Read 360-Islamiyetin%20Hazarlar%20Arasinda%20Yayilmasi%20(Murad%20Eldarov)%20(Kayseri-2006).pdf text version

T.C. ERC YES ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ

SLAM YET' N HAZARLAR ARASINDA YAYILMASI

Tezi Hazirlayan Murad ELDAROV

Tezi Yöneten Prof. Dr. Sebahattin SAMUR

slam Tarihi ve Sanatlari Anabilim Dali slam Tarihi Bilim Dali Yüksek Lisans Tezi

Eylül ­ 2006 KAYSER

I

ÖNSÖZ

Kafkasya, Don ve Volga üçgeninde büyük bir Türk devleti kurmu olan Hazarlar bu bölgenin tarihinde parlak iz birakmilardir. Yüzyillarca bu topraklarda hüküm süren Hazarlar dönemlerinin güçlü devletleri olan Sasaniler, Bizans ve sonra da slam Halifelii ile yani Hülafa-i Raidin, Emevi ve Abbasilerle rekabet edebilecek, onlarla teke tek mücadele edebilecek bir güce sahiptiler. Böyle bir devletin bölge ve tarihi eserlerde biraktii izler beni özellikle bu konuyla ilgilenmeye tevik etti. Eer bir tez çalimasi yapacaksam hatiralarini gözlemlediim kendileriyle ilgili tartimalarin ilgimi çektii Hazarlar niçin olmasindi? Söz konusu bölgede Hazarlara ait kitabeler, kaleler ve dier kalintilari da bulmak ve onlardan yararlanmak ümidiyle teze baladim. Ancak bu çalimada daha ziyade Türkçe ve Rusça kaynaklari kullanabildim. Çeitli sebeplerle ümit ettiim gibi yerinde inceleme denebilecek bir çalima yapamadim. Bu tez çalimasini yaparken, tezin giri konusunda Hazarlarin ortaya çikilari ve hükümran olduklari corafyayi ele aldim. Birinci bölümde ise, Hazarlarin Türklüü meselesi, dinleri ve sosyal hayatlari hakkinda bilgi verdim. ortaya koymaya çalitim. Üçüncü bölümde ise, savalarin kismen de olsa hafifledii Abbasiler dönemini Hazarlarin Abbasilerle olan mücadelelerini, ticari ilikileri ve bu corafyada giderek Müslümanlarin sayisinin ve etkisinin artiini, bunun sebeplerini ortaya koymaya çalitim. Bu aratirmada bana deerli fikirler, maddi ve manevi destek veren deerli hocam Prof. Dr. Sebahattin SAMUR'a teekkürü bir borç bilirim. Ayrica bu tezi aratirirken maddi bakimdan destek veren Türkiye Diyanet Vakfina ve arkadaim Kadir IHVERD YEV'e ükranlarimi sunarim. Hazarlarin dini tarihi ile ilgili konularda bana fikirler veren hocam Prof. Dr. Harun GÜNGÖR'e ve Rusça kaynaklarda bana yardimci olan Prof. Dr. smailov Magomed-Said'e de ükranlarimi arz ederim. kinci bölümde Müslüman Araplarin bunlarla ilikilerini, savalari, mücadeleleri ve sonuçlarini

II

SLAM YET' N HAZARLAR ARASINDA YAYILMASI Murad ELDAROV

ÖZET

Hazarlar kültür ve adetleri ile tam bir Türk devletidir. Hazar ülkesi X. yüzyila kadar siyasi, askeri ve ekonomi bakimindan son derece güçlü olmutur. Ülke rahatlikla dier ülkelerle ba edebilecek güce sahipti. Bu güç ve kudretini yüzyillar boyu sürdürmeyi, zaman-zaman da hasimlarina kari ciddi bir üstünlük kurmayi baardi. Zamaninin güçlü ve süper güçlerini yenebilen slam Halifelii, bu ülkeyle ba edememitir. Her ne kadar geni bölgeleri, büyük ülkeleri fethetmeyi baarmilarsa da bu ülkede ne siyasi hâkimiyet kurmayi, ne de sava devam ettii süre slam'i geni ölçüde yaymayi baarabilmilerdir. Bunu anlayan Araplar, Hazarlarla ilgili siyasetlerini deitirmeye baladilar. Abbasiler, Emeviler'in aksine sava yoluyla deil, bari yoluyla slamiyet'i yaymaya çalitilar ve bu da hemen sonuç verdi.

Anahtar Kelime: Hazarlar, Kafkasya, Daistan, Derbent, slam

III

SPREADING OF ISLAM AMONG THE KHAZARS Murad ELDAROV

Abstract Khazars with its culture and traditions is a precisely Turkish state. Hazar state was an powerful state from the political, military and economic point of view till Xth century. This state has power to cope with the other states easily. It prevailed its power and soverginity for a long time and managed to come out superiour the rival states. Islam Caliphate (Arabs) which was the powerful and conquerer state, didn't cope with Khazar state. Altough it conquered many regions and big states during its period, it hadn't dominate in Khazar region and hadn't succeded to spread Islam ona large scale. When Arabs had understand this fact, they changed thier policy on Khazars. Abbasites, on the contrary Umayyas, spreaded Islam in the way of peace, not war. This way come to conclusion succesfully.

Key words: Khazars, Caucasia, Daghestan, Darbent, Islam.

IV

Ç NDEK LER

GR 1.Hazarlarin Ortaya Çikii.....................................................1 2.Corafi Durum .................................................................3

I. BÖLÜM A. Hazarlarin Sosyo--Kültürel Durumu............................................9 1.Hazarlarin smi ve Menei...................................................9 2.Hazar Kültürü ve ktisadi Hayati.........................................14 B.Hazarlarin Devlet Sistemi .........................................................23 1. Ordu ...........................................................................25 2. Yargi ...........................................................................26 C. Hazarlarda Din.......................................................................27 1. Musevilik .....................................................................29 II. BÖLÜM KAFKASYA'DA SLAM FET HLER ...............................................32 A. lk Müslüman Fetihleri .........................................................32 1. Selman b. Rebia'nin Kafkasya Fetihleri...........................35 B. Emeviler Döneminde Hazarlara Kari Yapilan Seferler................38 1. Ebu Ubeyde b. Cerrah'in fetihleri..................................40 2. Mesleme b. Abdülmelik Dönemi......................................42

V

3. Muhammed b. Mervan Döneminde Yapilan Fetihler ve Hazar Hakaninin slamiyet'i Kabul etmesi................................45

III. BÖLÜM ABBAS LER DEVR VE HAZARLAR ARASINDA SLAM YET' N YAYILMASI...............................................................................50 A. Abbasilerin lk Döneminde Abbasi Hazar likileri.......................50 1. rminiye Valisi Yezid b. Useyd'in Faaliyetleri.....................50

B. Müslüman Araplarin Daistan'a Yerletirilmesi ve Harun Reid'in Kafkasya ile Özellikle lgilenmesi.............................................53 C. slamiyet'i Bari Yoluyla Yayma Çabalari..................................56 1. Müslüman Tüccarlar Hazarya'da.....................................59 2. Harezm--Hazar likileri.............................................60

SONUÇ.......................................................................................64 B BL YORAFYA ......................................................................66

VI

KISALTMA

Ank. A.Ü. st. M.E.B. Yay. Çev. C. s. Haz. T.K.A.E. T.D.V. T.T.K.B T.T.K.Y Derl. M.Ö. M.S. T.K.A.D. K.T.B.

Ankara. Ankara Üniversitesi stanbul. Milli Eitim Bakanlii. Yayinlari. Çeviren. Cilt. Sayfa. Hazirlayan. Türk Kültürü Aratirma Enstitüsü. Türkiye Diyanet Vakfi. Türk Tarih Kurumu Basimevi. Türk Tarih Kurumu Yayinlari. Derleyen Milattan Önce Milattan Sonra Türk Kültür Aratirmalari Dergisi Kültür ve Turizm Bakanlii

1

GR

1. Hazarlarin Ortaya Çikii Hazarlarin tarih sahnesine ne zaman çiktii tartimalidir. Hazarlarla ilgili en eski bilgiler Ermeni ve Bizans kaynaklarina aittir. Hazarlar hakkinda ilk veriler II. asrin sonunda ve III. asrin balangicinda çikan olaylarla ilgili olarak Ermeni kaynaklara aittir. Ancak bilim adamlari bunu anakronizm olarak kabul etmektedir. lk sahih kaynaklar ise V. asrin ikinci yarisina ait olan kaynaklardir ki bu dönemde Hazarlar, Bulgar ve dier halklarla Hunlardan ayrilmitir.1 Göktürkler'in kesin olarak tarih sahnesine çikilari ile beraber Hazarlarin da varliindan bahsedilebilir. Hazarlarin, Göktürklerden baimsiz olarak mi varliklarini sürdürdüklerine, yoksa bölgeye Göktürkler tarafindan mi getirildiklerine karar vermek güçtür. Kaynaklar Göktürklerin kendilerinden baka herhangi bir etnik yeni unsuru Kuzey Kafkasya bozkirlarina getirdiklerinden söz etmemektedir. 568­630(650 de olabilir ) tarihleri arasindaki süreç Hazar devletinin Göktürk hâkimiyeti altinda bulunduu dönem olarak belirtilmektedir. VII. yüzyilin üçüncü çeyreine ait Hazar tarihi ile ilgili Bizans, Ermeni ve Gürcü kaynaklari, Hazarlari Perslere kari yapilan savata Heraklius' un müttefiki olan Göktürk imparatorluunun bir parçasi olarak göstermektedir.2 Hazar isminin yayginlamasi Göktürk devletinin yükseliine balanmaktadir. Göktürkler, Kuzey Kafkasya'daki halklari egemenlikleri altina alirlar. Utigur lideri ile birlikte Göktürk komutani Bizans kalesini kuatir. Bati Göktürkleri Kafkasya boylarini örgütlerler. te bu örgütlemeden sonradir ki Hazar adi Bizans kaynaklarinda açik biçimde gözükür.3 Kuzey Kafkasya'da yerlemi olan Hazarlarin buraya ne zaman geldikleri bilinmemektedir. Hazarlarin Orta Asya'dan gelmeleri ve bir müddet Hun devletine bali zümreler arasinda bulunmu olmalari ihtimal olduunu söylemektedir.

1

M.G. Gadjiyev, O.M. Davudov, A.R. ihsaidov " staoria Dagestana" DNCRAN yay, Mahaçkala, 1996, s.179 2 Peter B. Golden "Hazar Çalimalari" Çev. Egemen Çari Mizrak, Selenge yay, st, 2006, s.62­63 3 Doan Avciolu, "Türklerin Tarihi" Tekin Yay, stanbul, 1999, s.850

2

Hazarlarin

til (imdiki Volga nehri bölgesi) boyuna ne zaman geldikleri

bilinmemektedir. Sabirlerin (Savir) birden bire kaybolulari ile hemen Hazar adinin duyulmaya balamasi arasinda bir iliki görülmektedir. Bundan dolayi Sabirler ile Hazarlar arasinda balanti olabilir. Sabirlerin M.S. I. yy.da til-Kama boyunda bulunduklari bilindiine göre bunlarin bir kismi olmasi lazim gelen Hazarlarin da til boyunun en eski ahalisini tekil etmeleri mümkündür.4 558'den sonraki yilarda Sasanilerle savaa girimi olan Hazarlar (Sabarlar) "Hazar" adi ile 586'da Bizans'ta iyice taniniyor ayni zamanda Türk diye aniliyorlardi. Çin kaynaklarinda Hazarlar, Türk(t'u ­küe ho-sa--kö-sa) adi ile geçmektedir. Hazar ülkesi, 576 yillarinda hâkimiyeti Karadeniz'e ulaan Göktürk imparatorluunun sahasi içinde görülmekte ve topluluk adlari kullanilii da Türk geleneine uygun dümektedir. Böylece Hazarlar Göktürk hakanliinin batida en uç kanadini meydana getirmilerdir.5 Birçok Türk kavimleri gibi, Hun devletinin yikilmasiyla bali bulunduklari topraklardan ayrilarak Kafkasya'ya yerleen Hazarlar zaman zaman Bizans ve ran topraklarina birçok akinlarda bulunduklari gibi, cahiliye döneminde Arabistan'a yildirim akinlarda bulunmular ve cahiliye devri Araplarin hafizalarinda korkunç ve derin tesirler birakmilardir.6 Buradan anlaildiina göre, Hazarlar devlet kurmadan önce de komu ve uzak ülkelerde taniniyorlardi. Artamanov, Hazarlarla ilgili Arap kaynaklari hakkinda öyle demektedir: Ermeni yazarlar gibi Makedonyali skenderin fetihleriyle ve kadim tarihi olaylarla balantili olarak Hazarlar hakkinda mükemmel fantastik hikâyelerin yer aldii Arap yazarlarda onlarla ilgili en erken inandirici malumat VI. y.y'dan önceye gitmez.7 Gürcü kaynaklarda ise Hazarlar, Hazar ülkesine milattan önceki dönemde gelmilerdir. M.Ö. 167-123'te gürcü hükümdari Mirvan Hazarlara kari savami ve onlardan ülkesini korumak için Daryal geçidinde surlar ina etmitir.8

4

Akdes Nimet Kurat "IV-XVIII. Yüzyillarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri", T.T.K.B, Ank, 1982, s. 30 5 brahim Kafesolu, "Türk Milli Kültürü" Boaziçi Yayinlari, st, 1986 s.158 6 Zekeriya Kitapçi "Kuzey Türk Kavimleri Arasinda slamiyet" Yedi Kubbe Yay, Konya, 2005, s.25­26 7 M. . Artamanov "Hazar Tarihi" Çev. Ahsen Batur, Selenge, Yay, st, 2004, s.157 8 aban kuzgun "Hazar ve Karay Türkleri" Aliç Matbaacilik, Ank, 1993, s.51

3

2. Corafi Durum Hazarlarin yerleim sahasi Don-Volga(itil-idil) Kafkasya üçgenini içine aliyordu.9 Hazar corafyasini anlatirken yanindaki komu ülkelerden de bahsetmekte fayda vardir. Bilindii gibi birçok milletlerden ve ülkelerden oluan Kafkasya'yi tarihi aratirmalarda baka milletleri veya devletleri dilayarak ele almak mümkün deildir. Kafkasya geni anlamda sadece Kafkas ötesi deil ayni zamanda bozkir, ön Kafkasya bölgesini de kapsiyor. Kafkasya doal corafi artlar, birçok milletler ve dinler bakimindan zor bir bölgedir. Kafkasya'da herhangi bir milletin tarihini Kafkasya'nin genel tarihini dilayarak yazmak mümkün deildir.10 slam corafyacilarindan Mesudi Kabh (Kafkas) dainin, büyük bir da olduunu ve geni bir alani kapladiini söyler. Kafkasya birçok halki ve ülkeyi barindirir. Bu dada yetmi iki millet yaar ve her milletin kendi hükümdari ve dierlerine benzemeyen dili vardir. Dada kollar ve ovalar yer almaktadir. Bab elEbvab(Derbent ) ehri de bu kollardan biridir. Bu ehri ran ahi Anuirvan kurmu ve ehirle hazar denizi arasinda bir sur yaptirmitir. Bu sur denizin içine doru bir mil kadar sokulur ve Tabersaran (Tabasaran) kalesine kadar kirk fersah kadar derelerden tepelerden ve çukurlardan geçerek Kabh(Kaf ) üzerinde uzanir. Bu sur üzerinde her üç milde ve bazen güzergâhin durumuna göre daha az veya daha çok mesafede demir kapi yaptirmitir. Her kapinin arkasina o kapiyi gözeten bir halk yerletirmitir. Bütün bunlar bu daa komu olan Hazar, Alan, Türk kabileleri, Serir(Avar) vd. saldirilarina kari koymak için yapilmitir. Bu devletler diinda Mesudi, komu ülkeler olarak ayrica irvan, Layzan, Laks, Hayzan, Bulgar, Burtas, Kurç(Gürcistan), Gumik ve Zirikeran(Zerihgeran) hakkinda da bahsetmektedir. Serir ülkesinin bakenti Hunzahtir. Hükümdara ise filan ah denir. Serir altin taht anlamina geliyor. Sasani devletinin son hükümdari Yezdigerd kendisi gelinceye kadar Serir hükümdarina hazinelerini ve mallarini korumasini emretmitir. Hükümdarin bin iki yüz köyü vardir. Bu köylerden istediini kendisine köle olarak alabilir. Serir sarp ve sarp olduu kadar da müstahkem bir ülkedir. Kafkas

9

10

Laszo Rasonyi "Tarihte Türklük", T. K. A. E, Ank, 1971, s.111 K. Gadjiyev "Geopolitika Kavkaza" Moskova, 2003, s.11

4

vadilerinden biridir. Hazarlara kari baarili saldirilar gerçekletirirler. Baarinin sebebi Hazarlarin ovada onlarin ise dada yaamalaridir.11 Gerdizi ise Serir hakkinda u bilgileri vermektedir. Serir'de yirmi bin köy vardir. Dalari ve çiftlikleri bulunur. Hazar ülkesinden Serir ülkesine on iki fersah uzaklik bulunmaktadir, önce bozkirlar sonra büyük bir da ve büyük bir irmak gelir. Üç gün yürüdükten sonra hükümdarin kalesine ulailir. Bu kale bir dain bainda olup 4x4 fersah geniliindedir. Duvarlari tatandir. Bunlarin hükümdarlarina Avar derler. Serir ülkesinin sainda Cendan (Cidan olabilir) denen bir ülke vardir. Bu ülke halkinin üç dini bulunur. Cuma günü Müslümanlarla camiye giderler ve Cuma namazi kilarlar. Cumartesi günü Yahudilerle havraya giderler. Pazar günü ise kiliseye giderler. Niçin böyle yaptiklari sorulduunda bu üç din mensuplari bir birleriyle ihtilaf halindedirler. Herkes "ben hak üzereyim" diyor. Biz her üç din mensuplarina uyuyoruz. Belki hakki birinde buluruz derler. Serir ülkesinden çikilip üç gün dalarda, çayirlarda yürüdükten sonra el-Lan (Daryal, Alan) ülkesine ulailir. Bu ülkede ormanlar, irmaklar ve dalar mevcuttur. Dain tepesinde Babü'l-Lan denilen kale ina edilmitir. Bu dain altinda düz bir yol vardir. Buranin etrafi yüksek dalarla çevrilidir. Gece ve gündüz bin adam nöbetlee bu kaleyi korurlar.12 Yukarida bahsedilen bu ülkeler için Murad Magomedov, bunlarin Kafkas Albanya devletinin yikilmasiyla ortaya çiktiini söylemektedir. Göçebe halklarin Daistan Hazar denizi çevresinde siyasi birlii kurup saldirmaya balamasi ve güney bölgesinin Sasani ran'a katilmasiyla Kafkas Albanya'si yava-yava dailmaya baladi. Bu devletin dailmasiyla özellikle dalik bölgelerde yeni devletcikler olumaya baladi ve Serir, Derbent, Laks Filan, andan, Tabasaran, Zerihgeran, Kaytag ve Gumik gibi ülkeler ortaya çikti.

Yeni oluan devletlerden Derbent stratejik açidan çok önemli bir konuma sahiptir. lk önce Sasaniler daha sonra Araplar Derbent'i dou Kafkasya'da yönetim merkezi olarak kullaniyordu. Komu olan Tabasaran devleti Sasaniler ve Araplarin iddetli

11 12

Mesudi, "Müruc ez-Zeheb" Çev, Ahsen Batur, Selenge Yay, st, 2004, s.65­85 Gerdizi, "Zeyn El-Ahbar" Haz: Ramazan een " slam Corafyacilarina Göre Türkler" T. K. A. E. Yay, Ankara Üniversitesi Basimevi, Ank, 1998, s.87­88

5

sömürgesi altinda kalmiti. Bunun için yerli halk Tabasaran olsa da etnik farkliliklar vardi. Günümüzde Lezgilerin yaadii Laks ülkesi güney Daistan'daki Samur nehri ve bugünkü Azerbaycan devletinin kuzey bölgelerini kapsiyordu. Derbent'in kuzeyinde ovalik da yamaçlarinin olduu yerde Kaytag devleti vardi. Kaytag'in batisinda dalara doru uzanan bölge Zerihgeran'a (Kubaçi) aitti. Zerihgeran zirh yapanlar anlamina gelmektedir. Gumik (tuman) ise Daistan'in merkez bölgesini kapsiyordu. Burada imdi Lak milleti yaamaktadir. andan ise bazi aratirmacilara göre bugünkü Akua-Dargo bölgesini kapsamaktaydi. Serir ülkesi imdiki Avarlarin yaadii bölgeyi kapsamaktadir. Serir ülkesi IX.- X. Asirlarda komu ülkelerin topraklarini sinirlarina katarak geniledi.13 Yukarida geçtii gibi Mesudi (ö.956) Serir'de ait bin iki yüz köy mevcut olduunu söylerken Gerdizi (1053) ise bunun yirmi bin olduunu söylemektedir. Burada Gerdizi herhalde sonraki dönemi anlatmitir. Tarih boyunca Kafkasya (Hazarya'da) sadece etnik bakimindan deimekle kalmadi ayni zamanda Kafkas landaftlarinda da deiiklik oldu. Gumilev'e göre ikinci yüzyila kadarki Volga deltasi bugünküne benzemiyordu. Çünkü o dönemde da ile tepeler arasindaki kuru bozkirlar sonraki zaman dilimine göre daha güneydeki Hazar denizine dökülen Volganin tertemiz sulariyla yikaniyordu. Volga suyu o dönemde daha azdi ve bugünkü mansabinda deil, Aktube ve Bozan üzerinden daha douya dökülüyordu. II.-III. yüzyillarda Atlantik siklonlari, güzergâhlarini kuzeye doru deitirmilerdi. Yamurlar bozkirin zamanla çöle dönüen kesimini yikamaya son vermiler, Volga ­ Oka nehirleri arasiyla bol sulu kama sahillerini beslemeye balamilardi. Özellikle ki yailari dikkat çekecek ölçüdeydi. Nemli kar kütlelerinin erimesi sonucu, ilkbahar takinlari meydana geliyordu. Güneyde yaklaik Buzaçi yarimadasina (bugünkü Mangilak) kadar uzanan imdiki delta da o zaman ekillenmitir. Si sular kilçikli büyük baliklari beslemeye balamitir ve nehir kollarinin sahilleri gür ormanlarla kaplanmi, tepeler arasindaki vadiler ise yemyeil çayirlarla bezenmitir. Bu tabii deiiklik bölge halkina da yansimitir. Bozkirli Sarmatlar, Büveklerin siir sürülerine rahat yüzü göstermedii hayvanlarin yemedii hatta irendii rutubetli

13

Murad Magomedov, " storiya Avartsev", D.G.U. Yay, Mohaçkale, 2005, s.75­77

6

otlarla kapli nehir sahilleri terk etmilerdir. Bunun üzerine Hazarlar, imdi su seviyesi alti metre daha düük olan Hazar sahillerine saçilmilardi. Balik yönünden zengin nehirler su kularini avlamak için bereketli topraklar bulmulardi. Hazarlar, beraberinde nar fidanlari da getirmiler ve tabiatin bir lütfu olarak edindikleri yeni vatanlarina dikmilerdi. Ancak iddetli ki dikilen nar fidanlarinin iini bitirmiti. Onlarin yerine Daistan türleri tekrar-tekrar dikilmiti, çünkü Terek ve Volga Hazarlari arasinda ilikiler kopmamiti. Dümanlarla çevrilmi olan Hazar ülkesi tabii bir kale idi. Hazarlar, çok ihtiyaç duymalarina ramen bozkira çikma riskini almiyorlardi. Bozkirda yaamadii için Hazarlar göçebe deillerdi. Fakat onlar tabiatin sunabilecei nimetlerin ancak fazla olan kismini balik, nar ve bahçe meyvelerini toplayabiliyorlardi. Gumilyov buna homeostaz (yani tabiat-canli dengesi safhasinda bulunmasi) demektedir. O dönemde Volganin aai akimlarinda yaayan etnoslar homeostaz idi.14 Murat Magomedov ise I.-III. yüzyillarda irmain tamasinin sadece aai tabakalarda olduunu söylemektedir. Yukari Volga'da ise su tamasinin herhangi bir izi olmamitir. Hatta VIII.yy.'a kadar küçük yerleim birimleri ve ehirler olumaya baladi. Arkeolojik aratirmalara göre Hazar denizinde airi su yükselmesi daha sonralari XIV.yy'da balamitir.15 Dalik bir bölge olan Kafkasya toporafik bakimindan çok farkli özellikler sergiler. Büyük Kafkas dalarini güney-kuzey dorultusunda aan en önemli iki geçit Daryal ve Derbenttir. Daha güneyde Küçük Kafkas dalari ve aralarinda küçük ovalar geni çöküntüler ve dik yamaçli volkanik tepeler bulunmaktadir. Trans Kafkasya bölgesinin batisindaki Kolhi ile dousundaki Kura ve Aras havzalari verimli tarim topraklarina sahiptir.16 Kafkasya, Hazarlar, Bizans ve Sasani devletleri daha sonra da Müslüman Araplar için stratejik açidan çok önemliydi. Asya ve Avrupa'yi birbirinden ayiran bu bölgeden önemli ticaret yollari geçiyordu. Kuzey Kafkasya'da muhtelif su ve kara anayollari uzaniyordu. Bu yollarla Hindistan'a ve Uzak Dou'ya gitmekle beraber

14

L.N. Gumilev, "Eski Ruslar ve Büyük Bozkir Halklari", C.1, Çev. Ahsen Batur, Selenge Yay. st, 2003, s.45-46 15 Murat Magomedov, "Prikaspiyskaya Hazariya" Mahaçkala, 2004, s.49 16 Davut Dursun, slam Ansiklopedisi, T.D.V, C. 14. "Kafkasya", st, 2001, s.157

7

daha çok Dou ülkeleriyle ticari ilikiler salaniyordu. Ticaret mallari, Kuban ve Don nehirleri veya kara yoluyla Volga'ya, Dnepr'e ve daha kuzeylere sevk olunmaktaydi. Don nehri ise Maniç, Kuma nehirleri ve gölleri ebekesiyle ve Hazar deniziyle birleirdi. Bu iki temel harici ticaret yolu, kara ve su, Kafkasya'yi kuzeyden güneye ve güneyden kuzeye doru ayiran dâhili kara ticaret yoluyla tamamlanirdi. Bu yollardan biri Büyük Kafkas da silsilesi ortasindaki "Daryal Geçidi"nden dieri de Hazar denizi sahili boyunca Derbentten geçerdi. Kara deniz sahili dalik ve karadan geçilmesi zor olduu için önemli bir rol oynamiyordu. Güneyden kuzeye ve kuzeyden güneye giden bu iki ana hat, Kafkasya'nin en eski kara ticaret yollarini tekil ediyordu.17 Daistan'da yüksek dalar ancak muayyen birkaç yerinden geçilebilinirdi. Daistan'in güney dousundaki Derbentle batisindaki Daryal geçitleri bunlarin baindaydi. Tekerlekli vasitalar ancak bu iki geçitten geçebilmekteydi. Yayalarin zorlukla geçebilecekleri birkaç geçit daha vardir ki; onlar da bu iki geçit arasinda yer almaktadir. Tarihte "Albanya" ve "Kaspien" kapilari diye adlandiran bu geçitlere Araplar kapilar kapisi anlamina "Babu'l Ebvab" demilerdir. Bu geçitler unlardir: Babu'l-Ebvab, Babu'l-Alan, Babu'l-Sahib-üs-erir(Babu'l Kilan ah), Babu'l - adran, Babu'l-Lazka, Babu'l- Karuyan (Çaruyan), Babu'l -Sol, Babu'l- Filan ah, Babu'l -Aran ah, Babu'l -Barka, Babu'l - Tadoran, ve Babu'lTabasaran ah. Bu geçitlere Ebvab denmesinin sebebi muhtemelen dalarin mahdut geçit yerlerinde eskiden yapilan surlar ve bu surlarda kapilarin bulunmasidir. Ne zaman ve kimler tarafindan yapildiklari kesin olarak bilinmeyen ve imdi Derbent alanindaki surlardan baka izleri hemen-hemen kalmayan bu kapi ve surlari yapanlar hakkinda deiik rivayetler vardir. Bata Misir Firavunlarindan Sezostris olmak üzere Zülkarneyn, Sasani hükümdarlarindan Kubat ve Nuirvan isimleri bunlar arasinda geçmektedir. Araplarin Babu'l-Ebvab (Kapilarin Kapisi) dedikleri Derbent'e ran'lilar "Derbent-i Hazaran", Türkler de "Demir kapi" demilerdir. Hazar denizi ile Kafkas dalari arasina düen bu geçidin bir buçuk kilometre olan en dar yerinde Derbent ehri kurulmutur. ehrin etrafi dört sira surla tahkim edilmitir. Bu surlar denizden itibaren Tabasaran dalarina doru uzanmakta olup 8­12 metre geniliindedir.

