzlu yillarda böyle romanlarin yazilmasi olgusunun kendisi Azerbaycan edebiyatinin büyük baarisi hesap edilmelidir. Romanda milli bilincin net belirtisi, Vatan aki, halka sevgi gibi özellikler görüyoruz. Eserde konu Karaba Hanlii olsa da, okuru bütün Azerbaycan hakkinda düündürür. Memmed Sait Ordubadi'nin "Kiliç ve Kalem" romani da tarihi eserdir. Romanda serüven hatti kuvvetli olsa da, kirkinci yillar dönemi Azerbaycan edebiyatinda ilginç ve önemli bir olay olmasi, geni okur kitlesini kendi çekimine, etki alanina almasi kukusuzdur. Eserde zengin serüven hattinin, keskin saray entrikalarinin fonunda somut tarihi dönem, bir çok tarihi kiilikler duruyor. Bu tarih ­ Azerbaycan tarihidir, Azerbaycan devletçilii tarihidir. Bu kiilikler ­ Azerbaycanli hükümdarlar, Azerbaycanli kalem sahibi, Azerbaycanli komutanlardirlar. Kimdir Nizami Gencevi? ­ Tarihimizin dahasi, airi, Azerbaycanli yetenei, zekasi, müdriklii olan Azerbaycanli Kalemi. Kimdir Fahreddin? ­ Azerbaycan mertlii, hüneri, kahramanlii, Azerbaycanli Kilici. Böylece de, kim söyleyebilir ki, roman Sovyet rejimi döneminde Azerbaycanli okurun bilincinde hem de milli manevi idealleri uyanmamitir? Edebilik açisindan bazi kusurlarina ramen, "Kiliç ve Kalem" deerli bir eser gibi yaaridir ve her halde gelecekte çok sayili filmlerin, kapsamli müzik eserlerinin (opera, bale) zengin malzemesi olacaktir. Mirza brahimov'un "Gelecek Gün" romaninda olaylar Güney Azerbaycan'da, ran'da boy gösteriyor. Güney Azerbaycan'da demokratik cumhuriyet kurmak uruna mücadele Azerbaycanlilarin milli baimsizlik uruna mücadelesidir. Romanin ba kahramani Firudin brahimi'nin prototipi somut ahis ­ milli baimsizlik uruna mücadele yapan Azerbaycanli Firudin brahimi'dir. 1920- 1950'lili yillarin romanlari sirasinda Mir Celal'in "Bir Gencin Beyannamesi" (1930) ve Süleyman Rahimov'un "amo" (1.cildi 1931 yilinda basilmitir) romanlari da kendi edebi kalitesiyle seçilmekte. Bir zamanlar okurlarin büyük ilgisini çeken, gençlerin seve seve okuduklari "Bir Gencin Beyannamesi" romani ifade ve tasvir sistemi, ilginç konusu, yazarin kendine özgün irin, çekici tahkiye tarzi, olumlu ve olumsuz denilerek guruplatirdii kahramanlarin canlilii, renklilii, deiiklii, inandiriciliiyla seçilirdi. Özellikle Sona Kadin ve evlatlari ­ Merdan ve Bahar suretleri dikkat çeker. Prologu Höte'nin "Hayat ve özgürlük ancak onlar için her gün savaa giden insanlara yakiir!" sözleriyle balayan roman bir birinden etkili, canli, ibret alici olaylarla zengindir. Çocuklarina ekmek parasi, namert elinde kalmi Merdan'a ­ tutsak oluna harçlik, rüvet parasi bulmak için son umudunu, evindeki varini younu, "Yusuf ­ Züleyha" halisini pazara çikaran Sona Kadinin son anda içindeki tereddütleri, on altin yerine yüz altin da vermee hazir olan yabanciya satmaktan vazgeçmesiyle ilgili olaylar kendi ibretliliiyle akillarda kalmitir: "Sona ... hizli ve heyecanli bakilarla hem tüccari, hem de misteri süzüp eliyle kesin hayir iareti verdi:

67

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

- te atarim, yada satmam! Sona arkasini mistere ve tüccara çevirip öylesine hizla gidiyordu ki, sanki evde yai taiyordu. Onun arkasinca iki haris canavar gözü bakiyor, tutuuyordu. O ne duruyor, ne de konuuyor, ne geri bakiyordu. Kalbinde kaynayan Vatan taassubu ve analik kuruyla baini uca tutup gidiyordu". Böylece otuz yali yazar rejimin önerdii konuya "sadik" kalmakla beraber, bir Azerbaycanli, milli taassupçu, vicdanli ve yetenekli kalem sahibi gibi kendisini romandaki çok sayida deiik olaylarla kanitlayabilmiti. Romanin dilinde de yazarin milli simasi kabarik görülür. Bir zamanlar ünlü edebiyatçi bilim adami Memmed Cafer yaziyordu: "Mir Celal'in edebi nesrin dili kendi temelini canli halk dilinden almi. Bu dil net ve uyumludur. Bu dilde portatiflik, az sözle çok ey belirtmek, belli karakterleri ve psikoloji durumlari küçük bir tabloya sidirmak yetenei, gerçekçi sadelik, kisalik, ifadelilik vardir" (8). "amo" romaninda halkin, çeitli tabakalarin ve sosyal siyasal gruplarin hayati epik genilikte tasvir edilmitir. Profesör H.Enverolu'nun yazdii gibi, romanda "...kapsamli milli gerçeklik talilerden geçirilerek algilanir. Böyle eserlerde zaman ve halk karisinda edebi sorumluluun kriteri de büyük olur" (9). Böylece de, mevcut rejimin, komünist ideolojisinin talepleri düzeyinde yazilmi eser gibi sunulan bir çok edebi örnekler aslinda söz ustalii sonucunda beyinlere sokulmu sahte kamuoyunu silkiyor, milli özelliin, milli idealin, milli düünce tarzinin, milli psikolojisinin karisindaki setleri, tedricen de olsa aiyordu. Böyle sanatçilar, kollarinda ideoloji prangalar olsa da, yaraticiliinda milli manevi ideallere sadakati yaattilar. KAYNAKÇA 1.Y.Karayev. Tarih:yakindan ve uzaktan. Bakü. "Sabah" Yayinevi.1996. s.482. 2.O.Suleymenov.Alfabenin tüm harfleri. "Azerbaycan" dergisi.1989.sayi 8.s.150. 3.S.Vurun.Eserleri. 5silt.Bakü. "lim" yayinevi.1972.s.320 4.N.H.Polat. S.Vurun"un 90 yil Jubilesinden konuma. "Edebiyyat" qazetesi. 14.03.1997 5.M.E.Resulzade. Çada Azerbaycan Edebiyyati. Bakü. "Genclik" Yayinevi.1991. s.75. 6.Anar. S.Vurun"un 90 yili anlamlarindaki konumasi. "Edebiyyat"qazetesi.14 .03.1997 7.R.Rza. Milli üur ve milli iftihar. "Azerbaycan"dergisi. Arap alfabesiyle.1945.sayi 3-4. 8.M.Cafer. Mir Celal. Azerbaycan Edebiyyati tarihi. Bakü. EA. Yayinevi.1957.s.560. 9.H.Enverolu.Azerbaycan romaninin gelime sorumlari. Bakü. "Nurlan" Yayinevi.2008 s.178.

68

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

12. SONU GELMEYEN TEHCR VE ERMENLER ­ Uzm. Erdinç ASLAN40 Her yil nisan ayi geldiinde Ermenileri bir tela alir. 24 Nisan 1915'de uygulanan tehcir kanunuyla kendilerine soykirim yapildii iddialarina bütün dünyayi inandirmaya çalian Ermeniler özellikle bu ayda propaganda faaliyetlerine younluk kazandirirlar. Oysa dünya kamuoyunun görmek istemedii hatta ülkemizde bile birçok kimsenin farkinda olmadii bir gerçek var. Yaklaik iki asirdan beri devam eden Türk tehciri... Ermenilerin propagandalarini younlatirdii bu dönemde Türklere kari giritikleri katliamlarin, soykirimlarin ve tehcirlerin iki asirdan beri nasil sistematik bir ekilde devam ettiini bir kez daha hatirlamakta yarar var. 10 ubat 1828 tarihinde imzalanan Türkmençay Antlamasinin en derin tesiri bu antlamayi imzalayan Ruslar ve ranlilar üzerinde deil, Kafkasya'da yaayan Türkler üzerinde olmutur ve bu tarih, sonu gelmeyecek bir tehcir'in, bir soykirimin balangiç günü olacakti. 1800'li yillarin balarinda nüfusunun yüzde 80'inden fazlasi Türklerden oluan bugün ki baimsiz Ermenistan'in kurulu olduu araziler, o tarihlerden balayarak günümüze kadar devam eden ve çeitli dönemlerde deiik yöntemlerle uygulanan tehcir ve soykirimlarla günümüzde tek bir Türk'ün bile yaamadii topraklar haline getirilmitir. Bölgenin o tarihlerdeki demografik yapisiyla ilgili birçok belge bulunmaktadir. 1590'da Osmanli Devleti tarafindan düzenlenen Revan (Erivan) Tapu Tahrir defterinde kayitli köylerden yüzde 80'inden fazlasi Türk Köyü idi ve bu köylerin tamaminin ismi Türkmen boy ve oymaklarina ait isimlerdi. Ermeni Tarihçilerden Z. Gorgodyan'in, 1932 yilinda Erivan'da bastirilan "1831-1931'inci Yillar Arasinda Sovyet Ermenistan'in Ahalisi" (Ermenice) adli kitabinda Ermenistan'da kayitli 2310 yerleim yerinden 2000'nin adinin Türkçe meneli olduu kaydedilmitir.41 Türklere sadakatle bali olduklari için Millet-i Sadika olarak adlandirilan Ermeniler Osmanlilarin zayiflamaya baladii 1700'lü yillarin baindan itibaren

40 Doktora Örencisi, Ankara/TÜRKYE. 41 Oktay Kizilkaya, Erivan ve Idir Yöresinde Demografik Yapinin Ermenilerin Lehine Dönütürülme Süreci 1828-1920 Kafkas Ünv. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayi : 22 Yil : 2007/1 (299-311 s.)

69

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Türklere kari dümanca tutumlar içine girmilerdi. Sadakatlerine en fazla ihtiyaç duyulduu dönemlerde Osmanli'nin dümanlarinin yaninda yer alan Ermeniler özellikle Kafkasya'da üstünlüü ele geçiren Ruslara çeitli defalarda müracaat ederek bu bölgede baimsiz bir Ermenistan, baimsiz bir Hiristiyan Devleti kurulmasi için kendilerine yardim etmeleri talebinde bulunmulardi. 1828 yilindaki Rusya-ran savaindan Rus Çari I. Nikola'nin galip gelmesiyle iki ülke arasinda 10 ubat 1828'de Türkmençay Antlamasi imzalanir. Antlamaya göre bugün ki Ermenistan denilen arazinin tamami ve Nahçivan bölgesi Rusya'nin egemenliine geçer. Nikola, antlamanin ertesi günü Erivan, Nahçivan ve Ordubad'i içine alan bölgeyi "Ermeni Vilayeti" olarak adlandiran fermanini ilan eder. Rus Generali Graf Paskyeviç Erivanski'nin emri ile bölgede nüfus tespiti yapilir, . open tarafindan yapilan tespitte bu arazide 118.650 kii yaadii belirtilir, 81.749 Müslüman ve 25.131 Ermeni bulunduu kayda alinir. 42 Türkmençay Antlamasindan sonra Kafkasya'da üstünlük kuran Ruslardan cesaret alan Ermeniler kisa sürede bu bölgelerde tehcir ve katliam hareketlerine giriirler. Her yeri yakip yikan Ermeniler Türk köylerine saldirarak binlerce Türkü katledip, binlerce Türkü yaadii topraklardan zorla çikartirlar. Bu, onlarin sonu gelmeyecek katliamlarinin da balangici olur. 1828-1829 yillari arasinda, yani yalnizca bir yil gibi kisa bir sürede 420 Türk Köyü zorla boaltilir ve 105 köye ran'dan göç ettirilen Ermeniler yerletirilir.43 Burada yaayan Türkleri azinlik durumuna düürmek için yalnizca Ermeniler deil, Yezidi Kürtler ve Rumlarda getirilerek boaltilan Türk Köylerine yerletirilirler. 1828 yilinda 118.650 olan toplam nüfusun 25.131'i Ermenilerden oluurken 1831 yilina gelindiinde Ermenilerin nüfusu 241.112'ye ulair. Ermeni Katliamlari yalnizca Kafkasya bölgesiyle sinirli kalmaz, kisa sürede Anadolu'ya da sirayet eder. 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanlariyla Osmanlinin kendilerine tanidii geni özgürlükleri kötüye kullanan Ermeniler Anadolu'nun birçok yerinde ayaklanmalar çikarirlar. Özellikle 1877-1878 Osmanli-Rus savaindan Ruslarin galip gelmesi Ermenileri daha da saldirganlatirir. Silahlanan Ermeniler Müslüman halka saldirmaya balarlar. 1905 yilinda Osmanli Sultani II. Abdülhamit'e suikast teebbüsünde bulunacak kadar gözleri dönen Ermeniler bunda muvaffak olamazlar, fakat daha sonraki yillarda birçok Osmanli Paasi ve devlet adami suikastlarla hayatlarini kaybeder. Ermeniler bu sinsi ve kahpe yöntemi sonraki nesillerine de miras birakirlar. Anadolu'nun hemen hemen her yerinde devlete isyan bayrai açip ayaklanan Ermeniler Kafkasya'da da bo durmaz, katliamlarina devam ederler. 1905 yilinda Ermenistan'i tamamen Türklerden arindirmak arzusunda olan Tanaksutyun Komiteleri Türk köylerine saldirarak mahsum köylüleri öldürmeye balarlar. 1907'ye kadar devam eden olaylarda Eçmiadzin (Üçmüezzin), Gümrü, Zengezur, Erivan, Nahçivan ve Karaba bölgelerinde Türkler kitlesel olarak kirgina urar, pek çok köy boaltilir, binlerce insan göç etmek zorunda kalir. I. Dünya Savainin balamasiyla birlikte, kari cephede yer alarak Ruslarla birlikte Osmanli'ya kari savaan Ermeniler devletin kontrolünden tamamen çikar. Özellikle Ermenilerin bölgeyi iyi bilmeleri Ruslarin çok iine yaramaktaydi. Sarikami Harekâti ve Çanakkale Savalari sonunda birkaç ayda yüz binlerce ehit

42 http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/makaleler/makale20.html 43 http://www.eraren.org/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=274

70

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

veren Osmanli Devleti, Ermenilerin yüz yila yakindir sürdürdükleri bu hainliklerine artik tahammül edemez onlari cephe gerisine taimaya karar verir. 24 Nisan 1915'de uygulanmaya balanan yer deitirme ile Ermeniler, imparatorluun daha güvenli yerleri olan Suriye ve civarina yerletirilirler. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondoros Antlamasi ile Osmanli Devleti çok air bir yara alir. Özellikle Azerbaycan ve Dou Anadolu'nun bir bölümünden çekilmek zorunda kalan Osmanli'nin terk ettii topraklarda bir kez daha Ermeniler tarafindan tarihin en acimasiz, en vahi katliamlari yapilmaya balanir. Babakanlik Devlet Arivlerine göre 1910-1922 yillari arasinda Anadolu'da Ermeni Çeteleri tarafindan öldürülen Türklerin sayisi 523 bin 955 olarak gösterilmektedir,44 yine ayni ekilde 1918-1920 yillari arasinda Ermenistan'da yaayan 575.000 Azerbaycan Türkünün 565.000'i katledilmi veya zorla göç ettirilmiti.45 Ermenistan'in Bolevik Rusya'nin hâkimiyetine girmesiyle Türk tehcir'i ve soykirimi sona ermez, ayni iddette devam eder. 1953 yilina kadar Ermenistan'da yaayan 53 bin kii zorla göç ettirilir ve bir o kadari da baski ve zulümlerden bikarak kendi isteiyle göç eder.46 1970'li yillarin ortalarindan itibaren Ermeniler dedelerinden kendilerine miras kalan yöntemlerle tekrar cinayetlere balarlar. Hedef bu sefer Türkiye'nin yabanci ülkelerdeki temsilcileri olur. 27 Ocak 1973 tarihinde Türkiye'nin Los Angeles Bakonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadir Demir'in 78 yaindaki Amerikan uyruklu ermeni Gurgen (Karakin) Yanikiyan tarafindan ehit edilmesiyle balayan katliamlar 1984 yilina kadar devam eder. Bu saldirilarda 42 diplomatimiz katledilmi, 4 yabanci da Ermeni kurunlariyla hayatlarini kaybetmilerdi. 1980'li yillarin sonuna doru Ermeniler bir kez daha hedef deitirler ve saldirilar yine Azerbaycan Türklerine yönelir. Mayis 1988'den itibaren Azerbaycan Türklerine kari yapilan baskilar daha da artar. Ermenistan Bakanlar Konseyi eski Bakan Yardimcisi Arutyunyan'in elebai olduu silahli Ermeni çeteleri köylere hücum ederek evleri yamalamaya, Türkleri katletmeye balarlar. Hiçbir yerden destek alamayan Türkler baskilara dayanamayarak, Azerbaycan'a göç etmek zorunda kalirlar. 1988-1989 yillari arasinda 230 bin Azerbaycan Türkü yüzyillardir yaadiklari topraklardan zorla çikarilir. 1989'da Ermenistan'da yaayan Azerbaycan Türklerinin tamami Ermenilerin yaptii zulme dayanamayarak Ermenistan'i terk etmek zorunda kalirlar. Türkleri tamamen Ermenistan'dan çikaran Ermeniler bununla yetinmeyip, Azerbaycan toprai olan Karaba'a ve dier Türk ehirlerine saldirirlar. 12 Mayis 1994 tarihine kadar Dalik Karaba'in tamami da olmak üzere toplam 890 reyon, köy, kasaba ve yerleim biriminden ibaret Azerbaycan topraklarinin %20 sini igal ederler. gal edilen bölgelerden Yukari Karaba'dan 192.300 kii, Laçin'den 59.500 kii, ua'dan 29.500 kii, Kelbecer'den 50.500 kii, Adam'dan 158.000 kii, Fuzuli'den 100.000, Cebrayil'den 51.600 kii, Gubatli'dan 30.300 kii ve Zengilan'dan 33.900 kii olmak üzere bu yerleim birimlerinde yaayan toplam 676.100 kii yillarca yaadiklari ata yurtlarindan kovularak Azerbaycan'in içlerinde çadirlarda yaamaya mahkum edilirler.47 1994 yilinda 25 ubati 26 ubat'a balayan gece Hocali köyünde sivil, kadin, çocuk, yali ayirimi yapmadan 613 kii Ermeniler tarafindan katledilmiti.

44 http://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/ 45 http://www.eraren.org/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=274 46 Memmedov, Ermenistan Azerbaycanlilari ve... s. 49 47 http://www.tdtkb.org/index2.php?option=com_content&do_pdf=1&id=66

71

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Katledilenlerin 83'ü çocuk, 106'si kadin ve 7'ten fazlasi ise yaliydi. Bu katliamdan toplam 487 kii air yarali olarak kurtulmutu. 1275 kii ise rehin alinmi ve 150 kii ise kaybolmutu. Cesetler üzerinde yapilan incelemelerde cesetlerin birçounun yakildii, gözlerinin oyulduu, kulaklari, burunlari ve kafalari ile vücutlarinin çeitli uzuvlarinin kesildii görülmütü.48 Görülüyor ki Ermeniler 180 yildan beri sürekli Türklerin yaadii yerlere saldirarak, hem topraklarini geniletip, hem de o bölgenin ahalisine soykirim uygulamilardir. Parlametolarinda Ermenilerin haksiz iddialarina çanak tutanlar bu gerçei görmezden geldikleri gibi bunlari dile getirenlere de hapis cezasi verebilecek kadar haksiz uygulamalar yapmaktadirlar. Oysa iki asirdan beri Ermeniler tarafindan gerek Anadolu'da, gerekse Azerbaycan'da katledilen Türklerin (yalnizca resmi kayitlara geçen) sayisi birlie üye ülkelerin birçounun nüfusundan fazladir.

48 http://www.asam.org.tr/tr/yazigoster.asp?kat1=4&ID=429

72

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

13. AZERBAYCAN SENDKALARININ HALKIN OKUMA YAZMA ÖRENM ALANINDA ÇALIMALARI(20.YÜZYILIN 20-30'LU YILLARI) - Doç. Dr. VEKL HASANOV Sefiyar olu49 20-30'lu yillarda Sovyet devletinin gerçekletirdii en baarili organizasyonlardan biri halkin okuma yazma örenmesiydi. Bu ie bir tek eitim kurumlari deil, o dönemde çalimalar yapan bütün sosyal kurumlar, o siradan sendikalar da aktif katilimda bulunmular. Azerbaycan Sendikalar Birliinin 1.Kurultayinda (29 Austos ­ 6 Eylül 1920 yili) okuma yazma bilmemenin kaldirilmasina özel olarak dikkat verilmi, birlik üyeleri arasinda eitimsizlii kaldirmak amaciyla tüm okur yazar üyelerini seferberlii tasarlanmiti (1, 21). Azerbaycan Sendikalar Birliinin (ASB'nin) 10 Mayis 1921 yili tarihli kararnamesinde okum yazma kurslarina alinmi kiilerin maai kalmakla 8 saatlik i gününün bir saat azaltilmasinin gereklilii belirtilmitir (2, 134). ASB'nin Kültür ubesi bilgisizlikle mücadele iine daha iyi katkida bulunmak amaciyla ülkede eitim kurumlariyla sürekli ilikiler kurmu, ASB temsilcileri Halk Maarif Komiserlii o siradan da Bakü Halk Maarif ubesinin çalimalarina katiliyorlardi. 1920 yilinin kasim ayinda Azerbaycan'da 310 okuma yazma okulu ve kurslari kurulmutu (3). 1921 yilinda Azerbaycan'da 21 sendika birlikleri üzere 286 okuma yazma kursu çalima yapmaktaydi (4, 22). 1 Ocak 1923 yilina olan bilgisine göre sendikalar Bakü ve onun illerinde 3904 sendika üyesini kapsayan 143 okur yazar kursu kurmulardi. Mesai içileri için 20 gezici okuma yazma grubu çalima yapiyordu (5, 46). Bu türlü gruplar Azerbaycan bölgelerinde de vardi. Sendikalar okullara yardim amaciyla Mekteplere Yardim Haftalari'nin yapilmasina aktif katiliyorlardi. 23 Aralik 1921 ­ 1 Ocak 1922 tarihleri arasinda Bakü'de yapilan bu organizasyonlarin yapilmasi için Azerbaycan Maarif Çalianlari Sendikasinin Yönetim Kurulunun karariyla 100 kiilik sendika üyesi seferberlie alinmi (6, 80).

49 AZERBAYCAN DEVLET KTSAT ÜNVERSTES, Baki/AZERBAYCAN.

73

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Azerbaycan Sendikalar Birlikleri köylüler arasinda okuma yazma öreniminde büyük katilimda bulunuyorlardi. 1921 yilinda ASB'nin Kültür ubesi ülkenin bölgelerine 550, 1923 yilindaysa 1590 alfabe kitabi gönderilmiti (7, 14-15). Köy nüfusu içinde okuma yazma kurslari ve okullarin kurulmasinda Toprak ve Orman Çalianlari Sendikasi da aktif katilimda bulunuyordu. Bir tek 1925 yilinda bu sendika kulüp ve kirmizi köelerde50 ameleler için 24 okuma yazma mintikasi ve 22 okuma yazma okulu kurulmutu. 1926-1927 ders yilinda Azerbaycan'in 10 bölgesinde Toprak ve Orman Çalianlari Sendikasi araciliiyla okuma yazma kurslarina 3620 amele alinmi, onlardan 2259'u eitimini bitirmiti (8, 26-27). 1927 yilinda sendika birliklerinin yardimiyla 2288 amele okuma yazma örenmi (9, 16). 1923-24. yillarda içi ve köylülerin arasinda eitimsizlii kaldirmak içinde kiraat kulübeleri büyük iler yapmi. Onlarin altyapisinda kurslar kuruyor, okuma yazmaya hizmet vermek için eitim bölmeleri ve danima bilgi bürolari kuruluyordu. 1924 yilinin ekim ayinda bir tek Bakü'de 28 sendika içisi kulübünde 1050 kiinin okuma yazma örendii 49 okuma yazma kursu vardi (10, v.29). Azerbaycan sendika birliklerinin yardimiyla 1923-24 yillarinda 5.5 bin kii, 1924-25 yillarindaysa 11418 kii eitim almitir (4, 24). Azerbaycan Halk Maarif Komiserliinin bilgisine göre 1921 ­ 1926 yillarinda ülkemizde bilgisizlii kaldirmak için kurulan kurs ve okullardan 102.3 kii mezun olmutu ki, onlardan da 65607'si Azerbaycanliydi. Sendikalarin denilebilir ki, tüm organizasyonlarinda eitimsizlikle mücadele konusu açiliyordu. Azerbaycan Sendika Birliklerinin 5.Kurultayinin (mart 1926) kararinda okuma yazmasi hiç olmamasina veya azliina özel dikkat edilmesi belirtilmitir (12, 27). Sendikalar ilk olarak kendi üyelerini eitim okul ve kurslarina aliyor, onlarin arasinda büyük propaganda çalimalari yapiyorlardi. 1926 yilinda sendika birliklerinin parasi hesabina 163 okul vardi. Bu okullardan 919 kadin olmakla 17134 kii mezun olmutu (13, 81-87). 1926 yilinin haziran ayinda Azerbaycan Sendika Birlikleri üyeleri arasinda okuma yazmasi olanlar 97461 kii veya %51.3, okuma yazmasi az olanlar 40245 kii veya %21.2, okuma yazmasi hiç olmayanlar ise 52251 kii veya %27.5 oluturmaktaydi (14, v.51). Bu yüzden de sendika birlikleri kendi çalimalarini genilendiriyorlardi. 20 Ekim 1928 yilinda Azerbaycan Sendikalar Birliinin toplantisinda eitimsizliin ortadan kaldirilmasi görüülmü, sendikalarin hesabina okuma yazma okullari aini geniletmek karari verilmi. 29 Aralik 1928 yilindaysa ASB'nin Yönetim Kurulu bilgisizliin ortadan kaldirilmasi iini en iyi organize eden kurumlar arasinda yarima yapma karari verilmiti (15, v. 14-15). Sendika Birlikleri bölgelerde eitimsizliin aradan kaldirmasi iine dikkati artirmilar. 1929 yilinin balarinda bölgelerde sendikalar hesabina 134 okuma yazma kursu kurulmutu (11, 58). Okuma yazma öretme iini genilendirmek için çeitli sosyal organizasyonlar yapiliyordu. ASB'nin Kültür ubesinin 15 Nisan ­ 5 Mayis 1929 yili tarihlerinde eitim iini daha iyi organize eden kurumlar arasinda yapilan yarimada Bakü'nün 100'den fazla kurumu katilmiti (16). Sanayileme politikasinin gerçekletirilmesiyle ilgili sanayi içilerin okuma yazma örenme ii önem taimaktaydi. 12 Nisan 1929 yilinda Genel Birlik Sendika Birliklerinin Yönetim Heyeti bir sene içinde sanayi içilerin eitimi hakkinda karar vermi (17). çiler Sovyet devletinin önemli kesimi hesap edildii için onlarin eitimi iine özel dikkat veriliyordu. Eitim iiyle ilgili kabul edilmi bazi kararlar

50 O dönem Sovyet kurumlarinin hepsinde sosyal sergi köeler yapiliyordu.

74

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

propaganda nitelikliydi. Sendikalarin konuyla ilgili kabul ettikleri kararlar bazen gerçekçi olmadiklarina göre tam olarak yapilamiyordu. Bun ramen Partinin direktiflerini yapan sendikalar eitim alaninda onlara tembih edilmi görevlerin yapilmasinda büyük katkida bulunuyordu. 1930 yilinin martinda ASB'nin Yönetim Heyetinin toplantisinda endüstri içilerinin okuma yazma bilmemesini ortadan kaldirmak meselesi görüülmü, Bakü, Gence ve Nuha'nin endüstri kurulularinda okuma yazmasi az olan veya hiç olmayanlarin eitime alinmasi durumunu denetlemek için karar vermi, bu amaçla içi gruplari ayrilmiti (6, 127). 1929-30 eitim yilinda Azerbaycan Sendika Birlikleri Bakü ve onun bölgeleri üzere 27231 endüstri içisinin eitimini üstlenmiti (18, v.129). Ayni eitim yilinda sendikalarin hesabina 337 eitim grubu çalimalar yapmaktaydi (9, 22). 20'li yillarin sonlarinda içilerin eitim iini hizlandirmak için çeitli örgüt ve kültür organizasyonlari yapiliyordu. 1931 yilinda Kahrolsun Eitimsizlik Derneinin Merkez Kurulu durmadan kültür eylemi yapmi, içileri eitim iine aktif katkida bulunmaa seslemitir. Bu çairia yanit olarak ASB'nin Kültür Kurulu 26 Austos 1931 yilinda Bakü'de 1 Eylül ­ 5 Ekim tarihleri arasinda Genel Eitim Aylii yapmak, bu amaçla vagon kulüpler hazirlanmasi karari verilmi (19, v. 46). çiler arasinda eitim iine dikkat özellikle artirilmitir. Un Öütme Endüstrisi çileri Sendikalari 20 Aralik 1932 tarihinde 10 Ocak 1932 tarihine kadar eitimsizlii kaldirmakla ilgili olarak 20 günlüe kurulmu, sendikalarin içeriinde bu ii yönetmek için 3 kiiden oluan karargah kurulmu, 107 kültür savaçisi seferber edilmiti. Yirmi günlük dönemde 28 eitim kursu kurulmu, 427 okuma yazmasi olmayandan 252'si, 847 az eitimlidense 479'u eitime alinmitir (20, v. 150). 25 ubat 1932 tarihinden balayan kültür yariina sendika birlikleri aktif katkida bulunmular. Kültürel yarila ilgili ülkenin bölgelerine 45 kültürel içi gruplari gönderilmiti. Kültürel eylemler döneminde 224 kültürel eylem (sinema konferans, okur sempozyumlari, tartimalar ve s.) yapilmi, ülkenin bölgelerinde 30 bin civarinda insan eitim topluluu ve kurslarina alinmitir (6, 129-130). 1931-32'li eitim yilinda sendikalarin parasi hesabina kurulmu 656 eitim grubundan 65 bin içi mezun olmutur (9, 22). Azerbaycan sendika birlikleri eitimsizlikle mücadele amaciyla çeitli eylemler gerçekletiriliyordu. 15 Austos ­ 15 Ekim 1932 tarihleri arasinda eitimsizlii aradan kaldirmak alaninda birincilik uruna yarima ilan edilmiti. Yarimaya katilan 6 en iyi kuruma, bir kültür evine, bir gazeteye ve 15 kültür savaçisina ödül vermek karari verilmi, bu amaçla eitim fonuna dört bin rubl para ayrilmiti (21, v. 47). Bu tören dikkati eitimsizlii ortadan kaldirma iine yönlendirmek, Bakü'yü hep beraber eitimliler ehrine dönütürme amaci taiyordu. ASB Halk Maarif Komiserlii, Kahrolsun Eitimsizlik Dernei, Vika ve Yeni Yol gazeteleriyle beraber 15 Ekim ­ 15 Kasim 1932 tarihleri arasinda eitimsizlie kari toplu baki aylii ilan edilmiti. Aylii yapmak için ASB yaninda kurumlarin temsilciliklerinden oluan karargah kurulmutu (21, v. 47). 1932 yilinin aralik ayinda cumhuriyet üzere eitimsizlii kaldirma aylii yapilmiti. ASB'nin Yönetim Kurulunun 29 Aralik 1932 tarihinde ayliin sonuçlari hakkinda kabul ettii kararda eitim alaninda baari kazanildii belirtilmitir. 1 Ekim 1932 tarihinde Azerbaycan'da 27 sendika üzere 48627 okuma yazmasi olmayan veya az olanlardan 27103'ü veya %54.3'ü eitime alinmisa, aylik süresinde Bakü üzere 23737 okuma yazmasi olmayan veya az olanlardan 20325 veya %86.9'u eitilmitir. Baki ayliinin sonuçlari eitimsizliin ortadan kaldirilmasinda bazi sendikalarin çalimalarinda gerekli yeri almadii belirlenmitir (22. v. 12).

75

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Genellikle, 1928-1932 yillarinda Azerbaycan'da eitimsizliin ortadan kaldirilmasi alaninda bayai ilerleyi baarilmitir. Bu dönemde ülkede eitimsizlii ortadan kaldirma kurs ve okullarini 979783 kii bitirmitir (6, 130). Ayni zamanda bu dönemde 142100 sendika üyesi eitim almitir (23, v. 4). Eitimsizliin kaldirilmasi alaninda belirli baarilar kazanilsa da bu alanda görülecek daha çok i vardi. Özellikle, ikinci be yillik yillarinda tekniin benimsenmesine, yeni Sovyet kadrolarinin hazirlanmasina dikkatin artirilmasi eitimsizliin kaldirilmasi iini öne çekmekteydi. çilerin teknik bilgilerinin artirilmasi zarureti onlarin alfabeyi kisa bir sürede örenmeleri meselesini tüm keskinliiyle kariya koymutu. 1933 yilinda petrol içilerinin %25'i alfabeyi bilmiyordu (24, 242). Ekonominin yeniden onarimi, yeni tekniin benimsenmesi zarureti ve halkin genel eitim düzeyinin yükseltilmesi eitimsizliin ortadan kaldirilmasini hizlandirmayi gerektiriyordu. 1933 yilinin haziraninda Azerbaycan Komünist partisinin Merkez Komitesi, Halk Maarif Komiserlii ve ASB emekçilerin bu ie daha çok katilmasi amaciyla hep beraber eitim alma bonosu çikardilar (25). ASB ve Bakü Sovyeti 1935 yilinda eitimsizlii ortadan tam kaldirilmasini baarmak amaciyla sendika birlikleri kurulu ve bölgelerin yarimasini ilan etmiti. Yarima koullarina göre 1 Mart 1935 tarihine kadar 15 bin okuma yazmasi olmayan veya az olan insan eitime tabi tutulmaliydi (26). Ayni zamanda kurulularda mesai okullari da kurulmutu. Sendika birlikleri bu alanda verimli çalimalar yapiyorlardi. 11 Austos 1935 yilinda ASB'nin genel toplantisinda Sendika Birliklerinin yeni eitim yilina hazirlikta katilimlari konusu görüülmü, Kamu naat Çalianlari Sendikasinin yeni okullarin inasinda, Kitap Satii Çalianlari Sendikasinin ders kitaplarinin hazirlanmasinda, lk ve Orta Okul Çalianlari Sendikasi ve halk eitim kadrolarinin hazirlanmasinda daha aktif katilmalari belirtilmi, toplantida fabrika yönetimlerinin refakatlerine aldiklari okullara daha fazla dikkat vermelerine özel önem verilmiti (27). 25-26 Ekim 1936 yilinda yapilmi ASB'nin genel toplantisinda eitimsizliin kaldirilmasinin gidii konusu görüülmütür (28). Kafkasya Petrol Maden çileri Sendikasi Merkez Komitesinin 3.Genel toplantisi (1938 yilinin nisan ayi) Kafkasya Petrol Kuyulari Sendika Kurumlarinin petrol içilerinin eitimsizliini ortadan kaldirmak alaninda çalimalarini görüerek 1938 yilinda petrol içileri ve onlarin aile bireylerinin eitimsizliini kisa bir süre içinde kaldirilmasi amaç edinmiti (29, 2122). Gerçekletirilen organizasyonlar sonucu 1935-1936'li yillarda bir tek Bakü'de okuma yazma okullari ve kurslarindan 53.3 bin tam eitimsiz ve 55.7 az eitimli mezun olmutu (30, 15). 1937 yilinin balarinda sendika birliklerinin siralarinda tüm eitimsiz ve az eitimlilerin %67.4'ü eitime tabi tutulmutu (31, v. 9). 1938 yilindan 1940 yilinin haziranina kadar olan süre içinde 530 bin az eitimli veya eitimsiz okuma yazma örenmi (32). Fakat bu dönemde deiik sendika birliklerinin eitimsizlikle mücadele çalimalarinda kusurlari da vardi. Bu amaçla ayrilmi para tam olarak kullanilmiyordu. 1939 yilinda Tarim Teknik Donatim ve Pamukçuluk Çiftlii Çalianlari Sendikasinin eitimsizlie kari ayrilmi paranin toplam %10'u harcanmiti. Bazi sendikalardaysa eitimsizlie kari ayrilmi para idari kurumun tutulmasina harcanmiti. Kafkasya Petrol Maden çileri Sendikasinin yönetim kurulu güya 280 okuma yazmasi olmayanin eitimine 265 rubl para harcami (33). Oysa bu para bu ad altinda harcanmitir. 28 Kasim 1939 yilinda yapilmi Azerbaycan lk ve Orta Okul Çalianlarinin Sendikalarinin 2.Kurultayinda sendika birliklerinin okul iine gerekir özenin gösterilmedii belirtilmi ve onun çalimalari yeterli hesap edilmemitir (34). 1937 yilinin balarinda sendikalar eitimsiz ve az eitimli

76

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

üyelerinin %67.4'ünü eitime almitir. 1939 yilinda Azerbaycan'da eitimsizlii kaldirma plani %86.6, 1940 yilinda %35.5 olarak yapilmitir. Ülke okullarinin ai önemli derecede artmitir. 1920-1940'li yillarda cumhuriyetin köylerinde 139.5 bin örenci yerine sahip olan 679 yeni tipli okul yapilip kullanima sunulmutur (35, 25). Yapilan gergin çalimalar sonucu Azerbaycan'da nüfusun eitim düzeyi önemli derecede yükselmitir. 1926 ve 1939 yillarinda yapilan genel sayim sonuçlarina göre Azerbaycan nüfusunun 9 ­ 49 ya arasinin eitim durumu %28.2'den %82'çikmiti. Sendikalarin halkin okuma yazma örenmesi alaninda çalimalarinda bazi kusurlarinin olmasina ramen, bütünlükle onarlin bu alanda verimli çalimalari yalanlanamaz. Bu dönem halkin okuma yazma örenimi çalimalarinda %100 baariya ulailmasi baarilamasa da, ulailan baarilar sonraki yillarda toplu eitim iinin gerçekletirilmesinde kendi payini vermiti. KAYNAKLAR 1 c . , 1920 c Kend Fügerasi gaz, 1920, 7 Kasim. . . Bakü, 1925. c c 1- 1- 1923 . . 3. Bakü, 1923. .. c 2- c (20-24 1921 .) Bakü, 1922. .. c (19201929). . Bakü, 1923. .. c (1920-1941). . Bakü, 1923. Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Arivi (ARDA), f. 1114, liste 3, dosya 171. Azerbaycan Arivi, 1980, 1. 5- c . 2-10 1926. . Bakü, 1926. c. 1920-1927 . Bakü, 1928. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 7817. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 7322. Kommunist gaz., Bakü, 1929, 15 Nisan. gazetesi, Moskova, 1929, 3 Austos. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 52. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 3271. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 4217. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 4077 ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 543. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 5960. c . (1917-1940 ). Bakü, 1974. gaz, Bakü, 1933, 23 Haziran. gaz, Bakü, 26 ubat. gaz, Bakü, 1935, 14 Austos. Bakü, 1936, 27 Ekim.

77

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

III (7-8 1938). Bakü, 1939. 5 . Bakü, 1939. ARDA, f. 1114, liste 1, dosye 4550. gaz, Bakü, 1933, 4 Kasim. gaz, Bakü, 1933, 23 Haziran. gaz, Bakü, 1933, 29 Kasim. , c . Bakü, 1968. 1959 c . Moskova, 1963.

78

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

14. AZRBAYCANIN ORTA ASYA, TÜRKY V RANLA DBMDN LAQLR (1920-30-cu illr) - ikar Mhmmdli QASIMOV51 ÖZET Makalede 1920-1930 yillarinda formalaan inzibati-amirlik sisteminin Azerbaycan'in medeni ilikilerinin genilenmesine gösterdii tavsatici tesirden sosyalizm kuruculuu yillarinda inzibati-amirligin yaratici aydinlara vurduu zarardan, onlarin Türk Halklari ile yaklamasina imkan verilmemesi hakkinda konuulur. Zengin kaynaklar esasinda Azerbaycan'in Orta Asya, Türkiye ve ran'la edebimedeni ilikileri ve u ilikilerin Türk halklarinin yaklamasindaki rolü iiklan"tirilimitir. 1920-30-cu illrd formalaan inzibati amirlik sistemi bütün baqa sahlrd olduu kimi mdni laqlrin genilnmsin d lngidici tsirini göstrmy bilmzdi. Bu illrd Azrbaycanda hyata keçiriln birtrfli v zoraki siyastin nticlri, rhbrlikd olan ixtilaflar mdni sahd d özünü göstrmidi. Bir çox mdniyyt v incsnt xadimlrinin repressiyaya mruz qalmasi, müsabiq v baxilarin daha geni xarakter almamasina, laqlrin sönük olmasina, yaxud göstril aparilmasina sbb olmudu. Aparilan aradirma v müahidlr göstrir ki, XX srin 20-30-cu illrinin inzibati-amirlik raitind yaradiciliq ittifaqlarinin mdni laqlrin yaranmasi v inkiafindaki rolu iki formada tzahür etmidi. Birincisi, bu laqlr ayri-ayri müttfiq respublikalarda, o cümldn Azrbaycanda partiya rhbrliyi v rsmi dövlt orqanlari trfindn xüsusi qrar, qtnam v tövsiylrl, ikincisi is yaradiciliq ittifaqlarinin ayri-ayri üzvlrinin xsi tbbüsü il hyata keçirilirdi. Azrbaycanin keçmi sovet respublikalari v baqa xalqlarla dbi-mdni laqlri 20-ci illrdn balayaraq yeni istiqamt, yeni vüst almidi. Mhz bu

51 Tarix elmlri namizdi, Dosent, Azrbaycan Texniki, Universiteti Tarix kafedrasinin müdürü; Baki/AZERBAYCAN.

79

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

dövrdn d dbi-mdni laqlr bir problem kimi, ninki dbiy-yatünasliin, htta tarixünasliin da tdqiqat obyektin çevrildi. dbi-mdni laqlri tarixini tdqiq etmkd sas mqsd yaradiciliq laqlrin genilnmsin zmin yaradan amillri açib göstrmkdir. 1920-30-cu illrd Azrbaycanda mdni laqlrin inkiafindan, bu illrin dbi-mdni laqlr tarixindn bhs edn zaman üç cht sas götürülmlidir; Birincisi, Azrbaycan-rus dbi-mdni laqlri, ikincisi, Azrbaycanin Zaqafqa-ziya xalqlari il dbi-mdni laqlri v üçüncüsü is Azrbaycanin digr xalqlarla (Orta Asiya, ran, Türkiy v s.) dbi-mdni laqlri. Xüsusil göstrilmlidir ki, mdni laqlrin inkiafinda v tbliind, mdni srvtlrin mübadil edilmsin-d, ümumilikd yaradiciliq laqlrinin genilnmsind, dbiyyat v incsnt gün-lri, hftlrinin keçirilmsi, bdii srgilrin tkil olunmasi, yaradici tkilatlarin müsabiq v baxilar keçirmsinin, teatr tamaalarinin v qostrollarin böyük hmiyyti olmudu. El bu mqsdl 20-ci illrd Azrbaycanin elm v mdniyyt xadimlri bu sahy xüsusi diqqt yetirmi, dövrün çtinliklrin baxmayaraq onlar keçmi ittifaq respublikalari il daim laq saxlami, mühüm problemlrin hll edilmsind birlikd itirak etmilr. Bel ki, yalniz 1924-cü ild Bakida ittifaq respublikalari nümayndlrinin itiraki il 21 elmi konfrans v sessiya keçirilmidi. 1925-ci ilin 9 yanvarinda Bakida ölk tibb alimlrinin müavirsi, 1927-ci ilin iyun ayinda is müllimlrin konfransi keçirilmidi (267). 1929-cu ilin noyabr ayinda Xarkovda keçiriln rqünaslarin konqresind Azrbaycan mütxssislri d itirak etmidi (5). Müttfiq respublikalar arasinda dbi-mdni laqlri genilndirmk mqsdil 1920-ci ilin sonu 30-cu illrin vvllrind ardicil olaraq konfranslar keçirilirdi. Müttfiq respublika yaziçilarinin dbi-mdni laqlrin aid bel konfranslar Moskva, Kiyev, Tiflis, Alma-Ata, Daknd v Bakida keçirilmidi. Xüsusil 1932-ci ild Moskvada, Kiyevd, Dakndd keçiriln konfranslarin mdni laqlrin genilnmsind böyük hmiyyti olmudur (10). Konfranslarda yaziçilar bir-biri il yaxindan tani olur, milli-dbi srlrin trcü-msi kimi mühüm msllri müzakir edir v bu i ciddi fikir verirdilr. Mdni laqlrin genilnmsind, xalqlarin dostluq ruhunda trbiy edilmsind musiqinin xidmti vzsizdir. Adamlarin musiqi mdniyytini artir-maq, estetik görülrini genilndirmk, musiqi incliklrini geni kütl arasinda yaymaq mqsdil, respublikalar arasinda tez-tez müsabiqlr keçirilirdi. Azr-baycanin dbi laqlrinin genilnmsind incsnt xadimlrinin qastrol tamaalarinin da böyük rolu olmudur. 1936-ci ild Azrbaycan Dövlt Mahni v Rqs ansambli Moskvada (282), aprel ayinda is Leninqradda, Dakndd qastrolda olmudu (7). 1938-ci ild Moskvada Azrbaycan incsnti ongünlüyü keçirildi (15,154). Teatr paytaxt tamaaçilarina «Korolu», «ahsnm», «Nrgiz» v «Arin mal alan» musiqili komediyasini göstrdi. Azrbaycanin keçmi ittifaq respublikalari o, cümldn Orta Asiya respublikalarinin istedadli gnclri il Moskvada birg thsil almalari da mdni laqlrin inkiafinda hmiyytli rol oynamidir. Bel ki, Azrbaycanda 20-ci illrdn etibarn teatr snti sahsind çalian istedadli gnclr Moskvaya thsil almaa göndrilirdi. M.Mrdanov, M.Kirmanahli, A.Tahirov, Y.Yulduz, sonra A.sgndrov, M.Mmmdov v bir çox baqalari Moskvadaki Ali Teatr Mktbind thsil alan gnclrdn idilr. dbi-mdni laqlrin genilnmsind qariliqli qostrol tamaalarinin da böyük rolu olmudu. Qostrollarin keçirilmsi 30-cu illrdn balayaraq daha geni v

80

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ardicil xarakter almidir. 1930-cu ilin avqust ayinda Özbkistan Dövlt Dram Teatrinin Bakida qastrollari balamidi. Qastrol mdni yürü üzr aparilaraq yalniz fhllr xidmt etmidi. Dövlt Bdaye Teatri binasinda v fhl dairlrind «ki Kommunist», «Hücum», «Üsyan» v baqa pyeslr oynanilmidi (8,64). Bakida fhllrinin Özbkistan tamaalarina baxmasi respublikalar arasinda mdni laqlrin möhkmlnmsin, yaradiciliq mübadilsin, dbiyyat v incsntin inkiafina tsir edn n güclü amillrdn olmudur. Azrbaycan teatri XX srin vvllrindn Tiflis Azrbaycan teatri, Daistan teatri, Aqabad Azrbaycan teatri, Orta Asiya respublikalari, xüsusil Özbkstan (Daknd) teatri il yaradiciliq laqlri saxlami, onlarin inkiafina örnk olmu v Azrbaycan dramaturgiyasi etibarli zmin rolunu oynamidi (11,9) . Aqabad Azrbaycan teatrinin tdqiqatçisi, sntünasliq doktoru, professor . Rhimli Azrbaycan sntkarlari il Aqabad teatr xadimlri arasinda olan laqlrdn v bu ilaqlrin hmiyytindn trafli bhs etmidir. Aqabadda 1904-cü ildn 1919-cu il qdr teatr hvskarlari praknd çaliiblar. 1919-cu ildn maarif öbsi nzdind olublar v 1927-ci il qdr Dövlt nzartind hvskar dstsi, 1927-1932-ci ilin iyun ayina qdr cmiyyt truppasi kimi faliyyt göstriblr. 1932-ci ilin iyun ayindan 1940-ci ilin yazina qdr hrd azri türkcsind Dövlt teatri qisa, ancaq zngin yaradiciliq yolu keçib. Kollektiv müxtlif vaxtlarda «AzMilltlr Teatri», «Aqabad Dövlt Türk Teatri», «Aqabad Dövlt Azrbaycan Opera v Dram Teatri», «Aqabad Dövlt Azrbaycan Musiqili Teatri» adlarini daiyib (14,5). Teatr hansi formada faliyyt göstrmsindn asili olmayaraq hmi Azrbaycan teatri il yaradiciliq laqlri saxlamidi. 20-30-cu illrd Rza fqanli bu teatrda bir çox tamaalara qurulu vermi, Milli Dram Teatrinin ba recissoru Yusif Yildiz Azrbaycan Maarif Komissarliinin srncami il 1934-cü ilin 10 noyabrindan düz bir il ­ 1935-ci ilin 10 noyabrinadk Aqabad teatrina kömk üçün ezam olunmudu (14,115) . O, burada hm klassik v müasir Azrbaycan drama-turqlarinin, hm d dünya dramaturgiyasinin ah srlrinin quruluunu vermidi. 1920-30-cu illrin inzibati-amirlik sistemi Azrbaycan xalqini öz tarixi kökündn uzaq salmaq mqsdi il daima Azrbaycani Türkiydn gen salmaa çalimi, bu ölky üz tutan dib v ziyalilara pantürkist, panislamist «damasi» vuraraq czalandirmi v yaxud da repressiya etmilr. Lakin heç bir mhdudiyyt v tqiblr Azrbaycanla qarda Türkiy arasinda olan laqlri ks bilmmidir. Bu laqlr müxtlif formalarda davam etmi, Bu günkü «Bir millt iki dövlt» sviyysin yüksl bilmidir. Bütün bunlar qardaliq, qonuluq, dostluq, milli, din v dil birliyi il yanai dbi-mdni laqlrin six tellrl balanmasinin da saysind mümkün olmudur. Bu laqlr özünü xüsusil dramaturgiya sahsind d göstrmidir. Azrbaycan teatrinin Türkiy il laqlri, türk dramaturgiyasina marai 20-ci illrin vvllrindn balanir: 1922-ci il mart ayinin 4-d Ankarada rus sfartxanasinda bada Türkiy prezidenti Mustafa Kamal olmaqla bütün rq milltlri nümayndlrinin itirak etdiklri ziyaft mclisind Mustafa Kamal, Rusiya sfiri Aralov v Azrbaycan sfiri brahim bilov nitq söylmilr. Sonra rus v Azrbaycan artistlri trfindn operalardan parçalar ifa olunmudu. Tdbirin tsiri nticsind Bakida türk srlrin maraq artmaa balamidi» (9,291). 20-ci illrd Azrbaycan shnsind Türkiy dramaturgiyasindan maraqli nümunlr uurla tamaaya qoyulmudur: Xalid Fxrinin «Bayqu» (1922), Jmil Badatbyovun trcümsind «Hüriyyt qurbanlari» (2), «Gaveyi-Ahngar» (17) (1924), msddin Saminin «Dmirçi Gav» (1925), Rza Zkinin «Köhn Türkiy»

81

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

(3) (1924), Namiq Kamalin «Akif by» (12,45) (1924) srlri buna parlaq misal ola bilr. Fqt sovet ideologiyasinin srt sosioloci prinsiplri, marksizm-leninizm metodologiyasi il köklnmi tnqidin bu srlr, ümumn rq, türk-müslman mövzularina münasibti shv v birtrfli idi. 30-cu illrin repressiyalari, inzibatiamirliyin xüsusil 1936-37-ci illrd tüyan etmsi Azrbaycanin Türkiy il laqlrin d öz mnfi tsirini göstrmidir. Azrbaycanin dbi-mdni laqlri tarixinin, onun inkiaf xüsusiyytlrinin, ld olunmu tcrüb, nailiyytlr v buraxilmi shvlrin öyrnilmsinin böyük hmiyyti var. Bu, yaradiciliq ittifaqlarinin laqlrin hazirda v glckd inkiaf etdirilmsi sahsind iini asanladirar. 1920-30-cu illrd keçmi SSR v randa yaranmi real tarixi rait, imali v Jnubi Azrbaycan halisinin mdni laqlrinin bütün sahlrd genilnmsi üçün münasib olmasa da bir növ vvlki laqlrin davami kimi inkiaf edirdi. Bu laqlr ayri-ayri görkmli sntkarlarin v kollektivlrin tbbüsün arxalanaraq genilndi. ctimai-siyasi qurulularin, ideologiyalarin müxtlifliyin baxmayaraq 1920-30-cu illrd Azrbaycan-ran teatrlari arasinda müyyn yaradiciliq laqlri olmudur. rqd ilk Sovet respublikasi olan Azrbaycanin mdni hyatinda balayan inkiaf, ölkmizin nailiyytlri Yaxin v Orta rq ölklrin, xüsusil qonu rana da tsir göstrdi. Öz tarixi nnlri v çorafi raitin gör ranla dbi-mdni laqlr daha çox teatr snti sahsind özünü qabariq göstrmidir. Teatr laqlri 1920-30-cu illrd Azrbaycan sntkarlarinin rana qastrol sfrlri vasitsil il hyata keçirilmi v möhkmlnmidir. Bu laqlrin qiymtli trfi onda olmudur ki, hmin laqlr yalniz mübadil xarakteri daimami, eynil randa milli teatrin inkiafina hmiyytli tsir göstrmi v drin iz buraxmidir. Azrbaycanin mdni hyatinda balayan yüksli Yaxin rq ölklrin, xüsusil rana öz tsirini göstrmidi. 1920-ci ilin sentyabrinda böyük Azrbaycan publisisti Jlil Mmmdquluzadnin Tbriz glmsi mdni laqlrin inkiafinda yeni mrhlnin balanmasi oldu. Yerli aktyorlar trfindn «Ölülr» sri 1921-ci ild müllifin recissorluu il shny qoyuldu (13,360). Azrbaycanin shn ustalarinin 1924-1925-ci illrd rana qastrol sfrlrinin Tbrizlilr üçün böyük hmiyyti vardi. lk qastrol zamani Ü. Hacibyovun «Arin mal alan» musiqili komediyasi, «sli v Krm» operasi v N. Nrimanovun «Nadir ah» pyesi göstrilmidi (12,45-46). kinci sfr zamani is Tbriz artistlrdn . Salahli, . Qurbanov, . sfahanli v b. glmilr (16,14). Tbriz tamaaçilari imali Azrbaycandan olan bstkar v shn ustalarini sevir v ehtiram bslyirdilr. Bunlardan n çox seviln v hörmt bslniln bstkar Azrbaycan opera sntinin banisi Üzeyir Hacibyov idi. kinci qastrol müddtind o zaman Tiflis teatrinda çalian artistlrdn hmd Salahli, li Qurbanov, brahim sfahanli v baqalari Tbriz glmi, öz çixilarina N. Nrimanovun «Nadir ah» sri il balamilar. Onlar hm d Ü. Hacibyovun «lli yainda cavan» musiqili komediyasini tamaaya qoymular. Shn ustalarinin Tehran, Rt, Tbriz, Urmiyada çixilari bu hrlrd hvskar teatr truppalarinin canlanmasina tkan vermidir (5). Yerli aktyorlar bu illrd Tbrizd musiqili komediyalar tamaaya qoyurdular. Bel tamaalardan biri Azrbaycan müllifi M. Kazimovskinin «Vurhavur» komediyasi idi. 1921-ci ild Ü. Hacibyovun «r v arvad» musiqili komediyasi «Kbl Qubad» adi il Tbrizin «Ariyen» aktyor dstsi trfindn, yerli v qastrol sfrlrin glmi artistlr trfindn onun «Leyli v Mcnun», «sli v Krm», «ah Abbas v Xurudbanu» operalari, «Arin mal alan», «O, olmasin, bu olsun» musiqili

82

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

komediyalari tamaaya qoyulmudu. Bu opera v musiqili komediyalarin ksriyytinin librettosu fars dilin trcüm olunmudur (16,15). Tbriz shnsinin digr sevimli sntkari H. Javid idi. Onun «eyx Snan» sri 1928-ci ild tamaaya qoyulmudu. Müllifin «blis»i d Tbrizd yerli aktyorlar trfindn tamaaya qoyulmudu. 20-ci illrin ikinci yarisinda Jnubi Azrbaycanda tamaalarin Azrbaycan dilind göstrilmsi qadaan edilidiyi bir tarixi vaxtda «eyx Snan» sri Yusif Ziya trfindn farscaya trcüm olunub, Tehranda oynanilmidi. Tbriz shn ustalarinin Azrbaycanda ilmsi dbi-mdni laqlri znginldirmi v sntkarliq baximindan qariliqli fayda vermidi. Bel ki, R. Quluzad v M. Kirmanahli hm d «Bismillah» (1925) v «Gilan qizi»(1928) filmlrind çkilmidi. Yaradiciliq laqlrinin genilnmsind 1922-ci ild BDU-da rq fakultsinin açilmasinin v 1928-ci ild «ran Maarif Jmiyytinin» yaranmasinin böyük hmiyyti olmudur (4). Baki, Gnc, Tiflis teatrlarinda aktyor v recissor kimi faliyyt göstrn Jnubi Azrbaycanli sntkar Mirz Bair Hacizad 1920-ci illrin sonunda Tbriz qayitmi v Böyükaa Taliblinin «Kef içind», . Haqverdiyevin «Pri Jadu», «Köhn Dudman» srlrini shny qoymudu. Bunlarla yanai inqilabdan vvl yazilmi v 20 ­ ci illrd tamaaya qoyulmu, Haciaa Abbasovun «Aa Mhmmd ah Qarabada», . Haqverdiyevin «Aa Mhmmd ah Qacar», Baba Quliyevin «ran inqilabi», zim zimzadnin «Mirz Rza Kirmani», N. Nrimanovun «ah Abbas v Xurudbanu» operasinin mövzusu ran tarixinin müxtlif dövrlrindn alinmidir. S. Vurunun bu illrd yazdii «Vaqif», «Frhad v irin» pyeslri, hmçinin J. Jabbarlinin «Araz çayi» (1923-1924) mnzum facisi v H. Javidin «Telli saz» (1931-1932) mnzum drami Fars v Azrbaycan dilin trcüm olunmu, M. Kaziminin «Qorxulu Tehran» romani Bakida nr olunmudu (1,50). Bu srlrin, xüsusil, dram srlrinin hamisi realist sntin vziflrin cavab vermilr. Tamaalarin özlri bdii chtdn eyni olmayib, bzilri zif idilr. Htta iki ölknin tarixi dövrlrinin izahinda ziddiyytli fikirlr var idi. Azrbaycanin ranla dbi-mdni laqlri tsviri incsnt sahsind d yaranir v inkiaf edirdi. Bakida Bakrostun (Rusiya teleqraf agentliyinin Baki öbsinin) trafaret emalatxanasi yaranmidi. Burada Sttarxan, hmçinin Mirz Rza Kirmani kimi ran inqilab xadimlrinin bir sira portretlri yaradilmidi. Azrbaycan tsviri sntind tnqidi realizmin banisi . zimzad öz srlrini rana hsr etmidi. 1925-ci ild Azrbaycan Dövlt Rssamliq Mktbind thsil almaq üçün Tbrizli rssam Müvzzezad Bakiya glmidi. Thsilini bitirdikdn sonra o, Moskva Tsviri Snt nstitutuna qbul olunmu v 1935-ci ild orani bitirmidi. Sonra Bakiya qayitmi, 1937-ci il qdr Azrbaycan Dövlt Rssamliq Texnikumunda drs demidi. Sovet- ran mdni laqlrinin inkiafinda 20-ci illrd Tehran, Tbriz, Rt, nzli v baqa yerlrd açilmi Sovet mktblrinin mühüm rolu olmudu. Hmin illrd bu mktblrd Sovet mütxssislrinin uaqlari il yanai ranli uaqlar da thsil alirdilar. Eynil 20-ci illrd Baki v Lnkranda ran mktblri d faliyyt göstrirdi. Bellikl, bdii mdniyytin, onun trkib hisslri olan dbiyyat v incsntin 1920-30-cu illrd yeni qaydada, baqa sözl, yeni tarixi - ictimai raitd, yeni ideoloji yönümd tkkülünd yaradici tkilatlarin v yaradiciliq ittifaqlarinin mühüm rolu olmudur. Bu rol üç istiqamtd özünü göstrmidi. Birincisi, yaradiciliq ittifaqlari tkilati funksiya daiyir, vahid mrkzdn Sov. KP MK-nin ba qrargahi olan Kremldn veriln partiya direktivlri sasinda faliyyt göstrir, yaradiciliin

83

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bütün sahlri üzrind tkilati nzart hyata keçirirdi. kincisi, marksist-leninçi ideologiya müxtlif metodlarla yaziçinin, rssamin, recissorun, aktyorun beynin yeridilir, ideyaliq prdsi altinda mdniyyt v incsnti inhisara alirdi. Üçüncüsü is yaradilmi bdii srvtlri yalniz mövcud quruluun - sosializmin mnafelri baximindan tbli edir, faktiki olaraq incsntin bdiilik mnafelrini arxa plana keçirir, onu sosioloci mcraya salir, kütlllr siyasi tsir funksiyasini ön plana çkirdi. Vahid sovet ideologiyasina müvafiq olaraq vahid sovet xalqi, vahid dövlt dili (rus dili), vahid sovet mdniyyti yaratmaq bu dövrün mdni inqilab siyastinin balica strateci mqsdi idi. Fqt, 20-30-cu illrd bu hllik, «formaca milli, mzmunca sosialist mdniyyti», «çoxmilltli sovet mdniyyti» anlayilari altinda hyata keçirilirdi. Tarix göstrir ki, tkilatçiliqda inzibati amirliyin, ideologiyanin bütün tzyiqlrin baxmayaraq, 20-30-cu illrd, sovet quruluunun sonraki mrhllrind d Azrbaycanda iki mdniyyt olub: sirf kommunist ideologiyasina xidmt edn sovet mdniyyti v sovet dövrü Azrbaycan milli mdniyyti. Bu illrd hökm sürn inzibati amirlik sistemi, dbi-mdni laqlrin göstril yaradilmasi v kampaniya xarakteri daimasi respublikalar arasi dbimdni laqlrin genilnmsin mnfi tsir göstrirdi. Buna baxmayaraq, Azrbaycanin müttfiq respublikalarla qariliqli laqlri respublikada mdni quruculuq ilrinin genilnmsin, dbi-mdni v yaradiciliq laqlrinin möhkmlnmsin sbb olmudu. DBIYYAT 1.Azrbaycan Texniki Universiteti 44-cü tdris-metodiki v elmi-texniki konfransin materiallari. Baki,1996,s.50. 2.«Kommunist», 1922, 24 fevral. 3.«Kommunist», 1924, 24 dekabr. 4.«Kommunist», 1928, 13 may. 5.«Kommunist», 1929, 16 dekabr. 6.«Kommunist», 1936, 29 mart 7.»Kommunist»,1930 5 aprel 8. Krimov . Snt yolu dostluq yolu. Baki, 1981. s. 64. 9.Krimov . Azrbaycan pekar teatrinin tarixi v inkiaf mrhllri, s. 291. 10.Qüdrtov D.H. Azrbaycanin qarda sovet ruspublikalari il iqtisadi v mdni mkdalii. Baki, 1973, s.257. 11. Mmmdli Q. Azrbaycan teatri Orta Asiyada. «Azrbaycan» 1974. 5 s.9. 12.Mmmdli Q. Azrbaycan teatrinin salnamsi. (1920-1930) 2 h. Baki. 1983, s.45. 13.Mmmdli Q. «Molla Nsrddin». Baki, 1984, s. 360. 14. Rhimli. .Aqabad Dövlt Azrbaycan teatri. Baki, 2003, s. 5. 15.Tarixi keçmisiz bu günümüz v glcyimiz yoxdur. Baki,1995,s.154. 16. Vkilov J. M. Azrbaycan Respublikasi v ran: 40-ci illr. Baki, 1991, s. 14. 17.«Yeni yol», 1924, 28 dekabr. 18.«Bakinskiy raboçiy», 1931, 23 oktyabr.

84

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

15. MORFOLOJK YOLLA YAPILAN EKONOM TERMLER(Azerbaycan ve ngiliz dilleri örneinde) - Jale HÜSEYNZADE ABSTRACT52 The publication touches morphological process of social and economic terms which are used in the community while connecting with transition to market economy. The article gives analysis the types of economic terms which are formed by morphological ways. Terim yapmada en çok ba vurulan yollardan biri de morfolojik usülle yeni terimlerin üretilmesidir. Genellikle, morfolojik usül ve bileik terimlerin türetilmesi terim yapmada iki ana süreçtir. Söz konusu iki sürecin her birisi bu ve ya dier dillerin kelime üretimi prensibine uygundur. Dilin kelime daarciini zenginletirerek onun terminoloji sisteminin, terimlerin sayisinin artmasinda da bu iki süreç büyük rol oynuyor. Her iki halde kelime türetme bir yandan leksik, dier yandan da gramatikal süreç olarak deerlendiriliyor.[6,s.164] Yukarida belirttiimiz bu süreç dilin kelime hazinesinde gerçekleiyor ve kelime daarcii yeni leksik anlamlarla zenginlemeye devam ediyor. Dier anlamiyla, söz konusu süreç sonuç itibarile dilin kelime hazinesinin deimesine, yenilenmesine, olumasina neden oluyor. Bunun için de dilbilgisinde kelime üretimine özel yer ayrilmitir. Kelime üretimi sürecinin ana yollarindan biri olan morfolojik yolla yeni kelimelerin yapimi da aratirmaya deer konulardandir. Kelime yapmadaki bu yöntem eklerin de bir dil faktörü gibi örenilmesini ileri sürüyor. Aratirmacilar bu nedenle kelime yapma sürecini daha geni anlamda kabullenerek ilk olarak eklerin bu süreçteki katkisini örenmeyi üstün tutuyorlar. Tüm bunlari göz önünde bulundurarak Y.Seyidov söz yapmanin eklerin morfolojik özelliini inkar etmediini belirtiyor. Bu bakimdan kelime yapimin sözkonusu ekli morfolojik usüldür.[6.s.47]

52 Economical terms of forming by means of mofphological ways, Huseinzadeh Jhale, Baku/AZERBAIJAN.

85

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Genellikle, terim yapmada morfolojik yol daha verimlidir. Bu da bilimin geliimi ile ilgili yaranan kavramlarin yeni terimlerle ifadesi zaruretinden, alinma terim yerine dilin kendi kurallarina dayanarak yeni kelimeler yaratma meylinden ileri geliyor. Günümüz Azerbaycan yazi dilinde morfolojik yolla terimlerin yapilmasi için büyük imkanlar var. Böyle ki, yapim ekleri Azerbaycan dilindeki kelime köklerine eklendiinde onlarin yalniz eklini deil, onun anlamini da deitiriyor. Yani anlama yeni anlam katarak yepyeni bir terim üretiliyor. Terminolojide, terim yapmada bu oldukça verimli usüldür.[7.s.164] Semantikal usülden farkli olarak, morfoloji usülle terim yaratma zamani ekil ve mana bakimindan yeni kelimeler meydana çikmaktadir. Bu dile ait ve bazi yabanci yapim eklerin aracilii ile gerçekleiyor. ngilizceye baktiimizda Azerbaycan dili morfolojik usülle terim yaratmada oldukça zengin ve rengarenk imkanlara malik. Bu özellikler ekonomi terimlerinin morfoloji usülle oluturulmasinda da kendisini göstermektedir. Azerbaycan dili bitiimli kurulua sahip olduundan bu dilde kelime yapma sürecinde yapim ekleri daha sik kullanilir. M.Gasimov`un sayimina gore Azerbaycan dilinde elliye yakin ek terim yapmada kullanilmaktadir.[5.s.22] Demek ki, Azerbaycan dilinde morfolojik usülün terim yapmada bu kadar çok kullanilmasinin nedeni dilin yapim ekleri ile zengin olmasidir. Örnein, professor M.Huseynzade Azerbaycan dilinde yalniz fiilden isim yapan eklerin 22 olduunu bidirmitir.[3.s.35-40] Ingilizce`de önek, soneklere nispette daha çoktur. Örnein, günümüz ngilizcesinde yaklaik 80 önek olduu bilinmektedir. Tabii ki, bu öneklerin kesin sayisi deil. Tüm bunlardan baka ngilizcede söz yapmada aktif olan 121 kök mevcuttur. Kelime yapma ve terim yapma vasitalarini kullanarak morfolojik yolla Azerbaycan dilinde ve ngilizcede ekonomi terimlerin üretilmesini karilatiralim. O zaman her iki dilde de terimlerin dilin kendi olanaklari esasinda yaratilmasina üstünlük verildiini göre biliriz. Örnein, günümüz Azerbaycan dili ve ngilizcede morfolojik yolla terimlerin yaranmasinda çok kullanilan eklerin ekonomi terimlerinin yapimindaki rolünü inceleyelim. 1.-ma,-me eki. Dilbilim fihristlerinde ­ma,-me ekinin terim yapmadaki rolü ile ilgili bunlar söylenilmektedir: " Bu ek terimlerin yapiminda en verimli eklerden sayilmaktadir. Onun aracilii ile imdiye kadar terminolojide ayri ayri süreç, kavram ve anlayilari bildiren yüzlerle terim yapilmiti.[7.s.79] ­ma,-me eki ekonomi terimlerinin yapiminda da en verimli eklerden biridir. Ingilizcede ­ma,-me`nin karilii gibi bir kaç ek kullanilmaktadir. Örnein, -ment: impoverishment-yoxsullama (fakirleme), payment-ödm(ödeme), enrichment-znginlm(zenginleme), -tion: appropriation-mnimsm (menimseme), deducation-ayirma (çikarim), computation ­hesablama (hesaplama) -ing: underloading-natamam yüklm(yarim yükleme), clearing cliringndsiz hesablama(kliring usulü), sorting out-çeidlm(çeitleme) Belirttiimiz eklerden en verimlisi ­tion`dur. Bu ekin etimolojisi ile ilgili anafikir onun eski Fransiz ve ya Latin diline ait olmasidir. Eski Fransizca`da ­cion eklinde olmutur. Günümüz Fransizcasinda deimi, -tion eklini almitir. Latincedei ­tio ekinin aynisidir. Latin dilinde cinsi belirtmek için-tionis varyanti da mevcut olmutur.[9]

86

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Azericede ­ma,-me ekinin aracilii ile yaranan türemi terimlerin ngilizcedeki karilii da yapim eklerinin yardimi ile yapilmaktadir. Azericedeki ­ma,-me eki direkt fiil köküne ekleniyor. Fakat bazen fiil köküne deil de, fiil gövdesine ekleniyor. Yani ek kabul etmi fiile getiriliyor. Demek ki, bu zaman gövdeye ek getirmekle yeni kelime, terim yaraniyor. Böyle türemi kelimelerin kökü çeitli sözcük türlerine ait olabilir. Bu zaman ­ma,-me ekini kabul ettikte onlar nominativlik kazaniyorlar. Isime (ada) dönüerek çeitli süreçleri ifade eden ekonomi terimi gibi anlam taiyorlar. Örnein, hesab-la-ma (hesaplama), taraz-lama(dengeleme) 2. -liq,-lik,-luq,-lük eki. Ingilizce ­ness,-y,-sure,-ture ekleri Bu ek dier Türk dillerinde olduu gibi Azerice`nin de dilin tüm safhalarinda en verimli eklerden biridir. Dilimizde ister anlam özelliklerine, isterse de çok kelime türetmesine göre en verimli ek sayilan ­liq,-lik,-luq,-lük eklerine dier Trük dillerinde de rastlayabiliriz. Tek fark azacik sesbilimsel deiiklie uramasidir. [8.s.158] Bu ek günümüz Azericesinde terimlerin morfolojik yolla yaranmasinda aktif rol oynamaktadir. Dilbilimsel kaynaklarda ­liq,-lik,-luq,-lük ekinin çeitli anlamlarda isim yapabilmesi defalarca hatirlamiti. S.Sadigova bu konuda böyle fikir yürütmektedir: " Kendi semantikal özellikleri bakimindan geni kelime yapma dairesine sahip bu ekler çeitli sözcük türlerine getirilerek yeni terimler oluturuyorlar. Bu ekler ilerideki mana gruplarina ait terimler yapiyor: Çeitli eyalara ait özellik ve belirti beldiren sifatlara ekelnerek bu özellik ve belirtiyi kendisinde yansitan terimler yapiliyor. Sayi ve zamirlere eklenerek soyut anlamli terimler yapiliyor. Bazan sifat ve isimlerin sonuna getirilen bu ekler soyut kavramlari ifade eden terimler türetiyor[7.s.78] Azerbaycan terminoloji sisteminde ­liq, -lik, -luq, -lük ekinin böyle kelime yapma özellii ekonomi terimlerinin morfolojik yolla yaranmasinda da gözlemleniyor.Örnein, asililiq (baimlilik), qanunvericilik (yasama) ucuzluq (ucuzluk), pulsuzluq (parasizlik), yoxsulluq (yoksulluk), intensivlik (yeinlik) ve b. Örneklere baktiimizda görebiliriz ki, Azerbaycan dilinde ­liq,-lik,-luq,-lük eki Türk kökenli kelimelerin yanisira Avrupa ve Arap-Farsi kökenli kelimelere de getirilerek ekonomi terimleri yaratabilir. Sözkonusu ekler bunun yanisira hem basit, hem de türemi kelimelerden ekonomi terimi oluturulmasinda da ayni derece aktiftir. Bu ekin yardimi ile yapilan üretim, bilim, teknoloji, ziraat, sanayi dahil ekonomiye ait terimlerin ngilizce kariliklari da daha çok ekler aracilii ile yaranan kelimelerdir. Örnein, "unemployment" terimi Azerice`deki "isizlik" kavraminin kariliidir. Bu kelimedeki ­ment ngilizce`de fiilden isim yapan sonektir. Kelime harfen çevirisi "isizleme" kelimesine daha uygundur. Fakat Azericede bu ekil kullanilmamaktadir. Yeri gelmiken, Azericedeki -ma,-me ekli ekonomi terimlerinin büyük bir kisminin güncel konuma dilinin aktif üyesi olduunu da hatirlatmak gerek. Bu kelimelerin, belirli ve hiç de az olmayan kismi üphesiz dilden hazir ekilde terminoloji sisteme tainmitir. Ingilizcedeki ­dom soneki Azericedeki ­liq, -lik, -luq, -lük ekinin fonksiyonlarini taiyor. Örnein, kingdom-krallik, fredom-azadliq(baimsizlik) Ayni özellie ­al eki de sahip: annual-illik(yillik), annual balance-illik balans (yillik bilanço). Bu kelimenin kökü-ann`dir. Bu ekin anlami yil demektir. Ann sözcüü yapim kökler sirasina dahil. Annual kelimesini içerik bakimindan böyle ayirmak olur: ann-u-al

87

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ngilizcedeki ekonomi terimlerinin bazilarinin harfen çevirisi dilimizdeki karilii ile ayni olmuyor. Bu zaman -lik eki devreye giriyor ve Azerbaycan dilindeki terime ekleniyor. Örnein, "handicraft" ngilizcede bileik bir kelime ve sentaktikal yolla yapilan bir ekonomi terimidir. Azericede "elle yapilan" anlamini veriyor. Bu terimin karilii olan asil kelime ise "kustarliq" terimidir. "High prices" da ngilizce`de iki kisimdan oluan bileik terim ve kelime grubu eklinde bir sözcüktür. High ­yüksek, price-deer, fiyat anlamindadir. "s" çoul ekini göz önünde bulundursak, terminolojik kelime grubunun harfen çevirisi "Yüksek fiyatlar" diye anlailiyor. Asil karilik ise "Bahaliq" (pahalilik) dir. Günümüz ngilizcesinde ­able, -eble soneki sifat yapimi için kullaniliyor. Bu ekin Azericedeki karilii ­li,-li,-lu,-lü ekidir. Fakat sözlüklerin birinde preferable tariff "üstünlük tarifi" gibi çevrilmiti.[1.s.128] Fikrimizce burada kavramin ekonomik anlaminin daha açik verilmesine çalimiti. Kelime grubunu "Üstün tarif" gibi de vermek olur. Ayni fikirleri preferably duty-"üstünlük gümrüü" terminoloji birleiminin birinci tarafina da ait edebiliriz. 3. -çi, -çi, -çu, -çü eki. ngilizcede ­or, -er, -ist ekleri. Kelime kökü Türemi terim Economy-iqtisad(ekonomi) Economist-iqtisadçi-ekonomist Pot-dibçk(çömlek) Potter-dulusçu-çömlekçi Speculate-alver(kurgula) Speculator-alverçi(borsaci) Share-pay(hisse) Share holder-payçi(hissedar) Strike ­ttil(grev) Striker-grevci Günümüz ngilizcesinde belli sanat, i ve b. çalianlari ifade etmek için kullanilan kelimeler ve terimleri yapmak için -er,-or,bazan da ­eer (auctioneerauksionçu-mezatçi)ekleri kullanilir. Bu eklerin Azericedeki karilii -çi, -çi, -çu, -çü ekleridir. Ayni anlamli eklerden olan ­ant Azerbaycanca daha çok Farsi kökenli kelimelerde kullanilan ve bazan kelime yapiminda kullanilan ­dar ekine uygun oluyor. Ingilizce`den Azerice`ye çeviri zamani bazan bir alinma ekin bir dieri ile takas edilmesi gözlemlenebilir. Örnein, "Acceptor", "accept+or" eklinde bir ekonomi terimidir. Onun karilii gibi "akseptçi" sözcüü verebiliriz. Fakat, sözlükte bu ekin karilii gibi "akseptant" kelimesi yazilmitir. ­ant ngilizcede sifat yapan ektir ve daha çok ­li, -li, -lu, -lü ekinin karilii olabilir. Demek ki, sözlükte terim "akseptli" anlaminda verilmiti. Tabii ki, burada asil alinma "akseptor" terimini de kullanabiliriz. -ant eki azacik da olsa -çi, -çi, -çu, -çü eklerinin kelimeye ekledii anlam fonksiyonunu taiyor: Tenant-kirçi / kirayçi (kiraci) -er,-or eki ngilizcede belirli ii yapmak için kullanilan eya adini bildiren terimler yapiyor. Bu makamda Azerice`de -çi eki kullaniliyor.Örnein, calculatorkalkulyator(küçük hesap makinesi). Göründüü gibi terim olduu gibi kabul edilmi ve hatta yapi bakimindan da deimemitir. Aslinda ngilizce`de, terimin harfi harfine anlami "hesaplayan, tahmin eden" eklindedir. Fakat bu ekil dilde yaygin deildir. Özel anlamda eyayi kesinletirmek için kullanilan terim sentaktikal yolla, yani kelime grubu eklinde yapiliyor: hesaplayici main(hesaplama makinesi). Bu terim "calculator" teriminin karilii gibi Azerice`de kullanilmamaktadir. 4. ­im, -im,- um, - üm eki: artim, yiim (toplama), tutum (hacim), ve b.

88

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Ingilizce`de kelime ve terim yapmada Azerbaycan dilindeki ­im, -im,- um, üm ekinin karilii gibi önekler kullanilmaktadir. Böyle öneklerden biri de "over"dir. Over kelimeye eklendiinde "daha çok" anlaminin ayri ayri çalarlarini yansitiyor. Örnein, "overpopulation" terimi ngiliz ekonomi terminolojisinde "nüfus artimi" anlaminda kullaniliyor. Terim iki ana kisimdan olumaktadir: over+population. Terim bir baka terimle birleerek terim birleimi yaratiyor: absolute overpopulation- mutlak nüfus artimi. Tabii ki, "over" öneki "population" kelimesi ile birleerek "nüfus artiklii", "nüfus çokluu" manalarini da veriyor. Bu öneki Azerbaycan dilindeki belirli yapim ekinin karilii kabul etmek doru deil. Eklendii kelimeye yeni anlam çalarlari katabilen bu ekle yapilan türemi terimler Azericede kelime grubu eklinde çevriliyor: overtime hour-i zamanindan artik i saati(mesayi saati), overtime payment-i zamanindan artik maa (mesayi parasi),overtime work-i zamanindan artik i(fazla mesayi) 5. -i, -i, -u, -ü eki : buraxili(birakma), udu (kazanç) 6. -qi, -qi, -qu, -qü eki: alqi(ali), satqi (sati), bölgü( bölgü), itgi (kayip) 7. -ici, -ici, -ucu, -ücü eki : alici, satici, bölüdürücü, paylayici Ingilizcedeki gövdeleri göz önünde bulundurursak bu dilde 200`den fazla ekin mevcut olduunu görebiliriz. Biz onlarin ekonomi terimlerinin türenmesinde en yaygin olanlarini ve onlarin Azerice`deki kariliklarinin özelliklerini inceledik. KAYNAKÇA ngilizce-Azerbaycanca ekonomi terimleri sözlüü. Bakü.2001.s.128 Kasimov M. Azerbaycan dili terminolojisinin esaslari.Bakü.1973 Hüseynzade M. Müasir Azerbaycan dili. Morfoloji. Bakü 1973 Müasir Azerbaycan dili. I cilt. Bakü 1978 . II ..1989 Seyidov Y.Azerbaycan dilinin grameri.Morfoloji.Bakü.2002. Sadigova S. Azerbaycan dili terminolojisinin teorik problemleri. Bakü.2003 Caferov.S. Müasir Azerbaycan dili.Bakü.1982 http://www/yourdictionary.com/tion-suffix

89

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

16. TKNT RKTLRNN SMRLLYNN YÜKSLDLMSND BENÇMARKNQ METODUNDAN STFADNN ÜSTÜNLÜKLR - Elad YUSIFOV Msim olu53 g e, e t. g el c c t. Tikinti irktlrinin smrliliyini yüksltmk üçün Bençmarkinqdn v ya müqayisli thlil metodundan istifad edirlr. Klassik trif uyun bençmarkinq (benchmarkinq)- konkret bazarda öz yerini tutmaq üçün birinci drcli sahibkarliq tkilatlari il müqayisd tkilatin ilrinin mqsdini v strategiyasini qiymtlndirmk üsuludur. Bençmarkinq bzi elmi mktblrd (msln, Fransada) müvffqiyytl ilyn sahibkarliq tkilatlarinda idaretm metodunun istifadsi kimi tsvvür edilir, yni sahibkarliq faliyytinin digr sahlri il müqayisnin nticsi kimi v ya rqiblr trfindn öz tkilatinin zif trfinin akar edilmsi kimi. Bençmarkinqin istifadsind istehsal v marketinq funksiyalari n idar ediln olur v ya tdqiqatdan sonra digr sahibkarliq faliyytinin yaxi metodlari v texnologiyasi kimi ttbiq edil bilr. Tdqiqatin aparilmasi prosesi be mrhldn ibartdir: - problemin dqiq müyynldirilmsi v tdqiqatin mqsdinin qoyuluu;

53 g . Azrbaycan Memarliq v Inaat Universiteti.

90

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

- birinci v ikinci mlumatlari istifad etmkl informasiyalar yiimi planinin hazirlanmasi. Birinci mlumatlarin yiimi tdqiqat metodunun seçilmsini (müahid, sinaq, soru) tlb edir, tdqiqat vasitlrinin hazirlii (seçm vahidi, seçm hcmi, seçm üsulu), otaqlarla laq üsulunun seçilmsi (telefon, poçta, xsi müahid); - kabinetdnknar v ya laboratoriya axtarilarinin kömyi il informasiyalarin yiimi; - orta sviyy göstricilri mlumatlarinin alinmasi cmindn ntic çixarmaq üçün yiilan informasiyalarin thlilindn, müxtlif növlü qariliqli laqlrin akar edilmsi; - marketinq üzr idary sas nticlrin tqdim edilmsi. Bu qrarlarin qbul edilmsin kömklik edr. Bençmarkinq özünmxsus oxar- predmet tdqiqatinin etalon obyekti kimi istifad edil bil bazani yaradir. Sahibkarlar bençmarkinqin altlrini istifad edrk müxtlif olurlar: konkret mövqeyini möhkmlndirr; alicilarin tmini drcsini yüksldr; smrlliliyi yaxiladirar; prosesin zif yerini müyyn edr; yeni ideyalari ilyr; tkili yaxiladirar v s. Bençmarkinq müahidçinin gözündn gizlnn bazar proseslrinin v hadislrinin thlili üçün istifad edilir. Onun xüsusiyyti bazar mühitinin müxtlif subyektlrinin faliyyti haqqinda tam informasiyalar yimaqdir. Yiilan informasiya rqib mühit liderlrinin sahibkarliq faliyytinin xarakteri haqqinda n geni tsvvür almaqdir. Bençmarkinqin sas növlrini aaidaki kimi ayirmaq olar: 1. Daxili bençmarkinq- korporasiyanin daxilind hyata keçiriln bençmarkinq prosesi tsvvür edilir. 2. Rqabt qabiliyytli bençmarkinq- spesifiki mhsullarin tdqiqini, prosesin mümkünlüyünü v ya müssis-rqiblri inzibati metodlarini nzrd tutur. 3. Funksional bençmarkinq- hmin sektorda iki v ya çoxlu tkilatlarin müyyn funksiyasinin müqayissidir. 4. Bençmarkinq prosesi- müssislrl müqayis edilmd onlar üçün müyyn göstricilrin dyiilmsi istiqamtidir, xarakteri is tamamil oxar proseslrd olduu kimidir. 5. Qlobal bençmarkinq- bu növd strateji bençmarkinqin assosiativ bençmarkinql ttbiqin baxilir. 6. Ümumi bençmarkinq- sahibkarliq faliyytindn asili olmayaraq iki v ya çox tkilatin müyyn funksiyasi müqayis edir. Mütri, mliyyat, xrclr v s. bençmarkinq d mövcuddur. Beçmarkinq prosesini mrhllr bölmk olar: 1. Üstünlüyün ld edilmsi thlilinin müyyn edilmsi. Bu mrhld sahibkarliq faliyytinin o obyektlrini müyynldirmk lazimdir ki, üstünlü thlilinin kömkliyi il tdqiq etmk mümkün olsun. Ona gör d bütövlükd tkil v onun ayrica trkib hisslrin tnqidi olaraq yenidn baxilmaq mümkünlüyü mövcuddur. Eyni zamanda da müyyn etmk lazimdir ki, hansi nöqteyi-nzrdn üstünlük thlilini aparmaq - daxili v ya xarici (msln, alicinin mövqeyi trfindn).Tdqiqat obyektinin seçilmsini hmi tikinti irktlrinin özlri tyin edir. Bel halda rqabtin üstünlüyünü realladirmaq üçün n mühüm amillrin ölçülmsi meyarlarini müyynldirmk, sonra is maraqlanan sahd n smrli ntic ld

91

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

etmk üçün sahibkarliq tkilatlarini ayirir. 2. Üstünlük thlili üzr trfdalarin akar edilmsi. Bu mrhl n yaxi sahibkarliq tkilatinin- thlil ediln tkilatla müqayisd yüksk drcsi ol liderin axtariini nzrd tutur. Ona gör d aaidaki addimlar mümkündür: tez keçn (sti) icmal- lverili mlumatlarin yiilmasi; informasiya mnblri kimi irktin faliyyti haqqinda hesabati, jurnallari, kitablari, mlumatlar bazasini, müssislrin siyahisini, seminarlari, yarmarkalari, marketinq klublarini, müahid uralarinda itiraki, i laqlrini v s. tklif etmk olar; "qaydaya salmaq"- srncamda olan mlumatlari ardicil tsvir etmk; "n yaxisini seçmk"- lverili olan trfdalari seçmk v s. 3. nformasiyalari yimaq. Keyfiyytli mlumatlari yimaqdan lav hmin faza liderlrinin ilrinin smrliliyini izah edn proseslrin v ya amillrin öyrnilmsi v tsvir edilmsi d lazimdir. nformasiyalar yiimina aaidaki msllr daxil edilir: müyynldirm v izah edilmdn ibart soru vrqlrinin konsepsiyasi; qüvvtli v zif chtlr haqqinda informasiyalarin seçilmsi; üstünlük thlili üzr trfda haqqinda faktlari yima; lav mnblrin istifad edilmsi. 4. nformasiyalarin thlili müqayisni mürkkbldir bil v nticni korlaya c tsirlrin akar edilmsini nzrd tutur. Burada aaidaki hrktlri tklif etmk olar: alinan mlumatlarin nizama salinmasi v müqayis edilmsi; informasiya materiallarinin keyfiyytin nzart; müqayisni korlaya bilck amillri müahid etmk; nöqsanlari ml gtirn sbblri v idki nöqsanlari akar etmk; xüsusi resurslarin v knardan tdarükün hesabina komplektldirmni hazirlayanlar arasinda seçmnin mümkün olmasi nticsinin thlilini aparmaq. 5. Alinan mlumatlarin mqsdyönlü hyata keçirilmsin tkc ilniln yaxiladirmalarin ttbiq edilmsi hm d mümkün olan çtinliklr qari durmaq üçün tkilatin glck inkiafi lazimdir. Üstünlük thlilinin nticlri haqqinda hesabat sasn yaxiladirmanin imkanlarini akar edir; sahibkarliq tkilati ilrinin adi plani laqli aparilir v zruri halda lazimi dyiikliklrin plani ilnilir. Fasilsiz proses kimi üstünlük thlilinin baa düülmsi sahibkarliin glck inkiafi üçün nticlrin istifadsinin qabaqcadan müyyn edilmsi . 6. Proses nzart v thlilin tkrar edilmsi. Thlilin nticsinin ttbiqi prosesin nzart iki istiqamtd ola bilr: sahibkarliq tkilatlarinin ilrinin nticlrinin müyyn edilmi qiymtlndirici göstricilrinin inkiafi; araliq mqsdlr nail olmanin yoxlanilmasi v resurslar v müddtlr üzr planlara riayt edilmsi. Qeyd etmk lazimdir ki, bençmarkinq mrhllrind metodlar v proseslr daima dyiilir. Yaxin vaxtlara qdr n yaxi hesab ediln, tezlikl standarta cavab ver bilmz v ya köhnl bilr. Bununla bel üstünlük thlili vahid faliyyt kimi yox, hm d sahibkarliq faliyytind funksiya kimi formal olaraq müyyn edilmlidir. Xarici irktlrin tcrübsi göstrir ki, bazarda mhsulun sati müvffqiyyti tkc onun istehsal v maliyy imkanindan yox, hm d tlbin müyyn edilmi ödm qabiliyytindn, yni istehlakçiya yönldilmi marketinqin istifad edilmsindn asilidir.

92

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Tikinti irktlrinin yoxlanilmasinda balica nöqsanlar kimi aaidakilar akar edilmidir: - layihlndirm menecmentinin olmamasi, bel hal "tam hazir obyekt" layihsi üzr etibarli podratçi olmaa maneçilik edir; - layihlrin kifayt qdr maliyyldirilmmsi; - tdarükçülr bksinin inkiaf etmmsi. Bençmarkinq metodu il yerin yetirilm tkc istehsal v kommersiya msllrin deyil, hm d psixoloji aspektlr toxunur. Onlarin kömkliyi il sahibkarliq tkilatlarinda xüsusi psixoloji iqlim yaratmaq mümkündür. Bençmarkinq sahibkarlq faliyytini bel dyrlilrl znginldirir: öz inkiaf qabiliyytini; pe sviyysinin yükslmsini; ümumi mdniyyti. Kiçik sahibkarliqda da (kiçik irktlrd) bençmarkinqin ttbiqi mqsd uyundur, çünki kiçik müssislr (tkilatlar) rqabt mühitli liderlrin idar qrarlarini, istehsal, marketinq, kommersiya v maliyy faliyyti tcrübsini tdqiq ed hmin qrarlari öz msllrin v raitlrin uyunladira . Bellikl, kommunikativ amillrin tsiri qüvvtlnir, çünki bençmarkinq prosesind kiçik v iri tikinti irktlri arasinda daimi kommunikativ laqlrin yaradilmasi ld edilir.

DBIYYAT 1.irliyev V., Mmmdova N.N. Tikinti müssissinin tsrrüfat faliyytinin thlili. Drslik. Baki- "Nurlan" -2006, s.466. 2. Qeybullayev Q., Mmmdov M., Eyniyev T. naatin iqtisadiyyati. Baki 2002. 3.Pekova Y.P. Firmanin faliyytnd marketinqin thlili. M.: Os ­ 89, 1996, s. (Rus dilind).

93

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

17. LAYHLRN DAR EDLMSNN TKLAT STRUKTURUNUN TKKÜLÜ ÜZR YEN MÜDDALARIN LNLMS METODOLOGYASI - Fraim VLIYEV lif olu54 XÜLAS Mqald müllif qeyd edir ki, mnzil tikintisi layihlrini smrli realladirmaq üçün proses aaidaki sas itirakçilari clb etmk lazimdir: - layihlrin idar edilmsi üzr funksiyalari v maliyy aktivlrini cmldirn irkti-dar ediln irkti; - layihnin tam ilnmsini tmin edni v sifariçini ­ bina tikn funksiyasini yerin yetirn v lisenziyasi olan Developer irktini; - hrin saslandirilmasini, torpaq sahlrinin istifad edilmsi aktinin trtib edilmsini, layihlndirm üzr ilri bilavasit yerin yetirn, layih tkilatlarini; - tikiln sahlrin realladirilmasi il mul olan Rielter irktini. Xoldinq birlmsinin üstünlüyü vahid rhbrlikdn v faliyytin koordinasiya edilmsindn ibartdir. Müllif hesab edir ki, xoldinq quruluu çrçivsind faliyyt növlrinin v funksional sahlrin müxtlifliyinin inteqrasiyasi, yni idar edn, developer, rielter v istismar irktlrinin daxil edilmsi, mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasi smrliliyinin artmasini tmin edr, çünki mnzil tikintisi itirakçilarinin ,Xoldinql birlmsi optimal nticnin ld edilmsi üçün layihlrin idar edilmsi aktivlrini tam hcmd istifad ed bilr. Mqald göstrilir ki, layihni realladirmaq üçün layihnin yaradilan dstsin Xoldinqin qurulularindan mütxsislrin ayrilmasi nzrd tutulur. dar

54 Azrbaycan Memarliq v naat Universiteti, Bakü/AZERBAYCAN.

94

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

edn irktin direktoruna bilavasit tabe olmaqla layihnin rhbri tyin edilir v ona slahiyytlilik v msuliyyt daimaq hüququ verilir. Mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasi proseslri vahid texnoloji tsikl tkil etmlidir , çünki bu hr eydn vvl , vahid xoldinq strukturu çrçivsind onlarin laqsinitmin edir. Mnzil tikintisi layihlrini smrli realladirmaq üçün proses aaidaki sas itirakçilari clb etmk lazimdir: 1. Layihlrin idar edilmsi üzr funksiyalari v maliyy aktivlrini cmldirn irktlri- idar edn irkti, Xoldinqin idar edn irkti sviyysind maliy planladirilmasi, koordinasiya v kontrollinq cmldrilir .Laynhnin maliyldrilmisinin tkili üzr faliyyt , layih-lrin portfeli çrçivsind xoldinqin bütün layihlrinin laqlndrilmsini hyata keçirir. dar edn irkt mühasibat uotunun aparilmasini hyata keçirir, heytin idar edilmsi msllrinini hllini v xoldinq itirakçilarinin hüquq tminatini tkil edir, iqtisadi thlüksizliy cavab verir. Tsvir ediln proseslri realladirmaq üün idar edn irktin tkilat strukturlarina aaidakilar daxil edilmlidir: - strateji öb: planladirma , inkiaf ; - idar öbsi : maliyy , daxili audit , mühasibat uçotu, hüquqi tminat, heytin idar edilmsi; - kömkçi öb : informasiya texnologiyasi , katiblik , tsrrüfat ­texniki. 2. Layihnin tam ilnilmsini tmin edniv sifariçini ­ bina tiknin funksiyasini yerin yetirn v lisenziyas olan Developer irktini; Devolator irktinin sas funksiyalari aaidaki biznes ­proseslrl tqdim edilir: axtari v qiymtlndirm; develapment, tikinti , tikintinin monitorinqi v sati , tikintinin kontrollinqi. Proseslrin realladirilmasi Dviloper irktinin aaidaki struktur bölmlri çrçivsind aparilir: inversitiya biznesinin inkiafi öbsind , tikintinin idar edilmsi öbsind, plan-iqtisad öbsind. 3.hrin saslandirilmasini , torpaq sahlrinin istifad edilmsi aktinin trtib edilmsini , layihlndirm üzr ilri bilavasit yerin yetirn layih tkilatlarini; 4. Obyektd tikinti ilrinin aparilmasi üçün clb ediln , tikinti irkti; 5.Tikinti sahlrinin realladirilmasi il mul olan , Rielter irktini; Rielter irktin aaidaki struktur bölmlri daxil edilmlidir:dainmaz mlakin birinci v ikinci bazar öbsi , marketinq öbsi, realladirma v trtib edilm öbsi, icar öbsi , qiymtlndirm öbsi, ipoteka kreditldirmsinin tkili öbsi. Qeyd etmk lazimdir ki, idar edn, Developer e Rielter sirktlrinin tklif ediln tkilat strukturlari ona saslanir ki, bütün kömkçi faliyyt, msln, hüquqi müda-fiy, mühasibat v idar uçotu, heyytin idar edilmsi, tsrrüfat-texniki tminat, idar edn irktin müvafiq bölmlri çrçivsind cmlnir, Developer v Relter irktlri is mnzil tikintisi layihlrinin idar edilmsinin sas biznesproseslrinin bilavasit realladirilmasi il mul olan, struktur bölmlri özün daxil edir. Bel yanama rhbr heyytin ixtisara salinmasi v funksiyalarini tkrar olunmamasi hesabina irktin mkdalarinin miqdarini minimuma endirmy imkan verir. Bizim fikrimizc, birlmi struktur çrçivsind yuxarida göstriln strukturlarin cmldirilmsi mnzil tikintisi layihlrinin idar edilmsind müyyn

95

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

sinergetik smr verir. Xolding birlmsinin üstünlüyü vahib rhbrlikdn v faliyytin koordinasiya edilmsindn ibartdir. kil1. Mnzil tikintisi layihsinin realladran komanda quruluu Layhnin rhbri

Qbul v qiymtlndirm ``` üzr mütxsis

Layhnin müdiri

Tikinti üzr menecer

Alinma üzr uzr mütxssis

`

Qeydiyyatin trtibi üzr mütxsis

Development uzr mütxssis

Tikinti üzr mütxsis Tikintinin nzartisi Tikintinin koordinasiy asiçisi

Büdc üzr mütxssis

Layih portfelinin operativ idar edilmsi uzr

mütxssis

Sati üzr mütxssis

Layhnin nzartisi

Layih komandasi

Tsvir ediln vziyyt çrçivsind mnzil tikintisi layihlrinin idar edilmsi üçün inteqralladirilmi sturukturun tkkülünün iki mühüm sxemini tklif etmk olar. Birinci variant xoldinqd iki strukturun mcburi mövcudluunu nzrd tuturidar edn irkt v Developer irkti. Bellikl, xoldinq çrçivsind mnzil tikintisi layih-lrinin realladirilmasi üzr faliyytin üç sas istiqamtind ikisi cmldirilckdir-layihnin ideyasinin yaradilmasi, inkiafi v realladirilmasi, yni obyektin istismara thvil verilmsi anina qdr bütün layihnin realladirilmasi v layihnin maliyy vsaitlrinin tam idar edilmsi- maliyy vsaitlrinin axtarii v clb edilmsi, layihnin maliyyldirilmsinin bilavasit tkili v tmin edilmsi.

96

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Obyektin layihlndirmsi , tikintisi v realladirilmasi üzr ilr balanilan müqavillr sasn knar tkilarlarin clb edilmsi il icra edilir. Ancaq mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasi il mul olan, inteqralladiril-mi (birldirilmi) strukturlarin bel variantin optimal hesab etmk olmaz. Bu gün mn-zil bazarinin sabitlmsi raitind mütrilrin maraqlarinin uçotu layihnin müvf-fqiyytin tsir edn, mühüm amildir. Xoldinq çrçivsind xüsusi rielter irktinin mövcudluu ideyanin hyata keçirilmsi il mul olan, insanlarin six qariliqli tsirini tmin edr. Nhayt, irktin strategiyasindan asili olaraq xoldinqin strukturuna istismar irkti daxil edil bilr, sas vzifsi tikiln obyektlrin istismari il mul olmaqdir. Mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasi tkc xoldinq çrçivsind hyata keçirilmmlidir, hm d müqavily sasn layihy irktlrin v mslhtçilrin clb edilmsi il realladirila bilr. Ancaq bilmk lazimdir ki, mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasinin bel formasi, gr bir dflik xarakter daimirsa, bzi mövcud qüsurlari ola bilr: - layihnin müddtinin artirilmasi, bu müqavil münasibtlrinin trtib edilmsi v layihd itirak etmk üçün irktlrin seçilmsi üzr tenderlrin aparilmasi il laqdar lav msllrin meydana glmsi; - faliyytin yenidn koordinasiya edilmsinin vacibliyi v nticd irktin müstqil yaamasi v ilyck layihnin keyfiyytinin pislmsi. Bel halda, onun sahibkarinin müyyn etdiyi layihnin prioritetliyinin uyun glmmsi ehtimali; - mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasi tcrübsinin kifayt qdr olmamasi bu istiqamtd glck pekar faliyyt mnfi tsir göstrr. Müllif hesab edir ki, xoldinq strukturu çrçivsind faliyyt növlrinin v funksional sahlrin müxtlifliyinin intiqrasiyasi, yni idar edn, developer, rielter v istismar irktlrinin daxil edilmsi , mnzil tikilmsi layihlrinin realladirilmasi smrli-liyinin artmasini tmin edr, çünki mnzil tikintisi itirakçilarinin xoldinqd birlmsi optimal nticnin ld edilmsi üçün layihlrin idar edilmsi altlrinin tam hcmd istifad ed bilr. Xoldinqin strukturlari arasindaki münasibtlri sair kapitalinda bir müssisnin maliyy itirakina saslanaraq qurmaq lazimdir. Ana müssis qiz müssisnin smrlrin nzart paketin malikdir v bellikl sas kapitalda itirak etmsi vasitsil onlarin idar edilmsini hyata keçirir. Xoldinqin müsislari nisbi chtdn brabr hüquqlu v müstiqil olmalidirlar. Xoldinqin idar edilmasi koordinasiyani idar edn irkt hyata keçirir. Mnzil tikintisi layhlrinin realladirimasi prosesinin tkilin bel yanama layhnin hazirlanmasi prosesinin hmiyatli drcd yaxiladirilasina imkan yaradar v idaretmnin mrkzldirilmsi v mrkzldirilmmsi arasindaki balansin muyyn edimsi hesabina glck tikintini icra edr- yni bir trfdn idare edn irktd cmln maliyy resurslarinin mrkzi idar edilmsin, digr trfdn is ideyanin yaradilmasi v inkiafi hisssind layhnin realladirilmasini tmin edn, strukturlara nisbi mstqillik verilmsi layhnin realladirilmasi prosesin clb ediln, xoldinqin sturukturlari layih üzr faliyytin istiqamtlrinin mustqil tyin edilmsin v onun realladirilmasi üçün qaydalarin müyyn edilmsin hüququ vardir. Xoldinq çrçivsind mnzil tikintisi layhsinin realladirilmasi uzr ilrin tkilinin sas metodu layih idar edilmasi metodudur.