17

Ahmet Canbek ,"Kafkasya'nin Ticaret Tarihi, Eski Çalardan XVII. yüzyila Kadar", Kuzey Kafkasya'lilar Kültür ve Yardim Dernei Yay, st, 1973, s. 18

8

Bundan baka denize doru çift mendirek halinde uzanan iki set daha ina edilmi, bu suretle ehrin limani da emniyet altina alinmitir. Daryal geçidi ise Daistan'in bati sinirindadir. Araplar bu geçidi Babu'l-Alan diye adlandiriyordu. Ouznamelerde ise "Kapulu Kara Derbent Azi" olarak geçiyordu. Vladikafkas'dan Tiflise kadar uzunluu yaklaik 230 kilometredir. Eskiden bu geçidin Gürcistan'dan kuzeye doru olan geçi yerinde Araplarin "Kalatu'l-Alan" dedikleri bir kale varmi. Bu kalede bulunan küçük bir kuvvetin, geçidi büyük kuvvetlere kari müdafaa ettii de rivayet edilmektedir. Derbent ve Daryal geçitlerinin arasinda Avar geçidi vardir. Babu's-Sahibu's-Serir, "Taht Sahibinin Kapisi" ve "Geylan ah Kapisi" adlari verilen bu geçit, Buynaksk, Avar ve Ansok (Unsokolo) istikametini takip ederek Gürcistan'da Kahitya'ya gidilen yol üzerindedir. Geçit üzerinde uçurumlar, elaleler, yüksek yamaçlarda kurulmu köyler ve muhtelif eserler vardir. Çok eski zamanlardan kalmi, kimler tarafindan yapildiklari tespit edilememi kuleler, "Hibat" bölgesinde "Rumazul-Habal" (Rumlarin Mezari) denilen bir yer vardir. Zakatala'dan kuzeye doru dalara girdikten sonra, bir kolu "Turusurulu" üzerinden Gazi-Kumuk bölgesine, bir kolu da Ansuh gölgesinde Avar geçidine çikan bir patika üzerinde Karuyan(Çaruyan) geçidi vardir. Daryal ve Avar geçidi arasinda Çeçen bölgesinden Gürcistan'a çikan patika üzerinde de Mamisuk geçidi vardir. Nüfuzu Derbent'ten Volga ve Don nehirlerine kadar olan Hazarlar bu geçitleri rahatlikla kullanabiliyorlardi. Ancak bazi geçitler Hazarlar için pek güvenli deildi. Yukarida geçtii gibi Serirliler Hazarlara saldiriyorlardi. Bu geçitler Hazarlar diinda Araplar, Sasaniler ve dier uluslarin da ilgisini çekmiti. Sasaniler bu geçidi kontrol altina almasi için Derbent Kalesini ina etmitir.18 Müslümanlari, Bizanslilari Yermuk'ta ve Farslari Kadisiye ve Nihavend'de malup ettikten sonra Kafkas ötesine gözlerini diktiler. Müslümanlar Nihavend savaindan (642) hemen sonra Derbent'e kadar vardilar. Buradan Hazarlari ve Bizanslilari çikartip Albanya'yi kendilerine baladilar. Bu geçitler Araplar için de kuzeye açilan kapiydi ve kimse bundan vazgeçmeye razi deildi.19

18 19

erafeddin Erel, "Daistan ve Daistanlilar", stanbul Matbaasi, st. 1961, s. 8­12 K.S. Gadjiyev ", Geopolitika Kafkaza", Mejdunarodnoye Otnoeniye, Moskova 2003, s. 15

9

I.BÖLÜM

A. HAZARLARIN SOSYO-KÜLTÜREL DURUMU

1. Hazar smi ve Menei

VI.-X. asirlarda kuvvetli bir devlet kurmu olan Hazarlar kendileriyle ilgili Hazar dili numunesi denilebilecek yazili bir eser birakmamilar veya u ana kadar böyle bir ey bulunamamitir. Dolayisiyla meneleri hakkinda son zamanlara kadar garip fikirler ileri sürülmütür. Yapilan son incelemeler de bunlarin Türk olduunda ve Türklerin bugünkü Çuva lehçesinin temsil ettii L R lehçe zümresine mensup bulunduunda üpheye mahal birakmamaktadir.20 Çuva efsanelerinde Çuvalarin Kafkasya'daki Aramazi dalar bölgesinden geldii söylenmektedir. Musiki bilimci Kondratyev Çuvalarin ve Tatarlarin arkilarinin dali arkilarinin özelliini taidiini söylemektedir. Ancak bugünkü Çuvalarin ve Tatarlarin yaadii bölgede dalar yoktur. arkilar diinda kültür, adetler ve dil benzerlii de bulunmaktadir. Bulgarlar ve Suvarlar Kafkasya ve Karadeniz'deki Fars olan Sarmat ve Alanlarla, Hazarlar ve Kafkas halklariyla karimilar. Bundan böyle Suvarlarin ve Bulgarlarin ve bunlardan sonra da onlarin soyundan gelen Çuvalarin da (Kafkas tipli Avrupa irkinda olan) fiziki olarak (tipini) deiimini etkilemitir.21 Çuva dili Bulgar diline benzediine göre ve Bulgar dili de Hazar diline benzediine göre Hazarlarin konutuklari dil Türkçedir. Çünkü Bulgarlarin ve u andaki Çuvalarin kullandiklari dil Türkçedir. Baka bir örnek de Kirim'da yaayan Karaimlerdir. Bunlarin kullandiklari dil Türk dillerinden Kipçak grubuna girmekle beraber, Hazar kelimelerin oluturulmu, arkaik kelime yapilari taimaktadir. Karaimlerin (Karaylar) Tören nitelikli günlerinde yapilan yemeklerinde Karay hayati, renk ve çeitli lezzetlerle sembolize edilmitir. Kara helva denilen tatli ölü merasimlerinde yenilen balica yemeklerdendir. Ak helva ise mutlu günlerin yiyeceidir. Bunlarla beraber teselli amaciyla orta derecede duygu yüklü bir gün için lezzet ve renk olarak seçilen Hazar Katmai halen varliini devam ettirmektedir. Bu yiyecein adi tarihi Hazar dönemini animsatmaktadir. Ölüm

20 21

Z.V.Togan "Hazarlar", MEB, slam. Ansiklopedisi, stanbul, 1964, C. V s. 397 V.P. vanov, V.V.Nikolayev, V.D.Dmitriyev "Çuvai-Etniçeskaya storiya i Traditsionnaya Kultura" D K Yay. Moskova, 2005, s.16­17

10

merasiminde siyah helva, mutlu günlerde ak helva yapilmasi u anda Daistan'da da vardir. Ölüler için niye ak deil de siyah yapiyorlar deyince, ölü ak helvanin kokusunu almaz diye cevap verirler. Karaimler Hazarlari folklorda da hatirlatmaktadir. Örnek olarak eski bir arkinin sözleri:

Atka mindim ­ sagdanim bar Sagdanim da yaç akim bar Öçü bilen yaç yat ursam Hazar biyden tartagan bar.

Sadakla bindim ata Üç ok sadainda Üç dümani onlarla hemen hakladim Hazar prensini över ve ona hizmet ederim 22

Yazilan bu örnekler Hazarlar ve Karaimler arasinda büyük ilikinin var olduunu ispat etmektedir. u anda Türkçe konuan Karaimler Hazarlarin soyundan gelmi olabilir. Bu örnekler Hazarlarin Türk olduunu göstermektedir. Arap corafyacilardan bn Havkal Hazar dili Bulgarlarin dili gibidir diye söylemektedir.23 Çin kaynaklarinda, Göktürk devletinin en batidaki kismindan (Tukiv-ho-sa-Türk Hazar) diye bahsedilmektedir. Dier taraftan Çinin kuzey komulari arasinda "HoSa" ismini de bulabiliyoruz. Tukiv veya Tücüe sadece bir kavim deil birkaç kavme verilen isimdir. smin ortaya çikii da Göktürk imparatorluu ile yaitti. "Ho-Sa" adi Çin kaynaklarinda bulunduuna göre, eer Göktürk imparatorluunun kuruluu ve geliimi sirasinda bu kavim daha douda bir yerde olsaydi, her halde, On Oklar,

Y.Polkanov ", Eer Nasip Olursa" `DA' Dergisi Bahar, 2003, Sayi 9 s. 95­99 bn Havkal "Kitab-ül-Mesalik ve'l-Memalik", Derleyen ve Çev. Yusuf Ziya Yörükan "Müslüman Corafyacilarin Gözüyle Ortaçada Türkler", Gelenek Yay. st. 2004, s. 123

23 22

11

Tülösler ve dier Türk boylari gibi, bunlarin da bir sebeple isimleri duyulurdu. Böyle bir durum olmadiina göre Hazarlarin, Göktürk imparatorluu daha ortaya çikmadan önce Kafkaslara geçmi olduklarini düünmek mümkündür. Daha önce neredeydiler diye bir soru büyük bir önem taimayacaktir. Zira bilindii üzere Hazar denizinden Kingan dalarina kadar uzanan bölge Türklere ait bozkirlardir. Hazarlarin da daha önce bu bölgenin bir yerinde bulunuyor olmalari muhakkaktir. Hazarlarin 558 senesini takip eden yillarda Kafkaslarda hakim duruma geçtii, Göktürk imparatorluunun bati kanadi haline geldii ve Sasanilerle savalara girdii bilinmektedir. 586 yilindan itibaren Hazarlarin, Bizans'ta iyice tanindiklari ve kendilerinin "Türk" diye anildiklari çeitli kaynaklarda bulunmaktadir.24 M.S. I. y.yilda Çinliler Hun komularini batiya doru sürmü ve yüzyillar boyu Asya'dan kopup Avrupa'ya akacak çii balatmilardir. Birinci yüzyildan balayan sürekli olarak batiya göç eden bu gruplari çounlukla genel bir sözcük olan "Türk" sözcüü tanimlamaktadir. Bu sözcüün de Çin dilinden geldii ve gerçekte bir tepenin adindan alindii öne sürülmektedir. Daha sonra bu sözcük, belirli karakteristikleri taiyan dilleri konuan yani Türkik dilleri konuan bütün kavimlere maledilmitir. Bu yüzden Türk deyimi, ortaça yazarlarinin ve bazi çada yazarlarin kullandii anlamda bir irktan çok, bir dil grubunu anlatan bir deyimdir. Bu açidan bakildiinda, Hunlar ve Hazarlar da Türkik uluslardir. Hazarlari dili bilindii kadariyla Türkçenin Çuva lehçesidir. Bu dil Sovyet Birlii (Rusya Federasyonu) içindeki Çuva Cumhuriyetinde (Volga ve Sura arasinda) hala konuulmaktadir. Çuvalarin, Hazar diline benzeyen bir dil kullanan Bulgarlarin torunlari olduuna inanilmaktadir. Yine de bütün bu ilikiler biraz belirsiz kalmakta, dou düünürlerinin düünce yoluyla vardiklari sonuçlara dayanmaktadir. Koestlre'e göre: "Kesin olarak söyleyebileceimiz tek ey, Hazarlarin Türkik bir ulus olduu ve beinci yüzyil dolaylarinda Asya steplerinden kopup batiya yönelmi olduudur." Hazar adina gelince bu ad büyük bir olasilikla Türkçe "Gez" kökünden gelmektedir. Aldii ekle "Gezer" haline gelip, göçebe anlamini yansitmaktadir. Bu konu üzerinde derinliine inceleme yapmami kiilere ilginç gelebilecek bazi çada türevler de vardir. Bunlar arasinda Rusçada Kazak, Macarcada Hussar deyimlerinin savaçi, atli

24

Kamuran Görün, "Türkler ve Türk Devletleri Tarihi", Karacan Yay. Ank, 1981, s. 232

12

kiiler için kullanilmasi, Almanlarin Ketzer sözcüünün imansiz yani Yahudi anlaminda kullanilmasi sayilabilir.25 Araplar Hazarlari küçük ve çekik gözlü olarak tanitmitir. slam ordulari VII. yüzyilda rminiye'ye girince küçük ve çekik gözlü çok cengâver bir milletle karilaiyorlar. Sahih hadis kaynaklarinda bulunmayan ve Ebu Hureyre'nin Hz. Ömer'den rivayet ettii bir hadisi erifte Hz. Muhammed (S.A.V.) Hz. Ömer'in sorusuna cevaben, "küçük gözlü bir kavim eer Acemlerin seddini geçerse Allah (C.C.) onlara hidayet verecek" buyurmutur. Suyuti'nin bn Asakir, Remzi ile Camiül-Kebir isimli eserinde zikrettii bir hadiste Hz. Muhammed (S.A.V.) "Acemlerden kirmizi yüzlü, küçük ve çekik gözlü olan Huza ve Kirmanlar'la savamadikça kiyamet kopmaz" buyurmutur. Tarihçi Murat Remzi, Teflik-ül-Akbar isimli eserinde bu Hadis-i erif'in aslinda "Acemlerden" kelimesinin bulunmadiini, fakat Araplar henüz o siralarda "Huza ve "Kirman" diye kavim isimleri bilmedikleri için bu iki boyu acemlerden zannederek Hadiste "Acemlerden" sözünü eklediklerini söylüyor. Hz. Muhammedin (S.A.V.) "Huza" kelimesiyle Hazarlari, "Kirman" kelimesiyle de Kamanlari kastettiini ifade ediyor. Bu beyanlardan anlaildiina göre, Hazar kelimesi küçük ve çekik gözlü anlamina gelmektedir. aban Kuzguna göre Hazar kelimesinin göçebe ve serbest dolaan manasina gelmesi, küçük ve çekik gözlü anlamina gelmesinden daha uygundur. Çünkü Hazar kelimesi, Müslüman ordulari rminiye'ye girmeden önce Batililar tarafindan biliniyor ve kullaniliyordu. Araplarin Hazarlari tanimasi da M.S. VII. yüzyildan çok önceleri, muhtemelen Hititler ve Nabatlilar zamaninda meydana gelmitir. Çekik ve küçük gözlülük, sadece Hazarlara ait Deil, baka pek çok Türk boyunun ortak özelliidir. Hazar kelimesinin bu anlamlarin diinda bir ahsa ait bir isim olduu daha sonra bu ismin, bu kiiden türeyen kabileye isim olarak verildii söylenmektedir. nsanliin türeyiini anlatan soy kütüü kitaplari, Hz. Huh'un olu Yafes'e ait bilgi verirken, bazilari Yafes'in Hazar isminde bir olu olduunu dier bazilari ise, Yades'in olu Tiri'in, Hazar isminde bir olunun olduu görüündedir.26

25 26

Arthur Koestler, "Onüçüncü Kabile", Çev. Belkis Çorakçi, Say Yay, st, 1993, s. 20­21. aban Kuzgun, "Hazar ve Karay Türkleri", Aliç Matbaacilik, Ank, 1993, s. 41­43.

13

bnu'l-Esir'e (ö.1233) göre Nuholu Yafes'in Camir, Mua, Mevrek, Bevan, Fuda, Maic, Tire adinda yedi olu olmutur. Yafes'in olu Camir'den ran padiahlari türemitir. Tire adli olundan da Türkler ve Hazarlar gelmitir.27 Hazar burada bir olunun ismi olmaktan ziyade bir kabile ismi olabilir. Baka bir efsaneye göre skitlerde üç karde yaami. Onlardan birsi Burgarios (Bulgar) Meziya'ya (imdiki Bulgarya) yerlemi. Dier kardei Hazarig (Hazarlarin atasi) Hazar çevresinde yerlemi. Bu efsane Hazarlar ve Bulgarlar arasinda etnopolitik birliini gösteriyor.28 Hazarin bölgenin ismi olduu görüünde olanlar da vardir. Yakut el-Hamavi Hazar: Derbent diye bilinen Babu'l- Ebvab'in arkasindaki ve Zülkarneyn Seddi'ne (Narin Kala=Derbent Kalesi) yakin Türk ülkeleridir. Bunlarin Hazar bin Yafes bin Nuh'un adini aldiklari söylenir. Hazar, Etil diye isimlendirilen bir merkeze bali topraklarin bir bölgesine verilen addir. Etil ayni zamanda Ruslar ve Bulgarlar tarafindan Hazar'a akan bir nehrin adidir. Etil bir ehirdir. Hazar ise bir ülkenin adi olup bir ehre verilen isim deildir.29 Hazar kelimesinin bir devletin ya da bölgenin ismi olarak kabul edilmesi öyle açiklanabilir. Hazar ülkesinde yaayan Türklerin diinda dier milletler de Hazar diye adlandiriliyorlardi. Onun için bu kelimenin bir millet olmaktan ziyade bir devletin ismi olarak kabul edilmesi mümkündür. Gumilev'e göre Hazar ülkesinde yaayan Yahudiler Hazar diye adlandiriliyordu. Bu doal bir eydi. Bir millet baka bir ülkede, o ülkeye mensup olan milletin ismini taimaktadir, bir Korelin'in Fransa'da ben Rus'um demesi gibi. Yabancilar için Hazarlar, Hazarya'da yaayan ve Hazar Kaanliinin hâkimiyet altinda olan insanlardir.30 stahri'ye göre Hazar bir insan cinsinin adidir. Türklerden Peçenek denen bir Uru, yurtlardan ayrilip Hazar ile Rum arasini delmilerdir. Bulunduklari yer kendi yurtlari deildir, bunlar buraya sonradan gelmi ve buralari istila etmilerdir. Hazar ise bu insanlardan bir cinsin adidir.31 Bazi tarihçilere göre Hazar diye bir millet hiç var olmamitir. Yakov KuzminYumanadi ve Pavel Kuleov bn Havkal ve stahri'ye dayanarak Hazarlarin bir millet

27

bn-ül-Esir, "el-Kamil fi't-Tarih", Çev. Ahmet Airakça, C. I Bahar Yay. st. 1985, s. 72. R.K.Urazmanov, S.B.Çeko ,"Narodi i Kultura; Tatari" Nauka Yay. Moskova 2001, s. 54. 29 Yakut el-Hamavi ,"Mu'cem el-Büldan",Haz.. R.een,. s. 138. 30 L.N.Gumilev, "Zigzak storii" Moskova ,2003, s. 131 31 stahri,"Kitab'ül-Mesalik ve'l-Memalik" Derl. ve Çev. Yusuf Ziya Yörükan, s. 202

28

14

olmadiini söylemektedirler. Buna göre Hazar ismi aslinda Hazar denizinden gelmektedir. Farsça konuanlar ve ayni zamanda bu denizin civarinda ya da bölgedeki adalarda yaayan insanlar bu denizi Hazar Denizi olarak adlandirdilar. Eskiden denizin kuzey kiyilarina sürekli deien göçebe kabilelerin yerletii zamanlarda, Hazar bu bölgede görülen bütün göçebelerin ismiydi. Bu nedenle tarihsel anlamda "Hazar" sözcüü ayni noktada Hazar bozkirlarini yurt edinmi olan çok çeitli göçebe ya da yari göçebelerin ismidir. Eski çalarda "Hazar", Hazar Sakalarina ve Sarmatlarina verilen addi. Farsça yazilmi olan iir "ah-name"de M.Ö. 450'li yillarda ah Lorasp zamaninda, Hazarlarin Transkafkasya'ya yaptiklari bir akindan söz edilmektedir. Antik Gürcü kaynaklarda ise Hazarlarin Güney Kafkasya'nin igalinden ve M.Ö. 7. y.yilda Torgomesyanlarla yaptiklari savalardan bahseder. Milattan sonraki ilk çalarda `Hazar' Daistanli Sarmaryan'lara (Sarmatiya) bali bir boyun adi oldu. (Bersililer ya da Bas'lar).-32 Murad Magamedov Bersillerin dilinin Türkçe olduunu ve ayni eserde Bizans tarihçileri Feofan ve Nikifora'ya dayanarak Hazarlarin Bersilya'dan geldiini söylemektedir.33

2. Hazar Kültürü ve ktisadi Hayati

Hazar kültürü komu ülke ve milletlerden daha üstün görünmektedir. Ancak Hazarlar, bu kültürü tek balarina meydana getirmemilerdir. Hazar kültürüne Onogur-Bulgar, eski Hun, Sasani, Arap, hatta skandinav kültürü az veya çok tesir etmitir. Hazar kültürüne en büyük tesiri, Orta Asya'li atli kavimlerin kültürleri yapmiti. Balangiçta atli bir göçebe kavim olana Hazarlarda at önemli bir yer tutardi. Hazar bölgesinde yapilan kazilarda atlara ait mezarlar, bu mezarlarin içinde at iskeletlerinin yaninda özengiler, at koumlarina ait halka ve plakalar bulunmutur. Ayrica insan mezarlarinda da at ile ilgili eyaya rastlanmitir. Hazar yerleim bölgelerinde ok uçlari, harp baltalari, yaylar gibi Orta Asya meneli sava malzemeleri bulunmutu.34

32

Yakov Kuzmin;-Yummadi Pavel Kaleov, "Hazarlar", Çev. Babur Turna, Türkler (ansiklopedisi), Ank, 2002, s.464­465 33 Murad Magomedov, "Prikaspiyskaya Hazariya", s..12 34 aban Kuzgun, s.97

15

1899'da Harkov ehrinin Volçansk kazasinin Saltovo köyünde, Babenko adli bir öretmen çok geni bir sahayi kaplayan bir mezarlik kefetmitir. Diardan bakilinca mezarlar pek belletmiyordu. Aratirma sonucunda birçok eser ele geçti. Eski Macar kültürüne büyük bir benzerlik göstermesi sebebiyle: Macar bilginler bu buluntulara önem vermilerdir. Bu yer, Saltovo kültürünün yerleik Hazar devletinin etrafinda yaayan Türk kitlelerine ait biri olmaliydi Macarlar ve onlarla akraba kavimler üphesiz ki bu halkin kiymetli bir kismiydilar. Mezarlar genellikle derin kuyulardan ibaretti. 0.60 ile 0.70 genilikteki, bir koridor vasitasiyla bir metre yükseklikteki bir delie gidiliyordu. Bu açiklik, esas mezar odasi için bir nevi kapi vazifesi görüyordu. Koridorla bu menfezin yükseklii aai yukari ayni idi. Esas mezar odasi dört metre kare ve yükseklii iki metre kadar idi. Odanin tavani kubbe idi. Ceset, mezar koridoruna uzatilmiti. Duvarlarda perçin eklinde çiviler kullaniliyordu ve mezarlar, ta levhalar, tahtalar ve kerpice benzer yapi malzemesi ile yapilmiti. Koridorun tavani da döenmiti. Mezarda genellikle iki iskelet bulunuyordu. Biri erkek dieri kadin veya bir erkek iki kadin ve çocuk ihtiva eden mezarlara da rastlanmitir.35 Saltovadaki mezarlara benzeyen mezarlar Daistan'daki eski Hazar ehri olan Belencer'de de bulunmulardir. Buna benzer mezarliklar Alanlarda da rastlanmaktadir. Ancak Alan mezar odalari kuzeye dorudur. Yukari Çiriyurt'ta (Daistan) batidan douya doru yönelmitir. Belencer'deki mezarlar Alan mezarlarinkinden daha fazla Don bölgesindeki mezarlara benziyordu. Alanlarinkinde sadece mezar ekillerinde deil süs ve sava eyalarinda da farkliliklar görülmektedir. Son zamanlarda Hazar Denizi çevresindeki Hazar mezarliklarinda yapilan aratirma sonucunda Saltovo--Mayatsk kültürü Hazar Kaanliinin devlet kültürü olduu kanaati olumutur. 36 Arap seyyah bn Fazlan seyahatnamesinde Hazarlarin gömme âdetini anlatmaktadir. Hazarlarda büyük Hakan ölünce onun için, içinde 20 oda bulunan büyük bir saray yapilir. Odalardan her birinde onun için bir mezar kazilir, sonra talar sürme tozu haline getirilinceye kadar kirilir ve kabrinin içi bununla döenir. Bunun üzerine de sönmemi kireç atilir. Evin altindan akan büyük bir nehir vardir. Nehri bu kabrin üzerinden geçecek ekilde düzenlerler. Böylece "eytan, insan, kurt ve haarat" ona

35 36

Bahaettin Ögel, " slamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi", T.T.K.Yay, Ank, 1984, s.230--231. Murat Magomedov, "Prikaspiyskaya Hazariya", s. 128--153.