97

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Layhnin realladirilmasi üzr içi orqan kimi layhnin balanici haqqinda qrar qbul ediln halda yaradilan, müvqqti bölm faliyyt göstrir - xoldinqin strukturunun funksional bölmlrinin mkdalarindan layih dstsi (kil1). Layihni realladirmaq üçün layihnin dstsin xoldinqin qurulularindan mütxssislrin ayrilmasi nzrd tutulur (cdvl 1). dar edn irktin direktoruna bilavasit tabe olmaqla layihnin rhbri tyin edilir v layihnin müvffqiyytl reallamasi üçün ona slahiyytlilik v msuliyyt daimaq hüququ verilir. datetmy bel yanama irktlr arasinda msuliyytliliyi yuyub aparmaz v layihnin rhbrin layihnin dstsini tam cmldirr. Bellikl, layih üzr idar qrarlarlainin airliini mrkzdn layihnin dstsin keçirilmsi haqqinda danimaq olar. Layih dstsinin mhsulu tikiln obyektin istismara verilmsin qdr investisiya layihsinin hazirlanmasi v realladirilmasi prosesi çrçivsind idar faliyyti kompleksidir. Tklif ediln struktur çrçivsind layihnin realladirilmasinin sas prinsipiidar edn irktin müyyn etdiyi göstricilr dhlizind mnzil tikintisi layihlrinin realladirilmasi üzr faliyytin hyata keçirilmsidir. dar edn irktin irli sürdüyü, mhdudiyytlr sasn layihnin maliyy v müvqqti göstricilrin aid ola bilrlr. Cdvl 1. Yaayi evlrinin qaydalari v sturukturu. Mütxssis tikintisi layihsinin Dstsinin tkkülü

Layhnin rhbri Development uzr mütxssis Tikinti üzr menecer Büdc üzr mütxssis (smetaçi) Layhnin müdiri Tikintinin koordinasiyasiçisi Sati üzr mütxssis cra uzr mütxssis Layhnin nzartisi

Mrhl mkdain (Layih daxil edilmsi olma proseslri) Development direktoru Development Development Development Development Tikinti Tikinti Tikinti Development

tabe Xoldinqin strukturu,haradan mütxassislr clb edilmsi dar edn irkt,Developer irkti Layihnin Rielter irkti, direktoru realladiran söb Layihnin rhbri Developer irkti, tikintini idar edn öb Layihnin rhbri Developer irkti, plan-iqtisad öbsi hmiyyti yoxdur Developer irkti, tikinti idarsi öbsi Development üzr Rielter irkti, mütxssis realladiran öb Development üzr Rielter irkti, mütxssis realladiran öb Layihnin kontrollinq dar edn irkt, öbsi daxili audit öb Layihnin rhbri Tikinti üzr menecer

98

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Layihnin idar edilmsi üzr ilr v xidmtlr pulludur v investisiya layihlrinin investisiya xrclrinin müvafiq hisssini tkil edir. Mnzil tikintisinin investisiya layihlrinin bilavasit idar edilmsi aaidaki kimi hyata keçiril bilr: - investisiya qabai fazada-Developer irktinin investisiya biznesinin inkiafi öbsi idar edn irktin planladirma v strateji idaretm öbsi il birlikd; - investisiya fazasinda-idar edn, Developer v Rielter irktlrinin mkdalarinin daxil edn, layih Dstsi; - istismar fazasinda-Xoldinqin istismar irkti. dar edn, Developer v Rielter irktlrinin funksional struktur bölmlrinin mkdalari mr il layihnin müvafiq dstsin möhkmlndirilir. Bellikl, funksional struktur bölmlri matriç sistemind ilyir, Xoldinqin faliyytin mqsdli v funksional yanamani uyunladirir. Ancaq matriç yanamasi Dstnin faliyytinin layih sistemi il müvffqiytl uyunlaa bilr. Layih Dstsinin tkilat strukturunun ayrica müstqil sistemi kimi formaladirmaq olar-Xoldinq çrçivsind müstqil hüquqi xs kimi-dar edn irktin direktoruna layihnin rhbrinin tabe olmasi. Layihnin Dstsi hm xoldinq irktinin mkdalarindan, hm d xarici bazardan dvt ediln, mütxssislrdn formalaa bilr.

99

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

18. - 55 , , - . () . () . , c , . - «» , , c . c c c - . - , , c . . , .

55 c , Bakü/AZERBAYCAN.

100

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, , - . , , , - . , - . , , . c, . , , - . . () (International Standart Industrial Classification of all Economic Activities (ISIC). , c , . c. , («») , 45-c . , , - . , , , , , . , , c , ., , , , , , , , , , c , , , . . c, c : . , . c . c , , , , - .

101

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

: . , , , ( , , .). , , . ( ­ , , , . ), . , . . , : - ; - ; - ( ); - ; - ; - ; - , . - , ; - . c c c - . , , , , ( ) . . . , , , .

102

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, c , , , , , , - . . , - . « ­ ».56(2,5) ­ . c . , - , , - , , . , . , , , , . c . , . c ( , ) . . () . , , , - : - c , c, : - . , , , , , , c ; - ­ , . c c c , . .

56 .., .., .., .. () ­ .: , 2007, .5

103

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. ;57 (3,.20) - c, , . , , , , . . , . , , , , ­ . - ; - , : , , , , c . . c . , ; - . c 80 100 ; - c . c () , ­ . , , c . - . , c c ; - - - , - ; - . , ( , -, .) .

57 . . ... .: , 2007, .20-27

104

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, , - () . . c , () . : - , . , c , : , , , , ., , - . , . : . , , , - : - , , - . c . , , c , , , . - , , , , c c , ; - ­ , - , , ; . : , -, -, , , , , c . , - . - - , , c c . ,

105

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

c , c, , , , c . . . , , - . c, , c . 1. ( ) ­ .: 2004, .9 2. .., .. ( ) ­ .: 2007, .5 3. ( ) .. . ., 2007, .20

106

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

19. - - 58 c sürecinin . «j » ç , - j . c « » . c . « » - , , . . , : 1. ;

58 c « » , Baki/AZERBAYCAN.

107

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

2. - ; 3. - ( ); 4. . c , - . : - ; - ; - ; - , ; - , c - ; - c: , c; - , , c; - ; - , , , ; - c . , « » - . - () c . - « », « » « » . - c . c : I. ; II. ; III. ; IV. ; V. ; VI. ; VII. ; VIII. ; IX. c c;

108

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

X. ; XI. ; XII. . . , , , -, -; . c c c c 5-10%-, c 2530%- . c . (« ») 10-15%- . 7-10%- . - , . , ( c ) - . - . - c : - , c, ? - , c . - c . c c . - , . - : I : - c , ; - ; - , ; - . II : - ; - , ;

109

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

- ; - . c : 1) ; 2) ; 3) ; 4) ; 5) ; 6) ; 7) . . (, , c, ) . c . 2-3 -. - , . : += (1) += (2) / N im (3) / (4) ­ ; ­ ; ­ - ; ­ ; ­ ; ­ - c ; ­ (=/); ­ (=/). (1) (2) =/ . ­ - . - , c , «-» . , - , c .

1. , . . , «», 2000, 196 . 2. .. c . ., « », 2004.

110

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

3. .., C .. : . . ., , 2001. 4. .., .. « » . 2005.

20. ­ Lal BRAHML Nadir Qizi «» . . « » . «» «» .

111

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. ( , , .), c (, , ) . c . . , , c . c c , c (, .) , - . . . c (, .) - . . ( , ) c . c, - . - . , , . c , c , - . , 60-90% , c. . . ; ; ; .

112

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

c . , , , , c, , , . , . c : , , , . 26 c -- . c : . , c , , , , . , 50 . , . , , , . c , c . , , c c c. - . 220 , 61 . 280 . ( , , C )- . c . , (25-30) . . , 2,5 . . . 0,5 . , , 10 , c 1 . 500 . .

113

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, . , , . , c 50% , c . c , . c, - 2 3-5 , c 25% , 10%. , , c, c . c, c , , , . , , , , , . c . c . . , , . . 10-15% . . , , c . , - . . c 10 15 . . . .

114

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

c . c , , c, . . , : - (1/ ) ; - ; - , c ( ) ; - . c . : - , ; - c , , . . . . , , . : - (, , , .), c , . - , (, , , .); - c . . ( , , . .).

115

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, , , , - . , 60 , c 50-, c 45 , c 40 , 30-35 . . 70-80 . - : ; c ; . : ; c , . . c , 1 . c , , c (, , , , , , .). . c : c, , c . . 2501100 . - . 2-2,5 . : c ; (, , . ); ; . . , , , c .

116

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. , c . , , c , . « » - c 200 . , c . c ­ , , .

117

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

21. YURTDIINA AKIN, MANEV DEERLERN KAYBOLMA NEDENLER - ELZA SMALOVA59 Dünya entegrasyon süreçlerini hizlandirmak amaciyla da sati ve yatirim alanlarinda sik sik rastlanilan engellerin ortadan kaldirilmasi zaruri sayiliyor. Bunun için de dünyanin tüm bölgelerini kapsamaya neden olacak yeni uluslararasi standart ve tesislerin kurulmasi, oldukça gerekli sayilan ilerdendi (1, 126). Bu nedenle de uluslararasi birliklerin sayi durmadan artmaa baladi. 1960'li yillarda sayi aai yukari 7 bin civarinda belirtilen bu istatistik veriler çada dönemde 40 binden fazla sayi yansitmaktadir. Özellikle, ABD, Japonya, Büyük Britanya, Fransa, Almanya, Çin, Güney Kore gibi devletlerin uluslararasi irketleri sürecin aktif katilimcilaridirlar. Dünyanin jeopolitik ve ekonomik haritasinda küreselleme sürecinin 44 ana ekonomik mekan çerçevesinde gruplatirabiliriz. Kuzey Atlantik, Pasifik Okyanus havzasi ve Güney ekonomik mekan. Bu üçgendeyse küresellemenin itici küvet gibi devlet ayarlanmasi diinda maliye bank ve dier uluslararasi birlikler çalimalar yapmaktadir (2, 359). Belirdiimiz gibi, küreselletirme ­ ekonomik, siyasal, kültürel, teknolojik, askeri, hukuksal entegrasyon sonuçlari olan bir süreçtir. Bu gibi birleme ve satin alma çalimalari da küreselleme sürecinin hizlanmasinin bir sonucudur. Küreselletirme yaninda yeni dünya düzenini `tasari' yapma ileviyle yükümlenmi uluslar ötesi, devlet ötesi kurum ve kurulular ortaya çikmaktadir.

59 Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Felsefe Ve Siyasal Hukuk Aratirmalari Enstitüsü, Doktora Örencisi; Bakü/AZERBAYCAN.

118

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Son yillarda Kuzey Amerika ve Bati Avrupa ülkelerine ait irketler hizla gelimekte olan ülkelerle nispet yapmakta sakiniyorlar. Bunun önemli nedenlerinden biri insan gücü fiyatindaki farktir. Sonuçta Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve s. ülkelerin üretici ve hizmet veren irketler dünya piyasalarinin gidince daha fazla yerini kapsamaktalar. Örnein, Avrupa piyasalarina girebilmek için bu irketler Dou Avrupa ülkelerine büyük yatirimlar yatiriyorlar. Rekabete duru getirmek için amaciyla dünya devleri sayilan irketler gidince çalima insan gücünün pahaliya mal olduu ülkelerde çalianlarin sayisini azaltiyor veya stratejisini deiiyor. Son dönemlerde bilgi sahibi ve taiyicisi olan insan kuvvesini elde etmek irket evliliklerinin önemli amacina çevrilir. Daha sonraki amaç "beyin gücünün" korunmasi ve irket içinde tutulmasi sorununu çözmektedir. Fakat bu türlü birlemeler hep baarili olmaz. Belli olmu ki, böyle durumlarda satin alinan irketin üst düzeyinde çalianlarin %47'si bir yil içinde, %72'siyse üç yil içinde irketten ayrilir. Bunun nedeni "kültürel farkin" veya daha kapsamli anlatirsak "kültürel ortama uygunsuzluu" ortaya çikmaktadir (3, 11). Dünya bankasinin hesaplamalarina dayanarak, on yilliin sonuna kadar kalkinmakta olan devletler küresel içi kuvvesinin %86'sini salayacai zamandan gelimi devletler doum düzeyinin dümesi ve nüfusun yalanmasi nedeninden belli sorunlarla karilaacak. BM'nin Migrasyon Politikasi ve Aratirmalar Üzere Bakani Cevre Appave belirtmi ki, uluslararasi düzeyde migrasyonun yönetilmesiyle ilgili azlik vardir. Fakat çalianlar migrasyonu gibi konularda çelikiler var. Uluslararasi ve uzmanlarla olan teklif ve talebin dengelenmesi yollarin bulunmasi önemli konudur. O belirtmi ki, o siradan da demografi, piyasa dinamii, sosyal entegre ve kültürel özellikler gibi konularin da çözümü gerekir. Migrasyon ve gelime dinamiinin daha iyi benimsetilmesi ve yönetimi kalkinmakta olan devletlerin rezervlerini azaltmadan bu ülkelerden olan meslek sahibi çalianlarin gelimi devletlerde çalima firsati verilecek. Örnein, BM'nin yayinlarina göre, baimsizlik kazandiktan sonra Zambiya'da eitim almi 600 yerli doktordan toplam 50'si u an burada çalimaktadir. 1984-49'lü yillarda Zambiya Üniversitesini doktorasini yapmi 230 profesör ve hoca birakip gitmi. öyle anlailiyor ki, beyin akini yönünde çalimalar yapan gelimi ve kalkinmakta olan ülkeler uzman çalianlarin hareketi ve gidilecek ülkelerde insan kaynaklarinin gelime alaninda zaruri düzeylere ulaabilirler. Siradan içilerin hareketlerine de ayni dikkatin verilmesi gerekir. B.Makkanli eklemi ki, tüm ilgili taraflar beraber çalimali ve genel yaklaima sahip migrasyon politikasi yapmalilar. Bu aratirmada migrasyonun gerçek patenselini kullanmak olur. Migrasyon sürecinin yöneltilemez taraf gibi kalkinmakta olan ülkelerin entelekt akinini, beyin göçü veya beyin akini olarak gösterilir. Brain-Drain gibi genel kullanimli leksikona giren beyin akini sürecinin aratirmacilar tarafindan çeitli açiklamalari yapilir. Bhagvati Cagdudi, C.Wiagen, R.Martin, Thomas Traubhaag gibi taninan aratirmacilar beyin göçünü direk migrasyona balayan ülke içinde kendilerine i ve yaptiklari ie göre ücret alan uzman çalianlarin gelimi ülkelere tainmasi gibi algilarlar. Brain-Drainm ­ beyin göçünün vasfini çeitli ülkelerde basilan ekonomi hukuku ve sosyal terminoloji kilavuzunda aaidaki gibi aynen verilir: ­ Beyin göçü ­ uzmanlarin kendi ülkelerinde normal yaamlarini salayacak yabanci ülkelere migrasya etmesidir (4, 45)

119

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Beyin akini ­ Brain-Drain anlayiini bilimsel kaynaklarda ilk kez Britanya Kral Derneinin hazirladii rapordan sonra girmi. 1962 yilinda bu anlayi mühendis, teknik ve bilim adamlarinin Büyük Britanya'dan ABD'ye migrasyonundan sonra kullanilmaya baladi. Bu rapor tüm dünyada ses yapacak olaya neden olmu ve dünya bilim adamlari Brain-Drain anlayiini ayni anlamda kullanmaya balamilar. Türkiye'nin ünlü bilim adamlarindan Prof.Dr. Muhammer Kaya hesap ediyor ki, Brain-Drain ­ beyin göçü derken yüksek eitim düzeyi, kendi alaninda uzman sanilan insanlarin kendi ülkesini birakarak güçlü devletin bilimsel, ulusal irketlerde mutluluk aramasi bilimsel ­ teknik kalkinmaya yardim etmekle, onlarin vatandalari olduklari devletlere ciddi darbe vurur (5). Onu da ekleyelim ki, beyin göçü, daha kesin dersek, uzman bilim adamlarinin onlar için uygun yerlerde toplanmasi (örnein, 1.Dünya Savai sirasinda ve ondan sonra ABD'de toplanmasi) bilimin ve tekniin güçlü gelimesine neden oldu. Bilim ve teknikse öyle bir ey ki, bu yalniz kesin bir ülkenin mali olarak kalmaz, tüm insanlik ondan yararlanir. Örnein, bilgisayarlari: çada telekomünikasyon, Internet, çeitli makineleri ve bakalarini gösterebiliriz. Yani beyin akini insanliin bütünlükte gelimesine neden olur ve sonuçta fakir ülkeler de bundan yararlanir. imdi ulusal ve bilimsel deerlerin dailmasi konusuna bakalim. Bu fikirle razilamamiz gerekir ki, özgür hareket özgürlüü ulusal ve kültürel deerlere etkisini göstermektedir. Yurtdiina gidip oradaki hayati gören, bu ülkelerdeki ahlak, estetik, kültürel deerlerle bizimkini kiyaslayan kiide deerlere bakita, sözsüz ki, belli deiiklik oluur. Vatani bu veya dier nedenden birakmak zorunda kalmi entelekt yukarida belirtilen nedenden devletine, onun sosyal ekonomik ortamina ciddi darbe vurmain yaninda, oturduu ülkenin ahlak ve kültürel deerlerini bazen sindirememesi, doanin ve toplumun ters tepkisine uramasi, onun manevi deerlerinin kaybedilmesiyle sonuçlaniyor. Çok iyi bir uzman olarak muhacir olduu ülkenin bilimsel ekonomik, tip alaninda büyük baari kazandii durumda kendisinin Vatanini kaybettii gibi inancini, arzularini, hatta ailesini bile kaybetmi olur. Böylece ulusal manevi deerlerini kaybetmekle bazen çou için yarari olan bir kii kendi ulusunu, devletini urattii zararla beraber kendi varliina daha çok darbe vurur ve bununla da bu süreçlerin kurbanina dönüüyor. Bu türlü süreçlerin aratirilmasi açisindan küreselletirme sürecinin ayrilmaz parçasi olan beyin akini sürecini bilimsel açidan incelenmesine büyük ihtiyaç duyulur. Beyin akini sürecine iki açidan yaklailmasi daha doru olur: 1. Yerel beyin akini: uzman insanlarin bilim alanindan maa ve çalima ortaminin anormal olmasi nedeniyle uzaklaarak dier alanlarla, özellikle çok kar veren iler yapmasidir. Bu zamansa toplumun entelektüel patenselin azalmasi yaninda aratirma merkezlerinin, bilimsel ve eitim kurumlarin toplu bilgisizlikle karilamasina ortam salami olur. 2. Yurtdiina miqrasya ­ beyin akini: Bilimsel teknik, patenselin kendi vatanlarini, i yerlerini birakarak daha çok para ve kariyer için gelien devletlere göç etmesi (7; 3-14). Bu iki baki açisinin aynilii ülkenin bilimsel gelimesine ciddi darbe vurmasi, bilim kurumlarinin kapatilmasina, bilimsel teknik yeniliklerin olmamasi, devletin strateji aratirmalarin kusurlarla karilamasi ve s. süreçlerin ortaya çikmasina neden olur. Rusya'nin Sosyal Konum fonunda 2001 yilinda bazi Avrupa ve Amerika ülkelerinde beyin akini ve onu oluturan nedenlerle ilgili yaptii anket sorgusu

120

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

insanlarin bu ciddi sürece gösterdii ilginç konumlarin ortaya çikmasi için ortam saliyor (8). Beyin akini sürecinin iki konseptinin olmasi hakkinda fikirler seslendiren aratirmacilar onlari aaidaki gibi siraliyorlar: 1. Bilgi ve deneyimin paylaimi veya deiimi (Brain Exchange). Bu konsept beyin akimina katilan insanlari kendi çalima ve becerilerini yeni kurum ve ulusal irketlerinden davet alir ve paylairlar. Bu zaman kendi uzmanlarini bakalarina "ödünç" veren ulusal irket brain drain ­ beyin göçüyle karilamaz. 2. Brain Waste ­ beyin kaybi konsepti. Bu zaman sürece urayan devlet kendi entelekt potinselini tam kaybetmeli olur. Sonuçtaysa kendi düünen beyinlerini kaybeden devlet sosyal ekonomik alanda gerilemeye uramak yaninda hayat düzeyinin dümesiyle karilair (9: 315-317). lk halde devletin beyin göçü süreci zamani çou halde kazandii düüncesindeyiz. Dei toku süreci sayesinde her hangi bir gelimi ulusal irketin deneyimini sonradan kendi içinde uygulamakla, ekonomik teknik alanda yenilikler yapabilirler. Eitim ve bilimsel entegrasyon çou hallerde devlet içi gelimeye yardimci olabilir. Özellikle, mastir, doktora ve s. eitimleri alan gençlere vatana döndükten sonra hemen iin salanmasinda kendisinin de bazi çikarlari olan Vatan yurtdiinda eitim gören gençleri dikkat merkezinde tutan devlet Brain Waste beyin kaybiyla karilamaktan sakinmiyorlar. Birleik Milletler Kurumunun hesaplamalarina bakilirsa 2001-2005'li yillar arasi dünyada 168 milyon göçmen içi var. statistik bilgilere dayanarak imdi Avrupa kitalarinda 30, Afrika'da 20, ABD'de 17, Merkezi ve Güney Amerika'da 17, Yakin Dou'da 9 ve Asya kitasindaysa 7 milyon muhacir yaiyor ve 169 milyonun %40'ni entelektüel insanlar oluturuyor (10; 24-38). 21.Yüzyildan balayarak düünen beyinlerin zeka göçü yaptiklari ülkeler arasinda birincilii ABD ve Bati Avrupa ülkeleri aliyor. Dünyada üzere %79 ­ entelektüel insan bu ülkelerde yaamakla vatandalik almi ve kendi zekalarini iyi bir paraya "satiyorlar". Bu zaman onlarin asimilasyona uramalarinda zeka ­ beyin göçünü kabul eden devlet karli çikar ve bunun kariliinda onlara devamli kariyer, sosyal durum, çocuklari için vatanlarinda eitim koullari, devamli oturma yeri ve s. avantajlar salar. Bu avantajlari elde eden düünen beyinler büyük kari kendi normal yaantilarini onarmain yaninda vatanlarinda kalan akrabalarina da mali yardimda bulunurlar. Som istatistik hesaplamalara dayanarak en çok beyin göçü veren devletlerin elde ettikleri mali çikar 2005 yilinda 41.3 milyar dolar yapmitir. 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. KAYNAKÇA Globalization ­ www.un-az.org. Stgenitz E. Globalization and its Diskoneccts 4, Public House, 2002. Akif A. Dövltlr mk migrasiyasi mslsind razilia gl bilmir. www.ayna.az . www.glosory.boni.ru / glossoru. Prof.Dr. Muhammer Kaya. Beyin Göçü. www.popuoermedijal.jom// Straubhaar T. nternational Mobilithy of Highey Skilled, Brain Gain. Brain Drain or Brain Exihange. Hamburg, Buttle, 2000, pp 212 .. ­ : // The Journal of Eurasian Resarch vol.3, 1, 2004.

121

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

8. .// C « », 7(8), 2001, .25-35. 9. Bhagawati C.A. Stream of Windows: unsettling reflajtions on trade, immigration and demojrajy, jambridge (MA), Themi + Press, 1998, 480 pp. 10. « » //C « », 7, 2003, 24-38.

22. - 60 . , , , . , : c , ; ; . .

60 c , Baki/AZERBAYCAN.

122

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

­ c . , : ; ; ; c c . , , , c . , , - c , , . . - c . , . , - , . , - , . c : - c, c-, , c ; - c, c , c , ; - c, c , . , , . , .

123

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. , , c . , : ( ) ; - c ; - ; - . , . c c c . . , , (c «» «» « » ). () () c . c , c, , c c . , c - . c c . . , , -, . , , c .

124

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

: - c ; - - c ; - ; ; - , c , ; - ; - . c, - (), . c , - c- , , , , . . , . ­ c . c , (, .) . c c-, . , c c . : - ; - c, ; - c, c , ;

125

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

- ; - ; - ; - : - ; - - ; - , . . , - . , - , . - , , . . . , . . : - ; - ; - ; - c c ; c 9000 . , , . . , , . : -

126

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, ; - c ; - c , , , ; - , . , . , , c . c c c . . c . , , - c , , , , , - . c . . c, , . [1] 1. .., .. . , , 2005, . 675

127

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

23. NEB HAZRNN RNDE TABAT MEVZUSU ­ Dr. Feride SEFIYEVA61 ABSTRACT62 One of the developed themes in the world literature is the nature theme. Nature theme takes an important place in the Azerbaijan literature especially in the creative activity of Nabi Khazry. To imagine his poetry without nature theme is not possible. Closeness of man and nature is the main motive of the lyrics of the poet. Even in his poems that do not dedicate to the nature there are many moments connected with nature. Nature and man are in the unity in his poems. For Nabi Khazry "Without man nature is alone". Mountain, sea, platen tree and other nature images are not only geographical names and nature attributes but also they are beauty symbols and moral criteria in the poems. In this article author analyses poems of the poet written in the nature theme and reflects attitudes of man, nature and love in the poetry of Nabi Khazry. Dünya edebiyatinda, sanatkarlarin en fazla müracaat ettii mevzulardan biri olan tabiat, Azerbaycan sahasinda hususi ile Nebi Hazrinin iir aleminde son derece önemli bir yer tutar. Eer böyle söylemek mümkünse airin yaraticiliini bu mevzu olmadan tasavvur etmek mümkün deil. Buna göre Nabi Hazrini "tabiat airi" adlandirsak yanli olmaz.

61 Azerbaycan Diller Universitesi, Bakü/AZERBAYCAN. 62 Dr. F. R. Safiyeva, Nature theme in the poems of Nabi Khazry.

128

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Nebi Hazri"nin iirlerinde tabiat anneye, babaya duyulan muhabbetin kaynai, airin yürek sözleri, yazilmi ve yazilmayacak iirlerin sonucu, sevgiliye sunulacak en güzel hediye, insanlarin derdini dinleyen, onlari rahatlia davet eden samimi bir dost, hiç bir ressamin çizemedii tablolar harikasi gibi çikar karimiza. Onun eserlerinin isminden hareketle Nebi Hazrinin ruhu ile tabiat arasindaki gizli sirlari açiklaya bilirsiniz: "Ummandan damlalar", "Yildiz kervani", "Salkim söütler", "Bakünün seheri", "Dereler", "Deniz zirveden balar" gibi tabiat fenomenine göndermeler yapacak isimlerin seçilmi olmasi airin tabiatla ne kadar içli dili olduunu gösterir. Tabiatin tasviri, onun ayri ayri hadise ve hususiyetlerinin ifadesi, sanat tarihi kadar eskilere dayanir. Nebi Hazri tabiattaki hadiselerle öylesine bütünlemidir ki, onun ruh hali kendini tabiat hadiselerinde göstermitir: Bazen zirvedeki Bulut gibiyim, imdiyse yerlere neceim ben. Bazen deredeki Sükut gibiyim, imdiyse tufana Döneceim ben. ( 1, 115) Tabiatin kucainda dünyaya göz açan ve insanin en yakin dostu tabiatin bizzat etkisi ile oluur. nsan belki çou zaman tabiatdan kaçmi, fakat yine ona dönmenin ondan kaçtikça yakinlamanin mutluluunu yaamitir. nsana benzeyen, insanla zenginleen, insansiz yoksullaan, mevcut olmayan tabiat ve onun güzellikleri Nebi Hazri iirinde yer alir. Nebi Hazri iiri bir kainat olarak görür. Onun kendine mahsus yildizlari ve günei vardir. airin tabiat mevzusunu gökyüzü ile alakali kelimelerde harmoni içinde vermesi dikkat çekecek kadar çokçadir. Estetikin önemli konularindan olan tabiat insanin manevi dünyasini olgunlatiran, ona zevk anlayiini kazandiran bir unsurdur. Tabiat ne kadar güzel olursa olsun Nebi Hazri onu zevk unsuru ile sunan sanatkardir. Yahut bu güzellii görebilme sanatkar ruhlu olmanin kaçilmaz gereidir. Prof. Dr. Tofik Haciyev Nebi Hazri"nin ressam bir air oluunun sirrini da buna balar: "Nebi Hazri iir tablolari ustasidir. Bir kaç misralarda güzel tabiat manzeresi canlandirir. Hem de onun yarattii bedii levha tabiatin yalniz rengini deil, ayni zamanda ho havasini, yürek açan, ruh tazeleyen kokusunu okuyucuya çattiriyor. Sanatin gücü de undadir. Tabiat insanin manevi safliini muayyen eden estetik ölçüdür. nsanin iç güzelliini ortaya çikarmak için onun tasvirini ( canliliini, ifade gücünü ) gösteriyor. Onun iirlerinde insan güzeldir, saftir- billur sular gibi, tabiatin özü gibi. airin tabiat mevzusuna geni yer ayirmasi da ununla alakalidir. Tabiat ne kadar güzel olsa da insan onun zinetidir. nsan bu güzellie hem de deyer verendir. Tabiatla unsiyyet insana manevi saflik hissi getirir".(2) "Deniz, Gök, Muhabbet", "Dereler". "Yer de, Gök de susuyor", "Tezatlar", "Mavi Gölün konumasi", "Çinar", "Yildirim", "Mavi Göl uykuda", "Dalar da dünyada insan gibidir" ve baka iirlerinde kahramanin tabiat olduunu göreriz. Yani air bunu kendisi ifade eder. Tabiatin insana benzetilmesi, bizatihi insan olarak

129

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

deerlendirilmesi dikkat çekicidir. Tabiat unsurlarindan ele alinan her hangi varliin kendine ait yai ve ömrü vardir. Nebi Hazrinin "Dinle tabiati" iiri de oldukca meraklidir. Akamdir.. Dalardan geliyor bulut.. Susan yeil ormanlar, i kayalardir. Bak neler konuur o qarip sükut, Evet, sükutun da kendi dili vardir. Dinle, ormandaki irmak ne diyor. Bakma ki akiyor o yava-yava. Her sözü bir büyük efsane diyor. Asrlar konuuyor onun diliyle. (8, 15-16) Bu iir Nebi Hazrinin insan-tabiat münasibetlerini açiklayan en güzel iirlerdendir. Nebi Hazrinin iirlerinde tabiatla ilgili anlayilar oldukca çoktur. Eer Azerbaycan tabiatinin, corafyasinin sözlüyünü tartip etmi olursak bu sözlükde Nebi Hazri"nin iirlerinde kullanilan sözlerin çousu yer almi olucaktir. Profösör Memmed Cefer makalelerinin birinde yaziyor: " Hazar"in mavi dalqalari, güne, onun hayat veren iii, ayli, yildizli geceler, aydin seherler, yeil ormanlar, geçmiin air, bu günün sevinçli anlarinin ahidi olan uzun ömürlü çinarlar... airin tasvir ettii tabiat unsurlaridir. (11) Yeryüzü ile ilgili unsurlardan "da", "deniz" ve "çinar" kelimelerinin sikça kullanilmasi ise gökyüzüne yükseliin sembolik göstericisidir. Küçücük bir çinar yaprainda tüm tabiati teneffüs eden air çinar yapraindan Azerbaycan topraina, Azerbaycan topraindan vatan sevdasina kadar yükselir. "Mavi Göl" ile görür, çinar aaçi ile teselli bulur ve müteakiben yaadii mekana: aziz kilinmi Azerbaycan"a seslenir: Eer ki, yikilsam çinar gösterin, Ben ona dayanip önüme bakayim. Gözlerim görmezse Mavi Gölü verin, Ben onun gözüyle cihana bakayim, Her yerde, her zaman Sensin gümanim, Canim gözüm benim Azerbaycanim! ( 3, 54 ) Çinar vatana balilii, ebedilii, geçmi ile imdiki zaman arasindaki devamlilii v kökü derinde olan bir hayat üslubunun muvazenesini remzeder. Nebi Hazri, çinarla öyle bütünlemitir ki, edebi ahsiyetini tek bir kelime ile anlatacak olsak "çinar" kelimesini hiç tereddütsüz kullanabiliriz. Nebi Hazrinin vatana balilii, Mirvarid Dilbazi"nin ifadesiyle çinarin derin köklerle topraa bali oluu gibidir.(3) O, bu sebepden dolayi çinari sanatinin leytmotifi durumuna getirmitir. 1961 yilinda yazdii "Çinar ve Ben" isimli iirini "Çinardan ne çok yaziyorsun diye bana sual veren okuyucuma" ithaf cümlesi ile balatir ve "çinar" kelimesini neden çok kullandiini u misralarda anlatir: Ben çinar adiyla name diyorum,

130

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

O name akina sinemi yardim. Diyorum, Biliyormusun, ben ne diyorum? Çinarsiz kendimi öksüz sanirim. (1, 74) iirde Nebi Hazri Çinari tekce güzel bir aaç olarak deil, hem de Mecnun"un aki ile alevlenen, tabiatin ve tarihin kendisi kadar koca olan bir unsur gibi gösteriyor. Her sanat eseri, içinde doduu tabii ve corafi çevrenin izlerini tair. Yine bunun gibi her sanat eserinin böylesi sosyolojik, psikolojik ve felsefi bir zemini vardir. Sanat, içinde gelitii tabiat ve corafya artlari ile o kadar hair neirdir ki, bir çok sanatkar, bütün hayati boyunca "güzellii" orada arayip durmudur. Nebi Hazri de, Azerbaycan topraindan kendi düüncesinin sembolü olan çinari çekip çikarmitir. Ben aaç olsaydim Çinar olurdum. (5, 248) 50-ci yillarda yazdii "Çinar" iirinde Nebi Hazri çinari Vatanin sembolü gibi gösterir. Sana vatanimdan selam getirdim, Hayalen üstüne kanat getirdim Sanki en yakin dostumu gördüm Sesinde bin name, boyunda vüqar Ey bizim Çinara benzeyen Dinledim her sözün bir namedir Gördüüm ne hayal, ne efsanedir. Bir anlik unutdum qariplik nadir yiki bitmisin urda sen çinar Ey bizim çinara benzeyen çinar. (9, 74) Azerbaycan"a aik olan Nebi Hazri, seçtii imzadan tutun da Azerbaycan"a ait yer isimlerini sikça iirine getirmesine varincaya kadar hep doduu bu corafyanin namesini söyler. B.Adil bu konu ile ilgili olarak unlari ifade etmektedir: "airin iirlerind Azerbaycanimizin füsunkar tabiat levhalari ilhamla, sanatkarlikla kaleme alinmi, teravetli bir güzellikle bize yeniden gösterilmitir. Tabiata, vatan toprainin güzelliklerine bu hayranlii Nebi Hazri"nin iirine canli bir ruh, sevinç getirmitir. O, hayata, insanlara daima hogörülü yaklaiyor, tabiatin daha da güzelleeceine, insanlarin daha da kamilleeceine inaniyor ve bu inanci hevesle terennüm ediyor". (6) Nebi Hazri"nin eserlerinde tabiat ve insan vahdet halindedir. "nsansiz tabiat öksüz gibidir" diyen air, kahramanini tabiat ile anlatirken, tabiati da kahramanlatirir. Bazen de her ikisini birlikte kullanir. Tabiatdaki ilkbahar-sonbahar mevsimlerini insanliin gençlik-ihtiyarlik çalarina benzetir. Gökten yaar kucak-kucak nur, Güne muhabbetle isitir yeri. 73-

çinar.

131

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Sonbahar mevsiminde öyle gün olur Bahar sanirsin ki, dönüyor geri. nsan da böyledir: mihriban, marur... Isinir güneten ömrün yillari. Yalilik gününde öyle gün olur, Gençlik sanirsin ki, dönüyor geri. (1, 96) Zirveleri tabiat unsurlariyla anlatan Nebi Hazri, tabiati da zirveletirir. Zirvelere nianladii sevgiliye denizi hediye eder, ondan ise gökleri hediye alir. 1963 yilinda yazdii ve S.brahimov tarafindan bestelenen "Deniz...Gök...Muhabbet..." isimli iirinde sevgiliye böylesine deerlendirilmi tabiati hediye eder: -Denizi hediye veririm sana... Ben dedim, sen baktin, sen gülümsedin. Göklerin afai düdü yüzüne, Ben ise gökleri veririm, -dedin (7, 160) Ve sevgiliye sunulan bu tabiat, ayni zamanda muhabbetin de enginlii ve zirvesi oluyor: Ben gerek Nametek Seni dinleyeyim, Sen benim akimla,yüreimlesin. Ne kadar gökler var, ben seninleyim, Ne kadar deniz benimlesin. (7, 162) tabii bu muhabbeti yine, tabiat unsurlarinin dili ile "çiçek yamuru" ile anlatir. O yamur öylesine sihirli, öylesine rayihadar ve öylesine parlak bir yamurdur. Hiç böyle sihirli Yamur olurmu, Böyle de etirli. Yamur olurmu, Çiçek yamuru. Çiçekler parliyor Yildizlar gibi, Bin renge boyuyor Yeryüzünü. Çiçek yamuru. (7, 23) Deniz, büyük su birikintisi ve insanin besin kaynai olmaktan ziyade, safliin, temizliin, manevi huzurun, saadetin adi olur. Sanat eserini diger eserlerden ayiran özellik onun gerçei lojik yoldan degil, imgeler vasitasiyla dile getirmesidir. Bu bakimdan Nebi Hazri"nin iirinde imgeler onun ruhu ile dorudan alakalidir.

var,

sen

132

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Nebi Hazri denizle neden böylesine içli-dili olduunu, onu neden çok düünüp iirine taidiini yazdii ve K.Ovagimov tarafindan bestelenen "Ben denizi düünürüm" isimli iirinde güzel bir anlatimla kendisi açiklar: Ne zaman ki, uykum gelmez, Ben denizi düünürüm. Dalgalardan mavi sulara. Düen izi düünürüm. Belki de gür deniz Tabiatin yüreidir. Belki de onun için Ben denizi düünürüm. (7, 168-169) Deniz arzu ve umutlarin sembolü olarak çikar karimiza. Bu sebepten dolayi, Nebi Hazrinin iirlerinde en çok deniz unsuru kullanilir. "Bensiz deniz", "Belki", "Bir sahilde", "Üç kii", "Yildiz...Dalga...Rüzgar...", "Deniz kenarinda", "Denizci olan", "Bizim köye deniz geldi", "Deniz neden tamiyor", "Denizde boulmu gencin kabir taina yazi", "Deniz levhasi", "Deniz iyi denizdir", "Da ve deniz"...gibi iirlerinde denizin isim olarak kullanilmasinin haricinde, dier iirlerinde de denizin teselli ufku oluundan, idaellerin sonucunu anlatmasindan bahsedilir. Nebi Hazri, Azerbaycan edebiyatinda denize en çok müracaat eden airdir. O, denizi benzetmelerle anlattii iirlerinin haricinde, denizle birlikte yaamayi hayatinin uslubu edinmi insanlari da anlatarak, iir ve poemalarinin orjinine "denizi" yerletirir. Deniz... Yer yüzünün ulvi kitabi. Güne Satir-satir Iik yayardi... Güne söz yazdii mavi kitabi Dalga elleriyle Çeviriyordu. (7, 34) Denizin çalkantilarini, yürek çirpintilari ile birletiren air tabiati hisseden, alayan, insanlar için endielenen varlik olarak deerlendirir. Nebi Hazri"nin Hazara ait de bir çok iirleri vardir. Azerbaycan edebiyatinda Hazar"la bali yüzlerle iirler yazilmitir. Hazar tüm güzellii ile airlerin ilham kaynaina çevrilmitir. Onun iirlerinde Hazar da ve çinar gibi önemli bir yer tutuyor. air "Sumqayit sayifalari" eserinde yaziyor: Hazar, irin Hazar, Hazar, can Hazar. Tüm denizlerden temizsin bana Eziz anam kadar mihriban Hazar Doma annem gibi ezizsin Ben sana aiim bilmiyorum neden? Sensiz gül açmayan bir baharmiyim? Dünyada babasiz ömür süren ben,

bana.

133

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Hazarsiz bir ömrü yaiyarmiyim. (10, 352) air urada hem Hazarin güzelliini gösteriyor, hem de umut ve arzularini ifade etmek için ona yüz tutuyor.sevgi duyqularini sunuyor. urada deniz artik corafi bir unsur olmaktan çikip airin mihriban annesi kadar aziz oluyor. Hazar denizini öz annesi ve babasi gibi aziz ve temiz görüyor. Nebi Hazri yaraticiliinda da da sik-sik müracaat edilen tabiat tasvirlerindendir. Ve airin iirlerinde her çeit vaziyetde insanla birlikte bulunur. "Da" mevzusu, dalar redifli iirler, Azerbaycan edebiyatinda hususi yer tutan tabiat iirlerinin esasini tekil eder. Nebi Hazri yaraticiliinda "dalar" mevzusu bir tarafdan daha çok belirginletirilerek insan, onun hayat yolu ve ömrüne benzetilinir. Dalar da, dünya da insan gibidir, Onlarin öz ömrü, Öz yai vardir: Billur irmaklardan göz yai vardir. Sevinci çalayan Umman gibidir. Üstünde yildizlar kucak-kucakdir. Fikirler bainda duman gibidir. Ah adsiz olsa da, Da yine dadir, Dalar da dünyada insan gibidir". (3, 5) "Da" kelimesi kalicilii ve yücelii remzeder. Çou hallerde insan ve onun ulviyeti da kelimesi ile anlatilir. Dain yücelii insanda sonsuzluk duygusunu ortaya çikarir. Nebi Hazri"nin iirlerinde tabiat ve insani birbirinden ayirmak oldukca zordur. Azerbaycan corafyasini yahut özel yer isimlerini bilmeyen birisi dile getirilen tabiati, bizatihi insan olarak kabul eder. Araz, ahdai, Sumgayit, Savalan, Hazar, Muan...gibi yer adlari kendi aralarinda öylesine bir insani faaliyet kurmular ki, onlara kiymet vermemek imkansizdir. Prof. Dr. Kemal Talipzade, airin "Dereler" isimli iirler ve poyemalar kitabinin taktim yazisini yazarken unlari söyler: "Nebinin iirlerinde tabiati insandan, insani tabiatdan ayirmak olmuyor. Mil insanla konuur, sanki insan insana nufuz edip onun zengin iç alemiyle birleip kayb oluyor" (5, 4) Nebi Hazrinin hatta tabiatla, yahut tabiat-insan münasebetleriyle alakali olmayan iirlerinde de tabiatla ilgili tasvirleri görüyoruz.. Mesela, "Benim arkalandiim" iiri tabiatla bali deil, burada air hayata, gerçeklie, insanlara kendi münasebetini açikliyor. Fakat iirin her misrasinda tabiata ait sözlerle karilaiyoruz: çiçek, yeil, orman, buz, boran, lale, güney, beneve, kartal, da, Araz, düz, irmak, yamur, çinar, gök, bahar, ba, Hazar, dalga ve bakalari. Bu bir daha Nebi Hazrinin tabiata ne kadar bali olduunun göstericisidir. Tabiat iire getirilirken iir de tabiata götürülür. Her iir sanki gökyüzü ve deniz oluyor. Tasvir edilen bo bir arazi parçasi deildir. Hatiralarin, hayallerin, duygu ve arzularin teknesinde yorulmu, üzerinde yaayan insanlarla ünsiyet kurmutur. N.Hazri Azerbaycan edebiyatinin en önemli söz sahiplerindendir. Onun iirleri Azerbaycan halki durdukca duracaktir.

134

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

KAYNAKÇA Hazri Nebi. Yildiz kervani. Yazici, Bakü, 1979. Haciyev Tofik.Ressam-air. Komunist 10 haziran, 1973 Hazri Nebi. Seçilmi Eserler. 4 ciltte, II cilt. Yazici, Bakü,1983. Dilbazi Mirvarid. Vatandalik poyeziyasi. Edebiyat ve Kultür. 8 mart 1984 Hazri Nebi. Dereler, Gençlik, Bakü,1970. Adil B. Yeni zirvelere. Bakü qazetesi. 22 austos,1973. Hazri Nebi. Toprak sana yemin ediyorum.Yazici, Bakü, 1989 Hazri Nebi. Seçilmi eserleri, 2 cildde, II cild, Bakü, Gençlik. 1973 Hazri Nebi. Vatan ve qurbet. Bakü, Azerbaycan Gençler edebiyati neriyati. 1958. Hazri Nebi. Yillar ve sahiller. Bakü, Azerner.1969 Cefer M. Kardelik duyqulari. Edebiyat ve kültür, 1980

135

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

24. - 63 « » . c , c . 2000-2005-c c , c . , , c . . , . , , . c. c , c .

63 c «»

136

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. 1 - c , c . , c, 2003-c c 2002-c c 1800 , 2001-c c 1900 . . 2003-c 23500 , 2002-c 18600 , 2002-c 1,2 , 2001-c 0,8 . C 1.c ( ). 1990 1995 1998 1999 2000 2001 2002 2003 477,9 195,6 340,9 359,9 380,4 409,3 445,2 448,2 c 150,9 57,5 100,8 108,7 117,9 121,7 140,7 181,5 123,6 8,8 46,8 51,9 58,9 67,6 81,0 84,9 82,1 41,2 85,4 86,1 109,8 114,4 134,2 141,6 2,6 3,0 25,6 26,0 28,0 24,3 18,6 23,5 19,1 0,3 329,7 331,3 284,8 170,0 158,2 95,9 c 95,8 16,1 14,7 15,1 16,1 16,9 18,8 20,6 69,3 1,5 10,9 13,9 14,0 14,3 14,8 15,1 51,9 0,4 10,5 13,0 15,7 17,3 21,8 28,6 36,5 0,4 19,0 21,1 23,8 38,6 40,2 43,1 51,0 2,8 5,9 6,4 6,5 6,9 7,4 14,0 28,1 0,1 0,01 0,7 0,5 0,2 0,2 0,5 16,9 12,1 65,5 71,9 78,3 80,9 49,8 52,4 2001-2005 ­c c c , ( 1.). , c c . 1. c c . 1. c c.

137

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

doll.

7000000 6000000 5000000 4000000 3000000 2000000 1000000 0 2000 2001 2002

il

2003

2004

2005

c , - . , . , c. c , . (, ) . , , c , . , . , c c « » c . c . c , . , , c . c . , , , , , , c , , c , c . . c : c . c : · c ;

138

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

· c ( ); · c ( ). c () c , . c , c . . c , c c . c , c , . ­ . () c . . , , . , «» , c «» . c . , c, , , . , ­ 125 . 100 , c . 150- c , c [4, .547]. , c . ,

139

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

c c . c , c . - . , , - , , . , , . , ­ , c , c c . , . c . . , : , c . , c c , . , « » «c» ­ . ­ . c , c . c . c () : ; c ; c ; ; ; ; c . c [5, .205]. .

140

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

c . c ­ . c () . - - . c, c c . c . . c ­ c c c . . , «» , c . «c» c ( c, ) «» c . , c c . c . c c . - c , c ( , , c c), () c, , , , . . c , , c c c:

Ke =

Nn No

, - c ; - c . - - , c.

141

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, , . , . , , . : « c -». , - c : c . , . . (c , ) , . c c. 2004. . 2004, , «» , 2004, 804 . , c, , c c., , . c: . . ­.; .; .: «», 2001. - 784. , . : .: . . ­ .: «», 2003. ­ 208 . c. ., . c : . . :, 2001.. 656 . «: » - .: «», 2002.

1. 2. 3. 4. 5. .

25. GAZ BÜRHANEDDIN YARATICILIINDA KAHRAMANLIA ÇAIRI - ARAZ ASEDOV64 ABSTRACT65

64 Nizami Adina Edebiyat Enstitusunun Doktora Örencisi 65 The call to heroism in literary activities of Gazi Burhaneddin.

142

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Article has been done about Gazi Burhaneddin who has his special place in beautifying of poem tongue of our Turkish literature and in its development . In this writing was especially worth heroic emotional poems of the poet whose literary activities has diverse aspects about idea and subject . The purpose of investigation of Gazi Burhaneddin's poem is estimating of his great and sensible role in development of our poems in native tongue . Türkdilli edebiyatimizin iir dili olarak gelimesini salayan ve daha da güzellemesinde özel yeri olan airlerden biri de Gazi Bürhaneddin olmutur. Yaraticilii, mefkure ve konu bakimindan oldukça. çeitli yönlere sahip olan air, kahramanlik ruhlu iirleriyle daha çok farklilik yapmaktadir. airin kendi fikir ve arzularini ifade eden mucadele ruhlu siirler yazmakta maksati halkini mert, cesur ve vatanini azat-hür görmek isteyi olmutur. Onun insanlari savaa çairan ve geçmiimizden söz eden iirlerinde, kahramanlik destanlarinin dil ve üslupu gözükmektedir. Ayni zamanda lirik, aiklerden söz etdiyi gazelllerinde "Leyla"Mecnun", "Asli ve Kerem", "Aik Garip", veb. gibi sadakat ve vafanin, güzelliyin ve temizliyin kokusu geliyor. Bildiyimiz gibi Gazi Bürhaneddinin hayat yolu ve yaraticilii türk halkinin mücadelesi ve kahramanlii ile bali olmutur. Erenlik, kahramanlik, sava sahneleri airin divaninda özel yer alarak, okucuyu zaman zaman mücadeleye çairmitir. Birliye çairi ruhlu iirlerinde airin, folklor örneklerinden yararlanarak tören ve mevsim arkisindan, türkülerinden faydalandii gözükmektedir.Ayni zamanda airin faydalandii halk dilinin unsurlari olan bu örnekleri büyük hacmli halk destanlarimizda da görüyoruz. Halkimiza eski zamanlardan has olan ide birlik, savata birlik ve b. gibi fikir birlikleri, Gazi Bürhaneddin yaraticiliinin esasini oluturuyor. air iirlerinde "Dede Korkut" destanlarinda halki birlik mücadelesine çairan "Alp yigitler, bay yigitler!", "Yigitlerim kalkin, yerinizden durun", "Hey yigidim, bay yigidim!", "Hey kalk dostum, yoldaim! Kurban size benim baim" ve b.gibi müracaatlarlardan istifade ederek, Korolu haykirtisindan ruhlanmitir. "Haydi, delilerim bu gün sava günüdür"- gibi ifadeler de kahraman çairilari olarak siirlerde deerlendirmitir. Gazi Bürhaneddin yaraticiliinda kahramanlarini savaa çairarak, hüner göstermek zamani olduunu böyle ifade ediyor: Geçti geçen var ise, devran budur, imdi kopan canlara cövlan budur, Kimde ki, var ise gelsin ortaya Gizlemek pes ne için, meydan budur. (s.61) Halkimizin mücadele dolu kahramanlik yolundan konuan ünlü edebiyat bilgini M.Arif yaziyor: "Vatan yolunda helak olan kahramanlar beeriyet saadeti yolunda helak olan kahramanlardir. Buna gore de onlar ölmezdirler, onlar halklarin kalbinde, dilinde, türküsünde yaayacaklar". 1 air "Sufilerin dilei mehrap, namaz", "Er kiinin arzusu meydan bolur", ve ya "Hala ey ner, kükrevü meydani al", "Kim bu dem erenlerin meydanidir" gibi ifadelerle yazdii iirlerinde sufiler için mehrabin, namazin kutsal ve ne kadar vacip olduunu anlatmi ve kiyaslamada bulunarak kahramalik için de; yigitlik yapmanin, meydanda ceng etmenin bu kadar önemli olduu izahinda bulunmutur. Halk edebiyatimizin bir bölümü olan kahramanlik türkülerinde yigitlik, cengaverlik ve

143

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

vatanseverlik ruhu ile dolu iirlerinde halki sömürgeçilere ve yerli adaletsiz hakimlere kari mücadeleye çairmitir. Halk bilimi olan folklorumuzda her zaman halkin deer verdiyi kahramanlar destan,siir ve manilerle yaamilar. Halk onlara kutsal bir varlik olarak bakmi ve zaman zaman hafizasinda sevgiyle yaatmitir. Halk içinden çikan bu kahramanlar cesur, cengaver, malupedinmez ve her kesten güclü bir varlik gibi halk tefekküründe biçimlenmi ve ekil almitir. Halkin düüncesine göre bu kahramanlara allah sevgisiyle kahramanlik verilmi, yani halk için görevlendirilmiler. Bu sabeptende onlar sade halk ile adaletli, zalim dumanlar için ise kiyasiya, gaddar davraniyorlar. Gazi de kahramanlarini sezgili ve görevli olarak deerlendirerek bir iirinde böyle ifade ediyor: Erenler öz yolunda er tek gerek, Meydanda erkek kii ner tek gerek, Yahi-yaman, kati yumak olsa ho Serverem deyen gibi er gerek. Mücadele ruhlu bu iirinde air yigit, mert ve korkmaz olanlari er deye deerlendiriyor. Savaa haykirarak girenleri server, yigit kabul ediyor. Erenler metdanlarda cövlan eder, Dümanüm eli saru seyran eder. airin Azerbaycanda "Divan" ini tertibat yapan ve ön söz müellifi olan A. Seferli onun kahramanlik iirlerinden bahs ederek yaziyor. "Yigitlik, bahadirlik motifleri Gazi Bürhaneddinin poyeziyasinda(iirlerinde) çok kabariktir. Hayati sava ve kahramanlikla geçip giden air erenleri, yigitleri sava meydanina çairiyor. Hakadalet için savaa sesliyor, döekte ölen yigitleri murdar sayiyor"2 Özünü alak gören serdar bolur, Enelhak devi kilan berdan olur, Er odur hak yoluna ba oynaya, Döekte ölen yigit murdar bolur. Savaa giren yigitlerin savata kazanmak ruhunun ve gücünün artmasinda di faktörlerin de rölü büyük olmutur. Onlar kahramanlara ruh verip, savata kazanacaklarina inam oluturmular. Böyle faktörlerden en önemli olan saz, söz ve kopuzun kudreti inkar edinmezdir. Bu hakta M.Kasimli yaziyor: "Sava meydaninda aiklarin okuduklari kahramanlik türkülerini seslendiren ve elik eden saz müziyi de manevi güc, dayaniklilik, cömertlik ruhu oluturan müzik terkibe malikdir"3 Bazen kahraman kendi rakibine gücünü göstermek için onu "kimdeki var ise gelsün ortaya", "gizlemek pes ne için meydan budur" deyerek, onu savaa çairiyor ve bu savata kimin hakli, kimin haksiz olduunun belli olacaini söylüyor. air yigitleri kendi sözünü tutmaya çairiyor: "Erenler cergesinde deyilen söz, yerine yetirmek gerek meydanda" ve ya "Erenler cergesinde söz söylemek, Filmeselçün zirevü Kirman bolur".airin böyle kahramanlari Dede Korkut destanindaki erenleri bize hatirlatiyor. Bundan baka, air er kiilerin, mert yigitlerin gördüyü iide kahramanlik sayiyor. Onlari savata nere, aslana, kaplana benzetmekle, gördükleri iin ve kahramanliin karakterini daha çekici yapiyor. Yigitleri insanlarin gözünde fevkalede bir düzeye kaldiriyor. air söylüyor: Erenler her ii eranedür, Kaplanlar tutduu i iranedir. Ve ya: Otanuzdançikiban kora kilinç

144

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Dumandan gön illeri alasudur. airin kahramani bazen göründüyü ilerle kendini övür, könlünden geçenlerin arzu gibi hayata geçmesine meydan istiyor. Dordümüzün hak bilir devasini, Tabakla gördü düman belasini, Sidk ile oku kilinc urursak, Koparalum misir eli kayasini. Bazen de "halaey ner, kükrevü meydani al" söyleyen air, kendi kahramanina övünmeyin tez olduunu anlatarak, onu sabrli, temkinli olmaya davet ediyor ve halk dilinde "Evvel arki geç, sonra beekallah söyle" ata sözünü hatirlatiyor. Kahraman kendi gücüne fazla güvendiyi için, Misir iline bile hücum etmeyi, taini-kayasini koparmayi azru ediyor. Azerbaycan halkinin kahramanlik destani olan "Korolu"da bu tipli iir örneklerine kahramanin dilinde rastlaniyoruz: Mindim Kiratin beline, Ka ki, duman yüz olaydim. Çekende Misri kilinci, Dere-tepe düz olaydi.4 Hayat ve sava yolu Gazi Bürhaneddinin ömür yoluna benzeyenhalkimizin kahraman olü ..Hatayinin da iirlerinde böyle örnekler vardir. lahi, kilincim iti kil benim, Ki kessin önümden gelen dümani Ve ya: Cidami elimde serrafraz kil! Kaçarsam uzun ömrümü az kil! Cidami elimde hesude yükürt! Üzüme tüpürme leime;tüpür! Kanim eyle mana otuz min eri! Ki, Rustam tek ola, onun her biri! Üç meydanhevesine ahengedem! Olar gelse yalkiz ona çeng edem.5 ah smayil Hatayidan getirdiyimiz bu örneklerden görüyoruz ki ah Allahdan kilincinin iti olmasini, dumana güc gelmesini, meydandan kaçarsa ömrünün azalmasini, savatan kaçarsa ölüsüne tükürmeyi, ayni zamanda karisindaki rakibini de Rustam Zal gibi pehlivan olmasini arzu ediyor. Çünki kahramanin kahramanliini öne çikaran art da, rakipinin güclü yigit olmasidir. Hatayinin kahramanlik iirlerinden bahs eden deerli bilgin H.Arasli yaziyor: türküleri fatihliyinden, din sloani altinda ikalçilik niyyetinden yaransa da, kahramanliktan, yigitlikten bahs edilirdi"6 Hatayinin iirlerinden de, bize malum oluyor ki türkdilli iirimizde büyük kahramanlik ruhu oluturan airler her zaman olmutur. Yani kahramanlik ruhu zaman zaman yeni airlerini ve kahramanlarini gelitirmitir. Kahramanlik iirleri yazan airlerimiz ise edebiyatimizin kahramanlik bölümünün oluumunu salamilar. Gazi Bürhaneddin iirlerinin sonraki yillarda anadilli iirimizin gelimesinde büyük ve deerli rölünün olmasi kaçinilmaz gerçekliktir. KAYNAKÇA M.Arif / Azerbaycan halk edebiyati. Baku, 1958.s.72 M. Arif. Gazi Burhaneddin. Divani. A.Seferli.1988,s.19

145

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

M. Kasimli. Aik sanati. B. 1996, s 152. ..Hatayi. Divani.B.1976, s 45. Korolu, Baku, s 196 ..Hatayi. Divani.B.1976, s 45. H.Arasli. XVII_XVIIIasr Azerbaycan edebiyati tarihi. B, 1966, s 47

146

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

26. KÜR IRMAINDA EKOCORAF ORTAMIN GERGNLEMESNE NEDEN OLAN ESAS ANTROPOJEN ETKENLER - Doç. Dr. Ülker MAHMUDOVA66 ABSTRACT67 It is spoken about the soul vessel ­ the Kur river which undergoes to serious pollution in Georgia and Armenia until it flows into Azerbaijan republic and about prompt actions which will be taken to avoid this disaster. Irmain ve Kollarinin Gürcistan ve Ermenistan Cumhuriyetlerinde Kirlenmesi Güney Kafkas'in önemli can damari olan Kür irmai Azerbaycan Cumhuriyeti arazisine dâhil olana kadar komu Gürcistan arazisinde ciddi kirlenmeye maruz kalir. Onun sularina Ahalsihe, Borjomi, Hauri, Kareli, Gori, Kaspi vd. ehirlerin endüstriyel ve evsel atik sulari kariir. Lakin en air çevrebilimle ilgili ortam Tiflis ehri arazisinde gözlemlenir; 40 km mesafede irmak ehir arazisinden akip geçiyor. Gürcistan Devlet Doa Koruma Komitesinin su müfettiliyi idaresinin verdiyi bilgiye göre SSCB çöktüü zaman suda zehirli organik maddelerin miktari «YVB» limitinden - 20 defa, fenol birlemeleri - 300 defa, neft ürünleri 330 defa, mis ve kadmiyum - 10 defa, çinko - 13 defa, krom - 600 defa, azot amonyum birlemeleri - 8 defa, bairsak parazitleri ve saprofit bakteriler 238 ve 300 defadan çok artmitir. Irmakta kirlenmenin yüksek seviyesi birçok ana borulardan (Tiflis'te 30'dan çok sokaktan), ayni zamanda «Aygit Üretme», «Bahtrioni», «Kruanisi», «Ekran», Dmitrov adina «Havacilik», «Ayakkabi», «Gür. matemir», «Elektrokaynak», «Gür. Oto Tarim», «Tezgahyapma», «Sabun Eritme» vb. iletmelerin atik sulariyla artmitir. ehir dâhilinde Kür'e birkaç akarsu dökülür. Bu çaylarin kirlenmesi Kür irmainin kirlenmesinden defalarca çoktur. Bu kollara Hevdizmara, Vere, Digmula ve Loçino kanalizasyon ana borusunun atik suyu birakilir.

66 Azerbaycan Uluslararasi Üniversitesi, Bakü/AZERBAYCAN. 67 Assoc. Professor Ulker Mahmudova; Azerbaijan International University. An anthropological factors which are reasons of the expansion ecogeographical condition in the Kur river. Pollution of the river and its branches in republic of Georgia and Armenia. Baku/AZERBAIJAN:

147

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Gün boyunca Tiflis ehrinden Kür irmaina 1 mln. m3 atik sulari kariir ki, bunun da yalniz yarisi anaboru ve aritma tesisleriyle zararsizlatirilir. Tiflis'ten 20 km mesafede bulunan Rustavi ehrinden her gün 100 bin m3 endüstriyel ve evsel atik sulari Kür irmaina akitilir. Genellikle, Gürcistan Cumhuriyeti arazisinden her gün 4,4 mln m3 atik sulari Kür irmaina kariir ve onun yalniz % 4'ü tesislerle, % 0,03'i ise biyolojik aritilma yapilir. Sonuç olarak Kür'e 500­700 bin ton organik maddeler, 28­ 30 bin ton mineral tuzlar, 12 bin ton azotlu-fosforlu tuzlar, alkaliler ve baka maddeler, 16 bin ton yapay su sathi aktif maddeler dâhil olur. Rustavi ehrinde olan «Azot endüstri» birliinden birçok azotlu birlemeler irmaa akitilir. 1985 ve 1987'li yillarda bu kurumdaki kaza sonucunda Kür irmai ve emkir su barajinda baliklar kütlesel ekilde mahvolmutur. Kür irmai Azerbaycan arazisine fazlasiyla kirlenmi bir irmak gibi dâhil olur. Özellikle onun sa kolu olan Hram irmainin suyu çok kirlenmitir. Hram irmainin kolu olan Debed Ermenistan arazisinden balanir. Razdan ve Ohcuçayla birlikte bu irmak Ermenistan Cumhuriyetinin en kirli irmaklarindan biri addedilir. Çünkü Debed irmainin suyu mis birlemeleri ve kimya sanayi kurumlarinin atiklari ile kirlenmitir. Onun havzasindaysa büyük demirdii metaller, kimya, tüketim ve tekstil fabrikalari olan Spitak, Kirovakan (Vanadzor), Alaverdi ve Stepanavan ehirleri bulunur. Kirovakan Kimya Kombinasi, Alaverdi Metalürji Kombinasi, Aktal Filiz Aritma Fabrikasi atiklarinin sonucunda Hram irmainda (Kirmizi köprü mintikasinda) bairsak parazitleri ve saprofit bakterilerinin miktari «YVB» limitinden 1000­1500 defa çok artmitir. Gazah ilçe sihhiye epidemiyoloji merkezinin malumatina göre son yillar Kür ve Hram irmainin atik sularinin kullanimi sonucunda birçok kiiler tifo, dizanteriye ve sarilik hastaliina yakalanmilar. Kür irmainin akin hizinin azalmasi sonucunda zararli atiklarin büyük hissesi Azerbaycan arazisine getirilir ve bunlardan büyük ve air asili maddeler atik eklinde Kür irmai yatainda çökür, kalan hissesi emkir su barajina dâhil olur. Sonuçta irmak deresi ve su barajinin dibi atik maddelerle kirlenir. Suda erimi zararli maddeler, özellikle biojen elementler hidrolik santral su barajlarinda suyun kirlenmesine neden olur. Bundan baka Mingeçevir ve emkir su barajlarinin dibi orman, çali ve aaç bitkilerinden aritilmamitir ve onlarin giderek mahvolmasi sonucunda suyun nitelii, oksijen rejimi ve baliklarin yaayi ortami kötülemitir. Araz irmainin çevrebilimle ilgili durumu Kür irmaindan da tehlikelidir. Arazin sol kollarindan biri olan Razdan (Zengi) irmai kirlenme derecesine göre Ermenistan'da birinci yerdedir. Razdan, Çarensavan, Abovyan, Yerevan ehirlerinin sanayi kurumlarinin atik sulari ve sahil boyu baka yaayi yerlerinin evsel atiklari bu irmaa birakilir. 1980'li yillarda Razdan'a birakilan atik sularinin orta yillik miktari 210 mln. m3 olmutur. Yaz aylarinda Araz'da suyun seviyesi aai indii dönemde Razdan'in atik sularinin sarfi azalmiyor. Sonuç olarak «Araz Su Kavai» su barajinda çok tehlikeli bir durum yaranir. Sicak hava ortami suyun «kirlenmesi»ne ve baliklarin kütlesel kirilmasina neden olur. Ermenistan arazisinde keskin kirlenmeye maruz kalan irmaklardan birisi de Ohçuçay'dir. Gafan, Gacaran da-maden sanayisinin atiklari ile oldukça kirlendirilen Ohçuçay aslinda endüstriyel atiklarini Ermenistan'in bu bölgesinden uzaklatiran anaboru rolünü oynuyor. Irmain suyu o kadar zehirlenmitir ki, burada hiçbir canli yaamiyor. Gelecekte dikilmesi planlanan Hudaferin Su Baraji kullanima verildikten sonra Ohçuçay'in zehirli sulari burada air durum yaratacaktir.

148

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

SSCB'nin yikilmasi sonucunda yaanan ekonomik kriz irmaklara ve göllere birakilan atik sularinin epey azalmasina neden olmutur. Lakin ekonomik ilikiler yeniden yarandiktan sonra mevcut sanayi kurumlarinda yeniden yapilanma ileri balanmazsa, satih sularinin çevrebilimle ilgili durumu gergin olarak kalacaktir. Azerbaycan Cumhuriyeti Gürcistan ve Ermenistan hükümetlerini transit su ihtiyatlarindan semereli istifade üzere Su Yasasina ciddi ekilde uymaya çairmalidir. Son be yilda iyonlarin miktari Kür irmainda fon derimesiyle mukayesede ( I 346 - 415 mq / l ) 4­5 defa artmitir. Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan Cumhuriyetlerinin sanayi ehirleri olan arazilerde suda neft ürünleri, fenoller ve air metallerin miktari «YVB» limit normundan bir kaç defa çok olmutur. Gürcistan ve Ermenistan arazilerinde Kür irmai ve onun kollari kanalizasyon suyu haddine kadar kirlenmitir. Debet Ahuryan, Vorotan (Bazarçay) özellikle Ermenistan arazisinde, Maavera, Kazretula ve Algeti irmaklari ise Gürcistan arazisinde daha çok kirlenmeye maruz kalir. Kür havzasi bölgesi agrosanayi komplekslerinin ve ahalisinin hizla artmasi sonucunda suda biojen elementlerin miktarinin artmasina ve sonuç olarak suyun kirlenmesi, onun berrakliinin azalmasina, renginin, oksijen rejiminin bozulmasina neden olmutur. Son yillar Kür irmainin suyunda azotlu-amonyumlu birlemeler, air metallerin tuzlari, nadir sepelenmi metaller ve ayni zamanda radyonuklidlerin miktari durmadan artmaktadir. Bu maddelerin mutajen ve kansorojen etkilerini göz önünde bulundurarak onlarin ne kadar büyük tehlike yarattiini tasavvur etmek çetin deildir. S.D.Gadosin, N.A.Kolokontsev (1988) kaydediyorlar ki, çada dünyada nükleer tehlikesi ve kimyasal savalar ne kadar tehlikelidirse insan cemiyeti için suyun terkibindeki air metaller da o kadar tehlike kaynai addedilmelidir. Güney Kafkas ülkeleri üzere satih sularinin nitelik göstericilerinin yillik belleteninden alinmi bilgilerin incelenmesi, birçok metal ve mikro elementlerin miktari son yillarda çok arttiini onayliyor. Özellikle kurun, mis, gümü, altin, çinko, lityum, kadmiyum, zirkonyum, kobalt, iridyum, selen, ribidiyum, vanadyum, nikel, arsen, stronsiyum, molibden, mangan, demir, civa, kükürt vs. maddelerin miktari su havzalari ve akarsularda fon derimesinden on ve hatta yüz defalarla fazla olur. Bu hal Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan Cumhuriyetlerinin sanayi kavaklarinda daha çok gözlemlenir. Kür irmai Tiflis ehri dahilinde en çok antropojen etkilere maruz kalir. ehir arazisinde suyun keyfiyet monitoringi Gürcistan Devlet Hidrometoroloji daresi tarafindan yapilir. KAYNAKÇA

Eliyev «Su:

F..

Azerbaycan aktarilar»

Respublikasinin elmi-praktiki

irin su ihtiyatlarinin ekoloji problemleri. problemler, konfr. materiallari. Baki 1999, s.140-142. Ehmedzade E.C. Respublikanin meliorasiya

149

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ve su teserrüfati ve onun

problemleri. «Su:

problemler, axtarilar» elmi-praktiki konfr. materiallari. Baki 1999, s. 6-13. Budaqov B.A. Qeomorfoloqiya i noveyaya tektonika Yuqo-Vostoçnoqo B.A. Kavkaza. B., Elm, 1973, 230 str. Budaqov Sovremennie estestvennie landafti Azerbaydjana, Baku, 1988. Budaqov B.A., Kakay R.M. Qeoqrafiçeskie problemi rasionalnoqo ispolzovaniya i oxrani ot zaqryaznenii V mejqosudarstvennix kn. Qeoinformasionnie v issledovaniya rek i Zakavkazya.

qeoekoloqiçeskie

stranax

SNQ. Moskva, QEOS, 1999, str. 91-94. Qeribov Y.E. Kür boyu düzenliklerin doal landaftlarin «nsan ve antropogenleme özellikleri. konfransin meliorasiya qoyuluu. Elmi-praktik tebiet» elmi-praktiki Azerbaycanin axtarilar».

materiallari. Baki-2002. s. 22-23 mameliyev M.V. ve su «Su: 23. sgenderov S.M., Quliyeva A.A. su» mövzusunda beynelxalq su Kürhesr Araz ovaliinda anaboru-drenaj aximi. «Temiz gününe olunmu elmi-praktiki konfransin problemler, teserrüfatinin investisiya

konfransin materiallari. Baki, 1999, s. 16-

150

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

materiallari. Baki, 2001, s.89-90. Memmedov Teserrüfat rejimine 125 seh. Rustamov S.Q., Kakay R.M. Vodniy balans Azerbaydjanskoy SSR. Baku, Elm, 1978, s. 109. Salmanov S.H. sostoenie M.A., Suleymanov rejim Tez.I E.., i nauç. Aliev Sessii Mikrobioloqiçeskiy vodi r.Kuri. sanitarnoe tesiri. M.E., Birinci Fetullayev hisse. H.Y. fealiyyetinin irmaklarin Baki-1992,

otdeleniy zakavkazskix respublik BMO AN SSSR, B., 1977, s.22-23. Salmanov M.A., Aliev S.N. Vidovoy sostav nefteokisleyuix bakteriy v vodu r.Kuri i Prikurinskoqo ilçea Kaspie izv.AN Azerb.SSR, ser.viol.nauk., 1983, 1, s.103-107 Salmanov M.E., Enserova A.N. Aai Kürün meiet-kommunal mahiyyeti. mühitin çikli ve sulari Azerbaycanda ile etraf kirlenmesinin sanitar hidrobioloji ve ekoloji «H.Eliyev davamli inkiafinin problemleri»

elmi-praktik konfransin tezisleri. Baki-2002, seh.136-138. Xalilov sootnoenie poter toka .B., r. Fatullaev i V Trudi Q.Ö. «Dinamika estestvennix Kuri». antropoqennix Vsesoyuznoqo

qidroloqiçeskoqo syezda. T.4. qidroloqiçeskoe

151

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

obosnovaniya 543. Xalilov vodoxranili Azerbaydjanskoy AN Azerb.SSR. okrujayuey s.120-128.

-

vodoxozeystvennix

-

meropriyatiy. L.Qidrometeoizdat. 1990, s.540.B. na SSR». «O vliyanii n-ta Problemi B., krupnix sredu v qeoqrafii oxrani 1991,

okrujayuuyu Trudi T.XXII.

sredi

Azerbaydjana.

Xalilov .B. Qidroenerqetiçeskie resursi rek Mater.respub.nauçn.prakt.konf. 1999, 0,2 p.l. Xalilov teçenii .B. Ekoloqiçeskie stoka r. posledstviya v srednem Kuri. requlirovaniya reçnoqo Azerbaydjana. «Voda:

problemi i poisk», ZN Vodnix problem. B.,

Mater.respub.nauç.prakt.konf. «Voda: problemi i poisk», ZN Vodnix problem. B., 1999, 0,2 p.l. Xalilov Azerbaydjana prileqayuix Xalilov .B. na Vlieniya prirodnie Vestnik vodoxranili usloviya BQU, serie

territoriy. .B.

estestvennix nauk, 2000, 2, 0,5 p.l. Ekoloqiçeskoe prikaspiyskoqo sostoeniya reqiona vodosnabjeniya

Azerbaydjana. Vestnik BQU, serie estestvennix

152

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

nauk, 2002, 1, 0,7 p.l.

Xalilov .B. Vodoxranilia Azerbaydjana i ix ekoloqiçeskie problemi. zdatelstvo Bakinskoqo Universiteta, 2003, 19,5 p.l. Mahmudova Ü.X. «Kür irmainin ekocorafi problemleri». Baki Elm ­ 2007

153

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

27. MRZE FETEL AHUNDZADE'NN "ALDANMI KEVAKB" HKAYETNN BAZI SANATKARLIK MESELELER (1970-80-C YILLARIN ARATIRMALARI ESASINDA) - Samir MEHTYEVA ABSTRACT Great dramatist Mirze Feteli Akhundzade, who gave a special support to critical- realism in our generalized Turkish literature in XIX and he established many genres in Turkish literature for example with his six comedy ("Hekayeti- Molla Ibrahimkhalil kimyager", "Misyo Jordan and Dervish Mestali Shah", "Hikayeti-vezirikhani-Lenkeran", "Serguzeshti- merdi- khesis" or "Haji Gara", "Murafie vekilleri"), satiric-realism with his "Aldanmish kevakib" story, philosophical tractate with "Kemaluddovle mektublari" and he established criticism genre with his critical papers. That's why this great writer's legacy was one of the research issues from XX century's beginning till now. From 1970-1980 M.F.Akhunzade's cultural legacy was investigated from different points. From these periods' researchers Nadir Mammadov, Yashar Garayev, Arif Mammadov, Nadir Velikhanov, Veli Nabiyev and others tried to show their results in the papers and they paid attention to its positive and negative points. Especially they gave place for writer's works' genre problem and issue concerning to craftsman. Klâsik bedii sanat nümuneleri içerisinde mevzu ve idea tutumuna, bedii sisteminin yeni keyfiyetlerine göre farklanan "Aldanmi kevakib" hikâyeti yalniz Ahundzade yaraticiliinin deil, genellikle, klâsik ulusal nesirin en deerli incisitir.Yazildii devirden hemie edebi fikrin dikkatinde olan u eser 1970-80-ci yillarda da dikkat merkezinde oluyor. 1950-60-ci senelerin bilim enenelerini devam etdiren edebiyatünaslar eserin mevzu ve ideasi, janr-üslup özellikleri ile ilgili

154

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

öyrenilmemi, az öyrenilmi taraflari aratirmaya celp ediyor, daha derinden ve etrafli, çada bilimin talepleri seviyesinde aratiriyorlar. 1970-80-ci yillarda "Aldanmi kevakib"in janr özellikleri ulusal edebiyatünasliin en önemli ve tartimali mevzusu olarak yeniden gündeme geliyor. Eseri povest, hikâye, hatta roman adlandiranlar olmutur. Bazi aratirmaçilar ise u eserin janrindan söz açarken etafli tahlillerden vaz geçerek, unu "siyasî-pamfilet", "maarifçi-realist satirik eser", "içtimaî ve felsefi povest" adlandirmakla yetinmiler. "Aldanmi kevakib"in janrinin aratirmasinda iki istikamet müahede ediliyor: Aratirmaçilarin bir kismi esere mazmun ve idea bakimindan yanaarak tasnifi apariyorlar, dier aratirmaçilar ise eserin bedii biçiminden, forma komponentinden yanaarak tasnif ediyorlar. u ise eserin janr müeyyenliyinde qayri-sabitlik yaratmitir. Böyle ki, eserin bedii strukturunu tekil eden mazmun ve ya forma komponentinden her hangi birine esaslanip, janr tasnifi aparmak bir o kadar objektif sonuça getirip çikarmiyor. Hatta bazi aratirmaçilar idea-mazmunu bedii strurkturdan farklandirarak ayri bir anlayi gibi götürüyorlar. Bedii struktur (kurulu) anlayii ise yalniz forma biçimi gibi nezerde tutulur. Böyle ki, ahundzadeünas-âlim Nadir Mammedov "Aldanmi kevakib"in hem mazmun-idea problematikasina esasen, hem de forma-kuruluuna istinaden tasnifini veriyor: "Aldanmi kevakib" öz mazmunu, içtimaî-siyasî yönü ve bedii kurulu cihetten felsefi-sosyal nesir janrina mensuptur." Göründüyü gibi mazmun ve idea bedii kurulu anlayiindan çikartilarak, ayri bir kol gibi tetkik olunuyor. Ikinci bir cihet, müellif aratirmasinin bir yerinde Ahundzade nesrini avropa ve rus "maarifçi felsefi sosyal" nesrinden, bedii kuruluundan farklandiriyor. XIX y.y. rus tenkiti realizminin tesirini nezere alip: "Aldanmi kevakib"i içtimaî-siyasî mazmuna malik olan mükemmel" satirik bir povest" gibi seciyelendiriyor. Ama mesele ununla bitmiyor.Müellif ayrica olarak forma-kurulua esasen de tasnifatini apararak "Aldanmi kevakib"i roman adlandiran Seyfulla Esedullayev'in fikirlerini yalni saniyor. Ve "Aldanmi kevakib"in struktur özelliklerini yeniden ilmi tahlilden keçirerek "Aldanmi kevakib"in povest olmasi hakkinda konsepti daha da möhkemlendirir. Göründüyü gibi müellif bir taraftan mazmun ve idea problemine esasen "Aldanmi kevakib"i bir neçe janr tipinde "felsefi-sosyal", "realist nesir", "satirik povest" adlandiriyorsa, dier bir yönden sirf janr poetikasinin prinsiplerinden yanaarak bölgüsünü apariyor ve onu povest hesap ediyor. Biz janr bölgüsünün u istikametde aparilmasini daha ilmi ve maksatauyun sanirik. "Aldanmi kevakib"i " tipik maarifçi janr nümunesi povest konseptli"sanan Yaar Karayev de eserdeki bedii mazmuna, yazarin estetik idealarinin daha kabarik ve önde verilmesine istinat ediyor. Meseleye ayni mevkiden yanaan Arif Memmedov "Aldanmi kevakib" de ister mazmun, isterse de forma-struktur özelliklerini vahit ideanin ifade olunmasina seferber edilmesini nezere alarak "Aldanmi kevakib"in povestden daha çok, "povest konseptli" adlandirmai daha uyun saniyor. Mesele undadir ki, aratirmaçilar "Aldanmi kevakib"in janrini iki üslup esasinda çözmeye çalimilar. Âlimlerin bir kismi eseri "satirik povest", "siyasî pamflet" adlandirarak, tenkiti-realist yöntemde yazilmi hesap ediyor, dier bir kismi ise maarifçi ve ya maarifçi-realist yöntemin janri hesap etmiler. Bile ki, Nadir Memmedov"Aldanmi kevakib"i realist nesir nümunesi , "satirik povest'', devrin siyasî kuruluunu, içtimai balarin içyüzünü açan, ifa karakterli olmasina ve eserdeki hadiselerin gerçek faktlar esasinda yazilmasina istinat eden Aababa Rzayev "Aldanmi kevakib"i tenkiti yöntemde yazilmi "siyasî pamflet" adlandiriyor.

155

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Müellife göre povestde yazari maarifçi monar, ideal ahin tebliinden daha önemli, vacip olan bir mesele, inkilâpi-demokrasi idealarinin eks etdirilmesi ilgilendiriyor. Aababa Rzayev Yusuf Serrac reformunun malubiyeti faktörünü "inkilâpi çari" hesap ediyor. Nadir Velixanov ise edipin kültürel mirasiyla ilgili apartii aratirmasinda böyle mülâhaza yürütüyor ki, "Azerbaycan edebiyatinda maarifçi-realist, satirik nesrin yaranmasi M.F.Axundzade'nin "Aldanmi kevakib" povestiyle alâkadartir". Müellifin böyle kanaata gelmesine sebep eserdeki ifa yöntemi ile alakadartir. Hatta aratirmaçi satiranin yeni bir nevini bile yaratmakdan cekinmemi, Ahundzade'ni eserde dou despotizmini kesgin "maarifçi satira", ile ifa etmesini bildiriyor. Oysa ki, satiranin "maarifçi satira", "realist satira" ve s. adlandirip her hangi edebi yöntem ve ya üslup prinsipine esasen bölgüsünü aparmak bir o kadar objektif olmazdi. "Aldanmi kevakib" eserinin janr meselesinin belirlendirilmesi ununla bitmiyor. M.F.Ahundzade'nin yegane nesir eserinin epik nevin hangi janrinda yazilmasi bir çok çelikili ve tartimali mevkilerin, farkli fikir mülâhazalarin yaranmasina sebep olmutur. Eserin janrinin belirlendirilmesinde doru olarak bedii kurulu ve forma özelliklerini esas götüren bir qurup aratirmaçi eserin janr bakimindan tahlilinde "Aldanmi kevakib"in yicam hacmiyle dolun mazmunu arasindaki çelikiyi nezere alip deyiik mulâhazalar yürütmüler. Sonuçta "Aldanmi kevakib" hikâye, hikâyet, povest, roman gibi incelenmitir. "Aldanmi kevakib" mazmununa göre roman sayila biler, ama hacmine ve edipin kendisinin bazi kaydlarina istinaten hikâyetdir. Kanaatimizca, "Aldanmi kevakib"in hikâye deil, hikâyet adlandirilmasi daha münasip olar. Aslinda, hikâye ve hikâyet anlayii ayni mahiyetli, ayni kaliteli janr gibi anlailmamalidir. Her iki janrin deyilice benzerliyi olsa da, bir-birlerinden komple olarak farklitir. Evvela, Dou meneli hikâyet janri Bati ve rus edebiyatinin epik nevinin küçük janrlarindan olan hikâyeden farkli olarak daha kadim olup , edebiyatin hem ifahî, hem de yazili kolu üzre gelimitir. Oysa ki, hikâye janri Bati avropasinda ve rusiyasinda XIX y.y. tenkiti realizminin geliimiyle intiar tapmitir. Tenkiti realist edebiyatin prinsiplerine uyun olan bir forma gibi hikâye gerçek hayat hadiselerinin, olaylarinin yicam süjet (görüntü) ve kompozisyonda bitgin, konkret tesviridirse, Dou meneli hikâyetde real hayat hadiselerinin kadim janr olduuna göre macera, yarim-fantastik, nasihatamiz, olaanüstü faktörlerle kariik tesviri önemlidir. Ikincisi , hikâyet hacmine göre hikâyeden böyük oluyor, esasen nazmla yazilmitir. Dier bir taraftan edip kendisi de tenkiti mekale ve mektuplarinda "Aldanmi kevakib"i hikâyet gibi sunur: - "Hikâyeti Yusuf ah". u, Avropa edebiyatinin hikâyeleri tipinde deildir. Daha çok povest janri ile sesleir ve Dou edebiyyatinin derin bilicisi M.F.Axundzade Batida intiar tapmi hikâye ile roman arasinda orta bir mevki tutan povestin Dou edebiyatinda kariliinin hikâyet olmasini görmeye bilmezdi. O halde, "Aldanmi kevakib"e Bati edebi kriterinden yanasak povest, aksine, Dou edebi prinsipine göre hikâyet sanilmalidir. "Aldanmi kevakib"te konkret dönemle ilgili bir hadise deil, bir kaç hadisenin iiklandirilmasi onu poveste, Dou janr tipinden hikâyete daha çok yakinlatiriyor. "Aldanmi kevakib"i hikâye ve roman sanan aratirmaçilar'dan

156

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

farkli, povest ve ya hikâyet gibi götüren aratirmaçilarin mevkilerini daha dolun, objektif sanmak olar. Bile ki, ikinci istikametde aparilan aratirmalar janr müeyyenliyinde ireli sürülen versiyalardan birine istinat ederek tahlil aparmilar. Oysa ki, önce de kayd etdiyimiz gibi "Aldanmi kevakib" mahiyyet ve strukturca ayni olan janr tipindedir. u zaman böyle bir problem ortaya çikiyor. "Aldanmi kevakib"i iki janr tipinde sunmak ne kadar doru ola biler? Azerbaycan edebiyatinin Dou edebiyatinin bir kolu olduunu nezere alip "Aldanmi kevakib"i Dou janr kategorisi esasinda belirlemek daha objektif olar. Çünki yüzyillik Azerbaycan edebiyatinin temeli ve geliimi uzun süre Dou eneneleri esasinda gelimede olmutur. Bati poetik terminlerine, janrlarina keçid Axundzade`nin ismiyle ilgili olsa da, edip eserlerinin janrinda u saflii tam koruya bilmemitir, sonuçta "Aldanmi kevakib" hem hikâyet, hem de povest gibi sunulmutur. Ola bilsin ki, eserlerinin janrinda hem Dou, hem Bati poetikasindan ikitireli istifadesi maksatli karekter daisin, müasirlerine Bati janr sistemini mükayiseli variyantda anlatmak ideasi ile de ilgili olsun. Veli Nebiyev "Azerbaycan bedii nesrinin janr üslup tekamülü (XIX-XX y.y.)" serlövheli ilmi aratirmasinda bu mesele ile ilgili ilginc ve orijinal mülahâzalar yürütmütür . Aratirmaçi XIX y.y. Azerbaycan epik edebiyatinin geliimi prosesinde kendini gösteren janr ­üslup özelliklerini Bati ve rus edebiyatinin tesiriyle alâkalandirilmasini di edebi tesirin rolunun iirdilmesi gibi deyerlendiriyor. Ve u tarihi prosesde ulusal klâsik enenenin daha kuvvetli olmasi kanaatina gelerek "Reit bey ve Seadet hanim", "Hikâyeti Yusuf ah", "Kemalüddövle mektuplari "gibi eserleri Avropa kökenli roman, povest, hikâye adlandirip yeni nesir nümunesi gibi sunumunu "qayri ilmi" saniyor. Müellifin fikrince "Bu eserler janr-üslup bakimindan halis dou enenesi, Azerbaycan epik edebiyatinin janr-üslup poetkasi esasindayaratilmitir". Lakin Veli Nebiyev "Aldanmi kevakib"in yazar tarafindan "HikâyetiYusuf ah" gibi yazilmasina ve kuruluuna göre eseri hikâyet saymakta doru kanaata gelse de, hikâyeti mahiyetce ifahî edebiyatin janri olan masalla aynilatirmasi ve hikâyete "destanla hikâye arasinda duran epik forma biçimidir" söylemesi tartimalitir. ifahî edebiyatda epik tesvire esaslanan rivayet, esatir, efsane, latifeler arasinda ne kadar fark varsa, hikâyetle masalda bir-birinden o kadar farkli mahiyyetlidir. Elece de hikâyeti destanla hikâye arasinda ortak mevkili epik forma gibi sunmak tam esasli deildir . Evvela, destanla hikâye janrinin devri ve muhiti bir-birinden mesafece uzaktir . Onlar hem formalama mazmun, hem deforma özelliyine göre farklanir. Hikâyetin destanla, hikâye ve masalla yegane ortak noktasi varsa, o da hadisenin, olayin her hangi bir ahs tarafindan nakil edilme prosesi ile alakadar olmasindadir. Müellif böyle bir mulahâza yürütse de, her hangi bir kanatla esaslandirmamitir. Yaqin ki, aratirmaçi destanlardaki nesir ile nazmin bir-birini evezlemesi özelliyine esasen hikâyelerin nazim ile yazilan varianti arasinda ortak mevkiye istinat etmistir. Oysa ki, nazim ile yazilmi hikâyelerde nazim usulundan kenara sapmalar, nesirle nazmin evezlenmesi gidiati izlenilmiyor. Aratirmaçi V.Nebiyev yaziyor: "Avropa janr poetikasinin güclü nüfuzu karisinda aslinda, uzun süre sarsilmayan, çok leng kovuma süresi keçiren, nihayet, XIX y.y. 30-cu yillarinda "isim deyimenin" son anlarini yaayan destan

157

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ve hikâyetler, mektupat ve seyahetnameler, vaka'lar tahminen yüzyillik "vurumadan" sonra öz yerini roman, povest ve kisa hikâyelere terk etse de, u süreç edebiyatünaslikta oldukca çevik deyime" gibi sunulmutur. Artik edebiyatünaslikta bedii sistemin tarihi kateqori olmasi çokdan esaslandirlmi kanunauyunluktur. u bakimdan edebi janrlar hangi esaslarla gelime süreçlerinden geçerek, olgunlaip "büyüyerek" yeni bir janr nümunesine donüe biler? Epik nevin janrlarindan olan mektup ve seyahetnameleri, masal ve destanlari, hikâyetleri çada devrin roman, povest ve hikâyelerine ismini deyime prosesiyle çevrile bilmesi faktörü asla mümkün olmayan bir hakikattir. u sadalanan janirlar ifahî ve klâsik edebiyatin janirlari olarak belirli bir edebi süreçte yaranmi sabit forma biçimleridir. Yalniz kendi mazmun ve kalipi içinde belirli deyiikliye urasa da, yeni bir janr kontingentine dönümek imkani yoktur. Asla, "Selim ah" destani romana ve hikâyeye dönüe bilmez. Ama u o demek deyil ki, janrlarin karilikli alakasi, yakinlii mümkünsüzdür. Janrlarin mevzu-problematika ayniyatinda belirli alakalarinin olmasi ve s. yakinlii onlarin tekamülü gibi sanmak olmaz. "Aldanmi kevakib"te janr kariikliini nev dahili kariikliktan ibaret olmasi kanaatinda olan Arif Memmedov M.F.Ahundzade nesirinde dramaturji elementlerin olmasi faktörüyle alakalandirmitir. Eletirmen Ahundzade'nin eserlerindeki janr kariikliini bir taraftan senetin kanununauyunlugu gibi götürürse, dier taraftan da u kariikliin maksatli karekter taimasi fikrini ireli sürüyor. Böylece, realist nesirin gelimesin"de mühim yer tutan "Aldanmi kevakib"in janr meselesinin tetkiki 1970-80-ci yillar ahundzadeünasliinin dikkat merkezinde olmu, evvelki eletirmelerde burakilmi bir sira kusurlarin aradan kaldirilmasina nail olunmutur. KAYNAKÇA Azerbaycan edebiyati tarihi. 6 cildde, Baki, 2004 Aristotel. Poetika. Baki, 1974 Ahundzade M .F. Seçilmi eserleri. 3 cildde, Baki, 2005 Memmedov Nadir. M. F.Ahundovun realizmi. Baki, 1978 Yaar Karayev. Realizm senet ve hakiket. Baki, 1980 Memmedov Arif. Öyrendikce öyrenilen edip. "Azerbaycan" dergisi. 1982, N10 Yene onun .M F Ahundovun eserlerinin bazi janr özellikleri. "Azerbaycan SSR EA Xeberleri ". Edebiyat Dil ve ncesenet seriyasi 1988 N1 Nebiyev Veli. Azerbaycan bedii nesrinin janr-üslup tekamülü (XIX-XX asirlar). Baki, 1992 Velixanov Nadir. Azerbaycan maarifçi-realist edebiyatin gelimesi (18901917). Baki, 1983 Rzayev Aababa. Ulduzlari kim aldatmitir. "Edebiyat gazetesi" 1991, 20 aralik

158

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

28. ÇACIL SLAHLAR; PSKOLOJ VE PARAPSKOLOJ ­ Hayri ÜSTÜN68 ÖZET 20. Yüzyilda teknolojik gelimeler yeni silahlar dourmutur. Denizaltilar, uçaklar, tanklar ve füzeler 20. Yüzyil boyunca sava alaninda yerini almitir. 21. Yüzyila girmemiz ile birlikte teknolojik ilerlemeler silah sistemlerini yeniden deitirecektir. Bu deiimin esaslari ucuzluk, etkinlik ve kitlesel etkidir. Bu balamda yeni silahlarimiz psikoloji ve parapsikolojidir. GR Psikoloji; kabaca insanda mevcut olan ruh eklidir. Psikolojik Sava ise klasik anlamdaki savain kazanilmasi veya kaybedilmesinde; savatan sonra da üstünlüün devam etmesinde, yahut sorunlarin çözülmesinde insanlarin ruh haline etki ederek sonuç almaktir.69 Parapsikoloji; paranormal (normal ötesi) güçleri, olgulari ve yetenekleri inceleyen bilim dalidir.70 Parapsikoloji insan beynine etki etmeyi amaçlar. Parapsikoloji ile iinlanma, düünce okuma, bir maddenin yerini bulma, ifa daitma, uzak mesafeler arasi iletiim, gelecei tahmin gibi olgular gerçek kilinabilmekte veya gelecekte kilinabilecek duruma gelmektedir. Parapsikoloji sava alaninda özellikle istihbarat açisindan yeni bir keiftir. Parapsikoloji ile günümüzde kesin istihbarat salanabilmekte, bir geminin veya denizaltinin uzaktan batirilmasi, uçain veya helikopterin dümesi gibi olgular mümkün olabilmektedir. Günümüzdeki hali ile bile parapsikoloji çok tehlikelidir. Kitlesel Kontrol: Psikolojik Sava

68 Turan Stratejik Aratirmalar Merkezi, Antalya/TÜRKYE. 69 TARHAN; Prof. Dr. Nevzat, Psikolojik Sava, Tima Yayinlari, stanbul, 2007, Sayfa 15. 70 TEKN, Emrullah, X Files Gizli Parapsikolojik Aratirmalar, Truva Yayinlari, stanbul, 2006, Sayfa 17.

159

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Kitleleri kontrol altinda tutarak toplum üzerindeki etkisini güçlendirmek bugüne kadar gelmi tüm liderlerin hayalidir. nsanlarin psikolojisine etki ederek, onlari yönlendirmek, kendi çikarlari için çalitirmak günümüzdeki ideolojik ve psikolojik savain temelini oluturur. Psikolojik sava insanlara aptal muamelesi yapmaktir. nsanda var olan algilama kapasitesinin bilinçli bir ekilde doldurulmasidir. Düünmesini engellemek, karilatirmayi yasak etmektir. Kisaca insana ne düünmesi gerektiini öretmektir. Psikolojik sava, Türk halki üzerinde yillardir sürmektedir. Yeni neslin, kültürel deerlere uzaklii, baka kültürleri benimsemeye çaliarak ortaya ne olduu belirsiz bir yapi çikarmasi bunun en bariz örneidir. Türk dilinin yozlamasi, milli tarih bilincinin kaldirilmasi, dinin anlailmaz hale getirilmesi, törenin cinayetten ibaret olduu kalibina oturtulmasi bu savata çok iyi olmadiimizi ispatlar. Bu savai kazanmak için, doru bilgiye ulamak gerekmektedir. Doru bilgiye ulamak okumak, aratirmak, sorgulamak ve karilatirmak ile mümkündür. Akla ve mantia uygun bilgi %100 doru olmasa bile, yanlitan daha dorudur. Psikolojik savata kaybettiimiz deerlerden birisi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Türk solunun Atatürk'ü sahiplenmesi, ona dinsiz kiyafetinin giydirilmesi, sosyalist olarak gösterilmeye çaliilmasi Atatürk'e kari toplumda tepki görmütür. Ama tepkiyi gören, Atatürk'ü toplumdan uzaklatiranlar deil, Atatürk'tür. Bu da toplumda aratirma ve sorgulama eksiinin bulunmasinin ispatidir. Eer ki toplum okumaz, aratirmaz, sorgulamaz ve karilatirmaz ise kim ne derse ona inanir hale gelecektir. Sonucu da toplumsal kutuplama ve çatima olarak hissedilecektir. Günümüzdeki kutuplamalarin sebebi psikolojik savatir. Milletin bu savata yenik dümesinin sebebi de devlet deil millettir. Çünkü devleti yönetenleri seçenler, neden ve niçin seçtiklerini bilmemektedirler. Türkiye'de siyasi partilere oy atmak, takim tutmak gibi atadan çocua geçmektedir. Çocuk ata ne derse yapmakta, onun gibi düünmektedir. Bu düünce eklide bizi bir arpa boyu ileriye götürmemekte, aksine geriletmektedir. Çünkü Dünya ilerlerken biz yerimizde sayarsak, yerimizde saymi olmak yerine gerilemi oluruz. Ölçütümüz mevcut medeniyet seviyesinin üstüne çikmak ise, yapmamiz gereken Dünya'dan daha fazla ilerlemektir. Buda Türk düünce sisteminin yeniden deiimi ile mümkündür. Psikolojik savaa kari bir önlem alinmasi gerekiyor ise, önlemimiz düünce sistemimizi deitirmek olmalidir. Kendimizi her düünceye, her fikre açik hale getirmek, her söylenene inanmayip, her kaynaa güvenmemek gereklidir. Olaylarin örenimi mümkün olduunca olayin içindeki kiilerden olmalidir. Ama bu örenim tek tarafli deil, olayi yaratan taraflarin hepsinden olmalidir. Aksi takdirde çarpitma ve yönlendirme kaçinilmazdir. Kitlelerin kontrolü beraberinde baski ve diktatörleri getirir. Psikolojik savaa kari zamaninda önlem alamazsak yakin gelecekte, kitle kontrolü vasitasi ile kurulabilecek bir küresel imparatorluun vatandai olabiliriz... Mükemmel stihbarat: Parapsikoloji Parapsikolojinin sava alaninda kullanimi ile birlikte istihbarat birimleri olduklari yerden bilgi edinme ve yönlendirme ansina kavutular. Örnein nükleer bir denizaltinin yerinin tespiti, terör eylemi planlayan bir grubun yerinin tespiti gibi. Parapsikoloji ülke güvenlii baz alinirsa her türlü tehdidin önlenmesi açisindan etkilidir. Ancak parapsikoloji ile saldirilir ise durum daha vahim bir hal almaktadir. Parapsikolojik saldirilar iz birakmaz ya da kismen iz birakabilir. Saldirinin kaynaina

160

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ulamak çok zordur. Parapsikolojik olarak hassas birisine ulamaya çalimak onun duyularini harekete geçirecek, dolayisi ile varliindan haberdar olduunuz birini sizin varliinizdan da haberdar edecektir. Parapsikoloji ile insan yapimi, maddeden oluan aletlerin çalimaz hale getirilmesi de mümkündür. Örnek olarak batirilan ABD denizaltisini verebiliriz. Maddesel anlamdaki parapsikolojik saldirilardan korunmak neredeyse mümkün deildir. Gelecekte parapsikoloji zirhi diye bir ey duyarsak airmamak gereklidir. Özel timlerin yakin gelecekte çelik yelek ile birlikte parapsikolojik bir koruma alanina sahip elbiseler ve balik giymesi muhtemeldir. Ama bunun için önce, korumanin nasil yapilacainin bulunmasi gereklidir. Bir dier önemli olay ise hepimizin bildii 3 Mart Tezkeresi'nde ya da dier önemli siyasal kararlarda parapsikolojik bir saldirinin olup olmadiidir. Eer böyle bir saldiri var ise Dünya'da bu saldiriyi gerçekletirebilecek istihbarat servislerinin sayisi 10 civarindadir. Yani böyle bir saldiri gerçekleti ise, kaynai konusunda en az 10 farkli ülkeyi suçlayabiliriz. Parapsikolojinin bir dier muhtemel kullanim alani teknoloji casusluudur. Hindistan'in ve Çin'in teknoloji casusluunda parapsikolojiyi kullandiklarini tahmin etmek güç deildir. Parapsikoloji bati ülkelerinden daha çok dou ülkelerinde gelimitir. Bunun sebebi de dounun batiya oranla daha mistik olmasidir. Gelecein silahi parapsikoloji olursa güç dengelerinin batidan douya doru kayacaini söylemek zor olmayacaktir. SONUÇ Türkiye'nin psikolojik ve parapsikolojik saldirilara kari önlem almasi arttir. Alinacak önlemler kesin sonuçlar dourmali, saldiri tamamen püskürtülmelidir. Bu ancak bu alanlarda ilerleme ile salanabilir. Türkiye Cumhuriyeti'nin acil olarak psikolojik ve parapsikolojik aratirma merkezleri kurmasi ve devlet desteini bu merkezlere yönlendirmesi gereklidir. Millet olarak güçlü kalmak istiyorsak psikolojik ve parapisikolojik saldirilara hazirlikli olmamiz gereklidir. Aksi takdirde geleceimizin umut verecei söylenemez. KAYNAKÇA KUMKALE; Dr. Tahir Tamer, Psikolojik Sava, Pegasus Yayinlari, stanbul, 2007. TARHAN; Prof. Dr. Nevzat, Psikolojik Sava, Tima Yayinlari, stanbul, 2007. TEKN, Emrullah, X Files Gizli Parapsikolojik Aratirmalar, Truva Yayinlari, stanbul, 2006. BEKTAN; Ali, Atatürk'ün Kehanetleri, Sinir Ötesi Yayinlari, stanbul, 1998. NEB; Malik Bin, deolojik Sava Ajanlari, Tima Yayinlari, stanbul, 1997. CANDAN; Ergun, Gizli Yönleriyle Atatürk, Sinir Ötesi Yayinlari, stanbul, 2008.

161

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

29. ERMEN TEHCR MESELES ­ Abdullah KARAHSARLI71 - Türkiye-Azerbaycan kardeliine ve ehitlerimizin aziz hatiralarina ÖZET XX. yüzyilin balarinda gerçekleen Ermeni tehciri, günümüzde Türkiye'nin önüne deiik siyasî ortamlarda devamli olarak çikartilarak, siyasî bir istismar ve baski mekanizmasina dönütürülmütür. Ermenistan Cumhuriyeti, Ermeni Diasporasi ve Avrupa ülkelerinin tarihî gerçekleri bir yana birakip, sirf siyasî baki açilariyla meseleye yaklamalari bunun en bariz kanitidir. Bu makalede, Osmanli'nin tehcir kararini almasina yol açan gelimeler ve tehcirin uygulanii, tarihî gerçeklerle irdelenmeye çaliilmitir. GR: Türk-Ermeni likilerinin Balangici lk Türk-Ermeni münasebetleri XI. yüzyilda balamitir. Ancak daha yakin ve önemli münasebetler, 1015-1020 yillarinda Selçuklu hükümdarlarindan Alparslan'in babasi Çari Bey'in Dou Anadolu'ya düzenledii bir keif seferi sirasinda balamitir. Alparslan'in Bizans kuvvetlerini Malazgirt'te malup etmesinin (1071) ardindan Bizans'i terk eden Ermeniler, Anadolu içlerine çekilerek Kilikya adi verilen Çukurova bölgesine yerleip Bizans'a bali bir prenslik kurdular. Sultan Melikah döneminde bu prenslik Bizans'a bali olduu hâlde Melikah'a itaat arz etti. Daha sonra prenslik Anadolu Selçuklu Devleti'ne balandi. Selçuklularin Köseda Savai'ndan (1243) malup çikmalarindan sonra bölgeye yerleen Memlükler, prenslik için tehdit oluturmaya baladilar ve 1375 yilinda prenslii ortadan kaldirdilar.72

71 ktisatçi, Aratirmaci-Yazar, zmir/TÜRKYE. 72 Yusuf Halaçolu, Ermeni Tehciri, stanbul 2006, s. 13-14.