16

dokunmasin derler. Hakan gömüldükten sonra, kabrinin hangi odasinda olduu bilinmesin diye onu gömen kimsenin boynunu vururlardi. Onun mezarina cennet derler. Mezarina gömülünce cennete girdi derler. Ayrica odalar altinla kariik dokunmu dibaç ile döenir. 37 bn Fazlan'in eserinde anlattii Hazarlarin mezar ekli Saltovo ve Belencer mezar ekline benzemektedir. Hazar devletinin nüfuz sahasi Sarkel ehrinden Kafkasya'nin kuzey kisimlarindaki Kuban bölgesine kadar uzaniyordu. Hazarlardan önceki Onogur--Bulgar devleti: Onlardan sonra buraya gelerek yerleen göçebe Türkler bu bölgeyi hem siyasi ve hem de kültür bakimindan tesirleri altinda tutmulardi. Bu sebeple Saltovo'daki Hazar kültürüne Kuban kültürleri çok yakin benzerlikler göstermektedir. Assin adli bir da geçidinden çikan bir kiliç, Saltovo'daki kiliçlara çok benziyordu. Ayrica at koumlarina ait süsler de Hazar eserlerine çok benzemektedir. 38 Kaynaklar Hazar halkinin yari yerleik hayat tarzini kabul ettiini göstermektedir. Buna ramen Hazarlar göçebelik hususiyetlerini tamamen kaybetmemilerdi. Bundan dolayi bu durum, birçok Türk kavminin tarihindeki intikal devresinin hususiyetini tekil eden yari göçebeliktir.39 aban Kuzgun Hazarlarin devletlerini kurup yerleik hayata geçtikten sonra hemen yerleik hayata alimadiklarini ve göçebelii terk etmediklerini söylemektedir. Bundan dolayi uzun süre yerleik hayatla göçebelii bir arada yürütmüler ve birçok tarihçinin, "yari göçebelik" veya "modern göçebelik" dedii bir hayat tarzini benimsemilerdir. 40 bn Rusteh, Hazarlarin Sarien ve Hanbalik ehirlerinde kii geçirdii ve bahara kadar orada kaldiini söylemektedir. Bahar gelince kirlara çikarlar ve ki gelinceye kadar orada kalirlar.41 Hazarlar Nisan ayinda bahçe ve tarlalara giderdi ve son baharda ürünü getirirlerdi. Bu ürün Hakan ve çevresine vergi olarak giderdi. Onlar için ayni zamanda çok lezzetli kirmizi balik tutarlardi. Hazarlar kendi bakanlarina vergi vermek zorundaydilar. Ayni zamanda putperest Hazarlari zorla slam

37

bn Fazlan Seyahatnamesi Tercümesi, Haz, Ramazan een, Bedir Yay, st, 1975, s.77. Ögel, s. 234. 39 A. Zajaczkovskiy, "Hazar Kültürü ve Varisleri", Çev, Çaatay Bedii, T.T.K, Yay, "Belleten"c.xxvii,sayi:105-108Ank.1963s.477 40 Kuzgun, s.104. 41 bn Rusteh, "El-Alak, El-Nefise", Haz, Ramazan een, s.36.

38

17

ülkelerine köle olarak satarlardi. Ne Hiristiyan ne de Yahudiler kendi dinine mensup olanlari köle olarak satmazdi. Bunlardan kazanilan para Harezm ve Cürcan askerlerine verilirdi.42 Hazarlarin yari göçebe hayati yaamasi yerleik hayat aliamadii için deil, corafi artlar bunlari bu tür hayat tarzi geçirmeye mecbur birakmi olmasindandir. Hazarlar kirlara bahar gelince tarim için giderlerdi. Belki bu bölgede daha verimli toprak ola bilir ve onun için oraya gitmi olabilirler. Kafkasya'da halen bahar gelince daha verimli topraklara giderler ve ürünü toplayincaya kadar orada kalirlar. Arap kaynaklara göre, Etil ehri halki, ekinlerinin etraflarindaki tarlalari ekiyorlardi. Ekinlerin hasat vakti gelince, yakinda uzakta olan hepsi çikarlar ve bunlari toplarlar. Sonra arabalarla nehrin kiyisina tairlar. Ve gemilerle nehirden ehre getirirler. Ayrica Hazarlarin yediklerinin çou balik ve pirinçtir.43 VII. ve VIII. Yüzyillarda hayvancilik ve tarimcilik Hazar ekonomisinde önemli yer tutuyordu, hele tarimcilik sulamali idi. Tersko--Sulak bölgesinde eski sulama kanallari bulunmutur. Üzümcülük ve bacilik üst seviyedeydi. Bunun yaninda hububatçilik da tarim ilerinde büyük rol oynuyordu. Tarim iinde sadece köy halki deil, ehirliler de megul idi. ehirlerde bulunan tarim aletleri, hububat Hendekleri ve ehirlerin yanindaki geni tarim bölgeleri buluntulari bunun göstergesidir.44 Gumilev, Hazarlarin kalabalik ve zengin olduunu söylemektedir. Genellikle tarim ve balikçilikla uraiyorlardi. Çarvacilik da uralari arasinda idi. Her Hazar boyunun kendisine ait nar bahçeleri ve balari vardi. Gumilev'e göre, bu bilgi Hazarlarin kuru

45

bozkirlarda

deil,

til

deltasi

sahillerinde

yaadiklarini

göstermektedir.

Bu bilgiler bize Hazarlarin göçebeden daha fazla yerleik ya da

yari göçebe hayat geçirdiklerini göstermektedir. Göçebeler Hazar çevresinde yerletii zaman doal olarak eskiden beri teekkül eden zengin tarim aletlerinin varisleri olmular. Bu adetlere dayanarak Hazarya'da hizli bir ekilde halklar karimaya baladi ve yeni bir yerleik halk ortaya çikti.46 Hazarlar yerleik hayata

42 43

Gumilev, "Zigzag storii", s.142. drisi, "Nushet El-Mutak fi htirak El-Afak", Haz, R.een, s.111. 44 M.Gadjiyev, O.M.Davudov, A.R. ihsaidov, " storia Dagestana", D.N.C, R.A.N, Yay, Mahaçkala, 1996, s.183. 45 Gumilev, "Avrasya'da Makaleler I", Çev, Ahsen BATUR, Selenge yay, st, 2006, s.283. 46 Murad Magomedov, "Prikaspiyskaya Hazariya", s.156.

18

geçip ehirler kurmulardir. Etil, Semender, Hamlik (Hanbalik), Belencer, Beyza, Savgar diye ehirleri vardi. 47 Ayrica Kevin Alan Brook, Çernigov, Çerson, Çifitkale, Doros, Feoodosiya, Karatobe, Kerç, Kiev, Sarkel, Sudak, Tmutorokan, Saltovo, Evpatoria ehirlerini de Hazar ehirleri arasinda saymaktadir. Ve Hazar bakentleri olarak Belencer, Semender ve Etil olduunu söylemektedir.48 bn el-Fakih Türklerin karargâhinin Babu'l Ebvab ehri olduunu söylemektedir. Anuirvan Belencer, Semender, Hazar ve Sekka ehirlerini kurmu, ülkesi ile Hazarlar arasinda ta ve kurundan üç yüz zira geniliinde bir duvar ina etmi, bu duvari da dalarin tepelerinde bitirmitir. Sonra bu duvari denize doru uzatmi ve demir kapilar yaptirmitir.

49

Arap kaynaklarda merkezi ehirleri arasinda Belencer,

Semender ve Etil geçmektedir. Mes'udi Hazar nehri Hazarlarin bugünkü baehri Etil'den geçer ve daha önce onlarin merkezinin Belencer ehri olduunu söylemektedir. 50 bni Havkal Etil ehrini öyle açiklamaktadir, Hazar bir bölgenin adi olup bakentine Etil denir. Aslinda Etil, Ruslardan ve Bulgarlardan onlara akan ve Hazar denizine dökülen nehrin adidir. Bunlardan nehrin batisindaki büyük kismi Etil (Hazaran olmali) denir. Dier kisim nehrin dousundadir. Hükümdar bu kisimlardan Hazaran denilen bati tarafta otururdu. Dou kisma Etil denir. ehrin her iki kisminin uzunluu bir fersah kadar olup bir sur ile çevrilidir. ehrin binalari dainiktir. Hazarlarin binalari aaçtan olup harkahlara benzemez; Üzerleri keçe ile kaplidir. Ancak pek az bina çamurdan (kerpiçten) ina edilmitir. Etilde çarilar ve hamamlar vardir. Hükümdarlarin sarayi nehirden uzakta bulunup tuladan ina edilmiti. Ondan baka kimsenin tuladan binasi yoktur. Hükümdar tuladan bina yapmaya kimseye izin vermezdi. Bütün Hazar ordusunun divanda kayitli 12.000 olduu söylemektedir. Aralarinda biri ölürse yerine baka bir kii tayin edilir. Bu askerlerin devamli gelirleri, belli bir maai yoktur. Aksine, uzun aralarla gecikmi olarak ellerine az bir ey geçer. Etil ehrinin fazla köyü yoktur. Yalniz, tarlalari dainik olup yazlari hepsi

47 48

Mes'udi, "Hudud El-Âlem", Haz, R.een, s.70. Kevin Alan Brook,, "Bir Türk mparatorluu Hazar Yahudileri", Çev, smail Tulçali, Nokta Yay, st, 2005, s.55--93. 49 bn el-Fakih, `Kitab el-Buldan', Haz, R.een, s.191. 50 Mes'udi, el-Tenbih vel- raf, Haz, R.een, s.56.

19

ekmek istedikleri eyler için tarlalara çikarlar, çiftçilik yaparlar. Bunlarin tarlalari ehirlerden uzaktir. Semender ehri ise, Etil ile Babu'l-Ebvab arasindadir. Bu ehrin etrafinda çok bostan vardir. Bu ehirde kirk bin kadar asma olduunu ve asmalar ve bostanlarin aaçlari üzerinde bir yaprak kaldi ise fakirlerin sadaka hakki yoktur derler. Ruslar onlari mahvettiler ve ehirde ya ve kuru kalmadi. Bu ehirde Müslümanlar, çeitli dinlere mensup gruplar, putperestler oturuyorlardi. Ruslarin baskisi üzerine oradan ayrildilar. Fakat topraklarin bereketi, iyi ziraatçiliklari sebebiyle üç sene geçmeden ehir eski haline döndü. Semender'in evleri harkahlardir. Binalari ise örülmü aaçtan olup damlari kubbe eklindedir. Bunlarin hükümdari Hazar hükümdarinin bir yakinidir. Onlarla Serir siniri arasinda iki fersahlik uzaklik vardir. Serir hükümdari ile Semender hükümdari arasinda bari vardi. Hazar ülkesinde Semender'den baka insanlarin toplu ikamet ettikleri yer yoktur.51 Semenderin olduu yer eski bakent Belencerden stratejik açidan daha fazla önem arz etmekteydi. Mohaçkalenin dalari denize doru uzaniyordu ve üç kilometrelik ince koridor oluturuyordu. Bu koridor deniz çevresi geçitlerini kontrol altina almak için elveriliydi. Hazarlardan önce bu bölge ran padiah Hüsrev Anuirvan tarafindan kontrol altina alinmiti. Bu yerde olan yeni bakent'te ayni zamanda denize doru yol açiyordu. Semenderin böyle bir konumu deniz ve kara taimaciliindan gelen vergileri daha düzenli bir ekilde denetlemek için çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu da Hazar Hakanliinin en önemli gelir kaynaklarindan biriydi. Sonunda Hazarya'nin yeni bakenti, Kafkas ötesine corafi açidan yakinlik saladi. Semender ayni zamanda `toplama yeri idi. Burada Hakan ordulari topluyordu ve Kafkas ötesine seferler düzenliyordu. Yeni bölgenin böyle bir strateji üstünlüü Hazarlar ehir kurmadan önce düünülmütü.52 Semender'in olduu yer imdiki Daistan'in bakenti Mohaçkale bölgesindedir. Muhammed Avabi Aktai Derbent-namede açik bir ekilde Semender Targu (Tarki) olduunu söylemektedir.53 Hazarlarin geçim kaynai sadece tarim ve gümrükten vergi toplamakla kalmayip ayni zamanda madencilik ve ticaret de Hazar ekonomisinde büyük önem taiyordu. drisi, Hazar ülkesindeki Bunuva daindan

51

bn Havkal, "Surat el-Arz", Haz. R.een, s.164--167. Murad Magomedov,' Mahaçkala, ( storya Goroda)', Jupiter Yay, Mahaçkala 2000s.27 53 Muhammed Avabi Aktai, Derbent ­Name", Çev. G.Orazayev, A.R.ihsaidov, Dagestanskoye Knijnoye Izdatelstvo Yay, Mahaçkala,1992, s.62

52

20

maden çikarildiini anlatmaktadir. Hazar ülkesinde Bunuva, (Batira ­Ural olabilir), adinda kuzeyden güneye doru uzanan bir da vardir. Bu dada kaliteli gümü ve altin madenleri bulunur. Bu madenlerden çok miktarda çikarilip etrafa götürülür.54 Hazarlarin önemli ehirlerinden biri de Sarkel'dir. Sarkel ehrinin yaninda yapilan kazilar ve aratirmalarda surlarin kalintilari bulunmutur. ehir surunun diinda da bazi iskân izlerine rastlanmiti. Bazi bilginler buna dayanarak halkin bir kisminin ehrin surunun diinda oturduu neticesine varmilardir. Sur daha ziyade tehlikeli zamanlarda ie yaramaktaydi. Dier günlerde ziraat ve hayvancilikla megul olan halk diarida oturmaktaydi. Diarida oturan halk, içeridekilere kiyaslanarak daha azdi. Savunma duvarlari genellikle tasviye edilmi toprak üzerine yapilmiti. Civardaki köylerin halen buradan çikan tulalari inaatlarinda kullanmalari sebebiyle, surlar yava-yava azalmaktadir. Tulalar üzerinde yerli içiler tarafindan vurulmu damgalara rastlanmaktadir. Bu damgalari, Tuna Bulgarlarina ait yapi talarinin üzerindeki damgalarla da mukayese edenler vardi. Sarkel'deki bu sembolik iaretler hayvan ve insan resimlerine benzerlerdi. Kalelerin arkasinda hububat depolarinin izlerine rastlanmaktadir. Hazarlarin muhasara surlarinda hububat stoklari yaptiklari bu depolardan anlailmaktadir. Hububat depolari Hazarlarin dier surlarinda ya da ehirlerinde de rastlanmaktadir. Bütün surlarin ve içindeki binalarin ayni zamanda ani bir savunma ihtiyaci sebebiyle yapilmi olmalari çok muhtemeldi. Sarkel kalesi, M.S.834 siralarinda doudan gelen göçebelere kari öncü bir kale olarak yapilmiti. Bu kale, Hazarlarin batidaki arazilerini douya baliyordu. Bu yüzden Sarkel kalesi stratejik açidan büyük bir öneme sahipti. Sarkel'in balangiçta yalnizca askeri garnizonlardan ve depolardan baka bir ey ihtiva etmedii ve bir nevi kila özellii taidii söylenmektedir. Daha sonra bu ehir ticari bir merkez olmaya balami ve bir kisim halk buraya göç etmitir.55 Kaynaklarda, Sarkel kalesinin kurulmasina Bizanslilarin yardimci olduu

geçmektedir. Bizans'in Hazar kalesinin kurulmasina katkida bulunmasi çok anlamliydi. Çünkü Bizans'in Karadeniz sahilleri civarindaki huzursuz kabilelerin Hazarya'nin dostluu vasitasiyla kontrol altina tutulmasinda çikari vardi. Böylece kendi sinirlarinin güvenliini salami olacakti. Sarkel inaatinda çalian içilerin

54 55

drisi,'Nuzhet el- Mütak fi htirak el-afak" Haz. Ramazan een, s.120 Bahaettin Ögel,226

21

yerli halktan olduu söylenmektedir. Hazarlarin ricasi üzerine Bizans imparatorluu tarafindan gönderilen Petro'na ve beraberinde getirdii Bizansli uzmanlar ise, çok büyük bir ihtimalle, sadece danimanlik yapmilardir. Kale onlarin tavsiyelerine binaen tuladan yapilmitir, ama tulalar, gerek ekilleri, gerekse üzerindeki deiik çizgi, iaret ve harflerden anlaildii kadariyla Bizanslilarin itiraki olmadan ve Bizans ekilleri örnek alinmadan yapilmitir. Yapilan kazi çalimalarinda Bizans'a ait hiçbir özellie rastlanmamitir. Duvarlar da Bizans ekliyle ina edilmemilerdir. Sarkel mimari açidan bir Bizans kalesi deildi. Bizans'a ait tek ey vardi, o da Bizans zihniyetine göre kalenin ayrilmaz parçasi sayilan kilisenin süslenmesi için Petrona tarafindan muhtemelen Hersones'ten getirilen mermer sütunlar ve sütun baliklaridir. Ancak binanin yapiminda bir mimari detaylarin kullanilmami olmasi Hazarlarin Bizans inisiyatifini oldukça sinirladiklarini açikça göstermektedir.56 Yukarida verilen bu bilgiler bize Hazarlarin ehircilikte gelimi olduunu, göçebe bir halktan daha çok yerleik bir halk olduunu göstermektedir. Yukarida sayilan Semender, Sarkel, til ve Derbent gibi ehirler ayni zamanda bir ticaret merkeziydi. Derbent hariç Hazarlar bu ehirleri uzun bir süre kontrol altinda tutmayi baarmiti. Bu ehirlere hâkim olmasi demek Dünya ticaret payinin önemli bölümüne sahip olmasi demektir. Çünkü büyük tacirler denizden ve karadan olsun bu bölgeden geçerdi. Derbent'te sürekli el deitiren bir ehirdi. Bu ehirde, hâkimiyet kurmak için Araplar ve Hazarlar çok savamilardi. Ancak Barthold, Daistan'in Derbent ve baka kisimlarinin hemen hep Hazarlarin elinde kaldiini söylemektedir.57 Mes'udi, Hazar nehrine ( til, Volga olabilir) büyük ticari gemilerin mal taidiini söylemektedir. Hazar nehri Hazarlarin bakenti til'den geçer. Burtas nehri de Hazar nehrine dökülür. Burtas, Harezm ile Hazar arasinda yaayan ve Hazarlara tabii olan büyük bir Türk kabilesidir. Bu nehirde Harezm ve dier memleketlere ait büyük ticaret gemileri mal ve eya tairdi. Siyah tilki derileri Burtas ülkesinden getirilir. Bunlar en makbul ve en pahali kürklerdir. Kürklerin en kalitelisi Arabî denilen cinsti. Dier milletlerin hükümdari bu kürkleri giymekle övünürler.58 Ancak bn Rusteh Hazar hükümdarin gemileri olmadiini söylemektedir. Adamlari

56

57

M. .Artamonov, "Hazar Tarihi", Çev..Ahsen Batur, Selenge Yay. st, 2004, s.387­391 V.V.Barthold. "Orta Asya Türk Tarihi Hakkinda Dersler", Haz: Kazim Yaar Kopraman, Afar smail Aka, Emel Yay, Ank, 1975, s.81 58 Mes'udi,'el-Tenbih ve'l- raf.Haz.Ramazan een.S.56

22

da gemicilie alikin deildir.59Aslinda Hazarlarin gemiler vardi, çünkü Hazarlarin tarladan toplanan ekinleri nehir yoluyla ehirlere tainirdi. Hazar genelde ithalata dayali bir pazardi. Un, bal, mum, kürk gibi eyler baka yerden getirilirdi. Hazar ülkesinden baka yerlere bir ey ihracat edilmediini söylemektedir. Ülkede köle ticareti de yaygindi. Satilan Hazar köleleri, çocuklarini satmayi ve birbirlerini köle etmeyi mubah sayan Putperestlerdendir. Yahudiler ve Hiristiyanlar ise Müslümanlar gibi birbirlerini köle edinmenin haram olduunu inanmaktaydi.60 Hazar ülkesi tamamen dia bali bir ülke deildi. Nitekim Murat Magomedov Hazar ülkesindeki hayvancilik, çiftçilik, üretim ve zanaatlarin gelimesiyle, hem iç hem de di ticaretin gelitiini söylemektedir. Semender ehrine hem ditan hem de Hakanliin uzak mekânlardan mallar geldiini söylemektedir. Bu bilgiler bize Hazarya'nin hem ithalat hem de ihracat yapan ülke olduunu göstermektedir. Hazar mezarlarinda bulunan Arap, Bizans ve Fars ülkelerine ait çok sayida paralar bize Hazarlarin di ülkelerle ticaret yaptiini göstermektedir. Kuzey Kafkasya'da VII-IX yüzyillara ait Arap ve Bizans'a ait çok sayida paralar ve hazineler bulmulardi. Kuzey Kafkasya Hazarya'nin bir parçasiydi. Ticaretin gelitii siralarda Hazarlar kendi paralarini bastirmilardi. Para basmak sadece iktisadi deil, siyasi önem de taiyordu. Hazarlar kendi paralarini basmayi rakipleri olan Bizans ve Araplara kari yapmitir. Belencer'de bulunan altin paralar Hazarlara ait olduu söylenmektedir.61 Güney Rusyada bulunan 850 yillara ait dirhem sikkeleri tartimaya yol açmitir. Bu sikkelerin üzerindeki gizemli bir Arapça yazida, sikkelerin basim yeri olarak Ardu'l Hayr (Khair ülkesi) adinda, bugüne kadar tanimlanmami bir yer belirtilmektedir. Bazi bilim adamlari bunu "Ardu'l Hazar" Hazar ülkesi olarak okumularsa da bu okuyu evrensel olarak kabul görmemitir. Güney Rusya'daki Voronej iline bali Devitsa köyünde yapilan kazilarda ortaya çikarilan 86 tane özgün dirhem sikkeleri Üzerinde yapilan incelemede 750'lerden 820'li yillara kadar tarihlenen bu sikkelerde birçok kronolojik hata bulmulardi. Paralarin üzerinde basilan tarihler ile parayi bastiran halifenin gerçekte iktidar olduu tarihler uyumamaktadir. Ayrica, paralarin üzerine basilan halife ve yer adlarinda da (Samarkand yerine Sarkand gibi)yazim

59 60 61

bn Rusteh,"el-Alak el-Nefise", Haz. Ramazan een, s.50 Yakut el-Hamavi,"Mücem' el- Buldan", Haz. Ramazan een, s.139 Murad Magomedov, "Prikaspiyskaya Hazarya' s.182

23

hatalarinin da var olduu söylenmektedir. Bulunan 86 sikkenin 42 tanesinde Türkçe'de "" sesi veren harf vardir. Bu harf hem Sarkel'de bulunan Hazar yapimi çanak çömleklerin, hem de Saltovo Mayatsk bölgesinde bulunan objelerin üzerindeki runik yazilarin benzeridir. Rus numistat Aleksey Andreeviç Bikov'a göre bu kirk iki sikke, Hazarlarin para bastiklarina dair oldukça inandirici delillerdir. Thomas Noonana göre bu Türkçe ibare Hazarlardan çok Peçenekler'e ait olmalidir. Arap ve Bizans paralari diinda Çeçenistan'da Hüsrev II. Perviz(590­628)in hükümdarlii döneminde basilan ran dirhemleri de bulunmutur. Bunlarin diinda Hazar ülkesine Rus ve Çin tüccarlari da gelirdi. Hazar ve Çin arasinda ticari ilikiler çok geni bir alana yayilmi idi. Çin'den Hazar ülkesine pekli Çin elbiseleri, Çin yapimi aynalar ihraç ediliyordu. Saltovo bölgesinde VIII-IX. yüzyila ait olduu tahmin edilen Çin yapimi büyük ayna bulunmutur. Bunun diinda Volgograd ehrinin Leninsk bölgesinde bulunan Tsarev'de kazi yapilan bir kurganda X. yüzyila ait olan bakir Çin sikkesi bulunmutur. Kuzey Kafkasya'da ki Mosçevaya'da bulunan Çince yazilmi bir gelir gider listesi Çin tüccarlarinin Hazar ülkesine geldiklerine dair bir kanittir. Rus tüccarlar til den ötelere, kunduz kürkü, tilki kürkü, kiliç ve çeitli mallar taiyorlardi.62

B. Hazarlarin Devlet Sistemi Hazar Devleti yanindaki komu halklari içine alip 558'de Daistan'da devlet kurdular. Seri'r, Lakz, Maskat gibi ülkeler de buna dâhil idi. Ancak bunlar iç ilerinde serbest idi. Bu bir nevi federasyon gibi idi. Ayrica Onoar, Sabir, Burgar, Kuturgar, Tokuz, Oguz, Dirmar, Sariyor, Baraçolu (Barlu=Bersiliya), Kalau gibi birtakim kavimler de Hazar topluluun içindeydiler.63 Hazar devletinin kurulmasini aratirmacilar Türküt devletinin yikilmasina baliyorlar. VI. asirda Orta Asya ve Dou Avrupa'daki bütün Türk akraba topluluklar Hazar ve Bolgarlarla beraber Türklerle (Türküt) birleip askeri-siyasi birlii kurdular. Hazarlar eskiden çok güçlü olan Aina sülalesine ait idi. Türküt Devleti yikildiktan sonra Hazarlar Bersiliya'ya gittiler. Bersil halki, Orta Asya'da hâkimiyeti kaybetmesine ramen devlet gelenei

62

Kevin Alan Brook, "Bir Türk mparatorluu Hazar Yahudileri", Çev: smail Tulçali, Nokta Kitap Yay. st, 2005, s. 179­186. 63 erafettin Erel, s. 26

24

ve uluslar arasi otorite sahibi Türkütlerin varisi olan Hazarlari kabul ettiler. Bersilliler Hazarlari ho kariladilar ve Bersil ülkesinde yönetici hanedan olarak kabul ettiler. Hazar Hakanlari Borsil kizlarla evlenirlerdi. Bersil kizlarinin çocuklari doal olarak yönetici olan Hazar hanedanin varisleri oldular. Ayni zamanda bunlar Bati Hazar çevresinde Türküt kaanliinin siyaseti devam eden varisleriydi. Hazarlarin gelmesiyle Bersilya'da oluan yeni siyasi durum, devlette çift yönetim sistemi olumasinin en önemli nedeni idi. Aina sülalesinden olan Hazarlar devlette yönetici hanedan idi ve Hakanlar diye adlandiriliyorlardi. Bersil halkinin gerçek iktidari devlette devam ediyordu ve bunlara ad ve bek derlerdi. Bersil halki devlette icrai kuvvet temsil ediyordu. Ancak Aina'ya olan saygiyla devlet Hazar devleti olarak anilmaya balandi. lk etapta yeni hanedanin Kaanliinin siyaseti Türküt kaanliindan farkli deildi. lk hedef Bolgar devletine yakinlik duyan göçebe halklari kontrol altina almakti. Hazarlar önce kendine rakip olan Bulgarlara saldirip devletin sinirlarini geniletti.64 Hazarlarin Hakanlikla ilgi Arap kaynaklarinda önemli bilgiler vardir. stahri

Hazarlarin en büyük idarecisinin hakan olduunu söylemektedir. Bu zat Hazar hükümdarindan daha büyüktür. Ancak, Hakan'i Hazar hükümdari tahta çikarir. stahri Hazar Hakaninin seçilmesiyle alakali ilginç bir yöntem anlatmaktadir. Hakan'i tahta çikarmak istedikleri zaman onu getirip iplikle boynunu sikarlar. Cani çikmaya balayinca "Ne kadar müddet hakanlik yapmak istersin?" derler. O da "u kadar sene ",der. Söyledii sene gelince ve Hakan ölmemi ise onu öldürürler. Hakanin emir ya da reddetme yetkisi yoktu. Halk ona çok saygi gösterirdi ve yanina girildii zaman secde ediyorlardi. Hakan sadece mehur aileden olabilirdi. Hakanin huzuruna hükümdarlar ve onun seviyesinden olan pek az kiiden bakasi giremezdi. Onun huzuruna giren yüzünü topraa sürer ve ona secde eder. Hakan yaklamasina izin verinceye kadar uzainda dururdu. Felaket esnasinda Hakani saraydan diari çikartirlardi. Onu gören Türkler ve onunla beraber yaayan baka dine mensup olanlar ona hürmet göstererek çarpimayarak geri dönerdi. Hazarlarin hakaninin kabrine de saygi gösterilirdi. Onun kabine urayan herkes hayvanlardan iner ve oraya secde ederdi. Kabri gözünden kayboluncaya kadar

64

Murad Magomedov, "Prikaspiyskaya Hazariya" s.75­78

25

hayvanlarina binemezlerdi. Hakanlik için sadece taninmi bir sülaleden olmasi yetmiyordu, ayni zamanda fazla zengin de olmayacak. Reislik sirasi bunlarin birine gelince onun hal ve vaktine bakmadan, onu Hakan yaparlardi. Hakanin ev ve çadiri sadece hakan için kurulurdu.