162

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Ermeniler, Osmanli'nin Anadolu'daki idareyi eline almasiyla Osmanli hâkimiyetine girdiler. Küçük bir Anadolu beylii olan Osmanli, kisa sürede güçlenip bir dünya devleti olurken tebaasina gösterdii adalet ve hogörüyle Ermeniler ve dier tebaalarin güvenini kazanmaya baladi. Fatih Sultan Mehmet, stanbul'u fethettikten sonra Hiristiyan Ortodoks tebaaya Fener Ortodoks Rum Patriklii kurulmasina izin vererek gösterdii dinî serbestlik ve hogörüyü, 1461'de Ermeni Patriklii'nin kurulmasina izin vererek Ermeni tebaaya da gösterdi.73 Ermeniler, Osmanli idaresindeki dier tebaalar gibi birçok haklara sahip oldular. Kendi dillerini kullanmaya devam ettiler. Çocuklarina Ermenice isimler koyulmasina kari çikilmadi. Kültürel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için 1567'de stanbul'da matbaa kurmalarina izin verildi.74 Türkler ile kurduklari iyi ilikiler sayesinde devletin üst kademelerinde önemli görevler icra etmeye baladilar. Ermeniler, Osmanli Devleti'nde tercüman, vergi toplayicisi, mimar, hazinedar, meclis üyelii hatta nazirlik görevlerine tayin edildiler. Özellikle ticaretle uramalari nedeniyle ülkede neredeyse en zengin tebaa hâline geldiler. Tüm bu haklarin verilmesine ramen XIX. yüzyilin ortalarinda Ermeniler, büyük devletlerin kikirtmalariyla çeitli isyanlar çikarmaya baladilar. Milliyetçi duygulara kapilarak Müslüman-Türk ahaliyi katlettiler. iddetini giderek arttiran bu katliamlar neticesinde, hakli olarak I. Dünya Savai sirasinda "tehcir" olarak anilan "Zorunlu skân Kanunu" ile geçici zorunlu göçe tâbi tutuldular. Emperyalist Devletlerin I. Dünya Savai'na Kadar ki Faaliyetleri ve Ermeniler Osmanli Devleti'nin ilk dönemlerinde Ermenilerin devlet yönetimi ile ilgili bir sorunlarinin olmadii görülürken, devletin zaafa uradii XIX. yüzyilin ortalarinda yabanci devletlerin Osmanli'ya kari sürdürdükleri politikalarin bir parçasi olduklarini görmekteyiz. Bu politikalardan en önemlisi de Avrupa devletlerinin75 sürdürdüü "ark Meselesi" adli politikadir. Bilindii üzere ark Meselesi, Avrupa devletlerinin Osmanli tebaasi Hiristiyanlarin haklarini korumak iddiasiyla Osmanli topraklarini parçalayarak aralarinda bölümeyi ifade etmektedir. Söz konusu devletler, Osmanli Hiristiyanlari için sirasiyla, imtiyaz, özerklik ve baimsizlik istemekteydiler.76 Bu politikanin takipçilerinden biri olan Rusya, 1774 Küçük Kaynarca Antlamasi ile Osmanli Ortodokslari üzerinde söz sahibi oldu. 1789 Fransiz htilâli'nden sonra yayilan milliyetçilik fikirleri bazi Avrupa devletleri tarafindan Osmanli'yi yikmak için Hiristiyanlara telkin edildi. Bunun sonucunda, ilk milliyetçi ayaklanmayi 1804'de Sirplar, Rusya'nin destei ile çikardi ve Osmanli'dan imtiyazlar koparan ilk Hiristiyan topluluk oldu. 1829'da Rusya, ngiltere, Fransa'nin yardimlariyla Yunanistan baimsizliini ilan etti. Paris Antlamasi (1856) ile Balkan Hiristiyanlarinin imtiyazlari geniletildii gibi, gayrimüslim tebaa için islahatlarin da geniletilmesi salandi. Bu antlama ile Avrupa devletleri içilerimize daha rahat karimaya ve Hiristiyan tebaayi da daha rahat kikirtmaya baladi. Kikirtmalarin sebebiyet verdii

73 Mehmet Saray, Ermenistan ve Türk Ermeni likileri, stanbul 2003, s. 10. 74 Venedik'te matbaacilik eitimi görmü Sivasli Apkar adindaki bir papaz tarafindan kurulmutur. 1908 yilina kadar zmir (1759), Van (1859), Mu (1869), Sivas (1871) gibi tara ehirlerinde de Ermeniler tarafindan 38 tane matbaa kurulmutur. 75 Özellikle, ngiltere ve Fransa. 76 Halaçolu, a.g.e., s. 25.

163

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

93 Harbi (1877-78),77 Osmanli'nin Rusya'ya malubiyeti ile sonuçlandi. Sava sonrasi imzalanan Ayastefanos ve Berlin antlamalari sonunda Balkan Hiristiyanlarindan Romanya, Sirbistan ve Karada baimsizliklarini kazandilar.78 Ayrica bu antlamalar sayesinde Emperyalist devletler, Osmanli'yi Ermeni tebaa için çeitli islahatlar yapmaya zorladilar. üphesiz ki bu islahatlar, baimsiz bir Ermenistan kurmanin temellerini oluturmak için dayatiliyordu.

I. Dünya Savai'nda Ermeni Faaliyetleri (Tedhi Dernekleri, Olaylar ve Katliamlar) Ermeniler, yaadiklari vilâyetlerde hiçbir zaman nüfus çounluuna sahip olamamilardir.79 Bunun için herhangi bir ayaklanma ve yönetimi ele geçirme gibi bir ihtimali göz önünde bulundurmayan Osmanli, buralarda bir baski mekanizmasi da kurmamitir. Bundan dolayi Avrupa devletleri ve Rusya, Ermenileri kikirtarak, çete ve dernekler kurmalarini saladilar ve tedhi olaylarinin balamasina yol açtilar. Ermenistan kurma hayalleri ile kurulan dernekler, Emperyalist devletlerin yardimlariyla kisa sürede çoalarak birer terör örgütüne dönütüler. Yurtiçinde Ermeniler; Van'da Kara Haç Cemiyeti (1878), Erzurum'da Anavatan Müdafileri Dernei (1881), Van'da htilâlci Armenakan Partisi (1885) gibi dernekleri kurdular.80 Bu derneklerin amaçlari, Ermenilere silah ve cephane salamak ve ihtilâl çikararak kendi kendilerini yönetme hakkini kazanmakti. Yurtdiinda ise; Hinçak Partisi (1887), Ermeni htilâl Federasyonu (Tanaksutyun) (1890), Ramgavar, Silahlilar Cemiyeti (1880), Ermenistan'a Doru Cemiyeti, Genç Ermenistan Cemiyeti, ttihat ve Malas Cemiyeti (1872) gibi dernekleri kurdular.81 Bu derneklerin amaçlari ise, Ermenileri yönetime kari kikirtmak, ihtilâlci çeteler kurmak, halki silahlandirmak ve hükümet yetkililerine suikastlar düzenlemek82 ve nihayetinde baimsiz bir Ermenistan kurmakti. Bu derneklerin öncülüünde Ermenilerce gerçekletirilen olaylar unlardir: Zeytun (Süleymanli) Olaylari, Kayseri Olaylari, Bitlis Olaylari, Van Olaylari, Mu Olaylari, Diyarbakir Olaylari, Mamuretül'aziz (Elazi) Olaylari, Erzurum Olaylari, Sivas Olaylari, Trabzon Olaylari, Adana Olaylari, Urfa Olaylari, zmit Olaylari, Adapazari Olaylari, Bursa Olaylari, Musadai Olaylari, zmir Olaylari, stanbul Olaylari, Mara Olaylari, Antep Olaylari, Halep Olaylari.83 I. Dünya Savai çiktiinda Ermeni Patrikhanesi, Osmanli'nin savaa girmesi hâlinde nasil bir politika izleyeceini tespit etmek için toplanti düzenledi.84 Bu toplantida iki karar alindi. Birinci karar, Osmanli'yi üphelendirmemek için savaa girilmesi hâlinde Osmanli'ya sadik kalacaklarini ve hükümete yardimci olacaklarini içeriyordu. kinci karar ise gizliydi. Bu karar Osmanli yetkililerine duyurulmadan

77 Osmanli-Rus Savai. Bu savata Ermeni gönüllüler Osmanli'ya kari savamilardir. 78 Halaçolu, a.g.e., s. 26. 79 Ermenilerin youn olarak yaadii; Erzurum, Sivas, Diyarbakir, Harput, Van, Bitlis gibi vilâyetlerde toplam Müslüman nüfus 2.687.748 iken Ermeni nüfus 665.815'dir. 80 Kâmuran Gürün, Ermeni Dosyasi, Ankara 1983, s. 129. 81 Azmi Süslü, Türk Tarihinde Ermeniler, Ankara 1995. 82 Buna örnek olarak, 21 Temmuz 1905'de II. Abdülhamit'e kari yapilan suikast gösterilebilir. Ermenilerin bu suikastlari, daha sonra tehcirden sorumlu tutuklari ttihat ve Terakki yöneticileriyle devam edecektir. 83 Naci ahin, Emperyalizmin Hedefinde Türkler ve Ermeniler, stanbul 2007, s. 61. 84 Mim Kemal Öke, Yüzyilin Kan Davasi Ermeni Sorunu, stanbul 2001, s. 130.

164

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

gizlice Ermeni derneklerine iletildi. Kararda, derneklerin Osmanli'nin savaa girmesi hâlinde bir taraftan isyanlar çikarmalari, bir taraftan da Ruslara yardim etmeleri isteniyordu.85 te yukarida bahsedilen olaylar bu karadan sonra ortaya çikti. Bu olaylar neticesinde Ermeniler, kadin, erkek, genç, yali demeden birçok masum Türk insanini katlettiler.86 Ve Rus ordularina katilarak kendi devletlerine kari savamaya baladilar. Tehcir I. Dünya Savai'nda Osmanli üç cephede savamaktaydi. Bunlardan birincisi Çanakkale, ikincisi Kafkasya, üçüncüsü ise Suriye-Filistin cepheleriydi. tilâf devletleriyle (özellikle Rusya) gizli görümeler yaparak silahlami Ermeniler de bu üç cephenin ortasinda Osmanli ordusunu arkadan vurma planlari yapmiti. Bu planlari da hem Müslüman-Türk ahaliyi katlederek hem de tilâf devletlerine yardim ederek gerçekletiriyorlardi. Müslüman ahaliyi katleden ve dümanla ibirlii yaparak Osmanli ordusunu arkadan vurmaya çalian Ermenileri, bu üçgenin diina almak için Osmanli Devleti, Dahiliye Naziri Talât Paa'nin Sadarete tezkire vermesiyle 14 Mayis 1915'de "Vakt-i Seferde craat-i Hükûmete Kari Gelenler çin Cihet-i Askeriyece ttihaz Olunacak Tedâbir Hakkinda Kanun-i Muvakkat"87 balikli `Tehcir Kanunu'nu çikardi. Geçici olan bu kanun, 1 Haziran 1915 günü resmi gazete Takvîm-i Vekâyi'de yayinlanarak yürürlüe girdi. Bu kanunla, komiteciler, dümana yardim ettii belirlenenler ve özellikle de cephe içerisinde kalarak devletin bekasini tehlikeye sokacai düünülen Ermenilerin göçüne balanmi oldu. Ancak devlet olaylardan bütün Ermenileri sorumlu tutmadiini göstermek için çok sayida (300.000 civari88) Ermeni'yi tehcir kanunundan muaf tuttu. Bunlardan sava bölgesi diinda olanlar, diplomatik dokunulmazlii olanlar, asker, subay, sihhiye subaylari ve aileleri, Ermeni milletvekilleri ve aileleri, tüccar ve zanaatkârlar, devlet memur ve içileri, hastalar ve görme özürlüler, kadin, çocuk ve yetimler89 zorunlu göçten muaf tutuldular. Ayrica Trakya, Bati Anadolu, zmit, Konya, Bursa ve Kayseri gibi pek çok yerde komite üyesi olmadiklari belirlenenler de göçten muaf tutuldular.90 Göç ettirilenlerin ihtiyaçlarinin belirlenmesi ve salanmasi için, Göçmen ve Airet Yerletirme Müdürlüü'ne görev verildi. Kafilelerin ihtiyaçlarinin karilanmasi için, Konya'ya 400.000, zmit'e 150.000, Eskiehir'e 200.000, Adana'ya 300.000, Halep'e 300.000, Suriye'ye 100.000, Ankara'ya 300.000, Musul'a 500.000 kuru olmak üzere toplam 2.250.000 kuru ödenek ayrildi. Ayrica Amerika'dan Ermeni göçmenlere verilmek için gönderilen paralar Amerikan misyonerleri ve konsoloslari tarafindan Hükümetin bilgisi dahilinde Ermenilere daitildi. Bunun diinda Amerika'da yaayan bazi Ermenilerin aralarinda topladiklari paralari gizli yollardan göçe tâbi tutulan Ermenilere gönderdikleri de bilinmektedir. Yer deitirme için bu

85 Saray, a.g.e., s. 52. 86 Dou Anadolu'da 1915-1918 yillari arasinda Ermeniler, 600.000 Türk'ü katlettiler, 2 milyon Türk'ün de ç Anadolu'ya göç etmesine sebep oldular. 87 Yusuf Hikmet Bayur, Türk nkilâbi Tarihi III, Ankara 1963, s. 40. 88 Kemal Çiçek, Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917, Ankara 2005, s. 86; Miss Gage adli bir misyonere göre 500.000 Ermeni. 89 Kadin ve çocuklarin direniçiler tarafindan canli kalkan olarak kullanilmasindan dolayi tehlike arz eden yerlerde (ebinkarahisar, Urfa, Çukurova, Musadai) Ermenilerin topyekûn nakline karar verildi. 90 Kemal Çiçek, "Türk-Ermeni likileri ve Tehcir", 'Ermeni Soykirimi' ddialari, Ankara 2006, s. 156.

165

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

kadar büyük paralar harcayan devlet, bir yandan da göçe tâbi tutulan Ermenilerin devlete ve ahislara olan borçlarini ya ertelemi ya da tamamen defterden silmitir.91 Göçe tâbi tutulacak olan Ermenilerin, yaadiklari yerlerden iskân edilecekleri yerlere emniyetli ve kisa sürede ulatirilmalari için en uygun güzergâhlar belirlenerek göçe balandi. Güzergâhlarin seçimindeki en önemli faktör, kafilelerin emniyetiydi. Bunun için Kayseri ve Samsun'dan gönderilenler Malatya üzerinden; Van, Bitlis, Sivas, Mamuretül'aziz, Erzurum ve çevresinden gönderilenler ise Diyarbakir-Cizre yolundan Musul'a sevk edilmilerdir. Bati Anadolu'dan gönderilenler KütahyaKarahisar-Konya-Karaman-Tarsus üzerinden Kars-i Mara-Pazarcik yoluyla Zor'a sevk edilmilerdir. Bütün bu güzergâhlarin seçiminde tren yollari ve nehir nakliye araçlarinin bulunduu yerler tercih edilmitir.92 6-7 ay süren bu göç, Osmanli Devleti'nde yaayan 1.3 milyon Ermeni'den, 450-500 bin civarini kapsamaktaydi. Ayrica 450-500 bin Ermeni'de kendiliklerinden Kafkasya'ya göç etmilerdi. Ülkede kalan Ermeni sayisi ise 300-500 bin civari idi.93 Göç ettirilen Ermenilerin geride kalan mallarini korumak için 10 Haziran 1915'de bir talimatname yayimlandi. Biri mülki amir, dieri maliyeden olmak üzere iki üyeden oluan "Emvâl-i Metrûke Komisyonu" (Terkedilmi Mallar Komisyonu) kuruldu. Bu komisyonlar, boaltilan köy ve kasabalardaki Ermenilere ait mallari tespit edecek, mufassal defterlerini tutacakti. Hayvanlar açik arttirma ile satilacak ve paralari korunacakti. Bu mallarin Ermeniler dönünceye kadar korunmasindan hem komisyon hem de mahallî idareler sorumlu olacakti. Zorunlu göç sirasinda Ermenilerin bir kismi, çeitli saldirilara ve salgin hastaliklara maruz kalarak hayatlarini kaybettiler. Tifüs, dizanteri, sitma gibi çeitli hastaliklar yüzünden 25-30 bin Ermeni'nin öldüü bilinmektedir. Ayrica göçmenler, çeitli güruhlarin saldirilarina da maruz kalmilardir. Arap airetlerinin Halep-Zor arasinda yaptiklari saldirilarin sonucunda bir miktar Ermeni'nin öldüü bilinmektedir. Urban aireti, Halep-Meskene arasinda gasp için iki bine yakin göçmeni öldürmütür. Yine ayni airet, Diyarbakir'dan Zor'a ve Suruç'tan Menbiç yoluyla Halep'e sevk edilenlere saldirarak iki bin kiiyi öldürmütür. Diyarbakir bölgesindeki kafilelerden iki bine yakin kiinin, çete ve ekiyalar tarafindan Mardin'e götürülerek öldürüldüü bilinmektedir. Yine Erzurum-Erzincan arasinda da 500 kiilik baka bir kafile, Kürtler tarafindan öldürülmütür. Dersim bölgesindeki ekiyalar da, Erzurum'dan sevk edilen kiileri öldürmütür. Tüm bu saydiimiz saldirilar sonucunda, toplam olarak 8-9 veya 10 bin civarinda Ermeni'nin öldürüldüü görülmektedir.94 Osmanli Hükümeti'nin, nakledilen Ermenilerin, ekiyalarin saldirilarina maruz kalarak öldürülmeleri ve soyulmalari karisinda, ilgili zaptiye yetkililerine talimat göndererek, bundan böyle zaptiyesiz hiçbir kafilenin yola çikarilmamasini ve sevkiyatin emniyet içinde yapilmasi için gerekli tedbirlerin alinmasini istedii bilinmektedir. Ayrica Hükümet, nakledilen Ermenilere saldiranlari ve görev ihlali yapan memurlari tespit etmek için heyetler kurulmasini saladi. Bu heyetlere verilen talimatlara göre, jandarma, polis, memur ve amirleri, haklarinda yapilacak tahkikat neticesine göre Divan- Harbe sevk edilebileceklerdi. Nitekim bu heyetlerin tahkikatlari sonucu, Ermenilere suç ileyen, görevini ihlal eden ve baskilara davetiye

91 http//www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/tehcir/harcamalar.html 92 Halaçolu, a.g.e., s. 76. 93 Yusuf Halaçolu, "Ermeni Soykirim ddialari Hakkinda Bir Deerlendirme", 'Ermeni Soykirim' ddialari, Ankara 2006, s. 130-131. 94 Halaçolu, Ermeni Tehciri, stanbul 2006, s. 79-80.

166

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

çikaran 1673 kii mahkemeye çikarildi. Bunlardan 528'i güvenlik, 170'i de kamu görevlisidir. Bu görevlilerin hepsi yargilanarak mahkûm edilmitir. Ayrica 900 civarinda kii de, adam öldürmek, gasp yapmak gibi suçlardan yargilanarak mahkûm edilmitir. 1915-1916 yilari arasi yargilanan bu kiilerin, 67'si idam, 500'den fazlasi ise hapis, para ve kürek cezalarina çarptirildii görülmektedir.95 Geçici olarak zorunlu göçe tâbi tutulan 438.758 kiiden, 382.148'i iskân sahalarina ulamitir. Aradaki 56.610 kiilik farki; ekiyalarin saldirilariyla ölen 9-10 bin kiiyle, salgin hasliklar yüzünden ölen 25-30 bin kii ve henüz iskân edilecekleri yerlere varamadan tehcirin durdurulmasi sebebiyle, bulunduklari yerlerde alikoyulan 10-15 bin kii oluturmaktadir.96 Geri Dönü ve Baka Ülkelere Göç I. Dünya Savai'nin sona ermesinden sonra, 31 Aralik 1918'de dönü kararnamesi çikarilarak, geri dönmek isteyenlere izin verilmitir. Bu izinle zorunlu göçe tâbi tutulan Ermenilerin, yaklaik 300-350 bin kadarinin geri döndüü Ermeni Patrikhanesi tarafindan ngiltere ve Amerika'ya bildirilmitir. Hükümet, geri dönüü hizlandirmak için 120.000.000 (1919 yilinda) harcamitir. 1921 yili bainda Ermeni Patrikhanesi tarafindan hazirlanan ve Ermenilerin Türkiye'de yaadii yerleri gösteren bir tabloya göre dönenlerle beraber Ermeni nüfusu 644.900 olarak verilmitir.97 Ayrica sevk edilen Ermenilerin bir kismi da çeitli ülkelere göç etmitir. 19141918 yillari arasinda, sevk edilen Ermenilerin; 350 bini Rusya'ya, 40 bini ran'a, 65 bini ABD'ye, 30 bini Avustralya'ya, 7 bini Hindistan'a, 6 bini Arjantin'e, 100 bini Fransa'ya ve 50 bini de dier ülkelere göç ettii belgelerle sabittir.98 SONUÇ I. Dünya Savai sebebiyle Kafkas cephesinde bulunan Osmanli ordularina ihanet eden ve Ruslarla birlikte hareket ederek Van, Kars ve Erzurum gibi Osmanli vilâyetlerinin Ruslarin eline geçmesine yardimci olan Ermenilere kari, Osmanli Devleti'nin tehcir uygulamasi, her devletin tabii olarak kendini müdafaasi olarak görülmelidir. Osmanli'nin engin hogörüsüyle tarihlerinde en mesut dönemi yaayan Ermeniler, Osmanli'yi paylamaya çalian Rusya, ngiltere, Almanya, Fransa gibi Bati devletlerinin kikirtmalari ile baimsizlik için komite ve dernekler kurmulardir. Bu dernekler araciliiyla ülkede terör estirerek, savunmasiz pek çok Türk'ü öldürmülerdir. Tehcir kararinin alinmasinin nedeni de, bu Ermeni terörünün önüne geçilmek istenmesidir. Günümüzde, Ermenilerin dillendirdii gibi bu tehcir kesinlikle bir `soykirim' deildir. Tehcirin, tarihî belgeler incelendiinde bir `Ermeni soykirimi' olmadii aksine Ermenilerin cephe diina alinmasiyla hayatlarinin kurtarildii bir uygulama olduu görülmektedir.

95 96 97 98

Yusuf Sarinay, "Ermeni Tehciri ve Yargilamalar (1915-1916), 'Ermeni Soykirimi' ddialari, Ankara 2006, s. 188-189. Halaçolu, a.g.e., s. 98. Çiçek, a.g.m., s. 176-177. Halaçolu, a.g.e., s. 108.

167

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Bugün Türkleri `soykirim'la suçlayanlar u sorulara net bir yanit verememektedirler. Tehcir edilen Ermenilerin mallari neden devlet korumasi altina alinmitir? Tehcir için neden milyonlarca lira harcanmitir? Tehcir edilen Ermenilerin devlete ve ahislara olan borçlari neden ertelenmi veya affedilmitir? Sevk edilen Ermeniler için neden iskân yerleri oluturulmutur? Tehcir sirasinda Ermeni kafilelerine saldiranlar ve görevini ihmal edenler niçin cezalandirilmilardir? Tehcir bitimi niçin Ermeniler Anadolu'ya geri dönmülerdir? `Soykirim' yapacak olan bir devletin; sava gibi sikintili bir zamanda sevke bütçe ayirmasi, yok edecei insanlarin mallarini korumasi ve borçlarini affetmesi, onlara kötü muamele yapanlari cezalandirmasi gibi davranilar sergilemesi düünülemez. Kaldi ki, Osmanli, Ermenilere bir `soykirim' yapmak istese, bunu tehcir karari almadan Anadolu'da da yapabilirdi. Hem de sava zamani bunu kolaylikla gerçekletirebilirdi. Lâkin Osmanli, kendisine ve halkina saldiranlari ve arkadan vuranlari bile engin hogörüsüyle en insancil çözümü bularak bertaraf etmeye çaliti. Netice itibariyle, tehcir kesinlikle bir `soykirim' olmadii gibi, aksine Ermenilerin saldirilarina devam etmeleri nedeniyle Müslüman-Türk ahalinin ve bundan dolayi oluacak öç alma duygusuyla Ermenilerin, tehlikeye girecek olan hayatlarini kurtarmasi bakimindan çok yerinde bir karar olmutur. KAYNAKÇA Bayur, Yusuf Hikmet, Türk nkilâbi Tarihi III, Türk Tarih Kurumu Yayinlari, Ankara, 1963, 1983. Çiçek, Kemal, Ermenilerin Zorunlu Göçü 1915-1917, Türk Tarih Kurumu Yayinlari, Ankara, 2005. Çiçek, Kemal, "Türk-Ermeni likileri ve Tehcir", `Ermeni Soykirimi' ddialari, Der. Mustafa Çalik, Cedit Neriyat, Ankara, 2006. Gürün, Kâmuran, Ermeni Dosyasi, Türk Tarih Kurumu Yayinlari, Ankara, 1983. Halaçolu, Yusuf, "Ermeni Soykirim ddialari Hakkinda Bir Deerlendirme", `Ermeni Soykirimi' ddialari, Der. Mustafa Çalik, Cedit Neriyat, Ankara, 2006. Halaçolu, Yusuf, Ermeni Tehciri, Babiali Kültür Yayincilii, 9. Baski, stanbul, 2006. Öke, Mim Kemal, Yüzyilin Kan Davasi Ermeni Sorunu, Aksoy Yayincilik, 5. Baski, stanbul, 2001. Saray, Mehmet, Ermenistan ve Türk Ermeni likileri, stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayinlari, stanbul, 2003. Sarinay, Yusuf, "Ermeni Tehciri ve Yargilamalar (1915-1916)", `Ermeni Soykirimi' ddialari, Der. Mustafa Çalik, Cedit Neriyat, Ankara, 2006. Süslü, Azmi, Türk Tarihinde Ermeniler, Kars Kafkas Üniversitesi Yayinlari, Ankara, 1995. ahin, Naci, Emperyalizmin Hedefinde Türkler ve Ermeniler, IQ Kültür Sanat Yayincilik, stanbul, 2007. http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/tehcir/harcamalar.html

168

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

30. OSMANLI TÜRKYE'SNN GENCE ­ KARABA EYALETNDE VERG POLTKASI(1725 ­ 1735) - Hatice ABBASLI99 18.yüzyilin balarinda Safeviler Devletinin çöküünden yararlanan Osmanli Türkiye'si ve Çar Rusya'si önemli ekonomik ve strateji önem taiyan Azerbaycan topraklarini paylatirmak uruna mücadele baladilar. Bu mücadele 1724 yilinda stanbul Bari Antlamasinin balanmasiyla sonuçlandi. Bariin koullarinca Osmanli Türkiye'si Azerbaycan'in ve ran'in Hazar kiyisindaki vilayetlerinin Rusya tarafindan igalini tanidi. Rusya'ysa Azerbaycan'in geriye kalan topraklarinin Osmanli Türkiye'si tarafindan igalini engellemeyeceiyle yükümlendi. Osmanli Türkiye'si 1724-1725 yillarinda yaptii askeri operasyonlar sonucu Azerbaycan'in topraklarinin büyük bir kismini igal etti. gal edilmi topraklar sirasinda Gence ­ Karaba Beylerbeylii de vardi (15, s. 60-73). Osmanli hükümeti Azerbaycan topraklarinin igalini tamamladiktan sonra buranin ekonomik açidan benimsetilmesine baladi. Hazineye girecek gelirlerin istikrarini salamak amaciyla igal olunmu topraklarin Mufassal Defterleri yapiliyordu. Gence ­ Karaba Eyaleti için mufassal defterin yapilmasi ii 1727 yilinda sona erdirildi. Onu da belirtmek gerekir ki, Osmanli igali altinda olan tüm eyaletler üzere defterler iki kopya hazirlaniyor ve onaylanmasi için devletin bakentine gönderiliyordu. Onaylandiktan sonra bir kopyasi denetim için bakentte tutuluyor, dier kopyasiysa icra için uygun eyalete gönderiliyordu (9, s.43). Dier eyaletlerin mufassal defterleri gibi, Gence ­ Karaba Eyaletinin Mufassal Defteri de özel olarak düzenlenmi kanunname ile baliyordu. Kanunnamede Osmanli vergi politikasinin önemli yönleri yansitiliyordu. Daha kesin dersek, Osmanli yönetimi altina dümü eyaletlerde vergilerin adlari ve onlarin toplanmasiyla ilgili tüm konular kanunnameye yansimaktaydi (7, s. 12). Belirtilen belgede Gence ­ Karaba Eyaletinin sinirlari, doal corafi durumu ve halkinin

99 AZERBAYCAN DEVLET KTSAT ÜNVERSTES, Bakü/AZERBAYCAN.

169

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

urailari hakkinda bilgi veriliyor, en önemlisiyse halkin ödedii vergi ve rüsumlarin deeri belirleniyordu (2, s.24-28). Mufassal defterin Gence ­ Karaba Eyaletinin Kanunu adlandirilan kismini dikkatle inceledikte anlailiyor ki, Osmanli yönetimi Gence ­ Karaba Eyaletinde uyguladii vergi politikasinda bazi deiiklikler yapmi, onu yerel ortama uygun düzenlemiti. Bazi hallerde Safeviler döneminde uygulanan vergiler aynen kaliyordu. Net olarak behre adlandirilan vergiye yaklaim kanunda yaziliyordu: "Acem döneminde Aran bölgesinde dörtte bir ür ve bunun yaninda on bete bir behre almak kurali varmi. Acem döneminde Aran arazisinde dörtten bir ür ve bunun diinda on beten bir behre almak kurali varmi. Acem istilahinda behrenin anlami öyleymi: her köye akan çemenin bir sahibi olurmu. Suyu kullanan kii toprak sahibine (sahip-i arz) dörtten bir ür verdikten sonra, çeme sahibine de on beten bir behre verirmi. u an behre yine de aynen alinmaktadir" (2, s.25). Osmanli vergi sisteminin yerel ortama uygunlatirilmasi Safeviler döneminde kullanilan para, tarti ve ölçüm birimlerinin aynen kalmasina da yansimaktadir. Net olarak Gence ­ Karaba Eyaletinde çok yaygin para birimi olan Abbasi, ölçüm birimi olan taar genel kullanimda kalmakta devam ediyordu. Kanunnamede taarin hatta Osmanli karilii belirlenmi ve onun 150 okkaya eit olmasi belirtilmitir (1, s.146). Vergilerin uygulanmasi zamani tarlalarin verimliliine de dikkat ediliyordu. Aranla kiyaslamada verimsiz ve tam tersi yarariz topraklarin çounluk yaptii dalik bölgede önemli ürün vergisi olan ür onda bir kapsaminda belirlenmiti. Osmanlilar bu konuda da Safeviler döneminde belirlenmi kaideleri aynen devam ettiriyorlardi (2, s. 25). Tüm bunlar onun göstergesidir ki, 18.yüzyilin 20-30'lu yillarinda Gence ­ Karaba Eyaletinde uygulanan vergi sistemi içeriinde Osmanli ve Safevi vergi sistemlerinin önemli ülkelerini birletirmiti. Çou aratirmacilarin belirttii gibi, Osmanli vergi sistemi, isterse Osmanli Türkiye'sinin içinde, isterse de igal edilmi topraklarda, üç önemli yasal kategoriden olumaktaydi. Birinci kategori eriata göre toplanan vergiler (tekalif-i eria veya rüsum-i eria), ikinci kategoriye yerel örf ve gelenee dayanarak toplanilan vergiler (tekalif-i erfiye veya rüsum-i erfiye), üçüncü kategoriyeyse siradii vergiler (evariz-i divaniye) giriyordu (5, s.95; 9, s.44). Osmanlilar igal olunmu bölgelerin mufassal defterlerine ancak eriat vergilerin ve yerel geleneklere dayanilan vergileri almilardi. Savalar ve devlet için önemli dier olaylar sirasinda toplanilan vergiler için ayrica defter tutuluyordu. Aratirmaci H.Memmedov devlet hazinesinin yayarina toplanilan u vergiler arasinda avariz, nüzul, sursat ve mübaya gibi vergilerin adini veriyor (8, s.20-22). Evariz askeri operasyonlarin yapildii bölgelerin, o siradan da askeri birliklerin yerletii bölgelerin halkindan para olarak toplaniliyordu. Aslinda ürünle toplanilan nüzul ve sursati da bazen para olarak topluyorlardi. Mübaya adlanan rüsum ordunun ihtiyaçlari için zaruri olan gida ürünlerinin, inaat malzemelerinin ve siirin halktan piyasa deerinin altinda alinmasini tasarliyordu (4, s.305-348; 9, s.45-46). Osmanli hazinesinin önemli gelir kaynaini eriat vergileri ve yerel geleneklere dayanan vergiler oluturmaktaydi. Bu vergiler, özellikle eriat vergileri, kendi klasik anlamini korusa da, aslinda bu kategoriye giren ür, haraç, cizye, zekat gibi vergilerin her biri deiik vergi guruplarina temel oluyorlardi. 18.yüzyila ait Osmanli vergi yasalarinda onlar ayrica vergi çeidi deil, bir kaç vergiyi kapsayan

170

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

vergi gurubu olarak geçiyordu. Örnein, toprak vergisi olan haraç içinde resmi çift veya çift akçasi, tapu-yu zemin, bennak, zemin akçasi, ürse resmi ba, resmi bostan, resmi govan, resmi rogan ve dierlerini, zekatsa baimsiz olarak toplanilan resmi enam, resmi deve, resmi hinzir, resmi öküz, resmi inek de deer vergileri kapsiyordu (3, s.20-22; 5, s.93-94). Osmanli vergi sisteminin aratirilmasi bizim görevimize girmediinden verilen genel bilgilerle yetinmeyi geçerli hesap ediyoruz. imdi dikkati Osmanlilarin 1727 yilindaki yasasina göre ¼,topladiklari vergilere yönlendirmee çaliacaiz. Bu vergiler genel olarak, aaidakilerden oluuyordu: 1. Ür. Topraklari kullandiklarina göre elde edilen ürünün 10'da biri kadarinda toplanmasi tasarlanan bu vergi Gence ­ Karaba Eyaletinden topladiklari en yaygin ve en air vergilerdendi. Oysa daha Safeviler döneminde bu vergi çiftçiliin daha çok gelitii kirsal kesimlerde elde edilen ürünün ¼, dalik bölgelerde ise 10'da birini oluturuyordu. Ür vergisinin bu kuralla toplanmasi Osmanli igali döneminde de sürdürülmütür (2, s.26). Gence ­ Karaba Eyaletinin mufassal defterinde her bir köyden ve insanlarin yaamadii topraklardan deiik denli bitkilerden, pamuk ve ipekten toplanilan ürün miktari hakkinda net bilgi verilitir. Bu bilgiden anlailiyor ki, Türk yönetici çevreleri ür vergisini ürünle deil, parayla toplamayi tercih ediyorlardi. öyle ki, budayin her taari için 200, çeltiin her taari için 600, dier tahillilar (arpa, dari, pirinç, merci) her taarina 100, pamuun her batmani için 120, ipein her batmani için 1 200 akça aliniyordu (2, s.26). Osmanlilarin Gence ­ Karaba Eyaletinden topladiklari ür vergisinin miktari hakkinda daha net bir fikir edinmek için o eyaletin mufassal defterinin verdii bilgilere göz atmak gerekir. Bu bilgilere dayanarak yaptiimiz hesaplamalardan belli anlailiyor ki, ür vergisinin en büyük ödeyicileri Gencebasan (990.334 akça), emkirbasan (1.054.522 akça), Kürekbasan (579.210 akça), ütürbasan (599.849 akça), Hilhina (557. 410 akça), Bedre (637.780 akça), Haçin (102.618 akça), Ketek (1.698.320 akça), Verende (1.081.335 akça), Dizdag (556.299 akça) ve Bergüat (1.504.270 akça) bölgeleriydi. Tahillardan ür vergisi daha çok budaylardan toplaniyordu. Tüm Gence ­ Karaba Eyaleti üzere toplanilan buday ürü 7.089.661 akçayi buluyordu. Bu rakam kalan dier tahillardan toplanilan ür vergisinden birkaç defa çoktu. 2. Behre. Yapay suvarma sahiplerinin çiftçilerden suyu kullandiklari için topladiklari vergi idi ve yukarida belirtildii gibi elde edilen ürünün 1/15'ini oluturuyordu. Onu da belirtmemiz gerekir ki, bu verginin deiik yerleim bölgelerinden hangi miktarda toplanmasi hakkinda eyaletin mufassal defterinde hiçbir not yoktur. Fakat ayni belgenin Gence ­ Karaba Eyaletinin Kanunu kisminin Gence Livasi. Gence ehrinin Mügatieleri adli dördüncü ikinda belirtiliyor ki, Gence ehrinin ve ilçelerinin savaa mügatiesi yilda 330.000 akça oluturuyordu (2, s.28). 3. Resmi Asiyap. Deirmen sahiplerinin yönetici beylerbeyine ödedikleri vergi böyle adlandiriliyordu (3, s.21). Verginin miktari her bir deirmen için yillik 120 akça olarak belirlenmiti. Mufassal defter üzere yaptiimiz hesaplamalar belirtiyor ki, eyalette 1000'den fazla deirmen vardi ki, onlardan yilda 102.085 akça vergi toplaniyordu. 4. Resmi Govan aricilikla uraan köylülerden ari peteklerinin sayina göre toplaniliyordu ve miktari her petek için 12 akça belirlenmiti. Mufassal defterin

171

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bilgilerine bakilirsa, halk aricilikla eyaletin tüm ilçelerinde deil, Gencebasan, Sungurabad, emkirbasan, Küçük Kürekbasan, Tali, Hilhina, Hasansuyu, Karakaya, Türkenler, Aai Zeyem, Bayad, Çilebörd, Verende, Bergüat ve Lori ilçelerinde uraiyordu. Bu ilçeler üzere toplanilan verginin genel miktari yaptiimiz hesaplamalara göre 78.970 akçayi buluyordu. 5. Resmi Rogan. Karilii 12 akça olan bu vergi samal inek ve manda aliniyordu. Mufassal defterde bu vergi tere yai vergisi gibi anilir. Tüm eyalet üzere tere yai vergisinin genel miktari, nerdeyse 165.439 akçayi oluturuyordu (2, s.31570). 6. Resmi Ding. Aratirmacilarin çounun verdii bilgiye göre ding dari ve çeltii döverek kabuundan çikaran özel bir alettir. Her bir alet için yillik miktar 300 akça olarak belirlenmiti (5, s.94). 7. Resmi Bennak. Can vergisi olan bu vergi topraksiz ve az toprakli köylülerden alinirdi. Gence ­ Karaba Eyaletinin Mufassal Defteri bu vergi bennak ve bekar vergisi gibi verilir ve miktarinin 40 akça olduu belirtilir. Yaptiimiz hesaplamalardan belli oluyor ki, bu verginin bütün eyalet üzere genel miktari 560.120 akçaydi. Bu rakam tüm eyalet üzere topraksiz ve az toprakli köylülerin sayisini belirlemee yardimci olabilir. 8. Resmi ispence. Emlak ve medeni haline bakmadan tüm gayri Müslimlerden toplanan bu can vergisinin miktari 120 akça olarak belirtilmiti. 9. resmi Erusane. Düün yapip evlenenlerden toplanan vergi idi. Ö.L.Barkan'a dayanan A.Hüseyinzade belirtiyor ki, daha Safeviler döneminden varolan bu vergiyi Osmanlilar kaldirmilar. Fakat Gence ­ Karaba Eyaletinin Mufassal Defterinin verdii bilgiler bunun hiç de böyle olmadiini belirtiyor. Bu bilgiden anlailiyor ki, Osmanlilar Gence ­ Karaba eyaletinin tüm ilçelerinden 25 akça olan gelinlik vergisi topluyorlardi (2). 10. Resmi Enam. Bu vergi koyunculukla uraan nüfustan toplaniyordu ve Mufassal Defterde koyun vergisi adi altinda kayda geçmitir. Tüm eyalet üzere bu vergiyi önemli uraisi koyunculuk olan Cavanir, Otuziki taifeleri, Kebirli, Kengerli ve Etyemezli cemaatleri, Püsyan ve Karaçorlu Kürtleri veriyorlardi. Bu nüfusun verdii koyun vergisinin yillik miktari 432.960 akçaya beraberdi (2). Eyaletin yarim göçebe siircilikla uraan halki, bunun diinda yatak, kilak ve yaylak vergileri de veriyorlardi. 11. Tapu-yu Zemin. Osmanli kaynaklarina dayanan A.Hüseyinzade bu verginin bu veya dier nedenden ekilmeyen toprain sahibinden toplanildiini ve Osmanli istilasi döneminde Gence ­ Karaba eyaletine ait edilmediini belirtiyor (3, s.21). Fakat mufassal defteri incelemek bizi bu fikre bir kadar kuku duymaa zorluyor. Bu bilgilerden anlailiyor ki, eyaletin tüm ilçelerinden detibani ve tarla için tapu adi altinda ayrica bir vergi toplaniyordu. Bütün eyaletler üzere bu verginin genel miktari 207.124 akçaya beraberdi. 12. Badi Hava. A.Hüseyinzade bu vergiyi de Osmanli istilasi döneminde Gence ­ Karaba eyaletinde kaldirilmi vergiler sirasina ait ediyor ve belirtiyor ki, bu vergi bennak vergisin aynisidir (3, s.21). Fakat Mufassal Defterin belgeleri bize bu düünceyi tamamen yalanlamaya firsat veriyor. Onlardan anlailiyor ki, eyalet halkindan ayni anda hem bennak, hem de Badi Hava vergileri aliniyordu. Mufassal Defterde sonuncu vergi Badi hava, ilenmi günah, varissiz ölenlerin mirasinin ve kaybolmu mallarin satiindan elde edilen gelir adi altinda

172

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

verilmitir (2, s.250). Osmanlilar bu ad altinda Gence ­ Karaba eyaletinden senede 391.380 akça vergi topluyorlardi (2, s.31-570). 13. Resmi Ba adlanan vergi üzüm ve meyve balarindan toplaniyordu. Safeviler döneminde babai adlandirilan bu vergi toplanilan ürünün onda biri kadarini oluturuyorsa, Osmanli igali döneminde onun toplanma ve miktarinda deiiklik yapilmiti. lk olarak, Mufassal Defterde üzüm balarindan, meyve, dut ve ceviz balarindan toplanilan vergiler genel bir ad altinda deil de, her biri ayrica kayda geçirilmitir. kincisi, vergi toplanilan ürün için deil, balarin kapsadii alana göre parayla toplaniyordu. öyle ki, üzüm ve meyve balarinin her dönümü için 24 akça, dut balari içinse 12 akça vergi belirlenmiti (2, s.28). Fakat bu vergilerin toplanilmasi sirasinda yasaya uyulmuyordu. Örnein, Tovuz ilçesinin Girzan köyünün üzüm balarinin her dönümünden 24 akça yerine 40 akça toplaniyordu (2, s.250). Bu durum Berde ilçesinin Hasankaya köyünde de varolmaktaydi (2, s.293). Belki de bu, adi geçen köylerde daha verimli üzüm türlerinin yetitirilmesiyle baliydi. 14. resmi Bostan. Adindan da anlaildii gibi, bostan ürünlerinden toplaniyordu ve miktari her dönüm için 60 akça olarak belirlenmiti. 15. Salariye vergisi. Farsça bakan anlamina gelen salar Osmanli vergi istilahinda tahillar tarladan harmanlandii zaman toplanmi ürünü tartip mufassal defterlerde yazilmi vergi nispetine uygun olarak vergi toplayan memura iaret ediyor. Yaptii bu ilere göre bu memurun yararina toplanan vergi salariye adlaniyordu. Mufassal defterde ancak bir yerde bu verginin adina rastlaniyor. Bedre ilçesinin bölgelerinden birinden salar için 50 taar toplanmasi hakkinda bilgi veriliyor (2, s.296). Tabii ki, Osmanli Devletinin Gence ­ Karaba Eyaletinden elde ettii gelir bu vergilerle kisitlanmiyordu. Osmanli igali altinda olan dier yerlerde olduu gibi, burada da hazinenin önemli gelir kaynaklarindan birini ticari ve zanaattan toplanilan vergiler oluturuyordu. Osmanli hazinesinin yalniz boyahanelerden elde ettii gelir 132.000 akçayi buluyordu (2, s. 28). Osmanli mali sisteminde vergi ve rüsumlarin toplanmasinin devredilmesi yayginlamiti. Bu devlet gelirlerinin dailmasinin ve çalinmasini önlemek amaci taiyordu. Deiik vergi türlerinin devredilmesi için açik arttirmalar yapiliyordu. Bu müzayedelerde belirli vergi türünü toplamak hakkini kazanan kiiye sebep-i tahrir-i hüküm adlanan özel bir belge veriliyordu. Belgede belirli vergi türünü toplamayi üstlenen kiinin devlet hazinesinde ödedii miktar gösteriliyordu. Bu kiinin her sene ödedii miktar eyalet kadisi tarafindan müzayede belgesinin arka tarafina not ediliyordu (10, s.25-32; 13, s.250-251; 6, s.76-81; 14, s.421-429). Vergilerin devredilmesi Osmanli igali altinda olan dier bölgeler gibi, Gence ­ Karaba Eyaletinde de yaygindi. Bu eyalete ait olan mufassal defterin kanunnamesinin sonuncu ikkinda bu hakta daha kapsamli bilgi veriliyor. Bu bilgilerden anlailiyor ki, Gence'nin ve ona bali bölgelerin mizan-i harir adlanan rüsumu senede 4.020.000 akçaya, gümrük, un kapani ve hayvan yemi deposunun rüsumu 132.000 akçaya, mirabiye rüsumu 330.000 akçaya, at pazari rüsumu 60.000 akçaya, sabunhaneler 36.000 akçaya, mumhaneler 36.000 akçaya, dericiler 24.000 akçaya, balik avi ve et vergisi rüsumu 30.000 akçaya, kahve kavrulan ve öütülen yerlerin rüsumu 12.000 akçaya devrediliyordu (2, s.28). Osmanli vergi kurumlarinin Gence ­ Karaba Eyaletinden topladii vergi ve rüsumlarin genel miktari çok yüklüydü. Yalniz çiftçilik ürünlerinden toplanan

173

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

vergiler toplam 26.001.356 akça yapiyordu. Bu paranin 7.960.165 akçasi Gence ilinin, 2.456.500 Hilhina livasinin, 2.582.050 akçasi Bedre livasinin, 2.857.080 akçasi Bergüat livasinin, 2.064.160 akçasi Arasbar livasinin, 549.540 akçasi Lori ilinin, 931.900 akçasi Çilender livasinin, 6.349.960 akçasiysa balilii belli olmayan bölgelerin payina düüyordu (2, s.10-11). Ziraattan toplanilan vergilerin üzerine ticari ve zanaatçiliktan devralma yoluyla elde edilen gelirleri de eklersek, Osmanlilarin tüm eyaletten elde ettikleri gelirlerin toplam miktarinin 32.927.155 akçaya beraber olduunu görürüz. Bu Türk yönetici çevrelerinin revan Eyaletinden elde ettikleri gelirden (8.927.477 akça) nerdeyse 3.6 defa, Nahçivan sancaindan elde ettikleri gelirdense (2.629.059 akça) aai yukari 12.5 defa çoktu (2, s.11). Osmanli Hükümetinin Gence ­ Karaba Eyaletinden elde ettii gelirin bir kismi merkezi hazineye gönderiliyor, dier kismiysa yerel ihtiyaçlari gidermek için Gence'deki hazineye gönderiliyordu. Gelirin Gence'de tutulan kismi, genelde iki amaç için ­ memur personelinin tutulmasi ve askeri ihtiyaçlarin giderilmesi için kullaniliyordu (8, s.21). Personelin tutulmasina ayrilan harcamalar eyaletin askeri, idari ve mali açidan yönetilmesinde önemli yer alan beylerbeyin, sancakbeyin, hass, timar ve ziamet topraklarini yönetenlerin, defterdarlarin, katiplerin ve dierlerinin maalarinin ödenilmesine yapiliyordu. Bazi durumlarda personelin, ilk siradaysa mahkeme kurumlarinda çalianlarin (kadi, naip, subai) maalari yerel halkin hesabina ödenildiinden (8, s.21-22) Gence hazinesinden bu amaçlar için ayrilan harcamalar o kadar da fazla olmuyordu. Eyaletten toplanilan gelirlerin Gence'de tutulan kismi daha çok askeri ihtiyaçlar için kullaniliyordu. Askeri ihtiyaçlar sirasina eyalette yeni savunma araçlarinin yapilmasi ve eskilerinin onarilmasi, askerler için silah, cephane, giyim, gida alinmasi, onlara maa verilmesi ve s. giriyordu. Türk igallerinin ilk yillarinda yerli halkin direnmesi Osmanli hükümetini eyalette ordunun sayini aritmaya zorluyordu. Bu ise, sirasinda, ordunun tutulmasina yapilan harcamalarin artirilmasina neden oluyordu. Örnein, 1726 yilinda Gence hazinesinden ordunun tutulmasina 1725 yiliyla kiyaslamada %62 daha çok para harcanmiti (8, s.19). Gence kalesinin sikilatirilmasi için de bayai bir para harcanmiti. 1726 yilinda ehir merkezinde 4 kuleli yeni kale ina edilmi ve bu kaleye nerdeyse, 35 bakir ve dökme top yerletirilmiti (5, s.99). Böylece, Gence ­ Karaba Beylerbeyliini igal eden Osmanlilar burada kendi vergi sistemini uyguluyordu. Fakat bu sistem içeriine göre Safeviler döneminin vergi sisteminden çok da farkli deildi. gal edilmi topraklari ellerinde daha uzun süre tutmayi ve buradan imkan kadar daha çok gelir kazanmayi amaç edinen Osmanlilar vergilerin devredilmesini sik yapiyor ve bu yolla Gence ­ Karaba Eyaletinden gelir elde ediyorlardi.

KAYNAKÇA 1. 2. Barkan Ö.L. Osmanli mparatorluunda Zirai Ekonominin Hukuki Ve Mali Esaslari.c.1, kanunlar. stanbul 1943. Gence ­ Karaba Eyaletinin Mufassal Defteri. Önsöz, çevri, not ve açiklamalarin yazari H.Memmedov. Bakü 2000.

174

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

3. 4. 5. 6. 7.

8. 9. 10. 11. 12. 13. 14.

Hüseyinzade A. Gence Vilayetinin ktisadi Tarihine Dair Bir Senet. Azerbaycan SSC Bilimler Akademisi Haberleri. Tarih, felsefe ve hukuk. 4, 1984. Osmanli Kanunnameleri. Milli Tetebular Mecmuasi. C. 1, stanbul 1981. Mustafazade T. XVIII yüzyillik ­ XIX yüzyilliin balarinda Osmanli Azerbaycan likileri. Bakü 2002. -. . - . ., 1964. .. . ( , . ., 1986). .. c 20-30- XVIII ( c c ). . . 1985. .. 20-30- XVIII . Azrb. SSR EA Xbrlri, Tarix, flsf v hüq. ser. 1, 1984 .., .. c (1724-1735 ). Azrb. SSR EA Xbrlri, Tarix flsf v hüq. ser. 2, 1984 .. c 20-30- XXIII . c . . 1984. .. c XVI - XVI .. ., 1949. .. -. . . .I, 1953 .. XVI . XVIII . XXV c . .II, ., 1963

175

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

31. AZERBAYCAN EDEBYATINDA KARABA KONUSU(OLUUM TARH ve GELM AAMALARI) - Dr. Elçin MEHRELYEV100 ABSTRACT101 The paper dedicated to inflnence of Garabagh events happening from time to time on national Literature and becoming them main tendency of literary process as a result of occupation of the region by Armenia. The literary embodiment of the historic and modern theme enables to research it from early centuries up to day. Karaba eskilerden Azerbaycan'in tarihi corafi arazilerinden, önemli strateji merkezlerinden, gelimi kültür ocaklarindan biri olduu için burada geçen olaylar, mevcut toplumsal münasebetler hem Azerbaycan'in siyasi hayatina, hem de yeni yeni edebi nesillerin yaraticiliina büyük etki göstermi, onlarin edebi, felsefi, dini, siyasi görülerini inkiaf ettirmitir. Son dönem Azerbaycan edebiyatinda Karaba konusunun edebi süreçte ilerici istikamete çevrilmesi bu gelenein devamidir. Bu gün Karaba konusu edebi estetik düüncede milli arazi bütünlüünün ve baimsizliin korunmasi urunda mücadele açisindan derk ve ifade edilir, problemin en çeitli yönlerden ve rengarenk edebi formalarda inikasi yeni yaraticilik istikametlerinin formalamasinda büyük rol oynamakla birlikte, edebiyatin konu biçim özelliklerinde de geni ölçüde etkilerini sürdürür. Konunun kapsamlilii ­ tarihiliyi ve çadalii onun edebi yansiyiini önceki yüzyillardan balayarak izlemeye, bir edebiyat bilimi problemi kimi detayli aratirmaya imkan verir.

100 Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi, Nizami adina Edebiyat Enstitüsü, Yeni Dönem Azerbaycan Edebiyati Bölümü, Bakü/AZERBAYCAN. 101 Dr. of Philology E.A.Mehraliyev; GARABAGH THEME IN AZERBAIJAN LITERATURE. Baku/AZERBAIJAN.

176

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Karaba'in geçmi hayati, etnosun yaami, bölge urunda yapilan savalar vs. hakkinda edebi materyal ve dokümanlara Azerbaycan sözlü edebiyat örneklerinde, Musa Kalankatuklu'nun «Albanya Tarihi» eserinde, «Karaba-name»lerde, «Karaba'in Sirri», «Arsax» gibi tarihi öneme sahip eserlerde, Molla Veli Vidadi, Molla Penah Vagif, Mirze Feteli Ahundzade, Kasim Bey Zakir, Abbasgulu Aa Bakihanov, Hasan Bey Zerdabi ve dier düünürlerin yaraticiliinda rast gelinir. Kafkasya'nin Rusya tarafindan igal edilmesinden, ayni zamanda Ermenilerin Azerbaycan'in eski arazilerine göçürülerek evvelce Ermeni vilayeti, 1918 yilinda ise revan ehrini ve onun etraflarini ihata eden Ermeni devleti, 1923 yilindaysa Azerbaycan SSCB terkibinde Dalik Karaba Özerk Vilayeti gibi uydurma bir kurumun yaratilmasindan sonra Karaba konusu milli edebiyatta esasen milletin ve memleketin talihi anlaminda derk olunmaya baladi. Artik XX. yüzyilin evvellerinden itibaren Çar irtica siyasetine, Ermeni-Tanak hiyanetine, ister dar, isterse de geni çapta yapilan Ermeni-Müslüman çatimalarina münasebet çou yazarlarin yaraticilii için nitelikseldir. Bu bakimdan C.Memmedkuluzade, E.Haqverdiyev, N.Nerimanov, M.M.Nevvab, Ü.Hacibeyli, E.Hüseynzade, M.E.Sabir, E.Aaolu, M.S.Ordubadi, Y.V.Çemenzeminli ve dier yazarlarin edebi irsi Karaba'da ve onun etrafinda oluan yalniz tarihi deil, hatta çada olaylarin mahiyetinin açilmasinda büyük önem arz ediyor. M.M.Nevvab'in «1905-1906'li Yillarda Ermeni-Müslüman Çatimasi» adli eserinde Azerbaycan tarihinde Ermeni-Müslüman çatimasinin aslinda ilk hadise olmadii, evveller de böyle kanli olaylarin olduu gösterilir, bunun balica kök ve sebebi Karaba'da meskunlaan Ermeni tayfalarinin yerli ahaliye hiyanetli münasebeti, onlarin Rus mparatorluu'nun fitnesine uyarak kanlar dökmesiyle izah edilir. Yazar belirtir ki, devamli cinayetler onlarin koruyuculari tarafindan bilerekten yaratilmi cezasizlik ortaminda inkiaf ederek bölgelere de yayilmi, Bakü'de, revan'da, Nahçivan'da, Tebriz'de, Horasan'da, Tiflis'te, Gence'de kanli olaylarla sonuçlanmitir. M.M.Nevvab Çar Rusya'sinin milli ayrimcilik siyaseti ve gerektiinde milli münakaa yaratarak bundan faydalanmasi konusunda kendi gözlemlerine ve olgulara dayanmakla kalmiyor, Ermeni kiliselerinin onlari Türklere kari birletirmek ve tututurmak rolünden, Ermeni hasletini oluturduklarindan tanik ifadeleriyle betimlemeler yapiyor. Böyle bir kanaate gelir ki, Ermenilerin zahirleri ile batinlari bir deil. Onlarin bari meramina güvenilmez. Çünkü kaç defa bu kararla Ermeni ayanlari toplanarak sayisiz nutuklar söylemi, hutbeler okumu ve dostluktan konumulardir. Ama sonuç yine manasizdir, Ermeniler kendi fitnelerinden el çekmeyerek halki tedirgin etmekle yetinmeyerek onlari kuruna dizmilerdir. (Nevvab, 1993: 46) Gerek M.M.Nevvab'in, gerekse de dier yazarlarimizin yaraticiliindan görünür ki, onlar Ermeni-Müslüman çatimasinin mahiyetini açiklamakla bizleri intikama seslemek, bir milleti dier milletin üzerine kikirtmak niyeti taimamilardir. Tam tersi, Rus himayeciliinden özenerek ezeli Türk topraklarinda imparatorluk yaratmak gibi sersem hayale kapilmi Ermenileri doru yola döndürmeye davet etmi, emperyalist siyasetinin icracilari olan Ermeni Tanaklarini kendi halki içerisinde gaddarlik tohumu ektii için suçlamilardir. Bariin, salikli birlikte yaamin hayati vacipliyi Ü.Hacibeyli'nin «Biz Hepimiz Kafkas Evlatlariyiz» adli makalesinde daha geni anlamda, bütün Kafkas halklarinin istiklale çairi gayesine tabi tutulur, Kafkaslilara geçeni bo vererek, gelecein derdine dümek (Hacibeyov, 1985: 24) tavsiye edilirdi. Yazar «gaflet uykusundan

177

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

uyanmain», «geleceimizi deerlendirerek, onun temini için çalimain» gerekliliini sik sik vurguluyordu. Y.V.Çemenzeminli'nin 1918-1920'li yillar Ermeni-Müslüman çatimasi zamani yazdii «Kiev'den Mektup», «ki Alem», «Gerekli Meseleler», «Azerbaycan Muhtariyeti» vs. gibi makalelerinde milli mesele, vatanin gelecei, «eskini kaldirmak ve yeni bina için zemin hazirlamak» problemleri yansimiti. O, Karaba üzerinde kara tufanlarin estiini açikça derk edir, hem garezli kuvvelere, hem de kendi milletine ihbar edici bir tarzda yazirdi: «Dünyada her bir milletin mutlu yaamasina neden ancak o milletin kendi milli idaresi ola biler. Milli idare de milli toprakta, yani belirli bir ülkede var olabilir. Birinci mesele milli ülkedir. Topraimiza dayansak (yani koruya bilsek ­ E.M), hiç bir dümen bize zarar vuramaz». (Çemenzeminli, 2003: 219) O, bu vacip iin airliini da gösterir, milli seferberlik ruhu ailamaya çaliirdi. Yazar «Di Siyasetimiz» adli makalesinde Ermenilerin iki yüz yildan beri Avrupa'ya hitap ederek onlardan yardim beklemesini, bu amaçla çeitli vasitalara el atmalarini hatirlatir, Ermeni meselesinin yine ortaya çiktii bir zamanda «eski adavetin unutulmasini», arada devamli bir bari olmasini diliyor, ayni zamanda Ermeni gedalarinin (ulanlarinin) bu barii bozmasindan, «Ermenilerin etnograf çiirlarindan çikmasindan» ciddi rahatsizliini bildirerek uzak görülülükle yazirdi: «Büyük Ermenistan haritasini gördüm, üç deniz arasinda teekkül edecekmi: Akdeniz, Karadeniz ve Hazar denizleri arasinda. Haritada Gence, Lenkeran, Salyan, Tebriz, Maraa ve baka ehirler de Ermenistan'a dahil edilmiti. Eer bu harita Ermeni milli amilinin ekliyse, o zaman Ermeni meselesi yine bir çok münakaa ve mücadeleye sebep olacak ve çözümü yine kait üzerinde kalacaktir». (Çemenzeminli, 2005: 265) Daha sonra «...iki millet arasinda siki bir balanti var. Dostluk ile yaamak için büyük bir zemin mevcuttur. Lakin siyasetin eri yol gitmesi iki milletin dostluunu ve asayiini bozur. Ermeni rehberleri bize el uzatmalidirlar, kini birakip, doru yola gelmelidirler» (Çemenzeminli, 2005: 266) ­ diye çaresizcesine ilk olarak kendisi Ermenilere el uzatirdi. Parçalanmi ve parçalanmasina hala da cehtler edilen vatanin derdi, problemi C.Memmedkuluzade yaraticiliinda daha canli ve edebi biçimde ele alinirdi. «Nasil Kan Alamasin Ta Bu Gün...» adli felyetonunda (yermeli fikra) yazar Azerbaycan'daki mevcut durumu Kerbela musibeti ile alakalandirmakla heyecan davulu çalir, halkin dikkatini büyük öneme sahip problemlerin çözümüne yöneltmeye çaliirdi. O Ermenilerin Kafkas'ta Rus imparatorluunun emrinde olmakla beraber destekçisi mevkiinde bulunduunu sik sik vurguluyor, «Müslümanlar Silahlanir» adli felyetonunda bu konuda çok net ekilde yazirdi: «Muhterem okuyucularimiza malumdur ki, bu son zamanlar bizim sevgili ve mihriban Ermeni komularimiz dünya ve aleme duyurmular ki, aman, Müslümanlar silahlanirlar ki, bu gün yarin Osmanlilar Kafkas'a hücum edende bunlar da onlara kariip birden dökülsünler ve haçlilari kirip bitirsinler. Bu sohbetlerin neticesi o oldu ki, Kars'ta, Tiflis'te ve bir çok gayri yerlerde askerler gerçekten de Müslümanlara güvensizlikten baladilar fakirlere eziyet elemeye». (Memmedkuluzade, 1985: 208) Bu satirlardan sonra yazar yine de kinaye, sarkazm üslubuyla Müslümanlarin dorudan da silahlandiini bildirir ve gösterir ki, silah lazimli eydir, kitaptan, kalemden de gereklidir. Çünkü düman karisina silahsiz çikmak olmaz. Ama Müslüman kardein o kadar dümani var ki, ne Ermeniye sira çatar ki, öldürsün, ne haçlilari öldürmeye zamani olabilir. Yazar burada «silahin lazimli bir ey, hatta kitaptan, kalemden de vacip olmasi» fikrinin ardinca Ermenilerin «münezzim koun sahibi» olmalarini özellikle vurgulamakla ve

178

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Ermenilere mahsus menfur hareketleri inkar etmek yolu ile cemiyette hangi olaylarin yaandiini, Azerbaycan'i hangi tehlikenin tehdit ettiini ifade edir, güçlü ordunun yaratilmasini hayati vacip bir mesele kimi kiymetlendirirdi. M.M.Nevvab'in yazdiklarindan da belli olurdu ki, Çarin emriyle silah taimak Azerbaycan Türklerine kesinlikle yasaklandii halde, Ermeniler silahlanmi, firsat düen gibi silahsiz Azerbaycanlilara ve Osmanli Türklerine maddi, manevi ve fiziki darbeler indirmilerdir. (Nevvab, 1993: 112-114) Genellikle, halkin ilerici aydinlari Çar hakimlerini ve Ermeni-Tanak fitnelerini ifa eden eserlerinde silahli dümana bo elle deil, silahla cevap vermeyin vacipliini vurguluyor, milli kendini savunma destelerinin yaratilmasina çaliiyorlardi. Onlarin teebbüsü ve yakindan katilimiyla, hala yüzyilin evvellerinde «Difai» adli tekilat ve onun sava desteleri yaratilmiti. Bu ite gazeteci Ahmed bey Aaolu'nun büyük hizmeti özellikle vurgulanir. Bununla XX. yüzyilin sonlarinda ­ Karaba münakaasinin balandii bir dönemde Ermeni terörcülerinin silahlandirilmasi ve aksine Azerbaycanlilardan av tüfeklerinin derlenmesi olgusunun mahiyeti de açiklanir. Ermeni-Müslüman çatimalarina münasebette dikkati çeken esas makamlardan birisi bütün belalarin revan Tanak yuvasindan ve Ermenilerin Azerbaycan'da daha çok meskunlatii Karaba'dan gelmesinin derki ve dikkate çattirilmasidir. Bu bakimdan C.Memmedkuluzade'nin «Goloapova», «Hayir-dua», «Guli-biyabanlar» ve s. felyetonlari çadalik açisindan da hayret dourur. Açik mektup formasinda yazilmi birinci felyeton Ermeni-Müslüman tokumalari zamani ua kazasinin general-gubernatoru vazifesine atanan, Karaba'da Müslüman çatimasinda seçilen Goloapov'a adanmitir. O zaman kazaklar ve Rus yayalari Ermeni gönüllüleri ile ibirliinde, Azerbaycanlilar üzerine hücuma geçmi, evlerini topa tutup, mahallelerini yakmilardi. Goloapov'un timsalinde Çar Rusya'sinin Karaba olaylarindaki garezli konumunu eletiren yazar-gazeteci bu soukkanliliin sebeplerini de dikkate çattirirdi. A.Hüseynzade, M.E.Resulzade, E.M.Topçubaov, A.Aaolu, C.Hacibeyov, N.Nerimanov, E.Sultanov, S.Eynullayev, M.B.Memmedzade, N.Minasazov ve baka bu gibi becerikli yazar ve gazetecilerin milli zeminde ba veren kiyimlara adanmi bildirileri Kafkas'in bir çok gazete ve dergilerde yayinlanirdi. Onlar milli dayanikliliin taraftari gibi Kafkasya'da rahat birlikte yaayia çairir, milletçilii muhakeme edirler. Ermeni-Tanak tehditlerine kari milli kuvveleri birliye, ittifaka çairirlardi. 1918 yilinin Mart kiyimini ilk defa katliam ­ soykirim gibi kiymetlendiren M.B.Memmedzade 1919 yilinda «Basiret» gazetesindeki «Ermeniler ve Biz» ( 233, 234), «Kansiz Mümkün Deil mi» ( 235), «Yeni Ermenistan ve Azerbaycan» ( 240), «Üç Tehlike» ( 276) adli makalelerinde Ermeni-Tanak kuvvelerinin sinsi siyasetini, Azerbaycan Türklerine kari dümanliini bütün ciddiliiyle açarak kesinlikle ifa edirdi. O, sanki Azerbaycan'in bugünkü durumundan hareketle yazirdi: «Biz her zaman görmüüz: vatanimiz Kuzey tehlikesine maruz kalirken Ermeni itahi ba kaldirir... Vatanimizin güney bati hisseleri kesin olarak Ana yurda ilhak edilmeyince silah elden birakilmamalidir. Zakafkasya'nin (Güney Kafkasya) asayiini isteyenler Ermenistan'i Türk halklarinin hesabina kurmaktan imtina etmelidirler». (Memmedzade, 1920) Gazetecilikteki böyle salam konum iire, edebi nesre ve dramaturgiye de yansimiti. Mesela, M.Hadi «Terane-yi Ehrarane» iirinde Çarizmin Zakafkasya'da uyguladii milli adaveti lanetliyor, «nsanlarin Tarihi Faciasi, Yahut Elvah-i ntibah»

179

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

uzun iirini yazarak, savalarin beeriyetin hayatindaki yikici rolünü eletirirdi. Yapilan kiyimlar neticesinde bakalari gibi doduu yeri - Gökçe'ni terk etmeye mecbur olarak Karaba'da barinmi Aik Elesger «Dalar» redifli komasinda yollari balanmi dalarla dertleirdi. M.E.Sabir Ermeni-Müslüman çatimasiyla bali yazdii «Beynelmilel» iirinde fitne-fesadi «melun iblis» adlandirir, yurttalarini eytana uymamaya sesliyordu. A.Hüseynzade, A.Sehhet, A.aiq yaraticiliinda Vatan ve millet ilkeleri, baimsizlik ve kurtulu motifleri özel konumdaydi. E.Hüseynzade 1905 yilinda yazdii «Siyaset-i Füruset» eserinde Çarizmin Müslüman halklarinin baimsizlik mücadelesine kari mürteci münasebetini Çar Rusya'sinin devlet bakani Prukeviç'in gezi sergüzetlerinden hareketle ifa edir, Kafkas Müslümanlari arasinda at oynatmak, ezmek, dövmek, eritmek kimi milletçi siyasetin mahiyetini lanetliyordu. C.Memmedkuluzade «Kaman», Y.Vezir «Din Ayri Kardeler», A.aiq «ntihar mi, Yaamak mi?», E.Hakverdiyev «Hortdanin Cehennem Mektuplari» eserleriyle her eyden önce dostlua, huzura, genel problemleri birlikte halletmeye sesliyorlardi. Milli ve dini ayrimcilik zemininde yeni, kitlesel kiyimlarin yapilacaini duymu gibi, N.Nerimanov'un «Bahadir ve Sona» romaninin faciali sevgi motifi esasinda yaklaik yirmi yildan sonra ayni adli faciasini yazmasi da tesadüfi olmami, beklenen nöbeti kiyimlarin karisini almak amaci taimitir. Kaydetmeliyiz ki, M.C.Ordubadi'nin «Kanli Seneler» adlandirdii edebi ve hayattan alinmi eseri 1905-1906'li yillar Ermeni-Müslüman çatimasini yansitma açisindan büyük öneme sahiptir. M.M.Nevvab'in eserinde olduu gibi, M.S.Ordubadi'nin eserinde de Ermenilerin Müslümanlvra kari kiyimlarinin bir çok gizli taraflari dikkate çattirilir. Yazar yapilan çatimalarin dört mühim sebebini gösterir: «Birinci sebep, Ermeni Danaksütyün komitesinin müstebit bir idare usulünü tekil ettiidir ki, Kafkas'ta bir sira kanli tiyatrolar oynandi...; kinci sebep, mahalli hükümet memurlarinin sava zamanlarinda itinasizlii, Ermenilerin terörleri korkusundan bir tarafi elde saklayip, dier tarafa çeitli vicdansizliklar yapmalaridir; Üçüncü sebep, Müslümanlarin bilimsizlii ve çada ilerden habersiz olmalaridir; Dördüncü sebebe geldikte Ermenilerin idare özerklii hevesinde olmalaridir. Bu sebebiyeti ispat için kaleme bir o kadar güç harcamak lazim deil. Zira, Ermenilerin her ay Londra'ya, Paris'e, Amerika'ya koarak arz-i hal etmeleri bunlara kamil bir sübuttur...». (Ordubadi, 1991: 8-11) En ilginci budur ki, her iki yazarin müahide ve muhakemeleri bir birini tamamliyor. Bununla bile, M.S.Ordubadi, yapilan çatimalarin Ermenilerin evvel Türkiye'de, bu gerçeklemedikteyse Kafkas'ta idare özerklii yaratmak isteinden kaynaklandiini daha detayli ekilde tahlil etmi ve böyle bir kanaate gelmitir ki, «Ermeni ve Müslüman'i sava sebebine bir birinden ayirmak niyeti ile Bakü ve Gence guberniyasinin Aran yerlerini Müslümanlara verip, revan guberniyasini, Gence guberniyasinin yaylak ve dalik arazilerini Ermenilere verip, bunlari da Kars sancai ile birletirip Ermeni saltanati tekil etmek» (Ordubadi, 1991: 10-11) Ermeni milli siyasetinin esasini oluturur. Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin çökmesinden sonra Sovyet Rusya'sinin terkibine katilan memlekette toplumsal-ideoloji durumun deimesi Ermeni ve Azerbaycan halklari münasebetlerinin objektif tasvirine esasli derecede tesir gösterse de, yazar ve dramaturglar mevcut rejimin verebildii imkanlar çerçevesinde tarihi gerçekleri ifade etmeye çalimilardir. Buna örnek olarak C.Cabbarli'nin «1905 Yilinda» (1931) oyununu, Y.V.Çemenzeminli'nin «Studentler» («Örenciler») (1935), «Kan çinde» (1937), M.S.Ordubadi'nin «Dumanli Tebriz» romanlarini, S.Vurun'un «Vagif» (1936) dramini göstermek olar. Bu eserlerin konusundan belli

180

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

olur ki, yazar ve dramaturglar Ermeni hilesinin ne zamansa yeniden ba kaldiracaina inanmi ve tarihi kaynaklara istinat etmekle bednam komunun esassiz iddialarina edebi formada cevap vermeye çalimilar. Ayni zamanda «amo» (S.Rehimov), «Zengezur Kartallari», «Öten Günler», «Budain Hatiralari» (E.Veliyev), «Zengezur» (E.Abbasov) vs. gibi yeni Azerbaycan romanlarinda yakin geçmiin inkilabi mücadele tarihinden bahsedilirken, dönemin ziddiyetleri, Karaba'da ve onun etrafinda geçen münakaali olaylar de unutulmami, Ermenilerle Azerbaycanlilar arasinda nifak sokmak niyeti kötülenmi, Ermeni-Tanak faaliyetinin cinayet mahiyetini açan rengarenk edebi levhalar, tasvirler yaratilmitir. Öten yüzyilin 50-80'li yillarinda cemiyetteki tebeddülatlar, Stalin terörünün ifasi, sert yasaklarin kismen yumuamasi Azerbaycan edebiyatinda vatanin bütünlüyü edebi yönelimine doru götürmütür ki, bu açidan bir sira kalem sahiplerinin yaraticilii Karaba konusuna hassas yanama özelliiyle de seçilir. Özellikle de yazar-dramaturg .Efendiyev'in «Türkü Dalarda Kaldi» (1971), «Geriye Bakma, htiyar» (1980), «Üçatilan» (1981), «Hurudbanu Natevan» (1981), «Tenha de Aaci» (1991) vs. gibi eserlerinde, B.Bayramov'un yaraticiliinda Karaba konusu esas yer alir, her iki yazara aziz olan bu füsunkar diyarin tarihi geçmii, doasi, gelenek görenekleri, sosyal-manevi yaantilari yüksek sanatkarlik ve ilhamla terennüm olunmakla beraber, eserlerin konusu Azerbaycan'in baimsizlii ve bütünlüyü probleminin çözümüne yöneltilir. Bütün bunlarla beraber, Sovyet dönemi Azerbaycan edebiyatinda Karaba konusu çounlukla huzur ve mücadele, genel refah ve ilerleme, ayni toplumsal kaygi ve sosyal problemler, füsunkar güzellik, emek yarii ve kuruculuk konularinda ilenilmi, Azerbaycanlilarla beraber Ermeniler de edebiyatimizin balica kahramanlarina, hafizada kalan kahramanlarina çevrilmiler. Ayni zamanda milli edebiyat Sovyet döneminde iki halk arasindaki münasebetlerin gerçek manzarasini yansitmak, Ermeni-Azerbaycanli çatimalarinin sönme ve kabarma sebeplerini belirlemek, bu konuda yeni mülahazalar yürütmek imkanlarindan mahrum edildiinden, Karaba konusu ile bali gelenekleri yeterince aktarmami ve gelitirememitir. «Demir Raylar»dan kenara çikan yazarlar hemen damgalanir, takip olunur, susturulurdu. Bu fikrin onayi için E.Aaolu, F.Köçerli, C.Memmedkuluzade, H.Cavid, S.Hüseyn, E.Cavad, Y.V.Çemenzeminli, B.Çobanzade, T..Simurk, M.Müfik, H.Zeynalli, V.Huluflu, E.Cefer ve baka onlarla repressiya (Stalin terörü) kurbaninin yaraticilik faaliyetlerine dikkat etmek yeterlidir. Aratirma gösterir ki, Karaba konusuna baki meselesinde Sovyet dönemi Ermeni edebiyatinda çoklu fark olmu ve bu farklilik deikenlii ve tezatlilii ile kendisi belirtmitir. Bazi Ermeni yazar-gazetecileri, airleri halklar arasinda adavet hissine yad olup, muhabbeti, zahmeti, insan liyakatini terennüm etmi, Ermeni terörizminin tesiri altindan çikamayan «eskiler», yahut bu tesirin altina salinan «yeniler» ise edebi sözü, edebiyati «Büyük Ermenistan» ideolojisinin teblii vasitasina çevirerek faaliyet göstermiler ve bu bakimdan Sovyet dönemi Ermeni Tanak temayüllü edebiyati ile Ermeni siyasi, dini ve ilmi terörünün faaliyeti bir birini tamamlamitir. Ermeni Sovyet edebiyatinin ayrimcilik taiyicisina çevrilmesi özge topraklarini ele geçirmek urunda Ermeni faaliyetinin «edebi-tarihi» geleneinin gösterisiydi. M.aginyan, S.Kaputikyan, G.Emin, V.Davtyan, S.Hanzadyan, S.Ayvazyan, Z.Balayan, L.Qrunte, O.iraz, A.Aqanbekyan, B.Ulubabyan, K.Qeribcanyan, BonnerElixanyan, B.Köçeryan, M.Aayan, Q.Stravoytova ve onlarca baka ilim ve edebiyat temsilcileri tarihte benzeri tek tek ola bilecek olaanüstü olaydan ­ Milat balarindan

181

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

vatansiz kalip yer yüzüne yayilandan sonra özge topraklarinda yeni vatan bulmalarindan vecde gelerek kendi eserlerinde Rus-Bolevik himayecilerine minnettarliklarini bildirip alkiliyor, Albanya-Aran-Karaba tarihini sahteletirerek, Azerbaycanlilari kovarak yurtlarina sahip çikarak «alin ha, tutua tutua kalin ha!» «edebi» mesajini veriyorlardi. M.aginyan «Dalik Karaba», «Sovyet Zakafkasyasi» adli kitaplarinda tarihi olgulari kesinlikle tahrif ederek, Karaba'i «Eski Ermeni Ülkesi», «Ermeni Zadegan Toprai» gibi sunulur, Azerbaycanlilara kari bühtan ve tahkirler yadirirdi. G.Xolopyan «Körfezin Iiklari» eserinde Azerbaycanlilari lekelemeyi amaçliyordu. Ermeniler Azerbaycan halkinin tarihi ile beraber, edebiyatina, müzik medeniyetine ve maietine de ortak oluyor, en kiymetli sanat incilerini kendilerininki gibi sunuyor, yahut iktibas ederek «Ermeniletirirdiler». D.Dzuni adli birisi yazirdi: «Dou ve Ermeni operettalari ­ «Meedi bad», «Arin mal alan»102 bütün dünyaya yayilip». H.Simonyan adli dier biri «Grakan Tert» («Edebiyat gazetesi» ­ E.M.) gazetesinin 1989 yil 11 Austos tarihli sayisinda yayinlattii «Unutulmu Sahtekarlik» adli makalesinde N.Gencevi'nin Azerbaycan medeniyetine mahsus olmadiini Ermenistan'i ve Ermenileri vasf ettiini iddia edirdi» (Haciyev, 1990: ). 1979 yilinda Moskova'da Rus dilinde yayinlanan « », ("Ermeni Folkloru") 1983 yilinda Yerevan'da Rus dilinde basilmi « » ("Ermeni Halk Masallari") (9; 50, 72, 226...) kitaplarinda Azerbaycan halkina, Karaba aiz edebiyatina mahsus çoklu sayida örnekler, bu kitaplarin sözlük kisminda verilmi bir sira Türk sözleri Ermeni aiz edebiyati örnekleri ve Ermeni sözleri gibi takdim olunurdu. Bu tür örneklerin sayisini istenilen kadar artirmak mümkündür. Ermeni edebiyatindaki Türke kari moral, Karaba'in ele geçirilmesi için çaba, öten yüzyilin 80'li yillarindan itibaren daha da güçlenmi, 1984 yilinda Z.Balayan'in Rus ve Ermeni dillerinde büyük tirajla basilmi «Ocak» kitabi ile kendi zirve noktasina ulamitir. Bu kitap Karaba'in tarihi ve çada dönemiyle ilgili bilerekten yapilmi tahrifleriyle daha çok seçilirdi. Z.Balayan Ermeni halkini en eski ve müdrik halk gibi takdim, Türk halkini ise barbar, göçeri ve nefrete layik bir halk gibi aailiyor, arazi iddialari kaldirir, insanlari intikama sesliyor, kana, ölüme sürüklüyordu. 1988-1993'lü yillarda Ermeni silahli kuvvelerinin Azerbaycan'a saldirisi Azerbaycan halkini gaflet uykusundan uyandirdi. Ermeni hiyaneti bir daha gösterdi ki, onlar hiç de deimemiler, aksine daha hain olup elverili ortam beklemiler. Bu ise milli bilince, ayni zamanda edebi düünceye ciddi tesir etti. Bu bakimdan, «Ermeni meselesi»nin ve onun terkip hissesi gibi Azerbaycan topraklarini igal konusunun yeniden oluumu ve inkiaf ederek birinci problem seviyesine yükselmesi çada Azerbaycan edebiyatinin esas spesifik özellii olarak dikkati çekir. Dümen kuvveler 20 Ocak kiyimini yapmakla, Karaba münakaasinin balangicinda, halkimizin mücadele azmini kirmak, onu manevi-psikoloji açidan sarsarak tuttuu yoldan döndürmek istiyorlardi. Lakin 20 Ocak faciasi edebiyatimiza milli matem, keder duygulari vermi olsa da, onun sava azmini kiramadi ve geni yankisini buldu. H.Rza, B.Vahabzade, B.Bayramov, .ixli, Anar, C.Novruz, H.Arif, N.Xezri, F.Mehdi, Y.Semedolu, F.Qoca, S.Rüstemxanli, M.Süleymanzade, R.Semender, M.smayil, M.Aslan, R.Memmedzade, F.Sadiq, E.Baxi, .Göyceli,

102 Büyük Azerbaycan bestecisi Üzeyir Hacibeyov'un eserleri

182

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

E.Quluzade, Nigar ve baka air, yazar ve gazetecilerimiz meum 20 Ocak gecesinin olay ve dehetlerini vatanda yangisi ile kaleme aldilar, ehit kiilii vasitasiyla bütün bir halkin, bir toprain feryadini yansitmakla beraber, halkimizin Ermeni-Tanak ve Rus-Bolevik silahli birlemeleri ile yeniden karilamasi, onun karisinda diz çökmemesi olgusunun toplumsal mahiyetini bu vasitayla açmaya, manevi-ahlaki çalarlarini ifade etmeye çalitilar. Böyle örnekler emin edirdi ki, halkin milli mücadele azmi sinmamitir, onun baimsizlik urunda edebi mücadelesi devam edir. Bu bakimdan, Karaba konusunun öncül konuma çikmasini 20 Ocak faciasina faal müracaatla gerçekletiini kaydetmeliyiz. ehitlik konusunda yaranan eserler bütünlükte edebiyatin düünce istikametini deitirdi, ondaki milli istiklal düüncesini güçlendirdi, kahramanlik geleneklerinin çok önemli etken seviyesine yükselmesine sebep oldu. Bu konu edebiyatimiza ehit nesilleri mukayese etmek imkani kazandirdi ki, tarihi paraleller vasitasiyla Azerbaycan topraklarini ele geçirmek gibi bednam planin ifa edilmesine, halkin kaderi konusunda edebi-felsefi umumiletirmeler yapmaya imkan verdi. Karaba olaylarinin zamanla derinlemesi ve milli facialarla müahide olunmasi milli edebiyatta bu münasebeti gittilkçe güçlendirmektedir. Artik yirmi ile yakin bir müddettir ki, Azerbaycanli air, yazar, dramaturg ve gazeteciler bu çok önemli konu vasitasiyla olaylari geni ekilde inikas ettirmeye özen gösterirler. Bu bakimdan S.Ehmedli'nin «Ahret Sevdasi», V.Babanli'nin «Ana ntikami», Elçin'in «Bayraktar», E.Hacizade'nin «Mucize», M.Süleymanli'nin «Ermeni Adindaki Harfler...», H.Mirelemov'un «Yanan Kar», A.Abbas'in «Çadirda Üzeyir Hacibeyov Doulamaz», «Dolu», A.Rehimov'un «Canavar Balasi», «kili Dünyam», Nigar'in «Ta Hasar», F.Günay'in «Kara Kan», Elabbas'in «Halal Kan», M.Abdulla'nin «Narkoman», «Agah», «Adere'den Üzü Beri» vs. gibi nesir örnekleri, N.Hacizade'nin «Kisas Kiyamete Kalmaz», A.Hesenolu'nun «Kiiler Dönürler», H.Mirelemov'un «Utanç» ve dier dram eserleri hem edebi, hem de düünce deerine göre özellikle kaydolunabilir. Hatta bir çok yazar ve gazeteciler bu dönemde genellikle Karaba konusunun yazarlari gibi taninirlar. Aarehim Rehimov, Hüseynbala Mirelemov, Nigar, Nüabe Memmedli, Agil Abbas, Famil Süleymanov, Eli Rza Helefli, Elçin Hüseynbeyli, Eli Mahmud, amil Süleymanli, Elçin Kamal, Hikmet Sabirolu ve bakalari bu konuya sik sik müracaat etmekle yalniz kendi vatandalik borçlarini yerine yetirmekle kalmiyor, hem de konudan ireli gelen bu veya dier problemlerin edebi çözüm yollarini bulmaya çaliirlar. Ermeni saldirisina kari mücadeleye sesleyen eserlerde yeniden istiklalini kazanmi Azerbaycan halkinin tarihi his ve heyecanlari ifade olunur, neyin urunda, hangi milli ve manevi deerler urunda mücadele yapmak zarureti yansitilir. Karaba'in kaderi ­ vatan kaderi anlaminda erh edilir, yurda-ocaa sadakatle itinasizlik, milli ruh ve etnografik hafizayla mangurtluk (unutkanlik), vatanda sorumluluuyla ilgisizlik kari kariya koyulur, halkin, vatanin necati namina milli birlik, Azerbaycançilik kavrami öne çikarilir. Toprak itkisi gibi derde ilaç arayan milli edebiyat gösterir ki, sava cephe bölgesinde bitmir, insan faciasi ölümle son bulmur, kendisiyle beraber göçmenlik, esirlik, sakatlik, fakirlik gibi daha kitlesel ve devamli facialar getirir. Bu bakimdan, Azerbaycan'a saldiri neticesinde oluan sosyal felaketlerin edebiyata getirilmesi istikametinde aaidaki eilimler belirgindir: - saldiri zamani kaybedilmi topraklarin, viran edilmi yurtlarin hasret ve kederinin ifadesi; - Türklere ve Azerbaycanli Türklere kari Ermeni gaddarliinin tasviri;

183

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

- atekes döneminde mecburi göçmenlik, kaçkinlik hayatini yaayan soydalarin sikinti ve istiraplarinin tasviri; - esir yaamindan tedirginlik; - sava sakatlarinin sosyal problemleri; - sava ortaminin insan psikolojisine etkisinin aratirilmasi vs. Azerbaycan edebiyati bu facianin asil sebebini derk etmek için daha bir tarihi aamayi geçmeli oldu, lakin nöbeti ibret dersi tarihi hafizani önemli derecede güçlendirdi. Karaba konusunda yazilan eserlerde Vatanin teklenmi, hiç kimsesi olmayan insan gibi canlandirilmasi da bu kanaatten ireli gelir. Kalem sahipleri «Büyük Ermenistan» hülyasi ile zehirlenmi Ermeni mefkuresinin mürteci mahiyetini erh, ifade etmekle birlikte, Azerbaycan topraklarinin igaline getirip çikaran siyasi ideolojinin çirkinliklerini göstermeye özen gösteriyorlar. Bu meyil en çeitli üslup, forma ve türlerde his olunur. Çeitli istikametlerde edebi aratirmalar okuyucunu inandirir ki, yapilan cinayetlerin kökü ilgili devletlerin Kafkas siyaseti ve Ermenilerin hasletiyle alakalidir. Lakin edebiyatimiz için daha önemli özellii ondan ibarettir ki, dünyanin Karaba sorununa münasebeti motifi vasitasiyla halkin kendine güvenç, kendine inam meselesi öne geçmelidir. Azerbaycan halkinin baimsizlik urunda mücadelesinin yenilmezliini yansitan bu düünce motifi Karaba konusunda yazilan bütün eserlerimizden kirmizi hat gibi geçir.

KAYNAKÇA 1. Nevvab M.M. (1993).1905-1906-ci illerde Ermeni-Müslüman çatimasi. Bakü «Azerbaycan» neriyyati 2. Hacibeyov Ü. (1985). Seçilmi eserleri. Bakü: Yaziçi 3. Çemenzeminli Y.V. (2005). Eserleri. 3 cildde. III c., Bakü: Avrasiya Press 4. Memmedquluzade C. (1985). Eserleri: 6 cildde, IV c., Bakü: Azerner 5. Memmedzade M.B. (1920), Üç tehlüke. «stiqlal» qezeti, nisan (aprel). 6. Ordubadi M.S. (1991). Kanli yillar: 1905-1906-ci illerde Kafkasda ba veren Ermeni-Müslüman çatimasinin tarihi. Bakü 7. Haciyev A. (1990). Tani olun, yeni nizamiünas. «Edebiyyat ve incesenet» qezeti, 8 sentyabr. 8. . (1979). . . . ... .: . «» 9. . (1983). : 10. Hüseynli A. (2001). Hayat ve senet gerçei. Baki: «T» NeriyyatPoliqrafiya Merkezi

184

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

32. - Q103 ÖZET104 k a mekted. c . , , , c, . c . , c c . c ­ . c ­ . c ­ , . .

103 c , Baki/AZERBAYCAN. 104 e .

185

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. , . c , c . c ­ . c, , c . , . , , «» « », , c, c, . , , , . . c . . c c . , c. . . . , c . c ­ . c ­ . c ­ , . . . , . c , c . c ­ . c, ,

186

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

c . c . c, c c . , , c , . , c c . , . . ­ «» « » . ­ , , , . , c , . c . c . , () c . . , , 9), c , . « » . . , « » . « » : () . . c , , ­ ­ . , c­ c , ­ c .

187

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

. ­ . , . . , . c , , c , . c . c , , c . c . c c . , , ( ), c . c . , . , , «» « », , c, c, . , , , . c c . . , c . , , , c . c c c c , . c . c ­ (), , c, c, , c, c ­ , , . . ,

188

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

, , . c c . , . «» « » . 1. .., ... « ». ­ 2001. 2. .., ... «». ­ 1998. 3. ... « ».

33. TKNT MÜSSSSND KAPTAL QOYULULARI ÜZR QRARLARIN QBUL OLUNMASININ STRATEJ PERSPEKTV v SASI

189

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

- smail HSNOV brahim oglu105 Tikinti müssislrinin böyümsi v inkiafi, rqabt qabiliyytini saxlamaq v istniln vziyytdn çxmaq bacarii investisya sahsind ideyalarin yaranmasindan asilidir. Tikinti müssislri vaxtairi torpaq sahlrin, istehsalat avadanliqlarina, binalara, tbii resurslara, mhsulun inkiafina, marketinq proqramlarina v glckd glir ld etmk üçün digr aktivlr investisiya qoymaqla öz inkiafinin strateji istiqamtlrin nzr yetirmlidirlr. Tikinti müssislrinin investisiya layihlri il bali seçimlri müssisnin arzuolunan inkiaf istiqamtini ks etdirmli v bunlari nzr almalidir: - Gözlniln iqtisadi rait; - Müssislrin faliyyt göstrdiyi tikinti bazarinin tikinti sahsind yaxud seqmentind perspektivlri; - Tikinti müssissinin rqabt qabiliyyti. - Tikinti müssislri investisiya variantlarinin sonsuz inkiaf imkanlarina malikdirlr. Müssis istehsalat faliyytiini genilndirilmsi mqsdil yeni avadanlia, main v mexanizmlr investisiya qoya bilr. Hmçinin xrclrin effektivliyini yüksltmk üçün köhn avadanliin yenilnmsin d investisiya qoymaq olar. Bu halda investisiya istehsalat xrclrinin azaldilmasi il saslandirilir. - Bir sira strategiyalar yeni bazarlara çixmai tklif edir. lbtt ki, bunun üçün tikinti texnikasi v texnologiyasi lazim olacaq. Digr strategiyalar tdqiqat avadanlii alinmasini nzrd tutur. O sasla ki, tikinti mhsulunun inkiafi, yaxud xidmtlr dairsinin genilnmsi potensial glir gtir bilr. Investisiyalar hmçinin tikinti müssissin mxsus bazar payinin, onunla brabr böyük hcmli faliyytdn gln kommersiya glirinin uzun müddt artirilmasi mqsdil tikinti mallarinin bazara çixarilmasi üçün böyük xrclr d nzrd tuta bilr. Tikinti müssissi bazar iqtisadiyyati raitind hmi bel seçimlr qarisinda qala bilr. Adtn tikinti müssissi strateji planladirma prosesind variantlar siyahisini nzrdn keçirir. Sonra variantlarin siyahisi qisalir, orada yalniz ciddi thlil layiq alternativlr qalir, xrclr plani hazirlanir ki, buraya yalniz seçilmi v tstiqlnmi növ kapital qoyululari daxildir. Mümkün investisiyalarin thlili v seçilmsi prosesi maliyy büdcsinin hazirlanmasi adlanir. Bu proses mümükün variantlarin seçilmsindn tutmu, ideyalarin yoxlanilmasi v dqiq iqtisadi thlil qdr bir sira sviyylri özünd birldirir. Tstiqlm anina qdr irktin büdcsin ayri-ayriliqda v bütövlükd hamisindan gözlniln, müssissnin rhbrlrinin tlblrin cavab vern iqtisadi glir gtirck müyyn sayda layihlr olur. slind maliyy büdcsinin tkili xsi investisiya portfelinin idarsini xatirladir. Hr iki halda sas problem mövcud fondlardan el invistisiyalarin seçilmsidir ki, onlar müyyn risk sviyysind gözlniln gliri versin. Bu yolla bu proses investisiyalarin gözlniln glirliliyi il hadislrin xoaglmz inkiafi arasinda üurlu iqtisadi kompromis d toxunur. Ümumi qanun ondan ibartdir ki, glirlilik n qdr yükskdirs, riskin sviyysi d el yükskdir. Bundan lav, mhdud fondlarin investisiyaladirilmasi üçün mümkün alternativ seçimi qaçilmaz olaraq qisamüddtli msrflr toxunur, çünki bir layihy kapital qoyuluu digrindn, blk d daha çox qazanmaq imkanindan imtina etmk demkdir. Amma bu zaman risk d daha böyük

105 Azrbaycan Memarliq v naat Universiteti. Ba mühndis

190

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

olur. [1, s.46]. Investisiya portfeli glckd dividendlr halinda, qoyulua sasn faiz, yaxud tdrici pul axinini tmin etmk, n vaxtsa bazar qiymtlrinin dü bilcyi, yaxud amartiz oluna bilck investisiya altinin satii yolu il ilkin kapital qoyuluunu brpa etmk üçün formaladirilir. Ancaq yen d analogiya bunula bitmir. Faliyyt göstrn müssisd vzifni mürkkbldirn odur ki, investisiya portfeli seçilmir, hm d mövcud avadanliq v ya aktivlrl ilmk lazim glir. Bundan lav, potensial investisiyalarin thlili daha çtindir, çünki variantlar çox vaxt çoxsayli v vaxtlar üzr bölünmü xrclrl balidir. Msln, tikinti materiallari istehsal edn yeni zavodun tikilmsi v avadanliqla tmin edilmsi. Bzn investisiyanin glirlilik sviyysini tyin etmk daha çtindir. Xüsusi investor adtn müyyn ödnilri qoyuluun müqavilsi, yaxud mentzm dividendlr formasinda alir. ksin, mükmml müssisslr irir hcmli satilardan, yeni mhsullar yox, xrclrin azalmasindan ld edirlr. Veriln investisiyadan gln lav gliri tyin etmk çtin olur, çünki o digr uçot mlumatlari il brabr müssisnin ümumi maliyy hesabati il qariir. [2, s.121,122]. Qarida bilcyik ki, potensial kapital qoyulularinin thlili hmiyytli drcd glck raitin proqnozladirilmasi v iqtisadi saslandirilmasini tlb edir. Bu da adi maliyy hesbatinin istifadsindn knara çixir. Kapital büdcsi il investisiya portfeli arasindaki analogiyani mntiqi sonuna qdr izlsk, kapital büdcnin trtibati, idealda bütün variantlarin glirliliklrinin azalma sirasi il düzülmsin v açiq fondlarin risk, hcm gör mhdudladirildii halda da, arzuolunan mütrk gliri vern investisiya kombinasiyasinin seçilmsi gtirib çixarardi. Son iki ild ilnib hazirlanan konsepsiyalar sas etibaril hm riskin qiymtlndirilmsind, hm d kapital dyri v investisiyanin glirliliyinin müqayissind bu investisiyani tmin edn investisiya portfeli nzriyysin söyknirlr. Bu konsepsiyalar kifayt qdr mükmmldirlr. Onlar bir sira mühüm tkliflrdn ibartdir. Lakin onlari praktikada ttbiq etmk el d asan deyil v onlar elmi mübahislr doururlar. Qisaca demk olar ki, nzriyy, caziblrinin azalma sirasi il düzülmü investisiyalari, riskin müvafiq drcsind n son glirin n son xrclr brabr olduu nöqty qdr izlmk lazim olduunu tstiqlyir. Bu nzriyy praktikada ttbiq ediln zaman bir sira suallar dourur. Birincisi, maliyy büdcsini trtib edrkn investisiyalarin bütün imkanlarini nzr almaq olmur, çünki müssisnin planladirilmasi raiti hmi dyiir. Orada yeni investisiyalar ml gl bilr, eyni zamanda artiq mlum olan imkanlar tez-tez dyin rait gör öz aktualliini itir bilr. Ikincisi, maliyy büdcsi ksr müssislrd ild bir df trtib olunur. Bzi qisa müddtli sbblrdn layihlrin hyata keçirilmsi txir salina, yaxud vziyytin dyimsindn asili olaraq lv edil bilr. Üçüncüsü, glirliliyin sviyysi, kapitalin dyri kimi iqtisadi meyarlar kifayt qdr txminidirlr. Bundan lav, çox vaxt onlar kapital haqqinda qrar qbul edilmsi üçün yegan sas deyillr. Müssis investisiyasinin potensial glir imkani il riskini qiymtlndirnd ümumi strateji fon, rqabt mühiti, menecerlrin investisiyalari hayat keçirm bacarii, tkilati msllr v digr göstricilr mühüm rol oynayir. Bu yolla, formullar üzr sad hesabat aparmaqla potensial investisiya haqqinda qrara glmk

191

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

qeyri mümkündür ki, müssislr hmi bu probleml üzlirlr. Dissertasiya iinin bu fslind kapital büdcsinin tkili prosesini tmin edn metod v analizlrin saslari açiqlanir. n sas anlari çixmaq rtil, maliyy büdcsinin tkili v investisiya portfeli nzriyysinin drinlrin getmy ehtiyac yoxdur. Maliyy bedcsinin tkili üçün kapital qoyuluuna clb olunan fondlarin seçilmsinin sasi olan analitik qiymtlndirm nzrdn keçirilir. Tikinti müssislrin kaptal qoyuluu qrarlarinin qbul olunmasinin formalama prosesinin saslari nzrdn keçirilib. Kapital qoyulularinin effektiv thlili analitikd burada n qdr dyin kapitala toxunulduunu drk etmyi tlb edir. Nticlrin dqiq, sabit v sasli olmasi üçün bir sira sas qaydalarin qoyulmasi vacibdir. Bu sas qanunlar aiddir: - problemin tyinin; - investisiyanin tbitin; - Glck xrc v glirlr; - lav pul axinlarina; - uçotun mühüm göstricilrin; - qaçilmaz xrclr; - glck pul axinlarinin diskontladirilmasina. Buna gör istniln qiymtlndirmni investisiyanin n vercyini müyynldirmkdn balamaq lazimdir. Problemin investisiya layihsi vasitsil hlli v tklif olunan investisiyanin mümkün alternativlrinin tyin edilmsi düzgün thlil üçün hlledici andir. [3, s.47,48]. Tssüf ki, buna hmi etinasizliqla yanairlar. Investisiyalarin bir sira mqsd çatma yollari var v spesifik hallarin sasli thlili daha çox qrarlar meydana çixara bilr. Msln, qüll kraninin faliyyt müddtinin sonunda dyidirilib dyidirilmmsi ilk baxida qisaca olaraq h v ya yox cavabi nzrd tutur. Ancaq, alternativ variant hmi olduu kimi heç n etmmk, daha dorusu krani istifaddn çixarana qdr iltmyi davam etmkdir. Digr alternativ variantlar da ola bilr. ola bilr ki, tikinti müssissi eyni zamanda tikintini d dayandirmali olsun. N qdr d air olmasa, yeni resurslarin qoyulmasindan önc bel bir "biznesdn çixi" i nzrdn keçirmk lazimdir. Elementar sxem (k 1.1) biz kapital qoyuluunun avadanliin dyidirilmsi kimi seçim variantini tsvvür etmy imkan yaradir. Problemin strukturladirilmasi v thlili üçün alternativ variant seçimi el aparilir ki, thlil lvazimatlari hqiqtn hlledici hmiyyti olan suallara ttbiq olunacaq. Investisiyanin balanici haqqinda qrar thlil olunan iki son suala cavab vercyi vaxta kimi qbul oluna bilmz. k. 1.1. Qrarlarin «özk» sxemi. Ilrin mövcud vziyyti n qdr davam ed bilr? Hansi problemlr yarana bilr?

Hqiqtnmi tikinti biznesi mümkündür? Kapital qoyuluu üçün daha srfli imkanlar var? Tikinti bazarinda rqabtin vziyyti necdi?

Qrar qbul etm

Tikinti mmulati v tikinti texnologiyasinin faliyyt dövrü necdir? Rqabt mövqeyi necdir?

192

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

DBIYYAT 1.Ansoff .X. Strateji idaretm. nglis dilindn trcüm. Moskva. qtisadiyyat. 1989 il. 332 sh. 2.Boçarov V.V. nvtstisiya menedjmenti. Drslik. Piter. 2004 il. 152 sh. 3.qoin N.V. nvestisiyalar. Drslik. Moskva. Finans. 1999 il. 413 sh.