66 65

Gerdizi Hazarlarin en büyük

hükümdarinin Hakan olduunu söylemektedir. Hakan Hazar hükümdarliini ayakta tutan ve salahiyet verendir. Hükümdarlik onunla akt olunur. Hükümdarlari öldüü zaman yeni bir hükümdar tayin etmek istedikleri zaman Hakan hükümdar olacak ahsi getirir, ona Allah'i hatirlatir, nasihatte bulunur, devletin hukukundan yapmasi ve yapmamasi gereken eyleri anlatir. Vazifesinde kusur yapmasi ve doru yoldan ayrilmasi halinde nasil bir vebale ve günaha gireceini anlatir. Bu nasihati duyunca bazi hükümdar adaylari hükümdarliktan vazgeçerlerdi.67 Bu bilgiler bize Hazar Hakaninin ia veya ad'dan daha üstün olduunu

göstermektedir. Her ne kadar devletin asil idare ilerine bakan ia olsa da halk arasinda asil hükümdar hakandi. Hakan bir nevi manevi liderdi.(Bu az da olsa imdiki bazi Avrupa ülkelerinde olan kraliyet sistemine benzemektedir. Devleti asil yöneten babakan olsa da milletin manevi lider kral veya kraliçedir.

1. Ordu Hazarlar güçlü bir orduya sahiplerdi. Hükümdar atina binince 10.000 süvari onunla beraber atlarina binerlerdi. Askerlerin bir kismi maali dier kismi ise zenginlerin yardimlariyla geçinirdi, kendi eya ve silahlariyla hükümdarin maiyetine katilirlardi. Baka bir yere askerleri sevk edince çocuklarini, mallarini korumalari için kalabalik bir kuvveti evde birakirlardi. Ordu sefere giderken önünde öncüleri bulunurdu. Mum veya neft (petrol)'ten yapilmi mealeleri hükümdar giderken önünde tairlardi. Böylece, hükümdar askerlerin bainda aydinlikla gider. Hükümdar ganimetten istedii kadar alabiliyordu, geri kalan ise askerlere daitilirdi. Hazar Hakanlii tarihinin büyük kisminda Hazarlara kari çikabilecek hiçbir komu ülke

65 66

yoktu.

Arap

kaynaklarinda

Hazarlara

kari

yapilan

ciddi

savalar

stakri, "Mesalik el-Memalik" Haz. Ramazan een, s 158­159 Gerdizi."Zeyn el-Akbar".Haz. Ramazan een, s.82 67 bn Havkal,'Surat el-arz" Haz. Ramazan een, s. 168

26

anlatilmaktadir. Zamaninda büyük devlet olan Sasanileri çökerten Arap- slam ordusu Kafkasya'ya, Hazarya'ya girince ileri gitmeye zorlandilar. Bu bize Hazarlarin güçlü bir orduya sahip olduunu göstermektedir.68 Yakut el-Hamavi Hazar hükümdarinin ordusunun daima 12.000 kii olduunu söylemektedir. Bu askerlerden biri ölürse yerine yenisi tayin edilirdi. Bu sayi hiç eksilmezdi. Harp çiktiinda veya balarina büyük bir olay geldii zaman ayrica asker topladiklarini söylemektedir.69 Hazarya'da yabanci ülkelerden gelen askerler de vardi. Hazarya'ya Harezmden gelen Müslüman askerlerden bahsetmektedir. Zamaninda bunlarin sayisinin 7000'e çiktii ve bunlarin çok kuvvetli ve kahraman olduunu söylemektedir. Hazar hükümdari harplerde, savata onlara dayanir. Bunlari "Erisiyye" dine taninirlar. Bunlarin gelme sebebi Harezm ülkesinde sava ve veba hastalii çikmasiydi. Harezmliler hükümdarla yapilan anlama sonucunda Hazarya'da kalmilar. Bu anlamanin artlari arasinda Müslümanlarin dinlerini serbestçe tatbik etmeleri, mescitler ina etmeleri, ezan okumalari, vezirin onlar arasindan seçilmesi gibi hususlar vardi. Ayrica Müslümanlar arasinda sava çikarsa bunlar dindalarina kari savamayip ordudan ayriliyorlardi. Bunlar onlara kari savamazdi.70 Akdes Nimet Kurat "Erissiye'nin olduu dönem Hazar ülkesinin zayifladii dönemdir"demektedir.71

2.Yargi Arap kaynaklar Hazar ülkesinde adalet ilerine bakan yedi kadinin olduunu söylemektedir. Bu yedi kadi Hükümdara baliydilar. Kadilar Müslüman, Yahudi, Hristiyan ve Putperestlerdi. nsanlar arasinda muhakeme edilecek bir ey çikarsa bunlar karar verirlerdi. htiyaç sahipleri bizzat hükümdara deil, bu hâkimlere bavuruyorlardi. Mahkeme gününde bu hâkimlerle hükümdar arasinda bir elçi bulunurdu. Hâkimler bu elçi ile cereyan eden mahkemeleri ve müracaatlari hükümdara bildirirler. Bu elçi mahkemeler ve ihtiyaç sahiplerinin istekleriyle ilgili hükümdarin kararini hâkimlere getirir, hâkimler de onun emirlerine göre karar

`Tarih-i Taberi Tercümesi', Haz. Mustafa Can, Can Kitapevi, Yay, C.3, s.410­424 Konya, el-Belazuri' Fütüh'ül Buldan' Çev. Mustafa Fayda, Kültür ve Turizm Bakanlii Yay. Ank, 1987, s.294-303 69 Yakut el-Hamavi, `Mücem el-Buldan' Haz. Ramazan een, s.139 70 bn Rusteh,' el-a'lak, el-nefise' Haz. Ramazan een, s.46 71 Kurat, s.41­42

68

27

verirlerdi.72 Davalarin bir yil içinde sonuçlanmasi gerekiyordu. ayet dava bir sene içinde sonuçlanmazsa hükümdar tarafindan bir karara balanmasi gerekirdi. Hükümdar bu davayi ehir halkinin huzurunda karara balardi.73 bn Faldan, Müslümanlarin bainda Hakanin vazifelilerden Hazz adini taiyan bir Müslümanin var olduunu söylemektedir. Hazar ülkesinde oturan ve ticaret için gelip giden Müslümanlarin hukuki ileri bu Müslüman vazifeliye havale edilmitir. Ondan bakasi Müslümanlarin ilerine bakamaz ve aralarindaki anlamazliklarda hüküm veremez.74 Hazarlarin gelmesiyle oluan güven ve düzenlik bölgenin gelimesine yol açiyordu. Hazar ülkesine balanan devletler daha önce söylendii gibi iç ilerinde baimsizdilar. Bunlar ayni zamanda rahatlikla kendi dinini yaayabiliyorlardi. Devlette oluan hogörü, adalet ve güvenlik baka ülkelerdeki tüccarlarin ve zanaatçilarin gelmesine sebep oluyordu. Bunlar da devletin gelimesine büyük katki saliyordu.75

C. Hazarlarda Din Kaynaklara göre, Hazarlar tek Tanriya inanmaktadirlar. Tanriya "Tengri" derlerdi. Tek Tanriya inanmalari semavi dine geçmeyi kolaylatirdi. Rivayette Bizans elçisi aziz Konstantinios'un Hazar sarayinda karilanma töreninde, Hazar Hakani misafirin erefine istedii zaman, öyle demiti: Her eyi yaratan tek Tanrinin erefine içelim. Aziz Konstantinios'da "Ben tek Tanrinin kelamina ve ruhuna içiyorum diye cevap verdiinde, Hazar Hakani tek Tanriya olan inancini teyit etmek için u mukabelede bulunmutu " Hemfikiriz, yalniz siz Kutsal üçlüe biz ise tek Tanriya inaniyoruz, ayrildii nokta budur.76 Arap kaynaklarina göre, Hazarlarin Müslüman, Hiristiyan ve Yahudiler içerisinde Abede-i Evsan'dan insanlar vardir. Bunlarin arasindan sayi bakimindan en az olan Yahudiler, en fazla olanlar da Müslümanlardir. Fakat padiah ve hecesi (çevresi) Yahudi'dir. Gerdizi de Hazarlarin en büyük reisi, lad, kumandanlar ve büyüklerden

72

stakri, " Mesalik el-Memalik", Haz: Ramazan een, s. 156 erafeddin Erel, s.28 74 bn Faldan seyahatnamesi, Haz. Ramazan een, Bedir yay., st, 1975, s.79 75 Murad Magomedov,"Prikaspiyskaya Hazariya", s. 156 76 Zajaczkovskiy , "Hazar Kültürü ve Varisleri", Çev. Çaatay Bedii, Belleten, CXXVII. s. 105­108 TTK Basim evi: Ank, 1963, s.479

73

28

ona meyli olanlarlarin Yahudi olduunu söylemektedir. Geri kalanlar, Türk Ouzlarin dinine benzer bir dine mensup olanlardir.77 Kafkasya'da ki Hunlar günee, aya, atee ve suya kurban verirdi. Bunlarin arasinda en saygi gösterilen gök ve iiin tanrisi olan Gök Tanri idi. Bunlar ona ati kurban ederlerdi ve bu kan kutsal aacin çevresine dökerlerdi. Kafa ve deriyi de aaca asiyorlardi. Hunlar Tek Tanriyi temsil eden güne tilsimi tairlardi, bu tilsim bütün Hazar hakanliinda yayilmiti. Hunlarin dini Hazar halki arasinda da yayilmiti. Kutsal aaçlarin diinda bunlarin kâhinleri, büyücüleri, efsunculari da vardi. Eski Türk dini Hazarya'da az da olsa IXX. yüzyillarda da devam etmekteydi. Hikmet Tanyu, eski Türk dinine amanizm, totemizm denilemeyeceini ona sadece Tek Tanri dini veya Gök Tanri dini denilebileceini, bunlarin bir bakimdan Hanifler gibi olduunu söylemektedir. Gök-Tanri, Kök-Tanri veya Gök Tengriyi tanitmak gerekirse, bunu Yüce Tanri, Ulu Tanri dini olarak anlamamiz gerektiine iaret etmektedir. Abdulkadir nan ise eski Türklerin dinini amanlia benzetmektedir.78 Hiristiyanlik Hazar Hakanliinda erken zamanda balamitir. Kafkasya, Azerbaycan ve Güney Rusya'da Hiristiyanlik daha XI. yüzyilda yayilmaya ve yerlemeye balamitir. Kuzey Kafkasya'da yaayan Hunlar ve onlarin devami olan Sabarlar (Savir, Sabir) 507­508 yilinda Arran patrii Kardust'un tevikleri ile Hiristiyanlii kabul etmilerdi. 677­703 Arran metropoliti srail, Hazarlar arasinda Hiristiyanlii yaymitir. IX. yüzyilda ise Hazar hakaninin Hiristiyanlikla ilgilendii ve Bizans imparatoruna elçi göndererek ülkesine misyonerler yollamasini istedii söylenmektedir. Hazarlarin bu istekleri daha sonralari bu hususta bir takim efsanelerin çikmasina vesile olmutur. Hazar Hakani imparatordan ülkesine âlim bir din adami göndermesini, zira memleketlerinde Müslümanlarla Musevilerin hummali bir faaliyet içerisinde bulunduklarini, ayet gönderecei din adami kendilerini ikna etmeyi baarirsa, Hiristiyanliini kabul edeceklerini bildirmitir. Bunun üzerine mparator " Slav Havarisi" lakabi kazanan ve Avrupa'da Slavlar arasinda din neri ile öhrete kavuan Konstantin'i (Kiril) 860 yili

77

sonlarinda

Hazarlar

arasinda

misyonerlik

yapmakla

görevlendirmitir.

bn Havkal , "Kitabül Mesalik ve'l memalik" haz. Yusuf Ziya Yörükan, Müslüman corafyacilarina Gözüyle Ortaçada Türkler, Gelenek Yayincilar, st, 2004, s. 118­119 78 Hikmet Tanyu , "Türklerin Dini Tarihçesi", Türk Kültür yay. st, s.12, Abdulkadir nan" Eski Türk dini Tarihi", Milli Eitim Basim evi. st, 1976, s.2­4, Harun Güngör, "Lev Nikolaeviç Gumilevin eserinde Türklerin Dini Hakkinda Bazi Notlar", Türk Dünyasi Tarihi Dergisi say, 2004.03.207, Türk Dünyasi Aratirmalari Vakfi, st.2004, s.43­44.

29

Konstantin Hazarlara gitmeden önce bir süre Kirim'da kalmi ve Hazarca örenmi. Don ve til nehirlerini aarak Hazarlarin bakenti til'e gitmitir. Hazar hakani tarafindan iyi karilanan Konstantin, hakanin huzurunda bir Müslüman hoca ve bir Musevi hahami ile din münazarasi yapmi ve rivayete göre onlardan üstün gelmitir. Fakat buna ramen Hakan Hiristiyanlii kabul etmedi. Hiristiyanlar da Hazarlar arasinda fazla bir baariya ulaamamilardi. Hazarlar arasinda Hiristiyanliin yayilmasi VIII. yüzyil bainda genileyen Güney Kafkasya ve Azerbaycan'daki Arap fütuhati ile sona ermitir. Ancak Hazar Devletinin yikilmasindan sonra Hiristiyan ahali Rus kilisesi içerisine girmitir.79 Baka kaynaklarda ise VIII. yüzyilda Hazarlar da Hiristiyanliin varliinda bahsedilmektedir. 860 yilinda Konstantin Kiril til'e girince genelde Bizans sinirindaki ve Kirimda yaayan Hazarlar Ortodoksluu kabul ediyorlardi.80

1. Musevilik Hazarlarin Musevilii kabul edip etmemesi bilim adamlari arasinda tartimalidir. Mes'udi, Hazar Hükümdarinin Harun er-Reid zamaninda Musevilii kabul ettiini söylemektedir. slam ülkelerinden ve Bizanstan gelen Yahudi gruplar ona katilmilardir. Çünkü 332(943­44)yilinda Bizans imparatoru Armenos (Romanos) ülkesinde bulunan Yahudileri Hiristiyanlia geçmeye zorladii ve bu konuda takibat yaptirdii için, Yahudilerin bir kismi Bizans topraklarindan Hazar yurduna kaçtilar.81 Baka bir kaynak ise Yahudilerin Hazar topraklarina çok eskiden geldiini söylemektedir. Yahudiler Kafkasya'ya ran tarafindan gelmilerdi. Rivayete göre 491 yilinda ran'da büyük kuraklik yaanmi ve bunun üzerine de çekirge istilasi olmutur. ran ah Kavad devlet ambarlarini açmaya mecbur kaldi, ama halkin isyanini bir türlü durduramadi. Mazdaklardan biri Kavad'a bir teklifte bulunmutu. Teklifte halklar arasinda eitleme vardi. Yani zenginlerden alip fakirlere daitmak ve Mazdakilere kari çikanlari cezalandirmak. ah bunu mantikli bulup kabul etti. Mazdakiler de devleti ele geçirip ahi kukla haline getirdiler. 496 yilinda ah

79

Mualla Uydu Yüce, "Hazar hakanlii", "Türkler" c.II Yeni Türkiye yay. Ankara, 2002, s.457 Kamuran Gürün, "Türkler ve Türk Devletin tarihi", Karacan yay. Ank, 1981, s.234, A.V.Superansk. Z.G. saeva, H.F, shakova, "Toponimiya Krima", Moskovskiy Licey Oformleniya, Moskva, 1995, s.17 81 Mes'udi,. s.69

80

30

bakanlardan kaçip Eftalitlere siindi. 529'da Mazdekilerden intikam almak için orduyu toplayip geri geldi. Kavad, Mazdekileri ve onlarin taraflarini diri diri gömerek cezalandirdi. Mazdeki olaylarda Yahudiler de aktif rol oynamiti. Hedefteki Yahudiler Kafkasya'ya kaçip Terek Sulak bölgesine siindilar. Hazarlar da aciyarak bunlari kabul ettiler. Zengin Yahudiler hükümdarlara hediyeler getirdiler. Yahudi kizlari da Hakan haremini doldurdular. Böylece onlar Hazar bölgesinde yerlemi oldular. Yahudilerin asil meslei ticaret ve murahabacilik idi. Yahudiler Hazarya da büyük servet elde ettiler. Türklerde adet olarak çok evlilik devam edip güzel Yahudi kizlarla evleniyorlardi. Yahudi kizlardan doan çocuklari da hakan olurlardi. Bunlar ayni zamanda Yahudi cemaatine de anne tarafindan baliydilar. Yahudi sülalenin devami anne tarafindan giderdi. Çocuklar Tora ve Talmud öreniyorlardi. Anne tarafindaki akrabalik balarindan kopmuyorlardi. Ve onlarin tavsiyesiyle evleniyorlardi. VIII. yüzyil yarisinda yari Yahudi olan ilk Hakan Bulan oldu. O Hazar devletinde Hazarlar ve Yahudi cemaat arasinda merkezi bir siyaset yapti. Ondan sonra Yahudi cemaatinin destei ile devlette darbe yaptilar ve iktidara Yahudi asilli Obadiy geldi. Türk asilli olan Hakan göstermelik bir hale geldi. Hakan tutuklu haldeydi ve yilda sadece bir kere halka gösteriyorlardi. 790 yilinda Hazarya'da Yahudi dini resmi din ilan edildikten sonra deiik ülkelerden Yahudiler Hazarya'ya akin etmeye baladilar. Hiristiyan topraklarindan kovulan Yahudiler hizli bir ekilde Hazar ehirleri ve mahallelerini doldurmaya baladilar. Onlara Obadeyin çevresinde yer verildi. Devletin önemli görevleri Yahudilere verdiler. ran ve Bizans topraklarindan Yahudi köle tüccarlari akin ettiler. Musevilikten baka burada yeni Yahudi mezhebi Karai(Karaizm) ortaya çikti. Böylece Türk Hakanlii Yahudi-Türk Hakanlii oldu.

82

Devletin

büyük

kismi

Türklerdi,

ancak

yönetici

sinif

Yahudilerdi. Gumilev, Hazarlarin Yahudilie geçmesi diye bir ey olmadiini söylemektedir. Hazarya'da yaayan Yahudilere Hazarlar denilmesi okuyucuyu airtmasin, bu sadece sub-etnos gurbette baka bir etnosun adini aldii zaman genelletirilen etnonimler için geçerli bir alikanliktir. Tipki Rusyada'ki bir Bretonun kendini Fransiz, Fransadaki Karelin'in de kendini Rus diye tanitmasi gibi. Yabancilar için Hazarlar Hazarya'da yaayan ve Hazar Hakanlii iktidarina itaat

82

P.N.Bezertinov, "Tatari,Türki-Potreatsateli Vselennoy( storiya verlikih imperiy", C.1 Kalkan Yay. Naberejnaya Çelni, 1997, s.138­140

31

eden insanlardi.

83

Hazarlarin Karaimlii bilim adamlari arasinda tartimalidir.

Hazarlarin Karaim mezhebini kabul ettiine dair net bir delil yoktur. Karaimlik Tevrat'i kabul edip Talmud'u kabul etmeyen akimdir. Hazar Hakanlii Yahudilie geçtii siralarda Karaim mezhebi, henüz "Karai" ismi ile mevcut deildi. Karaimlik inanci etrafinda birleenlere o siralarda "Ananiyyun" deniliyordu. Bu mezhep mensuplarina ancak IX. yüzyilda Karai ismi verilmitir. Talmudist Yahudiler, Yahudilii, srail oullarinin milli dini haline getirip baka milletlerden insanlara kendi inançlarini benimsetmeye çalimazken, Talmud'a muhalif olan gruplar misyonerlik faaliyeti yapmi ve baka irklardan insanlari kendi inançlarina sokmaya çalimilardir. aban Kuzgun'a göre Hazarlarin Karai inancini kabul etmi olduklari eklinde ileri sürülen tezin kesinlik kazanmasini engelleyen iki sebep vardir. Birincisi Hazarlarla çada olan kaynaklarda "Hazarlar Karai inancini kabul ettiler" eklinde açik bir ifadenin yer almamasidir. kincisi ise, Hazar Yusufun mektubunda, Obadiye'nin Tevrat ve Talmud öretmek için okullar açtiini belirtmesi ve Petahyah'in Badat'ta gördüü Hazar Hakaninin elçisinin Tevrat ve Talmud'u öretecek bilginleri Hazar ülkesine götürmek için orada bulunduunu eserinde belirtmesidir.84 Gumilev Hazarya'daki Karaimlik hakkinda farkli görüdedir. Gumilev'e göre Karaimlik, babasi Yahudi olup annesi Türk olan çocuklar tarafindan benimsenmitir. Obadiy daha önce söylendii gibi Yahudi anneden doan çocuktu. Babasi Yahudi ve annesi Hazarlilardan olan çocuklarin durumlari farkliydi. Çocuk babasinin kabile mülkündeki miras hakkini devralamaz. Yahudi Haham okullarda Talmud'u öretemez, kendi anne babasinin diinda kimseden destek göremezdi ki, bu da zaten kabile gelenekleri ve Musevilik kanunlariyla sinirlanmitir. Bu zavallilara hayatta yer yoktu. Bu yüzden onlar da Hazarya'nin uç kesimine ­Kirim'a siindilar. Onlarin torunlari Kirimin küçük Karaim etnosunu oluturdu. Bunlarin antropolojik özellikleri Türk ve Yakin Dou tipini andirmaktadir.85

83

L.N. Gumilev, "Eski Ruslar ve Büyük Bozkir Halklari" çev. Ahsen Batur, Selenge yay. st, 2003, s.146­147 84 aban Kuzgun. s.145­164. Ünver Günay, Harun Güngör, "Balangiçtan günümüze Türklerin Dini Tarihi" Rabet yay. st, 2003, s.227 85 L.N. Gumilev "Eski Ruslar ve Büyük Bozkir Halklari", s.158

32

II. BÖLÜM

KAFKASYA'DA SLAM FET HLER

A. lk Müslüman Fetihleri Hz. Peygamber (s.a.s)'den sonra yayilmaya balayan slam fütuhati halife Hz. Ömer zamaninda (642) kisa sürede Nihavend'e ulati. Nihavend'in fethi ayni zamanda Hazar devletini de ilgilendiriyordu. Çünkü Sasani devletine ait olan nihavendi fethettikten sonra sira Derbent ve Hazar ülkesine gelecekti. Hz. Ömer çevresine daniarak komutan olarak Numan b. Mukrim'i görevlendirir. Numan da bunu kabul edip sefere çikti. Numan kendi komutanlarindan Muire b. u'be'yi anlama için elçi olarak Nihavende gönderir. Olumlu cevap alamayan elçi geri döner ve durumu Numan'a anlatir. Bunun üzerine Numan Cuma namazindan sonra savaa çikti. Numan bu savata ehit oldu. Ancak Müslümanlar galip oldular.86 Araplar Nihavend'e baarili sefer yapsa da Sasani devletinin hükümdari Yezdigerd'i hala ele geçirememilerdi. Yezdigerd Müslümanlara kari komu ülkelerden adamlar toplamaya devam ediyordu. Bunlar arasinda Türkler de vardi. Hz. Ömer Yezdigerd'i yakalamak için on iki bin kiilik bir ordu gönderir. Ve "Yezdigerd nereye varirsa oraya git" diye emreder. yice zayiflayan Yezdigerd acem halkindan bekledii yardimi alamadi. Yaninda sadece dört bin kii vardi. Bunlarin çou da savatan anlamayan saray ahalisiydi. Yezdigerd bu sebepten dolayi Horasandan kaçmaya mecbur kaldi. Baka bir rivayete göre oradaki bir deirmende öldürülmütür.87 Buniyatov, Sasani devletinin 642 yilinda yönetim olarak çok zayif kaldiini söylemektedir. Sasani devletine bali olan devletler artik baimsiz hareket ediyorlardi. slam halifeliine balanip balanmayacaklarina da kendileri karar veriyorlardi. Yardim için gelenler olsa da ortaya çikan anlamazliklardan dolayi geri gidiyorlardi. Bu durum Araplarin iini kolaylatiriyordu.88

"Tarih-i Taberi Tercemesi" Haz. Mustafa Can, Can Kitabevi, Konya, 1974, C.3, s.97­102 Taberi, s.118-120 88 Z.M.Buniyatov, " zbranniye Soçineniye" Elm yay. Bakü, 1998, C.1, s.45

87

86

33

Sasani devleti ele geçirildikten sonra, Araplar yönlerini Hazarya'ya çevirdi. Araplarla Hazarlar arasinda birkaç asir süren ilikiler olmutur. slam fetihleri sayesinde ran'in bütün bölgelerine yayilan ve karilarina çikan bütün engelleri aan Araplar, Kafkasya'nin sarp ve yüksek dalarini da aarak Hazarlarla büyük savalara girimilerdir. Bizanslilar, Hazarlarla iyi geçinmek ve dostluklarini kazanmak için ellerinden gelen her eyi yapiyorlardi. Çünkü Hazarlarin Araplara kari koymalari, Bizanslilar açisindan çok önemliydi. Bazi tarihçiler Arap ­ Hazar savalarinin, Araplari Dou Avrupa'yi fethetmekten vazgeçirdiini belirtirler. Çünkü Araplar, Kafkasya'da Dou Avrupa'ya ilerlemelerine engel olacak düzenli ve güçlü bir orduyla karilamilardir. Araplarin burada büyük zaferler kazanmalarina ve Hazar bakentine ulaip burayi hâkimiyetleri altina almalarina ramen bölge halki yeniden güçlenip direnie geçilmiti. 643 yilinda Suraka b. Amr komutasindaki halife ordusu Derbent ehrine doru ilerlerler. Suraka'nin yaninda Abdurrahman b. Rabia el-Bahili, Selman b. Rabia, Huzeyfe b. Esed el-Gifari v.b. önemli bazi kiiler de vardi. Arap ordusu komutani Abdurrahman b. Rabia ile Derbent'in o zamanki hükümdari ehrbraz arasinda görümeler yapilmi ve sonunda iki taraf arasinda bir anlama yapilmitir. Hz. Ömer'in görevlisi Suraka, Hazarlara aman yazisi yazmi; Hazar hükümdari da cizye ödemeye razi olmutur. Böylece Hazar halki slam adaletini tatmitir.89 Dakuki burada hakli olarak halkin slam adaletiyle tanitiini söylemektedir. Çünkü Azerbaycan ve özellikle Arran halki (Kuzey Azerbaycan halki), Araplar gelmeden önce çok kötü durumdalardi. Bölge halki Bizans, Sasani ve Hazar akinlarindan çok rahatsizdi. Sürekli savalar bölgenin ekonomisine ciddi zararlar vermekteydi. Buniyatov, Araplar geldiinde en azindan Emevilere kadar bölge halkinin özellikle çiftçilerin daha iyi yaamaya baladiini söylemektedir. Araplar, bunlardan sadece vergi istiyorlardi ve iç ilerine karimiyorlardi. Yerli halk ayni zamanda kendi din ve kültürlerini devam ettirebiliyorlardi.90 Sanirim Daistan ve Kafkasya'nin durumu da Azerbaycan'inkinden pek farkli deildi.