34. TÜRK DÜNYASINDA "DOUM" ÜZERNE - Orhan ÇELTKC106

106 Akdeniz Üniversitesi Tarih Bölümü Doktora Programi Örencisi

193

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

GR Son yillarda; etnik kimlik, soy, irk, etnisite, ulus devlet gibi kavramlar çokça tartiilir, üzerinde yazilar yazilir hale gelmitir. Bu tartimalar toplumlarin deerlerinin bütününü oluturan kültürel yapilarini çok önemli hale getirmitir. Bu balamda, yaklaik 250 milyon dünya Türk nüfusunun sahip olup yaattii deerleri alan çalimalari ile ortaya koymak ve bu deerleri kültürel strateji anlaminda kullanmak çok önemli hale gelmitir. 21. yüzyil gelien teknolojiye bali olarak, geçen asrin aksine silahla deil aklin üstünlüü ile yönetilen ve yönlendiren bir yüzyil olma görünümündedir. Akil ise kullananin kültürel deerleri üzerine yönlenmektedir. Bu bakimdan kültürler içinde bulunduumuz yüzyilda hem devletlerin yaamasinda hem de dünyanin yönlendirilmesinde üstün rol oynayacaktir. Kültürel anlamda mevcudu muhafaza edebilen milletler kendilerine yaam sahasi bulurlarken mevcut kültürlerini muhafaza edemeyen milletler tarihin mezarliina sürükleneceklerdir. Bu açidan düünüldüünde Türk Kültürü çok önemli olup gelecek için yaam ve var olma garantimizdir. Türk olmakta çok önemlidir. Türk kalabilmekte çok önemlidir. 7 devlet tek millet olmaktan çikip uluslar arasi alanda bir hareket edebilmede çok önemlidir. Bize göre günümüz itibari ile sair kesim Türkler arasinda stratejik bir güç olma özellii taiyan Kültür; Türk Kültürü, Türk Dünyasinin en önemli birliktelik ruhu argümanidir. Nedir Kültür? Kültür kavramini tanimlamadan önce Türk Kültür corafyasini sinirlari ile belirlemekte fayda vardir. Aslinda, her Türkün yaadii corafya beraberinde Türk kültür corafyasini da oluturmaktadir. Esas olarak Türk Kültür corafyasi Anadolu'da yaayan Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye'nin tanidii Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti, SSCB'nin dailmasi ile ortaya çikan Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kirgizistan ve Kazakistan baimsiz Türk Cumhuriyetleri bunun yani sira Kafkasya'da ve Orta Asya'da yaayan Özerk Cumhuriyetler, Suriye'de Bayir Bucak Türkleri, Irak'ta Irak Türkmenleri, Iran'da; Giresunlu, Halaç, Kagay, ahseven ve Güney Azerbaycan Türkleri, Afganistan'da Hazara Türkleri, Moldova'da Gagauz Türkleri, Gürcistan'da Borçali yöresi Türkleri, Makedonya'da Yörükler, Türkbalar, Bulgaristan'daki Türkler, Yunanistan'daki Türkler, Rodos Adasindaki Pomak Türkleri Avrupa'da Yaayan Türkler... sayilabilir. Buradan da anlaildii gibi, Türkler Asya younlukta olmak üzere birçok kit'a ve bölgede yaamaktadirlar. Türklerin yaamakta olduklari yerler ayni zamanda Türk Kültür Corafyasini da oluturmaktadir. Kültür kavramina gelince, Kültür, bir milletin tarih boyunca meydana getirdii maddi ve manevi unsurlarin bütünü, o milletin kendine has oluturmu olduu deerleridir. Gündelik hayattan devlet hayatina kadar, yaayiin tümünü içinde alan bu deerler manzumesi "Kültür" ün konusunu tekil etmektedir. Dolayisiyla; dil, sanat, içtimai ve iktisadi hayat, halk inançlari vs. hep bir kültürün ortaya çikardii, ekillendirdii ya da bir kültürü var eden ve yaatan unsurlar olarak karimiza çikmaktadir. Kültür kavrami üzerinde birçok fikir adami durmutur. Bu fikir adamlarinin bainda kukusuz Ziya Gökalp gelmektedir. Gökalp kültüre; "Bir milletin dini, ahlaki, hukuki, muakelevi, bedii, lisani, iktisadi, fenni hayatlarinin ahenkli bir mecmuasidir."107. diyerek, kültürü milletlerin var oluundan bu yana, her alanda, sahip olduu, milleti ayakta tutan, birletirici ve ileriye taiyici bir unsur alarak görmektedir. Emin Bilgiç'te "Milli Kültür Davamiz" adli eserinde kültürü:"Bir

107 Ziya Gökalp, Türkçülüün Esaslari, Arkada Matbaasi, stanbul 1940, s. 30.

194

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

millete ahsiyetini veren, dier milletlerle arasindaki farki tespite yarayan, tarihin seyri içerisinde, teekkül etmi, kendine has maddi ve manevi deerlerin ahenkli bir bütünüdür.108" eklinde tanimlami Gökalp'e yakin bir tanim getirmitir. brahim Kafesolu kültürü; "Her topluluun kendine has yaayi ve davrani tarzidir"109. eklinde tanimlayarak milli ve millete has olma özelliine dikkat çekmitir. Sosyal antropoloji alaninda çalimalar yapan, Türk dünyasinin birçok kesiminde halk kültürü ve inançlari alaninda, alan çalimalari bulunan Yaar Kalafat ise kültürü; "Bir toplumun ortak kimliini açiklayan, toplumun hayatinin bütün sektörlerinde yarattii deerleri" olarak görmektedir. Ona göre; hukuk, sanat, inanç ve âdetler kültürün alani içinde yer alir. Bunlarin toplami kültürdür ve milletin kimliini oluturmaktadir110. dolayisiyla kültür bir kimlik ve kimdik kazanmadir. Kültürler, milletleri var olma nedeni kilarlarken ayni zamanda kaynatirici ve kenetletici bir özellie de sahiptirler. Genel olarak iktisat ve teknikten, hukuk ve dine varincaya kadar bütün deerlere ait olan görgü ve bilgi bakimindan balani ve kabulleni anlamina gelen halk inançlari111, inançlar ve uygulanma noktalari itibari ile kültürün alt ve en önemli dallarindan birini oluturmaktadir. Halk inançlari toplumu birletirici ve bütünletirici, bir arada tutucu bir özellie sahiptir. Halk nançlari, halkin otantik deerleri ve uygulama alanlari olduu için toplumsal birliktelikte ayri bir önem arz etmektedir. Bu yönü ile halk inançlari, yaadii alandaki her ferdin sahiplendii toplum olarak da uygulamaya geçirdii bütünletirici ve kaynatirici bir özellik taimaktadir112. TÜRK DÜNYASI VE DOUM UYGULAMALARI Türk Halk kültürü, halk inançlari Türk dünyasini birletirmede önemli bir argümandir. Halk inançlari balaminda evlenme, ölüm ve hayatin dier alanlarinda olduu gibi doum alaninda da sair kesim Türklerde uygulama ve tespitler açisindan büyük bir benzerlik söz konusudur. Bu tespitlerimiz doum öncesinde kadinin hamile kalmasi, çocuun cinsiyeti tespiti, çocuun doumu, adinin konulmasi, kirklanmasi üzerinedir. Azerbaycan Türkleri: Azerbaycan Türklerinde çocuun ana rahmine dümesinden itibaren ana adayinin caninin çektii istek ve arzulara göre çocuun cinsiyeti tespit edilmektedir. Örnein, rüyasinda balik ve elma gören kadinin çocuunun kiz olacai inanci yaygindir. Anne adayinin cani tatli yiyecekler çekerse, çocuun erkek olacaina inanilir. Yerikleme inanci (Hamile olan kadinin caninin çeitli yiyecekler çekmesidir.) Azerbaycan Türklerinde önemli bir yere sahiptir. Hamile kadinin canin çektii yiyecekler mutlaka konu komudan temin edilir. stenilen kii elinde istenilen varsa mutlaka verir. Annenin arzularin yerine getirilmemesi durumunda çocuun zarar göreceine inanilir. Azerbaycan Türklerinde çocua ismini büyükler koymaktadir. Çocua isim koyma ve konulan isim çok önemsenir. Bu balamda, isim koyma töreni de yapilir. Çocua isim konulmasi çocuun kirki çikmasindan önce yapilir. Çocua

108 Burhan Göksel, "Kültür" Milli Kültür Dergisi, Kültür ve Turizm Bakanlii, Ankara, 1987, S. 56. s. 101. 109 brahim Kafesolu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayinlari, stanbul, 1984. s. 16. 110 Yaar Kalafat, ABAY'in 150. Yilinda pek Yolu Güzergâhlari, Ecdat Yayinlari, Ankara 1997, s. 12.vd. 111 Ali Çelik, Halk nançlari, Beyan yayinlari, stanbul 1995, s. 17. 112 Orhan ÇELTKC, Yaar Kalafat'in Eserlerinde Türk Dünyasi Kültür ve Halk nançlari, IQ Yayinlari, stanbul. 2007.

195

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

genelde tek isim konulur. Konulan adin koyulduu günün seneyi devriyesinde ad günü yapilir. Bugün pilav piirilip gelenlere daitilir113. Azerbaycan Türklerinde anne hamile kaldiktan sonra doum yapincaya kadar saçini kesmez. Saçini kestirirse douracak olduu çocuun ömrünün kisa olacainca inanilir. Doan çocuun saçi ise ­anne saçi- çocuk bir yaina gelinceye kadar kesilmez. Bir yaini dolduran çocuun saçi kesilir. Saci kesene bahi verilir. Ayrica bugün yemek de verilir. Kesilen saç el ayakaltina atilmaz. Azeri Türklerinde ilkler ile ilgili uygulamalarda genelde toy yapilir. lk emeklemede, ilk yürümede, ilk saçi kesildiinde... bu uygulamalar genelde yapilir. lk di çikimi önemlidir. Di çikinca Buday ceviz ve soan kariimindan özel bir kariim yapilir. Piirilen yiyecek yedi eve daitilir. Bu sayede diin kolayca çikivereceine inanilir. Çocua kirklamada çok önemlidir. Canli doup da sonradan hayatini kaybeden çocuklarin yaayamayilari kirkli olmaya balanir. Azerbaycan da sünnet önemlidir. Erkek çocuklar 4-6 yalarina gelince mutlaka sünnet ettirilirler. Kazakistan Türkleri: Çocuk konusunda Kazaklar: "Verirse Allah verir" düüncesindedirler114. Hamile kadinlarin yeriklemesi Tipki Azerbaycan Türklerinde olduu gibi Kazakistan Türklerinde de önemsenmektedir. Hamile kadinin istei karilanmaz ise çocuunun sa ve sol yanainda bir çukurluk oluacaina inanilir. Kazaklarda erkek çocuk evin çatisi olarak görülürken, kiz çocuk evin bereketi kabul edilmektedir. Hamile kadin çocuu karninda kimildamaya baladiinda, hamile ilk kimi görür ise çocuun o kiiye benzeyeceine inanilir. Bu inanitan dolayi kazak hamile kadinlarin huysuz, ayya, pis, sarho kiilere bakmasi iyi karilanmamaktadir. Kazak Türklerinde çocuu olmayan anne adayi Baksi'ya115 okunmasi için götürülür. Baksi anne adayina okur. "Tu tu tu" deyip anne adayini efsunlar. Bu sayede çocuu olmayan anne adayinin çocuunun olacai inanci hakim olur116. Kazak Türkleri sürekli düük yapan anne adayinin düük yapmasini önlemek için devenin yününden yapilmi iplik ile düük yapacak anne adayinin eteinin ön tarafini dikerler117. Bu ilem üç gün bazen gün görmü diye tabir edilen o yerin yali kadinlarindan birisi bazen de Baksi tarafindan yapilir. lem yapilirken Kelamii Kadim okunur. Böylece düük yapmanin önlenecei inanci vardir118. Kazakistan ve Anadolu'da zamanla edep kapsamina giren uygulamalardan birinin de gelinin hamileliini evin erkeklerden saklamasidir. Anadolu ve Kazakistan'da halkin dilek ve temennilerde bulunmak için ulu zatlarin türbelerine gittii, buralarda ulu zatlarin yüzü suyu hürmetine dilekte bulunurken önce, örnein; hastasi için ifa diliyorsa bütün hastalar için dileyip sonra kendisinin hastasi için dilemesi uygulamasinin halk sufistik anlayiinin bir neticesi olarak ortaya çikmitir. Kazaklarda bebek dünyaya gelmeden erkek evi bebein giysilerini hazirlar. Doumdan sonra Görümlük yapilir. Çocuun ailesi tarafindan düün toyu benzeri bir toy düzenlenir. Bebee hediyeler getirilir. Bala (çocuk) kirkindan çikinca çocua kina yakilir. Kina, çocuun banyo suyuna katilarak yapilir. Böylece çocuun görünmeyen kötülerden korunacaina inanilir.

113 Yaar kalafat, Lenkeron Folklor Müaveresi Ve Azerbaycan Halk Sufizmi, s. 169. 114Kalafat, "Kazakistan'daki Türk Halk inançlari", Milli Folklor, Yaz 1999, S. 41, s. 67. 115Ayrinti için bakiniz: Kalafat, "Baksicilik", Erciyes, Mart 2000, S. 267., s. 2. 116Kalafat ,"Kazakistan'daki Türk Halk nançlari", s. 66. 117 Kalafat, Balkanlardan Ulu Türkistan'a Türk Halk inançlari I. , s. 318. 118Kalafat,"Kazakistan'daki Türk Halk nançlari", s. 66.

196

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Kazaklarda, hamile kadina yüklü anlamina gelen Juktu denilir. Aeren kadina, Jerik119 denilir. Jerik olan kadinlarda kadinin cani eki çekiyorsa doacak çocuun kiz olacaina inanilir. Olan douracak anne adayinin ise caninin tatli çekeceine inanilir. Ayrica eki gidalari bir kadinin yerikleme döneminde cani çok çekiyorsa, doacak çocuun hain, hirçin olacaina inanilir. Anne karnindaki çocuk kimildamaya baladii zaman, anne ilk defa kimi görürse doacak çocuun huyunun, karakterinin ilk görülen kiiye benzeyecei inanci vardir. Kazak Türklerinde, doan çocuun göbei temiz bir biçakla kesilir. Bu biçak yikanir. Uygun bir yer bulunarak topraa gömülür. Topraa gömme esnasinda, anne gömülen yere bakmamalidir. Anne bakarsa baka çocuunun olmayacaina inanilir120. Kesilen göbek 7 gün sonra düer. Düen göbek bir atin yelesine takilir. Böylece çocuun at gibi hizli ve cesur olacaina inanilir. Çocuk doumlari kazaklarda müjdelenir. Çocuk doumunu ilk müjdeleyen çocuu at ya da para verilir121. Doan çocuun göbei yedi gün içerisinde düer. Düen parça bir erkek çocuunun parçasi ise bir atin yelesine takilir. Böylece çocuun at gibi cesur ve atak olacaina inanilir. Düen parça bir kiz çocuunun ise kisrain yelesine takilir. Böylece kiz çocuunun ilerde uysal ve sakin olacaina inanilir. Çocuk dünyaya gelince ilk müjdeyi doumu ilk duyan çocuk verir. Bu çocua hediye verilir. Bu hediye çou zaman At ya da Para olmaktadir. Kazak Türklerinde, doumdan sonra Görümlük122 yapilir. Bu amaçla koyun soyulur. Düün toyu gibi büyük toy yapilir. Toyda Kelam-i Kadim okunur. Doan çocuun vatana millete hayirli olmasi için dualar edilir. Bu toya ildehana denilir123. Bala124, kirkindan çikinca kina yakilir. Kina balanin banyo suyuna katilarak yapilir. Bundaki amaç tiksinmeyi önlemektir. Kazak Türklerinde balalarin sünnet yainin 3-5-7. yillar olmasina büyük özen gösterilir. Sünnet yaptirilacak çocuk heyecani yatimasi için çocuk ata bindirilip dolatirilir. Kirgizistan Türklerinde: Kirgiz Türklerinde bebek dünyaya geldiinde, bebein karakterinin bebei ilk kucaklayan kiiye benzeyeceine inanildiindan orada bulunanlar ve bebei ilk kucaklayan çok önemlidir. Bu inanç atasözlerine "Bebek gönülde olunca deil elinde olunca benzer, Bebek göbeini kesen ebeye benzer." gibi atasözlerine girmitir125. Kirgiz Türkleri bebein göbeini ayakkabinin yanina koyarak keserler. Bu uygulamadaki temel amaç, bebein yainin ayakkabi gibi uzun ömürlü olmasi inancindandir126. Böylece bebee uzun ömür dilenmi olur. Kirgiz Türklerinde yeni doan bebein azina, özel hazirlanmi bir mama sürülür. Bu mama kurutulmu ikembe ile eritilmi tereyadan olumu bir kariimdir. Bu mamanin çocuun azina sürülmesiyle, bebein ömrü boyunca yoksulluk görmeyeceine inanilir. Ayrica, bu mamayi sürdükleri için çocuun ileride hayvanci olacai inanci da vardir. Kirgiz Türkleri yeni doan çocuun kafasini -kindik enesini- yuvarlak olmasi için elleriyle ekillendirirler. nanca göre dünya yuvarlaktir. nsan da dünyaya

119 Yeriklemi hamile kadin anlamindadir. 120Kalafat," Kazakistan'daki Türk Halk nançlari", s. 67. 121 Kalafat, "Uluslararasi Türk Medeniyet Kongresi ve Kazakistan Gezi Notlari ile Baksilik-Halk nançlari" s. 228. 122 Doan çocuu akraba ve çevredekilerin görmeye gelmesidir. 123Kalafat, "Kazakistan'daki Türk Halk nançlari", s. 67. 124 Çocuk. 125Kalafat, "Ulu Türkistan'da Halk Sufizmi", s. 163. 126 Bize göre ayakkabinin uzun ömürlü kabul edilmesi ayakkabinin altinin çok yere dokunmasindan kaynaklanmaktadir.

197

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

benzemelidir. Kafasi yuvarlak olan çocuun zeki olacaina ve yüksek makamlara gelebileceine inanilir. Kirgiz Türkleri yeni doan çocuun kundaini uzun ömür sürmü yali birisinin urbasindan yaparlar. Böylece kundaa sarilan çocuun uzun ömürlü olacaina inanilir127. Kirgiz Türklerinde çocuklari yaamayan aileler çocuu yaayan çocuklu annelerin elbiselerinden 9 veya 40 yama alirlar. Bu yamalardan çocuu yaamayan annenin yeni doan çocuu için bir kundak hazirlanir. Bu sayede çocuun yaayacaina inanilir. Kirgiz Türklerinde yeni doan çocua ilk gömleini yali bir kadin giydirir. Gömlek kirk gün boyunca çocuun üzerinden çikarilmaz. Kirk gün sonra çikarilir. Çocuk, doumunun kirkinci günü, kirk kaik su ile yikanir. Çikarilan gömlek ise yali bir ölenin mezarina beraber gömülür. Bu uygulamanin yapilmasindaki temel amaç ölen kadin dünyada yaptiklarindan hesaba çekilirken sorgu meleklerinin günahsiz çocuun gömleini görüp gömlee istinaden yalinin günahlarini bailamasi inancindandir.128 Kirgiz Türklerinde bebek doumunun 40. günü yikanir.(Önceleri de yikanir ama kirkinci gün mutlaka yikanir.) Bebek yikandiktan sonra temiz elbiseler giydirilip beie yatirilir. Gelen akrabalar bebee hediye olarak kumalar getirirler. Ayrica bebek beie konulmadan evvel beie bir aik kemii konulur. Aik kemiinin sayisi 3-5-7 gibi tekil sayilardan olmalidir. Kemik konulurken bebein be tarafi yukari kaldirilir. Bebein sa tarafina "en en en" denilir. Meleklerin sa tarafta olduun inanilmasindan bu uygulama yapilir. Böylece iyili meleklerinin çocuun ömrü boyunca çocua yardim edeceklerine inanilir. Kirgiz Türklerinde, çocuun kirki çikincaya kadar gelen misafirlere özel bir yemek ikram edilir. Bu yemek Çeyintek (gembe ile kavrulmu ya) ile buday unu karitirilarak yapilir. Bu yemekten bebei ilk defa bebei beiine koyan kiiye de ikram edilir. Bebek, beie konulunca üzerine dokuz kat örtü serilir. Sebebi, Kirgizlarda dokuzun kutsanmi sayi olmasidir. Kirgizlarda kirki çikan çocuun saçi kesilir. Saç saklanir. Çocuun saçini kesecek kii çok önemlidir. Bu kii onurlu ve gururlu herkes tarafindan sevilen birisi olmalidir. Saçi ilk kesen kiiye gömlek hediye edilir. Kirgizlarda gömlein özel bir anlami vardir. lk saça Karin saçi denilir. Kirgizlarda "Süt kardelii" önemlidir. Süt kardei olanlar kesinlikle evlenemezler. Bu yüzden anne çok dikkat etmelidir. Aksi halde annenin bunun hesabini öbür dünyada vereceine inanilir. Kirgiz Türklerinde, erkek çocuklar 3-5 veya 7 yainda sünnet yaptirilir. Sünnet yainin tek bir sayiya tekabül etmesi önemlidir. Sünnet yapilirken, çocua oyalanmasi için kemikli et verilir. Buna "Cilik" denilir. Sünnetten sonra sünnet düünü yapilir. Sünnet düününe gelen davetliler at, inek gibi büyük hediyeler getirirler. Kirgiz Türkleri, çocuklari ilk yürümeye balayinca Tuo Toyu yaparlar. Tuo toyu yaptirilan çocuun da uzun ömürlü olacaina inanilir. Erkek çocuklarin saçlari ilk olarak 3-5 yainda tira edilir. Saçin kuvvetli olmasi için ustura ile tira ettirilir. Yine Kirgiz Türkleri çocuklarini 3-5 yalarinda

127Kalafat, a.g.m. s. 164. 128Kalafat, a.g.m., s. 164.

198

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

sünnet ettirirler. Sünnet yaptirma Kirgizlarda Müslümanlia giri olarak kabul edilir. Kirgizlarda sünnete çok büyük önem verilir. Özbekistan Türkleri: Özbek Türklerinde gelinin hamile olduu caninin bir eyler çektiini söylemesi ile anlailir. Örnein, gelin caninin; ayva, nar, erik, havuç, eker v.b. yiyecekler çektiini söylüyorsa gelinin bu sözlerinden, hamile olduu anlailir. Aerme Özbek Türklerinde de vardir. Aeren kadinin caninin istedii temin edilmeye çaliilir129. Hamile kadin çift canli diye tabir edilir. Kadin doum yapincaya kadar saçini kesmez. Resim çektirtmez. Düün eti yemez130. Özbek Türkleri çok çocuklu ailenin güçlü bir aile olacaina inanir. Bu tür ailelerde birbirine olan baliliin çok fazla olacai inanci hakimdir. Halk arasinda "t ol, ku ol ama çok ol" denilir veya "Yalniz atin tozu çikmaz tozu çiksa da sesi çikmaz", "Birleen uzar birlemeyen kisalir" denilir131. Özbek Türkleri imece usulü ile i yapmayi seven bir topluluktur. mece; biçarelere, evlenenlere, sünnet yai gelen öksüz çocuklara yapilir. Özbek halk inançlarinda hayirli evlat sahibi olmak en büyük devlet olmaktir. Ayrica iyi niyetli olmak Özbek Türklerinde pek makbul kabul edilir. yi niyete sahip olmak yarim devlet olmak demektir. Özbeklerde çocuun adi çok önemsenir. Çocuun adinin ileride çocuun karakterinin olumasinda çok önemli bir yere sahip olduuna inanilir. Bazi çocuklara Resul, Ekrem, Nebi gibi isimler konularak Allah'in merhametinin bu çocuklara yansiyacaina Allahin bu çocuklari esirgeyeceine inanilir132. Özbeklerde düün esnasinda domu çocua; Toyçi, seyahat esnasinda domu çocua; Sefer adini verilir. Özbek Türklerinin inancina göre, babanin erkek çocuu üzerinde 3 borcu vardir. Bunlar sünnet ettirmek, çocuu meslek sahibi yapmak, çocuun evlenip ev kurmasini salamaktir. Sünnet önemlidir. Çocuk, yedi yaina kadar mutlaka sünnet yaptirilir. Çocuk bazen de sünnetli doar. Sünnetli domu çocuklara, "sünnet" adi verilir. Sünnetle kesilen parça avlunun çinenmeyen bir kiyisina gömülür. Özbek Türkleri, çocuklarinin sünnet olmakla Müslüman olduklarina ve erkek olduklarina inanirlar. Sünnetten sonra sünnet olan çocuun ziyaretine gidilir. Çocua sevindirici hediyeler verilir. Özbek Türkleri çocuu kötü ve yaman gözlerden korumak için hamile kadin düün ve cenazelere gitmez. Doumdan önce biçki diki ilerine bakmaz. Taki takmaz kimse ile dalamaz133. Özbekler, yeni domu çocuun annesini; 3. babasini ise doumunun; 5. gününde tanimaya baladiina inanirlar. Doumun beinci gününde helva yapilip davet edilenlere ikram edilir. Doum olurken, annenin baucuna; ekmek, tuz, un konulur. Ayrica anneye üzerlik koklatilir134. Türkmenistan Türkleri: Türkmenistan Türkleri hamile kadinin doacak çocuunun cinsiyeti hakkinda çocuun anne karnindaki hareketlerine göre fikir

129 Kalafat, Özbekistan Anadolu Karilatirmali Türk Halk nançlari, , stanbul, 1996, s. 12. 130 Kalafat, "Özbekistan-Anadolu Karilatirmali Türk Halk inançlarinda (Doum)", V. Milletlerarasi Türk Halk Kültür Kongresi Bildirileri, Kültür Bakanlii Yayini, Ankara, 1997, s. 250. 131 Kalafat,"Özbekistan Halk Sufizmi", s. 54. 132 Kalafat, a.g.m. s. 55. 133 Kalafat, "Özbekistan Anadolu karilatirmali Halk inançlarinda "Doum", V. Milletlerarasi Türk Halk Kültürü Kongresi Gelenek Görenek nançlari Seksiyon Bildirileri, Ankara 1997, s. 251. 134 Kalafat, a.g.m. s.253.

199

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

üretirler. Çocuk anne karninin sa tarafinda kipirdamaya baladi ise çocuun erkek, ortadan kipirdamaya baladi ise; çocuun kiz olacai inanci hakimdir Türkmenistan Türklerinde çocuun saçi çocuk 12 aylik oluncaya kadar kesilmez. Çocuk 12 ayi doldurunca çocuk için saç toyu tertiplenir. Saç toyunda çocuun saçi, sadan balanilarak dayisi tarafindan kesilir. Kesilen saç, dayiya bahi verilerek alinir135. Di toyu, ilk çikan di için haftanin çaramba ve cuma günü yapilir. Ayrica çocuun yenilenerek çikan dii atin ayaini bastii yere gömülür. Bu uygulama ile çocuun diinin çok salam olacaina inanilir. Sünnet toyu; Sünnet yaptirilan çocuun parçasi, 7 gün boyunca ailesi tarafindan saklanir. Daha sonra ya çinenmeyen temiz bir yere gömülür ya da akarsuya atilir. Ak Toy; Peygamber Hazreti Muhammet'in yaina ulami olmanin verdii sevinçle yapilan toydur. Bu bir anlamda nasip olmu olma için ükür toyudur. Türkmenistan'da eve giren geline "Ayai dütü" denilir. Bu Anadolu'da Gademli, uurlu, ayai iyi eklinde söylenmektedir. Gelin eve ilk defa gireceinde sa ayainin uur getireceine inanildiindan ilk defa sa ayak bastirilarak yeni eve girdirilir136. Gelin yeni evine girerken gerek Türkmenistan'da gerekse Anadolu'da gelinin eli ya ve bal batirilir. Bu ev hanesine yeni katilan gelinin evdekilerle olan ilikilerin ya ve bal gibi olmasi isteinden kaynaklanir. Kibris Türkleri: Kibris Türklerinde, anneler çocuklarini sol göüslerinden balayarak emzirirler. Zira kalp soldadir. Hamile kadinin aerdii vakit, caninin ceylan eti çekmesi doan çocuun ileride iyi bir koucu olacai olarak yorumlanir. Hamile kadin güle bakarsa kizi çok güzel olur inanci yaygindir. Yine hamile iken güle bakan kadinin çocuunun gül gibi güzel olacai inanii vardir137. Gelin hazirlanirken, üç kez aynaya baktirilir. Her defasinda, "Gelin kendin çirkin, talihin güzel olsun." denilir. Kibris'ta çocuk sahibi olmak isteyen anneler, elma ile ilgili bir uygulama yaparlar. Elma üremeyi temsil ettii için, elma okutularak hamile kalmak isteyen anne adayina yedirilir. Böylece, çocuunun olacaina inanilir138. SONUÇ Baimsiz Türk devleti Türk halklarinin doum ile ilgili halk inançlari ortak uygulama tespitlerinin yapilmaya çaliildii teblide görülmektedir ki: Doum ile ilgili olarak çocuun cinsiyetinin kiz mi erkek mi tespiti corafi farkliliklara ramen usul açisindan büyük benzerlik göstermektedir. Hamile kadina kari büyük bir ilgi ve saygi vardir. Hamile kadinin caninin çektii yiyecekler mutlaka bulunmaya, hamile olan anne adayina yedirilmeye çaliilmaktadir. Bu balamda Yerikleme inanci çok önemlidir.Çocuun doumunda gerek adinin konulmasi gerekse konulan ad çok önemlidir. öyle ki ad koyma hemen bütün kesimlerde merasim ve toy ile yapilmaktadir. Ad koymayi ise çevresine göre saygin ve sözüne itibar edilir kiiler koymaktadir. Bozkir kültür geleneinin bir corafi ikrami olarak hayvan ve hayvan mamulleri ile ilgili olarak doum ile ilgili uygulamalar da ortak argümandir. Örnein, Çocuun sünnetten önce ata bindirilmesi, yeni doan çocuklarin koyun derisine sarilmasi, merasimlerde et ve et ürünlerinin bolca kullanilmasi gibi. Sünnet

135 Kalafat, "Balkan Türklerinden Örneklemelerle Halk nançlarimizda "Saç"", Erciyes, Ocak 2002, S. 301, s. 15. 136 Yaar Kalafat ve Kurbancemal lyasova, "Türkmenistan ve Türkiye Düünü-Ölüm Gelenek ve nançlari", Türksoy, Eylül 2002, S. 7, s. 40. 137 Kalafat, "kinci Uluslar arasi Kibris Aratirmalari Kongresi ve Görebildiim Kibris", Rauf Denkta Armaani, Turan Kültür Vakfi Yayini, Ankara 2000, s. 251. 138 Kalafat, "Alaysa Türk Halk Kültüründe Elma nanç tedavi ilikisi", Yayimlanmami makale. s. 4.

200

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Türk Dünyasi sair kesim Türklerinde ortak bir uygulamadir. Hemen tüm kesimlerde erkek çocuklar yalarinin genelde 3-5-7. sinde sünnet ettirilirler. Kirklama inanci hemen tüm Türklerde var olan bir inançtir. Kadinin doum yaptiinin kirkinci günü yikanmasi, Kirki çikincaya kadar doum yapan kadinin evinden diari çikmamasi, kirki çikincaya kadar çocuun doduu evden diari çikarilmamasi yada gelen misafirlere gösterilmemesi, çocuun kirklanmasi...gibi. Doum sonrasi çocukla ilgili ilkler de Türk Dünyasi arasinda ortak uygulama alanlarindandir. Çocuun ilk diinin çikmasi, ilk saçinin kesilmesi, ilk emeklemesi, ilk yürümesi... bu tür uygulamalarda genelde yemekli toy yapilmaktadir. Sonuç olarak görülüyor ki, yaklaik 250 milyona yaklaan dünya Türk nüfusu halklarinin yaattii kültürel deerlerinde doum uygulamalari açisindan ortak uygulama ve deerlere sahiptir.

35. A. KMALNN LRKASINDA VTNPRVRLK MÖVZUSU Günay IRLIYEVA Asif qizi139 ABSTRACT140 In the article have been analysed well-known Azerbaijan poetess Kamala Agayeva's patriotism poems. A.Kamala patriotism poems have shown that, love the country as a miracle, suggest this desire to the youth as ideal are valuable pearls. Vtnprvrlik, Vtni sevmk, onu göz bbyi kimi qorumaq, onun gözlliklrin heyran olmaq, daina, daina, torpaina vurulmaq hr bir insan üçün ali hissdir, doma duyudur. Vtnsiz insan, insan da vtnsiz olmaz, vtn dediyimiz

139 Naxçivan Müllimlr nstitutu, Naxçivan Muxtar Respublikasi. Naxçivan/AZERBAYCAN. 140 Patriotism subject in the lyrics of Kamala Agayeva

201

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Azrbaycan mmlkti ulu babalarimizin yadigari, bu günkü yaayiimizin qaranti, sabaha yolumuzdur. "Vtn sevdaliyam" deyn v kitablarinin birini bel adlandiran K.Aayevanin lirikasi bu mövzu il bali eirlrl znginlir, kamillik qazanir. Vtnprvrlik mövzusu airnin lirikasinda yüksk patetika il d ("Azrbaycan vtnimdir" eirind olduu kimi), hzin, insani bir sevgi d ("Vtn sevgisi") ks olunur. O, çilinliqla, yüksk ötkmlikl, hm d qürur hissi il doma yurdu Azrbaycan adli bir mmlkt olduunu v bu "etiketi" iftixarla daidiini byan edir: Yai göz dikm yurduma Bir bax yenilmz orduma Tanrim da glr yardima, O mnimdir, o mnimdir, Vtnimdir, Vtnimdir. (1,19) Vtnin torpaini, daini gül kimi qoxlamaq grkdir. Bütövlükd Vtn gözllik simvoludur. Vtn, bdi mskn seçdiyimiz torpaq, gözümüzün nuru, könül mbdimizdir. Bu sonsuz dünyada biz dün gözl qismt, ziz pay kimidir Vtn. air "Vtn sevgisi" eirini d mhz bu cür mnalandirir v aaidaki misralarla tamamlayir: Qalxib dalarina, daina baxdim, Ulu qayalarda yaina baxdim, Alib torpaini köksüm sixdim, Bir dst gülümdür Vtnim mnim. (1,6) A.Kmaly gör vtn sevgisi insan duyularinin n ali, yüksk v müqdds duyularidir. Hr bir insan mnsub olduu vtni sevmyi, onu zizlmyi v qorumai bacarmalidir. Kim Vtn v xalq hissindn mhrumdursa insani hisslrdn d mhrumdur. Insanin yaayii, hyata sevgisi doma yurda, Vtn sevgisi il ölçüklür. Insanin ucali, böyük amallar v mqsdlr urunda mübariz zmi d Vtn sevgisindn qida alir. Qürbtd yaamaq hr bir azrbaycanli üçün dözülmz zab, saalmaz drddir. Vtn hsrti il yaamaq, hyatinin son anlarinda Vtn can atmaq, doulduu, byabaa çatdii yurda yetimk istyi, tnsi bizim xalqin psixologiyasina müqabildir, uyundur. Folklorumuzda da, mütfkkir yaziçilarin srlrind d bu hissin ifadsi olan gözl nümunlr var. "Qribin boynu uzun olar", "Qürbtin od-ocainda vtnin tüstüsü gözldir", "Qribin üzü gülmz" v s. bu kimi msllrd ifad olunan fikir K.Aayevanin poeziyasinda da hzin, kövrk duyulara çevrilmidir. air üçün qürbt d, gözllik d qlb sixandir, könül üzndir. Vtn sevgisi onun torpaina, daina, gülün, çiçyin bütövlükd vtn deyiln mmlkt sözün yaxi mnasinda bir möcüz kimi baxmaq, sevmk demkdir. "Gül kimi qoxlaram vtn daini" eirind d qriblik hissinin arilari airnin vtn olan sevgisinin mhz bu anlamda ifad edir: Vtn, vüsalina yetmsm gr, Ömrüm bir am kimi riyib gedr. Mn snin hicrind yandim o qdr, Könlümü yoluna spmk istrm. (2,35) air üçün bir ovuc torpaq da, adi bir da da Vtndir. Qürbtd kfn d insana hsrt köynyidir: Bir quru yarpaq da Bir adi da da, Bir ovuc torpaq da

202

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Vtndir mn. Qürbtd ölrsm, Qdrdn olar. Bir hsrt köynyi Kfndir mn (1,15) Kmalnin poeziyasinda Azrbaycan diyari, onun qdim v ulu tarixi, möhtm abidlri, unudulmaz air günlri, çiçklnn çalari lirik v epik spgid tsvir v trnnüm olunur. "Arpaçayin nmsi", "Gmiqaya", "Mömin xatun mqbrsi", "cmi", "Olanqala-Qizqala", "Apardi Sellr Sarani", "Solan qönçlr", "Qiz qalasi", "Xzr", "Baki", "Azrbaycan", "Mnim gülüstanim", "Vtn sevdaliyam" v sair kimi srlrd airnin Vtn haqqinda könül çirpintilari sslnir. air "linc qalasi" eirind qdim tariximizin qhrmanliq shiflrindn birini yada salir: Tariximizin da yaddai, linc! Igidlrin mhk dai, linc! Hm sevincim, hm göz yaim linc, Ba ymdin sn dümn, qilinca. Sinm üst izlr qaldi yadigar, Nimidn mzar qaldi yadigar. Igidlrin özü yoxdu, adi var, Bir göl varmi "Zeynbgölü" gölünc? (3,44) "Gmiqaya" eirind oxuyuruq: Ey qdimlik nianmiz Gmiqaya, Geryimiz, fsanmiz, Gmiqaya. Da sinnd sirlri var bu dünyanin, Uzaq-uzaq zmanmiz, Gmiqaya. Snin o da vücudunu qucmaq grk, Tarix dolu sirlrini açmaq grk, Zirvndki zirvlri görmk üçün Bir qu olub bain üst uçmaq grk. (3,43) Göründüyü kimi airnin min illrin hqiqtlrini fsanlr klind yaadan Vtn torpainin bir parçasi Gmiqayani cdadlarimizin izini qoruyub saxlayan da sinmiz kimi mnalandirmasi olduqca tbi görünür. V bu maddi v mnvi abidni bir qu kimi ucaliqdan seyr etmk, hqiqi vtnda heysiyytidir. Vtnin da vücudunu qucmaq ona sonsuz mhbbtin ifadsidir. airin ülvi, müqdds duyulari mhz bel bdiildirm qüdrti diqqt çkndir. Bellikl, air K.Aayeva Vtn sevgisini insan duyularinin n alisi, n yüksyi v n müqddsi olduu qnatini eirlrind yüksk bdiilikl canlandirir. Onun fikrinc, insan mnsub olduu vtni sevmkl özünün cmiyyt qarisindaki borcunu yerin yetirmi olur. Vtnsiz v imansiz yaamaq, bütün insani hisslrdn mhrum olmaq demkdir. Glcyimiz olan övladlarimiza bu müqdds hisslri ailamaq, Vtn sevgisi il alovlandirmaq v onu qorumai öyrtmyi bacarmaq lazimdir. airnin yaradicilii bu chtdn gözl poetik nümunlr sayila bilr. DBIYYAT

203

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

1. Aayeva K. Vtn sevdaliyam., Baki. "Nurlan", 2004, 132 s. 2. Aayeva K. Qönçlr., Baki, "Nurlan", 2005, 180 s. 3. smayilov N. Hüseyn Razinin yaradiciliq yolu., Baki, Elm, 2003, 248 s.

204

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

36. DAH AZERBAYCAN AR NZMNN YARADICILIINDA MÜTLAA MEVZUU - Doç. Dr. Knyz SLN141

ABSTRACT142 In this article, the author analyzes views of great Azerbaijani poet Nizami Ganjavi (1141-1209) on significance of reading and its role in formation of intellectuals. Having a rich personal library, Nizami Ganjevi worked with sources in Arabic, Persian, Hebrew, Nyüzyilani, and Pahlavi languages besides his own native Azerbaijani (Turkic). He had good knowledge in different fields, such as linguistics, literature, history, philosophy, astronomy, geo-graphy, theology, music, medicine, etc., which he gained basically thanks to his reading. Heroes of Nizami are people highly appreciating the role of books and being regularly occupied with reading. Such heros as Sasanid king KHüsrev ("KHüsrev and Shirin") and Alekander the Great ("Isgender-name") paid special attention to creation of a rich library, bringing a lot of interesting books from countries they occupied and translating some of them into their native languages. Azerbaycan halkinin büyük air ve alimi olan, Bati dünyasinda oldukça taninan Nizami Gencevi (1141-1209) Türk Edebiyati içinde de mühteem bir yere sahiptir. Azerbaycan'in Gence ehrinde domu, bütün eserlerini burada yaratmi ve burada ölmü Nizami Gencevi eserlerinde kendisinin Türk olduunu açikça göstermitir. Öyle ki Peygamberi bile akilca ve zekaca bir Türk'e benzetir. Nizami Gencevi dünya edebiyatinin Homeros, Ömer Hayyam, Shakespeare, Dante ve Pukin gibi büyük kalem ustalarindan birisidir. Nizami Türk Edebiyatinda ilk defa "Hamse" (Belik) yazmi olan bir airdir. Hamse'ye dahil olan eserler bunlardir: "Sirlar Hazinesi", "Hüsrev ve irin", "Leyli ve Mecnun", "Yedi Güzel", "skendername". Nizami'nin Hamse'si ve bu Hamse'ye dahil olan eserler kendisinden sonra birçok ünlü air tarafindan taklit edilmitir. Nizami kendine kadar gelen bilgiyi ve kültürü çok iyi analiz etmi ve eserlerinde bu bilgi ve kültürü mükemmel bir biçimde sentezlemitir. Bu durumuyla Dou edebiyatlarinda bugün de sürdürülen büyük bir edebi gelenein yaraticisi olmutur. Eserlerinde engin bir kültür görülür. Didaktik, lirik ve epik iirin örneklerini vermitir. Onun sanati hümanizmi hedefler ve ahlarin, saraylarin, okka dudakli güzellerin konu edildii Dou edebiyatina ilk defa siradan insani sokar. Azerbaycan'in 12. yüzyildaki ilm ve edebiyatinin günei sayilan Nizami Gencevi "ahsiyet hansi müspet deyerlere sahip olmalidir" sualina cevap olarak böyle diyor: "Alem esrarengiz güzelliklere sahip olsa da, her eyden güzel, üstün ve erefli varlik yalniz insandir. Bütün baka güzellikler, tabiatin yaratdii maddi ve menevi nemetler insan içindür. nsan alemin bezeidir!"

141 Bakü Devlet Univrsitesi 142 VIEWS OF NIZAMI GANJAVI ON READING ISSUES. Knyaz ASLAN, Ph. D, Associate Professor, Baku State University

205

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Nizami'ye göre, bu kadar üstün meziyetlere sahip olan insan heyatda kendi erefini, kendi mövkeyini korumayi bacarmalidir. air müdrik nesihetler vererek, insanlri alniaçik yaamaya, heç kesden minnet götürmemeye, merdane ömür sürmeye, tevazökar olmaya, kendi yanliliklarini boynuna almaya, bakalarinin güzel cehetlerini deerlendirmeye çairiyor. Nizami yaziyor ki, asil sanatkarin mukaddes borcu insanlarin ahlakina tesir yollarini aktarib tapmak, onlar güzel duykulr telkin etmek, meneviyytin yükseliine çalimak, çirkin emellere kari nifret hissi ailmaktir. nun fikrince, air gilmek için karini tolturmak yok, idraki zenginledirmek gerekiyor: nsana arkadir onun kamali, Akildir her kesin dövleti, mali. Kim ki, yetimedi akildan bara, Okar insansifet ejdahalara [8]. Nizami gücün, kuvvetin kmld, vr-dövletin ise kild lduunu söylüyor: Ucalmak istesen bir kamala çat, Kamala ehtiram gösterir heyat [7]. Akili, kamali menevi ucalik sayn humnist ir insnin büyüklüyünü, gücünü, küdretini nun biliyinde, söylediyi deerli sözlerde, htira olarak kyub gitdigi kitaplrd görüyor: nsnin klck kendisi ydigr, Yldir yrde kln baka her ne vr [8]. nun düüncüsine göre, insanlarin mesutluu, saadetin bela üzerinde zafer kazanmasi asil ahsiyetlerin yetidirilmesine bali ola bilir. Bu anlamd dhi irin "Belik"ine ait ln bütün eserlerini bir amal birletirir: düzgün terbiye ve mesuliyyet hissini ytmak nck ahsi menevi temizlenme ve tekmilleme ylu ile mümkündür. Nizmi'nin fikrince, menevi zenginliyi, ahlaki saflii ve fiziki kamilliyi kendisinde birletiren kamil ahsiyetin yetitirilmesine tesir gösteren amiller sirasinda kitapin ve mütalaanin müstesna yeri vardir. Deyelim ki, eski çalardan beri "iir", "söz", "nezm", "kitap" eyni anlamda ilenmidir. Nizmi'nin lm, idrk, söz, il, kml hkkind deerli fikirleri rt yüzyil krnliklri içerisinden sönmez güne gibi dünyy iik sçiyor. Drudn d en kadim devrlerden balayarak kitaplar ve kütüphaneler halkin mühüm medeniyet menbeyi ve küdretli terbiye vasitesi gibi takdir edilmitir. Cünki faydali kitap hakiketen milyonlarla insanin sedaketli dostu, meslehetçisi, hamisi ve terbiyeçisidir. Yarandii günden beri insanlarin en yakin hemdemine çevrilmi kitap tarihin

206

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

mühtelif çalarinda insanlarin hizmetinde dayanmitir. nsanlar en mühüm belliat menbeyi ve tarihin feal daiyicisi ln kitap vasitesile telim, tehsil ve terbiye almi, tabiatin ve cemiyetin kanunauyunluklarini öyrenerek derk etmi, kendi menevi alemlerini zenginledirmi, medeni seviyyelerini yükseltmiler. Azerbaycan milli kitaphane ilminin yaraticisi, profesör buzer Halafv yaziyor: "Dünynin görkemli limleri, mütefekkirleri, filsflri, irleri ve yziçilri kitapin ve kütüphanenin enine, öhretine deerli fikirler ireli sürmü, söz söylemi, kelmlr yrtmilr. nck dhi Nizmi'nin kelmlri bunlrin içerisinde en üstün zirve gibi prliyor ve yüzyiller kçdikce kendi prlkliini rtiriyor" [4, 156]. nsnin büyüklüyünü, gücünü, küdretini nun biliyinde, söylediyi deerli sözlerde, kyub gitdigi kitaplrd gören dhi Nizmi "Belik"e ait ln sanat örneklerinde söz sanati, kitap ve mütlie hkkind çok deerli fikirler söylemidir. Görkemli arkçi profesör Yevgeni Brtls'in "düny edebiyatind misli görünmemi mükemmel bir eser" gibi takdir etdigi "Hüsrev ve irin" pmsind d kitap ve mütalaa ile bali çoxlu kelamlar vardir. Tarihçi limler 12. yüzyilda Gence eherinde "Dr-el kitap" dli büyük bir kütüphanenin fealiyet gösterdigini, bu kütüphaney Heddd ibn sim ibn Bekrn Ebülfez Nhçivninin bçilik tdiyini, bu fkti zmn zerbycn'd lmu Ykut Hemevinin "Mecmeul Huldn" eserinde tesdiklediyini yaziyorlr. Kitapüns lim mamedin Zekiyv ise zerbycn'd medeniyetin inkifin kyi gösteren tbeylerin hgibiyeti devründe Gencedeki büyük sry kütüphanesinin (kitap vinin) zengin ve ndir kitap fndun sahip bir kütüphane gibi öhret tpmsi, burd 10-dn çok ecnebi dilde el yazma kitaplrinin saklanildii hkkind bilgi veriyor. tbeyler'in sry kütüphanesine Nizmi'nin dyisi Hce Ömer rehberlik tdiyinden bu zengin lm mebedi genc irin üzüne çik olmudur. Lkin dyisi dünyadan köçenden snr bu kütüphanedn istifadesinin müküle çvrilmesini Nizmi teessüfle yada sliyor: Hce Ömer dyim ölüb gdende, Düdüm müsibete, bely ben de. Tarihi kynklrdn bellidir ki, 11-12. yüzyillerde Berde ehrinde de zengin sry kütüphanesi ve Cüme mescidinin ynind büyük bir kütüphane olmutur. Bu kütüphanede kadim dini ve dünyevi el yazmalrin bulunmsi hkkind bilgiler vrdir. Nizmi'nin devrde Gence Berde ehirlerinde ln zengin kütüphanelerden istifade etmesini kendisi de tasdikliyor: Belli hekayedir "Hüsrev ve irin", Dstn ykdur asl bu kadar irin. Ruhu ks d bu güzel dstn, Perdede klmidi bu gelin çokdn, Tniyn ykdu bu güzel lmsi, Berdede vr idi bir el yazmasi. ölkenin kadim tarihlerinden Bu dstni tmm öyrenmiem ben [6,36].

207

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Bu prç iki mülhize söylemeye imkn veriyor: birincisi, 12. yüzyilda Berde ehiri inkiaf etmi, medeni heyati ile mehurlami, burd zengin kitap servetine sahip kütüphanelr fealiyet göstermidir; ikincisi, mütalaa dairesi çok geni oln Nizmi her bir eserini yazarken rmsiz aktarilar aparmi, bir fikir söylemek için yüzlerle kitap okumu, kendi mütlie diresini ve lmi dünygörüünü fsilesiz ahsi tehsil ylu ile zenginletirmidir. ir "skendernme" pmsinin blnicind yaziyor: skender hkkind hç bir eserde Melumat görmedim yicm bir yrde. Her köhne nüsheden ess lrk, nu kendi iirimle bezedim nck, En eski tarihi eserlerden ben, Yehudi, nesrni, pehlevilerden En ince sözleri elime sldim, Kbii trk, mezini ldim [9, 54]. Bu prçdn göründüyü gibi, n dili ln türk dilinden baka bir nçe ecnebi dil bilen ir türk, ereb, frs benböyleri ile yni, yehudi, nyüzyilni, pehlevi dillerinde ln el yazma kitaplrini d tpib okumu ve nlrdn behrelenmidir. Eserden getirdiyimiz bu prç ayni zmnd tarihi kynklrd Gence kütüphanelerind bir çok ecnebi dillerde kitaplrin lmsi hkkind fikirleri bir dh tasdik diyor. Bununl yni, Nizmiünslr irin çok zengin ahsi kütüphanesinin lmsini d iddi dirler. Tarihi kynklrl yni, büyük yzarimiz Mehmed Seid rdubdinin "Kiliç ve Kalem" rmnind d Nizmi'nin ahsi ktbknsinin lmsi hkkind bilgi rst gelirik. Rmnd gösterilir ki, Sultn Trul Gence ehrine geldiyi zmn Nizmiye mektub yzmi, büyük irin kütüphanesine bkmak için izin istemidir. Gni mrk diresine sahip ln Nizmi mühtelif lmleri öyrenmeye hususi olarak heves göstermi, her bir meseleni derinden bilmeye çlimi, bu amaçle yriyri dillerde birçok el yazma kitaplri tplmi, nlri okuyub benimsemi, bütün ömrünü ciddi lmi rdirmlr ve bedii yrdicili hyüzyil tmidir. , gcegündüz kitaplr rsind ellemeyi, bir gün ble yzi-pzusuz dynmmi verdi tmidi. Kitap okumakdn dymdiini defalarca kayd den ir "Lyli ve Mecnun" pmsind yaziyor: Ne kadar okuyub öyrendim, hyht, Yne de kelbimi görmedim rht [7, 287]. Nizmiüns limlerin fikrince, devrinin dil, edebiyat, tarih, felsefe, ptik, strnmiy, corafiya, ilahiyyat, tebbet, ve s. gibi bütün ilmleri bilen, ntik düny medeniyeti hkkind yzilmi sysiz-hsbsiz eserleri dikkatle okuyn dhi ir kendi bedii irsi ile zengin bir ilmler hazinesi yrtmidir. nun benzersiz yrdicilii bu möhteem ilmler hazinesinin hyretmiz lemini eks tdiren esrrengiz bir sergi, mütliesine insn ömrü çtmyn zengin bir kütüphanedir. Bu sergi, bu kütüphane günden-güne dh d zenginleir, dh prlk menevi iik sçir.