89

Hüseyin Ali Dakuki, "Dört halife devrinde Araplar ve Hazarlar", Çev. Faruk Toprak, Türk Kültür Aratirmalari Dergisi, sayi 2 A.Ü. Basimevi, Ank, 1987, s.92 90 Buniyatov, s.110

34

Suraka, Derbent'te vefat edince, Hz. Ömer derbent'e vali olarak Abdurrahman'i görevlendirir. Abdurrahman, orada Hz. Ömer'in vefatina kadar görevine devam etmi ve Hz. Osman zamaninda derbent'te vefat etmitir. Abdurrahman zamaniyla ilgili ilginç rivayetler vardir. Rivayete göre O, ehirleri Müslüman ettikten sonra bu gazada olanlardan bir kii Hz. Ömer tarafina geldi ve Hz. Ömer ona "Derbent'i nasil geçtiniz, onlarla nasil savatiniz ki onlarin hepsi kâfirdiler?" diye sordu. O'da Hz. Ömer'e "Onlar bizi görünce dediler ki: biz hiç böyle asker görmedik. Bizden sordular ki siz melek misiniz yoksa Âdemolu musunuz? Âdemoluyuz ancak göklerin melekleri bizimdir, herkim bizimle sava ederse onlar bize yardim ederler diye cevap verdik. Bu sebepten dolayi bizimle savamadilar." Onlardan biri Araplar ölür mü ölmez mi diye okunu alip, bir aacin arkasindan ok atip Müslümanlardan birini öldürdü. Hazarlar, Müslümanlardan ölen olduunu örenince o vakit savaa baladilar. Araplarda ondan sonra derbent'ten çekildiler. 91 Abdurrahman, Suraka gibi seferler yapmaya devam etti. Yeni vali dalari ve vadileri aarak iki fersah ilerledi. Abdurrahman sefer sirasinda birçok kavimleri slamiyet'e çairdi ve bunlar slamiyet'i kabul ettiler. Bazi Gürcü hükümdarlarla vergi verme artiyla bari anlamasi yapti. Bundan sonra Derbent'e döndü ve orada Hz. Osman zamaninda vefat etti. Abdurrahman ahsi olarak iyi birisiydi ve halk onu çok seviyordu. O vefat ettiinde, rminiye, Azerbaycan, Mugan ve irvan halki çok üzüldü. Bunun üzerine Hz. Osman vali olarak onlara Habib b. Mesleme'yi tayin etti. Habib b. Mesleme'de kendi halimliiyle ve bari sevgisiyle bölge halkini rahatlatti.92 Taberi'de Abdurrahman'in ahsiyeti ile ilgili güzel bir örnek vardir. Rivayete göre; Abdurrahman Derbent'in hükümdari ehrizad'da çok güzel bir yüzük görür ve beenir. Bunun deerini sorar o da cevaben "Bunun deeri bilinmez ama ben bu kiinin nafakasindan baka melik'e üç bin dirhemlik hediye gönderdim ve o yoldaki meliklerin kimine üç bin kimine iki bin hediye gönderdim" dedi ve parmaindan yüzüü çikartip Abdurrahman'in önüne koydu. Abdurrahman onu tekrar ehrizad'in parmaina takti ve "Bu bizim iimize gelmez" dedi. Abdurrahman'in hareketinin

Taberi s.114, bn ül-Esir, " slam Tarihi", çev. Ahmet Airokça, Özdizgi Matbaasi, st. 1986, C.1, s.136 92 Abbas Kuli- Aga Bakihanov, "Gülistan-i rem", haz. Buniyatov, Elm yay. Bakü, 1991 s.48­49

91

35

üzerine ehrizad, "Eer acem hükümdarindan bir kimse olsaydi, bunu benden zorla alirdi. imdi sizin ahdiniz ve vefaniz olduu için bütün cihani alacaksiniz".93 bnü'l-Esir, Abdurrahman'in Belencer'e doru gazaya giderken Türkler ve Hazarlarla çikan savata ehit olduunu söylemektedir. Abdurrahman'a kilicinin adina nispetle "Zün-Nur" adi veriliyordu. Abdurrahman'in ölümü üzerine (653) O'nun cesedini alip bir sanduka içinde topraa verdiler. Halk, her yamur duasina çiktiinda Ondan yardim dilerlerdi. Bundan anlailiyor ki, Abdurrahman'a olan sevgi Azerbaycan ve rminiye diinda Belencer'de de vardi. Bilindii gibi Belencer bir Hazar ehridir ve bu olay bize Abdurrahman'in Hazar halki tarafindan benimsendiini göstermektedir.94 Hz. Osman, Abdurrahmanin vefatindan sonra Habib b. Mesleme'ye mektup yazip, rminiye'ye savaa gitmesini emreder. Habib b. Mesleme am fetihleri ve Rum savalarinda güzel iler baarmi bir isimdi. Onun kahramanliklari Hz. Ömer döneminde de Hz. Osman ve ondan sonra gelenler tarafindan da iyi bir ekilde biliniyordu. Habib b. Mesleme alti bin baka bir rivayete göre de sekiz bin am ve el-Cezire halkindan oluan askerlerle sefere çikti ve Kalikala'ya ( rminiye ehri ) geldi. ehir halki ona kari geldi. O da onlara kari savati ve onlari ehre siinmaya mecbur etti. Bunun üzerine Onlar, ehri terk etmek veya cizye ödemek artiyla güven istediler. Onlardan pek çou ehri terk etti ve Bizans ülkesine siindi.

1. Selman b. Rebia'nin Kafkasya Fetihleri Habib b. Mesleme birkaç ayini rminiye'de geçirdi. Bu arada patrik Ermenyakos Müslümanlara kari el-Lan, Efhaz, Semender ve Hazar halkindan yardim istedi. Bunu haber alan Habib b. Maslama, Hz. Osman'a mektup yazdi ve yardim istedi. Hz. Osman Muaviye'ye Habib b. Mesleme'ye yardim etmesi için mektup gönderdi. Bu mektup üzerine Muaviye tarafindan Habib b. Mesleme'ye iki bin asker gönderildi. Ordu Kalikala'ya yerletirildi. Onlara kta yoluyla topraklar verildi. Kendilerini Kalikala'da parali muhafizlar olarak birakti. Hz. Osman Kufe valisine de yardim için mektup göndermiti. Kufe valisi de Selman b. Rabia el- Bahili kumandasi altinda

93 94

Taberi, s. 115­116 bn ül-Esir, C.3 s. 137

36

Habib b. Mesleme'ye yardim gönderdi. Selman b. Rabia cömert, fazil ve savaçi bir kimse idi. O, Kufe halkindan alti bin askerle Habib b. Mesleme'ye doru yola çikti. Bu arada Bizanslilar ile müttefikleri ilerlemiler ve Firat kenarina kadar gelmilerdi. Beklenen yardim gecikmiti. Müslümanlar, Bizanslilara gece baskini düzenlediler. Onlari yerlerinden attilar ve büyüklerini öldürdüler. Selman b. Rabia cepheye vardiinda Müslümanlar dümanlarini yenmilerdi. Kufe'den gelen askerler, ganimetlerden kendilerine de pay verilmesini istediler. Ancak onlar bunu kabul etmediler. Habib ile Selman birbirlerine air sözler söylediler. Bazi Müslümanlar Selman'i ölümle tehdit ettiler. Bu durum Hz. Osman'a iletildi. Hz. Osman da ganimetin am halkinin hakki olduunu yazdi ve Selman b. Rabia'ya yazdii mektupta Erran'a (Arran) savaa gitmesini emretti.95 Hazarlar'a kari yapilan ilk önemli hücum hicri 32 yilinda (652­653) Selman b. Rabia kumandasindaki ordu tarafindan yapilmitir.96 Derbent geçidini aan Selman b. Rabia o zamanki ba ehir Belencer'e kadar ulati. Fakat bu orduyu yenen ve geri çekilmeye mecbur birakan Hazar kuvvetleri, rminiye bölgesine kadar ilerlemeyi baardi. Rivayete göre Erran'a sefer yapan Selman b. Rabia, el- Beylekani(Belokan, Kuzey Azerbaycan) ehrini bari yoluyla fethetmi ve ehir halkinin can ve mallarina eman vermitir. Ayrica onlarin cizye ve haraç ödemelerini art kotu. Selman daha sonra Berze'a'ya geldi ve es-Sürsur irmai kenarina ordugâh kurdu. Bu nehir ehire çok yakindi ehir halki kendi diindakilere kapilarini kapattilar. Selman günlerce kapilari zorladi ve köy baskinlari düzenledi. Bu sirada hasat zamani idi. Sonunda elBeylekan anlamasina göre anlatilar ve Selman'a kapilari açtilar. O'da ehre girdi ve orada kaldi. Selman etrafa, yerleim merkezlerine süvarileri gönderip fetheder. Selman, Erran diinda baka yerleri de fethetti. Daha sonra emkur ehrini fethedip islamiyeti kabul etmek isteyen Hazardan gelen bir zümreyi oraya yerletirdi. emkur'dan sonra Selman daha kuzeye doru ilerledi ve Kabele'yi fethedip, ekken ve el- Kamiberan valisiyle vergi vermek artiyla anlatilar. Hayzan halki ve irvan emiri ile el-Cibal (dalar, Daistan) emirleri Maskat ve es-Saberan halklari ve Derbent ehri de Selmanla anlatilar.

El-Belazuri,"Fütuh'ul- Buldan", çev. Mustafa Fayda, Kültür ve Turizm bakanlii yay. Ankara, 1987, s.282­284 96 Ahmet Taail, "Hazarlar" T.D.V. slam Ans. Cild. XVII. stanbul 1997 s.114

95

37

Hazar hakani, süvarileri ile birlikte Belencer irmainin arkasinda Selmanla karilati. Selman dört bin askeriyle öldürüldü. Onlarin sava yerinden tekbir sesleri iitiliyordu. air bn Cumane el-Bahili, Selman ve Kuteybe b. Muslim haklarinda u iiri söyledi: " Bizim iki kabrimiz var; Biri Belencer kabri, dieri es-Sin'deki kabir. Bu kabirler, ne kadar kutludur. Es-Sin'deki kabrin feyz ve yardimi umumidir. Belencer'deki kabrin hürmetine de yamurlar yaar."97

Selman b. Rebia'nin vefatini haber alan Hz. Osman rminiye valisi olarak Huzeyfe b. elYemam el. Absi'yi tayin etti. Selman b. Rebia'dan sonra Hz. Osman rminiye valisi tayin etmeye zorlanir. Tayin edilen valileri sonradan azlederdi. Huzeyfe'den sonra yerine Sila b. Züfer el. Absi'yi vali olarak tayin etti. Daha sonra Hz. Osman Azerbaycan ve rminiye'ye el. Muire b. u'beyi vali tayin etti, sonra onu da azletti, yerine el-Kasim b. Rebia b. Umeyye b. Ebi's-Salt es-Sakati'yi tayin etti. Bir baka rivayete göre oraya Amr b. Muaviye b. El-Muntetik el-Ukayliyi vali tayin etti. Hz. Osman'in ehit edilmesinden sonra (656) ve Hz. Ali'nin halife seçilmesinden sonra meydana gelen kariikliklarin Kafkaslar yönünden slâm fetihlerinin azalmasi üzerine kari harekete geçen Hazarlar Arran'a kadar indiler. Hz. Ali rminiye ve Azerbaycan valiliine el­E'i b. Kays'i tayin etmiti. Selman b. Rebia'nin zamanindaki fetihleri birinci dönem olarak sayilmaktadir. kinci dönem ise yaklaik 60 yil sürdü. (Yil asrin 60'li yillarindan VIII. Asrin 20. yilina kadar)98. Bu dönemde bainda Halifeliin içinde bulunduu iç kariikliktan dolayi Kafkasya ve Daistan'a seferler yapamiyorlardi. Araplar Hazar ve Daistan çatimalarinda baarisiz olmaya baladilar. Emeviler ve iiler arasinda çikan anlamazliktan dolayi, Halifelik Kafkasya'da aktif siyaset yapamiyordu. Hazarlar Kafkasya'da ve bu arada Kafkas ötesinde siyasi nüfuzlarini güçlendirdi. Ve VII. Asrin 80­90. yillarda bölgeyi hâkimiyeti altina aldilar. Kafkas Albanya'si ise, VII. Asrin 50­ 80. yillari arasinda Arap ­ Bizans çatimalari ve Halifeliin iç kariikliindan yararlanarak rminiye ve Gürcülerle beraber baimsizliini ilan etti. Ayni zamanda da

97

98

El-Belazuri, s.290­292

El­Belzzuri, s.292­293, Ahmet Taail, "Hazarlar", s.118.

38

Hazarlar ile ilikileri düzeltmek için çabaliyorlardi. Albanya hükümdari Cevanir Hazar hakaninin kiziyla evlendi. Siyasi ve ideoloji alaninda ilikileri düzeltmeye baladi99. Muaviye, rminiye ve Azerbaycan valiliine El­ E'as b. Kayss'i tayin etmiti. Daha sonra buraya Muaviye tarafindan Abdullah b. Hatim b. En-Numan b. Amr el­Bahili vali tayin edildi ve orada öldü. Bunun diandi en­Neeva ehrini de yaptirdi ve Berzeç ehrini de tamir ettirdi. Bir baka rivayete göre o bu ehrin binasini yeniledi. Valiler bu dönemlerde fethedilen topraklari elinde tutmaya çaliiyorlardi. Hayarya üzerine, yeni fetihler yapma gücünde deillerdi100.

B. Emeviler Döneminde Hazarlara Kari Yapilan Seferler

VII. y.y sonlarinda slâm halifelii düzelmeye baladi. ktidara gelen Abdulmalik b. Mervan'in (685­714) devlette yaptii reformlar sonucunda slâm halifelii toparlanmaya baladi. slâm halifelii Kafkas topraklarini yeniden kontrol altina almak için harekete geçti. Abdulmelik b. Mervan rminiye'ye kendi kardei Muhammed b. Mervan'i tayin etti.

Muhammed b. Mervan isyan eden rminiye halkina kari savati ve onlari malup etti. Bir kismini öldürdü ve esir aldi. Ve ülkeyi kontrol altina aldi. Onlardan geriye kalanlara ise iyi eyler sunacaini vaat etti. Ve kendilerini Milat'taki kiliselerde topladi. Muhammed b. Mervan üzerine kapilarini kapattirdi ve bu kapilara adamlar koydu ve onlari yaktirdi. Bu savalarda Siseçayi Patriinin kizi olan Yezid b. Useyd'in annesi esir alindi. Muhamed b. Mervan'in kilisedeki adamlari yakip yakmadii tartimalidir. Mustafa Fayda, "Bizim esas aldiimiz metinde onlari yaktirdi" yazili; dier baskida ise, "onlari korkuttu" eklinde olduunu söylemektedir101. slâm halifelii Kafkas ötesini kontrol altina alip yeni fetihlere hazirlanmaya baladi. rminiye valilii de Hazar ülkesine fetih yapanlarin bir üssü halindeydi. Çünkü Kafkasya'ya yapilan seferlerin komutanlii rminiye valilerine veriliyordu. rminiyye corafi bakimdan Hazar'a yakin bir bölgeydi102. Arap ordulari hem Hindistan, hem spanya hem de Afrika ve Kafkaslarda savaiyorlardi. Bizans'taki iç kariikliklar ve saray darbeleri Araplarin iini kolaylatiriyordu ve onlarin büyük bir kismi, Abdülmelikin bu yüzyilin ilk çeyreinde

99

A. R. ihsaidor, M. G. Gadjiyev, O. M. Davudoy, " storiya Dagestana", DNTs,, Ran Yay. Mohaçlale, 1996, s.302­303. 100 ihsaidov, " storiya Dagestana", s.203. 101 El­Belazuri, 294. 102 sben, s.910­918.

39

sirayla halifelik yapan (Velid, 705­715; Süleyman 715­717, Yezid 720­721 ve Hiam 721­723) dört olunun sütkardei, Mesleme'nin kumandasindadir. Bizans imparatorluunun bakenti olan Konstantihopolis'e adim adim yaklamilardi.103. 705 yilinda halife Velid Derbent'i almak için seçilmi 40000 askerle Mesleme'yi gönderir. Hazar Hakani Derbent kalesinde 3000 kiiyi birakip, kendisi bakente gitmiti. Mesleme Nahçevan'a yakin olan Cula ehrini alip, Lahican ve irvan'a doru ilerleyip buralari da fetheder. irvan Derbent'e yakin bir ehirdi. Fethedilen bu ehirlere kendi hükümdarlarini koyuyordu. 710 yilinda amcasi Muhammed b. Mervan'in el-Cezire ve rminiye valiliinden azledilmesi üzerine bu makama Mesleme tayin edildi. Ayni yil Hazarlara kari harekete geçen Mesleme Derbent'e kadar ilerledi ve bazi ehir ve kasabalari almayi baardi104. Mesleme Derbenti almanin ne kadar zor olduunun farkindaydi ve ümidini keserek geri dönmek istiyordu. Ancak gece vaktinde kaleden bir ahis Mesleme'ye varir ve ona "Sen bana gerektii kadar para verirsen, ben seni gizli yeralti geçidinden kaleye götürebilirim, bu geçidi benden baka kimse bilmez" dedi. Mesleme buna razi oldu. Abdulaziz iki oluyla birlikte ve yüz adamiyla bu adama güvenmeye razi oldu. Ganimetin Hums diindaki hepsi Abdulazize aitti. Bunlarin arkasinda da 6000 kadar adam da elik ediyordu. Bu ahsin gösterdii kalenin kuzey tarafindaki yeralti geçitini açtilar ve kaleye girdiler. Onlar o kadar sessizce içeri girdiler ki Hazar garnizonu hiçbir eyin farkina varamadi. Gece yarisinda sava baladi. Hazarlar sabaha kadar ümitsizce kendi ailelerini ve canlarini koruyorlardi. Sabaha doru Müslümanlar kaleye hâkim oldular ve geri kalan ordu da oraya geldi. Bütün ganimeti anlamaya göre a verdiler. O da bunu 6000 kii arasinda paylati. Yol gösteren o âhisi da cömertçe mükâfatlandirdi ve ömür boyu bakim altina aldilar. Mesleme'nin Hazarlarin bu kaleye tekrar gelebileceini düünüyordu. Derebenti tekrar Hazarlarin eline geçmemesi için kaleyi yikmayi emreder. Ordu komutani Abdulaziz bu görüü kabul etmiyor. Hazarlar tekrar buraya gelip yeniden kaleyi ina edebilirler ve Azerbaycan ve rminiye'yi rahat birakmazlar dedi. Mesleme bu tavsiye'yi dinlemedi ve kalenin iki tarafini yikmayi emretti. Abdulazizi Azerbaycan ve rminiyye'nin valisi tayin edip kendisi am'a döndü. Hazarlar tekrar Derbent'e dönererek Derbent kalesini tekrar ina etmeseler de rminiye ve Azerbaycan halkini rahatsiz etmeye devam ediyorlardi. Bu vilayetlerin ikâyeti üzerine Mesleme 40000 kiilik orduyla tekrar Derbent'e döner ve

103 104

Bahriye Üçok, " slâm Tarihi (Emeviler, Abbasiler)", Ank. Üniv. lah. Fak. Yay, Ank, 1968, s.177 Bakikanov, s.50.

40

ehri ele geçirir. Duvarlari tekrar yaptirip orda 5000 askeri birakir ve geri döner. Birkaç yil sonra Hazar tehlikesi tekrar baladi. Derbent'ten hiç kimse güvenle diari çikamiyordu. Hazarlar vadilerden geçerek rminiye ve Azerbaycan halkini yamalamaya devam ediyordu. Abdulazizi bunlara karilik verse de, durdurmayi baaramiyordu. Hazar ­ Arap çatimalari durmadan devam ediyordu. O zamana ait Gürcü vakayinamelerinde Müslüman komutani Cemcem Azam'la (719) ilgili rivayetler vardi. Vakayinamede Cemcem Azam Gürcü valisi Arçile ikence etmi. Cemcem Azam Daistan ve irvana'da baarili seferler yapmi. Onun hakkinda ismi bilinmeyen bir air Fars dilinde iir yazmi. Onun mezari Sultan Cemcem adiyla adlandirilmitir. Mezar Derbent'in güneyindedir. Oraya ibadet için ziyaretçiler gelir. Ziyaretçileri genelinde kadinlar oluturuyordu.

1. Ebu Ubeyde b. Cerrah'in Fetihleri

792 yilinda Abdulazizi vefat eder. O zaman ki Halife Yezid b. Abdulmalik, Ebu Ubeyde Cerrah'i 6000 askerle Derbent'e gönderir. Cerrah Maskur'a gelip çevresinden askerleri toplayip Rubas nehri sahilinde durdu. Cerrah henüz Müslüman olmayan Tabasaran ve Kaytag emirlerini çairdi ve onlara "Ben buraya Arabistandan Hazarlara kari savamak için geldi ve sizden yardimi istiyorum dedi. Lezgi komutanlarindan Artami gizlice Hazar Hakaninin oluna haber verir. Hakanin olu o zaman sava için Kayakent'e gelmiti.105 Cerrah Hazar Hakaninin oluna söylenen eyden haber alip tedbir aldi ve üç gün sonra Derbent'e sefer düzenledi. Oraya varinca Cerrah Hazarlardan kimseyi bulamadi. Bunun üzerine her nerede rminiyeli bulursa onu yamalamayi ve kendilerine kari savaanlari öldürmeyi emretti. Cerrah 21.000 askerle Derbent'e yakin olan Mehrevan'a gidip, orda ne bulursa yama etti. 15000 koyun ve siir ve üç kii esir alip geri geldiler. Bunun haberini alan Hazar Hakaninin olu Narcil 10000 askerle Mehrevana geldi. ki ordu kari kariya durdurdular. Cerrah kendi askerlerine öyle dedi. "Ey Müslümanlar imdi size Haktan baka kimse yardim etmez. imdi siz ona dayanin ve öyle bilin ki sizden her kim ölürse cennet bulur ve eer zafer bulursa namdar olur ve ganimet alir." Müslümanlar da evkle tekbir getirerek savaa baladilar. Müslümanlar Hazarlari malup ettiler ve çok sayida ganimet aldilar. Cerrah ondan sonra Bergu ehrine sefer düzenledi ve orda 6 gün savati. Bergu halki da bari istemek zorunda kaldi. Bergu ehrini alip Belencer'e kari savati. Belencer melikinin olunu ve kizini ve teallukatlarinin hepsini esir aldilar. Cerrah onlari kendi mali ile satin alip Belencer

105

Bakihanov, s.50­51.