208

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Bunu geni dünyagörüe ve güclü mantia sahip bir ahsiyet gibi büyük hörmet kazanmi airin "Yeddi güzel" poemasindaki etirafi da sübut ediyor: Dünyada ne kadar kitap vardir böyle, Çaliib, elleib getirdim ele. Erebce, derice, yeri dübelaken, Bukari, Teberi eserlerinden. Okudum, okudum, sonra da vardim, Her gizli hazineden bir dürr çikardim [8, 31]. "Dil acizdir demeye, terif sözün enine" ­ deyen Nizami'nin kendisi dünyanin en büyük serveti ve en güzel nakii adlandiriyor: Sordu: Köhne kizilmi, teze sözmü güzeldir? Söz serrafi söyledi: Söz dünyanin nakidir! Sözden baka yukari bada oturan yokdur, Mülkün dövleti yalniz onundur, danan yokdur [5, 287]. 1180-1181'de tamamladii "Hüsrev ve irin" manzum destanini Nizami, Azerbaycan Atabeyler Devleti'nin hükümdari Cihan Pehlivan'a sunmutur. Bu eser gerçekten de insan hakkinda, onun kalp dünyasinin büyüklüü, fikirlerinin genilii, akin ve zekanin her eye galip gelen kudreti hakkinda güzel bir destandir. "Hüsrev ve irin" pmsind ir ve ir brede düüncelerini okuyucusu ile bölüen mütefekkir bedii esere güzellik, tervet getiren, nu okunkli, yddkln den mühüm hususiyyetleri nezere çtdiriyor, söze üstün deer veriyor. nun fikrince, sanatçi amacsiz sözlerden kçmli, kendisini gözden slmmli, kendi degeri ile hett kizildn d deerli ln sözleri sçib nezme çekmelidir: Pld gibi berkit kizil kendisi sen, Slsin söz sikkesi pulu deerden... B, amaciz sözler kime gerekdir? Kim ble sözleri dinleyecekdir? [6, 35]. ir burd ayni zmnd sanatçinin mesuliyyetini de müeyyenlediriyor, nun yrdici ömrünün yzdii eserlerin degeri ile ölçüldüyünü vuruluyor. diyor ki, asil sanatçi gce-gündüz çliib min bir eziyet bhsin ipe-sp düzdüyü sözleri zerger dakikliyi ile sçmeli, sözün kedrini bilmeli, sözçülüye yl vrmemeli, z sözle dh derin fikirler ifde etmeye çlimlidir: Söze nezme çekmek sndir, sn, Gerek söz üstünde sen cn kysn. Sözunde çoklu kym yr lsun, Birin yüz lmsin, yüzün bir lsun [6, 35]. Sözün ucliini, ülviliyini uc tutn ir kalemdlrini yik lm, ruh menevi kid vren sözün czkr gücünü düzgün deerlendirmeye çiriyor: Söz ruhdur, cn için ruh bir dermndir,

209

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Cntek ezizliyi belke bundndir... Söz dyen kevvsdir, söz ise gövher, Bu gövher çok çetin emele geler [6, 35]. Nizmi'ni bir sanatçi gibi ucldn cehetlerden biri de budur ki, , uydurmçili dyil, heyt hekiketlerine esslaniyor, mevzulrini rl heytdn sçir, bakalrini d yln yzmmy, sözü deerden slmmy sasliyor: Söz cnli lnd bi-heyttek, Her bir mümkün yi cizdir dmek. Vr dru yzm, mdm ki, imkn, Nçin gelsin gerek rty yln?! Deerden slmitir sözü ylnlr, Drunu dnin möhteem lr [6, 35]. Ylniz grçekliyi eks ttiren eserlerin ebedi yriliini tasdikleyen ir iftihrl kendisinin birinci pmsini ­ "Sirlar Hazinesi"ni hatirladiyor, hakiki düny hdiselerini rl bedii brzlrl okuyuculr çtdirn bu sanat eserinin hç vakit slmyci düüncesine kökleniyor: Serv de kldirmi düzlük byri, nunçün hemie göydür yrpi. Benim hazinem vr "Mehzenül-esrr", B zehmet çekmeyin ne amaci vr? [6, 36]. Nizmi "Hüsrev ve irin" pmsinin mevzuunu d heytdn ldiini söylüyor, ifhi hlk yrdiciliind, tarihi kaynaklarda ve yzili bedii edebiyatd bu mevzunun müeyyen kadar eksini tpdii brede bilgi veriyor, dstnin grçekliyini sübut ytiren tarihi bideleri, cümleden Bisütun dind tynn Ferhd id dilen nkilri hatirladiyor. , ayni zmnd bu mehebbet mevzuunu ilk defa yzili edebiyatd ileyen frs iri Firdvsinin "hnme"sinde Hüsrevun hlik devrinin iiklndirildiini kayd diyor. Lkin Nizmi'nin düüncesine göre: Söylerken hekim bu ho dstni, Çikrib içinden aki, feni. ltmi yindydi yznd bunu, Saklay bilmirdi yyd okunu!.. ltmid svginin, akin heycni Titrede bilmezdi yrun kcni [6, 36-37]. Firdvsinin yrdiciliin dekik deer vren Nizmi kendi krisin asil sanat eseri yrdci amaçini kyur. "Hüsrev ve irin" pmsinin tesdiklediyi gibi, ir bu amaçine tmmile nil oluyor ve ir selefi Firdvsiden dh uc zirvede dyniyor. Nizmi eserini yzmmidn önce okuyucusunu düünüyor, bu kitapi okuyck her bir ahsin meneviyatini km çliiyor. Telebkr okuyucunun göruune lniçik çikmak uçun yrdn üz tutup, ulu Tnridn kömek diliyor:

210

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

Kömek kpisini ç, y yrdn, Göster Nizmiye düz ylu her n... Dvudtek könlümü tezele her n, Klksin Zeburumun öhreti hmn [6, 15]. Din tarihinden belli lduu gibi, Dvud peygamber "Zebur" dli mukaddes kitapin hkmlrini melhetle okuyrmi. Bedii edebiyatd "lehni-Dvud" (Dvudun sesi) güzel sese örnek gibi gösterilir. Burd Nizmi "Dvud" ddikde kendisini, "Zebur" ddikde ise kendi eserini, dh dekik dsek, "Hüsrev ve irin" pmsini nezerde tutmudur. Dhi ir insnlrin üreklerini dlndirn, gözlerine nur vren, nlr heyt yllrind düzgün yl gösteren, çetin ilerini snldirn deerli bir kitap yzmi sanatçi ömrünün amaci ve "dlik kitapi" dlndiriyor: Tebimin bkire gelini nck Bu düny üzüne gelsin üzü . nu okuynd ürek dlnsin, Mük sepdiyi yr Kelluk dlnsin [6, 15]. nsni dim öyrenmeye, dünynin sirlarindan gh lm, kendisini ve kinti derk etmeye çirn büyük sanatçinin fikrince, eger insn üuru, insn zeksi lmle, bilikle, hikmetle nurlnms, yni metlebler, yni idylr, yni fikirler yrtmak mümkün lmz: Kint kendisi de ble devr dir, Gövher tniyn ydindir bu sirr. Küdretden dünyy buyruk lms, üur hikmetin nuru dlms, Bil, ne kalem yni bir metleb yzr, Ne de dirnk tiker yni bir pltr. Baka bir prçd ir yaziyor: Bu kr sedefa dikkat veriyorken, Çok anlam dürrüne rst geleceksen [6, 267]. "Kr sedef" ddikde yzini nezerde tutn Nizmi burd telebkr okuyucusun "Sen bu eserde birçok anlam incelikleri ile krilcksin" metlebini ydinltiriyor. Tmmile mantika uyundur ki, Nizami eserlerinin kahramanlari da kendisini uca tutan, kütüphaneni üstün deerlendiren, mehur air, alim ve filosoflarin kitaplarini mütalaa eden ahsiyetlerdir. Bu yönden ir ess kahramanlrindn biri ln Hüsrev brzini menevi inkif prssinde tesvir derek, sözün küdretini, söz sanatinin terbiyevi gücünü çok büyük ustlikl eks tdirir. Cocuklukdn y-iret

211

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

içerisinde büyüyen, her cür kyi ve dikkatle ehte lunun Hüsrev ik lduu irini asil mehebbetle svmeye blyndn snr svgilisinin tesiri ile kendisini ve dünyni derk etmeye bliyor, nun tövsiyesi ve teklifi ile lm-bilik öyrenmeye çliiyor. , irinin öyüdü neticesinde mehur lim Büzürgumuti ynin çiriyor, n heyt, düny, yyi, lum, ölüm, hiret ve s. hkkind sullr veriyor, ldii cvblrdn tesirleniyor. Büzürgumutin "Kelile ve Dimne"den dnidii kirk ehvlt Hüsrevu tmmile deyiir ve , eserin snund ahlaki cehetden ytkin bir ahsiyyet katina yükseliyor. le bu fktin kendisi büyük Nizmi'nin söze, kitap, mütlieye ne kadar üstünlük vrmesinin sübutudur. Bu bakimdan Nizmi'nin "skendername" poemasi d dikkati daha çok celb ediyor. Eserin balanicinda bu kitapin baka kitaplardan üstünlüyü hakkinda söz açan Nizami en mahir kitap tebliatçisi gibi eserin dikkatle okunmasini okuyuculardan istiyor. air bu kitapin insan seadeti namine hizmet göstereceyine umut basiliyor. Meraklidir ki, eserin kahramani Mkdniyli skender hemie taninmi alimlerin ehatesinde olur, mütalaaye ciddi fikir verir, uzak seferlere çikarken böyle kendisi ile kitaplar aparir, ial etdiyi ölkelerden deerli kitaplari toplayib getiriyor, onlari tercüme etdiriyor, yeni kütüphanelarin yaradilmasina hususi dikkat yetiriyor. Bu cehetden skender'in ran'dan Ruma kayidarken kitaplar aparmasini Nizami böyle tesvir ediyor: skender aliyla tökdü bir tedbir, Emr etdi: tez gelsin, atlansin vezir. Orda kütüphane vardirsa ne kadar, are eledi, tez getirsinler [9, 196]. Dmeli, skender kitapi hazine ile, kizilla beraber tutuyor, onu layikince deyerlendirmeyi baariyor. Poemanin baka bir hissesinde Nizami yaziyor: ster Rum elinde, ister Yunan'da, Dünya dillerinde ne vardir cahanda, Buyurdu tercüme edilsin bütün Bilik hazinesini toldurmak için. Dürr yidi ilm için bir-bir her yandan, Bunlardan yaratdi büyük bir ümman [9, 237]. Burdn d göründüyü gibi, Nizami kitapi "dürr", kütüphaneni ise "dürr ümmani", "bilik hazinesi" adlandiriyor. Profesör .Halafvun yzdii gibi, tekce le bu prçnin tehlili çok ydin göstüriyor ki, büyük Nizmi'nin kitap ve kütüphane hkkind fikirleri, nun ydii devrün çok üstün zirvesi lmakl yni, çada devrümüzde de çok yüksekde durn bir fikir, dünyabakii gibi ölmezliyini saklami, kitapi ve kütüphaneni bebelai medeniyetin zirvesine çvirmitir [4, 156]. Drudn d dahi airimizin 12. yüzyilda kitapa ve kütüphaneye verdiyi bu üstün deer kendi ilmi ve medeni ehemiyyetine göre çok ucada durur. Nizami kendi eserlerinde ardicil ve tekrar mütalaani ilm, bilik kazanmain esas vasitesi sayir, mütalaa dairesi geni ve herterefli olan insanin kamil ahsiyet gibi formalacindan umutle söhbet açir, çok okuyub az yazmain, çok bilib az danimain faydasindan

212

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

behs ediyor. airin fikrince, ahsiyeti her hansi bir rütbe yok, yalniz ilm, bilik, terbiye ucalda bilir. Üstün dövlet vezifesi tutan kii sabah hemin vezifeden dübelase, evvelki mövkeyini de itirer, lakin ilm, bilik sahibi hemie en ülvi üstünlikde dayanar. Onu saymamak, melub etmek mümkün deyil. Buna göre de Nizami Mkdniyli skender'in dilinden yaziyor: "Alimdir gözsimde en eziz insan! Ilmle, hünerle! Baka cür heç kes Heç kese üstünlük eleye bilmez! Rütbeler içinde seçilir biri, Hamidan ucadir alimin yeri!" [9,430]. Dhi ir "Hüsrev ve irin" pmsind ise ydi yli lu Mühemmede nesihet vrerek yaziyor: Bilik kesb etmekle dünyni kzn, Esmni oku ki, anlam lsn. Kç sözlerden ki, amaciz, bdur, lhi lmler öyrenmek hodur. Ele namuslu ol, desin o gören: "Akilli oluna, Nizami, ehsen!" [6, 276]. Ulu mütefekkirin bu deerli nesiheti bu gün de ldukc ktuldir ve asilinde her bir zerbycn övldin ünvnlnmi skl öyüdü gibi kabul dilmelidir. Müdrik söze, müdrik sözleri toplayib nesilden-nasile çatdiran kitapa ve bu kitaplari koruyan, okuyucularin istifadesine veren kütüphanelere hörmet ve ehtiramini defalarca bilirten ir: iiri okunanda bu Nizaminin, Kendisi de her sözde görüner yakin. Gizlenib kendisini vermezmi nian, Sene her beytinde bir sirr danian? Yüz il sonra sorsan: "Bes o hardadir?" Her beyti sasilener: "Burda, burdadir!" ­ [6, 287]. yzmakl güzel kitapin her misrasinin müellifini tanitdiracin, yüzyillerle yaamasina zemin yaradacin eminliyini bildiriyor. Dhi ir nce de hkli imi!.. Bir sözle, büyük hikmet sahibi ve dahi alim olan Nizami ahsiyetin formalamasinda ilmin, biliyin, kitapin, mütalaanin rlüne üstün deer vrmi, ayni zmnd kendisi de ömrü byu deerli kitaplardan ve zengin kütüphanelarden istifade derek kmil insn gibi formalami ve gelecek nesile mirs kyduu eserleri ile misilsiz düny öhreti kznmitir. EDEBYT 1. Allahverdiyev B. Nizami Gencevi kitap ve mütalaa hakkinda // Ilmi eserler: "Kütüphaneünaslik ve bibliografiya" seriyasi. ­ Bakü: ADU, 1971.­ S.31-39. 2. Arsli H. irin heyti. ­Bakü: Genclik, 1967. ­ 188 s. 2. zde R. Nizmi ptiksi. ­Bakü: lm, 1981. ­ 250 s.

213

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

3. Brtls . Büyük zerbycn iri Nizmi. ­ Bakü: lm, 1981. ­ 146 s. 4. Halafv . zerbycn'd kütüphane iinin tarihi (En kadim devrlerden XX yüzilliye kadar). ­ Bakü: Bakü Univrsitsi Neriyti, 2004. ­ 328 s. 5. Gencevi N. Sirlar hazinesi. ­ Bakü: Çiolu, 2004. ­ 168 s. 6. Gencevi N. Hüsrev ve irin. ­ Bakü: Çiolu, 2004. ­ 320 s. 7. Gencevi N. Lyli ve Mecnun. ­ Bakü: Çiolu, 2004. ­ 240 s. 8. Gencevi N. Yddi güzel. ­ Bakü: Çiolu, 2004. ­ 280 s. 9. Gencevi N. skendernme. ­ Bakü: Çiolu, 2004. ­ 552 s.

214

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

37. KÜRESELLEME SÜRECNDE ORGANK TARIMIN YER VE ONUN TÜRKYE-AZERBAYCAN EKONOMK LKLER BAKIMINDAN DEERLENDRLMES - Dr. Hezi Askerhan olu EYNALOV143 ÖZET Küreselleme süreci ile beraber büyük ivme ile gerçekleen teknolojik gelimeler çok kisa bir zamanda çeitli üretim alanlarina uygulanmaya balanmitir. Bu durum etkisini tarimsal sistem üzerinde de göstermi ve en az girdi ile en fazla ürün alabilmek için gelien teknolojiler tarima uygulanmi, fakat bu süreç içinde pek çok dengeler göz ardi edilmitir. Neticede küreselleme sürecinin en önemli global problemlerinden biri olarak, tarimsal faaliyetlere bali ciddi çevre ve salik sorunlari meydana gelmitir. Günümüzde ise bu sorunlari meydana getiren geleneksel tarim uygulamalarina alternatif sistemler aratirilmakta olup, çevre ve insan saliini önemseyen, doayi koruyan organik tarim bir çiki noktasi olarak benimsenmektedir. Baimsizliini 1991 yilinda kazanan Azerbaycan'da Sovyet döneminde uygulanan yanli tarim politikalari çok ciddi olumsuz sonuçlar dourmutur. Merkezi planlama sistemi kapsaminda uygulanan tarim politikasi kimyasal girdi kullanimini ön planda tutmu ve çevrenin korunmasini göz ardi etmitir. Baimsizliktan sonraki dönemde de Azerbaycan'da tarima bali çevre sorunlari devam etmi ve organik tarim üretimi uzun bir zaman gündeme gelmemitir. Son dönemlerde ülkede organik tarim konusunda bazi giriimler gerçeklemektedir. Türkiye'nin bu aladaki tecrübesi iki ülke arasindaki önemli ibirlii imkanlarin gelitirilmesini mümkün kilmaktadir. Anahtar Kelimeler: Organik Tarim, Çevre Sorunlari, Tarimsal Faaliyetler GR nsanolunun var olduu günden bu ayna doayi dizginleme ve kontrol altina alma giriimleri hep devam etmitir. Bu giriimlerin esasini da tarim oluturmutur. Zamanla artan tarimsal alanlar bu üretim sahasina olan ilgiyi de artirmitir. Özellikle Sanayi devrimi ile beraber dünyada nüfus artii görülmeye balamitir. Birinci ve kinci Dünya Savalari bu nüfus artiinin hizini kesmi olsa da daha sonraki dönemlerde bu durum ayni ekilde devam etmitir. Nüfustaki bu hizli arti gida ürünlerine olan talebi de giderek artirmitir. Fakat tarimsal üretim artan nüfusun gida ürünlerine olan ihtiyacini karilayamamitir. Özellikle meydana gelen yeni teknolojik gelimeler bu talebi karilayabilmek için geni bir ekilde tarimda kullanilmaya balanilmitir. Böylelikle tarimsal politikalarda da önemli derecede deiiklikler görülmütür. Uygulanmaya balayan yeni politikalarla, tarimda gelitirilen yeni teknolojilerin temel hedefi ise birim alandan en yüksek verim elde etmek olmutur. Küreselleme sürecindeki dünyada hizla artan nüfusla beraber gida ürünlerine olan talebin arttii gözle görülen bir gerçektir. Küresel ekonomik problemlerden biri olan gida güvenliinin salanilmasi da insanlara yeterli ve salikli gida ürünlerinin ulatirilmasina balidir. Bugün dünyanin bir çok az gelimi ülkelerindeki en önemli sorun da insanlarin yeterli miktarda gida elde edememesidir. Yeterli miktarda gida elde edilen ülkelerde ise gidalarin insan saliini ciddi tehdit etmeye baladii da her kes tarafindan bilinen bir durumdur. Gida ürünlerine olan talebin artmasi ile ikinci

143 Azerbaycan Qafqaz Üniversitesi Öretim Görevlisi, [email protected], [email protected]

215

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

dünya savaindan sonra tarimda kimyasal gübrelerin kullanimi da bir hayli artmitir. Özellikle küreselleme sürecinde büyük bir ivme kazanan teknolojik gelimeler çok kisa bir zamanda tüm tarimsal alanlarda kullanilmaya balanmitir. Fakat bu süreçte, birçok sahada olduu gibi, doanin kendi iç dengeleri de göz ardi edilmi ve ciddi salik sorunlari meydana gelmitir. Tüketicilerin yeme alikanliklarindaki deiiklikler, gida güvenliine yönelmi olan tehditler ve en önemlisi insan salii ile ilgili sorunlar organik ürünlere olan talebi artirmitir. KÜRESEL ÇEVRE SORUNLARI VE ORGANK TARIM Dünya genelinde 1950'lerden sonra geni üretim alani kazanan entensif tarim yöntemleri giderek doal ve biyolojik dengenin bozulmasina, tarimsal ürünlerdeki kimyasal atiklarin insan saliini tehdit edebilecek hale gelmesine, bitki ve hayvan saliinin bozulmasina ve bütün bunlara bali olarak üretim maliyetlerinin her geçen gün artmasina sebep olmutur. Bu sakincalari gidermek amaciyla örgütlenen üreticiler ve tüketiciler doayi tahrip etmeyen alternatif yöntemlerle üretilen ürünler tercih etmeye balamilardir. Ortaya çikan bu alternatif yöntem de organik tarim adini almitir. Genel olarak organik tarim, üretimde kimyasal girdi kullanilmadan üretimden tüketime kadar her aamasi kontrollü ve sertifikali tarimsal üretim yöntemidir. Bu üretim metodunun asil amaci ise, yaamin vazgeçilmez üç unsuru olan toprak, su kaynaklari ve havayi kirletmeden çevre, insan, bitki ve insan saliini korumaktir. Küreselleme sürecinde çevre sorunlarinin durmadan artmasi organik tarimin önemini ve rolünü de artirmaya balamitir. Son yillarda tarimsal ilaç ve gübrelerin bilinçsizce kullanimi belirli oranda bitkisel üretimde artia neden olsa da, beraberinde ciddi çevre ve salik sorunlari meydana getirmitir. Bu gibi durumlar ise ilaç ve gübrelerin terkibindeki fosfor ve nitratlarin toprain derinliklerindeki tatli su kaynaklarina ulamasi ile insanlarin ve çevredeki canlilarin yaamlari bakimindan ciddi sorunlar meydana getirmektedir. Her türlü sentetik, kimyasal ilaçlar ve gübrelerin kullaniminin yasaklanmasinin yaninda organik ve yeil gübreleme, münavebe, toprain muhafazasi, bitkinin direncini artirma, parazit ve predatörlerden yararlanmayi tavsiye eden bütün bu üretim tarzinda üretimde miktar artii deil ürünün kalitesinin yükseltilmesi amaçlanmaktadir. Günümüzde organik tarimla toprak ve su kaynaklari ile havayi kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan saliini korumak mümkün olmaktadir. Küreselleme sürecindeki önemli problemlerden biri olan çevre sorunlarinin meydana gelmesinde tarimdaki bilinçsiz ve kontrolsüz uygulamalarin önemli rolünün olduunu söylemek gerekir. Genel olarak toprak, hava ve sudan oluan çevre kavrami, zaman içinde bu faktörlerin faydali kullanimlarinin azalmasina neden olacak ekilde mevcut olan yapilarinin ve ileyilerinin bozulmasi sonucunda çevre kirliliine dönümü olur (Yazgan,2006). Sanayileme süreci ile birlikte meydana gelen olumsuzluklarin çevre kirlilii bakimindan önemli olduu ifade edilmektedir. Fakat bu süreçten önce de çevreyi oluturan faktörlerin, tarimsal üretim amaçli müdahalelerle tahrip edildii ve faydali kullaniminin azaldii bilinmektedir. Yeni tarimsal alanlar elde etmek için doanin bozulmaya balanilmasi, bu dengeyi bozan tarim teknolojilerinin ve kimyasal ilaçlarin kullanilmasi, daha fazla ürün elde edilmesi amaci ile kontrolsüz ve youn girdi kullanimi, ürünlerin genetik yapilarina olan müdahaleler, tarimda verimlilii artirmi olsa da çevre kirlilii bakimindan olumsuz sonuçlar meydana getirmitir. Tarima bali çevre sorunlarinin uzun vadeli sonuçlar dourmasi,

216

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

ekosistemin bu sorunlari bir ekilde çözebilecei düüncesi tarimsal kaynakli çevre kirlenmesini sanayi kirlenmesine göre daha geri plana itmitir. Son yillarda sanayiye bali çevre kirlenmeleri daha ön plana çikarak bununla ilgili çeitli önlemler alinmi ve belirli baarilar elde edilmitir. Fakat tarimsal çevre kirlilii sanayi kirliliine göre bir kadar dikkatlerden uzak kalmi ve olabildiince çevre kirletmeye devam edilmitir. Tarimsal faaliyetlerin dünyada her geçen gün geni alanlar kapsamasi, giderek gida kaynakli salik sorunlarin yayginlamaya balamasi ile tarimsal üretim üzerinde, sanayi kirliliine kari verilen tepkilere benzer reaksiyonlar gösterilemeye balanilmitir. Tarima bali çevre sorunlarinin azaltilmasi ve insan saliini koruyacak tarim ürünlerinin üretilmesine ciddi katki salayacak üretim metotlarindan biri olarak organik tarim bu konuya duyarli çevreler tarafindan gelitirilmitir. Temel amaci insan saliini tehdit etmeyen salikli tarim ürünleri yetitirmek olan organik tarimin ayni zamanda ekosistemdeki dengenin korunmasinda önemli katki salayacai düünülmektedir. Tarimsal faaliyetlerin en önemli faktörlerinden biri olan toprain korunmasi ve verimliliinin artirilmasi son derece önemli bir mesele olarak karimiza çikmaktadir. Geleneksel tarim üretiminde daha fazla ürün elde edilmesi için kullanilan kimyasal girdiler uzun dönemde toprain kalitesini azaltarak ciddi olumsuz durumlar meydana getirmektedir (Karaer,2003). Organik tarimda ise üreticiler toprain kalitesini artirmak için her hangi bir sentetik besin elementi kullanmamaktadirlar. Toprain verimliliinin artirilmasina önemli katkisi olan organik tarimda kullanilan gübreler genel olarak çiftlik atiklari, bitki atiklari ve organik azotlu gübrelerden olumaktadir. Bu bakimdan da organik tarim yapilan toprak arazilerinin her zaman organik maddelerle zengin olduu dikkat çekmektedir. Yapilan aratirmalara göre organik tarim yapilan topraklarda, klasik tarimsal topraklara göre daha fazla mikrobiyolojik aktivite görülmütür. Dier taraftan ise günümüzdeki önemli çevre sorunlarinda bir olan toprak erozyonunun da karisinin alinmasinda organik tarimin büyük rolünün olduu bilinmektedir. Genel olarak topraklarin üst katindaki verimli tabakanin kaybolmasi eklinde kendisini gösteren toprak erozyonu organik tarim vasitasi ile önlenebilmektedir. Organik tarim üretimi yapilan topraklar önemli miktarda organik maddeler içermekle toprain yapisini iyiletirmekte ve klasik tarim yapilan topraklara göre daha az erozyona maruz kalmaktadir. Yeralti ve yerüstü su kaynaklarinin korunmasi günümüzde son derece önemli bir konudur. Dünyada pek çok ülkenin su sikintisi yaadii bir dönemde söz konusu su kaynaklarinin korunmasi giderek önemini artirmaya balamitir. Özellikle youn kimyasal girdi kullaniminin olduu geleneksel tarim metodu bu tehlikenin boyutlarini daha da artirmitir. Giderek artan tarim faaliyetleri sonucunda tarimsal alanlarda biriken sentetik gübreler ve dier kalintilar rüzgar ve sular vasitasi ile tainarak, yer alti ve yerüstü sulara kariir ve bu sularin kalitesini bozur. Organik tarimda ise kimyasal ve sentetik gübrelerin kullanimi olmadii için su kaynaklarinin kirlenme riski de son derece azdir. Pek çok gelimi ülkelerde içme su kaynaklarinin kirlenmeye kari korunabilmesi için bu alanlarda yapilan klasik tarimin organik tarima dönütürülmesi istenmekte ve yaygin olarak da desteklenmektedir. Tarimsal üretimin en önemli girdilerin biri olan suyun bazi zamanlarda gereksiz ve fazla kullanilmasi sonucunda toprakta tuzluluk orani artirmi olur. Su içindeki tuzlarin toprakta birikmesi sonucunda meydana gelen tuzlulamanin pek çok ülkede ciddi sorun olduu bilinmektedir. Buharlamanin fazla olduu kurak sahalarda, yapilan üretim için bol miktarda suyun ve inorganik gübrelerin kullanilmasi zaman içinde toprain üst tabakasinda tuz miktarinin younlamasina ve bu alanlarin

217

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

kullaniminin kisitlanmasina neden olur. Fakat, organik tarimda kullanilan topraklarda bol miktarda organik maddelerin bulunmasi ve bu maddelerin sulama suyunu bitkilere yararli bir ekilde korumasi, bu türlü alanlarda daha az sulama ihtiyacini dourmaktadir. Bunu diinda sentetik gübre kullaniminin olmamasi da topraktaki tuz birikimini azaltiyor ve organik tarimin bu açidan da önemini göstermi oluyor (NSC, 1999) Dier bir önemli tarimsal sorun olan çöllemede yine günümüzde dünya ülkelerinin gündeminde olan bir sorundur. Topraklarin üretim için airi kullanilmasi, giderek hizli bir ekilde doal bitki örtüsünün yok edilmesi sonucunda verimli toprak katinin kalitesinin dümesi çölleme olarak bilinmektedir. Çölleme sonucunda meydana gelen toprak erozyonu ve tuzlamada yukarida ifade ettiimiz gibi ciddi olumsuz sonuçlar dourmaktadir. Organik tarim yapilan topraklarda ise mikroorganizmalarin bol miktarda bulunmasi üretim açisindan daha iyi bir ortamin olumasina ve çölleme sürecini önleyen bir toprak yapisinin olumasina neden olmaktadir. Son dönemlerde tüm dünyayi rahatsiz eden bir konuda küresel isinma ve buna bali olarak gerçekleen iklim deiikliidir. Günümüzün önemli bir problemi olan küresel isinma genel olarak yenilenemeyen doal kaynaklarin yakilmasi ile oluan sera gazlarinin (CO2, CH4, N2O) atmosferde birikmesi sonucu meydana gelmektedir. Uluslararasi kurumlarin verdii rakamlara göre tarimsal kaynakli sera gazlarinin genel içindeki payi %20'dir (FAO, 2006). Bu bakimdan da olumsuz çevresel etkisinin az olduu tarimsal üretim metotlari da artik bir zorunluluk ifade etmektedir. Bu bakimdan sera gazlarinin oluumunu önleyen organik tarimin yayginlatirilmasi da son derece önem taimaktadir (NSC, 1999). ORGANK TARIMIN SOSYAL VE EKONOMK BOYUTLARI Genel olarak tarimsal faaliyet olarak bilinen organik tarimin hem sosyal hem de ekonomik boyutlarinin olduu bilinmektedir. Tarimsal teknolojilerdeki hizli gelimeler artan nüfus kaygisi ile üretimi artirmi olsa da dar gelirli çiftçiler açsindan olumlu bir durum meydana getirmemitir. Yeni tohumlarin ve gübrelerin kullanimi ile dar gelirli insanlar piyasadaki rekabet güçlerini kaybederek ciddi maliyetlerle kari kariya kalmilardir. Organik tarim ise yerel teknikler kullanilarak yapildii için çiftçi bakimindan olumsuz maliyetler meydana getirmemekle beraber onlara ve ailelerine önemli gelir salamaktadir. Kimyasal girdilerin kullaniminin artmasi ile azalan toprak verimlilii çiftçilerin gelirlerinin azalmasi sonucunu dourmakta ve kirsal alanlardan kentlere göç kaçinilmaz bir hale gelmektedir. Bu durum ise kirsal kesimde yaayan toplumun ya ve cinsiyet dengesini deitirmekle genel sosyo-ekonomik dengeyi de bozmaktadir (Özaslan, 2006). Toprain verimliliini korumayi ön planda tutan organik tarim, kimyasal girdi kullanmamakla da önemli bir maliyet artiinin önüne geçmektedir. Bu durum da dar gelirli çiftçilerin topraa ve yaadiklari yerlere baimliliklarini artirmaktadir. Büyük kentlerin günümüzde hizla artan sikintilari göz ardi edilmez ise, organik tarimin bu husustaki önemi de bir o kadar daha iyi anlailir. Son yillarda organik ürünlere olan talebin artmasinin altinda yatan en önemli neden ürünlerin kalitesi ve salik bakimindan güvenilirlik unsurlaridir. Kimyasal ilaç kalintilarinin yol açmi olduu çeitli salik sorunlari insanlarin yaam kalitesi üzerinde olumsuz etki birakarak, ülke ekonomisine ve aile bütçesine ciddi yük

218

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

getirmektedir. Organik tarim ise tam tersine tarimsal ürün kaynakli salik sorunlarinin önlenmesinde, insanlarin daha salikli ürünler elde ederek güvenli beslenmesinde önemli rol oynamaktadir. Çevreye dost bir üretim sistemi benimseyen organik tarim zamanla çiftçilere ek gelir salayacak bir durum meydana getirir. Ekosistemin korunmasini temel amaç edinen organik tarim belirli dönem sonra ekolojik turizmle de bölge halkina ek gelir salami olacaktir. Geliri artan çiftçiler ise sosyal durumunun iyilemesi ile birlikte daha güçlü bir toplumsal yapi oluturuyorlar. ehirlere göçü hizlandiran klasik tarim üretimin yerini alan ve kirsal kesime balilii artiran organik tarimin gelimi ülkelerde büyük rabet görmeye balamasi da bu üretimin sosyal yönünün airlikli olmasindan kaynaklanmaktadir. Dengesiz ve kontrolsüz kullanilan kit beeri kaynaklar ile artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarinin karilanamama endiesi her geçen gün kaygi ile izlenilmektedir. Kimyasal girdilerin kullanilmasi ile tarimda artan verimlilik, az gelimi ülkelerde gida açii sorununu giderememitir. Tarimda kullanilan kimyasallarin besinlerdeki kalintilardaki vasitasi ile insanlara ulamasi, toprakta de doada biriken bu atiklarin yine ayni doayi tehdit etmesi de bu süreçte olumsuz ekonomik sonuçlar meydana getirecei bakimindan kaygi verici duruma gelmitir. Uzun bir süre kimyasal madde kullanimina maruz kalan topraklarda ise verimliliin giderek azalmasi da kaçinilmaz bir sonuçtur. Bu da tarim üreticileri ve ülke ekonomisi bakimindan da çokta arzu edilen bir durum deildir. Dier taraftan saliksiz besin ürünlerinin meydana getirmi olduu salik sorunlari ve bunlara harcanan paralarinda ciddi bir ekonomik kayip olduunu da ifade etmek gerekiyor (Boyaciolu,2003). Bu noktada organik tarimin önemi bir kez görünmü oluyor ki, uzun vadede toprain verimini artirarak salikli besin ürünlerinin elde edilmesinde bu üretim biçiminin katkisinin da inkar edilmesi mümkün deildir. Emek youn bir üretim olan organik tarim özellikle azgelimi ve gelimekte olan ülkelerdeki istihdama da olumlu katkilar salamaktadir. Yüksek kirsal nüfusun olduu ülkeler, organik tarimin yayginlamasi ile dier ülkelere göre zaman içinde önemli bir rekabet avantaji salamaya balayacaktir. Gelimi ülkelerde tarima verilen destek neticesinde artan üretim ve meydana gelen üretim fazlaliina ramen sanayi ürünlerine taninan vergi indirimleri tarim ürünlerine taninmamitir. Fakat artan organik ürün talebini karilayamayan gelimi ülkeler bu ürünlerin di ticaretle ilgili tüm engellerini ortadan kaldirmilardir. Bu ise, azgelimi ve gelimekte olan ülkelerdeki kirsal kesimlerde yapilan organik tarim üretiminin dorudan di ticarete konu olan ürünler üretmesi ile sonuçlanarak, o bölgelerin kalkinmasina katki salamaktadir. ORGANK TARIMIN AZERBAYCAN ­ TÜRKYE EKONOMK LKLER AÇISINDAN DEERLENDRLMES Azerbaycan ile Türkiye çok yakin siyasi ve ekonomik ilikiler içersinde olan iki karde ülkelerdir. Eski Sovyet ülkeleri arasinda tarihi ve corafi yakinlia sahip olan Azerbaycan'in Türkiye ile olan ilikileri bu ülkenin 1991 yilinda baimsizliini kazanmasi ile hizli bir ekilde balamitir. Özellikle Türkiye'nin Azerbaycan'in baimsizliini ilk taniyan ülke olmasi da bu ilikilerin daha da hizli gelimesine sebep olmutur. Zengin doal gaz ve petrol rezervine sahip olan Azerbaycan kisa bir zamanda yabanci sermayenin rabet gösterdii ülke konumuna gelmitir. Her ne kadar Sovyetler Birlii'nin yikilmasi ile ülke kendisini sava ortami içinde bulsa da, 1994 yilinda elde edilmi olan atekes ve siyasi istikrar ekonomik gelimenin balangici

219

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

olmutur. 70 yila yakin bir süre merkezi idare etme sistemi ile idare edilmi olan Azerbaycan ekonomisi baimsizliini kazandii dönemlerde ciddi sikintilarla karilamitir. Piyasa ekonomisine yönelme süreci Azerbaycan için çok air olmutur. Özellikle Karaba savai sonucunda topraklarinin %20'nin igal edilmesi, nüfusun bir milyona yakininin koç etmek zorunda kalmasi, isizlik, iç siyasi ve ekonomik istikrarsizlik ülkeyi sikintili bir sürece sokmutur. 1994 yili ile birlikte ülkeye istikrar gelmi ve petrol anlamalari ile birlikte ülke ekonomisinde canlanma göstermitir. Azerbaycan ekonomisinde sanayiden sonra en önemli sektör tarim sektörü olmutur. Üretim açisindan tarim sektörü ikinci sirada olsa da istihdam bakimindan ilk sirayi almitir. Sovyet döneminde planli bir tarim faaliyeti hayata geçirilmitir. Tarimdaki idare etme sistemi kollektiv mülkiyyet olarak bilinen "Kolhoz" ve devlet çiftlikleri olarak da adlandirilan "Sovhoz"lar vasitasi ile olmutur. Sovyetler Birlii nüfusunun giderek artmasi tarim ürünlerine olan talebi her keçen gün artirmi ve birlie dahil olan cumhuriyetlere tarimsal üretim konusundaki baskilarda artmaya balamitir. Merkezden gelen emirlere itiraz hakki olmayan bu ülkeler de bu konudaki kapasitelerini zorlamak mecburiyetinde kalmilardir. Hatta belirli üretim sahalarinda birlik ülkeleri yari haline sokularak üretimin maksimum hale getirilmesi salanilmitir. Azerbaycan'nin Özbekistan'la girmi olduu pamuk yarii da böyle bir politikanin sonucu olmutur. Üretimin artirmasina yönelik bu çalimalar tarimda oldukça youn kimyasal gübre kullanimini zorunlu hale getirmitir. Azerbaycan'da kurulmu olan kimyasal gübre üretim fabrikalari bu sahadaki durumu açiklamaktadir. Azerbaycan baimsizliini kazanmakla beraber piyasa ekonomisine geçeini ilan etmi ve tüm sahalarda olduu gibi tarim alaninda da özelletirme sürecini balatmitir. "Kolhoz" ve "Sovhoz"larin ortadan kaldirilmasi ve onlarin topraklarinin özelletirilmesi tarim sahasinda yapilan önemli reformlar olmutur. Fakat merkezin maliye desteinin kesilmi olmasi ve dahili sermaye yetersizlii tarim üretimini tüm sahalarda olduu gibi bir hayli azaltmitir. Verimli topraklarinin Ermenistan tarafindan igal edilmi olmasi ve artan nüfus karisinda tarimsal ürün ihtiyacinin karilanmasi içinde eskiden kalmi teknik ve teknolojilerle tarim üretimi yapilmaya çaliilmi ve giderek kimyasal gübre kullanimi yayginlamitir. Bu gelimeler ise ülkede çok kisa bir zamanda olumsuz etkilerin göstermee balamitir. Ari kimyasal gübre kullanimi su ve topraklari ciddi bir ekilde kirletmitir. Son dönemlerde ise meydana gelen pek çok hastaliklarin ise tüketilen gidalardan kaynakladii da bilimsel olarak ispat edilmitir. Son dönemlerde meydana gelen bu gibi sikintilar Azerbaycan'da alternatif tarim üretimi olan ekolojik tarimi gündeme taimitir. Fakat bu sahada Azerbaycan'da yeterli bilgi birikimin olduu söylenemez. Bu açidan da ciddi ibirlii içinde olunan Türkiye'nin 20 yillik Organik Tarim tecrübesinin örenilmesi ve Azerbaycan açisindan büyük önem taimaktadir. Özellikle organik tarimin geliim sürecinin örenilmesi, hukuki sahadaki birikimin incelenmesi, Türk organik tarim iletmelerinin yapilarinin aratirmasi ve tecrübeden istifade ederek Azerbaycan'da organik tarim iletmelerinin gelitirilmesi iki ülke arasindaki ekonomik ilikilere önemli katki salayacaktir. Türk tarim iletmelerindeki verimlilik ve maliyet analizi, toprak kullanimi, hastaliklarla mücadele, ürün pazarlanmasi, eitim ve kredi imkanlari gibi konular yeni oluturulmaya çaliilan Azerbaycan organik tarim alani bakimindan büyük önem arz edecektir. Zengin petrol ve doal gaz rezervlerine sahip olan Azerbaycan'da yatirimlarin daha çok bu alanlara yönelmesi ile beraber Hollanda Senderomu tehlikesi görülmeye

220

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

balamitir. Bu durumu fark eden ülke yetkileri ise bölgesel kalkinma projesini bir an önce hayata geçirilmesi zorunluluunu dile getirmilerdir. 2002 yilinda ülke Cumhurbakani tarafindan imzalanan bir kararla "Bölgesel Kalkinma Programi" kabul edilmitir. Bu programin amaci ise petrol dii sektörlerden biri olan tarimin gelitirilmesi olmutur. Azerbaycan'da yeni gündeme gelen Organik tarim faaliyetinin Türkiye tecrübesine dayanarak gelitirilmesi iki ülke arasinda olan ekonomik ilikileri daha da hizlandiracaktir. SONUÇ VE ÖNERLER Teknik ve teknolojinin geliimi ile meydana gelen yeil devrim tarimdaki üretimi artirmakla beraber bir sira olumsuzluklari da beraberinde getirmitir. Bu bakimdan, tarima bali kirliliin ve saliksiz tarimsal ürün yetitiriciliine kari alternatif olarak meydana gelen organik tarimin bir çok çevre sorununa çözüm getireceine inanilmaktadir. Organik tarim doada mevcut olan doal kaynaklarin bozulmasini ve kullanilmaz hale gelmesini önlemekle bir sira çevre sorununun da giderilmesine yardimci olmaktadir. Baimsizliktan sonra ciddi ekonomik ve siyasi sikintilarla kari kaiya kalan Azerbaycan'in önemli tarim potansiyelinin olduu bilinmektedir. Topraklarinin %20'nin Ermenistan tarafindan igal olunmasina bakmayarak verimli tarimsal alanlarin varlii ve elverili iklim koullari ülkede ihraç gücüne sahip tarimsal yapiyi meydana getirmektedir. Böyle bir tarimsal imkanin organik tarim bakimindan deerlendirilmesi bu sahaya olan ilginin son yillarda artmaa baladiini da düünürsek büyük önem arz ettiini görürüz. Organik tarimin Azerbaycan'da tarima bali bir çok çevresel sorunu çözebilecei, çölleme, tuzlama ve erozyon gibi olumsuz durumlara çare olacai, göçü önleyecei ve salikli ürün elde etme imkanlari salayarak bölgesel kalkinmaya katki salayacai açik olarak görülen bir durumdur. Tüm bunlarla beraber Azerbaycan'da organik tarimi gelitirilmesi ve bunun Türkiye ile olan ekonomik ilikilere olumlu katki salamasi için aaidaki önlemlerin alinmasi gerekmektedir. Azerbaycan'da yeni kabul edilmi olan organik tarim kanununun üretim üzerindeki etkisinin daha fazla görülmesi için Türkiye tecrübesi iyi deerlendirile bilir. Üretici ve tüketiciler bilinçlendirilmesi için çeitli çalimalar -

yapilabilir ve bu konuda akademik çalimalar tevik edilebilir.

Türkiye'de ve gelimi Bati Ülkelerinde organik tarim alaninda çalima yapan ilgili kurumlarla ciddi ilikiler gelitirile bilir ve ortak çalimalar yapilabilir. Sadece ihraca yönelik deil, iç pazara yönelik de çalimalar yapilabilir. Organik tarim üretimi için gerekli altyapi çalimalarinin yapilmasi ve üretim sürecinin balatilmasi hizlandirila bilir. Daha sonraki aamalarda ise üreticileri bir araya getirecek birlik ve organizasyonlarin oluturulmasi, denetim ve kontrol irketleri ile irtibat kurmada yardimci olacak kurumlarin faaliyete geçirilmesi salanabilir. Özellikle kontrol ve sertifikasyon konusunda önemli tecrübeye sahip Türk irketleri deerlendirilebilir. Üreticilere uluslararasi kurumlar tarafinda verilen destekler iyi takip olunabilir ve bu konuda ilgililer devamli bilgilendirilebilir.

221

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

-

Türkiye ile Azerbaycan Tarim Bakanlii veya ilgili kurumlar ortak projeler gelitirebilir ve bu konuda önemli ibirlii kurula bilir.

Sonuç olarak, küreselleme sürecinde çeitli tarimsal kaynakli çevre sorunlarini önleyecek, farkli ve olumlu sosyo-ekonomik sonuçlar meydana getirecek organik tarimin Azerbaycan'da gelitirilmesinin önemli olduu düünülmektedir. Fakat bu sürecin planli ve sistematik olmasi da son derece büyük önem arz etmektedir. Azerbaycan'in bir çok alanda ciddi ibirlii içinde olduu Türkiye ile beraber bu konuda da önemli ortak adimlar atmasi gerekmektedir. Bu çalimalar her iki ülkenin karilikli ibirlii imkanlarini artiracak ve bölgesel kalkinmaya da önemli katki salayacaktir. KAYANKAÇA - Yazgan, M.S., 2006, Organik Tarim ve Çevre likisi, Sürdürülebilir Rekabet Avantaji Elde Etmede Organik Tarim Sektörü Sektörel Stratejiler ve uygulamalar, URAK, stanbul - Karaer, F., 2003. Gelimekte Olan Ülkelerde Tarim-Çevre­Ekonomi Etkileimi, Dou Üniversitesi Dergisi, No:2, stanbul - National Standard of Canada (NSC), 1999. Organic Agriculture, Ottowa, Canada - Food and Agriculture Organization (FAO), 2006. Organic Agriculture Website, Alinti, http://www.fao.org/organicag, 16 Haziran - Özaslan, M.,2006. Organik Tarimin Sosyal Hayata ve Biyolojik Çeitlilie Etkisi, Sürdürülebilir Rekabet Avantaji Elde Etmede Organik Tarim Sektörü Sektörel Stratejiler ve uygulamalar, URAK, stanbul - Boyaciolu, D., 2003. Ekolojik Gida Ticareti, Gida Dergisi No:3

222

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

KITAP TANITIMLARI ve REKLAM

"YEN ÇARLAR VE RUS DI POLTKASI" Rusya Devlet Bakani Vladimir Putin resmen göreve geldii 2000 yilindan sonra 2 defa devlet bakanliina seçilmitir. Rusya Anayasasina göre Putin'in görev süresi 2008'de dolacaktir. Putin göreve geldii tarihten itibaren Rusya ekonomsinin makro göstergeleri yaklaik 6 defa artmitir. Bu da Rusya'nin petrol ihracatçisi ülke olmasina balidir. Çünkü 1998'de 1 varil petrol 10 dolar civarindaydi, bugün petrolün varil fiyati 60 dolara dayanmitir. Bu da ekonomisi petrole ve doalgaz ihracatina baimli olarak deikenlik Rusya'nin ekonomisine 6 kat artimla yansimitir. Putin'in bakanlii döneminde Musevi oligarklarin vergi vermelerini isteyerek savaa girmitir. Serveti 8 milyar dolar olan Musevi asilli Khodorkovsky ayni zamanda Yukos'un bakaniydi ve vergi kaçirarak Rus ekonomisini çökertmeye çaliiyordu. Putin, Khodorkovsky'yi önce uyarmi, vergi kaçirmaya devam etmemesini söylemi, fakat netice alamayinca Khodorkovsky'yi tutuklatmitir. Yine Putin'in Rusya'si 2006 yilinda yabanci sermayeyi 3 kat artarak 30 milyar dolara ulamitir. Ülkede yakaladii istikrar ve ekonomiye getirdii gelimelere göre Rus halki bugün Putin'e yeni Çar gözüyle bakmakta ve onu sevmektedir.

"KGB Albayliindan Devlet Bakanliina PUTN DÖNEM RUSYA" "... Putin batili emperyalist ülkelerden para alan ve bu ülkelerin istihbarat kurululariyla ortak çalimalar yürüten sivil toplum örgütlerine izin vermemi, ülkedeki dernek ve vakiflarin çalimalarini siki bir devlet denetimine alarak ülkede yabanci güçlerin cirit atmasini önlemitir. Yabanci ülkelere ajanlik yapamayan sivil toplum kurululari Rus toplumun bozamamilar ve alt kimlikleri kikirtarak bölücülük yapamamilardir. Sivil toplum kurululari görünümünde Rusya'yi karitiramayan batili emperyalistler Rusya'daki demokrasiyi yargilamaya kalkmilar ama uluslar arasi alanlarda Putin bunlara cevap vererek Rusya ile batili ülkelerin koularinin farkli olduunu ve bu nedenle bati tipi bir demokrasinin Rusya'da uygulanamayacaini ifade etmitir. Diaridan para alan devlet denetimi altina alinmasi Rusya'yi sivil toplumculuk oyunu ile parçalamayi düünen batili emperyalistlerin oyunlarini bozmu, bu nedenle Rusya ili bati dünyasi arasindaki gerginlik tirmanmitir..." "Rusya-2010 plani ile ülkesini güçlendiren, dünyanin en zengin ülkelerinden birisi haline getiren merkezi idareyi güçlendirerek bütün ülkede devlet otoritesini yeniden etkin bir biçimde tesis eden, sivil toplumculuk amatasi ile kendi toplumun

223

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

bölünmesine izin vermeyen Putin çaimizin en baarili devlet adami olarak öne çikmaktadir. Dünyayi kendi çiftliine çevirmek isteyen küresel sermaye ve batili emperyalist ülkelere kari çikan Rus devleti günümüzde Putin sayesinde fasit ve saldirgan ABD yönetimine meydan okuyabilmektedir. Putin Rus devletinin otoritesini yeniden kurarak bati emperyalizminin Rusya'yi teslim almasini önlemitir. Rus devleti yüzlerce yillik büyük deneyimi ile hem Putin gibi bir devlet adami çikarabilmi hem de Rusya-2010 plani ile ABD emperyalizminin karisina yeni bir kutup merkezi olarak çikmitir.."

"TÜRK BRL PROJES" Türk demek, dil demektir. Milliyetin çok bariz vasiflarindan birisi dildir. Türk milliyetindenim diyen insanlar, her eyden önce mutlaka Türkçe konumalidirlar. Türkçe konumayan bir insan Türk harsina, camiasina mensubiyetini iddia ederse buna inanmak doru olmaz. M.Kemal Atatürk Mustafa Kemal Atatürk Diyor ki : " Bugün Sovyetler birlii dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostlua ihtiyacimiz vardir. Fakat yarin ne olacaina kimse bugünden kestiremez. Tipki Osmanli gibi, tipki Avusturya ­ Macaristan parçalanabilir, ufanalabilir. Bugün elinde simsiki tuttuu milletler avuçlarindan kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaabilir. te o zaman Türkiye ne yapacaini bilmelidir. Bizim dostumuz idaresinde dili bir, inanci bir, özü bir, kardelerimiz vardir. Onlara sahip çikmaya hazir olmaliyiz. Hazir olmak yalniz o günü susup beklemek deildir. Hazirlanmak lazimdir. Milletler buna nasil hazirlanir? Manevi köprüleri salam tutarak Dil bir köprüdür... inanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olaylarin böldüü tarihimiz içinde bütünlemeliyiz. Onlarin ( soyda Türk kardelerimizin ) bize yaklamasini beklememeliyiz. Bizim onlara yaklamamiz gerekli." " Türk birlii'nin bir gün hakikat olacaina inancim vardir. Ben görmesem bile gözlerime dünyaya onun rüyalari içinde kapayacaim. TÜRK Birlii'ne inaniyorum. Onu görüyorum. Yarinin tarihi yeni fasillarina TÜRK birlii ile açacak. Dünya sükununu bu fasillar içinde bulacaktir. Türklüün varlii bu köhne aleme yeni ufuklar açacak. Güne ne demek, ufuk ne demek o zaman görülecek. Hayatta yegane varliim ve servetim Türk olarak domamdir.

"NEW CZARS FOREIGN POLICY"

AND

THE

RUSSIAN

Russian President Vladimir Putin has been elected for the presidency 2 times after 2000 when he officially took office. According to the Russian Constitution, Putin's term of office will expire in 2008. Since Putin took office, the macro indicators of the Russian economy increased approximately 6 times. And

224

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

this depends on the fact that Russia is a petroleum exporting country. Because, in 1998, a barrel of petroleum costed around 10 dollars; but today the price approached to 60 dollars. This is reflected on the Russian economy, which shows changeability depending upon the exportation, with 6 times increase. In his presidential term, Putin went to war demanding Jewish oligarches to pay taxes. Jewish Khodorkovsky, whose fortune was 8 billions, was also the head of the Yukos and he tried to bankrupt Russian economy. At first Putin warned Khodorkovsky and told him not to keep on evading tax; but as he could not get a favourable result, he got Khodorkovsky arrested. Also in 2006, foreign capital tripled; and reached to 30 billion dollars in Putin's Russia. Thanks to the stability he gained in the country and the progress he brought to the economy, Russian public esteem Putin as the new Czar and love him. Kitap isteme: Elnur Hasan MKAL, Cep Telefonu: 0555 556 59 37, eposta: [email protected]

Türkiye'nin en profesyonel Tercüme Hizmetleri Bürosunun tercümanlarinin KPDS notu en az 80 olduu için en yüksek kalitede hizmeti sunmaktadir. 93 Dilde hizli, kaliteli tercüme hizmetleri.

225

TURAN-SAM YIL:1 SAYI:2 LKBAHAR 2009

TURAN STRATEJK ARATIRMALARI MERKEZ DERGS www.turansam.org

226

Information

Microsoft Word - TURAN-SAM_2.doc

226 pages

Find more like this

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

885537