41

melikinin ardinca gönderdi ve eer senin yaninda bir ihtiyaci varsa kabul edersin dedi. Cerrah ondan sonra hisara gitti, Müslüman askerleri gördüü zaman onlari güven (aman) altina aldi. Cerrah onlarla bari yapip çok sayida mal aldi ve Semender'e gitmeye karar verdi. Bu esnada Belencer melikinden mektup gelir. Belencer meliki kendine yaptii iyilie karilik iyilik yapmak istediini söyler. Sen benim ehlimi, ailemi, malimi ve mülkümü geri verdin. imdi haberin olsun ki Hazarlar ve dalik bölgedeki melikler anlamayi bozdular. Ve ittifak kurup bütün yollari ve derbendleri baladilar. Belencer meliki bu mektubu ulatiran askerlerinin geri gönderilmesini istedi. Bu mektup üzerine Cerrah askerlerini geri çeker. Onlar Ke'e gidip kii orda geçirdiler. Cerrah Yezid'e mektup yazip yardim istedi. Cerrah yardimi bekliyordu, ancak bahar gelince Yezidin öldüünü haber aldi. Yeni halife Hian b. Abdülmelik yardim geleceine dair mektup yazdi. Bunun üzerine Cerrah burdan tekrar Verkan ehrine gider ve oradan da Erdebil'e geçer. Erdebil'de o zaman 3000 civarinda Müslüman yerlemiti. Cerrah orda yerleip 4 tarafa asker gönderir. Onlar heryeri yamalayip esirler aldi. Bunun üzerine Hazar meliki Narcil babasi Hakana adam gönderdi. O da herkese mektup yazip Müslümanlara kari savamaya çairdi. Hakan oluna 300.000 kiilik orduyu toplayip gönderdi. Hakanin olu Müslümanlara kari saldirmaya baladi. Her tarafi yamalayip air asker ile her nerede Müslüman askerlerden buldu ise kiliçtan geçirdi. Müslümanlarin askerleri Hazarlarinkinden çok azdi. Hazarlarin 300.000 Müslümanlarin ise 20.000 askeri vardi. Artamonov, Arap kaynaklarinda geçen 300.000 askerin çok abartili olduunu söylemektedir. Azerbaycan Meliki Merdanah Cerrah'a senin askerlerin onlarinkinden çok az olduundan am'dan yardim gelene kadar Seylam dainda bekle dedi. Cerrah da ona ben Hak Tealaya siinirim dedi. Merdanah ama benim ömrüm küfür içinde geçti eer Müslüman olup ehit olursa günahlarim affedilip cennete girebilirmiyim diye sorar. Cerrah da girersin dedi. Merdanah Müslüman olup savamaya baladi. Birçok dümani öldürüp kendisi ehit oldu. Hazarlarin saldirmasiyla Müslümanlar zayif dütüler. Hazarlar Müslümanlari kirdilar. Cerrah çok direndi ancak ehit dütü. Müslümanlari öyle kirdilar ki o 20.000 kiiden ancak 100 kadar kii kurtuldu. Onlar da am'a gelip Hiam b. Abdülmelik'e haber verdiler. Hiam b. Abdülmelik Cerrah b. Abdülmelik için çok aladi. Hazarlar Cerrahi öldürünce Müslümanlarin üstüne yüklendiler, bulduklarini kirdilar. Cerrahin hanimlari ve çocuklarini esir ettiler. Hiam b. Abdülmelik Cerrah için intikam almak

42

istiyordu. Kendi vezirlerini toplayip görüme yapti. Toplanti karariyla hepsi oybirliiyle Sa'd b. Amir el­Ceri'yi seçer. Cerrahin fetihleri üçüncü devir olarak kabul edilmektedir. Bu devirde Cerrah zamaninda Daistan ve Hazar halklari bir olup ittifak kurdular. Daistanlilar siyasi baimsizlik için mücadele ediyorlardi. Her ne kadar Cerrah Kafkasya'da malup olsa da bunun seferleri bölgede büyük kayiplar ve ekonomik açidan büyük zararlar getirdi106.

2. Mesleme b. Abdülmelik Dönemi

Hazarlar Azerbaycan'i yakip yikmaya devam ediyorlardi. Hazar birlikleri Diyarbakir ve Musul'a kadar ilerledi. Halife Hiam rminiye ve Azerbaycan valisi olarak tekrar Mesleme'yi görevlendirdi(725). Fakat kendisi Kafkas ötesine gelinceye kadar Hazarlara kari direnmek üzere, sancai bizzat kendi elleriyle teslim ettii 30 bin seçme savaçi ve masraflar için 100.000 dirhem vererek yola çikardii mekûr Said. b. Amr el­ Haraiyi görevlendirdi. Said b. Amr Hazarlarin yamayla megul olmalarindan ve birliklerinin çeitli yerlere dailmi bulunmasindan faydalanarak, saldiriya geçip onlari parça parça yok etti. Kafkas ötesine geldikten sonra önce Cerrah'in ordusundan geriye kalanlari bir araya topladi ve arkasindan da Van gölü yakinlarindaki Ahlat ehrini ele geçirdi107. Oradaki ordularla savaip çok sayida ganimet ele geçirdiler. Orduyu bozup daittilar. Müslüman ordulari gördü her kaleyi ele geçirip oradan mallarini alip kiz ve erkeklerini de esir ettiler. Said b. Amr ondan sonra Berda üzerine geçer ve kendi askerleri mal ve esirlere rabet etmeyip dümanlara kari savamaya çairdi. Ondan sonra mali ve esirleri bulursunuz dedi ve Beylekan ehrine geçti. Beylekan köylerinden biri Said b. Amr'a Hazarlarin kendilerine yaptiklari zulmü anlatir ve yardim ister. O kiinin kizlarini Hazarlar esir almiti. Said b. Amr o köye ordu gönderip ne kadar Hazar varsa kiliçtan geçirdi ve kizlarini kurtarip atasinin eline verdi. Said b. Amr Hazarlarin elinde olan Müslümanlarin esirlerini kurtarmaya baladi Hazarlar birkaç yerde binlerce Müslüman esirleri tutmutu. Hazar Hakaninin olu Narcil Vertan kalesi üzerine gitmiti. Said b. Amr da onlara elçi göndererek ben gelene kadar dayanin dedi. Said b. Amrin ordusu kaleye ulainca Hazarlar savatan vazgeçip, idebile kadar kaçtilar. Kaledeki kadinlar ve çocuklar sevinçten onun ayaina dütüler. Hazarlardan kimseyi bulamayinca bir kii

106

Taberi, s.110­113, Sihsaidov, " storiya Dagestana, s.205, Michael Kumosko, "Araplar ve Hazarlar" Fuad Köprülü, Türkiyat Mecmuasi", c.III, st.1935, s.154­155. Aratamonov, s.282 107 Hüseyin Ali Dahuki, "Emevi hilafeti devrinde Hazar Tehlikesi", s.98, Artamonov, s.283.

43

Said b. Amr'a Müslümanlarin esir tutulduu yeri anlatir. Orada be bin Müslüman esir vardi, onlar arasinda Cerrahin kizi ve yakinlari da vardi. Bunun üzerine Hazar dilini bilen brahim b. Asim'i dört bin askerle oraya casuslua gönderdi. brahim Hazarlarin elbiselerini giyip oraya vardi. Orada Cerrahin kizina yapilan ikenceleri gördü ve Said. b. Amr'a anlatti. Said b. Amr hemen yola çikip seher vaktinde oraya ulati. Hazarlar o zaman yatiyorlardi. Kimisi sarho, kimisi de mahrur idi. Müslüman askerlerinin geleceini hiç düünmüyorlardi. Hemen harekete geçen 4000 kiilik ordu sabaha doru 10.000 kiiye yakin Hazari kiliçtan geçirdi ve ancak birkaç kii kurtulabildi. Onlar gelip Hakanin oluna haber verdiler. Müslümanlar orda çok büyük ganimet ele geçirdiler ve esirleri kurtardilar. Tam o siralarda boz atli bir kii Said b. Amr'a varip Cerrah'in kizinin esir olduu yere gitmesini istedi. Said b. Amr 20000 askerle hemen harekete geçip dier Müslümanlari kurtardi ve dümanlarin hepsini kiliçtan geçirdi. Cerrah'in haremi Said'in yanina geldiler. Hallerini ve durumlarini anlattilar. Said onlari görüp çok aladi. O ganimet mallari alip Tacverda ehrine döndü. Bu arada Hazar Hakaninin olu Arap ordularinin geldii haberini aldi ve etrafindan çok sayida asker toplayip Said'in üzerine yürüdü. O anda boz atli kii tekrar Said'in yanina gelip selam verdi. Said'de selami alip ona senin gelmen daima bize mübarek oldu ve kilavuzlardan ise rast geldiini söyledi. O da Emire Hakan oluyla savamaya niyetinin olup olmadiini sorar. Emir de ona gayrette istediini söyledi ve harekete geçti. Emir Said'in ve Hakanin olunun askerleri Derbent civarinda karilatilar. ki ordu arasinda iddetli sava baladi. lk hamlede Müslüman askerleri kaçmaya balamiti. Bunu gören Said Müslüman askerlere nerde sizin gayretiniz bu kadar kâfirden kaçarmisiniz diye haykirmaya baladi. Müslümanlar yine gayrete gelip hamle ettiler ve Hazarlarin askerlerini bozup kirdilar. Onlarin elindeki 4000 Müslüman esiri kurtarip yine Tacveran ehrine geldiler. O boz atli adam tekrar gelip Said'e Hakanin olunun 100.000 askerlik orduya yetitiini söyledi ve ekledi, asla korkma firsat senindir. Bu haber üzerine Said dört bir tarafinda küçük büyük askerleri toplayip harekete geçi. 50.000 kadar Müslüman askeri hazirladi. Müslüman askerleri Narcil ile karilatilar. Aralarinda balayan savata Narcili attan indirip az kalsin öldürüyorlardi, ancak bunu gören Hazarlar ona yardima yetiti ve Said'in elinden kurtardilar. Müslüman askerlerin sava taktii Hazarlari korkutuyordu ve airtiyordu. Müslümanlar Hazarlara air bir darbe vurdular ve bozguna urattilar. Bu savata dier kazanilan savalardaki gibi bol miktarda ganimet toplandi. Askere düen pay çok büyük idi. Taberi, ellibin kiiden her birine 1700 filüri hisse dütüünü ve bete

44

birinin de Hiam b. Abdülmelik'e gönderildiini söylemektedir. Hazar askerleri ise kaçmaya mecbur kaldilar108. Said b. Amr zamaninda slâm ordusu artik kendini koruma yerinden daha çok saldirma gücüne ulati. Cerrah'tan sonra zayiflayan Arap nüfuzu artik güçlenmeye balamiti. Yukarida geçtii gibi Said'in uyguladii yeni taktik vardi o da bir hareket idi. Birkaç seferde Hazarlarin beklemedii bir anda harekete geçiyordu ve savai kazaniyordu. Netice olarak onun seferleri Kafkas ötesinin tekrar ele geçirmesi ve esir olan Müslümanlarin da kurtarilma operasyonu olarak adlandirilabilir. Çünkü aai yukari yapilan bütün seferlerin sebepleri esir olan Müslümanlari kurtarmakti. Said'in azledilmesinden sonra rminiye ve Azerbaycan'a vali olarak yeniden Mesleme atandi(730)109. Mesleme'ye gelinceye kadar Hazarlarla yapilan çarpimalar bitmiti. Halifenin genel valisi yine de vekil olarak gönderdii kiinin baarilarindan hiç memnun deildi. Ve hatta kendisi gelinceye kadar Hazarlara kari çatimaya girmemesi yolundaki emrini dinlemedii için Said'i tutuklatip hapse atmiti. Taberi de Mesleme ve Said arasinda kavga çiktiini söylemektedir. Mesleme Said'e neden emrine uymadiini sorar. Said de ona senden mektup gelmeden önce Hak Teala firsat verdi. Hazar askerlerini bozdum. Eer senden gelen mektup savatan önce gelseydi, sen gelene kadar sabrederdim dedi. Mesleme Said'e senin amacin Allah rizasi deil öhrettir dedi. Karilik olarak da Said ona, benim yaptiim slâm'in izzeti için ve Allah Teala'nin rizasi içindir, geri kalan ferman senindir dedi. Bunun üzerine Mesleme ona yumruk atip zindana atti. Bu haber Hiam b. Abdulmalik'e ulati. Hiam yaptii harekete kari Mesleme'ye kizdi ve ona mektup yazdi. Mektupta Said'i serbest birakmasi, ondan özür dilemesi ve ödüllendirmesi vardi. Eer kabul etmezsen seni zalimlerden sayacaim diye de tehdit etti. Bunun üzerine Mesleme Said'i serbest birakir ve köyleri verir110. Mesleme zamaninda Derbent tekrar Hazarlarin eline geçmiti. Derbent o siralarda sürekli el deitiriyordu. Araplar ve Hazarlar bu ehir için çok savatilar. Stratejik açidan önem taiyan Derbent'i kimse birakmak istemiyordu. Müslüman Araplar için Derbent Kuzeye açilan kapiydi. Mesleme Derbent'i tekrar fethetmek için yola çikti. Derbent'e kadar ilerleyen Mesleme önünde ne kadar kale varsa sava ve bari yoluyla aldi. Derbent'e varinca Mesleme, kaleye dokunamayip ve hiçbir ey demeden Belencer'in üstüne geçti.

108 109

Taberi, s.417. Abdulkerim Özaydin, "Türklerin slâmiyet'i Kabulü", Genel Türk Tarihi, Yeni Türkiye Yay, Ank, 2002, C.2, s. 625. 110 Artamonov, s.285., Taberi, s.418­419.

45

Hakan ordusuyla karilaip iki ordu savatilar. Sava çok iddetli idi ve her iki taraftan çok kii öldü. Bu savata yeni Müslüman olan Hazarlardan bir kii, Hakanin olduu yeri ve askerlerin gücünü Meslemeye söyler. Mesleme de Mervan b. Muhammed'i yardima çairip "u araba içinde duran Hakandir hiç ona bir çare edebilir misin" dedi. Mervan de evet deyip güçlü bin askerle birlikte gittiler. Hakanin olduu yere ulaincaya kadar birçok Müslüman ehit oldu. Hakan da oradan kaçmayi baardi. Müslümanlar Hazar askerlerini kirdilar ve çok sayida ganimet aldilar. Hazarlari malup eden Meslem'e Derbent'e girdi. Derbent kalede 1000 asker vardi. Meslem'e orayi birkaç kez kuatti ama baarili olamadi. Derbentten geri dönmekteyken Mesleme'nin yanina gelen Derbent kale halkindan bir kii onu nasil alabileceini anlatti. Karilik olarak Mesleme'den kendi olu, kizi ve malini geri vermesini istedi. Mesleme de onu kabul etti. O kii Mesleme'den yüz ba koyun ve siir istedi. Müslümanlari bir su irmaina götürdü ve orasini kazmalarini istedi ve kazdilar. Bu su kaleye gidiyordu. Irmain yolunu deitirip kaleye giden irmak yoluna kan akittilar. Sabah olunca Hazarlar su yerinde kan buldular ve su kullanilmaz hale geldi. Derbent halkindan o kii Mesleme'ye kale halki susuzluktan bunaldi ve sen buradan uzakla, Hazarlar buradan giderse kale sana kalacak dedi. Mesleme kaleden uzaklair ve gece Hazarlar kaleyi terk eder. Kaleye dönen Mesleme o su yerinin tekrar temizlenmesini emreder. Mesleme kaleyi dört bölgeye ayirip Dimik, Himis, am ve Cezire halklari arasinda paylatirir. Ondan sonra Mesleme Derbent'in emirliini Ferid b. Suveyd'e birakir.

3. Mervan b. Muhammed Döneminde Yapilan Fetihler ve Hazar Hakaninin slamiyet'i Kabul Etmesi

Mervan b. Muhammed'e de kendi görevini verip kendisi Hiam b. Abdulmelik'in yanina ama döner. Gitmeden önce Mesleme Ferid b. Suveyd'e (baka bir kaymakta Karir) Derbent ehrinin surlarini buday, arpa ve silâh ambari haline getirmesini emreder. Hazarlar Meslemenin gittiini örenince tekrar gelirler. Bunun üzerine Mervan 10000 asker toplayip, Belencer'e gitti. Oradan Hazar yerine ulaip onlari yama ve talan etti. Ondan sonra tekrar yerine döndü.111 Mervan iki senelik bir aradan sonra tekrar Hazarlar'in ülkesine akinlara baladi. 735­736 yillarinda bazi önemli ehirleri ele geçirdi. Mervan b. Muhammed'in valilii sirasinda yaptii seferlerden en önemlisi 737

111

Taberi, 418­420, ihsaidov " storiya Dagestana", s.205, Kalamkatli Moseks, "Alban Tarihi", çev: Yusuf Gedikli, Selenge Yay., st, 2006, st, s.287­290.

46

yilinda cereyan etmiti. Senelerden beri devam eden slâm­Hazar mücadelesinden slâm ordulari birçok galibiyetler kazanmi iseler de Hazarlar'a bir türlü kesin darbeyi indirememilerdi. Müslümanlarin ufak bir ihmali, Hazarlarin mukabil bir hücuma geçmeleri için kâfi geliyordu112. Mervan'in ordusu 150.000 kiilikti. Bu askerler Hazar melikinin bulunduu Sind ehrine ulatilar. Hazarlar Hakan da dahil Mervan b. Muhammed'den kaçmaya baladi. Müslüman ordusu gittii yerleri talan edip yamaliyordu. Ayrica 20.000 evi harap etti ve birçok adamlari kirdi. Hakan Müslümanlara kari savamak için Hazar Tarhan adli bir kiiyi 4000 askerle gönderdi. Mervan da 4000 seçme askeri ona kari gönderdi. Yapilan savata Müslümanlar galip oldu. Hazar Tarhani ise orda öldürdüler. Hayatta kalanlari esir ettiler ve bol ganimet ele geçirdiler. Bu haber Hakana ulainca çok üzüldü. Hakanin elinden bir ey gelmiyordu. Mervan b. Muhammed'e adam gönderip anlama yapmak istedi. Hakan ona; "imdi gayet muradina erdin. Bari baka ne dersin ki ben onu edeyim. Ta gönlün ho ola" dedi. Mervan da Hakan'dan slâmiyeti kabul etmesini istedi, yoksa öldüreceim ve hükümdarliini da baka birisine birakacaini deyip tehdit etti. Hakan üç gün bekleyip sonra Mervan'dan kendine slâmiyeti anlatacak bir kiiyi göndermesini istedi. Mervan bunun üzerine Beni Esed'den Nuh b. Esib'i ve Abdurrahman b. Havlami'yi gönderdi. Bu ikisi Hakana slâmiyet'i anlatmaya baladilar. Hakan arap ve domuz etini helal ederseniz slâmiyeti kabul edeceini dedi. Esad da ona "ben Hak Teala'nin ne helalini haram ederim ve ne de haramini helal kilarim" dedi. Bunun üzerine tercüman "Bu kiiye de ki bizim dinimizde o yoktur ki Allah Teala'nin haram ettii eyi ben helal ederim. Ve helal ettiini haram ederim, eer Müslüman olursan o dediin eylerin ikisi de bizim dinimizde haramdir" dedi. Hakan kabul edip Müslüman oldu. Mervan tekrar onun ehrini ona verdi ve hediyesini kabul etti113. Mervan, Hakanin bakentine dönüp tahtina tekrar oturuncaya kadar bekledi ve onu kardei olarak ilan etti. Daha sonra da büyük miktarda ganimet ve sava esiriyle Kafkas ötesine döndü. Hazarli esirler Samur ile abram arasina, Burtaslarsa Kahetya'ya iskân edilmilerdi. Burtaslar kisa süre sonra isyan ettiler ve balarina vekil olarak birakilan emiri öldürerek topraklarina kaçmaya baladilarsa da yolda kendilerine yetien Mervan tarafindan kiliçtan geçirildiler. Araplarin Mervan'in "yildirim harekâti" adini verdikleri seferi sona ermi oldu." Artamonov'a göre Arap yazarlarin çou, Mervan'in düzenledii bu seferi öylesine genel ve kapali bir ekilde anlatiyorlar ki, pek çok aratirmaci onu

112 113

Hakki Dursun Yildiz, " slâmiyet ve Türkler", Kamer Yay., st. 2000, s.51. Taberi, s.421­422.

47

Araplarin Hazar Devletinin güney uçlarina düzenledikleri seferlerden ayirt edememekte ve dolayisiyla bu sirada Hazar bakenti'nin Semender olduu görüüne kapilmaktadirlar. Aslinda Semender, yalnizca til'e gelmekle kalmayip, nehrin Burtas yerleim bölgesinin baladii büyük dirsein yukari kisimlarina kadar ulaan birleik Mervan ordularinin hareket noktasiydi. Artamonov'a göre Mervan'in til'e ulaip ulamadii tartimalidir. Ancak Zeki Velidi Togan'-, Mervan'in til'e kadar gittiini söylemektedir114. Hazar Hakanliinin slâmiyet'i kabul etmesi ayni zamanda Hazar Devletinin slâm Halifeliine balanmasi demek olacakti. Ancak Hazarya Araplarin dier fethettikleri ülkelere benzemiyordu. Araplarin Hazarlari itaat altinda tutabilmeleri için büyük bir orduyu hazir bulundurmak gerekiyordu. Mervan bunu yapacak durumda deildi, Çünkü Hazarya'nin fethi henüz muvakkat bir ekilde gerçekletirilmiti. Zaten Araplar, çok geçmeden geriye çekilmeleri gerektiini anlayacaklardi. Mervan'in seferi, Araplarin Hazarlara kari düzenledii son büyük askeri hareketti. Hazarya uçurumun kenarindaydi ve ancak Araplarin yeterli kuvvet bulunduramamasi sayesinde kurtulmutu. Bazi kaynaklarda Mervanin ölümünden sonra Hakanin slâmiyet'i terk edip, eski dinine döndüü söylenmektedir115. Artamonov ise herhangi bir dönemde Hazarlarin kuvvet zoruyla Müslümanlii kabul ettiklerini gösteren hiçbir kesin delil olmadii görüündedir. Mervanin seferinden sonra, gerek Hazar Hakani ve gerekse tebaasinin ana kitlesi, kendilerini yenen insanlarin dinine formalite icabi baimlilii dahi muhtemelen bir kenara atarak, eskisi gibi yine putperest olarak kalmilardir. Her ne kadar slâm halifelii kuvvet zoruyla kendi dinlerini Hazarlara kabul ettirmilerse de, slâm'in Hazaryada yayilma yollari tikali deildi. Hazaryanin slâm ülkeleriyle olan askeri ­ politik ve hepsinden önce ekonomik ilikileri, Müslümanliin bu ülkede ve özellikle de dört yandan tacirlerin akin ettikleri bakent til'de yayilmasini engelleyemedi. Araplarla yapilan savalar sona erince Müslüman ülkelerden, fakat airlikli olarak da öteden beri Ural ­ til civariyla ticarî ilikileri bulunan Türkistan tacirleri buraya akin etmilerdi. Bunlar, çeitli mallar ve slâm dininin yani sira VIII­X yüzyillarda Dou Avrupa'nin maddi kültür ve sanatini bariz ekilde etkileyen rano ­ slâm (Horosan, Harezm) kültürünü de taiyorlardi. Hazarlarin iini bitiren Mervan'in bundan sonraki megalesi, Kafkaslarin bali kabilelerinin itaat altina alinmasiydi. Daistanlilari itaat altina alma denemeleri,

114 115

Zeki Velid, Togan, "Hazarlar", M.E. B, sl. Ans., C.V, st. 1969, s.399, Artamonov, s.299. aban Kuzgun, s.126.

48

Araplarin Hazar geçidine ilk gelileri ve daha önce bu kafilelerin Sasani ran'iyla siyasi ilikiler içine girmeleriyle birlikte balamaktadir116. Mervan Serir, Tuman, Zirikiran (Zihirgeran), Kamzin, emdam, Tabasaran, el­Lakz, irvan, ed­Dudamiye topraklarina da saldirdi. Hazar ülkesinden sonra, yapilan bu seferler bölgede halk tarafindan farkli tepkiler gösteriyordu. Bu kabilelerin nüfusu az idi. Bazilari vergi vermek artiyla savatan uzak durdular. Bazilari ise az da olsa Mervan'a kari savaabildiler. Mervan'in ordusu Dali kabilelerinkinden kat kat güçlüydü. Zaten Kafkasya'nin en güçlü olan Hazar ordusunu bitiren Mervan, Kafkas kabilelerine kari rahat seferler yapiyordu. Mervan belki de Hazarlardan önce Dali kabilelere kari seferler düzenleyebilirdi. Ancak bu seferler imdiki gibi kolay olmazdi. Çünkü bunlara yardim edecek Hazar ordusu artik yoktu. Kafkaslarin güvenebilecei yerleri ancak dalardi. Ancak halk büyük orduya kari siinabilecek dalar olsa da uzun zaman dayanamadi. Serir emiri Mervan'in yanina gelip ona boyun edi. Mervan 500 erkek ve 500 cariyeden olmak üzere her yil 1000 kii köle vermesi ve yüz bin mudd hububatin Derbent ambarlarina konulmasi artiyla onunla anlati. Tuman halkindan her yil 50 cariye ve 20 bin mudd hububatini istedi. Zirikiran ise elli köle, on bin hububatini her yil ambarlara konulmasi artiyla anlati. Hamzin ise anlamayi reddetti. Bunun üzerine Mervan bir ay kuattiktan sonra kaleleri fethetti, ehri yakti yikti. Onlara yapilan anlamada bir seferde verilmek ve bir daha istenmemek artiyla be yüz köle verilmesi ile 30 bin müdd hububatin Derbent ambarina her yil konulmasi art kouldu. Mervan emdam'a gelince burayi bari yoluyla fethetti. Ve buranin emirinin bir defada ve bir daha istememek üzere yüz köle vermesi ve her yil Derbentteki ambara 5 bin müdd hububat getirmesi artiyla anlati. Tabasaran halkinin her yil 10 bin müdd hububati Derbent ambarlara getirmelerini kararlatirdi. Tam bu ülkelerin iini bitiren Mervan, ardindan Lakzileri itaat altina almak amaciyla kalelerini muhasara etti117. Lakz hükümdari yardim istemek amaciyla Hazarlara müracaatta bulundu. Baka bir rivayete göre ise Lakz hükümdari Opas, bir yil sonra savaçilarin büyük bir kismini yanina alarak etodan kaçti. Yolda mola verdii sirada yakinlarda bulunan bir sürüden bir koyun alinmasini emretti. Genç çoban intikam almak için hükümdara ok atti. Hükümdarin yol arkadalari korkuya kapilarak kaçitilar. Çobanin babasi durumu Derbent kalesi kumandanina bildirdi; o da oraya gelerek Opas'in kafasini kesip, Mervan'a gönderdi. Opas'in kaçiindan haberi olmayan Mervan,

116 117

Artamonov, s.298­299. El­Belazuri, s.297­298, T.M. Aytberov, "Drevniy Hunzah i Hunzahtsi", Dagestanskoye Knijnoye zdadelstyo Yay., Mahaçkala, 1990, s.36.

49

buna çok sevindi ve hükümdarin kafasinin bir mizrain ucuna geçirilerek kuatma altindaki sakinlerine gösterilmesini emretti. Müdafiler korkuya kapilarak teslim oldular. Ve her yil Derbent'e 10 bin müdd buday vermeyi kabul ettiler. Daistan'i almak 735/736'dan 738/739'a kadar Mervan'in birkaç yilini almi ve seferler Hazarya'ya düzenlenen saldiridan bir yil önce balamitir. Mervan, ancak bu seferden sonra muhtemelen Kuzey Daistan'i itaat altina almitir. Güney Daistan'daki Prenslikler ise daha önce fethedilmiti. 743/744'de ise Mervan Kafkaslardan ayrilmak zorundaydi. Halife Velidin öldürülmesi haberini alinca acele am'a dönmü ve 744'da kendisi halife ilan edilmitir. Fakat aradan 6 yil geçtikten sonra da öldürülecek ve böylece Emevi Hanedani dönemi kapanacaktir.118 Daistan'in dali kabilelerinin itaat altina alinmasindan sonra, her ne kadar Araplarin buralardaki hâkimiyeti daha ziyade sadece Derbent'le onun güneyindeki Arap garnizonlarinin bulunduu bölgelerde söz konusu ise de, halifeliin hâkimiyet siniri Kuzey Kafkasya bozkirlarina yaklamitir. Kuzey Daistan'da ise hâkimiyet öncelikle Hazarlara aitti.

118

Artanomov, s.306, Bahriye Üçok, s.177.

50

III. BÖLÜM ABBAS LER DEVR VE HAZARLAR ARASINDA SLAM YET N YAYILMASI

A. Abbasilerin lk Döneminde Abbasi Hazar likileri 750 yilinda Ebu'l-Abbas Abdullah'in Kufe'de halife seçilmesiyle ve Mervan'in Misir'da öldürülmesiyle hilafet Emevi soyundan Haimi soyunun Abbasi koluna geçti ve am da slam halifeliinin merkezi olmaktan artik çikti. Abbasi devletinin kurulmasindan sonra fethedilen topraklarda vergiler daha da yükselmeye baladi. slam halifeliinin aai yukari her yerinde isyanlar baladi. Horasan, Orta Asya ve Azerbaycan'da devam eden büyük isyanlar Abbasi Devletini zor durumda birakiyordu. VIII. Yüzyilin ikinci yarisinda Arap kariti eylemler Daistan ve Hazarya'da da yükselmeye baladi. Hazarlar Derbent'e tekrar nüfuz etmeye baladi. Hazarlarin saldirisiyla binlerce kiilik Müslüman ordusu mahvedildi. Ebu'l Abbas'in halifeliinde Ebu Cafer el-Mansur el-Cezire ve rminiye valisi oldu. Mansur, Musafir ve adamlari üzerine Horasan halkindan bir kumandan gönderdi. Bu kumandan onlarla savati ve sonunda galip geldi. Musafir öldürüldü. Bu sirada Beylekan halki, el-Kilab kalesine siinmiti. Kuted Bin Asfar el-Beylekani kaleye varip onlari güven altina alip kalelerinden indirdi.

1. rminiye Valisi Yezid b. Useyd'in Faaliyetleri Ebu'l Abbas'tan sonra Mansur halife olunca (754--775) rminiye valisi olarak Yezid bin Useyd es-Sulemi'yi tayin etti. Yezid bin Useyd el-Lan'i fethetti ve oraya divan defterine kayitli askerlerden oluan muhafizlar yerletirdi. Ondan sonra esSanariye'yi istila etti ve onlari haraç ödemeye mecbur birakti.119 Mansur Kafkasya ve Hazarya'yi kaybetmemek için elinden gelen her eyi yapiyordu. Ancak Kafkasya'yi tekrar ele geçirmeyi baaran Mansur, Hazarlara kari bir ey yapamiyordu. Çünkü Hazarlar o zaman tekrar güçlenmeye balamilardi. Zaten her tarafindan isyanlarin meydana geldii Abbasi devleti uzakta olan Hazarlari tekrar

119

El--Belazuri, s.300, ihsaidov, storia Dagestana, s.206, Üçok, s.75,

51

hâkimiyeti altina almak gücüne sahip deildi. Artik Araplar Hazarlari deil, Hazarlari Araplari tehdit eder duruma gelmilerdi. Bunun farkina varan Mansur Hazarlarla ibirlii ve bari yapmaya mecbur kaldi. Hatta Mansur rminiye valisi olan Yezid'e mektup yazip Hazar Emir'inin kiziyla evlenmesini emretti. Mansur'un Yezid'e gönderdii mektupta öyle geçiyordu: "Bundan sonra rminiye vilayetinin doru dürüst idaresi ancak senin Hazarlarla sihriyet bai kurmana balidir. Buna göre bu kavimle hemen akraba olmaya çali ki, ülke ileri yoluna girsin. Aksi takdirde senden ve senin Hazarlarla olan münasebetlerinin bozulacaindan endie ederim. Çünkü Hazarlar öyle bir kavimdir ki, onlar bir ey yapmak istediklerinde hemen bir araya gelirler ve sonunda bunu mutlaka elde ederler. Bunu iyi düün. Benim emrime aykiri davranma Hazarlarla her halükarda akraba olmaya çali. Allah'in selami senin üzerine olsun". Halife Mansur'un emir namesi Yezide ulainca, o derhal Hazar Hakani Toatur'a elçi göndererek kizi Hatunla evlenmek istediini bildirdi. Zekeriya Kitapçi, bn Asem'e dayanarak Yezid'in Hakanin kizi Hatunla 100 bin dirhem mihir ile nikâhlarinin kiyildiini ve gelinin Hazar ülkesinden slam beldesine doru yola çiktiini söylemektedir. Hatuna, Hakanin yakin adamlarindan 10 bin kii elik ediyordu. Bunun yani sira Hatunun öyle bir çeyizi vardi ki, o zamana kadar böylesi bir düün çeyizi ne görülmü ne de iitilmiti. Bu çeyiz içinde onu taiyan binlerce deve, binlerce yüklü katir, bir o kadar da insan, yükler dolusu altin, gümü kaplar, çok pahali ziynetler, mücevherler, takilar, ayrica yürüyen saraylari andiran altin kubbeli ipek ve atlas döenmi yirmiden fazla araba vardi. Bu kabile slam ülkesinin sinir kapisi olan Berza'ya gelmi ve orada konaklamiti. Hatun evlenmeden önce kendisine slamiyet'i öretmek için kadin mürideler gönderilmesini istemiti. Hatun kendisine gönderilen kadin müridelerin sayesinde önce Müslüman olmu, Kur'an'i Kerim okumasini örenmi ve ondan sonra evlenmitir. Evlilikten onlarin iki çocuu dünyaya gelmitir. Ancak Hatun lausalik devresinde vefat etti. Kizi kasten öldürdüklerini düünen Hazar Hakani Müslümanlara kari Astarhan el--Harezmî'nin kumandasindan oluan bir orduyu sevk etmi ve onlara air kayiplar verdirmitir. (762--764). Astarhan kumandasindaki Hazar ordusu Kafkas dalarindan slam hâkimiyetindeki topraklara girdi. Suriye, El--Cezire ve Musul'dan takviye

52

birliklerin gönderilmesine ramen Yezit bin Useyd kumandasindaki ordu yenildi. Hazarlar bu olayda Derbent üzerinden rminiye'ye girerek pek çok Müslüman'i katletti. Hazarlar, Derbent kalesini almak için geceleri surlarin ta tepesine kadar ulaan aaçlar (aaç merdivenler) dayiyorlar, fakat müdafiler saldiranlari surlarindan ve hisarlardan sicak neft ile haliyor ve onlari geri çekilmeye mecbur birakiyordu.120 Hazarlar, Mervan'in fethinden bu yana Araplarin kontrolünde bulunan Hamz'in, Lakz ve Alan topraklarini da zapt ettiler. Bu siralarda rminiye'de isyanlar birbirini takip ediyordu. Honutsuzluk Albaniya ve Kartliyi'de sarmiti. Arap tenkil müfrezeleri ise ülkeyi yakip-yikmi ve kiliçtan geçirmilerdi. Sadece yabancilar deil Araplarin bazi gruplar dahi hilafetten kopmaya, baimsiz olmaya can atiyorlardi. Bunlardan bazilari kurtuluun Hazarlarda olduunu düünüyor, halifelie kari mücadelede onlardan yardim almanin yollarini ariyorlardi.121 Kafkasya'daki bu durumdan haberdar olan halife hapishaneleri tahliye etti, binlerce gönüllüden oluan büyük bir orduyu Hazarlara kari sevk etti. Ayrica sinirlarda kaleler ina ettirerek gerekli savunma tedbirlerini aldi. Hazarlar daha sonra fazla ilerleyemediler ve aldiklari ganimetlerle ülkelerine döndüler. Yezid zamaninda Derbent çevresinde binlerce Müslüman ailesi yerletirildi. Rivayete göre, Derbent'in çevresinde yedi bin aile yerlemitir. Bunlar Rukel, Kalasuvar, Mitagi, Mugarti, Maraga ve Bilgadi yerleim bölgelerinde kaleler ina ettiler. Halifeliin sinir bölgelerinde Müslümanlarin yerletirilmesi, yerli halkla kaynamasi için büyük katki salamiti. Kafkasya'da yerleen sivil halk yerli halkla daha iyi ortak dil buluyorlardi. Arap yerleim aileleri arasinda sadece sivil halk bulunmuyor, bunlarin yaninda özel seçilmi askerler de vardi. Bu askerlerin görevi kuzeyden gelen tehdidi durdurmakti. Halife, Yezid'e rminiye, Azerbaycan, Irak halki zarar görmesin diye Derbent çevresinde olan kale ve ehirlerde çok sayida asker yerletirmesini emretti. Kafkasya'da yerletirilen bu sivil halk, yerli halkla kaynamaya balamiti. Sivil halkin yerli halkla kaynamasi halifeliin iini kolaylatiriyordu. Sinir boylarinda Müslüman aileleri yerletirme politikasi Orta Asya ve halifeliin dier sinirlarinda da

120

Z.Kitapçi, Hilafet Ülkelerinde Türk Hatunlari, Damla Yay, Konya, 1995, s.56--57. Belazuri, 300. Abdulkerim Özaydin, s.629. 121 Ahmet Taagil, s.118. Artamonov, s.3177--326.

53

uygulandi.122 Mansur'un hilafeti zamaninda Hazar ve Kafkasya'da slamiyet'in yayilmasinin ikinci devir olduunu söyleyebiliriz. Birinci devir Emevi zamanindaki yapilan fetihlerdir.

B. Müslüman Araplarin Daistan'a Yerletirilmesi ve Harun Reid'in Kafkasya ile Özellikle lgilenmesi Emeviler her ne kadar baarili seferler yapsalar da Hazarlar arasinda slamiyet'i pek yayamadilar. Abbasiler zamaninda ise, Hazarlar üzerinde yeni siyaset uygulanmaya balandi. Yukarida geçtii gibi, Araplar Hazarlarla savamak yerine, onlarla bari içinde yaamayi tercih etmilerdir. Ayrica, Abbasiler (Mansur'dan itibaren) yerli halka iyi davranmaya baladilar. Yezid, valilii zamaninda Derbent'te büyük bir Saray yaptirdi. Bu saray'a çevre bölgelerden vergi geliyordu. Toplanan bu vergi gelirinden Yezid devletin ihtiyacini karilayabiliyordu ve bu vergiden Derbent'te yaayan fakirlere de pay düüyordu. Yezid'den sonra iktidara gelen Cey'un b. Necm iktidara geçince Derbent'te olan adalet yok olmaya yüz tuttu. Cey'un b. Necm, Derbent'lilere adaletsizlik yapiyordu. Hükümleri kendi kafasina göre verip, kendisi adeta bir tiran gibi davraniyordu. Cey'un b. Necm Hazarlarla anlaarak Derbent kalesini Hazarlara verdi. Derbent halki ise, bu olaydan sonra Berza ve irvan ehirlerine göç etmeye baladi. Derbent halki o zamanki halife Harun Reid'e ikâyet mektubu gönderdiler. Harun Reid (786--809) Derbent halkinin ikâyeti üzerine Cey'un b. Necmi Badat'a geri çairdi ve hapse attirdi. Harun Reid bundan sonra Derbent valisi olarak Rabia b. Bahili'yi tayin etti.123 Harun Reid, Derbent ehrine ve halkina çok önem veriyordu. Onun halifeliinde Derbent artik bir Müslüman ehir olarak geçmekteydi. 790 yilinda Harun Reid Derbent valisi olarak Huzeyme b. Hazim'i tayin etti ve Derbent'teki kötü ilerle uraanlari Badat'a geri çairdi. Yeni vali iki bin askerle Derbent'e varinca Rubas nehrinden Derbent topraklarina su kanali ina ettirdi. Bu kanalin çevresinde bahçeler, tarlalar ve deirmenler kurmaya izin verdi. Rivayete göre, Harun Reid'in ve hanimi Zübeyde hanimin Derbent'e geldii söylenmektedir. Harun Reid Derbent için büyük hizmetler yapti. Haraçtan kazanilan

A.R.ihsaidov, N.A.Tagirova, D.N.Gadjiyev, "Arabskaya Rukopisnaya Kniga v Dagestane", Dagestanskoe Knijnoe zdanie, Yay, Mahaçkala, 2001, s.9. Özaydin, s.629. Derbent--Name, s.73. 123 Derbent--Name, 73--75. Üçok, 177.

122

54

paralarin Derbent'in tamiri için harcanmasini emretti. Derbent halkini deirmen vergisinden muaf tuttu. Bunun yaninda her mahalle camiler ve ambarlar ina ettirdi. Derben'te, Harun Reid zamanindan önce de, Mesleme zamaninda 730 yilinda camiler ina edilmiti. Ancak Harun Reid zamaninda yapilan büyük camilerle eskiden önde gelen Hiristiyan merkezi olan Derbent (5 ve 6 asir) Kafkasya'nin en büyük slam merkezi haline geldi. Derbent'ten, Daistan'in dalik bölgelerine ve bütün Kuzey Kafkasya'ya slamiyet yayilmaya baladi. Derbent adeta slam'in yayilma merkezi haline geldi. Derbent'te o döneme ait ziyaret yerleri de vardir. Rivayete göre, Harun Reid'in iki olu Derbent'te vefat etmitir. Bunlarin, kirklar mezarliinda defnedildii söylenmektedir. Yerli halk orayi ziyaret eder ve o yeri halk "ibadet yeri" olarak kabul eder. Harun Reid 797 yilinda vali olarak Hafz b. Amr'i Derbent valisi olarak tayin etti. (baka bir kaynakta 803 olarak geçmektedir). Harun Reid ona, Derbent halki ile iyi ilikiler içinde olmayi ve adaleti alikanlik haline getirmesini emretti. Onlarla istiare etmeden hiçbir ey yapma. ehrin hükümdarlii, mahkemesi ve ordusu sana aittir. Halkin görevi ise, Derbent'in su yollarini ve deirmenleri tamir etmesidir. Kadilar, Hatipler ve Ulema senin emrindedir. Onlari gözetmek senin görevindir. Ayrica Harun Reid Derbent halkina, Hafz b. Amr görevini ihmal ettii anda onu devirme yetkisi dahi vermiti. Bu bize Harun Reid'in Derbent halkina verdii önemi göstermektedir.124 Harun Reid Derbent'in diinda Hazarlarla da bari içinde yaamak istiyordu. Harun Reid halife olduktan sonra, Hazar hakanlari ile Abbasi halifeleri arasinda sihriyet balari gelimiti. Artik bu devirlerde iki devlet arasinda yüksek seviyede ziyaretler de balami bulunuyordu. Bu siki temaslarin bir sonucu Harun Reid'in deerli veziri Fazl b. Yahya elBermeki'nin Hazar hakaninin kizi (veya kizkardei) Setit ile evlenmesi uygun görülmütür. Bu hayirli gelimelerde Harun Reid'in anasi Hayruzan hatunun çok önemli bir rol oynadii görülmektedir. Hayruzan hanim aslen Hazarli idi. bundan dolayi Harun Reid'in de aslen hazarli olduunu söyleyebiliriz. Hazar hakaninin kizi muhteem bir düün alayi ve çok kiymetli hediyelerle Badat'a gitmek üzere yola

124

Gasan Efendi el-Kadari, "Asari Dagestan", Haz: V.G. Gadjiyev, RAN, Yay, Mahaçkala, 1994, s. 48. ihsaidov, " storia Dagestana", s.219--220. Derbent--Name, s.77.

55

çikmiti. Düün alayina ise, Hazar hakaninin maiyet erkâni ve Türk aristokrat tabakasinin en önde gelen temsilcileri olan Hazar Tarhanlari da elik ediyordu. Ancak Hazar prensesi hilafet sarayina olan yolculuu sirasinda Berza'ya geldiinde sebebi bilinmeyen bir nedenle ansizin vefat etmitir. Hazarlar, kizin Araplar tarafindan zehirlenerek öldürüldüünü düünerek Derbent üzerine sefer yaptilar. bnu'l-Esir, Hazar hakanlarinin kizi bahane ederek bakaldirdiini ve Derbent üzerine hareket ettiini söylemektedir. Hazarlilar Müslümanlar ile zimmi halkin üzerine iddetli bir saldirida bulundular ve yüz bini akin kimseyi de esir aldilar (799--800). Ayrica çok büyük kepazelikler çikardilar. Bunun üzerine Harun, Yezid b. Mezyed'i Azerbaycan'a ilave olarak rminiye valisi tayin etti ve onu Hazarlarin üzerine gönderdi.125 Hazarlarin Abbasi devletine saldirmalarinin sebebi tartiilmaktadir. Artamonov'a göre, Arap komutanlarindan Hayy ibni Necm babasinin (Necm b. Haim) öldürülmesinden sonra genel valiye kari açikça isyan bayrai açmi ve Derbent'teki vekilini öldürmütü. Onun tarafindan davet edilen Hazarlar ise, Kafkas ötesini korkunç ekilde tahrip etmi, yetmi gün boyunca ülkede Hiristiyanlari katletmiti. Ermeni ve Müslümanlarin mallarini talan etmilerdi. Hazarlar ülkelerine pek çok esirle dönmülerdi. Araplara kari düzenlenen son büyük zaferin bu olduu söylenmektedir. Hasan Efendi el-Kadari, Hazarlarin Derbent, Daistan ve irvan'i igal etmesinin yanli rivayet olduunu söylemektedir. Eer böyle bir ey olsaydi Hazarlar Derbent'teki camileri ve minareleri daha önce Araplarin yaptii gibi dier dinlere ait ibadethaneleri yiktii gibi yikardi. O zamana ait camiler Derbent'te halen vardir. Bunun yaninda Ebu Müslim'in buraya tayin ettii yöneticilerden anbal, Utsmiy, Meysum ve dier yöneticileri de görevden alirlardi. Bu yöneticilerin torunlari u anda o bölgelerde yaiyorlar. Eer onlar öldürülmü olsaydi onlarin torunlari olmazdi diye düünüyor.126

125

Z.Kitapçi, "Kuzey Kavimler Arasinda slamiyet", Yeil Kubbe Yay, Konya, 2005, s.104--105. bnul Esir, C.6, s.148. 126 Gasan Efendi el-Kadari s.48, Artamonov s.328

56

C. slamiyet'in Bari Yoluyla Yayma Çabalari Araplar, Hazarlarda kendilerini Kafkas siradalarinin kuzeyini fethetmekten alikoymakla kalmayip, Kafkas ötesinde de fethettikleri yerleri ellerinde tutmak için çok enerji harcamalarina yol açan güçlü rakipler bulmulardi. Daha önceki devirlerde olduu gibi Hazarlarin askeri gücü özellikle Bizans için deerli idi. Çünkü Bizanslilar, Araplara kari ancak Hazarlar sayesinde ayakta kalabiliyorlardi. Bizans, dümani Araplarin gücünü ve dikkatini Batidan Kuzeye çeviren müttefiklerine deer veriyor ve hatta yeterince sebep olmasina ramen Hazarlara kari çikma riskini de görmüyordu. Harun Reid'in ölümünden kisa bir zaman sonra el-Me'mun halife olmutu (813--833). El-Me'mun halifeliinin ilk yillarinda Cürcaniye'den Hazar yurtlarina yeni bir sefer düzenlemiti. Birçok yeri ele geçirip sinir boylarindaki Hazar hanlarini slam dinine çairdi. Meracil adinda bir Türk anadan dünyaya gelen elMe'mun, Türkler ve Türk büyüklerine gösterdii yakin ilgi ve onlari slam'a çairmakla taninmitir. Bu bakimdan o halife olduktan sonra Hazar hakanlari ile bir hayli bozulmu olan söz konusu ilikileri düzeltmek için youn bir çaba göstermi ve bunda baarili da olmutur. El-Me'mun'un hilafet zamaninda iki taraf arasindaki yüksek seviyeli ziyaretler de tekrar balami oluyordu. Nitekim o devrin saraya yakinlii ile bilinen büyük Arap edebiyatçisi el-Cahiz bu hususta öyle demektedir: "Bir gün el-Me'mun'un vezirlerinden Fazl b. Sehl'in yanina geldim, bir de ne göreyim, Hazar hakaninin elçisi oradaydi. Elçi hala hakanin kiz kardeinin ölümünden bahsediyordu".127 Hazarlarla ilikiler böyle iken, Azerbaycan'da ise slam halifelii yeni tehlikeyle karilati. 826 yilinda Beylekan'dan gelen ateperest Babek, Hurremi adina bir tarikat kurdu. Bu tarikat Mazdek öreticisinin yeni eklinden baka bir ey deildi. Bu mezhebe göre, dünyada hiçbir ey yasak deildi. Bu tarikata Kubat ve onun devletinin birçou girmiti. Ancak onun olu Anuirvan zamaninda tamamen yok edilmiti. Babek adamlarini toplayip Azerbaycan, Hemedan ve sfahan'i yamaladi ve ele geçirdi. Araplar, Babek'e kari baarili seferler yapamiyorlardi. Babek'e kari ancak halife Mu'tasim Billah'in zamaninda (833--842) ciddi bir sefer gerçekleti. 835'te Mu'tasim Türkistan emir'i Afin'i Babek'e kari komutan olarak

127

Z.Kitapçi, "Kuzey Türk Kavimleri Arasinda slamiyet", s.106

57

görevlendirdi. Afin büyük bir orduyla Babek'in üzerine yürüdü. ki yil süren savata Babek ordusu tamamen imha edildi ve Babek Arran'a kaçmaya mecbur kaldi. Afin Arran'a 4000 asker gönderdi ve Arran hükümdari Sehl b.Sunbat'tan onu teslim etmesini istedi. Bunun üzerine Sehl b.Sunbat ahsen onu Afin'e götürdü. Afin de onu Badat'a gönderdi ve orada cezalandirilmitir. Rivayete göre, Babek olaylarinda yaklaik bir milyon kii ölmütür. Bundan sonra rminiye ve Azerbaycan tekrar halifeliin kontrolüne geçti.128 Babek'in ceza sirasinda gösterdii kahramanlik Araplari ve halifeyi hayrete düürdü. Cezalandirilmadan önce Babek'in kardei Mazyar ona imdiye kadar bunca i baardin, bundan sonra da cesaretli davran dedi. Babek de ona, benim cesaretimi görürsün dedi. Ceza sirasinda eli kesilince Babek akan kani yüzüne sürdü. Sebebi de yüzündeki solgunluu milletin görmemesi içindi. Çünkü solgunluk halindeki yüzü görünce millet kendinin korktuunu düünebilirlerdi. Bu olayda hayrete düen Mu'tasim onun ölmesini istemiyordu. Ancak onun yaptii suçlar onu affetmeye izin vermiyordu. Halife böyle bir adamin korunmasinin faydali olacaini düünüyordu. Babek'in ayaklarini, ellerini ve kafasini kesip üzerine petrol dökerek yaktilar. Bununla beraber kardeini de ayni ekilde cezalandirdilar ve ondan da öf bile çikmadi. Araplarda da Babek, zamaninin kahraman ve cesur insani olarak geçiyordu. Babek'in yenilmesi slam'in büyük zaferi idi. Onun esir dümesi ise, Müslümanlar için bir bayram idi. Babek'le savamak hiçte kolay deildi. Buna kari özellikle Arap askerlerden daha yetenekli olan Türk savaçilar savamilardi. Babek'in taraftarlari IX. Yüzyila kadar isyanlari devam ettirdiler. X. asirda ise, Hurremiler ran bölgelerinde propaganda yapmaya balamilardi.129 El-Mu'tasim'dan sonra hilafetin baina Vasik Billah geçti (842--847). Halife Yecüc ve Mecüc seddini aratirmak için Hazar bölgesine bir kafile gönderdi. Yola çikan kafile Hazar hakaninin yaninda misafir olarak kaldi. Hazar hükümdari da onlara be kilavuz vererek gönderdi. Hazar hükümdarindan sonra epeyce uzak bir yerde bu kafile Farsça ve Arapça konuan Müslüman bir kavmi görürler. lginç olan u ki, bu kavim halifelikten pek haberdar deildi. Bunlar Halifenin oturduu ehir olan Samarra'dan haberdar deillerdi. Bu Müslümanlarin yaadii kalede Kur'ani Kerim

128 129

Bakihanov, s.59. Üçok, s.178. Buniyatov, s.291--294.

58

okuyan camiler ve mektepler (medreseler) vardi. Bu durum bize o dönemde slamiyet'in Hazarya'nin iç kisimlarinda da var olduunu göstermektedir. Bundan sonraki dönemlerde artik Hazar ehirleri olan Semender, til gibi ehirler Müslüman ehirleri olarak geçmekteydi. Bu ehirlerin nüfusu tamamen Müslüman olmasa da, ehirlerin önemli kismini Müslümanlar oluturuyordu. Arap kaynaklarinda Hazarlarin dinleri arasinda slamiyet de geçmektedir. Nitekim dris'i (1166), Hazarlarin Müslüman ve Hiristiyan olduunu ve aralarinda putperestlerin de var olduunu nakletmektedir. Onlarin çeitli ehirleri vardi. Derbent diinda Semender, Belencer, El-Beyza ve Hanbalii bunlardan bazilaridir. Bu ehirler artik Müslüman yerleimi olarak geçiyordu. Bu ehirlerin diinda el-Kazvin'i Müslüman ehirler arasinda Saksin'i da saymaktadir. El-Kazvini, Saksin'in Hazar ehirlerinden büyük kalabalik bir ehir olduunu söylemektedir. Saksin halki Müslüman idi. bunlarin birçou Ebu Hanife mezhebine mensuptu. Aralarinda afii mezhebine ait olanlar da vardi. Bu ehirde her mezhep mensubunun namaz kildiklari camileri vardi. Her mezhep mensuplari bayramlarda imamlari ve minberleriyle ehir diina çikarak namaz kilarlardi. Buranin halkinin Ouzlarin 40. kabilesinden meydana geldii söylenmektedir.130 Bu bilgiler bize Hazarlarin diinda dier Türk kavimlerinin de slamiyet'i kabul ettiini göstermektedir. Derbent ehri ise bu siralarda dier ehirler gibi halifelikten baimsiz halde idi. Bunlar ancak acil bir durumda merkezden yardim istiyorlardi. Ayni zamanda Derbent dinini koruyan bir ehir olarak hilafet tarafindan vergiden muaf tutulmutu. Araplar, slamiyet'in yayilmasinda önemli rol oynamilarsa da, Daistan'da slamiyet'in yayilmasi için Derbent halkinin daha büyük rol oynadiini görmekteyiz. Derbent ehrinde çok Gazi vardi. Bu gaziler Derbent'e komu olan bölgelere slam'i yaymak için seferler düzenliyorlardi. 861 yilinda irvan ahi Muhammed b. Halit, Serir'e kari sefer düzenledi. Muhammed b. Halit kendi oluna da kendi yolundan gitmesini vasiyet etti. Olu Muhammed'e, adaleti yap ve kâfirlere kari sava dedi. Arap ehri olan Derbent X. yüzyilda artik Hazarca konuuyordu. Bu durum bize Araplarin giderek Derbent'teki nüfusunun azaldiini göstermektedir. Ancak Arap nüfuzunun azalmasi slamiyet'in yayilmasina

130

El-Kazvini, "Asar el-Bilad ve Ahbar", s.151. drisi, "Nushet el-Mutak fi htirak el-Afak", Haz: R. een, s.119.

59

engel deildi.131 Derbent halki ayrica Bakü'den çikartilan neft (petrol) ve tuzdan gelen vergileri aliyorlardi. Neft ve tuz geliri tamamen Derbent'lilere aitti. Ancak irvan'da olan zengin kimseler neft ve tuz yataklarini kontrolleri altina almak istiyorlardi. Bunun üzerine halife Mu'temid Alallah (870--892) onlara mektup gönderip bunlarin Derbent halkina ait olduunu söyledi. "Kim bunu halktan alirsa onu Allah ve Peygamber lanetlesin" dedi. Muhammed b. Yezid'in132 nefti ele geçirmesinin üzerine halife tekrar lanet mektubu yazip onu Derbent halkina vakfetti. Ve neft gelirinin Derbent'in fakirlerine ait olduunu ilan etmitir. Derbent'in durumu iyilemeye baladi. Derbent Müslümanlarinin güçlenmesi ile dümanlardan kimse onlarla savamaya cesaret edemiyordu. 902 yilinda Abbasi Devleti içinde kariiklik balamiti. O zamanki halifeliin baina Muktedi Billah geçer (902--908). Muktedi, Karmatilerlele olan savata megul iken, Derbent hükümdari Haim bu kariikliktan faydalanarak neft ve tuz gelirlerini kendine aldi. Bu durumdan zayiflayan Derbent halki ve gazileri ticaret yapmaya mecbur kaldi. Zayif düen Derbent'e dümanlar akin ediyorlardi. Öyle olmasina ramen Derbent gazileri Hazarlara (Ruslar da olabilir) kari kahramanca savatilar. Ve bu dümanlari geri gönderdiler.133 1. Müslüman Tüccarlar Hazarya'da Hazarya'da slamiyet gazilerin diinda yukarida belirtildii gibi slam ülkelerinden gelen tüccarlar vasitasiyla da yayiliyordu. Müslümanlar ve Hazarlar arasindaki savalarin iddetini kaybetmesi ve hatta ortadan kalkmasindan sonra, bu iki devlet arasinda ticari münasebetler gelime imkâni bulmutur. Abbasilerin hilafete geçmelerinden sonra slam devletinin bünyesinde meydana gelen deiiklikler sebebiyle, daha önceki yillarda zayiflami olan ticari faaliyetler hiz kazanmi ve Müslüman tüccarlar di ülkelerde kendilerine büyük bir ticari saha bulmulardi. Müslüman tüccarlarin ithalat ve ihracat yaptiklari ülkelerden birisi de Hazarlarin ülkesi idi. Hazarlar ile Müslümanlar arasinda ticari münasebetler balica üç yoldan yapiliyordu:

131

Barthold, "Raboti Po storiçeskoy Geografii", Ran, Yay, Moskova, 2002, s. 425. ihsaidov, " storia Dagestana", s. 222. 132 Muhammed b. Yezid -- O zamanki Derbent valisi 133 Bakihanov, s.60. Derbent-Name, s.81

60

a) Badat ­ Rey ­ Berzea ­ Derbent ­ til Yolu b) Cürcan'dan balayan ve Hazar Denizi üzerinden Hazar ülkesine ulaan, hatta Don ve Volga nehirleri vasitasiyla daha kuzeye uzanan ticaret yolu. c) Harezm'den Hazarlara ve Bulgarlara giden yol. ki devlet arasindaki ticari münasebetlerin IX. Yüzyilin ikinci yarisinda gelitiini görmekteyiz. Bu yüzyilin sonlarina doru bata Hazar bakenti til olmak üzere Belencer ve Semender gibi önemli Hazar ehirlerinde Müslüman kolonileri kurulmutu. X. yüzyilin ilk çeyreinde til'de Müslüman tüccarlar Hakanin da desteini görerek kuvvetli bir ticaret kolonisi meydana getirmilerdi. Hazarlar uzun süre askeri mücadeleler esnasinda temasa geçtikleri slam dinini ticari münasebetler sayesinde daha yakindan ve kendi ülkelerinde tanima imkâni bulmulardi. Böylece X. asrin balarinda Müslümanliin Hazarlar arasinda yayilmasinda bu ticari münasebetlerin önemli rol oynadiini görmekteyiz. lk zamanlar sayilari az olan Müslüman tüccarlar daha sonradan güçlenmeye baladilar. Bu yüzden idarecileri Müslümanlara kari daha müsamahali davranmaya mecbur kaldilar. Ayrica Hazar Devlet erkâninin, ülkelerindeki dier dinlere bali olanlara müsamahali davranmalari Müslüman Hazarlara rahat nefes aldirmi ve hizlica sayilarinin artmasina yardim etmitir.134

2. Harezm--Hazar likileri Mes'udiye göre, Hazar ülkelerinde yaayan Müslümanlara "Erissiye" diyorlardi. Aslinda Hazarlarda, Erissiye Harezm'den gelen Müslüman askerler için kullanilan bir tabirdi. Hazar ülkesinde Erissiye diinda Müslüman tüccarlar ve zanaatkârlari da gelmilerdi. Bunlar oraya hakanin adaleti ve eminlii dolayisiyla gitmilerdi. Hazarya'daki Müslümanlarin Cuma mescidi ve bu mescidin hükümdarin sarayina bakan minaresi vardi. Müslüman çocuklarinin kur'an okuduklari mektepler bulunan mescitleri de vardi.135

134

Hakki Dursun Yildiz, "Türklerin Müslüman Olmalari", "Doutan Günümüze Büyük slam Tarihi", C.6, Ça Yay, st­1992, s.29--31. 135 Mes'udi, "Muruc el-Zeheb", Haz: R. een, s.47.

61

Hazar devletinde slamiyet'in yayilmasinda Harezmlilerin de büyük rolü vardi. Müslüman olan Harezmliler, Hazar ve Bulgar topraklarina slamiyet'i anlatmak için âlimleri gönderiyorlardi. Harezmli Müslüman âlimler Hazar ve Bulgar yurtlarinda giritikleri bu slami tebli ve irat faaliyetlerinde baarili oldular. Bu sebeple Bulgar ve Hazar topraklarindaki bazi ehir ve köylerin adi Harezmcedir. Nitekim Bulgar yurtlarinda bazi ehir ve köyler "Musurman", "Busurman", "Urgenci" ve "Urmas" isimleri ile zikredilmektedir. Bu isimler Harezmcedir ve bunlar da tebli ve irat vazifesi yapan Harezmli Müslümanlara atfen verilmitir. slam olma sürecinde Müslümanlar bozkirlardaki Türkler tarafindan "Musurman" veya "Busurman" diye aniliyorlardi.136 slamiyet'in Hazarya'da hizli yayilma dönemi aslinda Araplarin ve hilafetin zayifladii zaman idi. X. yüzyilda Karmati ve zenci isyanlari halifeliin tüm gücünü sorup almi: Bu arada Bizans da ataka geçerek sinirlarini Firat ve Oront'a kadar geniletmiti. Fakat zayiflayan Müslüman halklar deil, sadece halifelikti. Bu dönemde Samani devleti slam'in doudaki kalesi haline gelmiti. Müslüman müritler Türk göçebeleri arasina girmi ve aralarinda slamiyet yayilmiti. Isikgöl'den Kagar'a kadar Tanri dalarinin eteklerinde yaayan Çiil ve Yama kabileleri 900 yili civarinda Müslüman olmulardir. Arkasindan tamami deilse bile, Ouzlar da slamiyet'i kabul etmilerdi. Anlailan X. yüzyilda Hazarya'nin dou sinirindan daha ötede slamiyet yayilmi durumda idi. Bu Müslümanlarin batida slamiyet'i yayma çabalari yüksek olmutu. Bunlar Ruslar ve Peçenekler arasinda da slamiyet'i yaymaya çalimilardi.137 Anlailan u ki, slamiyet'in yayilmasi Abbasiler tarafindan deil, Orta Asya'dan geliyordu. Bu dönemde Müslümanlarin nüfusu ve nüfuzu Hazar ülkesinde de artmaya balamiti. Bunun sonucunda Hazarya'nin hukuk sistemi de etkilenmiti. Daha önce de belirttiimiz gibi, Hazar devletinde Hiristiyan ve Yahudi dinine mensup olan ba hâkimler diinda, Müslüman olan ba hâkimler de vardi. til ehrinde Müslüman ülkelerinden buraya ticaret için gelen Müslümanlarin davalarina bakan "Hazz" adi verilen ba hâkim vardi. Ve ondan bakasi Müslümanlarin ilerine

136

Kitapçi, "Azerbaycan-Harezm ve Türk-Ouz Boylari Arasinda slamiyet", Yedi Kubbe Yay, Konya, 2005, s.188. 137 Artamonov, s. 533

62

bakamaz ve aralarindaki anlamazliklarda hüküm vermezdi. Bu durum bize o dönemdeki Müslümanlarin ne kadar büyük güce sahip olduunu göstermektedir.138 Hazarlara komu olan Bulgarlar IX. Asirda artik slamiyet'i kabul etmilerdi. Rafael Veliyev'e göre, Bulgarlarin slamiyet'i kabul etmesi Hazar hakanliinin tepkisini çekmiti. Hazar hakani o siralarda henüz slamiyet'i kabul etmemiti. Eer Hazar hakani Müslüman olmu olsaydi büyük bir ihtimalle slam'a girdii için Bulgar halkina baski yapmazdi.139 Yukarida geçen Müslüman tüccarlarin durumunu gördükten sonra bu görü bize çok da inandirici gelmemitir. 965 yilinda ise, Ruslarin yeni hükümdari Svyatoslav, Hazarya'ya seferler düzenledi. Svyatoslav, Hazarlarin Kuzey Kafkasya, Aai Don boyundaki hâkimiyetini kirmak için o bölgeleri igal etmeye baladi. Rus yayilmacilii Sarkel'den baka, sahiller üzerinde bulunan Tmutorokan ve Kerç körfezine kadar ulamiti. Ruslar Tmutorokan'da Rus Knezlii kurdular. Svyatoslav o senede Hazarlarin baehri olan til'i de igal etti.140 Ayni senede Hazar ülkesi Ouz Türkleri tarafindan da saldiriya uramiti. Henüz Müslüman olmayan bu Ouz boylarina kari Hazar sinir valisi, Müslüman Harezm devletinden yardim istemek zorunda kaldi. Buna karilik olarak Harezm ah "Sizler henüz kâfirlersiniz, eer Müslüman olursaniz biz size ancak o zaman yardim ederiz" demitir. Bunun üzerine Hazar halki hükümdar hariç tümüyle Müslüman olmutu. Harezmliler de onlara yardim edip, üzerilerine gelen Türkleri (Ouzlari) geri püskürttüler. bnu'l-Esir sonradan Hazar hükümdarinin da Müslümanlii kabul ettiini söylemektedir.141 Hazarya gerek önemli bir Pazar olmasi ve gerekse Harezmli tacirlerin kullandiklari ticaret yolunun kesiim noktasinda bulunmasi sebebiyle Harezm için oldukça önemli idi. Dolayisiyla Hazar meselesi Harezmlilerin kayitsiz kalamayacaklari bir durumdu. Fazla büyük bir devlet olmamasina ramen, Harezm ve özellikle de Ürgenç ticarette oldukça önemli bir rol oynuyordu. Harezmliler Horasanda dahi ticareti ellerinde

138

bni Fazlan Seyahatnamesi, Haz: R.een, s.79. bni Havkal, Surat el Arz, Haz: R.een, s.162 R. M. Veliyev, C.A. Muhammedin, "Büyük Bolgar--Bolgar Tatar Uygarliinin Aniti", Terc: Fazil Agi, Türksoy, Yay, Ank, 2000, s. 13 140 A.N.Kurat, "Rusya Tarihi, Balangiçtan 1917'ye Kadar", T.T.K, Yay, Ank, 1993, s.25. Artamonov, s. 553 141 bni Esir, C. 8, s. 486. Z.Kitapçi, "Azerbaycan--Harzem ve Türk-Ouz Boylari Arasinda slamiyet", s.190--191.

139

63

tutuyorlardi. Göçebelerle ve Türklerle yapilan ticaret onlarin tekelinde idi ve gerek Hazarlarla ve gerekse kaldilar.142 til Bulgarlariyla canli ilikiler içindeydiler. Hazarlar kendilerine yapilan yardim kariliinda Harezm'in hâkimiyeti altina girmeye mecbur

142

Artamonov, s. 554--556

64

SONUÇ VE DEERLEND RME

Hazarlar kültür ve adetleri ile tam bir Türk devletidir. Hazar ülkesi X. yüzyila kadar siyasi, askeri ve ekonomi bakimindan son derece güçlü idi. Bu ülke rahatlikla dier ülkelerle ba edebilecek güce sahipti. Ülke rahatlikla dier ülkelerle ba edebilecek güze sahipti. Bu güç ve kudretini yüzyillar boyu sürdürmesi, zaman-zaman da hasimlarina kari ciddi bir üstünlük kurmayi baardi. Hazarlarla ilgili en çok tartiilan konu onlarin Musevi dinini kabul edip etmemeleridir. Ama Hazarlar Musevi dinini hiçbir zaman kabul etmemilerdir. Hazarlar arasinda yayilan Musevi dini deil, sadece Yahudi nüfus ve nüfuzdu. Yahudiler, Hazarlarin dier dinlere ve kültürlere kari gösterdikleri hogörü nedeniyle bu topraklara göç etmiler ve yine onlarin bu tavirlari sayesinde burada barinabilmilerdir. Zamaninin güçlü ve süper güçlerini yenebilen slam Halifelii, bu ülkeyle ba edememitir. Her ne kadar geni bölgeleri, büyük ülkeleri fethetmeyi baarmilarsa da bu ülkede ne siyasi hâkimiyet kurmayi, ne de sava devam ettii süre slam'i geni ölçüde yaymayi baarabilmilerdir. Bunu anlayan Araplar, Hazarlarla ilgili siyasetlerini deitirmeye baladilar. Abbasiler, Emeviler'in aksine sava yoluyla deil, bari yoluyla slamiyet'i yaymaya çalitilar ve bu da hemen sonuç verdi. Abbasiler, Hazarlara kari asker göndermek yerine, bu ülkeyle ilikisi olan Daistan bölgesine sivil halki yerletirmeyi tercih ettiler. Sivil halk kisa sürede yerli halkla diyalog kurarak slamiyet'in yayilmasinda etkili olmutur. Ayrica, Hazar ülkesine gelen Müslüman tüccarlarin da slamiyet'in yayilmasinda etkili olduu anlailmaktadir." Bunun diinda yeni Müslüman olan yerli halkin da slamiyet'in yayilmasinda büyük rolü olduunu görmekteyiz. Özellikle Müslüman--Gaziler sadece Hazarlar arasinda slamiyet'i yaymakla kalmayip, yüksek dalik bölgelere de slamiyet'i taimitir.

65

Hazarlara hem ticari hem siyasi hem de kültürel bakimdan yakin olan Harezmlilerin de, bu topraklar da slamiyet'in yayilmasinda etkin bir rol oynadiklari unutulmamalidir. Harezmliler sayesinde Hazar ülkesi slamiyet'i kitle halinde kabul etmitir. slamiyet'in Hazarlar arasinda yayilmasi Harezm'deki yöneticilerin adeta bir siyaseti haline gelmiti. Harezm'den gelen tüccarlar ve ulema sayesinde Hazar ülkesinde slamiyet hizla yayilmaya balamitir. Hazar hakaninin da slamiyet'i kabul etmesi Harezmlilerin sayesinde olmutur. Hazarlarin yaadii bu topraklarda büyük bir Müslüman nüfus, varliini zamanzaman çok etkin olarak, bugüne kadar devam ettirmitir.

66

B BL YORAFYA

Ahmet, Taail, "Hazarlar", T.D.V, " slam Ansiklopedisi", stanbul, 1997 Aktai, M.A, "Derbent--Name", Haz: Orazaev. G, ihsaidov, A.R, Dagestankoe Knijnoe zdatelstvo, Mahaçkala, 1992 Al-kadari Gasan Efendi, "Asari Dagestan", Haz: Gadjiyev, V.G, RAN. Yay, Mahaçkala, 1994 Artamonov, M. , "Hazar Tarihi", Çev: Ahsen Batur, Selenge Yay, stanbul, 2004 Avciolu, Doan, "Türklerin Tarihi", Tekin Yay, stanbul 1999 Aytberov, T. M, "Drevniy Hunzah i Hunzahtsi", Dagestankoe Knijnoe zdatelstvo, Mahaçkala, 1990 Bakihanov, Abbaskuli Aga, "Güslistan-i rem", Haz: Buniyatov, Z.M, Elm, Yay, Bakü, 1991 Barthold, V.V, "Orta Asya Türk Tarihi Hakkinda Dersler", Haz: Kopraman, K.Y, Aka, A. , Emel, Yay, Ankara, 1975 _____________ "Raboti po storiçeskoy Geografii", RAN, Yay, Moskva, 2002 Bezertinov, P.N, "Tatari Türki-Potryasateli Vselennoy", Kalkan Yay, Naberejnaya Çelni, 1997 Brook, K.A, "Bir Türk mparatorluu, Hazar Yahudileri", Çev: smail Tulçali, Nokta, Yay, stanbul, 2005 Buniyatov, Z.M, " zbranniye Soçineniye", Elm, Yay, Baku, 1998 Canbek, Ahmet, "Kafkasya'nin Ticari Tarihi, Eski Çadan XVIII. Yüzyila Kadar", Kuzey Kafkasyalilar Kültür ve Yardim Denei, stanbul, 1973 Dakuki H. A, "Dört Halife Devrinde Araplar ve Hazarlar", Çev: Faruk Toprak, T.K.A.D, A.Ü. Basimevi, Ankara, 1987 Dursun, Davut, "Kafkasya", T.D.V, " slam Ansiklopedisi", stanbul, 2001

67

El-Belazuri, Ebu'l-Hasen, Ahmet b. Yahya b. Cafer, "Fütuhu'l-Buldan", Çev: Mustafa Fayda, K.T.B.Yay, Ankara, 1987 Erel, erafeddin, "Daistan ve Daistanlilar", stanbul Matbaasi, stanbul, 1961 Et-Taberi Ebu Cafer Muhammed b. Ceri, "Tarihi Taberi Tercümesi", Haz: Mustafa Can, Can Kitabevi, Yay, Konya, 1974 Gadjiyev, K, "Geopolitika Kavkaza", Mejdunarodnie Otnoeniya, Moskova, 2003 Gadjiyev, M.G, Davudov, O.M, ihsaidov, A.R. " storia Dagestana", DNCRAN, Yay, Mahaçkala, 1996 Golden, B.Peter, "Hazar Çalimalari", Çev: Egemen Çari Mizrak, Selenge, Yay, stanbul, 2006 Gumilev, L.N, "Eski Ruslar ve Büyük Bozkir Halklari", Çev: Ahsen Batur, Selenge, Yay, stanbul, 2003 ____________ "Avrasya'da Makaleler I", Çev: Ahsen Batur, Selenge, Yay, 2006 ____________ "Zigzag storii", Kristal, Yay, Moskova, 2003 Güngör, H, "Lev Nikolayeviç Gumilev'in Eserinde Türklerin Dini Hakkinda Bazi Notlar", Türk Dünyasi Tarih Dergisi, T.D.A.V, stanbul, 2004 Gürün, Kamuran, "Türkler ve Türk Devletleri Tarihi", Karacan, Yay, Ankara, 1981 bn Faldan, Ahmet b. El-Abbas b. Reid b. Hammad, "Seyahatname Tercümesi", Haz, R.een, Bedir, Yay, stanbul, 1975 nan, Abdülkadir, "Eski Türk Dini Tarihi", M.E. B, Yay, stanbul, 1976 nbu'l-Esir, zzudin el-Cezeri e-eybani, "el-Kamil fi't tarihi", Çev: Ahmet Airakça, Bahar Yay, stanbul, 1983 vanov, V.P, Nikolayev, V.V, Dmitriev, V.D, "Çuvai--Etniçeskaya storia i Traditsionnaya Kultura", Dik, Yay, Moskova, 2005 Kafesolu, brahim, "Türk Milli Kültürü", Boaziçi, Yay, stanbul, 1986 Kitapçi, Zekeriya, "Kuzey Türk Kavimleri Arasinda slamiyet", Yedi Kubbe Yay, Konya, 2005

68

______________ "Azerbaycan--Harzem ve Türk Ouz Boylari Arasinda slamiyet", Yedi Kubbe Yay, Konya, 2005 ______________ "Hilafet Ülkelerinde Türk Hatunlari (Mukaddes Çevreler ve Eski Hilafet Ülkelerinde Türk hatunlari), Damla, Yay, Konya, 1995

Kmosko, Michael, "Araplar ve Hazarlar", Çev: Fuat Köprülü, Türkiyat Mecmuasi, stanbul, 1935 Koestler, Arthur, "Onüçüncü Kabile", Çev: Belkis Çorakçi, Say, Yay, stanbul, 1993 Kurat, A.N, "IV.--XIII. Yüzyillarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri", T.T.K.B, Ankara, 1982 __________ "Rusya Tarihi, Balangiçtan 1917'ye Kadar", T.T.K.Y, Ankara, 1993 Kuzgun, aban, "Hazar ve Karay Türkleri", Aliç Matbaacilik, Ankara, 1993 Lazso, Rasonyi, "Tarihte Türklük", Çev: Metin Kiratli, T.T.K.Y, Ankara, 1971 Magomedov, Murad, " storia Avartsev", D.G.U, Mahaçkala, 2005 ------------------- "Mahaçkala ( storia Goroda), Yupiter, Yay, Mahaçkala, 2001 ____________ "Prikaspiyskaya Hazariya", Noviy Den Yay, Mahaçkala, 2004 Moses Kalankatli, "Alban Tarihi", Çev: Yusf Gedikli, Selenge, Yay, stanbul, 2006 Ögel, B, " slamiyet'ten Önce Türk Kültür Tarihi", T.T.K.Y, Ankara, 1984 Özaydin, Abdulkadir, "Türklerin slamiyet'i Kabulü", Genel Türk Tarihi, Yeni Türkiye Yay, Ankara, 2002 Polkanov, V, "Eer Nasip Olursa", DA dergisi, Sayi, 9, stanbul, 2003 Superanskaya, A.V, sayeva Z.G, shakova H.A, "Toponomya Krima", Moskovskiy licey, Moskova, 1995 een, Ramazan, " slam Corafyacilarina Göre Türkler", T.T.A.E, Yay, Ankara, 1998 Tanyu, Hikmet, "Türklerin Dini Tarihçesi", T.K.Y, stanbul, 1978

69

Togan, Z.V, "Hazarlar", M.E. B, slam Ansiklopedisi, stanbul, 1964 Urazmanov, R.K, Çeko, S.B, "Narodi i Kultura, Tatari", Nauka, Yay, Moskova, 2001 Üçok, Bahri, " slam Tarihi, (Emeviler ve Abbasiler)", A.Ü, Yay, Ankara, 1968 Veliyev, M.R, Muhammedin, C.A, "Büyuük Bolgar--Bolgar Tatar Uygarliinin Aniti", Çev: Fazil Agi, Türksoy, Yay, Ankara, 2000 Yakov K, Kaleov, Y.P, "Hazarlar", Çev: Babur Turna, Türkler, Yeni Türkiye Yay,, stanbul, 2002 Yildiz, H.D, " slamiyet ve Türkler", Kamer Yay, stanbul, 2000 _____________ "Türklerin Müslüman Olmalari", Doutan Günümüze Büyük slam Tarihi", Ça, Yay, stanbul, 1992 Yüce, M.U, "Hazar Hakanlii", Türkler, Yeni Türkiye Yay, Ankara, 2002 Yörükan, Y.Z, "Müslüman Corafyacilarin Gözüyle Ortaçada Türkler", Gelenek, Yay, stanbul, 2004 Zajaczkovskiy, A, "Hazar Kültürü ve Varisleri", Çev: Çaatay Bedii, T.T.K.Y, Belleten, Ankara, 1963

70

ÖZGEÇM

Ben Murad ELDAROV, 05. 09. 1980 yilinda Daistan'in Kazbek ilçesinin Dilim köyünde dodum. lk ve orta örenimimi kendi köyümde gördükten sonra, lise örenimimi Hasavyurt ehrinde tamamladim. Liseyi bitirdikten sonra 1997 yilinda Türkiye'ye gelerek, Erciyes Üniversitesi lahiyat Fakültesine kaydoldum. lahiyati bitirdikten sonra, Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde slam Tarihi ve Sanatlari Anabilim Dali, slam Tarihi Bilim Dalindan yüksek lisansimi tamamladim.

e-mail : [email protected] tel : 0505-764-41-22

Information

78 pages

Report File (DMCA)

Our content is added by our users. We aim to remove reported files within 1 working day. Please use this link to notify us:

Report this file as copyright or inappropriate

790784


You might also be interested in

BETA